.

ALLAH; DEVLETE, MİLLETE VE ORDUMUZA ZEVAL VERMESİN

26 Mayıs 2015 Salı

YENİ BİR UHUD YAŞANMADAN...

7 Haziran seçimleri Milletimiz için bir kader seçimi olacaktır. Ya Yeni Türkiye’nin istikrarlı gelişme süreci devam edecek yada Eski Türkiye’nin karanlık labirentlerine geri dönülecektir. 

Muhalefet seçim kazanmaktan umudunu yitirmiştir. Seçimin kaderini muhalefet değil, Akparti içindeki başta Kürtler olmak üzere kararsız seçmen belirleyecektir.

Doğuda HDP’nin Kürtler üzerindeki baskısının ne sonuç vereceği çok önemlidir. Baskılara boyun mu eğilecek yoksa sağlam mı durulacak göreceğiz.

Akparti içindeki bir kısım seçmenin mütereddit oluşu da manidardır. Şimdiye kadar hep Akparti’ye oy vermiş, ama bu seçimde kararsız durumda olanların durumu belirleyici olacaktır.

Akparti karşıtı iç ve dış cephenin bütün stratejisi üst aklın yönlendirmesiyle HDP’nin barajı aşması ve böylece Akparti’nin kazanması muhtemel milletvekili sayısının azaltılmasıdır. Zira Akparti'nin yine birinci parti olacağı kesindir. Hedef ise kazanacağı milletvekili sayısının azaltılması ve tek başına anayasayı değiştirme gücüne erişmesinin engellenmesidir.

Son zamanlarda öne sürülen yönlendirme anketlerde Akparti’yi % 40 civarında gösterme gayreti içindedirler. Bu anketler iç ve dış güçlerin arzularını yansıtmakta ve Akparti’de bir çözülme oluşturmayı hedeflemektedir. Surda gedik açılırsa gerisinin geleceği hesap edilmektedir.

Surda gedik açılıp açılmayacağını Akparti karşıtları değil, başta Kürt seçmenler  olarak Akparti’ye oy vermiş ancak şimdi kararsız durumda olanlar belirleyecektir. 13 yıllık iktidar süresince bazı kesimlerin beklentilerine tam cevap bulamamış olmasının yanı sıra bir nevi  iktidar yorgunluğu da önemli sonuçlar verebilir.

Bazı Müslüman kesimler zaten işin başından beri 'şuursuz muhalif' pozisyonunda kaldılar. Bazıları başta desteklerken “ellere var da bize yok mu?” diye küstüler. Bazıları “bal tutan parmağını yalar” kabilinden durumları görerek “şunlara bir uyarıda bulunmalı” diye düşünmekteler… İktidar nimetlerinden çok yararlananlarla az yararlananlar arasında rekabet ve kıskançlık da önemli bir faktördür.  Daha bunun gibi bir çok sebep ileri sürülebilir.

Bunların hiç biri eğer istikrar bozulursa kaybedeceklerimizin yerini tutamaz. Bir bozgun durumunda Türkiye hızla yağma edilecek ve Akparti’ye destek veren Müslümanlar başta olmak üzere bir cadı avı başlayacaktır. Dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan olunacaktır.

Bazı evliyaullah bir tertip döneminde bazı Müslümanların sokaklarda sakallarından sürükleneceğini keşfen görmüşlerdir. Hele hele Müslümanların bir kısmının basiretsizlikleri sonucu böyle bir dönem gelirse bunun vebali asla ödenmez. Bir kavim kendini bozmadıkça Allah da onları bozmaz.

Biz particilik yapmıyoruz. Önümüzde bir seçim var ve bu seçim “ya devam ya tamam” seçimidir. Ben bu konuda sesli düşünüyorum ve bunlar benim şahsi düşüncelerimdir. Bu düşüncelerimle Nur cemaatini de temsil etmiyorum. Bediüzzamanın varis talebeleri ağabeylerimiz meşveret ederler ve kanaatlerini beyan ederler. Bu kanaat beyan etme dahi particilik değil, Bediüzzaman’ın prensipleri çerçevesi içinde kalınarak yapılan bir beyanat olacaktır.

Bizim endişemiz hizmetlerin olası bir durumda zarar görme ihtimalidir. Başımıza ne gelirse gelsin korkuuz söz konusu olmaz. CHP’nin zulüm dönemlerini görmüş geçirmiş olan Nur cemaatinin ve diğer Müslüman kardeşlerimizin pervası olmaz. Allah ne yazdıysa o yaşanacaktır. Allah bazen kış içinde baharı yaşatır. Bazen bahar içinde kış fırtınası yaratır. Hiçbir şekilde isyanımız olmaz. Sabır ve tevekkül ile karşılarız. Korkmayız, yolumuza devam ederiz.

Elbette musibet istenmez, ama musibet gelirse sabırla karşılarız. Çünkü o da gelip geçecektir. Kanaatimce gevşekleri sağlamlaştırmak, mesafe koyanları yaklaştırmak, içeri menfaat için girmiş olanları terbiye etmek, muhaliflerin ağzındaki baklayı çıkartmak, niyetlerini ortaya koymak için bazı durumların yaşanması ihtimali vardır. Bu ihtimalin yaşanıp yaşanmayacağı yine bu milletin tercihi ile zuhur edecektir. Mutlaka bu kaygımız gerçekleşecek demiyoruz. 

Muhtemel bir tehlikeyi, daha doğrusu yabancı üst aklın milletimizin yolu üzerine açtığı ve içine düşmesini beklediği çukuru hatırlatıyoruz. Önümüzde çukur var ey millet, eğer görmezsen düşeceksin!  Kendi düşen ağlamaz. Düşersen çok zarar çekeceksin, ama inşallah aklın başına gelecektir. Belki milletimiz bu çukurun kenarına basacak, çukuru fark edecek, basiretini toplayacak ve çukura düşmeden yoluna devam edecektir.

