.

ALLAH; DEVLETE, MİLLETE VE ORDUMUZA ZEVAL VERMESİN

5 Haziran 2015 Cuma

KADER SEÇİMİMİZ

Akparti 2002 yılında tek başına iktidar olduğunda arkasında çok geniş bir destek vardı. Ülke içindeki güçler yanında, uluslararası güçler de Akparti’den memnun görünüyordu. Memnun olmayan Ulusalcılar, solcular, Akparti’ye sebepli-sebepsiz garezi olan kimi islami gruplar ve seçimi kaybeden partilerdi. Akparti bu geniş iç ve dış destek sayesinde reformları gerçekleştirdikçe bu destek giderek arttı. Yıldızı parladı.

2002 yıllarında ülkemiz iç ve dış odakların, finans çevrelerinin iliğini kemiğini sömürdüğü bir ülke durumundaydı. Akparti’nin reform ve icraatları ile bazı kesimler giderek ayrıcalık ve avantajlarını kaybetmeye başladılar. Kayba uğrayan kesimler giderek Akparti aleyhinde cepheye katıldı.

Mesela Erdoğan’ın sigara ve tütün kullanımını kısıtlama ile ilgili uygulamaları tütün tröstlerinin çıkarına dokundu. Bunlar uygulamaları etkisiz kılmak için çok uğraştılar, ancak başarılı olamadılar. Pazar paylarını kaybettikçe Akparti iktidarına düşman oldular.

Mesela ilaç konusunda iç ve dış ilaç tröstlerinin vurgunlarına engel olundu. İlaçlar ucuzlayınca ilaç sektörünü domine eden tröstler düşman safına geçtiler.

Mesela halk ağır bir enflasyon yükü altında ezilirken keyfi yerinde olanlar yani hem enflasyon farkını hem de raf sürümünden kazanan kesimler tatlı karlarının azalması üzerine gayrı memnunlar kitlesine katıldı.

Mesela faiz yüksek boyutlarda seyrederken, ülke gelirlerinin çoğu iç ve dış finansörlerin cebine akarken, faizlerin giderek düşmesi bundan nemalanan faizcilerin canını sıkmaya başladı. Bundan önce Türkiye'deki her 100 liranın 85 lirası onların cebine girerken, bu durum tersine dönünce çıkarları çok zarar görmüş oldu. Sadece benim çevremden kişiler bile sırf faiz gelirlerinden geçinirlerken artık faiz gelir getirmemeye başladığı için Akparti’ye düşman oldular. 

Ülkemizde bankalar hortumlanırken, milletin birikimlerini menhus eller çalarken bu durum değişti. Daha önce IMF’den borç almadan ayakta duramayan ülkemiz giderek IMF’ye borcunu ödeyip üstelik IMF’ye borç verir hale gelmesi dünya finansörlerini fena halde alarma geçirdi. Sadece bu tek madde dahi dünya finans kapitalinin bir ülkeyi karıştırmasına yeter. Onlar da boş durmadılar.

Milleti boyunduruk altına alan prangaların bir bir kırılması ülke içinde kendilerini kurulu düzenin gerçek sahibi sayan kesimleri rahatsız etti. Milletin haklarına sahip olmasını hazmedemediler.Başörtü yasağı bunlardan birisidir. Kızlarımızın ve kadınlarımızın eğitim ve iş hayatındaki engellerin kaldırılması bunlardan birisidir.

Zaman geçtikçe yapılan her bir icraat belli bir kesimin çıkarına dokundu ve onlar da düşman cepheye katıldılar.

Ülkenin Akparti döneminde olağanüstü icraatlara sahne olması özellikle ülkemizin ilerlemesini istemeyen ülkeleri rahatsız etmeye başladı. Barajlar yapıldıkça çevrecileri ayaklarımıza dolamaya çalıştılar. Altın madenleri Almanya’nın çıkarına dokunduğu için Alman istihbaratı tarafından yönlendirilen gruplar çevreci görüntüsü altında tertipler yaptılar.

