.

ALLAH; DEVLETE, MİLLETE VE ORDUMUZA ZEVAL VERMESİN

29 Mayıs 2016 Pazar

AYASOFYA, FECR-İ SADIK VE MEHDİ-MESİH İTTİFAKI

Abdurrahim Çokgüngör

Ayasofya, fecr-i sadık
ve Mehdi-Mesih ittifakı




“Ayasofya ses vermiyor, Ayasofya bir hoş, Ayasofya bomboş…”


Bu hüzünlü satır Fethin 500. Yılında merhum Osmanlı Yüksel Serdengeçti’nin Ayasofya’nın yürek dağlayan perişanlığı için kaleminde çıkan o ünlü yazısından. Tek parti diktatoryasının bütün ağrılığıyla sürdüğü bir zamanda böyle yazmak yürek isterdi. Nitekim ertesi gün soluğu mahkemede almıştı.

Ali Ulvi Kurucu ise Ayasofya’nın hali pür melalini manzum olarak tasvir eder:

“Ürperdi hayalim, bu nasıl korkulu rüya?
Şaştım, neyi temsil ediyorsun Ayasofya?”

Çünkü Ayasofya bir mabed iken Bizans puthanesi yapılıp cebri keyfi zincirlendi. Niçin? Sebep ne? Hani İstanbul 1918 işgalinde toprağı İngiliz-Fransız çizmesinde çiğnenirken bile Ayasofya hürdü. Ya şimdi? O tarihte bir Fransız birliği kapısına dayanıp onu çizmeyle çiğnemeye kalkıştığı zaman muhafızı Binbaşı Tevfik Bey, Fransız kumandanını kapıda durdurur ve onun küstahça “Buraya boşaltın” sözlerine şöyle gürlemişti:

-Ben bir askerim. Ve asker olduğum için sizi, ben sağ oldukça içeri sokmayacağım. Ben aynı zamanda bir Türküm ve bir Müslüman'ım. Burası da benim mukaddes mabedimdir. En büyük amir olan vicdanımdan aldığım emirle sizi buraya sokmayacağım. Şayet zorla girmeye çalışacak olursanız, size ilk cevap verecek olan ağır makineliler.

Küstah Fransız geldiği gibi yüzün geri defolur gider. Yani İstanbul işgal altında, ama mabedleri hür ve müstakildi. Yani siyasi ve askeri mağlubiyet vardı, ama manevi istiklali koruma altındaydı. Yahya Kemal Osmanlı’nın sırrını iki şeye bağlardı. “Hırka-i Saadet Dairesi’nde okunun Kur’an ve Ayasofya’nın cami olmasıdır.” Peki şimdi? Bu Ayasofya neden böyle bomboş. Ve Hırka-i Saadet dairesi derin sessiz.

Ayasofya manevi istiklalini nasıl kaybetti? 1919 yılında İngiltere’de yeminli bir komite kurulur Ayasofya için. Ve harekete geçer. Onlara destek hemen gelir. İngiliz’in kafir siyasetçi ve diplomatları ağızlarına doladıkları tek mesele Ayasofya olur. Başbakan Llyold George, “Halife İstanbul’dan gidecek. Ayasofya Hırısityan olacak.” Lozan’da İngiliz’in başımıza bela ettiği heyet başkanı Lord Curzon: “Ayasofya Hıristiyan mabedine dönecektir” diye zırvalıyordu. O sıralarda dışişlerinde memur ünlü tarihçi Arnold Toynbee ise en hainane taktiğini açıklıyordu: “Ayasofya’da dini statüko terk edilmeden ‘uluslararası abide’ statüsü vermek imkansız.” Ve Thomas “Hohler ise bina mimari bir anıt olmalı ve dini kimliği kaldırılmalıdır.” Diye esip gürlüyordu. Bu arada Yunanlılar malum hezeyanları dillendiriyordu. Derken birkaç yıl sonra devreye Amerikalılar sokulur. 1930’da Amerikan Bizans Enstitüsü’nün kurucusu Ankara’ya gelir. Çankaya’ya çıkar Ve müze palanını açıklar: “Bizans mozaiklerini ortaya çıkaralım.” Ve onay alır ve işe koyulur. Put mozaikler ortaya çıkarılırken Ayasofya Camii’nin 4 minaresinin yıkılması emri verilir. Ama İbrahim Hakkı Konyalı’nın bir taktiği ile bu önlenir: “Minareler yıkılırsa cami çöker” raporu verdirir. Ve o suikast önlenir.
O dönem Deccaliyetin dünyayı kasıp kavurduğu bir devir. Şeriat-ı Muhmamediye ve Şeair-i İslamiye’nin tahribe uğradığı bir zamanda Ayasofya manevi istiklalini kaybeder. Puthaneye çevrilir.

