.

ALLAH; DEVLETE, MİLLETE VE ORDUMUZA ZEVAL VERMESİN

8 Eylül 2015 Salı

CÜBBELİ AHMET HOCA'NIN RÜYASI

Cübbeli Ahmet Hoca


Rüyamın Gerçekleşmesinden Endişe Ediyorum

Bu terör olayları başlamadan önce bir rüya görmüştüm. Rüyamda şu anda Türkiye’yi yöneten en üst yetkililerin yerine dipçikli askerler geliyordu. Ben bu rüyamdan yola çıkarak önümüzde istenmeyen süreçler yaşanabileceği endişesini taşıyorum. Siyasetin mutlaka bu işe acil bir çözüm üretmesi gerektiğini düşünüyorum.

Bundan birkaç ay önce -en az iki ay var- bir rüya gördüm. Benim bazı rüyalarım evvelce denediğim üzere ve yakın çevremin bildiği üzere çıkmıştır. Ekseri kendi başıma gelenler hakkında değil de, devlet, millet, hükümet gibi meselelerde rüyalar gösteriliyor bana. Mesela Anayasa Mahkemesi’nin bazı konularda alacağı kararları çok önceden görüyordum. Ve arkadaşlarım “Acayip ilginç, ne alakası var?” falan diyorlardı. Ama çıkıyordu. Bunun gibi dolu örneğim var. O bakımdan bu rüyamı da önemsedim. Çıkmasını istemediğim için bir uyarı mahiyetinde Allah göstermiş olabilir. Ben bunu buradan paylaşayım. Herkese telefon edip tek tek anlatacağıma gazetemiz aracılığıyla paylaşayım. Özellikle yetkilileri ilgilendiriyor.

EVİN BAHÇESİNDEN GÖRÜYORDUM

Ailemin eskiden İstinye’de oturdukları evleri vardı. Ben de o evde bir sene kadar oturmuştum. O 3-4 katlı bahçeli bir evdi. Rüyamda o evi görüyorum. Evin bahçesinde kendi eşimle, çocuğumla duruyorum. Üst kata bakıyorum. Ailem en üst katı açıp, duvarı kırıp, oraya cam falan yapmışlardı. O camlı yerde şu anda Türkiye’yi yöneten en üst yetkililer oturuyor. Cama sıfır oturdukları için ben bahçeden görüyorum. Bir sıra halinde dizilmişler. Ben onlara bakarken birden orada dipçikli askerler göründü. Jandarma mı oluyor onlar bilmiyorum. Dipçikli askerler zuhur etti orada ve yetkililerden kimse görünmedi artık.

İSTENMEYEN SÜREÇLER OLDU

Tabi bu rüyanın tabiri açık. Ben bu rüyamdan yola çıkarak önümüzde istenmeyen süreçler yaşanabileceği endişesini taşıyorum. Askerimiz tabiki vatanına, milletine hizmet etmek için birçok şekilde bu memlekette faaliyetler yaptı. Ancak bazı kere istenmeyen süreçler oldu, 80’de olduğu gibi. O zamanlarda ben gençtim, 15 yaşlarındaydım ve yollarda yürünemeyecek hal vardı. Camdan başımızı çıkaramıyorduk. Fatihte oturuyorduk. Alttan hemen taranabiliyordu. İsmailağa Camisine gidip gelirken kaç kere taranma tehlikesi yaşadım. Ön yolu taradılar bir sürü insan öldü. Ben arka yoldan gittiğim için kurtuldum. Kader tabi. Bunları yaşadım ben. Dolayısıyla memlekette kargaşa hakim olduğu zaman askeriye müdahale ediyor. Etmek durumunda kalıyor yani. Tabi bundan 28 Şubat müstesnadır. 28 Şubat post moderndir, adice ve alçakça yapılmış bir ihanettir ve buna dahil değildir. Fakat 80 öncesi ben yaşadığımı söylüyorum. Ben çok yaşlı değilim. Sokaklarda gezemiyorduk. Ben hiçbir işe karışmayan bir insanım. Camiden eve, evden camiye bir insanım. Ama ben bunu yaşadım.

ENDİŞEMİ PAYLAŞIYORUM

Bundan dolayı tabiki ihtilali istemeyiz. Askeriyeye bu noktada bir iş düşmesini askerde istemez. Tabi ben bu rüyayı aylar önce gördüğümde o zaman anlattım. Dinleyen arkadaşlar var, 2 ay evvel anlattım bunu şahitlerim var. O zaman bu rüyadan ben “Ne alaka?” gibi uyandım. Ama gelinen durumun yani 2 aydır peş peşe olaylar arttı. Ve gelinen noktada ben bu rüyamın gerçekleşmesinden endişe ediyorum. Gazetemiz aracılığıyla bu endişemi de yetkililerle paylaşıyorum. Çünkü benim gördüğüm birçok rüya çıktı bugüne kadar. Hal böyle olunca siyasetin mutlaka bu işe acil bir çözüm üretmesi gerektiğini düşünüyorum. Acil bir şekilde ilk gündemin terör olması, terörün bitirilme mücadelesi olması, askeriyeye son derece yetki verilmesi gerekiyor. Yani askeriyenin hiçbir yetkisinin kısıtlanmaması, maddi, manevi imkan ve bütçenin verilmesi lazım. Terörün bitirilmesi için artık olağanüstü hal gerekiyorsa olağanüstü hal veyahut sınır ötesi, sınır içi, ilçe, il nereye müdahale gerekiyorsa müdahale izni verilmelidir. Acemi askerler çatışmaya gönderilmemeli, bu iş için özel birlikleri kurulmalıdır. Teröristlerin ortamlarını bilen, o ortamlarda yaşamaya alışkın, dağda, bayırda yaşayabilecek ekipler kurulmalı. Bu iş yukarıdan bombalamayla bitecek gibi görünmüyor.

