.

ALLAH; DEVLETE, MİLLETE VE ORDUMUZA ZEVAL VERMESİN

7 Nisan 2015 Salı

MEHDİ, 2015 YILINDA ÇIKIYOR MU?

Mustafa ÖZCAN / Vahdet Gazetesi
01 Mart 2015 Pazar 
Bölgenin çalkalanmasına baktığımızda ahir zaman diliminde yaşadığımız anlaşılıyor. Bununla birlikte müteşabih olaylar perdeli olduğundan dolayı kimileri bu değerlendirmelere katılmayabilir. Haklarıdır. Elbette  karineler bir  kanaat verir ama bağlayıcı olmaz. Bununla birlikte Peygamberimizin gelecekle ilgili haberleri haktır. En fazla da günümüze yansıdığı bir gerçektir. Bununla birlikte verilen tarihlerin isabetliliği tartışılabilir. Emevilerden beri Şiiler Hazreti Mehdi’nin çıktığını, ardından da girdaba daldığını bir daha çıkmadığını ve nikabını göstermediğini söylerler.  Mesele hem perdeli hem de sünnetullaha uygun gelişir.  Şii ve Sünnilerde Mehdi’nin zuhuruyla ilgili birçok kez tarih verilmiş ve tutmamıştır. Bu da tarih konusunda ihtiyata sevk eden bir husustur.  Onun ötesinde kimileri kendilerini Mehdi sanmışlar ve onun kisvesine bürünmüşlerdir.  Mehdi misal insanlar olduğu gibi heveslileri ve meraklıları da çoktur. Mehdilik meselesinde hem sünnetullah hem de görünmez bir biçimde, fazla öne çıkmayan harika haller var.  Mehdi’nin zuhuru meraklılarını her zaman ilgilendirmiştir. Bu mesele anın vacibini yapmayı engellememeli. Kıyameti soran birisine Peygamberimiz ne hazırladığını sormuştur.   Zira Mehdi meselesi topyekün bir kitleyi ve insanlığı ilgilendirirken kişisel görevler sahibini ilgilendirmektedir. Kişisel vazifelerini ihmal ederek kitlesel bir hakikate kilitlenmek elbette abestir, akıl karı değildir. Kuraldışıdır. Bunlar da istidraçla cezalandırılırlar.  
Bununla birlikte müddei halife Ebubekir Bağdadiyi değerlendirme bağlamında bir makalesinde Fehmi Huveydi kimilerinin Mehdi’nin 2015 yılında zuhur edeceğini yaydıklarını ifade etmiştir. Elbette son yıllarda bu hususta tarih israfı yapılmaktadır.  Fehmi Huveydi hilafet meselesi veya iddiası üzerinden Ebubekir Bağdadi’nin cazibe odağı olduğunu ve bu yolla kitleleri teshir ettiğini  hatırlatmaktadır.  Bağdadi’nin kendi kendini halife atadığı bilinmekle birlikte Mehdi iddiası bilinmemektedir. Halbuki ahir zaman halifesi zımni olarak Mehdi’dir. Bağdadi ahir zamanla ilgili bir takım hadisleri ve haberleri kendisine veya grubuna mal etmektedir. Bunlardan birisi peygamberlik metodu üzerine hilafetin yenilenmesidir. İkinci olarak da Rumların/Batılıların A’mak veya Dabık’a inmeleridir. Bu nedenle de yayın organlarına Dabık ismini vermişlerdir. Bununla birlikte onlar Yavuz Sultan Selim’in 1516’da girdiği Mercidabık savaşını beklenen ahir zaman alametlerinden birisi olarak saymıyorlar. Yavuz’u  adut/ısırıcı saltanat sahiplerinden birisi olarak görüyorlar. Böylede olsa kaderin bir remzi olarak; Mehdi de Yavuz’un kademi veya simetrisi üzerine olmalıdır.  Ebubekir Bağdadi Hazreti Peygamberin halifesi olmadığı oranda Yavuz’un da halefi değildir. Bu da Bağdadi’yi tekzip eden ahval ve evsaftandır.  Peygamberimiz bir hadislerinde ‘benden sonra Raşit/mehdi halifelerin sünnetine uyun, izinden gidin’ buyurmaktadır.  Son halife aynı zamanda Mehdi olacağından dolayı ‘raşidiye ile mehdiye’ sıfatı kendinde cem olmaktadır.
Ebubekir bağdadi sadece bir makam intihalcisidir.  Peygamber buyruğuyla sahte kisve giymiştir. Batı’daki New Age kültlerine ve tarikatlarına benzemektedir.  Nitekim 28 Şubat 1993 tarihinde, Teksas'ın Waco şehrinde meydana gelen elim olayı hatırlatmaktadır. Branch Davidian kültü lideri David Koresh'in de bulunduğu 76 kişinin öldüğü olay, Waco Katliamı veya Waco Kuşatması olarak kayıtlara geçti. Bu olay bize Kabe baskınını ve onun kahramanı Cüheyman’ı da hatırlatıyor.  Cüheyman’ın halifesi olan Ebubekir Bağdadi de ABD’deki İncilciler gibi esasında ahkamı değil de ahbarı veya kuralları değil de müteşabihatı esas alarak Allah’ın elini kıyamete zorlamak istiyor.  Dolayısıyla hilafeti kurgudan ibaret yani çakma. 
 Bununla birlikte geçmişte tutmayan tarihler veya beklenen kahramanların sahteleri türedi diyerek vakıa veya müjdenin kendisini inkar edebilir miyiz? Zaten hadislerin kendisi sahte Mesih’ten yani Deccal’den bahsetmiyor mu?  Demek ki gerçeğini reddetmek bir yerde maazallah sahtesinin safına intikal etme riskini de taşıyor!   Sahte Mehdi veya sahte Mesih’ler var diyerekten gerçeğini reddetmek mümkün mü?
 Fehmi Huveydi’nin ifadesiyle gerçekten de Mehdi’nin 2015 yılında zuhur edeceğine inananlar ve onun ötesinde bunu yayanlar var.  Zuhur etmedikçe gerçeğini bilemeyiz. Bununla birlikte İsrail’in zevaline giden olaylar zinciri içinde Mehdi’nin zuhurunun temel bir işlevi var.  Mesih’in de. Sözgelimi Bessam Nihad Cerrar İsrail’in 2022 yılında zevale ereceğine dair bir kitap telif etmiştir.  Bu tarih Şeyh Ahmet Yasin’in verdiği inkiraz tarihiyle  örtüşen üç tarihten biridir. Kimileri Tevrat’a göre İsrail’in ömrünün 76 yıl ile sınırlı olduğunu ve bunun da 2022 yılına denk düştüğünü ifade ediyorlar.  Bu tarihi baz alanlar 2015 yılını da akış ve kronolojinin bir parçası olarak göz ardı etmiyorlar (  http://www. dampress.net/ index.php? page=show_det&id=23441/ http://www.assabeel.net/essays/item/94050-داعش-صناعة-محلية ).Gaybi haberler vakıaya dönüşmeden meselenin künhüne varmamız mümkün değil.  Bu bizim haddimizi bilmemizle alakalı bir durum.  Cebrail ile karşılaştıktan sonra Hazreti Hatice’nin hazreti Peygamberi tesellisinde konuştuğu gibi doğru tarafta iseniz zorluklarla birlikte müjdeler sizi bekliyor.  Yalancıysanız da Müseyleme gibi tarihin damgasını yiyorsunuz.   Dert etmeye gerek yok. Bakalım, görelim.

2 yorum:

  1. ali kılınç kardeşimize teşekkür...

    YanıtlaSil
  2. Mustafa Özcan kardeşimiz iyi bir yazardır. İslam Alemi ve tarihi hakkında geniş ve şumullu bilgi vukufiyeti vardır. Bu Mehdi konusunda önemli hakikatleri atlamış. Tartışmadan kaçınmış.

    Ünlü sözdür. “Haberi ya çocuktan ya düşmandan al” diye. Özcan söylemezse Samuel Huntington’a soralım. Kimine göre düşman, kimine göre nötr. Ama dünya çapında ses getiren biri. Hele yazdığı Medeniyetler Çatışması kitabı hakkında onbinlerce yazı yazılmış. Huntington bir çok gerçeği söylemiş. Ne mesela:

    20. yüzyılın ilk yarısında o zaman hakim olan kanaat ve düşünce, 'dinin zamanla yok olup gideceği' imiş. Bu iddiasına temas eder ve o zamanlar bu düşünceyi sadece dinin yok olmasını isteyenlerin değil, bu duruma üzülen mü’minlerin dahi kabul ettiğini ifade ediyor. Çünkü Komünizm-Faşizm-Kemalizm çağı.

    Ama o bahtsız asrın ikinci yarısında bir şeyler olmuş ki, ilmin, akılcılığın ve faydacılığın dini ortadan kaldıracağı, hoşgörülü, rasyonel, pragmatik, ilerlemeci, hümanist ve laik olarak belirtilen yeni bir toplumun ortaya çıkacağı görüşü iflas etmiş. Ve 1950 sonrası bu iddialar geçerliliğini yitirmiş. Çünkü, insanların dine dönmeleriyle birlikte, inançların da aynı ölçüde küreselleştiğine ve uyanışa geçtiğine şahit olunmuş.

    Huntington, bu dini dönüşte Gilles Kepel'in'Tanrı'nın İntikamı' (le revanche de dieu) adını verdiğini belirtiyor. Dine yönelişin, 1970'lerin ortalarından başlayarak her kıtayı, her medeniyeti ve hatta her ülkeyi tesiri altına aldığını yazan Huntington, çeşitli örnekler verirken, 1994’te 25 yaşın altındaki Rusların %30'unun ateizmden Allah inancına inanca geçtiklerini söylüyor. Rusya'da kilise çanlarının tekrar duyulurken, Orta Asya'da binlerce cami açıldığını anlatıyor.

    Huntington, George Weigel'in 'Dünyanın sekülerleşmekten uzaklaşması, 20.yüzyılın son döneminin en baskın sosyal vakalarından biridir' ifadeleri, dönemin anlayışının ilginç bir özeti olarak sunuyor. Huntington, dünya nüfusunun en azından beşte birini doğrudan ilgilendirmesi ve tarihin(halen devam eden) bir dönemine damgasını vurmuş olması sebebiyle İslami Diriliş ifadesini ('Fransız İhtilali' ya da 'Rus Devrimi' ifadelerinde olduğu gibi) büyük baş harflerle yazmayı doğru bulduğunu söylüyor. Mensuplarının İslamiyeti sadece bir din değil, aynı zamanda bir hayat tarzı olarak algıladıklarını belirten Huntington, İslam'ın günümüzde yaşanan problemlere bir 'çözüm' olarak algılandığını söylüyor

    Tabi Huntingtıon Kelmalizm ile ilgili görüşleri de var. Çok çarpıcı ve ilginç. Ne yapmak istendiyse tersi olduğunu söylüyor. Yani İslam’ı bitirmek isteyenler bitiyor. Kemalizm, 'terk edilmesi gereken yapısal bir sorun' haline geliyor, demiş.

    M.Özcan, Yavuz Sultan Selim’den söz etmiş. Bediüzzaman Hazretleri Menderes için şunu söylemiş: “O,Yavuz Sultan Selim kadar İslam’a hizmet etti.” Ezan aslına rücu edince, yeniden Dar-ül İslam olduk.

    İyi de nasıl olmuş. Şu Mehdi ve Mesih bir dolaplar çevirmiş olmasın. Bana göre bihakkın yapmışlar. Görmek için göz lazım. Şimdi 3. aylar başladı ilk mübarek gecesini de gördük. Reğaib Kandili. Rağbeti artıran gece. Neye acaba? Kandilinizi kutlarken, zuhur kelimesi üzerinde düşünmenizde fayda var. Güneş zuhur eder ve şafak, ikindi, öğle olur. Hemen öğle olmaz. Bayram’a nasıl varılır. Recep-Şaban-Ramazan ve bayram. Mehdi de öyledir. İman-Hayat-Şeriat. Biz hangi devredeyiz. Bilene bir kandi tebriği daha. Bilemeyenler üzülmesin bazı farzlar kifayedir. Birileri yerine getirirse diğerlerin mes’uliyeti düşer. Malum din imtihandır ve hikmet-i ibhama tabidir.

    YanıtlaSil