.

ALLAH; DEVLETE, MİLLETE VE ORDUMUZA ZEVAL VERMESİN

14 Aralık 2015 Pazartesi

3.DÜNYA SAVAŞI’NIN MADDİ-MANEVİ YÖNÜ


Zihinler bugünlerde 3. Dünya Savaşı ile meşgul. Herkes seviyesine göre yorum yapıyor. Ama bazıları için moda isimler: Abdullah Dağıstani ve onun müridi Nazım Kıbrısi. İlkinin söylediği sözü allayın pullayın sık sık gündeme getiren ise merhum Nazım Kıbrısi idi. Ne var ki, o yaşadığı dönemde 3. Dünya Savaşı’nın cereyan etmekte olduğunu anlayamadan ebedi hayata intikal etti.

Bilinmesi gereken husus, bir dünya savaşı ancak çok sayıda dünya devletinin iştiraki ile olur. Ahir zaman rivayetlerinde üç melhameden haber verilmiş. Bediüzzaman 1. Melhame olan 1. Dünya Savaşı’nın İslam aleminin esareti ile neticelenmesi sebebiyle en büyük felaket olduğunu belirtmiştir. 2. Melhame 2. Cihan Harbi ise insan zayiatı bakımında en şiddetlisi olurken küfr-ü mutlak, siyasi bir rejim olarak, bütün dünyayı özellikle Avrupa ve Asya’yı tehdit etti. Rivayetlerde 3. Melhame için diğer iki savaştan daha hafif ve düşük yoğunluklu çatışmalardan ibaret olduğundan söz edilir. Yani 3. Dünya Savaşı diğer iki savaş kadar tahribatkar olmayacak ama dünya çapında etkisi olacak. 

1.Dünya Savaşı, İslam Alemi’nin birliğini muhafaza ve temsil eden Osmanlı yıkılmış, İslam ülkeleri işgale uğramış, en önemlisi Hz. Adem’den kıyamete kadar en büyük fitne olan decaller huruç etmiş. Decaller çıkınca Mehdi de zuhur eder. Bütün rivayetler buna işaret ediyor. İşte işin püf noktası budur. Ehl-i tarik ve tasavvufun yüzde 90’ı bu gerçeği, meslek ve meşrepleri sebebiyle idrak edememişler. Hala Deccal ve Mehdi bekliyorlar. İstiğrak aleminden başlarını kaldırıp hakikate göremiyorlar. Yani alem-i misal ile şuhud alemini telif edemiyorlar. Mesela decalleri çıkaran küfr-ü mutlakın neticesi Ye’cüc ve Me’cüc olan terör ve anarşi için tek laf edilmemiş. Ve bunların anası olan Siyonist İsrail’in kuruluşu ve akıbeti hakkında tek söz yok.

Dağıstani’nin rivayetlerine bakın. Aynen 1. Cihan Harbi’ni 3. Dünya savaşı olarak anlatıyor. Yani bilgi ve keşfiyatı doğru ama sıralama ve zamanı tayin edememiş. Bir çok rivayeti telbis etmiş. Yani karıştırmış. Ama bazı sözlerinin hakikat payı yok değil. Ama 3. Melhame’nin 1. Melhame gibi olacak sanmış. 1. Dünya Harbi hadisatını istikbalde olacak sanmış. Niçin? Çünkü hakikatte 1. ve 3. Melhamelerin İslam topraklarında vuku buluyor. 1. Melhame sonrası decaller huruç ederken buna bağlı Mehdi’nin de zuhur etmesi gerektiğini ehl-i tasavvuf bir türlü keşf edemedi. Mehdi’nin zuhur ile hakimiyetini hemen olacak sanmışlar. Yani 1. Melhame sonrası zuhur eden Mehdi’nin başlattığı hidayet cereyanının 100 yıl sonra hakim olacağını keşfedememişler. Çünkü alem-i misali ihata etmek çok güç. Habbe kubbe , kubbe de habbe görülebiliyor. Bu da evliya arasında ihtilafa sebep oluyor. Ayrıca hakikat çok renklere girdiği için evliya ve ehl-i keşfin keşifleri hilaf-ı vaki ve muhalif-i hakikat çıkıyor. Mesele budur.

2. Melhame Avrupa ve ABD odaklı bir savaştır. Ama 1 ve 3. öyle değil. Bir manada birbirinin benzeridir. Bir farkla: 1. Dünya Savaşını çöküşü, 100 yıl sonra 3. Melhame ise dirilişi netice verir. Mehdi’nin zuhuru ile başlayan süreç 3. Melhame sonrası Mehdiyet’in hakimiyetine zemin hazırlayacak. Ve 1. Cihan Harbi’nde muhafaza edilemeyen ittihad-ı İslam, Hilafet-i İslamiye’nin tesisi ile yeniden sağlanacak. Bunda siyasi bakımdan Mesih’in büyük hizmeti olacak. 


1. Dünya Savaşı’nın 2 cephesinden biri Osmanlı toprakları. Osmanlı ordularını işgalci sömürgecilerle nerede savaştı? Bilad-ı Şam’da. Bilad-ı Şam neresi? Dar anlamda Şam, Suriye’nin başkenti Dımeşk ile Kudüs arasındaki bölgenin adıdır. Ama bilad-ı Şam, Yani Şam beldeleri ise Batı Irak, Güneydoğu Anadolu, Suriye, Lübnan, Filistin, Ürdün ve Kuzey Arabistan’dır. Batılılar buraya Levanten adını verir. İşte Osmanlı bu toprakları 1914-1918 savaşında kaybetti. O dönemde 3 Osmanlı Ordusu vardı. Biri yok edildi, biri esir oldu, biri ise firarvari çekildi. Kaçan ordunun kumandanı kurşuna dizilmekten bir başka paşa tarafından kurtarıldı. (Uzun hikaye)

İşte bu topraklarda 1991 yılında 28 ülkenin katıldığı Körfez harekatı ile 3. Dünya Savaşı’nın başlangıcına sahne oldu. 10 yıl sonra Irak ve Afganistan’ın işgale uğraması ile devam etti. Bu savaşın 3. safhası DAEŞ fitnesi Suriye ve Libya’ya sıçratıldı. En önemlisi Küresel tezgaha gelen Rusya-İran ittifakı bu ateşe benzin döktü. İşte 3. Dünya savaşı böyle devam ediyor. Yani terör ve anarşi ile. Ki bu durum Mesih-Mehdi cemaatlerinin meselesi haline gelerek ortadan kaldırılması söz konusu olacaktır. Ve tam tamına 24 yıldır artan-azalan yoğunlukla. Bu savaşlarda İran-Irak Savaşı dahil ölen insan sayısı 13 milyon.

Bir diğer husus da 3. Dünya Savaşı’nın bir nevi mukaddemesi Irak-İran savaşı olurken, Yinon Planı gereği PKK fitnesini unutmamak lazım. Çünkü bu bölge bilad-ı Şam’a dahildir. Öyle ki bu savaşı kurgulayan batılı güçler Sovyet blokunun çökmesi ile 1990’da açıkça yeni savaş alanın İslam olduğunu belirterek bunu NATO’nun yeni stratejisi olarak da belirlediler. Bu strateji gereği Türkiye bir bölgesini çatışma alanı olmasını zımnen kabul etti. Öyle ki Avrupa Silah İndirimi Anlaşması’na Güneydoğu dahil etmedi. 28 Şubat da bu stratejinin sonucudur. Yani 3. Dünya savaşı Bilad-ı Şam’da olacaktı. Ve oldu. Hem savaş hem de DAEŞ, PKK ve Afrika’daki Beko Haram gibi terör örgütleri sökün etti.

İşte ehl-i tasavvuf, mübarek kılınan bu topraklardaki savaşı alem-i misalde şuhudu doğru, ama söylemleri isabetsiz oluyor. Dikkat edilirse Bediüzzman 3. Savaşından hiç bahsetmez. Sadece alem-i İslam’ın istiklalinin koruması için 1. Dünya Savaşı öncesi 1911’den itibaren ısrarla şu hakikati belirtmiştir: “Bu zamanda en büyük farz vazife ittihad-ı İslam’dır” Buna uyulmadığı için, yani akvam-ı İslamiye birbirini muhafaza ve himaye etmediği ve ırkçılığı benimsediği için ihtilaf ve parçalanma sonucu istilaya uğrayarak 25-40 yıl düşman hükümranlığı altında ezildi. İşgal sonrası ise vesayetleri altında kaldı. Ve hala öyle.

Şimdi 1. Dünya Savaşı’nın yol açtığı büyük felaketin dışında, Mehdiyet’in de Mesihiyetin de rövanş zamanı geldi. Yani Alemi-i İslam’ın ittihad ve ittifak etmesi. Tıpkı 500 yıl önce olduğu gibi. Bu vazife de yine Mehdi’nin zuhur ettiği ülkeye aittir. Yani Hilafet-i İslamiye’nin battığı topraklarda zuhur eden Mehdiyet’in galebesi ile olacaktır. Bediüzzaman’ın bir asır sonra dediği ve şahs-ı manevi olarak ısrarla vurguladı Mehdiyet devreye girecek. Onunu için önce Türkiye’de ittihad-ı İslam’ın tesisi gerekiyor. Peki Türkiye’nin 3. Dünya Savaşı’ndaki rolü nedir. Çünkü terör ve anarşiden en çok o çekti. Hem harici hem dahili dinsiz düşmanlar yüzünden.

NATO’lu müttefiklerimiz başta ABD olmak üzere Türkiye’yi bu savaşa girmeye zorladı. Vekaleten savaş için ve menfaatlerine alet etmek istedi. Körfez ve Irak operasyonlarında bunu başaramadılar. 2011’den beri Türkiye’yi 2 art düşünce için cepheye sürerek, Türk’ün elindeki kılıcı ayağına yani güneydeki Arap ülkelerinin hem de İsrail’in lehine indirmesini istediler. Küresel ve Siyonist çıkarlar için de. Direnince 2012’den beri açık hedef haline getirildi. Ve sayısız darbe ve suikast teşebbüslerine hedef oldu.

İşte bun hengamede küresel güçler, neoliberal ve neoconlar Ukrayna krizi ile petrol fiyatlarını düşürerek Rusya’yı bir nevi taşaron olarak Ortadoğu’ya sürdü. Bununla Rusya hem enerji payının artırarak hem yeni oluşmakta olan para sisteminin merkezini çekilecek, hem de İsrail’in çevre devletleri savaşla güçsüz düşürülecekti. Türkiye’nin oyun kurucu olarak bölgeye müdahalesi engellenecekti. Tıpkı 1. Melhame sonrası gibi. Türkiye iç kavgalara sürüklenerek sömürüye devam edeceklerdi.

Şimdi Rus uçağının düşürülmesiyle ile başlayan süreçte Türkiye’nin alem-i İslam’dan tecrid ve yeniden Lozan sınır ve vesayetine sokulmak isteniyor. Rusya küresel ve batılı güçler için Türkiye’yi tehdit ve şantajla yıldırıp enerji güzergahı olmaktan çıkarmak istiyorlar. Ama Türkiye fikri ve siyasi misyonu olan Mehdiyet’in yönlendirmesinde. Yani bayraktarın 100 yıl sonra yeniden vazifeye koşturulması kader-i İlahi’nin hükmüdür.

3. Dünya Savaşı’nın kaç sebebi vardı. 1- NATO için yeni düşman ve çarpışma alanı icad etmek. 2- Sömürülen kaynakları muhafaza 3- İsrail’in küresel güçlerce bölgenin hakimi lider konumuna getirme.
Sömürü alanı petrol, yani yıllık 2 trilyon dolarlık enerji kaynaklarıdır. 100 yıl öncesi Sykes-Picot’u imzalayan 3 ülkeden biri Rusya idi. Kızıl İhtilal yüzünden nemasını alamamıştı. Şimdi onu istiyor. Tetikçilik yaparak bunu hak etmek istiyor.

Bir diğer husus herkesi gözünden kaçıyor. 20. Yüzyılda hakim tek para dolar idi. Şimdi ise doları tek para birimi yapan Siyonist kökenli güçler Euro’dan sonra Yuan ve Ruble’yi merkeze çekerek yeni bir rezerv sistemin ihdası peşindeler. Bunun için petro-para gerek.

Peki bu savaş nasıl neticelenecek? Devreye Mesih’in cemaatinin girmesiyle. Bu husus çok perdeli. Ama İslam ülkeleri arasındaki ihtilafların çözümünde batılı bir ehl-i kitap cemaatinin rol alacağı anlaşılıyor. Bunlar aynı zamanda tevhide de yeşil ışık yakanlardır. Yani bir nevi Müslüman Hıristiyan olacaklar. Gerçekleşince tevili mümkün olacak. Ama bunun 1962’den beri emareleri var. Tabi anlayanlar için. İsevilik için için dönüşüyor.

