.

ALLAH; DEVLETE, MİLLETE VE ORDUMUZA ZEVAL VERMESİN

25 Kasım 2015 Çarşamba

İSA MEHDİ'YE İKTİDA EDECEKTİR !

Mehmet Ali Bulut / Haber 7
Rusya uzun bir süredir bölgede tam bir kabadayı gibi davranıyor. Putin, Deli Petro olmak amacında...
İçeride muhaliflerine karşı elde ettiği başarıya güvenerek, aynı başarıyı dünya arenasında da sürdürebileceğine inanıyor. O yüzden de hem Kafkaslarda, hem Ukrayna ve eski Sovyet ülkelerine karşı pervasız hareketlere girişiyor. Mamafih şu ana kadar da ona dur diyecek bir irade ortaya çıkmadı. Bu da doğal olarak Rus ayısının meydanı boş görmesine yol açtı.
Elbette Rusya hafife alınacak bir ülke değil ama çok korkulacak bir ülke de değil. Bizim gibi nispeten silah sanayiini tamamlayamamış ülkelere karşı kabadayılanması bir şey ifade etmez. Çünkü artık ülkelerin menfaatleri sadece kendi sınırları içinde değildir. Önünde sonunda kendisiyle baş edebilecek bir gücün ayağına basacaktı. Ben şahsen Türkiye ile kapışmasını öyle görüyorum. Türkiye Rusya ile kapışabilir mi?
“Sanmıyorum” yerine “tartışılabilir” demeyi yeğliyorum. İnşallah böyle bir şey olmaz. Çünkü Türkiye sadece Türkiye değildir.
Öyleyse Rusya neden bu kadar pervasız davranıyor? Defalarca sınır ihlalleri hakkında uyarıldığı ve Rus askeri ateşesi çağırılıp uyarıldığı halde neden pervasızca bu işi yapıyor.
Benim kanaatim Rusya’ya verilen görev bu! Mümkün mertebe savaştan ve kargaşadan uzak duran Türkiye’yi “batağa” çekmek… Ona bu konuda rehberlik eden ve yanlış enformasyon ile Rusya’yı bölgeye musallat eden İran’dır. Eğer öyle olmasaydı, Rus uçakları DAEŞ’ı veya IŞİD’i bombalıyorum diye neden Türkmen Dağına bomba yağdırasınlardı. Bu gösteriyor ki, Rusya, İran ve Esad tarafından yanlış yönlendiriliyor. Ve Vatikan kontrolündeki batı da buna göz yumuyor. Hatırlayın Rusya, Amarika’daki görüşmeden sonra sivilleri bombalamaya başladı. Amacın ne olduğunu ilerdeki satırlarda açacağım..
Rusya bu bölgeyi pek bilmez. Sınırdaki hassasiyetleri anlamaz. Belki yakın bir zamanda yanlış enformasyonla yönlendirildiğini de anlar ama olan da olur işte…
Rusya şu anda, Çin ve Amerika’nın –belki de Vatikan derin devleti demek lazım- dünya güç dengesindeki saklı çekişmesinden istifade ediyor. Önünde sonunda yaşanacak Çin - Amerika (Vatikan) kapışması öncesinde dünyadan ne kadar pay koparabileceğine bakıyor!
Burada önemli olan Avrupa’nın tutumudur.  Amerika, nihai bir kapışmaya girmeden önce yeterince hazır olup olmadığına bakacaktır. O yüzden işi soğutmaya alabilir. Bu da normaldir. Çünkü hem Afganistan’da, hem Irakta canı ciddi bir şekilde yandı. Halkına yeni bir maceraya atılmayı kabul ettiremeyebilir. Ama nihayetinde Türkiye kaybettiğinde o da kaybedeceği için meseleye sonuna kadar ilgisiz kalamaz. Onun ne zaman harekete geçmesi gerektiği Vatikan’ın planlarına bakıyor… çünkü olayların en gerisindeki gücün Vatikan olduğu kanaatindeyim. Bana bunu düşündüren, Resulullahın,  İsa’nın Mehdiye tabi olup destek vereceği haberidir!  
Rusya 20. Yüzyılda Çağdaş Bizans rolünü üstlenmişti. Vatikanın rehberliğinde geçtiğimiz yüz yılın son çeyreğinde tasfiye edildi. Putin, hala kendisini eski Bizans sanıyor ve kendi kilisesini İstanbul’daki Patrikhanenin devamı sayıyor. Ama bu artık ne vatikanın ne Amerika’nın işine geliyor. Şu anda Fener Rum Patrikhanesinin bir üyesi Amerikan vatandaşı bir Rum! O Fener Rum Patriği olmaya hazırlanıyor. Rusya’nın batı karşısında tavır almasının en altında bu gerçek de yatıyor. Çünkü doğu hırıstiyanlarını Rusyaya bırakmak istemiyorlar. Nasıl ki Bizans metropolitleri, Vatikan’a teslim olmaktansa Türk komutanlara teslim olmayı yeğlemişlerse, şimdi de Vatikan, doğu Hristiyanlarını Rusya’ya bırakmaktansa Türklere emanet etmeyi tercih edecekler.
Mamafih Rus halkı da savaş istemez. Daha kısa bir süre önce küçük bir müdahale ile Rus ekonomisi yerle bir edildi. İkinci bir darbeyi göğüsleyemez. Ekonomisi bıçak sırtında iken Rusya’nın böyle bir şeye kalkışması, Gürcü Putin’in kavmî cesaretinden başka bir şey değildir.
Kuzey yarım küre çetin bir kışa giriyor. Savaş herkes için sıkıntıdır. Rus halkı da tüm dünyayı ilgilendirecek bir savaşa izin vermek istemez ama halkın yöneticilerine laf anlatabileceğini sanmıyorum.
Bugün tüm dünyanın stratejistleri Suriye’deki bir kapışmanın Üçüncü Dünya savaşına kadar gidebileceğini biliyor. Tuhaf olan İsrail’in yanı başındaki bu yangına karşı bigâne davranıyor görünmesidir. Bence bu iyi okunmalıdır. Oradaki büyük bir kapışma kesinlikle İsrail’in de canını yakacaktır ve İsrail’in feda edeceği tek canı bile yoktur…
Rusya’nın yaptığı operasyonlar Sünnilere yönelik olması belki şimdilik İsrail’in işine geliyor olabilir. Ama büyük bir arbedede onun da canı yanacaktır. İsrail, kendisine yeni bir tehdit söz konusu ise bölgede bunun her şeye rağmen Sünnilerden gelebileceğini sandığı için onların imha edilmesine şimdilik kayıtsız kalıyor.
İş nereye varır, nerede durur şimdiden tahmin edilmeyebilir amma bu hikayenin ne şekilde sonuçlandığını/sonuçlanacağını az çok biliyoruz. Şimdiki adıyla bir Doğu-Batı kapışmasının yaşanması mukadderdir. Bize göre ise son bir “iyiler ve kötüler savaşı”... Bu savaşlar,  sonunda yeryüzünde yeni biri “inananlar ittifakı”na zemin hazırlayacaktır. Kuran bize “İslam’a karşı müşfik olanların Hrıstiyan ruhaniler olduğunu” (Maide, 82) boşuna mı hatırlatıyor sanırsınız?  
