.

ALLAH; DEVLETE, MİLLETE VE ORDUMUZA ZEVAL VERMESİN

3 Haziran 2017 Cumartesi

AMERİKA BİZİMLE SAVAŞIYOR

KATO OPERASYONU ile ilgili görsel sonucu

HABERLERDEN...

ŞIRNAK'ın Beytüşşebap İlçesi yakınlarında Kato Dağı bölgesinde güvenlik güçlerinin PKK'lı teröristlere karşı 19 Nisan’da başlattığı operasyonlar, tüm hızıyla devam ediyor. Operasyonlar sırasında terör örgütüne ait çok sayıda silah ve mühimmat ele geçirildi. (26 Mayıs 2017)
**
Şırnak’ta yüksek gerilim hattına çarparak düşen helikopterde Kato Dağı’ndaki operasyonu yöneten Tümgeneral Aydoğan Aydın’ın da aralarında bulunduğu 13 askeri personel şehit oldu.( 1 Haziran 2017)

***
Şehit Tümgeneral Aydın ve ekibinin Kato’da destan yazıp ortaya çıkardığı cephaneliğin aynı zamanda PKK’nın Türkiye geneline bomba dağıtım merkezi olduğu ortaya çıktı..
Şehit Tümgeneral Aydoğan Aydın komutasında İncebel Dağları-Kato bölgesinde 19 Nisan 2017'de büyük bir operasyon başlamıştı. Operasyonda PKK'nın 'ulaşılamaz' denilen mağaralarda sakladığı en büyük cephaneliği bulundu. 82 mağarada ele geçirilen silahların 2 bin 200 katırın taşıyabileceği kapasitede olduğu kaydedildi. PKK'nın mühimmat deposu mağaralarda aynı zamanda başta İstanbul, Ankara ve İzmir olmak üzere büyük kentlerde planladığı sansasyonel bombalı saldırılarda kullanılmak üzere saklandığı belirlendi. Sınır dışından gelen patlayıcıların Türkiye geneline yıllardır bu depodan sevkiyatının yapıldığı ortaya çıktı.. (3 Haziran 2017)
***
O silahlar da KATO'ya gidecek

ABD, Rakka'yı DEAŞ'tan 'çatışmasız' teslim almaya hazırlanan Suriye PKK'sına tam 1000 adet tanksavar sistemi gönderdi. Terör örgütüne son 2 haftada 218 TIR mühimmat sevk eden Pentagon, Mehmetçiğin Kato'da boşalttığı PKK depolarını yeniden doldurma derdine düştü. ABD ordusu bir yandan da Türkiye'nin olası sınır ötesi harekâtına karşı teröristleri tahkim ediyor. (3 Haziran 2017)
***

Takvim Gazetesinde Erkan TAN’ın “Amerika bizimle savaşıyor.” Başlıklı yazısından…


ABD TÜRKİYE'Yİ İŞGAL PLANININ İÇİNDE
Birinci Dünya Savaşı'nda yapamadıkları, "Anadolu'nun bölünmesini", tamamlamak istiyorlar. Türkiye'ye savaş açmak istiyorlar. İçimiz karışsın, bölünelim, küçülelim, parçalanalım istiyorlar. Türkiye komşularıyla da savaşsın, dolayısıyla zayıflasın, yok olsun ve teslim alınsın istiyorlar. Bu yazdıklarımı daha evvel de yazmıştım. Hangi aklı başında kardeşimiz "Bunlar yalan" ya da "Abartıyorsun" diyebilir? ABD müttefik ve dost diye görünüp terör örgütü eli kanlı PKK ile yatıp kalkıyor. FETÖ elebaşları hala koynunda değil mi? Suriye'de Türk Silahlı Kuvvetleri ile işbirliği yapıyor gibi gözüküp PKK ile düşüp kalkması ne anlama geliyor? Terör örgütü PKK, neredeyse ABD'nin kara ordusu gibi olmadı mı?
Üstelik bunu göstere göstere yapmıyor mu? Türkiye'nin güneyinde PKK'ya devlet kurmak istediklerini artık herkes görmüyor mu? Zaten teröristlere devlet gibi davranmıyor mu? Şimdi Suriye'de birlikte operasyonlara girişmediler mi? Bütün bu ilişkiler ve yaşananlar, Anadolu'nun bir daha işgal edilmek istenmesi ve bu planın içinde ABD'nin bizzat yer alması demek değil mi?
(2 Haziran 2017)


***
Dipnot:

30 yıl önce Türkiye Gazetesinde okumuştum. Mustafa Necati Özfatura bir makalede şöyle yazıyordu:

"Amerika Toros dağları eteklerinde bir milyon askerini ölü olarak bırakıp geri çekilecektir."

81 yorum:

  1. Defalarca soyledik yine soylemeye devam edecegim yavas yavas dunya bir sonun baslangicina surukleniyor bir arastirma yapinca anlasilabilir bir durum amerikanin verdigi silahlar daese degil bizim ulkemize kullanilacak daes te ucakmi var ki agir silahlar veriliyor ve verilen miktar az buz degil ayrica daes birakiyor rakkayi ypg giriyor oh ne ala memleket maden oyle hala neden silah veriliyor ayrica natoda nukleer baslik tasiyabilen ucaklari avrupa uzerinden rus sinirrina sevkiyat ediyor ne yani simdi bunlar yani bir kivilcima bakiyor. Ve bizim yapacagimiz tek sey AHTAPOT gibi kollari dunyayi saran siyonizmin kalbine girmemiz lazim istersen cini veya rusyayi veya amerikayi yerle bir etmemiz belki bir noktada etki eder bunla sadece Ahtapotun kollarini kesmis oluruz bizim oncelikli hedefimiz ahtapotun kalbi olan Telaviv ve Morya Tepesine girmemizdir. Hani hadiste ne diyor du taslar bile dile gelip gel musluman arkamda yahudi var denilen hadisi serife nail olmaktir. Bunlar oyle kansiz gozyasisiz olmayacak ama sanmayin ki bu necip millet son bir sinav vermeyecek..

    YanıtlaSil
  2. Ülkemizde ve dünyada yaşanan terör artmakta. Şu mübarek ayda bile Daeş iki kere çok ses getiren teror saldırısı yaptı.Yurtdışındaki islamın itibarını sarsmak istiyorlar.Veya bu sadece hedeflerinden biri. Mesela ingilterenin de aktif olarak orta doğuya dahil olmak istemesi veya ticaret yolu kontrolü vs... Eğer yabancı yayınların vıdeoları altında yorumlara bakarsak aşırı bir islam düşmanlığının körüklenidğini görebiliriz. Bu ramazan sanki bişeyler farklı gibi. Ramazan bereketi var ama müslümanlarda da bir ağırlık var. Sanki her ramazan tutulan şeytanlar bu ramazan dışarıda gibi. Vesvese her tarafta ve aileler içinde de artmakta. Allah bizlerin yardımcısı olsun. Doğru yolundan ayırmasın.

    YanıtlaSil
  3. T rump'ın ziyaretinin ardından Katar ablukaya alındı. Katar Türkiyenin destekçisi idi. Nasil bir ara Turkiyeyi Suriyedeki terorist grupların destekçisi olduğunu ispatlamak icin uğraşıldiysa simdi de Katar'ın terörist grupları desteklediği iddiası ortaya atıldı. Terorist gruplar denilen Ihvan ve Hamas... Bu iki grupta Turkiye tarafindan destekleniyor.
    Arap dunyasi simdi ame rikanin zillet altinda esaretine gönüllü koşuyor.
    Islam birliği, islam ordusu ve ummet bilincinden hızla uzaklaşıyor. Bağımsızlık değil köleliğe razılar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Pentagon Kraliçeyi sıkıştırıyor. Pentagon "ya benimlesiniz yada bana düşman" deyince, Arap Dünyası canını ve iktidarını korumak derdinde.İngilterenin (ve Türkiyenin) yanında duran Katarı da, Pentagon tarafına geçmeye zorluyorlar.Ortadoğudan geçen Trump fırtınasının ardçılarını izliyoruz
      ABDnin karşısında olan bir ülkenin ayakta kalma şansı var mı ? Katar neyine güvenip ABDye direniyor ? İngiltereye mi?
      Arap dünyası için amerikanın zillet altında esareti yada İngiltere (+türk tugayı) bağımsızlığı :( Kırk katır mı kırk satır mı ?
      Bırak Katarı, bütün körfez hepsi birden ABDye karşı olacak kadar toplam nüfusu var mı ?

      Sil
  4. Amerika akıbetini geciktiremeyecek...

    YanıtlaSil
  5. Büyük Ortadoğu savaşı... Hedef Iran mı yoksa Turkiye mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Katar krizi, İran-Suudi savaşının ayak sesleridir

      Sırada bütün ülkeler vardır. Türkiye var, İran var, S. Arabistan var, Pakistan var, Endonezya var, Kuzey Afrika var.

      “Suriye savaşı bittiği anda, o uğursuz dalgalar Basra Körfezi’ne yönelecek, Körfez ülkeleri çok ciddi bir İran tehdidiyle yüzleşmek zorunda kalacak. Savaşın Körfez’e yerleşmesi ise İran-S. Arabistan savaşı olacaktır” demişim. Suriye savaşı bitmeden başladı her şey. Tahran’ın nihai hesaplaşmasının Riyad yönetimiyle olacağına, belki İran tanklarının Kabe kapılarına dayanacağına inanıyorum. İşte size İslam iç savaşı dedikleri büyük felaket!

      http://www.yenisafak.com/yazarlar/ibrahimkaragul/katar-krizi-tahran-saldirisi-mekke-savaslarina-hazirlik-2038360

      Sil
  6. necati beyden bu yazıyı arşivinde varsa istedim gönderirse buraya aktarırım
    ABD nin israilin hatırına hedef fırat ve dicle arasındaki tüm ülkeler
    türkiye ırak suriye mısır v.s
    yanlış yapılan şu israil 60 kusur senedir filistini bitiremedi bu kadar yeri nasıl yutacak
    israil kendi sonuna doğru koşar adım gidiyor
    herkes uçak tank ve nükleer kimyasal silah yapıyor veya ediniyor artık
    katar krizinde hedef birazda biziz
    katar ihvana destek veriyor
    mısır ve sair destekcileri bunu kendi yönetimleri için tehdit görüyorlar
    fakat bu neden bugun gündeme geldi zannım
    bir kaç ülkenin farklı beklentisi var
    arap ülkeleri ihvanın önünü kesmek için
    israil abd fetö hükümetin para kaynağını kurutmak istiyorlar
    suudlar zaten pkk ya sisi ye destek veriyorlardı
    katar a bir şey olmaz
    suud katara falan saldırmaz katar iranla dost olmaz çünkü iranla kıta sahanlığı sorunu var
    hatta bizim lehimize bile olur gıda dan savunmaya kadar her şeyi satarız katarda daha fazla askerimiz olur

    YanıtlaSil
  7. Almanya nin incirlikten cikma olayi aksine Turkiyenin Natodan cikma veya cikarilmasinin ilk adimidir ayrica katar a yapilan ablukayla islam cograyasinda ki devletlerinin kimlere bagli oldugu da ortaya cikti natodan cikarildiktan sonra hersey daha cabuk gelisecek. Iranda amerikasmda rusya da hepside neye hizmet ettigi belli yalniz basimizayiz Allah yardimcimiz olsun.

    YanıtlaSil
  8. Hedef once Iran, once sii sunni savasi vasitasiyla Irani yiyecekler daha sonra sira Turkiye ve araplara gelecek ve Israil iyice rahatlayacak, istedigi yöne bacaklarini uzatabilecek ammaaa yukarda plan yapan bir de Allah var.Sonunda hanyayi Konyayi gorecekler..Burada bize dusen birlik ve beraberligimizi bozmamaktir. Ben milletimize guveniyorum.Bizi yiyemiyeceler..

    YanıtlaSil
  9. Hedef İran şuan
    Daeş İran meclisine saldırmış

    YanıtlaSil
  10. Suriyede ki savaş aslında bir taraf belirlemeydi. Yani Hz. Peygamber efendimiz (sav) kıyamet zamanı şama gidin diyor bir hadisi şerifinde. Arap ülkelerinin Katara yaptirim uygulamasi aslinda buyuk bir kiyamet savasinin nasil da son sürat yaklastigini gosteriyor. Kalbimde imanın nuru olanlar zalime yiğit, mazluma umut oluyor. Olmayanlar ise Amerikan köpegi ve zincirli bir köpek olmaya devam ediyorlar. Saflar tutuluyor. İslam dağılıyor diyorsunuz ama bence daha güçlü geri gelmek için susuyorlar. Gecenin sessizligi gündüze alamettir kardeşlerim. Bizim görevimiz ise komutanımız, başkanımız ve devletimizin daima arkasında ve destekcisi olmaktır. Çünkü 6 yıl sonra lozan bitiyor asıl kucuk kiyamet o zaman patlayacak. Herkes simdiden safını belli ediyor ki o zaman geldiginde yanlız kalmayalım diye. He 7 düvele karsi biz yanliz degiliz. Hak yolunda savaşanın yardımcısı Rabbimdir.

