.

ALLAH; DEVLETE, MİLLETE VE ORDUMUZA ZEVAL VERMESİN

25 Eylül 2016 Pazar

İKİNCİ KALKIŞMA ÇOK YAKINDA



Kıymet Sezer

Türkiye, 15 Temmuz’da kanlı darbe girişiminde bulunan FETÖ ile mücadele ederken, emekli Albay H. Atilla Uğur, ikinci darbe uyarısı yaptı. İkinci kalkışmanın çok yakın olduğunu söyleyen Uğur, yapılan planı adım adım anlattı.

ABD destekli 15 Temmuz darbe girişimi, 7'den 70'e milletin destansı girişimiyle püskürtüldü. Fetullahçı Terör Örgütü'ne bağlı haşhaşiler ve onların destekçileri eliyle tertiplenen işgal girişiminin üzerinden 2 ayı aşkın zaman geçti. Hainlere yönelik OHAL kapsamında yürütülen yoğun operasyonlara rağmen tehlike henüz geçmedi. 15 Temmuz günü gazetemizin Ankara temsilciliğini ziyaret ederek ilk kalkışmayı haber veren emekli Albay Hasan Atilla Uğur, 'üst akıl' destekli yeni bir darbe hazırlığına ilişkin çok önemli açıklamalar yaptı. İşte, Uğur'un kaynaklarına dayandırarak anlattığı ikinci kalkışma senaryosuna ilişkin şok bilgiler...

İkinci kalkışmaya hazır olun. Ve çok yakın bir zamanda. Çok net bilgi olarak söylüyorum: İkincisi daha kanlı olacak"

KİMSE 'BU İŞ BİTTİ' DEMESİN

“İkinci kalkışmaya hazır olun. Ve çok yakın bir zamanda. Çok net bilgi olarak söylüyorum: İkincisi daha kanlı olacak. Bugün bir zafer sarhoşluğu içindeyiz. Ben sizin aracılığınızla Türkiye'yi uyarıyorum. Kimse 'Tamam bu iş bitti, Türkiye rayına oturdu, artık Amerika başka bir şey yapamayacak, FETÖ başka bir şey yapmayacak, PKK başka bir şey yapamaz, biz belini kırdık bu örgütlerin' falan demesin. Bu bizi, hazırlanmakta olan kalkışmada tamamen başarısızlığa götürür. Paramparça oluruz."

İNGİLİZLER AŞİRETLERLE 2.5 AYDIR NE GÖRÜŞÜYOR?

“Aldığım bilgiye göre, İngilizler 2.5 aydır Güneydoğu'daki bütün aşiretlerin ayağına gidiyor. Özellikle Hakkari, Van, Çatak, Silopi, Mardin bölgesinde etkin aşiretlere... Bunlarla pazarlıklar yapıyorlar. Toprak ağası olarak varlığını sürdüren bu aşiretlerin bankalara olan birikmiş trilyonlarca liralık borçlarını ödediler. Aşiretlerin bütün kredi borçları ödendi. İngiltere ödedi bunları. Konsolosun aşiretler içinde ne işi var? PKK yol kontrolü yaparken bunların araçlarını 'buyurun' diyor bırakıyor, diğer araçlara kimlik kontrolü yapılıyor. Neden?"

10 BİN PİYADEYLE GELECEKLER

“Bundan 3-4 gün önce İngiltere'nin yüksek tirajlı gazetelerinden biri olan Daily Express'te bir yazı yayınlandı. Diyor ki, 'Türkiye'de ikinci kaos ortamı geliyor. Bizim Kıbrıs'ta üssümüzdeki 10 bin deniz piyademiz, Türkiye'de bulunan 50 bin İngiliz'in can güvenliği için Türkiye'ye girecek, Türkiye'de güvenli bölgeler oluşturacağız. Vatandaşlarımızı hava yoluyla tahliye edeceğiz'. Bakın bu bir işgal planıdır. Bu ikinci kalkışmanın esas amacı işgal."