Bir kıyamet senaryosu olmayanlar ne söylediğimi şimdilik anlamayabilirler. Ama tüm yaşananlar haber verilen şekilde geliştiğine göre, muhakkaktır ki bir “Hristiyan Ruhaniler- Mümin Müslümanlar ittifakı” da olacaktır. “İsa Mesih Mehdiye iktida edecek!” şeklindeki hadisi, hâdiseler diliyle okumak istediğinizde bunu anlarsınız.
O yüzden diyebilirim ki bölgede yaşananlar, bin yılda bir yaşanacak cinsten bir kapışmadır.
Batı Roma (Vatikan), kendisi için ciddi bir sıkıntı olmaya başlamış olan Bizans’ı, nasıl ki Osmanlı’nın insafına bırakarak, Osmanlıların Doğu Roma olmasına yardımcı oldu ise (en azından göz yumarak)… Şimdi de Siyonist Para baronlarının desteği ile Doğru Roma haline getirilmek istenen Çin’e karşı yeni bir Osmanlı inşasına zemin hazırlıyor gibime geliyor.
Ben bu kapışmaların, Türkiye’yi güçlendireceğini umuyorum.
Bilenler bilir; bugüne kadar ki genel yaklaşımım şuydu ki, bizim bölgemizde yaşanan kargaşaların en altındaki sebep İsrail’in, ‘Büyük İsrail’ devletini kurma çabasıdır. Ama şimdi genel gidişata bakarak –tabi İsrail’in orada kurulması da dâhil- meselenin çok daha büyük olduğunu, İsrail halkının dahi bu kapışmada kurban taraflardan biri olduğunu görebiliyorum. Zaman tabii ki en büyük müfessirdir ama görüyorum ki, bir el onların da planlarının gerçekleştirmesine mani oluyor. Çünkü Büyük İsrail için 2006’da adım atılması ve 2012’de o adımların teşahhus ettirilmiş olması gerekiyordu. Ama olmadı. İsrail’in bölgede üstlendiği görevlere karşı aldığı pay tatmin edici değil çünkü. Sanırım bunu İsrail derin devleti de görüyor ki onlar da Çini donatıp yeni bir Doğu Roma olarak Vatikan’ın karşısına koymaya karar verdiler. Bu, Yahudi sermayesinin neden Amerika’dan Çin’e kaydırıldığını da izah ediyor..
Öyle hissediyorum ki Batı Roma yeniden harekete geçti. Ve Kendisi için yenilmesi zor olacak yeni Doğu roma namzedi Çin’i durdurmak istiyor. Bu tür güç dengelerinin oluşturulması elbette derin ve kalıcı felsefeler ve stratejiler gerektirir. Ve tabii ki kanlı eylemler… Kimse kullanıldığını fark etmez ama birileri olayları kurgular ve tatbik eder. (Hatırlayın Fatih, ne zaman ki Doğu Roma’ya yöneldi, zehirlendi). Sanırım Vatikan, Türk gücünden kendine yeni bir kalkan oluşturacak. Tabii bu bizim de işimize geliyor. Anlaşılan odur ki, İsra Suresinde ifade edildiği üzere Türklerin görevi sadece Museviler ile Müslümanlar arasında devam ededuran kavganın dengesini değiştirmekle kalmayacak, dünyanın yeni şeklinin belirlenmesinde de rol oynayacaktır. Dünya derin devleti -ki bunun başının Vatikan olduğu netleşiyor- Türkiye’nin yeniden güçlendirilmesini istiyor.
Uzun vadede bu Türkiye’nin lehine mi olur aleyhine mi olur bilemiyorum. Çünkü geçen asrın başında tam da bu sıralarda başlamış olan Birinci Dünya Savaşı’nda, batının açılımı ve büyümesi önünde duran Osmanlı’nın tasfiyesi sağlanmış, "Doğu Roma” görevini üstlenme Rusya’ya verilmişti. Rusya kendisine verilen fırsatı Batının aleyhine kullanınca çökertildi. Ama beklenmeyen bir şey oldu, Washington merkezli İblis düzeni(Neoconlar) Çin’i parlattı. Çin’in parlaması ve Batıya hücum etmesi, tüm Yahudilerin Filistin’e toplanması gibi kıyamet alametlerindendir. Bu gerçekleşti. Çin’in kabına sığmadığı ve batıya doğru taştığı görüldü. Bu gelişmenin, Batının, kendisiyle çok öğündüğü dokunulmaz kıldığı kutsal  “değerler”ini ciddi tehdit etmektedir. Şimdilik, Washington merkezli İblis düzeni, Vatikan Merkezli “Newyork yaklaşımı”nı –ki biraz daha vicdanidir- İslam terörü iddiasıyla yedeğinde tutuyor ve oyalıyor. Bu simülasyon bittiğinde Batı derin bir vicdan muhasebesi yaşayacaktır. Ve esasında yaşanan kavga sadece doğu batı kavgası değil, dünyadaki iyiler ve kötüler kavgasıdır da tam farkında değiliz.
Benim iki endişem var. Biri başta da belirttiğim gibi Avrupa’nın Türkiye’nin yanında yer alıp almayacağıdır. Diğeri de Türkiye’nin mazlumlar safında olup olmadığıdır?
Avrupa Türkiye’yi bırakmadıkça savaş olmaz. Ama rivayetlerde var ki Avrupa Türkiye’yi terk edecek ve Türkiye savaşın içine çekilecek. Başlangıçta ciddi sıkıntılar yaşayacak ve hatta bazı bölgeleri işgal edilecek.
Ama nihayette Türkiye, mazlumların yanında yer aldığı/alacağı için sonunda Hristiyan ruhanilerinin de Türkiye’nin yanında yer almasıyla –rivayette vardır, İsa gelecek Mehdiye iktida edecek- Türkiye büyük bir toparlanma yaşayarak kendisinden koparılan bölgeleri ve daha fazlasını yeniden sınırları içine katacaktır. Doğu Roma olma hakkı yeniden Türklere verilecektir.
Yavmülmelhame denilen hadislerde sözü edilen savaşlar ondan sonra gerçekleşecektir! Çünkü Vatikan Yahudileri gözden çıkarmadıkça İsrail’e bir şey yapmak mümkün değildir.
Ben fakir, bu yaşananların ilk etapta ciddi bir fatura getirse de sonunda Türkiye’yi güçlendireceğine inanıyorum. Haa tabii ki bu canlar yanmayacak, insan zayiatı olmayacak, ülke ve halk zahmet çekmeyecek, bedel ödemeyecek demek değildir. Maalesef, hiçbir coğrafî büyüme ve iktidar, faturasız değildir. İsa’nın gelip Namazda Mehdiye uymasını başka bir şekilde izah etmek safdillik olur…
Rabbim yaşananları hayrımıza tebdil etsin inşallah!