Hz. Dağıstani bir şey fark etmiş. (Amik Ovası) Bayırbucak Türkleri’nin uğrayacağı saldırıyı ve savaş sonrası bölgede ferec olarak Mehdi’nin zuhurunu görmüş. 100 yıl gecikmeyle. İstanbul’un işgali keşfi ise biraz Boğazlar’la ilgili olsa gerek. Sürekli Rus Savaş gemilerinin geçişi ile oluşan tehlike. Sovyet artığı marksist PKK’nın Doğu Anadolu’da oluşturduğu siyasi ve terörist faaliyeti kendi zamanının Sovyet Rus’unun işgali olarak anlamış. Onun dışında öyle bir topyekun savaş söz konusu olmaz. Çünkü öyle bir savaş taş üstünde taş bırakmaz ve Mehdiyet’in duraklaması demektir. Rahmet-i İlani buna izin vermez. Ayrıca..

Evet Bediüzzaman’ın Bitlis’te San’an tepesinde 100 yıl önce Rus polisine ne demişti? O söylediği söz ne idi? (Asya’da, Alem-İslâm’da, üç nur birbiri arkasında inkişafa başlıyor. Sizde, birbiri üstünde üç zulmet inkişafa başlayacak. Şu perde-i müstebidâne yırtılacak, takallüs edecek, ben de gelip burada medresemi yapacağım.) Rus’un 3 perdesi, Çarlık, Sovyet ve üçüncüsü olan şimdiki Rusya Federasyonu. Yani? Her şey açık. Bu ortadoğuya müdahalesi Putinvari rejimin sonunu getirecek. İnşaallah

Şimdi ilginç 93/5 ayetinin 2015 seçimlerine bakmasından başka 3. Dünya Savaşı’na işaret ediyor olabilir. Daha önce Mayıs ayında AK Parti’nin seçimlerde alacağı oy oranının 46.5 olduğu belirtmiştim. Yani bu ayet buna işaret ediyordu. Ama sonuçlar 41 ve 49.5 olarak tecelli etti. Peki niçin 46.5? Çünkü 7 Haziran 41 + 49.5 = 95.5 eder. Yani iki seçimin ortalaması 45.25 çıkıyor. Tabi 2 seçimin olmasını kimse hesaba katmıyordu. Ayetin riyazi hesapları, buna işaret ediyormuş.

Peki bu 3. Dünya Savaşı ve ona bağlı olarak ülkemizde sıçratılan terörist olayların ne gibi etkisi var diye hesaplayınca ilginç şeyler çıktı. Tabi bu savaşın geleceği için de. Her şey Mayıs 2013’te gezi ile başladı. Bu ayetin gün sayısı ile 10 Ağustos 2014 Cumhurbaşkanlığı seçim zaferine işaret ediyordu. Yine o kadar gün sayısı sonra ortalama rakamla 1 Kasım seçim zaferi çıktı. Yani istikrarsızlığa sürüklenmek istenen Türkiye art arda iki seçimle kaosa izin vermedi. Hele 1 Kasım bütün fitnelere dur diyecek siyasi iradeyi ortaya koydu.

Peki çatışmalar yani 3. Dünya Savaşı’na paralel çıkarılan olaylar 6-8 Ekim 2014 olayları. Bu Kürt kantonlarına zemin hazırlamanın tarihi idi. Bir de 7 Haziran seçimi ile başlayan bir süreç var. Bunlardan hareketle şöyle bazı tarihler çıkıyor. 5 Ocak 2016. Bir başka hesaba göre ise şöyle: 15 Eylül 2016, 31 Ocak 2017. Bu tarihlerde müsbet bazı olayların Türkiye veya alem-i İslam lehine işaretleri olabilir. Çünkü tevafuk var. Doğrusunu şüphesiz Allah bilir. Sonra bazı ihbarların şartları oluşmazsa tehir veya iptal söz konusu. Sonra bazı müjdeli tarihler de var. 2019 ve 2021 gibi. Bu tarihler Mehdiyet’e işaret eder. Yani hakimiyetinin başlangıcına. Önümüzdeki 3 yıl ilginç olaylara gebe. Hayırlısı Allah’tan.

Mossad’ın yeni başkanı dindar ve Siyonist. Bakın o Kohen İsrail TV’lerinde yaptığı konuşmalarda ne yumurtlamış: " Önümüzdeki beş yıl içinde tankların tanklarla savaşından başka bir gelişme yok. Bizimle, bu yolla savaşabilecek kimse kalmadı. Suriye ordusu neredeyse tükendi. Ürdünlüler bizimle savaşmayacak. Hizbullah'ın tankı yok. Umarım Mısır bir barış anlaşmasıyla istikrarını geri kazanır"

Yani Kudüs ve Mescid-i Aksa büyük tehlikede olduğunu göreceğiz. Peki raviler bunun niçin haber vermemiş? Çünkü alem-i misalde gördükleri iki şey var. Savaşlar, deccaller ve Mehdi’nin zuhurla başlayan ve 160 yıla yayılan hizmeti. Gördükleri bunlar ama rivayetleri net değil, üstelik karışık. Onun için herkes vazifesi yapmadıkça yani Mehdiyete zemin hazırlamadıkça hiçbir şey olmaz. 


76 yorum:

  1. Okumaya usenenler icin ozet geciyorum:

    - Ana Tema Her zamanki gibi: Herkes bilgisi kadar yorum yapmis. Ben duzelteyim

    - Abdullah Dagistani hz. nin kesfi 1 dunya savasi ile ilgilidir. Kendisinin kesfi dogrudur ama 100 yil sonraya tevil etmistir. Yani o da yanilanlardan.

    - "Hala Mehdi ve Mesih bekleyen ehli tarik" de bu yazida yanlisi duzeltilenlerden.

    - Risalelerden alintilar ve ebced hesaplari

    - kapanis.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Oğuzhan Galatlioğlunun tespitlerine bir ilavede bulunalım:

      1-öncelikle bu kadar uzun yazılar okunmuyor marifet az sözle çok şey anlatmaktır...

      2-büyüklerin hataları bizim kibir dolu sözlerimizden daha efdaldir...

      3-Ve Kur'an'ı böyle hoyratça kullanmak!.. Edeb yâ hû...

      Sil
    2. büyüklerin eleştirilmelerine karşı değiliz çünkü peygamberler haricinde herkes eleştirilebilir ancak unutulmamalı ki Muhiddin-i Arabî Hazretlerini İmâm-ı RabbanÎ Hazretleri eleştirmiştir...

      Sil
    3. @Levent Ates Bey beni elestirdiniz mi yoksa katildiniz mi pek anlamadim ama yazdiklariniza katiliyorum. Kisacasi demek istedigim sey o uzun yazida anlatilanlara kesinlikle ama kesinlikle katilmadigimdir. Bu kadar.

      Sil
    4. @Levent Ates Bey ben Imam i Rabbani Hz. Ile Muhiddin i Arabi hz. Arasinda veya baska alimlerin, evliyalarin, Allah (c.c) dostlarinin, halifelerin arasinda olan ilmi ve/veya ictihadi tartismalar bizlere onlari elestirme hakki vermez diye dusunuyorum. Allah bizleri cumlesinin sefaatlerine nail etsin.

      Sil
    5. oğuzhan bey, sizi eleştirmedim bilakis hislerimize tercüman olduğunuz için tebrik ettim ve birkaç ilave de bulundum.

      not: M.Arabi Hz.leri ile İ..Rabbani Hz.leri misali de, birini tenkit etmek için ya onun seviyesinde olacaksın ya da onu aşacaksın manasını vermek içindi...

      Sil
    6. @Levent Ates Bey Yazdiklarimi cevap vermeye ve katilmaya deger buldugunuz icin tesekkur ederim.Cok Saygilarimla.

      Sil
  2. yüreğine sağlık abi çok güzel yazmışın yine saol

    YanıtlaSil
  3. Yahu sevgili arkadaşlar bu insanlar ne içiyorda böyle olayları şaşı beşi görüyor ya şu mübareği ve müridlerini mehdi olarak görmekten vazgeçin ALLAH için lütfen

    YanıtlaSil
  4. İlk nükleer bomba atılınca yüzünün halini görmek isterdim :) Gerçi ona da bir tevil bulurdunuz...

    YanıtlaSil
  5. Doğunun işgalini PKK olarak rivayet yanlış. Rusya, Ermenistan'a İskenderundan çıkacak askerlerini hazırlamağa başladı bile.. Tevil ile açıklama zorlama olmuş.(Allahualem)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. rus ordusu ermenistan sınırından girse sivasa bile varamadan imha olur
      kolay değil 2-ve 3 ordu var orada

      Sil
  6. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  7. Keççeli yazılarını zevkle okuyorum isteyen istediği gibi yorsun resail-i nurun bakış açısıyla ufkumuzu açıyorsun ümitsizliğimizi gideriyorsun ne demişler" evet ümitvar olunuz" biz de ümitle bekliyoruz.Daha sık yazmanız ümidiyle fi emanillah

    YanıtlaSil
  8. Bediu zaman saidi nursiyi gercekden sevenler Risale nurdaki ahir zaman mehdi konularını paylaşdım saifeleri ile kanmayınız üsdaz cok büyük evliyadır . kuranı kerimde 150 civarı Allahı zükretmekle alakalı ayet var hiç bi nurcu olsun ehli tarik diğer Müslüman kardeşlerini aşalıyıp tahkir etmemeli Allahdan başka ilah yokdur ondan da kebiri yokdur azim odur kibir nefisden ve şeytandandır ehlİ tariki aşalamak ancak basiretsizlerin işidir zavallıların işdir her bir evliya birer güneşdir.Allahın kulum dedi zevatlardır. abdulrahmandır. (EDEB) EDEBLE VARIŞ LÜTÜFLA DÖNÜŞ der ÜSTAZI AZAM SEYİD İSMAİL ÇETİN ELABBASİ RAHMETULLAH

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. hakdan kardeş Allah senden Razı olsun

      Sil
  9. kuranı kerimi Resullullahın hadisi şerifleri kafalarına göre yorum yapan vahabi zihniyeti ve Risale nur gibi derya bi eseri Aslınla oynuyanlarda yıkılacak dır bu zihniyetlerde tek tek elenecekdir. ve fetö gibiler de yıkılmışdır dahada kökü kazınacaktır . insanları aldatmıcaksınız kandırmıcaksınız din maskesi altında büyük evliyaların adını kulanıp menfaatinize göre ehli sünnet eserlerini yorumlumucaksınız . ha herkez ahir zaman görüşünde serbest hak ve hakikat Asla değişmez . ACİZENE DEMESİ . her madenin hakikatı vardır . her kez Tevilci oldu kafasına göre yönlendirmeler le doldu ortalık Allahım imanımız muhafaza etsin acısın biz Müslümanlara tASUB CULUK HASTALINDAN BİZLERİ KURTARSIN Allahım biz Müslümanlara yardım et fazlınla merhametinle muamele et . şuculuk buçuk hastalından kurtar ümmet olmanın şurunu nasip et . Evliya münkirlerinden ehli beyt münkirlerinde Mehdi alehiselam münkirlerinden koru. bu zamanın en tehlikeli zümreside Müslüman gözüküpde AYETLERİ kabul ederim hadisi şerifde neymiş diyen kafirlerdir. hadisi şerfileri kabul etmiyen zümre hamd olsun Türkiyede cok cook azlar Müslüman gözüken kafirlerdir. hadisi şerfileri topdan red edenler Muhammeden resullullahı inkar ediyo demek dir. birde ehli sünnet gözüküp Türkiyemizde eserlere devamlı bir müçdehid edasında kafasına göre basiret yok keşif yok feraset yok Tevil getiren zümredir. bunlarda ekser popilizm sempatizim Reformist takılan taifedir entel taife yani Allah bizlere sıratı müstakim nasip etsin . Zaman yakındır. Savaşların akabinde 3 yılda kuraklık kıtlıkda bu havalı bilgiçlik taslıyanlar ölmese ekmeğe Allah mahkum edebilir sözüm genel kendime de ilk başda Allah benide sizleride sevdiği kular zümresine katsın (amin) ZAFER İSLAMIN DIR ALLAH VAADİNDEN ASLA DÖNMEZ kıyım büyük olsada ZAFER İSLAMINDIR.

