.

ALLAH; DEVLETE, MİLLETE VE ORDUMUZA ZEVAL VERMESİN

24 Mayıs 2015 Pazar

AKPARTİ DÖNEMİDE GELİR DAĞILIMININ BOZULMASI

UMUR TALU / HABERTÜRK/ 24.05.2015 

http://www.haberturk.com/yazarlar/umur-talu/1082177-yuzde-52-54-ile-cennet

Umur Talu yazısında gelir dağılımdaki bozulmayı incelemiş...



"Vaziyet ve kıssadan hisse şöyle:
1. İktidarın 12 yılı boyunca, en varlıklı yüzde 1’in toplam servetten aldığı pay yüzde 39,4’ten yüzde 54,3’e çıkmış…
2. Toplumun, milletin, AKP’ye veya başkasına oy veren halkın yüzde 99’unun payı yüzde 60,6’dan yüzde 45,7’ye düşmüş!
3. O yüzde 99’un en üstteki 9’unun payı yüzde 28’den yüzde 24’e inerken; kalan yüzde 90’ın, yani 70 milyon vatandaşın alabildiği, bulabildiği ve zaten en alttakilerin kırıntısını dahi göremediği pay ise yüzde 32’den yüzde 22’ye çakılmış!
4. Varlıklılar aşırı (aşırma mı bilemem) varlıklı hale gelirken, “hepimiz aynı gemideyiz” ya, Titanik’te alt kamaralara inildikçe, varlık küçülmüş küçülmüş, yokluk büyümüş büyümüş, sular yükselmiş yükselmiş!"

demiş.....

****

AKPARTİ DÖNEMİNDE GELİR DAĞILIMI


Umur Talu Türkiyedeki gelir dağılımının Akparti döneminde daha da bozulduğunu öne sürmüş.... Veriler doğru olmak kaydıyla elbette bu durumun iktidar tarafından dikkate alınmasını bekleriz. Aksi takdirde memnuniyetsizlik dalgası onları da yıkabilir. 


Öncelikle başta Batı ülkeleri olmak üzere bu şekilde gelişmiş ve gelişmeye çalışan her ülkede bir sermaye santralizasyonu olur. Sermaye az sayıda elitin elinde toplanır. Bu durum başta ABD olmak üzere batının temel sorunudur. Sadece bize mahsus bir adaletsizlik değildir.

Yazar yazısında belirttiği gibi elinde sermayeyi toplamış olan elit sadece Akparti'nin besleyip büyüttüğü kendi itici motoru olan kendine bağlı sermayeden ibaret değil. Bu sermayenin büyük kısmı halen Erdoğanı devirmeye çalışan, dışarıya gönülden bağlı laik sermayedir ki, özellikle Akparti döneminde bunlar sermayelerini 10'a katladılar. Hem Akparti döneminden yararlan, hem onu devirmeye çalış...

Gelir dağılım adaletsizliğini islam kabul etmez. İslam başta zekat olmak üzere bir çok araçla zenginden alıp fakire verir. Zaten iktidar da bunun bilincinde olarak fırsat eşitsizliği nedeniyle rekabet ve yarışta geride kalan halk kesimlerine sosyal yardımlara ağırlık veriyor.

Herşeyi devletten beklemek olmak. İnsanları üretici hale getirmek lazım. Yada sınıf atlamak ve sosyal katman yükselmesi sağlamanın yollarını açık tutmak lazım.

Toplumda üretici vasfı olmayan hazır yiyici lümpen tabakalar da olur. Bunlara karşı yapılacak şey yoktur. 

İktidar sosyal desteğe muhtaç tabakaları dışlamış değildir. Nerede görse el atıyor, tutup kaldırıyor. yeter ki bir şekilde sesini duyurabilsin.


Batıda din kitlelerin afyonu olarak kullanılmış olabilir. Bu müslümanlar için geçerli değildir. İslam bizzat meşru ve maruf olana itaatin yanında meşru ve maruf olmayana itiraz ve hakkını aramayı esas almıştır. İtaat kayıtsız şartsız değildir. Meşru olana itaat, gayrı meşru olanı da gerekirse kılıçla düzeltmektir. Hz. Hüzeyin bunun için şehit oldu. 