    YanıtlaSil
  11. Tarihte pek çok kavim yağma ile gecinmistir. Başkalarının ürettiklerine el koymuştur. Sömürgecilik bunun bir çeşitidir. Halen Fransa eski sömürgelerinden yılda milyarlarca dolar haraç toplamaktadır.
    Amerika ikiz kule saldırılarında suudi vatandaşları yer aldığı gerekçesiyle Suudilerin 700 milyar dolarına el koymak istedi. Trump'ın Suudi ziyaretinde 350 milyar dolarlık anlasma sanki bu niyetin makul bir kılıfı gibi görünüyor. Yani A BD diş kirası tahsil ediyor.
    Katar meselesi de tek yonlu degil. Hem ingiltere yanlısı Katarı terbiye etmek, Katar'ın yatırımlarını yani parasını kendine cekmek istiyor. Ayrıca islam ulkelerini parçalayıp ıslamı siyasi açıdan bitirmek istiyorlar. Ihvan seçimle halkın oyu ile gelmiş meşru bir hukumet kurmuş iken darbe ile saf dışı edildi. Türkiye sahi Erdogan örneğinde teröre yardım eden bir ülke olduğu iddiası ile islam aleminin en önemli ulkesi yıllardır safdışı edilmeye uğraşılıyor.
    Üzüntü verici olgu şu ki islam ulkelerinde idarelerin çoğu birleşmek yerine batı köleliğine razı olmaları...
    İslam kendi içinde mezhep temelli bir iç savaşa sürükleniyor.
    Sonuçta ufukta kara bulutlar var. Ülkemiz birlik ve bütünlük içinde olmalı.. Ama maalesef gafil siyasilerin bir kısmı şerefli bir direnç göstermek yerine batıya köle olmamızı tavsiye ediyorlar. Zaten Turkiye her ayağa kalkma girişiminde ve işler düzelmeye başlamışken batı bir şekilde ayaklarımıza ya darbe, ya anarşi yada terörü dolastirmistir.
    Katar sorunu sanki Turkiyeyi de hedef almaktadır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Riyad cephesi Katar’ı istila ettiği an bu savaş başlar. O devasa doğalgaz zenginliğini kimse kimseye bırakmaz. Ardından başka körfez ülkelerinin işgalleri gündeme gelir.

      http://www.yenisafak.com/yazarlar/ibrahimkaragul/katar-krizi-tahran-saldirisi-mekke-savaslarina-hazirlik-2038360

      Derenin taşı (doğalgaza el koyup) ile derenin kuşunu (müslüman devletleri) vur(dur)uyorlar (bütün terör örgütlerine bedava silah)

      Sil
  12. http://www.yenisafak.com/yazarlar/ibrahimkaragul/katar-krizi-tahran-saldirisi-mekke-savaslarina-hazirlik-2038360

    YanıtlaSil
  13. türkiyeyi avrupaya şikayet silinmeden seyredin
    erdoğan emirül müslimin olsa sana ne zararı var
    https://twitter.com/bilim_man/status/755329863956004868

    YanıtlaSil
  14. Türkiye Katara asker gönderme kararı aldı,
    Biz olayın içine şimdiden dahil olduk bile

    YanıtlaSil
  15. Terör örgütleri batılı devletler tarafından hedef ülkelere yönelik olarak icra edilen dolaylı savaşları sürdürmek üzere kurulmaktadır.
    AB D dünyadaki parayı kendine çekmek için terörü kullanmaktadır. Trump vaadlerimi Arap ülkelerinin parasıyla gerçekleştireceğim demiştir. Katar olayı budur. Bir taşla beş kuş vurmak kapitalizmin doğasında var. Ya da çayın kuşunu çayın taşı ile vurmakta. Arapları araplarla hizaya sokuyor.
    Arap rejimleri kendi halkının düşmanı rejimlerdir.
    Muhyiddin-i Arabi Mehdinin ilk iş olarak Arabistanda yanakları sakalsız bir taifeyi ortadan kaldırmakla işe başlayacak demiş. Tabi 1 ay sürecek sonunda Iranın ikiye önleneceği savaşı da unutmayalım.
    Bu savaşlar acaba hep Amer ikanın kazançlı çıkmasıyla mı sonuçlanacak. İnsaallah bu makus devran Allahin rahmetiyle islam ümmeti lehine sonuçlanır.
    Islam alemi hep hain ve kölelerle dolu değil ya.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kılıçdaroğlu şöyle demiş:
      AKP Hükümeti, terör örgütü olarak görülen Müslüman Kardeşler’e verdiği desteği keserek ve Rabia simgesini de bırakarak işe başlamalıdır.”
      Buradan anlaşılan CHP iktidara gelmek için katar operasyonun Türkiyeyi içine alacak şekilde uzanmasını, Türkiyeye de ambargo uygulanmasını arzuladığını gösteriyor. Önce Müslüman Kardeşleri, terörist ilan ediyor sonrada bu müslüman kardeşlerle Türkiyenin irtibatını öne sürerek türkiye yede bir ambargo ve buradan da türkiyenin mahvı pahasına iktidarı bu yolla ulaşmak istiyor
      http://www.hurriyet.com.tr/kilicdaroglu-musluman-dunyasi-katarda-yeni-bi-40481971

      Sil
  16. ABDnin temel içgüdüsü geçen yüzyıldaki hakimiyetini ve ayrıcalığını bu yüzyılda da sürdürmek.Terörle bütün dünyaya meydan okuma küstahlığını bu yüzyılda da devam ettirebilmek

    Ortadoğudaki İngiliz,Afrikadaki Fransız menfaatlerine (eski/gizli sömürgelerine) terörle saldırıyor. İşbirlikçi iktidarları yerleştirip dünyanın enerji ve yeraltı kaynaklarını kontrolü altına alacak.

    İngiliz ve Fransızlar karşı koymaya kalkarlarsa Rusya tarafından ezilecekler. Trump-un FBI soruşturmasındaki Rusya görüşmelerinde 2 kutuplu dünyayı yeniden kurmak istiyorlar.

    Çin bu yüzyılda eline geçen bu fırsatı teper mi ? Sık sık söyledikleri 100 milyon çinliyi sınırına dizer mi ?

    Çin de, dünyaya hakim olmak için, küresel sermayeye kul olmak zorunda
    Sermayenin kim elini öperse yeni hegamonumuz olacak.

    3 yüzyıllık dünya tarihi ve her 50 yılda bir dünya savaşları gene tekerrür ediyor.

    YanıtlaSil
  17. Ustad ne diyordu istikbalde bize parlak bir gelecek yani galibiyet avrupaya yani ehli kufre ise zillet dusecek diyordu bunu derken de alemi islamin sahlanisi arabin uyanisiyla olur diyor. Demekki ne oluyor bugun Katara yapilan operasyon her ne kadar şer gibi gorunse de bana kalirsa altinda binlerce hayr yatiyordur. Reisi cumhurun yapmis oldugu bu tutumu sadeceler ulkeler bazinda almayalim ummet olarak bireylerde de birakacagi tesir etkisi farklidir.

    YanıtlaSil
  18. “ABD Türkiye ile savaşıyor” derseniz bu yanıltıcı bir hüküm olur. ABD değil, bütün Batı dünyasının şer odakları önceden planlanmış, kararlaştırılmış bir planı çerçevesinde hibrit ve asimetrik savaşları icra ediyor. Hatta bu şer odakları kendileri değil bizzat savaşa sahne olan bilad-ı Şam’ın insanlarını kullanarak onları birbirine kırdırarak yani vekalet savaşlarıyla emellerine ulaşmaya çalışıyor. Bu savaşların başlangıcı 3. Melheme denilen ve1990 Körfez Savaşı ile başlar. Hedef Büyük İsrail’in kurulmasının sağlamaktır. Öncelik mevcut İsrail’in güvenliğihedeflenirken bu hibrit savaşlarına dahil bütün batılı ülkeler siyonizmin sağladığı finansal destekle, vekaletle hareket etmektedirler. Küresel sermayenin tesisinden sonra hazırlıkları yapılan 3. Melheme’nin düşük yoğunluklu savaşlarının hedefinin ne olduğu artık biliniyor. Batılı ülkelerinin savunma ve istihbarat örgütleri 30 yıldır bunu açık açık beyan edip haritalarını yayınlıyorlar. 1990 yılında zamanın İngiliz Başbakanı Thatcher çıktı dedi ki: “Komünizm öldü. Yeni hedefimiz İslam’dır”. O tarihte bölgemizde Türkiye dışında İsrail’in dostu ve müttefiki yok iken, 27 yıl sonra dünya tersine dönmüşçesine yıllarca İsrail’le savaşan Arap ülkeleri bugün yalnız İsrail’in dostu değil vesayetine girdiler.

    İşte bu komik durum sebebiyle sıkıntılar yaşanmaktadır. Bunun sebebi ise ahir zaman alametleri arasında zikredilen “Duhan”dır. Bu konuda yazdığım 13 bölümlük yazıda geniş bilgi veriyorum. “Duhan” ile manevi gözleri körleşene İslam Alemi ne yapacağını, ne edeceğini, ne diyeceğini bilememekte, sarhoşlar gibi oradan oraya savurulmaktadır. Üstüne üstlük hariçten gelen dinsizlik cereyanı ile sekülerleşen münafıklar küresel deccaliyetin robotları gibi hareket ederek zararın büyümesine vesile oluyorlar.
    Ahir zamanın “Duhan” illetinin görüldüğü vakitte iki büyük tehlike baş göstermektedir:1-Dinsizlik. 2-Kur’an’da Ye’cüc ve Me’cü olarak tabir edilen anarşi ve terördür. Ve her iki tehlike hariçten, yanı İslam dünyasının dışından Deccale zemin hazırlayan mahfilerce özellikle Siyonist örgütler ve odaklarca 200 yıldır tezgahlanmaktadır. Bugün Müslüman denen bir takım insanlar ellerinde silah Müslümanı İslam adına öldürmektedir. Alem-i İslam’ın geleceğini küresel deccaliyet adına parçalamaktadır. İşte burada ahir zamanın hizmeti ve hizmetkarı devreye girmektedir. Rum Suresi’nin ilk 7 ayetinde vurgulandığı üzere hüküm Allah’ın olduğundan, zafer onun takdiriyle ve kudretiyle olacaktır. “Duhan” illeti yüzünden dünyevileşen, gafletin ve sefahatin içinde yüzen, dini hayatı ve manevi hisleri ölen Müslümanların doğru bir değerlendirme yapması veya karar vermesi mümkün değildir. İşte devreye İlahi kudret girecektir. Bu da melek-i ilham ile vazifelendirilecek zatın ve şahs-ı manevinin yani müttihed İslami cemaat ve gruplara nusret verilecektir.

    Burada şu husus var. Mehdi’nin başlattığı akımın 3. Safhasında ehl-i iman ve İslam, günlük hayata, sosyal hayata ve siyasete girdiği anda yukarda söz edilen 3. Melheme fitnesi girecekti, girdi. Ve NATO ve şürekasının alçakça hibrit savaşlarına maruz kalacaktır, kaldı. İşte bu noktada Ayasofya-M.Aksa-Kabe ile formüle edilen Nusret devreye girecektir. Sırr-ı imthan sebebiyle bunu “Duhan” malülü zihinler ve akıllar anlayamadığından akibet kestirilememektedir. Ancak izahı ve sırrı aşağıda. Meraklısı okur. 1909-1913-1918’te yani bu tarihlerde Rum mağlup olur. Yani Horasanlıların hükmü biter. Devreye ahir zaman Mehdisi ve son velayet-i kübra sahibi müceddit girer. Böyle olunca bir dizifütuhatları olur. Şimdi içinizden birileri “Bunlar ne fütuhatı” diyebilir. Rum Suresi’nin 7. Ayeti cevap vermektedir. “Duhan” ile görüş ve düşünce ve akıl etme özelliklerini, üstüne üstlük manevi hissiyatı körleşenler için bu anlaşılması zor bir durumdur. Sırr-ı imtihan sebebiyle. Geniş izahat aşağıdaki 13. Bölümde.

    YanıtlaSil
  19. Katar bize neyi anlatıyor?
    Faruk Beşer

    Evet, Katar olayı bize çok şeyler anlatıyor, bazılarını söyleyelim:

    Allah yer altı zenginliklerinin en büyüğü olan petrolü İslam Dünyası'na boşuna vermedi. Bizim hukukumuzda böyle varlıkların adı ‘rikâz’dır ve rikâz’ın beşte biri fukaranın hakkıdır. Oysa petrolü elinde bulunduran İslam ülkeleri onun beşte birini hak edenlere vermeyince, yarısından çoğunu işgalciler alıyor. Bu Allah’ın onlara doğrudan, bize de dolaylı bir cezasıdır.

    İsrail ve petrol Ortadoğu’da bulunduğu ve Müslümanlar da güçsüz ve başsız olmaya devam ettiği sürece müstemlekecilerin bu topraklardaki zulmü hiç bitmeyecektir.

    http://www.yenisafak.com/yazarlar/farukbeser/katar-bize-neyi-anlatiyor-2038418

    YanıtlaSil
  20. İhvan ve Hamas terörist değildir
    Başını Suudi Arabistan’ın çektiği birçok İslam ülkesi Katar’a karşı zalim bir ambargo başlattılar; bahane de hazır: “Katar teröristlere destek veriyor”. Peki kim bu teröristler? Hamas ve İhvan.
    Bahane bu da asıl maksat nedir ve ipler kimin elindedir?

    Kısa, açık ve net cevap:

    Asıl maksat Katar’ı yola getirmek, diğerleri gibi talimatla hareket etmesini sağlamaktır.

    İpler de ABD’nin elindedir.

    http://www.yenisafak.com/yazarlar/hayrettinkaraman/ihvan-ve-hamas-terorist-degildir-2038374

    YanıtlaSil
  21. Benim görüşüm şudur. Abd nin ısrarla pyd yi desteklemesi Türkiyenin haması desteklemesine verdigi cevaptır. Yani sen haması bırak bende pyd yi bırakayım diyor. Bu işin sonu çatışmadır. Önce taşeronlarla sonrası ise onların asıl sahipleriyle bir savaş kaçınılmaz görünüyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ABD, ortadoğu petrolleri üzerindeki İngilterenin hakimiyetini kırıp yerine geçmek, petrolü sadece parasını verene değil, elini de öpene verecek bundan sonra...
      Musul petrol havzasını Doğu Akdenize bağlamak için boru hatlarını koruyacak devletciklere ihtiyaç var.İsrail ve TR üzerinden denize açılan kurulu boru hatlarına rağmen, PYD-Barzani bölgelerinden yeni boru hattı döşeyecekler.
      Hatta bu petrol hattına Hazar havzasını da bağlamayı düşünüyorlar. Yani bu yeni petrol hattının Musul-Doğu Akdeniz arasındaki Irak ve Suriye parçalandı, sıra Hazar-Doğu Akdeniz arasında kalan İran-a geliyor.
      Vee, bu proje gerçekleşirse PYDnin bugünkü hakimiyet alanına bakılırsa ElBab-ın güneyinden geçip Rus bölgesine giremeyeceğine göre, Doğu Akdenize son bağlantı noktası Hatay-da işler kızışacak.

      Sil
  22. 1*Ahir zaman ve hadisatını iyi analiz etmek lazım. Bunun için de öncelikle ahir zamanı ahvali ve şartlarını değerlendirecek sahih, sağlam ölçü ve bilgiye ve de müteşabih olan ihbar-ı nebeviyeyi tevil edecek evliya değil müceddit ve asfiya teviline ihtiyaç vardır. Bir hadise alınarak genel bir kanaat varmak kişiyi yanıltması bir yana gülünç duyuruma düşürebilir.

    Böyle olunca Amerika bizimle değil, gizli efendisi siyonizme mahkum olarak İslam’la savaşıyor. Çünkü onun mamasını da, parasını da veren Siyonist güdümlü küresel sermayedir. Aslında sadece ABD değil bir çok batılı ülke parayla tutulmuş tetikçi gibi şu zamanlarda İslam’ı hedef almış. Bunun belirttikten sonra meseleye bir başka açıdan bakacağız.

