.

ALLAH; DEVLETE, MİLLETE VE ORDUMUZA ZEVAL VERMESİN

28 Şubat 2015 Cumartesi

PKK'YA SİLAH BIRAKMA ÇAĞRISI


Başbakanlık Ofisi’nde "Çözüm süreci"yle ilgili yapılan toplantının ardından PKK'ya silah bırakma çağrısı yapıldı.


PKK'ya silah bırakma çağrısı

Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan ve İçişleri Bakanı Efkan Ala, HDP grup başkanvekilleri Pervin Buldan, İdris Baluken, HDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder ile Dolmabahçe'deki Başbakanlık Ofis'te bir araya geldi.
Görüşmenin ardından basın mensuplarına açıklama yapan Önder, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşundan bugüne kadar süregelen demokratikleşme sorunları ve son 30 yılda 40 binden fazla insanın yaşamına mal olan Kürt meselesinin çözümüyle ilgili yürütülen çözüm süreci çalışmalarında tarihi bir karar sürecinin eşiğinde bulunulduğunu söyledi.
HDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, çözüm sürecinde gelinen aşamaya ilişkin "Bu 30 yıllık çatışma sürecini kalıcı barışa götürürken demokratik bir çözüme ulaşmak temel hedefimizdir. Asgari müştereğin sağlandığı ilkelerde silahlı mücadeleyi bırakma temelinde stratejik ve tarihi kararı vermek için PKK'yı bahar aylarında olağanüstü kongreyi toplamaya davet ediyorum. Bu davet silahlı mücadelenin yerini demokratik siyasetin almasına yönelik tarihi bir niyet beyanıdır" dedi.
Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun başkanlığında Çözüm Süreci Kurulu'nda, gelinen aşamayı tüm boyutlarıyla kapsamlı olarak ele aldıklarını ifade eden Akdoğan, "Silahların bırakılmasına yönelik çalışmaların hız kazanması, tam anlamıyla bir eylemsizliğin hayata geçmesi ve demokratik siyasetin bir yöntem olarak öne çıkartılması konusundaki açıklamayı önemli görüyoruz" diye konuştu.
AK Parti iktidarı olarak 12 yıldır, "Akan kan dursun, analar ağlamasın" diyerek, sessiz devrim niteliğinde adımlar attıklarını vurgulayan Akdoğan, her türlü sorunun çözüm yeri olarak siyaset kurumunu gördüklerini söyledi.
Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, temel sorunlarını geride bırakan Türkiye'nin, bölgesel ve küresel bir güç haline geleceğini belirterek, çözüm sürecinin zor, meşakkatli, "akşamdan sabaha" bitmeyecek bir süreç olduğunu bildiklerini anlattı.
Akdoğan, "Ancak samimiyet, cesaret ve kararlılıkla sonuca ulaşacağımıza da inanıyoruz. Her zaman söylediğimiz gibi 'Biz birlikte Türkiyeyiz' ve 'Her şey Türkiye için" şeklinde konuştu.

26 Şubat 2015 Perşembe

GEÇMİŞ OLSUN

Bekir HAZAR

Bir Ürdünlü Pilot'un kafasını kestiler.
Kamera eşliğinde hem de. Ürdün Kralı'nı delirttiler, ülkeyi ayağa kaldırdılar. Ürdün gitti, ne kadar savaş uçağı varsa havalandırdı.
Depolarındaki tüm bombaları IŞİD'in üzerine yağdırdı. Ürdün Kralı "Tüm ülke nüfusu bitene kadar IŞİD'le savaşacağım" diye dünyaya haykırdı. Bir pilotun kafasını keserek Ürdün'ü savaşa soktular.
Müthiş bir ÜST AKIL şeytana pabucunu ters giydirecek bir oyun oynuyordu.
Derken 21 Mısırlı'yı kameralar önünde kesip servis etti IŞİD.
SİSİ, ABD'den yaptığı darbenin mükafatı olarak aldığı tüm bombaları IŞİD'in üzerine yağdırdı uçaklarla. Mısır da balıklama atlayıp "Savaş'ta ben de varım" dedi. Oh oh çok iyi idi. Nasılsa Afrika ülkelerinde, Libya'da IŞİD yeni kazanımlar, yeni savaşçılar elde ediyordu. Ortadoğu'daki savaşın boyutlarını büyütmek, kan gölünü KAN DENİZİ'ne çevirmek her geçen dakika kolaylaşıyordu.
Bir provokasyon ile Müslümanlar'ın Müslümanlar'ı boğazlayarak toprak altına gönderme OPERASYONU en şiddetli versiyonuyla sahne almaya hazırlanıyordu.
Bakın o ÜST AKIL'a çalışan tetikçiler nasıl karşımıza çıkıyordu? Yer Irak'ın Basra kenti. Körfez Savaşı'ndan sonra İngilizler'in kontrolüne giren şehir. Sakallı, cüppeli iki kişinin tuhaf hareketleri dikkat çekiyor. Basra polisi sakallı-cüppeli bu iki kişiyi gözaltına alınca korkunç bir gerçekle karşılaştı.
Bombalama eylemi yapmaya hazırlanan ve sivilleri katletmeyi hedefleyen iki sakallı -cüppeli İNGİLİZ çıktı. İngiltere, iki istihbaratçısının derhal serbest bırakılmasını istedi. Kabul görmeyince Basra'daki istihbarat binasını yerle bir etti. Irak polisi iki sakallı- cüppeli İNGİLİZ'i kaçırıp hapishaneye kapattı. İngilizler tanklarla o hapishane duvarlarını yıkıp iki İngiliz bombacısını kaçırdı.
Bu arada hapishanede bulunan 150 terörist de kaçıp Suriye'ye geçti. IŞİD'in kuruluş temelleri böyle atıldı.
ABD Ulusal Güvenlik Ajansı NSA, yani askeri istihbarat subayı ve ajanı Wayne Madsen'ı Yazboz'da ağırlamıştık iki hafta önce. "Türkiye'ye Gezi ile, 17 Aralık'la operasyon yapıldı. Ancak başaramadılar. Bundan sonra Türkiye'ye yapılacak operasyon onu SURİYE'ye ÇEVİRMEKTİR" diyordu Madsen. Ve dün gelen bir haber. Irak Parlamentosu Ulusal Güvenlik ve Savunma Komitesi Başkanı Hakem El-Zameli, Irak güçlerince iki uçağın düşürüldüğünü tüm dünyaya ilan etti. "O iki uçak IŞİD'e silah taşıyordu" diyordu El-Zameli. Ve IŞİD'e silah taşıyan o iki uçak düşürüldüğünde yanına gittiklerinde korkunç bir gerçekle karşılaştılar. "IŞİD'e silah taşırken düşürdüğümüz iki uçak İNGİLİZ çıktı" diyordu El-Zameli. Uçaklardaki silahlar ABD, Avrupa ve İsrail yapımıydı. Aylardır hem bu köşede hem de ahaber'de YAZBOZ programında biz de zaten bunu söylüyorduk. "IŞİD'in ipleri İngilizlerin elinde. Orada MI6 da var CIA da, MOSSAD da" diyorduk.
Irak'ın Ulusal Güvenliği'nde önemli isim olan El-Zameli'nin bu açıklamaları beni hiç şaşırtmadı. İngiliz Savunma Bakanı da bir ay önce Hürriyet'e demeç vermiş, "Türkiye'nin Suriye sınırı çok büyük. Kontrolü zor.
Eğer Türkiye IŞİD ile tam teşekküllü mücadele etmezse büyük sorun yaşar" 
demişti. Yani kibarca "Suriye'ye girin, IŞİD ile savaşın yoksa üzerinize salarız" mesajıydı bu. Zor değildi bunu başarmak ŞEYTAN'ın generalleri için. Saldırtırdın Süleyman Şah Karakolu'na. Tıpkı Ürdün ve Mısır'ı delirttiğin gibi çıldırtırdın Türkiye'yi. 38 askerimizin boğazına bıçağı dayatır, Türkiye'yi ayağa kaldırtırdın. Adamlar bu işlerde oldukça uzmandı. Macaristan dönüşü Başbakan Ahmet Davutoğlu'na uçakta, "Süleyman Şah türbesi nakledilmeseydi, saldırı olacağı konusunda ciddi istihbarat ve bilgi var mıydı elinizde" diye sordum.
Başbakan Davutoğlu, "Evet çok güçlü istihbarat vardı bu yönde. IŞİD kıyafeti giymiş ama o kıyafetlerin içinde başkalarının olduğu bir saldırı istihbaratı bu" dedi. Suriye de yapabilir bu tezgahı ve tabii dünyada en büyük "IŞİD terörü" yaygarası yapıp savaşmak için tek uçak kaldırmayan, meclisinden tezkere dahi çıkarmayan İngiltere de... Zaten IŞİD'e silah taşıdıkları ortaya çıktı. Süleyman Şah Türbesi'ni naklederek Türkiye, İngiliz şeytanının tezgahını parçaladı. Bizim muhalefet de o parçaların altında kaldı.
Ve bu MİLLET ilk seçimde onları HURDA'ya gönderecek. Şimdiden geçmiş olsun kafalarına düşen tezgahları göeremeyenlere!!!Tebrikler Türk askerine ve Türk GENELKURMAYI'na...