    YanıtlaSil
  10. Allahın izniyle Allahın kudretiyle Amerika yıkılacaktır Rusya küçülecektir Avruba dağılacak iflaz edecektir Çin ufaklı bölük burcuk olacaktır . Sovyetlerin çökmesi sesiz oldu Amerikanın çökmesi dünyada cok sesli olacaktır.Tevhid ve bereketin olmadı ülkeler yıkılacaktır. Türkiye her ne kadar hainler putin coocukları yüzünden ikiye bölünsede ufak kısmı Büyük kısmı Müslümanlarındır. Akabinde Türkiye Kafkaslara kadar İslam la Müslümanalrla siler süpürür. Mehdi temziler her cephede hazreti mehdi Azerbeycanda kafkasşlarda şamda iSTANBULDA GALİB dir HiÇ BİR KAFİR ORDUSU ONA aSLA MUKAMET EDEMEZE büyük MÜrşid büyük müçdehid büyük adalet sahibi zahir batın onunladır. teknolojiyle top gibi oynar ismi azamı bilir Allaha zor yokdur Allah mülkünde galibdir. Şu an füzeler bir birine dönük bir inin basmasına bakıyor hangi mermini hangi füzenin kimi götürce yazılmışdır. Müslüman ölürse şehittir. dünyada kefaretir. Allah imanımızı korusun Hazreti Mehdi tÜM MÜSLÜMANLAR ARASINDA Kİ Farklılıgı giderir. Hazreti mehdi alehiselam imamı Rabbani meşrebinde Nisbetinde dir. Nakşibendilerin ilim kolu mücedidiye kolundandır . asrın en büyük aliminden 10 kat daha fazla zahir ve batın ilmine vakıf dır. hadisi şerfilerde siyreti baba adı ile belirtilmişdir Sakaları vardır. Medineden ................ sukut

    YanıtlaSil
  11. İran fitnedir deaş fitnedir. Hazreti Mehdi alehiselam reylilerlede savaşacaktır. esad fitnedir. ümmet 3 bölüncekdir 1 biz ler ehli sünnet süniller 2 şia 3 vahabiselefi deaş. İran mezhebsel fitneyi başlatanların başında gelir . İsrailin oyunlarına aletiir İsrail büyük İsrail vadi gercekleşcene hayalinde inandı için ortadoguyu kan gölüne sokup Müslümanalr arasında fitneyi ateşliyen devletlerin başında gelir . inançlarına göre kendilerinden olmuyan her kez af buyurun insan değildir kendilerinden olmuyanlara zarar vermek onlara göre cennete sözde dereceleriartcana inanırlar . şeytani cinlerin resileri oyunca olmuşdur . ilham alıyoz sanırlar .oda yıkılacaktır .İranda yıkılacaktır. Ermenilerde bir avuç kalır veya kalmaz 3 5 bin Allahu alem Allah bilir . şahsı işitiklerimden dir en güzel bilen Allahdır hayırlısı olsun . pkk ve yandaşlarınında kökü kazınacaktır kafirlerin oyuncadırlar . Müslüman Kürt kardeşlerim bu şerden uzak durun PKAKA şerefini kaybetmiş decaliye örgütür ONUN sözde siyasi kolunu temizlerler zamnı gelince . erdogan Müslümandır davut oglu Müslümandır. elİ sopalı biri daha geldinde Temziligi yapar . oda İslami yönü daha keskindir celaliddir tavizsiz kafire taviz tanımaz Rusya i,le beraber vatanımıza hainlik edenlerde temizlencekdir. Türkiyeye yardım için zamanı geldinde gelcek olan Amerikada sonradan çökmek ister oda Temzilenir HAZRETİ Mehdi alehiselam Türkiyeden de büyük katılımla büyük Temzilige başlar . kendisi eHli sünnetir Resullullahın evladıdır. soyundandır.istanbuldaki kutsal emanetleride alır.Arifi billah (Allahı bilen kular ) yanında olurlar . kerametlerde zahire çıkar .

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hakdan Abi entarasan yorumların var sizin yorumlarınız anlatımızın cok dogal cok güzel kelimeleri dolandırmadan anlamaya çalışıyom ben ilk defa yorum yazıyom buraya sana katılıyom Allah razı olsun senden
      ufkumuzu aydınlatıyosunuz . imam rabbani hazretleride mektubata diyor mehdi alehiselam kendi tarikatındanmış evladıymış. nurcu arkadaşların bu mubarek saidi nursi hazretlerini yanlış yorumluyolar bencede risale nurlarda mubarek mehdiyi tarif etmiş inat ehlinin tedavisi biraz zordur onlarda zamanla anlar inşl gerçek mehdi geldinde o arkadaşlarımız da münkir olmazlar . temenim

      Sil
  12. Allah için Kamil evliyayı (gerçek ehli sünnet evliyalarını) hafızlarımızı alimlerizi yaşlılarımızı sevmek gerekir . saymak gerekir . Allah hoşnutlu için hürtmet etmek güzeldir. Müslüman Müslümanın kardeşidir. her daim Müslüman Müslüman Allahdan selamet diler. yazdıklarım eleştirilerim yanlış anlamaya sebeb olmuya ves selam şahsen eleştirim dini madii menfaat şan şöhretine nefsani isteklerine zanına göre lanse edip de Müslümanları hangi isim unvan altında olursa olsun sömürenleredir. ves selam

    YanıtlaSil
  13. http://www.veyselkarane.com/zikir-nasil-yapilir/

    YanıtlaSil
  14. islamın varlık ve yokluk savaşına girdiği bedir ve uhud gazalarında bile gökten direkt yardım gelmeyip,müminlerin kendi iman ve iradeleri ile savaş etmeleri istenmişken,hala karşındaki devasa askeri gücü yok sayıp gökten yardım beklemek neyin kafası.
    müslümanlar ezilmeye doymuyor nedense.
    silahın donanımın harp planların olmadan asla savaş kazanamazsın.
    mehdi eğer gelecekse dünyevi silahlar gereklidir.
    1500 yıldır dünyada mucize gerçekleşmedi ve gerçekleşmeyecek.
    bu konuda ALLAH cc bir vaadi yoktur.

    boşa kürek çekiliyor hazırlık olmadan savaş kazanılamaz.

    tabloya bir bakın,bu insan malzemesi ve askeri donanımla bahsedilen savaşlar kazanılabilir mi.

    cahillik çokça kınanması gereken acı bir haldir,O nun verdiği aklı kullanamayan cahil bir topluma Allah cc ın yardımı neden gelsin ki.

    gerçek dünyaya dönmeli bazıları.
    hayaller hükümdarlık gerçekler esaret olur bu kafalarla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Enfal 9. Hani Rabbinizden yardım istiyor, yalvarıyordunuz. O da, "Ben size ard arda bin melekle yardım ediyorum" diye cevap vermişti.
      Enfal 10. Allah bunu, sadece bir müjde olsun ve onunla kalpleriniz yatışsın diye yapmıştı. Yoksa yardım ancak Allah katındandır. Şüphesiz Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

      Sil
    2. Allah iki kafiri Çarbıştırır zayıflatır Amwerika rusu zehrini bir birine akıtmakdan aciz degildir

      Sil
  15. http://www.gazetevahdet.com/yeni-romaya-kafa-tutmak-4381yy.htm
    Güzel bir yazı

    YanıtlaSil
  16. 1* Bir iki eleştiriye cevabım olsun. Ortadoğu’da iç içe entrikalar dönüyor. Yani oyun içinde oyun. Baş senaristi aşağıda öğreneceksiniz. Şu anda görünen oyun şu. Irak-İran-Rusya bir tarafta. Avrupa ülkeleri ve ABD ittifakı bir tarafta. Bir not. Bu iki ittifakın başat oyuncuları ABD ve Rusya danışıklı döğüşle hareket ediyorlar. DAEŞ vazifesini bitirince temize havale etme işi Rusya’ya havale edildiği anlaşılıyor. ABD askerini kullanmak istemiyor. Putin-Obama’nın iki zirvesi bunu gösteriyor. Anlaşmaya göre iki güzergahtan doğalgaz Rusya’nın, diğeri petrol güzergahı ABD’nin denetiminde olacak.

    Bu ittifakları kurduran bahane ne, Batı-siyonist maşası DAEŞ. Niçin DAEŞ? 5-6 yıl geriye giderseniz Malikili Irak, İran’a yanaştı. ABD hemen DAEŞ’i cepheye sürüp Suriye’ni doğusunda bu ittifakın Akdeniz’le kara bağlantısını kesti. Çünkü o ittifak Körfez ve Suudiler için tehlike oluşturuyordu. Ayrıca Doğu Akdeniz ve İsrail’in güvenliği tehlikeye düşüyordu. O ikili ittifak durmadı Rusya ve Çin’le anlaştı. ABD de Körfez ülkeleri ve Suudilerin sızlanmasını bu şekilde DAEŞ ile cevap verdi.
    Bütün batı ülkelerinin DAEŞ’in kuruluşunda parmağı var. Hepsi suçlu. DAEŞ Suriye’den sonra Irak’a yanaşınca Ve Bağdat’ın önüne gelince Maliki gitti. Maliki gidince DAEŞ durduruldu. ABD yanlısı El-Abadi başa geldi. Bu olaydan geriye gidince yani başlangıcına gelirsek ABD Türkiye’yi silahlı müdahale için sıkıştırdı. Şii ittifakı bahane ederek. Türkiye 2011’de hayır deyince yani Bediüzzaman’ın haber verdiği “İslam’ın bayraktarı elindeki kılıcı ayağına vurmaz” ihbarı gerçek çıktı. ABD de başka müttefik diye DAEŞ’i Saddamcı güçleri çekirdek yaparak kurdurdu. Çünkü Saddam hem Şia hem Kürd’ü durduruyordu değil mi?
    Biraz daha geriye giderseniz BOP var. ABD’nin bölgenin ekonomisini ve siyasetini yönlendirme planı. Rusya ve AB’yi tir tir titreten proje. Biraz daha geriye giderseniz Irak Afganistan İşgali var. Biraz daha 11 Eylül var. Biraz daha 28 Şubat var. Biraz daha giderseniz NATO’nun İslam dünyasını mücadele alanı ilan etmesi var 1990. Daha geriye giderseniz 1982 tarihli Büyük İsrail’i kuracak Yinon planı var. Bu tarih son olayların başlangıcıdır. Komünizm gitti, NATO İslam Dünyasına yöneldi. Dini ve ırki azınlıkları kullanıp çarpıştırarak bölgeye müdahale zemini hazırlandı. Körfez’e müdahale edildi 28 Şubat’ı yaptırdı BOP’u hazırlattı ta DAEŞ’e kadar gelen olaylar zinciri böyle.

    Biraz daha giderseniz. Kissinger var. Küresel sermayeyi kurup batıda neoliberal iktidarları başa geçirten Yahudi Kissinger. Ve en önemlisi Çin’i dünya sahnesine çıkararak Yahudi sermayesini bu pazarla küreselleştiren adam. Amacı ne idi. Aşağıda izahı var.

    Şimdi filmi 1973 andan itibaren oynatırsanız yukarda söylediklerim çıkar.. Tabi arada 1975 Helsinki ve öncesi Kıbrıs harekatı. Bütün bu olayların merkezinde Siyonizmin emelleri var. İnanıp inanmamakta serbestsiniz. Ama gerçek bu.

