.

ALLAH; DEVLETE, MİLLETE VE ORDUMUZA ZEVAL VERMESİN

10 Ocak 2017 Salı

SURİYE İÇ SAVAŞI VE SUFYANİ


Hocalı katliamı çocukluğuma damgasını vuran en önemli olaylardan biriydi. Bu insanlık suçu Azerbaycan için olduğu gibi ailem içinde büyük bir trajediydi. İki dayım, dedem ve aileleri toplam 8 akrabam Ermenilerce katledilmişti. Çocukken babası ile birlikte Kerbala’ya gitmiş hem de Ahund (Caferi’lerde din adamı, İmam) olan baba tarafından büyük dedem İran’a Ermenilere arka çıkması nedeniyle çok kızıyor, “Hazreti Mehdi a.s. bunlarla boşuna savaşmayacak” diyordu. Daha sonraki yıllarda Iran taraftarı bazı Ahundlara için de; “onların yolu İmam Hüseyin a.s yolu değil Yezid’in, Süfyani’nin yolu” derdi. Ziyaretine gittiğimizde Masumların (12 imam a.s. ve Hz. Muhammed a.s. ve Hz. Fatıma a.s.) çektiği sıkıntıları anlatır, ağlar ve ağlatırdı. “Suriye’ye dikkat edin” derdi, “orası karışırsa bu İmam Mehdi a.s.nin çıkışının yaklaştığının işaretidir” derdi. Ancak yine ekler ve; “oraya iyi bakın orası Süfyani’nin de yeridir” derdi. Çocuk aklımla bu konuşmalara anlam veremez, basit hikâyeler olarak görürdüm. Suriye iç savaşı başlaması ve sonrasında yaşananlar adını taşıdığım büyük dedemin söylediklerini tekrar düşünmeme sebep oldu. Dedemin yanında taşıdığı kitapların (Farsça ve Arapça) İngilizce versiyonlarını bularak Hazreti Kaim’in a.s. zuhuru öncesi olaylarla Suriye’de yaşananlarının ilgisini anlamaya çalışırken bu çalışmanın İngilizce versiyonu ortaya çıktı. İstanbul Türkçesine tercümesi, Abdülkerim Doğru Bey tarafından yapılmıştır.
Giriş
Suriye iç savaşı dünyadaki birçok grup tarafından altın çağı başlatacak olaylar dizisinin önemli bir halkası olarak görülmektedir. Özellikle birçok Şii grup Şii altın çağı beklentisi ile Suriye iç savaşını ve Suriye’nin harap olmasını İmam Mehdi a.s.’nin alameti olarak gördüklerinden merakla takip etmektedir. Hatta bazı Şii gruplar Suriye savaşına İmam Mehdi a.s.’nin yolunu açmak için dahil olmuş durumdadırlar. Ancak Suriye iç savaşı sadece İmam Mehdi a.s.’nin değil aynı zamanda İmam Mehdi a.s.’nin en büyük düşmanı olan Süfyani’’nin de çıkış alametidir. Bu nedenle Şii kaynakları Süfyani’ye ilişkin, onun soyu, görünüşü, savaşları gibi çok detaylı bilgiler sunmaktadır. Bu itibarla kimin ya da kimlerin Sufyani olabileceği bu gaybi haberler veya kehanetlere dayanarak tahmin edilebilecektir.
İslami-Şii kaynaklarına göre Sufyani
Şii kaynakları ittifakla İmam Mehdi a.s.in çıkışı öncesinde bir ön şart olarak Süfyani’’nin Suriye’den çıkacağını söylemektedirler. Ayrıca Süfyani’nin çıkışının “kesin” olacak olaylardan olduğu açık olarak ifade edilmektedir.[1] Süfyani’nin babasının adı Anbese (عنبسه ) adı ise Osman (عثمان) olacağı ve Utbe bin Ebu Sufyan’ın soyundan olacağı ifade edilmektedir. Süfyani’ çıkınca İmam Mehdi a.s. gizlenecek sonrasında tekrar ortaya çıkacaktır. [2]
Masumların haber verdiğine göre Süfyani’ zalim, hilekar bir karakterde ve çirkin bir görünüşe sahip olacaktır. Tek gözlü olacak ya da bir gözünde yara izi bulunacaktır. Mavi gözlü ve sarışın olacaktır. Allaha hiçbir zaman ibadet etmemiş ve Mekke ve Medine de görülmemiştir.[3]
Masumların haber verdiğine göre Süfyani’ çıkmadan önce Suriye’de şiddetli bir deprem, kaos ve anarşi var olacaktır. Suriye’deki cezire bölgesinde gökten ses gelecek Şam’dan ağıt yükselecektir. Türkler Cezireye, Rumlar Remle’ye (Filistin)’e geleceklerdir. Suriye’deki karışıklık ve çatışmalarla Suriye harap olacaktır. Cabiye (Suriye’de Şam’ın güneyinde bir bölge ve yerleşim yeri) yere batacak ve Emevi caminin bir kısmı yıkılacaktır. Bu dönemde Suriye’de kırmızı, benekli ve Süfyani’ bayrağı yükselecektir. Süfyani’ diğer iki grubu da yenecektir. İmam Bakır a.s. başka bir nakil de de Suriye’de birbiri ile savaşacak orduları Süfyani, Abka ve Ashab olarak saymaktadır. Süfyani’nin önce Abka’yı daha sonra da Ashab’ı yenilgiye uğratacağını ifade etmektedir. İmam Cafer a.s. de Suriye’de birbiri ile mücadele edecek biri Süfyani’ ordusu olmak üzere benekli, kırmızı ordulardan bahsetmektedir. Başka bir kaynakta da bu orduları Hasani, Emevi, Kaysi ve Sufyani olarak da tasnif etmektedir. [4]
İmam Bakır a.s.’den Süfyani çıkmadan önce kızıl atlara binmiş sarı bayraklıların batıdan Suriye’ye gireceği nakledilmektedir. Bu olay olduğunda Harasta yere batar ve harap olur ve Süfyani Yabis vadisinden çıkar. Ve Süfyani yeşil ve altın renkli bayraklarla ortaya çıkar. Beni Kelb kabilesi Süfyani’nin yanında yer alır.[5]
Süfyani’ recep ayında ortaya çıkar diğer iki grubu yenilgiye uğratır ve Şam, Hama, Humus Halep, Filistin, Lübnan’a hakim olur. Önce benekli olanı daha sonra kırmızı olanı yenilgiye uğratır. Anne tarafından akrabası olan Beni Kelb kabilesi ile birlikte Irak’a doğru yönelir düşmanlarını Kırkısya (Deyri Zor yakınlarında) yenilgiye uğratır. Bağdat’ta yüzbinlerce insanı ve özellikle Abbasiyi-Sünni’yi katleder. Kufe’de katliamlar yapar Kufeliler Süfyani’ye biat ederler ve Süfyani’ o bölgeye hakim olur.[6]
İmam Mehdi a.s., Süfyani çıktıktan sonra gizlenir ve Haremeyn’e (Mekke ve Medine) yola çıkar, bunu haber alan Süfyani ordusunu Medine’ye gönderir. Ordusu orayı ele geçirir. Orayı yağmalar ve harap eder ve ordusu Mekke’ye doğru giderken ordusu Mekke ve Medine arasındaki Beyda’da yere batar ve yok olur.
İmam Mehdi a.s.’ye Kabe’de 313 kişi biat eder. (Bunların hangi bölgelerden olacağı Şii kaynaklarında haber verilmiştir. 313 kişinin sadece 70 civarı bugün Şii nüfuslu bölgelerden olacaktır – çeviren). İmam Mehdi a.s., Medine’ye gelir daha sonra Irak’ta Süfyani ile karşılaşır. Bu savaşta Süfyani ordusunda bulunan Şiiler İmam Mehdi a.s. tarafına geçerler, İmam Mehdi a.s. ordusunda bulunan Süfyaniler, onun ordusuna geçerler. İmam Mehdi a.s. ordusu galip gelir ve Süfyani’yi Irak’ta necef yakınlarındaki Hire’de kalın bir ağacın altında öldürür. [7]
İmam Mehdi a.s., 13 grupla savaşacaktır. Bunlar Şamlılar, (Suriyeliler), Basra ve Maysanlılar (Güney Irak), Reyliler (Bugünkü Tahran-İran), Emeviler, Mekke ve Medineliler (Bugünkü Suudi Arabistan) Dabba (Birleşik Arap emirlikleri ve Umman tarafından paylaşılan yarımada), Kürtler, Ezdliler (Kadim bir Arap kabilesi-Umman’da önemli nüfusları bulunmaktadır) Ganiyler (Kadim Arap kabilesi-günümüzde güçlü bir varlığı kalmamıştır) Bahililer ( Kadim Arap kabilesi kısmi olarak Umman da var ve bu adla yerleşim yeri bulunmaktadır.) olarak sayılmaktadır. Eger günümüzde İmam Mehdi a.s. gelmiş olması halinde O’nun Irak, İran, Suriye, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri ile birlikte Kürt grupları ile savaşacağını söyleyebiliriz. [8]
İmam Mehdi a.s. çıkmadan önce Türklerin taşkınlıklarının bulunacağı, hatta Süfyani tarafından Cezire’den çıkarılacakları anlaşılmaktadır. Ancak İmam Mehdi a.s. çıktıktan sonra Türklerden İmam Mehdi a.s.’yi desteklemek üzere Müfrezeler çıkacak ve Türklerden İmam Mehdi a.s.’ye katılımlar olacaktır.[9]
İslami (Şii) Gaybi Haber Ve Kehanetlerin Suriye’de Günümüzde Yaşananlara Tatbiki
Bu gaybi haberler veya kehanetler Süfyani’nin kim olabileceğini tahmin etmek için kullanılabileceğine şüphe bulunmamaktadır. Kehanetlerin haber verdikleri ile günümüzde Suriye’de olanlar arasında kuvvetli benzerlikler bulunmaktadır. Haber verildiğine benzer olarak Suriye’de temel olarak 3 grup ortaya çıkmıştır. Bunlar, Esad Rejimi ve Müttefikleri (İran, Hizbullah, Şii Milisler ve Rusya hatta PYD-PKK), İŞİD ve Diğer Muhalefet. Diğer taraftan Sarı Bayrak taşıyan gruplar (Hizbullah ve Şii Milisler) Suriye’ye girmişler ve Suriye harap olmuştur. Ayrıca yaşanan insanlık suçları ve katliamlar nedeni ile Suriye’den ağıtlar yükselmektedir. Suriye’de kehanetlerde haber verildiği üzere özellikle Şii militanlar ve rejim kuşatması altında Madaya, Humus ve Guta gibi yerlerde insan yapımı açlık yaşanmaktadır. (Kuvvetle muhtemel bu açlık Şii gruplarca İmam Mehdi’nin gelişini sağlamak için bilinçli olarak yaşatılmaktadır.) Yine ilginç olarak altın (sarı) rengi ve yeşil renkte bayrakları olan gruplar Suriye’deki savaşa dahil olmuşlardır.
Suriye’de Esad Rejimi’nin müttefiki olan silahlı grupların bayrak ve flamaları-1


Flags And Seals Of The Armed Groups, Ally With Assad Regime İn Syria-II

                                        Suriye’de Esad Rejimi’nin müttefiki olan silahlı grupların bayrak ve flamaları-2
İslami (Şii) kaynakların verdiği gaybi haberler ve kehanetler Suriye’deki olanlarla ilişkilendirildiğinde Süfyani’ye en uyan grubun Rejim ve müttefikleri olduğu görülmektedir. İlk olarak Süfyani’’ye destek verecek kabile (beni Kelb) ve Süfyani’nin ismi ve babasının isminin Rejim ve müttefiklerine uyduğunu belirtmeliyiz. Süfyani’nin babasının adı Anbese’nin anlamı aslandır.[10] İlginç olarak Suriye’yi yaklaşık 60 yıldır yöneten grup olan Esad ailesinin de soyadı olan Esad’da aslan anlamındadır. Diğer taraftan Suriye’deki savaşı yürütmek üzere atanan İranlı komutanın adı da Muhammed Cafar Asadi’dir. Ayrıca Süfyani’nin adı olacak olan Osman ile Esad ailesinin 1920’lere kadar soy ismi olan Vahiş’in (وحش) anlamı da birbirine yakındır. Arapça Osman’ın anlamlarından ikisi yılan yavrusu ve ejderhadır.[11] Vahiş ise Canavar anlamındadır. Yine Esad ailesinin kabilesi olan Beni Kelb-Kelbiye kabilesi,[12] kehanetlerde Süfyani’ye destek vereceği söylenen kabiledir. Bu itibarla Esad ailesinin Süfyani’ hareketinin önemli bir parçası olduğu söylenebilir.
İkinci olarak Süfyani’nin çıktığındaki bayrağı olan Altın (renkli) haçlı yeşil bayrağa sahip olacağı haber verilmektedir. İlginç olarak Suriye ordusu ile İran ordusunun amblemleri Süfyani’ bayrağına çok benzer özellikler taşımaktadır.[13] Ayrıca Suriye’de savaşan bütün Şii milislerin bayrağı Süfyani’ çıktığında sahip olacağı söylenen bayrağın renkleri olan sarı ve yeşil renklere sahiptir.
Üçüncü olarak Masumlar Süfyani’nin Abbasilere-Sünnilere karşı harekete geçeceğini ve Bağdat’ta Abbasîlere-Sünnilere katliam yapacağını haber vermiştir. Iran-Rus-Şii Milisler ve Esad ittifakı Ortadoğu’da Sünnilere karşı hareket etmiş ve onlarla çatışmaktadır ve Bağdat’ta Abbasilere-Sünnilere katliam yapan Şii milisler Suriye de rejim müttefikleri arasında bulunmaktadır.
Dördüncü olarak Suriye’de savaşan taraflardan sadece rejim ve müttefikleri içinde kayda değer Şii bulunduran tek gruptur. Haber verildiği üzere Süfyani ordusunda İmam Mehdi a.s. ile yapılacak son savaşa kadar Şiiler bulunacaktır.
Beşinci olarak Süfyani çıktığında kontrol edeceği söylenen (Şam, Hama, Humus, Halep, Lübnan) büyük çoğunluğu Rejim ve müttefikleri tarafından kontrol edilmektedir. Suriye’de savaşan diğer iki grup bu bölgelerin çok azını kontrol etmektedirler.
Altıncı olarak Süfyani’nin hakim olacağı haber verilen Kufe bugün rejim ve müttefikleri arasında bulunan Irak hükümeti tarafından kontrol altında tutulmaktadır.
Yedinci olarak Süfyani’nin saldıracağı yer olan Mekke ve Medine’ye saldırma kabiliyeti, nedeni, gücü ve motivasyonu olan tek grup rejim ve müttefikleridir. İŞİD’in Mekke ve Medine’ye saldırmaya niyeti bulunsa da gücü bulunmamaktadır. Diğer muhalefetin ise ne gücü nede niyeti bulunmamaktadır.
Son olarak İmam Mehdi’nin a.s. savaşacağı gruplardan büyük çoğunluğunun rejim ve müttefikleri arasında yer aldığı görülmektedir. İmam Mehdi a.s.nin savaşacağı Suriyeliler, İranlılar (Reyliler), Iraklılar (Basra ve Maysanlılar) ve Kürtler (PUK-PYD-PKK) rejimin müttefikleri arasında yer almaktadır.
Sonuç
Özet olarak ifade etmek gerekirse İslami-Şii kaynaklarında verilen haberlere veya kehanetlere göre Süfyani hareketi veya Süfyani’nin rejim ve müttefikleri (İran, Rusya, Şii Milisler, Hizbullah ve hatta PKK-PYD) olduğu görülmektedir. Bu nedenle bu gruba Süfyani hareketi veya Süfyani ordusu olarak nitelendirmenin yanlış olmayacağı şüphesizdir. Diğer taraftan İmam Mehdi’nin a.s. Ehli Beyt sevdalısı Şia nüfus barındıran Irak, İran ve Suriye ile niçin savaşacağı şu dönemde bu bölgelere hakim olan tekfirci-nasibici hareketler olacağından şüphe yoktur. Bu nasibici Şii militan gruplarının Süfyani’ davranış olduğu açık olan eylemlerle Irak ve Suriye’de on milyonlarca Sünni’yi öldürmüş, göçe zorlamış ve kadınlara tecavüz etmiştir. Diğer bir anlatımla da İmam Mehdi a.s.nin yolunu hazırlamak üzere Suriye’de bulunan ve İmam Mehdi a.s.’nin taraftarı olduklarını düşünen grupların İmam Mehdi a.s.’nin değil Süfyani’nin yoldaşları oldukları ve Süfyani’nin yolunu hazırladıkları görülmektedir. Diğer bir ifade ile Esad-ı Kelbi’ye yardım etmek üzere Kasım Süfyani (Süleymani) yönlendirmesinde hareket eden (Hizbullah, Kudüs gücü, Bedir Tugayları, Galibun yada Fatimuyun gibi) farklı adlarla ortaya çıkan bu nasibici bu gruplar yaptıkları ile İmam Mehdi’ye değil Süfyani’ye hizmet etmektedirler.
Diğer taraftan her ne kadar bugün Suriye, Irak ve İran nasibici (Kendilerinden olmayan Müslümanları-Sünnileri kafir, müşrik görüp kadınlarını, mallarını canlarını helal gören anlayış) gruplarca kontrol ediliyor olsa da bu yöreler nihayetinde İmam Mehdi a.s. döneminde nasibici-tekfirci grupların sultasından kurtulacaktır.
İmam Mehdi a.s., savaşacağı gruplara dikkat edildiğinde nasibici (İran ve Müttefikleri) gruplar ile müttefikleri ile selefi tekfirci (Suudi Arabistan ve müttefiki körfez ülkeleri) gruplar olduğu anlaşılmaktadır.
.
Hasan Ahundzade KARBALAVİ (Çeviren: Abdülkerim DOĞRU)
________________________________________________
[1] Al Majlisi,( Allamah Muhammad Baqir al-Majlisi) The Promısed Mahdi, Allamah Muhammad Baqir al-Majlisi, English Translation oi Bihar ul Anwar, Volume 13 (Old Edition)/Volumes 51-52-53 (New Edition) Kitabul Ghaibah – Book of Occultation, s. 80
[2] Al Majlisi, s. 102, 110
[3] Al Majlisi, s. 102,103, 147
[4] Al Majlisi, s. 109, 118, 132, 161, 162.
[5] Al Majlisi, s. 112, 389.
[6] Al Majlisi, s. 84, 118,119, 132, 282
[7] Al Majlisi, s. 118-121, 280
[8] Al Majlisi, s. 255
[9] Al Majlisi, s. 131
[12] Patrick Seale,Maureen McConville, Asad of Syria: The Struggle for the Middle East, University of California Press, 1990, s. 3.


128 yorum:

  1. efkar ali10 Ocak 2017 00:02
    sahipkiran.org/2016/02/17/suriye-ic-savasi-ve-sufyani

    Efkar ali kardeşimizin paylaşımı olarak aldık.

    YanıtlaSil
  2. 1*İyi ettiniz Mustafa kardeş. Bizde bir başka veçhesini yazalım. Komünizmin tasfiyesinden sonra dünyaya sulh ve sükunun gelmesi beklenirken, film bir anda 1900’lerin başına döndü. Ve batılı emperyalistler Siyonist hamiliğiyle yine İslam Dünyası’na çullandılar. Siyonist güdümlü batılı şer odakları İslam’ı komünizmin yerine koyarak NATO dahil her kurumlarıyla tecavüze başladılar. Bir farkla yani vekalet savaşı ile. Yani bölge insanını birbirine kırdırarak. Zamanında Osmanlı ve Türkiye’de kırdıkları gibi.

    1990 yılında Iskoçya’da yapılan NATO Zirvesi’nde deccalizmin üçüncü versiyonu olan Başkan Roland Reagan gibi neoliberal yani Lenin muhalifi Troçkist fraksiyon temsilcisi sözde liberal neoliberal Margareth Thatcher bir konuşma yaptı: “Komünizm çöktü. Yeni hedef İslam” Ve bu ahir zamanda düşük yoğunluklu savaşlara sahne olacak 3. Melheme’nin başlangıcı oldu. Bir yıl sonra 62 dünya devleti, ortada hiçbir sebep ve gerekçe yokken uyduruk gerekçelerle Körfez harekatını düzenleyerek 3. Dünya Savaşı’nı başlattı. Ve Ortadoğu’daki dini ve ırkı etnisiteyi yani Arap-Acem, Türk-Arap, Türk-Kürt, Kürt-Arap ve de sünni-alevi çatışmalarını tahrike başlayarak iç isyan ve savaşların kıvılcımını yaktı. Ve İsrail hamisi emperyalistler bunun hem ekonomik nemasını yedi, hem de ikinci defa küresel bir güçle üzerimize çullandı.

    O zaman Türkiye Müslümanları başta olmak üzere gaflet uykusunda idi. Bölge öncelikle ve özellikle Kürt kartıyla Irak-Türkiye ağırlıklı karıştırıldı. Öyle ki silah ve iman fukarası cuntalarımız selameti PKK’ya Suriye üzerinden silah sevk eden İsrail’e karşı terk-i silah ederek teslim olup Türkiye-İsrail Stratejik İşbirliği Anlaşması yaptı. Somali’de necon Amerikalılarla Müslüman katliamı yaptık. Ve iktidara (kendi ifadesiyle) sürüklenen Erbakan’ın zamanında bu İsrail’le stratejik ve silah anlaşması imzalandı. İşi biten Erbakan ve partisi entrikayla iktidardan indirilip yasaklandı. Bu arada İslam dünyasıyla ilişkileri geliştirme arzusundaki Özal’ın zehirlenme suikasti unutulmamalı. Fetoş cemaatinin sahneye sürülmesi o zamandı. 1995'te ABD’ye uçup giden fetoş necon-siyonistlerin kucağına oturup mamasını alıp işe koyuldu. Çünkü 10 yıl önce CIA güdümünde devlete sızma ile deneme işine başlamış, hatta CIA Özal’a “Bununla çalış” tavsiyesi yapmıştı.

    Bu dönemin adı 28 Şubat. Ama bitmedi. 10 yıl sonra 2003’te bu kez 42 dünya devleti Irak’a saldırdı. Bu arada 1979’da Alman-Fransız darbesi ile Molla Humeyni’nin riyasetinde iktidar yapılan Taylasanlı mollaların ilk işi büyük Deccal’e yaklaşarak işbirliğine gittiğini unutmayalım. Suriye ile ilgileri o zaman başladı. Ticari, enerji ve siyasi çıkar için Sovyetlerin akıl vermesiyle. Ayrıca kendileriyle savaşan Saddam’ı arkadan vurabilmek için Suriye ile ilişkileri bayağı ilerletti. Öyle ki Cumhurbaşkanı Rafsancani Türkiye’ye yaptığı bir ziyaret sırasında kendisine verilen brifingte Suriye’ye Fırat’tan az su verildiğini ayak üstüne ayak atarak küstahça Şam adına iddia edip hesap sormuştu.

    Aslında bütün mesele bugünkü Suriye’deki fitnenin baş müsebbiplerinden biri İran olmuştur. Bizi Lozan’da Anadolu’ya hapsedip dünyaya karşı gözlerimizi bağlayanların verdiği narkoz yüzünden o zamanlar yüce devletimiz ve kahraman cuntalarımız oyunu okuyamıyordu. Varsa yoksa ABD ve İngiliz ve Avrupa vesayeti, silahsızlık korkusu, üstüne üstlük devleti omuzlarıyla düşünüp yönetme hırsı.

    YanıtlaSil
  3. 2* Şimdi Ortadoğu’daki savaşın fitilini kimin nasıl yaktığına bir bakarsak yukarıda yayınlanan ve ahir zaman rivayeti diye yutturulan bu Acem palavrasının içyüzü daha iyi anlaşılır. Tabi H. Ahunzade Karbalavi’nin çalışmasını çoğunlukla destekliyorum. Rivayet izahının güzel bir örneği. Ancak Mehdi’nin zuhuru hilafetin battığı tarihtir. Zuhur başka hakimiyet başka. Suriye-Irak ve bütün Ortadoğu’ya yönelik son olaylar Mehdiyet’in’in 3. Faslına zemin hazırlamasıdır. Ve bun yönetmek Mehdi’ye değil kumandı sayılan Cehcah’a aittir. Burada Süfyani ünvanını iyi anlamak lazım. Süfyani, ahir zaman deccali Süfyan taraftarı yani onun meslek ve meşrebinde olmak anlamına da gelir, Kelb Kabilesinin mensubu olmak da. Çünkü o zaman kelb kabilesi Al-i Beyt’e ihanet etmiş şimdi de ittihad-ı İslam aleyhtarı yönetime işaret eder.

    Bu teşbihle Esed Rejimi’nin İslam deccalinin hususiyeti olan keyfi-cebri-askeri-küfrü olmasıdır. Bu ahir zamanda İslam deccali Süfyan’ın rejiminin en belirgin özelliğidir. Esed hanedanı İslam Deccali’nin şe'ni rejimini bir örneğidir. Saddam-Nasır-Burgiba-Kaddafi rejimlerinin hepsi Süfyani rejimidir. Süfyanı örnek alıp eş rejimi kurarlar. Unutulmasın Lenin-Troçki de böyle, Hitler de böyle, Mussoline de böyle. Rivayet ne idi.? Hilafet batar cebabire çıkar.

    İran senelerce şah döneminde İsrail ile iyi ilişkiler oldu. Mollalar da bölgede hem Sovyetlerle işbirliği yaptı, hem de İsrail ile iyi-kötü polisi oynayarak bölgede nüfusunu artırıp Rothschild ağrılıklı küresel sermayenin enerji nakli için sinyal vererek bütün bölgenin enerji nakil hatlarının merkezi olmak istedi. Bunu için Husileri kışkırttığı kadar PKK’yı da kışkırttı. PKK ile Türkiye’nin enerji merkezi olmasını engellerken, Körfezdeki Şia halkı kışkırtıp, Yemen’de Husilerle Kızıldeniz çıkışı ile Aden Körfezine hakim olmayı hedefledi. Bunun için İsrail’le zımnen işbirliği yaptı. İsrail’in Büyük Ortadoğu Projesini torpillemesinin en başlı sebebi ne idi? Türkiye’ye “Sen Hazar-Körfez petrolünü İskenderun’a getir bin dünyaya dağıtayım” teklifini AK Parti iktidarının geri çevirince ilişkileri bozup bu kez hem Süveyş Kanalını by-pass etmek hem de enerji ve ticaret için Gazze’den Akabe Körfezi’ne kanal açmayı tasarladı. Hatta Kızıldeniz Körfezi’nin çıkışına hakim olabilmek için ta 1970’lerde biz sağ-sol anarşisi ile cebelleşirken o Etyopya’ya yerleşiyordu.

    Her neyse asıl konuya geleyim. Bu arada İsrail’in İran ile Irak petrolünün Gazzeye akıtılması için döşenen ama kullanılmayan hattın işletilmesi için gizli anlaştığı bile söyleniyor. İşin içinde batılı petrol şirketleri olduğu gibi tam tamına 100 yıldır dört gözle Hazar petrolüne kavuşmayı bekleyen hatta ve hatta Lenin-Troçki’ye destek veren Yahudi Rothschild ailesi de var. İran’ın onlarla anlaştığı anlaşılıyor.

    İslam dünyasında 3 büyük millet var. Arap-Türk-Acem(Fars). Bunların ilki vahiy ilmine nüfusu sebebiyle ilmistan, diğer askeri gücü ve bayraktarlığı sebebiyle hüneristan üçüncüsü ise palavracılığı ve bozgunculuğu sebebiyle kezzabistandır. Ama yalancının mumu ilk defa Yavuz Sultan Selim zamanında söndüğü gibi ahir zamanda Hz. Mehdi’nin zuhuru zamanında değil, Mehdiyet’in hakimiyeti zamanında teşekkül edecek ittihad-ı İslam ile bir kez daha söndürülecek. Onun da emaraleri görülüyor. Zamanımız Mehdizuhuru değil Mhediyet’in hakimiyetinin fecr-i sadıkıdır.

    YanıtlaSil
  4. 3*Müteşabih ihbarat yani rivayetler sakız gibidir. Hangi niyetle çiğnerseniz çiğneyin o şekli alır. İster balon yapıp patlatın, ister ağızda yuvarlayın ister çiğneyip şekil verin. Ama mideye inip besin olmaz. Sağlam tevil ister. Dinin hakikatlerini değil de siyaseti esas alarak hareket eden Şia fitnesinin derdi nedir? Arabın kılıcı ile Müslüman olmayı milli enaniyetine yedirememedir. Ve ittihad-ı İslam prensibine aykırı hareket eden İran ve mollalarının başarı şansı yoktur. Niçin olduğunu Al-i Beyt mümessili Hz. Mehdi’nin Kur’an’ın ilmine sahip olarak sünneti ihya edeceği hakikati ile anlaşılır. Mehdi elini kana bulaştıracak biri değildir. Kan saltanat sebebiyle bulaşır. Hiçbir İslam müceddidi bugüne kadar elini kana bulamamıştır. İkincisi Hilafet makamı yani reşid hilafet Hz. Hasan’ın şehadeti ile Hz. Mehdi’yle kadar tevakkuf etmiştir. Arada hükmeden hilafet ise ısırıcı ve saltanata inkılap eden izafi hilafettir. Mehdi ile Hz. Hasan’ın bıraktığı hakiki hilafet, kaldığı yerden ihya olacaktır. Yani kılıçlı-silahlı değil manevi cihad ile ihya olacaktır. Çünkü Al-i Beyt’in tarzı manevidir. Ve Hilafet-i Muhammediye Mehdiyetin siyasi bir nevi mücediddi ile gerçekleşecektir. Hilafetin esas önemli tarafı Kur’an-sünneti temsil eden Meşihat kısmı. Saltanat ve siyasi tarafı değil. Dini yönü esas olmadan o hilafet hilafet olmaz bid’a olur. İşte Al-i Beyti siyasetle dünyevi şatafata sokmak isteyenleri kader-i İlahi engellemiştir. Onlara manevi saltanatı daha doğrusu uhrevi hakikatlerin üstadı ve reisi yapmıştır. Ve alem-i İslam’da görülen her nevi dini hizmetin içinde mutlaka seyyidler olmuştur. Yani Hz. Peygamberin iki emaneti Kur’an ve Al-i Beyt’tir.

    Şimdi şu anda bölgemizde 1991 tarihinden beri devam eden maskaralığın içyüzünü ayrıca yazacağım. Çünkü Osmanlı’nın mirası virane ve yıkık bir Anadolu’yu 1920’lerin başında 10 milyon nüfusun çoğunluğu kadın, çocuk, sakat ile 2 milyon erkek oluşturuyordu. Ve batının vesayeti altına giren izafi istiklali olan bir ülke idi. O ülkenin ayağa kalkması yabancı ve emperyalist vesayeti kırması birkaç yıllık bir çalışma ile mümkün olamazdı. 70 belki 90 yıl gerekecekti. Türkiye’nin kalkınması ve medenileşmesi ancak DP ile 1950 sonrası başladığına göre Anadolu insanının köyden kente, oradan okula ve üniversite ile kürsülerine ulaşması, ticaret ve ekonomiye hakimiyeti, hepsinden önemlisi D.İ.N.İ H.Ü.R.R.İ.Y.E.T.İ ve temsili elde etmesi Mehdiyet’in hayat ve şeriat fasıllarının icrası ile gerçekleşebilirdi. 1950’den sonra basılmış İmam-ı Gazali’nin Kimya-yı Saadet ve Rabbani’nin Mektubatını gördüm. Cep kitabı hacminde 200-250 sayfadan ibaretti. Yani 10’da biri bile değildi. Küçük özet eserlerdi. Bu maddi-manevi halimizin ifadesi idi. Tam ciltlilerini basmak ancak ve ancak 1965’ten sonra oldu. 1970’lerde diğerleri basıldı. Hadis ve tefsirler. Ve Rafları doldurması ise 1980’lerde olablidi. Ayrıca Risale-i Nur’un anlaşılması için havi olduğu 16 babtan ancak 4-5 tanesi tefsir ve izahı zamana müteallikti. 90 yıl.

    Bölgemizin içine düştüğü halin müsebbibi Siyonist deccalin kılıcı, koçbaşı, uşağı Neoliberal-neeocon yani Marksizmin çağdaş fitnelerinin izahı sonra yapayım. Çünkü bu kadar acem palavrasının Suriye işaretinin istismarını görünce çok üzüldüm. Suriye dahil Bilad-ı Şam’ın savaş alanına dönüşü Osmanlı’nın son zamanında görüldü. O zaman çok çetin savaşlar yaşandı. Şimdi başa dönülünce o zamanki Suriye Mehdi zuhuruna şimdi ise hakimiyetine işarettir.

