.

ALLAH; DEVLETE, MİLLETE VE ORDUMUZA ZEVAL VERMESİN

22 Mayıs 2015 Cuma

NUR TALEBELERİ ARTIK AKPARTİ' YE NASIL BAKIYOR?

Epeydir kafamı meşgul eden bir konuyu Haber 7 yazarı Mehmet Ali Bulut "Nur Talebeleri artık Akparti'ye nasıl bakıyor?" başlıklı yazıda ele almış. Ben de yazarın yazısından bu kısmı alıp değerlendirmeye alıyorum. 
Nur cemaati herhangi bir siyasetin arka bahçesi olamaz. Bağımsızlığını korumalı. Ancak CHP zihniyetinin geri gelmemesi için ona muhalif merkez sağ ve muhafazakar akımın -seçimlerde- desteklenmesi zaruridir. Bunun dışında doğrudan taraftar olmak doğru değildir. Oy atarız, destekleriz, ama siyasilerin işine karışmayız. Onlar kendi işlerini yaparlar. Biz kendi imani ve Kurani hizmetimize bakarız. (Mustafa)
*****
Mehmet Ali Bulut'un yazısından...
Ehven-i Şer
Nur talebeleri siyasete “ehven-i şer” penceresinden bakarlardı hep. Yani genelde partiler kötüdür ama içlerinden en az kötüsü desteklenebilir diye siyaset yaparlardı.
Fakat şimdi bakıyorum - özellikle de Gülen hareketinin CHP ile ittifaka yanaşması üzerine - daha bir AK Parti etrafında kenetlendiklerini görüyorum.
Bana öyle geliyor ki merkez nurculuk, AK Parti'yi artık ‘ehven-i şer’ ekseninden çıkarmış, hayrın ve hakikatin taraftarı parti gibi bakıyor. Üstelik bu hali Bediuzzaman'ın ‘vekillerim’ dedikleri talebeleri de tasvip ediyor. Bu, çok çok önemli bir siyasi kırılma. Eğer gerçekten nur talebeleri AK Parti’yi ehven-i şer şablonundan çıkarıp hak ve hakikat namına taraf oldukları bir parti görüyorlarsa demek ki Ak Parti çok ciddi bir doku değişikliği yaşamış. Değilse diyeceğimiz ki nur talebeleri siyasallaşıyor… Gerçi nur hareketi siyasallaşmaz. Üstadın talebeleri de şer üzere ittifak etmez. Çıkar ve dünya hevesi onlara Risale-i Nur’u sattırmaz.
Böyle olunca diyebiliriz ki, yakında Ayasofya açılabilir. İttihad-ı İslam yolunda ciddi gelişmeler yaşanabilir ve Kuran mekteplilerin hayatına daha da ağırlık koyabilir.
Çünkü nurların ve talebelerinin nihayet maksadı iman ve ahirettir. Dünya ve siyaset ikinci üçüncü derecededir. İnşallah şu yakınlaşma nurların hakikatine zarar vermez…

8 yorum:

  1. 1*Önce bir husus belirtmek isterim. Bediüzzaman bütün dini cemaat ve meslekleri ve meşrepleri hak bilir. Hak kabul eder. Ama rıza-yı ilahiyeyi esas ittihaz eden eden grupların birbirinin aleyhine çalışması, eleştirmesi ya da kötülemesine asla ve kat’a izin verememiştir. 104 yıl önce Hutbe-i Şamiye’de şöyle der:
    (Muhabbet-i din saikasıyla teşekkül eden cemaatlerin iki şartla umumunu tebrik ve onlarla ittihad ederiz.
    Birinci şart: Hürriyet-i şer'iyeyi ve âsâyişi muhafaza etmektir.
    İkinci şart: Muhabbet üzerinde hareket etmek, başka cemiyete leke sürmekle kendisine kıymet vermeye çalışmamak; birinde hatâ bulunsa, müfti-i ümmet olan cemiyet-i ulemâya havale etmektir.
    Salisen: İ'lâ-yı kelimetullahı hedef-i maksat eden cemaat, hiçbir garaza vasıta olamaz. İsterse de muvaffak olamaz. Zira nifaktır. Hakkın hatırı âlidir, hiçbir şeye feda olunmaz. ….Ey dinî cemiyetler! Maksadımız, dinî cemaatlar maksatta ittihad etmelidirler. Mesalikte ve meşreplerde ittihad mümkün olmadığı gibi, caiz de değildir. Zira taklit yolunu açar ve "Neme lâzım, başkası düşünsün" sözünü de söylettirir. )

