.

ALLAH; DEVLETE, MİLLETE VE ORDUMUZA ZEVAL VERMESİN

10 Ocak 2017 Salı

SURİYE İÇ SAVAŞI VE SUFYANİ


Hocalı katliamı çocukluğuma damgasını vuran en önemli olaylardan biriydi. Bu insanlık suçu Azerbaycan için olduğu gibi ailem içinde büyük bir trajediydi. İki dayım, dedem ve aileleri toplam 8 akrabam Ermenilerce katledilmişti. Çocukken babası ile birlikte Kerbala’ya gitmiş hem de Ahund (Caferi’lerde din adamı, İmam) olan baba tarafından büyük dedem İran’a Ermenilere arka çıkması nedeniyle çok kızıyor, “Hazreti Mehdi a.s. bunlarla boşuna savaşmayacak” diyordu. Daha sonraki yıllarda Iran taraftarı bazı Ahundlara için de; “onların yolu İmam Hüseyin a.s yolu değil Yezid’in, Süfyani’nin yolu” derdi. Ziyaretine gittiğimizde Masumların (12 imam a.s. ve Hz. Muhammed a.s. ve Hz. Fatıma a.s.) çektiği sıkıntıları anlatır, ağlar ve ağlatırdı. “Suriye’ye dikkat edin” derdi, “orası karışırsa bu İmam Mehdi a.s.nin çıkışının yaklaştığının işaretidir” derdi. Ancak yine ekler ve; “oraya iyi bakın orası Süfyani’nin de yeridir” derdi. Çocuk aklımla bu konuşmalara anlam veremez, basit hikâyeler olarak görürdüm. Suriye iç savaşı başlaması ve sonrasında yaşananlar adını taşıdığım büyük dedemin söylediklerini tekrar düşünmeme sebep oldu. Dedemin yanında taşıdığı kitapların (Farsça ve Arapça) İngilizce versiyonlarını bularak Hazreti Kaim’in a.s. zuhuru öncesi olaylarla Suriye’de yaşananlarının ilgisini anlamaya çalışırken bu çalışmanın İngilizce versiyonu ortaya çıktı. İstanbul Türkçesine tercümesi, Abdülkerim Doğru Bey tarafından yapılmıştır.
Giriş
Suriye iç savaşı dünyadaki birçok grup tarafından altın çağı başlatacak olaylar dizisinin önemli bir halkası olarak görülmektedir. Özellikle birçok Şii grup Şii altın çağı beklentisi ile Suriye iç savaşını ve Suriye’nin harap olmasını İmam Mehdi a.s.’nin alameti olarak gördüklerinden merakla takip etmektedir. Hatta bazı Şii gruplar Suriye savaşına İmam Mehdi a.s.’nin yolunu açmak için dahil olmuş durumdadırlar. Ancak Suriye iç savaşı sadece İmam Mehdi a.s.’nin değil aynı zamanda İmam Mehdi a.s.’nin en büyük düşmanı olan Süfyani’’nin de çıkış alametidir. Bu nedenle Şii kaynakları Süfyani’ye ilişkin, onun soyu, görünüşü, savaşları gibi çok detaylı bilgiler sunmaktadır. Bu itibarla kimin ya da kimlerin Sufyani olabileceği bu gaybi haberler veya kehanetlere dayanarak tahmin edilebilecektir.
İslami-Şii kaynaklarına göre Sufyani
Şii kaynakları ittifakla İmam Mehdi a.s.in çıkışı öncesinde bir ön şart olarak Süfyani’’nin Suriye’den çıkacağını söylemektedirler. Ayrıca Süfyani’nin çıkışının “kesin” olacak olaylardan olduğu açık olarak ifade edilmektedir.[1] Süfyani’nin babasının adı Anbese (عنبسه ) adı ise Osman (عثمان) olacağı ve Utbe bin Ebu Sufyan’ın soyundan olacağı ifade edilmektedir. Süfyani’ çıkınca İmam Mehdi a.s. gizlenecek sonrasında tekrar ortaya çıkacaktır. [2]
Masumların haber verdiğine göre Süfyani’ zalim, hilekar bir karakterde ve çirkin bir görünüşe sahip olacaktır. Tek gözlü olacak ya da bir gözünde yara izi bulunacaktır. Mavi gözlü ve sarışın olacaktır. Allaha hiçbir zaman ibadet etmemiş ve Mekke ve Medine de görülmemiştir.[3]
Masumların haber verdiğine göre Süfyani’ çıkmadan önce Suriye’de şiddetli bir deprem, kaos ve anarşi var olacaktır. Suriye’deki cezire bölgesinde gökten ses gelecek Şam’dan ağıt yükselecektir. Türkler Cezireye, Rumlar Remle’ye (Filistin)’e geleceklerdir. Suriye’deki karışıklık ve çatışmalarla Suriye harap olacaktır. Cabiye (Suriye’de Şam’ın güneyinde bir bölge ve yerleşim yeri) yere batacak ve Emevi caminin bir kısmı yıkılacaktır. Bu dönemde Suriye’de kırmızı, benekli ve Süfyani’ bayrağı yükselecektir. Süfyani’ diğer iki grubu da yenecektir. İmam Bakır a.s. başka bir nakil de de Suriye’de birbiri ile savaşacak orduları Süfyani, Abka ve Ashab olarak saymaktadır. Süfyani’nin önce Abka’yı daha sonra da Ashab’ı yenilgiye uğratacağını ifade etmektedir. İmam Cafer a.s. de Suriye’de birbiri ile mücadele edecek biri Süfyani’ ordusu olmak üzere benekli, kırmızı ordulardan bahsetmektedir. Başka bir kaynakta da bu orduları Hasani, Emevi, Kaysi ve Sufyani olarak da tasnif etmektedir. [4]
İmam Bakır a.s.’den Süfyani çıkmadan önce kızıl atlara binmiş sarı bayraklıların batıdan Suriye’ye gireceği nakledilmektedir. Bu olay olduğunda Harasta yere batar ve harap olur ve Süfyani Yabis vadisinden çıkar. Ve Süfyani yeşil ve altın renkli bayraklarla ortaya çıkar. Beni Kelb kabilesi Süfyani’nin yanında yer alır.[5]
Süfyani’ recep ayında ortaya çıkar diğer iki grubu yenilgiye uğratır ve Şam, Hama, Humus Halep, Filistin, Lübnan’a hakim olur. Önce benekli olanı daha sonra kırmızı olanı yenilgiye uğratır. Anne tarafından akrabası olan Beni Kelb kabilesi ile birlikte Irak’a doğru yönelir düşmanlarını Kırkısya (Deyri Zor yakınlarında) yenilgiye uğratır. Bağdat’ta yüzbinlerce insanı ve özellikle Abbasiyi-Sünni’yi katleder. Kufe’de katliamlar yapar Kufeliler Süfyani’ye biat ederler ve Süfyani’ o bölgeye hakim olur.[6]
İmam Mehdi a.s., Süfyani çıktıktan sonra gizlenir ve Haremeyn’e (Mekke ve Medine) yola çıkar, bunu haber alan Süfyani ordusunu Medine’ye gönderir. Ordusu orayı ele geçirir. Orayı yağmalar ve harap eder ve ordusu Mekke’ye doğru giderken ordusu Mekke ve Medine arasındaki Beyda’da yere batar ve yok olur.
İmam Mehdi a.s.’ye Kabe’de 313 kişi biat eder. (Bunların hangi bölgelerden olacağı Şii kaynaklarında haber verilmiştir. 313 kişinin sadece 70 civarı bugün Şii nüfuslu bölgelerden olacaktır – çeviren). İmam Mehdi a.s., Medine’ye gelir daha sonra Irak’ta Süfyani ile karşılaşır. Bu savaşta Süfyani ordusunda bulunan Şiiler İmam Mehdi a.s. tarafına geçerler, İmam Mehdi a.s. ordusunda bulunan Süfyaniler, onun ordusuna geçerler. İmam Mehdi a.s. ordusu galip gelir ve Süfyani’yi Irak’ta necef yakınlarındaki Hire’de kalın bir ağacın altında öldürür. [7]
İmam Mehdi a.s., 13 grupla savaşacaktır. Bunlar Şamlılar, (Suriyeliler), Basra ve Maysanlılar (Güney Irak), Reyliler (Bugünkü Tahran-İran), Emeviler, Mekke ve Medineliler (Bugünkü Suudi Arabistan) Dabba (Birleşik Arap emirlikleri ve Umman tarafından paylaşılan yarımada), Kürtler, Ezdliler (Kadim bir Arap kabilesi-Umman’da önemli nüfusları bulunmaktadır) Ganiyler (Kadim Arap kabilesi-günümüzde güçlü bir varlığı kalmamıştır) Bahililer ( Kadim Arap kabilesi kısmi olarak Umman da var ve bu adla yerleşim yeri bulunmaktadır.) olarak sayılmaktadır. Eger günümüzde İmam Mehdi a.s. gelmiş olması halinde O’nun Irak, İran, Suriye, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri ile birlikte Kürt grupları ile savaşacağını söyleyebiliriz. [8]
İmam Mehdi a.s. çıkmadan önce Türklerin taşkınlıklarının bulunacağı, hatta Süfyani tarafından Cezire’den çıkarılacakları anlaşılmaktadır. Ancak İmam Mehdi a.s. çıktıktan sonra Türklerden İmam Mehdi a.s.’yi desteklemek üzere Müfrezeler çıkacak ve Türklerden İmam Mehdi a.s.’ye katılımlar olacaktır.[9]
İslami (Şii) Gaybi Haber Ve Kehanetlerin Suriye’de Günümüzde Yaşananlara Tatbiki
Bu gaybi haberler veya kehanetler Süfyani’nin kim olabileceğini tahmin etmek için kullanılabileceğine şüphe bulunmamaktadır. Kehanetlerin haber verdikleri ile günümüzde Suriye’de olanlar arasında kuvvetli benzerlikler bulunmaktadır. Haber verildiğine benzer olarak Suriye’de temel olarak 3 grup ortaya çıkmıştır. Bunlar, Esad Rejimi ve Müttefikleri (İran, Hizbullah, Şii Milisler ve Rusya hatta PYD-PKK), İŞİD ve Diğer Muhalefet. Diğer taraftan Sarı Bayrak taşıyan gruplar (Hizbullah ve Şii Milisler) Suriye’ye girmişler ve Suriye harap olmuştur. Ayrıca yaşanan insanlık suçları ve katliamlar nedeni ile Suriye’den ağıtlar yükselmektedir. Suriye’de kehanetlerde haber verildiği üzere özellikle Şii militanlar ve rejim kuşatması altında Madaya, Humus ve Guta gibi yerlerde insan yapımı açlık yaşanmaktadır. (Kuvvetle muhtemel bu açlık Şii gruplarca İmam Mehdi’nin gelişini sağlamak için bilinçli olarak yaşatılmaktadır.) Yine ilginç olarak altın (sarı) rengi ve yeşil renkte bayrakları olan gruplar Suriye’deki savaşa dahil olmuşlardır.
Suriye’de Esad Rejimi’nin müttefiki olan silahlı grupların bayrak ve flamaları-1