    Mehdi hiç kılıç-silah kullanmayacak. Dinsizlik ile Ye’cüc ve Me’cüc taifesinin kan dökücülüğü harici birer tehlikedir. Ve şu anda küresel hakimiyet kurmak isteyen Yahudi-Siyonist deccalin en büyük silahıdır. Rehin Musul Konsolosu ne demişti bir kaç ay önce bölgede 10 milyondan fazla nüfusu olan devlet istenmiyor. Yani Yinon Planı çalışıyor. Yani merkezi Kudüs olan Büyük İsrail kuruluyor. Esed-İran-Hizbullah-PKK-YPG-FETÖ hepsi bu projenin proletaryasıdır. Yani işçisidir. Boyunları Siyonist tasmalıdır. .

    YanıtlaSil
  5. 4* Şimdiki Rusya ise Bediüzzaman’ın birinci Avrupa tasnifine giriyor. Ayrıca yüksek bir Müslüman nüfusuna sahip. Dinsiz kalamayan Rusya ne yapacaktı komünizm sonrası? O Rusya Bediüzzaman’ın tasnifiyle ABD ve Avrupa’nın birinci kısmı ile bağlantılı. Avrupa ve Amerikan birinci kısımları ittihad edip bölgeye müdahale etmedikçe veya bize yardım etmedikçe birbirimizi yemeye devam edeceğiz. Türkiye ise ittihad-ı İslam’ın motorudur. Bunun ırkçı ve milliyetçi hislerle değil Kur’an’ın nuruna ve Rum Suresi’nin işaretine istinaden belirtiyorum. Buna ilk teşebbüs eden rahmetli İslam kahramanı Menderes oldu, ama ipe çekildi. Demirel’e kan kusturdular, Özal’ı zehirlediler. Bu üç liderin zamanında İslam dünyası ile bağların kuvvetlenmesi teşebbüsleri yarıda kaldı. Şimdi 4. teşebbüs başladı. Kürt kartı Menderes’in Bağdat Paktı teşebbüsü üzerine hemen devreyle sokuldu. Ve ilk bölücü fitne bölgemizde Türk anarşistlerinin 1962 sonrası piyasaya sürülmesinden sonra 1970’lerin sonunda tam bir bölücü unsur oldu.

    Bize hep cambaza baktırdıkları için bir şeyin farkına varmadık. Yanlış ve zahiri hislerle saçmalayan oldu. Şimdi vereceğim bilgi güvenlik uzmanlarının teyid ettiği bilgidir. Aslında gözü olanın gördüğüdür: Hem askeri hem siyasi yönetim, Türkiye’nin de içinde olduğu bölgedeki etnisiteye dayalı bölücü Siyonist planı fark edince 2004-05’lerin başında çözüm için teşebbüse geçildi. Açılım için bizde hazırlık yapılırken, hem Irak hem de Suriye nezdinde özellikle Ahmed Davutoğlu’nun Dışişleri Bakanlığı döneminde mekik diplomasisiyle tehlike anlatılarak etnisite tahrikine karşı çözüm için bastırdık. Bizdeki açılımın aynısı onlardan istendi. O uyuşuk kafalarının verdiği cevap: “Biz sizin gibi değiliz, yapamayız” Ve sonunda neocon-neoliberal-siyonist plan hız kazandı. Arap Baharı solduruldu, bölge ateşe verildi. Bizde ise Oslo süreci dahil bütün süreçler İngiliz-Alman-neocon ve maşaları FETÖ tarafından sabote edildi. PKK’ya silah yardımı yapılarak ülkeye 2012 sonrası silah yığınağına başlandı. Ve sonrası malum. Asker FETÖ’den arındırılıp kendine getirilince inleri tek tek basılıyor.
    Yazımı İsmail Cem İpekçi’ye CHP-MSP koalisyonunun kurulduğu Şubat-1974’te beyanat veren12 Mart’ta devrilen Başbakanın sözüyle bitiriyorum: “Kimse güçlü Türkiye istemez”Ama İslam ümmeti de, siyaseti de, hilafeti de battığı yerden kalkması takdir-i İlahi’dir. Bu Levh-i Mahfuz’un karalama defteri Levh-i Mahv ispat’ta yer alan hükümdür. Ancak şöyle bir ihtimal var. Meşiet-i İlahi gayret ve çalışmamızı beğenmezse o hükme layık olunamadığından hükmü iptal veya tehir edebilir. Onun için işte Kur’an işte sünnet. Bunların ihyası esastır. Bunların makbuliyeti ölçüsünde dünyevi zenginlik de gelir.

    Mehdi’nin gelişi veya hakimiyeti ona zemin hazırlamak ile olur. Ahir zamanda fitnelerin dalga dalga geldiği rivayete edilir. Kayıklarınıza sahip olun devrilmeyelim. Ehl-i dinin ve ulemanın teveccüh-ü nasa sebep olan iktidar ve yönetme hırsı onlara yakışmaz. Şirk-i hafiye sebeptir. Siyaset dinde yani şeriattaki payı yüzde birdir. Yüzde 99 ibadet, ahlak ve fazilettir. Önce iman sonra namaz sonra ittihad. Başka yolu yok.

    YanıtlaSil
  6. Mustafa kardeşim, seni benim Türk İslam haber bloguma beraber yazarlık yapmaya davet ediyorum. site: haberr.com iletişim mail adresim isakoc@outlook.com.tr

    Bende senin gibi Türk İslam dünyası haberlerini buldukta paylaşıyorum yada kendi yorumlarımla bu tür haberler yazıyorum. Sitem de devletimiz ve dinimiz aleyhine yazılar paylaşılmamaktadır. Ayrıca dine aykırı görsel (video/foto) paylaşımı kesinlikle yapılmakmaktadır (bundan kastım avret yeri açık). Eğer uygun görürsen sende yazar olarak katıl. Amacım benzer düşüncelerdeki yazarlardan oluşan ve hassas değerlere önem veren haber blogu oluşturmak.

    Selametle.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Cenab-ı Hak sizleri İslamiyete hizmet noktasında muvaffak etsin .

      Sil
  7. Mustafa abi rivayetlere göre arabistan kralının iki sene içinde yani 5 ocağa kadar devrilmesi veya öldürülmesi gerekiyordu.Bu konuda yorumunuzu merak ediyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir iki ay daha bekleyelim. Yaklasik tarih olabilir. Iki buçuktan az ikiden biraz fazla bir tarihe de iki yil diyebiliyoruz günlük hayatta.
      Kral duymasin ayıp olur amanben de endiseyle ölümünu bekliyorum. Ondan sonrasi çorap sokugu gibi gelecek.

      Sil
    2. (يحكم الحجاز رجل اسمه اسم حيوان ، إذا رأيته حسبت في عينه الحول من البعيد ، وإذا اقتربت منه لاترى في عينه شيئاً ، يخلفه أخ له اسمه عبدالله. ويل لشيعتنا منه ، أعادها ثلاثاً ؛ بشروني بموته أبشركم بظهور الحجة )
      مئتان وخمسون علامة: 122

      Rasulullah (sas) şöyle buyurdu:

      Hicâz’ı isminde hayvân ismi olan bir adam yönetecektir. Uzak bir mesafeden baktığınız zaman gözlerini şaşı olduğunu göreceksiniz. Eğer yakında bakılırsa normal gözükecektir. ‘Abdullah isminde olan kardeşi tarafından desteklenecektir. Eyvahlar olsun ki onların peşinden gidenlere. Rasulullah (s‘as) üç kez tekrarladı. Bana onun (‘Abdullah) ölümünün haberini verin ki ben de size Mehdî’nin zuhurunu haber vereyim.

      (Ahmed bin Hanbel tarafından müsned hadîsler, 250 signs kitêbı, sayfa:122)

      http://hzmehdi.net/2014/08/abdullah-bin-abdulaziz-kral-abdullah-ve.html

       ÇÖZÜM

      Hicâz : TR
      hayvân : Erdoğan
      bir adam : cumhûrbaşkanı RTE
      ‘Abdu'llâh : 11. cumhûrbaşkanı ‘Abdu'llâh Gül
      şî‘atinâ : Millî Görüş
      veyl :
      ölümü :
      Mehdî : İmâm II. Mehdî resûl Muhammed‘Alî Fâtih Erbakan
      zuhûr : 20 eylül 2018 (10 muharrem 1440) pş ‘Âşûrâ´ gecesi Ke‘be'den hurûc!

       Yorum

      Hayvân ve kral ‘Abdu'llâh RTE ve ‘Apo Gül anlamındadır. İlgili aşağıdaki hadîsten de bu anlaşılıyor. Hicâz döngüsel anlamda Türkiye’dir. RTE ve ‘Apo Gül 2lisinden haber vermektedir. Erdoğan ismini yırtıcı bir kuş anlamında “doğan” olarak alabiliriz. RTE’nin gözleri de kayık yukarı aşağı zıdd yönlere bakıyor (gömlek çıkarma psikolojisini yansıtıyor tabi). Özellikle ‘Apo Gül'ün gözler baygın şaşı halde dikkat çekiyor. ‘Apo Gül RTE’nin velîahdi vâsısi mu‘temedi baş yardımcısı 2li bu sirr değil. Hadîste “veylün lişî‘atinâ minh” denmiş. Eş-Şî‘a hz ‘Alî tarafdêrı döngüsel anlamda Millî Görüş demek. “‘Apo Gül elebaşından dolayı vay Millî Görüş câmi‘asına” demek olur. MSP ve II. Mehdî II. Erbakan’ın başa gelebilmesi için RTE - ‘Apo Gül 2lisinin aradan çekilmesi gerektiği açıktır. ‘Akp'yi bir arada tutan da bu 2lidir. Bu 2li ölünce artık tûfânda (aşağıdaki hadîsin de haber verdiği gibi) ‘Akp dağılacak, tek başına çoğunluğu kimse sağlayamayacak ve iş MSP ve II. Erbakan’a kalacak önü açılmış olacak ´Allâh’ın böyle yardımıyla.

      Sil
  8. Cümle ümmet zulüm altındayken biz Allah'ın dinine nasıl yardım edeceğiz dostlar,İnsan kahroluyor elimiz kolumuz bağlı, içim içimi yiyor ortada bir zulüm var ama elimizden bir şey gelmiyor.

    YanıtlaSil
  9. 1*Suriye’deki iç savaş. Bölge devletlerinin sebep olduğu bir savaş değildir. Bölge ülkelerinin tamamı vesayet altında olmanın utanç verici cezasını çekiyorlar. Çünkü asıl fail değiller. Bediüzzaman bir asır önce teşhisi koymuştu: “Biz müteharrik-i bizzat değiliz, bilvasıta müteharrikiz. Avrupa üflüyor, biz burada oynuyoruz. O tenvim ile telkin eder, biz kendimizden hayal edip, asammâne tahribimizde eser-i telkini icra ederiz.”
    Buradaki “O tenvim ile telkin eder, biz kendimizden hayal edip, asammâne tahribimizde eser-i telkini icra ederiz” cümlesi çok ilginç. Avrupalı bizi uyutup uyuşturarak yapılacağını telkin eder, biz kör ve sağır telkin edilen tahribatı icra ederiz. Bunu söylediği zaman Halife de vardı ve alem-i İslam esir değildi. Ama sonra uyutulma derin narkozlu komaya dönüştü.

    Irak ve Suriye hatta ve hatta Afganistan işgali aynı tezgahın eseridir. Şimdi rivayette konuşan veya keşifte bulunanların alem-i misalde gözlem yapmışlar, yani hadiseyi gördükleri gibi anlatmışlar. Ama gerçek muharriki göremedikleri için veya bir hikmete binaen söyleyememişler. Sadece bilvasıta oynayanları görmüşler. Evet olayı böyle görüp şöyle anlatmışlar. Ama müsebbibi kim? İşte bu uzun bir hikaye. Fevkalade güzel düzenlenmiş ve mazide örneği ganice yaşanmış bir senaryonun tezgahlanmasından ibarettir. Burada Suriye, İran ve Türkiye muharrik-i bizzat değildir. Muharrik-i bilvasıtadır. Yani ipleri başkalarının elinde.

    Türkiye bu oyunu bozabilmek izin bölgede ta fitnenin baş esası olan İsrail’e kadar giderek teşebbüstü bulunmuş. Ama satrancın hilekar diğer oyuncusu fitnekar bir hamle yaparak 2006 Gazze operasyonu ile engellemiş. Bu defa Türkiye,16 yıldır işleyen ırkı ve dini etnisitelerin tahrik edilerek bölgenin karıştırılmasına karşı bölge ülkelerine Irak ve Suriye’ye hatta İran’a başvurmuş. Kendisi Kürt ve Alevi açılımı başlatmış, ama bu iş bu kadarla kalmış. Kalınca da 2011’den sonra yapmayana yaparlar kuralı işlemiş ve kanlı fitne icra safhasına konulmuştur.

    İşin en hazin tarafı, Lozan çetesi ve yağdanlıklarının bütün üyeleri ağızbirliğine vararak gavura sattıkları memaliki bataklığa benzetip Avrupa’nın kapı kulluğunda ısrar ederek yine bilvasıta muharrikliğin en müşahhas örneğin ortaya koyarken, bir yandan utanmadan hem Batıya hem de Suriye’ye politik çıkar uğruna Türkiye’nin teşebbüslerini geçmişteki gibi iktidar oluruz yemiyle sabote etmişler ve ediyorlar.

    Bunun da tek ilacı vardır. İttihad-ı İslam. Çünkü ittihad-ı İslam ile bir kuvvet oluşturmadıkça galebe çalmak mümkün değildir. Bütün rivayetlerin müjdeleri Mehdi dahil kimse hiçbir şey yapamaz. 1808’den, hatta 1839’dan, hatta ve hatta 1922 Lozan’dan beri işleyen kural baki kalır.

    Rivayetler kısaca olacak bir şeyin ihbarından ibarettir. Muharrik-i bizzat değildir. Sadece ve sadece görüleni televizyon ve radyo spikerleri anlatmaktan ibarettir. Çıkış çaresini ise bir zata Mehdi’nin geleceğine bağlayıp derde çare olamamışlar. Halbuki bütün müjdeler şarta tabidir. Şartları oluşmazsa iptal veya tehir, belki müsebbipleri mesul olur. İstanbul’un fethi müjdelenmiş ama şartları oluşmadığından 857 yıl beklenmiş. Belki 29 belki 32 defa fetih tehir olmuş. Onun için rivayetlerle değil, vazifelere bağlı kalmak Allah’ın indinde makbuldür. Hakkında üstelik hem Kevser Suresi hem de Hadis bulunan fetih 32 teşebbüse rağmen gerçekleşmemiş. Niçin?

    YanıtlaSil
  10. 2* Suriye olayı 3. Melheme’nin bir safhasıdır. Bunun Süfyani’den çok her iki deccalin anası olan Siyonist-Yahudi deccal ile ilgisi vardır. Hz. Peygamber buyurmuş: Fecr-i sadık + Mehdi + Mesih = Lut Gölü civarında Deccali tenkil. Formül bu. Bediüzzaman bu formülün Gayretullah’ı teşvik edecek 3 aşamasını ta 1950’lerde söylemiş. İkisi tamam. Biri kaldı. O olunca fecr-i sadık başlar. Yani Mesih artık devreye girer. Mehdi değil. Mesih Mehdi’ye takviye olarak geliyor.

    Hz. Peygamberin teşrifinden bu güne kadar yani Hicretten bu güne kadar 524 bin 500 fecr-i sadık geçmiş ama niçin bir türlü murad edilen fecr-i sadık gelmemiş diye bakmamak lazım. Fecr-i sadık Deccalin ve cereyanının mağlup edilerek 1918’de belki de 1909’da başlayan esaret gecesinin sonu olan fecr-i sadıktır. Arasında Süfyan-Deccal-Mehdi var. Fecir girince ezan okunur. Nerede okunur. Esir olan cami hürriyetine kavuştuğu için orada okunur. Sonra Mehdi şahs-ı manevisi yürür. Nereye? Mekke’ye. Tam yarı yolda ne var? Kudüs. Kudüs ilk Kıblemiz. Ama o ve Burak'ın beklediği Mescid esir. Olsun. O da nüzul-u Mesih’in katkılarıyla hürriyetine kavuşturulur. Ve bayram Mekke’de yapılır.

    Mehdiyetin en son gireceği mahal Medine-Mekke’dir. Bu da Mehdi’nin Mekke ve Medine’den çıkmayacağı anlamını verir. Mehdi’nin Mekke ve Medine rivayetleri onun ailesinin mahalline bakılarak, tıpkı bizim Horasan'dan çıkıp gibi Horasanlı olmamız gibi, Mekke-Medine’den zuhur edileceği sanılmış. Sonra Horasanlılar Anadolu’da. Kara bayraklılar Mekke-Medine’de değil ki. Yani hakimiyeti devri orada alamaz. Sonra o mübarek topraklarda Deccal ve süfyan ve siyonist yok. O Süfyan merkez-i saltanatın olduğu yerden huruç eder. Sahi rivayette ne vardı: Tam İstanbul fethedilecek haber gelirmiş: “Deccal çıktı”. Fetih yarıda kalır. Çünkü İstanbul’un doğusundan deccalin kara bulutları belirir. Hacı Bayram Veli ne diyordu 500 yıl önce? “2. Fetih Mehdi’nin” Mehdi olmadığı için yani daha deccal çıkmadığı için fetih olmamış. Deccal huruç edince artık sıra Mehdi’nin zuhuruna gelir. Sonra hükmedecek artık. Ne zaman? Fecr-i sadık sonrası.

    Bu rivayetlerde böyle yazmaz. Ama rivayetin geldiği Levhi Mahv İspet böyle yazar. İster inanın ister inanmayın. Ama bu olacak. Tabi izn-i İlahi varsa. Türk kütüphanelerinde bunun bilgisi yok. Ama Arap kütüphaneleri ağzına kadar dop dolu. Onu için bizim maskaralar pis Arap demelerinin sebebi belki de bu. Foyalarını çıkaracak bilgi orada. Nitekim.

    Yaklaşık 2 asır önce yaşayan Mekke Müftüsü meşhur Ahmed Zeyni Dehlan bir kitap yazmış. “Fütuhat-ı İslamiyye” diye. 2. Cildinde Eşşeyh Selahaddin Essefedi’nin “Eş Şerhu Eş Şecerat-ül Numaniye” adlı seriden nakil yapmış. Şeyh Hazretleri (şimdi şeyh falan diyorum bizim Süfyaniler kuduracaklar. Artık bir şey yapamazlar karanalık bitiyor) şöyle diyor:

    “Eminim ki, bu Devlet-i Aliyyeyi Osmaniye Hz.Mehdi’nin zuhuruna kadar devam edecek, askerleriyle ve hazireleriyle Hz. Mehdi’ye yardımcı olacaktır. O devletin bekasına ve devamına dua etmek lazım”

    Bu zat o eserinde keşif ve kerametine istinaden “Osmanlı Devleti’nin sonu Hz. Mehdi’nin zuhuruna kadardır”

    YanıtlaSil
  11. 3* Şeyh Hazretleri bu bilgiyi nereden almış ola. OIsmanlı ne zaman bitti? 1922. Öyleyse Mehdi zuhur etmiş. Ondan sonra sözü Beidüzazman alır. Bir asır sonra hükmeder. Yani 1441. Hakimiyet için de Türklerin asker ve hazineleriyle Mehdi’ye yardımcı olacaklar. Bu Beidüzzaman’ın Mehdiyetin’in 3. Safhasına delalet eder. Yani. Beyda Savaşı sonrası. Beyda nedir? Ak ve beyaz. Yani ak devrim. Yani 1950’den sonra bir beyaz ihtilal daha olur, ama bu halk ihtilali ve beyaz devrim 50 yıl sonra tekrarlanır. Şu işe bak. Bediüzzaman 1992’de demiş ki: “Yakinim var ki, istikbal semavatı zemin-i Asya Bahem olur teslim,yed-i beyaza-i İslam'a."

    Yed-i bayza-i İslam, yani İslam’ın beyaz eline yani ak eline. Kim ola? Ha bir şey daha var, şu Rus. Yıl 1911. Bediüzzaman İstanbul’dan Van’a giderken Tiflis’e uğrar. Şeyh San’an Tepesi’nde Rus polisine ne diyordu? 3 karanlık perdeden ve yırtılmasından. Sonra ne olur? 40 yıl sonra Emirdağ Lahikası’nda devamını yazmış:
    “Rus da dinsiz kalamaz. Geri dönüp Hıristiyan da olamaz. Olsa olsa, küfr-ü mutlakı kıran ve hak ve hakikate dayanan ve hüccet ve delile istinad eden ve aklı ve kalbi ikna eden Kur’ân ile bir musalâha veya tâbi olabilir.
    İki dehşetli Harb-i Umumînin neticesinde beşerde hasıl olan bir intibah-ı kavî ve beşerin tam uyanması cihetiyle, kat’iyen dinsiz bir millet yaşamaz. Rus da dinsiz kalamaz. Geri dönüp Hıristiyan da olamaz. Olsa olsa, küfr-ü mutlakı kıran ve hak ve hakikate dayanan ve hüccet ve delile istinad eden ve aklı ve kalbi ikna eden Kur’ân ile bir musalâha veya tâbi olabilir. O vakit dört yüz milyon ehl-i Kur’ân’a kılıç çekemez.”

    Gördünüz mu iki deccalin ülkesinden iki devlet çıkıyor ve şimdi Suriye’de. Sonra işin içine bir de Horasan’dan biri yani çıkıyor: Nursultan Nazarbayev: “Kardaşlar buraya buyurun burada başlasın musalaha” Yani? Rivayetçilik yok. Kur’an’ın delallı konuşuyor:

    “Yakinim var ki, istikbal semavatı zemin-i Asya Bahem olur teslim,yed-i beyaza-i İslam'a."

    Efendim siyah bayraklar gelecek, Süfyani çıkacak, Mehdi gelecek, orduları olacak, asacak vuracak. Cek cak cek cak. Hadis: “Müslüman’ın nazarından çekininiz: Çünkü o Allah’ın nazarı ile nazar eder”

    Bakın şimdi Nur var, Sultan var, Nazar var. Ama bazılarının gözü var mı? Belki yoktur. Çünkü göz olmasının bir önemi yok. Akıl lazım. Gözden geçen görüntü Retine tabakasına, oradan sinirlerle beyne, oradan da ruha gider ve ruh görür. Hadi anladık Necip Fazıl söylemiş “Girin bakın ülkeme başsız başsız adamlar yatar.” İyi de ruhun gözü de mi yok? Ama gaflet uyşkusu yoksa kulak da mı yok? Tabi ya bir ses geliyor. Ta Malazgirtten, Tuna’dan, Kosova’dan, El bab’dan:

    Gâfil ne bilir neşve-i pür-şevk-i vegâyı
    Meydân-ı celâdetteki envâr-ı sefâyı

    Merdân-ı gazâ aşk ile tekbirler alınca
    Titretti yine rûy-ı zemin, arş-ı semâyı

    Allah yolunda cenk edelim şân alalım şân
    Kur'an'da zafer vadediyor, Hazret-i Yezdan

    Hazreti Yezdan'ın en iyi anlatan hem de esmasıyla Risale-i nur.O da aynı marşı Yakin var ile söylüyor. 3 sene mi desem 4 sene mi? Allah'ın işine karışmamak lazım. Dua gibi marşa devam: Gafil ne bilirrrrrrrrrr......

    YanıtlaSil
  12. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  13. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    2. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    3. Mesajları tekrar gonderiniz. 1.2.3 olarak..

      Sil
    4. 1*Ahir zamanın 3 önemli alameti var. 1. Büyük Deccal. Yeni Hıristiyan dünyasında hakimiyet kuracak deccal. 2. İslam Deccali. Bir ünvanı da Süfyan olan bu deccal Hilafetin merkezinden huruç eder. İslam Deccali Rum Suresi’nin işaret ettiği tarihte Selanik’ten gelerek Osmanlı Payıtahtını işgal eden çapulcu ordusunda bulunun bir subaydır. Hatta Yıldız Sarayı’nın yağmasına katıldığı biliniyor. 3. Bu her iki deccalin yani dinisizlik cereyanının yetiştirdiği, yani ürünü olan nesiller karşımızı anarşi ve terörist olarak çıkar. İslam Deccali’nin Şeriat-ı Muhammediye ve Şeair-i İslamiye’yi tahribi sonucu Büyük Deccali yani inkar-ı uluhiyet cereyanına zemin hazırlar. Bunlar Kur’an’ın da işareti ile ahir zamanda medeni hayatı zir ü zeber edecek, asayiş ve emniyeti bozacak Ye’cüc ve Me’cüc’dür. İlk Ye’cüc ve Me’cüc taifesi Türkiye’de ortaya çıkar.Tarih 1961.

      Ebcedi değerler bulmak manevi bir illiyeti olmadıkça hiçbir hükmi yoktur. Süfyan çıkmış, Deccal çıkmış onların yetiştirdiği nesiller Dev-Genç, Dev-Sol, Acilci, PKK, PYD ve DAEŞ, El Kaide, Boko Haram vesaire bunların hepsi ortalığı alt üst ediyor. İken hala Süfyan geleceğini sanmak ve öne sürmek çarpıtmadır. Veya cehalettir.

      Ahir zaman ile ilgili bütün gaybi haberler Kur’an’da ve Hadis’te müteşabihtir. Müteşabih ne demek? Manası açık olmayan. Veya zahiri manası kastedilmeyen ancak benzetme ve mecazla hakikatlere işaret etmek veya hakikatleri ifade etmektir. Bunları ancak ve ancak rüsuh sahibi büyük dini şahsiyetler Allah’ın yardımı ile bir dereceye kadar tevil ederler. Mesela 5. Şua’da her iki deccal ile ilgili rivayet ve gaybi haberler tevil edilmiştir. Ve her iki deccalin Yahudi menşeli olduğunu ve Yahudilerin büyük yardımını alacakları (Deccal Yahudi’dir) hadisine istinaden belirtilir. Cumhuriyeti kim kurdu? Türk Yahudileri olan Selanik Sabatycıları değil mi? (Bu söz bana ait değil ulusalcı Prof. Yalçın Küçük’e)

      Bir husus daha: Rum hem Kur’an hem de Hadis nazarında Anadolu’da yaşayanlara verilen isimdir. “Rum mağlup oldu” ayetinin külli manası bulunurken, her asırda bir işareti olduğu gibi ahir zamanda Osmanlı’ya işaret eder. Çünkü Osmanlı o ayetin ebcedi değeri olan 1909 tarihinde Selanik’te çöreklenen mason-siyonist-emperyalist mihrakların desise ve komplosu ile mağlup olmuştur. Öyle ki, Halife-yi Muhammedi’yi (as) azleden heyetin içinde bir de Yahudi vardır. Yani 1909 tarihi cihan devletinin sonudur. İbraihm Suresi’nin 1. Ayeti de ona işaret eder. Ve Yahudi asıl faaldir. Deccali Süfyan’ın ebced değeri 324 ile 1324’te olan 31 Mart’ta işanret ederken Süfyan’ın 27 yaşında olması çok manidar.

      Şimdi iyi tedkik edilirse şu hakikate varılır. Sultan Abdülhamid’in bağlı olduğu Halveti şeyhinin teşhisi ile Süfyan o çapulcu ordunun içinde idi. O kim? Sana bilen için adres vereceğim:

      Ebu Hureyre’den (ra) nakledilen 3 cihan harbi ile ilgili Hadis’i aldığın siteyi, ki şimdi kapatıldı, hazırlayan Nur talebeleri idi. Onları arasında Burhan da vardı, Mustafa da. Onları bulabilse idin sana İslam Deccali Süfyan’ın kim olduğunu söylerdi. Şimdi kaynağını vermeyeceğim bir Nur talebesinin yaptığı Süfyan adı ile ilgili ebcedi çalışmada onun hakimiyetinin son kırılma tarihi olarak 2008-2010’u verir. Yine o Rum Suresi’nin Rumlar birkaç sene (90) sonra galip geleceklerin işaret ettiği tarih ise, 1999-2002’dir. Yani 28 Şubat Tağuti (süfyani) hareketin yıkıldığı tarihte başlayan 20 yıllık sürede asırlık Süfyan rejimi Süfyaniyet tamamiyle bertaraf edilir.

      Sil
    5. 2* Kudüs’ün fethi Mehdi-Mesih cemaatlerinin işbirliği ile olur. Çünkü Hadisler’de “Sabah vakti Mesih nüzulü eder” ile işaret edilen Mehdi’nin fecr-i sadıkı sonrası Mesih, ana deccal olan Süfyan ve Büyük Deccalin hem beşeri, hem ideolojik anası siyonistleri cezalandırmak için Mehdi’ye yardıma gelir. Çünkü ahir zamanda Mehdi Kur’an hakikatleri ile ümmeti ihya ederken, siyasi ve askeri yardım Mesih’ten gelir. Yani organizatör odur. Çünkü ittihad-ı İslam’ı sağlayacak olan Müslüman devletler arasında şimdiki ihtilafı kaldıracak olan odur. İhtilaf kalkar, ittihad olur. Ve….

      Horasanlılar meselesi yine müteşabihtir. Kimi kast eder? Türkleri. Hadis literatüründe Türk Horsanidir. Siyah bayraklıların ilki Abbasiler. Sonra Horasan’da Müslüman ilk devlet olan (M.999) Karahanlıların’ın bayrağı da siyahtır. İlk siyah bayraklı Abbasilere yardıma gelen Horasan Türklerinin bayraklarının renginden kinaye Peygamberi teşbihle siyah bayraklı olurlar. Hem de Abbasilere tabiiyetleri sebebiyle. Abbasilerden bir asır sonra Osmanlı’yı kurarak İslam’ın bayraktarı ve silahtarı olarak Horasanlılar ümmeti temsil eder. Hem kara bayraklı Abbasi, hem de Horasanlı olarak kast edilen Osmanlı 500’er yıl hükmederler. Sonra hilafet devleti yıkılınca hilafet kime geçer? Hilafet mülga olunca. Daha önce seçimle veya saltanat yolu ile hilafeti siyaseten temsil edenlerin yerine 5. Halife olan Hz. Hasan’ın (ra) yarıda kalan hilafetini ihya edecek olan Mehdi vazife alır. İlham-ı İlahi ile Mehdi Osmanlı hilafetinin bittiği gün vazife alır. Çünkü Hilafet-i Muhammedi siyaseten sona erdi, lakin din-i Mübin-i İslam ayakta. Onun manevi temsiliyeti, vahiy dini devam ettiğinden, Al-i Beyt’ten bir zata vazife verilir. İlhamı- İlahi ile. Ve Hilafet o tarihten itibaren Mehdi ve cemaati ile temsil edilir. Manevi olarak. Çünkü din başsız kalamazdı. Hak dini hükmünü sürdürüyor. Ama Kur’an hakikatlerini sonuncusunu açıklayacak ve dini ikmal edecek Mehdi ile.

      Horasanlılar için bazı rivayetlerde (5 bayrak) diye söz edilir. Yani müteşabih olan bu hadisin, yani tek manası yok. Tarihin geneline işaret ettiğinden şu anlama da gelebilir. Bayrak devleti temsil eder. 1.Karahanlılarla başlayan bu işaretin ilk devletinden sonra 2. Büyük Selçuklular. 3. Harzemşahlılar, 4.Anadolu Selçukluları, 5.Osmanlılar’dan sonra Hilafet yani dini temsiliyet Türkler’den Mehdiye geçer. Mehdi de zaten manevi hilafeti yani Halifetullah ünvanı ile artık Veraset-i Nebi sahibi ve Al-i Beyt mümessili olarak vazife alır. O da Tevhidi Mesih ile cihana hakim kılar. Türkler’in yani Rumlar’ın burada durumu ne? Bin yıllık hizmetlerine mukabil olarak Mehdi’nin dini ihyasından sonra hem talebesi hem de dünyevi gücü yani yine bayraktar olurlar. Onlar Mehdi’nin programını tatbik ederek ittihad-ı İslam’ı sağlayarak Hilafet-i Muhammedi’yi bina ederler.

      Her hangi bir ülkede İttihad-ı İslam sağlanmadıkça dini hakimiyetin siyasette vaziyet alması söz konusu değildir. Çünkü din bid’ayı kabul edemez. Onun için Rum mağlup oldu ihbarının rövanşı ne zaman? İki tarih var.

      1.) Hz. Muhyiddin’i Arabi’de tevili olan ve Bediüzzaman’ın fecr-i sadık ile ihbarını verdiği müjde 2002’de başlar ve ilk fecr-i sadık olan 1371’den 70 yıl sonra hakimiyet başlar. Ve 70 yıllık yeni bir Tevhid hakimiyeti, küresel barış tesis edilir. Bu arada Teslisin kırılması sonucu Hırıstiyanlar “Müslüman Hıristiyan” sıfatına layık olurlar.
      2.) Rum mağlup oldu, ama galib gelir, Rum takvimi ile bir asır sonra o darbenin planlayıcısı olan milletin başkanına ilk darbe indirilir. Davos‘ta One minute ile.