    YanıtlaSil
  17. 2* İsterseniz bir asır öncesine gidelim 1840. Ondan da bir asır öncesine. 1773 tarihli Yahudi ileri gelenlerinin Rothschild ailesinin çağrısı üzerine toplanarak dünya hakimiyetini kurmak için Deccal’in çıkışını hazırlama kararı aldığı yıla. Çünkü Tevrat bunu haber vermişti. Hz. Peygamberin nübüvvetinin delillerini görünce ona “Olsun Deccal huruç edince biz dünyaya hakim olacağız” delmişlerdi. Dünya hakimiyeti için uyuyan bütün yan kuruluşları uyandırdılar. Masonik örgütlenmler dahil. Fransız ihtilalinden başlayarak sosyalizm, Marksizim, Kapitalizm ve libaralimz, Darvinizm dahil bütün bu akımların kurucusu ve başlatıcısı 1773 konsayinin emri ile hareket geçen Yahudi komiteler ve beyinlerdi. Bize bunu öğreten olmadı, varsa yoksa bilmem kim?.
    1840 yılında o zamanın Yahudi sermayesi Filistin’de devlet için harekete geçer. Dünyanın iki büyük imparatorluğundan İngiliz’e teklif gider. Rothschild Ailesi İngiliz’e dühul eder ve hakimiyet kurar. Halen de öyle. İngiliz’in derin devleti o. İngiltere’nin Yahudi Başbakan Disrael Yahudilerle el sıkışır. Osmanlı gidecek, Filistin’de İsrail devleti kurulacak. Yıl 1860. Ve Osmanlı üzerinden oyunlar başlar Rus Harbi, Yunan Harbi Abdülhamid’in tahttan indirilmesi, Balkan ve 1. Cihan Harbi. Siyonist-ittihatçı ittifakının başa geçmesi. Baş döndürücü bir fesad sarmalı. 1917 Deccalizmin yılıdır. Osmanlı Bilad-ı Şam’da mağlup olur, Rusya’da büyük deccal Kızıl İhtilali yapar. Ve İngilizler Belfour Beyannamesi ile İsrail’in devlet olma hakkını tanır. İşte ahirzamanın deccalizmin asrı böyle başlar.
    Ama aradan 10 yıl geçince İngilizler Filistin vaadini unutunca Yahudi komitesi ve sermayesi bu kez ABD’ye yönelir. Fitneler ekilir 2. Cihan Harbi ile bu kez ABD devreye sokulur. Dünya hakimiyetinin kuruluşları BM ve IMF faaliyete geçer. Ve İsrail kurulur. Ama aradan geçen 30 yılda Büyük İsrail olmayınca İngiliz’in başına gelen ABD’nin başına gelir. Çin devreye sokulur. ABD’nin ayakları dalaştırılır.

    1773 Yahudi konseyinin toplantısından itibaren işleyen plan bugünkü karmaşaya yol açar. 1982 Yinon Planı ile. Bunun adı Deccalizmidr. Bunu anlamak için Nur-u Kur’an sahibi olmak lazım. İşte şu andaki savaşların hepsi 3. Dünya savaşı çatışmalarıdır. Ha İsrail’i yıkacak Melhame bu savaşların noktasıdır.

    YanıtlaSil
  18. 3*Biz Yurtta Sulh Cihanda Sulh, narkozu ile uyutulan bir millet olduğumuzdan dünyadan haberimiz yok. Ayrıca bir Türk dünyaya bedel bu narkozun şeddesidir. Halbuki 2 yıl önce Kissinger bir kitap yazdı. Ve dedi ki, ılımlı mılımlı İslam olmaz. Urun kellelerini, dedi. Bu kitabı haber veren geçen yıl sadece Yaman Törüner olmuştu. Bir yıl önce kitabı anlattı: (Günümüzdeki güç dengesinde, ‘batılı prensipleri güden dünya düzeni’ ile, ‘radikal İslam’ı savunan düzen’, birbiri ile çatışmaktadır. Bir ara, radikal İslam’ın etkisini azaltmak üzere savunulan ‘ılımlı İslam’ modeli, sonuç vermemiştir. Doğal olarak, ‘yeni düzen’ tek bir ülkenin çabaları ile kurulamaz. Hele, küresel bir sistem, mutlaka devletlerin geniş desteğini almalıdır. ABD bu konuda, sadece öncülük edebilir.)
    Şimdi anlaşıldı mı? DAEŞ fitnesi ile Ortadoğu’yu cehenneme çeviren Rus müdahalesinin sebebi neymiş. Çünkü İslam’ı mağlup etmek bir devletin değil bütün dünyanın vazifesi. Bir Yahudi stratejist ve uygulaycısıYahudi hakimiyetinin böyle olacağını haber veriyor. Korkmadan. “İslam gidecek Yahudi gelecek.” Kissinger bu yeni dünya düzenin ilk kurucusudur. İşin başı ondan başlar. Ha bu sene geberirse şaşmayın. Çünkü bu yıl çok mühim bir kefere ölecekmiş. 2016.
    İşin bir de Türk’ün narkozunu kesen ve uyandıran Mehdi ve Mehdiyet var. Ahir zamanın bütün işleri onara ait. Bir büyük hizmeti de genel bir sulh ve emniyeti tesis etmesi. O bir kaynak, ama dereleri var, nehirleri var sonra ummanları var. Fırat ve Dicle gibi, Nil gibi. O tıkır tıkır işliyor. Deccal fitnesine aldanıp cambaza bakanların anlamadığı işleri yapıyor. Çoğunluk cambaza bakarken, cambaza bakmayan Mehdi’nin şahs-ı manevisi ise kader-i İlahi’ni sevki ile bir takım işler çeviriyor.

    Değil atom bombası, hidrojen bombası, ve son olarak bulunan o meşhur nötron bombası. Hepsi hikaye. Çünkü ortada Mehdi’nin manevi bombası var. Bir patladı mı bütün zihinler onun etkisine girer. Atom bombası atılacakmış veya kullanılacakmış. İyi de o bombayı atacak beyni Mehdiylet sınırlıyor. Onlar ancak yellenerek gürültü çıkarırlar.

    Ağalar beyler şimdi halifetullahın çağındayız. Her şeyi onun perdesiyle çekip çevrin ve dilediğini yapan Cenab-ı Allah’tır. Şimdi çürük ve sahte elmalar ayıklanıyor. Nasıl mı? O mahiler derya içre deryayı bilmezler. Hergün güneş doğuyor. Saniyede 620 milyon ton hidrojen yakıyor. 150 milyon kim uzaktan ışık ve ısı gönderiyor. Ve o hayat veriyor. Aydınlatıyor. Bitkiler, canlılar ihya oluyor. Peki kaçımız bunun fakında. Ya paraya, ya mala, ya karıya, ya koltuğa bakıyoruz. Güneş’e 1 dakika bakıp bunları hatırlayan var mı? Ayet: Güneş ve ay hesapladır. Hesap bilmeyenler ne bilir ki? Üstelik Güneş bir cezibe merkezi, bütün sistemin gezegenlerini, uydularını, kuyruklu yıldızlarını, metorları tutuyor. Ve fırıldak gibi etrafında çeviriyor. Mevleviler gibi. Hz. Ali (ra) sevinince sık sık etrafında dönermiş. Bir keresinde bizim için de dönmüş. Müslüman Türkler için. 9. Reisten sonrası Müslümanların nefes alacağını haber verir 2002’ye işareten ve sevniçle iki kolunu yana açarak etrafında dönmeye başlar. Tabi bir şey daha var onu yazamam. Kanuna aykırı.

    Gene uzun oldu. Balık hafızaları beslemek lazım. Her gün 1 balık. Hafıza zayıflığına iyi gelir. Fosforludur balıklar. Beyinleri yıldır yıldır parlatır. Çevşende bir cümle var "Denizleri acayiptir" diye. Suda yüzeni karada yürüyen için hazırlıyor, ondan mı?

    YanıtlaSil
  19. abdurrahim ağabey eline sağlık.. bu forumda sürekli yazılarını takip ediyorum.. inşallah bir gün karşılıklı olarakda muhabbet ve istişare etmek kısmet olur.. Allah'a emanet olun..

    YanıtlaSil
  20. Mustafa abi yazılarımın bir kaçını yanınlamamışsın 0lsun vardır bi hayıor teşekkür ))) ABİ geçibip müslümnanları sömürenleride eleştirmidşim bizde net olsun vardır bi hayır teşekür

    YanıtlaSil
  21. bildim doguruyu derim bediu zaman saidi nursi rahmetullah sufi lerden dir sufilere münkir olan ehli sünnet değildir benden demiyom ......... ıspardada yatan büyüklüne inandınız diyor. ister yayınla ister yayınlama sıkıntı yok hak hak dır

    YanıtlaSil
  22. Allahım Müslümanım elhamdülillah diyeni yücel lütfen günahkardfa olsa izetin hakkı için Resullullahın bir damla secdecde senin aşkından dökü bir damla göz yaşı hatrına beni ve inanları iman ehlini afuvv edermisin Lütfen kalbleri Allah Allah Allah zikriyle aşkından yanan evliya takva kuların hatrına beni ve biz Müslümanları afuvv et selamet ver kafire minnet etiirme lütfen uhud şehitleri hatırına bedir şehitleri hatrına nolursun imanımızı kurtarmadan emanetini alma burda yorum yapan Tüm Müslüman kardeşlerimide okuyanlar larıda ya latifu ya hadi ya Allahu ya Kerim ya halim

    YanıtlaSil
  23. Nur talebelerine dokunmayin, onlar bizim hazir askerimizdir der bir tarikat buyugu...

    yani onlar ne derse desin, eninde sonunda dönup dolasip hepsi naksi olacak biiznillah :)

    Cunku Mehdi a.s Naksi mesrepli...



    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısın kardeşim. İmam-ı Rabbani hazretlerinin beyanına göre Hz.Mehdi Nakşi silsilesinden gelecek seyyid bir mürşid olacaktır.

      Sil
    2. 1*Tarikatlar, genel hidayet merkezleri değildir. Hususidir, ihtiyaridir. Maksadı ise marifetullahta terakki ederek ahireti kazanmaktır. Bunun için zihni dünyevi uğraşılardan, kalbi ise masivaullahtan ve menfi zevklerden uzak tutarak manevi terbiye etmek, zikirle kalbi maneviyatta çalıştırmadır. Yani manevi terbiye merkezleridir. Velayeti de velayet-i kübra değil suğradır. Evliya olmak da kutup veya müceddit ve hidayete erdirici anlamında değil. Şahsi kemalat isteylenlere bir taltif-i İlahi olup ferdi bir makamdır.

      Tarikatlar 4. Hicri yüzyıldan sonra ortaya çıkarak önemli bir vazife görmüşlerdir. Ancak son iki yüzyılda turukta tevakkuf müşahede edilmiş. Fen ve felsefeden gelen dinsizlik cereyanlarına karşı koyamamış. Ve İslam Deccali’nin tahribatını önleyememiş. Hele tarikat ve dine uygulanan yasaklar maddi manevi çöküşü hazırlamış. Abdülhamid’in bağlı olduğu Şazeli kutbunun çapulcu Hareket Ordusu askerleri için sözünü unutmayın: “Sultanım içlerinde Deccal vardı mani olamadım”

      Şimdi Hilafetin sona ermesiyle artık hüküm 13 imam Hz. Mehdi’ye geçiyor. Yani İslamiyet yeni bir yapılanmaya başlıyor. Bu ahir zamanın son sürecidir. Bu devrin sonu kıyamettir. Mehdi çöküşle ortaya çıkarak temelden işe başlayacak. Mekke’nin hakikatlerinden. İman ve hayat faslı ile bir ihya hizmeti görecektir. İşte burada bütün dini cemiyet ve tarikatlar katkıda bulunur. Mehdi ve cemaati ile diğer cemaatler bir şahs-ı manevi oluşturarak hizmet göreceklerdir.

      Mehdi’nin şu veya bu gruptan olması söz konusu değildir. O Hilafet-i Muhammediyle (as) ünvanı ile hareket edeceğinden bütün tarikat ve cemaatleri aynı hedef yönlendirecektir. Yani bir nevi ehl-i iman ve İslam ittihad edeceğinden bir fert gibi hareket ederek hizmet yapacaklardır. Ve öyle olmaktadır.

      Zaten tarikatların son noktada hedefleri iman hakikatlerinde inkişaf etmek olduğundan, iman ve İslami hayatın ihyasında da önemli rol oynayacaklar. Ayrıca tarikatlar ve dini cemaatler kimlik ve hüviyetlerini muhafaza ederek birleşmeden, geniş dairede hizmet söz konusu olmayacaktır. İmamı Rabbani (ra) de son döneminde tarik-i Nakşi’nin üç perdesinden en önemlisi olan doğrudan iman hakikatlerine hizmeti seçtiğinden o meşhur sözü söylemiştir. Yani ahir zamanda gelecek Hz. Mehdi’nin de iman hakikatleri için hizmet edeceğinden kendi meşrepleriyle aynı meşrepte olacağını kast etmiş. Yani Mehdi tarik-i Nakşinin üst sınıfının hedefi olan iman hakikatlerine doğrudan hizmet edecektir. Böylece Nakşi ve Kadiri ile Mehdiyet aynı hedef için hizmet edeceğinden ittifakları söz konusudur. Böylece Mehdi turukun 2 önemli kanadının büyük yardımını görecektir.

      Çünkü hakperest olan ehl-i şeriat ve ehl-i hakikat ve de ehl-i tarikat o müthiş zamanda birbirini kusurunu görmeden birleşerek aynı maksada hizmet vereceklerdir.