    İslam alemi, hamisi ve hakimi olan Osmanlı’nın, 1808 tarihinde İngiliz donanmasının İstanbul önlerine kadar gelerek güç gösterisi yaptığı tarihte çöküş sinyalleri verirken, bir asır sonra tamamen mağlup olup işgale uğradı:1909-1913-1918. O tarihte Osmanlı kime mağlup oldu? Tarih boyunca her darbeye ve ihtilale ve fesada parmak bulaştıran Beni İsrail’in öncü kuvvetleri masonlara, Siyonistlere ve İslam deccalinin öncü kuvvetlerine. Öyle ki 1909 ihtilalini icra eden çapulcu ordusu ilerde aldatarak başa geçip hükmedecek İslam Deccali’nin doğduğu yerden ideolojik, siyasi ve askeri hazırlık yapıp gelmişti.
    Ve o tarihten sonra İslam dünyası tamamiyle emperyalist güçlerin işgaline uğradı. Daha doğrusu bir asır önce başlayan işgal tamamlandı. Türkiye istiklalini ancak milli ve manevi değerlerinden taviz vermesinden başka Lozan’da Mısır Suriye, Ürdün, Filistin, Irak’ı batılılara terk ederek yarım yamalak bir istiklal elde etti. Bu istiklal şartlı idi. Bir nevi batının vesayeti altına girdi. Ve 1826 sonrası yoğunlaşmaya başlayan ahir zaman fitnesi 1918 sonrası ağırlıklı olarak Türkiye başta olmak üzere bütün alemi İslam’ı kapladı. Yani dinde zafiyet ve terk, nefsani hevasata tabiiyet, frenk meşrep hayat, Avrupa’yı taklit başlayınca ahir zamanın alametlerinden “Duhan” kalpleri, akılları ve gönülleri kaplayıp körletti. Bu “Duhan” Allah’a karşı manevi mesuliyet duygusu, haya, dini hayatın temeli olan hislerin sükutunu ifade eder. Manevi hayat sönerken hilafetin merkezi bir ara18-20 yıl kadar dar-ül İslam’dan bile çıkıp dar-ül harb ülkesi bile olmuştu. Ki bu dönemde “Duhan” yüzünden ehl-i tasavvufun birazcık kalan manevi kılavuzluğu da biter. Dalga dalga gelen dinsizlik cereyanı karşısında kendini bile korumakta aciz kalır.
    O sırada bütün İslam ülkeleri batının sömürgesi olurken, onların müttefiki olan ve Osmanlı’yı Filistin karşılığında yıkımında baş rol alan Siyonistler , 2 bin yıl sonra İsra Suresi’nin 104. Ayetinin tasvir ettiği gibi kafileler halinde (lefifen) arz-ı mev’uda (!) akın ederler. Bu durum Kur’an’ın onları “zillet ve meskenete tabi oldukları” hükmüne aykırılık teşkil etmez mi? Kaderin buna fetva vermesinin sebebi vardı: Alem-i İslam’da Deccalizmin bir ayağı olan kavmiyetçilik ideolojisi, “Duhan”ın etkisiyle fikir ve hayata hakim olmasına karşılık, Beni İsrail’in dini hislerle hareket etmesi fetvasına vesile olmuştu. Ama bu durum geçici idi. Çünkü onlar yine fesada başlayacaklarından bir asır sonra İslam yeniden ihya olurken onlar yeniden “zillet ve meskenete” tabi olacakları işarat-ı Kur’an ile haberi veriliyordu. Bu hakikat bugün yaşanan olaylarla ispatlanmak üzere.

    YanıtlaSil
  23. 2* Yahudilerin son hakimiyetlerinin deccal devrinde olacağını Tevrat haber verdiği gibi hadisler ve Kur’an’ın İsra Suresi iş’ari olarak ihbarda bulunur. 2 bin yıl sonra Filistin’e dönen Yahudilerin ne gibi bir fesadı olacaktı ki tekrar cezayı hak edeceklerdi. Fesad bilindiği gibi kanlı fitnedir. 16. Yüzyılın başında Protestanlık mezhebine zemin hazırlayarak fitneye başlayan Yahudiler, 19 yüzyılda bilime, tekniğe ve felsefeye hakimiyetleri ve özellikle sermaye birikimi sayesinde siyasete yön verecek hale gelirler. İslam ve Hıristiyanlık aleyhine besledikleri intikam hisleriyle hareket etmeye başlarlar. Ki bu da her iki deccalin ve cereyanının 20 yüzyılın başında huruç ve hakimiyetlerine sebep olurlar. Öyle ki 20. Yüzyılın sonlarına gelindiğinde 5 stratejik ana ülkede tam, diğer ülkelerde kısmi hakimiyet sağlayarak iddiaları olan Fırat-Nil arasını vatan yapmak için fesada başlarlar.
    Bugün, özellikle 1990 sonrası İslam dünyasında 3. Melheme dahilinde yaşanan kanlı işgal ve düşük yoğunluklu savaşların gerisinde bu fesad vardır. “Duhan”ın yoğunlaşması sebebiyle ahir zamanda Müslümanlar, Kur’an’ın ve İslam’ın basiret ve ferasetini kaybederler. Uyku hali olarak da tarif edilen derin gaflete düşerler. Bu zamanda sadece Mehdi ve şahs-ı manevisinin Hz. Ali’nin “sırran tenevverat” olarak nitelediği yani gösteriş ve şaşadan uzak manevi aydınlatma cihadı başlar. Zaten “Mehdi gece vakti, herkse uykuda iken gelir, kimseyi uyandırmadan hizmetini yapıp gider” rivayetinin tevili budur. Geceden kasıt ise Süfyani rejimin hakimiyet zamanıdır. Rumuz-ül Ehadiste, bazılarının eli kılıçlı-silahlı, askeri ve siyasi iktidarı olacağı hataen sandıkları Mehdi için “Mahz-ı mevhibe-i İhlahiye (tam bir İlahi ihsanı) olacak ve kendisine hikmet-i İlahiye ve hikmet-i Kur’aniye ihsan edilecek” diye haberi verilir. Bu da yabancı işgal ve istilasına uğrayan alem-i İslam’ın yeniden ihyasının Kur’an temelinden başlayarak 50 şer yıllık dönemler halinde olacağının işareti olur. Ve aşama aşama “Duhan”ın tesiri sona erer. Bunun ilk başlama tarihi 1902 ‘dir (bu tarih Mehdi’nin ilim tahsiline başladığı tarihtir). Bir asır sonra “sırran tenevverat” ile uyanan ehl-i iman ve İslam, ittihad ederek Mehdiyet’in 3. Faslını başlatır.

    İşte bugün yaşanan olayların gerçek sebebi uyanan İslami şuurdur. Bu şuur ve uyanış İsrail’in geleceği ve istikbali için büyük ama çok büyük bir tehlike oluşturduğundan İslam, 1990’da NATO tarafından büyük düşman ilan edilir. Bu ilanın arkasında küresel güç ve sermayenin belkemiğini teşkil eden Siyonizm vardır. Bu dönemde Mehdi’nin şahs-ı manevisinin başlayan 3. Faslının yani siyasete ve hayata hakimiyetinin önünü kesmek için siyonizmin vesayetindeki batılı güçler ve Amerika’nın İslam dünyasına dalgalar halinde saldıracağı rivayetlerden anlaşılır. Muhtemelen bu süreç 1990 ile 2021 arasını kapsayacağı anlaşılıyor. Ama ne yapsalar boşuna olacak. Ve Mesih cemaatinin de yardımıyla düşük yoğunluklu vekalet savaşları, Ye’cüc ve Me’cüc olan anarşi ve terör kullanılarak süren 3. Melheme İsrail’in ortadan kaldırılmasıyla son bulur. İşte Hadisle bildirilen ve cepheleri (Şeria Nehri’nin doğusu batısı olarak) bile tayin edilen bu dönemin son günlerini yaşıyoruz.
    Şimdi bütün TV’lerde, basında, ilmi mahfillerde, cereyan eden olayların aktüel yani günlük analizi yapılıyor. Ama gözden kaçırılan şu husus var. Yaşanan olaylar şunu gösteriyor: 1914-1918’deki gibi şiddetli olmasa da (belki de rövanşı olacak) 3. Melheme çerçevesinde dünya devletlerinin de provokatör ve fitne kurucsu olarak katıldığı ancak yerli unsurların (maşaların) kullanıldığı vekaletle yürütülen düşük yoğunluklu savaşlar cereyan ediyor. Bunda Siyonizm menşeli deccaliyetin iki asır önce yol açtığı dinsizlik ile bir asır önce Süfyan’ın zemin hazırladığı terör ve anarşi baş etken olarak rol alıyor. Mesela Türkiye 58 yıldır terör ve anarşi ile cebelleşiyor.

    YanıtlaSil
  24. 3* Ayrıca buna şimdilerde Siyonist ve küresel sermayenin güdümündeki yabancı medya ve siyasetçilerin körüklediği bir İslamfobia fitneyi alevlendiriyor. Çünkü medeni aleme aykırı alçakça tecavüzler yapay bir İslamfobia ile perdeleniyor.
    Son yıllarda İsalmafobia şişirilip abartılarak batılı seçmenlerin siyasi tercihleri küresel deccaliyetin ve sermayenin doğrultusunda yönlendiriliyor. Son örneği Fransa’da yaşandı. Böylece küresel deccaliyet bütün çeteleriyle saldırı halinde. Batılı güçler, bir nevi siyonizmin ihtiyari veya gayri ihtiyari vekili olarak Müslüman ülkelerinin öncelikli İsrail’e tehlike oluşturmaması sonra 25 yıldır bekleyen Siyonist Yinon Planı çerçevesinde küçük devletçiklere bölünerek parçalanmalarına zemin hazırlama çabasındalar. Ve bunun NATO ve batılı güçler ile yapılması bir yana, müttefikleri olan yerli seküler maşalarını da unutmamak lazım.

    Siyonistler 1897’de Basel’de kurdukları devletin genişlemesi ve kökleşmesi için her şeyi yaptılar. Çok para harcayıp çok kanlar döktüler. Ve bugünlere geldik. Ne olacağı konusuna gelince. Osmanlı’nın yıkılışının Kur’an’daki bir diğer ihbari işareti Rum Suresi’dir. İşari olarak Rum’un yani Osmanlı’nın 1909 tarihinde mağlup olacağı riyazi hesapla haber veriliyor. Peki bu Rumlar ne zaman tekrar galip gelecekler? Yani 1909-1918 sürecinde işgale uğrayan alem-i İslam ne zaman yeniden istiklaline kavuşacak? Şuunat-ı İlahi’de bu dünyada Hakim ismi cari olduğundan fütuhatın aşama aşama bir asırda gerçekleşeceği anlaşılıyor. İlk işaret 30 yıl sonra 1939 ve 1948’dir. Yani 30. Sure’nin ayet sayısının toplamından çıkacak sayının seneleri kadar olacağı anlaşılıyor. Arabi gibi zatların tefsiri böyle. 30 yıl ilk merhale olurken 70-90-100 yılda önemli gelişmelere ve en son merhale oluyor. Buna Bediüzzam’ın Kur’an’ın tevafukundan keşfettiği ilk tarih olan 1939’da alem-i İslam’ı istila eden ülkelerin birbirini yemeye başlayacağı 2. Cihan Harbi’nin başlangıcını haber verir. Ama esas galibiyet zamanı bir asır sonra. 1909 + 90 =1999 veya 1913 + 90 = 2002 veya 1918 + 90 = 2008, 1918 +100 =2018 vs. Bu takribi tarihler İslam deccalinin huruç ettiği ülkede Mehdiyet’in üçüncü faslının başlayacağı tarih ile bir asır sonra Siyonist-mason güçlere mağlubiyetin 100’ün yılında yaşanan “one minute” olayı galibiyet tarihinin başlangıcını teşkil ediyor. Yani kader-i İlahi son hükmünü icraya başlıyor.

    Burada şu hususa dikkat edilmeli. Rum’un yeniden galibiyetinin maddi değil de manevi ve ilimle olacağının en büyük işareti Rum Suresi’nin3-4-5-6-7 ayetleriyle işari olarak anlaşılıyor. Her ayetin her asırda efradı olduğundan 14. Hicri asırda böyle tecelli ediyor. Çünkü Hilafetin son ermesi sonrası başlayan deccaliyet ve cebabire döneminde görev alacak zat doğrudan doğruya melek-i ilham ile vazifelendirilecek olan ünvanı Mehdi olan ismi meçhul kimsedir. Hz. Peygamber son halifenin Dımeşk’te toprağa verildiği yıl hizmete başlayacağını bildirir. O zat Halifetullah olarak aynı zamanda Hilafet-i Muhammediye’nin (as) de manevi-dini temsilci olarak başlattığı cereyan Cenab-ı Allah’ın yardımıyla şahs-ı manevi Mehdi ünvanıyla galip gelecektir. O son savaş ve mücadele noktası ise Ayasofya’nın 2. ve ilk Kıblemiz Kudüs’ün 3. Kez fethidir. Rum Suresi’nin 4-5. Ayetinde “O gün mü’minler Allah’ın yardımıyla sevineceklerdir. O dilediğine yardım eder. Onun kudreti her şeye galiptir (Ve Huva Azizü Rahim)” buyrulması bunun işaretidir. Çünkü “Cenab-ı Allah zafer vaad ediyor, ancak insanların çoğu bunu bilemez.” (ayet 6) Bilememelerinin sebebi? Duhan’dır. Nitekim 7. Ayet açıkça “Onlar ancak dünya hayatının kendi menfaatlerine bakan dış yüzünü bilirler, ahirete bakan yüzünden ise büs bütün gafildirler” buyruluyor. Ki Halifetullah’ın ayan beyan herkes tarafından bilinmemesinin bir sebebi de budur. Sırr-ı imtihan bunu gerektirmektedir. Ve de fetih Allah’a aittir, O’nun nusreti oluyor. “Duhan”a esir olmayan nur-u Kur’an’a sahip mü’minler bunu anlayacaktır.

    YanıtlaSil
  25. 4* Dikkatinizi çekerim Cenab-ı Allah dinine küfreden işgalcilerle onları yol açtığı zeminin ürünü olan münafıklarla Süfyan’ın ve taifesinin Aziz olan Allah’a yenemeyeceklerini bildiriyor. Kudretli olan Allah’a karşı galibiyetin olamayacağını Aziz ismiyle birlikte Rahim ismini zikretmesi çok manidardır. Burada ehl-i küfrün Allah’a üstün gelinemeyeceğini belirtirken Rahim ismiyle dengeleniyor. Yani Allah’ın dinine karşı galip gelinemeyecek, bu durumda cenab-ı Allah cezalandırma yönüne gitmeyip Rahim ismine mazhar Mehdi ile mü’minlerin rahmetle galebe çalacağını akla getiriyor. Burada Mehdi’nin diğer ism-i azamı Hakim olduğu için alem-i İslam’ın içine düştüğü bu zelil durumun sebeplere bağlı olarak yeni bir cihadla kurtarılacağı ihsas ediliyor. Evet Mehdi gelecek, dini temelden başlayarak ihya edecek. Ayrıca ehl-i küfrün Mesih’in de devreye sokulmasıyla mağlup edilerek Hırıstiyan aleminde Tevhid dinine akın olacak. Hakim ismimin gereği herkese, her cemaate, her millete istidadı nisbetinde verilecek. Yani her meslek ve meşrep ve diğer semavi dinin salikleri istidlarına göre Hak dinde ilerleyecekler.

