.

ALLAH; DEVLETE, MİLLETE VE ORDUMUZA ZEVAL VERMESİN

29 Mayıs 2016 Pazar

FETHİN 563. YILI



FETHİN 563. YILI KUTLU OLSUN....

İstanbul'un fethine Fatih'i kim hazırladı?

İstanbul’u fethederek Peygamber Efendimiz (s.a.s.)'in müjdesine nâil olan Fâtİh Sultan Mehmed Han (1432-1481) yedinci Osmanlı sul­tâ­nıdır. O Efendimiz (s.a.v.) iltifâtına mazhar olmuş ve manen de bu işe hazırlanmıştır.


İstanbul'un fethine Fatih'i kim hazırladı?

Peygamber Efendimiz (s.a.s.)-’in iltifâtına mazhar olmuştur. O, sultanlığının yanısıra dîn ve fen ilimlerini de ikmâl etmiş bir âlim, aynı zamanda ince ruhlu bir şâir ve derin bir gönle sahip, derviş meşrepli, hassas bir insandı.
1451 yılında Osmanlı tahtına oturdu. 1453 yılında İstanbul Fâtihi oldu. 1481 yılında vefât etti. Cenâze namazı Şeyh Ebû’l-Vefâ Hazretleri tarafından kıldırıldı. İnşâ ettirdiği Fâtih Câmii’nin kıble tarafındaki türbesine defnolundu.
Otuz yıllık saltanatı müddeti içerisinde i‘lâ-yı kelimetullâh yolundaki üstün gayretleriyle iki imparatorluk, dört krallık ve on bir prenslik ortadan kaldırmıştır. Babasından 880.000 km2 olarak aldığı vatan topraklarını 2.214.000 km2’ye çıkarmıştır.
FETİH TERBİYESİ
Daha küçük yaşlardan itibaren titiz bir eğitimden geçen Fâtih, gönül eğitimini Akşemseddîn -kuddise sirruh- Hazretleri’nin mânevî terbiyesinde ikmâl etmiştir. Bu terbiyenin başlayışı şöyle olmuştur:
Hacı Bayrâm-ı Velî, Sultan 2. Murad’ı ziyarete gelmişti. Yanında talebesi ve mânevî evlâdı Akşemseddîn de vardı. Sultan Murad Han, bu mübârek zâtın feyzinden oğlu Şehzâde Mehmed’in istifâde etmesini istedi. Her cengâver sultan gibi Murad Han da İstanbul’un fethini hayâl ediyordu. Hacı Bayrâm-ı Velî Hazretleri’ne:
“–Acep İstanbul’un fethi kime müyesser olacak?” diye sorunca, o da:
“–Feth-i mübîni görmek şu şehzâde ile Akşemseddîn’e nasîb olacak!” cevabını verdi.
Bu açık kerâmet ile duygulanan Murad Han, Hacı Bayrâm-ı Velî Haz­ret­leri’nin izin ve işareti üzerine, oğlunu Akşemseddîn’in terbiyesine teslim etti. Akşemseddîn, Şehzâde Mehmed’in mânevî terbiyesini üzerine alarak, onu feth-i mübîne mânen hazırladı.

Kaynak: Abide Şahsiyetleri ve Müesseseleriyle OSMANLI, Osman Nuri Topbaş, Erkam Yayınları, 2013

AYASOFYA, FECR-İ SADIK VE MEHDİ-MESİH İTTİFAKI

Abdurrahim Çokgüngör

Ayasofya, fecr-i sadık
ve Mehdi-Mesih ittifakı




“Ayasofya ses vermiyor, Ayasofya bir hoş, Ayasofya bomboş…”


Bu hüzünlü satır Fethin 500. Yılında merhum Osmanlı Yüksel Serdengeçti’nin Ayasofya’nın yürek dağlayan perişanlığı için kaleminde çıkan o ünlü yazısından. Tek parti diktatoryasının bütün ağrılığıyla sürdüğü bir zamanda böyle yazmak yürek isterdi. Nitekim ertesi gün soluğu mahkemede almıştı.

Ali Ulvi Kurucu ise Ayasofya’nın hali pür melalini manzum olarak tasvir eder:

“Ürperdi hayalim, bu nasıl korkulu rüya?
Şaştım, neyi temsil ediyorsun Ayasofya?”

Çünkü Ayasofya bir mabed iken Bizans puthanesi yapılıp cebri keyfi zincirlendi. Niçin? Sebep ne? Hani İstanbul 1918 işgalinde toprağı İngiliz-Fransız çizmesinde çiğnenirken bile Ayasofya hürdü. Ya şimdi? O tarihte bir Fransız birliği kapısına dayanıp onu çizmeyle çiğnemeye kalkıştığı zaman muhafızı Binbaşı Tevfik Bey, Fransız kumandanını kapıda durdurur ve onun küstahça “Buraya boşaltın” sözlerine şöyle gürlemişti:

-Ben bir askerim. Ve asker olduğum için sizi, ben sağ oldukça içeri sokmayacağım. Ben aynı zamanda bir Türküm ve bir Müslüman'ım. Burası da benim mukaddes mabedimdir. En büyük amir olan vicdanımdan aldığım emirle sizi buraya sokmayacağım. Şayet zorla girmeye çalışacak olursanız, size ilk cevap verecek olan ağır makineliler.

Küstah Fransız geldiği gibi yüzün geri defolur gider. Yani İstanbul işgal altında, ama mabedleri hür ve müstakildi. Yani siyasi ve askeri mağlubiyet vardı, ama manevi istiklali koruma altındaydı. Yahya Kemal Osmanlı’nın sırrını iki şeye bağlardı. “Hırka-i Saadet Dairesi’nde okunun Kur’an ve Ayasofya’nın cami olmasıdır.” Peki şimdi? Bu Ayasofya neden böyle bomboş. Ve Hırka-i Saadet dairesi derin sessiz.

Ayasofya manevi istiklalini nasıl kaybetti? 1919 yılında İngiltere’de yeminli bir komite kurulur Ayasofya için. Ve harekete geçer. Onlara destek hemen gelir. İngiliz’in kafir siyasetçi ve diplomatları ağızlarına doladıkları tek mesele Ayasofya olur. Başbakan Llyold George, “Halife İstanbul’dan gidecek. Ayasofya Hırısityan olacak.” Lozan’da İngiliz’in başımıza bela ettiği heyet başkanı Lord Curzon: “Ayasofya Hıristiyan mabedine dönecektir” diye zırvalıyordu. O sıralarda dışişlerinde memur ünlü tarihçi Arnold Toynbee ise en hainane taktiğini açıklıyordu: “Ayasofya’da dini statüko terk edilmeden ‘uluslararası abide’ statüsü vermek imkansız.” Ve Thomas “Hohler ise bina mimari bir anıt olmalı ve dini kimliği kaldırılmalıdır.” Diye esip gürlüyordu. Bu arada Yunanlılar malum hezeyanları dillendiriyordu. Derken birkaç yıl sonra devreye Amerikalılar sokulur. 1930’da Amerikan Bizans Enstitüsü’nün kurucusu Ankara’ya gelir. Çankaya’ya çıkar Ve müze palanını açıklar: “Bizans mozaiklerini ortaya çıkaralım.” Ve onay alır ve işe koyulur. Put mozaikler ortaya çıkarılırken Ayasofya Camii’nin 4 minaresinin yıkılması emri verilir. Ama İbrahim Hakkı Konyalı’nın bir taktiği ile bu önlenir: “Minareler yıkılırsa cami çöker” raporu verdirir. Ve o suikast önlenir.
O dönem Deccaliyetin dünyayı kasıp kavurduğu bir devir. Şeriat-ı Muhmamediye ve Şeair-i İslamiye’nin tahribe uğradığı bir zamanda Ayasofya manevi istiklalini kaybeder. Puthaneye çevrilir.

Rivayet odur ki, İstanbul’un ikinci fethi sırasında bir haber gelecekmiş: “Deccal çıktı aman imdat” denecekti. Ve fetih yarıda kalacaktı. Manevi fetih tamamlanmayacağı gibi İstanbul Süfyan’ın eline geçerdi. O zaman İstanbul yeni bir fetih bekler. Artık 500 yıl önce fethin sembolü olan Ayasofya artık bomboş. Yine fatihini bekliyordu. Hacı Bayram Veli buyurmuştu: “İstanbul’u önce şimdi sonra Mehdi feth edecek.”