Köprüler yapıldıkça yaptırmamaya çalıştılar. İstanbul’a 3. havaalanı projesi Almanya’nın Frankfurt havaalanının transit üstünlüğünü elinden alacağı için yapımına karşı çıktılar.

Kanal İstanbul projesi Montrö sözleşmesi ile eli kolu bağlanan ülkemize büyük bir hareket serbestisi sağlayacağını bildikleri için karşı çıktılar.

Mesela doğudaki havaalanlarına bölücü örgütün siyasi partisi tarafından asker taşınacak gerekçesi ile zorla, tehditle, molotofla, adam kaçırmalarla engellenmeye çalışıldı. Halbuki bundan doğrudan oradaki halk yararlanacaktı.

Türk ordusu %95 oranında yabancı silah tekellerine bağımlı iken milli savunma sanayiinin hızla kurulması, milli uçak, milli, gemi, milli tank, milli füze, milli yazılım ve diğer milli silah sistemlerinin gerçekleştirilmesi elbette bir yerlerden dikkatle izlenmekteydi.

Bu gidişata dur demek için harekete geçtiler. Sağda, solda görünen, ulusalcı, milliyetçi, muhafazakar kanatta yer alan, mason olan olmayan bütün güçlerini hazırladılar. Milletimize sezdirmeden el çabukluğu marifet kabilinden bir illüzyon ile iktidarı alaşağı etmek ve tereyağından kıl çeker gibi bir operasyonla iktidarı kapmak istediler. Böyle rayından çıkmış olan ülkeyi yine kendi çıkarlarına hizmet eder hale geri getirmek istediler.

Bu arada millet ne ihanetler gördü. Dost zannedilenlerin aslında işin ta başından beri birer proje olarak kenarda bekletildiği acı bir şekilde tecrübe edildi.

Akparti döneminde islami cemaatler serbestlik içinde hizmetlerine ve zikirlerine çalışmıştır. Zaman zaman Akparti’nin denge ve gönül alma maslahatını dikkate almayan kimi gruplarca eleştirilmiştir. Bunlar güya Akparti’ye ayar verir pozisyona da girmişlerdir. Akparti döneminde aşırı zenginleşen bazı kesimlerin tutumları da reaksiyona sebep olmuştur. Bu kesimler yolsuzluk ve yozlaşmalardan Akparti’yi sorumlu tutmak eğilimindedirler.

Bazı kesimler üçüncü defa seçilmemekten dolayı muğberdir. Bazı kesimler iktidar nimetlerinden yeteri kadar pay alamadıklarını düşünüyor olabilirler. Ganimet paylaşım tartışması Peygamberimiz zamanında da sıklıkla yaşanmış bir şeydir.

Şimdi ülkemizin geleceği açısından bir kader seçimindeyiz. Ülkemizde ilk defa milli bir sermaye oluşmuştur. Bu milli sermaye ile kökü dışarıda olan sermayenin çıkarları çatışmaktadır. Milli sermaye ülkeyi büyük projelerle uçurmaya çalışıyor, buna karşılık dışarıdan emir alanlar ise ülkemizin eskisi gibi boyunduruk altında kalmasını istemektedir.

Artık seçimin hemen öncesinde söylenecek söz kalmamıştır. Terör örgütü parti barajı aşamazsam ülkeyi kan gölünde boğarım mesajları vermekte. Yönlendirilmiş anketler Terör partisinin barajı aştığı yönde bir algı oluşturmaya çalışmaktadır. Bu seçimde kritik kararı dindar Kürtler verecektir. Zira terör partisi kanla zulümle Kürtler üzerinde hegemonya kurmaya çalışmaktadır. Bildiğimiz kadarıyla Kürtlerin dörtte üçü Akparti’ye, dörtte bir terör partisine oy vermektedir. Müslüman Kürt kardeşlerimiz üzerindeki baskılar sonuç verirse bunun getirisi götürüsünü yapmaları şarttır.

