.

ALLAH; DEVLETE, MİLLETE VE ORDUMUZA ZEVAL VERMESİN

14 Ekim 2015 Çarşamba

SUUDİ ARABİSTAN - İRAN SAVAŞI KAPIYA DAYANDI

Suudi Arabistan ve İran arasındaki ilişkilerindeki gerilim, "askeri güç" tehditleriyle zirveye çıktı.


Suudi Arabistan'da hacıların Mina'da şeytan taşlaması sırasında meydana gelen izdihamda çoğu İranlı yüzlerce kişinin hayatını kaybetmesinin ardından Tahran-Riyad ilişkilerindeki gerilim, "askeri güç"tehditleriyle zirveye çıktı.

İran cephesinden Riyad'a yöneltilen eşi görülmemiş tehditler, iki ülke arasında bugüne kadar vekalet savaşları görünümünde seyreden mücadelenin,"sıcak ve doğrudan bir çatışmaya"dönüşebileceği endişelerine yol açtı.

İran - Suudi Arabistan savaşı mı?

Bununla birlikte konuyu AA'ya değerlendiren uzmanlar, İran'ın tehditlerinin başlıca amacının ülke içinde oluşan infiali yatıştırma amacı taşıdığını, ancak Batı ile varılan nükleer anlaşma ve Rusya'nın Suriye'ye askeri müdahalesi gibi faktörlerle "elinin güçlendiğini" hisseden İran'ın, en azından retorik düzeyde tavrını sertleştirmek için uygun bir zemin bulduğunu ifade ediyor.
- Mina'daki facia ve tehditler İki ülke ilişkilerindeki derin kriz, Kurban Bayramı'nın birinci günü 465'i İranlı, Riyad'ın açıkladığı resmi rakamlara göre 769 kişinin vefat ettiği Mina'daki izdihamdan sonra meydana geldi. İran'da birçok siyasi, dini ve askeri yetkili, Suudi arabistan'ı hacıların güvenliğini sağlayamamakla suçlayarak, olayla ilgili bir soruşturma komisyonu kurulmasını ve sorumluların uluslararası mahkemelerde yargılanmasını istedi. Bazı kesimlerden de Suudi Arabistan'ın hac organizasyonunu gerektiği şekilde icra etme kapasitesinin bulunmadığı ve bu görevin, İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) gibi bütün Müslüman ülkelerin temsil imkanı bulacağı kurumlar tarafından yerine getirilmesi gerektiğini savundu.
Tahran'ın Riyad yönetimini hedef alan eleştirileri, ölen İranlıların sayısı ve aralarında üst düzey isimlerin de yer aldığı "kayıp" İranlılarla ilgili belirsizlik nedeniyle derinleşerek, açık askeri tehditleri de içerecek şekilde genişledi. Mina'daki izdiham faciasının ardından açıklama yapan İran dini lideri Ayetullah Ali Hamaney, Suudi Arabistan yönetimini bugüne kadarki en sert ifadelerle eleştirerek, İranlı hacılara ve cenazelere gerekli özeni göstermemesi halinde "sert ve şiddetli karşılık" verecekleri uyarısında bulundu.
Hamaney'in ardından, Devrim Muhafızları Komutanı Tümgeneral Muhammed Ali Caferi de Mina'daki izdihamın intikamını Suudi Arabistan'dan almak için "hızlı ve sert tepkiye" hazır olduklarını söyledi. Tahran'dan Riyad'a yöneltilen tehditlerin son halkası da bir başka Devrim Muhafızları Komutanı Murteza Kurbani'nin "Suudi Arabistan ve İsrail'i vurmak için iki bin İran füzesinin hazır beklediği" şeklindeki açıklaması oldu.
Suudi yönetimi ise İran'ın eleştirilerine karşılık faciayla ilgili İranlı hacıları suçlayan açıklamalar yaptı. İran'ı hac merasimini sabote etmekle suçlayan Suudi Arabistanlı bazı yetkililer, büyük can kaybına yol açan izdihama "ters yönde giden" İranlı hacıların sebep olduğunu iddia etti. Suudi makamları ayrıca, İran'ın eski Beyrut Büyükelçisi Gazanfer Ruknabadi ve Ali Esfer Fuladger gibi facianın ardından "kayıp" oldukları açıklanan rejimin önemli bazı isimlerinin, Suudi Arabistan'a farklı isimler ve başkalarının pasaportlarıyla girdiklerinin tespit edildiğini öne sürdü.