Nazım Kıbrısi’inin uyarısı olan üç aylık tertip döneminin gerçekleşip gerçekleşmemesi yine milletin iradesine bağlıdır. Ağzımız yanmadan uyanmayacaksak, diyecek lafımız olmaz. Herşey Allahın takdiri iledir. Onun takdirine karşı hiçbir tedbir fayda vermez. Allaha sığınıyor ve Ona dua ediyoruz. Allah milletimize akıl ve fikir ihsan eylesin. Maksadımız sadece ve sadece bu vatanın, milletin ve devletin birlik, beraberlik ve düzenidir. 

İşte Mısır, işte Suriye, işte Irak, işte Libya, işte Afganistan,  işte Pakistan, işte Arakan, işte Doğu Türkistan, işte Yemen…. İstikrar adası sadece Türkiye… İstikrar ve gelişme sürmeli… Dindar cemaatler islami hizmetleri engelsiz yapabilmeli… Din ve vicdan hürriyeti tam yaşanmalı.. Hizmetler ve zikirler devam etmeli… Biz sadece bunun kaygısını çekiyoruz. Maddi refah yada iktidar nimetlerinden pay alma diye bir derdimiz yoktur.

Yeni bir Uhud yaşanmasın diye dua ediyoruz. Uhud  bazılarının cepheyi terk etmesi nedeniyle yaşandı. Başka söze gerek yok…


28 yorum:

  1. Rüyalarına güvendiğim bir arkadaşım var. (17-25 aralıktan 3 ay önce Erdoğan ile ilgili dehşetli bir kaç rüya görmüştü, bir suikast olabilir demişti; Gül'ün cumhurbaşkanlığını da aylar önce rüyasında görmüştü, hiç alameti bile yokken)

    Kendisi Davutoğlu'nun başbakanlığından (daha ismi bile öne çıkmamışken) önce şöyle bir rüya görmüş , bazı ayrıntıları anlatamam: Bu arkadaş Erdoğan'ın danışmanı, yakın arkadaşı gibi görmüş kendini. Erdoğan, kimi başbakan adayı yapacağı ile ilgili teredütteymiş, parti içi karışıklıktan bahsetmiş, birkaç isim söylemiş. Rüyayı gören arkadaşım Davutoğlu olmalı demiş. Erdoğan da "ben de öyle düşünüyorum" demiş. Bu esnada 40 rakamının sembolik anlamını ihtiva eden bir görüntü oluşmuş rüyada. Neye işaret eder, seçimdeki alacağı orana mı, kırkların desteğine mi bilemiyorum. Kendisi de yorum yapmıyor.

    Dün reuters, geçen hafta Newyork Times ve Financial Times.. Akparti oy oranını 40 olarak gösterip hdp'yi barajı geçceğini ilan eden anket sonuçlarını (sonar'a ait) haber yaptılar. Ayrıca seçim güvenliğinin tereddüdüyle ilgili Abd ve AB kanadından sürekli açıklamalar geliyor. Bunun ne önemi var, o onların temennisi, hüsnü kuruntusu diyip geçmeyin. Bakın kritik nokta şu: Eğer akparti olur da 45 gibi bir oy alıp tek başına iktidar olursa ve hdp de barajın altında kalırsa, uluslararası arenada seçime şaibe karıştı algısı oluşturulacaktır, çok kuvvetli bi biçimde, bu gibi haberler gelecekte -lazım olursa- böyle bir algının temellerini atıyor.

    Eğer gerçekten 40 civarında oy alırsa ve hdp de barajı geçerse (ki bence bu istenen bir durum uluslararası arenada), sancılı bir hükümet kurma sürecinden sonra akp+hdp koalisyonu zorunlu olarak ufukta görünüyor. Obama+biden+barzani toplantısında ve kim bilir daha yüksek ve gizli mahfillerde, 1-2 sene içinde kürt devletinin kurulacağı ilan edildi. akp+hdp koalisyonu ile bir fedaratif düzenek kurulabilir güneydoğuda.. ki kurulacak kürt devletine (israil uydusuna) rantabl olsun.

    Bu plandan haberdar olan Erdoğan & Davutoğlu, cansiparene biçimde çabalıyorlar, tek başına iktidar için.. Yoksa yeni dönemde akp, hdp koalisyonu ile ellerine ve ayaklarına kelepçe olan bir parti gibi yürüyecektir. Yani, yaralı..bitkin.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 40'ın ne olduğu anlaşıldı.. yaklaşık oy oranıymış.

      Sil
  2. http://t24.com.tr/haber/aihm-bir-hakim-kararindan-dolayi-tutuklanirsa-bagimsizlik-kalmaz,297837

    Bir de şu habere bakın. Size bir soru: Diyelim bir kısım paralel yargı mensupları, Hidayet karacayı ve polisleri tutukluyor, sonra diğerleri bunları serbest bırakıyor.. Serbest bırakan hakimleri ise tutuklayarak, yargıda kaos görüntüsü oluşturuyorlar. Paralel üst akıl, yargı kanadıyla böyle bi planla hükümeti zor durumda bırakmış olamaz mı? Cidden ahtapot gibi sardılar.. Neyin ne olduğunu, nasıl bir planla işlendiğini kestirmek çok zor. Paralele karşı bir operasyon görürseniz, öncelikle bunun paralel tarafından yapılıp yapılmadığından sonuçlarının kime yaradığından emin olmalısınız.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Paralel Yapı üst aklı değil. Paralel yapı hiçbir zaman üst akıl olamadı. 1990 yılına kadar dahili üst aklın, 1990'dan sonra ise harici dış aklın maşası olmuştur.