Bütün müstakim islami cemaatler milli iradeyi temsil eden Akparti’yi desteklemektedir. Bir çoğu açık deklarasyonlar ile desteğini ilan etmiştir. İslami kesimlerden bazıları bazı garezler nedeniyle Akparti karşıtı cephede yer alabilmişlerdir. Özellikle islami duyarlığa sahip kesimlerin tutumlarının bu seçimde çok önemli olduğunu kabul etmek gerek. İslami kazanımları yok etmeye hazırlanan cepheye katılmanın vahim neticelerini bilmiyor değillerdir.

Biz tercihimizi yaptık. Milli iradenin tecellisini ve istikrarın sürmesini istiyoruz. Ülkemizin kazanmış olduğu gelişme ivmesini akamete uğratılmasını istemiyoruz. Akparti’de bazı kusurlar olabilir, ama pire için yorgan yakmak akıl karı değildir. maslahat da değildir. Yorgan yandığı takdirde tartışmanın bir faydası olmayacaktır.

Sonsöz: Görünen o ki bütün dünya Akparti'ye karşı birleşmiş durumdadır. Bu durumda bize "Hasbunallahu ve ni'mel vekil" demek düşmektedir. İnşaallah Davut taşı atacak ve Golyatın gözünü kör edecektir. 

"Onlar ki: Bir takım kimseler kendilerine; düşmanlarınız sizin için kuvvetlerini topladılar onlardan korkun dedikleri zaman, bu haber onların imanını artırır da, Allah bize kafidir. O ne güzel vekildir, derler." Âl-i imran 173. ayet meali...

Allah devlete ve millete zeval vermesin.


14 yorum:

  1. erdoğanın alanlara inmesi ak partiye +5 puan sağladı inşallah iyi olacak

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben koyu bir akpliyim bu dediğine ilk başta karşı çıkmıştım şimdide aynen karşıyım erdoğan açılışları yaptı davutoğlu akp reklamı yapacak hiçbir şey bulamadı ve sonuç koyu akp lileirn çalışmasıyla zar zor alınan %41

      Sil
  2. https://twitter.com/ergun_diler/status/606819377766363137/photo/1

    YanıtlaSil
  3. 1*Biraz da ben ilavede bulunayım. 3. Melheme’nin başlangıcı olan 40 dünya devletinin iştirak ettiği Körfez Harekatı ile hem coğrafyamız, hem de Türkiye kaosa sürüklendi. 1990’lar ülkemiz için tam bir 50 yıllık bir gerilemeye denk ekonomik-siyasi kayıp yılları oldu. Bu Melheme’nin getirdiği en büyük fitne ise Deccal sonrası en büyük fitne olan Gülenizmdir. Bu Hareketin ne olduğu 1993’ten ayan beyan açığa çıkmışken, siyasi ortamın dalgalanması bunun idraki engelledi. Acısı 15 yıl sonra ayan beyan ortaya çıktı, ama siyasetçiler de bunu geç anlamadı. İnanın Bediüzzaman’ın muştuladığı fecr-i sadıkın önündeki tek engel bu sinekken tavus kuşluğa özenen Gülenizimdir.

    Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ihtiyaçlarının yabancı kaynaklardan yüzde 95 olan karşılanma oranı 12 yılda yüzde 50’ye düştü. Askerler de bu arada bazı stratejik hatalarını yavaş da olsa anlamaya başladı. Bu onların hakkındaki müjdenin de zuhuruna yol açıyor.

    Bu arada Türkiye ekonomik açıdan daha da terakki etmemesinin bir sebebi de destek olan ABD’nin bir damarın neocon-siyonist fitnesi sebebiyle içine düştüğü zaaftır. Şöyle: Siyonist entrikaların da hedefi olan Bill Clinton Türkiye’ye atfettiği önem gözlerden kaçmıştır. Büyük Ortadoğu Projesi’nin Türkiye ağırlıklı ve merkezli olarak tesisi konusunda Clinton büyük çabalar gösterdi. Hem kendisi hem de Dışişleri Bakanı Türkiye’yi bölgenin en önemli müttefiki kabul ederek Türkiye merkezli bölgenin toparlanması için çabalamıştır. (Bu Siyonistleri kudurttu) PKK terörünün minimize edilmesi onun döneminde oldu. Doğu ve özellikle güneydoğu bölgesinin Büyük İslam coğrafyasının üretim merkezi haline getirilmesi için önemli adımlar atıldı. (***) Ancak küresel sermaye ile Siyonist lobiler bunu önledi ve 11 Eylül ile birlikte bu proje Yinon Planı’na yamanarak Büyük İsrail Projesi’ne çevrilmiştir.