Rivayet odur ki, İstanbul’un ikinci fethi sırasında bir haber gelecekmiş: “Deccal çıktı aman imdat” denecekti. Ve fetih yarıda kalacaktı. Manevi fetih tamamlanmayacağı gibi İstanbul Süfyan’ın eline geçerdi. O zaman İstanbul yeni bir fetih bekler. Artık 500 yıl önce fethin sembolü olan Ayasofya artık bomboş. Yine fatihini bekliyordu. Hacı Bayram Veli buyurmuştu: “İstanbul’u önce şimdi sonra Mehdi feth edecek.”

Fetih, Kur’an’ın tabiriyle Feth-i mübin. Yani açık ve parlak bir zafer. Demek ki Ayasofya hak ile batılın karışıklığını birbirinden ayırıp hakkı galip kılan fetih ve zafer bekler.

Kur’an’ın 48. Suresi Fetih adını taşır. Bu sure Müfettih-ül Ebvab Cenab-ı Allah’ın Habibi’ne bütün mülkün kapıları ona açacağını müjdeler. Hudeybiye Antlaşması ve Hayber Kalesi ile başlayan fetih silsilesi Mekke, Şam, Bağdat İstanbul, Horasan, Mağrib hepsi teker teker İslam’a kapılarını açmasıyla devam eder. Bu sure kıyamete kadarki bütün Fetihlere de işaret eder. Yani ahir zaman fetihlerine de. Ve cihanın tamamının fethine. Talut-Davut birlikteliği gibi Mehdi-Mesih ittihadına ve zaferine işaret eder. Haber verir. Erenlere, gönlü açık olanlara, akıl erdirenlere.

Konstantiniyye’nin fethine hem Kur’an işaret eder, hem de Hadisler sarahaten haber verir. İlk muhteşem fetih şüphesiz Mekke’nin fethi idi. Bu fethi haber veren ayet işari olarak 1331’de Çanakkale zaferini de işari müjdeler. 1331’deki Çanakkale Zaferi bütün çaresizliklere ve imkansızlıklara rağmen İslam’ın en büyük maddi zaferi oldu. Ama o ayet 1381’e (1962) de işaret ederken 40 yıldır İslam dünyasında süren emperyalist işgali sona ereceğini müjdeler. Ama Ayasofya hariç. O “Hala bomboş” O manevi istiklalin ve fethin sembolü. Ve hala bomboş.

Bediüzzaman özellikle Emirdağ Lahikası’nda sık sık Başbakan Menderes ve yetkililere yazar. Ezan’ın aslı çevrilmesinin Demokratlara 10 derece kuvvet verdiği gibi, Ayasofya’nın ibadete açılmasının aynı neticeyi vereceğini belirtir. Hatta bunlara Risale-i Nur’un serbestiyeti ve Diyanet tarafından neşrinin önemini vurguluyor. Bunu yapsalardı 50-60 yıllık zaman heba olmayacaktı. 

Şimdi ilk feth-i mübinin 3 safhası vardı. Hayber Kalesi-Hudeybe Zaferi-Mekke’nin fethi. İstanbul’un fethinin ise 3 kahramanı Rumeli Fatihi Süleyman Paşa-Akşemseddin-Mehmed Han. İstanbul’un 3. Payıtahtı Bursa-Edirne-İstanbul. Ya ahir zamandaki manevi fethin aşamaları nedir? 1980 Ayasofya Hünkar Mescidi’nin ibadete açılması-Ayasofya minarelerinden ezanın okunması-(Üçüncüsü ise Ayasofya’da namazı kılınması olacak). Bu fethin 3 kahramanı Hünkarı Mescidini ibadete açıp ezan okutturan Süleyman Demirel-3 ay sonra 12 Eylül derbecileri hem mescidi hem de ezanı yasakladıktan 8 yıl sonra bunu tekrar açan ve ezan okutan Namık Kemal Zeybek-(Ayasofya’yı açacak yiğit). Türkiye’nin 3 Ayasofyası var. İstanbul-İznik-Trabzon. 6.11.2011’de İznik Ayasofya Camii-29.6.2013 Trabzon Ayasofya Camii ibadete açıldı- Sırada İstanbul Ayasofya (Fetih bekliyor. Bu ne demek).