ASKERİYEYE UYULMALI

Bu terörün bitirilmesi için askeriyeye uyulması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü sivil siyaset askeri işlerden anlamaz. Her işi ehliyle istişare edeceksin. Burada “Şu ne der, bu ne der?” diye düşünemeyiz. Bunu düşünürsek vatan da, millet de, memleket de elden gider. Onun için ben askeriyeye son derece güç verilmesi, bir de askeriyenin istişaresine uyulması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü asker “Buradan bunu yapmamız lazım” diyorsa “O ne der, bu ne der?” denmemesi lazım. Mutlaka askerin dinlenmesi lazım. Çünkü ehli odur. Vatan müdafaası askerden sorulur.

İÇ SAVAŞA GİDİYORUZ

Şu anda iç savaşa doğru giden bir süreç görüyorum. Bu rüyamda da daha büyük olaylar olacağını görüyorum. O zaman bunlara sebebiyet vermeden aklımızı başımıza devşirerek, siyaset kurumunun işlemesi gerekiyor. Birbirleriyle aralarındaki atışmaları bırakması gerekiyor. Tabiki PKK’nın temsilcileri olan HDP’yi bu işin dışından tutmaları gerektiğini söylemeye lüzum yok. HDP’nin mutlaka bu işin dışında tutulması gerektiğini düşünüyorum. Diğer siyasi kurumlar bir karar almalı. Sonra zarar geldiğinde herkese geliyor. Aynı gemideyiz, güverte delinince herkes batıyor. Bunu düşünerek askeriyeye son derece güç verilmesi lazım. Yeni kumandanlarımıza Allah’ımızdan muvaffakiyet, başarı diliyorum. Yeni kadrodan çok ümitliyiz. Bütün Türkiye bu terörü durdurmaları için onlardan faaliyet beklemektedir.

ASKERE ÇOK YETKİ VERİLMELİ

Özellikle bizim cemaatimiz, Mahmud Efendi Hazretleri’nin cemaati vatana, millete çok bağlı, askere çok bağlı, çocuklarını askere gönderen, askere gidilmesini teşvik eden ve bunun faziletlerini sohbetlerde anlatan bir cemaatiz. Bu özelliğimiz var. Bu farklılığımızla mutlaka askeriyenin çok güçlenmesini ve yurdu müdafaa konusunda kendilerine çok yetki verilmesini bekliyoruz.

BU İŞİN EHLİ ASKERDİR

İstenmedik işler olmadan önce düşünmek, önlem almak lazım. İş işten geçtikten sonra ah, vah etmenin faydası kalmıyor. Memleket 10-20 sene geri gidiyor. Bütün ilerlemeler duruyor, faaliyetler kesiliyor. Bunlara sebebiyet vermemek lazım. Asker bu işin ehlidir. Silah onların elindedir. Onlar bu kadar plan, proje yaptıklarına göre, bölünmememiz için iç ve dış düşmana karşı, vatanı müdahale uğrunda hayatlarını bu projelerle, planlarla geçirdiklerine göre onların sözünün dinlenmesi gerektiğini, onların istişaresine uyulması neticesinde bu işin inşallah biteceğine inanıyorum.

BÜYÜKLERİMİZDEN HİMMET İSTENMELİ

Asker büyüklerimiz, komutanlarımızın da geçmiş büyüklerimizden himmet istemeli, Allah’tan yardım istemeli, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)den himmet istemeli, bir de Fatihlerde, Yavuzlardan, atalarımızdan, şehit ecdadımızdan himmet istemeli. Onların da manevi himmetleriyle kendilerine güvenerek, özgüvenlerini tazeleyerek bu işte büyük bir başarı elde etmeleri için gayret etmelerini ve ümit kesmemelerini Allah-u Teâlâ’dan da niyaz ediyorum, onlara da bu şekilde cemaat olarak, millet olarak isteklerimizi iletmek istiyorum.

14 yorum:

  1. Daha önce bu konuları paylaşmışdık Türkiye için en şerLi örgüt dinsizligi savunan PKK denen decaliye örgütür. işitim bazı evliyaların fetvasına göre öldürülmeleri vacip gibi.
    .bir özel harekat polis bir nakşibendi hocasına tabi olurken soru sorar efendim biz bazen daglarda bu hainlerle karşılaşıyoz öldürüyoz ne buyurusunuz şeyh evliya birde dogu dan olan evliyalardan buyuru ki __ deccaLi bir örgütür . yani şeytanın yolunda olan fitne fesad bir örgüt .
    evet üzülerek bazı bildiklerimi paylaşmak istemiyom ama Türkiyede kısa süreli bi bölgesinde kıyım olabilir (bazı ehLi keşifden işitmişdim) hatta bu Pkk siyasi kolu olan partini bir cok yöneticisin de yok edilcenide işitmişdim . sakın oolaki pKK peşinden giden anası babası müslüman olan lar kime neye hangi davaya hizmet etinizi gözetin dava islam davası degiL . tam aksi asabiyet ırk şeytanidir. helak olursunuz . her kez Lideriyle cağrılır Ahirete---
    özünden deKi (benim gerçekde Liderim Hazreti MUHAMMED SALLALLAHU ALEYHİ VE SELLEM - Allaha secde etmiyenin İslama muhalif olan hiç bir akım örgüt Rahmani degildir. zaman Amel etme az konuşma imanımızı fitneler karşısında kurtarma zamanıdır. kim kimi neden öldürdünü bilmedi bi zamana geldi dünya , dogu kökenlİ müslüman kardeşlerime derim Ki Vatan haini pkk uzak durun fitnesine Alet olmayınız , helaka maruz kalmayınız. kafirin oyuncagı olmamak gerek.
    Pkk şerefi olmuyan İslama muhalif şeytani bi örgütür. kim kimin peşinden gitine dikkat etsin. İslama aykırı olan tüm akımlar rahmani degildir. Artık süreç başlamış dır her geçen yıL bi öncekinden daha karmaşık laşır dünyada Mehdi Alehiselamın Ayak sesleri yaklaşlmakda olup Allahu Alem (ilerki 10 yılarda İslamın güneŞi perişan olan dünyaya hakim olur Adeletle hükmeder.Allahu teala yaratıcımız biz Allaha ve resullullaha iman eden müslümanları hangi ırkdan olursak olalım bizleri muhafaza buyursun İslam kardeşligimizi pekişdirsin. selamet versin. bizden olmuyan kafiri bize (müslümana galip getirmesin) biz müslümanları galip getirsin Türkiyemizi güçlendirsin islami imanlı insanlarımız yönetimde her yerde cogalsın Amin
    Allahumme salli Ala seyidine muhammed

    YanıtlaSil
  2. Pkk DECALİYE örgüte cok agır darbeler vurulmalıdır. buna sempati yolarınıda kesmek lazımdır. bu iş büyük fitne kokuyor. Vatan sevgisi imandandır. gerekirse kandil haritadan silincek derecede şidede operasyonlar yapılmalI ilerde olabilecek ayaklanmalara karşı cok özeL egitim Li Askerler yetiştirilmelidir. bazıları yazımı begenmiye bilir. şımarıklık var. pKK asla dostluk isteyen bi örgüt degildir. yönetim kadrosu ekseri kafir dir. dış istikbarata çalışmakdadır. 3 5 kuruşa satın aldıkları bazı aşiretler vardır. hatta Pkk idam gelmesi gerekir. doguda müslüman larada baskı yapılmakdadır. kuran kursu yakan şeytani bi örgütür. ifadelerim agır gibi gelsede bazılarına ilerde anlıcaklardır. inşaLLaH ehveN Geçer. Devletimizin daha cidi tedbirler alması bu Pkk ve sempatizanlarına asla musama göstermemsi gerekir. şımartılmamalıdır. müslüman halkla .. terörü iyi ayırmak lazımdır. cübbeLi hocanın cogu görüşüne katılıyom . kendisi ehLi sünnet itikatında olan ilmen yakını olan Alim bi hocaefendidir PkK yok edilmesi gereken bi örgütür. yakalanan törörist idam edilmeLi dir. devletimizin cok daha cidi planlama yapması bu fitne şer örgütü ve sempatizanlarını bitirmesi gerekmekdedir. hatta bu deaş (ışid) dahi planın bi parçasıdır bunlara süriyede toprak kazandırmak için meşru gösterilemk akdenize açılmalarına Türkiyeyi köşeye sıkıştırmak içindir plan büyük dür. hayal degildir. Acilen gerekirse dünya bagırsa agır bombardımana dahi tutulmaları gerekir kandilmiş kuzey ırakmış nerde olurlarda avrupada elini kolunu salıyarak gezenleri yok edilmesi için gizli gönülü yok edici timler gönderilmesi lazımdır. tamamen yok edilmeleri gerekir. Türk Askerine selamet versin imanlarını güçlendirsin. " La havle ve la kuvvete illa billahiL aliyiL azim " zikrinin bereketiyle kalalandırsın RabbuL Alemin .
    Askerimize islami egitimde verilmeLi kışlalarımızda namaz lar dualar edilmeLi Allahım uhud a şehit düşen ashabın hatırı için bedir de şehit düşen ashabın hatırı şu pkk terörünü perişan etmeni senden dileniyorum içlerinde hidayete nasip etiiklerin varsa bir an önce hidayet et hidayete nasibi yoksa helak edermiisn ya rabbuL alemin resullullahın senin için aşkından secdede göz yaşı döktü o anın bereketinin hatrına hoşnutlunun rızanın hakkı için senden dileniyoruz bir tek sana eL açıyoruz. mülkünde galib olan sensin. ya AZİZ celle cellaluhu Müslümanların sayısı cogaldın gibi Ordumuzuda imandan ayırma imanLı komutanlarımızın sayısını cogaltırmısın Amin amin AmiN .safımız İslam olsun amiN