      Sil
    3. 2* Bediüzzaman Emirdağ Lahikası’nda şunları söyler: (İnkılâbât-ı zamaniye ile çok ahkâm-ı Kur’âniyenin zedelenmesiyle ve şeriat-ı Muhammediyenin (a.s.m.) kanunları bir derece tâtile uğramasıyla, o zât, bütün ehl-i imanın mânevî yardımlarıyla ve ittihad-ı İslâmın muavenetiyle ve bütün ulema ve evliyanın ve bilhassa Âl-i Beytin neslinden her asırda kuvvetli ve kesretli bulunan milyonlar fedakâr seyyidlerin iltihaklarıyla o vazife-i uzmâyı yapmaya çalışır…”

      Tasavvufun ehl-i velayetinin keşifleri doğrudur, yani gördükleri doğrudur ama ifadeleri ona mutabık çıkmayabilir. Ruhani seyirde bir hakikat keşfediliyor sonra ise yeni bir berzah oluşuyor. Yani yeni bir perde ortaya çıkıyor. Onun için yeniden kurgulanmak ve çalışmak lazım. Bazen bunda başarılı olunmayabiliyor. Mesela Abdullah Gürbüz Hoca “3 seçimden sonra kazanamayacaklar” diyor ama 1 Kasım’ı göremiyor. Çünkü yeni bir devre başlıyor. O devreyi de atlayıp direk Mehdi çıkacak diyor. Çünkü ilmi gördüğünü böyle değerlendiriyor. Fecr-i kazibi atlıyor, fecr-i sadıkı atlıyor, zuhuru yani doğuşu atlıyor, kuşluk vaktini atlıyor ve zuhuru yani öğleyi söylüyor. Peki ondan önce devreler ne olmuş? Yok. Çünkü onun gözü neticede. Neticeyi söylüyor ve mutmain oluyor. Bu onun için doğru, bizim için tam değil.

      Zuhur kelimesi iyi bellenmeli. Ortaya çıkma, görünme. Bu da zamana mütealliktir. Öyle olunca 1808, 1826, 1839, 1878, 1909, 1915 ve 1918’e gitmek gerekiyor. Hatta 1924’e de. Bu tarihte önceki bütün tarihler Süfyan’ın ileri karakollarının keşif kolları. 1918-1920 Süfyan karşınızda. Mehdi akabinde zuhur ediyor. Süfyan huruç ediyor, yani anide başa geçiyor, Mehdi ise zuhur ediyor. Üstelik bu zuhurda gerekli hizmet ehli ve grupların bir araya gelmesi söz konusu. Felaketi görünce birleşmeler başlıyor. Bu bir iki nesli meselesidir. Bir nesil Süfyan’a direniyor. Müteakip belki de bir sonraki neticeye ulaşıyor. Bu da 100 yıldır.

      Yani Mehdi, hop diye nuzül ve huruç ile ortaya çıkmaz. Çıktığı Süfyani ülkede hakimiyeti başka, diğer 50 kadar Müslüman ülkeyi ilmiyle etkilemesi başkadır. Cihan hakimiyeti de. Bu da zamana ister. Bu 100 yıldır.

      Şimdi Beni Efsar ne zaman geldi Ortadoğu’ya 19. Yüzyılda yani 1800’lerde. Ne zaman işgal etti oldu 1918. Peki Mehdi ne zaman zuhur eder? Bütün evliya alem-i misalde bu kitabı okuyor. Sonra çıkıp kendi zamanına göre uyarlamaya çalışıyor. Ama isabet kaydedemiyor. Bu da Mehdi’nin tasavvufi bir tarikten gelmeyeceğinin delilidir. Çünkü o Halifetullahtır. Tarikat şeyhi veya kutbu değildir. Nakşi Hazretlerinin önündedir. Ona tabi olmaz.

      Sil
    4. 3* 12. müceddit Halidi Bağdadi kutup olmasına rağmen 12. Yüzyılın ortasında kendisinden sonra gelecek Mehdi’yi hissediyor aramaya başlıyor. Ve rivayetlere dayanarak onu Mekke arıyor. Ve bulamıyor. Çünkü Horasanlılar rivayetini unutuyor. Mehdi bütün imam ve aktabın fevkinde olduğundan hikmet-i İlahi gereği gizleniyor.

      Tasavvufu iyi anlamalı. Güzel rüyalar, hayaller, nurlar ve ruhani zevklerin hakikat mesleğinde geçerliliği yoktur. Bu dünya hizmet alanıdır, mükafaat yeri değildir. Hele ki bu zamanda bir kişinin imanını kurtamak 5 kişiyi evliya yapmaktan daha önemlidir. Çünkü evliya olmadan da cennete gidilebilir ama, imansız asla.

      Mehdi’ye vazife verecek olan Cenab-ı Allah’tır.
      Bazı ehl-i tasavvuf uzun riyazet ve meşakketlerden sonra bazı manevi mertebeler kazanabilir. Cezbe ve istiğrak halinde olağanüstü hal yaşarlar. Veya keşif, ezvak ve envar verilince bunu bir iltifat-ı İlahi kabul edip gizliyorlar. Övünmeye değil şükre ve ubudiyete daha çok önem veriyorlar. İhlasın zedelenmesine izin vermiyorlar. Bazıları böyle değil. Ahiretin meyvalarını dünyada yemeye kalkışınca yani keramata meyledip ondan hoşlanınca, ihlası kaybedip velayeti elde kaçırıyorlar.

      Evliya makamlarında bazı makamlar var, kutb-u azam makamı, Mehdi makamı, Hızır makamı gibi. Veya benzeri makamlar. Bazı evliya bu makamlara uğruyor veya o makamın küçük bir numunesine veya gölgesine giriyorlar. Vecd halindeler kendilerini Hızır, Mehdi, kutb-u azam görür veya hayal eder. Bundan dolayı o evliya mes’ul değildir. Geçici bir haldir, enaniyetine malğup olmazsa bir mahzur olmuyor. Amma enaniyetle makam ve şöhret yönelirse, şükrü bırakıp fahra girerse bu onu gurura kadar götürür ve sükut eder. Belki de tark-i Hak’tan sapar.

      Bunun gibi sekr ve vecd halinde istikbale bakan bazıları görünen bir hadiseyi tam ihata edemez. Her şey bir arada olduğundan karıştırır. Doğru gördüğü hadiseyi hilaf-ı hakikat ifade eder. Mesela Mehdinin şahs-ı manevisinin çeşitli safhalarını kavrayamaz. Mehdi bir iken ünvanlarını şahıs olarak görür ve söyler. Bunda da kusuru yoktur. Tevili gerekir. Dikkat edilirse Mehdi ve şahs-ı manevisi bir olmasına rağmen 12’den fazla ünvanı var. Ve böylece Mehdiyet’te 12 önemli kişi olduğunu sanır. Çünkü ihata edemiyorlar. Ve hilaf-ı hakikat söylüyor. Mehdi’nin 3. Melhameden sonraki zuhuru gerçek zuhur değil, hakimiyetinin zuhurudur. Bazı veliler bunu anlatamadı. Kafa karıştırdı.

      Bediüzzaman diyor ki: İnsanların en büyük zulümlerinden biri de şudur ki, büyük bir cemaatin mesaisine terettüb eden hasenatı intaç eden semeratı bir şahsa isnad ve ona mal ederler. Bu zulümde bir şirk-i hafi vardır. Çünkü bir cemaatin cüz-i ihtiyariyle kesbettikleri mahsulatı bir şahsa atfetmek, o şahsın, icad derecesinde harikulade bir kudrete malik olduğuna delalet eder. Hatta Yunanlıların ve vesanilerin İlahaleri, böyle zalimanie tasavvurat-ı Şeytaniyeynin mahsulüdür.

      Dikkat gerek

      Sil
    5. Işte bu yazdiklariniz hep velayet-i kubradan di mi....

      Sil
    6. Yeşil Karaltı
      Ehl-i keşfin gördüğü ve söylediğinin her zaman olamayacağını, tevile muhtaç olduğunu belirtmek istedim. Evliya veya ehl-i keşfin gördüğü veya onlara verilen müjde doğrudur. Amma bazen verdikleri haber gerçekleşmiyor. Neden? Sebebini istersen daha yetkili birinden aktarayım. Risale-i Nur’dan. 16. Lem’a:
      (Bazı adamlar, ehl-i keşiften rivayeten, bu geçen Ramazan’da Ehl-i Sünnet ve Cemaat için bir ferec (tasadan kurtulma), bir fütuhat olacağını haber verdikleri halde, zuhur etmedi. Böyle ehl-i velâyet ve keşif neden hilâf-ı vâki haber veriyorlar? Benden sordular. Ben de, birden, sünuhat kabilinden olarak verdiğim cevabın muhtasarı şudur:
      Hadis-i şerifte vârit olmuştur ki, "Bazen belâ nâzil oluyor; gelirken karşısına sadaka çıkar, geri çevirir." Şu hadisin sırrı gösteriyor ki, mukadderat, bazı şerâitle vukua gelirken geri kalır. Demek, ehl-i keşfin muttali olduğu mukadderat mutlak olmadığını, belki bazı şerâitle mukayyet (bağlı) bulunduğunu ve o şerâitin vuku bulmamasıyla o hadise de vukua gelmiyor. Fakat o hadise, ecel-i muallâk gibi, Levh-i Ezelînin bir nevi defteri hükmünde olan Levh-i Mahv-İspatta mukadder olarak yazılmıştır. Gayet nadir olarak Levh-i Ezelîye kadar keşif çıkar. Ekseri oraya çıkamıyor.

      İşte bu sırra binaen, geçen Ramazan-ı Şerifte ve Kurban Bayramında ve daha başka vakitlerde, istihraca binaen veya keşfiyat nevinden verilen haberler, muallâk oldukları şerâiti bulamadıkları için vukua gelmemişler ve haber verenleri tekzip etmiyorlar. Çünkü mukadder imiş, fakat şartı gelmeden o da vukua gelmemiş..
      Evet, Ramazan-ı Şerifte bid’aların ref’ine Ehl-i Sünnet ve Cemaatin ekseriyetle hâlis duası bir şart ve bir sebeb-i mühim idi. Maalesef camilere Ramazan-ı Şerifte bid’alar girdiğinden, duaların kabulüne sed çekip ferec gelmedi. Nasıl ki, sabık hadisin sırrıyla, sadaka belâyı ref’ eder; ekseriyetin hâlis duası dahi ferec-i umumîyi cezb eder. Kuvve-i cazibe vücuda gelmediğinden, fütuhat da verilmedi.)

      Diğer bir konu. İmam-ı Rabbani dahil, mücedditler, aktab, mezhep imamı ve tarikat kurucularının çoğu velayet-i kübra sahibidirler. Kaldı ki velayet-i kübra da kendi içinde bir dizi şubelere ayrılır.

      Avam ve dünyevi beklentisi olanlar, dini zatları ve evliyaya dünyevi vazifeler öngörüyorlar. Veya kahin biliyor. Mehdiyi de. Bu muhaldir. Bir husus daha var. Evliyadan makam olarak daha önde olan bir de asfiya var. Hiç kimse onları anmaz. Çünkü onlar avamla haşir neşir olmaz.

      Sil
    7. Sa Abdürrahim bey,
      Hasan Akar Abinin, MEHDi -CEHCAH -SÜFYAN- MEHD i ALi RESUL hakkındaki açıklamaları aşağıdaki videoda. Bu yorumları hakkındaki düşünceleriniz nedir acaba
      https://www.youtube.com/watch?v=ujBAwL3drXo

      Sil
    8. sadece Imam-i Rabbani k.s sözune itibar ederim..

      Sil
    9. Risale-i Nur’un hizmeti iman ve Kur’an davasıdır. Mehdilik tartışması açmak veya davası gütmek de değildir. Yani Hasan Akar lüzumsuz laflar etmiştir. Ayrıca Bediüzzaman, ihlası zedeleyen ve çiğneyen biri gösterilip, makam ile şöhret peşinde koşturulmuştur. Kaldı ki verdiği bilgilerde yanlıştır.

      Hizmektar vazifesini yapar, ücret veya makam istemez. Aksi tutum Risale-i Nur davasına zarar verir. Çünkü herkes kendi hocasını, şeyhini veya bir başka zatı Mehdi görebilir. Bu gibi yakıştırmalar ihtilafa da sebep olur ve hizmeti zedeler. Dünya imtihan ve vazife yapma mekanıdır, dar-ül ücret değildir. İmtihanı kimin kazandığı ancak ve ancak Allah’ın takdiri ile belli olur. Öyle olunca vazifey-i İlahiye’ye karışmak nice olur.

