.

ALLAH; DEVLETE, MİLLETE VE ORDUMUZA ZEVAL VERMESİN

25 Eylül 2017 Pazartesi

KUZEY IRAK REFERANDUMU

Kuzey Irak'ta referandum herşeye rağmen yapılıyor. Ortadoğudaki Turkler, Araplar ve Farsların aleyhine Kürdistan oluşumuna hız veriliyor. Petrolü bölgedeki hiç bir millete bırakmayan ve sadece bekçiliğini Kürtlere yaptırmek isteyen güçler bu oyunun ardında...
Bir hadis-i Şerifde der ki: Bir hazinenin yanında halifenin üç oğlu çatışır. Ancak hazine hiç birisine nasib olmaz.
Diğer yandan başka hadislerde Nusaybin, Karkisa, Şırnak gibi yerlerde meydana gelecek hadiselerden bahsedilir.
Musul'u elimizden koparan güçler şimdi de bizi anlaşma ve tarihten gelen haklarımızdan mahrum etmeye çalışmaktadırlar.
Kuzey Suriye ve Kuzey Irak aynı planın parçasıdır. Aklı başında Kürtler bilirler ki batılı güçlerin onları sürüklediği maceranın sonu vahimdir.
Dertlerimizin dermanı İslam birliğidir.

29 Ağustos 2017 Salı

ARAKAN'DA KATLİAM SÜRÜYOR





Yeni bir  Aylan bebek olayı daha... Arakan'da Budist çetelerin ve Myanmar ordu birliklerinin yaptığı müslüman katliamı sürüyor.

Müslümanlar bir araya gelip İslam Birliğini kurmadıkça islam ülkeleri ve müslümanlar hedef olmaya devam edecektir..

12 Ağustos 2017 Cumartesi

DOĞU TARAFINDAN BİR ATEŞİN GÖRÜNMESİ


“Ikdiddurer” isimli kitabta Mehdi'nin zuhur alametleri bahsinde geçiyor: Doğuda, semada üç gece görünen büyük bir ateşin çıkması. Mutad (alışılmışın dışında) şafak kızıllığı gibi olmayan bir kırmızılığın semada görülüp ufukta yayılması.
(Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, 32)
Doğudan üç veya yedi gün ardı ardına büyük bir ateş zuhur edecek, gökte karanlık görülecek, gökte alışılmış olan kırmızılığın aksine bambaska bir kızıllık yayılacak. Yeryüzünün duyup anlayabileceği bir dille nida edilecek.
(Kıyamet Alametleri, 166)
Ebu Cafer b. Muhammed b. Ali (r.a.)dan rivayet edildi. Siz üç veya yedi gün, doğudan bir ateşi gördüğünüz zaman Al-i Muhammed'in çıkmasını bekleyiniz, inşaAllah-ü Teala, bir münadi Mehdi'nin ismi ile semadan nida edecek ki, doğuda batıda olan herkes bu sesi işitecek. Öyleki korkudan uykuda olanlar uyanacak, ayakta olan çökecek, oturan ise ayağa fırlayacaktır.
(Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman , 32)

6 Ağustos 2017 Pazar

KUDÜS'ÜN FETHİ - ABDÜRRAHİM ÇOKGÜNGÖR



Ahir zaman uzun bir zamandır. Bazılarına göre 300, bazılarına göre ise 500 yıldır. Bu uzun zamanın en önemli devresi 1806-08 ile başlayan ve 3 bölümden oluşan son 300 yıllık süreçtir. Bu süreçte İslam’ın galibane fütuhatının durması, gerilemesi ve mağlubiyeti art arda gelir. Bunların açık ve gizli sebebleri gaflet sebebiyle tam bilinmez-bilinmeyebilir. Öyle olunca ve ahir zamanda zihinleri duhanın karartması neticesi rivayetlerle vaziyet tayini mümkün olmaz. Çünkü olaylar iç içe yani mütedahil ve komplekstir. Düşünebiliyor musunuz daha 1830’larda “Din ilerlemeye mani” diye masonların ve küfr-ü mutlakın öncüleri bu ülkede konuşmaya başladılar.

Kudüs ne zaman elimizden çıktı. İsrail’in Basel’de 1897’de kuruluşundan 20 yıl sonra. Siyonizmin vekaletine sahip İngilizler Türk ordusunu mağlup ederek Filistin’i ve Kudüs’ü işgal etmiştir. Kudüs’ün işgal haberi Avrupa’ya ulaştığında bütün kiliseler çanlarını çalarak kutlamıştır. Bunlar arasında o sırada devam eden 1. Cihan Harbi’nde sözde müttefikimiz olan Almanya-Avusturya da vardı.

Gafil Avrupalılar Kudüs’ü bizden alıp kendileri o topraklara hakim olamadılar, vekilliğini yaptıkları Siyonistlere teslim ettiler. Yani bölgenin yeraltı zenginlikleri onların, üstü kutsal topraklar Yahudilerin oldu. Bunda Yahudi yapımı protestan Hırsitiyanlığın büyük emeği vardır. Büyük Deccal’in hakimiyetinin başladığı tarih ile Kudüs’ün elden çıktığı tarih aynı. 1917. Ayrıca Belfour Deklarasyonunun yayınlandığı tarih de 1917. Yani o tarihte iki büyük imparatorluktan olan İngiltere o beyanname ile Yahudiler’in Filistin’de yerleşme hakkını olduğunu dünyaya ilan etti. Bu 3 olayda siyonizmin azim emeği vardır. 1897’de Basel’de devlet kuran Siyonistler, 20 yıl sonra Kudüs’e göçle ilk adımını attı. 1897’den 50 yıl sonra da Basel’de açtığı bayrağı o topraklarda dikip dalgalandırdı. Bu ancak ve ancak Türk’ün mağlup olması ile mümkün olabilmiştir.1826 sonrası meydana gelen İslam’ın bütün mağlubiyetlerinde siyonizmin perde arkasında rolü vardır.

İsrail’in bayrağı Dicle-Nil arasındaki toprakların 6 yıldızlı Yahudiler’in olduğunu sembolize eder. İsrail’in kurulması ile Büyük İsrail için ilk dev adım atılmıştır. Züğürt tesellisi olarak Hıristiyanlar sevinmiş, ama malı Siyonistler götürmüştür. Bu zafer 1773 tarihinde Yahudiler’in “Dünya hakimiyeti için Deccali çıkaralım” kararının ilk ayağıdır. Nasıl yaptılar? İslam’ın bayraktarı Türk’ü önce içeriden maşalarıyla yıkarak emellerine ulaştılar. Bu tarihi gerçektir. Üstelik Türk’ü haşmet ve hakimiyetini yıkarak Anadolu’ya hapsederken kurulan devletin temelinde onların ideolojisi vardı. Öyle ki bir dönem geldi Siyonistlerin dünyada en çok etkiledikleri 5 ülkeden biri Türkiye oldu.
Ulusalcıların ağababalarından Yalçın Küçük 10 yıl kadar önce yaptığı bir konuşmada dede ki: “Yahudiler İsrail’de olduğundan daha fazla Türkiye’ye hakimler.” Ve bir diğer sözü “Derin devlet içimizdeki İsrail’dir” demişti.

Evet, iki deccal Yahudi’den çıkar. Hıristiyan ve İslam alemindeki 3 imparatorluk çöker. Çökertme yöntemleri ise, ulusal devlet ideolojisidir. 3 imparatorluk parçalara ayrılır ve sonra Yahudiler gelir İsrail’e yerleşip dünyaya hakim olurlar. Küresel sermaye ahir zamanda İsrail’in zirve noktasıdır. Bu gerçeği hangi rivayette yazılı? Bilen az, ama hakiki kaynaklara ulaşanlar için var. Müteşabih olarak. Haberi veren kainatın efendisi ve ilmin kapısı olan zat.

