.

ALLAH; DEVLETE, MİLLETE VE ORDUMUZA ZEVAL VERMESİN

1 Mayıs 2017 Pazartesi

BATI'NIN VE BATILILAŞMANIN GERÇEK YÜZÜ

MUSTAFA NECATİ ÖZFATURA
Türkiye Gazetesi

Dış Politika

Batı ve Batılılaşmanın tahlili aslında ciltlere sığmaz ölçüdedir. Ancak çok kısa da olsa sizlere bu mevzuda bir iki şey söylemek isterim... Hıristiyan Batı’nın İslamiyete ve ona hizmetle şereflenen Türk milletine düşmanlığı yeni değildir çok eskilere dayanır. Bu düşmanlık ve kin, mevcut şartlara göre taktik ve strateji değiştirmiştir. Ama asla sona ermemiştir. Ermesi de mümkün değildir. Her geçen gün çığ gibi artmaktadır.
CHP iktidarının 1000 yıllık Türk İslam medeniyetini yıkarak Batılılaşma maskesi ile bu asil milleti tarihinden, dininden, dilinden, millî ve manevi değerlerinden koparmıştır. Bu değerler ise bir milletin olmazsa olmaz değerleridir. Gelecek, geçmişe dayanır. Bitkilerde kök ne ise tarihten gelen değerleri de bir milletin kökleridir. Tarihte olmak tarih ile beraber olmaya bağlıdır. Jön Türkler, Tanzimatçılar, İttihat Terakki ve onların temsilcileri CHP ve bu zihniyeti devam ettirenler Batı’yı taklit ile İslamiyete ve Türkiye’ye karşı en büyük suçu işlemişlerdir.
Allahü teala Kur’an-ı azimüşşanda “Şahsiyetini feda etme, hiç kimseyi de taklit etme, muktedabih (kendisine uyulan) bir ümmetsin, taklit olursunuz fakat taklit edemezsin.” (Âyet-i kerime meali) Ve Hıristiyan Batı potasında eriyen yerli ve millî olmayan aydınlar Allahü tealaya isyan ettiler. Allahü zülcelal hazretleri Kur’an-ı kerimde “Öyle bir kavim getireceğim ki, onlar Allah’ı severler Allah da onları sever” buyurmuştur. İslam âlimleri 1000 yıl İslamın bayraktarlığını yapan, İslamiyete hizmet ve Müslümanlara muhafızlık yapan Türk milletinin bu müjde ile şereflendiğinde ittifak etmişlerdir. Jön Türk, Tanzimat, İttihat Terakki, CHP ve onların zihniyetindeki gafiller bu milleti (çok azı hariç) bu nimetten mahrum ettiler. Allah sevgisi yerine nefis ve çeşitli şeylere yönlendirdiler. Bazılarını putlaştırdılar. Küçümsenmeyecek bir kısmını  Allahü teala ve Sevgili ve Şerefli Peygamberimize (sallallahü aleyhi ve sellem) düşman yetiştirdiler. Islaha muhtaç kişiler İslamiyeti ıslah projesi (layihası) hazırladılar. 30 senelik bir proje ile "Allah ve Peygamber ismini bile unutturacağız" dediler. (İnönü’nün Sofya ziyaretinde)
CHP’nin İslam harflerini kaldırmak başta olmak üzere "devrim" diye yaptığının hepsi, halkı İslamiyetten koparmak için yapılmıştı. Devrimler İngilizlerin isteği ile yapıldı. İngiltere devrimlerden ve hilafetin kaldırılmasından sonra Avam ve Lordlar Kamarasında Lozan’ı tasdik etmiştir. Lozan’dan dönen İngiliz heyeti başkanı Lord Curzon, Lordlar ve Avam Kamarasında hesaba çekildi. "Türkiye’ye nasıl bağımsızlık verirsin?" sorusuna karşılık şu cevabı verdi:
“Lozan’da Türkiye’nin elinden yer altı ve yer üstü servetlerini aldık. Ve yakında onları bize benzeterek en güçlü servetleri olan Kur’anı ellerinden alacağız ve İslamiyetten koparacağız. Sabırlı olun ve bekleyin...” (Bu sözleri üzerine ayakta alkışlandı.)
Karabekir Paşa’nın hatıralarında İnönü, Karabekir’e "Batı’nın desteği için Bulgarlar gibi Hıristiyan olalım" demiştir. Ankara Garı salonunda Mustafa Kemal başkanlığında bakanlar kurulu ve üst düzey bürokratlar Teşkilat-ı Esasiyeyi (Anayasa)da değişikliği konuştu. Karabekir hariç "Türkiye’nin dini İslam kalsın" diyen olmadı!.. Hıristiyanlıktan Protestanlık gelsin teklifleri oldu. Peki neden Protestan? Çünkü Protestanlıkta temel vahiy değil akıldır. İbadet şart değildir. Ve Protestanların fıkhı yoktur. Herkes istediği gibi yaşar. Halide Edip Adıvar ile yapılan röportajda itirafı: “CHP’li bir ileri gelen Protestanlığı methetmemi istedi. Ben bu manevi yükü yüklenemem dedim...”
Samsun’a çıkanlardan Hüsrev Gerede hatıralarında “Harf devriminin halkı Hıristiyan yapmak için yapıldığını” itiraf eder...

Batı’nın ve Batılılaşmanın gerçek yüzü -2-

Bugün diz boyu ahlaksızlık, cinayetler ve kötü alışkanlıkların gerçek suçlusu Jön Türkler, Tanzimatçılar, İttihat Terakki, CHP, yerli ve millî olmayan Batı’nın devşirme aydınlarıdır. Tarihin seyri içinde yüzü aşkın Türk Devletinin tamamı içeriden yıkılmıştır. Hristiyan Kiliseler Birliği Genel Kurulunda başkanın itirafı şöyledir: “803 yıllık Endülüs’ü ve 622 yıllık Osmanlıyı yıktık. Türkiye’yi de yıkacağız. Anadolu Türklere bırakılmayacak kadar bizim için önemlidir.”
Geçmişteki Haçlı ordusu Hristiyan idi. Şu anda Haçlı ordusu PKK, DEAŞ, DHKP-C, FETÖ, yerli ve millî olmayan aydınlardır. Batı’nın Türkiye’ye dost olmasını beklemek akrepten bal yapmasını beklemek gibidir. Şu anda Türkiye’ye karşı Hristiyan Batı dünyası savaş açmıştır. Birlik ve güçlü olmaya mahkûmuz. Umutsuz olmayın yarınlar bizimdir. Zaman bizim lehimize işliyor. 21. Asır Türk-İslam Dünyasının asrı olacaktır. “Öyle bir kavim getireceğim ki, onlar Allah’ı sever Allah da onları sever” müjdesi İnşallah gerçekleşecektir. Reçetesi bellidir: Âlemlere rahmet olarak gönderilen güzeller güzeli Sevgili ve Şerefli Peygamber Efendimizin ahlakı ile şereflenmek ve tebliğ ettiği emir ve yasakları aşk ile yerine getirmektir. Seyyid Abdülhakim Arvasi hazretleri buyurdu ki: “Osmanlının İslamiyete hizmeti Eshab-ı kiramdan (rıdvanullahi teala ecmain) sonra gelir. Makamları ise Tabiinden (Kuddise i sirruhuma) sonra gelir. Ben Ehl-i Beytim. Şayet dünyada hiç Türk kalmasa idi Türklüğü temsil etmekle şeref duyardım. Ama asla ve asla Jön Türk olmazdım.”
Jön Türkler, Tanzimatçılar, İttihat Terakki, CHP ve bu zihniyeti taşıyanlar bu asil milletin İslamiyete hizmetle şereflenmesini önlediler. Ve bazılarını İslamiyete düşman yaptılar. 803 yıllık ilim deryası Endülüs, Hristiyanları taklit ettiği için yıkıldı. 622 yıllık Osmanlı Batı’yı taklit ettiği için yıkıldı. Bizans, Roma’yı taklit ettiği için yıkıldı... CHP’nin yaptığı devrimler halkı İslamiyetten koparmak için yapıldı. Metin Toker’in “İnönü Hatıraları cilt-2 sayfa 213" 
Referandum öncesi ve sonrası Hristiyan Batı Türkiye’ye savaş açmıştır. CHP Batı’nın müttefiki olmuştur. Hayır oyu veren inançlı kişiler ise dolaylı olarak Hristiyan Batı’ya destek vermişlerdir. CHP çifte standartlıdır. Geçmişte mühürsüz zarflar geçerli olsun diyen (vesikalarla sabit) CHP, bu sefer geçersiz olsun diyor. CHP cumhuriyetin kurucusu değildir. Cumhuriyetin kurucusu Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyetidir. CHP daha sonra kuruldu.
51.4'ü az gören CHP’ye hatırlatırız: Mustafa Kemal sadece ve sadece 1 oy farkla Türkiye Büyük Millet Meclisi Reisliğine seçildi. Halen Batı afyonu ile uyutulan bazı gafiller Türkiye’ye hazırlanan tuzağı göremiyorlar. Mesele Erdoğan değildir. Erdoğan ara hedeftir. Asıl hedef Türkiye’yi bölmek, yıkmak yeniden Türkiye’yi Batı’nın vesayeti altına sokmaktır. Nihai hedef ise İslam Dünyasını esaret altına almaktır. Çünkü Türkiye yıkılırsa bu hedefe ulaşılır...
Erdoğan’ı sevmeyebilirsiniz. Tenkit edebilirsiniz. Ama şu anda Türkiye’ye Hristiyan Batı Haçlı Seferi açmıştır. Haçlı ordusuna karşı savaşanların başkomutanının emrinde ve ona destek vermeye ve yanında olmaya dinen mahkûmuz. Savaştayız tiyatro sahnesinde değiliz. Ne zaman uyanacaksınız? Mazlumların sığınağı Türkiye’dir. Bizim sığınacak yerimiz yoktur. Haçlı ordusunun yanında mısınız? Yoksa karşısında mı? Gafletten uyanalım. Allahü teala; Batı’nın ve onun haçlı ordusu olan PKK, DEAŞ, DHKP-C, FETÖ, yerli ve millî olmayan Batı’nın devşirme aydınlarının şerrinden ülkemizi ve halkımızı korusun. (Amin)

http://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/m-necati-ozfatura/596530.aspx
http://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/m-necati-ozfatura/596588.aspx

41 yorum:

  1. Son cümleler önemli..
    Erdoğan'ı sevmeyebilirsiniz..
    Ancak Türkiye haçlı orduları ile savaş halindedir.
    Erdoğan düşmanlığı doğrudan doğruya Türkiye ve islam düşmanlığıdır. İsterse kendine islami parti, grup vs. ne derse desin, değişmez.
    Kimin tarafındasınız ondan sayılırsınız.