Yine eşzamanlı olarak hedef olarak gördükleri kişilere yönelik suikastler devreye girecek. Bu yapıldığı zaman inanılmaz bir kaos ortamı olacak. Herkes ayağa kalkacak ve iç savaş dedikleri, esas onların istedikleri plan hayata geçecek"

KAOS GÜNEYDOĞU'DA BAŞLATILACAK

“Peki bu kaos nasıl olacak? Çok net bir bilgi bu: Güneydoğu'da her zaman yaptıkları gibi HDP'lilerin de çağrısıyla bir nümayiş, gösteri yapılacak. Polisin, askerin içinde tespit edilmemiş FETÖ'cüler gaz sıkmak yerine, halkın üzerine ateş açacaklar. Bu, benim ulaştığım bir bilgi, net. Olay büyük ihtimal Şemdinli, Yüksekova ya da Kızıltepe'de olacak. Burada 15-20 kişi ölecek. Bölgedeki bütün ilçelerde, illerde, İngiliz konsolosluğundan ziyaret edilen aşiretler bu oyuna gelirlerse eğer, halkı sokağa dökecekler. Batı'da ise fitili, 4-5 noktada sansasyon yaratacak büyük patlamalarla ateşleyecekler. Bunu ya PKK ya da IŞİD yapacak. Yine eşzamanlı olarak hedef olarak gördükleri kişilere yönelik suikastler devreye girecek. Bu yapıldığı zaman inanılmaz bir kaos ortamı olacak. Herkes ayağa kalkacak ve iç savaş dedikleri, esas onların istedikleri plan hayata geçecek."

40 YIL SÜREN HAZIRLIK

“15 Temmuz'da beceremedikleri, erken düğmeye bastıkları için yapamadıkları bu. İç savaş durumunda Amerika diyecek ki, 'Benim Türkiye'de vatandaşlarım var. Zaten Türkiye de benden yardım istedi', diyerek gelip oturacak. İngiltere de aynı şekilde hazırlıklı zaten. Peki ne olacak o zaman Türkiye? Allah korusun. Kimin kimi vurduğu belli olmayacak. Komşu komşuyu vuracak, yağma başlayacak. Aklınıza ne geliyorsa, her şeyi uygulayacaklar, 100 sene önce yapamadıklarını şimdi yapacaklar. 40 yıldır FETÖ'yü, PKK'yı bunun için yetiştiriyorlar. Amerika, İngilizlerle beraber bu işin arkasında olacak. Öcalan'ı ben sorguladım. 8 ay boyunca orada kaldım. Bana bir lafı var: 'Dünyada bugüne kadar her şeyi İngilizler planlar, Amerikalıları oynatır'."

Gülen'in teslimi Apo'dan zor

1999 yılında PKK elebaşı Öcalan'ı sorgulayan efsane komutan olarak tanınan emekli Albay Hasan Atilla Uğur, “Öcalan'ın ele geçirilmesi mi zordu, FETÖ'nün mü ele geçirilmesi mi daha zor olacak?" sorusuna şu cevabı verdi: “FETÖ, PKK ile büyük benzerlik gösteriyor. ASALA bitti, PKK çıktı. PKK elebaşı alındı, hemen akabinde Fetullah at başı geliyordu. Ama FETÖ konusunda ABD'nin şöyle bir avantajı var: Bu, dini duyguları kullanan bir örgüt. Dünyada sosyalizmi kullanmaya çalışan bir PKK'dan ziyade dini duyguları ön plana çıkaran, istismar eden, iktidarlar ve muhalefetle 40 yıldır hep işbirliği içerisinde olan bir örgütten söz ediyoruz. Dolayısıyla ABD, FETÖ konusunda Apo'yu kullandığı zamankinden daha akıllı hareket etmeye başladı. Nedir? Gülen'in ABD'den bize teslim edilmesi onlarca sene alacak bir hukuki süreç teşkil ediyor. Öcalan'ın iadesinden çok daha zorlu bir süreç bekliyor bizi FETÖ'nün iadesinde. Öcalan'ın iadesinde biraz daha erken hareket ettik. Karşılıklı istihbarat örgütleri de konuşuyordu Apo konusunu. Ama şimdi FETÖ konusunda bu çok fazla geçerli değil."