Flags And Seals Of The Armed Groups, Ally With Assad Regime İn Syria-II

                                        Suriye’de Esad Rejimi’nin müttefiki olan silahlı grupların bayrak ve flamaları-2
İslami (Şii) kaynakların verdiği gaybi haberler ve kehanetler Suriye’deki olanlarla ilişkilendirildiğinde Süfyani’ye en uyan grubun Rejim ve müttefikleri olduğu görülmektedir. İlk olarak Süfyani’’ye destek verecek kabile (beni Kelb) ve Süfyani’nin ismi ve babasının isminin Rejim ve müttefiklerine uyduğunu belirtmeliyiz. Süfyani’nin babasının adı Anbese’nin anlamı aslandır.[10] İlginç olarak Suriye’yi yaklaşık 60 yıldır yöneten grup olan Esad ailesinin de soyadı olan Esad’da aslan anlamındadır. Diğer taraftan Suriye’deki savaşı yürütmek üzere atanan İranlı komutanın adı da Muhammed Cafar Asadi’dir. Ayrıca Süfyani’nin adı olacak olan Osman ile Esad ailesinin 1920’lere kadar soy ismi olan Vahiş’in (وحش) anlamı da birbirine yakındır. Arapça Osman’ın anlamlarından ikisi yılan yavrusu ve ejderhadır.[11] Vahiş ise Canavar anlamındadır. Yine Esad ailesinin kabilesi olan Beni Kelb-Kelbiye kabilesi,[12] kehanetlerde Süfyani’ye destek vereceği söylenen kabiledir. Bu itibarla Esad ailesinin Süfyani’ hareketinin önemli bir parçası olduğu söylenebilir.
İkinci olarak Süfyani’nin çıktığındaki bayrağı olan Altın (renkli) haçlı yeşil bayrağa sahip olacağı haber verilmektedir. İlginç olarak Suriye ordusu ile İran ordusunun amblemleri Süfyani’ bayrağına çok benzer özellikler taşımaktadır.[13] Ayrıca Suriye’de savaşan bütün Şii milislerin bayrağı Süfyani’ çıktığında sahip olacağı söylenen bayrağın renkleri olan sarı ve yeşil renklere sahiptir.
Üçüncü olarak Masumlar Süfyani’nin Abbasilere-Sünnilere karşı harekete geçeceğini ve Bağdat’ta Abbasîlere-Sünnilere katliam yapacağını haber vermiştir. Iran-Rus-Şii Milisler ve Esad ittifakı Ortadoğu’da Sünnilere karşı hareket etmiş ve onlarla çatışmaktadır ve Bağdat’ta Abbasilere-Sünnilere katliam yapan Şii milisler Suriye de rejim müttefikleri arasında bulunmaktadır.
Dördüncü olarak Suriye’de savaşan taraflardan sadece rejim ve müttefikleri içinde kayda değer Şii bulunduran tek gruptur. Haber verildiği üzere Süfyani ordusunda İmam Mehdi a.s. ile yapılacak son savaşa kadar Şiiler bulunacaktır.
Beşinci olarak Süfyani çıktığında kontrol edeceği söylenen (Şam, Hama, Humus, Halep, Lübnan) büyük çoğunluğu Rejim ve müttefikleri tarafından kontrol edilmektedir. Suriye’de savaşan diğer iki grup bu bölgelerin çok azını kontrol etmektedirler.
Altıncı olarak Süfyani’nin hakim olacağı haber verilen Kufe bugün rejim ve müttefikleri arasında bulunan Irak hükümeti tarafından kontrol altında tutulmaktadır.
Yedinci olarak Süfyani’nin saldıracağı yer olan Mekke ve Medine’ye saldırma kabiliyeti, nedeni, gücü ve motivasyonu olan tek grup rejim ve müttefikleridir. İŞİD’in Mekke ve Medine’ye saldırmaya niyeti bulunsa da gücü bulunmamaktadır. Diğer muhalefetin ise ne gücü nede niyeti bulunmamaktadır.
Son olarak İmam Mehdi’nin a.s. savaşacağı gruplardan büyük çoğunluğunun rejim ve müttefikleri arasında yer aldığı görülmektedir. İmam Mehdi a.s.nin savaşacağı Suriyeliler, İranlılar (Reyliler), Iraklılar (Basra ve Maysanlılar) ve Kürtler (PUK-PYD-PKK) rejimin müttefikleri arasında yer almaktadır.
Sonuç
Özet olarak ifade etmek gerekirse İslami-Şii kaynaklarında verilen haberlere veya kehanetlere göre Süfyani hareketi veya Süfyani’nin rejim ve müttefikleri (İran, Rusya, Şii Milisler, Hizbullah ve hatta PKK-PYD) olduğu görülmektedir. Bu nedenle bu gruba Süfyani hareketi veya Süfyani ordusu olarak nitelendirmenin yanlış olmayacağı şüphesizdir. Diğer taraftan İmam Mehdi’nin a.s. Ehli Beyt sevdalısı Şia nüfus barındıran Irak, İran ve Suriye ile niçin savaşacağı şu dönemde bu bölgelere hakim olan tekfirci-nasibici hareketler olacağından şüphe yoktur. Bu nasibici Şii militan gruplarının Süfyani’ davranış olduğu açık olan eylemlerle Irak ve Suriye’de on milyonlarca Sünni’yi öldürmüş, göçe zorlamış ve kadınlara tecavüz etmiştir. Diğer bir anlatımla da İmam Mehdi a.s.nin yolunu hazırlamak üzere Suriye’de bulunan ve İmam Mehdi a.s.’nin taraftarı olduklarını düşünen grupların İmam Mehdi a.s.’nin değil Süfyani’nin yoldaşları oldukları ve Süfyani’nin yolunu hazırladıkları görülmektedir. Diğer bir ifade ile Esad-ı Kelbi’ye yardım etmek üzere Kasım Süfyani (Süleymani) yönlendirmesinde hareket eden (Hizbullah, Kudüs gücü, Bedir Tugayları, Galibun yada Fatimuyun gibi) farklı adlarla ortaya çıkan bu nasibici bu gruplar yaptıkları ile İmam Mehdi’ye değil Süfyani’ye hizmet etmektedirler.
Diğer taraftan her ne kadar bugün Suriye, Irak ve İran nasibici (Kendilerinden olmayan Müslümanları-Sünnileri kafir, müşrik görüp kadınlarını, mallarını canlarını helal gören anlayış) gruplarca kontrol ediliyor olsa da bu yöreler nihayetinde İmam Mehdi a.s. döneminde nasibici-tekfirci grupların sultasından kurtulacaktır.
İmam Mehdi a.s., savaşacağı gruplara dikkat edildiğinde nasibici (İran ve Müttefikleri) gruplar ile müttefikleri ile selefi tekfirci (Suudi Arabistan ve müttefiki körfez ülkeleri) gruplar olduğu anlaşılmaktadır.
.
Hasan Ahundzade KARBALAVİ (Çeviren: Abdülkerim DOĞRU)
________________________________________________
[1] Al Majlisi,( Allamah Muhammad Baqir al-Majlisi) The Promısed Mahdi, Allamah Muhammad Baqir al-Majlisi, English Translation oi Bihar ul Anwar, Volume 13 (Old Edition)/Volumes 51-52-53 (New Edition) Kitabul Ghaibah – Book of Occultation, s. 80
[2] Al Majlisi, s. 102, 110
[3] Al Majlisi, s. 102,103, 147
[4] Al Majlisi, s. 109, 118, 132, 161, 162.
[5] Al Majlisi, s. 112, 389.
[6] Al Majlisi, s. 84, 118,119, 132, 282
[7] Al Majlisi, s. 118-121, 280
[8] Al Majlisi, s. 255
[9] Al Majlisi, s. 131
[12] Patrick Seale,Maureen McConville, Asad of Syria: The Struggle for the Middle East, University of California Press, 1990, s. 3.


