.

ALLAH; DEVLETE, MİLLETE VE ORDUMUZA ZEVAL VERMESİN

28 Mayıs 2015 Perşembe

BEDİÜZZAMAN'IN TALEBELERİNDEN 7 HAZİRAN AÇIKLAMASI

Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin talebeleri Abdullah Yeğin, Hüsnü Bayramoğlu ve Ahmet Aytimur 7 Haziran seçimleri için açıklama yaparak, AK Parti'yi destekleyeceklerini bildirdi.

Bediüzzaman’ın talebelerinden 7 Haziran açıklamasıBediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin Hizmetkâr ve Talebeleri seçim ile ilgili bir açıklama yayınladı. Abdullah Yeğin, Hüsnü Bayramoğlu ve Ahmet Aytimur ağabeylerinimzasıyla yayınlanan açıklamada Risale-i Nur'dan ilgili bölümler hatırlatılarak "din, vatan ve millet hesabına bugünkü mevcut iktidarı muhafazaya çalışmak gerektiği" ifadeleri yer aldı.

Açıklama şöyle:

Muhterem kardeşlerimiz!
Evvelen: Kıymettar şuhur-u selasenizi ve içindeki leyali-i mübarekelerinizi tebrik eder, umum Nurcular hakkında seksen sene bir ömr-ü makbul hükmüne geçmesini Cenab-ı Feyyaz-ı Mutlak’tan dua ve niyaz ederiz.
Sâniyen: Muazzez Üstadımız Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri’nin Meyve Risalesinin Dördüncü Mes’elesi’nde ders verdiği üzere en ehemmiyetli hizmet-i imaniye ve Kur’aniyemizde ihlas ve ciddiyetle devam ederken geniş daireyle de alâkalı bir vazife ile zaman zaman karşı karşıya kalıyoruz.
Çeşitli taviz ve tahrifler ile Risale-i Nur’u, din ve diyaneti tahrip ve bozmak için çalışan iç ve dış cereyanların ittifakına karşı; din, vatan ve millet hesabına bugünkü mevcut iktidarı muhafazaya çalışmak gerektiğini, Üstadımızın çok partili hayata geçildikten sonra yazmış olduğu ve Emirdağ Lahikası-2’de neşredilen aşağıdaki mektuplarından ve sair derslerinden anlıyoruz. Bunlardan bir ikisini nümune olarak kaydediyoruz:
“Üstadımızdan, ne için Demokrat Parti’yi muhafazaya çalıştığını sorduk, cevaben:
“Eğer Demokrat Parti düşse, ya Halk Partisi veya Millet Partisi iktidara gelecek. Halbuki Halk Partisi, İttihadcıların bozuk kısmının cinayetleri ve hem cumhuriyetin birinci reisinin Sevr Muahedesiyle ve çok siyasî desiselerin icbarıyla, onbeş senede yaptığı icraatının kısm-ı a’zamı tamamıyla eski partiye yüklendiği için, bu asil Türk milleti ihtiyarıyla o partiyi kat’iyyen iktidara getirmeyecek. Çünki Halk Partisi iktidara gelecek olursa, komünist kuvveti aynı partinin altında bu vatana hâkim olacaktır. Halbuki bir Müslüman kat’iyyen komünist olamaz, anarşist olur. Bir Müslüman hiçbir zaman ecnebilerle mukayese edilemez. İşte bunun için hayat-ı içtimaiye ve vatanımıza dehşetli bir tehlike teşkil eden bu partinin iktidara gelmemesi için, Demokrat Parti’yi, Kur’an ve vatan ve İslâmiyet namına muhafazaya çalışıyorum.” dedi. (Emirdağ Lahikası-2 (206)
Yine Üstadımız buyurmuşlardır ki:
“Ey dindar ve dine hürmetkâr Demokratlar! Siz bu iki partinin gayet kuvvetli ve zevkli ve cazibedar nokta-i istinadlarına mukabil, daha ziyade maddî ve manevî cazibedar nokta-i istinad olan hakaik-i İslâmiyeyi nokta-i istinad yapmaya mecbursunuz. Yoksa sizin yapmadığınız eskiden beri cinayetleri, nasıl eski partiye yüklüyorlarsa, size de yükleyip; Halkçılar ırkçılığı elde edip, tam sizi mağlub etmeye bir ihtimal-i kavî ile hissettim ve İslâmiyet namına telaş ediyorum.” (Emirdağ Lahikası-2 ( 164)
Bütün bunlarla beraber mesele-i siyaset Risale-i Nur’un mesleği itibariyle bir mesele-i fer’iyye iken efkâr-ı umumiyeyi alâkadar ettiği cihetiyle, siz muhterem kardeşlerimizin Kur’an ve vatan ve İslamiyet adına seçimlerde yapacağınız tercihte bir ölçü olması bakımından Üstadımızın bu mektuplarını nazar-ı mütalaalarınıza bir defa daha arz ettik.

Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri’nin hizmetkâr ve talebelerinden
Abdullah YEĞİN, Hüsnü BAYRAMOĞLU, Ahmet AYTİMUR

10 yorum:

  1. Yeni Asya Gazetesi’nden ayrılan Risale-i Nur Talebeleri ve bağımsız Nurcu gruplardan oluşan “Güneydoğu ve Doğu Anadolu Bölgeleri Risale-i Nur Talebeleri Platformu” yaptığı iştişare toplantıları sonucunda 7 Haziran seçimlerinde AK Parti’ye destek verme kararı aldı.
    Güneydoğu ve "Doğu Anadolu Bölgeleri Risale-i Nur Talebeleri Platformu" bugün kamuoyu ile paylaştığı açıklamadan bazı başlıklar:

    BU KARARIMIZDA BEDİÜZZAMAN'I REHBER EDİNDİK
    Türkiye Cumhuriyeti tarihinde görülmemiş bir tarzda, kamuoyunda temsil ettikleri ideolojileri ve görüntüleri zahiren çok farklı olmasına rağmen, gerek dahilde ve gerekse hariçte bu kadar şer odaklarının can-ciğer ittihadı ve ittifakı içerisinde son derece hayati öneme sahip bir genel seçime doğru gidiyoruz. Mevcut siyasi durum nazar-ı dikkate alınmadan yapılacak olan her bir değerlendirme, fevkalade yanlış kararlara varmayı beraberinde getirecektir. Özellikle Nur Talebelerinin, tercihlerini ortaya koyarken, zaman ve zeminin ilcaatını dikkate almakla beraber, Bediüzzaman'ın bu hususlardaki aydınlatıcı ve rehber olan düsturlarını, bilinçaltı ezberlerden ve önyargılardan uzak, samimi ve halis olarak ortaya koyma zarureti bedihidir.

    DİN, VATAN VE MİLLETİN SELAMETİ OYUMUZU AK PARTİ'YE VERECEĞİZ

    Önümüzdeki 7 Haziranda yapılacak olan seçimin;
    1. Bugüne kadar elde edilen -yukarıda sayılan- bütün bu ve bunun gibi birçok müsbet neticelerin korunması,
    2. Ehl-i imanın hizmetleri için oluşturulan iklimin sürdürülmesi,
    3. Ülkemizin bu hızlı yükseliş trendinin artarak devam etmesi,
    4. Mahzun ve mazlum İslam Dünyası'nın yegâne ümitlerinin kırılmaması adına büyük ehemmiyet taşıdığı düşüncesindeyiz.
    Bütün bu sonuçları göz önüne getirip, büyük fotoğrafa baktığımızda, Güneydoğu ve Doğu Anadolu Bölgeleri Risale-i Nur Talebeleri Platformu olarak; hiçbir şahsi, grup veya cemaat menfaati gözetmeden sadece ve sadece Din, Vatan ve Milletin selameti namına, yapılacak olan 7 Haziran 2015 Genel Seçiminde, Ak Parti'yi destekleyeceğimizi kamuoyuna saygıyla bildiriyoruz.

    Güneydoğu ve Doğu Anadolu Bölgeleri

    Risale-i Nur Talebeleri Platformu

    ( Diyarbakır - Mardin - Şırnak - Siirt - Batman - Bingöl - Muş - Bitlis – Van – Ağrı, Silvan, Ergani, Çermik, Kulp, Bismil, Hani, Çüngüş, Kocaköy, Eğil, Kızıltepe, Midyat, Nusaybin, Mazıdağı, Cizre, Gevaş, Edremit, İpekyolu, Tuşpa, Çaldıran, Başkale, Gürpınar, Genç)