    Özellikle Irak Harekatı sonrası operasyona katılmayan Türkiye hedef tahtasına oturtularak etkisi geç fark edilen ekonomik ve siyasi kuşatma altına alındı. Ancak coğrafyamızda ehl-i İslam’ın bazı sermaye gruplarının 2005 sonu ve 2006’da Türkiye’ye yönelmeleri ve büyük çapta mali destekleri bu oyunu frenlemiştir. Buna cevap ise Danıştay saldırıcı ile cevap verilerek arkasından kapatma ve Cumhurbaşkanlığı seçimi krizleri çıkarıldı. AK Parti’nin aklı başındaki tercihleri Türkiye’yi 1990’’lar Türkiyesi’ne dönmesini engellemiştir. Ama o dönemde Deccalizm cemaatini piyasaya sürdü.

    İşte o tarihten itibaren son deccalin son müttefiki Gülenizm sahneye çıktı. Mossad ve CIA ile neocon-siyonist destekli Türkiye’de yeni bir vesayetin inşasına girişildi. Öyle ki Türkiye 2012 7 Şubat sabahına ulaştığında işin vehameti anlaşılacaktı. O tarihte bir lütf-u Rabbani sonucu görünmez adam gibi görünmez Gülenizmin görünürlüğü ortaya çıktı ve Türkiye ABD güdümlü molla vesayetli bir rejimin tuzağının eşiğinden döndü. O rejimle İsrail’e dayalı bir proje açığa çıktı.
    Kısacası bu entrikanın atlatılmasının 3 ayağı vardır: 1. Ak Parti 2. Körfez sermayesi 3. Şahs-ı manevi ve Müslüman halklar. Bu vesileyle Türkiye son 250 yılın en doruk noktasına gelebilme becerisini gösterdi..

    YanıtlaSil
  4. 2* Bu yükselişe tabi ki küresel şer güçleri ve onların yardakçısı yerli odaklar cephe alacaktı. Ben şahsen bu durumdan son derece memnunum. Tehlike büyük ama. Her şey deşifre oldu. Bu fitne Hendek Muharebesi’nin bütün özelliklerini taşıyor. O Hendek kuşatmasının bir kahramanı da taife-yi saliha-yı nisa adına Hz. Peygamberin halası Hz. Safiye’dir. O savaşı bilenler iyi bilir, düşmanın bir sızma harekatını erkekler gibi bir kılıç darbesiyle def ederek ve Mekke’nin istilasını önlemiştir.

    Peki modern Türkiye’nin Hendek Savaşı’ndan kurtulmasını kim sağladı? Başörtüleri sinek molla tarafından füruat görülen hanımlar. Başörtüleri her gün ve ay ve yıl gündemi işgal ederek ve tepkileri çoğaltarak. Hz. Safiye adına ampulü yıldır yıldır yakarak erkelerin 80 senede yapamadığın onlar yaptı ve Hendek Kuşatmasını kırılmasında büyük emekleri oldu. Ama böşürtüsü bugün başa geçti mi geçmedi mi? Başlar ne taşıyor. Çünkü başörtüsü şeair-i İslamiyedir. Ya sinek molla ne oldu. Füruat.

    2015 ne olursa olsun Hendek sonrasğ gibi olacaktır. Bundan hiç kuşkunuz olmasın. Ameliyat masasındaki bir başbakanın operasyonunun başlamasına engelleyen Kader-i İlahi bir iki saatlik gecikme ile son deccal yamağı Gülenizmin MİT operasyonu akim bıraktı. Ve 1912-1913’te olduğu gibi yalan dolan haberler çıkararak “Edirne ve çevresi gavura teslim edildi” diyen ve sahte telgraflar çeken Talat Paşa ve Yahudi Tilmizi Ziya Gökalap’in hazırladığı Baba-ı Ali Baskını gibi bir baskın 100 yıl sonra Hendek sırrıyla akim bırakılmıştır. Artık fütuhat başlayacaktı ve 13 sırrı ile Ak Parti arka arkaya zaferler kazandı. Bu AK Parti’nin değil ehl-i imanın müttehid olmasının bir sırrı idi. Siz kılıca değil onu kullanan bileğe bakın. O da milletir ve beyni şahs-ı manevidir.. Onların manevi güçleridir. Ve sonrası ise sonra devam edelim. 7 ve 6 neyi ifade eder. Neyin Fatihası göreceğiz.