    Bediüzzaman bu hutbeden 40 yıl sonra tek parti diktatoryasının yıkılmasından sonra başa geçen Demokratları hararetle desteklemiştir. Ve demokratları 3 tehlike için uyarmıştır. Bu 3 tehlike: 1-Komünizm, dinsizlik cereyanı 2. Türkiye’nin eski müstemlekeleri ile bağlarını keserek dinsizliği yayan gizli bir komitenin faaliyetleri 3. Garplılaşmak ve Hıristiyanlara benzemek.

    Bu cereyanlarla mücadele Demokratları kendilerine yakın gören Bediüzzaman Emirdağ Lahikası’nda “Demokratları iktidar yerinde muhafaza etmeye Kur’ an ve menfaatine kendimizi mecbur biliyoruz” demiştir.


    Bediüzzaman dünyaya bakmadıklarını, baktıkları zaman da asayişi ve emniyeti muhafaza için müsbet bir şeklide yardım olarak değerlendirmiştir. Kur’an’ı Hakim’den aldıkları ders gereği küfr-ü mutlaka, anarşistliğe sed çekmek ve bu tehlikelere karşı çare olmak maksadını gütmüştür. .

    Dinsizlik, komünistlik, garplılaşmak cereyanlarına karşı Nur Talebeleri Demokratlara maddi-manevi destek vermelerinin bir sebebi de şu. 25 yıldır ülkeyi cebri-keyfi-askeri bir idareyle yöneterek bütün köşebaşlarını ele geçiren halkçılar “”Saltanat Demokratlarda ise hüküm ve icraat ve iktidar bizdedir” iddiasında bulunup müsbet icraatları engelliyorlardı. Öyle ki, Menderes sık sık partilileri dikkatli olmak ve başa geçmelerine rağmen iktidarın eski partinin egemenliği altında olduğu konusunda uyarırdı.

    O dönemde bazı münafıkların safdil dindarları perde yapıp dini siyasete hatta siyaseti dinsizliğe alet etmeye çalışınca Bediüzzaman bu tehlikeaye karşı tavır alır. Meşrutiyetin ilanı yıllarında İttihad-ı Muhammediye ile ittifak eden Ahrar (Hürriryetçi) Fırkasını 30-35 yıl sonra Demokratlar kimliğinde dirilip İslami şeairinin başında gelen Ezan-ı Muhammedi’yi farmasonların zincirini kırıp serbestiyet vermesini destekler ve alkışlar.

    Bunun gerçekleştiren demokratları hem muhafaza etmiş hem de onları vatan ve milletini memnu etmesinin tek çaresinin ittihad-ı İslam cereyanını kendilerine dayanak noktası yapmasını tavsiye etmiştir. Buna benzer sebepler dolayısiyle Demokratları Kur’an ve vatan ve İslamiyet namına muhafazaya çalışmıştır.

    YanıtlaSil
  2. 2*Bediüzzaman, bir de dindar Demokratlar tabiri kullanmıştır. Dine taraftar, dini himaye eden, dini şeairi yani namaz, ezan, tesettür, Kur’an gibi alametlere taraftar olanlar Demokratları kast ederek tam destek vermiştir. Onları İttihad-ı Muhhammedi’nin müttefiki kabul etmiştir. Tabi gözü dönmüş fitne cereyanlarının o zaman Nur talebelerini demokratların aleyhine çevirme teşebbüslerinde bulundu. Demokratlar için sağlam bir dayanak olan Nur talebelerine elde ederek Demokrat hükümeti yıkmak isteyince Bediüzzaman buna şiddetle karşı çıkmış. 1957 seçimlerinde oyunu göster göstere Demokratlara atarak meseleyi son noktasını koymuştur.

    Hizmet-i Kur’aniye ve imaniyeyi esas ittihat eden Bediüzzaman dost ve müttefik ikitdarları destekleme hususunda yepyeni bir yol açmıştır. İslam’ı Anayasadan çıkaran zihniyete karşı silahlı ve siyasi mücadele yerine iman ve Kur’an hizmeti için manevi cihadı ittihaz etmiş ve bunun örneği olmuştur. İkrah ile siyaset ile kabul ettirme yerine ikna yolunu seçmiştir.