      O hoca hata etmiş. Büyük bir keşifte bulunmuş hırsıyla ve de malumatfuruşlukla iddialarda bulunmuştur. Okuduğunu iyi anlamadığı belli oluyor. Herkes şunu unutmamalıdır.
      Mehdi herkesin uykuda ve gaflette olduğu bir zamanda hizmetini yapacak. Öyle olunca onu tanımak ve bilmek çok müşküldür. Risale-i Nur'u yapacak zat kişi değil, şahs-ı manevidir.

      Herkes onu bilemeyecek. Çünkü ahir zamanın eşhası sırr-ı imtihana tabidir. Öyle ki Deccal dahi deccal olduğunu bilmez. Ancak ve ancak nur-u iman ve de sırrı imtihan ile bilinebilecekler. Böyle bir halde ona buna Mehdilik izafe etmek hatadır. Kaldı ki, Bediüzzmaan şahsın değil şahs-ı manevinin hizmet edeceğini vurguluyor.

      İslam cadde-i kübradır. Hizmet ehli çok sayıda hizmet meslek ve meşreb vardır. Ve sadece bir kulvarı-mesleği Mehdiyettir. Ve Mehdiyet şahs-ı manevi temelli olduğundan, Mehdi’nin şakirtleri, cemaati, Al-i Beyt ve Al-i İbrahim işin içindedir. Hatta fasıla göre diğer cemaat ve tarik işini içinde olacak. Yani geniş bir dairedir. Hasan Akar resmen gevezelik yapmış. Yani doğruya yanlış veya yanlışa doğruyu katarak konuşmuş.

      Bediüzzaman Mehdi konusunun Risale-i Nur’da halledildiğini söyler. O söylediği de Hasan Akar’ın sözleriyle çelişiyor.

      Mehdi’yi bilmek değil, Mehdiyet hizmetini ifa etmem elzem ve lazımdır. Mehdi kimdir tartışması hizmete büyük zarar verir. Hele ki, Mehdi olduğunu iddia eden veya hocası-şeyhini Mehdi sanan bunca insan varken. Ve de basiret ferasetle hadiselere bakamayan bunca insan varken kişi odaklı tartışmalar hizmet değildir.

      Sil
    10. bu abinin bahsi geçen videodaki sadece şu sözü bile kendisine fazla itibar edilmemesini ihtar ediyor: "benim bir talebem olsa talebem benden büyük olur mu?" diyor... Tabii ki olur... Nice büyük zâtlar vardır ki talebesi içeri girince ona hürmeten ayağa kalkmıştır...

      Bir diğer husus, bir insanın kemalat sahibi olduğunu anlamanın en basit kuralı onun diğer insanlar hakkındaki konuşmalarıdır eğer insanları aşağılayıcı, alaya alıcı, küçümseyici sözler kullanıyorsa kaçın oradan derim... Çünkü kendi nefsinin kusurlarıyla meşgul olamayanlar ancak başkaları ile meşgul olur... Bu demek değil ki kimseye kızılmayacak, itiraz edilmeyecek... Edeb çerçevesinde tabii ki!.. Bu abinin söylediği "saftirik, tipitip vs." gibi sözlerle değil..

      Sil
    11. Hasan Akar'ın üslubunu uygun bulmadım. Eskiden kol kırılır yen içinde kalırdı. Ama artık videolar silinmiyor. Umuma yayılıyor. Ders sırasında şahsi ve indi mütalaalar ve tabirler fayda değil zarar verir.

      Sil
    12. Abdürrahim Ağabey Hasan AKar ile ilgili yazını okudum, bence sözlerin kırıcı, hasan AKar ın pek çok videosunu seyrettim, nerdeyse sizinle aynı fikirdre ama geldiği coğrafyadan dolayı biraz sert uslubu var, ve 1980 de ve 28 şubatda bayaa sıkıntı ve işkence görmüş bir Nur telebe.... Sende bilirsin ufak tefek fikir çatışmaları esası bozmaz belki zenginleştirir, Üstadın Talebelerinden Sanranbolulu Mustafa Sungur Ağabey ile Diyarbakır eşrafından Mehmet Kayalar Ağabeyle aralarında biraz husumet vardı, hatta Üstad ikisinide İstanbula çağırıp konuştu. Sizin Hasan AKAr'a yanlış demeniz yanlış bence... HAsan AKar'ın hayatın Risale-i Nur başka bir şey bilmiyor, eğer yanlış keşifleri varsa ve davasında samimi ise yolunda Allah CC düzeltir onu, çünki davasına ticaret ve TV gibi şöhret perestlik katmıyor, biraz nefsi emmaresi var ki bu bu zamanda kimde yokki, Mesela Prof Dr Ahmet Akgündüz, onunda pek çok videosunu seyrettim konuşmalarında bilgiyle beraber nefsi emmare akıyor resmen, ne yapalım redmi edelim, olmaz rettedmek...
      Mustafa kardeş '' Ders sırasında şahsi ve indi mütalaalar ve tabirler fayda değil zarar verir.'' demişsin kim kendi fikirlerini söylemiyorki, elbette Hasan Kar gibi 12 yaşından beri RisleNur Dairesinde büyümüş kişi NurDan süzülen şahsi fikirlerini söylecek, Hasan Akarı Bediüzzaman yaratmadı ALLAH cc yaratdı, vevelki Said NUrsiv de İama TRabbanşden Geylaniden İmam Ali den sözleri söylüyor kendi üslübunca.. Vele ki Abdürrahim AĞabey de Nurdan aldığı kendi fikirlerini söylüyor, ne malum doğru olduğu ?... Demirel hakkındaki sözleri doğrumu, Erdoğana Cehcah olabilir demesi doğrumu, bunlar kendi fikirleri değilmi ? ve kendisine Hasan AKar gibi Üstad Bediüzamana Mehdi diyor...
      Elbetde kerkes kendi fikirlerini söylecek, Allah İndinde samimi ise Allah CC onları bizleri dzeltecektir, bak bu da benim fikrim...

      Sil
    13. Biz prensip olarak ders esnasında sadece osmanlıca bazı tabirlerin manasını söyleyip okumanın gerektiğini öğrendik.

      Sil
    14. Ömer tatlisoz abi gibi bende çok videosunu izledim hasan akar abinin öyle elestirilecek biri kattiyen değil kuran hadis risaleinur disina cikmiyor ve risaleinurdan kesifler yapiyor zevklede dinliyorum mustafa abi ve abdurrahim abinin yazilarini okuduğum gibi

      Sil
    15. Ömer Tatlısöz
      1*Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur’un adının geçtiği yerde iki husus kesinlikle yok hükmündedir. Hatta yasaktır. Ve azami derecede kaçınmak lazım. Bunlar da makamperestlik ve şöhretperestliktir. O arzuları onlara isnad etmek de. Bediüzzaman kendisini odun misali saymış, Risale-i Nur’u ise meyva olarak takdim etmiştir. Bütün nazarları Risale-i Nur’a yöneltmiş. Hatta 14. Şua’da İmam-ı Rabbani’nin zamanına giderek, onun ahir zamandaki zat ile ilgili sözlerini tashih etmiş. “O zat değil, Risale-i Nur’dur” demiş.

      Kendisi ile ilgili bütün manevi makamatı red etmiş. Emirdağ’da “Acaba herkesin hoşlandığı mânevî makamatı ve uhrevî saadetleri a’mâl-i sâliha ile onları kazanmak ve müteveccih olmak, hem meşrû, hem hiçbir cihet-i zararı olmadığı halde, niçin böyle ruhen men ediliyorum? “ diye sorup cevabını hemen vermiş: “Rıza-yı İlâhîden başka vazife-i fıtriye-i ilmiyenin sevkiyle yalnız ve yalnız imana hizmetin kendisi ayn-ı ücret bana gösterilmiş. Çünkü, şimdi bu zamanda hiçbir şeye âlet ve tâbi olmayan ve her gayenin fevkinde olan hakaik-i imaniyeyi fıtrî ubudiyetle muhtaçlara tesirli bir surette bildirmenin bu dehşetli zamanda çâre-i yegânesi ve imanı kurtaracak ve kat’î kanaat verecek, bu tarzda, yani hiçbir şeye âlet olmayan bir ders-i Kur’ânî lâzımdır ki, küfr-ü mutlakı ve mütemerrid ve inatçı dalâleti kırsın ve herkese kanaat-i kat’iye verebilsin.”

      Ayrıca Sikke-i Tasdiki Gaybi’de “Birinci vazifenin hakikatini ve kıymetini göremiyorlar; öteki cihetlere hamlederler. Kardeşlerimin ikinci iltibası: Fâni ve çürütülebilir bir şahsiyeti, bazı cihetlerle birinci vazifede pişdarlık eden Nur şakirtlerinin şahs-ı mânevîsini temsil eden o âciz kardeşine veriyorlar. Halbuki bu iki iltibas da Risale-i Nur’un hakikî ihlâsına ve hiçbir şeye, hattâ mânevî ve uhrevî makamata dahi âlet olmamasına bir cihette zarar verdiği gibi, ehl-i siyaseti de evhama düşürüp Risale-i Nur’un neşrine zarar gelir. Bu zaman, şahs-ı mânevî zamanı olduğu için, böyle büyük ve bâkî hakikatler, fâni ve âciz ve sukut edebilir şahsiyetlere bina edilmez.”

      Hiçbir Nur talebesi buna aykırı davranarak Mehdicilik yapamaz. Mehdicilik Risale-i Nur’da red edilmiştir. Mehdiyet’in programı Risale-i Nur’dur. Hizmet de şahsa değil şahs-ı maneviyeye aittir. Geçmiş zaman evliya ve ehl-i keşfi ahır zamanın ilmi ve teknolojik harikalarına ve medeni hayatın inkişafını kavramadığından ahir zaman anlamayarak anlatamamış ve kendi ölçülerine göre tarif etmişlerdir. Hepsinin tevili gerekir. Hasan Akar Hoca Risale-i Nur’a muhalefeten bu konuya değinmiş. Ve üzerine vazife olmayan hususları konuşmuş. Üstüne üstüne Mehdi tarifleri de doğru değildir. Ayrıca Mehdi’ye bağlı tarifleri de doğru değil, olmadığı gibi Risale-i Nur’da da karşılığı yoktur. Hasan Akar karıştırmış veya indi görüş beyan etmiş. Risale-i Nur’un tatbikatçısı şahs-ı manevidir. Biyolojik şahıs değildir. Şahsa endeksli tariflerden kaçınmak gerekir.

      Sil
    16. 2* Mehdi’nin 12’ye yakın unvan ve sıfatı vardır. Mehdiyet döneminde ise bir tek Kahtani Mehdi dışında biyolojik bir zattır ve ona yapışık çıkar. Cehcah ise bir şahıs olabileceğini gibi, bir şahs-ı manevi de olur. Siyasi sahada cumhurun şura ve meclis ile siyasete müdahalesi yani demokratik rejimin geçerli oldu rejimlerde şahıs değil cumhur, yani şahs-ı manevi önem kazanır. Ve siyasi karar ekseriyetle cumhurdan çıkıyor. Hatta demokratik hayatta lider tek başına değildir bir de ekibi yani kadrosu vardır. Onlarla iktidara gelir. Öyle olunca Cehcah’ın kim olduğu veya devrinin ne zaman olduğunu Ayasofya ve Kudüs’ün fethi gösterecek. Bunun da şimdilik iki adayı var. Aday olmak başka, bizatihi olmak başka. Şu veya bu şahıs Cehcah’tır demedim. Bir konuda vazifeli bir şahıstır veya cemaattir.

      Sil
    17. 3*Süleyman Demirel’e bakış açımız ise mana-yı ismi ile değil mana-yı harfi iledir. Politik bir şahsiyettir. Ehl-i imanın desteğini almıştır. Demokrasiye din-vicdan hürriyetine ve milli iradeye sahip çıkmıştır. Onu Milli Görüşçü gözü ile değerlendiremezsiniz. Çünkü ekseriyeti temsil etmiyorlar. Hele ki ahir zaman hizmeti siyasi olmadığında bu daha da önemlidir. Yakın tarihin çok önemli iki siması var. Menderes ve Demirel. Her şey demokratik hayatta bu ikilinin inşasıyla başlamış. Menderes Türkiye’nin kalkınması için hizmet başlatmış, Demirel bunu sürdürmüştür.