      Sil
    6. 3*Şu anda Ortadoğu’da cereyan eden nedir? Küresel deccaliyetin 3. aşaması olan arz-ı mev’udun kurulması aşamasıdır. Yinon Planı. Komünizmi icad edenler, ileri bir aşamaya geçerler ve yeni bir hakimiyet tesisine başladılar. Çünkü komünizm bir aşama idi. Onun yerine sol fikriyata bir nevi (komünist ihtilalini yapan askeri darbe ideologu Troçki’nin adına izafeten) Troçkizm temelli Neoliberalizmi icad ettiler. Muhafazakar Amerikalılara ise Avengalizmin ileri aşaması Neoconizmi inşa ettiler. Bu iki cereyan Ortadoğu’ya Yahudi’nin enerji rüşveti ile karıştırıyor. Ama bu oyunu bozan Türkiye oldu. Türkiye gücünü kimden alıyor. Milletten. O milleti kim ihya etti? Ve artık top Mehdi- Mesih cemaatlerinde.

      Şimdi mecaz ve teşbihle belirtilen gaybi haberlerin tevili ancak ve ancak gerçekleşmesinden sonra anlaşılır. Ama rüsuh sahibi Bediüzzaman gibi zatlar bunu sırr-ı imtihan muvacehesinde olmak kaydı ile yaparlar. Teşbih ve mecaz dolu Hadislerin ve ayetlerin cahillerin istismarına gelince. Bediüzzaman’ın Rusya dönüşü telif ettiği bir eser var. Muhakemat. Daha Hilafetin olduğu, Süfyan’ın henüz icra-ı yı faaliyet göstermediği ancak Süfyanizmin zeminini hazır olduğu bir zamanda telif ettiği bu eserde ilginci bir bölüm var. 5. Bölüm. Şöyle.
      “Beşinci Mukaddeme:
      Mecaz, ilmin elinden cehlin eline düşse, hakikate inkılâp eder, hurâfata kapı açar. Şöyle ki:
      Mecâzat (Mecazlar) ve teşbihat (teşbihler), ne vakit cehlin yesâr-ı muzlimanesi (caillerinkaranlık sol tarafı), ilmin yemin-i nurânîsinden kaçırıp gasp etse veyahut mecazla teşbih bir uzun ömür sürseler, hakikate inkılâp ederek, taravet (tazelik) ve zülâlinden (saflığından) boş olup, şarap iken serap; ve nazenîn ve hasnâ (güzel) iken acuze-i şemtâ ve kocakarı olur.
      Evet, mecaz şeffafiyetiyle şule-i hakikat ondan telemmu eder (Parıldar). Fakat hakikate inkılâbıyla kesif olup, hakikat-i asliyeyi münkesif eder. (karartır) Lâkin, bu tahavvül bir kanun-u fıtrîdir. Buna şahit istersen lügatın teceddüd ve tağyiratın ve iştirak ve teradüfün sırlarına müracaat et. İyi kulak versen, işiteceksin ki:
      Selefin zevklerine giden çok kelimatı veya hikâyâtı veya hayâlâtı veya maânî, ihtiyar ve ziynetsiz olduklarından halefin heves-i şebabanelerine (gençleşme heveslerine) tevafuk etmediklerinden, meyl-i teceddüde ve fikr-i icada ve cür'et-i tağyire sebep olmuşlardır. Bu kaide, lügatta gibi, hayalât ve maânî ve hikâyatta dahi cereyan eder. Öyleyse, herşeye zahire göre hükmetmemek gerektir. Muhakkikin şe'ni, gavvas olmak, zamanın tesiratından tecerrüd etmek, mazinin a'mâkına girmek, mantığın terazisiyle tartmak, herşeyin menbaını bulmaktır.”

      Türkçe lügat gölünün, Arapça okyanusunu karşılayacak kelimat zenginliği yok. Üstüne üstlük teşbihli gaybi haberlerle ilgili kelimelerini manasına cehaletle mana verilince işin içinden çıkılamıyor. İkincisi Süfyan’ın güçlü yandaşları Süfyanı korumak ve saltanatının ve şahsiyetinin ününün yaşaması için laikçi yandaşları bir takım uydurma tevillerle Süfyan’ın huruç etarihin ve ülkesinin adını değiştirerek cerbeze ile milleti aldatmaya çalışıyorlar. Tabi boşuna.

      Artık ortaya çıktı. Amerikalılar da itiraf etti. DAEŞ neocon siyasat ve diplomasisinin hatta ve hatta Kissinger ve Bernad Lewis’çilerin marifeti. 30 bin kişi ile bütün bölgeyi Türkiye dahil 5 Müslüman ülkesine soğuk terler döktürüyorlar. Bu 3. Melheme’nin birkaç faslından biridir. Final için Mesih bekleniyor.

      Bir daha ebcedi değerleri manevi illiyetini bularak nazara verelim. Yoksa cehlin elinde hurafeye inkılab eder. Değil mi?

      Sil
  14. Yavuz Sultân Selim Han Hazretlerine,
    Hıristiyan’ın biri sekiz sene hizmet etmiş.
    O kadar güzel hizmet etmiş ki, ancak o kadar olur. …
    Yavuz Sultân Selim Han bir gün çağırmış, demiş ki:
    – Bak, seni azâd edeceğim, Sana para da vereceğim.
    Padişâh sözü de veriyorum. Bana doğruyu söyle, en ufak bir zarar görmeyeceksin…
    – Buyur sor Padişâhım! diyor.
    Yavuz Sultân Selim Han;
    – Benim Peygamberim Sallallâhû teâlâ aleyhi ve sellem buyuruyor ki; bir Yahudi ve bir Hıristiyan size hizmet ederse, fırsat buldukları an, size hıyânet ederler! Sende hiçbir hâinlik görmedim ama yaptığın bir ihânet varsa ben bileyim de, Aleyhisselâtû Vesselâm Efendimizin mucizesini gözümle görmüş olayım, söz veriyorum, zarar görmeyeceksin!
    – Padişâhım… diyor, sekiz senedir sana getirdiğim abdest suyuna, işemeden getirmedim!
    Sultân Selim Hân da diyor ki: Allahü tealaya yemin olsun ki, senin getirdiğin abdest suyu ile hiç abdest almadım! Haydi, serbestsin,

    Bu kıssadan da anlaşılacağı üzere yahudi ve hrıstiyanlar ( Rusya )hic bir zaman durduk yere islami seçmeyecekler onlar ilahı kaderin üzerlerine yüklenmis olduğu rolü oynayacaklar taki peygamber efendimizin mekkeyi feth ettigi gibi kimeleri korkusundan kimileri tanrilarinin kendilerini koruyamadigindan kimisi de o an gerçeği gördüğünden çünkü sadece Ebubekir sıddıkla çıkmış olduğu mekkesinden 10000 kisilik ordu ile feth etmişti ve Allah ın resülü merhametle muamele etmişti. Efendimiz iki cihan sultanın nurunu mücizelerini onların iclerindeyken nasiplenemeyenler bir fetih ile nasiplendiler. Üstadın risale nurları su anadoluda ki kararan muminlerin kalplerini actı aydınlattı sadece o degil suleyman hilmi tuna efendi ve daha niceleri ama bunlar ehli küfürü direk hepsini müslüman edip dünyada islamiyet hakim olamaz cünkü eğer oyle birsey olsa efendimiz zamanında olurdu kaldıkı ehli küfür ;
    "Kılıcımız parladıkça düşmanın gözü ondan ayrılıp bizi göremez. Ama Allah esirgesin, bir gün paslanır da yaltırıklanmazsa düşman bizi görmek değil, bir de tepeden bakar." Hem iman nuru ile hemde kılıcla teslim alırsın osmanli sadece adaletiyle hukum surmedi onca asır bu nedenle o savaşı kimileri perdelese de gerceklesek ayrıca burda Allahım yüreklerimiza sabır ve cesaret ver dediğim de birileri korktuğumuzu sanıyor halbuki ben oturduğu yerden konuşmamının kolay olduğunu biliyorum asıl önemli olan zor zamanlarda meydanda olmak bizimkisi korkaklik değil duadır cünkü rabbimiz ne diy;
    Kullarım Beni sana soracak olurlarsa, gerçekten de Ben pek yakınım. Bana dua ettiği zaman dua edenin çağrısına cevap veririm. Öyleyse onlar da Bana cevap versinler ve Bana inansınlar ki doğruya erişsinler.
    Bakara Sûresi

    Rabbinize yalvara yakara ve gizlice dua edin. Bilesiniz ki O, haddi aşanları sevmez. Ürpererek ve ümit ederek dua edin O'na. Hiç kuşkusuz, Allah'ın rahmeti, güzel düşünüp güzel iş yapanlara çok yakındır.
    A'râf Sûresi

    De ki: Sizin duanız olmasa Rabbim size ne diye değer versin?
    Furkan Sûresi
    Selam ve dua görüsmek üzere..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 1* Kur’an delil ve ispat üzere irşad eder. Örnek olarak “Yağmuru siz mi indirdiniz yoksa biz mi” ayeti misali. Sonra Kur’an ayırım yapar. Birinci derece de azılı münkir zümre Müslümanlardan çıkan münafıktır. Sonra kafir, sonra ehl-i kitap gelir. Ehl-i kitabın tamamını Kur’an inkar ve red etmez. Öyle olduğu için onlara farklı muamele ister. Mesela pek ala Hıristiyan veya Yahudi bir hanımı sevip evlenebilirsiniz. Ayrıca Hırıstiyanlar arasında Tevhide inanan çok insana var. Bazı kiliseler teslisi kabul etmez. Ayrcı Kur’an Yahudilerden bir taifenin hak ve adalet üzere olduğunu bildirir (7/159). Bazı tefsirler bunların kıyamete kadar hak ve adalet üzere olacakları belirtilir. Hz. Musa (as) nin bir duası üzerine.

      Kur’anda kılıçla ve zorla imana zorlamayı yasaklamıştır. Öyle ki Yunus/99 “Eğer Rabbin dileseydi, yeryüzünde kim varsa hepsi birden iman ederdi. Yıksa sen insanları iman edinceye kadar zorlayacak mısın?” diye Cenab-ı Allah, Hz. Peygamberi uyarır. “Dinde ikrah yoktur” 2/256. Böyle olunca kılıçlı-silahlı insanları dini kabule zorlamak münafıklığa yol açar ki, bu hal en tehlikeli bir haldir. Çünkü münafık kafirden daha tehlikelidir.

      Bediüzzaman, Süleyman Tunahan misali insanların birinci vazifesi küfrün tehlikesi karşısında sapan Türkleri irşad içindir. Bediüzzaman’ın diğer alimlerden farkı küresel çapta bir hizmetin iman noktasında alimi olmasıdır. Çünkü Kur’an’ın işaretine göre İslam’ın kılıçlı yani silahlı hakimiyeti 1222 tarihinde yani 1809 tarihinde son erer. O tarihte başlayan süreçten itibaren manevi cihad söz konusu. Yani Kur’an’ın delil ve ispatla yani ilimle ikna tarzındaki cihadı söz konusudur. Çünkü medeni insana galebe çalmak ancak ikna ile olabilir. Onun için ahir zaman hizmeti dehşetli silahların elde edilmesi sebebiyle dini bir fütuhatı da silahlı olmasını öngörmez. Özellikle terör ve anarşinin zirve yaptığı bir zamanda genel barışı sağlamak için manevi cihadı öngörür. Çünkü kalplerdeki iman sedleri yıkılınca baştan çıkan insan ancak ve ancak terörist olur. Bu da silah ve siasetle değil iman ile sed çekileceği İslam’ın öngörüsüdür. Mehdi-Mesih 3 melheme üzerine sulh vazifesini de ifa edeceklerdir. Mazinin hayali ile istikbal kurulamaz.

      Sizin Yavuz Sultan Selim ile ilgili hikayeniz gayri ciddi ve uydurmadır. Çünkü, 1-Osmanlı’da tebanın yüzde 25-40’ı ehl-i kitap olan Yahudi ve Hiristiyan (Rum-Ermeni) idi. Sultan onların da sultanrı idi. 2-Osmanlı sarayda Hıristiyan hizmetçi kullanmazdı. 3. Devşirmeler ise Enderun’dan eğitilen gayri müslim çocukları idi. 4. Yavuz Sultan Selim Bir Balkan seferi sırasında savaşı kazanır. Bazı esirler alınır. Sultan Selim bunlardan bir kısmının kellesini vurulmasını emredir ki, o anda akşam ezanı okunur. Şeyhülislam imamete geçer ve namazı kıldırır. Fatiha’nın başında “Elhamdulillahi rabbil alemin” yerine “Elhamdulillahi rabbil müslimin” der. O sırada cemaatten biri müdahale eder ve doğrusunu okur. İkinci kez imam yine aynı şekilde okur. Yine müdahale olur. Üçüncüsünde imam selam verir ve döner “Kardeşim sen mi iyi bileceksin yoksa Sultanımız mı” der. Bunun üzerine Yavuz Sultan Selim yediği naneyi yani hatasını anlar ve o esirleri af eder. Rahmet dini böyle tecelli eder.

      Demek istediğim İslam’da sultan ve siyasetçi veya asker değil yani onların keyfi tasarrufu değil ulemanın da etkisiyle din-i İslam hakimdi. Öyle abuk sapuk işler onlardan sadır olmazdı. Bizim zamanımızı onların ki ile karıştırma.

      Sil
    2. 2* Şimdi Hıristiyanlarda çok güçlü bir Tevhidçi damar var. Sayıları bir hayli kabarıktır. Teslis inancı ilmin ve aklın hakimiyetin artması sebebiyle fazla taraftar bulmuyor. Özellikle komünizmin azgınlığı sonrası Türkiye’de olduğu kadar Hırisityan aleminde din-i hakikiye karşı büyük merak ve arayış var. Özellikle 1950 sonrası kabaran dini dalga Vatikan’da bile değişim rüzgarlarını estirdi.

      Şimdi ahir zaman deccalizmin teorisyeni ve uygulayıcısı Yahudilerdir. 1780’lerde başlayarak önce Hıristiyanlığı sonra İslam’ın arızalandırmak için büyük çaba harcadılar. Özellikle 1500’ün başında Hırıstıyanlığın ilk ifsadı sonucu Yahudiyi lanetleyen mezheplerin yerine Yahudi’ye tabi olan Protestanlığın kurulmasında büyük tesirleri vardır. Her iki cihan harbinin müsebbibi de onlardır. Şimdiki çatışmaların da. 1950’lerde başlayan dini (Hıristiyan ve İslam’ın) uyanış üzerine paniğe kapılan Siyonist hareketler deccaliyete büyük desktek vererek ortalığı ifsad ediyorlar. Ama başaramayacaklar. Çünkü sebebi var.

      Şimdi 1437’deyiz. 20 yıl sonra Müslüman Hırisityan vasfına haiz batı dünyasında çoğuinluğun olduğunu o güne kadar yaşayanlar görecektir. Bediüzzaman 1951 yılında Zülfikar adlı eserini Vatikan’a göndeir. Bu eser iman esasları ile ilgilidir. Vakan teşekkür mektubu gönderir. Ayrıca ABD’ye çok sayıda Risale gönderilir. Mesela Hekimoğlu İsmail asker iken eğitim içi nAB’ye gittiğinde bir bavul dolusu Risale götürmüş ve dağıtmıştır. Hem Vatikan’a giden hem de ABD’li müsbet siyasetçilere ulaşan risalelerin tesiri sonucu ABD Vatikan’a baskı yaptı. “Müslümanlarla komünizme karşı işbiriği yapın” diye. Çünkü dinsizlik cereyanı kızıl tehlike iki dini tehdit ediyordu. Bunun üzerine Vatikan İslam’ı Hak dini olarak tanır. (Kendi ölçülerine göre) Demek istediğim dini hizmet deccal tokatı yemiş Türk’ün anlayacağı bir husus değil. Bugün Risale-i Nur 40 dünya diline çevrilmişi ve kitap fuarlarında en çok ilgi çeken eserlerin başında geliyor.

      Komünizmin çökmesinden sonra Rusça’ya çevrilen Risaleleri okuyan bir Rus subayı “İman eden asker Allah’ın askeridir” manasındaki bölümü okuyunca ayağa fırlar “Hurra ben şimdi Allah’ın askeri oldum” diye nara atar. Bunu anlatan Bediüzzaman’ın has talebesi merhum Mustafa Sungur’du.

      Ancak Siyonist tehlike yani ana deccal küresel hakimiyetin önleyecek bu hareketi tehlikeli görür. Ve gördüğü için İslam dünyasında özellikle Türkiye’de dini uyanışı engellemek için fetoş gisi manyakları bulup onlarla işbirliğine girişti. Ve bayarılı oldu. Bunun Türkiye’de zirve yaptığı tarih 2003-2006’dır. O tarihlerde Türkiye’ye gelen ve Risale-i Nur’u okuyarak onlarla ilgili bölümlerden rahatsız olan hahamlar bunu fetoşun gazetesinde açık açık dile getirmişlerdi.

      Siz Müslümlanım diye geçinin ama dünyada ne olup bittiğini veya dinin hizmetini ne olduğu hakkında bir bilginiz yok. Süleyman Tunahan, küfr-ü mutlakın azdığı bir dönemdi ücretli talebe tutup yani para vererek dini eğitim ve Kuran okutmasını öğretmiştir. Sıkı polis tarassutu ve takibi altında. Öyleki hürriyetten sonra bir ara Türkiye’deki bütün kurslar onların eli ile açıldı. Bediüzzaman bu hizmeti hararetle övmüş ve bütün Süleymancı talebeleri duasına aldığını açıklamıştır. Silahlı ve kanlı modası geçmiş cihad yerine böyle hizmetleri yapanlara dua edin.

      Sil
    3. 3*Önce dininizi öğrenin sonra ahkam kesiniz. Bugün Risale-i Nur hareketine Süfyancılar kadar en ağır darbeyi vuranlardan biri de fetoştur. O eserleri sadeleştirme adı altında tahrife kalkışarak etkisin kırmak istemiş. Resmi ideolojinin büyüklerini risalelere ilave ettirmişlerdir. Çünkü onu bu hareketi yani Risalelerin tesi siz kılınması için hem derin mahfiller hem siyonsit odaklar yönlendirmiştir. Öyle olduğu için 1993 yılınrda Hürriyet Gazetesi’ne verdiği demeçte “Nurcu ve Süleymancı’nın bölücü olduğunu ve ruhuna azap verdiğini) söyleyecek kadar alçalmış değil çukurlaşmış bir şahsiyettir. Bir yığın avanak da onun peşine gitmesini sebebini araştırırsan ahir zamana ait gafletin sebep olduğun anlardınız. Bir daha bilmediğiniz konularda ahkam kesmeyin.

      Osmanlı bugün dahil bütün zamanların din ve fikir hürriyetini yani başka dinden olanların dini vecibelerini rahatlıkla ve hür olarak ifa etmesine izin veren bir idaresi vardı. Osmanlı’nın sağladığı birçok hürriyete bugünkü cemhuriyetimiz ancak yüzde 20’sine izin verir. Bir zamanlar hiç vermezdi. İdare şekli saltanattı. Ama cebri-keyfi-küfrü-askeri değildi.

      Doğuda ve batıda Allah’ın yardımcısı sıfatını kendine yakıştıran Fatih, cezalandırarak kollarını kestiği bir Rum’un şikayeti üzerine yargılanmış ve kısas cezasına çarptırılmıştı. O Rum mühendisin hakimin adil kararı karşısında yani İslami adaleti karşısında heyecana gelir ve Fatih’i affeder. Önce tarihi palavraları bırakıp Kur’an ve iman hakikatlerini öğreniniz. Kur’an buyurur “Size en yakın Biz Hıristiyanız diyenleri bulursunuz” Maide/82. Ahir zaman Tevhird Hıristiyan-İslam ittifakı ile cihana hakim olacak. İnşaAllah. Belki söz göremiyorsunuz ama 5 yıl içinde meydana gelecek bazı küresel değişimler hazırlanan zemin neticesi bunun önünü açacak.

      Bunu çok anlattım. Bediüzzaman Risale-i Nur’u telifi başlayınca adım adım izlenir mahkeme mahkeme ve zindan zindan gezdirilir. O sırada Süleyman Tunahan da para vererek dini eğitim verdiği hizmet öğrenilince takibe alınır. O da ne yapar? Her gün Haydarpaşa’dan trene biner. Talebeleri ile Adapazarı’na kadar gider. Yolda kompartmanda dini eğitim verir. Sonra Adapazarı’da iner Ankara’dan gelen trenle dönerken aynı eğitim devam eder. Yanı Tanahan’ın fendi zalim idareyi yendi.
      Senin deden o zaman ne yapıyordu acaba?

      Şunu hatırlatayım Türkiye’de Risaleler yasaklı iken batılı üniversitelerde 250’nin üzerinde Risale-i Nur üzerine araştırma yapılır. Bazı üniversiteler kürsü açar. Bazı kiliseler ondan yararlanır. Bazı siyasetçi ve diplomatlar bu eserleri takibe alır. Öyle olduğu için Siyonist-neocon soytarılar endişeye kapılır ve bunu fetoyş üzeniden durduracaklarını sandılar. Bediüzzaman Risale-i Nur’un Kur’an’ın malı olduğunu ve onunu manevi bir mucizesi olduğunu hatta ve hatta onun arşından geldiğini belirtir.

      Erdoğan Başbakanlığı döneminde Bediüzzaman’ın 50 yıllık arzunu yerine getirir ve eserleri Diyanete bastırmaya başlar. Bir şey daha, tahrifini de kanun ile engeller. Bunun ne anlama geldiğini anlayabilmek için Bediüzzaman’ın 3 şartını bilmek lazım. 3 şart olunca ne olur bilir misin?

      Sil
  15. FETÖCÜLERİN KAHTANi RÜYASI SAÇMALIĞI:
    http://m.yeniakit.com.tr/haber/fetoculerin-kaldigi-cezaevine-bu-not-gonderilmek-istendi-goreve-basladik-kasim-ayinda-261627.html

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dini istismar piyasasında hisse senedlerinin aşırı hız kaybının işareti. Önce Mesih sonra Mehdi. Tutmadı Kainat İmamlığı o da tutmadı şimdi al sana Kahtani. Sirk hokkabazlığının bir özelliği de binbir suratlıktır.

      Manevi meczubiyetin sınırı yoktur, üzülme. Esas olan fetoşun bu hale gelmesindeki sırdır. O da istidraçtır. Cenab-ı Allah haddini aşanı işte böyle derece derece yükseltir, yükseltir sonra baş üstü bırakıp burun üstü yere çaktırır. Süleymancı ve Nurcu'nun ruhuna azap verdiğini söyleyecek (1993-Hürriyet) kadar alçalan fetoşu teşhis edemeyenlerin hali budur ey Tuğrul. Takma kafana. Yesevilerin, Alparslanların Ertuğrul Gazilerin hatt-ı fetih seyahati üzerinden küresel Tevhid Hakimiyeti siyonist-neocon uşaklarının işi değil. O mesele İlahi murakabe ve himaye altındadır. Bize bakıp ibret almak sıkıldıkça da soytarılığa tebessüm etmek. Gönlünü ferah tut. Biz çok ikaz ettik. Her nevi manevi ve dini mukaddesatı ve cemaati istismarın sonu budur.

      Sil
  16. Kardeşler bu tür paylaşımlara ve olaylara çok fazla kafa yorup kendinizi kaptırmayın. Biliyorum hepiniz bu olaganustu şahısları ve olayları müşahede etmek tanıklık etmek istersiniz bu özel devirlerde yaşıyor olmak arzusundasınız ilmi ledün ve ğayb alemi konusunda meraklisiniz. Size tavsiyem şudur siz kulluğunuza bakin hazirlik yapin olacak olan olacak sadaka Rasulullah

    YanıtlaSil
  17. 1* Ahir zaman fitneleri:
    Şer’i manada fitne, insanın akıl ve kalbini doğrudan doğruya hak ve hakikatten saptıracak kötülüktür. Hz. Peygamber bir hadisinde kendisinden sonra 4 fitnenin geleceğini belirterek “Dördüncüsü geldiğinde kulağa bir şey girmez, göz görmez ve her tarafı fitne sarar. Ümmet bir belaya mübtela olur, yılanın çöreklenmesi gibi…Bu fitnede insanların bedeni öldüğü gibi kalpleri de ölür” demiştir. Yine bir Hadis’te “Ahir zaman fitnesinden insanların kalpleri şeytan kalbi gibidir. Kan dökücü( anarşist ve ihtilalci) fasıktırlar” buyurmuştur. O zaman ne olur? En büyük fitne fikri, itikadi, şer’i, siyasi, sosyal dahil her alandaki her türlü kargaşa, fesad, anarşi ve ihtilallerdir. Ayrıca nefsileri azdıran günahlar ve cemiyeti istila eden dehşetli sefahat da unutulmamalıdır.

    Ahir zamanda deccallerin şahsiyeti ile ifade edilen dinsizlik cereyanını yayan ve yöneten zındıka komiteler de unutulmamalıdır. Bu tehlikeden kimse söz etmez. Halbuki Osmanlı’nın son 200-250 yılında etkili olan komitecilik her fitnenin hazırlayıcısı olmuştur. Masonik karakteri ile temayüz etmişlerdir. Bir örnek olarak Bediüzzaman Rus esareti sonrası Dar’ül Hikmet azası iken bir aza arkadaşı Seyyid Sadeddin Paşa ona der ki: “Kat’i bir haber aldım, kökü ecnebide ve kendisi burada bulunan bir zındıka komitesi senin eserini okumuşlar. Demişler ki, ”Bu eser sahibi dünyada kalsa, biz mesleğimizi (dinsizliği) bu millete kabul ettiremeyeceğiz. Bunun vücudunu kaldırmalıyız” diye senin idamına hükmetmişler.”

    Bediüzzaman bu komitenin o zamandan beri kendisi ile mücadele ederek her türlü yola başvurduğunu belirtip iki defa imha için zindana atıldığını ve 19 defa zehirlendiğini anlatır. Bu komiteler Deccalleri zemin hazırlayarak ortaya çıkardığı gibi onların hakimiyetinde de faaliyetlerine devam ederek fitnelere yenilerine katmışlardır. Öyle ki onların icaraatları bile Decallere mal olur. Deccali rejime veya hakimiyetine hizmet ederler. Bir nevi bir şahıs hükmündedirler. Bu sebepten Bediüzzaman şahs-ı manevi kavramı kullanmıştır.

    Osmanlı döneminden kalan ve İstiklal Harbi sırasından başlayarak tesir icra eden bir komite var: Selamet-i Vataniyye Komitesi. Öyle ki M. Kamal bile ondan çekinir ve “Ne halleri varsa görsünler” dediği rivayet edilir. Bu komitenin Prof. Ahmed Akgündüz’ün araştırmalarına göre 1980’lerin sonuna kadar etkili olduğunu belirtir. Bu komitenin marifetleri için çok ayrıntılı bir çalışma gerek.

    Bediüzzaman sık sık şunu nazara vermiştir: “Dikkat ediniz, küfr-ü mutlakı müdafaa eden gizli komite içinize parmak sokmasın. Benim komşudaki koğuşa parmağını soktu, beni azap içinde bıraktı. “(Şualar)
    “Kırk seneden beri benimle mücadele eden gizli zındıka komitesiyle şimdi onlara iltihak eden komünist komitesinden bir kısmı, ehemmiyetli birer resmî makam elde ederek karşıma çıkıyorlar. Hükûmet ise, ya bilmiyor veya müsaade ediyor diye çok emâreler bana endişe veriyor. “ (Şualar)
    “Efendiler! Otuz-kırk seneden beri ecnebî hesabına ve küfür ve ilhad namına bu milleti ifsad ve bu vatanı parçalamak fıkriyle, Kur’an hakîkatine ve îman hakîkatlerine her vesîle ile hücum eden ve çok şekillere giren bir gizli ifsad komitesine karşı, bu meselemizde kendilerine perde yaptıkları insafsız ve dikkatsiz memurlara ve bu mahkemeyi şaşırtan onların Müslüman kisvesindeki propagandacılarına...”(Şualar)

    YanıtlaSil
  18. 2* Bu komitelerin DP’nin iktidar olmasından sonra de faaliyetlerini devam ettirmeleri üzerine Bediüzzaman “Demokratlara büyük bir hakikatı ihtar” başlığıyla şunları ifade eder:

    “Şimdi Kur’ân, İslâmiyet ve bu vatan zararına üç cereyan var:
    Birincisi : Komünist, dinsizlik cereyanı. Bu cereyan, yüzde otuz, kırk adama zarar verebilir.
    İkincisi : Eskiden beri müstemlekâtların Türklerle alâkalarını kesmek için, Türkiye dâiresinde dinsizliği neşretmek için, ifsad komitesi namında bir komite. Bu da yüzde on, yirmi adamı bozabilir.
    Üçüncüsü : Garplılaşmak ve Hıristiyanlara benzemek ve bir nevi Purutluk mezhebini İslâmlar içinde yerleştirmeye çalışan ve dinde hissesi olmayan bir kısım siyasîler heyetidir. Bu cereyan yüzde, belki binde birisini Kur’ân ve İslâmiyet aleyhine çevirebilir. (Emirdağ)

    Komitacılığın Osmanlı dağılmasındaki tesir ve rolünü yaşayan ve gören Osmanlı’dan cumhuriyete gelen nesil çok iyi bilir. Bir örnek. Mevlanazade Rıfat Bey yazdığı “Devlet-i Osmaniye ve Siyonistler: Türkiye’yi yıkan Yahudiler” kitapta anlatır. Bu zat 14 Mart 1919 tarihinde bir yazı yazarak hem M.K. ve İttihatçı Paşaları suçlar. Bu yüzden M.K ile davalı bile olur. Her neyse bu zat 1923’te yazdığı kitapçıkta şahit olduğu komployu şöyle yazar:
    “İttihatçıların ileri gelenleri, Siyon cemiyeti Şark Yahudi Mason Locası’nda gizlice toplanır. Sultan Abdülhamid’in tahttan indirilmesinden sonra Selanik’te yapılan bu toplantının tarihi: Rumi 1325-Miladi1909. Ve o gizli toplantıda 4 önemli karar alırlar: 1-Dinin nüfuz ve etkisini kırmak. 2-Türk maliyesini kardeşler arasında paylaşmak. 3. Hilafeti saltanattan ayırıp zaafa uğratmak. 4. Zamanı gelince cumhuriyeti ilan edip Osmanlı saltanatına son vermek.”

    Bunun böyle olacağına Kur’an da işaret eder. İbrahim Suresi’nin ilk ayetindeki Azizün ve Hamidün isimlerinin ve Rum Suresi’nin 2. ayetinin ebcedi işareti ile Osmanlı’da Kur’an hakimiyetinin 19090-12'de son bulacağına işaret edilmesinin hikmeti böylece anlaşılmış olur. O ayet şöyle: “Elif lâm râ. Rab'lerinin izni ile insanları karanlıklardan nura; Azîz, Hamîd olanın yoluna çıkarman için sana indirdiğimiz kitaptır”

    Yani Sultan Abdülaziz ile başlayan yıkılış süreci Abdülhamid ile sonuçlanır. Hatta bu surenin 3. ayeti “Onlar, dünya hayatını âhirete tercih eden, halkı Allah'ın yolundan alıkoyan ve o yolu eğri göstermeye çalışanlardır. İşte onlar pek derin bir sapıklık içindedirler” işari olarak 14. Hicri asrı yani 1300’lü yıllara işaret ederken deccalizmin o asırda hakim olacağına haber verir. Bazı rivayetlerde “Süfyan (İslam deccali) öncesi Süfyani çıkar” rivayetinin tevilini işmam eden bu dönemin hemen akabinde Süfyan devri takip eder. Artık deccali dönem başlar. Öyle ki “Duhan” diye tabir edilen bir dönemdir bu. Artık gözlere koyu bir gaflet perdesi iner. Ve hakikatler görülemez. Görülemediği için kimin kim olduğu bilinemez. Hadiste “Deccal meçhul şerdir” ihbarının sebebi budur. Bazı yorumcuların şaşırmasının da sebebi de aynı. Çünkü 1909’dan başlayarak hele ki hilafetin ilgası sonrası dönemin özelliğidir.
    Bu dönemi yani Osmanlı’nın yıkılışını ve süfyan’ın hurucunu hazırlayan bu dönemde komitacılık vardır. Bu sathi bakanların atladığı bir husustur. O dönemde komitacılık bir nevi meçhul cinayetleri işleyen cemiyetler olarak da görülmüştür. Sayısız cinayetler komiteler tarafından siyasi ve ideolojik maksatlarla işlenmiştir. Bir nevi zamanımızdaki gladio ve derin devlet cinayetleri gibi.

