.

ALLAH; DEVLETE, MİLLETE VE ORDUMUZA ZEVAL VERMESİN

25 Mart 2015 Çarşamba

ÇÖZÜM SÜRECİNİ KANDİL SABOTE EDİYOR

Dolmabahçe Sarayı'nda Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan ve HDP İmralı heyetinin görüşmesinin ardından Öcalan'ın PKK'ya yaptığı 'silah bırakma çağrısı' ve 21 Mart Diyarbakır Nevruz kutlamalarında okunan Abdullah Öcalan'ın mektubunun ardından çözüm süreci en kritik dönemini yaşıyor

Erdoğan son olarak, örgütün silah bırakması konusundaki çekincesini de “Uygulamayı görmeden inanmayız” diyerek yinelemişti. Cumhurbaşkanı çözüm süreciyle ilgili uyarılarının arka planında, Genelkurmay’ın ve istihbarat birimlerinin güvenlik raporlarında yer alan tespitler yatıyor.

Bu tespitlere göre PKK'nın silah bırakması söz konusu değil; silahlar evlere yığılıyor...

İddialara göre Genelkurmay, MİT ve Jandarma İstihbarat, Güneydoğu’da özellikle bazı ilçelerde KCK eliyle silahlanma ve yığınak faaliyeti tespit etti. Midyat, Cizre, Silopi, Yüksekova ve Şemdinli’deki evlere silahlar saklandığı bilgisi var. Çoğunluğu Kalaşnikof olan bu silahlar arasında roketatar, tanksavar, hatta omuzdan atılan stinger füzelerinin olduğu bile iddia ediliyor.

Rapora göre silah yığınağı yapılan evler tek tek biliniyor. Ayrıca Cizre ve Silopi’de örgüt üyelerince kazılan 180 hendeğin ancak 18’i kapatıldı. Hendekler günlük hayatı da etkiliyor. İddiaya göre, çözüm sürecini başarısızlığa uğratmayı planlayan örgüt, ilk denemesini yaptığı 6-7 Ekim Kobani eylemlerinden yola çıkarak ayaklanma senaryoları geliştiriyor.

29 yorum:

  1. TSK'dan son dakika açıklama PKK ateş açtı!

    TSK'dan yapılan son dakika açıklamada Hakkari Dağlıca'da PKK'lıların ateş açması üzerine çatışma çıktığı belirtildi.

    TSK'dan yapılan son dakika açıklamaya göre Hakkari Dağlıca'da PKK'lılar askere ateş açtı, asker de karşılık verdi.

    TSK aylar sonra dün ilk kez Mardin'de PKK'ya karşı operasyon yapmıştı. PKK'ya yakın çevreler ise, bu operasyonu 'ateşkes ihlali' olarak değerlendirmişti.

    Silahların bırakılmasının konuşulduğu şu günlerde, Hakkari'de asker ve PKK arasında çatışma çıkması üzerine gözler Güneydoğu'ya çevrildi. Herkes 'ateşkes bitti mi' sorusunu sormaya başladı.

    YanıtlaSil

  2. TSK son dakika açıklamasıyla Öcalan'ın Nevruz mektubundaki 'Eşme ruhu' ifadesi ile 'Süleyman Şah Türbesi'nin Eşme Bölgesi'ne taşınması operasyonu esnasında TSK'nın PYD-PKK ile işbirliği yaptığı"nı iddia ettiğine yönelik değerlendirme-yorumlara ilişkin açıklama yaptı

    TSK açıklamasında "TSK'nın PYD ve PKK ile işbirliği iddiaları kesinlikle gerçek dışıdır" denildi.

    YanıtlaSil
  3. Demirtaş, Cumhurbaşkanı’nın açıklamasına kadar Kandil-HDP-İmralı üçgeni ile devlet arasında, PKK’nın silah bırakma kararı almak üzere kongre düzenlemesi konusunda mutabakat olduğunu söyledi.

    Buna karşılık Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, çözüm süreciyle ilgili olarak Demirtaş ve Kandil'in açıklamalarının süreci zehirlediğini belirterek, "Sayın Erdoğan'ı kimse Çözüm Süreci'ne karşı bir konuma indirgeyemez" dedi.

    YanıtlaSil
  4. Suriye'deki ortamın, PYD-PKK'nın terör örgütü kimliğinden ziyade IŞİD ile savaşan meşru bir güç olarak görülmesine yol açtığını söyleyen Genelkurmay Başkanı, sınır güvenliği için merkezi bir komutanlık kurulacağını da açıkladı. "İyimser öngörüde bulunmak güç" diyen Orgeneral Özel, bölgede Türkiye için savaş riskine işaret etti.

    YanıtlaSil
  5. https://www.youtube.com/watch?v=HckrSx3M-pE Bu silahların pkk'nın elinde olduğu belirtiliyor yalnız şu da var Tsk'nın da modüler üsleri,kalekolları,insansız hava araçları,roketsan-aselsan vb.'lerinin envantere eklediği silahlar.. Şu saatten sonra pkk'nın yeniden silahlı mücadeleye başlaması tam bir intihar olur hem askerî hem siyasî açıdan ve siyasî müzakereyi artık kıyamete kadar unutur çünki Ak Parti gibi hakikaten sorunun çözümüne vicdanî,insanî ve İslâmî olarak samimice eğilen bir iktidar kesinlikle bulamaz,mhp zaten bellidir,chp'de bellidir,hdp zaten iktidar olamaz. Peki durup dururken ne oluyorda böyle eylemler yapıyorlar ? Rahmetli Mahir Kaynak Hoca bir hadisenin neticesinde o hadise kime yarıyor diye kafa yorun,nasıl oldu niye oldu vesaire çokta önemli değil,bunu bulduğunuz zaman bulmacayı çözersiniz demişti. Şimdi bakalım : Bu saldırı kimin işine yarar ? pkk'nın mı ? kesinlikle hayır..dedim ya böyle dingin,samimi bir ortamı ömrü billah bulamaz..Türkiye'de istikrarın olmamasını isteyen kesim bellidir. Ayrıca pkk kendi içinde de etkiye açıktır. Birde şu var : Saldırıyı yapıp pkk'nın üzerine atmak..Hatırlarsanız burada bir fikrimi belirtmiş ve 40-50 kişilik bir ölümlü saldırının(özellikle askere) çözüm sürecini halk nezdinde bitirme potansiyeli olduğunu hatta işin Türk-Kürt iç savaşına kadar gidebileceğini söylemiştim. Olabilir mi ? Evet halâ ihtimal dahilinde. Şu ortamda yeniden çatışmaların başlamasının en büyük zararı pkk'ya olur,böyle bir deliliğe yeltenemezler ki apo'da silahsız mücadeleden yana tavir almıştır. Demekki hapiste bazı şeyler kafasına dank etti,neyse..

    YanıtlaSil
  6. Bizdeki karışıklık,bizans entrikaları,olaylar vb. bitmez,bitmesini beklememek lâzım. Bize güçlü bir devlet lâzım ama tabi adaletli olacak..Bu arada İran'ın yayılması son sürat devam ediyor ve bu gidişle Irak ve Suriye'de tamamen söz sahibi olacak. Yemen'i de karıştırıyor aynen Bahreyn'de yaptığı gibi..Eninde sonunda Suud ve Körfez ülkeleriyle İran sıcak çatışmaya girecek gibi görünüyor zira Bahreyn hariç Suud ve Körfez ülkelerinde ortalığı karıştıracak belirgin bir şii nüfus yok. Şimdi kritik soru şu : Amerika'nın bir kanadı İngiliz destekli İşid'den kurtulmak için Şia ile iş görüyor fakat işler öyle bir noktaya gelebilir ki Şia ile Amerika birbirine düşebilir. Bunun yanında eğer Körfez ve Suud İran'la sıcak çatışmaya girerse Amerika hangi tarafı destekleyecektir ? Körfez ve Suud'da bir sürü Amerikan üssü varlığını koruyor..Kâr zarar dengesini düşünüyorlarsa tabii ki Suud ve Körfez ülkelerini destekleyeceklerdir..Tekrar ediyorum : O bölgede İran ve Körfez-Suud ülkelerinin sıcak çatışma yani bildiğimiz savaşa girmeleri kaçınılmazdır zira İran rahat durmuyor ve Sünni blok bundan çok rahatsız..

    Birde şu olay var ki olası bir Musul'u geri alma operasyonunda Şii ve Kürt tarafının bölgenin kontrolü için birbirleriyle çatışma ihtimali..Bu ortamda Türkiye'nin çok sür'atle askerî teknolojisini yerli ve yepyeni hale getirmesi şart. Irak ve Suriye'yi tamamen ele geçiren bir İran yayılmasını bizde de sürdürmek isteyebilir. Barzani ile İran çatışırsa el altından Barzani'yi desteklememiz gerekiyor zira İran'la aramızdaki tampon böyle Irak Kürdistan'ıdır.

    Çok ince bir siyaset izlememiz gerekiyor. İran eninde sonunda güç sarhoşu olup Hürmüz'e ve bahsettiğim ülkelere saldıracaktır ve muhtemelen birkaç büyük parçaya dağılacaktır. Mühim olan bundan sonraki sürece kendimizi hazırlamak,İran'ın kuzeyindeki azerilerin Azerbaycan'a entegrasyonuna katkı sağlamak. Azerilerde şii ama seküler oldukları için dinle pek alâkaları yok,bizimle de işbirliği halinde sayılırlar..

