.

ALLAH; DEVLETE, MİLLETE VE ORDUMUZA ZEVAL VERMESİN

27 Temmuz 2016 Çarşamba

TÜRKİYE'Yİ KIYAMET SAVAŞINA ZORLUYORLAR

İbrahim KARAGÜL / Yeni Şafak

15 Temmuz saldırısı, sadece Gülen ve terör örgütüyle sınırlı değildir. Gülen'in sivil ve askeri bürokraside yıllardır beslenen terör hücreleri, çok daha büyük, küresel ölçekte bir proje için harekete geçirilmiştir.

Projenin mimarları, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı “oyun bozduğu” için hedef almıştır. Onun yokluğunda Türkiye toplumunun kaynaştırıcı, birleştirici gücünün yok olacağını, operasyona açık hale geleceğini bildikleri için önce onu ve kadrolarını bertaraf edip ardından Türkiye'nin parçalanması sürecini başlatmayı planlamışlardır.

PKK yıllardır nasıl bir senaryonun parçasıysa Gülen ve terör örgütü de aynı şekilde bir kart olarak, yıkıcı bir unsur olarak, öldürücü bir silah olarak ülkemize ve milletimize karşı kullanılmıştır.

Sonsuz kaosa teslim etmek

Bu yüzden işin başından beri yaşananların bir “darbe” ile sınırlı olmadığına, bir tür içeriden işgal girişimi olduğuna dikkat çekerken, derin bir endişe ile hareket ediyor, vahim bir Türkiye projesine karşı teyakkuza çağırıyoruz.

Bu proje, “Türkiye'nin Suriyeleştirilmesi” projesidir. Bu proje, Türkiye'nin etnik ve mezhep eksenli kimlik çatışmalarına sürüklenmesi projesidir. Bu proje, bir harita projesidir.

Irak'ın işgali, Suriye'nin sonsuz bir kaosa teslim edilmesi, Yemen'in bölünme aşamasına getirilmesi, S. Arabistan-İran savaşı senaryoları bu büyük projenin ana cepheleridir.

Suriye parçalanmadan Irak parçalanamayacaktır. Türkiye kaosa sürüklenemeden Suriye parçalanamayacaktır. S. Arabistan-İran savaşı başlatılamadan o harita çizilemeyecek, var olan devletler üçe-dörde bölünemeyecek, yeni devletler, şehir devletleri kurulamayacaktır.

Türkiye cephesi ve kıyamet saati!

Türkiye devreden çıkarılmadan, esir alınmadan, çaresiz bırakılmadan da bütün coğrafya yüz yıllık felakete, belirsizliğe, yokluğa sürüklenemeyecektir.

Bu yüzden 15 Temmuz saldırısı, içeriden işgal ve iç savaş yöntemleri kullanılarak, Kuzey Afrika'dan Yemen'e, Kafkaslardan Basra Körfezi'ne uzanan, coğrafyamızın tamamını rehin alan “kaos coğrafyası” projesinin Türkiye ayağını başlatma, Türkiye cephesini açma tarihidir.

28 Şubat'tan bu yana Türkiye böyle bir operasyona muhataptır. O tarihten bu yana bütün krizler ülkemizi adım adım o sona yaklaştırmaya dönüktür. ABD'nin ve AB'nin bölgeye ve bize yönelik bütün projeleri, politikaları bu kıyamet saatini yakınlaştırmaya dönüktür.

Boynunu koparma çabası

Yıllardır, “Türkiye için tehdit müttefiklerinden geliyor” diye yazıyoruz. Dikkatle okuyanlar, ülkemize yönelen kısa ve orta vadeli bütün tehlikelerin kaynağının Türkiye'nin müttefikleri olduğunu görecektir. ABD'nin son 25 yıllık bölge planlarının tamamı Türkiye'ye zarar vermiştir ve aleyhimize olmuştur. Suriye meselesinin bize pazarlanış biçimini de bu açıdan derinden sorgulamak bir zorunluluk halini almıştır.

Kuzey Irak'ta olduğu gibi, güney sınırımız boyunca bir cephe inşa edilmektedir ve bu, maalesef Türkiye eliyle yapılmaktadır. Kuzey Suriye Koridoru Türkiye'yi Anadolu'ya hapsetmeye dönük yüzyılların hesabının ürünüdür. Yüz yıl sonra kafasını kaldırıp Anadolu dışına bakabilen Türkiye'nin boynunu koparma planıdır.