Şimdi araba devrildikten sonra yol gösteren çok olurmuş. Bade harap-ül İslam’dan sonra kurtarıcı bolluğundan geçilmez olur. Çünkü Müslümanların basiret ve ferasetini kaybetmesi bir yana, mü’min vasfı da zedelenmiş. Bütün bu hadisatın özü ahir zamanın 4 şahsının zamanına işaret eder: Mehdi-Mesih, Deccal-Süfyan. Gerisi palavra üstü palavradır.

2006-07'de Belfour ve Kudüs’ün işgalinden 90 yıl sonra Rum Suresi’nden gelen işari haberle kaderin Beni İsrail için ahir zamandaki hükmü yürürlüğe girer. Kes yapıştır ile bu siteye rivayet aktaranlar bunu biliyor muydunuz? Haşa, sümme haşa. Süfyan’ın tahakkümü altında 90 yıldır yaşıyorsunuz hala Süfyan ve Mehdi beklersiniz. Kudüs gitmiş Konstantiniyye gitmiş, küfr-ü mutlak en aşağılık yüzünü göstermiş, ama gözlerine duhan mili çekilmiş ama gözler olup biteni algılayamıyor. Böyle bir halde “Bekledim de gelmedin ey Mehdi, bizlere uğramadın” türküsüne döndürür işi. Halbuki bir gökdelenin temel atma ve kaba inşaatını atlayıp imardan sonrasına göz dikenler, zaman akışındaki sırayı kaçırır. Ve bilmeden gökdelenin tepesinde oturup etrafı kolaçan ederken "yahu hani büyük bir gökdelen yapılacaktı niçin yapılmadı" demelerine benziyor iş. Halbuki gökdelenden sonra müştemilat ve çevre binalar da inşa edilir. Yani Mehdi’nin zuhur ettiği merkez eyalet imar edilir, sonra çevreye el atılır. Bu iki hamlenin sırrı ise iki mabedin (Ayasofya ve Mescid-i Aksa) esaretinin kaldırılmasıyla manasını bulur. İşte sır burada. Her iki mabedin esaretten kurtarılmasının tek sırrı ise ancak ve ancak ittihad-ı İslam şartıdır. Çünkü en büyük farz vazife budur. Yıl 1909 Beidüzzaman tehlikeye görüp demiş: “Bu ittihad, âdetten değil, ibadettir. İhfâ, havf-ı riyâdandır. Farzda riyâ yoktur. Bu zamanın en büyük farz vazifesi ittihad-ı İslâmdır.” Yani işin sırrı gözünü dünyevi menfaatler ve siyaset bürümüş duhanlı beyinlerin göremediği ubudiyettedir. Gözü manevi miraçta olmayan, dünyevi nimetlere hasr-ı nazar eder?
Şimdi meseleyi biraz daha açalım. 2006-2007’de ne oldu? Oraya gelebilmek 10 yıl önceye gitmeli. İsrail’in müesses nizamının girişimiyle ABD ve Washington’daki Yahudi kuruluşları ve neocon sivil toplum örgütleri 28 Şubat’ı tezgahladılar. O dönem her iki deccali doğuran ana deccal yani Siyonizm, Süfyanilerle birleşerek Deccali hareketin sona atağına kalkıştı. Öyle ki Kur’an bunu ebcedi olarak işaret etmiş ve Tağuti bir tecavüz olarak nitelemiştir. 1417. Ama gökdelenin bayrak asma aşamasına gelindiğini kimse anlayamadı. Ve 72 ay sonra o Tağuti harekete karşı darbe geldi. Bu darbeden bir yıl sonra neocon-siyonist şebeke yeni bir tecavüze kalkıştı. Irak’ı vurdu. Ama Türkiye’yi buna alet edemedi. Ana deccalin siyonizmin neocon ayağı bundan çok öfkelendi. Ve Siyonistler bu kez Süfyanileri kullanarak netice alamayınca yeni bir ortak çıkararak (FETÖ) yıkıma karar verdi. Bunun püf tarihi 2006’dır.

Bu kez Türkiye’deki iç dengeleri bozacak plana kalkışıldı. Ulusalcı-kemalist güruhu iktidara saldırtıp arkasından FETÖ’ye yürü ya uşağım deyip AK Parti’yi kuşatma altına aldı. Burada en önemli nokta Ergenekon davaları ile askeriyeyi yeme operasyonları oldu. Ki bunun ilk resmi ağızdan ifadesi CIA danışmanı Henri Barkey’den geldi. Sonra kavgayı kızıştırıp iktidarın üzerine saldırma provokasyonu için düğmeye basıldı. Önce provoke edilen Kemalist-uluslacılar AK Parti hükümetini devirmeye kalkıştı. 27 Nisan muhtırası ve kapatma davası bunun ilk örneğidir. Bu arada epeydir yargı-emniyet-askeriye sızan FETÖ'yü Ak Parti'ye yardımcı pozisyonuna sokup devlete sızmayı yoğunlaştırdı.
İşte o 2006’da bir şey daha oldu. Doğumundan bir, birbuçuk yıl sonra ölen Ortadoğu Projesi gereği Türkiye’nin hayırlı bir iş diyerek, Suriye ve İsrail’i bölge barışı için barıştırmak istedi. Müzakereler yürüdü her şey hazırlandı imzaya bir hafta kala İsrail Gazze’yi alçakça vurdu. Yani İsrail, kendisini Suriye ile barıştırmak isteyen Türkiye’ye, Gazze işgali ile cevap vererek “Bu bölgede patron biziz. Bize ayar çekme, bizi yönlendirip hedef saptırma” mesajı verdi. Peki bu rivayet antolojisi sahipleri, Irak’taki iki aşiretin çatışmasına yer veriyor da bunlardan niçin bahsetmiyor?

Bu hareket bardağı taşıran son damla olduğundan gazab-ı İlahiye vakti gelip çattı. Çünkü “Onlar yeryüzünde hep bozgunculuğa koşarlar. Allah ise bozgunculardı sevmez”(5/64) ayeti şu fesada işaret eder: “İsrailoğullarına Tevrat’ta şöyle bildirdik: “Siz yeryüzünde iki fesad çıkaracaksınız” 17/4 . Klasik tefsirler bunu Milat öncesi iki fesedla tevil etmişler. Aslında bunun bir de zımni ikinci ayağı var. Yani fesad Hz.Muhammed (as) öncesi bir, ondan sonra olmak üzere iki fesadları olduğunu adeta işari olarak Kur’an iki kez söz ederek haberini verir: “Bozgunculuk yaparak yeryüzünü fesada vermeyin”(2/60) ve (7/74). Verirse ne olur?. Zillet ve meskenete tabi cezasına hükmedilir ve tutulup sürülürler. İşte ahir zamandaki en püf nokta budur. Yani iki fesada iki kez zillet ve meskenet cezası. Biri tamam oldu. Sıra geldi ikincisine. Öyle olunca 15 yıldır devam eden 3. Melheme’nin finaline kapı açılır. Çünkü semaya uzanan gökdelenin bayrak asma dönemi başladığından ceza oradan gelmesi mukadder..

