.

ALLAH; DEVLETE, MİLLETE VE ORDUMUZA ZEVAL VERMESİN

21 Ekim 2016 Cuma

2016 BİTİYOR, MEHDİ'DEN MESİH'TEN HABER YOK!

Abdurrahman DilipakAbdurrahman Dilipak
Ne olacak şimdi.. 2016’nın sonuna geldik, Mehdi’den, Mesih’ten haber yok.. Hangi büyük alamet bekleniyor daha. Mehdi ve Mesih’in gelmesi için hazırlık yapanlar, Evengelistler ve Şiiler.. Şiiler Hasan el Askeri’nin oğlu gaib Mehdi’nin dönüşünü bekliyorlar. Sünnilerin Mehdi’si farklı bir kişi.
Kur’an-ı Kerim Dabbetül arzYecüc Mecüc’den ve sekineden söz ediyor, o kadar. Ama kimsenin bundan söz ettiği yok. Yahudiler mabedin yeniden inşası ve ahid sandığından, Meşiah’dan söz ediyorlar.. Hristiyanlar Mesih’i bekliyorlar.. Bir de bizdeki, Yecüc Mecüc’ün karşılığı olan Gog Magog’u..
Bizim gelenekte bir “Deccal”den söz ediliyor ama Hristiyanlar buna “Anti Chirist” diyorlar.. Tam zıt karakterler.. Biz Melheme-i Kübra’dan söz ediyoruz kıyamet savaşı olarak, onlar Armageddon’dan.. Bakın Hristiyanların bir kısmı Gog-Magog yani Yecüc Mecüc olarak bizi, yani Türkîleri görür.. Luther bizim şeytanın soyundan geldiğimizi söyler.. Böyle bir şuuraltına sahip bunlar..
Kıyamet savaşının platosu Nil ile Fırat’ın arası. Yani “Arz-ı Mev’ud coğrafyası”. Yecüc Mecüc ise Kaf dağının ardından, yeraltından, yani Transkafkaslardan çıkıp gelecek..
Ha! Bu arada Fırat’ın suyu çekilecek, Fırat yatağında büyük bir altın dağ bulunacak, orada savaş çıkacak.. Yer, altındaki hazineleri kusacak ve sonunda altın teneke hükmünde olacak, kimse yüzüne bakmayacak. Mescid-i Aksa, Müslümanların mabedi yıkılacak!
Bütün rivayetlerde kanlı bir kıyamet savaşından, öncesinden büyük felaketlerden, fitnelerden söz ediliyor. Herkes sadece “altın çağ” hayalini taşıyor.. Şiiler, Sufiler, Evangelistler, Yahudi hahamları, alametler belirdi ama gelen yok diyecekler herhalde..
Hani biri çıkıp gelse daha büyük bir fitne olacak.. Bir yandan kendilerine “Mesih’in ordusu” diyenlerle “Mehdi’nin ordusu” karşı karşıya gelecek. Yahudiler, Kudüs’ü Müslüman ve Yahudilerden kurtarmaya çalışacak.. Müslümanlar Şii Mehdi-Sünni Mehdi diye birbirinin boğazına sarılacak.. Cinler yaygın bir şekilde insan bedenine hulul edecek..
Dabık sonrası bu iş bitti” diyenler şimdi tarihi yeniden ötelemeye çalışıyorlar..
Halk arasında “Mehdi gelecek kurtulacağız” gibi bir algı var.. O gelecek, 70 fırka dağılacak, tek bir liderin etrafından toplanılacak.. O Deccal’ı yenilgiye uğratacak.. Kurtla kuzu birlikte yaşayacak..
O zaman ben size söyleyeyim. Bu rivayetler arasında şunlar da var: Kıyamet savaşı çıkacak ve bu savaşa katılanların üçte ikisi ölecek. Yer çökecek, doğudan yükselen duman insanların hayatını karartacak, tabii afetler, fitne ve fesat yeryüzünü kaplayacak, ölenin niye öldüğünü, öldürenin niye öldürdüğünü bilmeyeceği bir kör döğüşüne sürüklenecek insanlar. Yecüc-Mecüc kıtlığa sebeb olacak, çekirge, yağmur ve sel, depremler, salgın hastalıklar, fırtına, kasırga, yer çökmeleri, duman, şimşek.. Peki bu tür olaylara hazır mısınız..
Zaten olağanüstü hadiseler meydana geldikten sonra imana girmenin de bir anlamı olmayacak. Sonra Müslümanlar da hayata veda edecek ve sonra dünyanın sonu.