    Evet Rum yani Horasanlılar mağlup olur, alem-i İslam işgale uğrar, ama Aziz olan Allah, Rahim isminin de devreye girmesiyle rahmetiyle yeni bir devir başlatır. Bu hakikat bir çok ehl-i keşfi meşgul etmiş. Ama onların kabiliyetleri ve ilimleri meseleyi kendi şartlarının sembolleriyle ifade edebildiğinden, ihbarın onların tasviri çerçevesinde gerçekleşmesi onların dediği ve anlayışına göre olmuyor. Olmayınca da “Duhan”ın tesirindeki mü’minler gerçekleri göremiyorlar. Nur-u iman ve hakaik-i Kur’aniyeye muttali olanlar hariç. Böylece Aziz ismine dengeleyen Hakim ve Rahim ismine mazhar Mehdi’nin medeni zamandaki irşad, tahkik-i iman olup ilimle, delil ve ispatla Kur’an hakikatlerini talim-i Esma hakikatiyle ilm-i iman ve Marifetullahla hizmet, inkişaf ve inbisat ettirilmesi ahir zamanın hizmet tarzı olur. “Duhan”ın tesirindeki bir çok mü’min kılıçlı-silahlı cihadın sona erdiğini anlamadan siyasi ve askeri güç ve kuvvet sahibi hayali ve gerçeği aykırı bir Mehdi’yi bekliyor. Oysa insanlık belki medeniyetin ve fennin geliştiği bir zamanda ilm-i Esma ve talim-i Esma ile cihad-ı manevinin ihtiyar edileceği bu ayetle de anlaşılıyor.
    Ahir zamanın dinsizlik vaz eden deccaliyetin mağlubiyeti de Rum Suresi’nin işaretiyle doğrudan doğruya Mesih ve Mehdi vesile kılınarak Allah’a ait olacaktır. Yani ehl-i beytin mümessili ve veraset-i nübüvvet sahibi Mehdi, Horasanlılar, yani Osmanlıların mağlubiyetleri sonrası “Duhan” ve deccal zamanında hakimiyeti ve vazifeyi devralacak ve irşada “sırran tenevverat” ile başlayacak. Yani hakimiyet artık İslam’ın bayraktarı olan Horasanlılardan çıkıyor ve Al-i Beyt’in mümessili ve veraset-i nübüvvet sahibi Mehdi’ye ve şahs-ı manevisine geçiyor. Ama o da öncelikle İslam’a hizmetten bilinen sebepler yüzünden ayrı düşen Horasanlıların ihtida sürecini başlatır. Çünkü küfr-ü mutlakın pençesine yani insanlık tarihin en büyük fitnesine düçar olan bu millete vazifesini iade eder. Hamdolsun. Bunda da, Mehdi’nin çabalarından çok mevhibe-i İlahi ve “İzacae Nasrullahi” sırrıyla Horasanlılarda dinin ihyası olacak, ittihad-ı İslam sağlanarak geniş dairede hakimiyet ve sonra çevre ülkelere yayılarak irşad alanı genişleyecektir. Mehdiyet’in en son ulaşacağı yer ise kutsal topraklar yani Suudi Arabistan’dır.
    Bu arada yeri gelmişken belirteyim Aziz ismi Kur’anda 90 defa Allah hakkında zikredilir. 9 defa da başka yerde geçer. Yani 90 isim aslında Rum’un 90 yıl sonra yeniden galip geleceğine dair bir tevafuk gösterir. 1999-2002. Aziz ismi tek başına hiç geçmez, 10 değişik isimle terkip oluşturarak Kur’an’ın bir çok yerinde yer alır. 99 isimle göstereceği tevafuk ise Süyfan’ın şahs-ı manevisinin belinin kırıldığı 2008 veya 2012 tarihine işaret eder.

    YanıtlaSil
  26. 5* Bir diğer püf nokta Şam’dır. Şam’ın coğrafi konumu ikidir. Aslında içe içedir. İlk coğrafi konumu Filistin’in Kudüs şehri ile Dımeşk arasındaki dar bölgedir. Ahir zaman fitnesinin ve 3. melhemenin görüleceği Şam ise, binlerce sene İlahi vahye mazhar olan peygamberlerin hizmet alanı olan bilad-ı Şam (batılıların diliyle levantan olarak adlandırılan) yani Ürdün-Filistin-Batı Irak-Suriye-Güneydoğu Anadolu’dan müteşekkil coğrafyadır. Büyük bir fitne ve fesad yaşanacak. Yani savaşlar olacak. Ki bunlar 3. Melheme’nin düşük yoğunluklu savaşlarıdır. İşte dananın kuyruğu bu savaşlar sebebiyle kopacak. Bu da bir asırdır emperyalist batının işgali ve vesayeti altındaki bu bölgeye göz diken ve vatanı olarak hükmetmek isteyen Siyonistlerin kanlı fitneler, entrikalar ve komplolar sergileyeceği alandır. Ki 19 yıl içinde 3 savaşla (1948-1956-1967) topraklarını işgalle genişletirken, hakimiyet için çevre ve bölge ülkelerin iç işlerine ve yönetimine batılı ülke ve istihbaratların da yardımıyla nüfuz edip fitne tezgahlıyor. Öyle ki batılı ülkelerin birçok operasyonunu politikasına aykırı olması halinde müdahil olup iptal edebiliyor. Son örneği 2012’de Suriye’ye müdahaleye hazırlanan Obama’nın operasyonunu durdurması gibi. Ve bu sayede Esed bugün İsrail’in himayesinde iktidardadır. Zamanı gelince tıpkı Saddam gibi kullanıldıktan sonra harcanacaktır.
    Bir başka örnek ise yine vekaletle fetoşkeştayn çetesi, bazı terörist gruplar, bazı Körfez ülkeleri ve Mısır kullanılarak, batılı ülkelere tahrik edilerek Türkiye’ye karşı 1983’ten beri darbe teşebbüsleri, finans operasyonlar düzenliyor. Öyle ki 28 Şubat döneminde en üst düzeyde siyasi ve askeri şahsiyetler İsrail’e kadar gidip bir nevi biat gösterileri yapmasının sebebi iyi anlaşılmalıdır. İyi ki yaptılar. Böylece dini ve milli şuur galeyana gelince…… gerisi malum.
    Bugün Katar ile diğer Körfez ülkeleri arasında kopan kavganın temelinde Siyonistlerin etkisinde kalan, daha doğrusu küresel üst aklın yani Siyonist-neocon oyununa gelen ve Rum-7. ayette belirtildiği gibi dünyevi hayatı tercih eden BAE ve Bahreyn-Suudiler-Mısır gibi ülkeler, bir zamanlar Türkiye’nin ara ara yaptığı gibi İsrail’in politikalarına alet olmaktadırlar. İsrail yakın tarihe kadar kanlı bıçaklı olduğu Suudi ve körfez ülkeleri, Mısır ve Ürdün’le bugün içli dışlıdır. Öyle ki Türkiye’nin bölgede nüfuzunun genişlemesini onları kandırarak engellemek için Kürt devleti tuzağına bile alet edebilmektedir. Türkiye’de geçmişte Meclis’te tam çoğunluğu olan iki lider ile bugün Erdoğan’a karşı sürdürülen entrika, komplo, darbe teşebbüsü, finans operasyonları iftira kampanyaların provokatörü yine İsrail’dir.
    Hz. Resullulah ne buyurmuştu? Her taşın altında Yahudi çıkacak. Burada teşbih var. Taş yani zarar veren her olayın arkasından onlar çıkacak anlamında. Ve her olayın sonunda beni çıkaran Yahudi’dir anlamını ifade edecek. Öyle değil mi? Ya Garkad ağacı rivayeti. Dünyadaki bütün para senetleri ve paranın en iyi kağıdının Garkad ağacından yapıldığını bilir misiniz? Yani finans kağıtlarını kullananların ne yaptığı anlaşılamayacak, diye Peygamberi ihbar böyle tecelli ediyor.

    YanıtlaSil
  27. 6* Bu arada şunu hatırlatayım İhvan sadece Risale-i Nur talebeleri değil diğer cemaatlerin de kardeşi ve müttefikidir. İhvan’ın terörist olarak nitelenmesi dinsizlik entirkasının son örneğidir. İslam=Terör imajını pompalayan şer güçler bu vesileyle İhvan’ın hizmetlerine engel olarak sekülerizmin yayılmasına ve seküler gruplarla çalışmaya önem atfediyorlar. Nitekim ABD’nin Rakka operasyonu için PYD-DYP’yi niçin tercih ettikleri sorulduğunda onların “semilür Kürtler’dir” yani dini-imanı-manevi tercihi olmamaları gösteriliyor. Böylece Bediüzzaman’ın dinsizliğin hariçten geldiği teşhisinin son örneği bu Marksist Kürt terör örgütleri ispatlıyor. Oysa Kürtler dini noktada son derece imanlı ve Müslüm’dir. Öyle ki ehl-i beytin Kerbela’dan kurtulduktan sonra aralarınayani kuzey Irak ve Günedoğu Anadolu’ya hicret etmeleri, onlara büyük bir manevi güç kaynağı olmuştur. Zamanında Yavuz Sultan Selim’in hizmetlerini görünce gönüllü olarak Osmanlı’ya katılmışlardır. İstikbal’de bu husus ittihadın gerçekleşmesinde büyük rol oynayacaktır.
    Bir diğer husus Ortadoğu ülkelerinin iç yapısını dünyada en iyi bilen ülkelerin başında İsrail’in müsesses nizamıdır. Bunda Seferad Yahudileri’nin rolü çok önemlidir. Öyle ki Osmanlılar zamanında 1400’lü yıllarda Şeyh Bedreddin isyanı doğrudan doğruya zamanın Yahudi ileri gelenleri tarafından kışkırtıldığı bilinmektedir. Özellikle 1773 Rothschild ailesinin daveti üzerine toplanan Yahudi ileri gelenleri dünya hakimiyetine deccalle erişmek için, bölgemizde hemen nüfus yapısı araştırması ve istihbarat faaliyetine başlanması, 1790’larda saraya sızmayı başarmaları bu düşüncenin ürünüdür. Öyle ki İsrail Başbakanı Goldemeir 1969’da Nixon’la yaptığı görüşmede bölge ülkeleriyle ilgili görüşlerini açıklarken “Hepsi mütecanis ve homojen değildirler. Çok farlı etniseteleri var. Kolay bölünebilirler” demesi boşuna değildir. Bugünkü manzara o tesbite göre parçalama-bölme operasyonunun yürütülmesi bunun doğruluyor.

    Ayrıca bölgedeki bütün terörist ve anarşist örgütler ile gizli yapılanmalara, İsrail ve ABD istihbaratından başka Alman-Fransız ve İngiliz istihbaratı tarafından nüfus edilmiştir. Bizden bir örnek olarak Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının ODTÜ’deki yapılanmalarını ve silahlanmalarını CIA sağlaması gösterilebilir. PKK’nın ise kimler tarafından desteklendiği biliyoruz. Ayrıca bölgede cirit atan terör ve anarşi, örgütlerinin çoğu ABD-İsrail maşalarıdır. Türkiye’de faaliyet gösteren bütün marksist terör örgütleri, PKK dahil ve El Kaide’den başlayarak DAEŞ, Buko Haram hepsi batılı ülkelerin istihbarat örgütleri tarafından kurulup ellerine silah verilmiştir. Şimdi bu örgütler bahane edilerek bilad-ı Şam’a müdahale ediliyor.

    Her İslam ülkesinin bütün mahremiyetleri o ülkelerin yöneticileri tarafından tam olarak bilinmezken, İsrail ve batılı istihbaratlar tarafından bilinir. Gaflet uykusundaki bir İslam dünyasında başka ne beklenebilir. Öyle olmasa Menderes ve Kral Faysal’ın itthad-ı İslam çabaları anında provokasyon ve darbelerle önlenemezdi. O ülkelerin istihbarat örgütleri ABD tarafından finansa edilmezdi.
    3. Melheme’nin savaşlarının sonunu Cenab-ı Allah tayin edecek. Çünkü hüküm onundur. Rivayetlerden Mehdi’nin zuhurunun 3. Faslında yani aşamasında bölgeye musallat olan ülkelerin ve güçlerin İlahi canipten bela olarak gelecek tabii olaylarla mücadele etmek zorunda kalacağı anlaşılıyor. Bu esnada netice için sabırsızlanacak İsrail son kozunu oynayacak ve Yinon Planı’nı kendi başına uygulamaya kalkışınca, Tevrat ehl-i Kohenin haber verdiği felaket başlarına gelecek. Ölümcül darbeyi kimin vuracağı tahminen onlar tarafından biliniyor. O ülke hangisi? Onu Yahudi Kohenlerinden sonra ilk telaffuz eden Bediüzzaman’dır. O ülkeden çevreye yayılacak ittihad-ı İslam, Hz. Mesih’in cemaatinin yardımıyla Adnan Menderes ve Suudi Kral Faysal’ın hayatlarıyla ödedikleri ittihad-ı İslam sağlanacak. Ve o gün dünya yeni bir şekil alacak. Onu da yaşayan görecek. Çok kariiiib bir zamanda. Öyle ki bütün dünyada İslam sayesinde genel barış tesis edilirken, silahlara veda edilerek silahlanmaya son verilecek.

    YanıtlaSil
  28. 7*Mehdi avcılarına tavsiyem. Şam’ın neresi olduğunu doğru öğrenin. Suriye’nin başkenti Dımeşk, rivayetlerde haberi verilen Şam değildir. Şam meselesini kurcalandığında Türk’ün içinden çıkacak deccalin utancıyla ırkçılar hedef saptırarak bunu telafi etmek için ikide bir Esedleri hedef gösterirler. Kimi ise İran’ın propagandasına kapılıp İran’ın Suriye üzerinden Akdeniz’e ulaşma planına alet olurlar. Milliyetçi-mukaddesatçı camialarda da bu tür teviller var.

