.

ALLAH; DEVLETE, MİLLETE VE ORDUMUZA ZEVAL VERMESİN

16 Ekim 2015 Cuma

AHMET FEYZİ KUL'UN CİFRİ İŞARETLERİ HAKKINDA



ABDÜRRAHİM ÇOKGÜNGÖR


Ahmed Feyzi Kul çok değerli bir Nur talebesi. Bediüzzaman’ın ona “Nur’un Manevi Avukatı” rütbesini vermesi bunu anlatmaya yetiyor. Ahmed Feyzi’nin bir hususiyeti ise alim kişiliğin. Cifri ve riyazi ilmiyle ihbar ve keşifleri. Bediüzzaman’ın gerçek kimliğini cifir ilmine dayanarak keşfetmesidir. Onun Al-i Beyt mensubu olduğun kimse bilmezken riyazi delilerle bulan birisidir. Ahir zamanda hidayet cereyanının geçeceği safhaları ayet ve hadislere dayanarak riyazi delillerle açıklayandır.

Şimdi M.Ali Bulut kardeşimizin yazısına aldığı o cümle tabi ki önemlidir. Maksadı ne ola? Mesel bu. Bence onunla şunu anlatmak istemiştir. Hicri 15. Asrın başlamasıyla Alem-i İslam milletlerinin gerçek hürriyeti istemeye başladığı yıllardır. Batılı vesayetle iş başında bulunan diktatör ve diktatörlüklere isyanın tarihidir. Bu bölgede gözü olan ve bu uğurda yüzlerce yıldır vekaletlerle sahip olmaya çalışan Siyonistleri telaşlandırmıştır. Kur’an’ın işaretiyle her ihtilal ve darbeye dolap hilesiyle parmak bulaştıran bu kavim, İslam dünyasının karışmasında perde gerisine parmak bulaştıran gerçek suçludur.

Şimdi gelelim Ahmed Feyzi Kul’a. Ahir zamanın en büyük fitnesi olan Deccaller ile onların ürünü Ye’cüc ve Me’cüc hakkında keşfiyatta bulunurken o birazcık kan sözlerini kağıda dökmemiş, ama bir röportajda üstü kapalı söylemiş..

Yanılmıyorsam Ye’cüc ve Me’cüc olan anarşi ve terörün huruç tarihini ilk verenlerden biri Ahmed Feyzi Kul olmuştur. Bazı hadislerde bu taifenin “hamra” olarak rivayet edilen ve “kızıl tehlike” anlamına gelen bu cereyanın Marksist-Leninst menşeli komünist menşeli olacağına işaret eder.

Anarşi ve terörü;
1- Her nevi insani kıymetleri ve insan haysiyet ve hürriyetlerini ve her nevi iffet ve ahlak-ı milliyelerini red ve inkar eden,
2- insanlığı her nevi necab-i ahlakiye ve insani kıymetlerden soyan,
3-Mide ve şehvetinden başka bir şey düşünemez bir hayvan sürüsü halinde getiren,
4- Bu mel’un cereyanın ayete-i kerimede işaret edildiği vecihle halen sedd-i Çin ve Kafkaslar’daki Derbend Seddi’nin arkasında tahassun ettiği (sığındığı) ve ayrıca Demirperde denilen manevi bir seddi de kendine siper yapan,
5- Ve dünyayı istila ve insanlığı esir etmek için mütemadiyen hazırlanmaktadır” diye haber vermiş.

Enbiya Suresi’nde bir ayete dayanarak terör ve anarşinin 1381 (1961)de huruç edeceğini de ta 1946’dan haber verir. Ki o tarihte Bediüzzaman bir CHP’li yetkiliye yazdığı mektupta “şimdiki günah tohumları ayıklanması 50 yıl sonra tokatları dehşetli olur” dediği zamanlar.

Terör-anarşi meselenin dini yönü bu... Bunun siyasete ve dünya hayatına yansıması ise şöyle oldu:

Bu tehlike ilk olarak Türkiye’de görülmüş. 27 Mayıs fitnesi sırasında ve sonrasında sokağa dökülen üniversiteli gençlikten doğan terör ve anarşi 1980’e kadar tam bir Ye’cüc ve Me’cüc vazifesi görür. (Adli istatistikler dünyada her 3 terör olayın birinin Türkiye’de cereyan ettiğini gösteriyor) Bu arada aynı cereyan Maocu kimliğiyle 1960’ların ikinci yarısında Avrupa’da da ilk örnekleri görülür. Ve yaygın bir hale alarak bütün dünyaya yayılmıştır. Türkler arasında görülen bu taife 1970’lerin sonunda Kürtler’de PKK adıyla huruç etmiştir. 

Böylece Deccal rejiminin demir perde gerisinde yetişen ideoloji, Süfyan’ın rejiminde ilk icraatını sergiler. Asayişi, huzuru ve hürriyeti tehdit eden anarşi olarak doğan bu tehlike daha sonra teröre inkılap ederek bizde Dev-Sol, Dev-Yol, DHKP-C, Acilci, PKK vs. adı ile görülür. Yıllar sonra İslam dünyasında ise El Kaide-Boko haram-DAİŞ gibi bir dizi isim altında ortaya çıkmıştır. Başlangıçta masum öğrenci hareketi iken bu kızıl tehlike 1990 sonrası batılı istihbarat örgütlerinin tahrik alanına girer. Yeni düşman ilan edilen İslam dünyasının başına bela edilir. Buna zemin hazırlayan ve tahrik eden siyonist-neocon şebekesi, bu terör örgütlerini bütün dünyanın başına bela eder. Bir maksada hizmet etmek için: İslam düşmanlığı. Bu Batı dünyasında İslamo-fobianın doğmasına sebep olurken, İslam dünyasında hem İslam düşmanlığını körükler hem de asayiş ve huzuru tehdit eden bir mahiyet alır..

İslam ülkelerinin istiklallerini kazanmasından 50 yıl sonra Müslüman halklar bu kez gerçek istiklal için batı vesayetli diktatörlerden kurtulmak istediğinde bu defa neocon-siyonist-küresel sermaye şebekesi bu Ye’cüc ve Me’cüc taifesini kullanır. Hem sömürü için, hem de yoldaşları İsrail’in Kapadokya’dan Nil’e kadar olman coğrafyaya hükmetmesi için. Afganistan’da yakılan ateş ve Irak’ta 1 milyon Müslümanın canına kıyan savaş bunun eseri. Ardından Arap Baharı’nı çiçeklerini açmadan soldurur.

İslam uyanış ve ittihad olursa Büyük İsrail kurulamaz. Öyleyse böl ve hükmet. İşte savaş ve terör bunu hizmet ediyor. Müslümanları terörize ettikleri evlatlarıyla vurmaya başladılar. Yinon Planı’nı siyonist-neocon şebekesinin maşa olarak kullandığı terörle gerçekleştirmeyi amaçladılar.

2002 yılı İslam’ın yeni uyanışının başlangıcı olurken 2006’dan sonra Arap dünyasında bir Türk liderin rüzgarlarının esmesi şer cephesini telaşlandırdı. Hemen Arap ülkelerini hem de Türkiye aynı yöntemle karıştırılmak istenir. O da terör ve anarşi. Bununla AK Parti’yi yıpratıp eski vesayetleri olan partilerin önünü aşmak istediler. Terör ve anarşiye bir de ırkçılık kartını eklediler. Tabi cüzdanı kalabalıklar da ekonomiyi karıştırmaya kalkıştı,

İşte Ahmed Feyzi Kul, bunu kast etmişti.

ABD 2011 Aralık ayında sözde Irak’tan çekildi. Ama ülkede çatışma tohumlarını yeşerterek. Bir düzine Amerikalı taşeron güvenlik teşkilatı faaliyetini sürdürdü. Neticede çok kocalı hürmüz olan DAİŞ ortaya çıktı. PKK da ve PYD de tuzu biberi oldu. Bunlar, İslam ülkelerinin yıkım proletaryalarıdır.

Şimdi tekrar dini teşhise dönelim. Ne olacak bu İslam Alemi’nin hali? Sitede yer alan Bediüzzaman’ın yayınlanmayan “Mehdi Meselesi ve İseviler” mektubu buna ışık tutuyor. Bediüzzaman’ın Risalelerde birçok yerinde bunu yansıtan görüşleri var. Şimdi o mektuptan bir bölümü okuyalım.:

“Gerçi hakikat noktasında ahir zamandaki gelecek büyük Mehdi siyaseti tam dindar İsevîlere bırakıp yalnız İslâmiyet hakikatlarını isbata, izhara, icraya çalışır. Ve bu nokta-i nazardan Risale-i Nur o zât-ı mübarekin veyahut onun cemaat-ı nuraniyesinin şahs-ı maneviyesinin çok vazifelerinden en ehemmiyetli vazifesi olan hakaik-ı imaniyenin isbat ve neşrini tam yapıyor.”

Yani iman ve hayat faslı ile 3. fasla (ki bu 2002’de başladı) zemin hazırlandığında Mehdiyet’e siyasi noktadan en büyük destek Hz. Mesih veya cemaatinden gelecekti. 20 yıl içinde. Onlar ne yapacak? Mehdiyet’in manevi hizmetine + Hz. Mesih de dahil olarak destek verecek?

Bu ittifak geniş dairede 2 büyük hizmet görecek. İslam Alemi’nde ittihadı sağlamak ve tevhidi 1456 tarihine kadar bütün cihana yaymak. Bunun için bu ittifakın birinci hedefi dinsizlik ürünü Ye’cüc ve Me’cüc taifesini ortadan kaldırarak ana deccal Siyonizmi Lut Golü yakınında yok etmek. Bundan sonradır ki dünyada genel barış ve huzur sağlanacak. Yani Terör ve anarşi örgütleri temizlenecek dini-i Mübin dönecek.