    YanıtlaSil
  3. http://fikrikadim.com/2015/09/08/ingiltere-uyardi-turkiye-askeri-darbeye-mi-gidiyor/
    Türkiye yangın yeri. Her geçen gün polis ve askerlere yapılan saldırılar sonucunda hayatını kaybeden güvenlik görevlilerinin sayısı çığ gibi büyüyor. Toplumsal olaylar her ile ve her kesime sıçrama eğilimde. Hakkari’nin Dağlıca bölgesinde, 16 askerin hayatını kaybettiği PKK saldırısı, birçok kentte protesto edildi. Bazı kentlerde HDP binaları saldırıya uğradı. Afyon’da şehirlerarası karayolunu kesen göstericiler bazı firmalara ait otobüsleri durdurdu, yolculara kimlik kontrolünü yaptı. Bugün radyolarını veya televizyonlarını açanlar, “Iğdır’dan Dilucu sınır kapısına görevli polis memurlarını götürmekte olan servis minibüsüne bombalı tuzak kuruldu. Saldırıda 14 polis can verdi” haberlerini duydu. Ülkü Ocakları temsilcilikleri bugün (08.09.2015’te) saat 19.00’da şehitler için aynı anda yürüyüş düzenleyecek. Canı yanı sokağa çıkıyor, adaleti kendi tecelli ettirmek istiyor. Yaşananlar toplumsal bir travmanın, çılgınlığın delili. Durumdan vazife çıkaran sadece siviller değil. Bazı zinde güçlerinde darbe çağrışımı yapan faaliyetlere zemin hazırladıkları düşünülebilir.

    Bu kanaate nereden vardığım sorulabilir. 25/08/2015 tarihli “Türkiye’de Ak Parti Kuzey Irak’ta KDP tasfiye mi ediliyor?” başlıklı yazımda, “Türkiye’de ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Ak Parti’ye yönelik bazı hazırlıkların ve algı operasyonlarının yapıldığı gözlerden kaçmıyor.” tespitinde bulunmuştum. Makaleyi de “Evet, ortada bir tasfiye operasyonu var. Kuzey Irak Türkiye ilişkileri küresel kraliyetçilerin uykularını kaçırıyor. O nedenle Türkiye ve Kuzey Irak’ta taşları yerinden oynatmaya çalışıyorlar. Ancak daha kimin gittiği kimin kaldığı belli değil. Tasfiye faturasının kime çıktığını 1 Kasım seçiminden sonra öğreneceğiz.” Diye tamamlamıştım. Yayınladıktan sonra bazı çevreler ne yalakalığımı bıraktılar ne hainliğimi?

    Sonrasında ise “Güneydoğu’da görev yapan bir üst düzey emniyet görevlisinin “güvenlik güçlerine yönelik seri suikast ve saldırılarla yönetime karşı isyan etmeleri sağlanmak isteniyor” dediği bazı mahfillerde konuşuluyormuş!” bilgisiyle yaşanılan sürece dikkat çekmek istemiştim. Bkz 31 Ağustos 2015/İngilizler ve Fransızlar Türk Ordusunu kışkırtıyor mu? Dağlıca faciasının yaşanmasına ilişkin değerlendirmemde; “Türkiye istihbarat ve güvenlik güçleri kendi içlerinde başlatılan tasfiye hareketlerinden dolayı, bazı bilgileri, gerekli makamlara sansürleyerek intikal ettirdi. 12 Eylül darbesinden yıllar sonra gazetecilere geçmişe dönük bir değerlendirme yapan Süleyman Demirel; ‘MİT her gün size Afrika’da hangi kabile hangi kabileden kaç kişiyi öldürdü diye haber verir ama Ankara’da altınız oyulur, darbe hazırlanır haber vermez’ demişti. Sanırım durum biraz merhumun anlattıklarına benziyor. Devlet Bahçeli bölgede sıkıyönetim ilan edilmeli derken bana kalırsa kulağına gelen duyumlar üzerine hükümeti ikaz etmek istemişti. Olabilir mi?” sorusunu yöneltmiştim. Bkz. 07/09/2015-Yürekleri dağlayan Dağlıca kimin işi?

    YanıtlaSil
  4. Devletin bazı birimlerinin tırmanan teröre hazırlıksız yakalandığını sanmıyorum. Çünkü Oslo görüşmeleri sırasında MİT Müsteşar Yardımcısı Afet Güneş, PKK yöneticisi Sabri Ok’a “Biliyoruz metropolleri de doldurdunuz bu arada, patlayıcılarla doldurdunuz” demişti. Sabri Ok ise “Yok canım” diye tepki gösterince Afet Güneş kendinden emin bir şekilde “Hepsini biliyoruz” diyerek sözlerini tekrarlamıştı. MGK ve Bakanlar Kurulu’na sunulan raporlarda PKK’nın, “Çekiliyoruz” dediği dönemde silahlanmaya devam etti. Şehir savaşına hazırlık için kentlerdeki evleri mühimmat deposuna çeviren örgüt 80 bin uzun namlulu silahı buralarda sakladı, bilgileri yer aldı. Şimdi sormazlar mı biliyordunuz da neden müdahale etmediniz? Hangi şartların olgunlaşması beklenildi?