Kriptolar duruyor

“Bugün zafer sarhoşluğuyla, 'bakın içeri aldık adamları' diyoruz ama kriptolar duruyor. Siyasetin içindeki adamlar bunlar. Bunlar gözümüzün içine baka baka 'FETÖ ile mücadele ediyoruz' görünümü çizmeye çalışıyorlar. Mesela MİT. Burada bir temizlik oldu mu? Dünyanın hiçbir yerinde 8 bin-10 bin rütbeli personelin katıldığı böyle bir kalkışma, böyle bir işgal, rezillik hareketini MİT'in duymadığına beni kimse inandıramaz. MİT, en başından beri bu girişimden haberdardı. Peki niye bir şey yapmadı? Ülkenin bütün kurumları FETÖ'nün eline geçti de bir tek orası mı pir-ü pak kaldı? Senaryoları boşa çıkarmak için yapacağımız bir diğer şey, süratle milli bürokrasiyi oluşturmamız. Hem askeri hem sivil anlamda milli bürokrasiyi mutlaka oluşturmamız lazım. MİT, TSK vb. Buralarda milli, mandacı olmayan, şucu bucu olmayan, liyakatli insanları istihdam edilmeli."

EĞER ÖNLEM ALMAZSAK KASIMDAN ÖNCE...

“İkinci kalkışmayı gayri milli unsurlar, PKK ve FETÖ birlikte yapacak. Şuanda ABD'nin argümanı durumunda olan tüm örgütler hepsi birlikte yapacaklar. Askeri, polisi, bürokratı, kim varsa devreye girecek. Şekli 15 Temmuz gibi olmayacak. Çift başlı, on başlı bir hadise. Şuana kadar alınmayanlar, bilinip de dokunulamayanlar, hepsini göreceğiz bu hadiselerde. Sadece askeri değil, polis, bürokrasi, emir komuta zinciri diyecekler. Türkiye'yi uyanık olmaya davet ediyorum. Eğer biz bu oyunu bozmazsak, ikinci girişim kasım ayını geçmez."

HERKES 'ABD' DİYORKEN...

“Türk milletini ikaz ediyorum. Çok dikkatli ve akıllı olmamız gereken bir zaman. Hani bir ara 'Yenikapı ruhu' dedik ya. Şuanda bu ruh bilinçli olarak zedeleniyor. Başta CHP bozmaya başladı bu ruhu. Bilerek yapılıyor bunlar. Görev. Bir kamplaşma yaratılmaya çalışılıyor. Tarık Akan'ın, Allah rahmet eylesin, cenaze törenine baktığımızda, Türkiye'de normal bir ortamda cenazeye 5-10 bin kişi giderdi, şimdi 1 milyona yakın kişi gitti. Bu, kamplaşmanın bir göstergesi. Ben onlar o taraf, bunlar bu taraf demiyorum, yanlış anlaşılmasın. Ama ilginç bir sosyolojik süreçten geçiyoruz. 15 Temmuz ertesi bu olayın ABD oyunu olduğu konusunda herkes yüzde 100 hemfikir iken şimdi, 'Olur mu öyle şey! ABD mi? Olmaz' deniyor. Bir NATO'culuktur çıktı piyasaya."

AYRILIKLARI BIRAKALIM

“Neredeyse her programda Mustafa Kemal Atatürk'e söven birileri çıkıyor. Bunu germek için yapıyorlar, bilerek yapıyorlar bunu. Bu gerginliğin yaratılması direk ABD'nin, Fetullah Gülen'in işine yarar. Bizim bu kadar tecrübeden sonra bu oyuna gelmememiz lazım. Dünyanın hangi yerinde bir ülkenin Meclisi bombalandı? Biz hâlâ mı kendimizde değiliz? Bırakalım bu ayrılıkları, gayrılıkları. TV'lere bir bakıyorsunuz, illa bir Kürtçü, bir FETÖ'cü çıkıyor ekranlara. Bunlar terörist. Son ana kadar ne olacak diye bekledi bunlar. Türkiye, duruma göre taraf olanlardan geçmişte çok çekti. Artık çekmeyelim."

