.

ALLAH; DEVLETE, MİLLETE VE ORDUMUZA ZEVAL VERMESİN

20 Ekim 2015 Salı

HADİSLER IŞIĞINDA ÜÇ REJİMİN KADERİ


Nostradamus veya İbni Arabi’nin kehanetlerinin alıcısı çok. İbn Arabi ile alakalı olarak keşfiyat ve istihraçlarından bahsetmek mümkün. Bununla birlikte bunların şimdiye kadar sağlıklı bir tasnifi yapılmamıştır. Halbuki, Peygamberimiz birçok hadisinde geleceğe parmak basmıştır. Bununla birlikte hadislerde belirtilen olaylar genellikle yanlış teviller yüzünden çıkacağı vakte kadar saklı ve perdeli kalmaktadır. Bu da kaderin bir remzi ve cilvesidir. Gaybi haberler ancak vukuundan itibaren anlaşılabilmektedir. Gaybi haberlerin tevilini tutturmak kolay değil. Ama ahir zaman diliminde yaşıyoruz bu dilimde tevafuklu rüyalar (tevatu’ur rüe) bize gelecekle ilgili ışık tutuyor. Keza olayların çıkmasıyla bazı hadislerin anlamını daha iyi idrak ediyoruz. Zira hadislerin olaylara izdüşümünü yaşıyor ve anlıyoruz.

2010 yılında dünyasını değiştiren Jean-Charles De Fontbrune ‘Nostradamus 1999-2025 Kehanetleri’ başlıklı bir kitap yazmış. Yaşadığımız zaman dilimiyle doğrudan alakalı. Birkaç satırla tanıtmak gerekirse: Nostradamus 11 Ağustos 1999 yılında gerçekleşen son bin yılın son güneş tutulmasını hesaplamış olabilir. 17 Ağustos 1999 depremi de aynı yıl gerçekleşti. Kitaba göre bu konuyla ilgili bir dörtlüğü de bulunmakta. Nostradamus bu güneş tutulmasının Dünya’ya Deccal’in inişini haber verdiğini ve 25 yıl boyunca (1999-2025) tüm milletlerin acılar, savaşlar ve yıkımlarla titreyeceğini ve dünyanın çöle döneceğini söylemiş. Ancak 25 yılın sonunda yeryüzünün yeni Altın Çağı’nın başlayacağını da müjdelemiş.

*

Konuya vakıf olmadığımdan Nostradamus’un kehanetlerine ihtiyatla yaklaşıyorum. Yorumcusu Jean-Charles De Fontbrune’nun izahatına da bigane ve ilgisiz kalmak zor. Sözgelimi Şeyh Ahmet Yasin de İsrail’in sonuyla alakalı olarak 21’inci yüzyılın ilk çeyreğine işaret ediyordu. Demek ki istisnai bir zaman dilimindeyiz. Arap Baharı bizi bu istisnai zaman dilimine çekmiş oldu. Bazı gelişmeler yapıyı aşındırdı ve bunun üzerine yapı bozumu hızlanmaya başladı. Yeni yapının kurulmasını istemeyenler de kaosu ve düzensizliği körüklüyorlar. Nostradamus’un müjdelediği altın çağla Şeyh Ahmet Yasin’in müjdelediği İsrail sonrası çağ birbiriyle örtüşüyor mu?

Bu arada İslam dünyası tarumar oluyor. Ebu Hureyre’nin bir hadisi zamanımızda üç ülkenin başına gelenlere parmak basıyor! Ebu Hureyre (R.A.) anlatıyor: “Resûlullah (S.A.V.) “Irak’a ölçeği ve dirhemi verilmeyecek. Şam’a da ölçeği ve dinarı verilmeyecek. Mısır’a ölçeği ve dinarı verilmeyecek. Başladığınız yere döneceksiniz” buyurdu ve üç kere tekrar etti. Buna Ebu Hureyre’nin eti ve kanı şahit oldu.”Müslim, Fiten 33, (2896); Ebu Davud, Harac 29, (3035).

Bu hadis bize ne anlatıyor?

*

Bu hadisle alakalı yorum yapanlardan birisi de Suriye asıllı Faslı alim Prof. Faruk Hammade. Neden bu üç ülke birlikte zikredildi, ortak kaderleri mi var? Ulema bu hadisin yorumunda farklı sonuçlara ulaşmış. Bu hadisten anladığımıza göre, Peygamberimiz bu ülkelerin Müslüman olacaklarını müjdeliyor. İkinci olarak, burada ölçü birimlerinden mahrum edilmeleri örtülü veya doğrudan işgal veya ambargo ile izah edilebilir mi? Nitekim Irak 1991 yılından beri ambargoya, 2003 yılından itibaren de işgale maruz kalmıştır. Şam olayları da daha sonra Irak olaylarının bir devamı haline geldi. Orasını da Rusya işgal etti. ABD’nin girmesiyle İran da ardından Irak’a girmiştir. Keza ABD’nin muvazaasıyla birlikte İran sadece Irak’ta kalmamış yoğun bir biçimde Suriye’ye de el atmıştır. Demek ki bu ülkelerin aralarında ortak bir kader var. Irak Arap Baharından önce mengeneye alındı; ABD ile İran’ın pençesine düştü. Günümüzde bu çok yönlü ortaklığa Haçlı-Mecusi ortaklığı deniliyor. Suriye ve Irak, yerli-yabancı işgaline uğramış onlar da bu diyarları Şiilere peşkeş çekmişlerdir. İlgili ülkeler arasında başlangıçta anlaşılmayan kader birliği zamanla tavazzuh etmiştir.

2013 yılında Batı destekli Sisi darbesiyle birlikte Mısır da bu eksene dahil olmuştur. Beşşar Esat’ın Danışmanı Buseyne Şaban da bu birliği tebcil etmektedir. Bu üç ülke aynı zamanda İsrail zırhı haline gelmiştir. Nitekim Sisi Beşşar’ın gitmesinin İsrail için yıkım ve sonunun başlangıcı olacağını söylemiştir. Keza Mısır için de aynısı söylenmektedir. Buseyne Şaban, Mursi’nin gitmesinin kendileri, bölge ve dünya için çok önemli olduğunu söylemiş ve aynı paralelde ve hatta olduklarını kaydetmiştir (http://www.alalam.ir/news/1749631 ). Sisi ile birlikte Mısır da 2013’te aynı kervana katılmıştır. Sisi, Maliki-İbadi ile Esat’ın yolları birleşmiştir. Mısır hariciyesi Esat’ın gitmesi konusunda Suriye halkının karar vereceğini söylüyor ama Suriye halkına kim ne soruyor? Sisi rejimi Putin’in bir İslam ülkesi olan Suriye’ye işgalci sıfatıyla girmesini tebrik etti. İşgalcilere yardaklık ediyor diye kimi Kuveytli Abdulhamit Deşti ve Yasir Habib gibi Şiiler Esat’ı peygamber derecesine çıkartıyorlar. Hadiste geçen ‘Başladığınız yere döneceksiniz’ ifadesinden Faruk Hammade dini olarak sıfır noktasına dönüşü anlıyor. Kısaca İslam öncesine dönmek (Alakat el İslamiyye en Nasraniyye Fi’l Ahdi’n Nebevi, Daru’l Kalem, s: 67).

Irak, Suriye ve Mısır bugün aynı kaderi paylaşıyor. Aynen hadisin rumuzla ifade ettiği ve olayların da tasdikinden geçtiği gibi. Zaman en büyük müfessirdir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder