.

ALLAH; DEVLETE, MİLLETE VE ORDUMUZA ZEVAL VERMESİN

31 Mayıs 2015 Pazar

BU İTTİFAK HAYRA ALAMET DEĞİL



Tuhaf bir seçim arifesindeyiz.
Evet, Türkiye sayısız kere kritik seçimler yaşadı ama sanırım hiç biri bu önümüzdeki seçim kadar kritik olmadı. Ülkedeki tüm partilerin tek bir şahsa karşı örgütlendiğini görmek insanı ürkütüyor.
İnsanı ürküten sadece bu değil. Asla birbiriyle anlaşması beklenmeyecek anlayış gurupları, siyaseten birbirine taban tabana zıt cemaatler, klikler, çıkar gurupları aynı çatı altında bir araya gelebiliyorlar.
Bu nasıl bir iştir ki, Netanyahu ile Beşşar Esed’i, İran ile Amerika’yı, İsrail ile Almanya’yı, Ermenistan ile Suriye’yi, Sünni Kürtlerle alevi Türkmenleri, Kürtler ile Türkleri –ki ben sayısız güya milliyetçi Türk’ten duydum; bu kere oyumu HDP’Ye vereceğim diye- cemaat ile PKK’yı, Kandil ile Ulusalcıları aynı amaç etrafında; yani Erdoğan’ı alaşağı etme amacında bir araya getirebiliyor?
Çıkarları bu kadar farklı gurupları bir araya getiren şeyin, bu insanların Türkiye sevgisi olabilir mi? Türk halkına duydukları sevgiden dolayı baş belası(!) olmuş bir insandan bu halkı kurtarma sevdası olabilir mi? Değilse ne?
Hakikaten anlayamıyorum. Samimi söylüyorum anlayamıyorum. Nasıl oluyor da bu kadar zıt düşünceler, maksatları ve siyasi emelleri farklı guruplar nasıl oluyor da bu amaç etrafında; Ak Partiyi iktidardan indirmek veya en azından güçlü bir hükümet kuramayacak kadar zayıflatmak amacı etrafında bir araya gelebildiler. Bu bir insiyak mı, yoksa gizili bir el bütün bu farklı farklı grupları şu maksat etrafında bir araya getiriyor?
Ben bunun çok güçlü bir operasyon olduğu kanaatindeyim.  Elbette ki bu gurupların her birinin kendilerince şu amaca hizmet etmek için bir gerekçeleri olabilir. Kendilerince haklı da olabilirler. Esed kendi açısından, Netanyahu kendi açısından İran kendi açısından, CHP kendi açısından, HDP kendi açısından, cemaat ve aleviler kendi açısından hatta Mısır kendi açısından, Amerika ve Avrupa kendi açısından –ki en sağlam gerekçe onlarınkidir- iktidara veya Erdoğan’a kızmış olabilirler ve her biri de  kendi gerekçesinde haklı olabilir.
Ama hiç kimse bana bu ittifakın makul ve kabul edilebilir olduğunu söyleyemez, haklı gösteremez! Çünkü asla bir araya gelmesi düşünülemeyecek gruplar birbiriyle ittifak kurmuşlar. Karanlıkla aydınlığın aynı karede olması mümkün mü?
Diyelim ki Netanyahu, One Minute ve Mavi Marmara’dan dolayı Erdoğan’a hınç duyuyor. Diyelim ki Esed, dostluğuna güvendiği Erdoğan’dan böyle bir muamele görmekten kırılmış. Diyelim ki İran, Erdoğan’ın niyetini ve misyonunu kendi siyasi çıkarları açısından tehlikeli buluyor. Diyelim ki Mısırın darbecileri Erdoğan’ın karşı tavırlarından rahatsızlar, cemaat, hınç ve öfkesini tatmin peşinde, aleviler zaten sağ iktidarları öteden beri sevmezler, CHP oldum olası hayrın karşısındaki örgütlenme, HDP çözüm sürecinden rahatsız… Bütün bunlar öteden beri vardı ve hiçbir zaman ittifak etmeye ihtiyaç duymuyorlardı.
Neden şimdi? İktidarın eleştirilecek yanları çok ben hiçbir zaman iktidarı eleştirme hakkımdan vaz geçmedim. Bugün ayaklarına dolanın şeylerden kurtulmaları için ben 2009’dan beri dil döküyorum… Dinlemediler. Diyelim ki bu dinlememe hali, bu iç kibirleri, bu “ben bilirimci” rey-i vahid, Türk insanını zıvanadan çıkardı. Bunlara bir ders vermek lazım dedirtti! Peki, hariçtekilere ne oluyor?
İşte bence asıl oraya bakmak gerekiyor. Amerika’yı, İngiltere’yi ve Almanya’yı aynı safta yer almaya götüren nedir?