      Türkiye’nin nüfusu genç, okumuyor da. Yakın tarihi bilmiyor. Düşünebiliyor musunuz? Yıl 1965. Bir başbakan dini bayram yazısı yazdı diye ülkenin bütün çirkef odakları “Lakilik elden gidiyor” diye ayaklandığı bir dönemde siyaset yapmak başka, şimdi bambaşka. 27 Mayıs sonrası AP tek başına iktidar olunca NATO gladiyosuna bağlı askeri vesayet paniğe kapılır. Bir dinci, bir de milliyetçi iki şahsiyete oy bölmeleri için yol verir. Üstelik BP diye bir de alevi partisi kurdururlar. AP’ye destek veren Nurcuları uzaklaştırmak için dersleri basmaya başlanır. O sırada bir akşam derin bürokrasi Ankara’daki bir dershaneyi kuşatır, baskın yapılacak. İçişleri Bakanı ansızın muttali olur. Demirel’e haber verir. Demirel müdahale eder evi boşalttırır ve iki üç kişi evde iken baskın yaptırtır. Bundan dolaylı İnönü’nün şu suçlamasına maruz kalır “Bir ayağı Nurcular da bir aya Konya müftüsünde”.

      Demirel’in 1960 ve 1970’lerdeki tutumu ile 1980’lerde başka 1990’larda daha farklı. Çünkü iç ve dış dinamikler değişmiş. Eski ittifaklar gitmiş yenileri gelmiş. Demirel’in yakın zamanda en büyük hatası 1991 seçimi sonrası Anavatan ile koalisyon kurmamasıdır. Onun da sebebi ise küresel sermayenin hakimiyeti ve İsrail’in onun gölgesinde Ortadoğu sahnesindeki yükselişidir. 28 Şubatı hazırlayan iç dış odaklar Demirel’i kuşattılar. Öyle ki askeri kanat Telaviv’e gidip kimseye sormadan kendi başlarına stratejik işbirliği anlaşması imzalıyor. İsrail ziyaretinin ertesi günün 28 Şubat muhtırasını çıkarttırıyor.

      Ve dini hayatı sindirmek için o tarihte 10 yıldır sürdürülen plan gereği bir dinci partinin iktidara sürüklendiği zamandır. ABD’de Yahudi yanlısı bütün sivil toplum kuruluşları devrede. Başlarında Washington Enstitüsü Türkiye masası Şefi Yahudi Alan Makowski var. O devrede tabir caizse gizli Türkiye başkanı gibi. Bütünü şer odakları yönetiyor. Ve başarılı da oluyor. Bu başarısı sebebiyle Kongre Dışişleri Komitesi’ne bürokrat olarak tayin ediliyor.

      Demirel’in 28 Şubat tutumu hatalıdır. Bediüzzaman ona işaret etmiş. Ama Gıyaseddin Emre hem Bediüzzaman’ın talebesi hem de DP eski milletvekilidir. Bu konuda Demirel’e eleştirince Köşk’e davet edilir. Ve ona bazı hususları anlatmış. Ve o gerekçeler doğrudur. Demirel o açıklamada samimi ise paçayı kurtarır. Ki samimi olduğu düşüncesindeyim. Siyasetçi zamanın şartlarına tabidir. Türkiye Tağuti bir dönemden geçerken Cumhurbaşkanı olmuş. Darbe için cunta kuran askerin başı Çankaya’ya geldiğinde, Tansu Hanım’ın ortaya çıkardığı darbe planını ona göstererek “Bu sizin işiniz değil” demiş. Ve kendince iki tarafı çatıştırmayacak politika izlemiş. Doğru veya yanlış. Şimdi ameliyle baş başa. Mahkeme-i Kübra hükmünü verecek. Hüküm Allah’ındır.

      Sil
    18. Adürrahim Abi, 1. Bölümde yazdıklarınızla Hasan Akar'ın fikirlerinden ayrı bi konu yok, O da Şahsi maneviyi savunuyor, şahısçi falan değil, bu yazını okusa üzülür, Bence sen Onu yanlış tanımlıyorsun, bana göre sıkı ve tam bir hizmet ehli, Hem Anadoluyu hemde Avrupaya sohbetlere gidiyor, Orada Risale-i Nur Hizmetleri yapıyor, Velhasıl Hasan Akar konusunda size maalesef katılamıyorum.
      Siyasi Figürler konusunda Üstad Bediüzamanın tavrı bellidir, sizde Risale-i Nur talebesi olduğunuza göre.... Mezarını bile kabul etmeyen Bir Bedüzzaman nerde; bilmem kaç bin metrekarelik anıt mezara yatan Demirel nerde, o yüzden de Demirel İyi başlayıp kötü sonlandıranlardan Allahualem...Ben Miili görüşçü falan değilim, Miili görüşçülerde Erbakanı mehdi gördükleri için artık onlar Erbakan öldüğü için şu sıraları kiyameti bekleyenlerden... Turgut Ozal dahi iyi başlayıp kötüye doğru gidenlerdendi ki zehirlenip ölmesi günahlarına kefaret oldu bana göre, inşallah iyi vefat edenlerden, şahsen ben rüyamda çok iyi gördüm Özalı... Erdoğan şu an hayatta, ne olduğunu henüz bilmiyoruz, Fettullah Gülen olayı pek çok insanı şok eddikten sonra ve Allah CC bahsettiği Belam bin baura örneği önümdeyken hiç bir şahsa tam itimat edemiyorum, Siyasi figürlere din iman sözlerine aldanmamak gerek sözlerinin tabana nasıl yansısdığna bakacaksın ; özelliklede küçük çiftçi ve küçük esnafa bakacaksın, onlar iyiyise iyidir kötüyse kötüdür, Balkondan valla ben sıkı müslüman lafı boşdur, şimdiki siyaisler memura inanılmaz maaşlar ve olanaklar sunuyor, durmada piyasaya memur karı-kızlara öncelik tanınıyor, her yer de her işde kızlar kadınlar var, bu bir kıyametdir resmen, kendi kızı 28 şubat da okuyamadı diye her kıza vah vah çekip belediyelere dairelere karı kız yerleştirmekde neyin nesi.. sorsana bi esnafınan çiftçiye durmun nasıl diye...işsizlik ipinin ucunu zaten bıraktılar arrtık, 50 bin Tl lik hibe vaadi boş, Kosgeb denen yer tamamen paran varsa yardım ediyor, vede bu güney doğu sorunu uzarsa yani bir çeşit Suriye dönerse eyvah derim... Zaman Erdoğanı nasıl olduğunu gösterecek, Lakin bilirisniz şahsın iyi olması devletin başındakine bir şey ifade etmez, Hz Ömer Ra örneği var karşımızda, dağdaki kurdun kuzu kapmasından Hz Ömeri sorumlu tutan bir İslam anlayışında Erdoğam da buna dahildir, öncelik en yakınındaki vatandaşının sağlığı, işini, eşini İslama göre düzenle sonra dışarıya van mimute çekersin, daha henüz İçerdeki sorunlar dağ gibi duruyor, ben 1 kasım seçimlerinden sonrakı ak partiyi hiç beğenmedim diyorum, umarum bu fikrim yıkılır...Saygılar...

      Sil
    19. Ehl-i din ile ehl-i siyaset kıyas-ı kabil değildir. Vazifeleri farklıdır.Ehl-i din sadece nasihat eder. Gerisine karışmaz. Çünkü ehl-i dinin vazifesi irşad ve aydınlatmadır. Zor kullanmaz. Ama siyaset kullanır.

      Demirel lafını açan sensin. O zata manay-ı ismiyle değil mana-yı harfiyle bakılacağını söylüyorum, sen kalkıp aksine iddia eden sözler ediyorsun. O siyasi bir şahsiyet. O Süfyani istibdatın kasıp kavurduğu bir zamanda dine ve ehl-i dine hürmektar oldu. O bir demokrattı. Bediüzzaman vatan ve millet için ve Kur’an için demokratları desteklerdi. Onun işi siyaset. O adama haksızlık yapıldı. Nasıl? Kapkara Süfyani derin devletin kışkırtmasıyla..

      Mezar için ettiğin sözler tam bir istismardır. Hz. Mevlana’ya veya Yunus’a veya Eyüp Sultan’a mezarları ve türbeleri kendileri mi yaptırdı, başkaları mı?

      Hasan Akar buyuruyor. Bir Mehd-i Resul varmış. Bir Mehdi varmış. Risale- Nur’da mücedditmiş, Bediüzzaman talebesi imiş. Mehdi de onun talebesi imiş. Yani Risalelerde doğrulanmayan kavramları Risale-i Nur adına yutturmaya kalkışıyor. Ve de buyuruyor: Mehdi gelecekmiş. Ve de Risale-i Nur’u programı yapıp uygulayacakmış. Ve sıkı durun. O bir siyasi şahısmış. Yani sanki Risale-i Nur bir hükümet ve devlet ve siyaset programı imiş. Ve siyasi olan bir Mehdi gelecek onu uygulayacakmış. Buna kargalar bile güler. Risale-i Nur’da böyle bir anlatım yok. Kimse Bediüzzaman’a makam ve rütbe tayinine kalkmasın. O hayatta böyle teşebbüsleri red etmiş.

      Sen mana-yı harfi ve mana-yı ismi kavramlarını iyi anla. Biz Muhammed-i Arabiyi (as) Muhammed (as) olduğu için değil, Allah’ın Resulü olduğu için inanır, tabi olur ve onu canımızdan çok severiz. Yani Allah’ın vazifelendirmesinden dolayı değer veririz. Beşeri şahsından dolayı değil.

      Bu milletin seçtiği zatlara da kendilerinden dolayı değil Müslüman milletin hür irade ile seçmesinden dolayı itibar ederiz. Üstelik bunlar dine hürmektar ve taraf ise teveccühümüz bir başka olur.

      Sil
    20. Bir sorunumuz vardı sonra ikiye çıktı.
      1- Esas sorun şu ? Bir Müslüman kendi iradesiyle anıt mezara yatmaya razı olurmu,
      El Cevap: hayır ( Demirel Haric, o razı oldu)
      Yatarsa Firavun ruhlu olur mazallah.
      Peki Eyüp El Ensari Hazreytleri ve Mevlana gibi zatlar kendi iradeleriylemi bu tür devasa mezarlara yatmışlar?
      El Cevep: Hayır
      EYup El Ensari Hzretlerinin mezarı bulan Ekşemseddin hazretleridir, Bulduğu mezar kuru bir taşdan ibaretdi.
      Şimdi Eyup El Ensari Hz sorsaydın Abdürrahim Çok güngör? seni çok seviyoruz o yüzden sana anıt mezar yaptıracağız deseydin sana ne cevap verirdi, Cevabı seni sopayla kovalamak olurdu.
      Velevki Hz Mevlana Hz aynı şekilde sıradan mezara yattı ....
      Bu muhterem şahısların mezarlarını onların ihtiyarı olmadan devleştiren bizleriz ; yoksa şu an her iki zatıda bugünki haliyle ziyaret etmekden mutluyum, o ayrı...
      Tabiki Eyüp El Ensari gibi bir Sahabe en güzele layıktır ondan şüphe etmeyiz...

      Fakat Risal-i Nur talebesi bunları çabucak amlamalı, çünki Bediüzaman Bütür mezarlar istemedi, talebeleride.
      Hem Bediüzzaman hemde talebeleri bu zamanda tam manası ile sahabe vazifesi yaptıklarını tüm Nur teleberi bilir, peki o zaman niye bu Rahmetli Üstad ve Nur talebeleri bu tür anıt mezarlara yatmamışlar ki...?

      Sen şimdi o siyasetçileri manayı harfi veya manayı ismi olarakmi seviyorsun ? hiç farketmez hangisiyle seversen sev yapacakları bir hatalı söz ve davranış her iki tarafıda tahrib eder, bizim dinimizde hiç bir şey birbirinden ayrı değildir, sosyal hayat ve ührevi hayat namaz-niyaz, para, aile içi muhabbet, ticaret, vs hepsi bir yerde toplanacak, Kuantum fiziğide bunu ispat etti zaten...Bu kısımda cerbeze yapmışsın...
      Biz Müslümanların Türkiyede hür irademizle seçtiğimiz bir siyasetçilerimiz falan yok, bi tane var Onada 12 seneden beri Ehvenüşşer namıyla oy verdik, Nur Taleberide bunu gayet iyi bilir.

      Siyaset zaten başlı başına bir Müslümanlar için bir sıkıntı, Üstad 1. Sait dönemimdse bir Nur çıkacağının haberini veriyordum, ve bunun siyatet dairesinden çıkacağını sanırdım ama yanılmışım dediğini biliyorsun, veya İyi bir Mümin iyi bir siyasetçi olamaz iyi bir siyasetçide iyi bir mümin olamaz diye sözünüde biliyorsun...Sıkı bir Müslümanın siyetçiden beklentisi bu zamanda ne olabilirdi? Dedik ya Ehvenüşşer diye...