Fetih, Kur’an’ın tabiriyle Feth-i mübin. Yani açık ve parlak bir zafer. Demek ki Ayasofya hak ile batılın karışıklığını birbirinden ayırıp hakkı galip kılan fetih ve zafer bekler.

Kur’an’ın 48. Suresi Fetih adını taşır. Bu sure Müfettih-ül Ebvab Cenab-ı Allah’ın Habibi’ne bütün mülkün kapıları ona açacağını müjdeler. Hudeybiye Antlaşması ve Hayber Kalesi ile başlayan fetih silsilesi Mekke, Şam, Bağdat İstanbul, Horasan, Mağrib hepsi teker teker İslam’a kapılarını açmasıyla devam eder. Bu sure kıyamete kadarki bütün Fetihlere de işaret eder. Yani ahir zaman fetihlerine de. Ve cihanın tamamının fethine. Talut-Davut birlikteliği gibi Mehdi-Mesih ittihadına ve zaferine işaret eder. Haber verir. Erenlere, gönlü açık olanlara, akıl erdirenlere.

Konstantiniyye’nin fethine hem Kur’an işaret eder, hem de Hadisler sarahaten haber verir. İlk muhteşem fetih şüphesiz Mekke’nin fethi idi. Bu fethi haber veren ayet işari olarak 1331’de Çanakkale zaferini de işari müjdeler. 1331’deki Çanakkale Zaferi bütün çaresizliklere ve imkansızlıklara rağmen İslam’ın en büyük maddi zaferi oldu. Ama o ayet 1381’e (1962) de işaret ederken 40 yıldır İslam dünyasında süren emperyalist işgali sona ereceğini müjdeler. Ama Ayasofya hariç. O “Hala bomboş” O manevi istiklalin ve fethin sembolü. Ve hala bomboş.

Bediüzzaman özellikle Emirdağ Lahikası’nda sık sık Başbakan Menderes ve yetkililere yazar. Ezan’ın aslı çevrilmesinin Demokratlara 10 derece kuvvet verdiği gibi, Ayasofya’nın ibadete açılmasının aynı neticeyi vereceğini belirtir. Hatta bunlara Risale-i Nur’un serbestiyeti ve Diyanet tarafından neşrinin önemini vurguluyor. Bunu yapsalardı 50-60 yıllık zaman heba olmayacaktı. 

Şimdi ilk feth-i mübinin 3 safhası vardı. Hayber Kalesi-Hudeybe Zaferi-Mekke’nin fethi. İstanbul’un fethinin ise 3 kahramanı Rumeli Fatihi Süleyman Paşa-Akşemseddin-Mehmed Han. İstanbul’un 3. Payıtahtı Bursa-Edirne-İstanbul. Ya ahir zamandaki manevi fethin aşamaları nedir? 1980 Ayasofya Hünkar Mescidi’nin ibadete açılması-Ayasofya minarelerinden ezanın okunması-(Üçüncüsü ise Ayasofya’da namazı kılınması olacak). Bu fethin 3 kahramanı Hünkarı Mescidini ibadete açıp ezan okutturan Süleyman Demirel-3 ay sonra 12 Eylül derbecileri hem mescidi hem de ezanı yasakladıktan 8 yıl sonra bunu tekrar açan ve ezan okutan Namık Kemal Zeybek-(Ayasofya’yı açacak yiğit). Türkiye’nin 3 Ayasofyası var. İstanbul-İznik-Trabzon. 6.11.2011’de İznik Ayasofya Camii-29.6.2013 Trabzon Ayasofya Camii ibadete açıldı- Sırada İstanbul Ayasofya (Fetih bekliyor. Bu ne demek).

Hazreti Peygamber İstanbul’u fethedecek kumandan ve askeri övmüş. Murat Bardakçı 2 yıl önce yazdığı yazıda Ayasofya’nın ibadete açılmasını “Kılıç Hakkı” olduğunu söyler. Doğru söyler. Bir ince nüansla. İlk fetih Zülfikarvari kılıçla oldu. İkinci Fethin ise tekbir ve tehlillerle ifade edilen, Bediüzazman’ın da Kur’an’ın elması kılıcı olan imani hakikatlerle yani manevi fetihle olacağını haber veriyor: (Puthane olmaktan çıkarılarak. Ayasofya 500 yüz sene devam eden kudsi vaziyetine çevrilmeli)