Tehditler iç kamuoyuyla ilgili

İran'ın askeri saldırı tehditleriyle zirveye çıkan Tahran-Riyad gerilimini AA'ya değerlendiren İranlı uzmanlardan emekli asker ve akademisyen Ahmed İbrahimi, İran'ın tehditlerinin "caydırma" amaçlı olduğunu belirtti.
Tahran'ın hedefinin, Suudi Arabistan'ın bölgedeki etkinliğini engellemek olduğunu savunan İbrahimi, İran'a ait olduğu ve Yemen'e silah taşıdığı söylenen bir tekneye el konulması, İran uçaklarının Yemen'e inişinin Suudi öncülüğündeki koalisyon tarafından engellenmesi, İran Büyükelçisi'nin Bahreyn'den sınır dışı edilmesi ve Kuveyt'te İran'la ilişkileri olduğu belirtilen bazı kişilerin gözaltına alınması gibi sebeplerle kızgın olan Tahran'ın, Mina'daki olayı bir bahane olarak kullanıp tepkisini ortaya koyduğunu savundu.
İran'ın daha önce de "Suudi yönetiminin Yemen'de geri adım atmaması halinde karşılık vereceği tehdidinde bulunduğunu ancak bu yönde bir adım atmadığını" hatırlatan İbrahimi, "İran'ın, Arap ülkelerinin Yemen'e saldırısından bu yana bölgedeki hegemonyası sürekli geriledi. Bu süreçte Irak, Bahreyn, Yemen ve Lübnan'da çok şey kaybettiğini hissediyor. Dolayısıyla bu türden tepkilere ihtiyacı var. Öte yandan (ABD Başkanı Barack) Obama da bu tehditler için İran'ın elini güçlendirdi" diye konuştu.
- "İran'ın saldırı niyeti ve gücü yok" Tahran Üniversitesi Öğretim Üyesi ve eski milletvekili Celal Celalizade de "İran'ın asla Suudi Arabistan'a yönelik bir saldırı niyeti ve gücü olmadığını" söyleyerek şöyle devam etti: "Çünkü bu saldırı bütün İslam aleminin tepkisiyle karşılaşacak. Ayrıca İran, ekonomik olarak iyi durumda değil. Diğer yandan böyle bir saldırı ABD ve Suudi Arabistan'ın müttefiklerini tahrik edecek. Dolayısıyla bu tehditler daha çok iç kamuoyuna yönelik açıklamalardır." İran'ın deneyimli gazetecilerinden Taki Rahmani de İran'ın Suudi yetkilileri sorumlu tutmak suretiyle "küçümsediğini" ve bir nevi güç gösterisinde bulunduğunu savundu. İran'ın, Suudi Arabistan'a karşı "misliyle mukabele" imkanının bulunmadığını ifade eden Rahmani, İranlıların tutuklanması ve baskıya maruz kalmasının bölgede gerilimi artıracağını ancak Tahran'ın askeri saldırı ihtimalinin muhtemel görünmediğini söyledi. Rahmani ayrıca, İran Cumhurbaşkanı HASAN Ruhani'nin de gerilimin yükselmesinden yana olmadığını vurguladı.
- Rusya'nın bölgeye gelmesi etkili oldu Ortadoğu Uzmanı Hasan Haşimiyan ise İran'ın tehdidini gerçeğe dönüştürmeyeceğini çünkü öncelikle ekonomik ve siyasi açıdan buna hazır olmadığını öte yandan İran'ın Yemen, Suriye ve Irak'taki askeri yenilgilerinin de dini liderin yeni bir maceraya atılmasına engel olacağı tahmininde bulundu.
İran'ın tehditlerinin Rusya'nın önemli bir aktör olarak bölgeye girmesiyle bağlantılı olduğu değerlendirmesinde de bulunan Haşimiyan, "İran, Rusya'nın arka çıkmasıyla sesini yükseltme cesareti buldu. Şu anda hiç kimse Rusya'nın Suriye'de ne zamana kadar kalacağını bilmiyor."

7 yorum:

  1. Bu haber bende Şeyh Abdullah Dağistani'nin gaybi ihbarını hatırlattı.İran Hürmüz boğazına saldırır ve büyük bir savaş çıkar demişti. Hadis'te Rey şehrinin (Tahran) yerle bir olacağı ifade edilmiş.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu olayın Suriye işgal edilirken olacağı aşikar. Lübnan, Suriye, Irak, İran-Şam bölgesinin eş zamanlı işgal edilmesi aşikar. Rus ve müttefiklerinin saldırısı bu olaydan kısa zaman sonra gerçekleşecek afetlerin patlamasından sonra olacağı aşikar.
      Yok eğer büyük savaşlar bu asırda olmayacaksa nihayetinde İran-BAE savaşı, Türk-Rus savaşı olabilir. Suriye rejimi de daha sonradan eninde sonunda nihayetince tekfirci militanlar tarafından indirilmesi söz konusu olur ve ABD bölgeye yerleşir, gün gelir, başka birileri çıkar ve ABD'yi tekrar atar. Önemli ahir zaman hadiseleri tevilsiz bir şekilde gerçekleşebilir.
      İmamı Rabbani hazretleri Resulullah sallallahü aleyhi ve sellem Efendimiz'in doğumuyla 1.bin yılın başlayacağını ve 2. bine girileceğini ve onun 2. binin yenileyicisi olduğunu bildirmiş ve vefatından bin sene geçtikten sonra en erken 2. binin başlamasıyla ve 3. bine girilmesiyle, 3. bin başlayana ve 4. bine girilene kadar Mehdi'nin ve Hazreti İsa aleyhisselam'ın dahi bu yüzyıl başlarında geleceklerini ve zuhurlarının yakın olduğunu belirttiğini fıkıh âlimleri ve zahid olan veliler, şeyhler ve hocalar izah etmişlerdir. Zahid olan veliler, şeyhler, hocalar ve hele ki sahte veliler, şeyhler, hocalar bir yana sahte fıkıh âlimleri müsveddleri bile müceddid âlimlerin sözlerini doğrudan anlayamazlar, anlayabilmeleri için fıkıh âlimlerinin ilmihallerini öğrenip kavradıktan sonra onların fıkıh ile ilgili kaynaklarını da öğrenip kavramalıdırlar, sonra da tefsir kitaplarını örenip kavrayarak tüm öğrendiklerini daha iyi belleyerek pekiştirirler.