Bu planın içeride destekçileri, pazarlamacıları, vurucu unsurları vardır. Bu unsurlar, Gülen ve terör çeteleriyle sınırlı değildir. Mesela PKK/PYD'nin en büyük desteği Türkiye içindendir ve onlar bu “çevreleme” projesinin içerideki uzantılarıdır.

Kimse gözlerimizi kör etmeye kalkışmasın!

Hiç kimse bize, 15 Temmuz saldırısının dışarıdan bağımsız, tamamen içerideki iktidar çatışmalarıyla, Gülen ve ekibiyle sınırlı olduğu masalını anlatmasın. Hiç kimse bize, yaşadıklarımızın Türkiye içi bunalımlarının sonucu olduğu tezini dayatmasın.

Hiç kimse gözlerimizi kör etmeye, milletimizi sersemletmeye kalkışmasın. IŞİD'i gösterip PYD'ye alan açma körlüğü gibi, daha dar hedefler gösterip ülkemizi yıkıma götürecek büyük planları kamufle etmeye kalkmasın.

Biz bunu okuduk, gördük. ABD doğrudan bu saldırının arkasındadır. Türkiye'nin geleneksel müttefikleri bu işin içindedir. Gülen'e ihale edilen saldırının arkasındaki hesaplar, 1. Dünya Savaşı'ndan bu yana devam eden hesaplardır.

Türkiye-Rusya savaşı çıkacaktı

Bizi Suriye'ye gömmeye çalıştılar. İçerideki birçok çevreyi bu amaçla kullandılar. Rusya ile savaştırmaya çalıştılar. Bu yüzden Rus uçağını düşürdüler. Türkiye-Rusya krizi üzerinden iki ülke de zayıflatılacak, operasyona hazır hale getirilecekti. Belki Yeni Kırım Savaşı tezgahlanacak, bu savaş üzerinden Türkiye'yi rehin alacaklardı. Ve belki de İran-Türkiye savaşı tezgahlayacaklardı.

IŞİD'e destek veriyor imajı oluşturmaya çalıştılar, oysa bu örgüte en büyük desteği verenler kendileriydi. MİT TIR'ları hikayesi de onların terör çeteleri eliyle yürüttüğü operasyonlardı. Bütün istihbarat bilgilerini çaldılar ve Türkiye'ye karşı kullandılar. Bölgeye dair hiçbir mahremiyeti kalmamış bir ülke haline getirdiler. Bu operasyonlarda rol alan destek gösteren herkes Türkiye düşmanıdır, vatan hainidir.

Sürekli teyakkuz hali

Biz direndikçe savaş şiddetini artırıyor. Biz meydan okudukça açık saldırılara girişiyorlar. Önümüze değil, biraz ilerilere, sınırların ötesine bakmak bir zorunluluktur. Günümüze değil, biraz ileriye, gelecek yıllara bakmak bir zorunluluktur. Yirmi yıldır adım adım izlediğim bu gelişmelerde hiçbir çelişki görmedim. Her kriz bir öncekinin tamamlayıcısı, bütün gelişmeler o büyük güne, kıyamet savaşına hazırlıktı.

Batı ile ilişkiler, ABD ile ilişkiler rasyonel bir zemine oturtulmalıdır. Suriye meselesi yeniden masaya yatırılmalı, Rusya ve İran'la ilişkiler baştan sona gözden geçirilmelidir. Bölgesel parçalanma, savrulma senaryoları dikkatle okunmalı, bu senaryoların Türkiye ayağına karşı sürekli teyakkuz halinde olunmalıdır.

ABD yönetimi suçüstü yakalanmıştır. Bazı Avrupa ülkeleri suçüstü yakalanmıştır. ABD ve Avrupa medyası açıktan demokrasiye savaş açmış, tankların arkasına gizlenmiş, bir terör örgütü üzerinden Türkiye'yi biçimlendirmeye girişmiştir.

Utanç verici yazılar, haberlerle, “Batı değerleri” diye pazarladıkları her şeyi çöpe atmıştır. Türkiye'nin yıllardır devam eden demokrasi mücadelesine en büyük darbeyi ABD ve Avrupa vurmuştur. Hepsi birterör örgütünün arkasına gizlenmiş, ona destek vermiş, terör üzerinden Türkiye ile hesaplaşmaya girmiştir.

