.

ALLAH; DEVLETE, MİLLETE VE ORDUMUZA ZEVAL VERMESİN

29 Ağustos 2015 Cumartesi

MİNİ DÜNYA SAVAŞI

Mustafa Özcan
Suriye’de olan biteni izler iseniz olaylara doğru bir teşhis getirebilirsiniz. Doğru teşhis geleceği de görmenize veya en azından öngörmenize katkı sunabilir ve yardımcı olabilir. Suriye meselesinin boyutlarını çok kişi anlayamadı.  İman nuruyla da bakmadıkça anlaşılmaz.
Suriye olayları iki şeyi hatıra getiriyor. Bunlardan birisi Emevi Camii’ne mekan olması hasebiyle savaş alanının Hazreti İsa’nın nüzül alanı veMehdi’nin faaliyet alanı olmasıdır. İkincisi de Suriye şartlarında ve çapında mini bir dünya savaşının yaşanmasıdır. Bu anlamda Suriye, Rusya ile ABD’nin halef selef olduğu ve zımni bir mutabakata vardığı ikinci bir cephe; yeni bir Afganistan cephesi olmuştur. Türkiye de ensar ülkesi Pakistan haline gelmiştir. Bu Türkiye’nin kaderidir. Bu süreç bizi sonuçta Suriye ve Pakistan ile bileşmeye götürecektir. Suriye’nin yeni bir Afganistan ve Türkiye’nin bir Pakistan olduğu tespitleri büyük ölçüde gerçeği yansıtmaktadır. Suriye’de yaşanan mini bir dünya savaşıdır. Bu tespiti yapanlardan birisi Suriyeli muhalif isimlerden Kemal Lebvani’dir. Orient Radio’da benim de katıldığım bir programda Kemal Lebvani meseleyi enine boyuna değerlendirmiş ve isabetli bir teşhisle Suriye’de mini bir dünya savaşının sahnelendiğine parmak basmıştır. Bu dünya savaşının alevleri Türkiye’yi de sarıyor. Sardıkça Türkiye bundan kaçamayacak ve kendisini meselenin merkezinde bulacaktır. Bu elbette Türkiye’nin seçimi değil lakin Türkiye’nin maruz kaldığı bir durumdur. Izdırari yani zorunlu, çaresiz bir durumdur. Kimileri, ‘ Türkiye bundan kaçınamaz mıydı ?’diye soruyor! İşler o kadar kolay değil. Üzerinizde külli bir irade var. Tabii halk yerine Esad rejimine yardımcı olsaydınız belki! Kaderin ilcaatından kaçmak ancak kuruntu olabilir. Esad’a hulus çekmek de zalime meyletmek olurdu. Ahlaken kaybederdiniz. Kazanma hırsıyla kaybedenler kulübüne dahil olurdunuz.  
Türkiye görevlerinden kaçınsa da rotası doğru olmuştur. Türkiye kahramanlığa soyunmuş ama gereğini yapmamıştır. Bedel ödememizin nedeni de budur. Misyonu kapmış ama sorumluluktan kaçınmış ve gereğini yapmamıştır. Bu da meselenin derinleşmesine yol açmıştır. 500 yıl öncesinin simetrisini 100 yıl öncesinin de asimetrisini yaşıyoruz. Tarihin düğümlendiği yıllardayız. Bilindiği gibi Yavuz Sultan Selim 1512 yılında tahta çıktıktan sonra 8 yıl boyunca (1520) at sırtından inmemiş ve en çalkantılı dönemde Osmanlı ülkesini ve alem-i İslamı sahil-i selamete çıkarmıştır. Tahta çıktıktan sonra önce Safevileri tepelemiş ardından da Kölemenlerin hakkından gelmiştir. Şimdi hem IŞİD hem de PKK ile karşı karşıyayız. 1516 yılında Mercidabık zaferini daha sonra Rıdaniye ile taçlandırmıştır. Suriye olaylarının Kobani üzerinden Türkiye’yi içine çekmesi aslında Yavuz’un simetrik dönemiyle karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor. Yavuz, 8 yıllık döneminde serhatlerde at koşturmuş ve siyasi ömrü cihad ile geçmiştir. Adeta iktidar döneminde Medine’ye hicretten sonra Peygamberimizin 8 yıllık cihad dönemini ihya etmiştir. Peygamberimiz 13 yıllık Mekke’de tebliğ döneminden sonra Medine’ye hicret etmiş ve hicretin ikinci yılında cihad farz kılınmış ve mütemadiyen bu dönem 8 yıl sürmüştür.
AKP’nin 13 yıllık dönemi bitiyor. Ve ileride bizi ve dünyayı bekleyen ateşten 8/10 yıllık bir dönem bekliyor. Bu azgınların, cebbarların hezimeti, gariplerin de zaferi olacaktır. Bu süre Deccal hattıyla Yecüc Mecüc hattı ile vuruşmakla geçecek ve sonunda inayeti ilahi ile hak hattı galip olacaktır. Bu zaman diliminde yeni aktörler ve kahramanlar zuhur edecek ve görevlerini devralacaklardır. Şayet 1915 veya 1916 Yavuz döneminin 500 yıllık bir gölgesi ve simetrisi ise keza 2015, 1915’in de asimetrisidir. Biri zaferler diğeri yenilgiler burcudur. Biri kurulma diğeri çözülme dönemidir. Bilindiği gibi Birinci Dünya Savaşı’nda Doğu Cephesi’ndeki savaşlar, Rusların 1 Kasım 1914’te saldırıya geçmeleriyle patlak verdi. 14 Kasım 1914 tarihinde Fetva Emini Ali Haydar Efendi, Fatih Camii’nde “Cihad Fetvası”nı halka ilan etti. Böylece savaşa dahil olduk. Mini dünya savaşında da Suriye’de yok yok. İran ve  Rus hattıyla birlikte İsrail’in arkasında blok olarak Batı var. Mini dünya savaşını kıvılcımlarını İsrail’den korumak için Suriye’ye hapsetmek istiyorlar. Lakin savaşı ne kadar Suriye’de bloke etmek isteseler de bunun imkanı yok. Esad yandaşı Kürtler nedeniyle alevler, yalızlar Türkiye’nin sınırlarını da yalamaya başladı. Büyüğü de melheme olarak yine Suriye’de; yangının söndürülmesine izin verilmemesi nedeniyle patlak verecektir. Suriye’de mini dünya savaşı ile birlikte büyük savaşı bloke etmek ve İslam’ın zuhurunu engellemek ve nurunu gölgelemek, söndürmek isteyenlerin ateşi sönecektir. Suriye’den doğan nur küfrün belini kıracak ve ateşini söndürecektir. Yavuz’un simetrisindeki gibi ehli bidat (İran) ile Allah’ın gazabına uğrayanların cephesi (İsrail) ve  onların arkasındakilerin, sırdaşlarının cephesi çökecektir. 

1 yorum:

  1. Demek istediği; 'Türkiye Nato'dan çıkacak daha doğrusu çıksın, SSCB'ye geçecek daha doğrusu geçsin.' Al birini vur ötekine!

    YanıtlaSil