Hazreti Peygamber İstanbul’u fethedecek kumandan ve askeri övmüş. Murat Bardakçı 2 yıl önce yazdığı yazıda Ayasofya’nın ibadete açılmasını “Kılıç Hakkı” olduğunu söyler. Doğru söyler. Bir ince nüansla. İlk fetih Zülfikarvari kılıçla oldu. İkinci Fethin ise tekbir ve tehlillerle ifade edilen, Bediüzazman’ın da Kur’an’ın elması kılıcı olan imani hakikatlerle yani manevi fetihle olacağını haber veriyor: (Puthane olmaktan çıkarılarak. Ayasofya 500 yüz sene devam eden kudsi vaziyetine çevrilmeli)

Bediüzzaman daha 1911 yılında Alem-i İslam’ın bahtının açılacağı bir fecr-i sadıktan söz eder. Fecr-i sadık, gecenin en karanlık anını takiben gerçek şafağı ifade eder. Bediüzzaman Süfyan’ın 25 yıllık hakimiyetini nazara almadığı için daha önce beklediği tarihi tashih eder. 1371-1381 dönemini ifade eder. Değilse 30-40 yıl sonra der. Aslında Beidüzzaman fecri sadıkın 3 aşamada tedricen 1951-1991 ve 2002 tarihlerine işaret eder. Ama perdeli olarak 2021’e (belki 2019’a) yani 1371 + 30-40 (70) = 1441’e işaret eder. Fecr-i sadık. Çok az insanın mahiyetini bilebileceği bir kavram. Çünkü bu fecr-i sadıkı bir başka anlamda bütün raviler nakletmiş, ama onun ne olduğunu söyleyememiştir. O facr-i sadık, hani Mesih’in gece karalığında (Deccal döneminde) gelip Mehdiye namazda tabi olduğu zamandır. Çünkü Mesih’in Mehdiye namazda tabiyeti için fecr-i sıdıkın başlaması lazımıdır. Ayrıca bir başka rivayet: “Hz. Mesih elinde kılıcı savaşır savaşır ve gelir kılıcını Ayasofya’ya asar” Bu rivayet de Mesih’in Ayasofya ile ilgili olduğunu gösterir.

Bediüzzaman fecr-i sadık için 3 şart koşar, Ezan’ın aslına çevrilmesi, Diyanet’in Risale-i Nur’u yayınlaması (bunun ikisi oldu) üçüncüsü ise Ayasofya’nın asli vazifesine döndürülmesi. Bu üç şartın fecr-i sadıkın habercisi olduğunu belirtir. Bediüzzaman bunu 1950’lerin başında, yani 1371’de söyler. Şimdi başa dönersek, 1-Ayasofya’ya kılıcını asacak bir Mesih, 2-Mehdiyet’in çalışması sonucu doğacak fecr-i sadık. Hepsi şunu anlatır. İki din deccaliyet cereyanını karşı ittifak eder. Ve ayrı ayrı iken mağlup oldukları dinsizlik cereyanını mağlup ederler. 

Yani Bir devir kapanacak bir devir açılacak. Deccaliyet bitecek Mehdiyet-İseviyet hükmedecek. İstanbul’un ilk fethindeki gibi, yeni bir çağ başlatacak. İsevilik şahs-ı manevisi gelip Müslümanlığın şahs-ı manevisi ile ittifak edecek. Yani tevhidin cihan hakimiyeti için manevi cihad bütün cihana yayılacak. Buna Risale-i Nur’da işaret edilir:

“Hazret-i İsâ Aleyhisselâmın şahsiyet-i mâneviyesinden ibaret olan hakikî İsevîlik dini zuhur edecek, yani rahmet-i İlâhiyenin semâsından nüzul edecek, halihazır Hıristiyanlık dini o hakikate karşı tasaffi edecek, hurafattan ve tahrifattan sıyrılacak, hakaik-i İslâmiye ile birleşecek, mânen Hıristiyanlık bir nevi İslâmiyete inkılâp edecektir. Ve Kur’ân’a iktida ederek, o İsevîlik şahs-ı mânevîsi tâbi ve İslâmiyet metbû makamında kalacak, din-i hak bu iltihak neticesinde azîm bir kuvvet bulacaktır.” (Mektubat)