Hz. Peygamber gayet açık ve net haber vermiş. “Şeria Nehrinin bir kıyısında Yahudiler, böbür kıyısında siz harp edeceksiniz.” Bir başka rivayette “Mehdi gelir Deccali öldürür Kudüs’ü kurtarır.” Bir başka rivayet ise “Hz. İsa gelir Deccali Lut Gölü yakınında yener.” Bir başka rivayet. “Hz. Mesih nüzul edince Yahudiler devlet kurar.” Bir başka rivayet “Müslümanlarla Yahudiler harb edecek, o zaman her taş, arkasında gizlenen Yahudi’yi haber verecek.” Bu müteşabih ve çoğu gerçekleşen rivayetlerdir. Tahakkuk etmeyeni Deccal’in yani her iki decali doğuranın Lut’ta öldürülmesi ve Kudus’un fethi. Bunun sath-ı mailine girilemediğini kimse iddia edemez. Ve bunun başlama tarih 2006’dır. 11 Eylül sonrası re’sen harekete geçen neoconlar Müslüman ülkele karşı saldırgan yüzünü gösterdi. Ana Deccalin (Siyonistlerin) Süfyanilerle ittifak ettiği 28 Şubat da bir başlangıçtı ama daha Mehdiyet’in gökdelenin çatışı yoktu. Onun için esas tarih 2006’dır. Çünkü Süfyan’ın bid’a rejiminin ıslahı olmadan ana deccal yok edilemez. Hüküm böyle. Önce, önce doğan büyük deccal, sonra küçük ve en son anaları yeryüzünden temizlenir. Ve genel barış yani küresel barış tesis edilir.
Bütün bu rivayetleri toplayınca ortaya ne çıkar. Kudüs’ün fethi için parçalanan ittihad-ı İslam'ın tesisi şarttır. Çünkü o mübarek belde Müslümanların elinden çıktığı yetmezmiş gibi bütün İslam dünyası işgale uğradı. Yani işin sırrı önce İslam Alemi’nin istiklaline kavuşması sonra ittihad etmesi lazım. Yani mani zail olmadan yıkılıp giden avdet etmez. Bu ilk aşamada Mehdi ve cemaatine ait. O Mehdi nerede zuhur eder? Deccali süfyan fitnesine uğrayan Rum ehli arasından. Ayrıca bir şey daha var: Yeryüzündeki Türkler yalnız küçük değil büyük deccalin de tahakkümü altına girer. Büyük deccal Mesih tarafından mağlup edilerek ortadan kaldırılınca ne olur? İslam dünyasında istiklaline kavuşmayan devlet kalmaz. Ama aralarına siyasi birlik olmadığından bir türlü birleşemezler.

Mehdi’nin çabalarının yetersiz kalması değil iş bölümü gereği bu kez diğer vazifedar Hz. Mesih’in cemaati devreye girer. Müslüman ülkeler arasındaki ihtilaflar giderilir ve ittihad doğar. Yahudi’den intikamı almak hakkı yalnız Müslümanlara ait değil. Yahudi güdümlüsü Martin Luther ile münharif Hıristiyanlığı bir kez daha tahrife uğrayanların da hakkı. Ayrıca Filistin kimin elinde idi de onların elinden alındı. Onların da ilk sırada hakkı var. İşte O millet bunun ateşini yakar. Bunun nasıl olacağı sır olarak bırakılmış. Yahudiler biliyor. Biz ayakta, yatakta olduğu kadar uyuduğumuzdan ekseriyetimiz anlayamaz. Hiç üst düzey matematik ve fizik kurallarını bilmeden kim E=M2 olduğunun sırrına vakıf olabilir. Ancak anlayan anlar. Anlamayanlar ise olayın vukuundan sonra anlamaya başlar: “Vay be hiç aklımıza gelmedi” sözü dillerde pelesenk olur.

Her keskin ağzında bir Armageddon veya Hermecüddin dolaşır durur. İyi de ahir zamanın Melhemeleri 3 tane. Ve şu anda üçüncüsünün bölgeyi 3. Kez ateşe boğuyor. Bölgemizde bir asırda iki kez dünya devletlerini katılmasıyla cereyan eden iki büyük savaş kimin için ve niçin yapılıyor. Siparişi veren kim? Bunların içinde Armageddon veya Hermecüddin nasıl yer alır?
Her neyse. İsrail’in ortadan kalkması iki büyük dinin Mesih ve Mehdi ile omuz omuza gelmesinin başlangıcıdır. Çünkü bölge kana bulanıyor, parsayı toplayan ve güvenlik içinde her melaneti işleyen İsrail. Bunun izahını yapacak var mı? İsrail’in sonunu getirecek kart şu anda masada. O kartı masaya süren de, Menderes’i kurban eden de İsrail-ABD yani necon-siyonist ittifakı. İşin garip tarafı Kudüs kimden alındığı ise o kart şimdi onun için de açıldı. O kart yüzünden meydana gelecek gerginliği Hz. Mesih’in cemaati fırsat bilecek. Kullanınca da ne olur? Kudüs’ün düştüğü yılın 90’ıncı yılın İsrail’in defterinin dürülme yılı olduğunu belirttim. Haçlı işgalindeki süre kadardı? Yani o kadar süre 1897’den itibaren 120 yıl olarak bu vade doldu. Ama Türkler art arda gelen fitneler sebebiyle toparlanamayınca 3 kez ayaklarına gelen fırsattan yararlanamadı. Yani daimi provokasyonla birbirlerini yediklerinden meseleye konsantre olamadı. Cebri-Keyfi-Küfri-Askeri illet baş sebep. O zaman İlahi tokatlar devreye girer ve o Türkler terbiyeden geçer yetiştirilir. Terbiye olan Türkler de gereğini yapar. Çünkü nush ile uslanmayanın hakkı kötektir. 1950 yılından bu yana her 10 senede bir cebri-keyfi-askeri dayağı yemeyi içine sindiren Türkler 1996’dan 20, 2006’dan 10 yıl sonra 15 Temmuz sopası kapıya dayanınca cana tak etti ve akıllar başa geldi. Gelince ne olur?

Şimdi top Hz. Mesih’in cemaatinde. Türk narkozdan uyanıp etrafına sarkınca üzerine gelinir. Bu hayırlı bir alamettir. Korkmamak lazım. Öfkelenen Türk def-i mazarrata kalkışır. Kalkışınca da ona destek verecek olan Hz. Mesih’in cemaatidir. Böyle perdeli yazmak sırr-ı imtihan gereğidir. 2019’mu 2021 mi yoksa 2023 mü? Kader perdeliyor. Bunlar deccal narkozundan tam kurtulmaya bağlı bir husustur. Aslında vade bu yıl doldu. Vakit tamam. Sabah namazı için imsak ile güneş arasında 1 saat 43 dakika var. Bu süre zarfında namaz kılınır. O da Şafilerde biraz daha erken, Hanefilerde daha geç olur. Köyle-şehirli farkı. Acaba o kader saati kime göre? Sır orada. 2006-07 bu işte yalancı fecirdi. 2017’de vakit girer. Niçin vakit girer?. Türk’ün millet olarak rüştünü ispat ettiği için. Yani İsrail’in müesses nizamının bütünü dünyayı kullanarak üzerimize saldırdığı köpeklere hoşt demek yetmez. Asıl faili zehirlemek lazım. Bir şartla. Masumların kanına girmeden. Yahudi de olsa masum masumdur. Öyle olunca o zaman Kur’an’ın Yahudiler için takdir ettiği zillet (yoksulluk) ve meskenet (horlanma) devri geri döner. Buna dair Bakara 61 ve 62’nin hükümleri çok ilginç.
(Bir de, “Ey Musa,” demiştiniz. “Tek çeşit yemeğe katlanamıyoruz. Rabbine bizim için dua et de, yerin bitirdiklerinden bize sebze, hıyar, sarımsak, mercimek, soğan türü şeyler çıkarsın. "Musa ise 'Değerli olan şeyi, âdi şeylerle mi değiştirmek istiyorsunuz?' dedi. “Öyleyse şehre inin; orada istedikleriniz olur.” Böylece onların üzerine bir zillet (alçaklık) ve meskenet (yoksulluk) damgası vuruldu ve Allah'ın gazabına uğradılar. Bunun nedeni de, Allah'ın âyetlerini inkâr etmeleri ve peygamberleri haksız yere öldürmeleriydi. Çünkü isyan etmişlerdi ve hadlerini aşıp duruyorlardı.” 2/61
“İman edenlerden, Yahudilerden, Hıristiyanlardan ve Sâbiîlerden kim Allah'a ve âhiret gününe iman eder ve güzel işler yaparsa, onların Rableri katında ödülleri vardır. Ne bir korku vardır onlara, ne de mahzun olurlar” 2/62