    Alem-i misalde vaki olan meşhudat (gözlem) o alemin bu dünya ahvaliyle mütenasip ve mutabık olmamasını akılları ihata edemediği ve anlayamadıkları için gördüklerini ya hatalı ya da ihtilaflı olarak tevil ediyorlar. Ve yanılıp yanıltıyorlar. Kimse rüyasında rüyasını tevil edemez. Bunun gibi alem-i misal şahadetleri de böyledir. İşte bu hataya düşen bir çok zamane evliyası Kıbrısi, Dağıstani, Abudllah Hoca gibileri alem-i misalin ölçüleri ile (ki o alemde geçmiş ve gelecek bir aradadır), hataya düşüp bilmeden yanıltıyorlar. Ama mazurdurlar. Ama biz değiliz. Ayrıca ırkçılar İslam Deccali Süfyan’ın üç ayağından birinin kavmiyetçilik olduğunu bilmiyorlar. Rum Suresi’nin 7. Ayetinde belirtilen gafletin gafilleridir.
    1918’de işgale uğrayan ve sömürgeleşen İslam ülkeleri 40 yıl sonra istiklallerine kavuşmaya başlar. Bu istiklal sözdedir. Çünkü batılı sömürgeciler çekilirken yerlerine uşakları askeri diktatörleri bırakır. İhbar-ı gaybilerde cebabire olarak nitelenen bu askeri liderler ve tek partileri sayesinde İslam dünyasını sömürmeye ve yönetmeye devam ederler. Bu arada İslam dünyası “Duhan”ın etkisiyle geleneksel yaşam tarzını batılı gavurlara göre endeksler. Eğitim kurumları, askeriye, iş dünyası batılılar tarafından yönlendirilir ve idare edilir. Baş kaldıran başına ihtilal sopasını yerdi.
    Mehdiyet’in hayat faslının başladığı tarihten yani 1950’lerden itibaren İslam dünyasında bir çok ülke kısmi istiklaline kavuşurken, Türkiye’de İslam kahramanı Adnan Menderes Başbakan olur. O zat din ve vicdan hürriyeti alanındaki inanç ve insan haklarına uygun uygulamaları ile Yavuz Sultan Selim’in hizmetine eş bir hizmet yaparken, Bağdat Paktı’nın kuruluşuna vesile olur. İşte deccaliyetin anası Siyonist İsrail ve daha küreselleşmemiş olan siyonist sermayenin emrindeki batılı ülkeler sömürü menfaatlerinin elden kaçma ihtimaline karşı harekete geçer. 1956 Arap-İsrail Savaşı ile İsrail’in sınırlarının genişletilmesi teşebbüsü olur. Menderes’in öncülük ettiği Bağdat Paktı, İngiliz-ABD-İsrail istihbarat servislerinin komploları ve Suriye’nin muhalefetiyle kimlik değiştirir. Ayrıca baş aktörlerinin hayatlarına son verilir. Şöyle: Kral Faysal bir Kürt general tarafından devrilir. 2 yıl sonra Menderes NATO-İngiliz uşağı askereler tarafından devrilip asılır. 3 yıl sonra İran başbakanı bir suikaste kurban gider. Ve Bağdat Paktı İngiliz-ABD’nin katılımıyla CENTO adını alır. Çünkü ABD komünizme karşı İslam hilalini öngörürken, Abbasi veya Osmanlı misali İsrail’e karşı tehlikeli olabilecek bir ittifaka razı değildi. O İslam ülkelerini doğru bir şekilde komünizme karşı destekler ama, İslam için değil kendi emel ve planları için. Yani batılı vesayet İslam ittihadına İsrail’in hesabına set çeker. Ve buna teşebbüs edenlerin yalnız siyasi hayatları değil canlarını bile son verilir. Ve verildi

    YanıtlaSil
  29. 8*1960 iki açıdan çok önemli bir tarihtir. İslam’ın maruz kaldığı maddi tehlikeler azalırken, İngiliz-İsrail daha sonra ABD’nin katılmasiyle bilad-ı Şam olarak nitelenen İran-Suriye-Irak-Türkiye’nin parçalanmasına temel oluşturacak Kürt kışkırtmasının hazırlıkları başlatılır. Ve Marksizmin Türkler arasında yayıldığı gibi Kürtler arasında yayılarak Kürtler bu yolla seküleştirilerek İslam aleyhtarı ama batılı-siyonist emellerine alet edecekleri şekilde eğitirler. İngilizler 1959’da Londra’da ilk Kürt konferansını toplarken, İsrail aynı yıl Irak Kürtleri’ne el atar. Silah verip eğitir. Buna ABD Türkiye’nin nüfus yapısını araştırmak için 1961’de Barış Gönüllüsü İngilizce öğretmenleri adı altında CIA ajanlarını gönderir. Ve Güneydoğu-Doğu illerinin etnik yapısı araştırılır. 4 yıl sonra Türkiye’ye İsrail’in kışkırttığı Irak Kürtleri ile konfederasyon teklifi gelir. Türkiye buna direnince sokak çalıştırılır ve Kur’an’ın işaret ettiği tarihe rast gelen o zamanda anarşi ve terörün ilk numuneleri Türkiye’den ortaya çıkar. Ve Türkiye’de başlayan o ye’cüc me’cüc taifesi sonradan bizzat ABD’nin ve İsrail’in teşvikiyle genişletilerek dini-ırki ihtilafları için maşa olarak kullanılır.

    8*Burada bir not düşeyim. Beidüzzaman daha 1911’den başlayarak ve sonra manevi cihada başladığı dönemde eserlerinde belirttiği ve nihayet 1945 yılında CHP’ye yazdığı mektupla anarşi ve terör tehlikesine ısrarla dikkat çeker. Ve yazdığı eserlerinde Türkiye’nin başına musallat olacak iki tehlike olan dinsizilk ve anarşinin kökünün harici olduğunu vurgular. Bu tehlikenin siyaset ve diplomasi ile önlenemeyeceğini, bunun ancak dini ihya ve eğitimin durduracağını, önünü keseceğini belirtir. Çünkü şeriat-ı Ahmediye’yi (as) yasaklamakve şeriat-ı Muhammediye’yi (as) tahrip etmek Süfyan’ın başlıca politikası idi. Bu tutum daha sonra büyük deccal komünizme zemin hazırlar. Ve kalplerdeki iman sedleri yıkılınca 1961 yılından başlayarak terör ve anarşi baş belası olurken, Bediüzzaman 1990’larda bu tehlikenin zirve yapmaya başlayacağını Kur’an’ın işaretine istinaden açıklar. Ve öyle olur.
    Bu izahtan sonra devam edeyim. 1950’lerde Sovyet bloku bilad-ı Şam’da taraftar bulması İsrail’in genişlemesine engel teşkil eder. O zaman Sovyet blokunun çökertilmesi yolunu gidilir. Yani 2. Cihan Harbi sonrası varılan gizli anlaşma rafa kaldırılır. Azılı İslam düşmanı Nixon’ın güvenlik danışmanı Yahudi Henry Kissinger ortaya çıkar. O melun, siyaset ve diplomasi hüneri ile Çin’i dünya sahnesine çekerken, Siyonist ağırlıklı küresel sermaye tesis edilir. Bunun için 1973 Arap-İsrail savaşı tezgahlanır. O savaş sonrası başlayan enerji krizi sayesinde petrol kaynaklarını elinde tutan ABD’nin 2. Cihan Harbi’nde harcadığı parayı birkaç yılda çıkarır. Ve bu küresel sermayenin güçlenerek sahneye çıkmasına yol açar. Bu yetmemiş gibi Kıbrıs harekatı için yeşil ışık yakılır. Kıbrıs harekatı ile yeni dünya şartlarında rahat durmayan ve İslami uyanışa paralel çevresine sarkmaya başlayan Türkiye’nin savunmasına darbe vurmak ,silah ve savunma açısında zaafa düşürmek için 1975’ta silah ambargosu uygulanır. Ve Türkiye 10 yıl sonra İsrail’in savunma gereçlerine muhtaç hale getirilir.

    1975 küresel sermayenin doğuşu sonrası 1978 Washington Anlaşması ile dünyanın ekonomik kaynaklarına el konması hedeflenir. Yani servetlerin devlet sektöründen özel sektörün oradan da küresel sermayenin eline geçmesi hedeflenir. Bunun için gerekli siyasi zemin, neoliberal partiler başa geçirilerek sağlanır. Bu operasyona Türkiye’de dahil edilir ve 12 Eylül darbesi ile yeni bir dönem başlatılarak Özal’ın iktidara gelmesi sağlanır. Ancak Özal’ın, Menderes-Demirel gibi İslam dünyasına bakan yönü ortaya çıkınca, gladio kullanılarak önce suikast düzenlenir ölmeyince zehirlenir. Fetoşkeştayn fitnesini ilk teşhis eden siyasetçi de Özal olurken sonun da onların elinden olması çok ilginç.

    YanıtlaSil
  30. 9*Türkiye’ye karşı bu operasyon sürdürülürken istiklallerine kavuşan İslam ülkelerinin petrol kaynaklarının tamamen kontrol altına alınması ve bölgenin küçük küçük devletçiklere bölünmesi için 1979 Irak-İran Harbi tezgahlanır. Bütün bu gelişmeler karşısında zamanının geldiğini gören İsrail’in gizli planı Yinon ortaya çıkarılır. Çünkü Komünist blok 1975 Helsinki Senedi ile dağılmasına zemin hazırlayacak bir anlaşma idi. Nitekim 14 yıl sonra çöküp gitti. Batıda neoliberal iktidarlar sayesinde uygulanan ekonomik operasyonlar sonucu 1989’da Sovyet bloka çöker ve 1991’de tarihten silinir. Ortadoğu’daki Sovyet nüfusunun yok olması üzerine Türkiye dahil 9 ülkenin parçalanması ameliyesine hız verilir. Bu aynı zamanda 3. Melheme’nin başlangıcıdır. Şöyle:
    1990’da Iskoçya’da NATO toplantısında Komünizmin yerine İslam, baş düşman olarak ilan edilir. Bizim NATO’cu askerler bunu çanak tutar. 28 Şubat o zihniyetin ürünüdür. Balkanların da kan gölünü çevrildiği o tarihte sıra Irak’ın işgaline sıra gelir. 1990 Ağustos’unda Körfez Harekatı düzenlenir. Bu harekatla bölgede batılı ülkelerin gelecek operasyonları için sıçrama platformu yapılır. ABD askeri açıdan bölgeye yerleşirken Kuzey Irak ve Türkiye’yi karıştırmak için Kürt unsurlarını kullanır. Öyle ki, 1990’lar PKK terörü Türkiye’yi kasıp kavururken 4 ülkeden koparılacak topraklarla bir Kürt federasyonu için hazırlık yapılır. Bu arada Balkanlar da bölünmelere uğratılır. 1992 yılında ABD’de baba Bush’un seçimi kaybedip Bill Clinton’ın Başkan olması bilad-ı Şam’a yapılacak operasyonları tehir ettirir. Ama istikbal için bölge ülkeleri neocon-siyonist odaklarca karıştırılmaya devam edilir. 2000 yılında oğul Bush’un başa geçmesiyle 1992 yılında kalınan noktadan devam edilir. Ve 11 Eylül tezgahlanır. ABD istihbaratının hazırladığı bu komplo ile ilk önce Afganistan işgal edilir. Arkasında 3. Melheme’nin ikinci ayağı olan Irak işgali edilir. Öyle ki, bölgede yeni sınırları çizme noktasında emin gözüken necon-siyonist ağızlar resmen bölgenin yeniden şekillendirileceğini a çık açık söylerler. Yani 9 ülkenin 22 devletçiğe bölüneceğini ayan beyan ifade ederler. Türkiye için 28 Şubat’la elde edilen netice nedeniyle biraz daha ketum ve sinsice davranırken, birden bire Büyük Ortadoğu Projesi ortaya atılır. Görünüşte makul görünen proje Mısır ve Suudilerin tutumu ve buna ek olarak İsrail’in gönülsüzlüğü projenin yürümeyeceği anlaşılır. Öyle ki, Türkiye’nin bölgedeki varlığından ve önem kazanmasından rahatsız olan ve 2002 seçimleri sonrası yeni iktidar İsrail’i işkillendirir. İsrail bölgede kelimeye dikkat laik değil seküler güçlerle ve bir nevi sözde Müslüman olan ılımlı Müslümanlarla işbirliğini hedef alıyor. Çünkü dinin ihyası ülkeleri birleştirir. Bu da yalnız İsrail’in değil büyük planı Yinon’unu bile tehlikeye sokardı.

    İşte bu sebeple 2006’da Türkiye’nin bölgede arabuluculuğu arefesinde Gazze işgal edilerek bütün planları sona erdirir. Bu tarih çok önemlidir. Mehdiyet noktasından 2006 da bir dönemeçtir. Öyle ki bir yıl sonra sekiüler güçler harekete geçirilerek cumhurbaşkanlığı seçimi ile Ak Parti’yi tasfiyeye kalkışan neocon-siyonist odaklar, Fetoşun umacı gösterip sekülerleri kışkırtır. Ve kapatma davası ile Türkiye’yi içine kapatarak birbirini yeme Lozan politikasına döndürür. Ama Rum Suresi’nin 4 ve 5. Ayetleri hükmünü icra eder. Artık dönüş yoktur. Çünkü vakit gelmiştir. Ak Parti oylarında ve tavrında patlamalar olur. Öyle ki 1909’un 100. Yıldönümünde “One minute” ile bir devir kapanır. Bir yıl sonraki anayasa referandumu ile 1960 yılında başlayan o karanlık ve zifiri dönem tarihin çöplüğüne atılır. Öyle olmasaydı 2011’den başlayarak art arda gelen alçakça komplolar atlatılamazdı.

    YanıtlaSil
  31. 10*Irak operasyonu 2 milyon insanın canına mal olur. Bölge ülkeleri bu savaşın finansını ödemeye mahkum edilir değil zorlanır. Ve ayrıca Amerikalı bir sürü neocon-siyonist güdümündeki Amerikan güvenlik şirketleri Irak’ın 3’e bölünme sürecini hızlandırır ve Suriye için hazırlık başlar. Çünkü Suriye parçalanmadan bölgeye huzur gelmeyecekmiş. İşte Türkiye’deki gelişmeler ve Kürt açılımının berhava edilirken DAEŞ fitnesi tezgahlanır. CIA tarafından örgütlenen ve Libya’dan silah taşınan bu örgüt batı ve NATO müdahalesi için bahane olur. Bu devrede Türkiye’nin müdahale etmesi planlanırken İsrail’in ısrarı üzerine vaz geçilir. Bu arada 7 Şubat’la başlayan gezi ve 17-25 Aralık darbe süreci yüzünden Türkiye’de iktidar d İsrail’in ısrarı üzerine vaz geçilir İsrail’in ısrarı üzerine vaz geçilir eğişikliği tezgahlanır. Ve Türkiye’nin Kürt koridoru ile bölgeden izolasyonu gündeme gelir. Bu arada art arda komplolarla Türkiye’nin operasyonlarda kullanılması için 15 Temmuz darbe teşebbüslerine hız verilir.
    Bütün bunlar olurken Irak’ta bölünmesi konusu iyice belirgenleşir. İran’ın müdahalesi bölünmeleri artırırken Ürdün-Suudi-Körfez ülkeleriyle bir cephe oluşturularak İsrail’le iyi geçinen Türkiye’yi ikinci plana atan ittifaklar yapılır. Ve bilad-ı Şam’da üçüncü aşamaya geçilir. 2010-11’den beri bölge yeniden kana bulanır. Bu kez çok kararlı olarak işe girişen NATO ve müttefiki İsrail’den sonra Rusya’nın İran’la katılması meseleyi bayağı girift hale getirir.
    Bütün bunlar olurken Türkiye geçmişinden dersler alarak, savunmasına ağırlık vererek yeni bir pozisyona geçer. Burada 28 Şubat sürecinde İsrail’e askeri ihtiyacı açısından dilenci durumuna düşürülen Türkiye 2000’lerin başında bir kanadın uyanmasıyla 1990’larda planlanan savunmada yerli kaynaklara yönelme teşebbüsleri AK Parti’nin desteği ile hayata geçirilir. Bu arada Fetoşkeştayn çetesi silah üretiminde çalışan teknisyenleri öldürtür. Bu konuda çalışmalar yapan İTÜ heyetini yer aldığı Isparta uçağı esrarengiz bir şekilde düşer. Bu yetmemiş gibi deniz kuvvetlerinde yenilenme çalışması yapan bütün subaylar entrikayla hapse atılır. Buna rağmen 2002’de yüzde 9 olan yerli kaynaklardan savunma ihtiyacını karşılama oranı 10 yıl sonra yüzde 60’lara ulaşıp 2018 için yüzde 80’lik oranın tutturulacağı hesapları, dengeleri değiştirir. Öyle ki ABD’ni gizli CIA’sı istihbarat örgütü Starsfor geçenlerde bu konuda yazı yazarak endişelerini dile getirir.