      Sil
    2. 'Bu ümmetin ömrü 1000 seneyi geçecek fakat 1500 seneyi geçmeyecektir' ya da 'Ümmetin icabet ömrü 1500 seneyi geçmez' ve 'İnsanlar hicri 1400 senesinde Mehdi'nin yanında toplanırlar' ve de 'Kıyametin kopmasına 1 gün kalsa bile Allah-ü Teala o günü muhakkak uzatır' gibi hadis-i şerif rivayetleri yuvarlak ifadelerdir; zira âlimler bu hususu açıklamışlardır, halktan daha çok kişinin duyması içn de hocalar da açıklamışlardır. Ben de onlardan öğrendiklerimi aktarıyorum inşallah. Bu rivayetlerde anlatılmak istenen normalde bu ümmet doğru yolda giderse 1000, yanlış yolda giderse 500 sene yaşayacaktır, lakin bu süre dolsa bile/dolarsa eğer Allah-ü Teala bu ümmete bir yarım gün (500 sene) vermekten de aciz değildir. Aynı şekilde; insanlar en az hicri 1400 senesinde Mehdi'nin yanında toplanırlar, bu süre hicei 2000 yılına kadar da uzayabilir.

      Sil
    3. Kardeşim, bu yüzyılda çıkacak diye zorlamanın manası yok zaten, şimdi herkes Mehdi bekliyor, bir taraftan müslümanlar kısmi zulüm içinde, öbür taraftan gel keyfim yan gel yat, ne akılsızlık be bu... O gelmeden önce müslümanlar kaçacak delik arayacak ve sayıları az olacak, şimdi öyle böyle bir durum yok elhamdulillah... Siyonistler cahil müslümanları kandırarak yıllarca müslümanların içlerine ajanlarını sokarak birtakım propagandalarla nice cahillerini kandırdı ve hayatlarını mahvettiler. Hatta bu sapıklık maalesef cemaatlere kadar uzanıyor. 'Mehdinin Taraftarlarıyız' adlı kullanıcı bu sitede bizleri Malatya'ya kendi mehdilerinin yanına davet etmişti, hadi çıkın da gösterin hünerlerinizi. Bununla birlikte gerçek sahibimiz Hz Mehdi as inşallah 5,5 asırdan önce gelmez. Zira Cübbeli Ahmet Hoca bile Mehdi geldiği zaman kendi cemaatini bile kesip doğrayacak diye korkmuştu, çünkü bu işin ucunda Allahü Teala muhafaza buyursun bu işte telef olup gitmek var, biz hazır paçayı kurtarmışken imanlarımızı muhafaza etmeye bakalım demişti, bizler de âmin diyoruz.

      Sil
  2. Dananin kuyrugu kopacak insaAllah...

    Rabbim bu serlerin arkasindaki hayirlari bize nasip etsin, amin

    YanıtlaSil
  3. Vehhabilerle Şiiler ancak birbirlerine havlar dururlar. Bu haber daha önce Yemen Husiler tarafından darbe ile ele geçirilince de gündeme gelmişti. Bir de bunun üstüne üstlük Türk-Rus savaşını ileri sürüyorlar. Bu haberleri yapan medyalar gerçekten ilahi azabı çoktan hak ettiler. Fitne çıkarana Allah-ü Teala lanet etsin!
    Bu site ise elçi vazifesi görerek ise iyi-kötü, doğru-yanlış bütün haberleri sunarak bizlere fikir beyanlarında bulunma ve tartışma ortamı hazırlıyor ki herkesin fikri belli olsun.

    YanıtlaSil
  4. IŞİD, dünyanın dört bir yanındaki Müslümanlara çağrıda bulunarak Rusya ve ABD vatandaşlarına karşı cihat ilan etti...
    Hak ehlinden göründükleri için cahil ahmaklar da bu münafıklara fikren veya bunun yanı sıra bedenen destek veriyorlar ya da kendi menfaatleri için uçuruma sürüklenmekteler. Bugün ortadoğu'da cihad için savaşanlar olsaydı emin olun herkesten önce ben ve cihadın ne demek olduğunu bilen tanıdıklarım giderdik, gitmemek bizi zulme rıza gösteren ateş ehli yapardı.

    YanıtlaSil