Hatırlatayım Deccaliyete zemin hazırlanma zamanı H1241-1341. 1341 Hakimiyeti başlar. Aynı yıl Mehdi zuhur eder. Bir asır deccalle mücadele eder. Bir asır sonra hakim olur. 1441. Yani 2021. Ayasofya-1441-Mehdi-Mesih galibayene hakimiyet. Müjdenin kelimeleridir. Tam 70 yıl.

Bir şey daha var, Ayasofya’nın kıymetini anlatan bir ifade, “Kahraman bir milletin ebedî bir medar-ı şerefi ve Kur’ân ve cihad hizmetinde dünyada bir pırlanta gibi pek büyük bir nişanı ve kılıçlarının pek büyük ve antika bir yâdigârı olan Ayasofya Camiini” şeklinde. Yani Ayasofya Camii’nin bir Bizans puthanesi olmasının imkansızlığı ortadadır. Artık iş tamam. Gelecek yıldan itibaren başlayarak 4-5 yıl içinde Ayasofya Camii mü’minlerine kavuşacak.

Ayasofya’nın ismini Fatih değiştirmemiş. Ayasofya bırakmış. Aya: İlahi, Sofya: Hikmet = İlahi hikmet. Hikmet Hakim’in işidir. Ahir zaman Mehdi’si Allah’ın Hakim ismine mazhardır. Yani onun ismi-i a’zamı bu. Bir rivayete göre iki hak dine mabed olan Ayasofya’nın kubbesi kıyamette korunarak ebedi alemi ehl-i cennetin feyiz alınması için intikal ettirilir. Bir şey daha Ayasofya’nın temel harcı Horasan Harcıdır. Yani portland çimento gibi gayet dayanıklı. Bunca depreme rağmen ayakta kalmasının hikmeti bu. Hani Horasan’dan 5 siyah bayrak gelir hakimiyeti Mehdiye devredenlerin çimentosu Ayasofya’yı ayakta tutuyor. Ne de olsa İlahi hikmet.

Ayasofya mabedi olduğu iki dinin, iki önemli şahsiyeti Mesih-Mehdi cemaatlerini birleşmesini sembolize eder. Niçin? 20-22 yıl sonra Hıristiyanlığın tasaffi ederek tevhide yöneleceği ve hakimiyet-i İslamiye’nin bu ittifakla cihan hakimiyetine başlangıç olacağından. Bu Türk’ün izmihlalden (1918) sonraki yükselişine yani İslam’ın yeniden bayraktarlığına ve ittihad-ı İslam’ın motoru olacağını gösterir. Onun için Arif Nihat Asya’nın şu beyti bu işin özüdür:

Seni ey mabedim! Utansınlar
Kapayanlar da, açmayanlar da.

Çok önemli bir mevkideki bir zat, 2002’de bu şiiri okuyordu. Kader ona bu fırsatı verdi. Şimdi söz:

İnnâ fetahnâ leke fethan mubînâ

Kur’an haberi vermiş. Bitti bu iş Biiznillah. Ben demiyorum. Fetih Suresi'nin haberi bu. 

11 yorum:

  1. 1441 tarihi çok yerde bana tevafuk etti. Açıkçası 30-40 yıl sonra bahsini bu şekilde düşünmemiştim Allah razı olsun.

    En başta, gaybı Allah'tan başkası bilemez şerhini düşerek bazı düşüncelerimi belirtmek istiyorum.

    1441'de (2019-2021)

    *Büyük bir savaş olacak ve galibi müslümanlar olacak

    *Kabe'ye saldırı olacak ve asrın ebabilleri o kafirleri halledecek

    *Ya Mehdi (a.s) veya onun şahsı manevisi tecelli edecek [Hangisi olacağı konusunda kararsızım]

    *Ehli küfrün en büyük silahı olan serveti yerin dibine geçecek, tıpkı karun ve hazineleri gibi

    Daha başka detaylar da söylenebilir ancak bu kadar kafi. Bunlar tamamen benim tahminlerim yoksa, ne ehl_i keşiftenim ne de bir ehl_i keşiften duydum.