    YanıtlaSil
  2. Bediüzzaman Hazretlerinin talebelerinden sonra “Risale-i Nur Meşveret Cemaati” de 7 Haziran seçimleri ile ilgili bir açıklama yaparak Ağabeylere destek verdi. "Mevcut hükumetin devamının" desteklenmesi istenen açıklamada şöyle denildi.
    Aziz sıddık kardeşlerimiz,
    Evvelen; Mübarek Şaban-ı Şerifinizi ve "Leyle-i Berat"ınızı bütün ruhu canımızla tebrik ediyor hizmetlerimizin ihlas ve istikamet, uhuvvet ve muhabbetle devamını rahmet-i İlahiyeden niyaz ediyoruz.
    Saniyen; Bir kısım şer odakları ve ihanet şebekelerinin bu güzide vatanımızda milletimizin birlik ve beraberliğini, uhuvvet ve muhabbetini parçalamak adına yapmakta oldukları dehşetli tahribatlarına karşı; din, millet ve vatanın selamet, menfaat ve maslahatı hesabına mevcut hükümetin devamını bütün kuvvetimizle destekliyoruz.
    Hazreti Üstadımızın varisi olan ağabeylerimizin daha önce bu konuda efkar-ı ammeye duyurmuş oldukları beyanlarına da aynen iştirak ediyoruz.
    Bu hususu bera-yı malumat olarak umum kardeşlerimize ve efkar-ı ammeye duyuruyoruz.
    MEŞVERET HEYETİ

    YanıtlaSil
  3. http://www.tgrthaber.com.tr/dunya/nato-yetkilisi-muhtemelen-bu-yaz-savasta-olacagiz--70869

    YanıtlaSil
  4. 1*Bediüzzaman Hazretleri, “Her bir âyetin müteaddit (sayısız) mânâları vardır. Hem herbir mânâ küllîdir; her asırda efradı bulunur. Bahsimizde bu asrımıza bakan yalnız mânâ-yı işârî tabakasıdır. Hem o küllî mânada, asrımız bir ferttir. Fakat hususiyet kesb etmiş ki, ona tarihiyle bakar” diyor.

    Bu ihtardan sonra Bakara Suresi’nin 256. Ayeti olan “Dinde zorlama yoktur, doğruluk sapıklıktan, iman küfürden ayrılmıştır” ayetinin tefsirini yaparken o şu izahı yapar:
    “Makam-ı cifrî ve ebcedî ile bin üç yüz elli (1350) tarihine parmak basar ve mânâ-yı işârî ile der: Gerçi o tarihte, dini, dünyadan tefrik ile dinde ikraha ve icbara ve mücahede-i diniyeye ve din için silâhla cihada muarız olan hürriyet-i vicdan, hükümetlerde bir kanun-u esasî, bir düstur-u siyasî oluyor ve hükümet, lâik cumhuriyete döner. Fakat ona mukabil mânevî bir cihad-ı dinî, iman-ı tahkikî kılıcıyla olacak. Çünkü, dindeki rüşd-ü irşad ve hak ve hakikati gözlere gösterecek derecede kuvvetli bürhanları izhar edip tebyin (açıkça anlatma) ve tebeyyün eden (gösteren) bir nur Kur'ân'dan çıkacak diye haber verip bir lem'a-i i'caz gösterir.”

    Bediüzzaman Kur’an’ın 1350’de (1928) o zamanki siyasetin dinin ekseninden çıkacağına işaret ettiğini belirterek, artık maddi cihadın yerine cihad-ı dinin iman tahkiki kılıncıyla yani manevi cihadla olacağını vurgular. Ve Risale-i Nur’un “Dinde bulunan yüzer tılsımları keşfeden onun manevî elmas kılıcı, maddî kılıçlara ihtiyaç bırakmıyor. “ diyerek “Hadsiz şükürler olsun ki, yirmi senedir Risale-i Nur, bu ihbar-ı gaybî ve lem'a-yı i'cazı bil'fiil göstermiştir. Ve bu sırr-ı azîm içindir ki; Risale-i Nur Şakirdleri dünya siyasetine ve cereyanlarına ve maddî mücadelelerine karışmıyorlar ve ehemmiyet vermiyorlar ve tenezzül etmiyorlar. “

    Ayrıca o zamanın şartlarında siyaset yapmaktan Allah’a sığınır. Çünkü cebri, küfri, keyfi ve askeri şartlarda artık cihad-ı dinin maddi değil, manevi olacağına bilmiş. Hatta 1900’lerin başında çıkacağını hissetmiş ki, bütün Osmanlı topraklarını kapsayacak olan Nur’un öyle geniş bir dairede değil de dar bir dairede olduğunu o tarihte sonra anlamış. Ama ümidini yitirmeyerek “”Nurların ektiği tohumların sümbüllenmesiyle aynen o geniş 1 milyar nüfuslu dairenin Nur dairesi olacağına” inanmış ve müjdelemiş. Ama onun vazifesi o zaman için imanı kurtarmak olduğundan hep iman hakikatlerinin dersini vermiş.

