.

ALLAH; DEVLETE, MİLLETE VE ORDUMUZA ZEVAL VERMESİN

1 Eylül 2015 Salı

TARİHİN BÜYÜK PARANTEZİ KAPANIYOR

Mustafa ÖZCAN / Vahdet Gazetesi

Zaman tünelinden, parantezinden çıkıyoruz. Daha doğrusu zaman ayarlı bir huruç hareketiyle ve vaktiyle karşı karşıyayız. Hazreti Musa’nın Mısır’dan çıkışı mekan ayarlı ve coğrafi bir çıkıştı. Tih Çölü’nden çıkışı ise terbiye maksatlı olarak zaman ayarlı bir çıkıştı. Biz ise hem zaman ayarlı hem de mekan ayarlı bir çıkış devresiyle karşı karşıyayız. Rivayetlere göre Beni İsrail Yusuf (Aleyhisselem) ile birlikte Mısır’a gidişlerinden sonra bu ülkede yaklaşık 400 yıl kalırlar, yaşarlar. Burada bazı sosyal hastalıklar kaparlar. ‘Üzüm üzüme baka baka kararır’ misali bunlar bulaşıcı hastalıklardır. Buzağıya tapınmak ve hayat tutkusu ve ölüm korkusu gibi. Mısır’dan çıkışlarından sonra bu kalıntı hastalıklardan dolayı doğrudan Arzı- Mev’ud’a dönemezler. Mısır’da kalışlarının onda bir süresince yani 40 yıl boyunca Tih Çölü’nde yaşarlar. Tih Çölü onlar için ab-ı hayat olur, arınırlar ve manevi olarak yeniden doğar ve dirilirler. Nesillerle birlikte psikolojik ve sosyal hastalıklar da iyileşir. Hastalıklarını Tih Çölü’nde, arkalarında bırakarak pak ve temiz bir biçimde atalar diyarına dönerler. Musa Aleyhisselam miras ve misyonunu genci olan Yuşa Aleyhisselama devreder. O yeni bir neslin başında olarak atalar yurduna avdet eder.

Merhum Ahmet Yasin Siyonistlerin Basel Kongresi’ni baz alarak (1897) İslam ümmetinin Siyonizm karşısında yenilenişini, dirilişini 120 yıllık bir zaman dilimine yaymış ve bağlamıştır. Bu 40 yıllık üç kuşak demektir. İ’dat, temkin ve nasır nesilleri. Hazırlık, ayakları üzerine durmak ve zafer nesilleri. Onun tahminlerine göre bu sürecin sonu 2016, 2022 ve 2026 yıllarına işaret etmekte ve denk gelmektedir.

Kimileri diriliş ve yenilenme tarihini veya dönüşüm yıllarını İkinci Abdulhamit Han’ın tahttan indirilişi ile (1908-1909) başlatmakta ve yüz yıla yaymaktadır. Kimileri de bunu Birinci Dünya Savaşı ile başlatmakta ve üzerine 100 yıl ilave etmektedir. Vahidüddin Han gibi yenilenme yıllarını iki asra yayanlar da vardır (İkinci Mahmut’un reform yıllarıyla başlatmak mümkün: 1808-1826/2008-2026). Kimileri de hilafetin ilgasıyla birlikte 100 yıllık yenilenme sürecinin başladığına kanidir. Peki! Neden yüz yıl? Fetret devriminin yüz yıl olacağına dair bir kanıt mı var? Bu hususta Filistinli Alimler Birliği Başkanı Yunus Estel’in bir değerlendirmesi ile karşılaşmıştım. İslam ümmetinin son mesajın hamili olduğunu ifade ederek fetret ve atalet devrinin yüz yılı aşmasının hikmete muvafık olmayacağını; insanlığın bundan fazla karanlıkta kalmasının uzak göründüğünü söylemiştir. İslam ümmeti asimetrik süreçten geçerek 40 yıllık ulusalcılık labirentinden ve vetiresinden sonra 40 yıllık da Humeyni rejimi ve ehl-i bidatın çekim alanına girdiğini, türbülansına yakalandığını ve bu sürecin de sonuna yaklaştığımızı ifade etmektedir. Sonunda İslam ümmetinin zaferler burcuna girdiğini ve gireceğini öngörmektedir. Yunus Estel, Davud’un içinde bulunduğu Talut’un küçük ordusundan inanmış küçük bir bölüğün Allah’ın izniyle yüz bin kişilik büyük bir ordunun tozunu attığını hatırlatmıştır.

Filistinli ulemadan Dr. Salah Rakp, ‘Devrimler Cebri rejimleri Ortadan Kaldırır mı?’ başlıklı bir panelde Şeyh Ahmet Yasin’i teyiden İsrail’in yirmi birinci yüzyılın ilk çeyreğinde ortadan kalkacağına dair ehli vukufun yani bilirkişilerin ittifakını dile getirmiştir (https://ar-ar.facebook.com/notes/197422410278637/ ). Bediüzzaman da Yunus Estel gibi ‘inna ate’yna’nın sırrında’ Deccal devrinin ve devriminin yüz yılı aşmayacağını öngörmüş, müjdelemiştir. 100 yıllık dönemin sonuna doğru geliyoruz. Tarihin büyük parantezi kapanıyor veya İslam içindeki fetretin sonu geliyor. Talut döneminden Davut dönemine geçiyoruz. Calut’un (Golyat, dev savaşçı) veya Deccal’ın küresel sistemi sonuna geliyor. Tepetaklak olacağı günler sökün ediyor.

1 Kasım seçimleri Talut döneminden Davud dönemine geçiş mi? Küresel Calut sisteminin yıkılacağı yeni bir devre mi giriyoruz? Nehirden geçenlerin sınanma ve arınma dönemi ve Davud’un Calut karşısında ortaya çıkış vetiresi. Huruç vaktindeyiz. Yecüc ve Mecüc zorlamalar sonucu Seddi Zülkarneyn’den çıkarken biz de zaman uykusundan uyanıyor ve fetret tünelinden çıkıyoruz. Geniş fezayı ve afakları kaplayacak yürüyüşümüz başlıyor. İstemesek de kaderimizle yüzleşeceğiz.

1 yorum:

  1. Yeryüzünde iki gücün mücadelesini gözlemliyorum : Üreten ve kendi coğrafyalarına bir nebze olsun bağlı güçler ve Faizden para kazanan Finans/Borsa/Döviz dalgalanmalarından voleyi vuran kendisine ait bir coğrafyası olmayan diğer güçler..

    Gördüğüm kadarı ile ABD'de bir kanat ve Rusya bir bloğu oluştururken İngiltere,Avrupa'daki bağlaşıkları ve Çin diğer tarafı oluşturuyor.

    Türkiye'nin önemi güçlü bir devlet vb.olduğundan değil -ki saydıklarımın yanında tüy kadar ağırlığımız var- ama etkinlik alanının devasa olmasından ötürü..

    Davutoğlu'nun sistemimizde devasa ve köklü değişiklikler yapmasını ummak hayâlciliktir..Benim tahminim Davud diye beklediğimiz kişi bambaşka bir kişidir ki birinci önceliği savunma sanayiinde çağ atlamamızı sağlamak olacaktır.

    Ben Abdürrahim Abi'nin bir ara ilmi sima diyip Davutoğlu'nda sıkıntı var(ömür olarak) demesine katılıyorum..Tahminim Davud siyaset sahnesine bu seçimlerde girebilir belki mv.olarak belki dışarıdan atanarak..orasını tam bilemiyorum..

    Bilmiyorum haberiniz var mı şu sıralar cemaat fitlemesiyle askerî darbe olabilir muhabbetleri bayağı çoğaldı. Ayrıca Eylül'ün ortasında dünya çapında sarsıcı büyük olayların olabileceği söyleniyor özellikle yabancı kaynaklarda(ekonomik kriz ağırlıklı). Yalnız şu da var : İsrail'deki en büyük Rabbi'lerden birisi Eylül ortasında Mesihimiz geliyor diye beyanat verdi ve sanırım en ilginci de bu oldu.

    Beyler,kardeşlerim,kemerlerimizi sıkıca bağlayalım..

    YanıtlaSil