    Şimdi Melheme’nin 3. aşamasındayız. Ve de geçen asrın başında ekilen dinsizlik tohumlarının imanlarda yaptığı tahribat ahir zamanın Ye’cüc ve Me’cüc taifesi batıdan ithalle Müslüman ülkelerde boy gösterdi. Her ne hikmetse önce Türkiye’de görülen ve Arap dünyasına ancak bu yeni asrın başında görülen bu güruh batılı emellere hizmet ederken, siyaset-diplomasi--emniyet güçleri şaşkın ne yapacağını bilememektedir. Marksist terörist modası Türkler’den Kürtler arasında 1970’lerin sonunda sıçradı. 1983’ten beri dış odakların provokasyonu ile başımıza bela olduğu gibi örnekleri İslam dünyasında da görülüyor. Düşünebiliyor musunuz, İslam’a bayraktarlık ve kılıcı olmak için 1000 yıl önce bilad-ı Şam’a ve Anadolu’ya akan Orta Asyalı kavimlerden bugün bol bol terörist gelmesi Komünizmle başlayan dinsizlik cereyanının neticeleri ibret-i aleme oluyor.

    NATO ve AB’deki sözde dost ve müttefiklerimiz bütün bu operasyonların içinde idi. Siyonist komplonun sonunu getiren ve bozan 2003 ve 2006 yılı oldu. Bütün bu oyunların arkasında bizzat ABD’de özellikle1929’dan başlayarak ekonomisine ve finansına, daha sonra dış politikasına, Pentagonu’na hakim olan Siyonist güçler enerji kaynaklarını sömürü bahanesiyle askeri-siyasi planlama ve uygulamaları hız kazandı. Neocon azgınlığı adeta tek başına Ortadoğu’yu doğramak için binbir komploların, entrikaların tezgahçısı oldu. Seçimle başa geçen ABD’li başkanlar onların planlarına mahkum oldu.

    YanıtlaSil
  32. 11*Siyonizmin ABD’ye hakimiyeti özellikle Başkan Kennedy suikasti sonrası ortaya çıkar. O tarihlerde Yahudi yandaşı Evangelistler ABD’nin siyaset ve dış politikasına hakim olmaya başlar. Ve Başkan Reagan zamanında zirve yaparak tam hakimiyet kurar. O tarihten beri Ortadoğu’da karışıklıklar başgösterir. Hepsinin temelenide İsrail’in güvenliği ve istikbali göz önüne alınır.
    Bu arada batıda Troçkizmin yeni bir türevi olarak ortaya Neoliberaller siyasete hakim olur. Sovyet sonrası batıda bu siyasi akım epeyce mesafe alır. İslamfobia hız kazanır. Küresel sermaye bu cereyan üzerinden oyunlara başlar. 2006’da Türkiye’nin bölgeye girerek politik sahnesinde yer alması siyonizmi ürkütür. Özellikle Ak Parti’nin yenilikçi milli politikaları batıyı endişeye sevk eder. 2006 Gazze operasyonu sonrası Türkiye’de süfyanizmin tükeniş darbesi yediği 2007’den sonra küresel sermaye ve Siyonizm bölge üzerinde çalışmaları yoğunlaşır. Türkiye’de Ak Parti’den kurtulma çabalarına önem verilirken, bölgeyi ateşe atacak sinsi planlar sahneye konulur. 2009 sonrası bölgede yeni fitne rüzgarları esmeye başlar. İsrail’in geleceği ve güvenliği için bölgeyi dizayn edilme çabaları artar. Bu arada batının iğrenç yüzü ortaya çıkar. İhvan-ı Müslimin’in Mısır’daki yükselişine darbe ile cevap verilir. Demokrasi diye yırtınan Batı’dan tek ses duyulmaz. Daha sona Libya ve Tunus karıştırılır. İşin garip tarafı neoconların tuzağına düşen Suudiler ve Körfez ülkeleri sun’i İran tehlikesi ve malum Yemen oyunlarıyla dize getirilir. Bu sırada Türkiye’de üst üste Ak Parti’yi devirme teşebbüsleri olur.
    Arap dünyasının geri kalmışlığı ve demokratik direncinin olmamasına karşılık Türkiye’nin askeri operasyonlara karşı milli-dini uyanış Ortadoğu’daki oyunları bozar. Ve bu tarihi bir dönüm noktası olur. Bu defa Türkiye’yi bölgeden izole edilmesi devreye sokulur. Ama yukarda belirttiğim gibi arka arkaya gelen bütün saldırılar akim bırakıldı. Bunda İlahi iradenin ve muavenetin rolü inkar edilemez. Son darbe teşebbüsü hem askeriye de hem milliyetçi camiaların da gözlerini açtı. Ve yepyeni bir milli ittifak doğdu. Bunun semeresinin 2019’da göreceğiz. Ve ondan sonra Ayasofya-Mescid-i Aksa-Kabe planı devreye girecek. Bu İlahi iradenin tecellisi ile olacak. Arada bazı nahoş hadiseler olabilir, ama batıda küresel deccaliyetin batıda ırkçıları kullanarak uyandırdığı İslamfobia’nın yanı sıra terör korkusuyla ülkeleri adeta birer polisiye devlet haline getirmek yeni dünya düzenin politikası olsa gerek. Ayrıca küresel sermayenin Avrupa’da neoliberallerin önünü ırkçılar kullanılarak açılmak isteniyor. Bu durum Avrupa-Amerika ayrışmasını yol açtı. Bu da ABD’yi panikletti. İpek Yolu ile ilgili iddialar tam doğru değil. Orta Asya’yı 30 yıldır kontrol eden zaten ABD idi. Fetoşkeştayn cemaati onların delaletiyle Orta asya’da onların egemenliği için çalıştı. O sırada “Duhan” kimi uyutuyordu? Ya son teröristler neden Orta Asya’da çıkıyor.
    Küresel sermayenin desteğini alan Almanya Türkiye’deki Rus uçağının düşürülmesinin ve 15 Temmuz darbe teşebbüsünün perde gerisinde rol oynadı. O da enerji kaynaklarına ulaşmak için Türkiye’nin şimdilik en azından iki bölünmesini istiyor. Kuzey Irak ve İran petrolünü Karadeniz’e akıtarak Avrupa’da Rus petrolüne alternatif hazırlamak derdinde. Ki bu planı 1986’dan beri var. Özal’a resmen AB’ye başvurmak isteğinde önce Dicle’nin batısının terk edilmesini talep ettikleri unutulmamalı.
    Bölgede Türk-Rus çatışması için Rus uçağını düşürme operasyonunu tezgahlamak en azından haberdar olarak Hollanda ile incirlikteki füzelerini çekti. Rus uçağını düşürme oyunu bozulunca da 15 Temmuz darbesine destek verdi. O da tutmayınca bunu bahane ederek, küresel sermayenin tavsiyelerine uyarak İncirlik’teki keşif uçaklarını Ürdün’e taşıyor. Niçin? Burada oynanan oyunun iyi anlaşılması lazım. 1-İsrail’in güvenliğine katkı. 2-Bölgede Türkiye’ye karşı cephe alarak Suudi-Mısır eksenine kayan Ürdün’e stratejik önem kazandırma.

    YanıtlaSil
  33. 12* Şimdi herkes oturmuş, Mehdi’yi bekliyor. “Armut piş ağzıma düş” havasında. O gelecekmiş ve ona biat edeceklermiş Canına yandığım o zaten Hilafeti Cenab-i Allah’tan almış ve hizmetini bize sormadan ve zorlamadan yapıp gider. Ortaya ise bitmiş tükenmiş bir alem-i İslam yerine uyanan ve şuurlanan bir alem-i İslam bırakır. Gerisi bizim ona zemin hazırlamamış kalır. Beklemek değil.
    Kiminin hayali şöyle: O gelecek elinde kılıcı gidip İsrail’i kıtır kıtır kesecek. Mübarek din alimi değil de, eli kanlı cellat sanki. Bütün bu işleri yapacak biz de kerevetine çıkıp muradımıza ereceğiz. Ağalar beyler, Mehdi’nin gelmesi için yani onun vazifesinin hayata ve en geniş daireye yaymak için zemin hazırlamamız lazım. Tam tamına 67 yıldır bekleyen Mehdi’nin fecr-i sadıkı bizim gibi “Duman” içindeki zavallıların uyanmasını bekliyor. Mehdi bir tasvvuf evliyası değil ki ufak tefek kerametler gösterip kendisi tanıtsın. Bırakın tanıtmayı kimliğini bile gizleyecek. O hizmet mi edecek, yoksa şahsi afra tafra atıp egosunu mu tatmin edecek? Ehl-i hizmet makama değil hizmete talip olur. Ödüllerini ise bizim kimi “Duman”zederelden değil Rabb-ül Alemi’nden alır. Çünkü avamın rızası değil rıza-yı İlahi esastır. Öyle olduğundan Mehdiye “Sen Mehdi’sin” dendiğinde bu hakikat çerçevesinde inkar edecek. Onun için saksıları iyi çalıştırmak lazım.
    İslam Deccali konusunda kafa yoran ve mesajlar bırakan Hz. Ali’nin, Besmele son harfine gelindiğinde ne olacağını söylemiş, Mehdiyet’in hayata geçişini soranlara ise ayağa kalkıp eliyle havada 9 işaretinden sonra sevinçle Mevleviler gibi dönmesi hangi tarihe bakar. Ve o tarihe denk düşen Bediüzzaman’ın 11. Şua’da Bakara Suresi’nin 257 ayetindeki “Allah iman edenlerin dostu ve yardımcısıdır” ayetinin ihbarına gelince. Bu ayetin Risale-i Nur’un hizmetine bakan yönlerine işaret eden Bediüzzaman cifirle işaret edilen hususu “Bu nüktenin bâki kısmı şimdilik yazdırılmadığının sebebi, bir derece dünyaya, siyasete temasıdır. Biz de bakmaktan memnuuz.” diye açıklamaktan imtina eder. Aslında 1417 Tağuti harekatının işaret ettiği 72 ay yani 6 yıllık döneminden sonra başlayacak yeni döneme aittir. İsterseniz bir hesap ediniz ve bulacağınız o tarihte ne olduğunu görürsünüz. 20 yıllık yeni bir sonun başlangıcıdır. Ayrıca 9 reisten sonra 10. Reisin zamanından itibaren 1417 sonrası başlayacak azam-ı hayır iktidarının müjdesinin hem Hz. Ali hem de Hz. Bediüzzaman vermiş. Her ne ise.
    Yani bütün bu tezgahları bozacak ve yeni devri başlatacak ihbarının yer aldığı Rum Suresi’nin işaratı herşeyi açıklıyor. Vakti ve saati gelince yani Türkiye hazır olunca yani “Duhan”dan Nur-u imanla kurtulunca bir gece İslam’ın bağrında bir çıban olarak duran ve bütün fitne hastalıklarının kaynağı olan o Siyonist ülkeye masumlara dokunmadan büyük bir darbe indirilecek. Onun öncesi de bazı Arap ülkelerinin uyanması lazım. Peki kim uyandıracak. Mehdi değil onun kumandanı Cehcah’tır. O aynı zamanda Ayasofya’nın da fatihidir.
    Aslında İlahi iradenin muradı hazır, yani İslam’a hizmetten 800’üncü yılında sapan Horasanlılar bayraktarlık vazifesine dönmesi gerekir. Bu da Nur-u Kur’an ile gerçekleşebilir. Bence 1 kasım ve 15 temmuz bunun yeni işaretleri oldu. Şimdi sıra gelecek Allah’ın zafer ve fethine. Onun da müjdesi Risale-i Nur’da vardır. Bu arada hatırlatayım. Ahir zamanın fitneleri, Deccaller vesaire hakkında tek sahih ve güçlü tevil kaynağı 5. Şua ile ona bağlı birkaç bahistir. İslam dünyasında hiçbir alim, veli, siyasetçi, hoca, evliya ilmen onun tevillerine yanaşamamıştır.

    YanıtlaSil
  34. 13*Dünyada Deccal için ilk ihbari esere 1909’da Bediüzzaman yazarken, Nakşi’nin Halidi kutbu onu 31 Mart’ta sadece hissetmişti. Ve 5. Şua’a 17 yıl sonra yeniden yazıldı. Ve Deccalin kimliğini ayan beyan açıkladı. Ama “Duman çok insanda hatta hoca ve şeyhlerin çoğunda anlaşılmayı engelliyor. Nur-u iman sahipleri hariç. O günden bugüne kimse onun seviyesine gelemedi. Sofi neşelenin mahsulü değil, Kur’an hakikatlerine uygun tevil esastır. Zaten Süfyan ve deccali bilemeyen ve tanımayan Mehdi’yi bırakın tanımayı, ona zeminini bile hazırlayamaz.
    Son söz “şu istikbal inkılâbâtı içinde en gür sedâ İslam'ın sedâsı olacaktır”
    Hakikat böyle iken bir meczup demeyelim enesinin şişkinliği ile günden güne sapan ve Mehdi’nin gerçek kimliğinin bildiği için kendine Kainat İmamlığı’nı yakıştıran münafığın enesini okşayan neocon-siyonistlere nasıl uşak olduğu anlaşılırsa, siyasi ve askeri değil, Kur’an hakikatlerine dayanarak hizmet ve ayrıca ittihad-ı İslam’a çalışmak, asayiş ve emniyet için muhalif olmadan destek vermenin emr-i İlahi olduğunu anlardı. Bunu geçtik ya onun mübarekliğine inanan binlerce insanın ne sarhoşu olduğu ve şahsa bağlanmanın bu zamanda ne büyük hata olduğunun sebebini “Duman” olduğunu anladılar mı acaba? Hatadan dönenler hariç hala dönmeyen alt tabakada olduğu gibi parrrrra ve şöhret için onun çevresinde dolanan abdestiz namazsız gerzeklere ne demeli? Bu kadar melanete rağmen elde ettikleri sıfıra sıfır onların imanı, İslami ve insani değerinin notudur.