Kim böyle bir dünyayı niye özler ki!
Kıyamet gerçekleşecek. Gelecek gelecek. Kaderimizde ne varsa göreceğiz.. Bu konuları bu kadar çok konuşmanın kimseye faydası yok.. Yapmamız gereken başka şeyler, başka işler var, bizi Allah’a yaklaştıracak, bu fitnelerden bizi koruyacak.. Kafayı takmışız, biri gelecek bizi kurtaracak. Kurtarıcı yok! Babanız peygamber olsa, gelse sizi kurtaramaz. “Herkes için ancak yaptığının karşılığı vardır”.
Peygamberlerin kurtarıcı gücü yok. Onlar insanları Allah’a, Resulüne, Kitaba çağırırlar. Kurtuluşa çağırırlar.. Buyurun biz de bu çağrıyı yapalım ve bu sese kulak verelim. Mehdi’yi beklemeden, bizi Hakk’a ve hayra çağıranlara ittiba edelim. Bizi masiyete çağıranlara “Hayır” diyelim. Bizim için “Hidayet” ancak böyle mümkündür..
Haber veriyorum: Allah cahil ve zalim, fasık bir topluluğa hidayet nasib etmez. Biz kendi hakkımızdaki hükmü değiştirmedikçe O, bizim hakkımızdaki hükmünü değiştirmeyecek.
Herkes Mehdi ve Mesih’i bekliyor da, peki biz kıyamete ne kadar hazırız! 
Benim için, olacağı söylenen şeylerden ve verilen tarihlerden çok bu konuda değişik İslam ve İslam dışı toplulukların ürettikleri bilgilerin toplumda oluşturduğu ruh hali ve şuuraltının sebeb olduğu anomaliler çok daha acil bir vaka özelliği taşıyor.. Bu menakıblardan yola çıkılarak anlatılanlar ve kehanetler toplumun din algısı üzerinde çok ciddi tahribatlara sebeb oluyor. Bu akım sadece dini toplulukları değil, seküler toplulukları da astroloji ve antik inançlar şeklinde etkiliyor.. Daha önce bir Niburi efsanesi vardı. Yok, Aztek takvimi, bilmem ne yazıtları.. Kur’an-ı Kerim ve Tevrat’ın şifresi üzerinden tarih verenler, herkesin kendine göre bir hesab yöntemi var, ona dayalı istihraçlarda bulunuyor..
Size haber verseler, yarın kıyamet kopacak diye. Elinizde fidan varsa, siz önce o fidanı dikin, sulayın.. Ölüm insanın kendi kıyametidir. O en büyük ibret dersidir. Herkes önce kendi kıyametine hazırlansın..
Sahi, tam da bu curcunanın üzerine “Amerikano bir Mehdi” piyasaya sürülürse sonuç ne olur dersiniz.. Bu alan mayınlı bir alan. Bizim Hüseyin Öztürk bir kitap eleştirisi yapmak istedi, demediklerini bırakmadılar..
Fitne zamanıdır. Sabırlı olalım, sabrı tavsiye edenlerden olalım, Tevhid’den ayrılmayalım. Hüsrandan kurtulmak isteyenler güzel işler yapsınlar. Hallerine şükretsinler ki, Allah nimetlerini artırsın. Bunun için ihsan ve infakta bulunsunlar. İbadetlerini aksatmasınlar. Zalimlere karşı dirensinler. Yaşadıkları zamana ve mekana şahidlik etsinler. Sırat-ı müstakimden ayrılmasınlar. İstişare ve şûradan ayrılmasınlar, Müslümanlarla müttehid, erdemli insanlar ve mazlumlarla müttefik, değer üreten ve bize düşmanlık etmeyenlerle, nimet ve külfet dengesine dayalı, müellefetül kulub anlayışı ile birlikte hareket etsinler. Haksızlık kimden gelirse gelsin, kime yönelik olursa olsun, mazlumdan yana, zalimlere karşı olsunlar, işi ehliyet ve liyakat sahiplerine versinler.. Allah’a dayansınlar, sa’ye sarılsınlar, hikmete ram olsunlar. Bana sorarsanız, Akif’çe bir ifade ile “Yol varsa budur, bilmiyorum başka bir yol”. Selam ve dua ile.