Teröre desteğin en uç örneği bu

Bu ölçüde teröre desteğin örneği yoktur. Bu ölçüde demokrasiye saldırmanın örneği yoktur. Bu ölçüde tanklarla bir milleti ezmenin örneği yoktur. O milletin kutsallarına saldırmanın, meclisini bombalamanın, insanlarına katliam uygulamanın örneği yoktur.

Bunu yapan Türkiye'nin müttefikleridir. O terör liderini ve çetesini en üst düşeyde koruyan ABD yönetimi, Türkiye'ye açıktan savaş ilan etmiştir. Sokaklara dökülen milyonlara savaş ilan etmiştir.

Çok yakında bu kirli senaryonun bütün detaylarını ortaya çıkaracağız ve yayınlayacağız. Milletimiz nasıl bir tehditle yüz yüze olduğunu, kimlerle savaştığını öğrenecektir.

İncirlik Üssü'nden darbe girişimleri servis edenlerin, Afganistan'dan Türkiye'ye operasyon çekenlerin, AK Partili görünüp operasyona içeriden destek verenlerin, Gülen ve çetesini bir istihbarat ağı olarak yıllardır kullananların, Cumhurbaşkanı'nı öldürmeye kalkışanların kimler olduğunu milletimiz görecektir.

Haçlıları Anadolu'ya gömen gelenek var..

15 Temmuz Türkiye için yeni Kurtuluş Savaşı'nın başlangıç tarihi olacaktır. Çünkü açıktan saldırı altındayız, açıktan Türkiye'yi parçalama senaryolarına direniyoruz. Açıktan Suriyeleştirme projeleriyle karşı karşıyayız. Açıktan kaos fırtınası ülkemize, içeriye servis edilir oldu. Dikkat edin, bundan sonra Türkiye'den rahatsız ne kadar kişi ve grup varsa kullanacaklar, her birini silaha dönüştürecekler.

15 Temmuz hem saldırıların hem direnişin başlangıç tarihidir. Bundan sonra sürekli saldırılar gelecek, sürekli teyakkuz ve direnişte olacağız. Onlar cehennemin kapılarını açmışsa, bu topraklardaki bin yıllık gelenek harekete geçecek ve milletimiz onlara cehennemi göstermeyi bilecektir! Haçlı ordusunu Anadolu'ya gömen bir gelenekten söz ediyorum!