      Üst akıl günümüz için Siyonist-Neocon çetedir. Siyonist neocon çete küresel sermayenin icra organı gibi çalışmaktadır. Küresel sermaye ise tamamiyle Yahudi 147 ailenin yönetimindedir. NewYork-Londra-Frankfurt küresel sermayenin 3 büyük sac ayağıdır.

      Üst aklın iki hedefi vardır. İsrail'in güvenliği ve bu güvenliğini sağlama alacak Büyük İsrail'i kurmaktır. Şimdi yapılan da budur. Bunu önleyecek iki manevi güç var. Mehdiyet ve Mesihiyet. Üst aklı alt edecek, küfr-ü mutlakı kıracak ve dünyada umumi sulhu sağlayacak olan tek manevi güçtür. Ak Parti Mehdiye'in desteğini sahiptir. Mesihiyet ise ABD'de ciddi bir cemaatin ve resmin bir kanadın destekçisidir.

      Bu ne anlama gelir? Bu Lut Gölü' yakınında bulunan ve ana deccali temsil eden İsrail'dir. O da çok yakın bir zamanda bütün zorluklara ve baltalamalara hile ve entrikalara rağmen gerçekleşecektir. Şimdi meydana gelen bütün olaylar kader açısından açılan imtihanla halis Mü’minlerle halis Mesihçilerin seçilmesi olayıdır. Çünkü büyük bir zafere imza atılacak. Dangul-dungul tipler muhalefetleriyle elemine olacak. İlk olan da paralel yapı.

      40 rakamı Kur’an’ın 40. Suresi’ne işaret eder. 40 rakamı Beni İsrail’in Sina’da cihada katılmayınca 40 yıl sürünmelerine de işaret eder. 7.6 seçimi buna işaret eder. O seçimde kim kötülük ederse misliyle ceza görecek demektir. O gün görevini yapanlara va’di ilahi olduğu gibi büyüklük taslayan muhaliflere yerleri haber veriliyor. 76. Ayet. Ayrıca 7 Sure A’raf’ın 6 ayeti ise kendilerine Peygember gönderilenlerin onların naslı karşılandığı ve ümmetlerinden ne cevap aldıkları da sorulacağını belirtir. O gün verilecek oylar ise 7. Ayette belirtildiği üzere “İlahi ilimle bize anlatılacak” Yani zillet mi, ferah mı göreceğiz.

      Siz zanneder misiniz ki, AB ve ABD şimdi muhalefet ediyor. Onların Türkiye için tuzak kurgulamadıkları gün yoktur. Onların bütün meselesi Türkiye’yi iç sorunlarıyla çırpınmasını sağlayıp (100 yıldır yaptıkları gibi) İslam Alemi’nin zenginliğini sömürmek. 200 yıllık bir hikaye. 1990’dan beri ise AB-ABD-İsrail-Küresel sermayenin rekabetine sahne oluyor. Türkiye 2002 sonrası belirli bir seviyeye gelince yeni meselelerle çıkarıp yeni planlarını uygulamakla meşguller. Türkiye’nin en zayıf tarafı dış güçlerle hareket eden örgütlü sermayedir. Bütün pislikler onların üzerinden tezgahlanıyor. Bak patronlar kulübünün sesi çıkıyor mu? Kıs kıs gülüyorlar.

      Peygamberlerin dahi imtihandan geçtiği bu dünyada her insan her dakika, her saat, her gün, her hafta, her ay, her sene imtihana tabi tutuluyor. Kimin, kim olduğu 7.6 günü belli olacak. Toplam iyi-kötü yekunu önümüzdeki 4 yılı tayin edecek. Mesele şu 313 mü, 355 mi? Başka netice yok. Biri eylemeye devam ettirecek, diğeri ise fecr-i sadık getirecek. O kadar ümitsiz olmayın kiralık anket şirketlerinin dediklerine bakmayın. Siz koyun sürüsü müsünüz?

      Sonra ahir zamanda kimse bir şey yapamayacak. İlahi irade sürekli devrede olacak. Çünkü dilediğini yapmak hakkı O’nundur

      1980 yılına kadar sokakları arşınlayan kızıl veletler, kürsel sermayenin gelmesinden sonra başımıza liberal keslidi. Yerli sermaye onlara kol-kanat gerdi. Bütün kızıllar mavi renge büründü. Şimdi onların kalemleri sosyal medyada ya da TV'de ya da basında sadece zırva üretiyorlar. Hiç hükmündedirler.

      Paralel yapışmış, üst akılmış, muhalefetmiş. Yok devenin nalı?

      Sil
  3. Akape döneminde hırsızlık,yolsuzluk,rüşvet,israr had safaya ulaştı. Millet temel gıdaları almakta zorlanır oldu. Millet cebine girene çıkana bakar. Aç insanı manaviyatla kandıramazsınız. Bu seçim akapenin sonunun başlangıcı olacak.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zenginin malı züğürdün çenesini yorarmış ya, başarılı iktidarların muvaffakiyeti muhalefetin çenesini yorar. 1950’den beri gelen bütün başarılı iktidarlara okkalı bir iftira yapılır. O da, hırsızlık yolsuzluk, suiistimal. Bu iftiralar iktidarların aleyhine kullanılır. Darbecilere yol yapılır. Sonra da darbeciler gelir. Araştırırlar araştırırlar ama bir şey bulamazlar. Olmayan bir şey nasıl bulunur? Burada büyük bir günah var. Gıybet. Gıybet kardeş eti yemek gibidir. Yani yamyamlık. Bunlar siyasi yamyam. Beceriksiz, çalışıp kazanmasını bilmezler. Kazananı da hırsız diye ilan ederler.

      Şimdi Türkiye’de hırsızlıkla suçlanan iktidarlar hep var olanın asgari bir iki katı icraatları olmuş. Şayet yeme ve yolsuzluk olsaydı bunlar nasıl yapıldı? Hangi parayla. Kaldık ki bu kadar münafık gözü varken bu mümkün mü?