    Tek parti diktatoryasının yıkılmasından sonra, hem Türkiye, hem de Bediüzzaman’ın başlattığı hizmet yeni bir döneme girer. O zaman mevcut olan 3 tehlikeye karşı 2. Meşrutiyet yıllarındaki İttihad-ı Muhammedi’nin müttefiki Ahrarlar gibi gördüğü demokratlara manen ve maddeten yardımcı olur. Onları müttefik kabul eder. Nur talebelerinin Demokratlara dayanak noktası olabileceğini söyler. İslam’ın şeairini serbest bırakan Demokratların hem mevkilerini muhafaza, hem vatan ve milletini memnu etmenin yegane çaresi olan ittihad-ı İslam cereyanını dayanak noktası yapmalarını tavsiye eder.

    YanıtlaSil
  5. 2* Bediüzzaman’ın iman hizmetini sürdürürken siyasete ve dünyaya sadece demokratik hayatın gereği noktasından bakmış. Sadece Kur’an, vatan ve millet namına yol göstericilik yaparak demokrat iktidar muhafazanın önemine dikkat çekmiş. Çünkü iman tohumlarının sümbüllenmesi zaman alacaktı. Yani sümbüllerin çoğalması ve büyümesi iman ve Kur’an hizmetine bakar.

    Bediüzzaman’ın, Demokratlara desteğinin mecburi bir tarafı vardı. Demokratlar iktidar olmuştu ama gizli ifsad komitesinin faaliyetleri ve halkçıların vesayeti en büyük hendikaptı. Öyle ki “slatanat demokratlarda ise iktidar hüküm ve icraat ve iktidar bizdedir” iddiaları gözden ırak tutulamazdı. Bugün hala seçtiklerimiz tam iktidar olamıyor. 1950’den beri gelen iktidarlar hep dış kaynaklı siyasi-askeri-iktisadi vesayetlerle uğraşmak zorunda kalıyor.

    Demokratlara milletin teveccühü ve dünyevi şartları iyileştirmesi iç ve dış düşmanları azıttı. Ki siyaseti dinsizliğe alet edebilmek için önce dindarlar sonra Nur talebeleri entrikayla Demokratların aleyhine döndürülmek istenince Bediüzzaman desteğini tekrar tekrar açıklıyordu.

    Bediüzzaman’ın hem dışarıdan gelen dinsizlik cereyanları ve anarşi ile teröre karşı asayiş ve emniyeti muhafazaya çalışmıştır: “Evet, mesleğimizde kuvvet var, fakat bu kuvvet, asayişi muhafaza etmek içindir…..Bütün hayatımda, bütün kuvvetimle asayişi muhafazaya çalışmışım. Bu kuvvet dahile karşı değil, ancak harici tecavüze karşı istimal edilebilir. Vazifemiz, dahildeki asayişe bütün kuvvetimizle yardım etmektir. Ve cihad-ı maneviyenin en büyük şartı da vazife-i İlahiyeye karışmamaktır ki, Bizim vazifemiz hizmettir; netice Cenab-ı Hakka aittir; biz vazifemizi yapmakla mecbur ve mükellefiz… Haricî tecavüze karşı kuvvetle mukabele edilir. …. Hariçteki cihad başka, dahildeki cihad başkadır. Şimdi milyonlar hakikî talebeleri Cenab-ı Hak bana vermiş. Biz bütün kuvvetimizle dahildeki ancak asayişi muhafaza için müsbet hareket edeceğiz. Bu zamanda dahil ve hariçteki cihad-ı maneviyedeki fark pek azîmdir”

    Bediüzzaman, imani inkişafı ve imana hizmeti herş eyin fevknide gördüğünden ve bütün gücünü ona verdiğinden dine hürmetkar ve taraftar demokratları sadece desteklemekle yetinmiş ve siyasetten uzak durmuştur. Gerekçesi de şöyle: “Eğer siyaset topuzuyla hareket edilse, galebe çalınca, o kafirler münafık derecesine iner. Münafık, kafirden daha fenadır. Demek, topuz böyle bir zamanda kalbi ıslah etmez. O vakit küfür kalbe girer, saklanır; nifaka inkılab eder. Hem Nur, hem topuz, ikisini bu zamanda benim gibi bir aciz yapamaz. Onun için bütün kuvvetimle Nura sarılmaya mecbur olduğumdan, siyaset topuzu ne şekilde olursa olsun, bakmamak lazım geliyor. Amma maddî cihadın muktezası ise, o vazife şimdilik bizde değildir. Evet, ehline göre kafirin veya mürtedin tecavüzatına sed çekmek için topuz lazımdır. Fakat iki elimiz var. Eğer yüz elimiz de olsa, ancak nura kafi gelir. Topuzu tutacak elimiz yok!..