NUMAN KURTULMUŞ


"BEDİÜZZAMAN GELENEĞİNDEN GELDİKLERİNİ İZAFE ETMELERİNİ ASLA KABUL ETMEYİZ"

FETÖ kendisinin Risale-i Nur geleneğinin içerisinden geldiğini söylüyor. Said-i Nursi 28 sene sürgün yaşadı bu topraklarda. Bunun 8 senesini bu ilde yaşadı, Barla'da. Isparta'da yaşadı, sürgün edildi, tahkir edildi. Mahkemeye gitti ama gidip falanca memlekete kaçıp, oradan bu ülkeye karşı bir ihanet içerisinde olmadı. Onun için bunların sahtekarlık yapıp, Bediüzzaman geleneğinden geldiklerini izafe etmelerini asla kabul etmeyiz. Bediüzzaman zorluklara göğüs gerdi, hiçbir şekilde bu ülkenin insanına bu topraklara zarar veren en ufak bir şey yapmadı. Kur'an ilimleriyle uğraştı, insanlara öğretmeye çalıştı."

                                                         Numan Kurtulmuş
                                                       Başbakan Yardımcısı

20 Ekim 2016 Perşembe

AYASOFYA

Ayasofya'ya imam atandı!

Yıllardır ibadete açılması konusunda yoğun talep alan Ayasofya camiisinde sevindiren gelişme yaşandı. İbadete açık olan bölümü Hünkar Kasrı'na imam atandı.



http://www.ulke.com.tr/guncel/haber/709233-ayasofyaya-imam-atandi

17 Ekim 2016 Pazartesi

MUSUL OPERASYONU BAŞLADI

musul operasyonu ile ilgili görsel sonucu

İki yıl önce Irak ordusu ve polis gücünün tek kurşun atmadan kaçtıkları Musul'u geri almak için operasyon başladı. 2014'ten bu yana terör örgütü DAEŞ'in elinde tuttuğu Musul'u kurtarmaya yönelik operasyon gece saatlerinde başladı.

Operasyona 36 ülkeden 30 000 kişi katılıyor. DAEŞ'e yönelik hedefler havadan ve karadan vuruluyor. Operasyon üç merkezden yönetiliyor, ana üs ise Kuveyt'te.

Irak Başbakanı İbadi, Musul'da terör örgütü DAEŞ'e yönelik operasyonun başladığını açıkladı. İbadi, kent merkezine sadece ordu ve polis güçlerinin gireceğini belirtti.

Türkiye'nin Başika'da eğittiği Sünni güçlerden oluşan Haşdi el-Vatani (Ninova Muhafızları) ise peşmerge güçleri ile birlikte ilerleyişini sürdürüyor. Eski Musul Valisi ve Ninova Muhafızları Komutanı Nuceyfi, Türk askerlerinin eğittiği Sünni güçlerinin Musul operasyonuna katıldığını belirtti

IKBY Başkanı Mesut Barzani yaptığı açıklamada Musul operasyonu çerçevesinde 200 kilometrekarelik alanın terör örgütü DAEŞ'ten temizlendiğini söyledi. DAEŞ'e öldürücü darbe vurduklarını belirten Barzani, "Musul'un Halep olmasına asla izin vermeyeceğiz" dedi.