28 yorum:

  1. Türkiye nin mazlumlar yaninda olup olmadığı nasil şüpheli anlamadım. Kim olacak ya rejim mi rusya mı iran mı isid mi israil mi pyd mi?Allah Allah

    YanıtlaSil
  2. Siyonist üst akıl
    Putin’i de esir aldı

    1* Necip Fazıl Çilesi’nde “Pencereye koştum: Kızıl kıyâmet” dedikten sonra “Bir kanlı şafakta, bana çil horoz/Yepyeni bir dünyâ etti hediye” diye zamanının halini anlatır. Şimdi de çil bir horoz yani sarı bir Rus’un kullandığı bir jet, kuşluk vaktinde avcı Türk’ün füzesiyle düşürülür. Ve kıyamet kopar. Artık yeni bir hal söz konusu. Eski hal yok. Muhal. Evet karşımızda yeni bir hal var. Sanki kapkaranlık bir geceden felaket maskeli bir hal ortalığı kaplar.100 yıl uzunluğundan bir gecenin ürünü bir hal. Değil yalnız bölgemizde, küresel çapta hükmeden karanlık bir beynin vekaletle yürüttüğü kara hallerden bir hal.

    Son olay da son yıllarda bölgemizde yaşanan kavganın iki sebebi var. Biri görünürde enerji güzergahı, diğeri ise bilad-ı Şam’da kurulması muhayyel 2 bin yıllık Büyük İsrail hayali. Yani Süfyan ile Büyük Deccal’in yardımcı ve yapımcısı ana deccalin hülyası.

    Hem dünyada hem de Ortadoğu’da hakim tek akıl Yahudi-siyonist üst aklıdır. 20. Asırda vekaletle hükmetti. Ne istedi ise elde etti. Ne istemişti? Arz-ı mev’udu. Ne yaptı? Osmanlı’yı yıkıp Süfyanı çıkardı. Romanov’un Rusya’sını yıkıp deccali çıkardı. Alman İmparatorluğu’nun yıkıp kızılın yanında kara faşizmi çıkardı. 1917’de İngiliz’in Belfour Beyannamesi ile arz-ı mev’udun vadini aldılar. Ama bu 80 yıllık müttefik vadini ağırdan alınca yeni müttefik olarak ABD’yi bulup fitneledikleri 2. Cihan Harbi ile sahneye sürdüler. Ve bu sayede altı köşeli yıldızlı bayrağı Filistin’e diktiler. 1948.