17 yorum:

  1. efkar ali10 Ocak 2017 00:02
    sahipkiran.org/2016/02/17/suriye-ic-savasi-ve-sufyani

    Efkar ali kardeşimizin paylaşımı olarak aldık.

    YanıtlaSil
  2. 1*İyi ettiniz Mustafa kardeş. Bizde bir başka veçhesini yazalım. Komünizmin tasfiyesinden sonra dünyaya sulh ve sükunun gelmesi beklenirken, film bir anda 1900’lerin başına döndü. Ve batılı emperyalistler Siyonist hamiliğiyle yine İslam Dünyası’na çullandılar. Siyonist güdümlü batılı şer odakları İslam’ı komünizmin yerine koyarak NATO dahil her kurumlarıyla tecavüze başladılar. Bir farkla yani vekalet savaşı ile. Yani bölge insanını birbirine kırdırarak. Zamanında Osmanlı ve Türkiye’de kırdıkları gibi.

    1990 yılında Iskoçya’da yapılan NATO Zirvesi’nde deccalizmin üçüncü versiyonu olan Başkan Roland Reagan gibi neoliberal yani Lenin muhalifi Troçkist fraksiyon temsilcisi sözde liberal neoliberal Margareth Thatcher bir konuşma yaptı: “Komünizm çöktü. Yeni hedef İslam” Ve bu ahir zamanda düşük yoğunluklu savaşlara sahne olacak 3. Melheme’nin başlangıcı oldu. Bir yıl sonra 62 dünya devleti, ortada hiçbir sebep ve gerekçe yokken uyduruk gerekçelerle Körfez harekatını düzenleyerek 3. Dünya Savaşı’nı başlattı. Ve Ortadoğu’daki dini ve ırkı etnisiteyi yani Arap-Acem, Türk-Arap, Türk-Kürt, Kürt-Arap ve de sünni-alevi çatışmalarını tahrike başlayarak iç isyan ve savaşların kıvılcımını yaktı. Ve İsrail hamisi emperyalistler bunun hem ekonomik nemasını yedi, hem de ikinci defa küresel bir güçle üzerimize çullandı.

    O zaman Türkiye Müslümanları başta olmak üzere gaflet uykusunda idi. Bölge öncelikle ve özellikle Kürt kartıyla Irak-Türkiye ağırlıklı karıştırıldı. Öyle ki silah ve iman fukarası cuntalarımız selameti PKK’ya Suriye üzerinden silah sevk eden İsrail’e karşı terk-i silah ederek teslim olup Türkiye-İsrail Stratejik İşbirliği Anlaşması yaptı. Somali’de necon Amerikalılarla Müslüman katliamı yaptık. Ve iktidara (kendi ifadesiyle) sürüklenen Erbakan’ın zamanında bu İsrail’le stratejik ve silah anlaşması imzalandı. İşi biten Erbakan ve partisi entrikayla iktidardan indirilip yasaklandı. Bu arada İslam dünyasıyla ilişkileri geliştirme arzusundaki Özal’ın zehirlenme suikasti unutulmamalı. Fetoş cemaatinin sahneye sürülmesi o zamandı. 1995'te ABD’ye uçup giden fetoş necon-siyonistlerin kucağına oturup mamasını alıp işe koyuldu. Çünkü 10 yıl önce CIA güdümünde devlete sızma ile deneme işine başlamış, hatta CIA Özal’a “Bununla çalış” tavsiyesi yapmıştı.

    Bu dönemin adı 28 Şubat. Ama bitmedi. 10 yıl sonra 2003’te bu kez 42 dünya devleti Irak’a saldırdı. Bu arada 1979’da Alman-Fransız darbesi ile Molla Humeyni’nin riyasetinde iktidar yapılan Taylasanlı mollaların ilk işi büyük Deccal’e yaklaşarak işbirliğine gittiğini unutmayalım. Suriye ile ilgileri o zaman başladı. Ticari, enerji ve siyasi çıkar için Sovyetlerin akıl vermesiyle. Ayrıca kendileriyle savaşan Saddam’ı arkadan vurabilmek için Suriye ile ilişkileri bayağı ilerletti. Öyle ki Cumhurbaşkanı Rafsancani Türkiye’ye yaptığı bir ziyaret sırasında kendisine verilen brifingte Suriye’ye Fırat’tan az su verildiğini ayak üstüne ayak atarak küstahça Şam adına iddia edip hesap sormuştu.

    Aslında bütün mesele bugünkü Suriye’deki fitnenin baş müsebbiplerinden biri İran olmuştur. Bizi Lozan’da Anadolu’ya hapsedip dünyaya karşı gözlerimizi bağlayanların verdiği narkoz yüzünden o zamanlar yüce devletimiz ve kahraman cuntalarımız oyunu okuyamıyordu. Varsa yoksa ABD ve İngiliz ve Avrupa vesayeti, silahsızlık korkusu, üstüne üstlük devleti omuzlarıyla düşünüp yönetme hırsı.

    YanıtlaSil
  3. 2* Şimdi Ortadoğu’daki savaşın fitilini kimin nasıl yaktığına bir bakarsak yukarıda yayınlanan ve ahir zaman rivayeti diye yutturulan bu Acem palavrasının içyüzü daha iyi anlaşılır. Tabi H. Ahunzade Karbalavi’nin çalışmasını çoğunlukla destekliyorum. Rivayet izahının güzel bir örneği. Ancak Mehdi’nin zuhuru hilafetin battığı tarihtir. Zuhur başka hakimiyet başka. Suriye-Irak ve bütün Ortadoğu’ya yönelik son olaylar Mehdiyet’in’in 3. Faslına zemin hazırlamasıdır. Ve bun yönetmek Mehdi’ye değil kumandı sayılan Cehcah’a aittir. Burada Süfyani ünvanını iyi anlamak lazım. Süfyani, ahir zaman deccali Süfyan taraftarı yani onun meslek ve meşrebinde olmak anlamına da gelir, Kelb Kabilesinin mensubu olmak da. Çünkü o zaman kelb kabilesi Al-i Beyt’e ihanet etmiş şimdi de ittihad-ı İslam aleyhtarı yönetime işaret eder.

    Bu teşbihle Esed Rejimi’nin İslam deccalinin hususiyeti olan keyfi-cebri-askeri-küfrü olmasıdır. Bu ahir zamanda İslam deccali Süfyan’ın rejiminin en belirgin özelliğidir. Esed hanedanı İslam Deccali’nin şe'ni rejimini bir örneğidir. Saddam-Nasır-Burgiba-Kaddafi rejimlerinin hepsi Süfyani rejimidir. Süfyanı örnek alıp eş rejimi kurarlar. Unutulmasın Lenin-Troçki de böyle, Hitler de böyle, Mussoline de böyle. Rivayet ne idi.? Hilafet batar cebabire çıkar.

    İran senelerce şah döneminde İsrail ile iyi ilişkiler oldu. Mollalar da bölgede hem Sovyetlerle işbirliği yaptı, hem de İsrail ile iyi-kötü polisi oynayarak bölgede nüfusunu artırıp Rothschild ağrılıklı küresel sermayenin enerji nakli için sinyal vererek bütün bölgenin enerji nakil hatlarının merkezi olmak istedi. Bunu için Husileri kışkırttığı kadar PKK’yı da kışkırttı. PKK ile Türkiye’nin enerji merkezi olmasını engellerken, Körfezdeki Şia halkı kışkırtıp, Yemen’de Husilerle Kızıldeniz çıkışı ile Aden Körfezine hakim olmayı hedefledi. Bunun için İsrail’le zımnen işbirliği yaptı. İsrail’in Büyük Ortadoğu Projesini torpillemesinin en başlı sebebi ne idi? Türkiye’ye “Sen Hazar-Körfez petrolünü İskenderun’a getir bin dünyaya dağıtayım” teklifini AK Parti iktidarının geri çevirince ilişkileri bozup bu kez hem Süveyş Kanalını by-pass etmek hem de enerji ve ticaret için Gazze’den Akabe Körfezi’ne kanal açmayı tasarladı. Hatta Kızıldeniz Körfezi’nin çıkışına hakim olabilmek için ta 1970’lerde biz sağ-sol anarşisi ile cebelleşirken o Etyopya’ya yerleşiyordu.

    Her neyse asıl konuya geleyim. Bu arada İsrail’in İran ile Irak petrolünün Gazzeye akıtılması için döşenen ama kullanılmayan hattın işletilmesi için gizli anlaştığı bile söyleniyor. İşin içinde batılı petrol şirketleri olduğu gibi tam tamına 100 yıldır dört gözle Hazar petrolüne kavuşmayı bekleyen hatta ve hatta Lenin-Troçki’ye destek veren Yahudi Rothschild ailesi de var. İran’ın onlarla anlaştığı anlaşılıyor.

    İslam dünyasında 3 büyük millet var. Arap-Türk-Acem(Fars). Bunların ilki vahiy ilmine nüfusu sebebiyle ilmistan, diğer askeri gücü ve bayraktarlığı sebebiyle hüneristan üçüncüsü ise palavracılığı ve bozgunculuğu sebebiyle kezzabistandır. Ama yalancının mumu ilk defa Yavuz Sultan Selim zamanında söndüğü gibi ahir zamanda Hz. Mehdi’nin zuhuru zamanında değil, Mehdiyet’in hakimiyeti zamanında teşekkül edecek ittihad-ı İslam ile bir kez daha söndürülecek. Onun da emaraleri görülüyor. Zamanımız Mehdizuhuru değil Mhediyet’in hakimiyetinin fecr-i sadıkıdır.

    YanıtlaSil
  4. 3*Müteşabih ihbarat yani rivayetler sakız gibidir. Hangi niyetle çiğnerseniz çiğneyin o şekli alır. İster balon yapıp patlatın, ister ağızda yuvarlayın ister çiğneyip şekil verin. Ama mideye inip besin olmaz. Sağlam tevil ister. Dinin hakikatlerini değil de siyaseti esas alarak hareket eden Şia fitnesinin derdi nedir? Arabın kılıcı ile Müslüman olmayı milli enaniyetine yedirememedir. Ve ittihad-ı İslam prensibine aykırı hareket eden İran ve mollalarının başarı şansı yoktur. Niçin olduğunu Al-i Beyt mümessili Hz. Mehdi’nin Kur’an’ın ilmine sahip olarak sünneti ihya edeceği hakikati ile anlaşılır. Mehdi elini kana bulaştıracak biri değildir. Kan saltanat sebebiyle bulaşır. Hiçbir İslam müceddidi bugüne kadar elini kana bulamamıştır. İkincisi Hilafet makamı yani reşid hilafet Hz. Hasan’ın şehadeti ile Hz. Mehdi’yle kadar tevakkuf etmiştir. Arada hükmeden hilafet ise ısırıcı ve saltanata inkılap eden izafi hilafettir. Mehdi ile Hz. Hasan’ın bıraktığı hakiki hilafet, kaldığı yerden ihya olacaktır. Yani kılıçlı-silahlı değil manevi cihad ile ihya olacaktır. Çünkü Al-i Beyt’in tarzı manevidir. Ve Hilafet-i Muhammediye Mehdiyetin siyasi bir nevi mücediddi ile gerçekleşecektir. Hilafetin esas önemli tarafı Kur’an-sünneti temsil eden Meşihat kısmı. Saltanat ve siyasi tarafı değil. Dini yönü esas olmadan o hilafet hilafet olmaz bid’a olur. İşte Al-i Beyti siyasetle dünyevi şatafata sokmak isteyenleri kader-i İlahi engellemiştir. Onlara manevi saltanatı daha doğrusu uhrevi hakikatlerin üstadı ve reisi yapmıştır. Ve alem-i İslam’da görülen her nevi dini hizmetin içinde mutlaka seyyidler olmuştur. Yani Hz. Peygamberin iki emaneti Kur’an ve Al-i Beyt’tir.

    Şimdi şu anda bölgemizde 1991 tarihinden beri devam eden maskaralığın içyüzünü ayrıca yazacağım. Çünkü Osmanlı’nın mirası virane ve yıkık bir Anadolu’yu 1920’lerin başında 10 milyon nüfusun çoğunluğu kadın, çocuk, sakat ile 2 milyon erkek oluşturuyordu. Ve batının vesayeti altına giren izafi istiklali olan bir ülke idi. O ülkenin ayağa kalkması yabancı ve emperyalist vesayeti kırması birkaç yıllık bir çalışma ile mümkün olamazdı. 70 belki 90 yıl gerekecekti. Türkiye’nin kalkınması ve medenileşmesi ancak DP ile 1950 sonrası başladığına göre Anadolu insanının köyden kente, oradan okula ve üniversite ile kürsülerine ulaşması, ticaret ve ekonomiye hakimiyeti, hepsinden önemlisi D.İ.N.İ H.Ü.R.R.İ.Y.E.T.İ ve temsili elde etmesi Mehdiyet’in hayat ve şeriat fasıllarının icrası ile gerçekleşebilirdi. 1950’den sonra basılmış İmam-ı Gazali’nin Kimya-yı Saadet ve Rabbani’nin Mektubatını gördüm. Cep kitabı hacminde 200-250 sayfadan ibaretti. Yani 10’da biri bile değildi. Küçük özet eserlerdi. Bu maddi-manevi halimizin ifadesi idi. Tam ciltlilerini basmak ancak ve ancak 1965’ten sonra oldu. 1970’lerde diğerleri basıldı. Hadis ve tefsirler. Ve Rafları doldurması ise 1980’lerde olablidi. Ayrıca Risale-i Nur’un anlaşılması için havi olduğu 16 babtan ancak 4-5 tanesi tefsir ve izahı zamana müteallikti. 90 yıl.

    Bölgemizin içine düştüğü halin müsebbibi Siyonist deccalin kılıcı, koçbaşı, uşağı Neoliberal-neeocon yani Marksizmin çağdaş fitnelerinin izahı sonra yapayım. Çünkü bu kadar acem palavrasının Suriye işaretinin istismarını görünce çok üzüldüm. Suriye dahil Bilad-ı Şam’ın savaş alanına dönüşü Osmanlı’nın son zamanında görüldü. O zaman çok çetin savaşlar yaşandı. Şimdi başa dönülünce o zamanki Suriye Mehdi zuhuruna şimdi ise hakimiyetine işarettir.

    Mehdi hiç kılıç-silah kullanmayacak. Dinsizlik ile Ye’cüc ve Me’cüc taifesinin kan dökücülüğü harici birer tehlikedir. Ve şu anda küresel hakimiyet kurmak isteyen Yahudi-Siyonist deccalin en büyük silahıdır. Rehin Musul Konsolosu ne demişti bir kaç ay önce bölgede 10 milyondan fazla nüfusu olan devlet istenmiyor. Yani Yinon Planı çalışıyor. Yani merkezi Kudüs olan Büyük İsrail kuruluyor. Esed-İran-Hizbullah-PKK-YPG-FETÖ hepsi bu projenin proletaryasıdır. Yani işçisidir. Boyunları Siyonist tasmalıdır. .

    YanıtlaSil
  5. 4* Şimdiki Rusya ise Bediüzzaman’ın birinci Avrupa tasnifine giriyor. Ayrıca yüksek bir Müslüman nüfusuna sahip. Dinsiz kalamayan Rusya ne yapacaktı komünizm sonrası? O Rusya Bediüzzaman’ın tasnifiyle ABD ve Avrupa’nın birinci kısmı ile bağlantılı. Avrupa ve Amerikan birinci kısımları ittihad edip bölgeye müdahale etmedikçe veya bize yardım etmedikçe birbirimizi yemeye devam edeceğiz. Türkiye ise ittihad-ı İslam’ın motorudur. Bunun ırkçı ve milliyetçi hislerle değil Kur’an’ın nuruna ve Rum Suresi’nin işaretine istinaden belirtiyorum. Buna ilk teşebbüs eden rahmetli İslam kahramanı Menderes oldu, ama ipe çekildi. Demirel’e kan kusturdular, Özal’ı zehirlediler. Bu üç liderin zamanında İslam dünyası ile bağların kuvvetlenmesi teşebbüsleri yarıda kaldı. Şimdi 4. teşebbüs başladı. Kürt kartı Menderes’in Bağdat Paktı teşebbüsü üzerine hemen devreyle sokuldu. Ve ilk bölücü fitne bölgemizde Türk anarşistlerinin 1962 sonrası piyasaya sürülmesinden sonra 1970’lerin sonunda tam bir bölücü unsur oldu.

    Bize hep cambaza baktırdıkları için bir şeyin farkına varmadık. Yanlış ve zahiri hislerle saçmalayan oldu. Şimdi vereceğim bilgi güvenlik uzmanlarının teyid ettiği bilgidir. Aslında gözü olanın gördüğüdür: Hem askeri hem siyasi yönetim, Türkiye’nin de içinde olduğu bölgedeki etnisiteye dayalı bölücü Siyonist planı fark edince 2004-05’lerin başında çözüm için teşebbüse geçildi. Açılım için bizde hazırlık yapılırken, hem Irak hem de Suriye nezdinde özellikle Ahmed Davutoğlu’nun Dışişleri Bakanlığı döneminde mekik diplomasisiyle tehlike anlatılarak etnisite tahrikine karşı çözüm için bastırdık. Bizdeki açılımın aynısı onlardan istendi. O uyuşuk kafalarının verdiği cevap: “Biz sizin gibi değiliz, yapamayız” Ve sonunda neocon-neoliberal-siyonist plan hız kazandı. Arap Baharı solduruldu, bölge ateşe verildi. Bizde ise Oslo süreci dahil bütün süreçler İngiliz-Alman-neocon ve maşaları FETÖ tarafından sabote edildi. PKK’ya silah yardımı yapılarak ülkeye 2012 sonrası silah yığınağına başlandı. Ve sonrası malum. Asker FETÖ’den arındırılıp kendine getirilince inleri tek tek basılıyor.
    Yazımı İsmail Cem İpekçi’ye CHP-MSP koalisyonunun kurulduğu Şubat-1974’te beyanat veren12 Mart’ta devrilen Başbakanın sözüyle bitiriyorum: “Kimse güçlü Türkiye istemez”Ama İslam ümmeti de, siyaseti de, hilafeti de battığı yerden kalkması takdir-i İlahi’dir. Bu Levh-i Mahfuz’un karalama defteri Levh-i Mahv ispat’ta yer alan hükümdür. Ancak şöyle bir ihtimal var. Meşiet-i İlahi gayret ve çalışmamızı beğenmezse o hükme layık olunamadığından hükmü iptal veya tehir edebilir. Onun için işte Kur’an işte sünnet. Bunların ihyası esastır. Bunların makbuliyeti ölçüsünde dünyevi zenginlik de gelir.

    Mehdi’nin gelişi veya hakimiyeti ona zemin hazırlamak ile olur. Ahir zamanda fitnelerin dalga dalga geldiği rivayete edilir. Kayıklarınıza sahip olun devrilmeyelim. Ehl-i dinin ve ulemanın teveccüh-ü nasa sebep olan iktidar ve yönetme hırsı onlara yakışmaz. Şirk-i hafiye sebeptir. Siyaset dinde yani şeriattaki payı yüzde birdir. Yüzde 99 ibadet, ahlak ve fazilettir. Önce iman sonra namaz sonra ittihad. Başka yolu yok.

    YanıtlaSil
  6. Mustafa kardeşim, seni benim Türk İslam haber bloguma beraber yazarlık yapmaya davet ediyorum. site: haberr.com iletişim mail adresim isakoc@outlook.com.tr

    Bende senin gibi Türk İslam dünyası haberlerini buldukta paylaşıyorum yada kendi yorumlarımla bu tür haberler yazıyorum. Sitem de devletimiz ve dinimiz aleyhine yazılar paylaşılmamaktadır. Ayrıca dine aykırı görsel (video/foto) paylaşımı kesinlikle yapılmakmaktadır (bundan kastım avret yeri açık). Eğer uygun görürsen sende yazar olarak katıl. Amacım benzer düşüncelerdeki yazarlardan oluşan ve hassas değerlere önem veren haber blogu oluşturmak.

    Selametle.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Cenab-ı Hak sizleri İslamiyete hizmet noktasında muvaffak etsin .

      Sil
  7. Mustafa abi rivayetlere göre arabistan kralının iki sene içinde yani 5 ocağa kadar devrilmesi veya öldürülmesi gerekiyordu.Bu konuda yorumunuzu merak ediyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir iki ay daha bekleyelim. Yaklasik tarih olabilir. Iki buçuktan az ikiden biraz fazla bir tarihe de iki yil diyebiliyoruz günlük hayatta.
      Kral duymasin ayıp olur amanben de endiseyle ölümünu bekliyorum. Ondan sonrasi çorap sokugu gibi gelecek.

      Sil
    2. (يحكم الحجاز رجل اسمه اسم حيوان ، إذا رأيته حسبت في عينه الحول من البعيد ، وإذا اقتربت منه لاترى في عينه شيئاً ، يخلفه أخ له اسمه عبدالله. ويل لشيعتنا منه ، أعادها ثلاثاً ؛ بشروني بموته أبشركم بظهور الحجة )
      مئتان وخمسون علامة: 122

      Rasulullah (sas) şöyle buyurdu:

      Hicâz’ı isminde hayvân ismi olan bir adam yönetecektir. Uzak bir mesafeden baktığınız zaman gözlerini şaşı olduğunu göreceksiniz. Eğer yakında bakılırsa normal gözükecektir. ‘Abdullah isminde olan kardeşi tarafından desteklenecektir. Eyvahlar olsun ki onların peşinden gidenlere. Rasulullah (s‘as) üç kez tekrarladı. Bana onun (‘Abdullah) ölümünün haberini verin ki ben de size Mehdî’nin zuhurunu haber vereyim.

      (Ahmed bin Hanbel tarafından müsned hadîsler, 250 signs kitêbı, sayfa:122)

      http://hzmehdi.net/2014/08/abdullah-bin-abdulaziz-kral-abdullah-ve.html

       ÇÖZÜM

      Hicâz : TR
      hayvân : Erdoğan
      bir adam : cumhûrbaşkanı RTE
      ‘Abdu'llâh : 11. cumhûrbaşkanı ‘Abdu'llâh Gül
      şî‘atinâ : Millî Görüş
      veyl :
      ölümü :
      Mehdî : İmâm II. Mehdî resûl Muhammed‘Alî Fâtih Erbakan
      zuhûr : 20 eylül 2018 (10 muharrem 1440) pş ‘Âşûrâ´ gecesi Ke‘be'den hurûc!

       Yorum

      Hayvân ve kral ‘Abdu'llâh RTE ve ‘Apo Gül anlamındadır. İlgili aşağıdaki hadîsten de bu anlaşılıyor. Hicâz döngüsel anlamda Türkiye’dir. RTE ve ‘Apo Gül 2lisinden haber vermektedir. Erdoğan ismini yırtıcı bir kuş anlamında “doğan” olarak alabiliriz. RTE’nin gözleri de kayık yukarı aşağı zıdd yönlere bakıyor (gömlek çıkarma psikolojisini yansıtıyor tabi). Özellikle ‘Apo Gül'ün gözler baygın şaşı halde dikkat çekiyor. ‘Apo Gül RTE’nin velîahdi vâsısi mu‘temedi baş yardımcısı 2li bu sirr değil. Hadîste “veylün lişî‘atinâ minh” denmiş. Eş-Şî‘a hz ‘Alî tarafdêrı döngüsel anlamda Millî Görüş demek. “‘Apo Gül elebaşından dolayı vay Millî Görüş câmi‘asına” demek olur. MSP ve II. Mehdî II. Erbakan’ın başa gelebilmesi için RTE - ‘Apo Gül 2lisinin aradan çekilmesi gerektiği açıktır. ‘Akp'yi bir arada tutan da bu 2lidir. Bu 2li ölünce artık tûfânda (aşağıdaki hadîsin de haber verdiği gibi) ‘Akp dağılacak, tek başına çoğunluğu kimse sağlayamayacak ve iş MSP ve II. Erbakan’a kalacak önü açılmış olacak ´Allâh’ın böyle yardımıyla.