    YanıtlaSil
  19. 3*Yani Sultan Abdülaziz ile başlayan şer-i ve Kur’ani hükümlerin Siyonist-masonik-ittihatçı 31 Mart darbesi ile kaldırılacağına dair Kur’an ve Hadis işaretleri böyledir. Bu hususta en mühim tefsir ve tevillerden bazıları Bediüzzaman’a aittir. Ve işin hazin tarafı gaflet uykusu içinde olanların gözünden kaçmıştır.

    1909’da Japon Kumandanın deccal ile ilgili sorusuna cevap vermesi için başvurulan Bediüzzaman mevcut bilgiler altında Deccal meselesini ilmen açıklar. Ama hayata geçme halini 22 yıl sonra tam bir teşhisle yazar. Aradan geçen 87 yıl sonra hala insanların Deccal-Mehdi geldi-geliyor, çıktı-çıkıyor tartışmasında olması şaşılır, ama Duhanlı gafletin etkisi şüphesizdir. Yakın tarihi bilmeyen 126 milyarlık kainat tarihinde (bu hesaplama da Beidüzzaman’a aittir ve ilktir) bugünümüz bir salisenin aşaresi bile etmezken onun şartları ile ahir zaman ahvali hakkında hüküm vermeye kalkışmak ancak ve ancak ne olur, siz yorumlayın.

    Devam edelim. 1913 Bab-ı Ali Baskını tam bir ahir zaman darbesidir. Hem ırkçılığın hem de Süfyanizmin 3 akıl hocasından biri Ziya Köralp’in yalan haber provokasyonu ile yapılan bu darbe Osmanlı hükümeti masonik-ittihatçı Süfyanilerin ve komitelerinin eline geçer. Artık “Rum mağlup oldu” haberi 4 yıllık bir fitnenin neticesinde gerçekleşmiştir. Ve 1918 Sevr ve sonra Lozan ve sonra kopkoyu bir karanlık dönem. Ve aşağıda yazacağım gibi komiteler her fitnenin komplocusu olarak ancak ve ancak ifadesini Risale-i Nur’da bulur. Yani teşhis edilerek ehl-i imanın nazarına verilir. 25 yıllık karanlık değil tam karanlık yani zulümatlı dönemin başka türlü izahını yoktir. O 31 Mart meşum ihtilalinin millete faturası ağır olmuştur. 40 yıl zillet.

    Bilindiği üzere Beni İsrail rahmet-i İlahi sonucu Firavun’un zulmünden kurtarılır ve Sina’ya gelirler. Hz. Musa (as) Kudüs’ün fethi için cihad hazırlığı yaparken Beni İsrail yan çizer, yani cihada yanaşmazlar. Cenab-ı Allah da onları Sina sıkıntısına mahkum ederken, hakiki mü’minlerin yetişmesi için Beni İsrail’i 40 yıl o çöllerde dolaştırır durur. Ve 40 yıl sonra Kudüs yeni nesil mü’min Yahudilerin eline geçer. İşte bu hakikat ahir zamanda “Rum mağlup oldu” hakikatinde de tecelli eder. O zamanın mü’minleri o belayı def etme cesareti ve feraseti gösteremeyince 40 yıl deccal ve süfyan çöllerinde dolaştırılır. Ne zamana kadar? 14 mayıs 1950 kurtuluş şafağı ilk ışıklarını verir. Yeni bir nesil yetişmiş. Her türlü baskı ve zulme ve ilhada rağmen direnmiş millet, İslam kahramanı Menderes’i başa geçirmiştir. Bu fecr-i sadık’ın ilk işaretidir.

    O dönemde ortaya zındıka komiteleri yeni bir tezgaha kalkışır. 50-55 yıl deccal fitnesinin bir başka versiyonu için. Demokratlar’ın muvaffakiyetinin önlenmesi için milliyetçi-muhafazakarlar oy bölme tuzağına alet edilir. Bir komite oyunu olarak halkçı vesayetin idamesi için Müslümanlar DP’nin oylarını siyaseten bölmek için tuzağa düşürülür. Ve o vesayet rejiminin suç ortağı Mareşal Fevzi Çakmak’a DP’den istifa ettirilerek yeni bir parti kururulur. MP. Bu parti veya benzerleri 50-60 yıl demokratların oyunu bölme vazifesini ifa eder. Kimi zaman din adına, kimi zaman milliyetçilik adına. Komitacılarca aldatılma yüzünden dinde ve milliyette hassas ama muhakeme-i akliyeden noksan milliyetçi-muhafazakar zümre fecr-i sadıkı 70 yıl geciktirir. Ve 4 darbe art arda gelmişse komitecilik ve deccalizm kadar siyaseten onlar da suçludur.

    YanıtlaSil
  20. 4*1800’lerin başında hareket geçen siyonist-masonik komiteler hilafetin ilgası ile 1.5 asır sonra muradına erer. Sevr, arkasından Lozan anlaşmaları yapılır. Lozan ve sonrasında ne planlandı? Yahudi Lord Gurzon ve Mısır Hahamı Hayim Naum melununun fitne tuzakları unutulmamalı. Masonluk fitnesiyle önce hilafetin sonra Kur’an’ın ahkamını kaldırmak milleti dinsiz yapmak. Ta ABD’ye kadar gidip Yahudi lobisinin şartlarını öğrenen ve sonra Lozan’a oradan da Ankara’ya gelen Hayim Naum kimin adına hareket ediyordu? Hadisin ihbarı olan Şeriat-ı Ahmediye’ye ihanet eden o “dehşetli şahsın” mühim bir kuvvetinin Yahudi olduğunu ibret-i alem nazarına arz-ı endam ediyordu. Ama Duhan devri başladığından kimse anlayamıyordu.

    Bu masonik-siyonist menşeli zındıka komitesinin asırlar öncesine dayanan geçmişi olduğu belirmiştik. Öyle ki, siyasi alandaki ilk hücumu ve muvaffakiyeti Yeniçeri Ocağı’na sızarak bozup söndürmedi mi? Başlangıçta fesad komitesinin tahrikleri sonucu 1806’da başlayan iç kargaşa sonucu Anadolu ve Rumeli ileri gelenleri ile anlaşma yapılırken 3. Selim katledilmedi mi? Ve o hadiseden sonra dinsizlik komitesinin fesadları devam etti. Bu kez Yeniçeri Ocağı’na sızılarak orası da karıştırıldı ve i’la-yı kelimetullah için asırlardır cihad eden Yeniçeri Ocağı fitne yuvası haline getirildi.

    Yeniçeri Ocağın söndürülmesi ile ahir zaman fitneleri arasında yer alan harici dinsizliğin ihtilal ve darbeler çağını başlattı. Öyle ki bu yolla bir asır içinde Osmanlı tasfiye edildi ve Hilafet deccalin muhrip eline geçti? Geçti mi geçmedi mi. 1243 cihad ocağı söndürüldü. Bir asır sonra Süfyan huruç etti. Öyle ki Yahudi zındıka komitelerinin fesadı neticesi 1. Dünya Savaşı çıkarılarak bölme ve yutma planı uygulamaya kondu. Bölücü ırkçı ideolojiler kullanılarak 3 imparatorluk tasfiye edildi. Birinde Büyük Deccal, diğerinde Süfyan huruç ederken Almanya ise bu ikisine planlı-programlı fitne taşıyıp durdu. Marksist ihtilal ideolojisinin teori (rivayetlerde mecaz ve teşbihle bir adada zindanda olan deccalin huruç yeri olarak gösterildiği mahal) İngiltere’de hazırlandı ise, doktrin haline getirilip Rus’un başına bela edilmesinde Germen ırkının büyük ama çok büyük günahı vardır.

    Ayrıca yakın tarihimiz iyi incelenirse Rus Yahudilerinin hem Marksist ihtilali hem de 31 Mart Vak’asındaki rolleri olduğu açıkça görülür. Irkçı edeolijide oynadığı rol de. Ve ne hazindir ki Turan derken Türk Ocakları 1926’da kapatılıp viran olurken yerlerine Halk Evleri’nin kurulmasında kim veya hangi komite rol oynadı. Türkçüler o gün aldatılmanın (Deccal aldatırdı değil mi) azim hayal kırıklığını yaşadılar. Ve kullanılıp aldatılmanın acısını çok ama çok derinden hissettiler. Öyle ki ünlü Türkçü Nihal Atsız 1932 yılında Kızıl Sultan lakabı takılan Abdülhamid’in hayat hikayesini “Gök Sultan” olarak yazarak pişmanlık gösterecekti ama iş işten geçmişti. Yıl 1926. Vahiddedin Şam’da toprağa verilirken ona ihanet edenlerin ocağı sönüyordu. Rumi olarak Yeniçeri Ocağı’nın dağılma yüzyıl dönümünde. O tarih çok büyük bir tarih. O tarihten sonra her 10’ar yılda müthiş küçük değişimler yaşanmaya başlanır. Başında ise Mehdi zuhur eder. Ocakların söndüğü yıl.

    YanıtlaSil
  21. 5* Troçki’nin kızıl ordusunun devrim yaparak Büyük Deccal’in hurucundan tam tamına Hadislerin de ihbarıyla 7 yıl sonra Süfyan huruç etti. Öyle ki 31 Mart Vak’ası ile bir nevi Osmanlı kızıl ordusu olan Selanik çapulcuları payitahtı basıp Abdülhamid’i tahttan indirip Selanik’te bir Yahudi’nin konağında esir edilmesinden 7 yıl sonra da Rus kızıl ordusu darbe yapıp iktidarı ele geçirdi. Yani hem İslam dünyasında hem Hıristiyan dünyasında birbirine paralel iki dinsizlik hareketi ahir zamanın açılış gonguna vurdu. Ve bu hareket Avrupa’nın kuzeyinde baş gösteren dinsizlik cereyanın küresel çapta hakimiyetinden sonra ilk büyük uygulamaları Deccallerin hurucu olurken bu şimal cereyanı günümüzde kadar fitne-fesad rejimleri ve ideolojileri üretmeye devam etti. O asır onlarındı.

    Yahudilerin 4 binlik yıllık Tevrattan istihraçları şu idi: Deccal çıkar dünyaya hakim oluruz. Bunu alemlere rahmet olarak gelen Hz. Peygamber’e nübüvvetinin ilk yıllarında nübüvvetin Beni İsrail’in elinden gitmesinden anlaşılması üzerine de söylemişlerdi. Tabi bu kohenlerin başlangıçta hak olarak söyledikleri zamanla kötü iyi olarak mana değişimne uğradı. Lakin bir rivayet daha vardı ki o da Mesih nazil olunca Yahudi devlet kurar. Yıl 1948. Böylece ahir zamanın bir şer taifesi hariç bütün eşhası huruç-zuhur-nüzul etmiş oldu. Ye’cüc ve me’cüc’ün sahne almaya başladığı yıl ise Enbiya Suresi’nin 96 ayetinin ebcedi işareti ile 1961’dir.

    Evet Troçkist-Leninst-Stalinst hareket 1945’e kadar bir dönemde gelişti. Yani Rus’un başına bela olarak tam hakimiyet kurdu. Bu arada Türk milletinin yarısından fazlası bu kızıl deccalin boyunduruğu altına girdi. Camiler yıkıldı, imlam ve müezzinler camilerin önünde idam edildi. Katledildi. Müslüman ve Rus mabetleri yerle bir oldu. Hem Rus’un hem de Türk’ün 1000 yıllık mahsulatı yakıldı-bitirildi.
    Duhan’ın sarhoşları Deccalleri göremezdi, anlayamazdı. Onlar hep aldatırdı. Ve aldanırlardı. Sonra komünizm 1945 sonrası kızıl tehlike olarak dünyayı tehdide başladı. 1945-1991 arası soğuk savaşın ana tehdidi, kızıl tehlike idi. Ve 16 yıl sonra Türkiye’de solcu-sosyalist-marksist ürünü Ye’cüc ve Me’cüc ilk örneklerini verirken günümüze kadar anarşi ve terör hiç ara vermeden kasırga gibi Türk milletini kavurup durdu. Öyle ki siyaset ve diploması dini inkar etmelerinin acı faturasını terör e anarşi karşısındaki çaresizliği yaşadı. Derken Türkiye’den dünyaya özelikle İslam dünyasına yayılan anarşi-terör (Enbiya 21 x ayet no 96 =) 2016 tarihinde Afganistan’dan Libya’ya, Somaliye kadar, Yemen’e kadar zirve yaptı. Kim bunun müsebbibi? 31 Mart 1909 ve Ekim 1917’den başlayan süreçte büyüyüp yayılan şimal dinsizliğinden 1975 küresel dinsizliğe temel atan deccaliyat değil mi?

    Derken 1991 yılından sonraki devrede küresel Deccalizm, neocliberal-neocon olarak arz-ı endam ederek 3. Melhemeyi Körfez ve Irak ve Afganistan ve Suriye olayları ve Kürt kartı ile alem-i İslam’ın başına bela oldu. Bu Deccaliyet’in 3. devresinin mimarı kim? Yahudi Henry Kissenger. Bu adam ve Yahudi Leo Staruss, Yahudi Bernard Lewis ve Karl Copper vs. gibilerinin zemin hazırlamalarıyla küresel diplomasi ve siyasete yeni tür deccalizmi sokarken komünizm tasfiye oldu. Rejim olarak öldü ama ideoloji olarak mutasyona uğrayıp karşımıza yeni bir kimlikle çıktı..

    YanıtlaSil

  22. 6* Hele Çin’in Kissinger’in entirkasıyla devreye sokulması ile küresel sermaye (küresel Yahudi sermayesi) palazlanırken, neoliberal-neocon liderler Almanya-Amerika-İngiltere’de iktidar oldu. Aynı zamanda Türkiye’de 12 Eylül sonrası neoliberal dünyaya açılma palavrasıyla gölgesi üzerimize düştü. Aslında Türkiye için yepyeni bir tuzak kurulduğunu 10 yıl sonra 28 Şubat’ta anlayacaktık. Beidüzzaman’ın Kur’andan istihraç ettiği 1417 tarihi ile. İslam’a karşı büyük savaşın tek amacı Kapadokya’dan-Fırat’tan Nil’e olan coğrafya bölgesini İsrail’e vatan olarak vermektir. Öyle ki 1975 Helsinki ve 1978 Washington senetlerinin imzalanmasının Türkiye’ye çok ilginç bir yansıması oldu. Bediüzzaman’ın 40 yıl önce Şualar’da Süfyanizmin büyük deccal ile ittifakından bahseder. Yani mutasyonlu yeni deccalizmin küresel hakimiyetinden sonra yerel deccal süfyanilerle ittifak eder. Ne olur? 28 Şubat olur. Bunu yakında yaşadık.

    Şimdi 1930’ların başında telif edilen 11. Şua’da Bakara suresi’nin bu döneme bakan işari tarihlerine bakalım. Yani Süyfanizmin hakimiyetinden büyük deccal ile ittifakına kadar mücmel ne haber vermiş:

    1) Dinde zorlama yoktur; doğruluk sapıklıktan, îman küfürden iyice ayrılmıştır." 2:256. (H.1350)
    2 Kim birer mâbud gibi kıymet verilen tâğutları reddederse..." 2:256.(M.1928)
    3 Ve kim Allah’a îman ederse, işte o (...) yapışmıştır." 2:256. (946)
    4) Sapa sağlam bir kulpa 2:256 (H.1347)
    5) Onları inkâr karanlıklarından kurtarıp hidâyet nûruna kavuşturur." 2:257. (H.1372)
    6) İnkâr edenlerin dostu ise tâğutlardır;" 2:257. (1417)
    7) Onları imân nûrundan mahrum bırakıp inkâr karanlıklarına sürükler." 2:257.(1338)
    8) İşte onlar Cehennem ateşinin ehlidir, orada ebediyen kalacaklardır.2:257. (1295)
    Bu tarihlerin kısaca 1293 Rus Harbi ile alem-i İslam’ın nurunun söndürülmek istenmesinden 1. Cihan Harbi ile aydınlıktan karanlığa atmak için yapılan anlaşmaların tarihine tevafuk ederken, ayette tekraren Nur ve karanlık karşılaştırılması yapılarak, Kur’an’dan gelecek Nur’un ehl-i iman için bir dayanak olacağı tarihe işaret eder. Bu arada 1996 (1417) Süfyanilerin Yahudi deccal ile ittifakına dikkat çeker ve onların ebedi cehennemde kalacaklarını haber verirken, ehl-i imanın, manevi elmas kılıcı ile galibiyetine işaret eder. Yani korkmayın, 72 ay sonra kurtulacaksınız.

    Aslında burada Tağut ve Nur isimleriyle decallere ve Mehdi’ye işaret vardır. Yani Tağut adıyla deccal ile Nur ismiyle Mehdi’ye işaret vardır. Allah iman edenlerin dostu ayeti ise bu tarihler demetindeki en yüksek tarihe eklenecek 72 ay=6 sene sonraki siyasi zafer dünyaya baktığı için es geçilmiş.

    YanıtlaSil
  23. 7* Bu arada herkesin çok iyi bildiği ve 16 senedir piyasada dolaşan bir Hadis’teki ihbarı vereyim. İhbar şöyle:
    (Hicretten bin dört yüz (1400) sene sonraki akidlerden iki veya üç akid say (1420-1430). O vakit Mehdî-i Emin (yani Mehdiyet’in 3. faslı) çıkar (başlar) ve bütün dünya ile harb eder. Dalalete düşenler (Neoliberaller-Neoconlar) ve Allah’ın gadabına uğramış olanlar (siyonistler) ve münafıklar (Süfyan’ın taraftarlar), İsra ve Mi’raç beldesi olan Kudüs’teki “Meciddun Dağları”nda onun için toplanırlar. (Bu tarihi muhtemelen 2006. Türkiye’nin barış girişimleri ve Ortadoğu Projesi’nin Türkiye merkezli olmasına kızan ve barış istemeyen Siyonistler Gazze’ye saldırırken yandaşları Siyonist neoconlar üzerinden Türkiye’yi fetoş cemaati ve ulusalcılarla karıştırmaya başlarlar. 367 palavrası, kapatma davası, Danıştay saldırısı, Ergenekon davaları sökün eder. Çünkü neoconlar fetoş cemaati kadar ulusalcıları da kullanırlar. Dikkat edilirse 2011’den sonra fetoş çetesi PKK ile de işbirliğine yanaşır.). Bütün dünyanın ve bütün hilelerin melikesi de Mehdî’ye karşı çıkar ki, onun ismi zaniyedir (Hürriyet Heykeli’nden kinaye ABD’ye ve Yahudilerin Firavun döneminden kalma zanilikleri ile New York’a yaşamalarına kinaye). Bu melike o gün bütün dünyayı dalalet ve küfre sevk eder (İslamfobia). Yahudiler de o gün dünyaca en yüksek makamdadırlar. Bütün Kudüs’e, mukaddes beldeye hakimdirler. ……
    ... Fakat bilir ki Allah daha şiddetli mekr sahibidir ki, onların bütün hilelerini akim bırakır. ….. Cenab-ı Hak, Mehdî’ye nusret için en şiddetli bir darbe ile onları vurur ve karayı, denizi ve semayı onlar üzerine yandırır. Ve Sema da onların üstüne şiddetli yağmurunu yağdırır. O gün bütün ehl-i arz küffara lanet eder. Allah da bütün küfrün zevalini irade eder (Burada Mesih’in manevi şahsiyetinin Mehdi ile ittifakı nazara alınmalıdır. Yani Hz. Mesih’in bir manada şahs-ı manevisini temsil eden küçük cemaatinin gayretleri unutulmamalıdır. Bunun olabilmesi ise Ayasofya’ya bakar. Bu çok önemli bir işaret. Ve fecr-i sadık başlar yani Mesih’in nüzulünün zamanı. Cemaatinin devreye girmesi. Ve ….) ”.

    Peki bu deccalizmin 1917’den başlayarak geçirdiği 3 devrede Türkiye’de ne hakim idi? Yani hangi ideoloji. 31 Mart rejimi İttihatçı idi. İttihatçılık-Kemalizm 1913-1950, Atatürkçülük 1950-1991 (1950 yenilgisi üzerine Kemalizm rafa kaldırılırken bu kez Atatürkçülük ağızlara sakız yapılır) ve 1991 sonrası neocon-neoliberal müttefiki Marksist-kemalist-ırkçı koalisyonu olan ulusalcılık. Bir manada bu ulusalclık eski İngiliz vesayetinin yandaşları (Lozancılar), Amerikaya kızgın bir manada Troçkist Liberal tatlı su solcuları ve halkçılar koalisyonudur.

    Kemalist-ırkçı -tatlı su solcu ittifakı olan ulusalcılığın küresel çapta en büyük müttefiki ise neoliberal-neocon ideoloji oldu. Ve Neoconlar hala ulusalcılarla işbirliği yaparak Türkiye’yi hakimiyeti altına almak istiyorlar. Bu ittifakın en belirgin başlama tarihi 2005’tir. 28 Şubat’ta Washington Enstitüsü Türkiye Maması Şefi Yahudi Alan başrolde iken, 2000’den sonra CIA Türkiye masasından Graham Fuller’in danışmanı Yahudi Henri Barkey oldu. 2003’ten sonraki bütün fitnelerde bu adamın parmağı var.

    Yalnız burada gözden kaçan ancak ve ancak 7 Şubat ile Türk siyaset-istihbarat-askeriyenin gözünün basiretinin açılmasıyla iğrenç çehresi ortaya çıkan Gülen Cemaatinin de, küresel deccalizmle hem içli dışlı hem de emir kulu olduğu anlaşıldı. Burada özellikle bazı Nur talebelerinin ileri gelenlerini ve cemaatin önemli bir kısmını tenzih ederim. Çünkü Yahudi Deccal-Süfyan ittifakının şafağında özellikle fetoşun verdiği entrika kokan demeçlerin ne anlama geldiğinin içyüzünü ifşa eden onlar oldu. Ve fetoşun 1993 tarihinde verdiği ve Nurcu ile Süleymancı’nın bölücü olarak ruhuna azap verdiğini söylemesi neşriyatla afişe edildi. Bir de 5-6 yıl sonra 28 Şubat tokadının yiyince alçaklığın tezgahçılarından suç ortağı fetoş cemaatine karşı tavır alan bazı milli görüşçüleri tenzih ederim. Evet bütün bunlar olurken acaba gizli fesad komitelerini yıllarca önce Bediüzzaman’dan başka işaret eden oldu mu? No-Nein-kella-hayır.

    YanıtlaSil
  24. 8* Peki bu iki alandaki zındıka komitelerinin faaliyetlerini kim ihbar etmiş. Bir bakalım:
    “İslamiyet noktasında bu asır, gayet ehemmiyetli ve dehşetlidir. Kur’an ve Hadis, ihbar-ı gaybîyle, ehl-i imanı onun fitnesinden sakınmak için şiddetle haber vermiş. “ Kastamonu Lahikası

    “Hem Büyük Deccalın, hem İslâm Deccalının üç devre-i istibdatları mânâsında üç eyyam var. "Bir günü, bir devre-i hükûmetinde öyle büyük icraat yapar ki, üç yüz sene yapılmaz. İkinci günü, yani ikinci devresi, bir senede, otuz senede yapılmayan işleri yaptırır. Üçüncü günü ve devresi, bir senede yaptığı tebdiller on senede yapılmaz. Dördüncü günü ve devresi âdileşir, bir şey yapmaz, yalnız vaziyeti muhafazaya çalışır" diye, gayet yüksek bir belâgatla ümmetine haber vermiş.” Şualar

    “Deccal, meçhul bir şerdir.” Hadisini tevili. (Şualar)

    “Deccalın şahs-ı surîsi insan gibidir. Mağrur, firavunlaşmış, Allah’ı unutmuş olduğundan, surî, cebbârâne olan hâkimiyetine ulûhiyet namını vermiş bir şeytan-ı ahmaktır ve bir insan-ı dessastır. Fakat şahs-ı mânevîsi olan dinsizlik cereyan-ı azîmi pek cesîmdir. Rivayetlerde Deccal’a ait tavsifât-ı müthişe ona işaret eder.” (Mektubat)

    Her iki Deccal, âzamî bir istibdat ve âzamî bir zulüm ve âzamî bir şiddet ve dehşetle hareket ettiklerinden, âzamî bir iktidar görünür. Evet, öyle acip bir istibdat ki, kanunlar perdesinde herkesin vicdanına ve mukaddesatına, hattâ elbisesine müdahale ederler. (Zannederim, asr-ı âhirde İslâm ve Türk hürriyetperverleri, bir hiss-i kablelvuku ile bu dehşetli istibdadı hissederek oklar atıp hücum etmişler. Fakat çok aldanıp yanlış bir hedef ve hatâ bir cephede hücum göstermişler.) Hem öyle bir zulüm ve cebir ki, bir adamın yüzünden yüz köyü harap ve yüzer mâsumları tecziye ve tehcir ile perişan eder.
    Üçüncü cihet ve sebep: Her iki Deccal, Yahudinin İslâm ve Hıristiyan aleyhinde şiddetli bir intikam besleyen gizli komitesinin muavenetini ve kadın hürriyetlerinin perdesi altındaki dehşetli bir diğer komitenin yardımını, hattâ İslâm Deccalı masonların komitelerini aldatıp müzaheretlerini kazandıklarından, dehşetli bir iktidar zannedilir. Hem bazı ehl-i velâyetin istihracatıyla anlaşılıyor ki, İslâm devletinin başına geçecek olan Süfyanî Deccal ise, gayet muktedir ve dahi ve faal ve gösterişi istemeyen ve şahsî olan şan ve şerefe ehemmiyet vermeyen bir sadrâzam ve gayet cesur ve iktidarlı ve metin ve cevval ve şöhretperestliğe tenezzül etmeyen bir serasker bulur, onları teshir eder. Onların fevkalâde ve dâhiyâne icraatlarını, riyasızlıklarından istifade ile kendi şahsına isnat ve o vasıtayla koca ordunun ve hükûmetin teceddüt ve inkılâp ve harb-i umumî inkılâbından gelen şiddet-i ihtiyacın sevkiyle işledikleri terakkiyatı şahsına isnad ettirerek şahsında pek acip ve harika bir iktidar bulunduğunu meddahlar tarafından işâa ettirir. (Şualar)

    YanıtlaSil
  25. 9* İsa Aleyhisselâm Deccalı öldürdüğü münasebetiyle, "Deccalın fevkalâade büyük ve minareden daha yüksek bir azamet-i heykelde ve Hazret-i İsa Aleyhisselâm ona nisbeten çok küçük bulunduğunu" gösterir. Allahü Alemi bunun bir tevili şu olmak gerektir ki: İsa Aleyhisselâmı nur-u iman ile tanıyan ve tâbi olan cemaat-i ruhâniye-i mücahidînin kemiyeti, Deccalın mektepçe ve askerce ilmî ve maddî ordularına nisbeten çok az ve küçük olmasına işaret ve kinayedir.(Şualar)

    “Hazret-i İsâ Aleyhisselâm geldiği vakit, herkes onun hakikî İsâ olduğunu bilmek lâzım değildir. Onun mukarreb ve havassı, nur-u imanla onu tanır. Yoksa, bedâhet derecesinde herkes onu tanımayacaktır.” (Mektubat)

    Şimdi finale gelirken bir iki hususa daha temas edeyim. Henry Kissger Deccalzmin Yahudi kanadının en önemli 1-2 simasından biridir. Nixon’ın döneminde politik-diplomatik alana giren bu adam Çin’i dünyanın başına bela ederek küresel sermayeyi tesis edip, bu sermaye üzerinden neocon-neoliberal iktidarları hazırlayıp, en önemlisi batıda komünizmin mutasyona girerek Troçkizmin bir nevi neolliberal maskeyle ortalıkta dolaşmasına yol açan adamdır. Bu adamın bu fitneleri üzerine Büyük İsrail’in önünü sinsice açılırken hedef tahtasına yani küresel güçlerin hedefi olarak İslam’ı koyan adamdır. Öyle ki küresel deccalizmin önünü açan bu adam hemen hemen 40 yıl sonra 2014’te bir kitap yazdı. Adı: Dünya Düzeni (World Order) Bu kitap hakkında bir menfi bir müsbet olmak üzere iki yazıdan başka hiç yazı yayınlanmadı. İlk yazı bir akademisyene ait. 2. Yazıyı yazan Yaman Törüner oldu. Kissenger’in, Troçkist intikamla Ruslara yanaşıp kalleşçe vurması ayrı bir hikaye. Ama neocon-neoliberal küfrün “Ilımlı İslam” söylemine karşı çıkan Kissinger, İslam için düşünceleri çok korkunç. Yeni dünya düzenini en önemli unsuru olarak yavuklusu Çin’i gösteren Kissenger, dünya güçlerini bir tarafa, İslam’ı bir tarafa koyar. Ve deccaliyetin nihai hedefi olanı Mehdi dünyasını hedef gösterirken şu hain fikri öne sürür:
    “”Dünya düzeni ile “radikal İslam’ı savunan düzen” bir biri ile çatışmaktadır. Bir ara radikal İslam’ın etkisini azaltmak üzere savunulan “Ilımlı İslam” modeli sonuç vermemiştir”

    Yani bu Siyonist soytarı neyi kast ediyor. ABD’nin Siyonist neoconları İslam’ı yok etmek için Afgan dağlarında eğittiği El Kaide gibi örgütleri teröist olarak piyasaya onlar sürdü. O sırada ılımlı denilen İslam’la işbirliği yapıp bunların çatıştıralım sonra ikisini de yok edelim onların düyşüncesi. Cari senaryo bu. Ve son hamlede Irak operasyonu sonrası piyasa sürdükleri DAEŞ ile artık “Ilımlı İslam’la bu işi götüremeyiz. İslam’ı toptan yok edelim” düşüncesindeler. Zımnen ve aldatarak Deccal misali İslam’ı yok edip coğrafyasında İsrail büyüğünü kuralım demeye getiriyorlar.
    Bunun karşısına kim çıktı? Türkiye. Niçin Türkiye? Niçin Filistin Davasının tek hamisi Türkiye. Niçin? Mehdi-Mesih ne yapacaktı? Lut Gölü’nde deccali öldürecekti. O zaman Türkiye Mehdiyet’in mümessili olarak one minute ile bunu dünyaya ilan ederek savaşı başlattı. Şimdi küresel güçler, neoliberal-neocon soytarılar, bizim Süfyan’ın yandaşları çullandılar mı? Peki ne olacak?

    YanıtlaSil
  26. 10* Merhum Mahir Kaynak 10-15 yıl önce söylenmeye başlamıştı. Savaşın sonu küreselcilerle milliciler arasındaki rekabet tayin edecek, diye. Küreselcilerin bugün mümessili kim? ABD’de 2006’da çatlak belirince, yani milliciler-küresilciler birbirine girince, küreselciliği savunmak Çin’e kaldı. Nitekim son gelişmelerden sonra Çin lideri Davos toplantısında bunu açık açık beyan etti. Yani Çin’i devreye sokarak ABD’nin nazarını Pasifik’e çekme entrikası neyi amaçlamıştı? Çin-ABD rekabeti. Emelleri için İngiliz ve ABD’yi kullanan siyonistler şimdi Çin kartı ile Ortadoğu’nun sahibi olmayı tasarlıyorlar. Yeni Sykes-Picot değil. Bu büyük İsrail’in Yinon Planı. Dikkat edilirse Neoliberal Demokratlar “Pasifik için odaklanalım bunun için Ortadoğu’dan çıkalım” demesinin ardındaki sır nedir?
    Küçük bir hatırlatma. Yıl 1840. Siyonistler İngiliz’e teklif yapar.” Bize Filistin’i verin size Osmanlı’yı verelim.” 20 yıllık pazarlık sonunda el sıkışırlar. Ne zaman. İngiliz Yahudi Başbakanı Disrael zamanında. Plan şu: “Rus-Osmanlı’yı kırdıralım ikisini zayıflatalım. Siz Osmanlı topraklarına biz de Filistin’e konalım.” 93 Harbi ve ardından 1897 Basel’de İsrail devleti kurulur. Abdülhamid Filistin için pazarlığı red edince 3 imparatorluğun idamı için Cihan Harbi körüklenir. Theodor Herzel İstanbul dönüşü bunu açık açık söyler: “Bunlar ne sanıyor kendilerini, yakında üçü de kalmayacak.” Ve 1. Cihan Harbi patlar.
    1917’de Belfour Beyannamesi ile İngilizler, Yahudiler’in Filistin’de devlet kurma hakkını tanır. Ama İngiliz yan çizince yani verdiği söz başka fili başka olunca. Bu kez Yahudi sermayesi 1929 krizi ile hakim olduğu ABD’yi 2. Cihan Harbi ile uluslararası sahneye sürer. Ve 1948 İsrail muradına erer.