Paraları tıkır tıkır ödendi

“Cezaevlerinde de çok büyük isyanlar başlayacak. Bunu cezaevindeki FETÖ'cülerin gardiyanlarla, oradaki jandarma personelleriyle konuşmalarından görebilir yetkililer. Bu isyanlara sadece FETÖ'cüler değil, hırsızı, tecavüzcüsü, herkes katılacak. Cezaevindeki adamın psikolojisini ben bilirim; 5 yıl 8 ay 10 gün yattım ben. Cezaevlerinden aldığım bilgilere göre, şu anda FETÖ mensupları bir buçuk aydır cezaevlerinde artık itirafçı konumuna gelmiyorlar. Başta itirafçı olmaya çok temayül vardı, vazgeçirttiler. 'Yanınızdayız, maddi-manevi, aileleriniz bize emanet. Bunları yapanlardan hepsinin hesabını soracağız. Biz büyük akılız' dediler. İtirafçılık bitti. Ailelerinin sözde mağduriyeti de bitti. Bütün kredi kartı borçları ödendi. Ev kredileri vs. aklınıza ne geliyorsa bunların hepsi tıkır tıkır ve nakit para olarak götürüldü, ellerine verildi. Emniyetteki arkadaşlara sorduğunuzda 'getireni tespit etmeye çalışıyoruz' yanıtını alıyorsunuz. İşte bu zafer sarhoşluğudur, 'zaten aldık' demektir ve bunun bize zararı olur. Bunlar cezaevlerinde gardiyanları tehdide falan başlamışlar. Yine FETÖ'nün 2009-2010'da cezaevlerindeki gardiyanlara yönelik örgütlenmelerini düşündüğümüzde cezaevi ayaklanmalarının nereye gideceğini kolaylıkla kestirebiliriz. Gardiyanlara yönelik ciddi bir FETÖ temizliği gördük mü? Hayır. Yine özel güvenlik şirketlerine de bakılmadı bugüne kadar. Özel güvenlik bugün Başbakanlık'ta da her yerde de var. Bu şirketlerin sahiplerine de bir bakmalıyız."
Rakka tuzak
“Suriye konusunu dışarıda tutamayız. Şu çok açık: 40 gün önce derdest edilmiş, tokatlanmış, içinden bir sürü hain temizlemiş bir ordu, Cerablus gibi bir yeri 1 günde Amerika'ya rağmen girdi ve aldı. Bunu dünyada hiçbir yerde göremezsiniz. Bu, efsanenin geri dönüşüdür. Bu Türk ordusudur. Maya sağlam çünkü. Operasyonda geldiğimiz noktada, ABD inanılmaz taktikler uyguluyor. 'Münbiç'e giremezsiniz' diyor, Tel Abyad'da bayrak asıyor. Fırat Kalkanı yüzde yüz doğru bir harekâttır. Bizim operasyonel hedefimiz şu olmalı: Cerablus tamam, sıra Münbiç ve El Bab'da. O kareyi kurmalıyız. ABD bize diyor ki, 'sen şimdi kal burada ya da çık'. Eğer şu anda oradan çekilirsek Türkiye paramparça olur. Önce Hatay'da kalkışma başlatılacak, eğer çekilirsek. Çekildiğimiz alanlara ABD ve PYD yerleşecek. ABD-İsrail-Kürt koridorunu kendi elimizle gerçekleştirmiş olacağız. Bunun için kesinlikle orada kalmalıyız. El Bab'ı mutlaka biz almalıyız. ABD'nin teklif ettiği Rakka operasyonu ise bir tuzaktır. Rakka 250 km aşağıda. Savaşı lojistik kazanır. İkmaliniz, lojistiğiniz yoksa orada boğuluruz. Esas bizim için bataklık Rakka'dır. Biz Musul'a girmeliyiz. Telafer'de 400 bin Türkmen var. Bu bizim meşru hakkımız. Irak kuzeyinde yıllardır mücadele ettiğimiz bir PKK var. Üstelik, Mustafa Kemal'in vasiyeti var burada. Biz Musul'daki operasyona katılmalıyız. Kerkük'te de facto olarak oluşturulan Kürt bölgesi tuzağına Musul'da izin vermemeliyiz."

http://www.yenisafak.com/gundem/ikinci-kalkisma-cok-yakinda-2536600

24 Eylül 2016 Cumartesi

SÜLEYMANCILAR CEMAATİNİN YENİ LİDERİ: ALİHAN KURİŞ'İN BEYANI

Süleyman Hilmi Tunahan’ın torunu olan Denizolgun’un ölümünden sonra toplanan cemaat, lider olarak Alihan Kuriş’i seçti.
Alihan Kuriş, Ahmet Denizolgun’un vefatından sonra şu açıklamayı yaptı:

“Madem ki dünya hayatı devam ediyor, o zaman İslam dini devam edecektir. Madem ki İslam dini kıyamete kadar devam edecek,  o zaman hizmetlerimiz yani Allah'ın dinine, kitabına hizmet kıyamete kadar devam edecektir.
Bu gemiyi karaya oturtabilmek için bunların akıllarından geçen her adiliğe olur verecekleri de şüphesizdir.
Yolumuz din-i İslam’ı, ümmeti, milleti, devleti savunmaya, korumaya ve bu değerlere hizmet etmeye devam edecektir. Vatan hainlerine, din düşmanlarına, bozuk akımlara, devleti yıkılışa götüren üzeri örtülü planlara set olmaya devam edecektir."

23 Eylül 2016 Cuma

CEVABINI BULAN SORU

15 Temmuz darbesi akşam saat 10.30 dolayında tankların caddelere çıkmasıyla başladı. Herkes bu duruma bir anlam verememişti. Darbeler daima sabahın erken saatlerinde yapılırdı. Bu sefer çok aptalca bir karar verilmiş ve darbeye  insanların henüz sokaklarda olduğu zaman start verilmişti.

Bu nedenle pek çokları bu yüzden ortada bir tiyatro oynandığını sanmıştır. Bazıları daha da ileri gidip Erdoğan’ın bu darbeyi kendi otoriter yönetimine bahane olmak üzere yaptırdığını iddia etmişti.

Darbede bir başka tuhaflık ise, ilk defa darbecilerin halka, parlamentoya, polis merkezlerine ateş açması ve bombardıman etmesiydi. Darbe sabah yapılsaydı buna gerek kalmadan belki de ülkenin kaderi tereyağdan kıl çeker gibi darbecilerin eline geçmiş olabilecekti.

Bir başka gariplik; Fetöcülerin neden tüm güçleriyle değil de az bir kuvvetle kalkışmayı başlatmalarıdır. Eğer darbe başarısız olursa, asıl güçlerini darbe sonrası hükümetin darbe kovuşturmasında bir kısım güçlerini saklayabilmek olarak düşünüldü.

Bu garipliklerin cevabını Serdar Turgut yazısında veriyor.

Habertürk yazarı Serdar Turgut’un 23.09.2016 tarihli yazısından bir bölüm:


“DARBE GECESİ LAİKLER

Daha önce içgüdümle şu tespiti yapmıştım: Darbe gecesi “Yurtta Sulh Komitesi”imzasıyla okutulan metin, bilinçli bir biçimde sanki laiklerin, Atatürkçülerin elinden çıkmış izlenimi verecek şekilde kaleme alınmış gibiydi.

Sonra darbe girişiminden asıl sorumlu olanlar ortaya çıkınca bunun büyük bir şeytani planın parçası olduğu, o metnin aslında Atatürk’e düşman olanlar tarafından sanki laiklerin elinden çıkmış gibi değerlendirilmesi için yazıldığı belli oldu.

PEKİ NEDEN BÖYLE YAPILDI?

Çünkü darbeciler büyük ihtimalle yabancı güçlerden destek alarak yaptıkları şeytani planlarında bu ülkenin asıl büyük ve potansiyel çelişkisinin hayat tarzı farklılıklarından kaynaklandığını gördüler.

Ve o gece “AK Parti yanlıları, yani dini hisleri güçlü kitle sokağa döküldükten sonra laikleri de sokağa dökersek onları karşı karşıya getirir, bir iç savaş başlatırız” diye düşünmüş olmalılar.

Şu ana kadar gelen tüm bilgiler, tüm istihbaratlar bunu işaret ediyor.

Anladığım şeytani plana göre, laik kesim ya o gece okunan metne inanıp darbeye destek için ya da inanmayarak darbe karşıtı olarak sokağa çıktığında, kendisine hiç uymayan, korkutan, hatta Murat Belge’ye, “O tür sloganların arasında benim ne işim var” dedirten sloganları duyunca bu kitleyle karşı karşıya gelecek, provokasyonlarla da iki kesimin çatışmaları sağlanacaktı.