İsrai Suresi’nde 2 ayrı yerde İsraille ilgili 8 ayet var. Ve her iki bahisten sonra Kur’an’a atıf yapılması çok ilginç. Bu ayetler onların karakterleri ile ilgili, ama bunlardan ikisi işari olarak zamanımıza da bakar:

İlki Yahudilerin Filistin’e dönüşüne bakar. İsra/104 “Ondan sonra da İsrailoğullarına “yeryüzüne yerleşin,' buyurduk. 'Âhiretin vadesi geldiğinde, hepinizi derleyip huzurumuza getiririz” Bu ayet İsrail’in Filistine dönüşünün işari ihbarıdır. Tam 104 ülkeden kafileler halinde göç ederler. Ama bir şartla:
“İyilik ederseniz, kendiniz için iyilik edersiniz. Kötülük ederseniz, o da kendinizedir. Daha sonraki bozgunculuğunuzun vadesi dolduğunda da yüzünüze kara çalsınlar, daha önce girdikleri gibi yine Mescide kadar girsinler ve istilâ ettikleri yerlerde taş üstünde taş bırakmasınlar diye kullarımızı yine size musallat ederiz” İsra/ 7.
“Bakarsınız, Rabbiniz size merhamet eder. Fakat dönerseniz Biz de döneriz. Cehennemi ise kâfirler için bir zindan yapmışızdır” İsra/8
Birinci Cihan Harbi cephede 1918’de bitti. Masada ise Lozan’da 1922’de diplomasi ile son buldu. Bu birinci Melheme idi. Düşük yoğunluklu çarpışmalara sahne olacak 3. Melheme de aynı topraklarda olur. Önce Irak sonra Suriye’de cephe savaşları terör örgütleri vekaletiyle yürüyor. Bu cephede çatışmalar bir gün duracak. Durunca ne olur? Masada uzlaşılamayan tek madde Kürt devleti kartı bir türlü kalkmaz. Kalkmayınca? Sır orada….
Unutulmasın. Mehdi’nin zuhuru aşama aşamadır. Onun hükmünün en son ulaşacağı yer ise Mekke-Medine’dir. Manevi hizmet esas olduğundan seyr-ü sefer hattının iki ucu Mescid-i Haram ve iki büyük dine ( ki bu iki din ahir zamanda yan yana, omuz omuza gelecek) mabedlik yapan Ayasofya. Bu hattın tam ortasında ise Mescid-i Aksa var. İngiliz Osmanlı’yı 2 asır önce Hicazdan vurdu. Vurulan Rum, Mescid-i Aksa ile ağır yara aldı. Ve Ayasofya ile komaya girdi. Yoğun bakım ne kadar sürer. Nekahat devri, dinlenme devri ve ayağa kalkma devri. Zuhur böyledir işte. Ve sonra film geriye mi sarılır yoksa ortadan mı başlar?. Ahir zamanın fütuhatı biraz acaiptir. Eskilere benzemez. Bu böyle. İnanmayabilirsiniz. Ama yine de dünya dönüyor. Hikmet-i İlahi’yi anlamak hep sonradır.

Şu husus unutulmamalı. Ahir zamanın iki büyük tehlikesinin ikisi de dış kaynaklı. Dünyevi menfaatle ve işgalle başlayan bu tehlikeler, yani dinsizlik ve terör-anarşi buna hizmet eder. İstiklali bunlar geciktirir. Dikkat ederseniz şu sıralar hep Mescid-i Aksa gündemde. Hep orası suikaste uğruyor. İlk suikast ne zaman olmuştu? 1969. Ve aynı anda İslam Konfernası Örgütü doğdu. 50 yıl sonra yine aynı santoj ve suikast gündemde. İstiklal Harbi sarıklı mücadhilerin katkısı ile olmuştu. Müftüler, imamlar hepsi istiklal için koşturdu. Dini şehadetin temeli bile İstiklal Marşı’na girdi. Ve aynı hava şimdi Mescid-i Aksa üzerinden esiyor. Aksa'da kundak tecavüzünün 50 yılına yaklaşırken o mabedin bulunduğu şehrin istiklal havası dini havayla hayat buluyor? Yalnız bu dini hava da bir tek Türkiye'den eserken Arap alemi sus-pus? Niçin hiç düşündünüz mü?
Kim estiriyor o havayı? Filistin'i vermeyen Abdülhamid tahttan indirilince bir Yahudi ileri geleni artık 150 yıl ona söverler demişti? Ama unuttuğu bir şey vardı. O yıl söylendi üstelik: "Azametli, bahtsız bir kıt’anın; şanlı, talihsiz bir devletin; değerli, sahipsiz bir kavmin reçetesi, ittihad-ı İslâmdır." O hava mı esiyor dersiniz? Cenab-ı Allah'ın merhametinin zamanı gelince önce serin bir hava estirir. Sonra da nimetini verirmiş.