Bediüzzaman daha 1911 yılında Alem-i İslam’ın bahtının açılacağı bir fecr-i sadıktan söz eder. Fecr-i sadık, gecenin en karanlık anını takiben gerçek şafağı ifade eder. Bediüzzaman Süfyan’ın 25 yıllık hakimiyetini nazara almadığı için daha önce beklediği tarihi tashih eder. 1371-1381 dönemini ifade eder. Değilse 30-40 yıl sonra der. Aslında Beidüzzaman fecri sadıkın 3 aşamada tedricen 1951-1991 ve 2002 tarihlerine işaret eder. Ama perdeli olarak 2021’e (belki 2019’a) yani 1371 + 30-40 (70) = 1441’e işaret eder. Fecr-i sadık. Çok az insanın mahiyetini bilebileceği bir kavram. Çünkü bu fecr-i sadıkı bir başka anlamda bütün raviler nakletmiş, ama onun ne olduğunu söyleyememiştir. O facr-i sadık, hani Mesih’in gece karalığında (Deccal döneminde) gelip Mehdiye namazda tabi olduğu zamandır. Çünkü Mesih’in Mehdiye namazda tabiyeti için fecr-i sıdıkın başlaması lazımıdır. Ayrıca bir başka rivayet: “Hz. Mesih elinde kılıcı savaşır savaşır ve gelir kılıcını Ayasofya’ya asar” Bu rivayet de Mesih’in Ayasofya ile ilgili olduğunu gösterir.

Bediüzzaman fecr-i sadık için 3 şart koşar, Ezan’ın aslına çevrilmesi, Diyanet’in Risale-i Nur’u yayınlaması (bunun ikisi oldu) üçüncüsü ise Ayasofya’nın asli vazifesine döndürülmesi. Bu üç şartın fecr-i sadıkın habercisi olduğunu belirtir. Bediüzzaman bunu 1950’lerin başında, yani 1371’de söyler. Şimdi başa dönersek, 1-Ayasofya’ya kılıcını asacak bir Mesih, 2-Mehdiyet’in çalışması sonucu doğacak fecr-i sadık. Hepsi şunu anlatır. İki din deccaliyet cereyanını karşı ittifak eder. Ve ayrı ayrı iken mağlup oldukları dinsizlik cereyanını mağlup ederler. 

Yani Bir devir kapanacak bir devir açılacak. Deccaliyet bitecek Mehdiyet-İseviyet hükmedecek. İstanbul’un ilk fethindeki gibi, yeni bir çağ başlatacak. İsevilik şahs-ı manevisi gelip Müslümanlığın şahs-ı manevisi ile ittifak edecek. Yani tevhidin cihan hakimiyeti için manevi cihad bütün cihana yayılacak. Buna Risale-i Nur’da işaret edilir:

“Hazret-i İsâ Aleyhisselâmın şahsiyet-i mâneviyesinden ibaret olan hakikî İsevîlik dini zuhur edecek, yani rahmet-i İlâhiyenin semâsından nüzul edecek, halihazır Hıristiyanlık dini o hakikate karşı tasaffi edecek, hurafattan ve tahrifattan sıyrılacak, hakaik-i İslâmiye ile birleşecek, mânen Hıristiyanlık bir nevi İslâmiyete inkılâp edecektir. Ve Kur’ân’a iktida ederek, o İsevîlik şahs-ı mânevîsi tâbi ve İslâmiyet metbû makamında kalacak, din-i hak bu iltihak neticesinde azîm bir kuvvet bulacaktır.” (Mektubat)

Hatırlatayım Deccaliyete zemin hazırlanma zamanı H1241-1341. 1341 Hakimiyeti başlar. Aynı yıl Mehdi zuhur eder. Bir asır deccalle mücadele eder. Bir asır sonra hakim olur. 1441. Yani 2021. Ayasofya-1441-Mehdi-Mesih galibayene hakimiyet. Müjdenin kelimeleridir. Tam 70 yıl.

Bir şey daha var, Ayasofya’nın kıymetini anlatan bir ifade, “Kahraman bir milletin ebedî bir medar-ı şerefi ve Kur’ân ve cihad hizmetinde dünyada bir pırlanta gibi pek büyük bir nişanı ve kılıçlarının pek büyük ve antika bir yâdigârı olan Ayasofya Camiini” şeklinde. Yani Ayasofya Camii’nin bir Bizans puthanesi olmasının imkansızlığı ortadadır. Artık iş tamam. Gelecek yıldan itibaren başlayarak 4-5 yıl içinde Ayasofya Camii mü’minlerine kavuşacak.