Türkiyeyi batıya teslim eden, onun uydusu yapan eski sermayedarların yanında mutlaka milli bir sermaye oluşturulması şarttır. Akparti bunu yapıyor. bunu da başarmak zorundadır. Gelişmeyi bu motor güç sağlar. Zaten kavga eski ayakbağı sermaye ile Türkiyeyi uçurmak isteyen yeni muhafazakar sermaye arasındadır. 28 Şubat süreci aslında bu sermaye ve onun dayandığı muhafazakar grupları tasfiye için yapıldı. Şimdi halkı sarsan kavga aslında bu iki sermaye arasında cereyan ediyor. İstenen şey batı güdümündeki sermayenin etkisizleşmesi yada devletin milli ideallerine itaat etmesidir. Türkiyede milli sermayeye hakim olmalıdır.

En önemli husus müslüman zengin olacak ama zengin yaşamayacaktır. Peygamberin ve ashabın ahlakı budur. Maraza birazcık paraya kavuşanların hemen sefih elitin hayatını yaşamaya başlamasından çıkıyor. Garip müslüman tipler tepki çekiyor.

Sonsöz: Bu kadar fakir içinde doyuncaya kadar yiyip içmeye, lükse kaçmaya dinimiz izin vermez.

Aksi takdirde herkes sonuçlarına katlanır. Gelebilecek musibet en başta fakirleri yakar. Zengin işini yine yürütür. Dünya imtihanı böyle bir şey...

4 yorum:

  1. İslami holdingleri de paralel yağmalamış
    İslami ağırlıklı Anadolu sermayesine yönelik batırma operasyonlarının arkasından da paralel yapı çıktı. 2005’te Endüstri Holding’in yağmalandığı Konya merkezli operasyonu, önceki gün himmet-kumpas soruşturmasında gözaltına alınan eski Emniyet Müdürü Anadolu Atayün’ün yönettiği ortaya çıktı. Holding yönetiminin pasifize edildiği yağma operasyonunda, gurbetçilerden toplanan 11 trilyon liranın, 46 farklı banka hesabı üzerinden paralel şirketlere aktarıldığı belirtildi.

    http://www.yeniakit.com.tr/haber/islami-holdingleri-de-paralel-yagmalamis-69853.html

    YanıtlaSil
  2. Mehmet Şimşek sordu, salon buz kesti

    Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu Kurulu’nda konuşan Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, CHP'nin asgari ücret vaadini eleştirerek, duruma ses çıkarmayan iş dünyasına "demek ki memnunsunuz" dedi

    Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED)'nun 11. Olağan Genel Kurulu'nda konuşan Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, CHP'nin seçim bildirgesindeki asgari ücret vaadini eleştirdi.

    Şimşek, "Asgari ücret bundan 12 yıl önce 120 dolar iken bugün 400 dolar civarında. Ancak takdir sizin tabii ki..İş gücü maliyetlerine baktığınızda 11 Avrupa Birliği ülkesinden daha yüksek asgari ücretimiz var.

    Yine gelişmekte olan ülkeler arasında en yüksek 2. asgari ücret söz konusu iken bunu yüzde 50 artırmak taahhüdüne iş dünyasından en ufak bir ses çıkmıyor. Demek ki memnunsunuz" dedi.

    YanıtlaSil
  3. Sayın Umut Talu bir rakam bulmuş onun üzerinden demagoji yapıyor. Umut Talu’nun, doğruyu göstermek gibi bir amacı yok. Ucuz muhalefet yapmak için rakamlarla oynayarak saptırma yapıyor.

    Türkiye’de refahın tabana yayılmaya başladığı yıllar ne zaman?.1950, 1965, 1983, 2002 yılları sonrası. Peki Türkiye’de zenginlik kimin elinde idi? Devletin ve baronların. Yani Selanik kökenli ailelerin elinde. O Selanikli ailelerin çoğu da İstanbul’un baronlarını oluşturur. İstanbul’un baronlarının elindeki servet neredeyse ülke servetinin yüzde 70’ine hakmidi. O baronlar ihtilalleri destekledi niçin? Çünkü altlarındaki taban kayıyordu. Ama her ihtilalden sonra cüzdanları şişti. Şişti.. Şişti.. Ve öyle bir hal geldi ki, 1980 sonrası Türkiye’ye küresel sermayeye gelince onunla işbirliğine giriştiler. Ve yasal perdesi altında hacimli nemalanmalar dönemi başladı.. Faizle vurgun yılları.10 yıl kadar önce Mehmet Bekaroğlu Radikal Gazetesi’nden Yasemin Çongar’a verdiği röportajda 28 Şubat’ın sebebini şöyle açıklıyordu: Bir iş adama Refahyol Hükümet’e borç verme teklif etti. Red edilince 28 Şubat’ın oldu.