    Amma ve lakin onların istediği yalnız Filistin değil. Arz-ı Mev’ud. ABD’yi sıkıştırırlar. Eisenhower takmaz. Kennedy İsrail’e nükleer silah verilmesine karşı çıkması ve finanstaki teşebbüsleri üzerine katledilir. Ve neoconlar üzerinden ABD’yi Ortadoğu için yönlendirir. Ama netice alınamayınca, bu kez Dünya Hakimiyeti için Çin piyasaya sürülür ve küresel sermaye palazlanır. Yani Siyonistler, ABD’ye rakip getirerek Büyük İsrail kurulmak istiyor. 9 İslam devleti , 22 küçük devletçiğe bölünecek ve İsrail’e bağlanacak. Plan bu. Deccaliyetin son hedefi de bu.

    Şimdi bu meselede kader-i İahi’nin sözü geçerli. Aslında ilk tarih 2017’dir. Basel’den 120 sonra. Haçlı’nın Kudüs işgali de o kadar sürmüştü. Ama deccalin kolları ahtapot gibi Müslüman dini cemaatleri elde ederek Türkiye-Irak-Pakistan’da binbir entrika çevirerek alem-i İslam’ı kana boğdular. Bugüne kadar 14 milyon Müslüman can verdi. Yani, Kader , deccal mağduru iki milleti neoliberallerin Ukrayna oyunu sonrası Rus’un Ortadoğu’ya girmesiyle işbirliğine mahkum etti. Türk-Rus işbirliği. Bakalım neocon-neoliberal deccal nasıl bir kart oynayacak?
    Bu ABD’nin içindeki Mesih’in kendi küçük ama misyonu büyük cemaatini telaşlandırdı. Ne olacak?.Mehdiyet-Mesihiyet ve Rusya üçgeninde. Yahudi Kohenlerin ahir zamandaki Yahudi devletinin nasıl ortadan kaldırılacağını Tevrat’tan istihraç etmişlerdi. Onun üzerine takvimlerini o tarihi gizlemek için tersten başlattılar. Yani kıyametten Hz. Adem’e doğru döndü takvimin sayımı. O Kohen istihracı Mehdi’nin merkez üssü ülkeyi işaret eder. Yani. Allahü Alem. Bir anda bir şey olacak. Yatıp kalkıp yok olmuş göreceğiz. Bunu 2017 veya onu takip eden 3 yıl tayin edecek. Ve dünyada silahlar susacak. Küresel çapta sulh ve sükun tesis edilecek. Ve hidayet devri başlayacak. Siz bakmayın mevcut kaosa. Olaylara Nur-u Kur’an ve iman ile bakın.

    YanıtlaSil
  27. 11* Çünkü Ahir zamanın son savaş noktası Lut Gölü. Lut Gölü’nde Mehdi-Mesih işbirliği. Yani Mü’minlerin ilk kıblesi ahlaksızlığın-faizin-ihtilalciliğin şarlatanına bırakılmayacak. İsra Suresi’nin 104 ayetinin “Hepinizi toplayıp” sözü 1917’de başlayan ve 1948’de biten devrede tamam oldu. Sonra. 7 ve 8. Ayetinin hükmü tayin edecek. Ne zaman? O fecr-i sadıka bakar. Fecr-i sadık olur ve Allahü alem.

    İşin manevi cephesine bir bakalım. Filistinli bir dini lider var. Şeyh Raid Salah. İsrail şiddeti kışkırtıyor diye 9 ay hapis cezası verip zindana attılar. Geçenlerde tahliye oldu. Büyük bir karşılamayla evine dönerken AA muhabirine konuşur. Hapiste yatarken 15 temmuz olur. O müjdeyi bildiği için için içini yer. Bakın ne hisseder, anlatıyor:
    “O gece hücremde ulaşabildiği bazı kaynaklar vesilesiyle Türkiye’de gerçekleşen olayları takip etme fırsatı bulabildim. Kendi kendime Türkiye’ye nasıl yardımcı olabilirim diye düşündüm ve Allah’a, Türkiye’ye yönelik bu komployu bertaraf etmesi için dua ettim.
    Birkaç saat sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sesini duymam beni çok ferahlattı. Cumhurbaşkanının telefonda sarf ettiği birkaç cümle, halkın sokaklara dökülmesine vesile oldu ve darbecilerin, topukları üzerine gerisin geri dönmelerini sağladı. Öyle bir yenilgiye uğradılar ki dünya ve ahirette zarar edenlerden oldular. Allah’tan adalet ve hukuk üzerinde olacak bir Türkiye’yi korumasını diliyorum.
    Ben Türk halkını ve liderini seviyorum. Ben Türkiye’yi kendimden bir parça, kendimi de Türkiye’den bir parça gibi hissediyorum.Biz bir ceset gibiyiz. Dolayısıyla geçmişimiz de geleceğimiz de birdir inşallah. Türkiye hayırla doludur. Türkiye halihazırda sadece Türkiye halkı için değil, İslam ümmeti, Arap alemi ve Filistin halkı için bir dayanaktır. Türkiye’ye binlerce kez selam olsun."

    Alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste. Küfür devam eder, ama zulüm asla.

    Bu kadar karmaşa içinde yani Duhan döneminde Mehdi ve Mesih nasıl tanınır? Hala aldatan decaller koskoca put olarak karşısında dururken nasıl görülmez? Duhan gafleti. Gaflet uyku sersemliği hali. Uykuda rüya görmekle uykuda yürümek aynı şeydir.

    Risale-i Nur’da şöyle bir not var: “Yahudi milleti hubb-u hayat ve dünyaperestlikte ifrat ettikleri için, her asırda zillet ve meskenet tokadını yemeye müstehak olmuşlar. Fakat bu Filistin meselesinde; hubb-u hayat ve dünyaperestlik hissi değil, belki enbiya-yı Benî İsrailiyenin mezaristanı olan Filistin, o eski peygamberlerin kendi milliyetlerinden bulunması cihetiyle, bir cihette bir ehemmiyetli hiss-i millî ve dinî olmasından, çabuk tokat yemiyorlar. Yoksa, koca Arabistan’da az bir zümre hiç dayanamayacaktı, çabuk meskenete girecekti."

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bunca yazıya bunca bilgiye belgeye rağmen hala mehdi gelecek isa gelecek daha açık nasıl yazılır bilmiyorum ne diyeyim maşallah barekallah Abdurrahim ağabey yazılarınızın devamını dört gözle bekliyorum bu arada 1432 -34-35-36 totolarına da gülüyorum :)

      Sil
    2. Hayrlı I. Mehdî Erbakan’ın I. Süfyan Demirel üzerine kıyam etmesi 1969da başlamıştı.

      Mehdî'nin 32 yaşında çıkması da 27 şubat 2011 (1432) tarihi itibariyledir.

      Kanlı II. Mehdî II. Erbakan’ın II. Süfyan İhsanoğlu üzerine kıyam etmesi 10 muharrem 14440 (20 eylül 2018)de olacak.

      Âlim ârif III. Mehdî’nin III. Süfyan üzerine kıyam etmesi 1451 (2029)da olacak.
      Hidêyet MG demek ve 3 Mehdî’nin 3ü de MG demek.

      İsa peygamber ise bizzat kendisi döngüsel Kuds olan TRye gelecek. 1440 (2019)da İmameti Mehdî’den devralıp evlenip 40 yıl İmâm ve hakem olarak görev yapacak. Böylece „Mehdî İsa’dır“ „İsa’dan başka Mehdî yoktur“ hadislerinin manaları da anlaşılmış olur. İsa peygamber büyük savaş öncesi günlerde gelip katılmış olacak (mayıs 2019).

      Sil
  28. Hacı Abdullah Baba(k.s)'in dervişlerine sordum Hz.Mehdi(a.s) şuanda nerde Medine'de mı yoksa Türkiye'de mı diye kendileri cevaben şuan Türkiye'de diye cevap verdi inşaAllah İzmir Tireli Hacı Kamil Baba'nın dervişlerine sordum Kamil Baba Türkiye'de ki son olaylar hakkında (15 temmuz feto olayları ) Hz.Mehdi (a.s) ile istişare yaptığını soyledi ve dervişlerine Hz.Mehdi(a.s) çıkmasına ramak kaldığını söyledi ancak tarih vermemeleri hakkında uyardi

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. II. Süfyan İhsanoğlu 12 receb 1439 (30 mart 2018) cuma günü 13. cum olacak.

      II. Mehdî II. Erbakan’ın döngüsel Medîne TRde döngüsel Ke‘be Tbmm’den hurûcu 10 muharrem 1440 (20 eylül 2018)de olacak.

      Sil
  29. Sufyanin geldigi kanaatindeyim haliyle mehdide geldi diye dusunuyorum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 3 Mehdî TRden olduğuna göre 3 Süfyân da TRden demektir.

      Hadîslerde „Yezîd ehlinden, fesêd yayacak!“ Süfyan’ın 34 yaşını geçtiği, 37de ve 39da çıkacağı haber veriliyor.

      II. Süfyân İhsênoğlu’nun TRde siyâsette selefi Demirel’in kendi yerine önermesiyle (çatı adayı olarak) ortaya çıkması 1435te idi. Demek ki „receb, cuma“daki çıkışı da 12 receb 1439 (30 mart 2018)de olacak (Meclis tarafından 13. cum seçilmesi). Muâviye de ölümünden önce halefi oğlu Yezîd’i kendi yerine halîfe tayin edip biat aldırmıştı ve receb 60ta da ölmüştü yani Yezîd receb 60ta halîfe olmuştu. Benzer şekilde Kâim II. Mehdî’nin de 10 muharrem âşûrâ 1440ta hurûcu çıkışı da İmam Hüseyni şehîd’in bugündeki kıyamına göndermedir (diğer döngüleriyle sonuçta üstün geliyor). Döngüsel olunca böyle oluyor işte.

      Sil
  30. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. esad a suikast iddiaları üzerine bu mesajı yazmıştım ama doğrulanmadı
      bugün aynı iddialar tekrar var mahir esad ın iktidara el koyduğu
      rusların şamda olağanüstü önlem aldığına dair haberler var
      bakalım sonuç ne çıkacak

      Sil
    2. bu önemli bir olay. Ahirzaman zuhuratlarının en büyük kırılmalarından birisi olması muhtemel bir zuhur. süfyanın ilk çıkışının işaretleri.

      biliyoruzki süfyani ilk çıktığında şam minberine oturacak. ve şam'ın sahibini koltuğundan indirecek. rusyanın hükümet binalarını koruma altına alması ve askerlerini şam sokaklarına indirmesi neticeyi değiştirmeyecektir.

      ve recep ayına 2 ay kaldı...

      Sil
    3. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    4. ´Allâh kendisine karşı Şâm sâhibini çıkarır, ona karşı gelir savaşır, sancağına baktığı zemân Süfyânî onu hezîmete uğratır.

      Bu hadîsteki kişilerin ve yer ismlerinin Orta Doğu ile hiç bir ‘alâkası yoktur. 3 Mehdî ve 3 Süfyân ve bağlı diğer kişilikler TRdedir. Buna göre çıkacak olan 4 kişi şunlardır: II. Süfyan İhsênoğlu, Ebka‘ ‘Apo, ´Asheb ulusalcı ‘askerî darbeci (döngüsel Kürşad) ve II. Mehdî II. Erbakan.

      Hadîsteki „Şâm sâhibi“ ´Asheb olmaktadır. Buna göre de 13. cum olan İhsênoğlu, kendisine karşı ‘askerî darbe yapan ´Asheb’i Ebka‘’ı şişledikten sonra şişlemesidir. Sonra da Mehdî’yi şişlemeye yönelecek ama yenilip helêk olacak ve teslîm olacak (Süleymân’a teslîm olan Belkîs döngüsü).

      Süfyân da hadîste 39da çıkacak ve 15 ay kalacak deniyor. Buna göre receb 1439da çıkacak demektir.

      Sil
    5. belkide rus desteğini alıp yapacaktır bu işi
      yine trump a karşı ülke içinde hem halkdan hemde resmi memurlardan direniş var hemde eyaletler çapında
      trump hiç olmadığı kadar lobi desteğine özellikle yahudi lobisinin desteğine ihtiyaçı var bakalım görelim

      Sil
    6. 1*Şia’nın çıkış noktası yani ehl-i sünnetten ayrılma sebebi siyasidir. Dini değildir. Bir manada dünyevidir. Dünyevi hakimiyeti için Al-i Beyti efradını hilafete layık görmesidir. Ancak takdir-i İlahi bunu uygun görmemiş.. Çünkü, Al-i Beyt-i Muhammediye’ye (as) dünyevi değil, uhrevi saltanat layık görüldüğünden kıyamete kadar dini hizmette ağırlıklı onlar olacaktır. Bütün tarikatlara, cemiyetlere onlar imamet edeceklerdir. Şu anda yeryüzünden en büyük ordu Al-i Beyt ve Al-i İbrahim seyyidlerinin ordusudur. Tahiyatta salavat okunmasının hikmeti nedendir acaba?

      Hz. Mehdi de Al-i Beyt mensubu olduğu için aynı yolu takip edecektir. İlim ve delil ile ispat üzere irşadda bulunarak dini ihya hizmetini yapacaktır. Siyasi hiçbir makamı yoktur. Gaybi ihbarda bildirilen dünya hakimiyeti ise maddi ve siyasi değil manevi, yani zor kullanmadan, siyaset topuzunu kullanmadan Tevhidi hakim kılacaktır. Mehdi zuhur ettiğinde her iki deccal dünyevi olarak hakim olmuş olacaktır. Abbasi hilafeti nasıl ilk İslam deccali olan Cengiz-Hülagu çiftinin muhrip eline geçip yok olduysa, ahir zamanda Hilafet yine deccalin muhrip eline geçerek yok olacaktır. İşte o zaman Hilafet makamı yani alem-i İslam’ın irşadı ve temsili vazifesi Mehdi’ye tevdi edilecektir. Kim tarafından Cenab-ı Allah tarafından. Melek-i İlham ile. Onun için Mehdi’ye Halifetullah ünvanı layık görülmüştür. Çünkü o makama onu getiren Cenab-ı Allah’tır

      O zaman bütün alem-i İslam işgal altında olur, İslam’ın dünyevi hiçbir hakimiyeti bulunmaz. Öyle olduğu için Mehdi Hz. Hasan’ın yarıda kalan iman ve Kur’an hakikatlerine hizmet olan hakiki Hilafetini takip ederek hizmete başlar. O zaman dünyevi saltanatta Firavun ve Nemrud gibi Deccaller hakimdir. Din uleması deccalin aldatması neticesi ona tabi olacak. Öyle olunca derin bir gaflet adeta bir nevi vakt-i cehiliye görülür. Neydi rivayetlerdeki o zamanın tarifi. Bütün enbiya ve mürselinin, evliya asfiyanın Allah’a sığındığı fitne.

      İşte Hakim ve Rahim ismine mazhar Mehdi vazifeye başlar. Yeni bir hidayet cereyanı başlatarak dini ihya edecektir. Mücdedid olması hasebiyle de dini bid’a ve hurafelerden arındıracaktır. Bu ihyadır. Şahsa endeksli bir hizmet değil şahs-ı maneviyeye, yani tüzel kişiliğe yani önce cemaati, sonra diğer cemaatlerin ve en son seyyidler cemaatinin katılmasıyla takip edilecek topyekun bir hizmet.

      Sil
    7. 2* Hz. Ebu Bekir’den başlayarak son Osmanlı Halifesine kadar gelen Hilafet tarzı Mehdi’de olmayacak. Yani dini Hz. Peygamber gibi Mekke döneminde olduğu gibi ihya edeceğinden siyasi ve dünyevi bir meşgalesi bulunmayacak. Hz. Peygamber, kendi tarifiyle Kur’an’ın nüzulü için çalıştı. Asr-ı Saadette Kur’an önce tevil sonra tefsir edilerek anlaşılmaya başlandı. İşte burada Hz. Ali’nin rolü çok önemli. Çünkü o Kur’an’ın anlaşılması üzere cihad etti. Nitekim Hz. Ebu Bekir, Hz,. Ömer ve Hz. Osman’ın (r.anhüm) bir nevi müftüsü vazifesini görerek Kur’an’ın anlaşılarak uygulanmasında baş rolü oynadı. Bu süre 92 yıldır. Bu süre aynı zamanda Hz. Peygamber’in hükmi ömrüdür.
      Mehdi de bu süre geçerlidir. Hz. Peygambere ayna olması hasebiyle. Önce Mehdi’nin sonra Mehdiye yapışık çıkacağı rivayete edilen Kahtani’nin manevi cihadı ile Kur’an’ın önce iman esasları sonra hayatta karşılaşılan şeari ihya edilecek. Bu süre 92 yıl ile 100 yıl arasıdır. Yani şimdi zamanımızda olduğu gibi Mehdi’nin siyasi, veya askeri veya devlet önderliği makamının olması veya ordular sahip olması söz konusu değildir.

      İs’afu’r Rağibin’de Mehdi şöyle anlatılır: “Mehdi’nin efdaliyeti (fazileti) bütün kederlere ve şiddetli fitnelere gösterdiği azami sabır cihetiyledir. Rum’dan (yani Türkler’den) hiç ayrılmayacak. Ve Deccalin kuşatması üzerinden kalkmayacaktır. Yoksa Mehdi’nin efdaliyeti, sevap ve indallah mertebesinin rıf’atı (yüksekliği) sebebiyle değlidir”
      Ama o Mehdi bütün işkence ve baskılara rağmen; silahlı ve siyasi değil manevi cihad ile küfrün hakimiyeti altına giren Rumeli’ni Süfyan’dan geri alacaktır. Öyle ki Süfyan’ın eline geçen Konstantiniyye nasıl fethedilecekti. Tekbir ve tehlillerle. Yani silahlı cihad yok. Kim geri alacaktı? Hz. Mehdi. Yani Mehdi’nin başlatacağı ve onun hükmünün hakimiyetinin tesisi ile. Böyle olunca ehl-i şianın Mehdi ile ilgili bütün keşif ve iddiaları çöker. Maddi dünya ile meşgul olan, aklı ve gözü siyasette ve bürokratik hakimiyette olanların anlayacağı bir husus değil. Ve onların tevilleri ve anlayışı çöpe gider.

      Sil
    8. 3*Nitekim Garaibü’l Ehadis’de Mehdi şöyle anlatılır:
      “Mehdi fakirdir. Yani bütün ayıp ve afetlerden Müberradır (azade-aklanmış) azizdir. Doğunun ve batının melihi yani güzeli ve cazibelisidir. İhtiyar yaşında olacaktır. Onu ehl-i ifran bilir, yani herkes onu tanıyamaz, ancak iman nuru ile bilinir.”

      Bir husus daha o Hz. Talut’a nisbet edilir. Talut az bir kuvvetle 313 kişi ile 10 bin kişilik kafir Calud’un ordusunu mağlup eder. Emrinde Hz. Davut vardır. Mehdi de ahir zaman imamı olarak ona uyan Hz. Mesih olacaktır. Az bir kuvvetle dünyevi ve siyasi hakimiyeti olan deccalleri mağlup ederler.

      Böyle olunca bin yıldır İslam’ın kılıcı olan nesillerin çocukları olarak atalarımızın hizmet tarzına yani dünyevi hakimiyet ve kılıcı olma hususiyeti ahir zamanda söz konusu değildir. Yani harp ve darp gibi bir tarzı yoktur. Rivayetlerde yer alan savaş ve öldürme filleri ravilerin zamanında geçerli olan kavram ve ıstılahlardır. Yani mevcud ile onların meçhulü olan zamanımızı tarif etmişler. Ahir zamanın küfrü kan dökecektir. Öyle ki Rumeli’nde keyfi-küri-askeri rejimi olan Süfyan’ın iman esaslarına ilişmesi ve şeriat-ı Muhammediye tahribi sonucu küresel çapta dinsizliği yayan büyük deccale zemin hazırlayacak. O zaman kalplerdeki iman seddi yıkılacağından yani dinsizlik hakim olacağından dinen zaafa uğrayan Rumlar’ın (Türklerin) içinden başlayacak anarşi ve terör kan dökecektir.

      Bediüzzaman bunlara karşı siyasetin ve diplomasinin başarılı olamayacağını ancak ve ancak iman ve Kur’an hakikatleri ile yeni bir sedd-ül Kur’an kurulacağını belirtir. Öyle olunca kalpleri silah ve siyasetle ıslah edilemeyeceği için mazide atalarımızın kılıçlı ve siyasi hakimiyetinin yerine Kur’an’ın metodu olan ilimle ispat yani delille ispat ve ikna tarzı hizmette esas olacak. Türk kavimlerinin tamamının her iki deccalin hakimiyeti altına girdiği zaman Mehdi zuhur eder. Ve çalışır. Herkes uykuda yani gaflette olduğu bir zamanda Rum ahalisini manevi cihad üzere eğitir. İşte o zaman yani Rumeliler imanıbillah-marifetullah-muhabbetullah bir başka deyişle iman-hayat-şeriat fasılları ile din ihya olur. Ve Sevr’den bir asır sonra Beidüzzaman’ın belirttiği “cennet-âsâ bir bahar” gelecek ve “Ekilen nur tohumları zemininizde çiçek açacaklar.” (Burada Fetih Suresi’nin sonuna işaret eder. Yani:

      Sil
    9. 4* “Muhammed Allah'ın Resulüdür. Beraberindekiler ise kâfirlere karşı şiddetli, kendi aralarında merhametlidirler. Onları rükûda, secdede, hep Allah'ın lütuf ve hoşnutluğunu ararken görürsün. Yüzlerinde de secde izi vardır. Bu onların Tevrat'taki tasvirleridir. İncil'deki tasvirlerine gelince: Onlar filiz vermiş, git gide güçlenmiş, kalınlaşmış, nihayet gövdesi üzerine dikilmiş bir ekine benzer ki, ekincilerin pek hoşuna gider. Onlarla Allah kâfirleri böylece öfkelendirir. Onlardan iman eden ve güzel işler yapanlar için, Allah bağışlanma ve büyük bir ödül vaad etmiştir” 48/29

      Ve İslam’ın Fethi Hz. Mesih’in İncildeki tasvirimiz olan ekinler her yere yayılırcasına tevhid cihana hakim olur ve Fetih sona erer. Din de tamam olur.

      Yok Süfyani, yok minber, yok Şam, yok 12. İmam bunların hepsi detayın detayı ve hiçbir hükmü yoktur. Hatta doğruyu eğir anlatmadır. Birçok evliyada veya ehl-i keşifte böyle hatalar görülür.

      Bir iki ip ucu daha vereyim. Bediüzzaman bir kaç yerde beyzadan söz eder. Acaba kime veya kimlere işaret eder? Mehdi ‘nin tarihi için bir Hadis’ten şöyle ebcedi istihraç vardır: 1902-1952-2002. Ebu Hureyre Mehdi’nin zuhuru ile özellikle hakimiyetinin başlamasından sonra bütün dünyanın üzerine çullanacağı, yani Rumeli’ne çullanacağı rivayetini nakleder. Bunlardan ilki 1878 (Bu tarih MHedi’nin dünyaya geliş tarihidir) ile 1918 (Bu tarih manen ıslah edildiği tarihtir) arasındaki devredir. Çünkü Fetih Suresi’nin Mehdi’nin fütuhatını o meşhur ilk ayeti ile işaret eder. 1331(1915) ve 1381-(1961). Yani Çanakkale zaferi ve Alem-i İslam’da emperyalist işgalin sona erdiği dönem. İman faslının tamamının ve hayat faslının başlangıcına da bakar. 1. Cihan Harbi’nde Siyonist-mason entrikasıyla kışkırtılan emperyalistler alem-i İslam’a çullanır. Bir de 2003’te. Niçin ola? Kafaları ehl-i irfan gibi çalıştıran gerçeği bulur. Bir ip ucu? Acaba bütün Türkler dünyada ne zaman işgale uğradı. Kimin tarafından. Böyle olunca rivayetlerin dış manalarına bakıp ahkam kesmek kendini aynada en güzele o ünlü acuzenin aldanması gibi aldanır.

      Sil
    10. 5* Asr Suresinin “İnsan zarardadır” ayetinin ebcedi hesabı ile 1324’e işaret eder. Yani 31 Mart ile başlayan Balkan ve İtalyan harpleri ve 1. Cihan Harbi mağlubiyetleri ve dayatılan anlaşmalar ve İslam’ın şeairinin sarsılmaya başladığı zaman. O zaman ne zamandı? Bir nevi Süfyani'ye işaret eder. Ve Süfyani Süfyan'ın zeminidir, öncüsüdür.

      Peki şimdi avamın aklını fikrini taktığı, o dünyevi ve siyasi ihtişam ne zaman. Yani Mehdi’nin başlattığı manevi cihad sonucu dini iki alanda ihyadan sonra “Hilafet-i Muhammediye (as) cihetindeki saltanatı..” nın başlangıç tarihi. Onun başlama tarihi 2002’dir. Zaten Mehdi’nin hakimiyetinin başlaması üzerine bütün dünya Ortadoğu’ya yani alem-i İslam’a, yani “tek düşman kaldı o da İslam” olduğunu ilan eden siyonist-necon-neoliberal küfür cereyanı tarafından kışkırtılan batılı dünya. 40 ile 63 devlet bu işe karışmış vaziyette. 30 bin DAEŞ’li çapulcuyu ortaya salıp onu bahane ederek son oyunlarını oynuyorlar. 11 Eylül 2001 tarihi ila başlayan Siyonist deccalin tecavüzüne 2002’de karşı dini cereyan “İttihad-ı İslam” kendini gösteriyor. Bu 20 yıllık bir mücadeledir.

      Neydi o meşhur hadis: Horasan’dan gelecek siyah bayraklıların içinde Mehdi var. Mehdi Rumlar’dan hiç ayrılmayacak. Yani Hilafeti yani hakimiyeti onlardan alacak. Ve Rumlar ona tabi olarak cihad edilecek.

      Neticede cemahir-i müttefika ile Hilafet-i Muhammediye (as) tesis edilecek. Hilafet bir artık şahısla değil şura ile temsil edilecek. Bunun neticesinde Tevhid cihana hakim olurken, yani Hz. Mesih’in cemaatinin hizmeti ile Hıristiyanlık tasaffi edecek ve İslam’a tabi olacak. Ve küresel çapta harplere ve çatışmalara son verilerek silahlara veda edilecek. Bu arada 300 yıldır her nevi darbeye, ihtilale, fitneye ve de faizle bankaları kurarak finans sömürüsü yapan Yahudi ve veledi küresel sermaye zillet ve meskenete tabi olacak. Zirve tarih 1456. Yani 19 yıl sonra. Allahü alem bissevab.

      Sil
    11. 6* Gaflet ve duhan karanlığından kurtulup hakikatleri görebilmek için Kur’an gözlü ile hadisata bakmayanlar papağan gibi rivayetleri söyler ve durur ve de feyiz alamaz. Din bir imtihandır. Her şeyi minare gibi açıkta olmaz. Çalışmayan ekmek olmadığı gibi ilmi gayret gösteremeye de hakikat yok.

      Bir hatırlatma ahir zamanın İslam deccalinin Şam-Bağdat-Kudüs-Mekke-Medine ile bir kimlik bağı yok. Çünkü mesele Horasanlılar. Süfyan ile Süfyani arasında bir illiyet yok. Ehl-i şianın tarif ettiği süfyani ile Süfyan gibi hüküm süren yani onun meşrebinden olan Süfyani veya Süfyaniler arasında da bir illiyet yok.

      Bir diğer husus Beşar Esed Suriye’deki Süfyani (zulüm ve diktatörlük) rejimi kurmadı. Babası kurdu. Bir nevi deccal gibi hareket eden ve süfyani lakabına layık olan Hafız Esed’dir. Suriye’nin başına bela olan Edip, Çiçekli, Şükrü El Kuvvetli gibi liderler siyasi olarak bizim İttihatçılardandır.

      Bir diğer husus Şam Suriye’nin başkenti değildir. Şam bir yörenin adıdır. Bir ucunda Dımeşk var diğer ucunda Kudüs. Bu iki şehir arasında kalan bölgenin adı Şam’dır. Bir başka manası ise Batı Irak-Güneydoğu Anadolu-Suriye-Lübnan ve Ürdün’ün tamamı bilad-ı Şam olarak da adlandırılır. Bu bölge 1950’lere kadar İngiliz-Fransız işgali ve vesayeti altında idi. O zamanlarda dini açıdan burada bir yasaklama ve zorluk yoktu. Sonra da yoktu. Deccal küfrünü orada değil Rum’da icra ediyordu. Şunu kabul edebiliriz Nasır-Saddam-Esed-Burgiba-Kaddafi-Bin Bella-Mübarek az veya çok Süfyani sayılabilirler. Çünkü Süfyan’ın rejimi olan keyfi-cebri-küfridir. Yani zalim diktatördüler. Süfyan da öyle. Ama Süfyan’ın esas niteliği ve dehşeti küfr-ü mutlakı temsil etmesidir. Süfyan Hareket ordusu ile Selanik’ten İstanbul’a gelip 31 Mart baskının yapan çapulcu ordusunda olan biri idi. Bilen onu çok iyi biliyor. Abdülhamid'in şeyhi onun varlığını teşhis etmişti.

      Sil
    12. 7* Süfyan’ın hükmettiği gibi hiçbir Arap lideri onun gibi değildi. Bunların içinde en azılı olan Baba Esed bile bizim Süfyan’ın yanında pir ü paktır. Gösteriş için de olsa Cumaları kılardı. Şer’i mahkemeler vardı ve batı tarzı mahkemelerin yanında onların da hukuki geçerliliği vardır.

      Şu anda cereyan eden çarpışmaların sebebi siyonizmin arz-ı mev’udu istemesinden doğuyor. Ve küresel sermaye ile siyasi ve askeri nüfusa sahip olan Siyonistler dini ve etnik azınlıkları çatıştırarak yörede çıkarıp batılılarla hedeflerine ulaşmaya çalışıyorllar. Mehdi’nin mücadele edeceği insanlar bunlar değil. Süfyan, İslam-iman-Kur’an düşmanı Süfyan. Süfyan meselesi hal olunca alem-i İslam’daki hercümerç yani fikir ayrılıkları Hz. Mesih’in ve cemaatinin devreye girmesiyle kaldırılacak. Ve ittihad teşvik edilecek. O da Türkiye’nin bazı hususlarda hazır hale gelmesine bakıyor. Hıristiyan ve İslam deccaline taraftar olan ve onları iktidar yapan ana deccal Yahudi çok yakın bir zamanda defteri dürülecektir. Çünkü bölgenin sulhu buna bağlı olduğu gibi küresel çaptaki güç dengelerinin yeniden kurulması için bu elzem olacaktır. İttihad-ı İslam böyle doğacak. O sağlandıktan sonra Hıristiyan Alemi iman noktasında kendine bir çeki düzen vermek zorunda kalacaktır.

      Türkiye’de her dini cemaat kendini beğenebilir. Büyük hizmet misyonuna sahih olduğuna inanabilir ve hak olduklarına inanabilir. Ama onların hiçbir Mehdi’ye ait vazifeyi yapma takatı ve yetkileri yok. Onlar ancak kendi meslek ve meşreplerinde bağlı kalarak diğer dini cemaatlere saygı duyup muhabbet edip işbirliği yapması bu zamanın en büyük farz vazifesidir. Buna uymayan kendilerini tek hak sanıp başka dini cemaatlere hasmane ve eleştirel bakan büyük sorumluluk ve vebal altına girer. Dinde hak tek olmadığı gibi 40 ayrı sosyal tabakanın hak ve hakikati başka başkadır. Ve öyle olması esmanın tecelli farkından doğmaktadır.

      Mehdi için kimsenin gayret göstermeye, çabalamasına bakmıyor. O vazifedar biri. Ve cennetin 7 seyyidinden biri. Onun hizmet tarzı ve mesleği velayet-i kübradır. Yani tasavvuf berzahlarına gerek olmadan keramet ve keşfe gerek görmeden veraset-i nübüvvetteki velayet ile sırr-ı akrebiyette infkişafa sahiptir. Ehl-i jimean ve İslam’ın yani cemaatlerin tek vazifesi Mehdi’ye zemin hazırlamaktır. O da dini yaşamak ve ittihadı sağlamaktır.

      Sil
  31. Mesajlarim ne zaman yayinlanacak

    YanıtlaSil
  32. Mustafa Zaman kardeşim. Sizde bir durgunluk seziyorum. İyi misiniz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Son 2 aydır biraz iyiyim. Durgunlugumun sebebi çok.