      Gelelim gayri ihtiyarı çıkan mesele Hasan Akar meselesi, onun mehdi fikrinin beğenmemen onun Nur hizmetine bir engeli yok, belki senin fikrinide o beğenmeyecek...
      Lakin O na ettiğin lafları Hasan Akar'a mail attım, eğer bana geri dönüş yaparsa ki sanmam, buraya yazarım...

      Sil
  24. "İnşallah Sovyetler Birliği gibi Rusya da 8 parçaya bölünür!.."

    http://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/m-necati-ozfatura/589316.aspx

    Bu cümle Mustafa Necati Özfatura'nın yukarıda verilen Türkiye Gazetesinde yayınlanan yazısından bir cümledir. Bir temenni gibi görünüyorsa da bana kalırsa bir işaret-i gaybidir.

    YanıtlaSil
  25. 17 aralıkta Şia iran Londrada lambeth sarayını ziyaret etti. Manidar bir toplantı (17 aralık). Süfyanist rejim ve kraliçe işbirliği. Yakında kokusu çıkar. Admin kardeş bunu da paylaşın....

    http://www.archbishopofcanterbury.org/articles.php/5652/archbishop-of-canterbury-welcomes-shia-theologians-to-lambeth-palace

    YanıtlaSil
  26. III. DÜNYA SAVAŞI 4 YIL ÖNCE BAŞLADI
    BERCAN TUTAR / YENİYÜZYIL GAZETESİ

    Suriye savaşı ile birlikte büyük güç politikaları sahneye geri döndü.

    Yeni dönemi anlamak için travmatik bir içebakış sürecinden geçmeyi göze almamız gerek.

    Yoksa dışarıdaki dünyanın gidişatına dair neler olup bittiğini tam olarak kavrayamayız.

    Unutmayalım Berlin Duvarı yıkıldıktan sonra bir III. Dünya Savaşı fikri sadece bilim kurgu filmlerinde çıkabilirdi karşımıza.

    Soğuk Savaş’ın hemen ertesinde Atlantik İttifakı’nın ‘tarihin sonu’ geldi diyerek zafer sarhoşluğuna kapıldığı 1990’larda iki ya da üç büyük aktörün birbirleriyle çatışma ihtimalinin sahneleneceği çapta küresel bir kriz olasılığı yoktu.

    Çin ve Rusya’nın süper güç konumundaki ABD’yi karşısına alması akla muhal bir şeydi.

    Fakat Suriye’de derinleşen kriz bünyesinde o kadar çok değişkeni ve aktörü barındırıyor ki, küresel güçler ve bölgesel bloklar arasında savaş riski eskiye nazaran çok daha kuvvetli bir ihtimal haline geldi.

    Bir Rus jetinin Türkiye tarafından düşürülmesiyle başlayan yeni süreç, dünyaya savaşla barış arasındaki çizginin ne kadar inceldiğini hatırlatan son hadise oldu.

    Savaşlar artık bir ülkenin sabah uyandığında başka bir ülkenin tanklarını çayırında görmesiyle başlamıyor.

    Bu nedenle bardağın taşma noktasını ancak iş işten geçtikten sonra görülebiliyoruz.

    Yazının devamı:
    http://xn--yeniyzyl-b6a64c.com.tr/makale/iii-dunya-savasi-4-yil-once-basladi-558

    YanıtlaSil
  27. http://www.gazetevahdet.com/seddi-asarak-sicak-denizlere-inmek-4404yy.htm

    YanıtlaSil
  28. ZELZELE ve SAVAŞ

    Mehmet Şevket Eygi / Milli Gazete

    MUTLAK olarak gaybı Allahü Teâla bilir… Bazen istisnaî olarak insanlara bir miktar bildirilir. Adam sadık bir rüya görür, birkaç gün sonra zelzele olacağı, kısmî ve az bir bilgi ile ona mâlum olur. Bilge insanlar, gelecek felâketleri önceden tahmin edebilir.
    .....
    Ülkemiz şu anda iki büyük bela ve musibetin tehdidi altındadır: Biri beklenen büyük İstanbul zelzelesi… Öteki, savaş…

    Zelzele takvimin hangi gününde, saat kaçı kaç dakika ve saniye geçe, tam nerede olacak, bu bilinemez. Lakin jeologlar, sismologlar, çok büyük ihtimalle olacaktır, beklemeli ve hazırlanmalıyız diyorlarsa bunlara mutlaka kulak verilmeli ve alınabildiği kadar tedbir alınmalıdır. Zelzeleyi, keşfi açık ulema ve evliya, hatta salih mü’minler de tahmin edebilir.
    ........
    Bendeniz, okur yazar basit sıradan âciz ve nâçiz bir Müslüman olarak hem zelzeleden, hem savaştan korkuyorum.

    Hazret-i Nuh aleyhisselam, yaklaşan Tufan’dan kurtulmak için gemi yaptığında ve insanları ona binmeye çağırdığında, kâfirler “Biz yüksek dağlara çıkarız ve kurtuluruz” demişlerdi. Kurtulamadılar…

    Bu devirde kurtuluş gemisi Muhammed aleyhisselamın Allah katından getirdiği yegâne hak din olan İslam’a, Kitabullah olan Kur’an’a, Resulün Sünnetine, İslam Şeriatine, İslam ahlakına, İslam nizamına sarılmaktır. Başka kurtuluş yoktur.

    http://www.milligazete.com.tr/koseyazisi/ZELZELE_ve_SAVAS/27536#.VnhWgBWLTIU

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Herkes istanbul'da zelzele beklerken... Savaşı tetikleyecek zelzele ..........'da meydana gelirse?

      Sil
    2. Türkiye’de depremler genelde Afrika levhasının Arap yarımadası levhasını, onun da Anadolu levhasını güneyden sıkıştırması sonucu oluşan jeolojik hareketler sonucu meydana gelir. Ortadoğu levhasının ittiği Anadolu levhasının batıya doğru hareketlenmesi ile yer sarsıntıları oluşur. Ki bu harekette de Kuzey Anadolu fay hattı yanal atılımla ileri doğru kırılır ve deprem meydana gelir. Ayrıca güney ve kuzeydeki ana faylara inen dikey veya tali faylar da zaman zaman sıkışma sonucu kırılarak depremlere yol açar. Ege’de ise Anadolu Levhasının hareketlenmesine paralel oluşan gerilimler de fay kırılmalarına sebep olur.

      Bunlar ilmi izahı. Ancak depremlerin oluşmasında manevi ve kaderi sebepler de vardır. Bizi ilgilendiren yönü budur. Senelerdir milim milim kırılarak gerilen fayların ani hareketlenmesinin sebebi daima manevi gerekçelerle ve İlahi iradenin izni ile meydana meydana gelir.

      Yakın tarihten bir örnek verirsek 1939 Erzincan ve 1999 depremleri. İlki Ramazan ayındaki hürmetsizliğin, diğeri ise iman muhafızları ve İslamiyet hamilerinin dışlanması ilahi tokada sebep olmuştur.

      Deprem denince hemen akla İstanbul gelir. Bu da ilmi istismarın bir başka veçhesidir. İstanbul depremi ağza sakız yapılmıştır. Çünkü deprem istismarcıları için İstanbul rant kapısıdır. Çok kalabalık bir nüfusu var. İletişim, medya, ticari ve bilim merkezi. Bilen bilmeyen herkes ahkam kesiyor. Adını sanını bilmediğimiz nice ilim adamı 1999 tarihine kadar evlerine belediye otobüsü ile gidip gelirken, o tarihten sonra oluşan rantlarla özel otoları ve malikanaleri oldu. Kimi 6.5. kimi 7, kimi 8 büyüklüğünde bir depremin kapımızı çalmak üzere olduğunu söyler. Gölcük depreminden bu yana 16 sene bu martavalları dinledik. Hele bir var ki hükümetten araştırma yapacağım diye 5 milyon dolar istedi, verilmeyince esip gürledi. Biri çıktı dedi ki, Marmara’da tek fay var. Aylarca bu hikayeyi dinledik. Sonraki sismik araştırmalar bunu yalanladı. Neticede. Fay 3 parçalı imiş. Halbuki TAPO 1960’ların başında petrol aramaları için yaptırdığı jeolojik araştırmaların kayıtları arşivlerde duruyordu ve faya 3 parçalı diyordu..

      Şimdi deprem olur mu? Onu Allah bilir. İlmen kimse kehanette bulunamaz. Ancak tahminde bulunabilir. Onun da hiçbir ilmi geçerliliği yoktur. Deprem önceden bilinemez. Bazı manevi hassasiyetleri olanların sözleri ise vukuundan sonra anlaşılır. Gaybın ihatası güçtür.

      Son birkaç aydır Türkiye’nin güneyinde küçük çapta Van-İzmir doğrultusunda çok sayıda deprem kaydedilmiş. Van, Malatya, Akdeniz kıyıları Ege’de Manisa, Kütahya ve İzmir hattı oldukça küçük çapta yer sarsıntıları oluyor. Neye işaret ediyor dersiniz? Ortadoğu levhası mı sıkıştırıyor? Yoksa azgınlıkları mı? Kabak kimin başına patlayacak. Bir ay içinde öğreniriz. Ya Kuzey Anadolu ya da güney fay hatlarında. Oralar epeydir sancılı. Benim bir tahminim var. Erzincan ve Gölcük depreminin zihniyeti bir iki bölgede çok dolaşıyor. Olursa hiç şaşırmam.


      Sil
    3. patagonya mı demek istedi:)
      üç yerde zelzele olursa türkiyeyi etkiler sırasıyla
      istanbul
      izmir
      adana hatay hattı

      Sil
    4. eğer zilkade ayında bir hareketlilik olacaksa Allah Bilir., tartus ve lazkiye'de olabilir. diyarbakır,izmir ve istanbul ihtimaller arasında., Allah Hakkımızda Hayırlı Yazılar Yazsın ve gönlümüzdeki Muradı (Mehdi a.s ve hz İsa a.s)görmemizi Nasip Eylesin...İnşALLAH...

      Sil
  29. Bir istanbul depremi Türkiye'nin sonu olabilir,yeni bir çağı açıp,eskisini kapatabilir(!)
    Tek segment çalışırsa(1894,1912 gibi) ucuz atlatılabilir.
    İki,üç segment çalışırsa(1766 gibi)çok feci..
    dört beş segment birden çalışırsa(1509 gibi)..kıyamet.
    haa San Andreas fayı da Allahın emrini bekliyor,Yellowstone kalderası da.Emrinde galib olan odur.Kim ne dese boş

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 30 haziran 1908 de tunguska ya düşen göktaşı atmosfere 2 saat geç girseydi moskova olmayacaktı
      kader i ilahi

      Sil
  30. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  31. 2017 yılında Türk askeri ve kimi nato ülke askerleri Suriyede kimyasal gazla zehirlenebilir. Lakin 2018 yılında İNŞALLAH zafer yılı olacak.....
    فيقتل الترك والروم بقرقيسيا حتى تشبع سباع الأرض من لحومهم Artat bin Al-Munzir dedi ki ...Süfyan Karkısada Türkleri ve Rumları öldürür hatta o topraklarda vahşi hayvanlar onların etleriyle açlıklarını giderirler.(Naim bin Hammad, el-Fiten ve'l-melâhim kitabı)

    Başka bir hadiste, الترك والروم بقرقيسيا Karkısa bölgesindeki Türkler ve Rumlar(7) kısmı küçük ebceb hesabına göre 2017 yılına işaret eder. Demek ki bu yılda ülkemiz için üzücü haberlerin olduğu bir yıldır. (En doğrusunu Allah bilir) (kaynak: Gaybihadisler.com)

    YanıtlaSil
  32. Suudi Arabistan ile Iran arasındaki niza ortamın aniden alev almasına yol açabilir. Iran Hurmuz Boğazına saldırırsa Araplar ile İranlılar savasa girebilir. Bu durum hızla Amerikan Rus çatışmasına dönüşebilir. Iranın saldırıya uğradığı zaman Türkiye'de büyük bir olay olacak denilmiştir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Daha önce blogda yayınladık. Nazım Kıbrısi'nin nakline göre Türkiye'de bir inkılab olacaktır der.

      Sil
    2. benim korkum ise savaşta batının ve abd nin türkiye ve suudun ezilmesine ve bölünmesine israil in namına lehine göz yumması
      çünkü ordusu sağlam üç ülke kaldı biri türkiye biri suud

      Sil