    Bunları belirttikten sonra Nur Talebelerinin niçin Demokratlar mesabesindeki mevcud iktidara destek verdiği daha iyi anlaşılacaktır.

    YanıtlaSil
  6. 3* Komünizmin tasfiyesinden sonra İslam Dünyası 1991’de 40 devletin katıldığı 3. Melheme’nin başlangıcı olan Körfez Harekatı’na maruz kaldı. Siyonist Deccalin tahrikiyle. Küresel Sermaye bölgede cirit atarken müttefiki İngiliz yeni entrikalar sergilemiş. AB’nin Alman-Fransız Kanadı da gardını almıştır. O dönemde Türkiye de karıştırılmış 28 Şubat fitnesini yaşatmıştır. Arkasından Irak işgali başlamış 25 dünya ülkesi buna katılmıştı. Türkiye’nin operasyona katılmaması ABD’nin Neocon-siyonist kanadını kızdırmış ve yeni politikalar izlemeye başlamıştır. Afganistan ve Pakistan’daki melanetler bunun çabası oldu.

    Ak Parti bugün demokratların yerindedir. Ak Parti 13 yıllık tecrübesi ile bazı şeylerin olamayacağını görmüştür ve gerekli politika değişikliğine gitmiştir. Kadenin de zorlaması ile. Çünkü bizi çıkmaz sokağa sokanlar oradan çıkmamızı istemiyor. Bugün İslam dünyasının karşılaştığı tehlikeler eskiden birken bugün 4-5’e çıktı. Siyonist tehlikesi , batılı finans ve petrol şirketlerinin dahil olduğu küresel sermaye, İngiltere ile büyük AB üyeleri, Çin ve Rusya. Rusya hariç diğer bütün tehlikelerin değişmez ortağı ve tahrikçisi ve müttefiki siyonizmdir. Bunların hepsinin temel hedefi İslam’dır. Çünkü İslam bu coğrafyanın tek hakimidir. Verdiği şuur bu batıl cereyanların muarızıdır.. İşte bu noktadan ittihad-ı İslam’ı engelleme ve ihya etmeme en esas kuraldır. Komünist blokun çökmesiyle birlikte küresel sermaye öncülüğünde bütün politik ve askeri odaklar Ortadoğu’ya yöneldi. Daha doğrusu Siyonist İsrail’in yardımına koştu.

    İşte bu askeri güçle gelen batılı odaklar 1980’lerden başlayarak ABD’nin neocon-siyonist çetesi dahil sivil müttefik aradı. Moon tarikatı ve İslam dünyasında yaygın olan ancak fark edilemeyen Bahailer gibi bizde de Cemaate el attılar. Bu ittifak Yahudi-neocon-CIA tertiplidir. Temelleri 1990’ların başında atılmış. Fetoşun iki defa hasatlık bahanesiyle gittiği ABD’de bunun temelleri atılmıştır. CIA’nın Türkiye Masası 4Şefi önce Paul Henze sonra da Graham Fuller’in yönetimi altına giren cemaat 3 tehlikeli işe soyundu
    1.Sahte Nurculuk ile Risale-i Nur üzerinden güç devşirmek.
    2.Risale-i Nur’un şahs-ı manevinin gerçek Üstadı Bediüzzaman’ı Kürt olduğu gerekçesiyle tasfiye ederek yerine geçmek. Sahte Nur hareketiyle sahte liderliğine soyunmak. Bunun 1990’a kadar yerli Gladio’nun yardımıyla yaparken, 1990’dan sonra harici güçlerle aleniyete döktü. Ve kimse yaklaşan tehlikeyi bir av uç insanın dışında okuyamadı ve anlayamadı.
    3.Yahudi finansından yardım alarak onlara şirinlik dağıtmak ve şirin göstermek.. Bugün cemaatin denetimindeki finans gücünün kimine göre 30 kimine göre 50 miyar dolara ulaştı. Türkiye’de böyle başka bir holding yok.
    4. ABD-İsrail ve İngiltere’yi kapsayan üst aklın yürüttüğü politikalara tabi olmak. Öyle ki, yakın tarihe kadar cemaate aman vermeyen Almanya bugün cemaatin en büyük işbirlikçilerinden biri oldu.

    YanıtlaSil
  7. 4*Bütün bunlar üst akıl denen ve küresel çapta eylem gösteren Siyonist deccalin geçirdiği tenasühün son merhalesidir. Çünkü temelinde Yinon Planı ve dünya hakimiyeti var. Siyonizm Yinon Planı ile Ortadoğu’yu istiyor. İşin garip tarafı, adına Büyük Ortadoğu denen Çin’den Atlantik’e kadar olan bölgeye ABD’li iktisadi-siyasi klik de talip. Aradaki fark şöyle: Siyonizm Büyük İsrail’i kurmak amacındayken, Büyük Ortadoğıu Projesi ise bölgenin rantına talip. Yani bu pazarı AB ve Rus ve Çin’e kaptırmamak.