    (***) 1999’da İslam Coğrafyasının başının başındaki adam ABD Başkanı Clinton ile görüşüyor. Pansilvanya soytarısının cennetlik ilan ettiği bu adam ile Clinton arasında bir görüşme geçiyor. Clinton İslam ile ilgili sorular yöneltiyor. Merak sarmış İslam için güzel ifadeler duyacağına irtica, gericilik dangul dungul. Clinton sabırsızlanıyor “Sizin İslam hakkınızdaki düşünceniz nedir?” diye soruyor. Nafile. Israr ediyor nafile. Bir yanda halkının dini duygularına sempati duyarak seçilen bir ABD Başkanı öte yandan İslam’a 484 yıl salat-ı kübra kıldırmış olan ülkenin Başbakanı. Biri İslam’a sempati duyuyor, biri ise çıktığı toplumun manevi inançlarına kem küm ediyor. Kader o gün kararını verdi. 2002: kaoslara, entrikalara, bölünmüşlüklere rağmen Beyda Harbi’nin sonu gibi iki kişi yani iki parti kalıyor. O iki kişiden biri M… biri ise D…. gider. Ve 3. Faslına başlama hikayesidir. Bu Cenab-ı Allah istediğini yapar ayetinin sırrıdır. Şimdi ise düzmece ittifak 6 şer odağın millete suikast hazırlıyormuş. Haha ha güleyim bari. Vesselam. Herşeyin bir sırrı da Sebe Suresi'nin işaretinde gizli.

    YanıtlaSil
  5. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bizler kusurlu birer kimseyiz. Bir şey dileriz ama murad-ı ilahi nedir bilemeyiz. Belki Allahın takdiri başkadır. O nedenle biz kendi görevimizi yaparız, Allahın işine karışmayız. Allahın işine karışılmaz. Allah bize ne verirse ona boyun eğeriz. Milletin neye layık olduğunu O bilir. Ayet-i kerimede Allahın günleri insanlar arasında döndürdüğünü beyan edilmiştir. Şimdi artık söz bitmiş ve karar günü gelmiştir. Görelim mevla neyler, neylerse güzel eyler. Anlaşılan seçimin sonucu üzerine büyük bir tartışma çıkarılmaya çalışıyor.

      Sil
  6. Artık seçim yasakları başlamıştır. Dikkat edelim.

    YanıtlaSil
  7. 2. gayb dönemi başlaması yakındır

    YanıtlaSil
  8. KOALİSYON ÇALIŞMASINDA GENEL GÖRÜNÜM
    AKP den MHP ve CHP ye şartsız gelirlerse koalisyon olur kararı kesinleşmiş durumda.
    Cumhurbaşkanının tartıştırılmaması da Akp nin olmazsa olmazları arasında bulunuyor.
    cumhurbaşkanının ve akp nin güven ve istikrarı ve ekonominin bozulmaması için bir an önce hükümetin kurulmasını istediği akpnin bütün partilere yaptığı uzlaşma çağrısı kamuoyuna yönelik ekonomi ve siyasi istikrar .çağrısı var
    mhp ve chp nin hatta hdp nin koalisyon için aşırı isteklerine i karşı
    koalisyon u biz istedik bu vatan için ancak bunlar yanaşmadı deyip ince ve derin manevralarla bu işin muhahalefet yüzünden olmadığı yeniden erken seçimin şart olduğu işlenecek gibi
    erken seçim istenirken tüm iyi niyetlere karşı hükümet kurulamadığı ve sine-i millet kararıalınır
    ihtimal bu ara chp de koalisyon çalışması nedeniyle parçalanmış olabilir(feyzioğlu,ulusalcı kemalist)
    parçalanmış chp oy kaybetmiş mhp ve barajı geçemiyecek chp akp ya 380 vekillik getirebilir
    tabi tahminim