Musul'un terörden temizlenmesine yönelik operasyonu değerlendiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin hem operasyonda hem de masada olacağını vurguladı. 

Hükümet Sözcüsü Kurtulmuş, gazetecilere yaptığı açıklamada Musul operasyonunu değerlendirerek, "Türkiye Musul meselesini çok titiz bir şekilde takip ediyor. B ve C planlarımız da var" diye konuştu.
Birleşmiş Milletler, Musul operasyonu nedeniyle yeni bir göç dalgasının gelebileceğini söyleyerek, "100 bin kişi Türkiye sığınabilir" açıklamasını yaptı.


14 Ekim 2016 Cuma

ABD DONANMASI NE DEMEK İSTİYOR?

ABD Donanması, kuruluşunun 241. yıl dönümü dolayısıyla sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, 1801-1805 yıllarında Trablus kıyılarında Türk bayrağıyla savaşan askerlerin öldürüldüğünü gösteren temsili tabloyu kullandı.
Donanmanın resmi Twitter hesabında, "Amerika'nın denizcileri çetin, cesur ve hazırdır." ifadesine yer verilen iletide, elinde Türk bayrağıyla savaşan askerlerin öldürüldüğünü gösteren temsili bir tablonun kullanılması tepki çekti.
ABD Donanması, kuruluşunun 241. yıl dönümü dolayısıyla sosyal medya hesabından yaptığı ve Türk bayrağıyla savaşan askerlerin öldürüldüğünü gösteren temsili tabloyu içeren paylaşımı gelen tepkilerin ardından kaldırdı.
abd donanmasında skandal ile ilgili görsel sonucu

2 Ekim 2016 Pazar

'CEMAATLERE' DÜŞMANLIK MI YAPILIYOR ?

Cuma günü Milli İrade Platformu İstişari Toplantısı'na katıldım. Yüzden fazla STK yetkililerinin pek çoğunu dinleme fırsatımız oldu. Bir kısmını oradaki konuşmamda da söylediğim intibalarımı aktarmak istiyorum.

Darbe girişimi olayı sanıldığından da ciddi bir olaydır, tehlike geçmiş değildir, artarak devam etmektedir. Çünkü mesele Batı'nın kullanıma müsait bulduğu bir 'fırka' üzerinden Türkiye'yi terbiye etmeye kalkışması meselesidir. Bu fırka artık hiçbir işe yaramaz kanaatine varmadıkça da kullanmaya devam edecekler. Bu meselenin ciddiyetini anlamazsak Sayın Cumhurbaşkanımız yalnız bırakılmış ve mücadele zayıflatılmış olur.

Bu teşebbüs, aslında dine yapılmış bir darbe teşebbüsüdür. İslam adına hizmet yaptıklarını iddia edenlerin küffarın aleti olup Müslümana vurması meselesidir. Tarihte bunun bir benzeri daha var mıdır bilmiyorum. Dini asıl bilgi kaynaklarından koparıp ezoterik/batıni bir inanç haline getirmesi meselesidir.

Ama şerde bir hayır çekirdeği de bulunabilir. Böylece bizler de öğrenmiş olduk ki; başkalarıyla beraber olarak, onlara tabasbus ederek İslam'a hizmet edilmezmiş, böyle bir hizmet hareketi ve cemaat olamazmış. Hz. Âdem'den Hz. Muhammed'e (sa) kadar hiçbir peygamberin tebliğ ve davet hayatında başkasına olduğundan farklı görünme ve yağcılık yapma olmamıştır. İlk gelen ayetler bunu Efendimiz'e de vurguyla hatırlatır. “Onlar isterler ki, biraz sen yağcılık yapasın biraz da onlar. Hayır, onlara asla itaat etme!”.

Yine öğrenmiş olduk ki, davetin daha ilk günlerinde Allah'ın, Resulü'ne “Sana ne emredildiyse sen onu açık açık haykır, müşriklerden ayrıl. Korkma, biz o alaycılar karşısında sana yeteriz” (Hicr 15/94-95) buyurmuş olması günümüz için de geçerliymiş. İslam, olduğundan farklı gözükerek anlatılamazmış, kişi nasıl yaşarsa öyle inanırmış.