Ayasofya’nın ismini Fatih değiştirmemiş. Ayasofya bırakmış. Aya: İlahi, Sofya: Hikmet = İlahi hikmet. Hikmet Hakim’in işidir. Ahir zaman Mehdi’si Allah’ın Hakim ismine mazhardır. Yani onun ismi-i a’zamı bu. Bir rivayete göre iki hak dine mabed olan Ayasofya’nın kubbesi kıyamette korunarak ebedi alemi ehl-i cennetin feyiz alınması için intikal ettirilir. Bir şey daha Ayasofya’nın temel harcı Horasan Harcıdır. Yani portland çimento gibi gayet dayanıklı. Bunca depreme rağmen ayakta kalmasının hikmeti bu. Hani Horasan’dan 5 siyah bayrak gelir hakimiyeti Mehdiye devredenlerin çimentosu Ayasofya’yı ayakta tutuyor. Ne de olsa İlahi hikmet.

Ayasofya mabedi olduğu iki dinin, iki önemli şahsiyeti Mesih-Mehdi cemaatlerini birleşmesini sembolize eder. Niçin? 20-22 yıl sonra Hıristiyanlığın tasaffi ederek tevhide yöneleceği ve hakimiyet-i İslamiye’nin bu ittifakla cihan hakimiyetine başlangıç olacağından. Bu Türk’ün izmihlalden (1918) sonraki yükselişine yani İslam’ın yeniden bayraktarlığına ve ittihad-ı İslam’ın motoru olacağını gösterir. Onun için Arif Nihat Asya’nın şu beyti bu işin özüdür:

Seni ey mabedim! Utansınlar
Kapayanlar da, açmayanlar da.

Çok önemli bir mevkideki bir zat, 2002’de bu şiiri okuyordu. Kader ona bu fırsatı verdi. Şimdi söz:

İnnâ fetahnâ leke fethan mubînâ

Kur’an haberi vermiş. Bitti bu iş Biiznillah. Ben demiyorum. Fetih Suresi'nin haberi bu. 

22 Mayıs 2016 Pazar

ARUSİ ŞEYHLERİN GELECEK SENARYOLARI


Arusi şeyhlerin gelecek senaryoları


Şeyhim (Ömer Fevzi Mardin)14 Mayıs 1950 senesinde DP'nin iktidara gelmesini himmetiyle temin etmişler ve şöyle buyurmuşlardır: "DP intikal partisidir. DP intikal edecektir. Hazreti şeyhim ise (Mustafa Aziz Çınar) 1965'de AP iktidara getirildiğinde şöyle söylediler: Adalet Partisi intikal edecek. Artık bundan sonra DP hükümeti gibi hükmetler uzun ömürlü olmayacak, ömürleri kısa olacak."


Acizanem: "CHP ufalanıp, dağılacak."


İran ortasından ikiye bölünecek


Mübarek Şeyhim (Aziz Çınar) 1977 yılında Ekim-Kasım aylarında yine buyurmuşlardır ki "Müslüman Türk devletine karşı hoş bir tutumu olmayan hudut komşumuz İran Güney-Kuzey Wietnam ve Güney-Kuzey Kore gibi ortadan ikiye bölünecektir." Acizanemin bu kibarı kelamla alakalı düşüncesi şudur: "İran'ın Türkiyeye karşı muamelesini değiştirip samimi ve kardeş bir devlet gözüyle bakması kendi menfaati gereğidir. Umarız, ıstırap çekmez."


Rusya parçalanacak


1945 ve 1953 senesi Mart ayı başına kadar Piri-i Sani ve Pir makamında Ömer Fevzi Hazretleri şöyle buyurmuşlardır: "Rusya 30, 32, 33, 34 devlete bölünüp parçalanacaktır".


Has halifesi Şeyh Mustafa Aziz Hazretleri devamen ve teyiden buyurmuşlardır ki: Rusya 30, 32, 33, 34 ve 37 devlete bölünüp dağılacaktır" Bugün eğer bu rakam mevcutsa dağılma tamamlanmıştır. Değilse parçalanma 37'ye kadar devam edecektir.