LÜTFEN DİKKAT - ABDURRAHMAN DİLİPAK

Bu mesaj bana Whatsapp’tan 12 Eylül 2016’da gelmiş. Bir arkadaş göndermişti. Bugün yeni bir mesajını alınca, bu mesajın bugün yaşananlarla benzerliği dikkatimi çekti ve ben de o mesajı sizlerle paylaşmak istedim. Bu mesaj özetle şöyle idi: “ASİMETRİK REFLEKS GÖSTERECEKLER. Maalesef darbenin devamı her an başlayabilir. CIA’nın MI6’nın en iyi en tehlikeli ajanları Türkiye’ye geldi. Alevi kardeşlerimizi ve Kürt kardeşlerimizi kışkırtmak için mahalleleri her an basılabilir. Başı açık, özellikle dekolteli kadınlara, kızlara saldıracaklar. Kendilerine “dinci” süsü verecekler. “Darbeye de Erdoğan’a da karşıyım” diyenlere dikkat edin. Bunlar en tehlikeli, ülkemizde saklanan hücrelerin halkı kışkırtmak için kullanacakları argüman olacak. Darbe “Erdoğan tiyatrosu, kurgusudur” diyenler bunun altyapısına başladı bile. Atatürk’e saldırılar olacak, küfredecekler, heykelleri parçalanacak!
Ayrımsız ibadet yerleri zarar görecek. Cami, kilise, sinagog fark etmeyecek. Cemevlerine saldıracaklar. Önce PKK’yı saldırtacaklar, Sonra da Kürtler hedef alınacak. 10 milyon vatandaşımız da ölse umurlarında bile değil bunların. Her şey Türkiye’yi ele geçirmek için.
100 bin kişi görevden alındı. Dünya derin devleti çıldırmış durumda. Bunu asla kabul etmez.
Darbeye hepimiz istisnasız hepimiz karşı çıktık. Sağ-sol, Alevi-Sünni, dindar-laik. Bu birliği dağıtmak istiyorlar. Buna saldıracaklar
YAPMAMIZ GEREKEN, Bugünlerde, kimse kimsenin yaşam biçimi hakkında en ufak bir yorum
dahi yapmasın. Yapan hangi görüşte ve inançta olursa olsun bu nifak değirmenine su taşır.
Atatürk’ü ilahlaştıran, muhafazakarlar hakkında ileri-geri konuşanlar provokatörün en şerefsizidir.
Sünni-Alevi, Türk-Kürt bu fitneye karşı birlikte karşı çıkacağız. Birbirimizin evini, işyerini birlikte koruyacağız, komşumuzun karısına kızına, kardeşine bacısına birlikte sahip çıkacağız. Birbirimize sahip çıkacağız. Bu oyunu birlikte bozacağız.
BUGÜNLERDE BİRLİK OLAMAZSAK ÜLKEYİ ELE GEÇİRENLER İÇİN Sünni olmuşsunuz, Alevi olmuşsunuz, AK Partili imişsiniz, CHP’li imişsiniz, MHP’liymişsiniz, HDP’liymişsiniz, Atatürkçü laikmişsiniz, koyu dindar muhafazakarmışsınız, solcuymuşsunuz, sağcıymışsınız, kapitalistmişsiniz, liberalmişsiniz, komünist veya sosyalistmişsiniz HİÇ AMA HİÇ FARK ETMEYECEK. Onlar Türkiye’yi istiyorlar. Biz hep birlikte Türkiye’yiz.
BİRLİK OLMALIYIZ, BERABER OLMALIYIZ, EN KISA ZAMAN’DA  BARIŞMALIYIZ VE MAALESEF UZUN BİR SÜRE UYUMAMALIYIZ..”
Kılıçdaroğlu’nun adalet yürüyüşünün ardından 2. Etaba geçildi. CHP yeni sokak eylemleri için hazırlık yaparken nöbeti HDP devraldı ve önce Diyarbakır’da, tutmayınca İstanbul Kadıköy’de Yoğurtçu Parkında ‘Vicdan ve Adalet Nöbeti’ne devam ettiler. Yetmedi bir de “Heykele saldıran sarıklı” biri çıktı ortaya. O da yetmedi, “yaşam tarzına saldırı”. Ve tabii “kıyafetime dokunma” diye diye birileri çıktı ortaya. Kameralar, mikrofonlar hazırdı. Köşe başını tutmuş kalemşörler de döşendiler hemen! Bu STK’lara, bu gazetecilere, gazetelere, yazarlara dikkat!
Bütün bunlar 15 Temmuz’da Büyükada’da gerçekleştirilen o gizli toplantıyı hatırlatıyor. Gizlice özel bir tekneyle Büyükada’ya gelen 10’u yabancı 16 isim, burada da özel bir iskeleye yanaşmış. 2 günlük rezervasyonu olan ekip, kalkışma başarısız olunca otelden apar topar ayrılmıştı. Toplantıa Henry Barkey’in de katıldığı söyleniyor.  Hatta Yunanistan’a kaçan FETÖ’cülerin helikopterinde Barkey’in de olduğu iddia ediliyor. Bir yıl sonra yine aynı yerde benzer bir toplantı yapılacaktı. Polis, Uluslararası Af Örgütü ile Helsinki Yurttaşlar Derneği, İnsan Hakları Gündemi ve Eşit Haklar İçin İzleme Derneklerinin temsilcilerinin toplantı yaptıkları Büyükada’daki otele, 5 Temmuz günü operasyon düzenlemişti. Gözaltına alınanlar Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’nde sorgulandı. Sorguları tamamlanan 4’ü kadın 10 kişi, Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı’na sevk edildi ve bazıları tutuklandı. Senaryo ortada. Birileri bizim kanlarımız ve gözyaşlarımız üzerine kendilerine iktidar ve servet üretmek istiyor. İnşallah buna fırsat vermeyeceğiz.
Şimdi yeni bir senaryodan daha söz ediliyor. Eski plan aynen devam edecek. Kılıçdaroğlu’nu izlemek için gelen 600’den fazla gazeteci, STK temsilcisi, istihbaratçı, gözlemci, akademisyen, burada bir süre daha kalıp, geri döndüler ve durumu değerlendirip yeni bir senaryo hazırladılar. S-400’lerden PYD’ye silah desteğine, NATO, AB ilişkilere ve Almanya, Hollanda, Avusturya üzerinden Türkiye’ye karşı uygulanacak eylemlere ilişkin senaryolar hazırlandı. Eski planlar revize edildi.
ABD’nin Irak politikası ile ilgili olarak “ikinci işgal planı!”ndan söz ediliyor. Hedef ülke Türkiye. Türkiye’ye karşı FETÖ, PKK, DHKP-C, Suriye, Irak, Yunanistan, İran, Arap ülkeleri kimi kullanabilirlerse bütün yolları deneyecekler..  Göreceksiniz bu süreçte YPG’ye gönderilen silahlar Türkiye›ye karşı kullanılacak. Zaten ele geçen silahlar da bunu gösteriyor. AA›nın verilerine göre, son teslimatla birlikte ABD’nin PYD üzerinden PKK’ya verdiği silah ve mühimmat 909 TIR’a ulaştı. ABD bu silahları DAEŞ bahanesi ile Türkiye’ye karşı ve aynı zamanda Suriye’de Esed sonrası kurulacak ABD kontrolünde Kürdistan için. Yani DAEŞ gösterip Türkiye’ye karşı, Esed’i gösterip ÖSO’ya karşı silah yığıyorlar.. FETÖ’cüler TÜRKİYE›YE 2. DALGA SALDIRI HAZIRLIĞI için bekliyorlar.. Suriye’nin kuzeyinden yapılacak bu saldırı 2. bir 15 Temmuz saldırısı olacak. 2017 Askeri Şûra’sından sonra ABD’ için iş başa düştü. McGurk Türkiye aleyhine yürütülen çok kapsamlı bir operasyonu ağzından kaçırdı.. ABD, Türkiye’yi “teröre yardımcı devlet” olarak tanımlamak ve hatta bu işi Uluslararası Ceza Mahkemesine taşımak istiyor. 15 Temmuz öncesi FETÖ bunun için hazırlıkları tamamlamıştı. 5000 sayfadan fazla fabrikasyon evrak hazırlanmıştı. Tanıklar bulunmuş, Videolar çekilmişti. Sadece Erdoğan ve AK Parti hükümeti değil, bazı STK’lar ve kişiler de bu senaryoya dahil edilmişti. Ama olmadı. Şimdi, eski dosyaları yeniden gözden geçirip yeni bir dosya hazırlıyorlar. Bu yeni dosyada Erdoğan, AK Parti, hükümet çevrelerinden birtakım uyuyan hücreler üzerinden yeni tanıklar bulmaya çalışıyorlar deniyor.
Lütfen dikkat! Bu konu Erdoğan ve AK Parti meselesi değil. Türkiye meselesi ve başka Türkiye yok.
Neyse ki, bu plan ve hainler, Allah yardım etti de yine erken teşhis edildi ve deşifre oldu. Bu kez gelecekleri varsa görecekleri de var. Gelecek günler onlar için geçen günleri aratacak inşallah. Selâm ve dua ile.

YENİ AKİT - 06.08.2017

26 Temmuz 2017 Çarşamba

KUDÜS'ÜN FETHİ

Bu yazı 29 Temmuz 2013 Pazartesi günü blogumuzda yayınlanmıştır.