Bu teşebbüs bizi 'cemaat' kavramını tekrar düşünmeye de sevk etti. Bir defa İslam'da cemaatler yoktur, tek bir cemaat vardır, o da başlı/imamı olan İslam ümmetinin dini ve siyasi temsilcisi cemaat-ı kübradır. Cami cemaatleri o deryaya götüren damlacıklar oldukları için onlara da mecazen cemaat denmiştir. O cemaat İslam ümmetini bölmez, bütünleştirir. Ve anladık ki, bölenler cemaat olamazlar, 'fırka' olurlar. Efendimiz'in ifadeleriyle, İslam ümmeti de yetmiş üç, yani pek çok fırkaya ayrılacak, ama hepsi cehenneme gidecek sadece 'Cemaat' ile beraber olanlar kurtulacak. Diğer ifadelerinde, “benim ve ashabım gibi yaşayanlar” kurtulacak. Demek ki 'Cemaat' o imiş, diğerleri ise fırka imiş.

'Cemaatlere' düşmanlık yapılıyor denmesi ise bir kara propagandanın ürünüdür. 'Cemaatleri' hükümetlere karşı tahrik etmeyi amaçlamaktadır. Ama bendeniz şahsen bu oluşumlara 'cemaat' denmesinin yanlış olduğu kanaatimi söyledim. Bunlar çeşitli alanlarda hizmet veren dernekler, vakıflar, sivil toplum örgütleri, tarikat tekkeleri kısaca mekteplerdir. Bu anlamda bunlara karşı olmak hem dinen hem sosyolojik açıdan yanlıştır, anlamsızdır. Şu anda böyle bir durum da söz konusu değildir. Ancak bu oluşumlar da 'Cemaat' olamayacaklarına göre ya birer mektep olup dine dindarlığa hizmet edecekler, ya da fırka olup gidecekleri yeri kendileri belirlemiş olacaklar. Bu iki durumu ayıran özellik de şeffaf ve karşılıklı bilgileşmeye açık olmalarıdır. Eğer bizden başka doğru yoktur diyenler varsa onlar da fırka olmayı peşinen kabullenmişler demektir. Bu oluşumlar arasında iletişim olursa görülecek ki, aslında ortak yönleri ve ortak hedefleri sanıldığından da fazladır. Yüce Mevlamız'ın dediği gibi; “şüphesiz kalbi olan ve şahit olarak dinleyen için dersler vardır” (Kâf 34/50). Yani her şey yerinde görülecek ve öyle düşünülecektir.

Bu mektepler arası iletişim olmaz ve her biri kendini yegâne hakikat ve cemaat-ı kübra görürse, işte bu başımıza gelenler tekrar gelir. İran birisinin televizyonunu destekler Şia propagandası yaptırır, İngiliz öbürünün kanalını destekler, mehdi üretir, ABD başka bir kanalla peygamber çıkarır. Velhasıl, ümmetin yeniden oluşmasını istemeyen, İngiliz başta olmak üzere dış güçler fırkaları kullanarak emellerine ulaşırlar. İngilizler bu yöntemi ilk defa 1850'lerde Hindistan'da sünnetsiz bir din iddiasıyla ortaya çıkan Sir Ahmet Han'ı kullanarak keşfettiler.

Cemaatin kullanılması ise mümkün değildir. Çünkü cemaat sevad-ı azamdır, cumhurdur. Resulüllah (sa) buyururlar ki, “Benim ümmetim asla bir hatada ittifak etmez. O halde ihtilafa düşerseniz sevad-ı azama sarılın”. Sevad-ı azam cemaattir, o oluşmamışsa ulemadır, tek bir âlim de değildir. Kullanılanlar cemaat olamazlar. Onlar olsa olsa fırka olur ümmeti bölerler.