İşte küresel şer odakları bunu önlemek için İslam ülkelerini karıştırırken, İslami şuurun uyanarak ittihad etmesinde başrolü olan Türkiye’yi terör ve anarşi maşasıyla kanla boğulmak istiyor.

Demek ki, Ahmed Feyzi Kul hadis ve Kur’an’ın cifri işaratı ile elde ettiği ihbarı üstü kapalı anlatmış.

Peki başarılı olacaklar mı? Bediüzzaman Emirdağ Lahikası’nda iki tehlike için çalışıldığın söyler: ”Biz, Risale-i Nur’la, bu memleketin ve istikbalinin en büyük iki tehlikesini def etmeye çalışıyoruz ve bilfiil çok emarelerle, hatta mahkemede de kısmen ispat etmişiz. 

Birinci tehlike: Bu memlekette, hariçten kuvvetli bir surette girmeye çalışan anarşiliğe karşı sed çekmek. İkincisi: Üç yüz elli milyon (şimdi 1.6 milyar) Müslümanların nefretlerini kardeşliğe çevirmekle, bu memleketin en büyük nokta-i istinadını temin etmektir.”

Bu hizmetin fütuhatının zamanı geliyor. Şimdi mesele seçimden bir güçlü hükümet çıkarmak.  Çünkü Bediüzzaman’ın 1926 yılında 12, 13, 14, ve 16 yıl sonra diyerek verdiği haberin 3 devirde 3 hakikatli işareti vardı. Yani ehl-i küfrün ömrü ve zulmünün. Şöyle 1-2. Cihan Harbi’ndeki tokatlara 2. 1950’den başlayarak 1965, 1975 ve 1991 seçimleri tokatlarına 3. 2012’den itibaren ki tokatlara.

Mesut Zeybek buna dikkat çekmiş. “15 sizin oldu ama 16 bizim” Yani 2016 bir toparlanma ve 2017 bir zuhurat yılı olması söz konusu. 

2012’de 7 Şubat’ta Siyonist-neocon maşası Hasan Sabbah metoduyla çalışan Paralel Yapı’nın darbe teşebbüsü önlendi. Hem de Rabbani bir yardımla. 2013’te Gezi provokasyonu ve 17-25 Aralık neocon-siyonist maşalarının 3 darbe teşebbüsü boşa çıkarıldı. 2014 ise hem mahalli seçim hem de Cumhurbaşkanlığı seçimi Siyonist-neocon fitnekarlarının cümle emeklerini boşa çıkardı. 2015’te Yahudi asıllı ve neocon menşeli ve CIA mensuplarının bütün yüklenmelerine rağmen netice alamadılar. Şimdi son tuzaklarını tezgahlıyorlar.

Irkçı liderin 7-8 Haziran gecesi ortada fol yokken yumurta yokken yaptığı iki telefon görüşmesinde aldığı talimatla erken seçim diyerek, ve her şeye no no no diyerek kaosun kapısını açmaya alkıştı. Halkçı-ırkçı ittifakını gizli bir örneğini verdi. Öyle ki 1 gün sonra ABD’deki neocon-siyonist odakların hepsi ayağa kalkıp bastırdı ve Ak Parti-CHP koalisyonu istedi. Niçin? Anladınız değil mi? Yukarıda yazdım.

Şimdi yeni seçime  gidilirken 2012’de ABD’ye çağrılan ve cumhurbaşkanlığı, gezi ve mahalli seçimler için taktik ve talimatları verilen Kürtçü terörist mihraklar 2 yıl sonra bunu tekrarladılar. Ve ABD’den yeni talimatlarla dönen terörist Kürtlerin reisi hemen kan dökün çağrısı yaptı ve 6-8 Ekim olayları yaşandı, kan döküldü.

Seçim arefesinde Diyarbakır’da bomba patlatıldı. 5 hafta sonra Suruç’ta bomba patlatılarak Kürt Ye’cüc ve Me’cücüne eylem startı verildi. Sonra 10 Ekim’de Ankara kana bulandı. İşin ilginç yanı düşman iki terör örgütü birbirinden haberli olarak bu sabotaj oyununda rol alması.

Bunların hepsi yakında bitecek. Şöyle veya böyle...  Mehdiyet-Mesihiyet devrede olacak. Şimdi imtihan zamanı. Ne imtihanı mı? Hendek imtihanı.

Hendek muharebesinde Medine’de Müslümanlar, münafıklar ve Yahudiler diye 3 grup vardı. Yahudi ve münafıklar Müslümanları sürekli savaşmamak için taciz ettiler. Sonra bir tabii afetle çıkan fırtınada müşrik ordusu darmadağın oldu. Biz bunu Hendek’i 3 yıldır yaşıyoruz 3’ünü de kazandık. Kimin dik durmasıyla? Şimdi son imtihanda geriye kalanları göreceğiz.

1 Kasım dik duranların tesbit seçimi olacak. Kaos ve kan karşısında dimdik duranların sayımı olacak.



46 yorum:

  1. MÜSLÜMANLARDA MEHDİ BEKLENTİSİ -
    GÜNÜMÜZ OLAYLARI MEHDİ ÖNCESİ OLAYLAR MI?-
    İşid'in yol açtığı olaylar ve sorunlar günümüz müslümanların kafasını malesef oldukça karıştırmış durumdadır.
    Müslümanlar ve hatta bazı aydınlar, alimler ve hocalar bile olayları hadislerdeki olaylara benzeterek ve hatta ilgili hadisleri de belirterek kıyamet öncesi olayların yaşandığını söylemekte ve aslında farkında olmadan uluslararası bir projenin (ingilizlerin) oyununa alet olmaktadırlar.
    Böylece müslüman insanlarda bir korku, tükenişlik ve mehdi bekleme psikolojisine sokmaktadırlar.
    Halbuki bu olaylar, Mehdi öncesi olaylar olmayıp bilakis hadislerdeki mehdi ve kıyamet sahneleri özellikle İngilizler (anglo-sakson aklı) tarafından sahnelenmektedir.
    Şuanda yaşanan bir Holewood filmidir.
    KESİNLİKLE MEHDİ VE KIYAMETLE ALAKALI DEĞİLDİR
    BU TARZ PROPAGANDA MÜSLÜMANLARI PASİFİZE ETME PROJESİDİR.
    Bu tarz projeye bazı hocalarımız bilmeden alet olmaktadırlar.
    Onları uyarın...
    Buna benzer olaylar Moğol saldırısı sırasında da yaşandı. Müslümanlar Moğolları yec'üc ve mecüc sandılar. Bir çok yerde moğollar ellerini kollarını sallayarak işgal ettiler. Hatta İbni Esir tarih kitabında bu konuyla ilgili bir olay anlatır. Bir moğol askeri bir köye girer. Bütün erkekleri sıraya dizer ve tek tek kafalarını uçurur. Derken birisi cesaretlenip moğol askerine kılıcını sallar ve öldürür. Buna köylüler şaşarlar, nasıl öldü diye...
    Aman sakın mehdi beklentisine girmeyin. Kıyamet kopacak psikolojisine girmeyin. İngilizler benzer senaryoları daha öncede sahne koydular. Bu oyuna gelmeyin.
    NOT.
    Bu yazımızdan bazı okuduğunu anlamanlar Mehdi inancını inkar ettiğimiz sonucuna varabilir. Hayır biz mehdi anlayışını kabul ediyoruz. Sadece bu olayların mehdi ve kıyamet olaylarıyla alakası olmadığını ve ingilizler tarafından kıyamet senaryolarıyla ilgili hadislerin sahnelendiğini söylüyoruz.
    AMAN DİKKAT
    yAZIYI PAYLAŞIN. ÇOK KİŞİYE ULAŞSIN
    İBRAHİM HALİL ER

    Bu konudaki fikirleriniz nedir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Fikirlerine sağlık inşallah. Günümüzde Türkiye'de maalesef ekseriyetle ehl-i sünnet cemaati, hele ki ehl-i sünnet tarikatı hiç kalmamıştır, olanların sayıları pek azdır, hepsi Şam'da gizlidir, nedenleri kanıtlarıyla var, lakin inkarcıların karşı çıkıp sapkınlıklarının daha da azmasını istemiyorum. BunlarSadede gelmek gerekirse ahir zaman olaylarının müteşabihlikten öte gerçek anlamlarıyla aynen zuhur edeceğini gösteren hadis ve rivayetler vardır. Atların zeytin ağaçlarına bağlanması, kılıçların, okların, kalkanların vs. kullanılmasını tevil ediyorlar da, atların nehirden su içmelerini nasıl tevil edecekler acaba! Demek ki gün gelecek büyük bir olay gerçekleşecek ve teknoloji tamamen çökecek, her şey tıpkı Resulullah sallalhu aleyhi ve sellem Efendimiz'in zamanındaki gibi ya da eski çağlardaki gibi olacak. Bazı hadisler arasında görünürde zıtlıklar var gibi dursa da asla yoktur, hadisleri ve riveyetleri çözmek İslam âlimlerin işidir ve o durumların kastettiği ana olayların/kişilerin detayları veya ona bağlı yan olaylar/kişiler oluyor, sadece zaman bakımından farklılıklar oluyor, bunların da daha veya en sahih olanlarını yine âlimler belirlemişlerdir zaten. Fakat günümüzdeki olaylara veya kişilere bakınca biri veya birkaçı tutsa bile diğerleri tutmuyor. Bunların da aldanıp aldanmama konusunda birer imtihan olduğunu düşünüyorum. Tüm fiiller veya isimler zincirinin tamamı tutarsa o zaman mucizelerin gerçekleştiğini anlarız. Durum ortadayken hele hele bireylerin kafalarına göre tevil yapmaları sakıncalıdır. Son alametler dizisi de teknolojinin yok olacağı ileri zamanlarda tahahkkuk edecek. Şimdiki son olaylar dizileri diye ortaya atılan iddialar maalesef İngiliz oyunlarının bir parçasıdır. Hatta ülkemizde oynanacak olan yeni=büyük (sahte) Osmanlılar ve (Ermeni soyundan sahte) IV. Selim projelerinin, ki sahte oldukları Batı'dan çıkacaklarından belli, birçok kurbanları olacak ve Batılılar onlara katılan kuklaları harplerde kendileri için yem olarak kullanacak. Küçük Süfyanların ve Deccallerin tuzakları ve gönüllü kukla kurbanları her zaman hazırdır. Neticede her koyun kendi bacağından asılır. Velhasılkelam, Sahibu-l Zaman Hazretleri'nin gelmesine 5,5 asır kadar mühlet var vesselam.