    İki yıl sonra Türkiye’nin en ünlü baronuna bir gazeteci basın toplantısında şu soruyu yönetiyordu. Efendim grubunuzun gelirinin yüzde 82’sinin faiz geliri oluşturuyor. Ne dersiniz?
    Cevap: Yöneticilerimiz profesyoneldir. İşlerini yapıyorlar.
    Başka söze gerek var mı?

    O tarihten sonra artan borç yükünün fazini yükü 1997-2003’te 150 milyar. 2003-2012 ise 449.5 mliyar lira.. Yani Son 20 yılda faize ödenen para 700 milyar ci varıda. Bu parlar kimin cebine girdi. Üstelik Ak Parti borç yükünü azalttı. Bu rakam ona rağmen.

    Bizim sermayenin yurt dışındaki serveti asgari 200 milyar dolar. Peki özel sektörün dış kredi borcu ne kadar 300 milyara yaklaşıyor. Hazine’nin borcu ise 120 milyarı bile bulmuyor. İç borç ise 400 milyar lira civarında. Bunun fazini kim yiyor. Borcu kim yaptırıyorsa. Faizi lobisi ve bağlantılı baronlar.

    Bu borçları yapan da AK Parti değildir. Evet iç-dış borç tutarı 600 mliyar civanda, bunun da faizini onlara yiyor. İşte çarpık olan budur.

    Türkiye’de DP-AP-ANAP-Refahyol-Ak Parti refahı tabana yaydığı gibi Anadolu sermayesinin sıfır olan ihracattaki payını yüzde 42’ye çıkardı. Köylü nüfus oranı da yüzde 90’dan 30’lara düşürdü.Yani hem şehirleşme, hem refah.

    Şimdi cumhuriyet kurulurken fert başına gelir 45 dolar idi. Bu rakam 1950’de 165 dolar, 1960’de 200-300 dolar, 1970’de 600 dolar,1980’de 1500, 1987 1600, 1997’de 3000, 2002’de 2400. Şimdi ise 11 bin dolar. Kayıt dışı ile birlikte 17 bin dolar. Bu rakam 12 yılda 4 kat arttı. Bunun tabana hiç yansıyanı yok mu? Tabii var. Sayın Talu bunu gizliyor. Bardağın boş tarafını gösterip yağcısı olduğu muhalefete pay çıkarmak istiyor. Aklı sıra. Hiç Türkiye’nin küresel sermayenin yönetiminde 1994, 2000 krizini ve 2006’da üstü kapalı birini, 2008’dekini es geçiyor. İşine gelmiyor. Ve sallıyor. Bab-ı Ali’nin böyle okus pokusçuları çok. Siz aldanmayın. Anadolu Sermayesi’nin payı sıfırdan 42’ye nasıl geldi. Ey Umur, kendin umur ama, yazıların çamur. Onu bizim beyinlerimize sıçratma.

    YanıtlaSil
  4. Bende bu habertürk ün yayınlarına ve yazarlarına çok güvenmiyorum çünkü ne şiş yansın ne kebap diyorlar verdiği rakamlar doğru olabilir belki araştırmadım ama bu zaten maalesef tüm dünyanın problemi yani maalesef bu günümüz dünya düzeni sömürüye köleliğe dayalı bir dünya düzenidir Ülkemiz ve yöneticileri de bu anlamda çok fazla bişey yapabileceklerini zannetmiyorum ama son günlerde Ali Babacan faizsiz bankacılık için çalışmalar yaptıklarını söyledi inşallah muvaffak olurlar çünkü bu sömürü ve köle sisteminin en büyük çarkı faizdir....

    YanıtlaSil