MUSUL HAREKATI

Bülent ERANDAÇ

Yeni MİT Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu olur mu? Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu, hem Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, hem de Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun çok güvendiği bir isim. TOP SECRET (ÇOK GİZLİ) temasları ve çalışmaları yürütüyor. Gelişmeleri gelecek günlerde göreceğiz, nokta. Yüz yıllardır merkezinde petrol/gaz olan Ortadoğu'da başta İsrail (MOSSAD) olmak üzere küresel güçler dans ediyordu. Böyle çok taraflı oyuncuların bulunduğu bir bölgede, Türkiyemizin gerçekleştirdiği ORTADOĞU SATRANCINDA SÜLEYMAN ŞAH HAMLESİ, sadece askeri değil, stratejikti, akıllı taktikler içeriyordu... Tayyip Erdoğan-Ahmet Davutoğlu, yabancı servis ve onların kontrolündeki gözü dönmüş örgütlerin elinden harika bir taktik hamleyle bir silahı, kozu alırken, Genelkurmay Harekat Merkezi'nden bazı resimler yayınlandı.

Bu resimlerde, bir önemli kişinin olmadığı dikkatleri çekti. FERİDUN SİNİRLİOĞLU...Hatırlayalım. Yakın zamanda, Fethullah Gülen Cuntası'nca yayınlanan bir dinleme kasetinde, Türkiye'nin Sülayman Şah üzerinde hazırladığı planlar deşifre edilmişti. O zaman Dışişleri Bakanı olan Ahmet Davutoğlu, MİT Müsteşarı Hakan Fidan, Genelkurmay İkinci Başkanı Org. Yaşar Güler ve Dışişleri Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu birlikteydi. O günlerde de Süleyman Şah konusunda KOZMİK ODADA bulunan, TOP SECRETgörüşmeleri yapan Sinirlioğlu, Pazar gecesi resiminde neden yoktu? Çünkü Türk ordusu Süleyman Şah'a yürürken, Sinirlioğlu Amerika'ydı. Başbakan Davutoğlu'nun, bir eli Suriye'nin derinliğinde, diğer eli Washington'un kılcal damarlarında, Yeni Türkiye'nin stratejik hamlelerini yönlendiriyordu. KİLİT ADAMI dünyanın bir numaralı küresel güç odağına göndermişti. 

Irak, Türkiye için çok hayati

Türkiye için IRAK mı, yoksa SURİYE mi, daha çok hayati önemde. Elbette IRAK...
1) GÜVENLİK ALANI: 
Irak'ın güvenliği Türkiye için hayati. Kürt bölgesinin güvenliği de Türkiye için önemli. Musul ve Kerkük kilit önemde... 

2) SİYASİ KOORDİN ATLAR: Irak'ta Türkiye ile yakın ilişkileri olan yeni hükümet görevde. Mesut Barzani (Irak Kürt Yönetimi) ile stratejik yakınlık sürüyor. Çok yönlü ilişkiler, Ortadoğu kılcalında yeni nefes boruları açacak özellikte...
3) ENERJİ HARİTASI: Sadece bugünü değil, Türkiye'nin gelecek 50 yılında hayati damarlarından birisi olan Petrol/gaz boru hatları çalışıyor. İşte bu hayati öncelikler üzerinde durularak, Türkiye, Irak bağlamlı bir uluslar arası anlaşmaya 20 ŞUBAT 2015 günü imza attı. Dışişleri Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu'nun imzasıyla, Türkiye ile ABD arasında Özgür Suriye Ordusu'nun eğitimi ve silah sistemleri de dâhil donatımı konusundaki mutabakat zaptı imzalandı. 

MUSUL HAREKATI: 
IŞİD' i, Musul'dan çıkarmak için, Mayıs'ta, ABD ve koalisyon ülkeleriyle, Irak, Barzani, PYD harekete geçecek. Musul harekâtı öncesinde, Türkiye ile ABD arasında Özgür Suriye Ordusu'nun eğitimi ve silah sistemleri de dâhil donatımı konusunda imzalanan mutabakat zaptı Türkiye'yi IŞİD'in hedefi yapacaktı. IŞİD'in buna karşı eylemlerde bulunması ihtimalini değerlendiren Erdoğan-Davutoğlu, Süleyman Şah hamlesiyle paralel düşünerek, taktik hamle gerçekleştirdi. MUSUL HAREKÂTI öncesinde, stratejik ve taktik önceliklerini belirlemiş oldu. 


SONUÇ: Yeni Türkiye liderliği, çok rahat bir şekilde MUSUL harekatını organize etme-yürütme-gerekirse her türlü opsiyona sahip. Ülkemiz için çok önemli MUSUL ve KERKÜKüzerinde olası oldubittilere karşı hazırız... İsrail'in oyunlarını biliyoruz. Bu sefer, harita çizen olacağız. BÜYÜK LİDERLİK GELECEĞİ GÖRMEKTİR. 

Yarın: Ahmet Davutoğlu, Başbakan olarak ilk kez, 3-7 Mart arasında Amerika'da olacak. Ortadoğu satrancında her hamlenin çok hassas gelişmelere yol açacağı bir kenara yazılmalıdır.

İNGİLİZ İSLAM DEVLETİ

Koalisyon güçlerinin bombaladığı tarihten bu yana topraklarını üç katına çıkaran 'in Batılı ülkelerden silah yardımı aldığı kanıtlandı. Irak Savunma Komitesi Başkanı , terör örgütüne mühimmat taşıyan iki İngiliz kargo uçağını düşürdüklerini açıkladı.

İngiliz İslam Devleti

Bir anda ortaya çıktıktan sonra Irak ve Suriye topraklarında terör estiren 'in, Batı ülkeleri tarafından desteklendiği bir kez daha kanıtlandı. Irak Parlamentosu Ulusal Güvenlik ve Savunma Komitesi Başkanı , Irak Ordusu'nun, IŞİD üyesi teröristlere silah taşıyan iki İngiliz uçağını El-Anbar bölgesinde vurarak düşürdüğünü öne sürdü. El-Zameli, "Irak Parlamentosu Ulusal Güvenlik ve Savunma Komitesi, IŞİD'e silah taşırken düşürülen iki İngiliz uçağının fotoğraflarına ulaştı. Irak Parlamentosu, bu konuda Londra'dan açıklama istedi" dedi. 

ABD, İSRAİL VE AVRUPA... 
El-Zameli'nin açıklamaları bununla da sınırlı kalmadı. Konuyla ilgili olarak Bağdat hükümetine El-Anbar halkı ve güvenlik güçleri tarafından düzenli olarak bilgi aktarıldığını anlattı. ABD önderliğindeki koalisyon uçaklarının, IŞİD teröristlerinin denetimi altında bulunan topraklara çok sayıda silah yardımı sağladığını açıkladı. El-Zameli şunları söyledi: "ABD, Kerbela ve Bağdat'a yakın olan El-Anbar bölgesindeki kaos ortamının sürmesini istiyor. Ayrıca IŞİD krizinin sona ermemesi için de çaba harcıyor. Koalisyon ülkeleri, ABD'nin bilgisi kapsamında IŞİD'e silah desteği veriyor. Terör örgütü IŞİD'in denetiminden kurtarılan bölgelerde de ABD, Avrupa ülkeleri ve İsrail yapımı mühimmat bulunuyor." 

BAĞDADİ 'NİN GEÇMİŞİ 
El-Zameli'nin bu açıklamaları dünya gündemini sallarken, akıllara IŞİD'in kurucusu sayılan Ebu Bekir El Bağdadi geldi. El Bağdadi'nin Irak'ta kurulan bir Amerikan hapishanesinde kaldıktan sonra serbest bırakıldığı ve İsrail ajanı olduğu belirtildi. Koalisyon güçleri ise Kobani işgali sırasında PYD'ye göndermeleri gereken silahları "yanlışlıkla" IŞİD'in bulunduğu bölgere attı. Ayrıca terör örgütü IŞİD'e en çok militanın ABD ve Avrupa ülkelerinden gittiği ortaya çıktı. 

ABD liderliğindeki koalisyon güçlerinin başlattığı bombalama operasyonları sonrasında IŞİD 6 ay içinde hakim olduğu toprağı yaklaşık 3 katına çıkarttı.



25 Şubat 2015 Çarşamba

İRAN, AMERİKAN GEMİSİNİ BATIRDI

İran Devrim Muhafızları Ordusu başlattığı askeri tatbikatta maket Amerikan uçak gemisi onlarca füzenin isabetiyle batırdı. Gerçek ebatına yakın boyutlarda yapılan maket Amerikan gemisinin batırılması nokta atışı yapabilen akıllı füzeler tarafından gerçekleştirildi.