Böyle büyük bir konuda nefislerimize mağlup olmamalıyız. Efendimiz meseleyi özetlemiş: “Üç şey vardır ki, insanların helak olmasının sebebidirler: Boyun eğilen bir ihtiras/cimrilik, peşine düşülen nefsi arzular ve kişinin sadece kendi görüşünü beğenip onunla kalması”.


http://www.yenisafak.com/yazarlar/faruk_beser/cemaatlere-dusmanlik-mi-yapiliyor-2032209

PETRO-DOLAR / ERGÜN DİLER

Petro-dolar



ASLINDA sadece karışık olan TÜRKİYE değil. Amerika'ya bakın!
Kimin eli kimin cebinde belli değil. Aktörler ve güçler ayrışmış durumda. Kimin kazanacağı, dünyanın yeni rotasını belirleyecek. Biz haklı olarak her şeye 15 Temmuz penceresinden bakıyoruz. Bakmaya da devam edelim. Ama bakarken birden fazla ŞIKKI aklımızın bir köşesine koymamız gerekiyor. Bize saldıran güçler dünyanın hakimi... Uzayda hayat kurma peşinde koşacak bilgi ve teknolojiye sahipler.
Böyle bir AKIL, sonucu yıkım olan HATALARA imza atmaz. Her istediklerini elbette yapamazlar. Ama ortada onların gücüyle aklıyla ters orantılı bir şey varsa dikkat etmeliyiz. Ve 15 Temmuz'un amacının ne olduğunu birden fazla ŞIKKI ortaya koyup düşünmeliyiz...
NEDEN BİZE GELİP SALDIRDILAR?
Amerika'da bu işlere kafasını yoran değerli isimler var. Yazıp çiziyorlar.
Görüşlerini objektif olarak paylaşıyorlar.
Genelde bütün akıllı isimler gibi GLOBAL bakıyorlar. Zaten aksi mümkün değil...
Olamaz da... Şimdi gelin uzaklara gidip, etrafımızdan dolaşıp 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'ne gelelim...
Daha önce birkaç kez yazdım. Brezilya DEVLET BAŞKANI DİLMA'yı...
Son Brezilya operasyonuna iyi bakın!
Bize saldıranların hepsinin parmak izi o adreste. Orada DARBEYİ KADİFE ELDİVENLE yaptılar... Dilma da bir önceki Başkan da halkın içinden gelen ve gelir adaletsizliğine, yoksulluğa isyan eden isimlerdi. Ülkelerinin gücünü ve zenginliğini kendileri kullanmak istediler. Tabii bu bir fatura getiriyordu. Getirdi de. Hemen saldırı hazırlığına geçtiler. Bizim hikayemize çok benzeyen sahneler yaşandı...
Dilma önce dışarıdan kaynaklı finansal operasyonlarla sarsıldı. Kaynağı biliyordu ama cevap veremiyordu.
Arkasından sokak eylemleri başladı. İçeride dışarıdan kumandalı bir medya vardı. İşbirliği ile gazete ve televizyonlar kendi DEVLET BAŞKANI'nın karşısındaydı.
Tıpkı bizdeki gibi YOLSUZLUK dosyaları açıldı. Dilma birine cevap veremeden diğeri masaya getiriliyordu. Hepsi için adım atacakken KREDİ DERECELENDİRME KURULUŞLARI devreye girdi. NOT düştü tabii... Her şey üst üste gelince ADALET daha fazla beklemedi. Hakimler sahne aldı. Siyaset de işin içine girince DİLMA kenara çekildi. Bizde bütün bu sahneler birebir yaşandı.
Başaramadılar. Başaramadıkları için de 15 TEMMUZ geldi...