    PKK terörünün başladığı 36 yıl içerisinde 13 Genelkurmay Başkanı, 22 hükümet ve 7 Cumhurbaşkanı değişti. PKK bölgesel aktör oldu. ABD gibi süper güçle işbirliği yaptı, onun korumasına girdi. IŞİD (DAİŞ)’le savaşta ABD, PKK ve bölgesel uzantılarını stratejik müttefiki kabul etti. Hatta daha bir gün önce Amerika Birleşik Devletleri (ABD) İç Güvenlik Siyaset Merkezi Başkanı James Hansen, bölgenin istikrarı için Rojava’nın (Suriye Kürdistanı) bir bölümünün, Kürdistan Bölgesi ile birleşmesini önerdi. Daily Telegraph gazetesi ise 16 askerin hayatını kaybettiği Dağlıca saldırısıyla ilgili haberinde, PKK’yla savaşın şiddetlenmesinin, Suriye’de IŞİD’e karşı aynı saflarda olması gereken Türkiye’yle Suriyeli Kürt milisler arasında çatışma riskini artırdığını yazdı. Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesindeki Özel Kuvvetler’e ait 2 tabur, karadan Kuzey Irak’a operasyon yaptı.

    Mehmed Âkif Ersoy “Tarih”i tekerrür diye ta’rif ediyorlar; Hiç ibret alınsaydı tekerrür mü ederdi?” diyor. Benimkisi ibret alınmadığı için tekerrür eden bir tarihi sürecin eşiğinde tarihe tanıklık eden bir ruh haliyle yaptığım bir uyarı. İlk önce yapılması gereken terör olaylarının meydana geldiği bölgenin bir güvenlik kalkanı içine alınması. Bunun yolu da Olağanüstü Hâl ilanından geçiyor. Eğer bu yapılmazsa korkarım ki bir gece ansızın gelebilecek zinde güçler, TSK’nın 211 sayılı İç Hizmet Kanunu’nun 35’inci Maddesi’ne göre yönetime el koyabilir. Süleyman Demirel, darbe tartışmalarında TSK İç Hizmet Kanunu’na dikkat çekmiş; “TSK bu yasaya göre resen el koyabilir” demişti. TSK’nın 211 sayılı İç Hizmet Kanunu’nun 35’inci Maddesi’nde “Türkiye Cumhuriyetini korumak ve kollamak”, 85/1 Maddesi’nde ise “Vazifesi Türk yurdu ve Cumhuriyetini iç ve dışa karşı korumak” deniliyor.

    İsmet İnönü’nün Demokrat Parti iktidarına karşı sarf ettiği “Şartlar oluştuğunda ihtilal meşrudur” sözü, günümüzde bu şartları oluşturmaya çalışan bazı odakların mevcudiyetine işaret ediyor. Bizim kuşak çok iyi hatırlar. 12 Eylül Darbesi sırasında 2. Ordu Komutanlığı görevinde bulunan Bedrettin Demirel; “Biz 1979’da ihtilal yapacaktık ama olgunlaşmasını bekledik” demişti. Zamanın Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kenan Evren’de, yıllar sonra bir itirafta bulunacak, “Müdahaleye karar vermeden bir yıl boyunca düşündük.” diyecekti.

    Birçok uzmanın belirttiği gibi; PKK, Suriye ve Irak’ta öğrendiği yöntemlerle melez bir savaş yapıyor. Türkiye’yi istikrarsızlaştırmak için IŞİD, PKK ve DHKP-C aynı anda harekete geçti. Türkiye’de yaşanan terör saldırılarında son halka olan Dağlıca’da 16 askerin ölümü Ankara’da 1 Kasım seçimleri öncesinde seçim güvenliği endişesini ve siyasette uzlaşma sıkıntısı tartışmasını derinleştirdi. Durumun vehametini gören İngiltere’nin Ankara Büyükelçisi Richard Moore, “Hafta sonu yaşanan kayıpların üzerine, Iğdır’da polis memurlarının öldürüldüğünü duymak beni çok üzdü. Bu anlamsız şiddetin durması gerek” demek zorunda kaldı. Acaba Büyükelçi’nin gördüğü bizim görmediğimiz benim söylemeye çalıştığım zinde kuvvetlerin idareye el koyma hazırlığı mı? Son bir sorum daha var! Eğer saldıran PKK ise daha önce kaçı

    YanıtlaSil
  5. Buyazıyı iyice düşünüp tartıp inceleyip öyle yayınlasaydınız bana pek samimi gelmiyor sanki altında bazı endişe ve korku kokuyor.

    YanıtlaSil
  6. Hoca Efendi bir yanlış yapmış rüyasını yayınlayarak daha büyük yanlışı ise (olumsuz) yorumunu da ekleyerek yapmış rüya tabiri ile ilgili
    Hazreti Peygamberin hadisleri nden birini sonunda kendisinin olumlu yorumladığı rüyayı (olumsuz) yorumlayan Aişe validemize
    'Ey Âişe! Yavaş ol! Müslümanlara gör­dükleri rüyalarını tabir ederken, iyi söyleyin hayırla yorumlayın. Çünkü rüyalar yoruma göre çıkar.' diyerek sitem eder

    YanıtlaSil
  7. 1* Cübbel Ahmed Hoca bu yazısı ile tenakuza düşmüş. Kendi kendisi ile çelişki içinde Rüyası başka, fikri başka.

    Önce rüyalara istinaden amel edilmez. Hüküm verilmez. Rüyasına mı bakıp yorum yapacağız, yoksa askeriye ile ilgili rüyasının aksi bir duruma işaret eden fikrine mi?
    O bir din adamı. Siyasi ve askeriye işleri onu ilgilendirmez. Çünkü ihtisas alanı değil. Dünyevi işler onun uzmanlık alanı değil.