    YanıtlaSil
  7. Az önce okuduğum makale :

    Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Suudi el Faysal’ın açıklaması, açık savaş uyarısı: Yemen’de işler kontrolden çıkarsa, gereken müdahaleyi yaparız! Devam ediyor, “İran’ın Yemen’e el koymasına izin vermeyiz...” Bu, 1- Yemen iç savaşının kaçınılmaz, 2- Bu süreçte Suudi liderliğindeki Körfez ülkeleri müdahalesinin durdurulamaz olduğunu gösteriyor...

    http://haber.star.com.tr/yazar/buyuk-savas-ufukta-belirdi/haber-1013946

    YanıtlaSil
  8. http://www.bbc.co.uk/turkce/haberler/2015/03/150325_yemen_analiz

    YanıtlaSil
  9. 1* ABD’nin bölgemize ilgi ve bilgisi yakın zamanla sınırlıdır. Hele Irak’ı en iyi bilen ve kullanan İngilizler ve İsrail. İsrail tam tamına 55 yıldır Irak ve bölgeyle içli dışlı. Bir gün bunun tarihini yazarım. Kürt kartını en iyi oynayan ve kullanan yakın tarihte İsrail’dir. Öyle ki 28 Şubat cuntası Kürt kartı yüzünden İsrail’e karşı terk-i silah edip işbirliğine yanaştı. Ama Hüseyin Kıvrıkoğlu ve çevresindeki bir grup subay bu oyunu bozdu. AK Parti iktidarı ise tamamen bertaraf etti.

    Bir husus daha var. 1970’lerde küresel hakimiyetin tesisinden sonra gündeme Sovyetlerin tasfiyesi geldi. Thatcher’den Kohl’a, Regan’dan Sarkoz’ye kadar uzanan neoliberal zincirin halkları 1980’nin başında bu küresel yapılanmaya paralel başladı. Bunu Türkiye’de anlayan çok az insan var. 1980’in ortalarında Sovyetler’in çöküşü başlayınca NATO’nun yeni icra alanı olarak İslam Dünyası seçildi. Bunu bizim askeriyenin bir kanadı çok iyi bilir ve o planın ortakları idi. İlk kez Margaret Thatcher ağzından kaçırdı. “Yeni hedefimiz İslam dünyası” diye 1986.. Ve 4-5 yıl sonra bunun İskoçya’daki NATO zirvesinde detaylı olarak açıkladı. Nedir bu batının yeni planı?

    İslam Dünyası’na müdahale için dini ve ırki etnisitelerin provoke edilerek çatıştırılması ve bölgeye yerleşmektir. İlk kurbanı Afganistan ve biz olduk PKK terörü ile. İşin ilginç yanı Büyük İsrail projesi de 1982’de hazırlandı. Ve ABD tarafından kabul görülerek bu sebepten NATO’nun yeni planı yardımkcı unsur oldu. Ve biz PKK ile savaşırken Afganistan sorunu, 1990 yılında Körfez, 2003’te Irak savaşları ve son olarak 2011’de Suriye karıştırıldı. Şimdi Yemen ve Libya sırada. Bu NATO’nun planını uygun olarak gelişirken perde gerisinde ise, Büyük İsrail için Yinon planı da tıkır tıkır işliyor. Bizi NATO’nun bu planına karşı çıkaran olay Irak harekatı oldu. Bizdeki bazı kör gözler açıldı.

    Ne kadar akılsız varsa, Tayyip Erdoğan’a BOP’un maşası diye saldırırlar. Hem derin odakların yani gladionun kuklaları, hem de ulusalcılar, bir de bizim ahmaklar. BOP iki yüzlüdür. Bir yanı İsrail’e bakar bir yanı ABD’nin ekonomik çıkarlarına. O planda Türkiye’nin ekonomik güç yapılarak Ortadoğu’ya ve Afrika’ya açılmasıdır. Erdoğan 2005 yılında açılımı ağzına aldığı zaman hedef bu idi. ABD ile birlikte bölgenin GAP projesinin yani sıra sanayi yatırımları ile ekonomik güç haline getirilerek ortak menfaatlerle bölge pazarının Çin ve AB’ye kaptırılmaması idi. Hatta Erdoğan ABD’ye giderek silikon vadisini gezmesinin sebebi budur. Bush ve Obama’yı Ankara’ya kadar getiren plan bu idi. Ama İsrail ve küresel sermaye karşı atağa geçti. İsrail-neocon-küresel sermaye-Yahudi ağrılıkla Londra piyasası bu plana bozdu. İsrail’in lehine. Ve bu ABD-Türkiye işbirliğini akamete uğrattı. Bunun üzerine Erdoğan Körfez’i devreye soktu. Yani ABD’den kaçan petro-dolarlara kapıları açtı. Onun üzerine Türkiye hem siyasi hem de ekonomik olarak karıştırılmak istendi. 4 yıl bunu izledik. Bu işin içinde cemaat de var.Cemaat bu kliğin Türkiye’yi vuran neocon kılıcı idi..