    Konu finans ve Ortadoğu olunca buna Yahudiler de bozma amaçlı dahil oldu. Almanya’da göç eden Yahudi Leo Strauss 1956’da temelini attığı Huntington’un yolunu açtığı ve son 25 yıldır ABD’nin özellikle Cmuhriyetçi kanadını etkileyen 3. Melheme’nin muharrikiYahudi Barnard Lewis’in son şeklini verdiği bu projenin merkez üssü Türkiye. Çünkü bölgenin en gelişmiş, potansiyeli yüksek ve stratejik konumu Türkiye’yi merkez ülke haline getirdi. Son 4 ABD Başkanı’nın Türkiye’ye kadar getiren bu proje soğuk harpten sonra en büyük çekişmeye sebep oldu. Bu projenin hatırına ABD, Kürt sorununu Türkiye lehine çözmek için tavır koydu. Ama bu plan bir türlü yürürlüğe konamadı. İki sebepten 1.Neocon-siyonist kanad İsrail’in tahrikiyle plan saptırıldı. 2. Bu kez Türkiye planın dayatmayla kabulüne Mısır ve Suudi Arabistan ile birlikte karşı çıktı. Planın her ülkenin şartlarına göre uygulanması istendi. Netice de 3 ülkede karıştırıldı.

    Planın merkezi Türkiye’nin Güneydoğu’sunda kurulacak büyük sanayi merkezleri İsrail’i rahatsız etti. Çünkü petrol ve sanayi merkezinin Gazze’de olmasını istiyordu. Ayrıca Güneydoğu İsrail’in Yinon Planı’nda İsrail egemenliğinde olacaktı.Ve fitne atakları ortaya saçıldı. Önce 2005 yılı sonundan itibaren baltalamaya başladı. Buna küresel sermaye ile birlikte hareket eden yerli sermaye de karıştı. Ve iktidara 2006 yılında aba altında sopa gösterildi. Yerli sermaye ilk kez AK Parti’ye o zaman İngiliz medyasında açıkça cephe aldı. Arkasından kapatma davası ve Erdoğan’ı yeme planı devreye girdi. İngiltere Kraliçesi Türkiye’ye gelerek vesayeti altındaki kurumların kulağını çekti.

    Bütün bu gelişmelerden sonra cemaat yurtta tarihte misli görülmemiş bir örgütlenmeye ve AK Parti’yi yönlendirme operasyonu başlattı. Üst akıl “haydi” dedi onlar da yürüdü.

    Bu duruma ittihad-ı İslam’ı önleme ve Türkiye’yi yepyeni bir vesayetin altına sokma operasyonu idi. İşte harici dinsizlik cereyanı yeniden Türkiye’yi rahatsız ederken PKK terörü canlandırıldı. Durum Bediüzzaman’ın koyduğu kıstaslara uyuyordu. AK Parti iktidarı korunmalı idi. Çünkü bu sırada Risale-i Nur tahrifatı başlamış ve bütün FETÖ aleyhtarı grup ve cemaatler emniyet-yargı kıskacına alındı. Ergenekon-Balyoz davalarını gürültüsü arasında bunlar kamuoyunda fark edilemedi. 2009’da “One minute” çıkışı bir dönem noktası oldu. 2010 Referandumu sebebiyle duraksayan FETÖ 2011 seçiminde Ak Partiden talep ettiği 80 milletvekilliği kontenjanı verilmeyince yeraltı fitnesine hız verdi. Türlü yalan ve dedikoduları cemaat vasıtasiyle yayarak yeni bir algı operasyonu başlattı.7 Şubat Arap baharını söndürme hareketine paralel olarak teşebbüs edildi. Arkasından gezi ve 17-25 Aralık darbe teşebbüsleri. Adeta 1918 hortluyordu.