      IMF borcu silinmiş, Hazine kasası 23 miyar dolardan 130 milyara çıkmış, ihracat 3 kat artmış, mevcut yol uzunluğu iki katına çıkmış, hava limanı sayısı 26’dan 76’ya çıkmış, 6 il doğal gaz kullanırken 76’ya çıkmış, Marmaray yapılmış, hastanelerde kuyruk kalkmış, okul yeni yapılan okullar üniversiteler vesaire. Bunlar ne ile yapıldı?

      Paralar yenseydi bunlar nasıl yapılırdı. Aslında AK Parti bir şey yapmadı. Sadece baronların ve faiz lobisinin yediği zıkkımlanmasını kesti. Ve artan paralarla bu hizmetler yapıldı. Yani hırsız denen hırsızlığı önlemiş gelen parayla bunları yapmışı.


      Bolu tüneli 16 yılda bitirilemedi. Üstelik 3 km.lik o tünel ve 8 km. yol için ödenen para 1.2 milyar dolar. Bir İtalyan firmasına yaptırıldı. K.Maraş’ta aynı uzunlukta tünel yapıldı. Hem de çok kısa bir zamanda. 90 milyon liraya. Yani 2,5 Milyar lira nere, 90 milyon lira nere. Adama gözünde dizinde dursun, derler..

      Osmanlı bir ihanetin sonucu battı. Garpçı yahni batıcı, yani batı taklitçisi güruh ile frenkmeşrep milliyetçilerin ortaklaşa ihaneti sonucu. Bu iki damar ne zaman birleşse, yani halkçılar ırkçıları elde etse darbe olmuştur. Şimdi de böyle bir teşebbüs var. Bu uğursuzlar korusu tutturmuş yolsuzluk türküsü.

      Bugün 27 Mayıs yakın tarihimin en alçak sayfalarından biri. O gün darbeci eşkıya İngiliz fitnesiyle ihtilal yaptılar. Emellerine ulaşınca da ırkçıların kıçlarına tekmeleyip iktidara kondular. O uğursuz hareketin 4 şehidi var. Menderes-Koraltan-Zorlu ve gizli bir şehid: Namık Gedik. Onu işkence ettiler, katlettiler sonrada pencereden aşağı atıp intihar süsü verdiler. Ve ordu+CHP= İktidar yürürlüğe girdi. Bu Lozan çetesinin ittifakıdır. Şimdi aynı oyun sahnelenmek isteniyor. Felç geçirmiş, iktidarsızlık malülü zihniyet bütün çirkefliğiyle içerden dışardan saldırıyor.

      Ne yani biz bunu yiyecek miyiz? Yani ırkçı-halkçı ittifakı 100 yıl sonrada hortlayacak mı. Ya da 55 yıl sonra. Hayır? 93/5 böyle demiyor. İşaret etmiyor. Başka müjdeler veriyor. Ne dersiniz acaba?

      Sil
    2. Abdürrahim Abi,

      Madem sormuşsunuz cevabını ben daha evvel Size sormuştum bu müjde ne diye ? Yani Duha 5.ayetten bahsetmiştiniz ve Mayıs ayını işaret ettiğini söylemiştiniz. Bende Size sormuştum ama cevabını alamamıştım..Mayıs ayının bitmesine bir iki gün kaldı. Şu saatten sonra eğer o işaret bu aya aitse ne çıkabilir ki ? Lütfen daha önce Size sorupta cevabını alamadığım bu soruya cevap veriniz,çok rica ediyorum merak ettim. Teşekkür ederim. Hürmet ve muhabbetlerimle.

      Sil
    3. Kurgucu Davud

      "Risale-i Nur, kat'î bürhanlara istinaden, hükümleri; sair hakaikte aynı aynına, te'vilsiz, tabirsiz hakikat çıkması ve yalnız işarat-ı tevafukiye ve sünûhat-ı kalbiyeye itimaden beyanatı, böyle dünyevî olan mesail-i istikbaliyede neden bazan tabir ve te'vile muhtaç oluyor?" diye hatırıma geldi.
      Böyle bir cevap ihtar edildi ki: "Gaybî istikbal-i dünyevide ve dünya işlerinde, başa gelen hadisatı bildirmemekte; Cenab-ı Erhamürrahimînin çok büyük bir rahmeti saklandığını;ve gaybı gizlemekte çok ehemmiyetli bir hikmeti bulunduğu cihetle, gaybî şeyleri haber vermekten yasak edip, yalnız müphem ve mücmel bir surette, ya ilham veya ihtar ile bir emareyi vesile ederek, keşfiyatta ve rüya-i sadıkada, bir kısım gaybî hakikatları ihsas eder. “ (Kastamonu Lahikası)

      Gaybi hadiseler açıkça belirtilemez, ancak tevil edilebilir. Gaybi ancak Allah bilir sırrı gereğince ve onun verdiği izin nisbetinde. İkincisi son anada kadar meşiet-i İlahi’nin devreyle girip şartlara göre yeni hüküm icra etmesidir. Rum’un galebesi için Kur’an 3-9 yıl süre tayininin bir sebebi de budur.

      Bununla birlikte AK Parti için 7 Haziran oyu takdiri olarak 46.5. Ama 1.5 puan aşağı-yukarı oynayabilir. İkincisi sandalye sayısı olarak 10 aşağı yukarı olmak üzere 313, (319, 328) veya 355 (346, 337). Sırr-ı imtihan ve hikmet-i ibham bunu gerektiriyor. Doğrusunu Allah bilir. Çünkü, çok sayıda grup ve şehir imtihandadır.