      Sil
    2. Bugün youtube'da Cübbeli Ahmed Hocanın bir sohbet videosuna rast geldim.
      Siirt'in Halenze köyünden seyyid bir zat olan Tevfik isminde bir zatın rüyalarından bahsediyordu.
      Bu zatın vefatından evvel bir rüyasını anlatıyordu.
      Dolar 4 lira olacak. İç savaş ve dış savaş olacak demistir.
      17 Agustos 1999 depreminden haber verdiği gibi nundan daha büyük bir depremi kıyamet tabiriyle haber vermiş.
      Allah doğrusunu en iyi bilir.
      Suskunluğumuzu bu hususlar açıklıyor. İç ve dış düşmanların azdığı bir zaman içindeyiz.
      Reisi Allah muhafaza eylesin. Bir şey olursa Allah bu milleti saklasın. Ne var ki Hak şerleri hayr eyler. Düşman bu milletin ayağa kalkmasını engellemek istiyor. Seçimle sonuç almaktan ümit kesen şer ehli darbe, kaos, suikast ve savaş ile bu devlet ve millete diz çöktürmek ve tekrar boyunduruk vurmak ister.
      Bu ihtimallere karşı dua sabır temkin birlik ve beraberliklr karşılık vermeliyiz. Zararı mümkün olan en az seviyede defeylemek lazım.
      Maalesef bazı muslumanlar dahi basiretten uzak duruyor. Ümmet ve islam birliği temelinde düşünmek lazımken dar düşünüyor. Şahsi yada cemaati düşünüyor.
      Son olarak yine youtube'taki videolardan Martta Yavuz isimli bir darbeden bahsedilmekye ise de biz de bu meşum niyete mukabil son hareket islam lehine olacak ve onlar maksatlarının aksiyle tokat yiyecekler ve yok olup gidecekler inşaallah.

      Sil
    3. Mustafa bey selamlar, takip ettiğiniz bu konuda bilgilenebileceğimiz kaynaklar nelerdir? Youtube'da olsun, internet sitesi olsun tavsiye ettiğiniz kişiler var mıdır? Ayrıca bahsettiğiniz marttaki Yavuz isimli darbeyi biraz açar mısınız? Eğer doğruluk payı varsa felaket bir şey

      Sil
    4. http://islamicbook.ws/ageda/alftn-naim-bn-hmad.pdf

      http://library.islamweb.net/hadith/display_hbook.php?bk_no=285&pid=133507

      http://aahlusunnatwajamat.tumblr.com/post/92745186987/kitab-al-fitan-by-nuaim-bin-hammad-first-view

      https://makashfa.wordpress.com/2014/07/24/kitab-al-fitan-by-nuaim-bin-hammad-first-view

      http://discoveringislam.org/more_than_one_mahdi.htm

      http://suatarusan.com

      http://islamkutuphanesi.com/turkcekitap/online/gaybeti_numani

      http://kitab.nur-az.com/tr/lib/view/520/16

      https://twitter.com/MehdiErbakan

      Sil
  33. Mehdi Alâ Resul’ün ne­ gibi fiziksel özelli­klere sahip olacağını­ bizlerle Hz. Ali (ra­)’ın ağzından Ebu Vai­l nakletmiştir;

    Emirel Müminin (ra) H­üseyin (ra) bakarak ş­öyle buyurdu;

    ─ Benin bu oğlum se­yyiddir. Rasulullah’d­a (sav) onu “seyyid” ­diye isimlendirmiştir­. Ve Allah(cc) o’nun ­neslinden bir zât get­irecek ki adı P­eygamberin adıdır. He­m yüzü hem ahlakı Pey­gambere benzer. Halkı­n gaflette olduğu ve ­hakkın ölüp, zulmün o­rtaya çıktığı zamanda­ zuhur edecek. Vallah­i eğer vaktinden önce­ zuhur ederse onu öld­ürürler. Gökte olan v­e yaşayanlar onun zuh­uruyla ferahlayacakla­rdır. O öyle bir adam­dır ki; alnı geniştir­, burnu hafif uzundur­, karnı geniştir. Vüc­udu münasip ölçülerde­dir. Sağ bacağında si­yah bir iz vardır. Di­şlerin arası açıktır.­” Yeryüzü zulüm ve ce­fa ile dolduğu gibi, ­onu adaletle doldurac­aktır. Arz ettim ki:

    ─ Peki, o kimdir? Şö­yle buyurdu:


    ─ O kumral renklidir­, gözleri çekiktir, h­ilal kaşlıdır, iki om­uz arası geniştir. Al­nında bir iz vardır, ­yüzünde ise bir ben v­ardır O Mehdi’dir.

    Peygamber Efendimiz d­e hadisi şeriflerinin­ bir kısmında O’nun f­iziksel özelliklerind­en bahsetmiştir. Bunl­ardan birisini Hz. Eb­u Umame (ra) nakletmi­ştir;

    Buyurdu ki;­

    “ İmam, benim evladı­mdan kırk yaşında, yü­zü parlak bir yıldız ­gibi olan, sağ yanağı­nda bir beni bulunan ­ve üzerinde iki kutva­ni aba olan bir kimse­dir”

    Diğer bir hadis-i şer­ifi ise Hz. İbn-i Mes­’ud (ra) nakletmiştir­;

    “ Benim Ehl-i Beyt’im­den bir adam yeryüzün­e hâkim olmadıkça kıy­amet kopmaz. O’nun al­nı açıktır, kemer bur­unludur.”

    Allah'ın rahmeti, ber­eketi, ihsanı üzerini­ze olsun...

    YanıtlaSil
  34. Abdurrahim kardeş
    Ölmüş gitmiş kişiler hakkında uygun tabirler kullanalım. Mesajı lutfen tadil edelim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mustafa bey.bu abdurrahim ile mehdi erbakan denen adamlari ya yasakla ya kisitla.blogun ciddiyeti kalmadi

      Sil
    2. Blogda yazı yazanlar hakkında kararı okuyucular verecektir. Düşüncesini paylaşmadığım kisilerin mesajlarını kişisel hakaret içermediği sürece yayımlıyorum.
      Bu tarzımla da herkesi memnun edemedigimin farkındayım. Benim derdim herkeste bulunması muhtemel dane-i hakikati bulmak.
      Bazı arkadaşlar fikrinde sabit oluyor. Sabır ve musamaha olmazsa bu dunyada nasıl yaşayacağız.
      Bu arada bana da cehennemden yer tayin eden ifrat sahipleri oluyor. Anlayacağınız işimiz zor.

      Sil
    3. Abdürrahim abiye laf yok, kendisiyle müzakere edemeyenler hemen kızıyor. Abimizin değerli görüşlerinden bizi mahrum etmeyin

      Sil
    4. Ben bu sitenin sessiz bir kardeşinizim bu konular hakkında bilgim olmadığı için yorum yapamıyorum sadece okuyorum 1 yıldır takip ediyotrum. Bu sitede herkes değerli bilgiler yazıyor ancak abartmıyorum Abdurrahim abiden öğrendiğim bilgileri kimseden öğrenmedim. Çok değerli bilgiler öğrendim. İncelediği konulara aşırı meraklıyım. Her yeni gelişmede acaba Abdurrahim bey den bir açıklama varmı diye hep bu siteye koştum. Yorumlarını merakla bekler oldum Abdurrahim yazdığı bilgiler insanın beynine egzersiz yapıyor. Her zaman merak ettiğim Nereye gidiyoruz, Kim yönetiyor, Neler olacak?" gibi sorulara cevap bulmaya çalışıyorum yorumlarında. Yani Mustafa abi kısacası bagımlılık yaptı bana Abdurrahim abi. Yazılarını merakla bekler olduk. Bu güzel ortam mı tek cümleyle özetlemem gerekirse, Abdurrahim abi bu sitenin üst aklı diyebilirim.

      Sil
    5. Ysn Kurt. Bana sünnete ve Kur'an'a ve Risale-i Nur'a aykırı bir yazımı göster. Sen Bediüzzaman gibi bir zatın ahir zaman ile ilgili sözlerine inanmıyor olabilir sin? Kur'an muallim-i umumidir. 40 ayrı insan tabakasına hitabı ve tatmin ediciliği vardır. Herkes kendi sınıfına ve tabakasına göre hakikati anlar. O zaman hakikat taaddüd eder. Yani birden fazla olur. Senin hakikatin sana benim ki bana. Ahir zamanın mürşidi Talut gibi az ve öz bir cemaatle hizmet eden bir zattır. Aksini iddia edebilir misin? Niçin Kur'an insanlığın en büyük fitnesi Deccal'den bahsetmez. Niçin onun karşısına çıkacak zattan da. Çünkü din imtihandır. Herkes hakikat noktasına imtihana tabi. İman ve tasdik ucuz değil.

      FETÖ'cü ile ehl-i imanın dereceleri bir mi? PKK ile işbirliği yapıp darbeye kalkışan da Allah Peygamber deyip aldatıyordu. Üstelik Kur'an'ın mali ve manevi mucizesi olan Risale-i Nur'u tahrif ederek. O zasman neredeydiniz.?

      ÖJzal, Enver Ören'e dilordu ki: Bunlarla münasebetim onları kontrol etmek için. Hpesi ABD'nin uşağı. Ne yapayım. O zamandan beri bu fetöcüleri ve süfyanileri gösterdik ama anlatamadık. Bir musibet bin nasihattan iyidir.

      Mehdi çocuk ve cahil oyuncağı değildir. Dinin ahir zamanda ihyası ve Tevhidi hakim kılmaktır. O da Hakim ve Rahim olan Allah'ın işidir. Böyle anlaman lazım. Böyle bakmak lazım. Bazı bilgileri yazamıyorum, bir yazsam nutkunuz kurur.

      Sil
    6. O zaman sorarlar adama bu fetöcüler palazlandigi zaman gercek risale-i nur talabeleri nerdeydi niye sesiniz ust perdeden cikmiyordu ileri gelenleri niye dislamiyordu o zaman niye aciktan bole bir adamdir diye dile getirmiyordunuz kaldiki burdakiler senin ilmine veya bilgine birsey demiyor sadece diger zatlara veya olmus insanlara hakaretvari konusma diyor kaldiki yer yer konusmalarinda bazen cemaatleride hakir goruyorsun Abdurrahim bey bu bana ve baska birine degil sana zarar verir onca okudugun ilme yazik edersin sen ustad diyorsun olabilir bende veya bizde bisey demiyoruz ustada saygimiz sonsuz bizde diyoruz ustad degildir burda olen insanlar arkasindan kotu konusmanin bi manasi yok.
      İlim ilim bilmektir. Ilim kendin bilmektir. Sen kendini bilmez isen bu nice okumaktır der yunus. Ve iki cihan serverimiz İbnu Mes’ud (R.A.)dan rivayete göre Resulullah (S.A.V.) Efendimiz “Kalbinde zerre miktar kibir bulunan kimse asla cennete girmeyecektir.” buyurmuştur. Bu blog birbirimize kızarak veya boyle hakir gorerek veya kibirlenerek konusarak olmaz yani benim cemaatim dogru benim cemaatime gelen kurtulur yok oyle birsey bu din kimsenin tekelinde degildir.Tum alimler evliyalar mucedditler gelmis gecmis hepsi basimizin tacidir.Boyle yaralayici konusmalar sadece birbirimizi yaralar ve araya ayriliklar sokar. Gerek yok amacimiz ilmi yonden aydinlanmak ve dogruyu bulmak öze inmek. Sen dersin ustadtir ben derim degildir sen turkiyede yasanan olaylari ornek gosterirsin ben efendimizi sen dersin ki 1870 yillardan itibaren islam isigi sondu 1930 1940 yillar karanlik yillardi bi elli sonra tohumlari acti bende derim ki Allah habibim demis peygamberine bile kilicini al cik dedi efendimizin elinde kilic vardi sunnetullah dunya son bulacak iki cihan harbiyle bizden aldiklarini bende derimki savassiz vermicekler ve yine diyorum dunyanin sahdamari kopacak fakat o sessizce gelmis gitmis olacak efendimiz yapmadi diger peygamberlerde yapmadi sen anlatirsin ben anlatirim baska biri baska bisey anlatir. Zorla sana diyememki illa buna inanacaksin. Bu arada 2. Mehdi 3. Erbakan felan diyen kardes ya sen saglik sorunlarin var yada reankarnasyona inaniyon yok ole bisey islam dininde bak acayip laflar ediyorsun senin acindan sikinti olur yani kasitli yapiyorsan saten diyecek lafim yok Allah seni ıslah etsin yok bilmeyerek biseler bulmaya calisyorsan gittigin kanal yanlis bi kanal aklini ziyan ettirirsin.

      Sil
    7. 1*Senin dünyada haberin var mı? 28 Şubat döneminde Nurculuğu ile tanınan bir gazetenin bütün yazarları sabah akşam Cibal-i Baba diye kime işaret ederlerdi? Cibali Baba kimdir bilir misin? Fethi manevi gücü ile engelleyen bir manevi mecnun. Belki bin belki 2000 yazı yazıldı. O gazetenin sahibi 2001 yılında Yeni Şafak Gazetesi’ne röportaj verdi. Dedi ki: “Fetoş Risale-i Nur’u okudu ama anlamıyor” Ve sonra anlattı. “12 Eylül cuntası işbirliği teklif etti, red ettik. Sonra bu fetoş cemaati ortaya çıktı” Bunu söyleyince tıpkı senin yaptığın kimi cemaatler kötüleniyor, tefrika çıkarıyorsunuz deyip sindirdiler.

      Sonra gazeteci yazar Hüseyin Demirel , 1995 yılında Mehdi ile ilgili yazdığı bir kitapta fetoşu deccal Cengiz Han zamanında hangi din adamı benzetmişti? Niçin benzetti? Bugünkü halini nazara vererek. Sen bilmiyor isen ne yapalım. Sonra o arkadaşımız nasıl vefat etti? Zehirlenerek?

      Fetoşun, Nurcu ve Süleymancı'nın fetoşun ruhuna azap verdiği yolundaki demecini kitapçık halinde piyasaya kim sürdü? Ve kitap hangi kitap dağıtım şirketi tarafından dağıtılmadı? Yani FETÖ'nün elindeki tek dağıtım şirketi? Yıl 1993.

      Nur talebeleri ancak tebliğ eder. Neticeye karışmaz. 1993'ten 20 yıl önce, İzmir sıkıyönetim Mahkemesi'nde sorguda "Ben Nurcu değilim" diyen Fetoşu kim ziyaret edip sebebini sordu. Bediüzzaman'ın has talebesi Mustafa Sungur. Fetoş ona ne demişti? "Ben sizin gibi hizmet etmeyeceğim" Etmedi de. Bu biliniyordu?

      1980’lerin sonunda Mehmet Şevket Eygi, Fetoşa ait gazetenin yayın müdürü oldu? Birkaç ay sonra bıraktı. Niçin? Sonra fetoşu ilk eleştirenlenden biri o oldu? Ama millet belli bir şuura eremediği için netice alınamadı.

      Milli Görüşe tabi olanlar 28 Şubat fitnesinde Fetoş'un tutumuna cephe aldı. Kısacası münafık ancak suç üstü yapılınca kitleler tarafından anlaşılır. Ama ehl-i iman nezdinde bu biliniyordu?

      Türkiye’de iki-üç büyük cemaat var. Nur Talebeleri ve Süleyman Tunahan’ın talebeleri. Bir de lokal etkinliği olan ehl-i tarik. Bu cemaatler arasında meslek ve meşrep farklılığı var. Esasta bir bütündür. Farklılık olması da ilmen tabiidir. Hizmet alanı geniş olduğu için. Bediüzazman’ın ehl-i tarik olup derslerine gelen çok ehl-i tarik insan vardı. Ve onları dualarına alırdı. Onlar da ona dua ederdi.

      Mehdi meselesi cemaat meselesi değil ilmi bir meseledir. İstismar meselesi yapılması söz konusu. Herkes Mehdi’yi kendinden gösterip Tevhid’in cihan hakimiyetini küçük bir cemaatin veya grubun etki alanına hapsetmek istiyor. Halbuki Bediüzzaman ise ittihad-ı İslam yani şahs-ı manevi ile olacağını vurguluyor. Doğrusu da bu.

      Sil
    8. 2* Şimdi kalkıp hakaret ettin diyorsun? Ben niçin hakaret edeyim. Mehdi güncel konuların arasından çıkarılmalı. Onu bekleyen olabilir, ama gelmişse, ki gelmiş, o zaman ona paralel hizmet etmeli. Mevlana Halid’i Bağdadi 12. Müceddit ve kutup. 13. Mehdi. Ne zaman gelir?. Bir asır sonra. Yani Hz. Mevlana Bağdadi’nin doğumundan bir asır sonra dünyaya gelir. Bir bak bakalım. Hz. Bağdadi ne zaman doğmuş. Bir asır sonra hangi tarih.

      Mehdi zuhur edince ilk istiklalini kazanacak cemaat ehl-i tarik olacak. Üzerlerinden baskı kalkacak. Ve adeta silinen ehl-i tarik ihya olacak. Ve Mehdi’ye paralel hizmet edecekler. Yani ittihad-ı İslam’ı sağlayacaklar. Onun için yaygın olan ehl-i tarik hizmette çok dikkat etmeli. Konuları iyi bilmeli. Buna rağmen derin devlet tarafından iki dini cemaat dini siyasete alet edip siyasileşerek oy bölerek hizmete zarar verdi. Bunlardan ilki biliniyor. İkincisinin fetoş olduğunu kim söyledi? Süfyan iki kerec kılıcı ile Mhedi’yi ikiye bölüp geçip gidermiş. Yani iki kez cuntacı derin devlet, ki bunlar Süfyan’ın komiteleridir, bunu çok güzel becerdiler. Biz de salak gibi yedik.

      1990 yılında yerli süfyan komitesinden küresel deccal komitesinin maşalığına soyunan Fetoş (Özal onu siyaseten teşhis etmişti ilk ne yaptı. Risale-i Nur’u sadeleştirme adı altında tahrip etti. O zaman Nur talebeleri bunu öğrenince engellediler. Yayınlamaya gücü yetmedi. Ama 18 yıl sonra bunu yaptılar. Ne yaptılar bilir misin? İslam Deccali’nin hayat hikayesini Risalelere eklediler.

      Ak Prati iktidar oldu. Tek başına. Ama koalisyon kurdu. Kiminli. Bürokrasi ile. Bilerek değil mevcut şartlar yüzünden. O sırada fetoş emniyet istihbaratının yüzde 70, askeriyenin yüzde 40’ına hakim olmuş. Ak Parti onlarla çalışmak zorunda kaldı. 2007 hadisesinden sonra birileri Erdoğan’ı uyardı veya şüphesi olan Erdoğan uyandı. Şimrdi herkes bir tek Erdoğan mücadele etti diyorlar ya. Ama yapacak bir şey yoktu. Çünkü hem küresel ekonomik kriz söz konusu hem Anayasa değişikliği vardı. 2011 seçimleri öncesinde artık palazlandığını sanan fetoş Ak Parti’de 80 milletvekilliği istedi. Bu AK Parti Merkez Karar Kurulu’nda gündeme gelince Erdoğan “Boşverin onları” dedi. Ona biri itiraz etti “Ama efendi kem küm”. Erdoğan onlara bir ikii sandelye verdi. Acaba Erdoğan niçin red etti. Sonra 7 Şubat oldu. Bunlar biliniyordu da siz niçin sesinizi çıkarmadınız?

      Bakın ben allame-i cihan değilim sıradan biriyim. 2013 Mayıs ayı başında 10 gazetecinin fetoş ile görüştüğü haberini aldım. Şüphem vardı. Çünkü milletin kulağı olan istihbarata sızılmak istenmişti. O istihbsarat ilk kez milletin emrinde idi. Araştırdım. Ne konuşulmuş. Hemen bilgisayarın başına geçip alenen o herife cephe aldım. Nitekim 31 Mayıs’ta gezi başladı. Ve Fetoş çıktı “Bunlara çapulcu demeyin bunlar kahraman” diye münafıkça laflar etti. Hemen bunu nazara verdim Birçok internet sitesinde bunlar duruyor. İktidar yanlısı bir site yorumlarımı sansürledi. Sonradan kazığı yiyince uyandılar. O zaman cemaatin kıtmirleri neler yaptılar. MHP’ye sızacaklarını bile yazdım. Kaset olayını nazara verdim.

      Sil
    9. 3* Ha bunları niçin yaptım?Ben senin gibi sıradan biriyim. Yazar da değilim. Ama bilgim vardı. Çünkü Risale-i Nur’dan aldığımız bir ders vardı. Gaybi bir iki haber. 25 yıllık bir birikim. Tehlikeni ne olduğunu “Şimal cereyanının” nasıl deccalizm ile ortalığı kasıp kavuracağını ve Türkiye’ni parçalanmasına yol açacağını biliyorduk.

      Hangi benim gibi bir salak oturup bunları yazar. Çünkü Bediüzzaman’dan öğrenmiştim. İnfak. Kur’an’ın Fatiha’dan sonra ilk surenin 3. Ayetinin tefsirinde Bediüzzaman infakın yalnız mali değil ilmi de olacağını tefsir ettiği için. Ayrıca malı olanın infakı farzdır. Biz de fecr-i sadıkı 20 yıl geciktiren bir münafık ve fitne hareketine karşı ittihad-ı İslma ve uhhuvvet adına yazdım. Cahilce de olsa. Bu siteyi de tevafuken buldum.

      Şimdi hakaret etmemiz söz konusu değil. Ama hakikatlerin tahrifine izin verilmemeli.

      Beddiüzzaman kendi çapında bir hizmet adamı. Diyor ki “ben hizmete edeceğim ama başkaları da edecek” Bunlar bir şahs-ı manevi teşkil eder. Böylece Mehdiyet şahsiyeti oluşur ve hizmet edilir. Çünkü Hadiste taifeden söz edilir. Kur’an ve sünnete tabi bütün cemaatlerin hepsi Mehdi’ye şu veya bu şekilde bağlı. Çünkü bir nevi kendileri Mehdi. Bu hareketin başlama zamanı ise 1928. Manevi cihadın başladığı tarih. Kan dökücü decaller ve Ye’cüc ve Me’cüc’e karşı ehl-i iman ve İslam kılıç ve siyasetle değil, ilimle manevi cihad başlatır. Dinsizliğin hüküm sürdüğü bir zamanda bir şeyh manevi gücü ile Necip Fazıp gibi bir berduşu ehl-i fikir yapıp hizmete soyundurmuş. Demek ki, manevi cihad geçerli. Necip Fazıl bugünkü iktidar mensuplarının “Üstadımız” dedikleri bir zat. .

      Neyse uzatmayayım. Mehdi bir adam. Ama o Bismillahı söyler ve 6665 ayetin hakikatlerini bizler söylerek Kur’an-ı Hakim kılarız. Mehdi, Bismillah der gerisi bize ait. Hepimiz Mehdiyet’in şakirdiyiz. Yani talebesiyiz. Münafık fetoş bunu istismar etti. Biraz tarikat, biraz nurculuk, biraz türkçülük, biraz siyaset diyerek meczubane başlattığı iş geldi küfr-ü mutlak maşalığına. Adam 20 yaşında hayal edermiş. Bütün dünyadaki liderleri ben koltuğa oturtup kaldıracağım, diye. Bir nevi meczubiyet ile başladığı yol ve hareket neticede küfr-ü mutlak komiteciliğine inkılap etti.

      Unutulmasın, Hz. Peygamber Kur’an'ın nüzulü için mücadele etti. Anlaşılması ise Hz. Ali tarafından yapıldı. Yani 92 yıl, sonra bir nevi nübüvvetin irşad metodu tamam oldu. Mehdilik de öyle. Mehdi programı hazırlar. Gerisi sana bana kalır.

      Şeriat kalbe değil ele bakar. Eli ile yapınca müdahale ediliyor. Fetoş yaptı ama biz yakaladık. Ve biz kazandık. Göreceksin inşaAllah 5 sene sonra bunların meyvaları toplanacak. Mehdi bir adma bir kişi. Ne yapabilir. Ama milyonlarca Mehdivari birleşince Mehdiyet hakim olur. Bu 1343’ten hilafetin ilgasında bir asır sonra. Hakimiyet başlar. 1422’de olacaktı, olmasına oldui ama saatte 1 cm hızla. Çünkü devlete çöreklenen fetoş fren görevi yaptı.

      Yazdıklarımı bu açıdan göreceksiniz. Geçenlerde 11 yazı yazdım 12. Fetoş komitesi içindi. Araya senin gibileri girince yarım kaldı. Yanlış anlaşılmasın. Bizimkisi zaman kaybına tahammülsüzlükten doğuyor. Bak sokak dediler olmadı, yargı yolu dediler olmadı, MHP’yi ele geçirelim yapalım dediler olmadı. Şimdi dolar üzerinden geliyorlar. Biraz uyanık olmak lazım. Tehlike çok büyük. Gecenin en karanlık anı ne zaman?

      Sil
  35. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  36. Sufyanin haraketlenme zamani yaklasiyor

    YanıtlaSil
  37. Gelen ses ne dedigini duyanlara, bir kelamlar okundu ustu acik, vakit bu vakit bekle, olanlar olacaksa gonlunu ferah tut,kendinide hazir. Herkes duymadi, duyanlar ise duydu. Yeri gogu yaratan allah verdi bir nida alan aldi almayan almadi. Olurmu olmazmi, yasamadan bilinmezmi, dinleyen dinledi inanan inandi inanmayan inanmadi. Gununuz aydin gozunuz acik olsun.

    YanıtlaSil
  38. Gercekleri gormeden duydugumuzu olcmeden kendini bilmeden hayati dusunmeden zamanin akip gectigini fark gereksizler kervanina katilan bizlere bekleyin siradaki sesi bize degil usaklik edenlereina varmayan bizlere okunan hutbe hayatin getirilerini dile getiricesine, omur bicilen ama su gibi icilen kadere niyaz edercesine

    YanıtlaSil
  39. Süfyani fetullahtır süfyan ve süfyani farklı kişiler süfyan m.kamal dir
    Said nursi geçen asrın 40larındandır yani evliyadan
    Lakin mehdi as degildir onu mehdi gösterenler fetullaha hizmet ediyor gafillikten yada kasten orası bilinmez mehdi geçen asır vazifesini yaptı ve öldü demek ilmi inkardır
    Bu ise ancak kendini mesih sunan süfyani ye hizmet eder
    Kaynak tektir o da ehli sünnet alimleri
    Vesselam

    YanıtlaSil
  40. Mehdi erbakan yanlış yoldasın ne döngüseli efendimiz asm ne dediyse aynen olacaktır zira hadisler keşifler gibi değildir

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İlk olarak Bediuzzaman’ın keşfetttiği ifadesiyle o hadîslerin tamamı "müteşabih" olduğu için TR ile ilgili olduğunu kimse anlamıyor. Müteşabih olması da "döngüsel tarih ilmi"nden kaynaklanmaktadır. Kur´ân'ı bugün inmiş gibi aldığında zaten bu melekeyi kazanmış oluyorsun. İşte Bediuzzaman’ın orijinalliği etkisi buradan kaynaklanmaktadır. Gelecek III. Mehdî bile "döngüsel Bediuzzaman" olacak. Yani cyclical history (döngüsel tarih)e göre bilgisayar programındaki „sêbık mehdî Bediuzzaman“ ismli while loop’u (döngüsü) tekrar döndüğünde „III. Mehdî resûl (‘as)“ adıyla dönmüş olacak. Tabi başka döngüleri de olacak bu arada. Ama Bediuzzaman’ın "seleflerim, üstadlarım" deyip yer yer adlarını zikrettikleriyle aynı kaynaktan mirastan çizgiden gelmiş olacak.

      Sil
    2. Tablo karşılaştırmalarını, ismlendirerek yapacak olursak:

      I. Mehdî Erbakan ile II. Mehdî II. Erbakan bâkır Ca‘fer Zeyd gibi ‘Alevî Şî‘î Ehli Beyt İmâmları demek ve İmâmeti de ‘Îsa peyğamber geldiğinde ona teslîm ediyorlar zaten.

      XIII. müceddid sêbık mehdî Bedî‘uzzaman ise II. müceddid imâmı ´a‘zam Ebû Hanîfe olmaktadır. Şeyh Se‘îd de sêbık İmâm Zeyd olmaktadır.

      1451-1452 (2029-2030)da 60 yaşında (fakîr selîm melîh ihtiyâr) gelecek olan III. Mehdî (Mehdiyyü’d-dîn, cehcêh, el-emîn, sâlih câbir, el-mansûr, min ehli’l-Yemen, el-Kahtânî) ise tüm bunların toplamı olmaktadır. Siyasî ‘askerî ‘ilmî çok yönlü ‘allâme İmâm demek. Bu, döngüleri olmasından anlaşılmaktadır. Kısaca III. Mehdî MG ve AD demek.

      Sil
  41. Son olarak sakarya seyf kardeşimizin dedikleri doğrudur bazı şeyler gerçekleşmeyince bebde tereddüt etmiştim lakin bazı olayları erteledikleri için (deccal ve süfyani) denilenler sonra gerçekleşecek gibi o sebeple dedikleri doğrudur zira olayların iç yüzünü tam görmüyoruz büyük resmi yani

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Atatürk süfyan falan değildir iftirayı bırakın

      Sil
  42. Fırtına öncesi bir sessizlik var gibi
    BAhçeli güvenilecek bir adam değil
    Neden Cabire başkanlık pası attı
    6 ay öncesine kadar şiddetle karşı çıktığı başkanlığa neden yeşil ışık yaktı çok garip
    Birşeyler planlıyor olmalı
    KEza bazı evliya keşiflerinde son başbakan çocuksuz nesli kesik biri olacak muhtemelen bahçeli gibi

    YanıtlaSil
  43. Bir hadisi şerif var.
    Kurana kendi mana veren kafir olur.
    Ehli sünnet alimleri buyuruyor ki bunun manası eger yetkisi olmadan kendi mana verirse verdiği mana doğruysa hata etmiş olur çünkü yetkisi yoktur müctehid degildir müftü degildir
    Eger ki verdiği mana yanlış ise kafir mürted olur.
    Onun için derim ki ayetlere kendimiz ebced yoluyla veyahut değişik şekillerde mana vermeyelim alimlerden icazet veya onayı olmadan açıklama olmadan ayet tefsir edilemez
    MalEsef blogda bazı arkadaşların bu hataya düştüğünü görüyorum.
    Dikkat edelim.
    Şüpheye düşenler araştırabilir tamamen ilmidir

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Okan Aksu.
      1* Devlet Bahçeli Türkeş’in talebesi. Türkeş 1950’de 18 arkadaşıyla ABD’ye askeri eğitime gider. Bu 18 kişiden 16’sı 10 yıl sonra 27 Mayıs’ta darbe yapar. Yani ABD’de eğitim alan subaylar Halkçılarla bir olur ve darbe yapar. Türkeş o hatasını 4 ay sonra ağır öder. Ve tasfiye olur. Sürgüne gider. Sürgünde arkadaşlarıyla mektuplaşır. Bir süre sonra İsrail istihbaratı ile bir görüşmesi olur. Onlar ona arkadaşlarıyla yazıştığı mektupların fotokopisini gösterir. (Bunu cmuhuriyet gazetesine anlatmıştı) Türkeş, böylece bir şey daha öğrenmiş olur. Sonra gelir parti kurar falan filan.
      Derken 12 Mart darbesi olur. ABD-İngiliz ortak yapımı bir darbe. Sebep Demirel İslam ülkelerine yanaşması, onlara silah taşıyan Rus uçaklarına yol vermesi. ABD rahat durmaz iki yol sonra iç dinamikleri kullanarak 1973’te oyları böler. Ve Ecevit ile Erbakan Selamün-Akgün hükümeti kururlar. Derken Kıbrıs harekatı olur. Bu harekat ordunun bir kanadı ile yapılan temas öncesi kurgulanır ve hükümete emr-i vaki yapılır. Darbeden 3 ay önce Genelkurmay Başkanı ABD’ye ani ve sürpriz bir ziyaret yapar. Ve Kıbrıs harekatı konuşulmuş. Sebebi NATO güvenliği ve İngiliz çıkarı. Her neyse Ecevit bunu oya tahvil etmeye kalkar ve koalisyonu bozar.

      İşte o sırada hayattan ağır bir ders alan Demirel ve Türkeş devreye girer. Demirel küskün DP’lileri iknaya çalışırken, Türkeş derin güçleri MC için ikna eder. Her şey hazır Erbakan bile yola getirilir. Ve hükümet için gerekli oy çoğunluğu bulunur. Ama Korutürk MC’ye hükümeti vermez. İnad eder. Türkeş Çankaya’ya çıkar ve Korutürk’e bir takım laflar eder. Ve MC kurulur. Bu MC Bediüzzaman’ın bir asır sonra dediği zamandır. (O zamanki zulamat bulutlarını Mehdi’nin şakirtleri dağıtır) Her neyse. Türkeş’in o hizmeti unutulmaz. Halkçı karşıtı yüzde 70’lik oy birleşmiş olur. Türkeş o sıkışık zamanda üstelik iki milletvekili varken büyük bir iş başarır. Kendini feda eder.