    YanıtlaSil
  2. 1* Mustafa Necati Özfatura’nın bu yazısını özellikle 1960 sonrası doğanlar iyi okusun. Ve son iki yüz yılın encamını bilmeyenler de. Son iki yüz yılı gayet özet olarak milliyetçi-muhafazakar gözle tasvir ederken bazı tesbitlerde bulunmuş. Ama manalandırmamış. Yani hükmünü vermemiş. Onun tesbitleri arasında yer alan 4 tanesi şöyle:

    1-1000 yıllık Türk İslam medeniyetini yıkarak Batılılaşma maskesi ile bu asil milleti tarihinden, dininden, dilinden, millî ve manevi değerlerinden koparmıştır.
    2-Tanzimatçılar, İttihat Terakki ve onların temsilcileri CHP ve bu zihniyeti devam ettirenler Batı’yı taklit ile İslamiyete ve Türkiye’ye karşı en büyük suçu işlemişlerdir.
    3-İslam harflerini kaldırmak başta olmak üzere "devrim" diye yaptığının hepsi, halkı İslamiyetten koparmak için yapılmıştı. Devrimler İngilizlerin isteği ile yapıldı.
    4-Karabekir Paşa’nın hatıralarında İnönü, Karabekir’e "Batı’nın desteği için Bulgarlar gibi Hıristiyan olalım" demiştir. Ankara Garı salonunda Mustafa Kemal başkanlığında bakanlar kurulu ve üst düzey bürokratlar Teşkilat-ı Esasiyeyi (Anayasa)da değişikliği konuştu. Karabekir hariç "Türkiye’nin dini İslam kalsın" diyen olmadı!.. Hıristiyanlıktan Protestanlık gelsin teklifleri oldu. Peki neden Protestan? Çünkü Protestanlıkta temel vahiy değil akıldır. İbadet şart değildir. Ve Protestanların fıkhı yoktur. Herkes istediği gibi yaşar. Halide Edip Adıvar ile yapılan röportajda itirafı: “CHP’li bir ileri gelen Protestanlığı methetmemi istedi. Ben bu manevi yükü yüklenemem dedim...”

    Şimdi bunların ne anlama geleceğine dair ben de ilaveler yapayım. O ilavelerin birincisi şudur “Ümmetimin ömrü 1.5 gündür” yani 1500 senedir. Kur’an’ın İbrahim Suresi, İslam’ın galibane hüküm süreceği sürenin, Abdülhamid’e kadar devam edeceğine işari olarak belirtir. Yani 1. Ayetin sonundaki, “Azizün Hamidün” işari olarak yıkımın Sultan Abdülaziz ile başlayacağını ve Abdülhamid ile son bulacağına bakar. İbrahim Suresi 14. Suredir. Özellikle ilk 4 ayeti 14. Asrı yani 1300’lü yılları tasvir eder ve işari bakar. O surenin 3. Ayeti ise bu asırda olacakları şöyle niteler:

    “Onlar, dünya hayatını âhirete tercih eden, halkı Allah'ın yolundan alıkoyan ve o yolu eğri göstermeye çalışanlardır. İşte onlar pek derin bir sapıklık içindedirler” Bu ayet işari olarak deccallerin zamanına güçlü amarelerle işaret ediyor. Dikkatinizi çekerim bizzat decallere. Hem büyük hem de küçük decalleler. Peki bunlara karşı kim koyar? O da şu ayette ile anlaşılıyor:

    “Biz her bir peygamberi, onlara dinlerini açıklasın diye, kendi milletinin lisanıyla gönderdik. Sonra Allah dilediğini saptırır, dilediğini doğru yola iletir. O her şeyin mutlak galibi ve sonsuz hikmet sahibidir.”

    Yani Hz. Mehdi. Çünkü Cenab-ı Allah ne yaptığını izah edip bu olaylarda hangi ismini nazara veriyor? Hakim. Bu isim Hz. Mehdi’nin ism-i azamadır. Bir ilginç husus şu: Yeni bir Peygamber gelmeyeceğine göre bu hizmeti kim yapacak? Bu Hakim ismine mazhar zat kim? Hz. Peygamber’in torunu Al-i Beyt mümessili Hz. Mehdi. Aynı zamanda varis-i Muhammed’dir. (as) Yani 13. Müceddit. Din onunla ikmal olacak zat. Yani din onunla tamamlanacak. Onun açıklayacağı son Kur’an hakikatleri ile. Ne zaman? 14. Yüzyılda yani 1300’lerde.

    YanıtlaSil
  3. 2* Peki Muhterem yazarın sıraladığı o cümleler neyi anlatıyor? Anladınız değil mi? Peki niçin protestanlık tercih ediliyor da, Katoliklik değil. Çünkü Protestanlık kelimeni tam anlamı ile Yahudi fitnelemesi sonucu Hıristiyanlıkta Yahudi dostu bir mezhep olarak 1515’ten sonra ortaya çıkar. Yani Yahudileri düşman kabul eden ve Hz. İsa’nın katili diye inanarak onlara kin ve düşmanlık besleyen Katolikliğe karşı. O zaman edindikleri servetlerle Avrupa’da yaşamak için Yahudi dostu bir mezhep lazım. İşte o mezhebi Alman Martin Luther’e kurdurdular. O, Yahudileri düşmanlık etmeyip onlarla işbirliğini yapılacağını hükme bağlayan bir Hıristiyan mezhep kurucusu. Kim gibi. Fetoş Gülen gibi. Yani Yahudi yönetiminde İslam’da Yahudi’ye düşmanlık beslemeyen bir klik.

    Ondan önce Yahudi’yi dost kabul eden mezhep kime teklif edilmiş? CHP’lilere. Niçin Katoliklik değil de Protestanlık? Sebebini şimdi anlaşıldı değil mi? Ne diyordu İlk İsrail Cumhurbaşkanı “Biz 20 yüzyılda önce TC’yi sonra İsrail’i kurduk”. Abdülhamid’i kim tahttan indirdi? Siyonist-Mason-İttihatçı güruh. Onların vesayeti 1990’lardan hemen önce zayıflayınca bu kez Fetoş Gülen’i CIA vasıtasiyle monte ettiler.

    Özfatura’nın yazı yazdığı gazetenin kurucusu merhum Enver Ören. O 1980’lerin sonunda Özal’a şu soruyu yöneltti? “Abi niçin bunlara yakın olup muhatap oluyorsun?” Özal’ın cevabı: “Ne yapayım Enverciğim, bunları ABD kullanıyor, kontrol etmek için yakınlık gösteriyorum. Memlekete bir zarar vermesinler diye”. Peki Gülen çetesi bunun duyunca ne yaptı? İhlas Holding gibi holdingleşip 10 yıl sonra Enver Ören’in İhlas Holdingin’i batırdılar.

    Şimdi asıl meseleyi geleyim. Yukarda iktibas ettiğim birinci madde ne idi? “1000 yıllık Türk İslam meıdeniyetini yıkarak Batılılaşma maskesi ile bu asil milleti tarihinden, dininden, dilinden, millî ve manevi değerlerinden koparmıştır.” Ey Mehdi avcıları Mehdinizin olabilmesi için Deccal’in olması lazım. İşte Deccali o zaman arayın. Onu bulunca ona karşı ilk direnişi kim yaptı? Onunla kim münakaşa edip gerçek kimliğini tarihte ilk kez teşhis etti? Onu bulursunuz.

    Bakın Abdülhakim Arvasi çok mübarek bir zattır. Necip Fazıl gibi bir berduş şairi manen etkileyip Kur’an vi iman hizmetine koşturmuş biridir. Ama o zamanki siyasete karşı kem küm etmekten başka bir şey yapamamıştır. Gücü yetmemiştir, ayrıca onlara karşı gelememiştir. Odan sonra ki dönemde o zatın hattından gelenler onların muhaliflerine destek olmuşlardır. Böyle mühim bir evliyanın etkisiz kalmasındaki sır nedir? Ehl-i İslam’ın o güne kadar gerileyerek gelen idrak yetersizliği. Yani takatlarının fevkinde insanlığın en büyük fitnesinin karşısında yetersiz ve aciz kalmaları. İşte o zaman İbrahim 4’teki hüküm devreye girer. Arap olmayan bir millete yani Süfyan fitnesine muhatap olan o millete onun dilinden Kur’an hakikatlerini açıklayan eserler gelir.

    Meseleyi böyle anlamak lazım. Böyle mühim bir siyasi akımın hem iktidar, hem ömrü için ayetle işaret var. O partinin ömrünün 57 yıl olacağı ve 1980’de kapatılacağı işari ve ebcedi olarak. Ayrıca bir hüküm daha var. 1949’da o siyasi akımın manen öleceği ve ondan 57 yıl sonra Rum mağlup oldu ayetinin 100 yılında tamamen iflas edip etkisiz hale geleceği yine Ankebut Suresi’nin 57. Ayetinin, mana mertebelerinden biri olarak anlaşılıyor.

    YanıtlaSil
  4. 3* Bu ayetin bir işari manası daha var? “Her nefis ölümü tadacaktır” ayeti 16 harf. 16 yıl hüküm süren bir büyük adam 57 yaşında ölecek. “Sonra bize döndürülürsünüz” 14 harf yani 14 yıl sonra millet hürriyete ve demokrasiye döner ve döndü.

    Olaya bir de şöyle bakarak günümüze gelirsek. Evet Osmanlı’dan çok önce ta Abbasiler zamanında başlayarak Haçlılar mübarek kent kabul ettikleri Kudüs’ü ele geçirmek için sayısız seferler düzenleyip Müslümanlarla savaştı. Ancak gözden kaçırılan bir husus var. İslam’ın iki büyük imparatorluğundan biri Osmanlı’nın durdurulması ve mağlup edilmesi haçlı-siyonist ittifakından sonra mümkün olabilmiştir. Kimse bunun üzerinde durmaz. Yahudilerin icra organı Masonluğun saraya ve Osmanlı’ya dühulu 1798. Ve 1806’da sened-i ittifak, 1808 İngiliz Donanmasının İstanbul açıklarına gelmesi ile Osmanlı’ya ilk darbe gelirken, 1826’da içinden karıştırılan Yeniçeri Ocağı’nın söndürülmesi hep mason fitnesi ile mümkün olabilmiştir. Ve İslam deccalinin ileri karakolları bu tarihte belirir.

    1839 ve 1854 Anlaşması ile Rus Harbi hep siyonist-mason tertibidir. Kullanılan yani onlara vekaleten eden ise İngiliz’dir. 1860 İngiliz-Yahudi ittifakı ile Filistin’in Yahudilere verilmesi için el sıkışılır. Ve 1909’da 31 Mart Osmanlı’ya öldürücü darbe indirilir. 10 yıl sonra da Osmanlı yıkılır. Kim yıkar ittihatçı-mason paşalar. O dönemde yani İttihatçı döneminde kim temayüz etmişti? Talat-Cemal-Enver. Ya sonra ki üçlü kimdi? İ-K-. Ankebut Suresinin 57 ayetindeki lamlar tek sayılırsa 1919 eder ki, bu tarihte Osmanlı ölümü tadacaktır, demektir. “Sonra bize döndürülürsünüz” ayeti 14 harf. 14 yıl sonra Osmanlı’nın bütün izleri silinmiş olur. Ve Harf inkılabı olunca Ercuze Kasidesindeki ihbar gelir. “Arap harfleri Aceme döndürülünce Deccale intizar ediniz.”