      Karşımızda ilk defa dini bir cemaat hüviyetinde bir yapılanma ehl-i küfür ve şirk ve Siyonistlerle ittifak halinde saldırıyor. Bunun hesabının görülmesi nisbetinde muvaffakiyet olacaktır. Doğrusunu Allah bilir. 2009’daki durumla karşı karşıyayız.

      Türkiye’de Süfyani güçlere yalakalık yapan bazı cemaatler ender de olsa görülmüştü. Ama ilk kez küresel bir güçle saldırı var. 1915’teki gibiyiz. Fetih Suresi’nin Mekke’den sonra cüz’i olarak baktığı 1915’teyiz. Bu durum karşısında siyasi mülahazalar bir tarafa bırakılıp sadece bir noktaya yoğunlaşmak herkesin vazifesidir. Hürriyetin bütün coğrafyamıza yayılması bize bağılı. Buna aykırı olan herkes neticesine katlanarak büyük bir tokat yiyecektir. FETÖ giderayak son şirretliğini gösteriyor. Ama bizim fiili dualarımızla 93/5 tecelli etmesi halinde. Büyük fütuhatın hazırlığı başlayacak. Her şeyin doğrusunu Allah bilir. Allah'ın verdiğine de mutlak rıza göstermek kulluk gereğidir.

      Zor anlar kişilerin cibilliyetini ve hüviyetini ortaya koyar. Makam hastalığı çok tehlikelidir. Bak AK Parti de bir grup gönülsüz gak guk diyerek mağlubiyet olsun biz başa geçelim havasında. Bunu 2006-07’den beri sergiliyorlar. Biz hakiki kurucuyuz deyip miras peşindeler. Ama bilmezler ki, ağaç çekirdeğin üzerinde büyük. Ve çekirdek ağaç olunca artık o hayal olur. Bunu da bu seçimde anlayacaklar. Tabi hayal canlılık alametidir ama, felçli de hülya kurar. Benim ağzımı açtırma. İngiliz fitnesine güvenen bir iki kişicik de tokat yiyecektir.

      Allah manevi cihadın mümessillerinin yüzünü güldüreceği kanaatindeyim.

      Sil
  4. http://www.kimyamizkemalist.com/sonar-arastirma-sirketi-akp-240-milletvekili-bile-alamayabilir

    SONAR Araştırma şirketi..AKP 240 milletvekili bile alamayabilir !

    YanıtlaSil
  5. evet koşulsuz şartsız biat kesnlikle doğru değildir. yanlışa yanlış denmelidir. yoksa o yanlış bir gün herkesi saracaktır. eleştiriyor diye bugün cezalandırılanlar asıl dava adamıdırlar. herşeyi evet diyip alkışlayanlar uçuruma giderken bile gözleri boyadığından hakiki dost değildirler....
    ortam karışıktır ama bunda Ak partininde büyük payı vardır. sadece daha kötü ne olabilir yazılsın istiyorum. Ak parti tek başına anayasayı değiştirecek güce kavuşamazsa yada daha kötü bir seneryo koalisyon olursa ne olur. düşünmenizi istiyorum. GDO serbestmi olur, devletin borcumu artar, aile denen kavramın temelleri mi dinamitlenir, domuz at eşek kasaplık hayvan mı olur, faiz helalmi olur, beceriksiz liyakatsiz insanlar yönetici mi olur, verilen sosyal yardımlar nedeniyle üretmeyen tüketen tembel insanlarmı ortaya çıkar, aynı fikirde olmadığı için sebepsiz sürgünler mi olur..... ne olur? yoksa tüm bunlar zaten 12 yıl boyunca oldumu ?

    cümlelerimin düşüklüğü için şimdiden özür diliyorum.... selametle kalın... Allah hepimize merhamet etsin....

    YanıtlaSil
  6. ehli sünnet akaidince imam ın fısk içinde dahi olması onun azline sebeb değildir
    küfr içinde olması azlini gerektirir
    salih bir lideri isnatlarla indirmeye çalışıp yerlerine salahatta yanına yaklaşamayacak şeair i islamiyeyi kaldırmış veya kaldırmak isteyenlere oy vermek vebaldir ALLAH(C.C)düşmanlarını veli ve dost edinmek istemektir
    oy verenler için başlarından atamayacakları bir vebaldir

    YanıtlaSil
  7. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  8. İsmailağa Cemaati Diyanet e sahip çıkan açıklama yapmış. Helal olsun valla ben de şu andaki Diyanet İşleri Bşk nını seviyor ve saygı duyuyorum bana takva ehli görünümü veriyor. Ayrıca ülkemizdeki diğer cemaat ve dini grupların da bu şekilde bazı konularda açıklama yapıp birlik mesajları vermeleri gerektiğini düşünüyorum.

    YanıtlaSil
  9. Ben inanıyorum ki kardeşlerim bu seçimde sonuç ne olursa olsun Türkiye nin ülkemizin hayrına olacaktır. Tabi tamamen bakış açım acizane hakikat penceresindendir. Yani bizce kötü olacak bir senaryo ortaya çıkmış olsa bile Allah ın izniyle hayra dönecektir.. Selametle...

    YanıtlaSil
  10. YERLİ UÇAK İÇİN START VERİLİYOR

    Yerli uçak için start veriliyor YERLİ savaş uçağının tasarım çalışmalarına başlayan Türkiye, yerli yolcu uçağı için de bugün tarihi bir adım atacak. Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun daha önce gündeme getirdiği uçağın, bölgesel uçuşlarda kullanılması planlanıyor. Başbakan Davutoğlu'nun, bugün yapacağı tanıtım programında uçağın özellikleri, nasıl bir tasarıma sahip olacağı, kapasitesi ve kimin üreteceğine dair önemli bilgileri paylaşması bekleniyor. DHMİ Genel Müdürü Hüseyin Yıldırım, yerli uçağın pervaneli olabileceğinin sinyalini vermişti. 'Dolmuşuçak' olarak hizmet verecek uçakların 30-35 yolcu kapasitesine sahip olması bekleniyor.