    Doğrusunu Allah bilir...

    YanıtlaSil
  2. "1979 senesinde yaptığımız bir ziyarette, onu Ali Ulvi Kurucu Bey'in damadı Dr. Hayrettin Buyut Bey'le sohbet ederken bulduk. Hayrettin Bey, Feyzi Efendi'yi İstanbul'a davet ettiler.

    "İstanbul'da ne yapayım?" deyince Hayrettin Bey:
    "Efendim İstanbul'a hiç mi gelmeyeceksiniz?" diye sordular. Bunun üzerine:
    "Geleceğim, geleceğim" dediler. Hayrettin Bey:
    "Hocam ne zaman geleceksiniz?" dedi. Feyzi Efendi:
    "Ayasofya'nın açılışında geleceğim!" dedi. Hayrettin Bey tekrar:
    "Bu gelişiniz maddi mi manevi mi olacak?" dedi. O zaman:
    "Sen orasını karıştırma!" diye cevap verdi."/İhsan Atasoy'un "Mehmet Feyzi Efendi" kitabından alıntıdır.

    YanıtlaSil
  3. Süleyman Demirel'e kahraman demek ne derece doğru bilemiyorum...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kadirşinas olmak lazım. Ayasofya 1930’dan 1980 tarihine kadar ezansız ve Kur’an’sız ve de cemaatsiz kalmış. Sonra biri çıkıyor, Ayasofya mescidinde namaz kılınmasına ve de minarelerinden ezan okunmasına izin veriyor. Bunun bu hale gelmesindeki sırra bakmak lazım. 1950 tarihinden itibaren DP ve onun devam olan partiden Müslümanlar Ayasofya’yı istedi. Menderes elindeki büyük güce rağmen onu açamadı. Niçin açamadı? Çünkü Süfyan’ın müstebidane hükmü sürüyordu. Sonra bir gün Bediüzzaman’ın haberini verdiği 1878-79 felaketinden bir asır sonra dediği bir zamana geliniyor. Bayrak mitingleri düzenlenip Kur’an hediye ediliyor. Kur’an hediye verilen kimse sonunda hükümet kurunca kalkıp bu işi yapıyor. Niçin yapıyor? Hangi sırra binaen. Bir de şu var o olayın bir gizli kahramanı da Erzurumlu Ekrem Ceyhun'dur. O kimdir bilir misiniz? 1970’lerde Süleyman beyin adeta sır katibidir. Onun bu konudaki emeği inkar edilemez.

      Kadirşinas olmaktan başka bir üçleme tevafuku var. Şimdi üçüncünün zamanındayız. 1980 aynı zamanda Hicri 14. Asrın başıdır. Mehdiyet’in hakimiyet çağıdır. Buna işareten bir kısmi fetih olmuş. Bir siyasi buna yol açmış. Ama o teşebbüs 3 ay sonra darbeci askerler tarafından iptal edilmiş. Bu yarım kalmış işi bir başkası gelmiş ve o kapanışı kararını kaldırıp namaza ve ezana tekrar izin vermiş. Bu halen devam ediyor. Şimdi Demirel’in sizi taaccübe düşürmesi mi önemli yoksa fethe giden yolu açması mı? Şeriat kalbi bakmaz ele bakar. O el neyi açmış, önemli olan bu?

      Sil
    2. Çokgüngör abi, kadirşinas olmanın da bir sınırı var... Aziz Nesin hafız idi ama sonradan ataeist oldu... Şimdi ona zamanında hafızdı diye rahmet mi okuyalım?..

      Sil
    3. Kadirşinas kelimesini bilerek ve de ihtiyar ile kullandım. Çünkü konumuz dünyevi olmaktan çok, daha önemlisi manevi bir hususu vurgulamak içindi. Aslında bu kelime hafif kaldı. 2. fethine "kahramanı" veya "fatihası" demek lazımdı. Çünkü çok güçlü bir elin elimizden aldığı mabedin 2. defa ehl-i imanla kucaklaşmasın müsebbibi Demirel olmuştur. O İstanbul’un fethini müjdecisi 2. Süleyman Paşa’dır. Şöyle:

      Bilindiği üzere Rumeli’nin fatihi Orhan Gazi’nin oğlu Şehzade Süleyman Paşa, 40 kadar erler tabir edilen bir birlikle Çanakkale Boğazını geçer. Bu tarihte bir dönüm noktasıdır. Şimdi Sebe Suresi’nini 14. Ayeti ile Kur’an bu tarihten bir asır sonraki fethe ebcede ile işaret eder. Bu açıdan İslam tarihinde çok önemli bir tarihtir.