Bence dış basında Türkiye ile ilgili çıkan yazılara bıkılırsa maksat hemen anlaşılır. Türkiye artık batının kontrolünden çıkıyor. Türkiye, NATO ülkelerin olan askeri bağımlılığını azaltıyor, Türkiye kendi silahlarını ve askeri araçlarını üretmeye çalışıyor, Türkiye dünyanın dört bir tarafında TİKA sayesinde adeta misyoner faaliyetler yürüterek, batının dünya üzerindeki hegemonyasını kırıyor. Daha da önemlisi Türkiye iki yüz yıldır adeta uşaklık yaptığı batıdan yüzünü çeviriyor. Sana ihtiyacım yok diyor. Birinci Dünya Savaşı ve Sevr muahedesiyle bize dayatılan, Lozan anlaşmasıyla büyük bir kısmı da tatbik edilen saklı ve açık dayatmaları ret ediyor, yok sayıyor…
Ayasofya’nın açılacağı düşüncesi o kadar ağırlık kazanmış ki, gizlilik artık onu taşıyamıyor. Bir bakanlar kurulu kararıyla müze yapılan ulu mabedin yine bir bakanlar kurulu kararıyla kapılarını ibadete açması an meselesi. Ayasofya, Batı’nın İslam dünyasına vurduğu pranganın lehimidir. O kırıldığı zaman, batının otoritesi kırılacak. Ortadoğu coğrafyasında kendi varlığını savunamayacak! Bütün İslam halkalarının ruhunda “ben yapabilirim, batıyı yüreğimden söküp atabilirim” inancı yeşerecek. İslam’ın manevi bedenine can ve kan yürüyecek!
Ve yazık ki iktidar Ayasofya’nın açılmasında hala mütereddit! Menderes’e kaybettiren o tereddüt şu hükümette de kendisini göstermeye başladı. Oysa şu hamle, karşıdaki tüm barikatları alaşağı edecektir!
Mamafih Batı da, bu olmasın diye bütün güçlerini bir araya getirmiş. Bütün imkânlarını, bütün dostlarını, içimizdeki ön karakollarını bu kere, hem de bir itiyat endişesi bile duymadan hepsini göreve çağırıyor. Aydın Doğan’dan cemaate, Doğu Perinçek’ten Meclis içindeki Pakradunilere varıncaya kadar herkesi, elinin altındaki tüm örgütleri aynı anda sahaya sürüyorlar bu kere. Eğer bu kere de baş edemezlerse, kendileri yıkılacak çünkü. Çünkü Türkiye dayatmaları red ediyor artık, inisiyatiflerinden çıkıyor. Ona istediklerini yaptıramıyorlar ve seçimde de ona durduramazlarsa, artık hiç laf geçiremeyecekler.
Bu durum, adeta, Ameliklerin Talut üzerine topyekûn saldırısına benziyor. Ve yazık ki Talut birçok askerini kendinden küstürmüş. Oğlu mesabesindeki Yonatan bile kenarda! Bu kere hakikaten iş çetin!
Türkiye bu sınavı geçebilir mi? Yoksa bu kadar maksatları birbirinden farklı insanları bir araya getiren odak bir kere daha mı muvaffak olacak?
7 Haziran seçimlerinde göreceğiz!
Allah bu ülkenin bahtını karartmasın. Hakkımızda hayırlı olanı versin. Neyin hakkımızda hayırlı olduğunu biz bilemeyiz. Biz Rabbimizden hayrını ve lütfunu dileyelim. Çünkü “yavmülmelhame” günü hayli yaklaştı. O gün geldiğinde, bu ülkenin idaresinin Nuh’un Çocukları olan biz Türklerde olması gerekiyor. Aksi takdirde Siyonizm kazanacak ve bu yurtlar bir daha dönmemek üzere Tamara’nın çocuklarına gidecek.  Ta ahiret vadi gelinceye kadar…
Vaat edilenlerin gelmesi, mukaddemlerin sağlıklı gerçekleşmesiyle mümkündür. Mukaddemeler bozulunca vaat edilenler de olmayabilir! Bir taraftan re’y-i vahidin hakimiyeti endişesi, diğer yanda ülkenin tar umar olması… sen bizim şemlimizi topla ey Rabbim!
Mehmet Ali Bulut
Haber7

6 yorum:

  1. Tuhaf bir tevafuk...
    Bu yazıyı bloguma aldığım ve okurken en son cümlesine geldiğim sırada TV de F.Gülen'in meşhur bedduası yayında idi. F.Gülen "Ve şettit şemlehum" diyordu. Manası "Onların topluluklarını boz" (bir hata varsa düzeltiniz)

    Derken ben de bu yazının son cümlesini okurken yazar Mehmet Ali Bulut'un duası: "sen bizim şemlimizi topla ey Rabbim!" diyordu.