* Kudüs’ün fethi sırasında Manisa ve Kütahya’dan 1200 kişi kılıçlarıyla Kudüs'e girecek. (Manisa Yuntdağı Nakşibendileri arasında yaygın olan rivayet)

 * Bundan 300 sene önce Manisa Yuntdağı ve Kütahya’nın Simav – Emet arasına yerleşen Tibyani Arap aşiretinin neslinden gelenler Kudüs’ün fethinde bulunacak. (Manisa Nakşibendi büyüklerinden merhum Ali Baydin  ifadesi)


* Türk donanması İsrail’in Hayfa limanına yerleşecek. Burada bir deniz üssü edinecek. Hayfa şehri Türkiye’nin kontrolünde olacak”  (Ali Baydin)

* Türkiye ile İsrail sınır komşusu olacak.

* 5 yıl içinde Türkiye İsrail’de taş üstüne taş bırakmayacak. (Bu söz 2012 Hac esnasında söylenmiştir)

* Bu tayyareler bir gün İslamiyete büyük bir hizmet edecekler. (Bediüzzaman’ın Tarihçe-i Hayatından)

* Elindeki kılıncı ayağına vurdurmaz. Düşmanına vurdurur. Kur’ana hizmetkar eder. Ağlayan Alem-i İslamı güldürür. (Bediüzzaman)

3 Haziran 2017 Cumartesi

AMERİKA BİZİMLE SAVAŞIYOR

KATO OPERASYONU ile ilgili görsel sonucu

HABERLERDEN...

ŞIRNAK'ın Beytüşşebap İlçesi yakınlarında Kato Dağı bölgesinde güvenlik güçlerinin PKK'lı teröristlere karşı 19 Nisan’da başlattığı operasyonlar, tüm hızıyla devam ediyor. Operasyonlar sırasında terör örgütüne ait çok sayıda silah ve mühimmat ele geçirildi. (26 Mayıs 2017)
**
Şırnak’ta yüksek gerilim hattına çarparak düşen helikopterde Kato Dağı’ndaki operasyonu yöneten Tümgeneral Aydoğan Aydın’ın da aralarında bulunduğu 13 askeri personel şehit oldu.( 1 Haziran 2017)

***
Şehit Tümgeneral Aydın ve ekibinin Kato’da destan yazıp ortaya çıkardığı cephaneliğin aynı zamanda PKK’nın Türkiye geneline bomba dağıtım merkezi olduğu ortaya çıktı..
Şehit Tümgeneral Aydoğan Aydın komutasında İncebel Dağları-Kato bölgesinde 19 Nisan 2017'de büyük bir operasyon başlamıştı. Operasyonda PKK'nın 'ulaşılamaz' denilen mağaralarda sakladığı en büyük cephaneliği bulundu. 82 mağarada ele geçirilen silahların 2 bin 200 katırın taşıyabileceği kapasitede olduğu kaydedildi. PKK'nın mühimmat deposu mağaralarda aynı zamanda başta İstanbul, Ankara ve İzmir olmak üzere büyük kentlerde planladığı sansasyonel bombalı saldırılarda kullanılmak üzere saklandığı belirlendi. Sınır dışından gelen patlayıcıların Türkiye geneline yıllardır bu depodan sevkiyatının yapıldığı ortaya çıktı.. (3 Haziran 2017)
***
O silahlar da KATO'ya gidecek

ABD, Rakka'yı DEAŞ'tan 'çatışmasız' teslim almaya hazırlanan Suriye PKK'sına tam 1000 adet tanksavar sistemi gönderdi. Terör örgütüne son 2 haftada 218 TIR mühimmat sevk eden Pentagon, Mehmetçiğin Kato'da boşalttığı PKK depolarını yeniden doldurma derdine düştü. ABD ordusu bir yandan da Türkiye'nin olası sınır ötesi harekâtına karşı teröristleri tahkim ediyor. (3 Haziran 2017)
***

Takvim Gazetesinde Erkan TAN’ın “Amerika bizimle savaşıyor.” Başlıklı yazısından…


ABD TÜRKİYE'Yİ İŞGAL PLANININ İÇİNDE
Birinci Dünya Savaşı'nda yapamadıkları, "Anadolu'nun bölünmesini", tamamlamak istiyorlar. Türkiye'ye savaş açmak istiyorlar. İçimiz karışsın, bölünelim, küçülelim, parçalanalım istiyorlar. Türkiye komşularıyla da savaşsın, dolayısıyla zayıflasın, yok olsun ve teslim alınsın istiyorlar. Bu yazdıklarımı daha evvel de yazmıştım. Hangi aklı başında kardeşimiz "Bunlar yalan" ya da "Abartıyorsun" diyebilir? ABD müttefik ve dost diye görünüp terör örgütü eli kanlı PKK ile yatıp kalkıyor. FETÖ elebaşları hala koynunda değil mi? Suriye'de Türk Silahlı Kuvvetleri ile işbirliği yapıyor gibi gözüküp PKK ile düşüp kalkması ne anlama geliyor? Terör örgütü PKK, neredeyse ABD'nin kara ordusu gibi olmadı mı?
Üstelik bunu göstere göstere yapmıyor mu? Türkiye'nin güneyinde PKK'ya devlet kurmak istediklerini artık herkes görmüyor mu? Zaten teröristlere devlet gibi davranmıyor mu? Şimdi Suriye'de birlikte operasyonlara girişmediler mi? Bütün bu ilişkiler ve yaşananlar, Anadolu'nun bir daha işgal edilmek istenmesi ve bu planın içinde ABD'nin bizzat yer alması demek değil mi?
(2 Haziran 2017)


***
Dipnot:

30 yıl önce Türkiye Gazetesinde okumuştum. Mustafa Necati Özfatura bir makalede şöyle yazıyordu:

"Amerika Toros dağları eteklerinde bir milyon askerini ölü olarak bırakıp geri çekilecektir."