      Sil
    2. sultan abdülhamid han oğlu veliaht selim ahmed arabi han 1993 yılında resmi osmanlı şeyhülislamı olan muhammed nazım kıbrıs-i'nin fetvasıyla 'osmanlı padişahı' olarak tanındı ve 'sultan IV. selim han' ismini aldı. sultan ıv. selim han kendisinden sonra oğlunun oğlu şehzade selim faruk efendi' yi veliaht olarak atamıştır. bosna hersek'teki (batı'daki) yeni osmanlılar ıv. selim'in çıkışı için uygun ortamı oluşturulamayınca veliahtlığı ingilizlerin emriyle çocuklarına atıyorlar. şimdi konjoktüre göre bu ünvan selim faruk'tadır, projeleri tutmazsa sonraki nesile/nesillere geçer. bizim vazifemiz bunlara aldanıp peşine düşmeden, kendimiz ve insanlık ile yararlı olacak şekilde meşgul olmak olmalıdır.

      Sil
    3. Hers eye aklin yattida atlarin nehirden su icmelerimi yatmadi. Su ile calisan araclar azda olsa bugun var. Su ile calisan motor teknolojisinin elli sene sonra gelebilecegi yeri biraz hayal etmek lazim. Tankin deposunu nehirden doldurmak gayet normal olabilir elli yil sonraki teknolojiyle.

      Sil
    4. Tevilin oldukça iyiymiş. Lakin gerekli yerlere soruşturma yaptık, sapsarı atların nehirden su içmeleri geçmiş dönemdeki moğol olayına işaretmiş,
      Sen 50 yıl sonra tüm savaş araçlarına koyulacak su teknolojisinden bahsettin, savaşlar 50 sene sonra mı olacak demek istiyorsun!
      İmam-ı Rabbani Hz yüzyıl başını 18 sene geçmiş olmasına rağmen, Mehdi'nin doğumunu müjdeleyen hadiseler gerçekleşmediği için bu yüzyılda gelmeyecek demiştir. Onun doğumunu müjdeleyn ilginç emareler ne yazık ki bu yüzyılda da yaşanmadı. - 1. kanıt.
      İmam-ı el-Berzenci Hz yüzyılbaşından otuz sene evveline ve sonrasına kadar olan süreci yüzyıl başı saymıştır. Şu an 30 yılına kadar yüzyıl başı olduğu için 7 yıl aşmıştır. - 2. kanıt.
      Alametlerden biri de her 200 senede bir Mehdi'nin gelmesidir. 1400 senesi devrildiğine göre sonraki süreç 1600'dür ve 2000'e kadar mühlet vardır.

      Sil
    5. Ayrıca büyük kıyamet alametlerinin tahakkuk bulacağı yüzyılda kimse bunlardan bahsetmeyecek. Şimdi bütün dünya Mehdi ve diğer büyük alametlerin bekleyişi içindeler ve bunlardan bahsediyorlar, şu an teknoloji bu konuda en büyük rolü üstlenmektedir yani henüz unutulmamış. Bu da yakın olmadığını gösteren bir alamet.
      Allah-ü Teala (büyük) kıyamet zamanı (alametleri) gelmişse bile kendi katında bu süreyi çeyrek, yarım veya tam gün veyahut bunların arasında bir gün daha uzatmaktan aciz değildir. Umudumuz o ki büyük alametlerin çıkması 550 seneyi aşmaz inşallah-u Teala.

      Sil
    6. Cubbeli hocanin bir ruyasinin tabiriyle ilgili videosu var. Oda 1600 lu yillari isaret ediyordu . benim 50 yil ile ilgili bir iddaam yok. 50 yada 150... Ilerleyen yillarda suyun yakit olarak kullanilabilecegini soylemek istedim

      Sil
    7. İslami literatürde kainata alem-i mümkinat denir. Ayette Allah ateşe serin ol emretmiş ve serin olmuştur. Demek ki ateşin sıcaklık ve soğukluğu emr-i ilahi ile tahakkuk eder. Buna göre zahiren "ateş söndürücü niteliğe sahip olan su"dan ateş zuhur edebilir. Ateş yani yakıt olarak kullanılabilir. Bu mümkündür. Soğuk füzyon olayı bunu göstermektedir. Söylediğiniz imkan açısından mantıklıdır.

      Sil
    8. Ysn Krt, senin söylediğinin yanı sıra Admin'in söylediği de gayet tutarlı ve mantıklı bir tevildir.
      süfyan'ın ordusu (içinde ona tabi olan türkler de var, ahir zamanda türklerin yeniden arap yarımadasına inmelerinden kasıt budur) ve siyah sancaklar çıkmadan önce nehirler kurumuş olacağı için onların binekleriyle ilgili zaten beygirlerinin su içmesi hadisesi yok. moğollar zamanında su olduğu için onların beygirleri yarımada'ya inmek için fırat nehrinden su içmişlerdi.
      cübbeli ahmet hoca sapıtmaya ve zıvanadan çıkmaya başladı bu ayrı konu da cübbeli 10 sene öncesine kadar hz mehdi as için 570 sene sonra çıkacak diyordu, 10 yıl geçince 160 seneye yani birden 400 sene indirdi. sonra bir programa çıkıp adnan oktar için mehdi sapkınlığını brakırsa eğer ben de mehdi'nin bu asır çıkacağına kanaat getireceğim söz dedi, ulan bu iş çocuk oyuncağı mı sürekli tarih değiştirerek net tarihler veriyorsun ve dalga geçerek şart koşup bu yüzyıla çekiyorsun! net ve kişisel şartlı tarihler vermesine kızmamak elde değil, belli değil de, 150 sene sonra da çıkabilir, 350 sene sonra çıkabilir, 550 sene sonra da çıkabilir de tamam. hz mehdi as bugün çıksaydı önceden kendi ağzıyla da dediği gibi önce o sapkın cübbeli'yi ve cemaatini keserdi.
      bazı ifşaatlarda teknolojinin hz mehdi as'dan epey önce duracağı ve insanların yeniden ilkel savaş silahlarını üreteceğinden ve binek hayvanları yetiştirerek çoğaltacaklarından bahsediliyor; FAKAT başka ifşaatlara göre de; teknolojiyi hz mehdi as'ın zuhur ederek durduracağı söyleniyor, o zaman o anda insanlar ilkel savaş silahlarını birden nereden bulacaklar veya nasıl üretecekler ve binek hayvanları nasıl yetiştirip çoğaltacaklar? bu son tezi savunanlar buna nedense hiçbir şekilde cevap veremiyorlar...

      Sil
  2. Bahçeli Başbakanlık sözü aldı. Herşeye hayır demesinin nedeni bu. Seçimden sonra AKP'nin bölüneceğinin sinyalini verdi. (Mecliste 5 parti olabilir sözüyle). Abdullah Gül ile dışardan, Ali Babacan ile içeriden kurulacak bu yeni parti (60-70 milletvekili ile), Mhp ve Chp'nin tüm şartlarına destek verip bir koalisyon kuracak gibi duruyor. İlk dönem Başbakan Devlet Bahçeli olur (Kılıçdaroğlu zaten bunun sözünü 7 Hazirandan sonra vermişti, "gel sen başbakan ol bahçeli" sözüyle; o söz bugünler için bir hazırlıktı).. Fakat bu koalisyonun uzun süre devam edemeyeceği, bizzat Erdoğan'ı "kurtarıcı" rolüyle Başkanlığa kadar götüren vahim olayların nedeni olacağını görüyorum.(Davutoğlu'nun siyasi hayatı bitmiş olur, yerine Binali ile devam eder Akp). Size garip gelebilir ama Erdoğan'ın temennisi de bu yönde (yani Akp'nin bu seçimde biraz daha kötü bir sonuç alması) diye hissediyorum.. Böylece meydanı geçici olarak bile olsa koalisyona bırakacak ve ülke dehşetli bir ortam içinde kalınca, Erdoğan ve Akp özlenir hale gelecek. Yalnız, ağır ve dehşetli aylar bizi bekliyor. Belki arınmak için bu gereklidir. Umutsuzluk ve karamsarlık oluştursun diye yazmıyorum.

    YanıtlaSil
  3. Bir kardeşimiz son Başbakan ve Cumhurbaşkanı için birisi bekar, birisi çocuksuz olacağını belirtmişti. Bahçeli bekardır. Bu sıfat ona uymakta... Bir de çocuksuz biri olması lazım. Acaba kim ola ki?

    YanıtlaSil
  4. Acizane kanaatim AKP nin % 50 lik parti olduğu, 3 aylık bir vakit "tökezleme"nin ardından yerine gelecek partinin İslam Birliğine çalışacağı ve % 60-70 oranında oy alacağını düşünüyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Böyle bir oy oranına ulaşması için, yaşanması muhtemel o sürece "tökezleme" nitelemesi hafif kalır. Ciddi ve daha önce yaşanmadık dehşetli bir süreç!? Öyle ki, bugün Erdoğan'a düşman duranların çoğunu bile o gelecek partiye desteğe sevketsin. Herhalde, Allahualem, "insanların canları ve mallarıyla imtihan edildiği" bir süreç olmalı.