    Her Ramazan’da mahallerde, meydanlarda kurulan iftar sofraları bundan senelerce önce kurulsaydı ne olurdu hiç düşündünüz mü? Medya ne yaygarası koparır, mülke amirler onların üzerine ne salardı? Peki şimdi bunlar niçin olmuyor? Hiç düşündünüz mü? Kur’an’ın tabiriyle hiç akıl ettiniz mi? Ne dersiniz bu “gür sedâ İslam'ın sedâsı”nın kerameti olmasın.


    YanıtlaSil
  35. Kaddafinin oğlunun serbest bırakılması boşuna değil bir göreve getirecekler.

    YanıtlaSil
  36. Kehf Suresi 19. ayette "Böylece onları uyandırdık" mealindeki كَذٰلِكَ بَعَثْنَاهُمْ cümlesinin ebced değeri 1438'dir.

    Yani bu yıl

    YanıtlaSil
  37. Uyanalım artık inşaAllah zaten bu ümmet yeterince uyudu

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 0 sofî gider, yerine o baldırı çıplak müflis gelir.

      (Dürrü Meknûn: İnci Dizileri, Muhyî’d-dîn İbnü’l-‘Arabî, s. 245)

      Sil
  38. Kılıçdaroğlu amerikadan kokuyu aldı. Harekete geçti. Depremler ülkemizi sarsarken asıl buyuk deprem büyük kumpasla geliyor.
    Ülkemiz kendini savunmaya çalışırken emri dışarıdan alanlar her fırsatta içerden vurmaya çalışıyor.
    Kimisi emri dışarıdan alıyor kimisi de emperyalizmin çıkarlarına paralel siyaset yapıyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Pentagonun şıkıştırmaları sebebiyle İngiltere (Katar) safına geçmiştik. Küresel sermayenin safına. KKda küreselcilerin Soros-TESEV vakfından transfer edilmişti CHPye. Elbetteki aynı zamanda küreselci FETÖnun kasetlerinin desteğiyle.
      AKP küreselci İngiliz, CHP küreselci Avrupa, FETÖ küreselci ABD yanlısı.Brexit-ten sonra taraflar karıştı

      Sil
    2. Mustafa kardeş Allah rızası için bu CHP’nin demokrasi dönemi öncesi uygulamalarını Mısır’ın sağır sultanı bile duydu da, demokrasiye geçildikten sonra bu ülke için külli veya cüz’i bir hizmetini gösterebilir misiniz?

      Milletin ona vermediği iktidarı nasıl alabildiği malum. Bunlardan biri darbecilik ise onun öncüsü sokağa çalıştırmak olduğu meydanda. Onu için kaset skandalından sonra kimin entrikası ve kurgusuyla CHP’nin başına geçtiği bilenen Kıcıkoğlu’nun başlattığı yürüyüşün adanı Adalet Yürüyüşü koymuş. Bu adalet değil atalet, yani çalışmama ve çalıştırmama yürüyüşü. Kaosa zemin hazırlama yürüyüşü. Bu şekilde iktidar mücadelesi yapılacağını sanıyorlar. Halbuki en sağlam muhbir ağız söylemiş. “Bu millet bir daha CHP’yi ihtiyarıyla iktidar yapmaz” Yani bile bile, isteye isteye iktidar yapmaz. Millet bunu 15 Temmuz ve 1 Kasım’da, yetmedi 16 Nisan’da sağlamasını yaptı. Onun için geriye ne kalıyor entrika. Onlar da ona başvuruyorlar. Netice alabilirler mi? Bana göre ne mümkün, ne kabil, ne de muhtemel. Onların ki züğürt tesellisi.

      Biliyoruz Kapatma davasından sonra 2011’den beri her yolu denediler, hava aldılar. Şimdi ataletle bir kez daha şanslarını deniyorlar. Ama hava alacaklar. Çünkü işari ihbar var. 90 sene sonra Rum galip gelir. 1922’nin, 1923’ün, 1924’ün 1925’in 1926’nin 1927’nin 90 yıl sonrası için kader zafer yazmış. Ya 2018 için ne var. Söylemeyelim onlara şok olsun. Tarihleri Rumi verdim çünkü Rumeli'nde Rumi takvim geçerli. Hicrilere gelince onlar şimdilik dursun.

      Her neyse Lozan devri kapanalı çooook oldu çoook. Bugün 15 Haziran, Türkiye’nin dar-ül harpten çıkışının 67. yılında. Yani Ezan’ın aslına rücu ettirildiği gün. Yani fecr-i sadıkın ilk müjdesi. Sonra ikincisi oldu. Üçüncüsü eli kulağında, atalet yapan kendine yapar. Bugün Allahü ekber sedasının yeniden Rumeli'nden arşa ulaştığı gündür. Fetih gününde ahı gitmiş vahı kalmış, gücü tükenenin ayağa kalkması na mümkün na.

      Surda bir gedik açtık mukaddes mi mukaddes
      Ey kahpe rüzgar artık ne yandan esersen es...

      Sil
    3. Yukarıdaki yazının havasının bozmamak için depremi ayrı bir yazı konusu yaptım. Şimdi bu Ramazan'da sıcakların zirve yaptığı bir ayda rahmet-i İlahi sonucu serin geçiyor. Genel temayüle rahmetle cevap veriliyor. Yani Cemal esma dizisinden Rahim ismi tecellisini gösteriyor. Böyle olunca Celal esma dizisinden hakim esmayı dengeleniyor. Ama birilerine de ikaz yapılıyor. Aslında Şubat’taki Çanakkale bir ikazdı. Anlaşılamadı ki, Manisa geldi. Yine anlaşılamadı 6.3 ile bir ikaz daha geldi. 6.3 büyüklüğü, yıkan bir deprem. Yani yıkıcı etkisi olan bir deprem. Rahim ismi tecelli edince yıkmadı. Şöyle: Ve genelde Türkiye’de depremlere 4 bin-12 bin metre derinlikte olurken bu sefer 20 km. derinlikte ve Karaburun açıklarında meydana geldi. 20 bin metre derinlikte bir deprem olması yıkıcı etkisini kırar. Rahim isminin cilvesiyle üstelik yanal değil yıkıcı etkisi daha fazla olan dikey olmasına rağmen yıkmadı. Cana mala zarar vermedi. Eğer bu deprem 10 bin metre derinlikte olsa idi üçte bir tahribat yapar ve yüzlerce ölü olurdu. Rahim ismi tecelli etti.

      Bu deprem kime ikaz olduğunu Ege’liler iyi düşünsün. Orada faylar neredeyse metre başıdır. Uyanmak lazım ve Hüda'nın emirlerine kulak vermek lazım. “Sana az geldi ezanlar diye ötsün mü bu can”

      Depremin yani zelzelenin oluş sebeplerinden biri de (İ…..) azınlığa düşmesi halidir. Veya manevi atalettir Acaba bu Ramazan'da böyle bir durum mu vardı da ikaz geldi?

      Sil
  39. Büyük amerikan yağmasında islam dini ve ümmeti tamamen safdışı edilmeye, tum islam coğrafyası talan edilmeye çalışılıyor. Suudi, mısır, bae emperyalizmin planlarına uygun davranmakla ayakta kalacaklarını saniyor.
    Şer görünen hadiseler inşaallah hayra dönecektir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Katar yeni bulunan kuzey doğalgaz sahasının bir kısmını İrana terketmiş, kendi bölgesini ise birkaç yıldır kullanıma kapatmıştı.Mart-Nisan aylarında ardarda Kuveyt ve İran bu bölgeleri yatırıma açtılar.Çok büyük bir rezerv olduğu için piyasaları karıştıracak.

      Suudi,Mısır ve BAE, ABDden bu kuzey sahasını yeniden kapatması için Katar ve İrana baskı yapmasını istemiş olabilir mi?

      Sil
  40. Büyük amerikan yağmasında islam dini ve ümmeti tamamen safdışı edilmeye, tum islam coğrafyası talan edilmeye çalışılıyor. Suudi, mısır, bae emperyalizmin planlarına uygun davranmakla ayakta kalacaklarını saniyor.
    Şer görünen hadiseler inşaallah hayra dönecektir.

    YanıtlaSil
  41. Zahiren şer görünen hadiselerde hayır vardır. Çanakkale ve manisa Ege depremleri uzun sürdü. Yavaş yavaş degil de bir seferde boşalsaydı ne olurdu Allah bilir. Büyük Izmir depremi.....

    YanıtlaSil
  42. Duman olayı çok carpici... Ahir zaman alemetinin en büyük ozelligi, İnsanların akıl tutulması yaşayacağı olaylar karşısında sendeleyip, yanlış örnek ve kıyaslama larla hakikatı öğrenmenin çok zor olacağıdır. Bunu Duman olayı ile iliskilendirmeniz muhteşem... ve Fetonun da en büyük yikimi bu zaten Teşekkürler Abdurrahim bey..

    YanıtlaSil
  43. şu ramazanda çok şeylere şahit olduk
    1-almanyada alman bnd koromalı protestan kilisesinin bir köşesinde kadın erkek karışık kadının imam olduğu İbn Rüşd-Goethe Camii açıldı
    almanya Diyalog ve Eğitim Vakfı’nın başkanı Ercan Karakoyun, Berlinli kadın hakları savunucusu avukat Seyran Ateşin desteği ile
    israil medyası bunu alkışladı http://www.takvim.com.tr/guncel/2017/06/18/fetonun-sapkinligina-israilden-alkis
    türkiyede zamanı ile gonca kuriş olayı gibi bir olay türkiyenin başını ağrıtması ihtimali beni korkutuyor
    2- istanbulda ramazan bayramında yapılacak LGBT yürüyüş yapacaklarmış geçmiştede chp ve hdp desteği ile bu yürüyüş ramazanda yapılması tahrik amaçlıdır
    3- gavur yugoslavyada dünyada milyonla müslümanın katline susarken erdoğanı savaş suçlusu olarak yargilanmasını istiyor hiyanetin başını yine almanlar çekiyor http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/dunya/558238/Almanya_dan__savas_sucu__davasi.html
    CÜMLENİZİN RAMAZAN BAYRAMINI TEBRİK EDERİM

    YanıtlaSil
  44. Mustafa bey suudi arabistanda veliaht prens degisti bununla ilgili bi seyler paylasmalisiniz bence simdiki kral olurse ic karisiklik sehzade kavgalari baslayabilir bilindigi gibi mehdi mekkede huruc edecek...

    YanıtlaSil
  45. Artık neye kimse bu siteye yazmıyor

    YanıtlaSil
  46. Cumhurbaşkanı Erdoğan:
    Maalesef müttefik dediğimiz, dost bildiğimiz ülkeler, Türkiye'nin bütünlüğüne göz dikmiş terör örgütleriyle iş birliği yapmakta sakınca görmüyorlar. Biz o silahlarla dökülen her damla kanın faturasını o silahların asıl sahiplerine çıkaracağız. Suriye'nin kuzeyinde, sınırlarımızda bir terör devletinin kurulmasına asla müsaade etmeyeceğiz. Bunlara destek verenler de bu gerçeği görecek. Bir taraftan NATO'da beraber olacağız, öbür tarafta terör örgütlerine destek sağlayacaksınız, bu nasıl iştir? O zaman bu NATO'nun yeniden gözden geçirilmesi lazım. .

    YanıtlaSil
  47. Suriye sınırına fırtına obüsü sevkiyatı

    Terör örgütü PYD’nin kontrolündeki Afrin bölgesinin karşısındaki Kilis’te sınırına Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından fırtına obüs topları sevk edildi.

    YanıtlaSil
  48. Suudiler İran’la savaşa hazırlanıyor!

    http://www.yenisafak.com/yazarlar/ibrahimkaragul/olaganustulukler-cagina-son-ornek-suudiler-iranla-savasa-hazirlaniyor-2038600

    YanıtlaSil
  49. http://www.yenisafak.com/yazarlar/ibrahimkaragul/olaganustulukler-cagina-son-ornek-suudiler-iranla-savasa-hazirlaniyor-2038600
    Bundan sonraki ilk kriz ‘bölgesel’ olacak

    Artık Irak gibi, gibi, Suriye gibi, Kuzey Irak gibi ülke ve bölge hesabı yapılmıyor. Her ülke için parçalanmış haritalar var. Bundan sonraki ilk kriz bölgesel nitelikte olacaktır. Bütün coğrafyayı kavuracak, birden fazla ülkeyi içine alacaktır. İşte Türkiye bu olağanüstülüklere hazırlanmak zorundadır, öyle de yapmaktadır.

    Bölgesel savaşın çıkış noktası İran-Suudi Arabistan savaşı olarak planlanmıştır. Suriye meselesi bir noktaya geldiği anda Basra Körfezi karışacak, birçok ülke İran tehditlerine maruz kalacaktır. Böyle bir felakette kitleler mezhep kimlikleri üzerinden harekete geçirilecek, savaş öyle pazarlanacaktır.

    Mekke Savaşları olarak planlandı

    Zaten Yemen’de Husiler üzerinden S. Arabistan’ı vuran İran, İsrail’e tehditler yağdırırken Müslüman ülkeleri işgal planları yapmaktadır. İran’dan Suriye’ye atılan balistik füzelerle Yemen’den S. Arabistan’a atılan balistik füzeler aynıdır. S. Arabistan ve Körfez ülkeleri işgal tehdidi altındadır.

    Son bir senedir bu tehlikeye dikkat çekiyorum. Suriye savaşının dünya savaşına dönüşeceğine, örgütlerin değil devletlerin harekete geçeceğine değindim. Öyle de oldu. Ama daha büyük bir tehdit vardı, İran-Suud savaşının aslında Mekke Savaşları olarak planlanması gibi. “Tanklar Kabe’ye dayanmadan” başlıklarıyla yazdığım yazılar hep bu korkunun eseridir.

    Katar krizinin gerçek sebebi Riyad’daki darbe ile netleşti. Yeni Veliaht, ki artık S. Arabistan’ı o yönetecek, İran’la savaşın hazırlıklarını yapıyor, İran’la ilişkide olan hiçbir ülkeye tahammül etmiyordu. Zaten, Mayıs’ta bir televizyon kanalında yaptığı açıklamada İran’ı İslam dünyasına egemen olmaya çalışmakla suçlayarak “Tahran’ın nihai amacının Mekke’ye sahip olmak” olduğunu söyledi.

    Selman’ın; “Topraklarımızda bir çatışma yaşanmasını beklemeyecek ve bu savaşın İran’ın topraklarında olması için çalışacağız” sözü çok önemliydi. Suudiler, “Nasılsa savaş bize gelecek, öyleyse biz savaşı onların topraklarına götürelim” diyordu.

    Riyad’daki bu değişiklikten sonra, İran-S. Arabistan arasında kısa süre içinde çok sert rüzgarlar esecek ve bu bütün coğrafyayı sarsacak. Herkesin çok dikkatli olması lazım..