    Merkez eyalet tamamdı. Sıra geldi Fırat-Dicle arasına hakim olmaya. ABD de İngiliz gibi işi ağırdan alınca bu kez fitne sihirbazı Henry Kissenger’in eliyle bir dizi düzenlemelere imza attılar. 1973 savaşı sonrası. Çin ABD’ye rakip olsun diye çıkarıldı, Yahudi ağırlıklı Küresel sermaye oluşturuldu. Ardındna Neoliberalleri iktidara getirip Yinon Planı’nı piyasaya sürdüler. Nedir o plan? 9 devleti 22 bölük pürçük yapıp Büyük İsrail’i bilad-ı Şam’da kurmaktı. Ve bu plan 1991 Körfez Savaşı’ndan beri yürüyor. Tıkır tıkır. Körfez Harekatı, Irak operasyonu, DAEŞ fesadı, Libya’yı bir hamlede 3’e bölme, Mısır’da ise İhvan’dan temizleyip, Yemen ateşini körüklediler. Son numaraları ne oldu? İran ve Suriye? Şöyle:
    3 yıl önce Putin anide İsrail’i ziyaret etti. Niçin? Ne konuşuldu? Fıs fıs fıs tezgah tamam. 3 yıl sonra. Geçen Eylül ayında Netanyahu alelcala Moskova’ya uçtu. Çünkü Filistin Lideri Mahmut Abbas ve One Minute’ci Tayyib Erdoğan Moskova’ya cami açılışına geliyordu. Endişeleri vardı. Putin muhakkak ona “Keyfine bak o işleri hallettik. Yani İran batı ile anlaşıyor, Suriye’de ise işlem tamam. Türkiye için de endişe etme” Ve Netanyahu huzur içinde dönüp olacakları seyre koyuldu. Yeni vekil çalışacak, onlar tahta çıkacak.

    Bir ay sonra Rusya sürpriz bir şeklide Suriye’de bombardımana başladı. Müttefiki İran da karadan yardımcı oluyor. Derken bir ay sonra Putin iki ülkeyi daha ziyaret etti. İran ziyareti normal de sürpriz ve şaşırtıcı olanı Ürdün. İngiliz’in vesayet ve himayesindeki bu ülke ve kraliyet ailesi. Nasıl bir işbirliğine sokuldu? Ne konuşuldu?

    YanıtlaSil
  3. 2*Derken bir anda komplo üryan oldu. Artk komplo çıplak. Gizlisi saklısı yok. Plotanik aşkın yatağa düşmüş hali. Bu nikahsız zifaf nereden çıktı. Bir anda film şeridi gibi entrikalar resmi geçidi başlıyor: Küresel sermayenin bölgedeki fitneleri. Neocon-siyonist-cemaatin fesadları. 100 yıllık Rothschild+İngiliz’in enerji güzergahı hayali. Türkiye’yi hem enerji güzergahı olmaktan hem de Ortadoğu’da ebediyyen tecrid edecek Kürt kantonları. Ve Ürdün’e yapılan teklif: “İsrail’e gidecek enerji hattına yol ver sen de kazan.” Çünkü Hazar-İran-Irak-Körfez enerji kaynakları Türkiye üzerinden değil yeni oluşturulacak bu iki yeni kanaldan Akdeniz’e akıtılması düşünülüyor. Almanların Kürt ve Ermenistan devletleri kurup Musul-Karadeniz hattı olmayınca yeni güzergah bu oldu.

    Hayfa’ya gelecek Arap-Acem bölge petrolü İsrail’in Süveyş’e paralel İngilizlerle inşa ettiği 20 milyar dolara mal olacak Akdeniz-Akabe körfezi kanalı ile petrol uzakdoğuya taşınacak. Yani küresel sermaye kazanacak. İsrail de. Rothschild ailesi de.

    Şimdi karşımızda yepyeni bir fitne ittifakı var. Rusya-İran-Suriye-İsrail-Neocon ittifakı. Dikkat edilirse İran, Rus uçağı vurulduğu andan itibaren zembereği boşalmışçasına art arda çatlak sesler çıkarıyor. “Türkiye’nin yaptığı çılgınlık” PYD-HDP kuklaları ise arka planda nakarat korusu oldu.

    Buraya kadar her şey tamam da. Mehdi ve Mesih bu işin neresinde? Çünkü bunların bir vazifesi de ana deccal Yahudi’yi Lut Gölü’nde yok etmektir. Yani tevhid dinin iki hizmetkarı birleşerek fitne fücur üst aklın Lut Gölü’nde yani Filistin’de tarihe gömmek değil mi?

    Bediüzzaman’ın gayri münteşir bir mektubunda “Hakikat noktasında ahir zamandaki gelecek büyük Mehdi siyaseti tam dindar İsevîlere bırakıp yalnız İslâmiyet hakikatlarını isbata, izhara, icraya çalışır” der. Hz. Mesih’in namazda Mehdi’ye tabi olması din ve iman noktasında ona uymasıdır. Alem-i İslam’da ihtilafların giderilmesinde siyaseten destek vermesidir. Yani İslam ülkelerinin istiklalini kazanmasıdır. Ve ittihad-ı İslam’ın sağlanmasına yardımcı olmasıdır. Bu dünyada sulh ve sükuna yol açmasına bakacağından, baş fitneci ve fesadçı üst aklın devreden çıkarılmasıdır.

    Üst akıl 11 Eylül‘den beri bütün Avrupa’da ve dünyada İslamfobia’yı körüklüyor. Çünkü ancak bu sayede Büyük İsrail’i kurabilir. Algı operasyonu ile mevhum bir İslam tehlikesini bahane ederek güç devşirme peşinde. İşte bu gadab-ı İlahiye’yi celb eder. Ve böyle bir ortamda Hak din ağacının güçlenip cihanı kaplaması vesile olur ki en büyük fesad üst aklının sonudur.