    Anahtar kelime şeml ...Buradaki manası topluluk demek...

    Yani birisi beddua ediyor. Başka birisi de bu bedduayı dua ile defediyordu.
    Çok garip bir tevafuk olarak kardeşlerime arz ediyorum. Bu durumu yazarın samimiyetine verdim.
    Evet birileri beddua ile bozgunculuk eder, birileri de dua ile düzeltmeye uğraşır.
    Biz de Allahın izniyle bu bedduaları sahibine iade ediyoruz. Beddua haksızsa sahibine döner...

    YanıtlaSil
  2. gülen biz yanlış yaptık bu millete bu hükümete haksızlık yaptık diyemedi bedduaya sarıldı

    https://www.youtube.com/watch?v=n8nfFLTEPR8

    YanıtlaSil
  3. Can Dündar'ın Cumhuriyetteki MİT tırları haberinden sonra açılan soruşturmaya Ekrem Dumanlı tepki gösterdi. Vay be.. 5 yıl önce bunu rüyamda görsem inanmazdım. 20 yıl önce, mesela hani o 90'lı yılların başında, iyi abilerin yere oturup patatesli yumurta yediği günlerdeyken, bir çıkıp da "Cemaat, Cumhuriyeti ve Can Dündar'ı savunacağı gün gelecek" diye söyleseydi, en hafif tabirle "hadi ordan bu nasıl hayal gücü" derdim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. büyük patron israil ve neo con lar birbirini büşman bilen elamanlarının hükümete mağlubiyetleri üzerine onları tanıştırdı barışmalarını emretti
      sadakatinizi gösterin deyip hükümetin üzerine sürdü

      Sil
  4. Gaybi haberleri sitenize bir süredir bazı araliklarla bakiyorumda...mehdi yet meselesini neden Türkiye ve Erdoğan üzerine endekslediginizi bir türlü anlayamadım...
    İslam aleminin gözü turkiyedeymiste , bayrak düştüğü yerden kalkarmis ta falan demeyin sakin. ..böyle bir iddiayı neresinden tutsam elimde kalır.
    bir diğer n o kta mali bulut denilen adam "el falciligi" yapan ve akidede "şirk" içinde olan biridir.
    Kaldıki mehdi yet meselesini analiz ediyorsunuz iyi güzelde...sizin dininiz nedir bunu bi izah edermisiniz? Eger islam derseniz , İslamın neresinde demokrasi dini ve onun etbalari olan siyasiler vardirki , bütün hesapları bunlar üzerinden yorumluyorum sunuz ?
    Mehdiyeti bırakın bence evvela tevhid dininine intisab edin derim. Allaha şirk kostuktan sonra mehdi sinden kime ne? !
    Bu yazdiklarimi nasihat/tavsiye olarak almanızı istiyorum...
    hayatınızı heba etmeyin...dünyaya sadece bir kere geleceksiniz sonucta

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Uyarılarınız için Allah razı olsun. Yazılarını paylaştığımız kimselerle aynı fikirde olduğumuz sonucu çıkarılmasın. İtikaden Allah atarafından Peygamber Efendimize nazil olan din ne ise ona inanıyoruz. Şahsi kusurlarımızdan dolayı Allaha tevbe ve istiğfar da bulunuyoruz.
      Mehdiyeti Erdoğana enkslediğimizi iddia etmedik. Erdoğan zannımızca Mehdiyet öncesi bir liderdir.
      Türkiye islam dünyasının önemli bir ülkesidir. Neden önem verdiğimizi de dünyanın her yerindeki müslümanlara soralım. Şirk ve tevhid konularını ehl-i sünnet akaidine ve ilm-i usul-üd-dine havale ediyoruz. Kendi başıma değerlendirmelerde bulunmak istemem.
      Son sözünüz altın ve elmas değerinde... Barekallah... Hayatımızı heba etmeyelim. Dünyaya bir kere geleceğiz.
      Ders metodumuz başkasına değil önce kendi nefsimize yöneliktir.

      Sil