İran Amerikan gemisini batırdıİran, ülkenin güneyindeki stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı ve Basra Körfezi'nde geniş kapsamlı askeri tatbikat başlattı.

'Yüce Peygamber 9 ' adıyla başlatılan operasyonun ilk gününe gerçek ebadıyla aynı boyutta yapılmış Amerikan uçak gemisi batırıldı. İran'dan yayın yapan Press Tv'nin internet sitesinde yer alan habere göre, Devrim Muhafızları Ordusu tarafından yapılan ve ülke ordusunun da destek verdiği tatbikatta, Hürmüz Boğazı'na yerleştirilmiş maket ABD gemisi ilk önce kıyıdan fırlatılan füzelerle hedef alındı.

*******
GAYBİ HABERLERİN YORUMU
Bu haberi blogumuza almamızın nedeni; Nakşibendi meşayihından Abdullah Dağistanî hazretlerinin verdiği gaybi haberde "İran'ın Hürmüz boğazına müdahale etmesiyle büyük bir savaşın başlayacağı"dır. Bu savaş sonucu İran bir hafta füzelerle vurulduktan sonra parçalanacaktır. 
Yine İran'ın vurulması esnasında Türkiye'de büyük bir hareket meydana geleceği haber verilmiştir. Bu harekete büyük bir inkılap, iç ayaklanma ve savaş, büyük bir cuş yani taşma, kaynama, yayılma yorumları yapılmıştır. Mehdi'nin bundan sonra zuhur edeceği bildirilmiştir. Gerçeği Allah bilir. 

24 Şubat 2015 Salı

SÜLEYMAN ŞAH HAMLESİ

Bülent ERANDAÇ / Takvim Gazetesi

Savaş Sanatı, ünlü Çin'li SUN TZU tarafından M.Ö. 6. Yüzyıl'da yazıldı.


Bu eser askeri strateji ve taktiğin temel kitabı olduğu kabul edilir. Savaş Sanatı, strateji üzerine yazılmış en eski ve en iyi çalışmalardan biridir. Askeri konularda ve ötesinde de tarih boyunca çok büyük etkisi olmuştur. Roma İmparatorluğu'nun kuruluş yıllarında ünlü kitabını yazan Çinli askerî teorisyen SUN TZU'nun çok anlamlı bir sözünü hatırlayalım:"TAKTİKLERİ OLMAYAN STRATEJİ ZAFERE GİDEN YOLDA EN UZUN YOLDUR. STRATEJİSİ OLMAYAN TAKTİKLER İSE YENİLGİDEN ÖNCEKİ ZAYIFLIKLARIN İFADESİDİR." Pazar gecesi, Türkiyemizin gerçekleştirdiği ORTADOĞU SATRANCINDA SÜLEYMAN ŞAH HAMLESİsadece askeri değil, stratejikti akıllı taktikler içeriyordu... Süleyman Şah Türbesi üzerinden, Türkiye'yi savaşa sokmaya yönelik sinsi planların varlığından Yeni Türkiye liderliği haberdardı. ÜST AKIL'IN stratejisi şuydu: Türkiye'yi Suriye savaşına sokmak. Süleyman Şah'ı kendilerine malzeme yapmayı planlayan IŞİD - benzeri örgütlerin veya onları perdeleyecek başta İsrail Mossad ve Derin Avrupa orıjinli servislerin hazırlıkları MİT tarafından adım adım takip ediliyordu. Buna karşılık Türkiye'nin stratejisi de "Savaşa girmemek". Bu stratejiye uygun taktikler belirlenmişti.
Pazar gecesi operasyonu, Türkiye'yi savaşa sokmaya yönelik senaryoları boşa çıkarmaya dönüktü. Yani taktik bir hamle icra edildi. Süleyman Şah hedef olmaktan çıkarılmasaydı Türkiyemiz ÖYLE VEYA BÖYLE ÇATIŞMALARA GİRMEK ZORUNDA BIRAKILACAKTI.
Eğit-donat sonrası
Son günlerde IŞİD üzerinden, Yemen-Libya'ya kadar uzanan bölgede olağanüstü gelişmeler yaşanıyor, yeni senaryolar hazırlanıyordu. Böyle kritik gelişmeler içinde Türkiye ve Amerika, Eğit-Donat anlaşması yaptı. IŞİD'e yönelik geniş kapsamlı bir operasyonlara hazırlıklar artarken İŞİD veya onların örtüsü altında Derin Avrupa-İsrail servislerinin boy göstermesi kaçınılmazdı. Böyle bir durumda örgütün ve arkasındaki karanlık güçlerin koalisyonda yer alabilecek olan Türkiye'ye yönelik ilk saldırısının Süleyman Şah'a olacağı gözden tutulamazdı. Karanlık güçlerin Süleyman Şah'a saldırması, oradaki askerlerimize zarar vermesi karşısında,Türk Silahlı kuvvetlerinin Suriye topraklarında geniş bir operasyona girmesi söz konusu olacaktı. Yani Süleyman Şah, Türkiyemiz için,karanlık senaryonun merkezindeydi.
Bir stratejik ve taktik başarının ismi olan Süleyman Şah operasyonuna karşı, azgın muhalefetin yaptığı akıl dışı çıkışlar insanın kanını dondurdu.
Şu CHP'ye bakınız. Suriye'deki vatan toprağını bırakmışız. CHP'nin tarihe bakması, ondan sonra Vatan toprağı laflarını etmesinde çok yarar var. Birinci Dünya Savaşı öncesinde, Suriye'nin tamamı vatan toprağımızdı.
Lozan'da İsmet Paşa, o toprakları verirken neredeydiniz? O günlerde vatan topraklarını unutmak işinize geldi. Bugün çıkmış, vatan toprağından bahsediyorsunuz. Lozan'da Kerkük gitti, Musul gitti. İsmet Paşa, vatan topraklarını İngilizlere-Fransızlara terkedince ses yoktu. Atatürk'ün doğduğu yer Selanik, Misak-ı Milli dışı kalmıştı. Neredeydiniz? Siz önce, Lozan'da İsmet paşa'nın verdiği vatan topraklarının hesabını bir verin.
SONUÇ: Pazar gecesi, Türkiyemizin gerçekleştirdiği Süleyman Şah operasyonu stratejikti. 100 yıllardır merkezinde petrol/gaz olan Ortadoğu'da büyük oyunlar oynanıyordu. Oynanmaya devam ediyordu. Böyle bir bölgede, bu harekât sadece askeri bir manevra değildi.
Türkiye'nin, bölgeye ve Küresel Odaklara mesajlar göndermesine de vesile olan stratejiydi. KÜRESEL ODAKLARA ŞU MESAJI GÖNDERDİK: "ORTADOĞU VE YAKIN COĞRAFYAMIZDA OYNAMAKTA OLDUĞUNUZ OYUNLARIN FARKINDAYIZ.
SENARYOLARINIZI BİLİYORUZ"
UNUTULMASIN... TAKTİKLERİ OLMAYAN STRATEJİ ZAFERE
GİDEN YOLDA EN UZUN YOLDUR.

23 Şubat 2015 Pazartesi

BİR AHİRZAMAN ŞAHIS PORTESİ OLARAK 'CEHCAH'