    Burada ana merkez, Mehdi’nin Süfyan’ın bid’a rejimini tamir ettiği Türkiye’dir. Belki kanlı bazı çatışmalara girebiliriz. Türkiye zaten 50 yıldır terör ve anarşi ve PKK’nın ateşinde kıvranıp duruyor. Son perde açıldığına göre bu süreç 2013 veya 2014 Ekim ayında başlayan 2 yıllık bir süreçtir. 6/7 Ekim’de başlayan Suruç ve 20 Temmuz saldırılarıyla devam eden ve önümüzdeki günlerde karşılaşacağımız başka saldırılarla toplam ömrü 2 yıldır. Girdiğimiz bu tünelin önümüzdeki yıl sonu çok ilginç gelişmelere şahit olarak 2017’de ferah bir yıla gireceğiz. Çünkü “Çin’e bak Çin’e” diyerek ABD’yi uyutup aldatarak Rusya’yı sahneye süren üst akıl bunun faturasını ağır ödeyecektir. Çünkü 2008 krizinden beri etkisiz hale getirilen Obama iktidarını kuşatan neocon çetesi dindar İsevilerin gözünden kaçmadı.

    YanıtlaSil
  4. 3* Putin yalan kıvırıyor. 3 yıl önce üst akla teslim olduğu anlaşılan ve ülkesindeki İsevi’nin komünizme karşı zaferine halel getiren ve zikzaklar çizen Putin G20 toplantısında manidar manidar DAEŞ’e yardım eden ülkelerden bahsetti. Sonra Ürdün’de bunun tekrarladı. Dün ise üst aklın ağzıyla konuştu:

    “Sorun sadece dün yaşadığımız trajediyle ilgili değil, çok daha derin. Sadece biz değil tüm dünya görüyor ki, mevcut Türkiye yönetimi uzun yıllardır ülkesini kasten ‘İslamlaştırmaya’ yönelik iç politika izliyor. İslam büyük bir dünya dinidir ve aynı zamanda Rusya’daki geleneksel dinlerden biridir. Biz de İslam’ı destekliyoruz ve buna devam edeceğiz. Ama burada söz konusu olan daha radikal bir İslam’ın desteklenmesi. Bu durum ilk bakışta pek fark edilmese de olumsuz bir atmosfer yaratıyor."

    Bu söylem ve sözler küresel deccalin suflörlüğünde söylendi. Bu sözler aynı zamanda Radikal İslam rejimine sahip olan İran’ın müttefiki Rusya için ayrı bir tezad oluşturuyor. “Sen önce yol arkadaşına bak” derler adama. Siyasal İslam’ın en kötü örneği olan ve ikrah ile dini hayatı sürdürmek isteyen molla rejimini eleştirsin.

    Şimdi1000 yıllık misyonuna 100 yıldır ara veren Türkiye’nin ahir zaman vazifesini ifa ve icra etme zamanı geldi. 1 Kasım’da zaten gerekli azığı aldı. 100 yıldır alem-i İslam’dan koparılan ve son bir komployla tamamen koparılmak istenen yani küfrün tahrikiyle kardeşini vurması istenen İslam’ın kılıcı düşmanın başını vuracak. Türkiye Mehdi’nin elmas kılıcıyla veya iman topuzuyla başlayıp 3. Faslın geniş dairesinde ise hem hakiki kılıçla düşmanını hem de üst akıl düşmanının başını vurmalı. Çil horoz bunun da haberini verdi. Gözünüz aydın

    Mehdiyet’in bir maksadı da İslam medeniyetini Kur’an’ın elmas hakikatleri ile ihyasıdır. Bediüzzaman bunun mevcud medeniyetin terakki etmesinden doğacını söyler. Yani Judo (Yahudi) – Hıristiyan medeniyeti çökecek. İsevilik Yahudi güdümünden çıkacak. Kur’an’a tabi olacak. Olunca da ise Mesih-Mehdi cemaatlerinin çabalarıyla İslam-İsevi medeniyeti hakim olacaktır. Fetih Suresi’nin son ayeti ne idi? İncil’deki İslamlar nasıl anlatılıyordu: Çekirdek-filiz-koca ağaç (cihana yayılan tevhid ağacı). Cenab-ı Allah ekinin büyümesi sonucu Küfür ehli büyük bir öfkeyle kudurtacak.

    Buna fecr-i sadık ile başlanacak. O günün sabahında horoz değil Ayasofya’dan ve Mescid-i Aksa’dan alem-i İslam’ın afakında Ezan-ı Muhammedi Davudi makamdan sesi yükselecek. Besmeleyle başlayan fetihTekbirle hedefini ulaşacak..

    YanıtlaSil
  5. Allah askina bu nasil mantiktir nasil edilgenliktir nasil bir kole ruhudur. Her seyi vatikan veya yahudiler yonetiyor, hatta savaslarda biz kazanip bize bir sey olmamiza izin verecekler oyle mi? Allah bu Kabul esilmis kolelik anlayisinizi islah etsin.