26 Temmuz 2016 Salı

PARALEL YAPILANMA SÜRECİ VE KİRLİ İTTİFAKLAR

Dış Politika

Mustafa Necati Özfatura / Türkiye Gazetesi

Dış politika uzmanlarına göre; “Dünya’nın neresinde olursa olsun yapılan her askerî darbenin arkasında NATO vardır.”
ABD’de CIA’nın bir yan kuruluşu olan (fütüroloji: geleceği tahmin ilmi ile ilgilenen) bir şirket vardır. Bu şirket dünyanın muhtelif ülkeleri ile ilgili geleceğe ait raporları hazırlar.
Suriye’nin iç savaş ile bölünmesi ile ilgili yazım internette ve twitterda mevcuttur. Ve aynı şirketin birkaç yıl önce Türkiye ile ilgili yazdığı raporu askerî darbe ile ilgili idi. Türkiye’de iktidar ve bazı çevreler kınadılar. Ve tevafuka bakın ki bu rapordaki hadiselerle, 15 Temmuz darbe teşebbüsü ve terör son derece benzemektedir.
ABD’nin bilinen ve gizli stratejisi vardır. Gizli stratejisi şöyledir: Bütün dünya ülkelerinin siyaseti ABD siyaseti ile uyumlu olmalıdır. Bütün dünya dilleri kaybolup sadece İngilizce konuşulmalıdır. Böylece dünya tek devlet hâline gelecektir. ABD’ye ise Yahudiler hakimdir. Böylece “Yahudi Dünya Devleti” kurulmuş olacaktır.
Gülen’in silahlı kuvvetlerde silahlı terör teşkilatı kurduğuna dair dava Rahşan Ecevit ile askıya alındı. Maalesef 2008 yılında bir kanundan istifade ederek faaliyetlerini arttırdılar. Paralel Yapı öyle teşkilatlandı ki bir binbaşı bir generale emir veriyordu.
Yalnız silahlı kuvvetlerde değil bir ilin valisi, Paralel Yapı imamını valilik binasında karşılıyordu. İşine son verilen ya da açığa alınanlar sadece ve sadece Paralel Yapı adına çalıştılar. Devletin bütün imkânlarını istismar ettiler.
Paralel Yapı dershanelerde zeki ve çalışkan öğrencileri oltalarına geçirip harp okuluna, polis akademilerine, hukuk fakültelerine yönlendiriyorlardı. Ergenekon, Balyoz ve diğer davalar düzmece idi. Asıl hedef bu okullara yönlendirdikleri ve yetiştirdikleri Paralel Yapı subay ve diğer rütbelilerine yer açmaktı.
Pentagon Türkiye’deki darbenin yanında idi. Medya da aynı görüşte idi. Ve silah fabrikaları karteli sabırsızlıkla darbenin başarısını istiyordu. Amerikalı emekli bir generalin medyada çıkan itirafı şöyledir: “Darbe başarılı olsaydı Türkiye’de İslamiyet kaybedecek, biz kazanacaktık.”
Türkiye’nin 81 ilinde günlerdir milyonlar meydanlardadır ve hiçbir taşkınlık yok. Gezide gördüğümüz gibi hainlerin özellikleri ise bombalar, havai fişekler atarak, fertlerin ve devletin araçlarını, esnafın dükkanlarını yakıp yıkmak ve polise mukavemettir.
Gezi hadiselerinde teröristlere kamyonlarca su ve kumanya gönderen, hiç kullanılmamış 200 TL dağıtan faiz lobisi bu olayda bir şişe suyu esirgediler. Elbette bunlardan bir beklentimiz olamaz ve yapacakları destekleri de şanlı ve şerefli milletimiz kabul etmez.
Gerekirse darbe teşebbüsleri ile mücadeleyi takip edecek bir bakanlık kurulmalıdır. Paralel Yapı’ya acınırsa gelecekte daha büyük felaketin suçlusu olurlar. İyi niyet esastır ama ülkenin düşmanına; meclisi bombalayan, cumhurbaşkanına suikast yapan, halkın üzerine helikopterle ateş açan ve tankların paletleri ile ezenlere merhamet ülke aleyhinedir.
Paralel Yapı, dış güçlerin ve bilhassa ABD ve AB’nin taşeronudur. Bu güçler Paralel Yapı’nın zayıf tarafını takviye ederek ve milletin gücünü zayıflatarak ileride ihanet edebilir.  Çok dikkatli olunmalıdır...
25.07.2016

22 Temmuz 2016 Cuma

TÜRKLER CÛŞ ETTİĞİNDE...

Bediüzzaman Meyve Risalesinde  “Vellezine keferu evliyauhum’ut-tagut” ayet ibaresinden 1417 cifri tarihini çıkarmıştır. Bu tarih 1996-1997 tarihlerini gösterir ve 28 Şubat sürecinden haber verir.

Bediüzzaman Hutbe-i Şamiyede “Bir şahıstaki münferid istibdat kuvveti şimdi zeval bulması, cemaat ve komitenin dehşetli istibdadlarının otuz-kırk sene sonra zeval bulmasına işaret etmekle ve hamiyet-i İslâmiyenin şiddetli feveranı ile sû i ahlâkın çirkin neticeleri görülmesiyle bu iki mâni de zeval buluyor ve bulmaya başlamış. İnşaallah tam zeval bulacak.” der.

Bir şahıstaki istibdatın sona erdiği tarih 1938 ise, cemaat ve komitenin istibdatlarının sona ermesine işaret eden 30 sene 1968, 40 sene 1978 dir. O tarihler yuvarlak hesap 1971 ve 1980 darbelerine işaret ediyor görünmektedir. Ancak mesele cemaat ve komiteden ne kastedildiğidir. Eskiden komiteden büyük ihtimalle Mason komitelerinin kastedildiğini düşünürken, cemaat hakkında bir fikrimiz yoktu.

Aklımıza Nazım Kıbrısi’nin 3 aylık tertip hükümeti haberi gelmekte… Bu karanlık dönem milletin büyük bir reaksiyon göstermesi ile silinip süpürülecektir. Hatta tertip hükümeti döneminin sonunda rical-i gaybin tensibiyle bir zatın başa geleceği ve bu dönemin 45 yıl süreceği ifade edilmiştir.