      Sil
    2. 2*Gel zaman git zaman Türkeş vefat eder. Karlı ve soğuk bir günde cenazesi kaldırılır. Yerine talebesi Devlet Bahçeli gelir. Bahçeli 28 Şubat’ın nemalarından istifade milletvekili sayısını rekor seviyeye çıkarır. Ve bir hata yapar.İyi ki yapmış. Ona ders olacak. Rahşan’ın ağır sözlerine rağmen üçlü koalisyona katılır. Ama işler iyi gitmez. Bu arada Necon-siyonist dış odaklar yeni tezgahın peşindeler. Bahçeli bunu önler. Türk siyasetinin normal mecrasında akması için millete gidilmesinin kapısını açar. Adeta Kürşad gibi baskın yapar, seçim kararı aldırtarak, intihar gibi bir kararla seçime gidilir. Meclis’e giremez ama, bütün kurgu ve oyunlar bozulur. “Milletin bekası daha önemlidir” Bu sıkışık zamanda milletin selameti için kendi feda etmekti. Bahçeli o gün büyük bir hayra da yol açar. O hayır nedir bilir misiniz? Rivayetlerde yer alan Beyda’nın müntehasının gerçekleşmesine yol açar. Yalnız o değil yüzde 99’umuz bunun farkında değildik. Her neyse. Üzerine düşeni yap gerisini Mevlaya bırak hesabı. .

      5 yıl sonra Cumhurbaşkanlığı krizi çıkar. Bahçeli yeniden sahnede, Yeniden Türkeşçiliğini gösterir ve Cumhurbaşkanlığı için mühim bir karara imza atar. Onun neticesi nedir? İngiliz muhibbi bir AK Partili’nin ilerde hükümetinin başına geçmesini bilerek ve şuurlu engel olur. Bunu kimse bilmiyor. Ben de bilmiyordum. Bir iki yıl sonra Mahir Kaynak Hoca’dan öğrendik. Bahçeli bir operasyonu bozmuş ve entrika engellemiş. MHP’liler siz biliyor musunuz? Hayır.

      Derken Bahçeli yine millet yararına olacak bir başka karara imza atar. O da Türk kadının namusunun simgesi olan başörtüsüne verdiği destektir. 414 oyda onun emeği vardır. Bir ayıp ve kangren hale gelen yarayı tedavide payı olur. Türkiye’de erkek olsa o kadının başına el uzatılabilir miydi? Bahçeli erkekler safında ve oy kaygısı olmadan milletin emrine riayet eder ve destek verir.

      Politikada bir şey var. Değişkendir. Bugün söylediğine yarın karşı çıkılabilir. Ama devlet ve millet bekası ve emri olursa politika mert işi olur.

      Sil
    3. 3*Bahçeli 7 Haziran seçiminin sabahında bir karar açıklar. Daha oy sayımı bitmemişken. “Hükümete girmiyoruz, olmazsa yeniden seçimi gedilsin” O karar niçindi? Bilen var mı? Hayır. Sonra anlayacaktık. 7 Haziran’dan 1 Kasım’a giden yolda Bahçeli şaşırtıcı bir karar daha verir yani kritik bir karar verir ve millet bekası için seçimin önünün açılmasına engel volmaz. Ve açar. 7 Haziran seçim sabahında Bahçeli Türkeş’in 1974’te Genel Başkanlık’tan Liderliğe terfi ettiği gibi lider oldu. Lider yarını değil belki bir yıl belki 10 yıl sonrayı görendir.

      Bahçeli bunları yapınca Pansilvanya’da mukim Siyonist-neocon uşağının entrikalarına muhatap olur. Ama millet için hareket edeni Allah korurmuş. Korudu mu korumadı mı? Seçim yenilgisi alan bir adam hem o badireyi atlatıyor, hem de ne yapıyor ülkenin bekası ve varlığı için sürpriz bir karara imza atıyor. Türkeş’ten öğrenmiş. Kritik zamanda isabetli tavır almak. Liderlik ona buna yaltaklanıp menfaat sağlamak olmadığını öğretmiş oldu. Şehit olup hayatın verenle bu tutum mana olarak aynıdır.

      Geçelim. Birden 2-3 ay önce durduk yerde gündeme bomba gibi bir teklif düştü. “Ak Parti teklifini getirsin Cumhurbaşkanlığı sistemine evet diyoruz.” Allah Allah nereden çıktı bu? Ey yorumcu arkadaşlar bu adama bunu niye yaptı? Aklını peynir ekmekle mi yedi?

      Sonradan öğreniyoruz “Milletin bekası için bu kararı verdik.” Allah Allah ne olmuş bu millete. Evet ovada oturanla dağın yücesinde duran arasında dağın yüksekliği oranında görüş farkı var.

      Beyler ağalar, Türkiye varlık mücadelesi içinde. Türkiye fiilen 1959 tarihinden beri yürüyen Siyonist entrikasıyla parçalanmış bir Orta Doğu projesine muhatap. Bu proje 1984 yılında Yinon Planı olarak ortaya çıktı. Türkiye dahil 9 devlet 22 devletçiğe bölünecek. Ve Kudüs merkezli büyük İsrail kurulacak. Türkiye bu planla 4 parçaya Türkistan-Ermenistan-Rumistan-Kürdistan kurulacak. Bu 1910’lardan kalan bir plan.

      Sil
    4. 4* Bunu kimler gördü. Biri Devlet Bahçeli. “Milletin bekası için karar verdik”. Ya iktidar sözcüleri: “İstiklal mücadelesi veriyoruz”. Obama neden durduk yerde 2012’de tutumunu değiştirdi. Niçin Kürtleri silahlandırdı. Niçin Trump gelir gelmez buna “Güvenli (Güvenlikli değil) bölgeler” ile devam etti. Bunu asker görüyor mu? Evet. Siyasi görüyor mu? Evet. Ama bir şey yapılamıyordu. Bir tavır alınamıyordu. 15 Temmuz bütün kör gözleri açınca karşı tedbir alınmaya başlandı. O Harekatın içyüzünü ABD Merkez Kuvvetleri Komutanı Joseph Votel hemen itiraf etti “Bu Türkler ne yapıyor bölgedeki operasyonumuzu bozdular” Yani Suriye’yi bölme, Kürt kantonları kurma projesi. PKK itiraf ediyor: "15 Temmuz’dan haberimiz vardı. Operasyonları kestik” Yetmedi. Meğer İngiltere’de 10 bin özel kuvvet gelmiş o gece müdahale edecekmiş. Yani terbiyem müsaade etmiyor. Mustafa Kardeş sansürler.

      Bahçeli’nin gücü belli. Bu küçük gücü batılı emperyalistlerin, neocon-siyonist alçakların, onların uşağı FETÖ lehine kullanamazdı. Birlikte kuvvet doğar ile ülkesini korumak için kendini feda edip iktidara destek oldu veya milletin bekasının idamesi için adım attı. “Zaten Anayasa’daki hükümler sebebiyle bu durum fiilayatta var. Sadece yasal veçheye kavuşturuyoruz” diyordu. Ama vesayetlerin yeni bir oyun oynamaması yani bürokrasi-sermaye ortaklığı ve onlar üzerinden dış müdahalelerin önünü kesecek sistem niyetini dile getirmiyor, ama lisan-ı hali ile onu anlatıyordu: “Milletin bekası” diyordu.

      Yeri gelmişken bizim cumhuriyetimiz meşruti bir cumhuriyet. Hakiki cumhuriyet değil. Sonra kuvvetler ayrılığı da yok. İktidar hem yürütmeyi hem de yasamayı yönetme gücüne sahip. Şimdi bu kalkıyor. Gerçek demokrasi kuruluyor. Bir nevi Hz. Ebubekir’in başkanlık sistemi gibi bir şey. 1-Yürütme, 2-danışma ve yasama organ olarak meclis ve 3- bağımsız yargı. Böyle bir sistemde sermaye-askeri ve sivil bürokrasinin hükmü yoktur. Olmayınca da dış güçler boru öttüremez. Devlet ve siyasete müdahale edemez. Türkiye büyüdü. Nüfusu Osmanlının 4-5 katı oldu. artık iç ve dış müdahalelere son vermenin zamanı geldi. Yani hakiki istiklale. Referandumda evet oyu çıkarsa. Bu iş tamam. Geriye yapılan duaya amin demek için Ayasofya’nın yani Türk’ün istiklalinin, yani ümmetin fethini sembolünde namaz kılmak vakti gelir. Ve yeni ufuklara yelken açılır. Bahçeli’nin hissesi ise birken tarih borsasında milyona mı çıkar milyara mı Allah bilir. Ne demişler, balık bilmezse Halık bilir. O biliyorsa, gerisi palavra…

      Sil
    5. Okan Aksu sana bir bilgi daha
      Kur'an ayetleri iki bölümdür. Biri muhkem denen hükmü açık ve kesin olan ayetlerdir. Diğerleri ise müteşabih ve birden fazla manayla akla açık kapı bırakan ayetler. Kur'an'ın her asra bakan hükmü olduğu gibi bir meselede değişik zamanlar için hükmü de vardır. Bu da Kur'an'ın Arapça dilinin ve gramerinin verdiği imkanla lafzındaki camiyetten ileri gelir. Yani manaya delalet açasından Kur'an bir deryadır. Onun hükümlerine aykırı olmamak şartıyla İslam esaslarına muhalif olmamak kaydıyla Kur'an’dan alınan bütün mana ve açıklamalar makbul ve doğrudur.

      Bu Kur'an Orhan kitabeleri değildir. Ya da Ziya Gökalp’in bilmem ne esasları ya da M.Kemal’in nutku değildir. Her şey için yeterli olan bir kitaptır. Kur'an'ın ilk harfi B, son harfi ise S'dir. Bu bes yani yeter, kafi anlamındadır. Yani elde Kur'an varsa o sana herşey için yeter.

      Kur'an'ı anlamak için tefsir edilir. Ve mana deryasındaki sonsuz sayıdaki manalar bir bir açıklanır. Onda hem ismin var hem de ne olduğun. Erbabını bulursa sana gösterir.

      Herkesi senin gibi sanma. Herkes Kur'an ilminden mahrum değil. Kur'an'ın gizli manası yeri gelince Cenab-ı Allah, alim ve salih ve rüsuh sahibi kulları ile o manaları açıklatır.

      Ebced ve cifri işaretler gayb ilmin tatlısı gibidir. Hem mana, hem tarih birbirine uyması halinde kesin hüküm taşır. Mesela 2016'da ne oldu. 1926'da konan yasak 90'ıncı yılında kalktı. O yasağı kim koydu ise onun hükmü de kalmadı. Bunu Rum Suresi’nin işareti ile anlıyoruz. Kur’andan yapılan istihraçlar elde edilen mana sayısına göre işareti var, remzi var, zahiri, batıni, haddi muttalaı, füruatı var. Öyle ki bir harfin bile manası var. O İlahi kelamdır. Bir santimlik maddede 1 milyon kuantumu yani enerji noktasını bir arya getirip maddeyi de, insanı da yaratanın kelamı. Ne demek istiyor, anlamak için bütün denizler mürekkep ve ağaçlar kalem olsa bitiremez. Onun için başkasını suçlarken cehaletini gösterme.

      Sil
  44. Ona teşbih buna benzetme yok aslında şöyle de yok böyle midemi kaldırdınız
    Ben tek mehdi bilirim o da buhari müslimin ittifak ettiği hadiste belirtilen mesih isa(as) nın dünyaya indiği zaman başımızda olacak olan imamımız mehdidir. Başka mehdi yoktur. Başka herhangi bir mehdiye inanmamak kimseyi cahil etmez.
    Hz isa geldi mi hayır gelecek mi evet o zaman mehdi de gelecek hadisler ne anlatıyorsa aynen gerçekleşecek her hadisin altından işaret temsil teşbih oyun hikaye aramayın öyle hadisler de vardır eywallah ama abartmayın yani

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ya midesi bulunan Aliiiii!
      Hz. Mesih'in gelip gelmemesi yüksek görüşünüze mi bağlı, yoksa Kur'an ilmine vakıf olmayan midenize pardon aklınıza mı? Soruyorum. Hz. Mesih niçin gelecek? Küfr-ü mutlak küresel tehdit olunca. Dünya böyle bir tehlike ile karşılaştı mı? Evet. Dünya nüfusunun beşte üçünü hükmü altına alan komünizm olabilir mi? Olabilir? Peki Deccal nasıl yıkılır? Buzun güneş ışığında erimesi gibi, değil mi? Komünizm kaç gündü yıkıldı.? 90 günde? Nasıl yıkıldı, kim yıktı? Savaş olmadan nasıl eriyip gitti? Midenize değil aklınız olup ona tabi olsaydınız bu sorunun cevabını verebilirdiniz.

      Peki bir Yahudi’nin ideolojisinin hazırladığı komünizme Türkiye'de hangi ideoloji çanak tuttu, zemin hazırladı? O ideolojinin başı kim ola? Küçük deccal olan Süfyan olabilir mi? Peki o ideolojinin başı bu ülkede ehl-i iman ve İslam’a bırakın yaptığı işkence ve zulmü, dinsiz nesillerin yetişmesine nasıl sebep oldu? Ona karşı kim mücadele etti?

      Soruyorum. Ezan yasak mı? Hayır. Namazlar kılınıyor mu? Evet. Kur’an eğitimi var mı? Var. Hacca gidiliyor mu? Gidiliyor. Alem-i İslam’ın dertleri ile dertleniyor muyuz? Evet. Peki bu deccal Yahudi olurmuş? Büyük deccal gibi İslam deccali de mi? Türkiye’de en güçlü dini cemaat olan ve devlete sızan kimdi? Prof. Yalçın Küçük “Cumhuriyeti Sabataycılar kurdu” der. Ne dersiniz? Peki bunların ipliği pazara çıktı mı? Çıktı. Sabatay Sevi zamanında demiş ki: “Bu Osmanlı’yı köpek gibi tasma takıp peşimde gezdireceğim” Onun torunu bunu yaptı mı? Yapmadı mı? O torun kim ola? Midenize bir sorar mısınız? Belki o bilir. Midenizi bulundırmıyordur.

      Bütün enbiya ve mürselin Hz. Peygamber’in teşrifini haber verdi? O gelince niçin ona kimse uymadı. 10 sene 40 kişi ile yetindi. Çünkü iman ilme yani tahkike bağlıdır. Büyük zatları bilmek yani onları tanıyıp iman etmek için ne lazım? Nur-u iman. Seni bir nurun çek ettir. Sonra???

      Midenizi niçin bulanıyor? Bir doktora git mideni muayene ettir. Çünkü mide hastalıklarının başlıca sebebi sinir sistemi bozukluğudur. Birinin sinir sisteminin bozulmasının sebebi ise aklının yani beyninde rahatsızlık olmasıdır. Bizim asabımızı bozup bizi de mide hastası yapma lütfen.
      Unutmadan söyleyeyim: İlim cehle tabi değildir.

      Sil
  45. Mustafa kardeşim
    Martta yavuz isimli darbe nedir mümkünse açabilir misin
    Youtube yazmışsın bulamadım.

    YanıtlaSil
  46. Insanoglu okudukca ilmi arttikca ve derecesi yukseldikce nefside o derece guclenir ve insanoglu o nefsini her alt ettiginde nefis daha guclenerek cikar karsina maksat nedir burda insanoglu alt edilsin diyemi olur bu durum tabikide hayir nefsini yendikce derecesi artar insanin yukselir derece ve makam bakimindan bazen bi noktada insan takili kalir gecemez artik bazen akil tutulur gecemez ilerisini orda bir dunya kuru o kadarini gorur otesine gecemez. Simdi azcik bir arastiririn akdenizde kactane ulkenin savas gemileri var yada karadenize bakin orda ne kadar gemi var yada avrupa ulkelerine bakin abd orda nerelere askeri siginak yapiyor yada vazgectim gelin abdye suriyede pydlilere nasil egitim verdigine bakin onuda gectim abd orda kac tane ucak indirilecek pist yapti ona bakin yada abd iraka girdigin bushun aciklamasina bakin ne diyordu kendisi " O kutlu nesil biz olacagiz ve armegadonu biz yasayacagiz " ne demek bu bir dusunun yada avrupaya bakin icten ice catirdiyor bir kirilma yasanacak yada ruslarin son donemde yasadiklari suikastlere ve ucaklarinin dusurme olaylarina bakin yada baltik denizinde ruslar neler yapiyor ucaklariyla bir ona bakin yada daha dun haberlerdeydi ukrayna ucagina taciz atesi acildigina bakin yada iki gun once ekonomik krizle bogusan yunanistanin bize saldiri ihtimalini tartistiklarini gorursunuz yada daha geriye gidelim ingiliz basbakan caneron ne diyordu bu hacli birligi 3000 yilda gecse giremezsiniz diyordu.Savas cigirtkanligi yapmiyorum bi zati 2 yil icinde kac asker polis sehit verdik hic merak edip sayina baktiniz bi zati icindeyim savastamiyiz hayir peki bu kayiplar ne icin neyin mucadelesini veriyoruz adim adim bir seye dogru surukleniyoruz ne nasil olur nerden ve ne sekilde baslar bilemiyorum gaipten de haber vermiyorum ama yasananlar ortada tek bir seye inaniyorum sonunda kazanan Allah in izniyle biz olacagiz biz kim 75 milyonluk turkiyemi yada iranlilar mi yada suudlarmi yada bir cemaatmi yoksa belli basli makamlarmi burasi sonun baslangicinin basladigi yer olacak ve burda tum muslumanlar toplanacak inaniyorumki burasin son kale olacak ve dahi kazanan 75 minyonluk ulke degil tum islami alem olacak bizler sayica az gorunebiliriz. Çunku biz sadece yeryuzundeki ordulariyiz buna iman ettik ve inaniyoruz ki gokyuzundeki ordulari da o savas kapimiza geldiginde yardima gelecektir. Ala ala yav sen ruyami goruyorsun adam bi dugmeye bassa milyonlarca insan olur bilmiyormusun. Ala ala peki sen Allah c.c kudretini azametini biliyormusun. Hayir hayir kafam almiyor maddiyati yasadigimiz bu zamanda aklim almiyor nasil olacak diye icim icimi yiyor. Miraca ciktigindan sonra efendimiz olayi anlattiginda alay etmislerdi tempo tutup dalga gecmislerdeki Ebubekiri sidiika soyleyip sormuslardida Siddik o demisse dogrudur demisti. Teslimiyet boyle bisey. Simdi busha gelelim tevrat tahrif incil tahrif edilmis ama ne diyor armegedon yani ne demek melhame-i kubra ne diyor efendimiz olacak olacak melhame-i kubra bir gun dahi kalsa Allah o gunu uzatir oglum dunyaya hakim olur ne demek hakimiyet ne demek. Oylece gelip gecmekmi yoksa hukumranlik mi ne demek.

    YanıtlaSil
  47. Gercekten de basite indirgediniz kolaymi oyle bu yasli dunya ne savaslar gordu simdi tam final sahnesi olacak ama diyorsunuz ki olmuyacak artik o savaslar oldu ama bosuna savasmisti adamlar simdi boyle istemiye istemiye ama kuzu verecekler hakimiyeti yok aman korkmayina savas felan da yapmaz adamlar deccaliyeti temsil ederler ama boyle muslaman kaninin dokulmesinden hosnut olmazlar. Boyledir neocanlar veya diger adiyla tapibakcilar yada bizzati hepsinin adina ehli kufur diyelim.Hem kabil de oldurmemisti ya habili savassiz olacak oyle tipis tipis verecekler bize hakimiyeti meraklanmayin korkmayin da. Aklimizi basimiza almamiz lazim belli bir derece kalmak ve ya belli bir noktada gezinmekle sadece kendimizi oyalariz dunya da cok hizli olaylar gerceklesiyor son 15 yilimiza bile baksak anlariz nasil bir sona dogru gittigimizi gucleniyoruz cunku buna ihtiyacamiz var ehli kufuru devirmek kolaymi sanirsiniz Mehdi olayida gercekten hayal kurmacilik veya cocuk oyuncagi degildir.Allah in resulu demisse gelecektir sunnetleri ihya edecek mezhepleri kaldiracaktir ve hakimiyet ve hukumranligini surecektir.Niceligi ve keyfiyeti ise Rabbimin bilecegi istir..

    YanıtlaSil
  48. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  49. Mustafa bey sizden ricam. Şu Mehdi Erbakan kimse lütfen hezeyan ve saçmalık dolu yazılarının yayınlamayın. Kişisel hakaret yapmadıkları sürece yayınlarım demişiniz yukarda. Yanlış uygulama resmen hezeyan kusuyor döngü möngü daha neler sen yayınlıyorsun. Biri haşa itikadi noktada yanlış bir yazı yazsa hakaret yok diye yayınlayacakmısın. Bir ölçü olmalı içerik denetimi olmalı. Mustafa bey yanlış yoldasın bu tür yazıları yayınlama. Zararı çok bu tür yayınların.

    YanıtlaSil
  50. Kardeşim ben tam da kisileri değil fikirleri değerlendirin diyecektim. Herkesin bakış açısı farklı olduğundan fikirlerimiz farklıdır. Bu nedenle şimdilik kural şudur: kişileri itibarsizlastırmak yerine kendi doğrunuzu söyleyiniz. Bu sebeple hakaret iygun degildir.
    Biz mümkün olsa herkesin cennete gitmesini arzu ederiz. Bu mumkun olmada da ehli-sünnet kaidesi gereği zahir ve niyetli olmadıkça tekfir etmeyiz.
    Şimdi herkese saygı duymak için gayret ediyoruz diye kabahatli mi oluyoruz.
    Herkesin fikirlerinde bir hakikat payı var. Ben işime yaramayan kısımla mesgul olmuyorum. Bazen akıl dairesinden hariç görünen düşüncelere de böyle bakıyorum.

    YanıtlaSil
  51. Bahçeli son başbakan
    LAikLik kırmızı çizgimiz diyen bir adam nasıl övülür
    Kendinize gelin
    Hakkı haykırın
    Yanlış tefsirleri bırakın

    YanıtlaSil
  52. Sakarya seyf kardeş
    DAha doğrusu reisimiz önderimiz
    Açıklamalarına ihtiyaç var
    Öyle düşünüyorum.

    YanıtlaSil
  53. Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  54. Mehdi as şu an 39 yaşındadır
    Mehdi 40 yaşındadır hadisini iyi anlamak gerekir
    Mehdi hicri 1399 miladi 1978 de doğdu
    Mehdi as dan önce halifemiz çıkacak osmanlıyı kuracak yeniden
    İStanbulu fethedecek tekrar
    Şu an ya türkiye de veyahut medineye yeni geçti
    Horasanlılara komutan olarak zuhur edecek.
    Şu an 29 yaşında halifemiz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    2. ‘Askerî İmâm seyyid II. Mehdî resûl Muhammed Alî Fâtih Erbakan (babası, döngülerini ism yapmış da ismleriyle müsemma olmuş işte) 29 aralık 1978 (29 muharrem 1399) doğumlu.

      Mehdî, adı üstünde “İmâm Mehdî” ya‘nî “devrin İmâmı” demektir.

      “Devrin İmâmını tanımadan ölen kimse cêhiliye ölümüyle ölür!” hadîsini I. Mehdî Erbakan “kêfir olarak ölür!” diye ifade etmişti.

      Bedî‘u'zzemân “fetret devri hiç bir zaman 70 yılı geçmemiştir (yine geçmeyecektir anlamında)” demiş. Öyle de olmuş ve devrin İmâmı halîfe sültân Hamîd’in hal‘i üzerinden 70 yıl geçmeden İmâm Mehdî Erbakan 1976 senesinin sonlarına doğru Ke‘be'de 7 alim tarafından İmâmı ümmet olarak bî‘at edilmiştir. Bu durum bu ma‘nê zâten ehli beyt imâmları hadîslerinde çok açık haber verilmiş (kêfir müşrik tâğût diye). Yerine oğlunun geçtiği de çok ayrıntılı mu‘cizevî olarak haber verilmiş. Ğaybet ve ric‘at konuları da buradan çıkmış işte. Hadîste II. Mehdî Erbakan’ın Hılâfet vazîfesini el-Mesîh ‘Îsê peygambere teslîm edeceği de haber verilmiş. Böylece İmâm ve hakem olarak görev yapacakmış ‘Îsê peygamber.

      II. Mehdî’den önce de ‘askerî Tâlût TRnin dışından doğudan gelecekmiş. Dürrü Meknûn’da Buhâra’dan çıkıp geleceği var. Nostra’da ise ‘Îrân'dan TRye gelecekmiş. 2li olarak Horâsên’da birleşip geleceklermiş Süfyân’la savaşarak. Böylece Horâsên’dan kasdın TR olduğu Nostra’dan da anlaşılmış oluyor.

      Bu durumun döngü tablosu da ‘Abbêsîlerin kurulması olmaktadır: İmâm Zeyd’in Emevîlere karşı başlattığı 122deki kıyâmından sağ kolu olan Ebû Seleme el-Hallâl hayâtta kalıyor ve Şî‘a'nın güçlü olduğu Kûfe’de falan yeraltında evlerde saklanıyor. ‘Abbasî kıyâmı sürecinde de Ebû Müslim’in yanında ‘Alevîleri temsîlen komutan olarak yer alıyor. Hatta ‘Abbêsî kıyâmı başarıya ulaşınca lîder o oluyor ve Hılâfeti ehli beyten birine teslîm etmek için 3 kişiye teklîf ediyor ama hiç biri kabul etmiyor.

      Hadîslerde bu kişiden “Mansûr Yemânî” diye bahsediyor. Buhâra’dan Îrân üzerinden TRyi kurtarmaya geliyor. İlgili rüyâdan anlaşılan da bu çok genç çocuk kişinin Erbakan tarafından özel olarak yetiştirildiği. İşte Erbakan ancak bin yılda gelen böyle büyük biri idi. Se‘dece teknoloji harikası savunma sistemlerini değil işte tablo oluştuğunda gerekli olan kurtarıcıyı da seçip yetiştirip hazırlıyor. Herkesin hâin olduğu bir ortamda tek başına bir ümmet idi İbrêhîm peygamber döngüsüyle. II. ve III. “Mehdî Erbakan” döngülerinde de yine öyle olacak demektir işte ders almak lazım.

      Sil
    3. Palavra ve sallamacıların ve de meczupların yani manevi mecnunların atmasyon-tutmasyonları hiç bitmez. Özellikle dini inançları zayıf ama hakikati ararken kizb kuyusuna düşenlerin sayısı özellikle ahır zamanda milyonları bulur.

      Çünkü ahir zaman deccal çağıdır ve aldatma insanlık tarihinde zirve yapar. Ve küfür ateşi ortalığı kaplayınca bir manevi duman beyinleri ve akılları ve gözleri basirete kapatır. Ferasete de.

      O zaman işte palavracılar, istismarcılar ortaya çıkar. Bir Mehdi, ki bin kılığa büründürülür ve ortaya salınır. İşte o zaman nur-u iman sahibi olmayan aldanır ve aldatır. Çünkü insanlık tarihinin en büyük fitnesinin ateşi ve dumanı insan fikrini hezeyanlaştırır.

      Halbuki alemlere rahmet gelen Hz. Peygamber’in ilmin kapısı ilan ettiği Hz. Ali (ra) buyurmuş: “Besmele biter Deccal çıkar-huruç eder. Deccal çıkınca Mehdi de çıkmaz zuhur eder. Yani 19. Yüzyıl bitince 20. Yüz yıl Deccal çağı olur.Bu 19. ve 20 yüzyılın Rumi takvime endekslenmesinin sebebi Decallerin Rum ilinde orta çıkmasına işaret olmasıdır. Arapça’da kuraldır. Bir şey ifade edilince zıttı da ifade edilmiş olur. Yani Deccal karşıtı Mehdi. Böylece atmasyon-tutmasyon ve manevi delilerin hezeyanlarına kendinizi kaptırmazsanız 20. Yüzyılda hem Mehdi hem de Deccal ortaya çıkar. Mehdi H.13. Asrın yani 12. İmamın asrı bitince 13. Asrın hemen başında zuhur eder. Bu zuhurun ilki doğumudur. 40 yaşında ise vazife alır. Bu da 1924 tarihine rast gelir. Hicri 1343-44’ün karşılığı olarak.

      İlim kapısını açar ve içer girersen bu gerçek ortaya çıkar. Sen sen ol palavralara kendini kaptırma. Hem Deccal hem de Mehdi 19. Yüzyılın sonunda doğarlar ve 20. Yüzyılda sahne alırlar. Arada şu fark var. Deccal zalim bir hükümdardır. Hükmeder. Ona karşı Mehdi zuhur eder. Yani zuhur ağır ağır ortaya çıkmadır. Ağır ağır çıkarken küfr-ü mutlakı da beraberinde mağlup eder. Edince de giden din ve maneviyat geri döner.

      Şimdi dinin hangi kuralını yapmanıza bir mani var? Yok demek ki Allah Allah diyene 3 ay hapis cezası verilmiyorsa Deccal mağlup olmuş ve Mehdi yoluna devam ediyor demektir. Mehdi ise bir başlangıç ama ehl-i imanın Hak yolu açık olarak ilerliyorsa Mehdi’nin hakimiyeti sürüyor demektir.

      Ha birde şu var. Bazı manevi deliler ki onların söylediği bir yerde doğru, ama hakikati ifade etmez. Şöyle: Güneşin fecirde zuhur etmesini doğmuş kabul etmez. Cahil ya! Lakin bir gerçeği var güneş zuhur etmiş. Ama o elifi mertek gördüğü için ona göre güneş zirve noktaya gelmeden güneş doğmamıştır. Onun ölçüsü bu. Yani güneş zirveye gelince her yeri aydınlık zirve noktada kaplayınca güneş doğdu der gibi “Mehdi ortaya çıktı” der. Zirveye gelmesine bir dakika kalsa ona göre Mehdi zuhur etmemiştir. Onun ölçüsü bu. Ama aklı başında olan güneşin tulu etmeye başladığını ve doğduğunu ve kuşluk vaktini geçip öğle namazı vakti geldiğini bilir. Aradaki fark, cahil inadı ile alim kapsayıcılığı farkıdır. Onun da kusuruna bakılmaz.

      Sil
    4. Mehdi Erbakan, dongusel tarihe karşı değilim. Sonucta bir hadiste zamanin donup dolaşıp basladigi yere geldigi soyleniyor. Zaman içerisinde bazi fonksiyonlarin(bilgisayar programlamasindaki while loop gibi) akla uygun gelebilir. Fakat Fatih Erbakanin halifemiz olmasi komik ötesi. Kardeşleriyle miras kavgasina tutuşan birinden fazlasıni beklemeyin bos yere hayal kırıklığı yasarsiniz...

      Sil
  55. Ehli sünnet vel cemaat itikadına sahip bir müslüman olarak ben seyf e biat ediyorum.umarım kabul olunur.
    Keza kendini görmesemde kim olduğunu biliyorum.
    Dedikleri doğrudur

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sakarya seyf kimdir kardesim?

      Sil
    2. 1*Biat etmek siyasi,idari ve hukuki meselelerde oy belirtmektir. Yine ilmi ve hukuki meselelerin halka intikal edip taraftarlık tartışmalarına meydan vermeden alimlere danışarak halkın yani cumhurun reyini hakim kılmaktır. Kısacası biat etmek siyasi ve idari bir kavramdır.

      Bildiğimiz kadarıyla Sakarya Seyf bir çeşit gayb alimi-kahini rolünde. Her olanı biteni kehanetle hal etmek gibi bir özelliği var. Gaybı bilmek ve olacağı kendi reyi ile açıklamak. Yani, Kur’an ve sünnete göre değil, sözde tasavvufi süslü kavramlarla ifade etmekten ibaret. Bu konuda kendine has kavramlar üreterek ve cumhur-u ulema ile alay ederek veya red ederek indi iddiada bulunmak. Şimdi böyle bir halde ona biat ettim demek o zatı bir nevi siyasi ve idari bir makam verip ona uyuyorsun demektir.

      Ki böyle bir biat yoktur. “Ben Sakarya Seyfe inandım, onu intisap ettim, (hatta) uydum” dersen anlarız. Ama ona siyasi makam verip belki de halife ilan edip biat etmeye kalkarsan adama gülerler.

      Sen cumhuriyet çocuğusun Üstelik ırkçı fikirler taşıyor, manevi ihtiyaçlarını gaybi haberlerle oynamak olarak anlayıp teselli buluyorsun.

      Bir başka cehaletin ise laiklik üzerine. MHP’de fetoş ve benzeri derin odakların cazibesine kapılarak indi-nefsi heveslerle üretilen “Bir tek biz hakkız, haklıyız” zehabına kapılanların siyasi oyununa kurban gidiyorsun. Bugün fetoşun dümen suyunda giderek Bahçeli’ye muhalefet edenlerin girdabında ona muhalefetini göstermek için “laiklik kırmızı çizgimiz” demesine atıf yaparak eleştiriyorsun. Anladık Sakarya Seyfi halife ilan edercesine ona biat ediyorsun da Bahçeli’yi niye karıştırıyorsun. Bahçeli dahil bugünkü sistemi göre herkes laikliğe süngülü anayasa ile uymak zorunda. Çünkü bu Lozan’ın paşa ve arkadaşlarına yaptığı dayatmadır. Barış bu şartla imzalandı. Ve bu siyasi sistemimizin ana unsuru oldu. 4 darbe o siyasi anlayışın menfaati için laiklik şamatası için yapıldı. Ak Parti hakkında açılan kapatma davasının sebebi de aynı idi.