    YanıtlaSil
  8. 5*Onun için mesele son derece vahim Türkiye ya yeniden 1918 şartlarına dönecek ya da Mehdiyet’in gösterdiği zirveye tırmanacaktı. Bu şartlar altında herkes oyunu buna göre kullanacak. Şimdi şu bu parti değil. Türkiye ve İslam’ın geleceği söz konusu. Küçkülerin siyasi muvaffakiyet peşinde koşarak İslam’ın geleceğini karartmamalı. Ak Parti iktidarı korunmalı. Çünkü uzatmanın son dakikası oynanacak. Herkes yeniden imtihan sırrında. Bir hafta sonra bugün her şey belli olacak. Ümitvar olunuz şu istikbal inkilabatı içinde en gür seda ne olacak? Göreceğiz.Yalnız şu var Tevbe Suresi’nin 90. Ayetinin işareti Pansilvanyalı’ya işaret ediyor. Yani çökecek. 2015 93/5’in himmeti altında. Meşiet-i İlahi ne olursa olsun başımızın üstünde yeri vardır. O bize yeni stratejimizi gösterecek. Eksiklerimiz varsa onlar tamamlanacak. Veya yolumuz aydınlatacak. Yani istikamet gösterecek. Dua ve ümidimiz fütuhat. Bunaldı milletimin afak bir sabah ister.


    Not: Yeni Asya grubu 1970’lerin başında çıktığı yolda yoruldu. Sendeliyor. Sekerat temayülleri gösteriyor. Kur’an ve iman gözlüğü yerine dünyevi-siyasi tercihlere ağırlık veriyor. Bediüzzaman’ın kıstasları ihmal edilirken, müjdelerin gerçekleşmemesi pahasına diretiyor. Ve hata ediliyor. Cibali Baba’dan nefret ede ede, onun muhibbi ve müdafii kesildiler. Pir-i Mgan diyenin hakaretini yediler. Bir tokat da onlar yiyecek. Yetersiz ve kabiliyeti yetmeyen Kazım neye Lazım fahr ve gurur hasatlığına müptela olmuş. Söylediğini ve yaptığını mihenge vurmadan doğruluğunu ilan ediyor.Yanlış ata biniyor. Zübeyri çizgi gitmiş yerine gayri ve indi çizgi gemiş. Ekseriyete uymak, el-hükmü alel ekser kuralının gereğidir. Ya uyarlar ya da uydururlar. Hadiselere okumakta cahili kalanı sınıfta bırakırlar.

    YanıtlaSil
  9. Büyük Orta Doğu Projesinin iki yüzü olduğunu belirtmiştim. Bir yüzü Çin’den Atlantik Okyanusu’na kadarki bölge pazarını hükmetmek. Yani Doğu ve Güneydoğu Türk-ABD ortak yatırımlarıyla üretim merkezi olacak ve bu bölge pazarını AB, Rusya ile Çin’in elinden alacak. Bölge hem GAP ile tarım, hem hidro elektrik ile ucuz enerji merkezi, hem petrol bölgesi olması sebebiyle büyük yatırım avantajlarına sahip. Erzurum-Kayseri Adana hattının Güneyindeki bu bölge hem zirai, hem de sanayii yatırımlarıyla ihracata yönelik üretim merkezi olacaktı. Buna küresel sermaye dışındaki petro-dolarlar da katkıda bulunacaktı. Yani Doğu-Güneydoğu Anadolu adeta İslam coğrafyasının üretim merkezi olacaktı.

    Hatırlanırsa o sırada Güneydoğu’da arazi satışlarında bir hareketlenme oldu. PKK terörü minimize edildi. Ve sonra 2006 İsrail yapımı kriz ile bu proje tedrici olarak rafa kalktı ve unutuldu. Nil’den Fırat’a yani bilad-ı Şam’a göz koyan İsrail ve Rothschild Yahudi ailesi buna engel oldu. Nasıl olur da Beni İsrail’e ait topraklarda İslam sermayesi hükmeder. 200 yıllık Siyonist projenin iflası idi bu.
    Hatırlarsanız o dönem derin mihrakların düdüğü ulusalcı çatlak sesler İsrail’in işine gelen yayınlar yapıyordu. Ve 100-200 milyar dolarlık ihracat merkezi sönüp gitti. Tabi şimdilik. Sönüp gitmesi bir yana bölge kan ve ateş çanağına döndü. Bölge şimdi bin kocalı Hürmüz gibi bin efendili DEAŞ örgütünün at oynattığı bir bölge oldu.

    İşin garip tarafı ne bilir misiniz? 21 Mayıs’ta CHP çıktı yeni bir proje açıkladı. Günlerdir bekliyorum biri bunu yazsın diye. Nerede? Büyük Ortadoğu Projesi’nde Doğu ve Güneydoğu sanayi yatırım merkezi yani üretim merkezi olacakken, bunun yerine CHP kalktı biri Karadeniz’de diğeri Akdeniz’de iki mega kent kuracakmış. Bu mega kentler üretim yapmayacak. Çin’den, Rusya’dan gelecek ürünlere depo olacak. Yani Mega kentler üretmeyecek. Depo olacak. Ambalajlama ve satış merkezleri olacak. Yani üretim merkezli bir proje değil depo merkezli ya da elin malını pazarlama merkezi olacak.