Medineli Osman Akfırat’ın beyanına göre önce Batı Türkiye’yi aralarından atacak, ardından Türkiye NATO’dan da çıkacaktır. Bu sırada Türkiye’de zorlu bir yeniden yapılanma olacağı da bildirilmiştir. Başta bazıları bundan çok üzülecek, ancak 3. Dünya savaşında Rusya’nın Avrupa’yı ezip geçmesi ile bunun Türkiye için rahmet olduğu anlaşılacaktır. Üçüncü dünya savaşı tahminen 200 gün sürecektir. Bu savaşta nükleer silahlar kullanılacaktır. Türkiye’nin bir kısmı işgale uğrayacak ve İstanbul 6 ay Rus işgalinde kalacaktır.

Şeyh Abdullah Dağistani’ye göre önce İran Hürmüz boğazına saldıracak. Bunun üzerine çıkan savaşta İran bir hafta yıldırımlarla / füzelerle vurulup, 1 ayda mülkünü kaybedecektir. İran kuzey ve güney diye ikiye ayrılacaktır.

İran’ın zevali sırasında Türkiye’de büyük bir inkılap olacaktır. Hazret-i Ali: “Ey oğlum! Türkler cûş ettiğinde Mehdiyi bekle” demiştir. Cuş etmek, büyük bir enerji ile kaynaşmak demek olduğundan bir ihtimal 3 aylık tertip hükümetini bu sırada yerle bir edecektir. Milletin başına geçecek büyük kumandan saldırı ve işgali bertaraf edip yıldırım hızıyla islam düşmanlarını yok edecektir.

Amik ovasındaki savaş hadisine göre önce Rusya Türkiyeye saldırıp bir kısmını işgal edince güya Amerika ve batılılar Türkiye’ye yardım bahanesiyle özellikle Hatay, Çukurova bölgesine ordular yığacaktır. Rus ordusu Bediüzzaman’ın hemşerileri tarafından Doğu Anadolu’da teslim alınacaktır.

Amerika savaş sonunda girdiği yerden çıkmak istemeyecektir. 9 ay müddetle savaş susacaktır. 9 ayın sonunda bu sefer Amerika ile savaşılacaktır. Bir evliyanın beyanına nazaran Türk ordusu Nur dağlarına kadar geri çekilecektir. Mustafa Özfatura’nın çok eskiden yazdığı gibi bu ikinci savaşta 1 milyon Amerikan askeri Toros dağları eteklerinde ölecektir. Amerikalılar Ulukışla’da durdurulacaktır.

Muhyiddin-i Arabiye göre Konya islam ordularının toplanma merkezi olacaktır. Bu sırada Türkiye muhtemelen Sinop Mersin hattının batısında İstanbul hariç üç tarafı denizlerle çevrili bir ülke olarak yeniden kurulacaktır. Ancak savaşların sonunda Türkiye tahminen 250 eyaletten oluşan bir islam birliğine dönüşecektir. Zira hadiste Mehdi önce kırmızı bayrakla çıkacak. Daha sonra yeşil bayrağın sahibi olacaktır.

Bu yazdıklarımız bir çok evliyanın beyanlarından oluşmaktadır. Olayların kronolojisi hakkında bir bilgimiz yoktur. Gaybın anahtarları Allah’ın elindedir. Dilediği kadarını dilediği kuluna perdeler arkasında ilham etmiştir. Ancak onların çoğu bu konularda susmuşlardır. Bunlar çok az bilgi kırıntılarıdır. Allah kusurumuzu bağışlasın.

Uzun süredir kanaatim son defa bir kalkışma olur ancak kırılırlar şeklinde idi. Ancak  bu kalkışmanın ben başka bir grup yada gruplarca gerçekleşeceği zannediyordum. Halbuki bu kalkışma FETÖ tarafından girişildi. Bu darbe girişimi artık Amerika tarafından hazırlanan, FETÖ taşeron olarak kullanılan bir NATO darbesidir. Zira epeydir NATO’nun bir bahaneyle Türkiyeyi işgal edeceği yazılmaktaydı.

Artık muhtemelen Türkiye batıdan uzaklaşacaktır. Bağımsız bir politika izleyecektir. Bir manada Rusya’ya ve Çin’e yaklaşacaktır. Daha önce Menderes, Demirel ve Özal batıya karşı doğu ile birlikte denge politikası izlemeye kalktığı için ya devrilmiş yada suikaste uğramıştır. Erdoğan’a karşı darbe teşebbüsleri ve suikastlerin sayısı belli değildir.