    YanıtlaSil
  6. http://m.yenisafak.com/yazarlar/serdartuncer/mujdemi-isterim-2023505

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Serdar Tuncer / Yeni Şafak

      Müjdemi isterim

      Kıyamet yakında kopacak. Ortadoğu coğrafyası alev alev… Küçük alâmetlerin hepsi zaten vardı, büyükler de bir bir görünmeye başladı. Allah Resûlü'nün “Şam ehli parasını ve bıçağını elinde tutamayacak" dediği günleri yaşıyor gibiyiz. Bilâd-ı Şam'daki kargaşa, yaklaşmakta olanın epeyce yaklaştığının en büyük habercisi.
      Müslümanların savaşacağı sarı ırkla kastedilen Ruslar olsa gerek. Müslümanlarla 'bir annenin çocuğunu doğuracağı süre' kadar birlik olup sarı ırkla savaşacak olan da belli ki Avrupa devletleri. Sonra onlar da Müslümanların karşısına geçecek.
      Mehdi'nin (a.s) zuhuru yakındır artık. Akdeniz'de onlarca devletin savaş gemileri ve uçakları var. En ufak bir kargaşa halinde 3. Dünya Savaşı çıkacak gibi. Bu defa tank ve toplar değil nükleer silahlar konuşacak.
      Einstein ne demişti? “Üçüncü Dünya Savaşı'nı bilmem ama dördüncüsü taş ve sopalarla olacak." Nükleer silahların kullanımı, teknoloji ve enerji kaynaklarını yok edecek tabiî. Mehdi'nin (a.s) elinde kılıç, at üstünde savaşacağı şartlar da bu şekilde oluşacak.
      Bu aralar dost meclislerindeki sohbetler işte böylece uzayıp gidiyor.
      Gülüyorum.
      “Yanlış kıyametle meşgulüz be birader!" diyesim geliyor.
      Bırakalım ne zaman geleceği meçhulümüz olanın peşinde koşmayı da, doğumumuzdan beri ardımıza düşen mâlum kıyametin farkına varalım.

      Yazının devamı için:
      http://www.yenisafak.com/yazarlar/serdartuncer/mujdemi-isterim-2023505

      Sil
    2. Serdar Tuncer'in yazısına göre: 3. dünya savaşında Batılılar 9 ay süreyle müslümanların müttefiki olacak. Ancak ittifak 9 ay sonra bozulacak. Hadiste buna hristiyanlardan birisinin Haç galip geldi demesi sebep olacak. Hadise göre batılılar müslümanlara gadr edecek. Yani haksızlık ve ihanet edecek. Mehdi denilen zat 3.dünya savaşının sonlarında zuhur edecek. Ondan sonra bütün dünyanın kafirleri ile müslümanlar savaş edecek.

      Sil
    3. Osman Hulusi efendiye göre:3. dünya savaşından önce Avrupa Türkiyeyi dışlayacak. Ardından Türkiye Nato'dan çıkacak. 3. dünya savaşı bazı görüşlere göre Türkiyeyi fazla hırpalamayacak. Bazı görüşlere göre Türkiye kuzeydoğudan Hataya kadar saldırıya uğrayacak. İstanbul işgal edilecek.
      Asıl savaş Batılılar ile Ruslar arasında olacak. Ruslar Avrupayı yerle bir edecek. Ancak Rusların hızı kesilecek. Karşı saldırı ile Ruslar perişan edilecek. Bediüzzamana göre hemşerileri Rusları doğuda teslim alacak. Mehdi özellikle Kafkasyadaki savaşlarda iyice tanınır hale gelecek. Ruslar İslam alemine teslim-i silah edecek.
      Savaşın sonunda batılılar yardım bahanesiyle girdikleri islam ülkelerinden çıkmak istemeyecekler. Mehdi Mekkeden İstanbula kadar sefere çıkacak. Mehdi İstanbulda iken Deccalin çıktığı duyulacak. Mehdi Kudüse geri çekilecek. Deccal Mehdiyi Kudüste kuşatma altına alacak. Açlık çekildiği bir zamanda İsa zuhur edecek. Hristiyanlığın bir kısmı tasaffi edip İslama girecek. Müslamanlarla ittifak edecek. Mehdinin ardından dünya hakimiyeti islama girmiş İseviler elinde olacak.

      Sil
  7. Üçüncü Dünya Savaşı Beni Asfar'ın Türkiye'ye saldırısı ile başlar.


    Şeyh Abdullah Dağistani’ye göre:

    Mehdi’nin zuhuru öncesinde önce bitişikbir ülkeden Türkiye’ye saldırı olacak. Ondan sonra komşu bir ülke üzerindenTürkiye’nin bir kısmı işgal edilecek. ABD’nin bu duruma müdahale etmesiyle üçüncü dünya savaşı çıkacaktır.

    Abdullah Dağistani'ye göre bitişik birülkenin Türkiye'ye saldırmasının ardından, komşu bir ülke Türkiye'ye saldırıp bir kısmını işgal edecektir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Türkiye'ye bitişik ülke Suriye, Türkiye'ye saldıran komşu ülke Rusya olmalı... (Ancak Hatay'dan Türkiye'ye saldırı vaki olduğunda batıdan Yunanistan Türkiye'nin batı kısımlarına saldırır. Bunu da hatırda tutmalıyız.)

      Sil
    2. Abdullah Dağistani'ye göre Üçüncü Dünya Savaşı Beni Asfar'ın Türkiye'ye saldırısı ile başlar.
      Nazım Kıbrısi bütün -izm'lerin Amik savaşında yok olacağını belirtir. Rusya ile kriz başladığında bütün Türkiye düşmanlarının Rusya taraftarı olduğu görüldü. Bunun hesabı eninde sonunda sorulacaktır.

      Sil
    3. kıbrısi ile şu notu düşelim.
      hatırlarsın zamanında şeyh nazım kıbrısi hazretleri, KKTC yi terkedin kıbrıs sular altında kalacak diye fetva vermişti. tüm mürüdlerine adayı terketmeleri konusunda fetva vermişti.

      youtube den baktım o video ları kaldırmışlar. bu ifşatın bir sene içinde gerçekleşeceğini düşünüyorlardı fakat gerçekleşmeyince videoları kaldırttırdılar sanırım. yaklaşık 5-6 sebne oldu sanırım. kıbrıs adasının etrafı ateş topu.

      müridleri inanmadı ama ifşat gerçekleşecek gibi.