    Görüleceği üzere uykuda olan bir millet yani gaflette olan bir milletin başına neler gelmiş neler? İşte o gaflet döneminde kim gelir ve hizmetini yapıp giderdi? Kimseyi uyandırmadan her şeyin planın yapardı. Ey Mehdi avcıları Necip Fazıl Çile şiirinde “Bir kanlı şafakta bana çil horoz/Yepyeni bir dünya etti hediye” der. Niçin ? Çünkü o şiirde bir de şu mısralarda var: “Ve uçtu tepemden birdenbire dam;/Gök devrildi, künde üstüne künde/Pencereye koştum: Kızıl kıyamet!/Dediklerin çıktı, ihtiyar bacı!” Yani? Arife tarif gerekmez, gaflette olunmadığı sürece. Bu dünya dar-ül imtihandır. Hakikate vicdanın yönlendirmesinde akıl ve kalp birlikteliği ile ulaşılabilir. Kızılca kıyamet kopacak ve İslam adeta yer yüzünden silinecek. Ve sonra o gelecek. Eğer gelmedi diyen varsa sorarlar adama? O zaman gelmeyen o Mehdi şimdi gelip ne yapacak?

    Bediüzzaman haberini vermişti şimdi yaşadığımız zamanın ne olduğunu? Ta Osmanlı’nın son zamanında olacağı bilmiş ve sonra haberini vermiş, hem de müjde ile “Ne yapayım, acele ettim, kışta geldim; sizler cennet-âsâ bir baharda geleceksiniz. Şimdi ekilen nur tohumları, zemininizde çiçek açacaktır.” Bu 1910’da ümitsizliğin bütün karanlığı ile Osmanlı’ya çöktüğü bir zamanda Şam’da Emevi Camii’nde bütün nazarlar ona çevrili iken. Ve müjdeleri için 1371 tarihi sonra 1400(1411) ve 1411’e (1422) ve en sona 1441’e işaret ederek. O tarihlerden itibaren cennet asa baharda zamanını. Yani bahar gelmiş artık küfri kışlıklar yani deccalane kışlıklar atılır. Cennteasa baharın libasları giyilir? Değil mi? Gak guk eden olursa bu işler bir nasip meselesi. Olduğu anlaşılmalı.

    Şimdi artık haçlı maskeli Siyonist küresel belanın sona erdirme zamanıdır. Başka düşman aramak akla zaid görünür. Çünkü Deccal Yahudi’dir. Hem Süfyan hem de Büyük Deccal’in Yahudi menşeli? Yahudiler severek ona tabi olur yani yardım eder. Yani hem Hırsitiyan hem de İslam’dan intikam almak için. Tam zirveye geldikleri sırada son izi Lut Gölü’nde silinir? Kim ola onlar?

    YanıtlaSil
  5. Daha düne kadar bu blogda Erdoğan 2017 de yok! diyenlere dikkat ettiniz mi? Ya ehl-i tarik görünümlüler ya da fetoşcular. Her iki hizbin dili ortak! Yani nereye çalışırlar, kimlerin adamlarıdırlar siz onu anladınız.

    Gizli servislerin planlarını, tuzaklarını bize "gaybi işaret" "zuhurat" şeklinde yutturmaya çalışanların da sonu yaklaşıyor.

    İttihad-ı İslam olacaksa aramızda ehli küfre bilerek çalışanların faş olması lazım. Risale-i Nur'u alet edip gizlenen ve hile ile iş gören Fetoş yahudi uşağı nasıl faş oldu ise Ehl-i Tarik içinde gizlenen sakallı sarıklıların da faş olması lazım. Zannımca vakit yaklaştı.

    Mehdi gelecek diye ülkemizde iç savaşı dillendirenlere dikkat ediniz. Onlar ya bilerek İslam düşmanı şeytanların sözcülüğünü yapıyorlar veya bilmeyerek fitne ateşini körüklüyorlar. Bilmeyerek yapanlar da bu iç karışıklık planlarına belki istemeyerek meyyal olup onlara kuvvet veriyorlar.

    Hem ittihad-ı islamı savunacaksanız hem de iç savaşı arzulayacaksınız. Neden efendim? "Ama önce şöyle bir ortalık karışssın, nizam bozulsun sonra Mehdi gelir toplar!" Şeair-i İslamiye ayaklar altına alınırken neredeydiniz. Hem gittikçe istiklalimizi kazandığımız bir ortamda neden düzen bozulsun ki . Yok, illa Mehdi gelecek bozulması lazım!

    Unutmayın niyetlerin de bir şahsı manevisi vardır, aynı niyetler bir araya geldikçe birleşir kuvvet verir. Ben niyetimi tahripten yana değil tamirden yana tutuyorum ve inanıyorum ki beklenen NUR hakiki müminleri korkutmadan gelecek, yoksa münafıkları ayırt etmek mümini uyandırmak için musibet gelecek o ayrı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sam denilen yer turkiyedir
      1978 yilinda dogmus olan mehdi as bir araptir ve arabistandadir su anda
      Halife hz. Ise turktur levhi mahvuzda adi yavuz olan kisidir
      Ve ismi degil kendisi selimdir
      Ve mehdiye duzeni kuracak olan siyah sancak komutani odur haris diye bildirilen kisi odur
      Yemani kahtani cehcah yine odur
      Sarisin genc sarikli genc yine odur
      Mansur denilen bekledigimiz kisi de odur
      Sufyaniyi mehdi as adina oldurecek odur
      Ister mehdi as ister halife hz. Olsun ikiside hem hukumdar hem komutan olacak
      Lakin amik ovasinda rumlarla (abd) yapilacak melhamede komutan halife hz. Dir
      Olaylarin ana kilit noktasi turkiyedir hersey burda bitti burda basliycak. Tabi kolay olmayacak..
      Sam topraklari olan yasadigimiz anadoluda ebka ve sufyani kuvvetleri birbirine girdigi zaman siyah sancaklar cikacaktir.

      Sil
    2. türkiye eski adı diyarı rum dur
      mehdinin doğum tarihi olarakda büyük ruhlu küçük ali den 1973 işiteden işittik

      Sil

    3. 1*Seyyah-ül alem, aziz kardeş Nur gelmiş. Daha ne nuru beklenecek. Nur-u Kur’an, Nur-u Muhammedi, Nur-u Ahmedi hepsi cihanı kuşatmış. Ama gözünü kapayan kendine gece yapan her yeri karanlık sanılıyor. Üstelik İslam güneşine mümana’at eden Süfyan’ın bulutlarının neredeyse tamamı dağılmak üzere. Dünyanın güneş etrafında döndüğü gibi Nur-u Muhammedi bizi hala yörüngesinde tuttuğu için şöyle veya böyle seyrediyoruz. Öyle olmasa kıyamet çoktan gelirdi. Bu hakikate uyulmadığı için sıkıntılarla karşılaştık karşılaşıyoruz.

      Hasılı kelam, ahir zamanın hizmetini yani nuru göstermek yerine günahkar veya fasık bir insanı siyaseten başa geçirmekle her şeyin tamam olacağını sananlar aldanıyor. Ahir zamanın hizmetinin siyasi ve askeri olmadığı bir türlü anlaşılamıyor. Bu da sırr-ı imtihanın geçilemediğini gösteriyor.

      Şimdi meşhur sözdür, “Herkes ayinesinin müşahadatına tabidir.” Aynası kara olan kara görür. Adam şeyhmiş. vazifesi irşad ve talim hatta ve hatta rıza-yı İlahiyi kazanıp, manevi mertebeleri kat etmek iken, o oturmuş dünyevi meseleler için ahkam kesiyor bir nevi teveccüh-ü nası ve yani alakasını kazanmaya çalışıyor. Adeta siyasetçi, devlet adamı koltuğuna oturur gibi siyasi ve dünyevi meseleleri konuşuyor. Bu yetmezmiş gibi bazı ihbar-ı gaybileri yanlış yorumlayarak benzer olaylarla karıştırıyor. Herkes de bu evliya veya şeyh veya hoca diye dinliyor. Sonra da zihin karmaşası içinde etrafa yala-yanlış haberler yayıyorlar.

      Kimsenin anlayamadığı bir husus var. Ahir zaman hizmeti bir nevi Mesihiyet tarzındadır. Yani manevi hizmettir. Dünyevi ve siyasi değildir. 5. büyük yani reşid Halife Hasan’ın (ra) hilafetini devam ettirmektir. Çünkü Hz. Hasan (ra) saltanatın ve siyasi makamın genişleyen İslam toplumunun dünyevi ve siyasi meseleleriyle cebelleştiği içini manevi ve dini hizmetin aksamaya başladığını görmüş. Ne yapmış? Suri hilafeti Emevilere bırakıp varisi olduğu Al-i Beyt’in asli vazifesi olan hakiki-raşid hilafete talip olmuş. Yani iman hizmetine talip olmuş. Ama 6 ay sonra şehid edilince bu vazife 12 asır sonra gelecek 13. Müceddid-imama kalmış.

      Sil
    4. 2*Şimdi herkes her meseleye bağlı olduğu sosyal veya ilmi sınıfın açısından bakar. Örnek bir kuzuyu ele alalım. Kasap onun büyüyünce etinin nasıl bol olacağını düşünürken, bir iplikçi onun yününden iyi iplik çıkacağının hesabı içinde olur, küçük bir çocuk ise kendine oyuncak arkadaş bulduğunu sanır, avam ise o kuzuyu ucuz bir fiyatla alıp kurbanlık için besleyerek kurbanlığı uccus kapatmanın hesabını yapar. Ehl-i hikmet ise Hz. İbrahim-İsmail (as) kısasını düşünerek tefekküre dalar.

      Gözünü siyaset ve dini meşgalelerle körleşen veya nefsani taraftarlıkla malül insanların dini ve manevi rivayetleri kendi meşrebi açısından düşünür. Ve dini rivayet ve hakikatler kendi düşünce sistemine göre tevile çalışır. Halbuki herkesi gözden kaçırdığı bir husus var. Esas mesele Kur’an’ın gözüyle görebilmektir. Sünnet de hakiki manasıyla böyledir. Bu dünyaya gelişin yegane sebebi ubudiyettir. Allah’a imanla tanımak olarak özetlenir. Bu da Allah’ı isim ve sıfakları ile tanıyabilmekle mümkün olur. Ve her şeyin bu esas üzerine bina edildiğini öğrenmesidir. Dünyevi zevk, iştiha, arzular ve makamlar Allah nazarında hiçbir kıymeti yoktur. Belki imtihan vesilesidir. Öyle olmasaydı bütün enbiya ve mürselin niçin dünyevi güç ve donanım açısından zayıf iken kudretli ve kuvvetli cebbarları mağlup edip dini hakikatleri hakim kılamazdı. Bunun sırrı nedir? Ve velayet-i kübra sahibi olduğu için Beni İsrail Nebileri gibi vasıflara haiz Mehdi onlardan niçin farklı olsun?

      İlk bilinen dünyevi şaşa sahibi mal ve mülk sahibi Nemrut idi. Karşısına güçsüz Hz. İbrahim (as) çıkıp mağlup etti. Hz. Musa (as) da kudretli ve zalim Firavunu nasıl mağlup etti? Emr-i İlahi üzerine Nur Suresi’nin 36. Ayetinin işaret ettiği evler edinilerek namaz, ibadet ve zikir ile meşgul olarak. Ya Hz. Peygamber ne yaptı? Şirki nasıl ortadan kaldırdı? Azgın Kureyş müşriklerini Mekke’de iman hakikatlerini ifade eden ayet ve surelerle cihad etmiş. Silahlı mücadele ancak ve ancak Medine döneminde tecavüz üzerine nefs-i müdafaa ile olmuş.