Mesele bitmemiş olup mücadele yeni başlamıştır. Dindar cemaatler bu mücadelede devletin ve hükümetin yanındadır. Ancak mühim bir iç safra Türkiye'nin büyük yürüyüşünde engel çıkarmaktadır. Nazım Kıbrısi’ye göre bütün –izm’ler Amik ovasındaki savaşta yok olacaktır.



19 Temmuz 2016 Salı

ABD, ERDOĞAN'I ÖLDÜRMEYE ÇALIŞTI !

ABD, Erdoğan’ı öldürmeye çalıştı!

15 Temmuz, tarihimizde en ağır ihanetin, en çirkin satılmışlığın tarihi olarak anılacaktır. Ama bu tarih, aynı zamanda olağanüstü bir direnişin, mücadelenin, meydan okumanın da adı olacaktır.

Vatan hainleri için rezilliğin, vatanseverler için zaferin tarihi olacaktır.

Dünyanın en büyük terör örgütü lideri Gülen ve teröristleri için bir yıkım olacaktır.

Bu tarih, yepyeni bir Kurtuluş Savaşı'nın adı olacaktır. Milletimizin, bir gecede Kurtuluş Savaşı için nasıl organize olduğu gelecekte okullarda ders olarak okutulacaktır.

Evet, 15 Temmuz, yeni Kurtuluş Savaşı'nın adıdır. Yeni Türkiye'nin kuruluş tarihin ilanıdır. Bu öyle bir mücadele ki, bedeli ne olursa olsun, zafere ulaşacaktır.

Bu ülke özgür olana kadar da asla sona ermeyecektir.

Acımasız direniş, sokaklarımızdan mahallelerimize, şehirlerimizden ülkemizin her köşesine kesintisiz devam edecektir.

Bu son Kurtuluş Savaşı, milletimizin her ferdini kapsamaktadır, her birey Büyük Türkiye mücadelesinde yerini alacak, omuz omuza savaşacaktır.

Tanklara direnen, kurşunlara direnen insanımız, bizler, hepimiz, ülkemiz ve milletimiz için bu ülkenin her karış toprağını mücadele alanına çevireceğiz.

PKK, IŞİD ve Gülen'in teröristleri ile saldırı

Çok büyük bir saldırı altındayız.

Yaşadığımız şey, Türkiye'ye karşı açık saldırıdır, savaş ilanıdır.

Dünyanın en büyük terör örgütünün Türk Silahlı Kuvvetleri içindeki unsurları harekete geçirilmiş, ülkemiz bu unsurlar eliyle teslim olmaya zorlanmıştır. PKK ile, IŞİD ile vuranlar, Gülen'in silahlı örgütü ile de Türkiye'yi vurmaya başlamışlardır.

Her üç örgütü de aynı güçler ve çevreler yönetmektedir. O örgütler üzerinden Türkiye'yi yakıp yıkmaya, tarihin dışına itmeye yeltenmişlerdir.

Bu asla, dar anlamda bir darbe girişimi değildir. Bu, yüz yıl sonra ilk meydan okumasını yapan Türkiye'yi diz çöktürmeye dönük çok uluslu bir müdahaledir.

Darbeyi onlar planladı

Açık ve net söyleyelim:

ABD yönetimi, Gülen terör örgütü üzerinden Türkiye'de darbe tertiplemiştir, iç savaş çıkarmak istemiştir, milletimizi birbirine kırdırmaya çalışmıştır.

ABD bu darbe teşebbüsünün planlayıcısı ve uygulayıcısıdır. O generaller, o vatan hainleri bütün talimatları Gülen'den almış, o da müdahaleyi planlayanların emirlerini iletmiştir.

Bir terör örgütü liderini koruyan ABD yönetimi, teröre destek veren ülke ilan edilmelidir. Hala Gülen üzerinden Türkiye'ye operasyon çeken bu ülke, nihai saldırısını doğrudan ülkemize yöneltmiş, Gülen'in teröristleri üzerinden sivil halkımıza kurşun yağdırmıştır.

ABD Erdoğan'ı öldürmeye çalıştı

Çok açık ve net söylüyorum:

ABD yönetimi, doğrudan Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı'nı öldürmeyi planlamış ve bu planı uygulamıştır. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı Marmaris'te şehit etmeye dönük operasyon, Gülen'in teröristleri, suikast timi üzerinden uygulamaya konulmuştur.