      Sil
    4. Mustafa bey sizce 3. dünya savaşı en fazla ne kadar sürer? Bir de teknojinin duracağı meselesi hakkındaki görüşlerinizi merak ediyorum.Teknoloji temelli mi yoksa geçici bir süreliğine mi duracak? Allah' emanet olun.

      Sil
    5. Kimi 3 ay der, kimi 6 ay der, kimi de 200 gün sürecek der.

      Sil
    6. Ben Kıbrısi'nin keşfen bir şey gördüğü ancak buna isabetli bir yorum getiremediği kanaatindeyim. Yani bence bu zat savaştan Kıbrıs'ın bir şekilde etkileneceğini görmüştür. Tabir etmek ayrı bir konudur.
      Mesela ben de -yanlış anlaşılmasın, bir şey iddia makamında değil- rüyalarımda bir sürü savaş manzaraları görüyorum, ama gerçek tabirini bilmediğimden bu rüyaların gerçekten büyük savaşlara mı, yoksa benim kendi şahsi ve ruhi ahvalime mi işaret ettiğini bilemiyorum.
      Bu açıdan meseleye geniş bakmak lazım. Benim için her bir islam alimi kıymetlidir. Ancak temkin her lazım lazımdır.

      Sil
    7. Artık vakit gelmiştir. Allah hepimizin imanını muhafaza etsin. Elimizde amel yok denecek hükmünde bari imanımız sağlam olsun....

      Sil
    8. http://hazretimehdias.blogspot.com.tr/2015/12/seyh-nazm-kbrsi-nin-vasiyeti-ve.html

      Sil
    9. 6 aylık savaş 2.savaş, önce ilk savaş çıkar sonra 9 aylık dinlenmeden sonra 2.başlar ve ardından kısa dinlenme deccal ile savaş o mücadele de 444 güne yakın sürer.deccal ile olan savaşta savaşın büyük kısmında müslümanlar önde olacak ancak Mesih İsa belirmediği için savaş uzayacak.Ancak ilk savaşta ve özellikte 2.savaşta müslümanların çoğu muzaffer gelineceğine inanmayacak.Rusların henüz dünyaya göstermediği teknolojileri var,uzay çalışmaları sonucu bunları elde ettiler.
      İzmir depremi sonrası pyd anadoluya hücuma girişir.Ruslar ve rus yanlıları hem batıda hem doğuda.
      süfyani fetulahın gelişi ahtapot rusların belirmesiyle yakınlaştı.Dikkatli olun.Hakikatı öğrenin,hakikat sizi yükseltir.İslam'ı yalnız ibadetlere indirgemeyin.

      Sil
    10. Şeyh Nazım Kıbrısi nin vasiyeti ve Bugünlerimiz
      Şeyh efendi 2011 yılında youtube'deki bir videosunda melhamei kübra savaşından bahsediyor ve günümüzden haber veriyor. bunun gibi birçok video su var fakat bu video biraz farklı. farklı kılan özellik ise soru soran bayanın "millete bir vasiyet varmı" diye sorması. şeyh efendi vasiyetim şudur diye anlatmaya başlıması. Yani benim ölümümden sonra olacak dediği hadiseler anlattığım şekildedir demek istiyor. hatta sunucunun türkceye hakim olamamasından dolayı ilk önce tavsiye demek istemiş fakat ağzından vasiyet çıkmış tam düzeltecekken şeyh efendi vasiyet diye ifşatlarını paylaşıyor. 07:40 saniyeden sonra ya bakabilirsiniz. Şeyh efendi .ok önemli bilgiler veriyor. 10:00 saniyeden sonra bakarsanız günümüzle ilgili çok önemli ifşatlara şahit olacaksınız. benim en çok ilgimi çeken bölüm "türkiyeden talebeler gelmesinler, kıbrısı terk etsinler." ve "kıbrıstan türkiyeye gidiş olmayacak ve türkiyeden kıbrıs'ada geliş olmayacak, rus gemileri ve denizaltıları buna engel olacaklar" demesidir.

      Şeyh efendi bu ifşatlarını 2011 senesinde söylemiş ve 4 sene sonra dediklerinin gerçekleşmeye yaklaştığını görüyoruz. düşünün bir kere 4 sene önce rusyayla aramızın bozulacağını tahmin etmiş ve insanları uyarmış.

      İlgili videoyu aşağıda bakabilirsiniz.
      Bu arada şeyh efendinin ruhlarına bir fatiha...

      http://hazretimehdias.blogspot.com.tr/2015/12/seyh-nazm-kbrsi-nin-vasiyeti-ve.html

      Sil
    11. Selamun Aleyküm Sakarya Seyf. hakikat dediğiniz nedir? öğrenmek isterim ama anlayamadım..ibadet dışında diyince aklımda birşey canlanmadı.eğer çok uzun konuysa özetleyerek 1 2 cümle ile cevap versenizde olur.Mesajlarınızı bu sayfada uzun süredir takip ediyorum.tekrardan Selamun aleyküm Allah a emanet

      Sil
    12. acele ettim araştırmadan sordum. sorumun cevabını buldum galiba.
      http://www.hakikat.com/nur/tsvf/tsvf01.html
      bu sitede toplam 25 bölümde anlatıyor.

      Sil
    13. Şeyh Kıbrısi, yine rivayet ile müşahadatını birleştirip afaki olarak haber veriyor. Doğru söylüyor, ama bir hususu atlıyor. Deccali yani Süfyan’ı teşhis edemiyor. Çünkü o ampirik bilgi sahibi. Yani geçmişin rivayatını tekrarlıyor. Yani nakil var. Teşhis yok.