15 Temmuz DARBE ile bitseydi birden fazla kazançları olacaktı. Şike Operasyonları gibi... Orada da KUMPAS engellenmese, Beşiktaş-Fenerbahçe düşecekti! Nereye? BANK ASYA LİGİ'ne... Ligin değeri ne kadar artacaktı siz düşünün. Canlı yayın ve diğer gelirleri alt alta koyun. Büyük para değil mi...
Galatasaray ve Trabzon yukarıda kalacaktı ama kontrol yine bunlarda olacaktı.
Hem aşağısını hem yukarısı yönetip FUTBOLU, TOPU, TRÜBÜNLERİ, YEŞİL SAHAYI, FEDERASYONU yani milyonları ellerine geçireceklerdi. Bir taşla birkaç kuş vuracaklardı. Biri buydu!
15 Temmuz'da da durum böyleydi.
Eğer başarılı olsalardı TÜRK ORDUSU bunların askeri olarak ORTADOĞU'da görev alacaktı. Bu finansal operasyonun ilk ayağıydı.
Açalım...
CIA Başkanı John Brennan SUUDİ ARABİSTAN'a en yakın Amerikalıdır!
Mekke'de görev yaptı. Hanedanı çok iyi tanır. Obama da yakındır. Ama bunların korumasına rağmen, SUUDLAR'ın Amerika'daki 750 milyar doları tehlikede!
Neden?
El Kaide'ye para verdikleri iddia ediliyor.
11 Eylül'ü düzenledikleri öne sürülüyor!
Böyle uçuk senaryolar yüzünden olabilir mi? Elbette olamaz!
Putin ve ekibi uzun zamandır ARAP DOLARLARINI kendilerine çekmek istiyor. Yakın aylara dikkatlice bir bakın!
Rus ve Arap temaslarını görürsünüz.
Gidenin gelenin haddi hesabı yok. Bu projenin arkasında PUTİN'in Merkez Bankası'nı emanet ettiği ELVİRA NABİULİNA vardı. Bu kadın alışılagelmiş para politikalarının üzerine çıktı. Rezerv para DOLAR'dı. Bilmemesi mümkün değildi. Şok bir kararla elindeki DOLAR'ı sattı. Büyük çoğunluğu ile ALTIN aldı.
ALTIN'ın da artacağını gördü. Petrol fiyatları düşüyordu. Kremlin en büyük zararı buradan görüyordu. Ama ELVİRA, ALTIN'a dönerek 50 milyar dolara yakın bir kazanç sağlıyordu. Ayrıca ABD'ye DOLAR'dan koptuğunu işaret ediyordu.
Bu restleşme ilişkileri de bitiriyordu.
Daha da gerginleşecekti. Rusya Merkez Bankası ALTIN REZERVİNİ ikiye katlarken kasasındaki DOLAR'ı eritiyordu.
Ve ekonomileri ayakta kalıyordu. Bu Washington için ALARM demekti.
Çünkü tehlikeyi en iyi onlar biliyordu...
ELVİRA ile DİLMA yakındı. Yeni bir oyun kuruyorlardı. Ortak hareket edeceklerdi. Ancak Dilma yapmaması gereken bir şeyi yapıyor ve "Artık ülke olarak altına geçmeliyiz!" diyordu. Doları dışlıyordu. Gücü yetmedi gitti. Elvira ile ikisi ekonomilerini birbirine kenetleyecekti.
Olmadı. Dilma gitti Elvira yerinde...
Elvira, Amerika'nın kasasındaki ALTINLARIN GERÇEĞİ YANSITMADIĞININ FARKINDAYDI.
Oyunu yalan üzerine kuran ABD'ye rest çekti. Kazandı. Sadece Kremlin mi? Hayır tabii ki! Çin de uzun zamandır küçük küçük dilimlerle DOLAR'dan uzaklaşıyor. Bir yılda 700 milyar Dolar'ı fırlatıp attı. İki büyük tehlike ABD'nin karşısına dikildi.
Yapacakları TEK ŞEY ORTADOĞU'yu tamamen ele geçirmekti. Çünkü arkasından petrolün DOLAR dışında bir parayla alınıp satılması gelecekti. Bu Amerikan rüyasının sonu demekti. Elvira zaten ALTIN ile petrol satmaya başlamıştı bile...