      Yani ehl-i dinin vazifesi Kur’an hakikatlerini ilim ve delille ispattır. Kur’an bunu hem düsturları ile muhkem olarak açıklarken, bu vazifenin mana mertebeleriyle her asra bakışını işari olarak yani müteşabih olarak açıklar. Mesel bu hakikati bulmaktır. Risale-i Nur bu hususta son örnektir. Hatta son birkaç asrın yegane örneğidir. Hem ehl-i hakikate hem ehl-i tarike tecdit için dayanaktır. Eski hal muhal, ya yeni hal ya izmihlal olmasın sırrı budur.

      Sil
    5. Abdurrahim Bey, yazdıklarınızın tamamına katılıyorum hatta geçen zaman içerisinde sizin tespitleriniz daha isabetli olduğunu gördüm.

      Yalnız benim NUR'dan kastım fecri-sadık Nuru yani benim 10 yıl önce okuduğum bir risalede not düştüğüm ve yıllar sonra tekrar karşıma çıkan 1441 tarihi. Gaybı yalnız Allah bilir.
      Yoksa Nur-u Muhammedi, Nur-u Kur'an ta ilk yaratılıştan beri alemleri ışıklandırıyor. O nursuz zaten hayat olmazdı.

      Fecri sadık nurunun gelmesi veya gözlere görünmesi. Belki Nur vardır ama gözlerdeki perde kalkmadığı için görünmez kim bilir.

      Sil
  6. yazınıza katıldığım ve katılmadığım noktalar var
    gizli servis planlarını gaybi işaret zuhurat şeklinde sunulması özellikle suriye ırak bölümüne katılıyorum ancak
    mehdi hadisesi dağistani bediüzzaman gürbüz baba ismail çetin v.b işaret ve haberlerine dayanıyorki
    bunlara bir sözümüz yok
    adnan hoca(kedicik sahibi) şia kaynakları ve sözcüleri kemalist islamcı tipler safa a... bu arkadaşları ise reddediyoruz

    YanıtlaSil
  7. https://m.youtube.com/watch?feature=youtu.be&v=9HMuLPSe4XE

    YanıtlaSil
  8. yenidunyadergisi.com/ahir-zaman-konjonkturunde-israilin-yeri

    YanıtlaSil
  9. Seyyid Ahmed Hüsameddin (r.a.) İstihraçname'sinde Mehdi'nin doğuş yeriyle ilgili şöyle bir not düşmüştür:


    "MÜSLÜMANLARDAN BİR ZAT (HZ. MEHDİ (AS) GELECEK, BU ZATIN ŞEREFİ KAFKASYA'NIN EN ULU DAĞINDAN ETRAFA GÜNEŞİN ŞUAI GİBİ (ışık hüzmeleri gibi) ŞULENİSAR OLACAKTIR (etrafa ışıltılar saçacaktır).” (Osman Yüksel Serdengeçti, Mabedsiz Şehir, Serdengeçti Neşriyatı: VI, s.107)

    YanıtlaSil
  10. Mehdi tıpkı Zülkarneyn ve Süleyman gibi dünyaya hükmedecektir.
    El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar

    YanıtlaSil
  11. Fatih Nurullah efendi zuhuratinda 10 mayısı 11 Mayısa baglayan geceye işaret etmişti.
    11 aylık bir süreçten bahsediyordu.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ABDnin ypg ye ağır silah yardımı sadece daes için değil, bizim icin de.... Ciddi sıkıntılara maruz kalabiliriz.

      Sil
    2. Mustafabey zuhuratla ilgili link verirmisiniz

      Sil
    3. Kardesim birakin bu adama itibar etmeyi artik. Ucyuz tane sey soylemis ucu tutmamis bugune kadar. Hala ne diye konusursunuzki nurullah denen herifi. Yuzdeye vursan ben bile daha isabetli tahminlerde bulunabilirim.

      Sil
    4. Aliosman, 11 Mayıs da geçti zuhurat muhurat kalmadı. Bu şekilde şeyh diye herkese inanılmasın sonra çok aldanıyoruz. Bu zat aynen şunu söylüyor: "11 ay süren bir DARBE SENARYOSU! zuhuratımız böyle"

      Darbelere kimler senaryo diyor: Fetoş çetesi, Avrupa devletler, ABD. Takdir sizin.

      Kaynak: https://youtu.be/RIdlpa6p4-8?t=5m

      Sil
  12. Tirmizî'de yer alan bir hadiste, “Hz. Mehdî'nin Araba hakim oluncaya kadar Kıyametin kopmayacağından” söz edilir ki, buradan Arapların içinde çıkmayacağını anlıyoruz. Çünkü Araba hâkim olmak için onların dışında olmak gerekir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 1*Hem büyük hem de küçük Deccal muasırdır. 7 yıl ara ile huruç ederek siyasi hakimiyet kurar. Bu siyasi hakimiyetin en önemli hususu dinsizliktir. Yani din düşmanlığı, dini hayatı yasaklamak, ibadetlere müdahale etmek. Bunun en şiddetli uygulandığı zaman 1917 ve 1956 arasıdır. Yani her iki deccal o zaman en güçlü oldukları zamandır. Büyük Deccal ve Küçük Deccal en çok iki kavim üzerinde hakimiyet kurar. Slav ve Turani kavimleri adeta dinsizler topluluğuna çevirir üstüne üstlük büyük katliam da yaparlar.

      Böyle olunca Küçük Deccalin hükmettiği topraklarda zuhur edecek Mehdi’nin hakimiyet kurması siyasi ve askeri değil, dini ihya hizmetidir. Bu ihya hareketinin İslam geneline ulaşması için bir asır lazım. O da 15. Asırdır. Yani içinde bulunduğumuz asırdır. Bir çok kimse Mehdi’nin zuhuru denilince zihinlerini meşgul eden dünyevi ölçüler sebebiyle dünyevi hakimiyet sanır. Dini hakimiyeti siyasi hakimiyet ile karıştırır. Dinin olmadığı bir yerde Müslümanların hakimiyeti nasıl mümkün olabilir. Müslümanlar yani dini şuur sahipleri neredeyse yok hükmündedir. Ve dünyevi gözle dine bakanlar Mehdiyetin hakimiyet zamanını zuhuru olarak sanır. Mehdi’nin hakim olması demek devlet ve siyasi ve askeri düzenle değildir. İhya ve tecdit sonrası dini hakimiyettir. Ahir zamandaki hakimiyeti böyledir. Çünkü din onunla tamamlanacak. Dinin son bir hakikati onun zamanında açığa çıkacak. Bu hakikatin ne olduğunu sadece iki kişi biliyordu. Hz. Peygamber ve ilim beldesinin kapısı Hz. Ali. (ra). Onun için Hz. Ali (ra) bütün işaretleri İslam Deccali Süfyan’a karşı zuhur eden Mehdinin hizmetidir. Öyleki onun hizmeti sırasında sık sık manevi alemden müdahale edeceği bilinir.

      İşte bu hakikatle rüçhaniyet kazanacak Mehdi ve cemaati ve de sayıları milyonları bulan Al-i Beyt ve Al-i İbrahim mensuplarının yardımlarıyla bu hizmetin en son ulaşacağı yer Mekke ve Medine’dir. Çünkü alem-i İslam’ın tamamı işgale uğramış. İkincisi dinin esaslarını bozan Küçük Deccal çıkar. Ve alem-i İslam istiklalini 1961’den sonra kazanmasına rağmen yabancı vesayetler devam eder. İşte bütün bunların ortadan kaldırılmasından sonra ittihad-ı İslam söz konusu olduğunda bir nevi koruma altında olan Mekke ve Medine en son katılacak. Yani Mehdi düzeni, ki bu manevi bir düzendir, oraya ulaşacak.

      Zaten Araplar Emeviler zamanında ırkçılık yaparak İslam kardeşliği bozdukları ve Al-i Beyte yaptıkları hürmetsizlik sebebiyle dini hizmetin dünyevi hakimiyeti ayetle işaret edildiği üzere Türklere geçmişti. Ancak Türkler İslam döneminde 5. Devletten sonra İslam’dan siyasi kararla istifa edince, cebabire huruç edip hakimiyet kurunca, takdir-i İlahi Mehdi’ye dinin tecdid ve ihyası vazifesini ilham Meleği ile vereceği bütün rivayetlerde var..

      Sil
    2. 2*Olaya böyle bakmak lazım. Biz şimdi Mehdiyet’in üçüncü aşamasında bulunuyoruz. Alem-i İslam’da görülen dünyevi dağınıklığı önümüzdeki birkaç yıldan başlayarak sona erdirilerek 70-80 yıllık özel bir manevi devrede dini son parlaklığı yaşanacak. Meseleyi anlayabilmeniz için Bediüzzaman’ın Mehdi’nin vazifeleri şöyle:

      “Birincisi: Fen ve felsefenin tasallutuyla ve maddiyun ve tabiiyyun tâunu, beşer içine intişar etmesiyle, her şeyden evvel felsefeyi ve maddiyun fikrini tam susturacak bir tarzda imanı kurtarmaktır...”,
      “İkinci vazifesi: Hilâfet-i Muhammediye (a.s.m.) unvanıyla şeâir-i İslâmiyeyi ihya etmektir. Âlem-i İslâmın vahdetini nokta-i istinad edip beşeriyeti maddî ve mânevî tehlikelerden ve gazab-ı İlâhiden kurtarmaktır...”,
      “Üçüncü vazifesi: İnkılâbât-ı zamaniye ile çok ahkâm-ı Kur’âniyenin zedelenmesiyle ve şeriat-ı Muhammediyenin (a.s.m.) kanunları bir derece tâtile uğramasıyla, o zât, bütün ehl-i imanın mânevî yardımlarıyla ve ittihad-ı İslâmın muavenetiyle ve bütün ulema ve evliyanın ve bilhassa Âl-i Beytin neslinden her asırda kuvvetli ve kesretli bulunan milyonlar fedakâr seyyidlerin iltihaklarıyla o vazife-i uzmâyı yapmaya çalışır…”

      Bu arada şu hususu unutulmamalı.Mehdi zuhur eder dini hizmeti yapar ondan sonraki kısımları kendisine ait değildir. Yani cemaati ve uyanan ehl-i iman ve İslam cemaatleri tedrici olarak ittihad eder ve daireyi genişletir. İş büyük ittihada geldiğinde devreyle Al-i Beyt mensupları da devreye girer. Bütün bu hizmet aşağı yukarı 90-100 yıl sürecek. Bediüzzaman bunu şöyle bir gerekçeye bağlıyor.
      “Bu zaman, cemaat zamanıdır. Ferdî şahısların dehası, ne kadar harika da olsalar, cemaatin şahs-ı mânevîsinden gelen dehasına karşı mağlûp düşebilir.”
      “Bu zaman cemaat zamanıdır. Ehemmiyet ve kıymet, şahs-ı manevîye göre olur. Maddî ve ferdî ve fâni şahsın mahiyeti nazara alınmamalı.”