    YanıtlaSil
  11. OYUN BU! 7 Haziran için kurulan ittifak da bu! Erdoğan'ı sınırlamak ve gelecekte AK PARTİ içinden BAŞKA BİR GÜCÜ YANLARINA ALARAK DEVAM ETMEK İSTİYORLAR! 7 Haziran'a gidilirken söylenmeyen bu! Hep söyledim! "Erdoğan demek AK Parti demek" ama "AK Parti demek Erdoğan demek değildir" diye... Çünkü gizli muhalefet gibi olup BARONLARA yakın duran çok isim vardı! Ama bizler sandığa giderken bunları bilmez ve görmezdik!

    Ergün Diler / takvim
    http://www.takvim.com.tr/yazarlar/ergundiler/2015/05/27/hedef-erdogan

    YanıtlaSil
  12. Devam:

    Artık AK Parti'nin yerlebir ettiği ideolojik kalıpların üzerine basarak ilerlemek istiyorlardı!
    Erdoğan'a yakın, uzak bir takım isimlerin KOALİSYONDAN söz etmelerinin nedeni de buydu!
    Kemal Derviş Bey de bunu söylüyordu! Çaktırmadan "AK Parti ile CHP pekala koalisyon yapabilir" diyordu!
    Tabii bu koalisyonla birlikte Erdoğan'ı tasfiye planını devreye sokacaklardı!

    YanıtlaSil
  13. Devam:
    Erdoğan'ı olası bir koalisyonla Beştepe'ye esir edeceklerdi! Gizli plan buydu! Bu ortadayken seçmendeki rehaveti anlayamıyorum açıkçası! Neyse... Bütün köhne ve geri kalmış ideolojileri Erdoğan çöpe attıktan sonra, ülkede birleşmeyi sağladıktan sonra, yeni ufuklar gösterdikten sonra kenara alınacaktı! Bu KOALİSYONUN ve Kemal Derviş Bey'in hesabı buydu! Yine MİLLETİ hesap etmeden geliyorlardı!

    YanıtlaSil
  14. AKP yi ve dolayısıyla RTE savunan arkadaşlar bir parti olarak AKP yi ve bir lider olarak RTE sevebilir ve destekleyebilirsiniz bu gayet normal bir durumdur ama bu sevginizi islam ile nasıl bagdaştırıyorsunuz bunu anlamakta gerçektgen zorlanıyorum.AKP diğer partiler gibi laik sistemin bir partisidir ve RTE da bu sistemin yetiştirdiği ve görevlendirdiği bir şahsiyetdir.Samimi olarak ögrenmek için soruyorum AKP ve RTE islamın neresinde haklarında bizim bilmediğimiz bir ayet veya hadis mi var ayrıca Uhud ile AKP yi kıyaslamak nasıl bir müslümanlıgın sonucudur.Bana göre AKP ve RTE nın islam diye bir kaygısı ve endişesi yok

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ahir zamanın hizmeti manevi cihad iledir. Siyasi ve dünyevi değildir. Küfrü mutlak felsefe ve ilim kılığında ifsad ediyor. Bunu alt etmek silahla ve siyasetle değil, Kur’an ve iman hakikatlerini ilim ve akla uyan tarzda olmalıdır. Hz. Peygamberin (as) Hz Ali’ye (ra) anlatıp açıklanmasına izin vermediği ve bunu Mehdi'nin açıklayacağı dediği hakikat budur. Bu da dini cemaatlerin işidir.

      Batılı emperyalistlerin Türkiye’deki iki kolu dinsizlik cereyanı ile anarşi ve terör nasıl gelişiyor. Batılı vesayetin güdümündeki bazı devlet ve siyaset adamları dinsizliği niçin siyasete alet ediyor. İnançlarımızla, geleneğimizle, mazimizle uğraşıyor. Demokratik yollarla başa geçirilecek dürüst ve namuslu ve dine hürmetkar siyasiler bunu durdurabilir. Yani dinsizliği siyaset etmek değil hatta dini de siyasete etmek değil siyaseti dine hizmetkar etmektir. Yani din ve vicdan hürriyetini sağlamaktır. Türkiye’deki kavganın temelinde bu var. Siyasette de?

      Bediüzzaman 25 yıllık tek parti diktatoryası sonrası Demokratlar başa gelip ezan-ı Muhammedi’yi bir ay sonra aslına döndürünce onları vatan, millet ve Kur’an menfaatine desteklemiştir. Mesele budur? Anlaşılamayan mesele de?

      Adam hile ve entrikayla iktidara geliyor ve ülkeye, millete hizmete edeceğine dinle, imanla Kur’anla uğraşıyor. “Gerici, çağ dışı” ilan edip aşağılıyor. Mili irade ile iktidara gelenlerle de uğraşıyor. Devirmeye çabalıyor. Çünkü batılı zalimler oyunu böyle kurgulamışlar. Türkiye tam hür ve müstakil bir ülke değildir. Hiçbir Müslüman ülke de? Şu veya bu şeklide batılı vesayet hükmünü sürdürüyor. 4 darbenin kimin tarafından yapıldığını herkes biliyor. Demek ki, hür ve müstakil değiliz. Türkiye’nin bazı siyasi partileri ve sivil kuruluşlar ve baronları buna zemin hazırlıyor.

      Mesele budur. Bediüzzaman’ın Mehdi müjdesi ise şahıs için değil, şahs-ı manevi içindir. Mehdiyet’in hakimiyetine işaret eder. Şahs-ı maneviyeyi gösterir. Ahir zaman hizmetinde medeni hayatın inkişafı, tek boyutlu eski hayat gibi değildir. Her şey bir değil bin. Bir şahıs bu bin meseleye yetişemez. Şirket-i maneviye devreye girer. Yani Mehdiyet.