      Şimdi 1. Melhame’den kaç yıl sonra İstanbul feth olunur. 9 yıl sonra. Yani 6 Ekim 1923. Ne zaman işgal olurmuş 6 yıl sonra. 1918. İstanbul silahsız fetholunur, yani anlaşma ile işgal biter. Silah atma yok. İşini püf noktası burada İstanbul feth olunur gibi iken, 7 ay sonra Deccal’in çıktığı haberi gelirmiş. Nerede bu deccal. İstanbul dışında. İşte o onda yeni cihad-ı manevi yani Mehdiyet devreye girer. Yani ehl-i imanın yeni cihadı zuhur eder ve Süfyan’a yönelir. 1924. Hilafetin ilga tarihi ile bu kesinleşir. Yani o tarihte Süfyan var. Varsa Mehdi de var. Yani huruç eden Süfyan hakimiyet kurar. Ta 3. Melhame’ye kadar bu hakimiyet 4 devre halinde ama tesiri azalarak devam eder. 3. Melhame sonrası Mehdiyet hakim olurken ittihad-ı İslam’ın kapıları açılır.

      İstanbul’un ilk fethinin manevi lideri Akşemseddin Hazretleri. 2. Fethin mimarı, yani Konstantiniye’nin manevi fatihi Hz. Mehdi. O Konstantiniyye’yi Süfyan’ın rejiminin elinde alır. Neyle. Tekbir ve tehlillerle. Yani manevi cihad ile 3 defada. Yani 1. Fatih. 2. yarıda kalan silahsız alınış ve üçüncüde Süfyan’ın rejiminin elinde alınarak fetih tamamlanır. Mehdi'nin olduğu zamanda İstanbul işgal olur, ama o zaman vazifeli değildi. Zuhurundan 100 yıl sonra cemaati yani cereyanı feth eder. Çünkü onun vazifesi odur. Süfyan'ın bid'a rejimini ıslah ile iman ve hayat devrelerinden sonra hakimiyet-i İslamiye'yi tesis etmedir. Saltanat cihetiyle. Alınca da Mehdiyetin hakimiyeti başlar. Burada bir sıra daha var, 1950, 1983 ve 2002-2021 üç tarihine de atıf var.

      Tarihi bilgi olmayınca rivayet tevil edilemiyor. Osmanlı’nın 1. Melhame'de bilad-ı Şam’da 3 ordusu çarpıştı. Biri şehit oldu, biri esir düştü 3. ise içinde Süfyan olan kaçtı. Onlar gelip vaziyete hakim oldu. Mesele budur. Yani 100 yıl ara ile meydana gelen iki olay birleştirilerek veya karıştırılarak tevil yapılınca hakikat ortaya çıkmıyor. Şeyh Kıbrısi’inin 3 ordu meselesinin tevili budur. Bunu yarı bir yazıda ele alalım.

      Sil
    14. Bu arada bir hususu daha hatırlatayım. Süfyan yani Deccal Şam’dan çıkar rivayetinin bir hakikati şudur: Bu Şam hangi Şam. Yani bilad-ı Şam’da vazifedar Halifenin ordusundaki bir subaydır. O birliğini geri çeker ve İstanbul’a gelir. Öyle ki Medine direnişinin sona erdirilmesine taraftar (emir vererek) olur. Yani kahraman diye yutturulan bu zat düşmana toprak vererek durumu kurtarmaya çalışan biridir. Yani Deccalin yalancı ve aldatan sıfatı da oradan gelir. Hile ve dalavera üzerine kurulu dahiyane bir yalancı ve aldatandır. Böyle hususlar için feraset ve basiret kadar da, Nur-u Kur’un ve Nur-u Muhammediye’ye mazhariyet gerektiri ki, o da Halifetullah olan Mehdi ve cemaatine verilmiştir. Mehdi vazife alınca bunların yalancılığını tek tek yüzlerini vurur ve ehl-i imanı uyarır. Ve öyle oldu. Şimdi bu gerçeği Esed ailesini iltibass ederek mesele saptırılmak isteniyor. Esed ailesinin mahiyeti Süfyani’dir. Yani Süfyan’ın rejimini taklit edendir. Keyfi, küfri, cebri, askeri.

      Not: Suret-i Hak'tan görünen bir kaç site Süfyanı korumak ve üzerindeki nefreti saptırmak için bu Deccalin huruç mahalleni ve kişiliğini gizlemek istemektedir. Arkadaşları uyarırım. Dikkat etsinler. Müteşabihat Süfyanilerin elinde insanı şaşırtabilir ve aldatabilir. Cemaate mensup yani sızan bazı kişiler de var bu işi içinde.

      Sil
  8. bundan 15-20 yıl önce bir yakınım bir rüya görmüştü. Hatırladığım kadarıyla rüya şöyle idi: Türkiye Amerika'ya güvenerek güneyde bir savaşa girecek. Bir süre sonra Amerika'nın çöktüğüne dair haber gelecek ve savaş devam ederken Türkiye'de iktidarı islamcılar ele alacak. Savaşa onlar devam edecek "Kazanırlarsa ne âlâ kazanamazlarsa vay onların hâline!" denilerek rüya bitiyordu...

    YanıtlaSil
  9. fuat Türker'in bugünkü yazısı (haber vaktim)...Armagedon savaşı hakkında...

    YanıtlaSil
  10. Amelsiz(sınavsız) iman sağlam olmaz Mustafa Bey...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Allah sizden razı olsun kardeş... Evet inandık demekle bırakılmayacağımıza inanıyoruz... İmtihan olmadan karne olmaz...

      Sil