Obama sevmesine rağmen DERİN AMERİKA Suudlar'a KIRMIZI KARTIN ucunu gösterdi. Amaç PETRODOLARLAR'ın başka yere uçmasını engellemekti... DEAŞ ve benzeri örgütlerin amacı da buydu. Amaç EKONOMİK SINIRLARI koruyup kollamaktı. Yoksa kimse "Kürtler'e devlet kurduralım, istediklerini yapsınlar" derdinde değildi.
Olamazdı da... Aynı şekilde Ortadoğu'da sözde İSLAM DEVLETİ (!) kurdurma gibi bir amaçları da yoktu. Olması mümkün değildi zaten... Amaç KAOS'la yönetmekti!
15 Temmuz'la birlikte Erdoğan'sız bir TÜRKİYE bölgede TRUVA ATI olacaktı. Darbe başarılı olsaydı biz onlar için ölecektik. Askerlerimiz ne için gittiğini bilmediği bir coğrafyada kan dökecekti.
Atlatıldı. Fakat asıl tehlike şimdi bundan sonra! Erdoğan'ı deviremeyen ABD şimdi Rusya ve Çin'den sonra karşısında Müslüman ülkeleri de bulacaktı. 750 milyar Dolarlık TEHDİT APARLAR'a gözdağı'ydı...
Herkes oyunu biliyordu. Amerika bundan sonra yeni oyunla bölgeye gelmek zorundaydı. Belki de büyük ihtimal bir SAVAŞI buradan çıkaracaklardı. Asla ve kat'a göz göre ERİMEK istemeyeceklerdi.
Doları ve petrol trafiğini kaybettikleri anda BİTERLERDİ. Silahları ve orduları bu nedenle duruyordu. Bölgemiz giderek karışacak. DOLAR'ın imparatorluğu için bu şart. Bu erozyona izin verdikleri an bir daha toparlanma şansları yok. Belki de bunu bildiği için pek çok AMERİKAN DEVİ, PARASINI ÜLKENİN DIŞINDA TUTUYORDU...
Amerika bizimle DOSTÇA masaya otursaydı bu tehlikeyi yaşamazdı. Ama içimizdekilerle bizi DEVİRMEYE kalktılar.
Onların içindeki YABANCILAR da onları kandırdı. Kaybeden kim şimdi burada?
FETÖ ve ABD! Düşünsünler bakalım!
Oysa bölgeyi bize vereceklerini söylüyorlardı. Bizi sevdikleri için değil, tek çıkarları bu olduğu için. Biz burada her yere girer çıkarız ama onlar yapamaz.
Şimdi yapamayacaklarını görüyorlar. Daha fazla yaklaşacaklarına, hırçınlaşıyorlar.
Böyle giderse herkes kaybedecek.
Petrolü ve Doları kontrol etmek için her türlü riski alacaklardır. Seyretmezler.
Bunu yapacaklarına ANKARA'ya gelip anlaşmanın yollarını aramaları gerekir.
Ama onlar hala ERDOĞAN'I DEVİRME PEŞİNDE koşuyorlar. Anlamak mümkün değil. Kazanamayacakları bir maçı istiyorlar.
Final, Türkiye'nin tam ortasında olduğu coğrafyada oynanacak. İstesek de istemesek de... Hep yazdım! "Kim Türkiye'yi yanına alırsa o kazanır" diye...
Anlamadılar. Bize VALİ tayin etmeye kalktılar. Tokadı yediler. Amerikan karşıtlığı yüzde 90... Gittikleri yol yol değil... Ne Ricciardone ne de Bass bu gerçekleri rapor etmiyor... Korkutarak alınacak bir sonuç yok. Ya ORTAKLIK TEKLİF EDECEKSİNİZ ya da GİDECEKSİNİZ.
Coğrafyada bunlar için başka seçenek yok... Tabii gitseler de kalsalar da KAN AKACAK...
Biz kazanacağız. Bundan emin olun!
Ama her şey bir avuç DOLAR için... Buna da hazırlıklı olalım...
YENİ DÜNYA, TÜRKİYE'NİN MERKEZİNDE OLDUĞU COĞRAFYADA KURULACAK!

http://www.takvim.com.tr/Yazarlar/ergundiler/2016/10/01/petro-dolar

.