                                                                                                                                                       
Erdoğan ÇELEBİErdoğan Çelebi


Hadislerde bir ahirzaman şahsiyeti olarak "cehcah"tan bahsedilir. Cehcah o Zat'ın adı olmaktan ziyade o şahsın bir nevi sıfatıdır, özelliğidir, diyebiliriz.
Cehcah'ın özellikleri;
-Ahirzamanda gelecek olması,
-Dobra dobra olması,
-Törpülü törpüsüz konuşması,
-Belki bazı sözlerini bir kısım insanların patavatsızlık olarak yorumlaması,
-Hakikati konuşması, doğruyu söylemesi,
-Yani "söylediğim odun olsun, yeterki hakikat olsun tek" anlayışında birisi olması.
İslama ve İslam ümmetine yapılan haksızlık ve tehlike karşısında; feveran etmesi, nara atması, feryad etmesi, sayha atması, yüksek sesle, bağırarak konuşmasıdır.
Kıvamında delikanlı, kıvamında kabadayı olması ve haksızlık karşısında dik durmasıdır.
Bu zat konuşmasıyla ehli İmanın kalbine huzur, sükun ve ferahlık verdiği gibi; Ehli küfrün, ehli zalimin, ehli zındıkanın kalbine ise, korku ve endişe salar.
Esas ve en önemli çabası "İttihad-ı İslamın gerçekleşmesi için çalışır ve müminlerin, islamların kalplerinin tevhidi, telifi ve İslam birliği yolunda teshiri için çaba gösterir. Buraya kadarki özellikleri Cehcah'a ilişkindir.
Eğer İttihad-ı İslam yolunda gayret gösterir ve bütün çalışmalarını bu yönde teksif eder ve gaye-i yeganesi bu olursa bir nevi siyasi Mehdiliğe inkilap edebilir. Ancak bu halde diğer bütün müsbet özelliklerinden, niteliklerinden maksimum verim, azami fayda sağlanmış olur. Yoksa bütün faaliyetleri faydasız, âkim kalır, kadük olur, neticesiz kalır.
Geniş yorumları bana ait olmak üzere ancak bir kısım görüşlerinden, yazılarından, konuşmalarından istifade ettiğim ve şahsen de katıldığım muhterem abim yazar M. Ali Bulut ve kıymetli hocam ve abim Hasan Akar'dan istinbat ettiğim haliyle bu öyle bir şahsiyettir ki;
-Deccal'in şahs-ı manevisini temsil eden veya Deccal'in en mühim yardımcı kuvvetinin başı olan şahsa karşı dik durur.
-Zalime zalim olduğunu haykırır ve mazlumun yanında olur.
-Darbeye darbe, darbeciye darbeci der ve mağdurun yanında olur.
-Zındıkaya karşı 'dik durur' zındıka şebekesine karşı siyaset noktasında mücadele verir, bu konuda verilen hukuki mücadelenin arkasında durur.
-Kuvvetten ve kuvvetliden yana değil; hakkın ve haklının tarafıdır.
-Müsbet Avrupa'ya birinci Avrupa'ya karşı hoşgörülüdür ancak müstebid ve İslama karşı cephe alan ikinci Avrupa'ya karşı ise kinini muhafaza eder.
-Alemi islamı heyecana getiren ve İslam aleminde birçok oyunların döndüğü, peşpeşe altüst oluşların yaşandığı anlarda, zamanlarda öyle feveran eder ki, sesi Avrupa'da, Asya'da, Afrika'da ve yeni dünyada Amerika'da duyulur.
-İnananların, mazlumların, mağdurların kalbine ferahlık salar, "oh be şimdiye kadar nerdeydi" dedirtir.
-Zamanımızda cereyan eden bir kısım olayların, tezgahların, halk hareketlerinin ve bunlar karşısında segilenen "bana göre basiretli ve cesur duruşun" bu durumu tefsir ettiği düşünce ve kanaatiyle işbu yazıyı kaleme alma ihtiyacı hissettim.
Suriye olayında, Mısır olayında dünyaya karşı yalnız kalmayı göze alarak tavır belirlemek, insiyatif almak takdir edilecek haklı, doğru dinamik bir duruştur.
Ayrıca ülke içinde Ergenekon'a, balyoza karşı sergilenen duruş, barış ve kardeşlik sürecindeki cesaretli kararlılık meramımızı anlatmaya yeter sanırım.
Bu bir siyasi yazı değildir. Ancak siyasi ve tarafgir olarak anlaşılacak ve eleştirilecektir. Bundan kaçış yok.
Bu anlatılanlardan, görüşlerimden mevcut siyasi iktidarın eleştirilecek yanları olmadığını kasdetmiyoruz, elbette.
Burada siyasi anlayıştan ziyade bir ahirzaman şahıs portresinden bahsederek Cehcah konusunu dikkatli nazarlara sunmuş olduk.

Kaynak: http://www.risalehaber.com/bir-ahirzaman-sahis-portresi-olarak-cehcah-15128yy.htm

22 Şubat 2015 Pazar

ŞAH FIRAT OPERASYONU


TSK tarafından Süleyman Şah türbesine başarılı bir operasyon icra edilerek türbenin ve karakolun yeri değiştirildi. 
Şah Fırat Operasyonu'ndaki kritik ayrıntı!

  • Operasyon kararı Ankara’da alındı.
  • 572 personel ve 100 araç operasyona katıldı.
  • Erdoğan operasyonun sevk ve idaresini takip etti.
  • Operasyon canlı olarak Ankara’dan izlendi.
  • Operasyon Genelkurmay’da yürütüldü.
  • Operasyon kara ve hava birlikleri tarafından gerçekleştirildi.
  • Operasyon dün akşam saat 21.00’de başladı.
  • Birlikler 00.30 ‘da Türbeye ulaştı.
  • Süleyman Şah’ın naaşı ve Türbedeki emanetler bir operasyonla Türkiye’ye getirildi.
  • TSK Eşme bölgesini kontrol altına aldı.
  • Süleyman Şah’ın naaşı geçici olarak Türkiye’ye getirildi.
  • Süleyman Şah’ın naaşı Eşme’ye konacak.
  • Süleyman Şah Türbesi 3. kez yer değiştirilmiş oldu.
  • Süleyman Şah türbesi ve Karakolun yeri başarıyla değiştirildi.
Ecdat yadigarı emanetlere özel tören

  • Geride kalan yapılar imha edildi.
  • 38 askerimiz başarılı bir operasyon ile Türkiye’ye getirildi.
  • Süleyman Şah türbesi statüsünde bir değişiklik yok.
  • Bayrak Süleyman Şah türbesinden indirilmeden Eşme’de dalgalandı.
  • Bayrak yeni yerinde dalgalanacak.
  • İntikal sırasında kaza sonucu bir askerimiz şehit oldu.
  • Operasyonda şehit düşen askerin adı Başçavuş Halit Avcı Trabzon Maçkalı…
  • Erdoğan şehit Başçavuş Halit Avcı’nın ailesini arayarak taziyelerini iletti.
  • Bu operasyona en küçük müdahaleye en sert karşılık verilebilirdi.
  • Operasyon sırasında çatışma yaşanmadı.
  • Başbakan: Operasyon uluslararası hukuka uygun olarak yapılmıştır.
  • Koalisyona operasyon başladıktan sonra bilgi verildi.
  • Cumhurbaşkanı Erdoğan Başbakan ve TSK’yı kutladı.
Süleyman Şah Türbesi'nin yeni yeri


CABER KALESİNE DEFNEDİLECEK
IŞİD’in bölgedeki varlığı nedeniyle durumu tehlikeli bir hal alan Süleyman Şah Türbesi, Türkiye sınırına yakın bir noktaya nakledildi.
Böylece Türkiye,
■Suriye topraklarında bir operasyon yapabileceğini tüm dünyaya gösterdi.
■Yurtdışındaki tek toprak parçamız olan Süleyman Şah Türbesine saldırarak, Türkiye’yi kontrolsüz bir çatışmanın içine sokma planları akamete uğratıldı.
■”Şah Fırat ” operasyonuyla, IŞİD’in tehditleri nedeniyle Musul’daki başkonsolosluğumuza yapılan baskın benzeri bir risk ortadan kaldırılmış oldu.
■Daha önce 2 kez yeri değiştirilen Süleyman Şah Türbesi, Suriye toprakları içinde ve aynı büyüklükte bir yer olan, ”Eşme Köyü”ne taşındı.
■Şartlar normalleştikçe Süleyman Şah Türbesi ilk olduğu yer olan Caber Kalesi civarında bir yere nakledilecek.


21 Şubat 2015 Cumartesi

BAHÇELİ'DEN ÜLKÜCÜLERE ÇAĞRI

"Milliyetçi, Ülkücü hareket sabrından, asalet ve vakarından taviz vermeyecek"

Bahçeli'den Fırat Çakıroğlu çağrısı

Devlet Bahçeli, Ege Üniversitesi'nde dün çıkan olaylarda hayatını kaybeden Fırat Yılmaz Çakıroğlu hakkında konuştu.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Ege Üniversitesi yerleşkesinde dün iki grup arasında yaşanan kavgada bıçaklanarak hayatını kaybeden Fırat Yılmaz Çakıroğlu ile ilgili yazılı açıklama yaptı.

"ÜLKÜCÜ HAREKET SABRINDAN TAVİZ VERMEYECEK"

"Milliyetçi, Ülkücü hareket sabrından, asalet ve vakarından taviz vermeyecek"diyen Devlet Bahçeli, devamında Milliyetçi ve Ülkücü hareketin projelendirilen oyunlara kapılmayacağını ve "kanlı döngü"nün içine düşmeyeceğini söyledi.

"Dava arkadaşlarımı sakinliğe davet ediyorum" diyen ifadelerini kullanan Bahçeli, tehdide rağmen tedbir almayanların akan kanda payı olduğunu vurguladı.

IŞİD'E KARŞI SALDIRI HAZIRLIĞI

ABD, Irak ve Suriye'de terör estiren IŞİD'e büyük darbe vurmak için üç koldan harekete geçti.

ABD'nin uygulayacağı üçlü kıskaç devreye giriyor. Irak askerleri ve Kürt kuvvetler eğitilecek, ardından Rakka ve Musul ele geçirilecek..
IŞİD'e karşı savaşacak 5 bin muhalifi eğitmek için Türkiye ile anlaşma imzalayan Obama yönetimi, muhaliflerin eğitimi için bölgeye 400 asker göndereceğini açıkladı. Üç yıl içerisinde eğitilecek olan muhalifler hem Esad rejimine hem de IŞİD'e karşı savaşacak.
ABD ayrıca Suriyeli Kürt gruplarıyla iş birliği yaparak, IŞİD'in Suriye'deki kalesi Rakka'yı terör örgütünün elinden alacak. ABD'nin havadan savaş uçaklarıyla destek vereceği operasyonda amaç, IŞİD'i Rakka'dan çıkarmak.