    Ben küresel sermaye ve onu yöneten Yahudi şirketlerine şapka çıkarıyorum. Üretim merkezi coğrafyamızdan gidiyor, Doğu ve Güneydoğu sefalete terk ediliyor üstünü üstlük Gazze’de kurulacak İsrail üretim merkezine bölge terkediliyor. Ve bu proje Türk basının ekonomi sayfalarını yöneten zeka özürlü editörleri tarafından Mega diye yutturuluyor. Yani 10 bin kilometre uzakta üretilen Çin malları, ki bunlar küresel finansla üretilen ürünler, Türkiye’ye gelecek ve 3 kıtaya pazarlanacak. Üretim yok. Elin malını alıp pazarlayacağız. Sanayici değil pazarlamacı Türkiye.

    Araştırn mutlaka bu işte paralelcilerin parmağı var. Paralel yapı demiyorum. Çünkü Türkiye’de FETÖ gibi paralel yapı 1 değil 3 tane. Ve hepsi Büyük Türkiye düşmanı. Yani İslam Dünyası’na sırtını dönmüş Türkiye yanlısı. Biliyor musunuz 20 yıl önce Fetoş verdiği bir röportajda görevlerinin Türk dünyasını Batı’ya entegre etmek olduğunu söylemişti. Hiç İslam dünyasından söz etmemişti. 1918’de M.Kemal
    Ünlü İngiliz Casusu Lawrance’e ne demişti: Artık Ortadoğu ile bir ilgimiz kalmadı. Hedef artık Türk dünyası. Rakibi Enver Paşa oraya gitti. Orta Doğu'nun mağlubu Orta Asya'da da aynı akibeti uğradı. Artık iş yani bu pisliği temizlemek Mehdiyete yani hilafet-i İslamiye adına ittihad-ı İslam'a .

    Şimdi bu cüce veznindeki CHP'nin mega projesi zeka ölçer olarak huzurlarınıza geldi. Şiracı ve bozacı ittifakı hiç bitmez.

    7 Haziran’da buna da cevap verilmeli.

    YanıtlaSil
  10. Risale-i Nur camiasının yakından tanıdığı bir isim olan Yazar Metin Karabaşoğlu bu seçimlerde Bediüzzaman’ın çizgisini takip eden Nur talebelerinin oyunu AK Parti’ye vereceğini açıkladı.
    .....
    NUR TALEBELERİ DEVLETİ GAYRI MEŞRU YÖNTEMLERLE ELE GEÇİRENLERE MESAFELİDİR

    Risale-i Nur talebelerine gelince: Bediüzzaman'ın yolunu takip eden Nur Talebelerinin, 'iman hizmeti' diye yola çıkıp bu ülkede yönetimi gayrimeşru yöntemlerle 'ele geçirmeye' çalışan ve bu uğurda içeride-dışarıda bir mü'minin asla benimseyemeyeceği her türden ilişki ve ittifaka açık duran bir yapının yanında ve lehinde olması elbette beklenemez. Dahası, Risale-i Nur talebeleri bu hegemonik yapının Türkiye toplumundaki ilk mağdurudur; zira bu oluşum 'paralel devlet' olarak yapılanmaya teşebbüs etmeden önce, bir 'paralel cemaat' olarak ortaya çıkarak en başta Risale-i Nur'un şerefli mirasını kendine mal etmeye çalışmıştır. Risale-i Nur hizmetinin 'arsasında' bir 'kaçak inşaat' teşebbüsüyle bu hizmetin itibarını ve enerjisini istimal ve istismar eden, gölgeleyen, hatta lekeleme riski üreten bir oluşumla Nur Talebeleri olarak bizim elbette bir meselemiz var.
    ....
    Bu, elbette Ak Parti'nin hatasız, kusursuz, 'eleştiriden münezzeh' olduğu anlamına gelmiyor. Bediüzzaman'ın dediği gibi, "Seyyiesiz hükûmet muhal-i âdîdir." Bu bakımdan, hataların tashihi, eksiklerin tekmili ve daha da iyiye ulaşılması için 'eleştiri' ve 'uyarı' hakkımızı saklı tutmakla birlikte, biz Risale-i Nur talebeleri, Üstadımızın dediği gibi "Demokratları iktidar yerinde muhafaza etmeye Kur'ân menfaatine kendimizi mecbur biliyoruz."

    Metin Karabaşoğlu

    YanıtlaSil