      Dini konularda görüş belirtmek serbesttir. Bir şartla, dini hususlarda insanın aklını-elini-ağzını-hayatını-fikriyatını zincirleyen kavramlar sebebiyle kimseyi suçlamazsın. Çünkü öyle bir şey varsa suçlu umumidir ve bu seni de ilzam eder. Ayrıca basketbol kaideleri ile futbol oynayanı cezalandıramadığın gibi dinsizlik kurallarıyla insanları eleştiremezsin. Ve ayrıca MHP üst düzey kitlesinin önceliği devletine olursa bekasıdır, dinin değil. Bir daha anlamadığın konularda konuşurken, bilmediğin kelimeleri kullanma.

      Cabir nedir kimdir bilir misin? Cabir sözlük anlamı, zorlayan, zorla iş yaptırana denir. Dini ıstılahta ki manasına gelince. Bu Hadis ilminde de aynı anlama gelirken, gaybi haberler ıstılahında Cabir, Mehdi’nin bir diğer ünvanıdır. Yani küfrün temsilcisi, din düşmanı, şeriat tahribatçısı Süfyan’ın hakimiyetini çok küçük bir kuvvetle yenmesi sebebiyle verilmiş bir ünvandır. Yani gaybi ıstılah olarak Mehdi gelir ve siyasi-küfri-cebri-askeri rejimi olan Süfyan rejimini Kur’an hakikatleri ile zorlayarak son verir.

      Sil
    3. 2*Sen Erdoğan’a cabir dersen adamı ne yaparlar bilir misin? Defe koyar dalga geçerler. Çünkü eleştireyim derken ona Mehdilik ünvanına layık görüyorsun. Şecaat arz ederken cehlini ortaya koyma bir daha. Ak Parti, Bediüzzaman’ın talebesi Mustafa Sungur tarafından mahz-ı hakikat olarak nitelemesi çok önemlidir. Eskiden DP-AP-ANAP-DYP gibi partilere destek ehven-i şer iken bunu böyle nitelemesinin sebebini anlamak için dini-ilmi bilgin olacak sonra da terbiyeni takınacaksın, badema da şeriat yani ibadet ve ahlak adamı olacaksın. Din gaybi habercilik üfürmek değildir. Mehdiyet’in desteği olmasa idi Ak Parti tam 9 (dokuz) darbe teşebbüsünü akamete uğratamazdı.

      İstersen bir sayalım. 1-Erdoğan’a seçilme yasağı (Köy muhtarı bile olamaz) 2- 2007e muhtıra 3-kapatma davası. 4-414 türban serbestiyetinin hukuksuz reddi. 5-7 Şubat entrikası. 6-Gezi ayaklanması.7-17-25 Aralık darbesi 8-20 Temmuz sonrası 6-8 Ekim PKK’nın dış provokasyonu ile hendekli kalkışması 9-15 Temmuz darbe teşebbüsü. Bunlar nasıl atlatıldı?Kimin gücü ve himayesi ile. Senin gibi düşünen bir yığın ırkçı-kavmiyetçi de onlara alkış tutmasına rağmen bu parti yoluna devam etti. Niçin? Maddi desteği ise millet oldu. Bu millet bilmem hangi süfyanların değil, ümmet-i Muhammed’in (as) milleti. O rahmetin temsilcisi peygamber buyurur: ”Benim milletim batıl üzerine ittifak etmez”. Etmedi değil mi?

      Bu ümmet Cengiz Hanlar gibi soysuzların Ziya Gökalp gibi İslam Deccalinin akıl hocasına tabi değil. O ümmet-i Muhammed. Ümmet-i Muhammed mürşitleri Asya steplerinde Türk’ü bulup ona ihtida etme şansı verince ne oldu? Nuh’tan (as) sonra bilinen 5-6 bin yıllık beşer tarihi boyunca hiçbir medeniyet eseri vermeyen bu kavme iman ve Kur’an öğretti. Öğretince medenileşti yani ilim sahibi oldu. Ve dilini geliştirmek için lügat yazıp yani konuşma dilini bir esasa bağlayıp Alperen yetiştirip onlardan evliya çıkarıp, Hadis alimi yapıp yetiştirdiği nesilleri İslam’a bayraktarlık payesi kazandırdı. Ne zamana kadar? İslam deccaline kadar. Senin gibilerin filozofu Durkheim'in talebesi Gökalp’ın çıkışına kadar. Yahudi Durkheim Sosyolojisi öğrenip, mason localarında Rusya’dan gelen Yahudi ve masonlarla ırkçılık doktrini hazırlayarak İslam’ı geri plana atan Ziya Gökalp’ten çıka çıka ne çıktı? Süfyan’ın akıl hocalığı veya süfyanizmin 3 teorisyeninden biri olma iblisliği.

      Siyaseten muhalefetini git siyasi alanlarda yap. Beidüzzaman’ın açıkladığı bir kaide vardır “Bir fikre davet cumhur-u ulemanın kabulüne vabestedir, yoksa davet bid'attır, reddedilir.” Cumhur-u ulema yani halkın alemlerinin kabul etmediği salyangozları Müslüman mahallesinde satmaya kalkışmayın.

      İmkanım olsa bütün nüfustan 39 veya 40 yaşındaki insanların kimliğini buldurur ve onların ilmi seviyelerinden şu sonucu muhakkak manada çıkartırdım: Bunlardan hiçbiri Mehdi olacak ilme sahip değil. Zaten ahir zaman dini hayatın madara edildiği ve gafletin gözden akıla, akıldan ruha kadar yoğun bir manevi duman perdesi altında kör kütük olduğundan Mehdi gelse bile senin gibilerinin tanımasının katrilyon çarpı katrilyon rakamının biri kadar mümkün değil.

      Senin gibi milliyetçi hislere sahip olanlar şunu iyi bilsin. Türkiye Sevr şartlarına sokulmak üzere büyük bir plan yürütülüyor. Bunu da ancak ve ancak İlahi rahmet engelleyebilir. Rahmet-i İlahiye’ye cehaletin perde olmaması kaydıyla. O rahmet ise ittihad-ı İslam’dır. O plana bozacak ve… (Susmak lazım).



      Sil
  56. Benim delilim olarak fatih nurullah efendi hz. Yeter.
    Zaten sohbetlerini dinlerseniz üstü örtülü veya açık söylüyor

    YanıtlaSil
  57. Allah yolundan gisenlerden eylesin indallah.

    YanıtlaSil
  58. Nereye biat edeceksen et burdan bildirmene gerek yok insanlari yonlendirmeye calismayin dusuncenizi belirtmeniz kafi bence

    YanıtlaSil
  59. Cabir diktatör değil
    Cabir mehdi de değil
    Keza mehdi as araptır
    Cabir kınıktan gelir
    Yani cabir türktür
    Ve cabir rte den başkası değil
    Ümmet onda toplanmaya başladığı için

    YanıtlaSil
  60. Ben kimseyi inandıklarıma inanmaya zorlamıyorum ki
    Doğrular bunlar diyorum.

    YanıtlaSil
  61. Deccali mehdi de mansur da öldürmüycek
    Deccali isa a.s. öldürecek
    Keza mehdi ölünce isa nebi ve mansur yönetecek dünyayı

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 1*Senin kaynağın ne? Şu veya bu site deme. Onlar deccal mağduru ve mazlumu ve mahkumu neslin çocuklarının eseridir. Mesela, sen doğru veya yanlış keşif ve rivayetleri ve rivayetlerin rivayetini nakleden, Kitab-ül Burhan fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alametil Mehdiyy-il Munhtazar, El-İşaatu li Eşratıssatl veya Sünen-i ibn-i Mace, Sahih-i Buhari gibi hadis kitaplarını okudun mu? Hayır. Okusan bile anlamazsın çünkü Arapçadır. Bunlara benzer yüzlerce değil binlerce kitap var. Arap ülkelerinin kütüphaneleri bunla dolup taşıyor. Arapların yaşadığı yöreler İlmistan olarak zikredilir. İlim beldelerinin eserleridir. Bizde böyle bir şey yok, çünkü Türkler’in vazifesi başka idi.

      O halde bir iki kıyamet alametini okuyup dinde ve sünnette olmayan hususları bilmiş edası ile sıralayıp bilgiçlik taslarsan, gülünç mevkie düşersin. Adı üstü gaybi ihbarat (ihbarlar), özet ve gizli işaretlerle sembolik olarak belirtilmiştir. Çünkü dinde her husus imtihana tabi. İnsanoğlu daimi bir imtihandadır. Böyle olunca kesin konuşursan adamı madara ederler.

      Mehdi bir isim değil ünvandır. Mehdi, Hz. Peyamber’in varisi, hatta ve hatta hizmet tarzında onun aynası olduğundan adı Muhammed bin Abdullah olarak yakıştırılır. Yani Mehdi’nin verilen bu isim bu sebeble böyle ifade edilir. Yani ismi de açık ve belli değil tahmini olarak yakıştırmadır. Yalnız Mehdi’nin isminde Muhammed isminin geçmesi çok kuvvetli bir ihtimaldir. Hz. Peygamber onun ikinci ismini laf kalabalığına getirerek sadece bir kere telaffuz etmiştir.

      Şimdi Mehdi’nin (hidayete erdiren) ikinci ve önemli ünvanı Cabirdir. Kimi bunu lakabı olarak da zikreder. Mehdi yani Cabir’in Muhammed Ümmetinin kırık kalblerini tedavi edeceği yazılmıştır. Veya O zalim ve cebbar kimseleri mağlup edecektir. Bu Cabir ünvanının yanında ayrıca Ebka, Eshab, Arec ünvanları da bulunuyor. Bunlar Mehdi’nin Mansur, Haris ve Mehdi ünvanları yerine de zikredilir. Sebebi çok uzun hikaye.

      Aslında Cabir ismi Süfyan ile onun adamı olan diğer iki küçük Süfyanı mağlup etmesi sebebiyle verilmiştir. Zoru bozan güçlü adam anlamında. Risale-i Nur’un tabiriyle “o Süfyan’ın şahs-ı mânevîsi olan cereyan-ı münafıkane”yi mağlup ederek dağıtacak. Yani Mehdi ve cemaati bu hizmete paralel dini ihya etmeleri neticesi en geç miladi 2009-10 tarihinde o cereyan sona ermiş olacak. Ve sonra ne mi? O da başka bir zamana kalsın. Yalnız DP-AP-ANAVATAN-DYP-Refahyol koalisyonu-AK PARTİ Mehdiyet’in siyasi müttefiki olması hasebiyle onun desteğine sahiptir. Adını zikretmediğim başka partileri var. Onların çoğu derin devletin yani “Süfyanın şahs-ı mânevîsi olan cereyan-ı münafıkane”sinin himayetindeler. Zaten geniş dairede hizmet ittihad-ı İslam gerçekleşmeden asla ve kat’a mümkün değildir.

      Hilafet Türkler’in elinden çıkmıştır. Ve o zaman Allah’ın seçtiği Halife olan Halifetullah Mehdi devreye girer. (Sünen-i İbni Macı 10/384) Yani Türk’ün elindeki Hilafet, deccalin muhrip elinde bitmiştir. Artık bir Arap olan yani Hz. Peygamberin soyundan gelen Mehdi hükmedecek. Dinde lakayıtlığa düşen hatta ve hatta yoldan çıkan (cuş eden) Türkler’i Hz. Peygamber’in O torunu ıslah ve terbiye edip manevi hizmetinde yeniden bayraktar yapacaktır.

      Sil
    2. 2* Ahir zamanda hem Hıristiyan hem de İslam dünyasında baş gösterecek dinsizlik cereyanını (deccaliyeti) cihad-ı manevi ile yok edecek olan Mehdi ve Mesih’tir. Onların hakimiyeti sadece ve sadece manevidir, dinidir. Yani Kur’an’ın 4 esasında ilki olan Tevhidi, yani Cenab-ı Allah’ın varlığını ve birliğini tasdik ve kabul ettirmektir. Diğer hususlar para, siyasi hakimiyet, dünyevi saadet medeniyetin meyvaları olan demokrasi, ilim ve iktisadiyat ile insanoğlu sahip olacaktır. Dünyevi saadeti değil uhrevi saadetin eksikliği giderilerek milyonların imanı kurtarılacaktır. İnsan ilminin ve saadetinin sınırı ise ses, görüntü ve hareketli ses-görüntü naklinden sonra eşya nakli ile sınırlıdır. O da Mehdiyet-Mesihiyet döneminde gerçekleşecektir. Mehdi hem Büyük Deccal hem de Küçük Deccal Süfyan’ın dinsizilk cereyanını mağlup edeceğinden İslam dinin ihyası gibi Hıristiyan dininde tasaffi sonucu teslisi bırakıp Tevhide tabi olacak. Bu vazifede ise Mehdi’nin Kur’an hakikatleri Mesihiyet cemaati için dayanak olacaktır. Böylece Tevhid bütün dünyada vaad-i İlahi olarak kabul görecektir. Askeri veya siyasi güç kullanılacağı iddiası, aklını ve fikrini zorbalık ve siyasetle bozanların düşünce ürünüdür. Dinde ikrah (zor) yoktur.

      Aklı fikri maddi hususlarda ve alanlarda gözü olan, siyasi hakimiyeti kendi veya siyasi fikirlerinin hakimiyeti olarak görenler ahir zaman hizmetini görüp anlayamaz. Çünkü ahir zamanın hizmeti ilim ve fazilete endeksli olduğundan Kur’an’ın ilimle delil ve ispata dayalı manevi cihad olarak tecelli edecektir. Yani medeni insanı ikna ederek yola getirmektir. Mehdi ne Fatih’tir ne 2. Abdülhamid’dir. Onlar hükümdar ve Resullah’ın yerine vazife almaktadır. Ancak Mehdi Cenab-ı Allah tarafından Melek-i İlham ile hizmete koşturulacak ilim sahibi bir zattır. Ve bütün gücü 313 kişiden ibaret olacak. Fütuhatı da o değil cemaati geniş dairede ise ittihad-ı İslam yapacaktır.

      Ha buna kabul etmeyebilirsiniz. Cenab-ı Allah merhamet eder size bunu gösterirse öğrenir, ya da kısmet olmazsa mezarda, o da olmazsa Mahşer’de her şeyin ayan beyan belli olduğu o 50 bin yıllık zamanda anlaşılacaktır. Onun için fırsat varken gerçeği bulmaya bakınız.

      Din ve hükümlerinin, ibadet ve taatın yasaklandığı bir zamanda yani Hz. Peygamberin şeriatı ve sünnetinin yasaklandığı bir zamanda İslam’ın bütün hayat tarzları durur. Ve dinsizlik yani inançsızlık hükmeder. Onun için senin Sakarya Keyf’in bir zırvada bulunmuş. “Bediüzzaman boş verin” gerekçe olarak “Zaman tarikat değil imanı kurtarma zamanına” demesini kısır düşünceyle eleştirmeye kalkmış. Oysa, Mehdiyet tıpkı nübvvet gibi işe Mekke faslı ile yani iman faslıyla başlar. Sonra Medine yani hayat ve şeriat faslıyla tekemmül eder. Dinin ihyası zamanında en önemli mesele imanın tecdidi olur. Çünkü inanmayan insana ne ibadete, ne de tasavvufa için ikna ettiremezsin. Dinin iki temel esası vardır. İman ve İslam. İman olmadan gayri mü’min Müslim olunur. O da kurtarmaz. Nasıl ki gayri Müslim mü’min olunamıyorsa. İman faslı ile mü’min sayısı artınca din ihya olur. O zaman ibadet ve taat önem kazanır. Dolayısiyle ehl-i tarik tecdit ile ihya olur.

      Mevlana Halid-i Bağdadi Al-i Beyt’in 29. Neslin Mehdisi idi. Ondan sonraki ise 30 nesilden Büyük Mehdi’dir. 30. Sure ise Rum Suresi’dir. Elif Lam, mim, Rum’a tahsis edilmesi sebebiyle Anadolu’nun tarih boyunca oynayacağı büyük role işaret eder. Ve Rum mağlup olur yani hilafet-i Osmani 1909’da biter hüküm Süfyani’nin sonra da Süfyan’ın eline geçer. O zaman 30. Neslin adamı gelir. Mim’dir o. Mim Risalettir. Risaletin varisi Mehdi sonra…Nur-u Kur’an gösterir.

      Sil
    3. “Kâim’in 19 yıl ve 1kaç ay kalması” demek, II. Mehdî II. Erbakan’ın İmâmet’i 2019da 1kaç ay sonra Îsa peygambere devri demektir (1440-1480). Sonra da el-Mesîhu’d-Deccâl olan İsrâîl’in döngüsel Beyti Makdis olan TR tarafından fethi 18 eylül 2019 – 27 ocak 2020 arasında başta “İmâm ve hakem” sıfatıyla İsa peygamber varken gerçekleştirilecektir (Yani İsa peygamberin Kuds’ü de döngüsel manada ve TR demek.)

      Mansur ise III. Mehdî, 5. halîfe (TR devlet başkanı)dır. 60 yaşında 1452 (2030)da gelip 20 yıl kalacak ve sonunda ekibiyle birlikte (Kûfe’deki 9 ârif 7 vezîr) iç savaşta öldürülecek.

      Sil
    4. 1* Bediüzzaman hakiki istiklalin sembolü olarak Ayasofya’ya işaret eder. Ayasofya hürse Anadolu hürdür. İstiklal Harbi yapıldı. Yunanlıya karşı yapılan bu savaşı kazandık. Bediüzzaman Şualarda buna Kur’an’ın işareti olduğunu belirtir ve devamını gösterir. Çünkü savaşı kazanmak istiklali kazanmak anlamına gelmezdi. Çünkü batı özellikle İngiliz vesayeti başlar. İngiliz emretti biz yaptık. Sonra vesayete ABD’liler de ortak geldi. 1945 sonrası. Hasılı kelam 1909-1949 arası Beni İsrail’in 40 yıl çöllerde yaşadığı gibi hakiki istiklali kazanamadık ve boş yıllar geçirdik. 14 Mayıs 1950 devrimi bize “İslam kahramanı Menderes”i armağan etti. O Yavuz Sultan Selim’in yaptığı kadar hizmet yaptı. Ama daha iki mesele vardı. Derken batı vesayeti çalıştı 27 Mayıs ile batı kumandalı ihtilal yapıldı. Sebep dinin ihyası ve İslam birliğine teşebbüs etmekti.

      27 Mayıs hükümetine bir makine profesörü Sanayi Bakanı olarak girecekti. Son anda engellendi. Bakanlık gidince göze girmek için yerli otomobil ile açığı kapatmak istedi. Yaptığı otomobil çalışmadı. Herkesi kandırmak için benzin bitti yalanı uyduruldu. Halbuki gerçek sebep motorun yetersizliği olduğu seneler sonra o projede çalışanların itiraf ile anlaşıldı.

      İşte bu yetersiz motorun mucidlerinden birine 6-7 yıl sonra gözlerine girmediği çevrelerden bir emir geldi. Hemen parti kur. Ve o dönem kurulan 3 uyduruk parti ile 14 Mayıs’ın başlattığı siyasi hareketin istikbalini karartmaya yönelikti. Çünkü arz-ı mev’ud Türklere ve Araplara yani Müslümanlara değil, Beni İsrail’e vaad edilmişti. O vaadi yerine getrime operasyonları sürmeliyidi. 12 Mart geldi. Sonra malum iki yıl sonra seçim olacaktı. İsviçre’ye gönderilen ve yedekte bekletilen profesörü ABD’nini tavsiyesi ile alelacele çağrılıp partinin başına geçirilip Ecevit iktidar yapıldı.

      Mahir Kaynak bu ülkenin girdisi çıktısını bilenlerde biriydi. 1950 ruhunun devamı olan partilere batının, özellikle İsrail’in müttefiki İngiliz ve ABD’nin düşmanı idi. O zaman o ruh iktidar yapılmaması için bir şeyler yapılmalıydı. Kaynak bu hep anlattı. Ama gözler kör, kulaklar sağır. Çünkü ahir zamandı.

      En sona 21 Nisan 2012 tarihinde gelen darbe tehlikesini anlatmak için o makine profesörünün yediği naneyi örnek vererek tehlikeyi bildirir. O yazı şöyle bitiyor:

      Sil
    5. 2* “Yeşil Kuşak projesinin en önemli ayağı Türkiye idi ve burası anti Sovyet hareketin simge merkezi olacaktı. Ama hareket burada da başarısızlığa uğradı ve ABD karşıtı bir kişi, Necmettin Erbakan, İslamcı hareketin lideri oldu. İsviçre’de yaşarken eski hava kuvvetleri komutanı Muhsin Batur tarafından davet edildiği söylendi. Batur “Kendi uçağını kendin yap” eyleminin öncüsü idi ve Türkiye hava kuvvetlerinin ABD kontrolünden kurtulmasını istiyor bunun yerine Fransız Mirage uçağını tercih ediyordu. Ancak bu sefer Avrupa kaybetti F-16 uçağı devreye girdi.
      Meseleye bu açıdan bakılırsa irtica sadece bir örtü konumundaydı. Eğer uygun bir dindarlık başarılı olsaydı, bırakınız post modern darbeyi, alkışlanarak karşılanacaktı.
      Analizlerimi uçuk bulabilirsiniz. Bu durumda gelişmelerdeki çelişkileri açıklamanız gerekir. Fransa neden İran’daki İslamcı devrimi destekledi? İrtica karşıtı olan ordumuzun üst düzey bir komutanı neden bir dindarı davet etti. Yoksa bu davet söylentiden ibaret miydi? Yani yalan mıydı?
      O dönemde yazdığım bir yazının başlığı “Çeliği Öldürmek”ti. Türkiye’deki Merkez sağ hareketin oyların yarıdan fazlasını aldığını ve bunun değişmesinin mümkün görünmediğini söylemiş ve bu hareketin içindeki İslamcı ve milliyetçi kanadın ayrıştırıldığını ve bunun bir operasyon olduğunu yazmıştım.”

      Kaynak’ın teşhisi böyle. Ölenin arkasından konuşulmaz. Ama hatası canlı ise konuşulur. Zatı değil fikriyatı ile mücadele edilir. Bu Kur’an’ın emri. Bediüzzaman daima bir gerçeği rivayeti ve hakikati ifade eder. “Ahir zaman hizmeti şahsa endeksli değil”, “ahir zamanı hizmeti Kur’an’ın elmas hakikatlerini söylemektir” , “ahir zamanda hizmeti siyasi değil manevidir” ve Hizb-ül Kur’an’a Hz. Pegyamber’den gelen tavsiye işe şöyle: “O zamana yetiştiğiniz zaman, siyaset canibiyle onlara galebe edilmez, ancak manevi kılınç hükmünde i’caz-ı Kur’an nurlarıyla mukabele edilir”

      Tarih vermek çoluk çocuk veya fitnekarların işi değil. Tarih ancak ve ancak manevi bir illiyeti varsa işaret edilir. O işaret de gizli olur. O illiyet olmazsa hiç hükmündedir.

      Süfyani rejmiin ve batılı vesayetin maşası olan zatlardan bu ülkeye olduğu kadar alem-i İslam’a da hiçbir faydası olmaz. Bediüzzaman, fecr-i sadık için 70 yıla işaret etmesinin sebebi 3 kez din adına büyük 3 fitnenin ona engele olması gerçeğiyledir. Müslüman Allah’ın nazarına sahiptir. Uyduruk makine profesörlerinin değil. Makine fabrika yapmak ve bunu manevi bir işaret olarak göstermek Kur’an hizmetkarlarını değil dünyevi şaşa ve menfaati içindir.

      Mehdi Arap asıllıdır. Yani Hz. Peygamber’in torunu. O Allah tarafından melek-i ilham ilevazifeli bir zattır. Çocuğu ve eşi olmayacak. Hz. Yahya’nın (as) örneği olarak ve de Hz. İsa (as) ile çağdaş olarak. Sonra İslam Devlet İdaresi’nde veraset yoktur. Yani saltanat. Onun için Hz. Peygamber hakiki hilafetin 30 yıl süreceğine işaret etmesi bundandır. İslam’da devlet idaresi reye dayanır.
      Ölüp gidenlerin hatalarını onlara istinaden tekrarlamak mezardakinin azabını artırır. Palavracılar da ölünce bundan hissedar olur.

      Sil
  62. Yerli otomobilin motoru sorunlu diyorsunuz, Varsın olsun 3 ayda sıfırdan araba yapmaya kalkarsanız elbette sorunlar olabilir Mesele başlamak..son 10 yılda Savunma sanayi gece gündüz çalışıyor ama bir savaş uçağı yapamıyor daha bir 10 yıla daha ihtiyaç var Neden?? Çünkü 1930 larda savaş uçağı yapmak Birkaç yılı alırdı Ama şimdi yaparken 1930 ların deneyimine tecrübesine bile ihtiyaç var...
    Bediüzzamanın söz ettiği Fecr-i sadık yani İslamiyet’in yeniden inkişafının ise, 90 larin başı mukeddemesidir.. (unutmayalım fecr de aydınlıktan çok karanlık hükmeder). 2003-16 yılları ise Fecr-i sadığın Adeta, siyasette süfyanizmden kalan içi kof Kalelerin meydan savaşları ile yerle bir edilmesidir ve halen ediliyor.Bundan sonra ki 2017-24 dönem ise Üstadın deyimiyle “İnşaallah Araplar ye’si bırakıp İslâmiyet’in kahraman ordusu olan Türklerle hakiki bir tesanüd, ittifak ile el ele verip Kur’an’ın bayrağını dünyanın her tarafında ilan edeceklerdir” Zaten son yıllarda ki emareler hatta fiiliyatlar apaçık gösteriyor.Tabi burada Büyük maniler sedler varmı var, nelerdir bunlar, İngilizlerin hainliği Yahudilerin cinliği sökmeyecek bize, evvel Allah... çünkü Murad-ı İlahiye şu ahirzamanda islam dininin yani müslümanların galip olmasını istiyor. Fecr-i sadığın önündeki en büyük engel bizleriz Eğer bizim gafletkeşliğimiz umursamazlığımız,Hak ile batılın mücadelesinde
    sinama seyreder gibi ahvalimiz ve halimizde ki atalet ve tenbelliği kırabilsek,Ortadoğuda amerikadaki avrupadaki tüm zalim kafir despot liderlerin idaresindeki halklara da örnek olabiliriz. Çünkü nasıl güneş sisteminde bazı yıldızların 80-90 yılda bir gezegenimize 1-2 satliğine yaklaşıp insanlığın seyrine hayranlıkla koşturuyor temaşa ettiriyor, aynen öylede şuanda dünyanın bir çok yerinde afrikada ortadoğuda Mazlum halklar hatta kendini maddeten zengin bilip adaletten ve maneviyattan nasibini alamamış insanlarda merak ve istekle bize bakıyor.. Buhranlar geçiren İnsanlığın, ferc ferc hakikate yönelmesi belkide hiç bu kadar yakınlıkta bizim elimizde olmadı..Bu anadolu milleti 15 Temmuzda Küfrün yüzüne okkalı bir şamar vurdu ve sarstı İnşallah şu 6 yıllık zaman diliminde Türküyle Kürdüyle ve Arapların uyanışlarıyla yeni bir tarih yazarız ve zındıka-ı dallenin oyunlarını bozarız..Rabbim bu anadolu halkını Fecr-i sadıkın her bir zaman dilimindeki zaferlerini erteleyecek ve kadere fetva verdirecek hareketlerden uzak etsin.. amin.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Meselemiz otomobil veya motor yapıp yapmamak değil. Ehli, bilgisi, parası olan onu yapar. O mesele dünyevi işler sınıfındadır. Esas mesele yalancılıktır. Yalan söylenmesi. Beceriksizliğin “Benzin bitti” yalanı ile kamufle edilmesidir. Darbeci generallerin emriyle 23 mühendis tarafından tasarlanan ve imal edilen otomobilin motorunun benzin tıkanıklığı yapması başka bir deyişle boğulan bir motor kullanılması sonucu otomobilin stop etmesi iken gerçeğin söylenmemesi. O motorun tasarımcısı ise Süfyancı cuntacının emrine giren müstakbel sahte Mehdi olan mühendistir. Şimdi 23 mühendisin tasarımı olan o otomobilde kullanılan motorun akıl hocası ve mucidi ise mühendis Necmettin’dir. Çünkü kendisi motor mühendisidir. Almanya’da bu konuda ihtisas ve çalışmaları olmuş.

      Yurda döndükten sonra, bir cami imamının talimatıyla kurulan dizel motor fabrikasının (o tesisin sonu ne oldu bilir misiniz, tıpkı partisi gibi laga luga) genel müdürü olur. Ve o fabrika 1960 yılında üretime geçer. Fabrika Alman patentlidir. Yabancı etiketi ile de olsa Türkiye’de motor imali heyecan uyandırır. 3 ay sonra darbe olur. Bu sırada Ankara’da bir sanayi kongresi toplanır. İşte o kongrede mühendis Necmettin yerli otomobil fikrine ortaya atar. İhtilalci çeyrek akıllı cuntacı askerler bundan etkilenir ve Cemal Gürsel bir grup mühendise yerli otomobil yapma vazifesi verir. Ve otomobil 156 günde imal edilir. Bir cumhuriyet bayramı günün adeta cumhuriyetimizin arızalı oluşu gibi, o otomobil de arızalı çıkar. Ve “Benzin bitti” yalanı ile gerçek gizlenir. Gerçek ise made in Necmettin motorunun boğulması sonucu otomobilin çalışmaması. Adam zirai işler içintasarlanan motordan devşirilen bir motoru otomobilde kullanmaya kalkıştı. Kendisi Almanların da üzerinde çalıştığı dizel motoru benzinle imali aşamasında görev almıştı. “Alman yaparsa ben de yaparım” havasında dizelden bozma benzinle yaptığı motorun kullanan otomobil stop eder.

      Bunu anlatmaya çalıştım. Çünkü makam hırsıyla yanıp tutuşan bir mühendisin ilerde Türk siyasi hayatında bunun gibi arızalı çok işlere adı karışacak ve ülkeyi sıkıntıdan sıkıntıya sokulmasında azim rolü olacak. Devrim otomobil hikayesini ise bu konunun başlangıcı olması sebebiyle örnek olarak verdim. Ve ilk darbede başlayan serüveni 4. Darbe ile bitmesinde acaba ne gibi bir hikmet ve İlahi tokat olduğu düşünülmeli.

      Fecr-i sadık, bir manada yarı aydınlıktır. Güneşin doğmasına daha çok zamana var. İkincisi öğleye de. 20 yıl sürer. 2002-2022. Bir müjdenin güçlükle ancak 70 yılda gerçekleşme safhasına gelebildiği düşünülürse millet olarak iyi çalışmadığımızı gösterir. Tıpkı Devrim otomobili gibi. Bir diğer husus Hz. Mesih sabah vakti (yani fecr-i sadıkta) nüzul eder değil mi? Mehdi varsa niçin Mesih nüzul ettiğinin hikmeti de böylece anlaşılmış olur. Herkes bir müjdeninin cazibesinde sekr halinde, “az iş, çok laf” ile asli vazifesini ihmal ediyor. Tıpkı Devrim Otomobili gibi. Aradan geçmiş 56 yıl daha yerli otomobil yapacağız. Kaldı ki Hz. Mesih’in nüzulü bir anda ve kerede değil, bölüm bölüm olacağı nüzul kelimesinden anlaşılıyor. 1950-2020. Ancak ittihad-ı İslam noktasındaki icraatı fecr-i sadıka bakar.

      Fecr-i sadık aslında başladı, parıltılarını da görüyoruz. Bediüzzaman 1911’de hakiki Meşrutiyet’in yani demokrasinin 100 yıl sonra görülmeye başlanacağını Münazarat’ta ihbarını yapmıştı. Öyle olmasa sahte Mehdilerin, kainat imamlarının, Siyonist-neocon uşağı zibidilerin 90 yıllık hizmetin semerelerini bitirirdi. 2011’den beri yapılan cümle seri darbe teşebbüsleri başarıya ulaşırdı. 2010 referandumu aynı zamanda Süfyan’ın bid’a rejiminin 3. Safha gereği tamire edileceği ve 1960’da başlayan Süfyancı cuntasal vesayetin sona erdiği tarihtir. Öyle olduğu için paniğe kapılan şer güçler darbe darbe üzerine üzerimize geldi, ama biizniAllah havalarını alıyorlar. Bu Mehdiyeti’in bereketidir. Bunun son örneği ise 16 Nisan referandumu olacak İnşaAllah.

      Sil
  63. şu anda tadefte suriye ordusu ile tsk+ öso arasında çatışma haberleri var rus jetleri keşif yapıyormuş dileriz askerimize uçaklar ateş açmaz yoksa akla hayale gelmeyen şeyler yaşanır

    YanıtlaSil