    Sakın bunu mezhep savaşı zannetmeyin!

    Sakın bunu mezhep savaşı zannetmeyin. Sakın bunu Arap-Fars savaşı zannetmeyin. “Savaş İslam’ın kalbine yerleşecek, İslam kendi içinde savaşacak” tezlerini kim üretmişse onların planı da bu.

    İslam’a ait ne varsa; ülke, millet, kültür, değer, kutsal hepsini yok etmeye ayarlı bir üst proje bu. “Yanlışlıkla” fırlatılmış bir füzenin Kabe duvarlarına çarpması ya da İran tanklarının Kabe’ye dayanması, kesinlikle bu projenin içinde düşünülmüştür!

    Bizi, yeryüzünün Müslümanları olarak, başımızı kaldıramayacak ölçüde utanç içinde bırakmak istiyorlar!

    YanıtlaSil
  50. Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu: Türkiye'nin basit bir ülke olmadığını anlamalısınız
    Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Katar'daki Türk üssüyle ilgili 'Biz bu üslerin hedefinin amacının tüm Körfez'deki kardeşlerimizi dışarıdan tehditlerden korumak olduğunu söyledik. O ülkelere de zamanında 'Beraber koordine edelim' diye söyledik. Siz kendi aranızdaki çekişmeden dolayı Türkiye'yi de hedef alırsanız Türkiye'nin basit bir ülke olmadığını anlamalısınız.' dedi.

    http://www.star.com.tr/guncel/disisleri-bakani-cavusoglundan-katardaki-turk-ussuyle-ilgili-talebe-sert-tepki-haber-1231313/

    YanıtlaSil
  51. Ardan ZENTÜRK
    azenturk@stargazete.com
    “Derin NATO” darbe yapabilir mi?
    26 Haziran 2017 Pazartesi

    http://www.star.com.tr/yazar/derin-nato-darbe-yapabilir-mi-yazi-1231212/

    YanıtlaSil
  52. ABD Başkanı Trump, 20 yıllık Ramazan geleneğini yıktı

    ABD Başkanı Donald Trump, Ramazan ayında hiçbir iftar yemeğine ev sahipliği yapmayarak ABD başkanları tarafından 20 yıldır düzenlenen iftar yemeği geleneğini yıktı.

    http://www.turkiyegazetesi.com.tr/gundem/484619.aspx

    YanıtlaSil
  53. Yaktıkları Kur'an-ı Kerim'i kelepçeyle camiye astılar!
    ABD’de camiye yönelik ırkçı bir saldırı daha düzenlendi. Saldırıyı yapan ya da yapanlar, Kuran-ı Kerim'i yakıp kelepçeyle caminin giriş kapısına astı.

    ABD'nin California eyaletinde İslam karşıtlığı baş gösterdi. California'nın Sacramento bölgesinde bir camiye ırkçı bir saldırı düzenlendi.

    SALDIRININ GERÇEKLEŞTİĞİ YER POLİS MERKEZİNİN HEMEN YANINDA

    Saldırının fail ya da failleri, yaktıkları Kuran-ı Kerim'i kelepçeyle Mescid-i Annur İslam Merkezi'nin giriş kapısına astılar. Sacramento'daki en büyük İslam merkezi olan, polis karakolunun hemen yanında...
    http://www.turkiyegazetesi.com.tr/dunya/484586.aspx

    YanıtlaSil
  54. İngiltere'de bayramlaşanların arasına dalan kişi serbest bırakıldı
    İngiltere'nin Newcastle kentinde bayramlaşan müslümanların arasına dalan 42 yaşındaki kadının kefaletle serbest bırakıldığı açıklandı.

    http://www.haberturk.com/dunya/haber/1543320-ingiltere-de-bayramlasanlarin-arasina-dalan-kisi-serbest-birakildi

    YanıtlaSil
  55. ‘KÜRTLER AĞIR BEDEL ÖDEYECEK’

    Amerika’nın Suriye’deki son büyükelçisi (2011-2014) Robert Ford, Londra merkezli bağımsız Arap yayını Asharq Al Awsat’a verdiği demeçte “Kürtler Amerika’ya güvenmelerinin bedelini çok ağır ödeyecekler. Amerikan ordusu Kürtleri sadece DEAŞ’a karşı kullanıyor. Yönetim, ordunun kuzeyde bağımsız bir Kürt devletinin koruyucusu olmaya izin vermez” dedi.

    http://www.haberturk.com/yazarlar/serdar-turgut-2025/1542876-abdnin-kurt-karti

    YanıtlaSil
  56. Mekke’de terör saldırısı girişimi…
    Suudi Arabistan’ın Mekke kentinde terör saldırısı son anda önlendi.
    26 Haziran 2017 Pazartesi 00:08

    Al Arabiya gazetesinin haberine göre dün Dünya’nın en büyük camisi olan Büyük Cami’de teravi namazı kılındığı sırada camiye saldırmaya çalışan canlı bomba güvenlik güçlerinin açtığı ateş sonucu yaralı ele geçirildi.

    http://www.yeniakit.com.tr/haber/mekkede-teror-saldirisi-girisimi-348222.html

    YanıtlaSil
  57. Türkiye'de kurulacak tank fabrikasına Almanya'dan engel!
    Türkiye ve Almanya arasında bir süredir devam eden siyasi gerginlik iki ülke arasındaki ticari ilişkileri de etkilemeye başladı. Alman silah üreticisi Rheinmetall'in Türkiye'de kurmayı planladığı tank fabrikasını Alman Meclisi'nin Sur'daki operasyonları gerekçe göstererek veto etmeye hazırlandığı ileri sürüldü.
    http://www.yeniakit.com.tr/haber/turkiyede-kurulacak-tank-fabrikasina-almanyadan-engel-348161.html

    YanıtlaSil
  58. FETÖ'nün papazlarını deşifre etti!
    Belçika’daki FETÖ imamlarından Mustafa Okutan, Türkiye’ye gelerek itirafçı oldu. Örgütün Belçika şemasını deşifre eden Okutan, darbeci generallere kucak açan NATO’nun ‘imamını’ ifşa etti. Okutan, FETÖ-Vatikan bağını ise şöyle anlattı: “Örgütte görevli Şerafettin Pektaş, Vatikan’da özel eğitimle rahiplik diploması aldı. Bana bir sohbette ‘Cemaatin rahipleri de var’ dediler...”
    25 Haziran 2017 Pazar 08:51

    http://www.yeniakit.com.tr/haber/fetonun-papazlarini-desifre-etti-348067.html

    YanıtlaSil
  59. Devletimiz abd ninde batınında niyetinden haberdar ancak caresiz
    iyi kötü 300 kadar f-4-5-16 savaş uçağımız
    4000 kadar m48(1948 model demek)m-60 ve leopartankımız var bunlar imkanlar kadar modernize edildi abd ve batı menşeeli silahımız var natodan ayrılsak veya çıkarılsak en az 500 milyar dolar para ve 30 yıl lazım
    şükür motor hariç çok parçası yerli 155 lik obüs savaş helikopteri silahlı iha mühimmat üretmeye başladık
    ancak kıyamet 3 yıla kalmadan patlayacaka benziyorki
    inşallah japon körfezi veya ukrayna patlar
    savaş halinde lüks rezidansların 40ıncı katında oturan biri hidroforlar çalışmayacağı için bir damla su bulamayacak aşağıyada yayan inip çıkacak veya jenaratörlerine yakıt bulabildiği kadar dayanacaklarki en kral jenaratörün kapasiteyi maksimum 8 saat götürebilir
    lüks araçlar benzin bulamayacak otoyollar kilitlenecek
    böyle bir durumda metropollerden en emin kaçış trenler olur
    1923 den ta 2003 e kadar 1950-1960 arası zayi edildi mendres demirelin özalın ilk dönemi ve tayyip hükümeti zamanı hariç zaman zayi edildi
    inşallah akdeniz den petrol veya gaz buluruz
    salt şanghay beşlisine katılmakla işimiz yoluna girmez
    çinden 10 alıp iki satarsak yeni dolarımız yuan olur ruble olur
    malesef savunma sanayimizi yeni yeni bir şeyler yapmaya çalışıyoruz ondada geç kalmışız özellikle yakıt teknolojisi metalurjide geriyiz yaptığımız bir füze 400 km menzilli ve 2 mach hızında ise aynı ürünün abd ve rus muadili 1000 km ve 7 mach hıza sahip
    motorda ise işin başındayız
    ukraynadan güney koreden italyadan bir şeyler kapmaya çalışıyoruz
    devletimiz yaklaşan tehdit ve tehlikeyi görüyor canını dişine takıp çalışıyor.ancak gavur uyandı
    malesef gavur çok miktarda satılık adam buluyor ve elimizi biliyor
    dilerim devletimiz bir savaşdan mümkün olduğunca kaçınır
    çevremiz çeşitli makam ve rütbede devleti bir pula satacak insanlarla dolu ve bunu ibadet ve bağlılık adına yapacaklar kaçı ordudan emniyetten memuriyetten atıldıki ypgli lere daha dokunuladı bile
    evet 3-5 yıl ömrü olanlar tarih yaşayacakları günlerimiz geliyor

    YanıtlaSil
  60. çin ordusu bugün hindistan topraklarına girmiş ancak mevzi ve kısa süreli bir savaş olabilir çin şangay 5 lisinde
    hindistanda burada gözlemci

    YanıtlaSil
  61. Katar krizinin asıl nedeni
    Serdar Turgut
    Habertürk

    http://www.haberturk.com/yazarlar/serdar-turgut-2025/1543647-katar-krizinin-asil-nedeni

    Katar ile Suudi Arabistan arasındaki krizin nedeni Suudi Aramco petrol şirketinin halka arzı ile ilgili ekonomik kaygılar. Katar ekonomisi doğalgaza, Suudi ekonomisi petrole dayanıyor. Doğalgazın geleceği parlak iken aynı şey petrol için geçerli değil...
    Bu yüzden yeni Suudi veliahtı Arabistanın petrole bağımlı olmaktan çıkarmayı hedefliyor.

    YanıtlaSil
  62. Pentagon: Suriye'de kimyasal silah tespit ettik
    Pentagon, geçtiğimiz Nisan ayında gerçekleşen kimyasal saldırıda kullanılan Suriye'deki Şayrat Hava Üssü'nde kimyasal silahla ilişkili faaliyetler görüldüğünü açıkladı

    http://www.haberturk.com/dunya/haber/1543638-pentagon-suriye-de-kimyasal-silah-tespit-ettik

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. NYT: ABD Suriye'yi vurmaya hazırlanıyor

      The New York Times gazetesi ABD'nin Esed rejimi ve kimyasal silah ile ilgili açıklamasını değerlendirdi. Gazeteye göre bu 'ABD'nin Suriye'yi yeniden vurma ihtimaline hazırlanıyor olabileceğini' gösteriyor.
      http://www.timeturk.com/nyt-abd-suriye-yi-vurmaya-hazirlaniyor/haber-684799

      Sil
  63. Rus petrol devi Rosneft siber saldırı altında
    Rusya'nın en büyük petrol şirketi olan kamu idaresindeki Rosneft sunucularının çok büyük bir siber saldırı altında olduğu ve bu duruma "Petya" isminde bir virüsün neden olduğu açıklandı

    http://www.haberturk.com/ekonomi/teknoloji/haber/1544067-rus-petrol-devi-rosneft-siber-saldiri-altinda

    YanıtlaSil
  64. FETÖ'cü kadından sokak çağrısı

    Kemal Kılıçdaroğlu'nun sözde adalet yürüyüşünün asıl hedefi bir kez daha belli oldu. Yürüyüşe katılan FETÖ'den tutuklu bir zanlının annesi örgütün de hazırlık içerisinde olduğunu itiraf ederek herkesin sokaklara dökülmesi gerektiğini söyledi.

    http://www.takvim.com.tr/guncel/2017/06/27/fetocu-kadindan-sokak-cagrisi

    YanıtlaSil
  65. Sınır ötesi operasyon hazırlığı

    TSK ve ÖSO, Ramazan Bayramı’nın ardından terör örgütü YPG/PKK kontrolünde bulunan Tel Rıfat-Afrin ve Minig Hava Üssü’ne operasyon düzenlemeye hazırlanıyor

    http://www.takvim.com.tr/guncel/2017/06/27/sinir-otesi-operasyon-hazirligi

    YanıtlaSil
  66. Ayasofya için açıklama yapan Amerikan devleti sürekli camileri bombalıyor!
    http://www.yenisafak.com/yazarlar/tamerkorkmaz/ayasofya-icin-aciklama-yapan-amerikan-devleti-surekli-camileri-bombaliyor-2038674

    YanıtlaSil
  67. “Din Elden Gidiyor” mu?
    MAK Danışmanlık anket şirketi 12-18 Haziran tarihleri arasında “Türkiye’de toplumun dine ve dini değerlere bakışı” başlıklı bir anket yaptı. Sonuçlar doğrusu çok anlamlı. Bir kısmını görelim:

    http://www.yeniakit.com.tr/yazarlar/abdullah-yildiz/din-elden-gidiyor-mu-19987.html

    YanıtlaSil
  68. Kara Kuvvetleri'nin 2226. yıl dönümü videosu herkesi duygulandırdı
    Savunma Bakanlığı resmi twitter hesabından "Millî imkânlarla geliştirilen modern silah sistemleri ile gücüne güç katan Kara Kuvvetlerimizin 2226. kuruluş yıl dönümü kutlu olsun." notuyla paylaştığı video sosyal medyada yoğun ilgi gördü.
    27 Haziran 2017 Salı

    http://www.yeniakit.com.tr/haber/kara-kuvvetlerinin-2226-yil-donumu-videosu-herkesi-duygulandirdi-348966.html

    YanıtlaSil
  69. Hollanda Srebrenitsa'daki askerlerini suçlu buldu!

    Hollanda Mahkemesi Srebrenitsa katliamına sessiz kalan 'barış gücü' kuvvetini suçlu buldu.

    Lahey Temyiz Mahkemesi, 2014'te bölge mahkemesi tarafından verilen Boşnak erkeklerin ölümünden Hollanda hükümetinin "kısmen sorumlu" olduğu kararını onadı.

    http://www.timeturk.com/hollanda-srebrenitsa-daki-askerlerini-suclu-buldu/haber-684747

    YanıtlaSil
  70. CHP yürüyüşünde kirli tezgah!

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun sözde adalet yürüyüşü adı altında planladıkları kirli tezgah gün geçtikçe ortaya çıkıyor. 'Adalet' süslemesiyle çıkılan yolun sonunda kaos planları yapılıyor. PKK ve FETÖ destekli yürüyüşün İstanbul'a varış tarihini 15 Temmuz'a hedefleyen kaos ittifakı büyük bir provokasyonun fitilini ateşlemek istiyor...
    http://www.takvim.com.tr/guncel/2017/06/28/chp-yuruyusunde-kirli-tezgah

    YanıtlaSil