      Recep Tayyip Erdoğan’ın kimsenin bilmediği değil de fark edemediği bir özelliği var. Çok iyi bir koordinatör. Her müsbet fikre nereden gelirse gelsin sahip çıkar. Şu bu görüşten, cemaatten fikirden olduğuna bakmaz. Yani meşveret işini iyi biliyor. Başarısı oradan geliyor. Diğer liderlerle onu kıyası kabil değil.

      Ahmed Davutoğlu çok iyi bir akademisyendi. İcra adamı olduğu 10 yıllık hizmeti sırasında görüldü. Bütün akademisyenleri, siyasileri dolaşın. Hiç kime onun kadar Bediüzzaman’ın hedeflerini anlamamıştır. Onun 70-80 sayfalık bir bildirisini okumuştum? Hayret ettim. Nasıl da oturup araştırmış.

      Bugün Türkiye’nin dış politikasının mimarı 3-4 kişinin çalışmasının eseridir. En etkili isim ise Davutoğlu icra adamı olarak temayüz etmiştir. TC’nin biri zındık 4 Dışişleri Bakanı büyük hizmet vermiştir. F.Rüştü Zorlu, İ.Sabri Çağlayangil ve Ahmed Davutoğlu müsbet hizmetler vermiştir. Batıda başarılı çok dışişleri bakanları Başbakan yapılır.Bir ara yazarım Menderes’le başlayan Alem-i İslam’a ağabeylik deyin, ana merkez deyin, kılavuz deyin ne derseniz deyin onun inkişafının 60 yıllık düşüncenin olgun çağındayız. Önümüzdeki 4 ve 8 yılda Alem-i İslam’ın nasıl istiklalini kazandığını göreceksiniz. Bunun mimarları da Zorlu-Çağlayangil-Davutoğlu’dur.

      Hz. Peygamberin 3. Savaşı>Hendek'tir. O savaştan sonra şunu buyurmuştur: "Bundan sonra biz sladırıp fethedeceğiz". Bizim Hendek kuşatmamız Gezi-17 Aralık-15 Aralık'tı. Düşman aynı Müşrik-Yahudi-Münafık. Saldırdılar. Hendek'teki fırtına gibi kış fırtınasıyla yenilip gittiler. Ve ondan sonra zaferler sökün etti. Mahalli seçim, C. Başkanlığı. Üçüncüsü kapıda bekliyor.Yeni fetihler sürecek. Hiç kimse mani olamayacak. BiizniAllah

      Sil
    2. Ümit ve beklentim de bu yöndedir. İnşaallah son vakte kadar düşünmekte olan mütereddit Akpartyie oy veren kitle ile Kürt kardeşlerimiz tuzağa düşmeyecekler. Akparti yine % 45 üzerinde oy alacak ve seçimin galibi olacaktır. Ancak halen bütün umutlarını muhtemel bir Akparti hezimetine bel bağlayanlar umduklarını bulamayınca seçime şaibe karıştığından başlayarak büyük bir gürültü koparacaklardır. Paralelin 2000 yargı mensubu bu işe hazırlanmaktadır. Seçim sonucuna gölge düşürmek isteyeceklerdir. İşte asıl tertip gaybi haberi bundan sonra zuhur edebilir. Hatta istihbarat raporlarına göre halen sessiz duran ordu içindeki paralel kanat o zaman harekete geçebilir. tabi üst akıldan nasıl bir emir gelirse onu uygulayacaklardır. Bütün bu fitnelere karşı duamız devletimizden yanadır. Zira Ağabeylerin yayınladığı beyannamede ifade edildiği gibi Halkçılar ırkçılığı elde edip, iktidar partisine yapmadığı suçlar isnad edip zir ü zeber etmek isteyeceklerdir. Bu durum vatan ve millet aleyhinde çok kötü bir duruma sebep olabilir. Hizmetler söndürülmek istenebilir. Allah saklasın.

      Sil
    3. Ümidim odur ki, Davutoğlu Erdoğandan daha büyük hizmetler edecektir. Tabi şimdi uyumakta olan bir fitne atlatılıncaya kadar... Malum iktidar paylaşılamaz... Davutoğlu'nun engin tevazuu fitneye mahal vermeyecektir inşallah...