      Sil
  8. Cümle ümmet zulüm altındayken biz Allah'ın dinine nasıl yardım edeceğiz dostlar,İnsan kahroluyor elimiz kolumuz bağlı, içim içimi yiyor ortada bir zulüm var ama elimizden bir şey gelmiyor.

    YanıtlaSil
  9. 1*Suriye’deki iç savaş. Bölge devletlerinin sebep olduğu bir savaş değildir. Bölge ülkelerinin tamamı vesayet altında olmanın utanç verici cezasını çekiyorlar. Çünkü asıl fail değiller. Bediüzzaman bir asır önce teşhisi koymuştu: “Biz müteharrik-i bizzat değiliz, bilvasıta müteharrikiz. Avrupa üflüyor, biz burada oynuyoruz. O tenvim ile telkin eder, biz kendimizden hayal edip, asammâne tahribimizde eser-i telkini icra ederiz.”
    Buradaki “O tenvim ile telkin eder, biz kendimizden hayal edip, asammâne tahribimizde eser-i telkini icra ederiz” cümlesi çok ilginç. Avrupalı bizi uyutup uyuşturarak yapılacağını telkin eder, biz kör ve sağır telkin edilen tahribatı icra ederiz. Bunu söylediği zaman Halife de vardı ve alem-i İslam esir değildi. Ama sonra uyutulma derin narkozlu komaya dönüştü.

    Irak ve Suriye hatta ve hatta Afganistan işgali aynı tezgahın eseridir. Şimdi rivayette konuşan veya keşifte bulunanların alem-i misalde gözlem yapmışlar, yani hadiseyi gördükleri gibi anlatmışlar. Ama gerçek muharriki göremedikleri için veya bir hikmete binaen söyleyememişler. Sadece bilvasıta oynayanları görmüşler. Evet olayı böyle görüp şöyle anlatmışlar. Ama müsebbibi kim? İşte bu uzun bir hikaye. Fevkalade güzel düzenlenmiş ve mazide örneği ganice yaşanmış bir senaryonun tezgahlanmasından ibarettir. Burada Suriye, İran ve Türkiye muharrik-i bizzat değildir. Muharrik-i bilvasıtadır. Yani ipleri başkalarının elinde.

    Türkiye bu oyunu bozabilmek izin bölgede ta fitnenin baş esası olan İsrail’e kadar giderek teşebbüstü bulunmuş. Ama satrancın hilekar diğer oyuncusu fitnekar bir hamle yaparak 2006 Gazze operasyonu ile engellemiş. Bu defa Türkiye,16 yıldır işleyen ırkı ve dini etnisitelerin tahrik edilerek bölgenin karıştırılmasına karşı bölge ülkelerine Irak ve Suriye’ye hatta İran’a başvurmuş. Kendisi Kürt ve Alevi açılımı başlatmış, ama bu iş bu kadarla kalmış. Kalınca da 2011’den sonra yapmayana yaparlar kuralı işlemiş ve kanlı fitne icra safhasına konulmuştur.

    İşin en hazin tarafı, Lozan çetesi ve yağdanlıklarının bütün üyeleri ağızbirliğine vararak gavura sattıkları memaliki bataklığa benzetip Avrupa’nın kapı kulluğunda ısrar ederek yine bilvasıta muharrikliğin en müşahhas örneğin ortaya koyarken, bir yandan utanmadan hem Batıya hem de Suriye’ye politik çıkar uğruna Türkiye’nin teşebbüslerini geçmişteki gibi iktidar oluruz yemiyle sabote etmişler ve ediyorlar.

    Bunun da tek ilacı vardır. İttihad-ı İslam. Çünkü ittihad-ı İslam ile bir kuvvet oluşturmadıkça galebe çalmak mümkün değildir. Bütün rivayetlerin müjdeleri Mehdi dahil kimse hiçbir şey yapamaz. 1808’den, hatta 1839’dan, hatta ve hatta 1922 Lozan’dan beri işleyen kural baki kalır.

    Rivayetler kısaca olacak bir şeyin ihbarından ibarettir. Muharrik-i bizzat değildir. Sadece ve sadece görüleni televizyon ve radyo spikerleri anlatmaktan ibarettir. Çıkış çaresini ise bir zata Mehdi’nin geleceğine bağlayıp derde çare olamamışlar. Halbuki bütün müjdeler şarta tabidir. Şartları oluşmazsa iptal veya tehir, belki müsebbipleri mesul olur. İstanbul’un fethi müjdelenmiş ama şartları oluşmadığından 857 yıl beklenmiş. Belki 29 belki 32 defa fetih tehir olmuş. Onun için rivayetlerle değil, vazifelere bağlı kalmak Allah’ın indinde makbuldür. Hakkında üstelik hem Kevser Suresi hem de Hadis bulunan fetih 32 teşebbüse rağmen gerçekleşmemiş. Niçin?

    YanıtlaSil
  10. 2* Suriye olayı 3. Melheme’nin bir safhasıdır. Bunun Süfyani’den çok her iki deccalin anası olan Siyonist-Yahudi deccal ile ilgisi vardır. Hz. Peygamber buyurmuş: Fecr-i sadık + Mehdi + Mesih = Lut Gölü civarında Deccali tenkil. Formül bu. Bediüzzaman bu formülün Gayretullah’ı teşvik edecek 3 aşamasını ta 1950’lerde söylemiş. İkisi tamam. Biri kaldı. O olunca fecr-i sadık başlar. Yani Mesih artık devreye girer. Mehdi değil. Mesih Mehdi’ye takviye olarak geliyor.

    Hz. Peygamberin teşrifinden bu güne kadar yani Hicretten bu güne kadar 524 bin 500 fecr-i sadık geçmiş ama niçin bir türlü murad edilen fecr-i sadık gelmemiş diye bakmamak lazım. Fecr-i sadık Deccalin ve cereyanının mağlup edilerek 1918’de belki de 1909’da başlayan esaret gecesinin sonu olan fecr-i sadıktır. Arasında Süfyan-Deccal-Mehdi var. Fecir girince ezan okunur. Nerede okunur. Esir olan cami hürriyetine kavuştuğu için orada okunur. Sonra Mehdi şahs-ı manevisi yürür. Nereye? Mekke’ye. Tam yarı yolda ne var? Kudüs. Kudüs ilk Kıblemiz. Ama o ve Burak'ın beklediği Mescid esir. Olsun. O da nüzul-u Mesih’in katkılarıyla hürriyetine kavuşturulur. Ve bayram Mekke’de yapılır.

    Mehdiyetin en son gireceği mahal Medine-Mekke’dir. Bu da Mehdi’nin Mekke ve Medine’den çıkmayacağı anlamını verir. Mehdi’nin Mekke ve Medine rivayetleri onun ailesinin mahalline bakılarak, tıpkı bizim Horasan'dan çıkıp gibi Horasanlı olmamız gibi, Mekke-Medine’den zuhur edileceği sanılmış. Sonra Horasanlılar Anadolu’da. Kara bayraklılar Mekke-Medine’de değil ki. Yani hakimiyeti devri orada alamaz. Sonra o mübarek topraklarda Deccal ve süfyan ve siyonist yok. O Süfyan merkez-i saltanatın olduğu yerden huruç eder. Sahi rivayette ne vardı: Tam İstanbul fethedilecek haber gelirmiş: “Deccal çıktı”. Fetih yarıda kalır. Çünkü İstanbul’un doğusundan deccalin kara bulutları belirir. Hacı Bayram Veli ne diyordu 500 yıl önce? “2. Fetih Mehdi’nin” Mehdi olmadığı için yani daha deccal çıkmadığı için fetih olmamış. Deccal huruç edince artık sıra Mehdi’nin zuhuruna gelir. Sonra hükmedecek artık. Ne zaman? Fecr-i sadık sonrası.

    Bu rivayetlerde böyle yazmaz. Ama rivayetin geldiği Levhi Mahv İspet böyle yazar. İster inanın ister inanmayın. Ama bu olacak. Tabi izn-i İlahi varsa. Türk kütüphanelerinde bunun bilgisi yok. Ama Arap kütüphaneleri ağzına kadar dop dolu. Onu için bizim maskaralar pis Arap demelerinin sebebi belki de bu. Foyalarını çıkaracak bilgi orada. Nitekim.

    Yaklaşık 2 asır önce yaşayan Mekke Müftüsü meşhur Ahmed Zeyni Dehlan bir kitap yazmış. “Fütuhat-ı İslamiyye” diye. 2. Cildinde Eşşeyh Selahaddin Essefedi’nin “Eş Şerhu Eş Şecerat-ül Numaniye” adlı seriden nakil yapmış. Şeyh Hazretleri (şimdi şeyh falan diyorum bizim Süfyaniler kuduracaklar. Artık bir şey yapamazlar karanalık bitiyor) şöyle diyor:

    “Eminim ki, bu Devlet-i Aliyyeyi Osmaniye Hz.Mehdi’nin zuhuruna kadar devam edecek, askerleriyle ve hazireleriyle Hz. Mehdi’ye yardımcı olacaktır. O devletin bekasına ve devamına dua etmek lazım”

    Bu zat o eserinde keşif ve kerametine istinaden “Osmanlı Devleti’nin sonu Hz. Mehdi’nin zuhuruna kadardır”

    YanıtlaSil
  11. 3* Şeyh Hazretleri bu bilgiyi nereden almış ola. OIsmanlı ne zaman bitti? 1922. Öyleyse Mehdi zuhur etmiş. Ondan sonra sözü Beidüzazman alır. Bir asır sonra hükmeder. Yani 1441. Hakimiyet için de Türklerin asker ve hazineleriyle Mehdi’ye yardımcı olacaklar. Bu Beidüzzaman’ın Mehdiyetin’in 3. Safhasına delalet eder. Yani. Beyda Savaşı sonrası. Beyda nedir? Ak ve beyaz. Yani ak devrim. Yani 1950’den sonra bir beyaz ihtilal daha olur, ama bu halk ihtilali ve beyaz devrim 50 yıl sonra tekrarlanır. Şu işe bak. Bediüzzaman 1992’de demiş ki: “Yakinim var ki, istikbal semavatı zemin-i Asya Bahem olur teslim,yed-i beyaza-i İslam'a."

    Yed-i bayza-i İslam, yani İslam’ın beyaz eline yani ak eline. Kim ola? Ha bir şey daha var, şu Rus. Yıl 1911. Bediüzzaman İstanbul’dan Van’a giderken Tiflis’e uğrar. Şeyh San’an Tepesi’nde Rus polisine ne diyordu? 3 karanlık perdeden ve yırtılmasından. Sonra ne olur? 40 yıl sonra Emirdağ Lahikası’nda devamını yazmış:
    “Rus da dinsiz kalamaz. Geri dönüp Hıristiyan da olamaz. Olsa olsa, küfr-ü mutlakı kıran ve hak ve hakikate dayanan ve hüccet ve delile istinad eden ve aklı ve kalbi ikna eden Kur’ân ile bir musalâha veya tâbi olabilir.
    İki dehşetli Harb-i Umumînin neticesinde beşerde hasıl olan bir intibah-ı kavî ve beşerin tam uyanması cihetiyle, kat’iyen dinsiz bir millet yaşamaz. Rus da dinsiz kalamaz. Geri dönüp Hıristiyan da olamaz. Olsa olsa, küfr-ü mutlakı kıran ve hak ve hakikate dayanan ve hüccet ve delile istinad eden ve aklı ve kalbi ikna eden Kur’ân ile bir musalâha veya tâbi olabilir. O vakit dört yüz milyon ehl-i Kur’ân’a kılıç çekemez.”

    Gördünüz mu iki deccalin ülkesinden iki devlet çıkıyor ve şimdi Suriye’de. Sonra işin içine bir de Horasan’dan biri yani çıkıyor: Nursultan Nazarbayev: “Kardaşlar buraya buyurun burada başlasın musalaha” Yani? Rivayetçilik yok. Kur’an’ın delallı konuşuyor:

    “Yakinim var ki, istikbal semavatı zemin-i Asya Bahem olur teslim,yed-i beyaza-i İslam'a."

    Efendim siyah bayraklar gelecek, Süfyani çıkacak, Mehdi gelecek, orduları olacak, asacak vuracak. Cek cak cek cak. Hadis: “Müslüman’ın nazarından çekininiz: Çünkü o Allah’ın nazarı ile nazar eder”

    Bakın şimdi Nur var, Sultan var, Nazar var. Ama bazılarının gözü var mı? Belki yoktur. Çünkü göz olmasının bir önemi yok. Akıl lazım. Gözden geçen görüntü Retine tabakasına, oradan sinirlerle beyne, oradan da ruha gider ve ruh görür. Hadi anladık Necip Fazıl söylemiş “Girin bakın ülkeme başsız başsız adamlar yatar.” İyi de ruhun gözü de mi yok? Ama gaflet uyşkusu yoksa kulak da mı yok? Tabi ya bir ses geliyor. Ta Malazgirtten, Tuna’dan, Kosova’dan, El bab’dan:

    Gâfil ne bilir neşve-i pür-şevk-i vegâyı
    Meydân-ı celâdetteki envâr-ı sefâyı

    Merdân-ı gazâ aşk ile tekbirler alınca
    Titretti yine rûy-ı zemin, arş-ı semâyı

    Allah yolunda cenk edelim şân alalım şân
    Kur'an'da zafer vadediyor, Hazret-i Yezdan

    Hazreti Yezdan'ın en iyi anlatan hem de esmasıyla Risale-i nur.O da aynı marşı Yakin var ile söylüyor. 3 sene mi desem 4 sene mi? Allah'ın işine karışmamak lazım. Dua gibi marşa devam: Gafil ne bilirrrrrrrrrr......

    YanıtlaSil
  12. Selam Musrafa Abi,
    Kendi yorumum bulunduğu ve Gaybi hadisler sitesindeki yazılanlardan oluşan bir yazı.......

    SURİYE VE SİYAH BAYRAKLILAR 2017

    Peki 2015-2016 yıllarında neler gerçekleşti. Şöyle bir analiz edelim.

    Ebu Hüreyre (r.a.)'nin rivayet ettiği meşhur bir hadis vardır. Şöyle ki "Ahirzaman’ın harbi cihan harbidir. Çok kimselerin öldürüldüğü iki büyük harbden sonra bir üçüncüsü daha olacak."(1)Toplamda 3 dünya savaşı olacağını bildiren bu hadiste, بعد اثنين كُبريين İki büyük harbten sonrakısmı büyük ebced hesabına göre Hicri 1436 yılı, Miladi takvime göre Ekim 2014-Ekim 2015 yılları arasına işaret ediyor. (En doğrusunu yüce olan Allah bilir).

    Batılıları temsilen Rum süresinin ilk ayeti ELIF LAM MİM, en büyük ebced hesabına göre Hicri takviminde 1436 yılını ( Ekim 2014-Ekim 2015 yılları arasını) çağrıştırır.

    Rusya'nın 2015 yılında Suriye'ye yoğun bir şekilde askeri anlamda yığın yapmaya başlaması ve Suriye'deki iç savaşa dahil oldu. Bununla beraber Ekim 2015 tarihinde Amerikanın Suriye'nin kuzeyinde Haseke'nin kuzeydoğusundaki Rümeylan ilçesinde bir üs kudu. Aynı anda Amerika ve Rusya'nın savaş olan bir ülkede bulunmaları 3.Dünya Savaşının ilk cephesinin açıldığı olgusuna sebebiyet verdiğini inkar edemeyiz.

    Süfyana zemin hazırlayan orduların bu süreçte ortaya çıkmıştır. Çünkü bir hadiste فيظهر السفياني "Böylece Süfyan zuhur eder"(3) kısmı küçük ebced hesabına göre Hicri 1437, Miladi takvime göre 2015-2016 yılları arasına denk gelir.

    10 Ekim 2015 yılında Suriye'de Amerika'nın desteklediği YPG'nin dahil olduğu 13 grup "Suriye Demokratik Güçleri (SDG)" adı altında birleşik ordu kurdular.

    Böylece PYD'yi, meşru kılmak için adımlar atıldı. Demek ki, yukarıdaki hadisten yola çıkarak Süfyan'a yardım edecek grubun ortaya çıktığı bir gerçektir. Bu orduların içinde yabancı askerlerin yani batılı ülkelerin özel kuvvetlerinin bulunması sıradaki hadiste Süfyanın ordusunda yabancıların zuhur ettiğini ortaya çıkarmıştır. "Süfyani, içinde altı yüz yabancı olan yeni bir orduyu tekrar Haşimi’lerin üzerine gönderir.(Suyuti) "

    YanıtlaSil


  13. --------------------------------------

    2017 ve sonrasında Allah'ın izni ile neler bekliyoruz.