    Beduüzzaman ahir zaman hizmetinin 3 aşama yani önce iman “ki bu manevi cihadın üss-ül esası ve olmazsa olmazıdır” sonra İslami hayatın yaşanması ve sonunda da tahrip edilen şer’i hürriyetin tesisi ve hakimiyeti söz konusudur.
    Bediüzzaman daima ülkemizde ve Alem-i İslam’da ittihadı savunmuştur. Türkiye dahil bugün bütün İslam ülkeleri yabancı vesayeti altındadır. Kurtuluş yolu da ittihaddan geçer. İşte Alem-i İslam’ın hali. Heryer ateş ve kan gölünde.
    Şimdi ömür boyu Süfyani rejimin karanlık odaklarına şirin bakıp şirin görünen Pansilvanyı’nın ortaya koyduğu neocon-siyonist decalle ittifak ederek hükümeti ve iktidarı devirmeyi esas alan entrikaları, darbe teşebbüsleri karşısında artık külli bir tavır almanın zamanın gelmiştir. Din-i mübine muhalif tarzda dine hizmet olmaz. Domuz etiyle sadaka verilmez. Bediüzzaman hazretleri iki büyük tehlikenin dışardan geldiğini daima vurgulamıştır. 1. Dinsizlik cereyanları 2.Terör ve anarşi. Bugün din kisvesi altında bunlarla işbirliği yapanlara ve alet olanları haddinin bildirmenin yolu sandıktan geçer.

    Dine taraftar ve hürmektar iktidarlara sahip çıkmak Bediüzzaman’ın işaret ettiği hakikatler muvacehesinde şart ve farzdır. Ve bu zamanda en büyük farz vazife olan İttahd-ı İslam canlandır mak için gereği yapılmalıdır, yapılacaktır. Bediüzzaman Türkiye’nin dindar ve dine hürmetkar ellerde olmasında büyük mülahazalar görmüştür.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. BİR MASONUN İTİRAFI..
      Louis Massignon:
      “Müslümanların herşeyini bozduk, yok ettik. Dinleri inançları, dine bağlılıkları ve insani duyguları yok oldu. Onların milli ve manevi değerlerini, batı medeniyeti potasında eriterek kendimize benzettik.
      Islamiyeti öğrenmeyi, yaşamayı, namaz kılmayı, Kur’an öğrenmeyi suç ve gericilik[irtica] olarak göstermeyi başardık. Artık çoğu hiçbirşeye tam olarak inanmıyor. 14 Asırlık dinlerini, itikatlarını, ibadetlerini tartışılır hale getirdik! Onları derin boşluğa düşürdük. Bundan sonra siz misyonerlerin işi daha kolay oldu! Maaş bağlayarak, vize vaadi, yurt dışı imkanı, hatta cinselliği kullanarak Müslümanları hıristiyan yapınız.
      KAYNAK:Louis Massignon, Su Dergisi, yıl 1, sayı:3,mayıs-haziran 2005

      Sil
  3. Selamun Aleyküm kardeşler Osmanlımız ile ilgili aşağıdaki bloğu desteklemenizi rica ediyorum.
    www.osmanlidusunce.blogspot.com.tr

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kardeşim verdiğiniz linke baktım. Blogun kaldırılmış olduğu mesajıyla karşılaştım. Eğer blogunuzu inceleme fırsatını bulursam elbette takip edeceğim. İnşaallah sadece bir teknik aksaklık vardır diye düşündüm.

      Sil
  4. Öncelikle kusura bakmayın ben onun ismini osmanlidunyaduzeni.blogspot.com olarak değiştirdim burada inşallah desteklerinizi bekliyor olacağım. Allah a emanet olun..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kardeşim bloguna baktım... Görsellik ve içerik olarak olumlu buldum. Sanırım giderek içerik açısından zenginleşince kendi konusu itibariyle özgün bir konuma gelecek. İyi seçilmiş fotolar ve videolar insanların ilgisini çekebilir. Şimdi blogunuzu google+ vesaire ortamlarda tanıtımını yapınız. Konsept olarak daha geniş bir hedef kitlesine erişme imkanınız olduğunu düşünüyorum. Hatta çok popüler bir blog haline bile gelebilmesi işten bile değil... Allah sizi hayırlı işlerde başarılı kılsın. amin.

      Sil
  5. Çok teşekkürler Allah razı olsun Allah hepimizin yardımcısı olsun Mustafa Bey

    YanıtlaSil