      Sil
  15. Hepimiz bu düzen içinde yetiştik. Musa Peygamber de Firavun sarayında yetişti. Yusuf da Mısır'a Aziz oldu. Demek ki kıyasınızda çok ciddi sorun var.
    RTE İmam Hatipli olarak islamla alakası vardır. Bediüzzaman ve bütün cemaat büyükleri bu düzen içinde din ile bağdaştılar. Elbette bu düzeni kabul etmediler. Ama isyan da etmediler.
    Eğer bazı dindarlar siyasete girmemiş olsa idi, masonlar, kemalistler, liberaller, solcular iktidardan uzak duran bu müslümanları pek sevecektiler. Onların müslümanlardan beklediği namazınızı kılın, dünyadan elinizi çekin, tüm iktidarı bize bırakın, bizim boyunduruğumuz altında kalın demekti.
    Herhalde siz müslümanın siyasete girmesini bu manada işi tersinden okuyarak uygun bulmuyorsunuz.
    Bu arada bu Cumhuriyet 1924 anayasası itibariyle bir islam devleti olarak kurulmuş, zamanın Süfyanı İslam devleti içinde zuhur etmiş, devleti ve milleti islamdan koparmağa çalışmış, ancak başarılı olamamış ve geri çekilmiştir. Süfyanın 4 hakimiyet devresi olmuş, son devresi ise vaziyeti idare dönemi olmuştur. Halen onun sadece adı kalmıştır. Süfyaniyetin kalıntılarını öyle bir gecede ortadan kaldırmak kolay olsaydı herkes bunu yapardı.
    Bediüzzamana göre Onun hakkında "en başta, en çok onunla alakadar ve en son ondan vaz geçecek adamların ellerine Risale-i Nur gibi bir hakikatı vermek" ibaresiyle en sonda ondan vaz geçileceğini, devletin eskiden batıya verdiği rüşvetin belki on mislini islam alemine vereceğini, laiklik prensibini önce dinsizlik tarafına meyilli iken giderek islam lehine meylettireceğini ifade etmişlerdir.
    Bu arada Bediüzzaman şeriatı ilan ve ihya edecek, islam birliğini kuracak olan Mehdiyi müjdelemiştir. Kendisini Mehdinin öncüsü görmüştür. Mehdi zamanında hayat ve şeriat aşamalarını gerçekleşeceğini haber vermiştir. Mehdi şeriatı ilan edecek, islami hayatı ihya edecek ve şeriat vazifesini de islam aleminin bütün alimlerinin yardımıyla ve Seyyidler cemaatinin bir araya gelmesiyle yapacağını ifade etmiştir.
    Demek ki kardeşimiz meseleye bir süreç olarak bakmalı, Nisan ayında incir meyvesi hayal etmemelidir. RTE büyük bir lider olarak baharı getiren bir adamdır. Siz yazı özlüyorsunuz, biz de özlüyoruz. Bunun için hem gayret ve hizmet, hem de sabır ve temkin lazımdır. Selam ve dualarımız sizinledir.

    YanıtlaSil
  16. Diyanet İşleri Başkanlığının bir ilki gerçekleştirerek yayınladığı Kürtçe Kur'an-ı Kerim meali, yoğun talep gördü ve tükendi. Başkanlık, ilk etapta 10 bin adet Kürtçe Kur'an-ı Kerim basmıştı. Kürtçe Kur'an-ı Kerim mealinin yeniden basılması yönünde hem vatandaşlardan hem de il ve ilçe müftülüklerinden gelen yoğun talep üzerine, 20 bin adet daha basılmasına karar verildi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kur'an-ı Kerim'in tamamını meallerden öğrenmek çok tehlikeli; çünkü kimse tam tefsir edemez, doğruya en yakın tefsiri bulmak da zor, kaldı ki bulunsa bile okuyan kişiler tefsir eden kişinin mealini tam kavrayamaz ve yanlış anlar, bu da o kişileri farkında olmadan geri dönülmez bir tehlikeye sokar. Herkesin kapasitesine göre tek tek doğruca ayrı ayrı tefsir etmek gerekir ki bunu da hakkıyla yapabilen tek kişi Resulullah (s.a.v.) Efendimiz idi. Onun içindir ki Kur'an-ı Kerim'in tamamı asla meallerden öğrenilemez, sadece İlmihal kitaplarından öğrenilebilir...

      Sil
    2. Sözlerinizin tümüne katılıyorum. Ancak meal hiç okunmamalı, meal zehirdir diyenleri de aşırı buluyorum. İşi tamamen meallere bağlamak hatadır. Din meallerden öğrenilmez doğru... Mealler bir kişinin kısıtlı anlayışını yanıtır. Ben de yimiden fazla farklı meal okudum. Başlarda bana hepsinin farklı şeylerden bahsettiği izlenimi geliyordu. Uzun yıllar sonra, az çok Kur'anı Arapçasından anlar hale gelince şimdi melaaerdeki aksayan yönleri kendim de görebiliyorum. Meallere bel bağlamak insanı hatalı sonuçlara götürür. Bu tespiti yaptıktan sonra da mealler okunabilir. Ancak bu meali okudum, Kuranın tüm manasını anladım demek hata olur. Hatta bazı mealler düpedüz saptırmalarla doludur.
      Halen Kur'anın dört başı mamur bir meali yapılamamıştır. Zaten meal bu iddiada olamaz.
      Gelelim Kürtçe meale: Devletin bu işe el atması, anlayışı ve bilgisi kısıtlı kişilerin bu işe el atmasından iyidir. Şimdi Kürtçe bilenler bu meali okuyacak ve eleştiri ve önerilerini yapacaklardır. Bu meal bir yerde Kürt kardeşlerimizin gönlünü alma çabasıdır. PKK hareketi aslında zerdüştüğü esas alan, islam düşmanı bir örgüt iken şimdi müslüman kürtlere el atmıştır. Kürt hareketinin başarıya ulaşmamasında en büyük etken herşeye rağmen imanlı kürtlerin devlete bağlı kalmalarındandır. Şimdi BDP bu Kürtlere el attı. Onları yanlarına çekerse işte o zaman çok daha vahim durumlar olacaktır. Bu manada Diyanetin Kürtçe meali hayırlı bir girişimdir.

      Sil
    3. Değerl, Admin, gönül alıyoruz derken iman alınırsa bu hiç iyi olmaz. Onun için Kürtçe meal yerine Kürtçe ilmihal verseler çok iyi olurdu. O zaman bu işe hayır gözüyle bakabilirdik vesselam...

      Sil
  17. Rical kardeşimize... Allah rüyaları hayra çıkarsın inşallah... Şu an için için ateş yürüyor. Kimse evi ateşe veren kundakçı olarak görünmek istemiyor. Sonra birden alev yangına dönebilir. Aslında üst akıl Akparti'yi büsbütün safdışı etmek istemiyor. Aslında CHP'den bir şey olmayacağını da biliyor. Maksatları Erdoğansız Akpartidir. Erdoğanın kenrda durduğu, işe karıştırılmadığı bir koalisyon istiyorlar. İşi Akparti yapacak. Parsayı CHP toplayacak. Öyle yağma yok.

    YanıtlaSil