Kürt ve muhalif gruplar, Kobani'deki çatışmaların ardından Rakka'ya adım adım ilerliyor. Rakka yakınındaki 19 yerleşim bölgesi IŞİD'in elinden alındı. ABD, önümüzdeki nisan ve mayıs ayında geçen sene IŞİD'in eline geçen Irak'ın en büyük ikinci şehrini de terör örgütünden kurtarılması için büyük bir kara harekatına öncülük yapacak.

ABD MUSUL İÇİN TARİH VERDİ 


Irak askerleri ve Kürt birliklerinden oluşan 25 bin kişilik kuvvet 1000 ile 2 bin militanın bulunduğu Musul'a karadan saldıracak. ABD basınına konuşan bir Amerikalı yetkili, "Musul savaşı kolay olmayacak, şiddetli çatışmalar yaşanacak" diye konuştu. Irak güçlerinin hazır olmaması durumunda ise operasyon ertelenecek. Öte yandan BBC'nin Washington'dan bildiren muhabiri Gary O'Donoghue, saldırı zamanlamasının paylaşılmasının olağandışı bir durum olduğu yorumunu yaptı.

ABD'nin, IŞİD militanlarının geri çekilmekte olduğuna inandığını söyleyen O'Donoghue, "Washington, Irak askeri gücü oluşturma çabalarının meyvesini verdiğini görmek istiyor" diye konuştu.

20 Şubat 2015 Cuma

MESCİD-İ AKSA'DA KAR ÜSTÜNDE CUMA NAMAZI

Mescdi-i Aksa'da kar üstünde Cuma namazı kılındı

FÜZENİN ROTASI ÇİN

Türkiye’nin hava savunma füze sistemi teknolojilerinin alımında firmalara verdiği süre doldu. Milli Savunma Bakanı Yılmaz’ın, “Yeni bir resmi teklif olmadı” açıklaması, rotayı Çin’e çevirdi. Türkiye’nin, silah sanayinin millileştirilmesine dönük çalışmada yerli oranı en yüksek ve maliyeti en uygun teklifi 3.4 milyar dolarla Çinli CPMIEC vermişti.

Füze’nin rotası Çin
Türkiye’nin, silah sanayinin millileştirilmesine dönük çalışmalar kapsamında uzun bir zamandır hazırlıkları süren kritik adımda sona gelindi. 

Milli Savunma Bakanı İsmet  Yılmaz; Hava Savunma Füze Sistemine ilişkin proje ile ilgili olarak, aday ülkelerle teknoloji transferi tabanlı görüşmelere devam edilmesi Savunma Sanayi İcra Komitesi tarafından talimat verilmesi nedeniyle görüşme takviminin uzadığını belirtti.

SÜRE DOLDU YENİ TEKLİF YOK
söz konusu sistemin, Türkiye'nin savunması için milli sistemlere entegre edileceğini ve NATO'ya entegre edilmeden kullanılacağını kaydeden Yılmaz, "UMBHFSS Projesi kapsamında sistemin TSK üst komuta kontrol kademeleri ile bağlantısına ve entegrasyonuna yönelik iş paketi milli olarak yetkilendirilmiş firma tarafından yurt içinde yapılacaktır. Proje dış finansman kredisi ile finanse edilecektir. Proje kapsamında teklif değerlendirme süreci tamamlanmış olup, yeni bir resmi teklif alınmamıştır" ifadelerine yer verdi.

ROTA İYİCE ÇİN'E DÖNDÜ
Batının her türlü engelleme girişimine rağmen uzun menzilli hava savunma füzesi ihalesinde 3.4 milyar dolarla en uygun teklifi Çinli CPMIEC vermişti. Bakan Yılmaz’ın açıklamasında yer alan ‘Yeni teklif gelmedi’ ifadelerini de değerlendiren uzmanlar, Türkiye’nin bu sistemle ilgili temel talebinin teknoloji paylaşımı olduğunu kaydettiler.

SÜRE DOLDU YENİ TEKLİF YOK
Sadece Çin firmasının Türkiye’nin hassas olduğu bu teklifini kabul ettiğine atıfta bulunan yetkililer, “ABD kabul etmemişti. Görüşmeler sürerken Fransa’nın teknoloji paylaşımından yana olduğu izlenimi belirmişti, ancak Bakan Yılmaz’ın açıklaması Fransa’nın da teknoloji paylaşımı konusuna sıcak bakmadığı şeklinde değerlendirildi” yorumunu yaptılar.

Aynı anda 100 hedefi takip ediyor
ABD’li Raytheon ve Lockheed Martin PAC-3, Avrupa (Fransa-İtalya) Eurosam SAMP/T, Rusya S-400, Çin ise FD-2000 füzeleri ile yarışa girmişti. Fiyat-performans ve yerli sanayiye teknoloji transferinde en cazip teklifi Çinli CPMIEC firması vermişti. Çinli CPMIEC firmasının 3.4 miyar dolarlık teklifinin uzun süredir gündemde olduğu biliniyordu. Ortak üretimin tamamlanmasından sonra kat edilecek her aşama milli kıtalararası füze üretiminde kilometre taşı olacak.

HANGİ MODELİ ALIRIZ?
Türkiye’nin alacağı FD-2000 füzeleri, Çin Ordusu’nun uzun menzilli hava savunma füzesi HQ-9’un ihraç modeli. Füzelerin etkili menzilleri 125 kilometreye kadar çıkıyor. Sistemin en önemli parçası, “arama, tespit ve takip radarı. Radar aynı anda 100 hedefi takip ediyor. Çin menşeili CPMIEC’in ürettiği füze sistemi 2’li ve 6’lı bataryalar halinde konuşlandırılabiliyor.