    Şimdi Cübbeli Hoca rüya gördüğünü söyleyip ihtilal sinyalleri veriyor sonra kalkıp askeriyeye şirinlik dağıtıyor. Pansilvanyalı hoca gibi. Bu tutarsızlıktır.

    Efendim askeriyenin sözü dinlenmeli imiş? Ona yetki verilmeli imiş. Askeriyeye uyulmalı imiş. Askeriyeye yetki verilmesinin sebebi de siyasiler anlamazmış. İşin ehli askermiş. eki kendisi anlıyorda mı koınuşuyor.

    Bu sözler yakışıksız ve isabetsiz.

    Cübbeli Hoca dini bilgisi yerinde olabilir. Ama dünyevi ve siyasi konularda selahiyet ve ehliyeti yoktur. Fıkıh alimi geçinir, ama fıkhi bilgisi de buna yetmez.

    Türkiye’nin sıkıntısı nedir. Askerin işleridir. Tek parti döneminde baskıcı rejime, NATO’dan sonra ise müttefiklere uyarak yaptığı milli iradeye karşı harektleridir. Asker önce siyasi makama bağlıdır. Olmak zorundadır. Ülkeyi yönetmek, harbe girip girmemek yetkisi askeriyeye ait değildir. Özellikle medeni ve demokratik rejimlerde bu milli irade temsilcisi siyasi iktidara yani Meclis’e aittir. Bilmiyorsa öğrensin. Öğrenmemek ayıp.

    Bakınız Milli Mücadeleyi yani İstiklal Harbine asker değil Millet Meclisi kumanda etmiştir. Bilmeyen varsa Genelkurmayın açıklamalarına iyi baksın.

    Hoca ve hocası askere bağlı imiş. Bu din adamlığına aykırıdır. Din adamı dünyevi makamlara tabi değildir. O rıza-yı İlahiye’yi gözetir. Biz ise siviliz. Askere bağlı değiliz. Ondan da emir almayız. Böyle bir husus yasalarda yoktur. Askeri gideriz vazifemizi yaparız, asker istediği için değil kanunlar emrettiği içindir.

    Hoca bu işten iyi anlıyorsa konuşsun, anlamıyorsa konuşmasın. PKK 31 yıldır var. Askere sınır dışı hareketi dahil bir yığın selahiyet ve izin verildi, ama önleyemediler. Niçin önleyemediler?

    Bunun çok sebebi var. Ama PKK terörünün yabancı kadar yerli derin mihraklarca kullanıldığı ve bundan siyasi rant sağlandığı biliniyor. Şimdi ise terör koçbaşı yapılıp saldırılıyor.

    YanıtlaSil
  8. 2* Ülke güvenliği askerin değil siyasi otoritenin işidir. Nitekim iktidar geçen Nisan ayında muhalefetin bütün direnmesine rağmen terörle mücadelede emniyet kuvvetlerinin elini güçlendirecek bir kanunu Meclis’ten geçirdi. İç Güvenlik Kanunu. Bu kanun 6-8 Ekim olayları, alınan istihbarat ve siyasi iktidarın geleceği okuması üzerine çıkarıldı. Yani bugünler için. Bu kanunla asayişi tehdit edene karşı silah kullanılacak. Yani vur emri için insiyatif tanındı. Öyle ki 8 Eylül günü Dağlıca’ya saldıran teröristlerin peşine düşüldüğünde teröristler sınırı geçince peşindeki askerler anında Hava Kuvvetlerine haber verdi. Türk askeri jetleri de hiç emir almadan yeni yasa gereği gidip teröristleri Kuzey Irak’ta vurdu?

    Yani ortada terörle mücadele için bir sıkıntı yok. Hatta siyasiler daha önce teröristlerle çatışma istemelerine rağmen buna karşı çıkıldığı ortaya çıktı. Cumhurbaşkanı Pazar günkü TV’de şunları söyledi:

    “Çözüm Süreci aslında bunlar (PKK ve HDP kasd ediyor) tarafından bir ihanetle değerlendirildi. Çözüm Süreci'ni bunlar adeta Güneydoğu'da, kısmen doğuda kendileri için silah stoklama süreci olarak değerlendirdiler ve çok ciddi bir silah stoklaması yaptılar. Burada bu süreç içerisinde, güvenlik güçlerimiz tabi 'herhangi bir çatışmaya, şuna buna girmeyelim' dediler ama daha sonra anladık ki bu süreç içerisinde bunlar bunu yaptılar'

    Neymiş hoca efendi. Anladın mı. Arapça söyleyeyim. Tüfhemu vela tüfhemü. Veya İngilizce: Do you understand?

    Sıkıntı şurada. Acaba Hoca ve cemaati Kur’an’da Ye’cüc ve Me’cüc olarak bildirilen terör ve anarşi için ne yaptı? Bir şey yapmadılar ki bu ülke 1962 yılından beri terör ve anarşiden çekiyor. Kalplerdeki manevi sed yıkılınca gençler terörist ve anarşist oldu. Ye’cüc ve Me’cüc ile ilgili ayette bazen “sedden” bazen “seddün diye okunan kelime iki ayrı konuya delalet eder. Manevi ve maddi setleri ayırt etmek içindir. Yani kalplerdeki manevi setler yıkılınca asayiş tehlikeye girer.