      Bediüzzaman ayrıca Kevser Suresi’nin tefsirinde Kevser kelimesinin ebcedisi olarak Hicri 757 tarihine işaretle Süleyman Paşa’nın Rumeli’ye çıkışı ve 758'de Trakya'yı fethetmesini, İstanbul’un fethinin fatihası olarak belirtir. Ve (İnna ataynake kevser) e (fasalli) kelimesinin fi harfinin ilavesiyle (Hicri) 857 (miladi 1453) ebcedi sayısıyla o tarihte İstanbul’un fethine işaret ettiğini belirtir. Süleyman Paşa Rumeli’ye çıkarak fethine fatihası olmuştur.

      Şimdi 1980 ise 2. Fethine fatihası olarak görülebilir, değil görülür. Çünkü 10 milyon dolar karşılığında Bizans Enstitüsünün isteği üzerine müze yapılan ve ehl-i İslam’ın elinden alınan fethin ve istiklalin sembolü olan Ayasofya’nın fethine başlanmıştır. Bunun tam fethini yakında göreceğiz. Diyanet Başkanı Görmez ilk sahur sohbetini bu camide yapması 1980 yılındaki teşebbüsün neticesidir.

      Şimdi ahir zamanın çok önemli bir merhalesi için böyle bir adımı atan kimsenin, yüksek şahsiyetinizin siyasi fikirlerine uymaması sebebiyle kafanızın almaması normaldir. Çünkü herkes akıl aynasının gösterdiğine tabidir. Sizin ayananız siyasi olunca muhalifinizi dini açıdan değerlendirmeyip siyasi noktadan küçümsemeniz normaldir. Ama hak ve hakikat nazarında bunun ne değeri olabilir? O zat cumhuriyet tarihinde Türkiye’de milletin çoğunluğunun onayını alan 3 kişiden biridir. Daha başka özellikleri de var ama konumuzun dışında. Hataları var. Ama konumuz Mehdi-Mesih meselesi. Ve bu siyasi ve dünyevi değil manevidir. Daha başka yazılacak şey var ama. Bu kadarı yeter. İkinci fetihin fatihası olan kimse bu fethin mahsulatına ortak olur ve sevabın tümü ona da yazılır. Dinen böyle. Siz aynanızı değiştirin.

      Sil

  4. Kızıl elma!.. AYASOFYA!.. Fatih Sultan Mehmed’in ŞAHSİ PARASİYLE TAPUSUNU ALDIĞI ve açık vasiyetine rağmen, amacı dışında kullanılarak.. camiden müzeye çevrilen, dolayısiyle de; sızısı, acısı, kederi.. GÖNÜLLERDE MAKES BULAN, çok yakında da, gelecek olan İLÂHİ EMİR GEREĞİ; SIKINTILARININ DİNMESİNİN ve ÖZGÜRLÜĞÜNE KAVUŞMASININ BEKLENDİĞİ AYASOFYA ve BÜYÜK ÇIĞLIĞI!.)

    A Y A S O F Y A ’ N I N Ç I Ğ L I Ğ I!..

    surprizsite.com***ŞİİR ROMANI KİTABI

    ŞİİR NO: 116 23-12-2008

    Kubbende lamba’lar, yanıp durmuyor,
    Cemaat; seni, neden.. doldurmuyor?..
    İçerisi bomboş, çın, çın.. öttükçe,

    AYASOFYA, İstanbul’a uymuyor...
    İmdat!.. Diyen, ÇIĞLIĞINI DUYUYOR.

    Şerefelerinde, ezan’lar sustu,
    Namaz kılan mü’min’ler, niçin pustu?..
    Ehl’i küfür; yine, kinini kustu,

    Ayasofya, İslâm’la uyuşmuyor...
    İstanbul!.. Bu, ÇIĞLIĞINI DUYUYOR...