    Başka bir hadiste, الترك والروم بقرقيسيا Karkısa bölgesindeki Türkler ve Rumlar(7) kısmı küçük ebceb hesabına göre 2017 yılına işaret eder. (En doğrusunu Allah bilir)

    Bugün DAEŞ'in başkenti Rakka, Karkısa bölgesi sınırları içersinde bulunmaktadır. Yukardaki hadisten yola çıkarak 2017 yılında Türkiye ve batılı askerler bu

    bölgeye gireceğini ve biiznillah DAEŞ'in ortadan kalkacağını düşünüyoruz. Bunu destekleyen bir hadiste aşağıda bulunmaktadır.

    بالشام ثلاث رايات Şamdaki üç bayraklı(6) kısmı küçük ebceb hesabına göre 2017 yılına işaret eder.

    Bugün Suriye'de mevcut yerel 4 bayraklı bulunmaktadır. Esed (Rusya), DAEŞ, PYD (Amerika) ve Muhalifler. 2017 yılında DAEŞ bitecekse Suriye'de 3 bayraklı kalacağı aşikardır.

    Sahte Siyah Bayraklı olan DAEŞ inşAllah 2017 yılında son bulacaksa Gerçek Siyah Bayraklıların ilk işareti olacaktır.
    Hadislerde Siyah Bayraklılar kimi zaman Horasan ehli olarak geçer.Paylaşacağım iki hadiste ortak noktalar mevcuttur. أصحاب الرايات السود Siyah Bayraklı Taraftarlar(4) büyük ebced hesabına göre 2017 yılına, أهل خراسان Horasan ehli(5) büyük ebced hesabına göre Hicri 1438 (Miladi 2017) aynı yıla işaret eder.

    "Yaşı küçük sakalı hafif ve sarışın bir genç çıkar, Mehdi'nin bayrağını taşır ve karşısına dağlar bile çıksa onları ezerek İlya'ya (Kudüs'e) kadar ulaşır. (İmam-ı Suyûtî)"

    Birinci hadiste İlya'ya (Kudüs'e) kadar ulaşır حتى ينزل أيلياء kısmı Büyük Ebced hesabına (Cümle-i Kebir) göre şeddeli olarak Hicri 1444 yılı Miladi olarak Temmuz 2022-Temmuz 2023 yılları arasına işaret eder. Bu tarihte Siyah Bayraklıların Kudüs'ün egemenliğini alacaklarını anlıyoruz.

    Başka bir hadiste Siyah bayraklıların çıkışı ile Kudüsün saltanatını Hz. Mehdiye teslim arasında 6 yıl olduğunu ve 2022-2023 den 6 yıl öncesi olan Temmuz 2016-Temmuz 2017 yılları arasında Siyah Bayraklıların çıkışı olacaktır.

    Kısacası 2017 yılında inşAllah Gerçek Siyah Bayraklılar zuhur edecektir. 2023 yılında Kudüs'ün egemenliği Müslümanlara geçecektir. 2023 yılını destekleyen başka bir hadis analizi aşağıdadır.

    إِلاَّ الْغَرْقَدَBir hadiste (Sadece Gargat ) kısmı küçük ebced hesabına göre Hicri 1367/Miladi 1948 tarihine denk gelir. Aynı zamanda şeddeli olarak büyük ebced hesabına göre Miladi 2023 yılını işaret eder.

    Yahudilerle ilişkili olan Gargat kelimesi bize Yahudilerin kurmuş olduğu İsrail devletinin hem kuruluş hem de yıkılış tarihini verir. 1948 yılı işgalci İsrail devletinin kuruluş yılıdır. Gargat ağacı hadislerde belirtildiği gibi Yahudilerin yerini söylemeyen ağaçtır. Buradaki mana mecazi olduğu apaçıktır. Bugün

    Yahudiler en çok Gargat ağacı dikerler ve dünyada Gargat ağacının en sık olduğu bölge Yahudilerin yaşadığı işgalci İsrail devletidir. Bu nedenle Gargat kelimesi bize Yahudilerin hem konumunu hem de kurdukları devletinin kuruluş-yıkılış tarihlerini bildirir. 2023 yılında ise Yahudi devletinin tamamen haritadan silinecektir. En doğrusunu Allah bilir.






    YanıtlaSil
  14. Yavuz Sultân Selim Han Hazretlerine,
    Hıristiyan’ın biri sekiz sene hizmet etmiş.
    O kadar güzel hizmet etmiş ki, ancak o kadar olur. …
    Yavuz Sultân Selim Han bir gün çağırmış, demiş ki:
    – Bak, seni azâd edeceğim, Sana para da vereceğim.
    Padişâh sözü de veriyorum. Bana doğruyu söyle, en ufak bir zarar görmeyeceksin…
    – Buyur sor Padişâhım! diyor.
    Yavuz Sultân Selim Han;
    – Benim Peygamberim Sallallâhû teâlâ aleyhi ve sellem buyuruyor ki; bir Yahudi ve bir Hıristiyan size hizmet ederse, fırsat buldukları an, size hıyânet ederler! Sende hiçbir hâinlik görmedim ama yaptığın bir ihânet varsa ben bileyim de, Aleyhisselâtû Vesselâm Efendimizin mucizesini gözümle görmüş olayım, söz veriyorum, zarar görmeyeceksin!
    – Padişâhım… diyor, sekiz senedir sana getirdiğim abdest suyuna, işemeden getirmedim!
    Sultân Selim Hân da diyor ki: Allahü tealaya yemin olsun ki, senin getirdiğin abdest suyu ile hiç abdest almadım! Haydi, serbestsin,

    Bu kıssadan da anlaşılacağı üzere yahudi ve hrıstiyanlar ( Rusya )hic bir zaman durduk yere islami seçmeyecekler onlar ilahı kaderin üzerlerine yüklenmis olduğu rolü oynayacaklar taki peygamber efendimizin mekkeyi feth ettigi gibi kimeleri korkusundan kimileri tanrilarinin kendilerini koruyamadigindan kimisi de o an gerçeği gördüğünden çünkü sadece Ebubekir sıddıkla çıkmış olduğu mekkesinden 10000 kisilik ordu ile feth etmişti ve Allah ın resülü merhametle muamele etmişti. Efendimiz iki cihan sultanın nurunu mücizelerini onların iclerindeyken nasiplenemeyenler bir fetih ile nasiplendiler. Üstadın risale nurları su anadoluda ki kararan muminlerin kalplerini actı aydınlattı sadece o degil suleyman hilmi tuna efendi ve daha niceleri ama bunlar ehli küfürü direk hepsini müslüman edip dünyada islamiyet hakim olamaz cünkü eğer oyle birsey olsa efendimiz zamanında olurdu kaldıkı ehli küfür ;
    "Kılıcımız parladıkça düşmanın gözü ondan ayrılıp bizi göremez. Ama Allah esirgesin, bir gün paslanır da yaltırıklanmazsa düşman bizi görmek değil, bir de tepeden bakar." Hem iman nuru ile hemde kılıcla teslim alırsın osmanli sadece adaletiyle hukum surmedi onca asır bu nedenle o savaşı kimileri perdelese de gerceklesek ayrıca burda Allahım yüreklerimiza sabır ve cesaret ver dediğim de birileri korktuğumuzu sanıyor halbuki ben oturduğu yerden konuşmamının kolay olduğunu biliyorum asıl önemli olan zor zamanlarda meydanda olmak bizimkisi korkaklik değil duadır cünkü rabbimiz ne diy;
    Kullarım Beni sana soracak olurlarsa, gerçekten de Ben pek yakınım. Bana dua ettiği zaman dua edenin çağrısına cevap veririm. Öyleyse onlar da Bana cevap versinler ve Bana inansınlar ki doğruya erişsinler.
    Bakara Sûresi

    Rabbinize yalvara yakara ve gizlice dua edin. Bilesiniz ki O, haddi aşanları sevmez. Ürpererek ve ümit ederek dua edin O'na. Hiç kuşkusuz, Allah'ın rahmeti, güzel düşünüp güzel iş yapanlara çok yakındır.
    A'râf Sûresi

    De ki: Sizin duanız olmasa Rabbim size ne diye değer versin?
    Furkan Sûresi
    Selam ve dua görüsmek üzere..

    YanıtlaSil