15 Şubat 2015 Pazar

AHİR ZAMAN ALAMETLERİ

1. Kral Fahd’ın ölmesi ve kardeşi Abdullah’ın tahta geçmesi:
Rasullullah (s.a.a.s.) buyurdu ki: “Hicaz’da (Suudi Arabistan) ismi hayvan ismi gibi olan birisi hükümete geçecek. (Fahd = Çita). Eğer uzaktan bakarsanız onun gözünde şaşma göreceksiniz ama yaklaştığınızda herhangi bir kayma göremeyeceksiniz. Onun veli ahdi ve vasisi, kardeşi Abdullah olacak. O zaman vay ümmetimin haline ki, ondan çekecekleri var.” Ve Hz Muhammed (s.a.a.s.) üç defa böyle buyurdular. “Onun ölüm haberini bana veren, Hüccetin zuhur haberini benden alır.” – Ma etan vel Hamsun Alamet s.122
Sadık (a.s.) buyurdu: “Abdullah’ın ölümünü kim haber verirse, Kaim’in (Mehdi a.s.) çıkışına (ayaklanmasına) kefil olurum. Ve eğer Melik Abdullah ölürse, kimse bir kişinin etrafına toplanamayacak ve bu emir bir sona varamayacak. Sahibiniz gelinceye kadar; yılların hükümeti bitecek ve hükümdarlık aylara hatta günlere kalmış olacak.” Sordum bu durum çok uzun sürecek mi diye?” Buyurdular: Hayır.” – Gaybet’ül Şeyh Tusi S.447, Bihar’ül Envar c.52 s.210, İsbatül Hüda c.3 s.728, Bişaret’ül İslam s.118, El İhra’ec c.3 s.1163
Şüphesiz ki; gözlerinde şaşılık olan ve adının anlamı hayvan olan kişi Fahd’tır. Ve Fahd’ın ölümü; Hz. Mehdi’nin (a.s.) zuhurunu; kardeşi Abdullah’ın ölümü ise; Hz. Mehdi (a.s.)’ın ayaklanmasını müjdeler. Ve tüm bunlar bize, zalimlerin hükümranlığının son bulacağının habercisidir.
İmam Bakır (a.s.) şöyle der: “Kral Abdullah’ın hakimiyetinin bir kısmı, bizlere Hz. Mehdi’nin (a.s.) zuhurunu kolaylaştıran, savaşlar zamanında olacağını gösteriyor. Ayrıca; Kral Abdullah’ın hükümranlığı; Süfyani güçlerinin, Irak’a girmesiyle ve sonraki dönemlerde de, devam ediyor olacak.”
İmam Bakır (a.s.): “Süfyani; Abkaa, Mansur, Kindi, Türk ve Rumlar’ı yendiğinde; Irak’a doğru yönelecek ve işte o zaman Abdullah’ın yok olma zamanıdır.” – Mu’cem El-Mevdui Li-E hadisil-İmam el-Mehdi, El Şeyh-El Korani s.553
2. Bağdat’ta seçim yapılması:
Huzeyfe bin El Yaman ve Cabir El Ensari, Peygamber Efendimiz’den (s.a.a.s.) şu rivayeti naklediyorlar: “Benden sonra büyük ve küçük şuradan dolayı, vay ümmetime haline!” Ne olacak diye sordular. Şöyle buyurdu Allah’ın Peygamberi (s.a.a.s.): “Büyük şura; ben vefat ettikten sonra şehrimde; hilafeti kardeşim Ali’den (a.s) gasp etmek ve kızım Fatima’nın (a.s.) da, hakkını gasp etmek için yapacaklar. Küçük şura ise; Zevra’da (Bağdat), büyük gaybet döneminde (zuhurdan önce), sünnetimi ve emirlerimi değiştirmek için yapılacak.” – Menakibul-İtra, Mieten ve Hamsune Alameten s.130
Malum ki, Zevra Bağdat’tır ve orada tarih boyunca ilk kez 2005 yılında seçim yapılmıştır. Son dönem alimleri, bu seçimlerin vacip olduğu ile ilgili fetva verdiler. Hatta seçimlerin, namaz ve oruçtan da önemli olduğunu açıkladılar.
Peygamber Efendimiz’in (s.a.a.s) bu okuduğumuz hadisteki uyarısına rağmen; onlar, kadınların bu seçimlere katılışlarını, Hz Zeynep’in (a.s.) Kerbela savaşına katılmasına benzettiler.
İmam Ali (a.s.): “Hilafet, Zevra’ya geri dönecek ve o şura olacak. O zaman Süfyani çıkacak ve 9 ay hüküm sürecek ve milleti rezil edecek.” dedi sonra ekledi: “Sonra, sancağı İsa bin Meryem’in (a.s.) elinden teslim alan Mehdi (a.s.) zuhur edecek.” – Almelehim vel-fiten s.134
3. Irak’ı Kürt liderlerin yönetmesi:
İmam Ali (a.s.): “Zil çalındığında ve Irak’ı Kürt liderler yönettiğinde, Hz. Mehdi’nin (a.s.) zuhurunu bekleyin.” – Bişaret’ul İslam s.104
Hülasatul Alamet kitabı’nda, Şeyh Muhiddin şu sözleri söyledi: “Türk orduları Kudüs’e kadar yürümeye devam edecek ve Kürt’ler Bağdat’ı Horasan’a kadar yönetecekler ve haykırma sesi işittiğinde o zaman hiç kimse kurtulmayacak.”
4. Mısır Devlet Başkanı’nın Devrilmesi:
Müminlerin Emiri İmam Ali (a.s.): “Mısır sahibi, alametlerin alametidir ve onun özelliği, hükümet sahibi olmasıdır. İsminin kalbinde Hasan ve başında Muhammed. Ve o, soy ismini değiştirecektir. Eğer çıkarsa ve düşerse, Mehdi (a.s.) kapılarınızı çalacaktır. Kapılarınızı çalmadan önce, ona (a.s) doğru gidiniz. Hatta gerekirse buzların üstünde sürünerek ya da bulutların üzerinde uçarak gidiniz.” – Maza Gal Ali (a.s) En Ahiril Zaman s.330
Malum ki, eski Mısır’ın hâkiminin ismi Muhammed Hüsni Mübarek’tir ve o soyadını Seyid’ten Mübarek’e değiştirmiştir. Ve onun babasının adı da Hasan’dır.
5. Arap Hükümdarlarının Devrilmesi:
Arap’ların, hükümdarlarına karşı devrim yapması, İmam Mehdi’nin (a.s.) zuhurunun en önemli alametlerindendir.
İmam Sadık’a (a.s.), Şii’lerin ferahlığının ne zaman olduğunu sorarlar ve o da şöyle cevaplar: “Abbasi’nin oğulları (yani din adına hüküm sürenler), ihtilafa düştüğü, hükümleri zayıfladığı, onların mülküne hırs etmeyen kimseler hırs ettiği, Arap’ların hakimlerine karşı devrim yapıldığı, Süfyani ve Yamani zuhur ettiği zaman… Hz.Mehdi (a.s.) de zuhur edecek.” – Ravdatul Kafi s.224 : h285
6. Kırmızı Çekirgelerin Gelmesi:
Kuran’da, Allah-u Teâla, İsrailoğullarını çekirgeyle cezalandırdığını buyurmuştur.
Hz. Ali (a.s.) şöyle buyurmuştur: “Mehdi’nin (a.s.) zuhuru sırasında, kırmızı ve beyaz ölüm olacak. Yerli ve yersiz yerlerde kan renginde çekirgeler çıkacak. Şüphesiz kırmızı, kılıçtan çıkan ölüm ve beyaz ise, veba ve taun’dur.” – İrşadul Mufid s.438, El Gaybeti Numani s.277, Gaybeti Tusi s.438
Bu alamet, çoğu ülkelerde gerçekleşti ve 2009 yılında doğu ve güney Afrika’da, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), kırmızı çekirgelere karşı başarılı bir hamle yaptı.
7. Gökyüzünden çıkan el:
İmam Rıza (a.s.): “Gökyüzünde, “bu” diye işaret eden avuç sureti gözükecektir.” – Gaybet El Numani s.280
İmam Sadık (a.s.) buyuruyor ki: “Mehdi’nin ayaklanmasından önce çıkacak 5 alamet kesindir. Yamani, Süfyani, Seyhe (semadan gelen münadinin seslenişi), Nefsi Zekiye’nin öldürülmesi ve gökyüzünde görünecek el, kesindir.” – Gaybeti Numani s.262, Bihar’ül Envar c.52 s.233

Kaynak: https://ahmedelhasan.wordpress.com/takvim/

14 Şubat 2015 Cumartesi

MAHİR KAYNAK ÖLDÜ

Mahir Kaynak hayatını kaybetti

CADI KAZANI



BEKİR HAZARBekir Hazar / Takvim Gazetesi

Ortalık toz duman. At izi it izine karıştı... Birileri kazanın altına ateş sürüyor. Ama biz onları göremiyoruz, günlük yaşıyoruz, çözemiyoruz. Çıkarları için her türlü melaneti, fitneyi ve fesadı mübah görenleri es geçiyoruz.
Ortadoğu'da aynı inancı taşıyanlar birbirini boğazlıyor, tavuk gibi insan kesiyor, hatta canlı canlı yakıyor. "Aynı havayı koklayanlar nasıl bu hale geliyor" diyoruz ama İZ süremiyoruz.
Gelin Şubat 1982'ye gidelim birlikte. İsrail'de bir adam çıkıyor, adı ODED YİNON... Bir rapor hazırlıyor.
Dünya Siyonist Teşkilatı yayın organı Kıyunim (Yönelişler) bu raporu yayınlıyor. "A strategy for İsrail in the Nineteen Eighties" adını taşıyor rapor. Yani; "Bin dokuyüz seksenlerde İsrail stratejesi" Tarihe ODED YİNON PLANI olarak geçiyor bu stratejik proje.
İçeriği ise çok ilginç; "Ortadoğu'da İslam coğrafyasında dini ve mezhep ayrışmalarıyla irili ufaklı PAR ÇALARA AYRILMIŞ bir bölge şarttır" deniyor. "İsrail'in varlığı için bu planın hayata geçirilmesi elzemdir" diye vurgulanıyor.
1996'da bu plan doğrultusunda ABD'deki İsrail yanlısı NEOCONLAR harekete geçiyor.
İsrail Başbakanı Netenyahu'ya "ODED YİNON" planını destekleyen "A Clean Break" adlı rapor sunuyorlar. İsrail'in aşkına "BÖL-PAR ÇALA " projesi için iki kilit ülkeye dikkat çekiliyor. "Tel Aviv mutlaka Türkiye ve Ürdün'ü yanına almalı ki, parçalama harekatı başarıya ulaşsın" diye not düşülüyor. Ve bu plan çerçevesinde Refah-Yol hükümeti POST-modern darbeyle iktidardan indiriliyor. Ankara Tel-Aviv'e bağlanıyor. Bağlama operasyonun yöneten Douglas J. Feith, Eric Edelman, Morton Abramowitz, Alan Makovsky(Şimdi CHP'ye danışmanlık yapıyor), Richard Perle, Paul Wolfowitz ve Harold Rhodo gibiNEOCON'lar ÜST AKIL karagahlarında Ortadoğu haritasını masaya yatıryorlar. Parçalanacak ülkeleri işaretliyorlar.
Paul Wolfowitz 2003'te çıkıyor pervasızca konuşuyor; "Suriye ve Irak'ta yakında nasıl değişiklikler olacağını göreceksiniz" diyor.
Büyük İsrail için ileride rahat yutabilmek için küçük devletler oluşturuluyor.
Bu akşam ahaber'de 22.00'de yayına girecek YAZBOZ'da ABD askeri istihbarat örgütü NSA ajanı Wayne Madsen'i bir kez daha ağırlıyoruz... NSA'da yıllarca subay olarak görev yapan Madsen, İngiliz eski Dışişleri bakanı Robin Cook'un geçmişte ELKAİDE hakkında yaptığı açıklamaya dikkat çekiyor. "İngiliz Bakan Cook, El Kaide'nin CIA için paralı askerleri, destekçi şirketleri, bir takım muhatapları ve Afganistan'da mücahit hareketi destekleyecek insanları içeren bir veritabanı niteliğinde olduğunu söylemişti. Ancak tabii ki bu veritabanı zamanla El-Kaide Örgütüne dönüştü.
Şimdilerde de kendini İslam Devleti olarak adlandıran IŞİD gerçeği mevcut. IŞİD dünyanın dört bir yanından insanın katıldığı bir örgüt, özellikle CIA'nın radikalleştirme çabalarının olduğu ülkelerde savaşıyor.
CIA tıpkı El Kaide'de yaptığı gibi IŞİD'in kurulmasında önemli bir rol oynadı" diyor.
Peki Ortadoğu'da bugün Müslümanlar neden Müslümanları boğazlıyor. NSA ajanı Madsen bu soruya da tereddütsüz şu cevabı veriyor. "Bu İsrail tarafından yıllar önce planlanmış bir şeydi. 1980 ve 1982'ye döndüğümüzde Oded Yinon planı adı verilen bir planın geliştirildiğini görüyoruz. İsrailli bir gazeteci tarafından yapılan planda Arap dünyasının kendi içinde savaşan kabile ve hizipler halindeki ülkecikler haline gelmesi planlandı."
Evet NSA ajanı Wayne Madsen da sözü getirip ODED YİNON planına dayıyor. Ve müthiş bir analiz yapıyor Madsen; "Şimdi tükenmekte olan Orta Doğu halkının birbirini öldürürken bilmesi gereken tek bir şey var: İsrail bunun kendisi için iyi bir şey olduğunu düşünüyor. İsrail'in, Arapların Arapları, Müslümanlarınsa Müslümanları öldürmesiyle hiçbir ahlaki ya da etik sorunu yok. Ayrıca bu tarz savaşlarda da fitili ateşlemekte çok başarılılar." NSA ajanı Wayne Madsen'a "Ortadoğu'da Müslümanları Müslümanlara karşı kışkırtan en etkili istihbarat servisi hangisi?" diye sordum.
Verdiği cevapla son noktayı koydu Madsen; "En etkili olanı MOSSAD. CIA'yı, İngiliz MI6'yı, Fransız Direction Generale de la Securite Exterieure'yi de sayabiliriz. Ve tabii ki Suriye'de ve Irak'ta IŞİD'i destekleyen Suudi Muhaberat'ını da atlamayalım."
Evet, kazanın altına ateşi sürenler bunlar...
At izi de belli, it izi de belli aslında. Bakmak değil önemli olan... Görmek!!!