    Uzak yol’dan; “BEYAZ ATLI!” beklenir,
    Bunun için; günler düne eklenir...
    Gün gelir; mü’min’ler bereketlenir,

    Ayasofya, İstanbul uyumuyor...
    Tependeki, AY-YILDIZLA SOLUYOR..

    Kapanan kapın, YARIN, AÇILACAK!..
    O gün; etrafa, GÜL’ler saçılaçak...
    Minare’nde; ezan’lar okunacak...

    Ayasofya; MEHDİ, seni duyuyor,
    Mihrabında; “SECDE”ye, gün(!) sayıyor...

    Bir mahkûm’dur.. yıkılmağa esaret,
    Çekili ağları, yırtar cesaret...
    Çoğu gitti, azı kaldı.. az, sabret...

    Ayasofya, “ESARET’in bitiyor
    Bu müjdeyi, Resûlüllah veriyor...
    23-11-1999 SAAT: 07:00 Konak-İZMİR.

    YanıtlaSil
  5. Ayasofya önemli ama neden bu kadar önemli.llyod george lord guryon vs birilerinin merkezi mi içerisinde açılmamış birşeyler mi var ifşa mı olacak.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Osmanlı’nın batılı düşmanları Haçlı zihniyettir. Haçlılar’ın en büyük amacı Konstantiniyye’ye yeniden alıp Hıristiyanlara iade etmektir. Bu 500 yıl süren bir savaş. Bu eylemin sembolü ise Ayasofya’dır. Bu hakimiyetin de sembolüdür. Yani fethin sembolü. Müslümanlar İstanbul’u alınca ananevi olarak en büyük mabedi camiye çevirmesi hükümranlığının nişanesidir.

      Aynı şekilde Hırıstiyanlar da böyle düşünür. Osmanlı’nın o zamanki düşmanı yalnız İngilizler değil, onların gizli ortağı Siyonistlerdir. Siyonistler İngilizlere İstanbul’u rüşvet olarak teklif eder. Yani “İstanbul sizin Kudüs bizim.” Bu 1860 tarihinde varılan bir anlaşmadır. Ve muvaffak olunca gelip ilk yapacakları iş Ayasofya’yı yeniden Hırıstiyan mabedine çevirmek. Çünkü Türkler mağlup olmuş ve hakimiyeti düşman ele almış. Ne yapacaktı? Ayasofya’yı geri alacaklardı. Ve bunun için dini hislerle Londra’da o zaman hazırlık yapılıyor. O hazırlığın sonu ortak bir çizgi olan müze yapmakta anlaşıp bunu empoze ediyorlar.

      Bediüzzaman 30 yıl sonra bunu mesele haline ve gündeme getirir ve her müslüman gibi DP’den Ayasofya’nın yeniden camiye çevrilmesini ister. İki sebepten 1-Fethin ve hakimiyetin hakkı olarak. 2-İstiklal’in sembolü olarak. Ayasofya hürse, Türkiye de hürdür. Ayasofya bunu sembolize eder.

      Bir başka hikmeti ise İslam'ın ahir zamanda cihan hakimiyetinin sembolü olmasıdır. Tevhidin cihana hakimiyetinin başlangıcıdır. Mehdi-Mesih’in ittifakının ve muzafferiyetinin sembolüdür. Anlayana. Ayasofya keyfi ve cebri bir kararla mü’minlerden mahrum bırakılmıştır. Buna son vermek bizim en tabii hakkımızdır. Hür ve müstakil olmak istiyoruz.

      Sil
    2. Evet.Ayasofya cami oldugunda bizim galibiyetimizi simgeliyorsa şimdi ki durumda onların galibiyetini simgeliyor.anladim abi.eyvallah.Suleyman Demirel ile ilgili itiraz yapmıştim daha önce cevap vermistiniz.iyi veya kötü demiyorum artik.ayrica milliyetçi bir siyasetçi vardı geçen bir yazinizda onu ovdunuz kimiz icmekten bahsettiği için ondan hoslanmiyordum.bilmiyorum

      Sil
  6. büyük bir savaş olacaksa kim arasında olcak önemli olan bence bu büyük savaş büyükler arasında olur islam ülkelerinden hangisi büyükkü adamların bırakın 10arbin atom bombasını geçin ıhidrojen bombasıvar 15 milyonluk istanbula bir hidrojen bombası atsa biri istanbulda değil insan böcek bile

    YanıtlaSil