    YanıtlaSil
  9. yeniden erken seçime gidilirken chp parçalanacak toplanamadan seçim var hdp ye ödünç oyda yok
    uzlaşmaz konumuna düşürülen chp-mhp- uzlaşılmaz hdp çoook oy kaybedecek

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Erken seçim olacağına inanmıyorum. Siz milletvekili seçilseydiniz erken seçim istermiydiniz? Millet vekilleri bir şekilde uzlaşacaktır. Yani rte ve dört bakan feda idilecektir. Erken seçim olsa bile muhalefet partileri seçim hükümetini kurar, kanun hükmündeki yasaları değiştirip, barajıda yüzde 5 indirip seçime öyle gidilir. Böyle bir durumda akape şu andaki sandelye sayısınıda kaybeder.

      Sil
  10. “Davranışları sebebiyle zalimlerin bir kısmını diğer kısmına yönetici yaparız.” (En’am, 6/129)

    - إذا أحب الله تعالى عبدا ابتلاه ، فإذا أحب الحب البالغ اقتناه ، قالوا : يا رسول الله ! وما اقتناؤه ؟ قال : لم يترك له مال ولا ولدا.
    Meali: -Ebu Mesud el-ensarî’nin bildirdiğine göre, Hz. Peygamber (a.s.m) Kureyşlilere hitaben şöyle buyurdu:
    “Allah'ın emrini terk etmediğiniz ve İslamiyete aykırı şeyler yapmadığınız sürece, bu işteki yöneticilik sizde devam edecektir. Fakat, o işleri yaptığınız zaman, Allah size en kötü insanları musallat eder de -bir kamış soydukları gibi- sizi soyarlar (öldürürler veya mallarını gasp ederek soyarlar). (Hadis sahihtir. bk. Mecmau’z-zevaid, 5/193).

    Allah, Bazen Bir Zâlimi Diğer Bir Zâlimin Üzerine Musallat Ederek Cezâlandırır:
    Allah'ın zulüm ve zâlimler hakkındaki bir sünneti/kanunu da, bireyleri birbirine zulmeden bir toplumun başına, yaptıklarının bir cezâsı olarak, zâlim bir yöneticiyi ve yönetimi musallat etmesidir. "İşte kazandıkları (günahları)ndan ötürü zâlimlerden bir kısmını diğer bir kısmının peşine böyle takarız." (6/Enâm, 129). Dolayısıyla Allah, zulmün cezâsı olarak, zâlimi zâlime musallat kılar, o da onları zillet ve felâkete götürür. Nefsine zulmeden günahkâr zâlim, halkına zulmeden zâlim yönetici ve ticaretinde insanlara zulmeden hilekâr tüccar gibi bütün zâlimler bu âyetin tehdit eden kapsamına girmektedir. Fahreddin Râzi, bu âyetin tefsirinde şöyle der: Âyet gösteriyor ki, halk ne zaman zâlim durumda olurlarsa, Allah onlara başka bir zâlimi musallat eder. Bu zâlim yöneticiden (ve yönetimden) kurtulmak istedikleri zaman da zulmü terkederler. Hadis-i şerifte: "Nasılsanız öyle yönetilirsiniz" buyrulmaktadır (Tefsir-i Âlûsi, 8/27). "Zâlim, Allah'ın kılıcıdır. Yoldan çıkmış azgınları onunla cezâlandırır; sonra o zâlimden de intikamı alır.” (Hadis-i Şerif). Bu, zâlimler için bir tehdittir. Eğer zulmünden vazgeçmezse, Allah ona diğer bir zâlimi musallat eder. "De ki: 'Allah'ın azâbı size ansızın veya açıkça gelirse, zâlimlerden başkası mı yok olur!" (6/En'âm, 47)

    YanıtlaSil