Tekrar ediyorum: Erdoğan'ı şehit etmeye dönük saldırı, Gülen'in teröristleri üzerinden doğrudan ABD'de, ABD tarafından tezgâhlanmış, talimat onlar tarafından verilmiştir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi, ABD'nin koruduğu bir şizofrenin teröristleri tarafından bombalanmıştır. Milletin meclisini bombalamak, millete savaş ilan etmek demektir. Tarihte örneği görülmeyen bu saldırı da, ABD'nin koruduğu bir adamın teröristleri tarafından yapılmıştır.

Meclisimizi bombalayan, insanımıza kurşun sıkan

Aynı şekilde, sokaklarda insanları kurşuna dizenlere, milletimizin sesi Meclis'e saldıranlara da talimatlar bu darbeyi planlayan ABD yönetimi tarafından verilmiştir.

Bu yüzden saldırıdan doğrudan ABD yönetimi sorumludur. Darbe girişiminden doğrudan ABD yönetimi sorumludur. Açıkça ilan ediyorum: ABD yönetimi, kullandığı terör örgütü üzerinden milletimizin egemenlik sembolünü, Meclisi'ni bombalamıştır.

Ülkemiz, milletimiz bu kötülüğü nesilden nesile aktaracak, hafızasından hiç silmeyecektir.

Üç müdahaleyi de aynı merkez yaptı

Erdoğan'ın şahsı ve ülkemizin egemenlik sembolleri hedef alınarak, doğrudan milletimiz hedef alınarak coğrafyamızın en güçlü ülkesi, tek sağlam kalesi Türkiye'ye karşı yeni bir savaş stratejisi devreye alınmıştır.

17-25 Aralık da aynı merkez tarafından planlanıp yönetilmiştir.

Güneydoğu şehirlerimize yönelik işgal girişimi de aynı merkez tarafından planlanıp yönetilmiştir.

PKK-PYD üzerinden Türkiye'yi çevrelemeye dönük Kuzey Suriye Koridoru da aynı irade tarafından planlanmış ve uygulanmaktadır.

IŞİD'in Türkiye'ye yönelik saldırıları da aynı merkez tarafından yönetilmektedir. Türkiye-IŞİD savaşını provoke ederek PYD'ye alan açılması da, gözlerimizin kör edilmesi de aynı çevrelerin planıdır.

Ama bu planlar içinde en ağırı, en alçakçası 15 Temmuz'da başlayan darbe girişimidir, saldırıdır.

TSK içindeki teröristler, vatan hainleri harekete geçirilmiş, milletin silahları ile millete savaş açılmıştır. Bu plan ABD ve İsrail aşırı sağının planıdır, Gülen ve teröristleri üzerinden servis edilmiştir.

Nasıl da küstahça yayınlar yapıyorlar

Batı basınına bakın; “nasıl başarısız olur, nasıl Erdoğan öldürülemez, nasıl Türkiye bu planı bozabilir” diye küstahça yayınlar yapıyorlar. Medya üzerinden bile Türkiye'de demokrasiye savaş yürütüyorlar.

Başarılı olsalar ABD ve Avrupa'da sevinç çığlıkları atacaklardı. Çünkü onlar bugün bizimle Birinci Dünya Savaşı'nda savaşır gibi savaşıyorlar. Ama bir kez daha gemileri Çanakkale sularına gömüldü. Hep gömülecek. Asla bu milletin kaderine müdahale edemeyecekler. Bu ülkenin yürüyüşünü durduramayacaklar, tarihin akışını değiştiremeyecekler.

Ellerinde infaz listeleri vardı..

Bizler, milletimiz, hepimiz, nasıl bir direniş yürüttüğümüzün farkındayız. Kavruk yüzlerle, nasırlı ellerle, dualarla, mahallelerimizde, sokaklarımızda, köylerimizde, kasaba ve şehirlerimizde nasıl bir tarihi hesaplaşma yaşadığımızın farkındayız.

Şimdi binlerce vatan haini toplanıyor. TSK içindeki satılmışlar, CIA uzantıları, Mossad uzantıları, ülkesini ve milletini satanlar bir bir deşifre oluyor ve toplanıyor. Toplanacak da. Hak ettiklerini görecekler.