      Sil
    2. Canım biz bu milletin ağzının çok fena yanacağı hususa tökezleme dedik ki, kalbimiz elvermiyor, Ankara'dan ötesinin elden gittiği, ülkenin doğudan ve batıdan preslendiği zamanları nasıl anlatalım. Seçim öncesi sosyal medyaya mesajlara bakıldığında bu insanların sağlam bir derse istihkak kesbettiği anlaşılıyor.

      Sil
    3. Bediüzzaman Ye'cüc Me'cüc anarşistlere teslim silah edileceğinden bahsetmiştir. Türk Milletinin parça parça olmasına kuzeydoğudan çıkan dehşetli ejderhanın istila etmesinden bahsetmiştir. Bazı unsurların masum Türk Milletini kendi vatanında esaret altına alacağından bahsetmiştir. Önümüzdeki bela budur. Millet üç parçaya bölünecek. Türkler de kıyamete kadar uzlaşmaz iki zıt (dindar-laik) kampa bölünecektir.

      Sil
    4. bugün ilginç bir haber vardı cenazede hükümete ve cumhurbaşkanına hakaret eden subay a uyarı verilmiş hükümet kendisi için ihraç talep etmiş halbuki iddia böyle
      paralel yapı darbe yi sulandırdılar sahte deliller ihdas ettiler
      gerçek darbecilerde beraat ettiler
      bunlar intikam ateşi ile yanıyorlar
      paralel yapı da intikam ateşi ile yanıp tutuşuyor
      hükümet seçimi kazanırsa diktatör e karşı halk hareketi
      seçim sonucu aynı çıkarsa belirsizliği sona erdirme gayesi ile
      paralel yapı desteği ile kemalist görünümlü bir darbeye doğru sürüklenüyoruz
      abd ve batı bu darbeye destekleme karşılığı acaba sadece güney doğuyu mun isteyebilir
      paralel yapı patrik i papa yı abd yi kandıracaklarını sandılar belki başta
      onlar kaçın kuraları
      kullanıldıklarını anladılarmı yoksa isteyerekmi hizmet ediyorlar

      Sil
    5. irticalen yazdığım için devrik cümleler oluşmuş

      bugün ilginç bir haber vardı cenazede hükümete ve cumhurbaşkanına hakaret eden subay a uyarı verilmiş halbuki hükümet kendisi için ihraç talep etmiş gazetelere göre iddia böyle
      erbakan a hakaret edenler ve bu hakaret karşılığı aldığı ceza hatırınıza gelsin
      paralel yapı darbe davasını sulandırdılar sahte deliller ihdas ettiler
      gerçek darbecilerde beraat ettiler
      bunlar intikam ateşi ile yanıyorlar
      paralel yapı da intikam ateşi ile yanıp tutuşuyor
      hükümet seçimi kazanırsa dikdatör e karşı halk hareketi
      seçim sonucu aynı çıkarsa belirsizliği sona erdirme gayesi ile
      paralel yapı desteği ile kemalist görünümlü cuntacı bir darbeye doğru sürüklenüyoruz
      abd ve batı bu darbeye destekleme karşılığı acaba darbecilerden sadece güney doğuyu mun isteyecek
      hükümet se bedeli ne olursa olsun diye güney doğu değıl suriye kuzeyi için tavır koydu
      paralel yapı belki başta patrik i papa yı abd yi kandıracaklarını sandılar
      onlar kaçın kuraları
      kullanıldıklarını anladılarmı yoksa isteyerekmi hizmet ediyorlar
      üstad bediüzzaman euzu besmele ile siyasetten çekildi
      onu takip eden paralelci bu arkadaşlar siyasetin göbeğine cemaat kisvesi ile daldılar
      gerçek niyetlerini bilmiyoruz ama papayı patrik i ingiliz i abd yi ama kandıracaklarını sandılar ama misyon ve amaçları bu idi
      şimdi ehli imanı ipe götürmüş bedduasını almış partilerle kolkola
      hoca efendi ölüm var ahirette piri mugan dediğinin hocam dediğin alvarlının yüzüne nasıl bakacaksın
      bizim canımız bediüzzamandan iskilipliden daha mı kıymetli
      üstad kendine eziyetler devam etmesine rağmen menderesi destekledi
      o mendereski namaz kılarken resmi yok
      sizse size her türlü desteği veren ehli imanın umudu kişi yi hançerliyorsunuz
      kalite asla tesadüf değildir
      yabancıları kandıracağınızı sanıp bu vatan bu millet iüzerine onlarla anlaşmayın söz vermeyin
      siz ancak kendinizi kandırıyorsunuz kandırabilirsiniz
      bu kadar ihanet sahiplerine kimse güvenmez

      Sil
    6. 1* Kur’an, 40 ayrı insan tabakasına hitap eder. Yani hem peygambere, hem ashabına, hem Mehdi’ye, hem mezhep imamlarına, hem kutuplara, hem evliyaya diyerek 40 kadar insan tabakasına hitabı vardır. Kur’an muhkem ayetleri ile hükmünü açıkça bildirir. Müteşabihat ayetler vasıtasiyle de milyonlarca mesele ve hadiseye ezeli ve ebedi işareti, ihbarı, delili, dikkat çekmesi vardır. Bunlardan biri de ahir zaman.

      Ahirzaman ve kıyamet artık bu alemlerin sonudur. Kur’an deccalleri aşağılamak için onlara yer vermez. Belki zımnen işaret eder. Mazide inkar-ı uluhiyet fikrinin mümessilleri olan firavunlara ve nemrudları ise ibret alınması için ve onlarla mücahede ve mücadele edenleri kılavuz kılmak için bahseder. Ama Kur’an deccallerin ürünü olan Ye’cüc ve Me’cüc taifesinden nedense açıkça ve serahaten bahseder. Çünkü o taife (kavim) tıpkı dinsizlik cereyanlarının neticesinde ortaya çıktıkları gibi istikbalde yine çıkacaklar. Ona işaret eder.

      İlginçtir Kur’an iki ayrı surede bu ifsad ve fitne taifesinden bahsederken Kehf Suresi’nin 94. ayeti ile o taifeye özel olarak temas eder ve bozguncu manasında “mifsidun” olarak niteler ve örnek verir: “Ey Zülkarneyn,' dediler. 'Ye'cüc ile Me'cüc yeryüzünde bozgunculuk ediyorlar. Sana bir vergi versek, onlarla bizim aramıza bir sed yapar mısın?”

      Yani bir mazlum var bir de ilahi mesajın temsilcisi var. Ahir zamanda da böyle olacak. Yani insanlığın vahşet ve bedevilik döneminde daha medeni olan kimselere bozguncular musallat olur ve Zülkarneyn’den imdat isterler. O da bir rivayete göre Moğol ve Mançur kabilelerinin güneylerindeki Çin’e ve Çin Hindi’ne saldırmalarını önlemek için bir sed inşa ettirir. Bir rivayete göre böyle bir seddin Kafkasya’da da oradaki bozguncun kabilelere karşı bir sed oluşturur.
      Sonra Kur’an Enbiya Suresi 96-97 ayetlerinde ise şöyle buyurur: “Nihayet Ye'cûc ve Me'cûc (un seddi) açılıb da her tepeden saldıracakları ve gerçek va'd olan (kıyamet) yaklaştığı vakit, işte o zaman o küfr (ve inkâr) edenlerin gözleri hemen belirib kalacak, «Eyvah bizlere! Doğrusu biz bundan gaflet içindeydik. Hayır, biz zaalim kimselerdik» (diyecekler).”

      Bu ayetler Kehf Suresi’ndeki ayetlerle birlikte mutalaa edildiğinde ahir zamanda Ye’cüc ve Me’cüc denilen müfsid ve bozguncu taifelerin Deccalizmin bir ürünü olarak ortaya çıkacağına işaret ediliyor.

      Tabi ayetler yalnız bir zamana ve vakte işaret etmez. Bütün tarihte bu tip hareketlere işareti vardır. Vasfını açıklar ve çaresini gösterir. İşte ahir zamanda inkar-ı uluhiyet fikrinin musallat olması ile hayatın bütün safhalarında inkar ve bozgunculuk başlar. Bunlarla mücahede etmek ise Mehdi ve cemaatine ait bir vazifedir. Bu vazifede Mehdi’nin çalışması sonucu inkar-ı uluhiyet fikrinin yok edileceği ve onun Ye’cüc ve Me’cüc’e yani anarşı ve teröre hazırladığı zemini tamir edeceğinden o taifenin de önüne sed çekilir.

      Sil
    7. 2* Burada bir husus var. Sed kelimesinin sedden ve seddün olarak iki okunuş şekli var. Sedden insan eliyle yapılan engele verilen isim ki, Kehf Suresi’nde işaret edilen Zülkarneyn bunu yapar. Bir de Sed kelimesinin seddün olarak okunuşu var ki bu da iman ile kalplarda oluşan manevi settir. İşte ahir zamanda dinsizlik cereyanının kalplerdeki sedde yıkması ile Ye’cüc ve Me’cüc denilen anarşi ve terör taifeleri ortaya çıkar. Bunun üzerinde duralım..