      Bir hatırlatma yapayım. Büyük Deccal huruç ettiği zaman tam tamına 80 bin kilise ve 24 bin cami yıktı. 25 milyon Müsülamn’ı şehit etti.Cami imamları camilerin önünde asıldı. Bu bilgileri vere ise Özbekistan eski Dışişlerni Bakanı Abdurmezakov ve Araştırmacı Baymerza Hayt’tır. Süfyan’ın yaptığı katliamları, Kur’an eğitimi yasaklaması, camileri ahıra çevirmesi, dine müdahalesi falan önleri saymıyorum. Biliniyor. Acaba o zaman Mehdi zuhur etmeyip de şimdi gelip ne yapacak. O bir mücaddid entrika ve yalanın cirit attığı siyasi şapka mı giyecek. O sarıklı. Huntington yazdığı bir eserde 1920’lerde ve 30’larda yaşayan insanların hiçbirin gelecekti dinin yerinin olacağı konusunda ümidi dahi bulunmadığını yazar. Ve der ki 1950 sonrası yaşanan olayların bir nevi mucize olduğunu belirterek dini nasıl ihyasına dikkat çeker. 25 milyon Müslüman ölmüşx. Bunu bugünün rakamlarına çevireisek f100 milyon insan ölmüş. Şimdi bir şehid gelince cıyak cıyak bağıranların babaları dedeleri o25 milyon ölürken ne yapıyorlardı? Ulkuda idiler. Yani hepsi gafil idi. Mehdi herkes iuykurda iken gelir ve kimseyi uyandırmadan hizmetini yaparmış. Nasıl oldu bu acaba?

      Falan şeyh oturmuş “Tayyibi yolladık Davutoğlu’nu başbakan yaptık” palavrası sıkarak ün yapıyor. Ama mezardaki şehitlerimizn kemiklerini sızlattığının farkında olmuyor. Çünkü “Bayan Clinton kazanacak..cart..curt”

      Sil
    3. Mehdi kimin ilacı? El-cevap aldatmakla iş gören Süfyan zehrinin.
      Bu öyle bir zehir ki göğüslerdeki imanı söker, kalplerdeki muhabbet-i Muhammedi'yi öldürür.

      Ebede namzet yaratılmış insanı geçici konakladığı dünya hanı için yaratılmış gibi gösterir.

      Bu aldatma işi silesile şeklinde gider. Bunun ta en başı Şeytandır. Hz Adem'i aldatarak Cennetten çıkarılmasına sebep olmadı mı?

      Ve her asırda bu silsilenin mümessilleri bulunur. İnsan görünümlü şeytanlar...

      Mesele, bu aldatıcılara karşı mücadele etmektir. Bu bir sistemdir. Dolayısıyla mücadelede sistemli olmalı bir şahsa dayalı değil.

      Mehdi'nin Arap'a hakim olması demek ittihad-ı islam demektir.

      "Müslüman Milletler Birliği" demek ki muhakkak kurulacak. Birliği kuran ve sebep olanlardan Allah razı olsun.

      Sil
  13. 3 donem Turkiye duzen kurulucak ortalik yatisacak bu uc donem sonunda ortalik karisacak diyordu sahi kacinci ohaldeyiz yavas yavas bir sonun baslangicina dogru ilerliyoruz farkindamisiniz bu arada abd yuzumuze gulup aklimizla alay eder gibi pkk ya silah yardimi yapiyor rusyaninda pek bi farki yok bu arada idef te silahlarimiz gun yuzune cikiyor derken ilk uzun menzilli fuze denemesi kisa bir sure de uzun mesafeler katediyoruz 2003 ten geriye kiyaslamaya yaparsak bu arada reisi cumhurumuz bir aciklama yapiyor diyorki ortaduguda Turkiyesiz karar dusunelemez. Bu ne demek lafin tamami deliye denir her apacik ortada yapilacak uc sey var araplarin uyandirilmasi musluman kurtlerin turklerin yaninda yer almasi bir butun olarak ve ayasofyanin acilmasi. Araplar nasil uyandirilacak HILAFET le oda nasil olur hadi canim daha gecen asirda araplar ihanet etmemismiydi. Senin pasalarin irklicik sevdasina dusup tyran olayim derken viran olmasalardi Osmanliya yakisir sekilde davransaydi ki davranilmadi filistin cephesinin nasil dustugu ortadadir ayrica osmanli uyumasaydi uyumakta ne uyumak lavrence gibi adamlarin topraklarinda gezinmesi gibi ve en onemlisi osmanli gitti gideli ortadogu kan agliyor inanin onlar osmanlinin ve hilafetin battigi yerden cikmasini bizden daha cok istiyorlar. Bu nedenle hilafet geri gelmeli 2. Si dogu ve g.doguda pkk lanetinin kurt milleti uzerinden arindirilmasi su son donemde yapilan operasyonlar ve akabinde yapilan raferandumda cikan oylara bakilirsa pkk laneti kurtlere tekrardan ugramasa inanin ki tum yuzlerini devlete donecekler bir emin olabilmeseler ama korkuyorlar ya yine operasyonlar bitirse ya yine gelirlerse ikilemi nedeniyle turk milletinin tam anlamiyla yaninda olamiyorlar. 3. Ayasofyanin acilmasi ne var ki acilsa ne olur acilmasa ne olur diyebilirsiniz belki ama oyle degil ehli gecen asirda tarumar etti islam dunyasini ve uzerine de muhrunu vurdu ne ile ayasofyayi kapatarak. Simdi o muhru kirmamiz gerek bunu yaparsak hem dunya uzerindeki Turkiyeye umudunu baglayan muslumanlar uzerinde ki hakimiyetimiz artacak hemde ehli kufurun vurmus oldugu muhru kiracagiz. Bu neden le savas yakindir bilginiz ola Allah bize islamin hizmetinde sehadetse sehadet gazilik ise gazilik yeter ki saf halis bir niyetle buna yonelmeyi nasip etsin. Biz imanimiz ve inancimiz uzerine savacagiz galibiyet veya maglubiyet Rabbimizin bilecegiz istir. Suphesiz ki sonsuz ilim sahibi olan Allah Hak kin yaninda olanlarin yanindadir..

    YanıtlaSil
  14. m.yeniakit.com.tr/yazarlar/vehbi-kara/feto-islam-deccalinin-ta-kendisidir-19389.html

    YanıtlaSil
  15. İmam ını Tanımayan Cahiliye devrinde ölmüş gibidir ...
    Hz. Mehdi As. (Hatemul Evliya)
    Hz Muhammed. S.a.v soyundan gelecek son evliya son seyyid son imam dır. Hz Adem as Buyana beklenmiştir tahrif olmus sahife ve diğer semavi kitaplarda ismine ve varligina rastlamak mümkündür. Kuran ı Kerimde ayetlerde ona atiflar vardir ama ayetlerin batini yönünde ise kesin bir hüküm ile anlatilmak tadır Nubuwet zahiri yönü Nebilik tir ve Hatemul enbiya olan resulullah ile hatim olmuş sonlandirilmistir. Ama velayet yönu devam etmektedir velayet yönüde hatemul evliya ile hatim olacaktır kuran ı kerimde hz mehdi as ı anlatan apacik sure müddessirdir (ey örtüsüne bürünen) ve diger gecen zahiri manalı ayetler yevme izin (izin günü) ve yevmil fasli (ayrılma günü) ile baslar yani zuhur günü (kıyam günü) kücük kıyametten bahseder diger anlatimlar ise kuran ı kerimin 7 derece batininda gizlidir. Hz Mehdi as hakkinda bir cok hadis kaynakları da mevcudtur ama cogu tahrif olmuştur. Hadislerden ziyade evliya zumresinin keşif yolu ile elde ettigi bilgilerde (ifsatlar) bulunmaktadir. Hepsi birer puzzle ın parcasi gibidir ayetler hadisler ifsatlar ve diger semavi kitaptaki bilgilerden elde edilmis kısa bilgilerile aktaracağım
    Hz mehdi as Gercek ismi Ahmed Mahmud Muhammed Mustafa ve Mehdi dir. Yaradilisi ve Ahlaki resulullah a benzer yani siması resulullahin ikizi gibidir ayna daki yansimasi dir mehdi as simasini en iyi anlatan kaynak hilye i şeriftir. O yalanlandigi yani Islam cografyasinda Mehdi yokmuş gelmeyecek dendigi zamanda zuhur edecektir. Zuhur edecegi zaman 40 yaşında olacaktır gaybeti sırasında Turkiye (Eski Rum diyarı) de ikamet etmektedir. Yasami resulullah a benzedigi için hicreti vardir ama onun hicreti Rabbine dir yani mirac olayı olacaktir ve ıslah edilecektir ıslah tan kasıt olgunluk ve ilim ile donatilacaktir yani benligini alacaktir. Ve oradan arz a melekler ile tekrar inecektir ve Cagırici (Nida) ogün insanlari o büyük güne çağırır hic beklenmedik bir anda hasat ve temizlik islemine başlar. O peygamberlerin vekil tayin ettgi kisidir ve Halifetullah olan Allahin halifesidir. Hic bir cemaat ve tarikata mensup degildir. Son imam oldugu icin Hızir as gibi buyük kıyamete kadar ölümsüz dür zahiren bilinen makami kutbul aktab tır yani zamanin sahibi insani kamil ama batinda makamını hic bir veli aktarmamistir aktarmak tan cekinilmiş haya edilmiştir ve fitne sebebi olacagi icin vaz gecilmistir tek bilenen onun makami 18 bin alemde gizli olmasıdir geldigi zaman kurani kerimin batini yüzünü aciklayacaktir ve resulullahtaki gibi onun sahabeleri olacaktir yani sahabelik makami acilacaktir onun miractan sonra yeryuzune inmesi sirasinda gökyüzündeki ve yer yüzün deki ki kapilar ve perdeler eskiden oldugu sekilde acilacaktır 18 bin alem semada gözü kecektir ve yer yuzunde cinler zahir olacaktir 18 bin alemde gök ordulari yer yuzune inecektir arz bir nevi Orta dünyadir ve hatta yeryuzundeki bütün şehitler de kalkacatir Hz. mehdi As yardim etmek için ve Kiyam gününe kadar mühlet verilen Azazel Allaha isyan eden seytan Hz mehdi nin elinden ölecek tır Azazel Büyük Ahir zamanin Deccalidir (baska bir yazida bu konuyu ele alacagim) ve yer yüzü bütün kir ve pislikten arınacaktır. Yeryuzunde Tek Devlet Tek Bayrak Tek Din hakim olacaktir Ve Allah nurunu Tamamlayacaktir...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. -Süfyani Deccal

      Hakkinda bir cok hadisler ve rivayetler bulunmaktadır
      Ebu süfyananın soyundan gelecektir. Soyu ortada oldugu icin seytani gücler tarafindan yetistirilmiş ve piyasa sürülmüştür Mehdi den önce zuhur edecek etmis durumdadır suan münafık bir şahsiyettir yaptigi her iş insanların gözünde güzel görünmektedir en büyük alamedlerinden birisi ikiyüz ücyüz yılda yapila bilecek isleri kısa bir dönem de yapar ısrafcı yani eli deliktir. Siyasette asla yenilmez insanları etkilyecek bir konusma üslübu vardır Baş komutanlıgına her zaman dikkat ceker tarikatler cemaatler ona baglanirlar halk arasindan en cok kadınlar cocuklar ve gencler ona tabi olurlar munafık bir sahsiyet oldugu icin zahiren insanların gözüne islamcı görünerek. Boyamak tadir ve kendini mehdi olarak göstermektedir ve alttan islami zedelemektedir. Bir millet ulus onun icin ölür. Görevinin sonuna doğru mesih deccal ile birlesir ve egemen oldugu ülkeyi ona bırakır en büyük amacı islam ülkelerini tek bir elden halife gibi yönetmektir sonu (ölümü) Hz Mehdi as Tarafindan öldürülür..." رتَ"

      Sil
    2. -Mesih deccal

      Hz isa as şovalyesi ve havarilerinden ona ihanet etmiş olan yahuda iskaryot(judas) ın kutsal kasedeki kan veya carmıha kollarinda civilendigı civi deki kan dan klonlanmış halidir gecmişteki hali kalıplı ve iri bir sekilde ve kızıl saclidir ama klonlandigu taşıyıcı annenin dna sınıda aldigı ici suan ki hali sarı saclı ve mavi gözlüdür bir nevi yahudanın kendisi yerine onun oglu gibi dir taşıyıci anne ile klonlandıgı icin şer güçler tarafından ortaya cikma dönemine kadar yetistirilmıştir Süfyan i Deccal ona zemin hazirlamaktadır zemin hazirlandıgı zaman Süfyani deccal ile birlesecektir amacı Tüm dünyayı yönetmektir ve hristiyanlar ve yahudi leri birlestirmek islam cografyasini ise süfyani Deccal ile yönetecektir ve sonun da Hepsi Büyük deccal azazel ile birleseceklerdir insani deccaller azazel in insanlar icindeki komutanları dır ve sonu (ölümü) Hz Mehdi As tarafinda öldürüleceklerdir... (20 Ocak 2017)TRMP)

      Sil
    3. -Ahir zamanin Büyük Deccali Azazel (Seytan)

      Azazel cinlerin Ademidir ve ilkidir ve gercek ismi Can dır İnsan Oglu yaratilmadan önce yaradilmistır cinlerden peygamber yoktur Ama Veliler vardır Can da eskiden veli lerdendi Allaha ibadet ederek yükselmistir Melekut aleminin başina kadar. Ve belli ilim dersleri almıstır Allah tarafindan desteklenmiş ve azap yetkisi verilmistir. Ders alırken Allahu Teala ona belli görevler vermistir günesin dogdugu yere battığı yere ve daha bir cok yerlere gitmiş tir ve melekutta ismi Zelkarneyn dir ( iki boynuz sahibi iki zaman sahibi ) kuran ı kerimde Kehf suresinde onun veli olduğu dönemleri ve görevlerini anlatmaktadır iki boynuz sahibi olmasi yani bu ismin ona verilmesi onun boynuzları oldugu icindir ve iki zaman sahibi olması ise onun ilk zamaninda mümin Salih veli olarak arza hükümranlık yapmasıdır ve ozamanki ismi zelkarneyn dir. ikinci zamanı ise Hz Adem as yaradilip ve onun zelkarneynden üstün Tutulması Ve Halife olması yüzünden onu kıskanmiştir ve Hz Adem as Biat edilme sırasinda biat etmemis boyun eğmemistir kibir lenmiş üstün lük taslamıstır ve isyanın dan dolayı düşmüştür ve ismi Azazel olmustur (azazel iblis seytan sıfatları ile taninir) Allahtan mühlet istemis ve dünyaya bu seferde kafir ve isyankar olarak sahip olmustur iki zaman bunu temsil eder Güneşin dogusundan ve batışına kadar gitmesi ise onun kainatın başından sonuna kadar bilmesi ve sırlarına vakıf olmasinı anlatır arza düştügü zamanda onun la beraber düşen askerleride mevcuttur kaynaklarda düşen melekler olarak gecer bir kaynakta 20 bir kaynakta 200 kisilerdir arz o dönemde perdeler ve kapılar mevcud değildi insanlar ve cinler bir birlerini görüyorlardı Azazel in boynuzlarina mısirda ve bircok tarihi gecmis resimler ve bilgilerde boynuzlu taç olarak rastlanmaktadır. Azazel kainatın bilgisine vakıf oldugu icin dünyayı kısa zamanda felaketler ve pislik ve günaha sürüklemeye basladi Nuh Tufanina kadar Nuh Tufaninda Azazel Bermuda Seytan ücgeni olarak tarif edilen bölgedeki bir adaya hapsedildi zincirlendi ve yerine onun askerlerinden seytan onun görevlerini yerine getirmeye basladi Azazelden emirler alarak. Azazel (Cumhurbaşkanı ) Seytan ise ondan aşagı azazel in seytan sıfatını almıs vekilidir Bir cindir (Başbakan) konumundadir. Ve zamanla ada denizin dibine gömüldü ve Ahir zamanda Tekrardan kısa bir zaman önce serbest bırakildi verilen muhletini tamamlaması icin ve suanda ordularını kuruyor cinlerden insanlardanda ordulari mevcud insanlar icindeki örgütünün ismi her kez tarafindan bilinen illuminati olarak adlandiran ve azazelden vahiy alınarak yönetilen bir teşkilattır Azazel insanlara nefislerinden yaklaşarak zina,büyü,hırsızlik yaptırarak ruhunu satmalarini saglamaktadır ve Dünya cennetini vaad etmekte ve onları damgalamaktadır (Damga eskiden kızgin demirle yakmak isaretlemek taraf belirlemek) o suanki Damgası modern damgalama yöntemi dövmelerdir dövme yapilan insanlar yeryüzunde cünüp olarak gezmektedirler (insan Terledigi zaman vucundaki cok kücük gözeneklerden sıvı seklin de ter akar ve gusul abdesti alinacaginda ter akan gözeneklere su girer ama dövme renkli boyalar ile deri altına yapilan sekil ve resimlerdir insan cünüp olup gusül abdesti alacagı zaman o gözeneklere dövme yüzünden su girmez bu yüzden gusul abdesti gecerli olmaz bir cok insan müslumanlar dövmeli cünüp bir sekilde camilere hatta hacca ve umreye gitmekte ve topragi ve oralari kirletmektedir cünüp olmak insanı korumasiz bırakır ve melekler uzaklasır insanlar musallat ve vesveseye daha yatkın olurlar ve azazel ve askerleri onlari ordusuna katarlar ve dahil ederler) insan gözune perde varken hoş gözuken resimler o gün göz per deleri acildigi zaman insanlar damgalari görecek ve o gün kisi anasindan babasindan evlatlarindan kacar diye gecmekdedir kurani kerimin Abese suresinde. Kıyam günü Azazel ve ordusu Hz Mehdi as ordusu tarafindan temizlenecetir Azazel e verilen mühlet dolacak ve ölecektir Hz Mehdi As. Allahu Tealanin Halifesidir onun elinden ölen Allahu Tealanin elinden ölmüş gibidir yani Ebedi Cehennemliktirler...

      Sil
  16. 1* Müzakere, bir meseleyi çözme veya bir konuda anlaşmaya varma veya asgari müşterekte bulaşmayı amaçlar. Beyaz Saray’da Erdoğan-Trump zirvesindan çıkan sonuç görünüşe göre şiş de yanmadı kebab da: Sadece zaman kazanıldı. Gelecek için iyi niyet iradesinin ifadesi belirtildi. Netice meşhur şarkının sözlerindeki gibi tecelli etti: Mecburen mecburiyetten, bu kadar anlaştık. Çünkü gerçek şartların gerçek neticesi bu. PYD-YPG meselesi var ama, o mecburiyetten, bulunan çözüm de mecburiyetten. FETÖ çetesinin başını da veremiyorum mecburiyetten. Mecburiyet bazı hallerde haramı veya mekruhu helal edermiş. “Ehven-i şerreyn ihtiyar olunur” veya “Zaruretler, memnu olan şeyleri mübah kılar.” Yani iki ülke ilişkileri kalpten devam ama şartlara göre çözümü zaman gösterecek. Beyaz Saray Zirvesi’nden çıkan sonuç bu. Milad için uzlaşı mı oldu, yoksa büyük kavgayı tehir mi? Zaman gösterecek. İlaç mı, bela mı getirecek göreceğiz. Çünkü iki tarafın da yani şartlardan doğan halleri ve yükümlülükleri var. En önemlisi mecburiyetleri var.

    Ne zamana kadar? “Bir özür için caiz olan şey, o özrün zevali ile batıl olur” Yani yeni bir hal ve vaziyet bu durumu değiştirebilir. O da nedir? Bediüzzaman Avrupa’yı ve Amerika’yı da ikiye ayırmış. İyi ve kötü diye. Çünkü adalet-i mahzda toptancılık yoktur. Hukukta olan bu hakikat, hayatta da böyle. Yani “Hepsi kötü vurun kuralı”, cebbarlar ve zalimler içindir. Kaldı ki diplomasi de siyaset gibidir güne-ana bakar ve zamanın şartlarına göre çözüm üretir. Ama bir şey daha var: Cümlenin maksadı bir amma rivayeti muhtelif olur. Mesela komünist de faizi yasaklar, İslam da. Ama biri ideolojik diğeri ise Allah’ın emri olduğu içindir. İkisinin de maksadı sömürüyü engellemek. Bir farkla biri hakikat noktasında kıymetsiz, diğer ise mahz-ı haktır.

    Mesele nedir? Ortadoğu’daki bir fitne ateşinin nasıl söndürüleceğine dair. O fitne ki bir entrika ve maksada matuf olarak çıkarılmış? Kim tarafından? İşte burada durmak lazım. Amerika’dan gelen haberlere göre Başkan Trump bir önceki neocon ve Siyonist yönlendirmeli Başkan Obama’nın aldığı kararlar hala yürürlükte. Yani Başkan Trump ekibini kurup duruma hakim oluncaya kadar bir önceki başkan zamanında alınan kararlar yürürlükte. Çünkü emir verilmiş, bürokrasi hareket geçmiş. İşte zirvede dile getirilen konu bu. Ayrıca Zirve öncesi alelacele Washington’a kadar giderek ABD ile mutabakatı pekiştiren Rus Dışişleri Bakanı Lavrov, Rakka’nın YPG-YDP ile birlikte yapılması için teyid verdi. Bu aynı zamanda Esed yönetiminin de talebi olduğu anlaşılıyor. Çünkü Esed yerine göre Kürt yerine göre DAEŞ’le işbirliği yaparak durumu kurtarmaya çalışıyor. Tam bir oportünist. Bu durum karşısında yeni ABD yönetiminin, Türkiye’ye taahhütleri var. Hem ikili zirvede hem de heyetlerarası görüşmede taraflar birbirinin halini anladı. Yani zamanla durumu iyileştirme mutabakatı çıktı. Başkan Trump’un Erdoğan'a gösterdiği sıcak yaklaşımın özü: “Başkanım ama henüz muktedir değilim. Durumu anla” diyerek işbirliğine vurgu yapıyor. Türkiye’nin yerli muhalefetin ve harici zırtabozlar neocon-neoliberal gürühu bütün entrikalarına rağmen bölgede artan önemi ABD yönetiminin gözünden kaçmıyor. Sıkı işbirliği mecburiyetini iyi anlıyorlar. Çünkü onların ayağına kaydırmak isteyenle Türkiye’nin ayağını kaydırmak isteyen şebeke de aynı.

    Durum bu. Ya bu duruma nasıl gelindi?. İşte bunun cevabı çok uzun. 2000 yıllık bir hikayesi ayrıca ikiyüz yıllık bir hikayesi ve son olarak 70 yıllık, 50 yıllık, 30 yıllık, 20 yıllık, 10 yıllık hikayeler dizisi var. Ama gerçek olan şu: Siyonist plan tıkır tıkır işliyor. Öyle ki bu plan karşısında çelik bile ateşe girmeden eğiliyor gibi bir zorba dayatmaya tabi. Ayrıca hikayesini yazacağım.