Başarsalardı, toplama kampları kuracaklardı. Darağaçları kuracaklardı. Ellerinde binlerce kişilik toplanacak listeleri vardı. Ellerinde infaz listeleri vardı. ABD-İsrail istihbaratının belirlediği listeler vardı. Sokakları kan gölüne çevirecekler, milleti birbirine kırdıracaklar, Alevi-Sünni çatışması çıkaracaklar, Türk-Kürt çatışmasını yeniden provoke edecekler, “Türkiye cephesi”ni açmış olacaklardı.

Bin yıllık tarihin en büyük ihaneti

Gülen ve terör örgütü, Anadolu'daki bin yıllık tarihimizin en büyük ihanetine imza atmıştır. Bin yıllık sona erdirecek planın alçakça uygulayıcısı olmuştur.

Dikkat edin, İstanbul'a girişler yasaklanmış, İstanbul Anadolu'dan koparılmak istenmiştir. Bu nasıl bir işgal ve vatanı bölme planıdır? Bunu bir yere not edin. Bu planın, hesabın başka ayrıntıları da gelecektir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı ve Türkiye'yi korumak

Cumhurbaşkanı Erdoğan, çokuluslu saldırıların hedefidir. Türkiye'nin büyük yürüyüşünün öncüsü, ailesi, çevresi, kadrosu, tarih yapıcı siyasi akıl doğrudan küresel saldırı altındadır. Tehdit altındadır. Tek dayanağımız milletimiz ve vatanımızdır, tarihi bilincimizdir. Bu yüzden hesaplaşmayı en acımasız şekilde yapacağız.

Bu öncüleri, bu büyük yürüyüşü asla terk etmeyeceğiz. Onları asla yalnız bırakmayacak aksine daha da kenetleneceğiz. Omuz omuza, cephe hattını genişleterek bin yıllık mücadelenin son savunmasını yapacağız.

Pes etmek yok, tedirgin olmak yok, tereddüt etmek yok.

http://www.yenisafak.com/yazarlar/ibrahimkaragul/abd-erdogani-oldurmeye-calisti-2030488

16 Temmuz 2016 Cumartesi

TÜRKİYE MISIR OLMAYACAK !



ASKERİ DARBE GİRİŞİMİ KABUL EDİLEMEZ.
MİLLETİN İRADESİNE TOPLA TANKLA KARŞI ÇIKILAMAZ.
TÜRKİYE ASLA MISIR OLMAYACAK.
DIŞ GÜÇLERİN İRADESİ GERÇEKLEŞMEYECEK.
TÜRKİYE'NİN GELECEĞE YÜRÜYÜŞÜ DURDURULAMAZ.
TÜRKİYE'DE BİR DAHA ASLA MİLLETİN SEÇİLMİŞ YÖNETİCİLERİ ASILAMAZ.
BU KALKIŞMA DEVLETE, VATANA, MİLLETE, ORDUYA, DİNE İHANETTİR.



10 Temmuz 2016 Pazar

SAİD NURSİ: SURİYE İLE TÜRKİYE'Yİ BİRLEŞTİRMEK MECBURİYETİNDE KALACAĞIM

Said Nursi: Suriye ile Türkiye'yi birleştirmek mecburiyetinde kalacağım

Risale Haber-Haber Merkezi
Talebesi merhum Abdülkadir Badıllı anlatıyor:
İzin alıp ayrılmak için Bediüzzaman Said Nursi'nin huzuruna girdim. Gayet samimî bir alâka ile, "Sen her sabah yanımdasın. Bizim için ayrılık yoktur. Seni aynen Zübeyir gibi kabul etmişim" dedi.
Biraz sonra tayinat parasından bir miktar bana vermek için irade buyurdu. "Efendim! Benim param vardır" dedim. "Yok" dedi. "İnsan babasından para almaz mı?" Bin teşekkürü niyet ederek aldım, öptüm başıma koydum.
Ve bu defa, "Urfa taşıyla toprağıyla mübarektir. Urfa'ya gelmeyi çok düşünüyorum" dedi. "İlk fırsatta geleceğim inşaallah" buyurdu. 
Ben de, "Efendim! Zaten sizi götürmek için gelmiştim" dedim. "Evet" dedi. "Urfa'ya gelmeyi düşünüyorum. Fakat şimdi gelsem Suriye ile Türkiye'yi birleştirmek mecburiyetinde kalacağım, bu da şimdi olmaz" dedi.