    Ünlü istihbaratçı merhum Mahir Kaynak, bir olayın sebep, süreç ve neticesi olduğunu söyler. Şimdiki hadisenin bir sebebi var. Hatta 17-Aralık ve 25 Mart’ın. Hatta gezi olayının bir sebebi var. Olaylar bir süreç. Bundan ne netice bekleniyor. Batılı şer odakları ve siyonistlerin ameline hizmet etmesi. 4 Arap ülkesinde rejim değişti, o kadara da gözdağı verilerek etki altına alındı. Şimdi sıra bize mi geldi. Terörle bizi tedip için askeriyeye yol mu verilmek istenyor. Baksanıza sabah akşam DAİŞ ile mücadele etmediğimiz algı operasyonuyla bize şantaj yaptılar. Ve sonunda bizi koalisyona soktular. Yoksa bütün şer odakları Ak Parti iktidarını yıkmaya mı kilitlendi, Dış tahrik ve teşvik ile.

    Onun için Hoca efendi bilir bilmez konuşmamalı. Kafaları karıştırmamalı. Türkiye’de demokrasinin yaşamamasının bir sebebi de bazı kısır görüşlü dindarlardır. Yetti gayri.



    YanıtlaSil
  9. Blogumuzun konsepti itibariyle bu yazıyı alıntıladık. Maksat konu tartışılsın. Ehl-i fikir düşüncesini beyan etsin.
    Rüyalar çoğu zaman kişinin halet-i ruhiyesini dışa vurur. İmam-ı Rabbani'nin Mektubatında sık sık tekrarladığı gibi "Her küp kendi içindekini sızdırır" Hocanın endişelerini yansıtıyor olabilir.
    Rüyaların aynen zahiren çıkmasını beklemek doğru değildir.
    Asker ve sivil idare herkes kendi alanında kalmalıdır. Asacaksın sallandıracaksın yaklaşımlarını tasvip etmiyoruz. Askeri idare geldiğinde solcu, sağcı demeden herkesi silindir gibi ezer. Hukuk asıldır.
    Bakınız seçim öncesinde ortalık buna benzer karışık iken seçimden sonra durum onlar lehine göründüğü için aylardır ortam sakindi. Ne zaman ikinci seçim konusu açıldı ve görünürde HDP aynı sonucu alamayacak, kazan yine kaynatılmaya başlandı.

    YanıtlaSil
  10. Cübbeli Ahmet Hoca'nın rüyasını çağrıştıran bir haber-yazı:

    DEHŞETE BOĞACAK PLAN ! HEDEF 1 KASIM

    Markar Esayan, karanlık odakların 1 Kasım'a kadar Türkiye'yi Mısır, Erdoğan'ı Mursi, askeri de Sisileştirmek istediklerini söyledi.

    PKK'nın Dağlıca ve Iğdır saldırıları ile hedeflediği şeyin Cumhurbaşkanı ve AK Parti'yi boğacak bir dehşet dalgası oluşturmak olduğunun altını çizen Yeni Şafak Yazarı Markar Esayan, dehşeti arttırarak Türkiye'yi Mısır, Erdoğan'ı Mursi, askeri de Sisileştirmek istediklerini söyledi.

    Markar Esayan'ın köşe yazısı şöyle;

    Trol gibi davranan bir anamuhalefet partisi lideriniz varsa ne yapabilirsiniz?
    16 şehidin verildiği gün, PKK'ya değil, Cumhurbaşkanı'na yüklenen bir “milliyetçi” parti lideri karşısında tepkiniz ne olur?

    AK Parti'nin Kürt inkarını bitirmesi sayesinde Meclis'e 80 vekil sokan bir “partinin” eşbaşkanları, buldukları her fırsatta savaşı normalleştiriyorsa, elden ne gelir?
    Yalan olduğu ayan beyan açığa çıkan, bu yalanı üretip dolaşıma soktuktan 10 dakika sonra geri çeken Hürriyet'in, buna rağmen bu iftirayı manşetlerine taşıyan Sözcü, Taraf vesairenin gazete sayıldığı bir ülkede aklı selimi, vicdanı, doğruyu nerede aramak lazım?
    Kurumlarına kayıtlı bir doktor PKK tarafından katledildiği halde, açıklamasını Cumhurbaşkanı'na hakarete ayıran odaların bu ülkeye katkısı hangi yöndedir?
    Bunlar zor ve acı sorular.

    Ama enseyi karartmamak lazım. Çünkü Türkiye onlardan ibaret değil.
    Türkiye ulusalcı vesayetten kurtuldu, paralel vesayetinin belini kırdı. Şimdi sıra PKK'nın arkasına gizlenmiş ittifakı alt etmeye geldi.

    Bilirsiniz, ömürleri bitmekte olan yıldızlar, süpernova haline geldiklerinde olağanüstü bir enerji/ışık saçarlar etrafa.

    Çünkü kendilerini tüketmekte, öz varlıklarını yakmaktadırlar. Sonra son bir patlamayla yok olurlar.