    YanıtlaSil
  17. 2*Her şey kaderin izin verdiği oranda cibilliyetini ve kötülüğünü ortaya koyar. Sonra İlahi hüküm devreye girer. Ki Bu Ortadoğu meselesi de öyle. Bunu yazacağım. Bediüzzazman Kur’an hakikatlerini ifade ederken yani kehanette bulunmak yerine Kur’an’ın tevafukatını beyan etmiş. Yani kader-i İlahi’nin İmam-ı Mübin ve Kitab-ı Mübin’deki hükümlerinin tevafukunu gösterirken çok önemli bir ifade de bulunur. 26. Mektup’ta durum tesbiti yaparken şöyle ifade eder:

    “Rahmet-i İlahiyeden ümid kesilmez. Çünki Cenab-ı Hak bin seneden beri Kur’anın hizmetinde istihdam ettiği ve ona bayraktar tayin ettiği bu vatandaşların muhteşem ordusunu ve muazzam cemaatini, muvakkat ârızalarla inşâallah perişan etmez. Yine o nuru ışıklandırır ve vazifesini idame ettirir…»

    Bediüzzaman bu bölüme telif ettikten daha sonra kalbe gelen bir ihtarı kendi nüshasında el yazısıyla bir ekleme yapar: “Kılıcını ayağına vurdurmaz; düşmanına vurdurur. Kur’an’a hizmetkar eder. Ağlayan alem-i İslam’ı güldürür”

    Bu aslında Siyonist-emperyalistlerin alem-i İslam’a özellikle Türkler arasında fitnelediği dinsizlik ile ona bağlantılı ortaya çıkan terör ve anarşi karşısında ümitsizliğe olmama hakikatini vurgular. Ve teselli ile kader-i İlahi’nin hükmünü çok güzel ifade eder. “Kılıcını ayağına vurdurmaz; düşmanına vurdurur. Kur’an’a hizmetkar eder. Ağlayan alem-i İslam’ı güldürür” Yani hem Süfyan fitnesinin sonunu hem de onun icraatı yüzünden akamete uğrayan ittihad-ı İslam müjdesini tevafukat-ı Kuraniyle'ye göre beyan eder. İşte bunun tahakkukun sath-ı mailindeyliz. Kaderin vereceği hükmün nasıl tahakkuk edeceğinin bir ifadesidir. Yani neyin olacağını görmek için önce neyin olamyacağının da ortaya çıkması hadisesi. Maziden gelen rivayetler müteşabih kendi anlayışlarına göre ihbarda bulunulmuş. Bu mesele direkt Mehdi’nin işi değil. O bunun ortadan kaldıracak zemini hazırlamakla yükümlü idi. Hükmü infaz edecek olan ise onun şahs-ı manevisinin yetiştirdiği zeminin siyasi liderine kalıyor. Ki o da Cehcah’tır. Evet cenab-ı Allah haksızlık karşısında susulmasını Peygamberi’nin ağzıyla “Dilsiz şeytana” benzetmiş. O zaman İlahi hükmün icrası için zemin hazırlamak hiç olmazsa duada katkıda bulunmak yükümlülüğü var. Hz. Meryem annemiz Hz. İsa’ya mucizane hamile kalınca cemiyetten uzaklaşır. Aç biilaç yaşarken Cebrail Aleyhisselam ona yaşamak (ikram yerine o aşamada) için gerekli yiyecek için altında oturduğu ağacın dallarını silkeleyip meyvalarını yemesini tavsiye eder. Yani ferdi temayül cehd ile ortaya konmadıkça netice elde edilemez.

    Bazı işlerde sipariş verilen garsonlar gibi görülerek Mehdiler ve Cehcahlar beklenerek netice alınamaz. Fiili kaktı lazım. İşte Türkiye şimdi bunu yapıyor. Yine yazacağım. Şimdi top bizim zemin hazırlayıp Cehcah’a kuvvet verme zamanıdır. Hz. Meryem gibi en azından üstünde yaşadığımız toprakların hakkını vermek zamanı. Görelim Mevlamız ne eyler? Jet gibi uçarak güvercini ele geçirmek isteyen şahine karşı Cenab-ı Allah güvercine de daha hızlı uçma kabiliyeti vermiş. Geliştir ve kurtul dercisine. Kurtuluş mu istiyoruz, buyrun zahmete.

    YanıtlaSil
  18. 1* İki gün önce 21 Mayıs günü Ak Parti, Olağanüstü 3. Kongresini yaptı. 16 Nisan referandumunda onaylanan anayasa değişikliği sonrasında Recep Tayyib Erdoğan yeniden Ak Parti Genel başkanı seçildi. Kaç oyla: 1414. Tekrar yazıyorum 1.4.1.4. Yani yan yana iki 14. Bu 14 rakamı Erdoğan’ın siyasi kariyerinde sıkça görülmüştür. Hicri 1414 tarihi ile açılış yapar. Buna yer yer 13 ve 15 tevafuku da eşlik eder. Aslında işin fatihası 15’tir. 13 tevafuku ise manevi meselelerde katılır. Bazı hallerde özellikle dini hususlarda 13 tevafukunun sırrına mazhar oluyor. Ne hikmetse? Ama siyasi hayatında hakim tevafuklu rakamı 14.

    Erdoğan 1414 oy aldı. Ve yeniden Genel Başkan seçildi. İşin ilginç yanı 1414 oy, onun yıldızının parlamaya başladığı Hicri tarihle aynıdır. Tevafuk eseri. Malum bu kainatta tesadüfe yer yoktur. Ve Hicri 1414 yılının 14 Şevval günü Erdoğan’ın İstanbul’da Büyükşehir Belediye Başkanı seçilir. Miladi 27 Mart 1994. İstanbul’un plaka numarası 34. Evet Konstantiniyye veya İstanbul veya İslambol Kur’an’da “beldeten tayyibeten” olarak nitelenir. 34. Sure’nin 15 ayetinde ebcedi hesapla işari olarak Sebe ülkesi gibi aynı övgüye mazhar oluyor. O zaman Sebe Melikesi’ne karşılık 1414 yılında tevafuken İstanbul’dan seçilen ve Başbakan olan Tansu Çiller vardır. Cesur Yürek Tansu Çiller.

    15. ayetteki “beldeten tayyibeten” ebcedi hesapla iş’ari olarak ilerde kurulacak ve stratejik bir coğrafyada ünlenecek İstanbul’un Hicri 857 tarihinde fethine bakar. Yani Kevser olarak Hz. Peygamber’e fütuhatla vaad edilen güzel şehirlerin sonuncusu. 15. ayet ebcedi işaretle o beldenin 857 Hicri tarihte İslam adına fethedileceğini işari olarak müjdeler. İlginç bir tevafukla o fetih Miladi tarihle 34.sure ve 15 ayet nosunun rakamlarından oluşuyor: 1453. Hoş bir tevafuk. Bu şehrin öneminin nereden geldiği yüzlerce yıl sonra anlaşılır. O mübarek belde tam 484 yıl alem-i İslam’ın salat-ı kübrasına imametinden dolayı. İşte o güzel belde bir değil iki defa İslam tarafından fethedileceğine dair bir rivayet var. İkinci fethi haber veren ise Hacı Bayram Veli’dir. O belde 1453’teki fethinden 375 yıl sonra İslam’ın elinden çıkacak ve yeniden feth edileceği sırada Deccal çıkacağı haberi üzerine fethi yarıda kalacak. Kısaca ikinci defa deccalin elinden alınacak. İkinci fethi silahla değil de çok manidar, Tekbir ve tehlillerle fethedilecek. Yani Mehdi’nin zamanında-döneminde cihad-ı manevi ile İslam’a kazandırılacak. Kudüs’te iki defa elden çıkar Konstantiniyye de.

    İşte 34 plaka nosu ile Sebe Suresi nosu aynı olan İstanbul’da tevafuken 14 Şevval 1414’te seçim yapılır. Ve Sebe Melikesi misali Tansu Çiller’in zamanında. Çok güçlü adayların arasında 15 Şevval günü 40 yaşında bir adam belediye başkanı seçilir. Dörtte bir (4’te 1-yüzde 24) oyla.. İşin ilginç yanı o adam 4 yıl o şehrin başında kalır. Aldığı yüzde 24 oy, 24. Sure olan Nur Suresi’yle aynı rakamı taşır. 40 ayeti ise “Eğer Allah bir kimseye nur vermemişse, artık onun için hiçbir nur yok” Kime Nur verdi kime vermedi netice ile anlaşılır.

    Öyle olduğu için 14 Şevval 1414’te belediye başkanı olan adamın ilginç bir seçilememe hikayesi var. 3 yıl önce İstanbul’dan RP listesinden milletvekili seçilir, ama arkasındaki zatın tercihli oyları yüzünden kaybeder. Mağlup sayılır galip. O gün o adam hırsından ağlar. Siyasi kariyeri büyük darbe yemişçesine. Halbuki bazı mağlubiyetlerde kaderin hükmü vardır. Kader onu içinde yetiştiği siyasi hizbin programı ile siyasi hizmetine istikbal fütuhatı için izin veremezdi. Sebebi 3 ve 11 yıl sonra anlaşılacaktı. Kader ona yaklaşan 28 Şubat döneminde Meclis’te değil güzel beldede liderlik hazırlık eğitimini öngördü.

    YanıtlaSil
  19. 2* Hicri 14 Şevval 1414, miladi 27 Mart 1994 tarihinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olan o adam bir siyasi hukuki komploya kurban gider. 6 Aralık 1998 günü siirt’te bir şiir okur. Resmi ideolojinin ders kitaplarında yer alan şiir yüzünden yargılanır ve 1+4+1+4 = 10 ay hapse mahkum olur. Başkanlığı düşer. Miladi 26 Mart 1999 (Hicri 8.zilhicce 1419 ) günü girdiği cezaevinden, Miladi 24 Temmuz 1999 (Hicri10.4.1420 Rebiülahir) günü tahliye oldu. Uğurlu rakamı devrede:26 Mart + 24 Temmuz = 14.Yeniden hürriyete kavuşurken 14 sırrı hükmünü muhafaza eder. Mahkumiyet sebebiyle artık mahalle muhtarı bile olamayacağı söylenirken, Başbakan ve Cumhurreisi seçilemeyeceği anlamına gelmeyeceğini zaman gösterecekti. Çünkü 34.Sure’nin 15. Ayeti’nin işari güzelliğinin hükmü sürüyor. Nitekim 1999’dan 15 yıl sonra tevafukların işaretiyle en yüksek mertebeye geleceğini herkes tahmin edemezdi. Ya 14 yıl sonra (2013’te) Sebe Suresi’nde adı geçen Hz. Süleyman gibi 3 komploya rağmen makamını kaybetmedi. Etmediği gibi bir yıl sonra en yüksek makama çıktı.