      Ahir zamanın hizmeti, Hz. Mehdi ve talebelerine yani onların temsil ettiği şahs-ı manevisine aittir. Çünkü Deccaller fitnesi yalnız İslam dünyasını değil bütün cihanı küfür ve anarşi felaketine sürükleyecek. İşte Rahmet-i İlahi, Hatem-ül Enbiya Hz. Muhammed Aleyhissalatü vesselamın ve Al-i Beyti’nin varisi Hz. Mehdi’yi vazifelendirerek beşeri dünya ve ahiret felaketinden kurtaracaktır. İnşaAllah.

      Bu zat öyle biridir ki hiçbir mezheb imamı, hiçbir kutub, hiçbir velayet-i kübra sahibinin bilmediği ve yapmadığı bir hizmeti icra edecektir. O da küfr-ü mutlakı bütün neticeleriyle bertaraf edecektir. Ne ile? Bunun sırrını sadece Hz. Peygamber ve damadı ilim beldesinin kapısı Hz. Ali (ra) biliyordu.

      Bir gün Hz. Peygamber Hz. Ali’ye (ra) bazı ilmi sırları anlatır. Hz. Ali (ra) bunu ümmete açıklamak istediğinde Hz. Peygamber mani olur ve “Hayır o ahir zamanda senin neslinden gelecek biri bu sırları açıklayacak” buyurur.

      Evet o sırlarla dini-i mübin hitam edecek. Çünkü Kur’an Hz. Peygambere nazil olmuş. Hz. Ali’nin (as) cehdiyle anlaşılmış, ama son hakikatini Hz. Mehdi söyleyecekti. Bu da Hz. Mehdi’nin de programı olan Kur’an’ın mucizeliğine mazhar olan Risale-i Nur’dur.

      Çünkü imanın bütün rükünlerine inkarın olduğu bir zamanda, Kur’an iman hakikatlerini ikna ile akla tesbit ettirerek izah ediyor.

      Risale-u Nur’da nakil yoktur. Tevil yoktur. Beşeri ilimlerden aktarma yoktur. O doğrudan doğruya Kur’an hakikatlerini vasıtasız olarak izhar eder. Öyle ki, bu vesileyle tevhid dini Hz. Mesih’in destek vermesiyle bütün cihana hakim olur. O zaman da Hıristiyanlığın teslis inancını kırarak tasaffi etmesiyle aslına rücu eder ve İslami ile omuza omuza gelmesi gerçekleşir. Zaten Allah’a iman dünyanın her bucağına ulaşmadan kıyamet kopmayacaktır.

      Sil
    8. 3* Ahir zamanın hastalıkları nedir? İnkar-ı uluhiyet, ahiret hayatını inkar, Resullere inanmama, kitapları dinlememe. Ve neticede beşer saadetini kaybeder buhranlara, krizlere, bunalımlara düçar olur. Firavunlaşan ve neredeyse hayvanlaşan nefisler yüzünden hayatı yaşanmaz hale getirir. Üç büyük savaş, 100 milyona aşkın ölü, yıkalan şehirler, çekilen açlık ve sefalet, hep bir fitne ve ifsad sonucu ortaya çıkar.

      Yani “komünistlik, masonluk, zındıklık, dinsizlik; doğrudan doğruya anarşistliği intac ederek” huzuru, saadeti ve istikrarı bozar. Bununla nasıl baş edilecek. Yani Kur’an’ın tabiriyle kalplerde imanla inşa edilen manevi sedlerin yıkılmasıyla ortaya çıkan Ye’cüc ve Me’cüc’e yeniden nasıl sed çekilir? Vahşetin ve bedeviliğin hüküm sürdüğü bir zamanda fiziki sedler inşa edilerek medeni hayat korundu. Ya ahir zamanda ? O zaman yepyeni i sedlerin inşası gerekir. Ve Mehdi elindeki hakikatle yani Risale-i Nur ile buna bir yepyeni bir manevi sedd-i zülkarneyn inşa eder. Bu da silahlı ve maddi cihad ile değil manevi cihad ile, yani Kur’an’ın gayba iman hakikatleri ile.

      Bediüzzaman dinde lakaytlığın ve ihmalin anarşiye yol açacağını daha 31. Mart vak’ası sırasında görerek laubali milliyetçilerle vatanseverleri ikaz etmiş. Hatta insanlığın anarşiye teslim-i silah edceği ihbarını o zaman söylemiş. Ve öyle olmuş. Nasıl mı? Osmanlı’nın dağılmasından sonara da kemalistlerin ve devrimbazları da uyarmış. Ancak özellikle 2. Cihan Harbi sonrası gelişen hadiseler, bunu kuvveden fiile çıkarmaya başlamıştı. Nitekim Bediüzzaman 1947’de 20 yıl sonrası ve 50 yıl sonraki dehşetli anarşi ve terör tehlikesine dikkat çekmiş. Bunun tokatlarının çok ağır olacağını belirtmişti.

      İlginçtir Bediüzzaman Felak Suresi’nin işareti ile ilk büyük deccalin Cengiz-Kubilay çiftinin olduğunu ebcedi olarak ispatlamış. Felak Suresi’nin tefsirinde şöyle der: “Yalnız mânâ-yı işârî cihetinde bu sûre-i azîme-i hârika, "Kâinatta adem âlemleri hesabına çalışan şerirlerden ve insî ve cinnî şeytanlardan kendinizi muhafaza ediniz" Peygamberimize ve ümmetine emrederek, her asra baktığı gibi, mânâ-yı işarîsiyle bu acip asrımıza daha ziyade, belki zâhir bir tarzda bakar, Kur’ân’ın hizmetkârlarını istiâzeye dâvet eder. “

      İşte Ahmed Feyzi Kul bu görüşe destek olacak riyazi çalışmalar yapmıştı. Ve üstadının desteklemişti.

      Dinsiz felsefeden doğan beşeri ve hayatını alt üst eden dinsizliğin yayılması belalara yol açacaktı. O belalardan birisi de” Hristiyan Dinini mağlub eden ve anarşiliği yetiştiren, şimalde çıkan dehşetli dinsizlik cereyanı (komünizm) bu vatanı manevî istilâsına karşı Risale-i Nur bir sedd-i Zülkarneyn gibi bir sedd-i Kur’anî vazifesini görebilir.” Mektubat ( 482 )

      Sil
    9. 4* “Anarşi hiçbir hakkı tanımaz, insaniyet seciyelerini canavar hayvanların seciyesine çevirir. Âhirzamanda gelecek Ye’cüc ve Me’cücün komitesi, anarşistler olduğuna Kur’an işaret ediyor.”Emirdağ Lahikası-2 ( 159 )

      Bu durumda “saadeti ancak ve ancak hakikat-ı Kur’aniye etrafında ittihad-ı İslâm dayanabilir. Ve beşeri bu tehlikeden kurtarmağa vesile olduğu gibi, bu vatanı istila-yı ecanibden ve bu milleti anarşilikten kurtaracak yalnız odur.”Emirdağ Lahikası-2 ( 24 )

      “Bu millet ve vatan, hayat-ı içtimaiyesi ve siyasiyesi anarşilikten kurtulmak ve büyük tehlikelerden halas olmak için, beş esas lâzım ve zarurîdir: Birincisi; merhamet.. ikincisi, hürmet.. üçüncüsü, emniyet.. dördüncüsü, haram ve helâlı bilip haramdan çekilmek.. beşincisi, serseriliği bırakıp itaat etmektir. İşte Risale-i Nur hayat-ı içtimaiyeye baktığı vakit, bu beş esası temin edip, asayişin temel taşını tesbit ve temin eder.” Kastamonu Lahikası (241)

      Şimdi kalkıp ülkemizi 50 yıldır ateşten ateşe kaostan, kaosa atan ve 4 darbeye yol açan terörist olayları Kur’an’a muhalefetin sonucu olmadığını iddia ederek “KESİNLİKLE MEHDİ VE KIYAMETLE ALAKALI DEĞİLDİR. BU TARZ PROPAGANDA MÜSLÜMANLARI PASİFİZE ETME PROJESİDİR.” demek nice olur. Ya gaflet ya da cehalet. Hele Cengiz Han ve taifesinin Türkistan’dan Mısır’a kadar olan bölgede yakıp yıkmadığı alt üst etmediği yer bırakmamışken. İyi de Kur’an bunu tarif ediyor. Ayrıca Bediüzzaman ebcedi işaretlerini vermiş. Hem Hz. Ali’nin (ra) hem de Gas-ı Azam’ın (ks) ihbarıyla.

      Bediüzzaman Şualar’da Felak Suresi’nin tefsirini yaparken bu surenin “mânâ-yı işarîsiyle bu acip asrımıza daha ziyade, belki zâhir bir tarzda bakar, Kur’ân’ın hizmetkârlarını istiâzeye dâvet eder. “

      Şimdi 3. Melheme olarak bildirilen ve 1990’da batılı ve NATO’nun düşman ilan ettiği İslam’a saldırmak için uyandırdığı anarşi ve terörle ile dini ve ırki etnisiteleri çarpıştırarak yeni bir istilaya hazırlanıyor. İşte sununla da mücadele iman ve Kur’an hakikatleri ile Mehdiyet’in ana vazifesidir. Bediüzzaman Türkiye’ye hariçten gelen iki tehlikesine işaret ederken bunun dinsizlik ve anarşi ile terörün olduğunu belirtmiştir. Bu tehlike şimdi İslam ülkelerine de yayılmıştır. Cezayir’din Hazar olan kadar bölge alev alev. Bununla Mehdi ve Mehdiyet mücadele etmeyecek de ne yapacaktı? Hele ki, Hıristiyan ve İslam aleminde iki deccali cereyana yataklık eden Siyonistlerin fitne-fesadı meydanda iken.

      Şimdi ittihad-ı İslam zamanı. Bütün İslami grup ve cemaatler ve tarikatler Mehdiyet’in şahs-ı manevisini temsil ederek. Bununla mücadele etmek zorundadır. Bu da imana, İslam’a hizmete ederek sulh ve emniyete destek olmakla mümkündür. Sonrası ise mis gibi.