13 Şubat 2015 Cuma

SİKKE-İ GAYBİ

Abdurrahman Dilipak
Abdurrahman Dilipak / Yeni Akit
10.01.2014 

Asıl adı “Sikke-i tasdi-i Gaybi”. Aslında bu kitap yayınlanmayacaktı, ama, mahkeme bu kitabın nüshalarından birini ele geçirince, artık sır olmaktan çıkınca, Said Nursi, artık yayınlanmasına mani bir hal kalmadığını şu ifadelerle açıkladı: Bu Sikke-i Gaybiye’yi mahrem tutardık; yalnız has kardeşlerime mahsustu. Ben vefat ettikten sonra neşredilsin demiştim. Fakat zabıta geldi, adliye hesabına onu sakladığımız yerden çıkardılar. İki sene ellerinde kaldı. Üç mahkeme tetkikinden sonra iade edildi. Bize muhalif gayet nâmahremler dahi beraber okudular. Bizi çok yabanî insanlar gördüler. Bu iki defadır Isparta adliyesinin eline başka risalelerle beraber girmiş, hiçbir itiraz edilmeden geri verilmiş.  Madem umumun nazarına istemediğimiz halde gösterilmiş ve madem Risale-i Nur’un ehemmiyetini ispat edip şakirtlerini şevke getiriyor, kuvve-i mâneviyelerini ziyadeleştiriyor; elbette Medresetü’z-Zehra erkânlarının neşrine karar vermelerine iştirak ederim. SAİD”
Zaman içinde, Risale-i Nur hareketi içinde Sikke-i Gaybinin yorumlanması konusunda farklı görüşler ortaya çıktı.. Özellikle de Mehdiyet konusunda. Mehdi tek kişi mi olcak, yoksa bir cemaat mı?Deccal kim? Mehdi’nin zuhur vakti ne zaman olacak..
Mesela Mustafa Kaplan’a göre Mehdi tek bir kişi. Ama Gülen’e göre Mehdi kendi cemaati.. Bu görüş ayrılığı, Mustafa Kaplan’ın hapse girmesine kadar uzadı..
Şimdi bu tartışma başka bir evreye taşındı.. Sikke-i Gaybi aslında Ahmed-i Hani’nin öğretisine mi dayanıyor.. Hafız Osman İlhami Karakurt, Mem u Zin’i tercüme ederken, aslında Mem u Zin’in bir aşk hikayesi olmadığını, sırlar kitabı olduğunu, leduni bir derinliğe sahip bulunduğunu, keşiflerin satır aralarına gizlendiğini söylüyor..
Ahmed-i Hani (d. 1650/1651 Çukurca, Hakkari - ö. 1707, Doğubayazıt, Ağrı) 17. yüzyılda yaşamış Osmanlı Kürt edip, şair, tarihçi ve mutasavvıf. Hânî Aşiretinden olmasından ve Han köyünde doğması ötürü Ahmed Hânî (Ahmed-i Hânî) olarak tanınmaktadır. Doğu Bayazıt medreselerinde müderrislik ve İshak Paşa Sarayında kâtiplik yapmıştır. Dört dil (Arapça, Farsça, Kürtçe ve Türkçe) bilen Hani, eserlerini, dönemin tercih edilen edebiyat dili olan Farsça yerine Kürtçe yazmıştır. En bilinen eseri, 17. yüzyılda Kürtçe’nin Kurmanci lehçesiyle yazdığı “Mem û Zîn”dir. Xanî, Mem û Zîn adlı eserinde, Emir Zeynettin’in güzellikleriyle dillere destan olan Zin ve Sti adlı iki kız kardeşinin Mem ve Tajdin ismindeki iki gençle olan aşklarını şiir şeklinde anlatır. Eser, aynı adla sinemaya da uyarlanmıştır.
Said Nursi’nin ders aldığı Ahmed-i Hani’in keşiflerini Mele-i Cezeri’den aldığı ifade edilmektedir.. Aslen Cizreli Kürt âlim, mutasavvıf ve şâiridir. Ailesi Kürtlerin Buhtî aşiretindendir. Adı Ahmedlakabı Molla El-Cezerî’dir.  Yaşadığı asır konusunda ihtilaf edilmektedir. Divanındaki 16-17. yüzyılda yaşadığı düşünülmektedir.. 
Mem u Zin’i tercüme ve şerh eden zat, bu divanı da tercüme ve şerh etmiştir.. Bu bilginin kaynağı ise, Muhiddin-i Arabiye dayandırılmaktadır. Bu şerhlerde günümüze dair, halen yaşamakta olduğumuz olaylara ve ilişkilere dair işaretler bulunmaktadır..
Bu zatın bilgi kaynağının ise Muhiddin-i Arabiye dayandığı ileri sürülmektedir.. Muhyiddin İbn-i Arabi, Muvahhidun döneminde 27 Ramazan 560’da Mursiye / İspanya’da dünyaya geldi.. 8 yaşında ailesiyle birlikte İşbiliye’ye (Sevilla) geldi Ailesi Arap Tayy kabilesine mensuptu. İlk tahsilini bu şehirde yaptı, Çocuk yaşlarında ‘Ahmed İbnu’l-Esirî’ adında genç bir Sufi ile arkadaş oldu. Hakkındaki kayıtlara göre, bu tahsil sırasında Halvet’e çekilen İbnu’l-Arabi, buradan keşf yoluyla edindiği çeşitli bilgilerle çıkmıştır. Daha sonra  Şam, Bağdad ve Mekke’ye giderek orada bulunan tanınmış alim ve şeyhlerle bu arada 1182’de İbn-i Rüşd ile görüştü. Bu, İbn-i Rüşd’ün bilginin akıl yoluyla elde edileceğini söylemesiyle meşhur olduğu yıllardır. 17 yaşındaki genç Muhyiddin gerçek bilginin sadece aklımızdan gelmediğine, böyle bir bilginin daha çok ilham ve keşf yoluyla elde edilebileceğine inanmıştı.
Bazı araştırmacılara göre,  İbn Meymun (Meymonides) Kurtuba, Endülüs’te 30 Mart 1135 de doğdu ve Fustat,’ta (Mısır)13 Aralık 1204’de öldü.. Arabi aynı dönemde yaşadı, Meymonides’i etkiledi ve onun fikirlerinden etkilendi.. Kabbalanın, Arabi’nin fikirleri Kabbalanın şekilenmesinde etkili oldu..
Meymonides “Allah” inancını 13 maddede sıralarken son iki maddesi şu şekilde idi: “12-Tanrı, peygamberlerin bildirdiği Mesih’i gönderecektir. 13-Tanrı, ölüleri diriltecektir.”MeymonidesHz. İsayı Mesih olarak kabul etmemektedir.. Bu inanış, Hıristiyanlıkta, Mesih’in yeniden tekrar geri dönüşü inancını desteklemiştir.. Mesih’in geri dönüşü Şia’da kayıp imamın geri dönüşü, Sünni dünyada ise yeni bir Mesih’in gelmesi inancı ile paralellik arz etmektedir.. Mehdigelecekse elbette, Hıristiyanların “anti crist” dedikleri, bizde “Deccal” denilen, tam da birbirinin karşıtı bir müfsid varlığın gelişine işaret edilmektedir. Müslüman dünyada Melheme-i Kübra’dan, Hıristiyan dünyada  “Armegedon”dan söz edilir. Kur’an Yecüc Mecüc’den, İncil Gog ve Magog’dan söz eder. Ama Dabbetül Arz yalnız Kur’an-ı Kerim’de geçer..  Sekine/Kayıp vahiy sandığının bulunması ise hem Kur’an-ı Kerim’de, hem de Yahudi inancında mevcuttur..
Günümüzde Tanrıyı kıyamete zorlayan  Evengalişlerin Mesih bekleyişleri, İranın kayıp imamın zuhuru, Sünni dünyada Mehdi beklentisi ve Mehdi’nin kimliği tartışmaları, peygamberler vadisinde teolojik bir akıl karışıklığına yol açmış gözüküyor..
Aslında Cemaat-Hizmet meselesi de bu tartışmanın bir başka bölümü.. Hizmetin dinler arası diyaloğu da, sakın Müslümanlık, Yahudilik ve Hıristiyanlık arasında bir tagrib hareketiolmasın! Bu noktadan ileriye geçecek olursak, işin içine Tapınakçılar, Kıyamet savaşçıları, Oppus dei, dünya derin devleti filan girer..
Selâm ve dua ile..


12 Şubat 2015 Perşembe

ÜÇ MÜSLÜMAN KATLEDİLDİ, DÜNYA SESSİZ

HABER -1:


ABD’nin Kuzey Karolina Eyaleti’nde aynı aileden 3 Müslüman genç kaldıkları evde katledildi. Hazreti Muhammed (sav) karikatürüne yer verdiği gerekçesiyle saldırıya uğrayan Charlie Hebdo Dergisi’ne destek veren Avrupa ülkeleri; ABD’de 3 Müslüman gencin kaldıkları evde katledilmesine sessiz kaldı.


3 müslüman katledildi dünya sessiz

ABD’nin Kuzey Karolina Eyaleti’nde aynı aileden 3 Müslüman genç kaldıkları evde katledildi. Saldırıda 23 yaşındaki Deah Shaddy Barakat, 21 yaşındaki Yusor Muhammad ve Yusor Muhammad’ın kardeşi 19 yaşındaki Razan Muhammad Ebu Salha öldürüldü. 
Saldırının; Kuzey Carolina Üniversitesi yakınlarındaki Chapel Hill’de gerçekleştiği öğrenildi. Salı günü yerel saatle 17.11’deki silah sesleri üzerine akademisyenler ve öğrencilerin yaşadığı apartmana giden polis, üç gencin cesedini buldu. 
Polis; çoğunlukla akademisyenlerin ve öğretim görevlilerin kaldığı bir apartmana baskın düzenleyen silahlı kişinin, burada oturan 3 Müslüman gence ateş ettiğini ve olay yerinden kaçtığını açıkladı. 
Saldırının ardından gençlerin kaldığı daireye gelen komşular yerde yatan 3 cesedi gördü. Acil bir şekilde hastaneye kaldırılan Deah, Yusor ve Razan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.


HABER-2

Kuzey Carolina eyaletinde öldürülen 3 Müslüman genç için New York'ta düzenlenen anma törenine Müslüman toplumundan temsilciler katıldı.

ABD'de öldürülen üç Müslüman genç için anma töreni



ABD’nin Kuzey Carolina eyaletinde önceki gün öldürülen 3 Müslüman genç için New York'ta anma töreni düzenlendi.
Akşam saatlerinde Manhattan'ın ünlü meydanlarından union Square'de düzenlenen ve Müslüman toplumundan temsilcilerin katıldığı törende, Kuzey Carolina'da kendini ateist olarak tanımlayan bir kişinin açtığı ateş sonucu yaşamını yitiren 3 Müslüman öğrenci anıldı.
Töreni organize eden Muslim Community Network (Müslüman Topluluk Ağı) adlı sivil toplum kuruluşunun lideri Christina Tasca, yaptığı konuşmada, nefret ve bağnazlıkla mücadele etmenin bir zorunluluk olduğunu ifade etti.

CEPHEYİ TERK ETMEYİNİZ



Mehmet Metiner / Star Gazetesi / 10 Şubat 2015 Salı

İslam tarihini tekrar tekrar okumak lazım. Oradan çıkaracağımız çok dersler var çünkü.
Bedir harbi mesela. İmamın ve itaatin zaferidir.
Bir avuç sahabe ulu önderin etrafında büyük bir sadakatle kenetlenip kendilerinden hem sayı hem de silah gücü bakımından katbekat üstün olan müşrikler topluluğunu bozguna uğratırlar.
Bedir’de katıksız bir inanç ve koşulsuz bir itaat söz konusudur.
Bedir’de ganimet yoktur.
Zaferden sonra şükür gelir, kibir değil.
Bedrin aslanları lider ne demişse onu yapmışlardır büyük bir inançla ve şehadete yönelmişlerdir korkusuzca.
O yüzden Bedir zaferine kibrin gölgesi değil şükrün izzeti eşlik etmiştir.
Bedir’den büyük bir ganimetle dönülmüştür. Ama Bedir’e ganimet düşüncesiyle gidilmemiştir.
Uhud: İtaatsizliğin yıkımı
Uhud savaşı her anlamda düşündürücüdür.
İbretamiz derslerle doludur en başından itibaren.
Bedir’den sonraki ikinci büyük savaştır.
Sayıca çok fazla ve savaş gücü bakımından tam donanımlı olan müşrikler ordusuna karşı bir savaş stratejisinin benimsenmesi gerektiği istişareye açılır.
Ulu Önderimiz Peygamberimizin görüşü başkadır.
Ama Bedir’e katılamayan genç sahabelerin ısrarı üzerine Medine dışında savaşmaya karar verilir.
İstişare kuşkusuz Allah’ın bir emridir ve lider Hz. Muhammed (s.a.v) bunun pratiğini en iyi bir biçimde gösterir.
Zırhını kuşanır ve Medine dışındaki Uhud mıntıkasına doğru yürür.
Bir tepeye yerleştirdiği okçulara kesinkes şu talimatı verir: “Savaşı kazandığımızı görseniz bile sakın cepheyi terk etmeyiniz.”
Okçuların bulunduğu tepe savaşın seyrini değiştirecek bir stratejik öneme sahiptir.
Ne yazık ki okçular mevzilerini terk ederler.
Savaşın galibiyetle neticelendiğini görüp ganimet hırsına kapılırlar.
Sonuç biliniyor: Neredeyse Peygamberin hayatına mal olabilecek bir bozgun süreci. “Peygamber öldürüldü!” dedikodusu üzerine topuklarının üzerinden gerisin geriye Medine’ye dönenler de cabası. O ayrı bir derstir.
Müşrikler galip gelmemiştir ama Müminler de bozguna uğramaktan yakalarını kurtaramamışlardır.
Uhud, itaatsizliğin yol açtığı bir yıkımdır.
İstişare esnasında liderin görüşüne karşı bir ısrarın ve en önemlisi cepheyi terk etmeyin kesin emrine uyulmamasının nasıl bir bozguna yol açtığını unutmamak lazım.
Liderlik: İnanç, istişare ve itaat
İnanç olmadan olmaz. Bizi var kılan ve anlamlandıran tek şey inancımızdır.
Dava dediğimiz şey, işte bu inançlar manzumesidir.
Bir davayı anlamlı ve başarılı kılan ise liderdir.
Lidere inanç, güven, sadakat ve itaat davanın başarısı için gereklidir.
Liderlik istişareyi gerektirir. İstişare inancımızın bir emri ve gereğidir.
İstişare sürecinde liderin verdiği kararın arkasında durmak ise hem inancımızın bir gereğidir hem de başarı için olmazsa olmaz bir öneme sahiptir.
Kimin nerede gerekli olacağına ve kimden nerede yararlanacağına liderin kendisi karar verir.
Başka türlüsü yıkım ve bozguna sebebiyet verir.
Bizde görev istenmez verilir, biline.