1 Mayıs 2017 Pazartesi

BATI'NIN VE BATILILAŞMANIN GERÇEK YÜZÜ

MUSTAFA NECATİ ÖZFATURA
Türkiye Gazetesi

Dış Politika

Batı ve Batılılaşmanın tahlili aslında ciltlere sığmaz ölçüdedir. Ancak çok kısa da olsa sizlere bu mevzuda bir iki şey söylemek isterim... Hıristiyan Batı’nın İslamiyete ve ona hizmetle şereflenen Türk milletine düşmanlığı yeni değildir çok eskilere dayanır. Bu düşmanlık ve kin, mevcut şartlara göre taktik ve strateji değiştirmiştir. Ama asla sona ermemiştir. Ermesi de mümkün değildir. Her geçen gün çığ gibi artmaktadır.
CHP iktidarının 1000 yıllık Türk İslam medeniyetini yıkarak Batılılaşma maskesi ile bu asil milleti tarihinden, dininden, dilinden, millî ve manevi değerlerinden koparmıştır. Bu değerler ise bir milletin olmazsa olmaz değerleridir. Gelecek, geçmişe dayanır. Bitkilerde kök ne ise tarihten gelen değerleri de bir milletin kökleridir. Tarihte olmak tarih ile beraber olmaya bağlıdır. Jön Türkler, Tanzimatçılar, İttihat Terakki ve onların temsilcileri CHP ve bu zihniyeti devam ettirenler Batı’yı taklit ile İslamiyete ve Türkiye’ye karşı en büyük suçu işlemişlerdir.
Allahü teala Kur’an-ı azimüşşanda “Şahsiyetini feda etme, hiç kimseyi de taklit etme, muktedabih (kendisine uyulan) bir ümmetsin, taklit olursunuz fakat taklit edemezsin.” (Âyet-i kerime meali) Ve Hıristiyan Batı potasında eriyen yerli ve millî olmayan aydınlar Allahü tealaya isyan ettiler. Allahü zülcelal hazretleri Kur’an-ı kerimde “Öyle bir kavim getireceğim ki, onlar Allah’ı severler Allah da onları sever” buyurmuştur. İslam âlimleri 1000 yıl İslamın bayraktarlığını yapan, İslamiyete hizmet ve Müslümanlara muhafızlık yapan Türk milletinin bu müjde ile şereflendiğinde ittifak etmişlerdir. Jön Türk, Tanzimat, İttihat Terakki, CHP ve onların zihniyetindeki gafiller bu milleti (çok azı hariç) bu nimetten mahrum ettiler. Allah sevgisi yerine nefis ve çeşitli şeylere yönlendirdiler. Bazılarını putlaştırdılar. Küçümsenmeyecek bir kısmını  Allahü teala ve Sevgili ve Şerefli Peygamberimize (sallallahü aleyhi ve sellem) düşman yetiştirdiler. Islaha muhtaç kişiler İslamiyeti ıslah projesi (layihası) hazırladılar. 30 senelik bir proje ile "Allah ve Peygamber ismini bile unutturacağız" dediler. (İnönü’nün Sofya ziyaretinde)
CHP’nin İslam harflerini kaldırmak başta olmak üzere "devrim" diye yaptığının hepsi, halkı İslamiyetten koparmak için yapılmıştı. Devrimler İngilizlerin isteği ile yapıldı. İngiltere devrimlerden ve hilafetin kaldırılmasından sonra Avam ve Lordlar Kamarasında Lozan’ı tasdik etmiştir. Lozan’dan dönen İngiliz heyeti başkanı Lord Curzon, Lordlar ve Avam Kamarasında hesaba çekildi. "Türkiye’ye nasıl bağımsızlık verirsin?" sorusuna karşılık şu cevabı verdi:
“Lozan’da Türkiye’nin elinden yer altı ve yer üstü servetlerini aldık. Ve yakında onları bize benzeterek en güçlü servetleri olan Kur’anı ellerinden alacağız ve İslamiyetten koparacağız. Sabırlı olun ve bekleyin...” (Bu sözleri üzerine ayakta alkışlandı.)
Karabekir Paşa’nın hatıralarında İnönü, Karabekir’e "Batı’nın desteği için Bulgarlar gibi Hıristiyan olalım" demiştir. Ankara Garı salonunda Mustafa Kemal başkanlığında bakanlar kurulu ve üst düzey bürokratlar Teşkilat-ı Esasiyeyi (Anayasa)da değişikliği konuştu. Karabekir hariç "Türkiye’nin dini İslam kalsın" diyen olmadı!.. Hıristiyanlıktan Protestanlık gelsin teklifleri oldu. Peki neden Protestan? Çünkü Protestanlıkta temel vahiy değil akıldır. İbadet şart değildir. Ve Protestanların fıkhı yoktur. Herkes istediği gibi yaşar. Halide Edip Adıvar ile yapılan röportajda itirafı: “CHP’li bir ileri gelen Protestanlığı methetmemi istedi. Ben bu manevi yükü yüklenemem dedim...”
Samsun’a çıkanlardan Hüsrev Gerede hatıralarında “Harf devriminin halkı Hıristiyan yapmak için yapıldığını” itiraf eder...

Batı’nın ve Batılılaşmanın gerçek yüzü -2-

Bugün diz boyu ahlaksızlık, cinayetler ve kötü alışkanlıkların gerçek suçlusu Jön Türkler, Tanzimatçılar, İttihat Terakki, CHP, yerli ve millî olmayan Batı’nın devşirme aydınlarıdır. Tarihin seyri içinde yüzü aşkın Türk Devletinin tamamı içeriden yıkılmıştır. Hristiyan Kiliseler Birliği Genel Kurulunda başkanın itirafı şöyledir: “803 yıllık Endülüs’ü ve 622 yıllık Osmanlıyı yıktık. Türkiye’yi de yıkacağız. Anadolu Türklere bırakılmayacak kadar bizim için önemlidir.”
Geçmişteki Haçlı ordusu Hristiyan idi. Şu anda Haçlı ordusu PKK, DEAŞ, DHKP-C, FETÖ, yerli ve millî olmayan aydınlardır. Batı’nın Türkiye’ye dost olmasını beklemek akrepten bal yapmasını beklemek gibidir. Şu anda Türkiye’ye karşı Hristiyan Batı dünyası savaş açmıştır. Birlik ve güçlü olmaya mahkûmuz. Umutsuz olmayın yarınlar bizimdir. Zaman bizim lehimize işliyor. 21. Asır Türk-İslam Dünyasının asrı olacaktır. “Öyle bir kavim getireceğim ki, onlar Allah’ı sever Allah da onları sever” müjdesi İnşallah gerçekleşecektir. Reçetesi bellidir: Âlemlere rahmet olarak gönderilen güzeller güzeli Sevgili ve Şerefli Peygamber Efendimizin ahlakı ile şereflenmek ve tebliğ ettiği emir ve yasakları aşk ile yerine getirmektir. Seyyid Abdülhakim Arvasi hazretleri buyurdu ki: “Osmanlının İslamiyete hizmeti Eshab-ı kiramdan (rıdvanullahi teala ecmain) sonra gelir. Makamları ise Tabiinden (Kuddise i sirruhuma) sonra gelir. Ben Ehl-i Beytim. Şayet dünyada hiç Türk kalmasa idi Türklüğü temsil etmekle şeref duyardım. Ama asla ve asla Jön Türk olmazdım.”
Jön Türkler, Tanzimatçılar, İttihat Terakki, CHP ve bu zihniyeti taşıyanlar bu asil milletin İslamiyete hizmetle şereflenmesini önlediler. Ve bazılarını İslamiyete düşman yaptılar. 803 yıllık ilim deryası Endülüs, Hristiyanları taklit ettiği için yıkıldı. 622 yıllık Osmanlı Batı’yı taklit ettiği için yıkıldı. Bizans, Roma’yı taklit ettiği için yıkıldı... CHP’nin yaptığı devrimler halkı İslamiyetten koparmak için yapıldı. Metin Toker’in “İnönü Hatıraları cilt-2 sayfa 213" 
Referandum öncesi ve sonrası Hristiyan Batı Türkiye’ye savaş açmıştır. CHP Batı’nın müttefiki olmuştur. Hayır oyu veren inançlı kişiler ise dolaylı olarak Hristiyan Batı’ya destek vermişlerdir. CHP çifte standartlıdır. Geçmişte mühürsüz zarflar geçerli olsun diyen (vesikalarla sabit) CHP, bu sefer geçersiz olsun diyor. CHP cumhuriyetin kurucusu değildir. Cumhuriyetin kurucusu Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyetidir. CHP daha sonra kuruldu.
51.4'ü az gören CHP’ye hatırlatırız: Mustafa Kemal sadece ve sadece 1 oy farkla Türkiye Büyük Millet Meclisi Reisliğine seçildi. Halen Batı afyonu ile uyutulan bazı gafiller Türkiye’ye hazırlanan tuzağı göremiyorlar. Mesele Erdoğan değildir. Erdoğan ara hedeftir. Asıl hedef Türkiye’yi bölmek, yıkmak yeniden Türkiye’yi Batı’nın vesayeti altına sokmaktır. Nihai hedef ise İslam Dünyasını esaret altına almaktır. Çünkü Türkiye yıkılırsa bu hedefe ulaşılır...
Erdoğan’ı sevmeyebilirsiniz. Tenkit edebilirsiniz. Ama şu anda Türkiye’ye Hristiyan Batı Haçlı Seferi açmıştır. Haçlı ordusuna karşı savaşanların başkomutanının emrinde ve ona destek vermeye ve yanında olmaya dinen mahkûmuz. Savaştayız tiyatro sahnesinde değiliz. Ne zaman uyanacaksınız? Mazlumların sığınağı Türkiye’dir. Bizim sığınacak yerimiz yoktur. Haçlı ordusunun yanında mısınız? Yoksa karşısında mı? Gafletten uyanalım. Allahü teala; Batı’nın ve onun haçlı ordusu olan PKK, DEAŞ, DHKP-C, FETÖ, yerli ve millî olmayan Batı’nın devşirme aydınlarının şerrinden ülkemizi ve halkımızı korusun. (Amin)

http://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/m-necati-ozfatura/596530.aspx
http://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/m-necati-ozfatura/596588.aspx

18 Nisan 2017 Salı

BASINDAKİ BİR KISIM HABERLER NEYE İŞARET?