      Sil
    10. Türklerin üç gruba ayrılması da küçük kıyamet alametlerinden biridir ki, Cuş ettiklerinde (iyice çığırından çıkıp hadlerini aştıkları zaman) melahimler (büyük olaylar ve savaşlar) başlar.

      Sil
  5. Yine Üstad Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri diyor:

    “Millet Partisi ise: Eğer İttihad-ı İslâm’daki esas olan İslâmiyet milliyeti ki, Türkçülük onun içinde mezcolmuş bir millet olsa; o Demokrat’ın manasındadır. Dindar Demokratlara iltihak etmeye mecbur olur."
    ------
    Bu ibarelerden benim anladığım bir vakit bu iltihak gerçekleşecektir. Böylece % 60-70'lik kitle gerçekleşmiş olur.

    YanıtlaSil
  6. Seçimde koalisyon olmazsa Türkiye'de ordu yönetime el koyacak
    BD'de George Bush döneminde Ulusal İstihbarat Direktörlüğü'nde görev alan Norman Bailey ve Avrupa’da öngörüleriyle büyük saygınlığı olan "Küresel Avrupa Beklentiler Bülteni" GEAP, 1 Kasım seçimlerinden sonra koalisyon olmaması durumunda ordunun Türkiye'de yönetime el koyacağını belirtti.

    Cumhuriyet gazetesi yazarı Ergin Yıldızoğlu, bugünkü köşesinde Türkiye'deki seçimler ile ilgili Avrupa ve Amerika'da konuşulan olası senaryoları aktardı.

    Yıldızoğlu, ABD ve Avrupa'da, 1 Kasım seçimleri sonrası koalisyon olmaması durumunda, Türkiye'de ordunun yönetime el koymasının beklendiğini aktardı.

    "Atlantik’in iki yakasından iki örnek vereceğim" diyen Yıldızoğlu şunları yazdı:

    "Birincisi: Pentagon planlama bölümünden yetişmiş, Reagan döneminde Ulusal Güvenlik Konseyi’nde bulunmuş, G. W. Bush döneminde Ulusal İstihbarat Direktörlüğü ofisinde üst düzeyde görev almış, Ulusal Güvenlik Ekonomisi alanının kurucusu sayılan Norman Bailey’in, Ankara patlamasından sonra, 13 Ekim’de World Tribune’de yayımlanan yazısının başlığı: “Türkiye çökmüş devlet olur mu? Ordu izin vermez. Bu da o kadar kötü olmaz.”

    İkincisi: Avrupa’da öngörüleriyle büyük saygınlığı olan GEAP’ın (Küresel Avrupa Beklentiler Bülteni) 16 Ekim sayısındaki Türkiye bölümü: “Dört yıldır Erdoğan’ın politikaları, anlaşılamaz hale geldi, tutarsızlaştı. Türkiye kendini ekonomik, sosyal, siyasi jeopolitik bir uçurumun kenarında buldu... Her an çökebilir... Kimse Türkiye’nin, Libya’nın ya da Irak’ı yolundan gitmesini istemediğine göre, kasım seçimleri ülkenin yolunu bulmasına olanak verecek bir kaolisyonu yine üretemezse, ordu ülkeye düzen getirmekte tereddüt etmeyecektir”. “Yeni Türkiye”, “360 derece”, sil baştan mı olacak?"

    İşte Ergin Yıldızoğlu'nun bugünkü yazısının tamamı:

    “Yeni Türkiye”, “İslam dünyasında demokratik bir istisna” derken ortaya çok ilginç bir durum çıktı. “Yeni”leşme o kadar ileri gitti ki, eskisi geride kalmakla kalmadı, bir ülke olarak Türkiye geride kalmak üzere…

    360 DERECE FİLAN...

    Ankara katliamından sonra yabancı basını izleyenler bu kanının hızla yayılmakta olduğunu göreceklerdir. Geçen haftanın son üç günü içinde gördüğüm bazı başlıkları aktarmak istiyorum.

    “Suriye iç savaşı Türkiye’ye geliyor” (Foreign Policy); “Avrupa’nın hasta adamı Batı’ya mikrop bulaştırabilir” (The Times); “Mezhep savaşında Türkiye Suriye’nin peşinden gidiyor”(Financial Times); “Türkiye’nin kendisiyle 10 cepheli savaşı” (The Atlantic); “Türkiye uçurumun kenarından geri dönebilecek mi” (Reuters); “Türkiye’de iç savaş olasılığı ne kadar?” (Open Democracy); “Türkiye etnik-mezhep çatışmalarında Suriye’nin yolundan gidiyor” (The Guardian); “Kutuplaşmanın hain sonucu” (Washington Post); “Tarihinin en kötü şiddet saldırısı: Geliyorum diyen bir felaketti” (Business Insider); “Türkiye bir Abise doğru gidiyor” (Huffington Post), “Suriye Savaşı Türkiye’ye geldi” (The Daily Telegraph); “Ortadoğu’nun gelecek çökmüş devleti Türkiye” (The Asia Times).

    Bizim algımız yabancıların dışardan bakarken edindiklerine tam uymuyor. Belki de, adeta “yavaş yavaş ısınan suyun içindeki kurbağa gibiyiz”. Ya da “şok” içinde olduğumuzdan olaylar hızlanırken biz bir önceki anın içinde hapsolmuşuz. Eğer, “tam biz uçacaktık şimdi herkes bize düşman, onlar algı operasyonu yapıyor” filan gibi fantezilerle kendinizi aldatmak istemiyorsanız, bu algılara, “demek ki dışardan bakanlar böyle bir resim görüyor” diyerek kulaklarımızı açmamız gerekiyor.

    Dışardan bakanlar yalnızca felaket senaryoları görmüyorlar. Onlar bu resmin içindeki, “DAEŞ ile aramızda 360 derece fark var”; “Suruç’un failini tutup adalete teslim ettik”, “DAEŞ ile PKK birlikte...” Adeta “Nobel’i bana vermediniz, Allah belanızı versin” demeye gelen açıklamalarla mantıkları zorlayan, insanı acı acı gülümseten, siyasetçilere bakıp ülkenin geleceğine ilişkin olarak umutsuzluğa kapılıyorlar.

    BU DEVLETİ İYİ ANLAMAK GEREKİR

    YanıtlaSil
  7. Türkiye dünya ekonomisinin önemli bir ticaret ve yatırım pazarı. Daha da önemlisi, ABD liderliğindeki Batı’nın kurduğu, yönettiği düzen sarsılır, yükselen güçlerce sorgulanırken Türkiye NATO üyesi, dünyanın en istikrarsız bölgesiyle Batı arasında, askeri ve siyasi açıdan gerekliliği artan bir ülke.

    Batı ve NATO, yapısal, teknolojik, kültürel, finansal olarak bu ülkenin devletini oluşturan örüntünün içindedir; bu nedenle de Kees van Der Pijl’in “post colonial” devlet tanımına uyar. Bu devletlerin kendilerini bağımsız sanan hükümetleri genelde bunun fiyatını, finansal, idari, kimi zaman başka yollardan öderler. Bu yüzden Türkiye devletini yönetenlerin bazen aniden, ilk anda anlaşılamayan bir “U” dönüşü yaptıklarına da şahit oluruz.

    BİR KOALİSYON ÇIKMAZSA, ORDU ÜLKEYE DÜZEN GETİRMEKTE TEREDDÜT ETMEYECEKTİR

    Dışarda bu gerçeğin çok tatsız ama bir o kadar da düşündürücü yansımaları ortaya çıkmaya başladı. Atlantik’in iki yakasından iki örnek vereceğim.

    Birincisi: Pentagon planlama bölümünden yetişmiş, Reagan döneminde Ulusal Güvenlik Konseyi’nde bulunmuş, G. W. Bush döneminde Ulusal İstihbarat Direktörlüğü ofisinde üst düzeyde görev almış, Ulusal Güvenlik Ekonomisi alanının kurucusu sayılan Norman Bailey’in, Ankara patlamasından sonra, 13 Ekim’de World Tribune’de yayımlanan yazısının başlığı: “Türkiye çökmüş devlet olur mu? Ordu izin vermez. Bu da o kadar kötü olmaz.”

    İkincisi: Avrupa’da öngörüleriyle büyük saygınlığı olan GEAP’ın (Küresel Avrupa Beklentiler Bülteni) 16 Ekim sayısındaki Türkiye bölümü: “Dört yıldır Erdoğan’ın politikaları, anlaşılamaz hale geldi, tutarsızlaştı. Türkiye kendini ekonomik, sosyal, siyasi jeopolitik bir uçurumun kenarında buldu... Her an çökebilir... Kimse Türkiye’nin, Libya’nın ya da Irak’ı yolundan gitmesini istemediğine göre, kasım seçimleri ülkenin yolunu bulmasına olanak verecek bir koalisyonu yine üretemezse, ordu ülkeye düzen getirmekte tereddüt etmeyecektir”. “Yeni Türkiye”, “360 derece”, sil baştan mı olacak?

    Odatv.com

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 1* “Avrupa üflüyor, biz burada oynuyoruz.” 100 yıl önce söylenen bu söz Bediüzzaman’a ait. Bir asır belki de 1800’lerin başından beri vatan sathında oynanan “batılı kuklalar tuluatının teşhisidir. Günümüze gelirsek..Siyonist-neocon çetesi ve maşaları cemaat üfürüyor, burada birileri ötüyor. Düdük gibi.

      Türkiye’ye Sevr’i gösterip Lozan’a razı ettirdikten sonra hükmeden vesayetin iplerini tutan tek-el İngilizler idi. NATO sonrası ABD buna ortak oldu. 1952-1960 arasında ABD Başkanı Eisenhower’in doktrini şöyle: Haritanın başına geçer ve Yunanistan-Türkiye-Pakistan-Afganistan’ı eliyle işaret ederek “Burada asker hükmedecek”. Çünkü NATO askeri bir ittifaktı. Ve Sovyet blokuna karşı kurulmuştu. Askeri bir blokta, sivil değil asker hükmedeceğini düşündüler. Yani darbe-ihtilal rejimi ile hükmedeceklerdi. Çünkü askeri yardım kim yapıyorsa onun borusu ötecek sandılar.

      Buna aykırı hareket eden Menderes-Demirel-Özal-Refahyol bu sebeple ala aşağı edildi. ABD’li patronun emriyle. Yani onlar üfürdü, bizim düdükler öttü darbeler oldu. Tabi her askeri ittifakın bir de sivil kanadı vardı. Cukkalardan nemalanan patronlar ve bürokrasi. Bu tiyatro 2002 yılına kadar devam etti. Sonra bu maskaralığın tasfiye süreci başladı. Düşünebiliyor musunuz, bürokrasiden gelen bir C.Başkanı, halkın oyu ile seçilmiş başbakan ile MGK toplantısında karşılaşınca elini bile sıkmamıştı. Yani tenezzül etmemişti. Yıl 2004. Bundan tam tamına 39 yıl önce de böyle bir sahne yaşanmıştı. Yüzde 52 oy alan ülkenin genç lideri MGK toplantısına giriyor ve önce gelen 27 Mayısçı darbeciler kılını bile kıpırdatmıyordu.

      İşte bu maskaralık eriyip bitmeye mahkumdu. Ve rüştünü ispat etmeye başlayan milletin art arda gelen sıcak darbeleri ile buzdan vesayet heykeli eridikçe batılı efendileri paniğe kapıldı. Ve kuklalarını piyasaya sürdü. Bunların başında kainat imamlığına soyunan bir meczup hoca ve cemaati de katlıdı. İşin hazin tarafı yerli vesayetin köleliğinden neocon-siyonist köleliğine terfiyi bir meziyet sandılar. Çünkü onlar fecr-i kazip ürünü idi. Bir de sinek iken tavus kuşu olduklarını sanıyorlardı.

      Irak harekata katılınmaması üzerine faturayı askere kesmek için, neoconlar cemaat ile tesis edilen vesayetin polis-hakimi ile işe koyuldular. Bu neocon-siyonist kuklaları köleliklerini ilk olarak 2007 yılında Emirdağ Lahikası’ndan Lozan bahsini ve Kastamonu Lahikası’ndan ise bir çok bölümü çıkararak ispatladılar. 5 yıl sonra da sadeleştirme ile gerçek yüzleri ve maksatlarını ortaya koydu. Bununla köleliklerini ispatlayınca siyasi darbecilik emrini yerine getirmeye başladılar. Bu 2010’da ve 2012’de su yüzüne çıktı. Ve bu baskı Türkiye batının iplerini kesip istiklalini aldığı nisbette arttı. 2012’de iktidar değiştirme teşebbüsünün düğmesine basıldı. 2013’te resmen hareket geçildi.

      Sil
    2. 2* Hal böyle iken şimdi birileri çekiniyor. Neymiş efendim onların maşası biri yazmış ki “Seçimden koalisyon çıkmazsa asker gelirmiş” Yok canım, devenin nalı. Bu cümle ve bundan korkan abartıyor. Çünkü bu fitne-fesad odaklarının ve maşalarının gönlündeki kediciğin düşüncesi. Yani askerin başına çuval geçirenler şimdi taç geçirerek dediklerini yapacaklar. Geçti darbeciliğin pazarı sür eşeğini Tel-Aviv’e. Çünkü asker, uyandı üfürenlere üfürüyor. Eski cuntacı bir asker söylüyor: “Artık Türkiye’de darbeler devri bitti, Silahsız kuvvetler halletsin” Bu sözleri ne çabuk unuttunuz. Ve…

      29 Mayıs 2014 günü Genelkurmay Başkanı Org. Necdet Özel, Efes 2014 tatbikatının ardından konuşuyor. Ve artık tehlikelerin askeri değil siyasi olduğunu vurgulayarak, “Ülkelere yönelik tehditlerin değişti. Sosyal medya ve enformasyonla şekillenen renkli değişim ve mevsim devrimlerine maruz bırakılmaktadır" dedi. Hem de soğuk savaş yöntemlerinin modasının geçtiğini belirterek.

      Yani artık batılı şer güçler üfürecek burada silahlı darbecilik oynanmayacak. O zaman ne olacak?

      İşte necon-siyonist şer odağı ve müttefiki küresel sermaye o zaman başka taktiklere başvurmak zorunda kalıyor. Sayın Özel’in dediği gibi medya. Oradan üfürecekler ve eski silahlı darbe yerine cemaat çetesi üzerinden netice alacaklarını sanıyorlar. Yani milleti aldatarak ya hükümeti devirecekler ya da yandaşlarını yamayarak neocon-Siyonist-cemaatin ittifakının Türk siyasetinde hükmetmesini amaçlıyorlar.

      Yani postal ile değil beyaz kağıtla ve ekranla vurmak istiyorlar. Bunu yiyecek miyiz? Yani bu algı operasyonunu yiyecek miyiz? Aman ha asker geliyor AK Parti’ye koalisyon ortağı bulalım yutturmacasına mı kanacağız. Bu yöntemlerle Türkiye’yi istedikleri gibi yönlendiremeyecekler.

      Bu asla ve kat’a olmayacak. Çünkü millet uyandı. Milleti Mehdiyet uyandırıyor. Mehdiyet’in şifalı mesajları kalpleri, gönülleri ve akılları aydınlatıyor. Milli iradenin üzerindeki vesayet zinciri kırılıyor. Yani asker gerçekleri artık görmüyor mu ki, darbe yapsın. Ve mazideki hataları tekrarlasın. Yani her darbeden sonra Türkiye’nin 10 yıl geriye gitmesine alet olsun.

      Bediüzzaman bir paşanın ikazı ile gizli bir ifsad komitesinden haberdar olur. Yıl 1918. Ve sonra fesad komitesinin icratları karşısında dehşete kapılarak bu tehlike için hep uyardı. Bu komitenin iki amacı vardı. Dinimiz ve istiklalimize kast etmekti. Bu oyunun sonuna geldik. Kiralık kalemlerin vesvesesinden korkmayın?

      Sil
    3. Türkiye’nin son 40 yılının başına ne geldiyse CIA hep baş rolde oldu. Tabi Mossad işbirliğinde. Önce Paul Henze, sonra Graham Fuller sonra Fuller’in işbirlikçisi Henri Barkey’in büyük emeği var. Türk kamuoyunun pek bilmediği Barkey daha çok algı operasyonlarını yürütmekte çok mahir oldu. Son fitnecilerin başında o gelir. Bu adam 10 yıldır Türkiye’deki her necocn fitnesinin içinde yer aldı. Irak Harekatı sebebiyle Türk askerin cezalandırılacağı ilk o söyledi. Ve bir yıl sonra paralel yapının komploları art arda geldi. Bu Henri Barkey 6 yıl bunu sonra böyle böyle yaptık diye itiraf etti. İşte bu Barkey, 17 Aralık darbe girişimin olduğu günlerde ve öncesinde çıktı neler yumurtladı neler? Ve cemaati ile nasıl işbirliği halinde dümenler çevrdiklerini belli etti. Onların üzerinden iç politikada nasıl oynadıklarını gözler önüne serdi.

      *O günlerde Amerikanın Sesi’ne konuşan Prof. Dr. Barkey, ABD'nin, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın "söylemlerinden rahatsız" olduğunu iddia etti. Barkey, yolsuzluk operasyonunun sonuçlarının çok ciddi olacağını, 30 Mart 2014 tarihindeki yerel seçimlerde görülebileceğini öne sürdü.

      *Hükümet ile Gülen Hareketi arasındaki gerginlik iddialarına değinen Barkey, taraflar arasında bir kırılma yaşandığını, ancak bu kırılmanın geçici olacağını ve partinin başına başka bir isim geçtiği takdirde sona ereceğini, çünkü partinin tabanı ile Gülen Hareketi'nin tabanlarının aynı ideolojiye sahip olduğunu savundu.

      *2014 mahalli seçimleri öncesi Barkey cemaatın teşkilat olarak iktidar ile muhalefet arasında seçim yarışının başa baş gittiği bölgelerde, CHP’ye yardım sağlayabileceğini de vurguladı. Barkey, bununla birlikte, Başbakan Erdoğan'ın 30 Mart'taki yerel seçimlerden zaferle çıkması durumunda Gülen Hareketi'ni "temizleme kampanyası" başlatabileceğini savundu.

      *Amerika’nın Sesi’nden Mehtap Çolak Yılmaz’ın sorularını da cevaplyaan Henri Barkey’e göre, Ak Parti 3 ay sonra yapılacak o mahalli seçimlerde İstanbul ve Ankara gibi şehirleri kaybedebilir, ancak yine de bu durum Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığının yolunu tıkamaz ve eğer isterse Abdullah Gül partinin başına geçerek başbakan olabilir.
      *Henri Barkey, geçen Eylül ayında İngiliz Financial Times gazetesine verdiği beyanatta ise “Eğer 1 Kasım seçimlerinde HDP Meclis’e giremezse şehirler havaya uçacak” dedi.

      Anlayın artık. Neocon-siyonist-cemaat şebekesi PKK'lı kürtlerle, baronlarla, ulusalcılarla, bazı kara cübbeli mankurtlarla aynı amaç için çalışıyorlar. Bu ittifak mutlaka mağlup edilmeli.

      Sil
  8. Mustafa bey,

    Biraz önce Bahçeli'nin şu söylediklerini, bir önceki mesajımla bütün halinde düşününüz:

    "Abdullah Gül'ün siyasette olmasında yarar vardır, ama tercih kendisinindir"

    "Bozkurt gibi kaçak saraya girer gereğini yaparım"

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bahçeli kendisini Çin sarayını basan Kürşad sanıyor olmalı ki böyle söylemiş. Kendisinin bekar son başbakan olmak ihtimali var. Yıkılan Cumhuriyetin altında kalabilir. Hiç bir şey göründüğü gibi değildir. Bahçeli de ... Mister No suflelere göre hareket ediyor. Kendisine başbakanlık sözü verildiği söylenmekte...

      Sil
    2. İnsan hayal ettiği müddetçe yaşar. Daha doğrusu yaşadığı müddetçe hayal eder. Kimi kendini sultan, kimi ağa kimi bey sanır. Hayal fakirin umududur, yesin de büyüsün ninni.

      Demokrasiye, hürriyete inanma medeni hayatın icabıdır. Medeni araçlara güvenme bir terbiye meselesidir. Dağdan inenin ikinci gün medeni olmasını bekleyemezsiniz. Hatta onun çocuğunun da. Belki torununda itibaren medenileşme başlar. Vahşi doğa insanı başıboştur. Hiçbir kural ve kanun tanımaz. Her şeyi keyfidir. Medeni insan ise kendini kurallarla, kanunlarla, gelenek ve görenekle bağlı hisseder.

      Bahçeli bir lider partisinin geleneğinden geliyor. Orada lider her şeyi bilir. Sultan gibidir.Diğerleri ise kapı kulu veya teba sınıfndadır. Ama liderin de sınırı var, yani tahdit altında ise ve halkın teveccühünü bir türlü kazanamıyorsa, elbetteki entrikadan darbeden medet umacaktır. Sağır ismet gibi. Ve sonrakiler gibi.

      Kim gibi? 27 Mayısçılar, 12 Martçılar, 12 Eylülcüler ve de 28 Şubatçılar gibi. Çünkü onlar azınlık temsilcileri milletin kabulüne mazhar olamamışlar.

      Şimdi 28 Şubat fitnesiyle merkez sağın lime lime edildiği bir dönemde. Es kaza devşirilen yüzde 17 ile 22 arasında oy toplayan 3 cüce partinin, koalisyonla hükmetme tadı ağzında kalan Bahçeli, bir üçüncü cüce parti peşinde. Yani merkez sağa yeniden tuzak kurarak bölelim derdinde. Bu olur mu?. 3 cüce parti tek iktidar gibi olur mu. 3 kedi bir kaplan olabilir mi?

      Entrikacılıkta hesap bu. Kabul şansı, bit pazarına kemik yağması kadar var. Bakın Menderes’in DP’si böyle bir HP ve MP tecrübesi yaşamış, AP yaşamış 41’ler hareketi ile, Özal da yaşadı. Çiller de şemsiye partisi ile yaşadı. Peki nerede o partiler şimdi_ Siyaset çöplüğünde. Bahçeli çöplük partisi arıyor. Vaaaa mı ona katılan, vaaa mı? Siyaset pazarına şenlik gelsin. Yoksa soytarılık mı?

      Artık başbuğlar, paşalar, maşalar sultasından bıktık usandık. Çekilin siyaset sahnesinden. Milletin bahtının önünü açın. Biz Büyük ve Yeni Türkiye’nin eşiğindeyiz. Keyfi-cebri-askeri devri ebediyyen kapattık.

      Sil
    3. bekar olması şart değil başbakan çocuksuz cumhurbaşkanı gasıp
      şu anda darbe görünmüyor ancak
      seçim sonuçlarına göre doğuda çıngar kopabilir
      toplu başkaldırılar olabilir
      işin düğümü doğu ve güneydoğu da

      Sil
    4. Evet anahtar cümle böyleydi: Başbakan çocuksuz, cumhurbaşkanı gasıp... Bakalım bu vasıflara sahip kimler çıkacak...

      Sil
    5. 5. Kol ile kurulacak koalisyonun şu isimler üzerinde iki anlaşması var:

      Başbakan: Bahçeli
      C.Başkanı: A. Gül

      En geç 2016 yaz başında, C.başkanlığı seçimi yenilenecek gözüyle bakılıyor. Plana göre, 2016 bahar aylarında, Erdoğan Yüce Divan ile indirilecek (gasp).

      Yeni dönemde Meclis Başkanı Baykal olacağı için, 2-3 aylığına C.başkanlığına onun vekalet etmesi düşünüldü. Küskünlüğüne böylece "şeker" verilmiş olunacak.

      A. Gül'ün, Ankara bombalamasının ardından, HDP'ye olan taziye mesajı boşuna değildi. Bir gelecek yatırımıydı. Ben "Türkiye'nin C.başkanı olacağım" sinyaliydi.

      Plan bu, hesap bu, neler olur göreceğiz.

      Sil
  9. BEŞİNCİ PARTİ BEŞİNCİ KOL

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Beşinci kolu deneyecekler... Başarılı olur mu göreceğiz. Tek başına iktidar çıkarsa bu ihtimal zordur. Ama tek başına iktidar çıkmazsa o zaman beşinci kolu ayırıp ingiliz-alman koalisyonunu deneyecekler...bu muhtemel...

      Sil
    2. Müslüman basiretli olmalı ve aynı delikten bir daha ısırılmamalı... aksi takdirde kendi düşen ağlamaz...

      Sil
  10. Mustafa Bey alanında uzman pek çok astroloğu internetten takip ediyorum.Seçim sonuçlarıyla ilgili hepsi de aynı şeyi söylüyor:Akp yine tek başına iktidar olamayacakmış.Bakalım bu dedikleri çıkacak mı?.Allah'a emanet olun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Akparti tek başına iktidar olursa, parti içindeki 5.kol şimdilik bekler, çıkış yapmaz. Ancak tek başına iktidar çıkmazsa, Akparti içinden 5. kolu çıkarıp restorasyon koalisyonu dedikleri tertip hükümetini kurabilirler.
      İlm-i nücum gizli ilimlerden bir şubedir. Muhyiddin-i Arabi başta olmak üzere pek çok kimse bu konu ile ilgilenmiştir. Bu konuda mütereddidim, yani Kur'ani esasata uygun olmadığı için -yıldızlar doğrulanır, kader yalanlanır- hadisi gereğince bu astrolojiyi tasdik etmekten kaçınıyorum. Ancak bu konunun zulmani bir bilgi türü olarak nazara alınması gerekir. Bu arada dindar iktidarı devirmek için her türlü imkanı seferber ettikleri gibi astrologlar da onların taifesinden olduğu için hak tarafını devirmek için bir taşı da onlar atıyor.

      Sil
    2. kalben istediklerini fal diye söylüyorlar

      Sil
    3. 5. kolun bekleyecek tahammülü yok, ya bu seçimden sonra çıkar ya da ölür gider. Bu seçimde de Akp tek başına iktidar olamayacak ve bu seçimden sonra 5. parti muvakkat bir süreyle çıkacaktır, bu da akp'nin tasaffi etmesine yarayacaktır. Kurulacak koalisyon, milletin ekseriyetine "illallah" dedirtecek, derin pişmanlıkla bile olsa doğru adrese sevkedecektir.

      Sil
    4. Beşinci parti olsa olsa Talut'un ordusunun nehirden geçerken çokça su içmiş olanların sefer yolunda dökülmesine yarayacaktır inşallah. % 50'lik parti yerini tasaffi etmiş ve % 60-70 bandına oturmuş bir partiye dönüşecek inşallah. Aksi takdirde bu dönüşüm devletin ve milletin ağzının çok fena yanmasının ardına kalacaktır. Nazım Kıbrısi ne demişti. Bütün -izm'ler Amik savaşında yok olur. Millet ancak bundan sonra büyük zuhura nail olacak...

      Sil
    5. %60-70 oy orani olmasada millet vekillerinin %60-70 kadarini akpartinin alabilmesi mumkun. Mhp ve hdp nin anketler ne gostersede bicak sirtinda olduklarini dusunuyorum. Buda iki partili bir meclis demek.boylece oy orani olmasada milletvekili oraniyla %60-70 vekil cikarmasi akpartinin mumkun olabilir.

      Sil
  11. Tabi plan bu olsa bile, farklı hissediyor bu abdi aciz...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. KONDA'nın anketinden şu sonuç çıktı:

      AKP: 41.7
      CHP: 27.9
      MHP: 14.2
      HDP: 13.8

      Eğer böyle/buna benzer bir sonuç çıkarsa, 5. parti MHP'nin içinden çıkabilir (ve Akp'ye koalisyon desteği verir). Bahçeli ters köşe olur.

      AKP için en kötü senaryo 7 Haziran seçiminde aldığı orandan düşük oy almasıdır. %40'dan aşağı aldığı takdirde, yukarıda/daha önceki mesajlarımda bahsettiğim plan devreye girer.

      Sil
    2. Liderler ucuyor 4-5 parti diye.ben yeni meclisin olusumunun uc partiden fazla olmayacagini dusunuyorum.Ya hdp ya mhp , yada ikisi birden baraj alti kalma olasiligi yuksek. Anketlere bu donemde pek guvenmemek lazim. Zira secmenin cogu oyunun rengini belli etmekten cekiniyor. 7haziran oncesi mhp ile ilgili bir ruya gormus burada paylasmisdim. Ruyam 7haziranda cikmadi,bu secimde belki cikar be mhp baraj alti kalabilir. Artik birkacgun kaldi,bekleyip gorecegiz.

      Sil