    Ömrünün sonuna geldiği için, Gayrimilli Kutsal İttifak eline geçerse, seçilmiş sivil cumhurbaşkanı ve AK Parti'nin üzerine fırlatıyor. Çünkü onlar aslında ne solcu, ne milliyetçi, ne liberal, ne gazete, ne STK, ne de iş örgütüydü. Varlıklarını borçlu oldukları vesayetin bir alt kümesi olarak bu alanları kontrol etmekle vazifeliydiler.
    Ahlaki, akli, vicdani hiçbir kriterlerinin kalmamış olması, “Bu da olmaz” denecek her türlü pespayeliği yapacak denli fütursuzlaşmalarının nedeni, estetik gözetecek halleri kalmamış, kamufle olacak imkanlarını yitirmiş olmalarından.

    YanıtlaSil
  11. Devamı.... (2)

    Bu plan kabaca 2013 yılının başından itibaren uygulamaya kondu.
    Çünkü ulusalcı vesayet sistemi yerine, paralel vesayeti yerleştirme planı tıkır tıkır işlerken, Erdoğan engeline takıldılar. Başta bunun kolay bir engel olduğunu düşündüler. Ama Erdoğan Türkiye'yi ve muarızları iyi tanıyordu, ayakta kaldı.

    Çözüm Süreci sayesinde PKK'yı hareketlendiremediler. Gezi'de ellerinden geleni yapsalar da, bir içsavaş için yeterli dinamiği sağlayamadılar. Böylelikle Öcalan'ı İmralı'ya gömme planı işlemeye başladı.

    Çünkü Kürtlerin destek vermediği bir içsavaşı Nişantaşı veya Cihangir'den başlatmak mümkün olmazdı. Demirtaş'ı Öcalan'ın yerine hazırladılar. Şiddete eğilimli arkaik solcu grupları HDP'ye alarak, BDP'nin Türkiyelileşmesi projesini de tersine çevirip boğdular.
    En nihayetinde DAEŞ imdada yetişti. 6-8 Ekim ayaklanmasını HDP ve KCK çağrısı ile tertip ettiler. Çözüm Süreci'ni zehirlediler, zehirledikten sonra da ne zaman sıkışsalar ona sığındılar.
    Nasıl olsa, tarihi Türk-Kürt ittifakının kimyasını bozmuşlar, süreci anlamsızlaştırmışlardı.
    PKK'nın Dağlıca ve Iğdır saldırıları ile hedeflediği şey, Cumhurbaşkanı ve AK Parti'yi boğacak bir dehşet dalgası yaratmak. PKK vurdukça, içerideki medya ya dikkatleri yalan haberle başka yere çekiyor, ya da bu saldırılardan Cumhurbaşkanı ve AK Parti'yi sorumlu tutacak kadar densizleşiyor.
    İmece usülü bir darbe iklimi yaratma amacı güdüyorlar. Dün darbelerini ordu içindeki cuntalarla yaparladı, bugün PKK'nın vahşetine sığınmış haldeler.

    Duran Kalkan'ın “Ordu kendisini kullandırtmasın, bizim işimiz AK Parti ile” açıklamasının anlamı da bu.

    YanıtlaSil
  12. Devamı (3)

    Dehşeti arttırmak, Türkiye'yi Mısır, Erdoğan'ı Mursi, askeri de Sisileştirmek.
    1 Kasıma kadar bunu yapmaya çalışacaklar. Muhalefet, medya ve ıvır zıvır sözde sivil örgütler de bu ateşe odun taşıyacaklar.
    Tarlalar sürülmüş.

    Erdoğan ve AK Parti'den sonrasını aklına getirmeyen, nefretleri kışkırtılmış kitlelerin desteğini alacaklarını ümit ediyorlar. Çünkü toplumsallık görüntüsü olmayan darbe başarılı olmaz.

    HDP ve muhalefet üzerinden siyaseti istikrarsızlaştırmak adına gedik açtılar. Sahayı istikrarsızlaştırma görevini de PKK ve DHKP-C'ye bıraktılar.
    Oyun bu kadar net ve açık.

    Mesele Erdoğan ve AK Parti değil. Devleti vesayet mi kontrol edecek, yoksa millet iradesi mi? O irade bugün Erdoğan der, yarın başka bir kişiyi tercih eder. Seçimle gelen seçimle gider.

    Önümüze “Ya Suriye olursunuz, ya da Mısır” dayatmasını koymaya çalışıyorlar, çalışacaklar.

    Ama bizler, Türkü, Kürdü, Çerkesi, Müslim ve gayrimüslimi ile Türkiye olursak, başaramayacaklar.

    Evelallah başaramayacaklar.

    YanıtlaSil
  13. Askere yetki konusunda bir haber....

    Vur emri artık askerde!
    Çözüm süreci sırasında operasyon için Vali'den izin alınması gerekiyordu, şimdi yetki askerde.

    Çözüm süreci sırasında askerin operasyon yapması için Vali'den izin alması gerekiyordu. Bu uygulamaya da son verildi. Askerin sıcak operasyon ve sıcak takip yaptığı süreçte 'vur' emri bölgedeki askeri yetkililerde olacak.

    YanıtlaSil
  14. Rüyayla AmeL edilmez. ama bazı salih rüyalarda vardır. hoca efendinin itikatı ehLi sünnetir. Rüya işi yorumu erbabına mahsusdur . öyle erbablarda bu zamanda dünyada beLKi 5 belkİ 15 Allahu alem . Allah hayırlara vesile etsin diyelim .

    YanıtlaSil