Bir kesim için “O gece sokağa inmediler” deniliyor ya, ben bu analizi yaptıktan sonra “İyi ki de inmediler” diye düşünüyorum.

O gece laik kesimin çoğunlukla sessiz kalması ve daha sonra CHP aracılığıyla AK Parti’yle darbeye karşı makul bir düzeyde buluşması Türkiye’yi kurtarmıştır.”

Serdar Turgut’un yazısından aldığımız bu bölüm pek çok şeyi açıklıyor.

Maksat bir iç savaş çıkarmaktı. Onun için darbeyi erken saatlere aldılar. Amerika bu kadar ahmak değil. Darbe aceleye getirildiği için başarısız olduğu savı doğru değil. Amaç önce muhafazakarları sokağa dökmek, ardından laikleri sahaya sürüp çatışma ortamı yaratmaktı.

Dikkat ederseniz darbe karşıtı olaylar sırasında askerlerin bazı serseriler tarafından kafasının kesildiği iddiaları ortaya sürüldü. Askerlerin dövüldüğü görüntüler ile milliyetçi kesimlerde darbeye karşı çıkanlara karşı itibar suikastı yapıldı.

Bazı olumsuz görüntülerdeki olayların bilerek ve önceden planlanarak gerçekleştirildiği çok açık… Amaç darbeye karşı çıkanların hareketine gerici bir karşı devrim denilerek laik ve sol kesimlerin bunlara karşı çıkacağı varsayıldı.

Allah ülkemizi o gece çok büyük bir uçurumun kenarından döndürdü. Öncelikle Ordunun darbeye karışmayan kısmı kışladan çıkmadı. Eğer asker askere karşı çıksaydı. Ülke mahvolurdu. Darbecilere karşı büyük ölçüde polisin öne sürülmesi asker arasında muhtemel bir çatışmayı önledi.

15 Temmuz gecesi her kesimden halk kitlesi ortak düşman olan darbecilere karşı toplu reaksiyon gösterdi. Eğer sağ-sol, dindar-laik, sünni-alevi, Türk-Kürt diye bir çatışma olsaydı; bugün Türkiye diye bir devlet kalmayabilirdi.

Fetöcülerin bütün güçlerini sahaya sürmemesinin nedeni, iç savaş patlak verdiğinde kurtarıcı rolü oynamak istemiş olmaları muhtemeldir. Kurt dumanlı havayı sever.  Felaket içinde Amerika kendi sahte mehdisini piyasaya sürmüş olacaktı.

Darbe Amerika, AB, İsrail, NATO ve Gladyo tarafından yapılmıştır. Güya biz Nato’ya güvenliğimizi sağlamak için girmişiz. Halbuki anlaşıldı ki en büyük tehdit müttefiklerimizden gelmekteymiş. 

Bu sefer Batının işi zor. Zira Rusya’ya ve Şangay ittifakına rağmen Türkiye’yi yutmaları halinde Türkiye onların boğazlarında kalacaktır.

Mustafa Necati Özfatura 30 yıl evvel yazmıştı. Amerika Toros dağları eteklerinde 1 milyon askerini ölü bırakarak buralardan yenilmiş olarak geri çekilecektir. Yakında Rusya Avrupa’yı ezecek. Amerika, Rusya karşısında aciz kalacaktır. 

Amerikacılar ile Rusçular kozlarını paylaşacaktır. Müslümanlar her ikisinin de hakkından gelecektir. Türkiye'miz bu hengamede kısmen zarar görse de bu geçici bir durum olacaktır. Türkiye ve Müslüman ülkeler İslam Birliğini oluşturacaktır.

Yazıklar olsun Müslüman göründüğü halde batının beşinci kolu olarak Türkiye’nin aleyhinde sinsi sinsi çalışanlara…

Su uyur düşman uyumaz… Yeni bir tertip için zemin hazırlamaya çalışıyorlar. Bunun için devletin darbe sonrası aldığı tedbirleri sulandırıp dejenere etmek istiyorlar. Maksatları bu sefer öyle bir hava oluşturmak istiyorlar ki,  bir daha ki kalkışmada halk sessiz kalsın. Bu sefer halkın tepkisini nötralize etmeye çalışıyorlar.

Üç aylık son tertip… Ne olursan ol, yine de bu millet seni  ezecektir.