AKPARTİ İÇİNDEKİ HAYIRCILAR
* Akparti’nin kalelerinde ve  Büyükşehirlerin çoğunda hayır çıktı. (Basın)
*Yeni Akit’te Abdurrahman Dilipak’ın “Görelim Mevla neyler”  yazısında bahsettiği Akparti içindeki hayırcı AKP’lileri okuyunuz.
Aynı gazetede Sabri Balaman’ın “Akparti defolu siyasilerden kurtulmalı” yazısını okuyunuz.
Yeni Şafak’ta Ömer Lekesiz’in “Gönül yıkan yıkılır” yazısını okuyun. Akpartili yöneticilerin bir kısmının halktan koptuğunu ve bunun referanduma yansımasını anlatıyor.

REFERANDUMU İPTAL ETTİRME GİRİŞİMİ
* Mühür tartışmalarının arkasından HDP çıktı!
HDP'li sandık kurulu başkanlarının halkoylaması sonucuna gölge düşürmek için bazı zarf ile oy pusulalarına mühür basmadıkları tespit edildi. CHP ve HDP'li sandık kurulu başkanlarının mühürsüz zarf ve oylar ile halkoylamasını iptal ettirmek istedikleri belirtiliyor.
16 Nisan'daki halkoylamasında, HDP'li sandık kurulu başkanlarının 'mühür oyunu'nun YSK tarafından bozulduğu ortaya çıktı.
*Cumhuriyet Halk Partisi-CHP, 16 Nisan anayasa referandumu sonuçlarının iptali için bugün Yüksek Seçim Kurulu-YSK'ya resmi başvuru yaptı.

SOROS NEYE GELDİ?
* Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, Twitter hesabında yaptığı açıklamada 'Gezi olaylarının arkasında Soros'un olduğunu' ifade ederek "Soros'un şu günlerde Türkiye'ye gelmesi tesadüf olamaz. Yeni Gezi organizesi için gelmiş olması en muhtemel ihtimal" dedi.
* 16 Nisan gecesi referandum sonuçlarının meşru olmadığını iddia eden çok sayıda 'hayırcı' provokatör, özellikle İstanbul'un Beşiktaş ve Kadıköy ilçelerinde sokağa dökülerek slogan atmıştı.

İNGİLİZ OPERASYONU
* İngilizler operasyon için düğmeye bastı: Erdoğan’ın meşruiyeti…
Referandumdan ‘Hayır’ çıkması için elinden gelen tüm çabaya sarf eden Avrupalı ve batılı ülkeler büyük hüsran sonrası algı operasyonuna başladı. İngiliz Financial Times (FT) gazetesi "Önümüzdeki birkaç gün (Cumhurbaşkanı Recep Tayyip) Erdoğan için kritik. Eğer bir şeyler yolunda gitmezse, meşruiyeti sonsuza kadar sorgulanır" ifadelerine yer verdi.

CNN VE BBC’NİN İKİNCİ GEZİ BEKLENTİSİ
*  Referandum sonrası CNN ve BBC'den kışkırtma hamlesi
Referandumdan sonra ortaya atılan 'usulsüzlük' iddialarının ardından BBC ve CNN International kanalları Taksim Meydanı'na araçlarını çıkardı. 2013'teki Gezi Parkı kalkışmasını kışkırtan yayın kuruluşları yeni bir kalkışma yaşanmayınca araçlarını geri çekti.

BÜYÜKŞEHİRİN AYMAZLIĞI
* Büyükşehir Taksim'e Kaldırım Taşı Yığmış
Taksim'de BBC ve CNN'in canlı yayın araçlarının yanı sıra, Büyükşehir Belediyesi'nin de kamyonlarla yığdığı kaldırım taşları dikkat çekiyor. Olası bir protestoda, bu taşların anında polise atılacağını, bu taşları oraya getiren belediye düşünemiyor mu?

***
Bunun üzerine Fatih Nurullah Efendi’nin zuhuratını da ekleyip düşünelim.

Ben ayrıca Talut’un nehri geçmeden evvel emre aykırı nehir suyundan bolca içip kenarda düşüp kalanların savaşa girmediklerini ve 314 kişilik imanlı bir çekirdeğin savaşı kazandığını da hatırlatıyorum. Sonra Talut vazifesini yapar ve gider… 

16 Nisan 2017 Pazar

REFERANDUM SONUCU: EVET

Untitled-3_16
EVET: %  51,4
HAYIR: % 48,6 

Referandum sonucu evet çıktı çıkmasına ama beklenti bu değildi. Belki böyle olmasında da bir hayır var. Zira yüksek bir yüzde çıksaydı rehavete kapılma söz konusu idi. Şimdi dikkat ve temkinle beraber çok çalışmak gerekiyor.

Referandum sonuçları uzmanlarca analiz edilecektir. Akparti'nin kalelerinde neden hayır çıktığı araştırılmalıdır. Akparti, MHP ve BBP bu referandumda evet lehinde çalıştığı halde ya MHP'den oy gelmedi. Ya da Akparti içinde hayır oyu atan çok önemli bir kitle var. 

Büyük şehirlerin eğilimi analiz edilmeli. Hayır cephesinin tek adam algısı etkili oldu. Evet meselesinin, anayasa değişikliği önerisinin iyi anlatılamadığı kanısında değilim. Milletin iradesi böyle tecelli etmiştir.

Şu anda her yerde zafer kutlamaları yapılmakta ama benim içimde buruk bir his var.

2 Nisan 2017 Pazar

ÜLKER'İN REKLAM FİLMİ

Ortalığı karıştıran reklama soruşturma

 ve  girişimini andıran mesajlar içerdiği gerekçesiyle büyük tepki toplayan ’in reklam filmi için savcılık soruşturma açtı. Ülker de reklamı yayından kaldırdı

'in 1 Nisan için hazırladığı "Küçük kardeş olmak" etiketli reklam filmi büyük tepki çekti. İddiaya göre;  imasında bulunan reklam filmi halkı sokağa döktü. Reklam hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca soruşturma başlatıldı. "1 Nisan yaklaşıyor, tuhaf şeyler oluyor" şeklinde başlayan reklam filmi, Ülker'in resmi Twitter hesabında yayımlandı. Videolarda "Abiler", "Ablalar", "Abilerimiz kahramanlarımız" ve "Bu kadar mutlu büyüdüysek ablalarımız sayesinde" gibi ifadeler yer aldı. 'yü çağrıştıran bu ifadeler, vatandaşlar tarafından FETÖ'nün yeni bir darbe girişimi için mesaj olarak algılandı. Subliminal mesaj verildiği öne sürülen reklam sosyal medyada yoğun tepki çekti. Bunun üzerine Ülker, "1 Nisan geliyor, hesaplaşma zamanı yaklaşıyor..." cümleleriyle biten reklam filmini kısa sürede kaldırdı.