    1991’de RP’den kaderin önlemesiyle siyasi temsil görevi alamayan o adam bir 14 rakamının sırrıyla yeni bir parti kurar. 14.8.2001. Ve 15 ay sonra o parti iktidar olur. 03.11.2002. Mahalle muhtarlığına layık görülemeyen adamın başbakanlığı siyasi-hukuki komplo yüzünden o tarihte hemen mümkün olmaz. Yasaklıdır. Sonbaharda yaprakların döküldüğü ve tabiatın öldüğü bir zamanda başbakanlığı mümkün değildir. Yiğidi öldür ama hakkını vereceksin. Ve verdiler. Ne zaman? 4 ay sonra tabiat yeniden haşr olurken 4.1(Muharrem) 1424 yani 8 Mart 2003 günü yiğidi düştüğü yerden Siirt’ten milletvekili yapılarak Başbakanlığının önü açılır. Ve 14 ile 15 rakamının tevafukuyla 59.(14) Hükümeti, 15 Mart günü kurar. Evet bu ne demek? Tevafukat-ı hesabiye değil midir?

    Burada Bediüzzaman’dan bir not düşeyim. “Tevafukla işaretler eğer münasebet-i maneviyeye isnad etmezse ehemmiyeti azdır” Peki ediyorsa ne olur: “Eğer münasebt-i maneviyesi kuvvetli ise, ……o vakit tevafuk ehemmiyetlidir” Niçin? Örnek olarak 1999 yılında zindana yani medrese-i Yusufiye’ye giren o adam 15 yıl sonra zamanın müceddidinin bir vasiyetini yerine getirmesi gösterilebilir. 1999 yılında ceza evinden çıktı, 15 yıl sonra Diyanet’e Risale-i Nur’u yayınlayın talimatı verdi. 34. Sure 15. Ayet. Hükmünü icra ediyor. Bu icraat aynı zamanda üç müjdenin ikincisi oluyor. Her neyse yolculuğa devam edelim.

    3 Kasım’da yüzde 34 oy (sure ve plaka nosununu tevafukuyla) ile iktidar olan o adam bir yıl sonra mahalli seçimlerde oyunu 41’e (1 ve 4) çıkarır. Bu tırmanış 3 yıl sonra yüzde 47’ye ulaşarak yüzde 13 artış olurken 13 tevafukunun hürmetiyle 27 Nisan’da verilen cuntasal muhtıra aksine ona oy teveccühünü artırır. Zaten 2007 tarihi 1907’de deccaaliyetin Konstantiniyye’ye saldırarak Sultan Abdülhamid’i tahtından indirmek için entrika kurmaya başladığı tarihin 100. yıl dönümüdür. Ama 100 yıl sonra aynı oyun sökmez. 1907 fitne entrikası 1909’da Rum’u (Osmanlıyı) mağlup eder. Peki bir asır sonra ne olur?. Yani 1994’ten 15 yıl sonra? 28 Şubat fitnesini kurgulayan o ülkenin müesses nizamının başına bütün dünyanın gözü önünde “One minute” çeker. 1909’dan bir asır sonra. Artık Mehdiyet’in 3. aşamasında Cehcah’ın ayak sesleri duyulmaya başlanır.

    YanıtlaSil
  20. 3* Bir yıl sonra ülkede referandum olur. Bu referandum 1960’ta başlayan darbecilik devrini kapatır. Meş’um 27 Mayıs’ta başlayan o karanlık günden aydınlık günlere gelindiği için tam tamına 50 yıl sonra 12.09.2010 günü (1+2+9+2+1=15) 15 tevafukuyla o karanlık devir sona erer. Ama o referandumun bir işareti olur. Önce 2011 seçimleri öncesi deşifre olan bir fitne. Daha doğrusu karanlık bir çehrenin yüzündeki sahte Nur maskesi düşer. Ve 7 Şubat (2) 2012 günü Mossad’ın baş belalısı Hakan Fidan için kurulan komplo 14 tevafukunun (7.2.2012=14) ve 14 Rebiülevvel günü akamete uğratılır. Böylece çift 14 ile 1414 tevafuku ile fetoşkeştayn çetesinin ikinci hamlesi bertaraf edilir.

    Bundan sonrası artık Konstantiniyye’den yola çıkan adamın imdadına kaderin açık hükmü gelir. Safer ayının 13. Günü yani 17 Aralık’ta yargısal darbe ve 1435 tarihinin=13 tevafuku ile o çetenin parçalanarak dağılma süreci başlar. Dağılma hükmü Kur’an’ın Tevbe Suresi’nin 90. ayetinin ebcedi işareti olan belaya uğrama ve dağılma süreci olarak tecelli eder. Artık 14’ün yardımına 13’ün yani o Nebevi fetih tevafuku devreye girer. O yıl fetoşkeytayn çetesinin saldırılarına (Gezi ve 17-25Aralık) karşılık kaderin işari haberini verdiği ilk darbesi gelir. Kendisi bir karga iken tavus kuşu sanan meczubun cazibesi enaniyet ve hubb-u cah yüzünden ipliği pazara çıkar.

    30 Mart 2014 günü yapılan mahalli seçimler, neocon-siyonist-fetşkeştayn ejderhasına ilk darbeyi vurur. Yetmez. 5 ay sonra öldürücü darbe gelir. 13 ve 14 rakamının tevafuku ile şevval 13.10.1435 (13+1 =14 ve 1435= 13) günü yapılan Cumhurbaşkanlığı seçiminde 1414’te belediye başkanı olarak yola koyulan O adam mahalle muhtarlığı bile çok görülmesine rağmen en zirve makama çıkar. Burada bir şey var. 2003’te yasağı kaldırılarak 59. Hükümeti kurma ruhsatı almasından 14 yıl sonra 2003 +14 = 2017’de partisinin başına 1414 oyla dönme ruhsatı aldı. Yani toparlarsak iki tane 1414 rakamının tevafuku olmuş olur.

    Ak Partinin kuruluşunun tam 14. yılında kanlı darbe teşebbüsü olur. Ama 14 tevafuku devrededir. Tarihe geçecek bir destan olarak 15 Temmuz darbe teşebbüsü 249 = 15 şehidin 2192 = 14 yaralının kahramanlığı ile püskürtülür. Bu Cehcah’a mı işaret eder? Ayasofya tayin edecek. Bitmedi.

    Erdoğan’ın hükümetin başına geçtiği yıldan 14 yıl sonra bu kez referandum ile partisine döner ve yeni bir atılım devrini açar. Artık eski Türkiye tarih olmuştur. Ne zaman 16 nisan referandumu ile.

    Şimdilik bu kadar yazayım. 1991 günü milletvekili olmadığı için gözyaşı döken Erdoğan, 15 yıl sonra milletin reisi olarak “beldeten tayyibeten” kerametiyle düşmanlarına gözyaşı döktürdü. Eğer 1991’de milletvekili olsaydı “beldeten tayyibeten”in kerametine mazhar olamayacaktı. Kader-i İlahi ona fetva vermedi. Çünkü fecr-i sadık 1371’den sonra ilki ihbarı olan 1411’de vuku bulmayacakmış. O zaman 1422’ye haber var. 3 kasım 2003’e. Ne diyordu Bediüzzaman? “Yakînim var ki, istikbal semâvâtı, zemin-i Asya/Bâhem olur teslim yed-i beyzâ-yı İslâma.” O şiirinde 1422’ye işaret eder. Asyanın İslam’ın beyaz (ak) ellerine teslim olacağını müjdeler. Yani o tarihte 1422’de başlar. Bu teslimat ne kadar sürecekti? 50 yılı gitmiş 1441’e kaldı 20 yıl.

    Burada bir husus daha var. Hizipler, ideolojiler,görüşler ekseriyeti temsil etmez. Öyle olduğu için Milli Görüş gömleğinin çıkarılması lazımdı? Çünkü tekelcilik değil, kapsayıcılık esastır. Bunu Kuveyt dönüşü itiraf eder. Bu da haksızca yapılan renksiz suçlamasına rağmen Demokrat misyona dindarlığı ekleyerek soyunmaktır. Bu Mehdiyet’in bir esasıdır. Mehdiyet zemin hazırlar, yol açar. Sonra uyanan Türkiye hakimiyete zemin hazırlar. Şahs-ı manevi ile. Şahs-ı manevi güç verir 1414’lü o yolda cesaretle ilerler. Çünkü şahs-ı manevi yani millet arkasındadır.

    Öyle olunca 14 veya 15 yıl sonra nereye geldik. Yeni Türkiye 21 Mayıs’ta start aldı. Şimdi Demokrasi, değişim, reform zamanı. 1950’de başlayan bu hareket hizipçi azınlıkla olmaz. Külli bir atılım ister. Buyrun meydan bizim.


    YanıtlaSil
  21. Gaybî istikbal-i dünyevîde ve dünya işlerinde başa gelen hâdisatı bildirmemekte; Cenab-ı Erhamürrâhimîn'in çok büyük bir rahmeti saklandığını ve gaybı gizlemekte çok ehemmiyetli bir hikmeti bulunduğu cihetle, gaybî şeyleri haber vermekten yasak edip, yalnız mübhem ve mücmel bir surette, ya ilham veya ihtar ile bir emareyi vesile ederek, keşfiyatta ve rü'ya-yı sadıkada bir kısım gaybî hakikatları ihsas eder. O hakikatların hususî suretleri, vukuundan sonra bilinir.
    Kastamonu - 216

    YanıtlaSil
  22. Ohal komisyonu kurulmuştur. Fetöcüler ihraçları sulandırmak için araya bazı masumları da katmıştır. Bu kimselerin dikkatle incelenerek mağduriyetleri giderilmelidir. Ancak bu iş de oldukça zor. Zira bu sefer Fetöcüler tıpkı basım dilekçelerle komisyonu meşgul edeceklerdir. Bir kaç masumun dahi mağduriyetinin giderilmesi, bu konuda gayret gösterilmesi şarttır.

    YanıtlaSil
  23. Şimdi de Diyaneti İşleri Reyisine saldırmaya başladılar.

    Daha geçen yıl Ayasofya camiinde uzun zamandır duymaya hasret kaldığımız ezanı ve Kur'an-ı Kerim'i okutturan, Kudüs özgürleşmeden İslam özgürleşmez diyen ve en son 15 Temmuzda minarelerden ezanlar, salalar okutan ve bu salalarla kafirin gücünü kıran bir insana saldıranların muhakemesini aklınıza bırakıyorum.

    Acaba 15 temmuz öncesi DİB reyisine makam aracı üzerinden saldıran fetöcüler ve ehli dünya değil miydi?
    Hiç şüpheniz olmasın şimdi saldıranlar da Fetoşun yerini kapmaya çalışanlar.

    Ortalıkta Allah rızası için iş yapan cemaat, tarikat göremiyorum. Neredeyse hepsi şöhret ve paranın kölesi olmuş.

    Allah aşkına bir kişi söyleyin şu medyatik hoca kılıklılardan ta ki siyaset yapmasın.
    Maşallah hepsi birer siyasi parti gibi demeçler veriyor, ahkamlar kesiyor...

    Allah'ı tanıtan, ahireti hatırlatan yok! Herkes bir ticaret peşinde ama dünyada kalan!

    Bana şu söz yetiyor: "Seni ahirette kurtaracak bir eserin olmadığı takdirde fani dünyada bıraktığın eserlere kıymet verme."

    YanıtlaSil
  24. Eskiden İslamın kalesi Osmanlı idi yıkıldı. Dinin ihyası bazı dini teşekkül ve cemaatlere kaldı. Zannımca kale yeniden tamir oluyor ve tamirat bitmek üzere. Bu iş tamam olunca ingiliz yahudi oyununa gelen cemat - tarikat ne varsa tarih çöplüğünde yerini bulacak.

    YanıtlaSil