    Bu plan muvacehesinde paralel yapı ile Kürt meselesi yeniden hortlatıldı. KCK davaları falan. Ama Erdoğan açılımı sürdürdü. Bugün siyaseten Kürt sorunu diye bir sorun yok denecek seviyeye indirildi. Kürtler eşit vatandaş olarak dil ve kimliklerini ifade ederek haklarını elde etiler. Sorun PKK’nın silah bırakması. Peki bıraktırırlar mı?

    YanıtlaSil
  10. 2* Peki bu mümkün mü? Hayır. Yani bizi yoracaklar. Oslo ve İmralı sızıntılarını kim tezgahladı. İngiltere değil mi? BOP bizim için bitmiş, ama İsrail’in yani Yinon’un BOP’u tıkır tıkır işliyor. Çünkü NATO’nun istediği gibi İslam dünyası Ye’cüc ve Me’cüc ve savaşlarla karıştırılıyor ve bölünmeler artırılıyor. 9 devlet Türkiye dahil 22 parçaya bölünmesi hedefleniyor. Bu hengamede küresel sermaye baronları ve cemaati devreye soktu. Yeni bir oyun tezgahlayarak güya siyasi çözümü destekler havasında siyasi PKK’nın önünü açıyorlar. Niçin? AK Parti’yi indirmek için. Amaç bu. Bunun için her türlü entrikayı deniyorlar. Ta 2006’dan beri olduğu gibi.

    Kürt karmaşası her şeye rağmen devam edecektir. Yakında foyası iyi açığı çıkacak olan İsrail fiilen bu işin içine siyaseten girecek. 2-3 yıl veya 4-5 yıl. Kehanette bulunmak istemem. Gayb, Rabbimizin hükmüne tabi. Ama gaybi ihbarlara bakılırsa. Sulhü temsil eden İslamiyet bölgesinde savaş ve anarşi istemez. Bunu Avrupa ve ABD’nin bir kanadı da destekliyor. İşte bu hengamede Mehdi-Mesih cemaatlerinin siyaseten ittifakı ile İsrail’in ortadan kaldırılması gündeme gelecek. Ve Kur’an’ın zillet ve meskenet hükmü devreye girecek ve İsrail ortadan kaldırılacak. Bunu 2 ila 9 yıl içinde göreceğiz. Çünkü ihbarı gaybilerde Hicri-Rumi farklılığı perdeliyor. Ama 2017 çok önemli. Cenab-ı Allah, ehl-i iman ve feraste ilk perdesini açacak. Belki de tamamını
    Şimdi Türkiye’deki kavga Türkiye-İsrail gizli savaşının tezahürüdr. Bu savaş 1917’den beri devam ediyor. Erdoğan ne dedi. 1. Cihan Harbi sürüyor. İsrail’in hakimane galibiyeti vardı. 2003 veya 2006 yılına kadar. Şimdi derin devletimizin derincik adamları kara kara düşünüyor.

    Muhtemel provokasyonlara karşı gayet uyanık olmanın yanı sıra sağduyuyu elde kaçırmamak lazım. Çünkü Rus-ABD’nin bir kanadı aşağı yukarı 20 yıldır Türkiye’yi destekliyor. Ve bu destek dini tercih üzerinden gidiyor. Bu bilindiği içindir ki, diğer kanat cemaate için CIA üzerinden 30 yıldır yatırım yapıyor. Radikalizmi körüklerken, kokmaz bulaşmaz Müslüman tiplemeleriyle bölüp çarpıştırıp nemalanıyor.

    Şimdi Erdoğan dur durak bilmeyen bir adam. Bu cephe olmayınca yeni cephe açan tiplerden. Menderes ve Demirel’den sonra görülen en güçlü lider oldu. Müthiş bir satranç oyuncusu gibi. Adeta Talut’u geçin Cehcahvari oynuyor. Bu yüzden hem o hem Davutoğlu hedefte. Erdoğan bir zehirlenme suikastinden kılpayı kurtuldu. Erdoğan 2019 sabahını bulursa Cehcah olduğu kesinleşecek. Çünkü Bediüzzaman’ın fecr-i sadık müjdesinin ikincisini 13 tevafuku ile gerçekleştirdi. Ve onu fecr-i sadığın eşiğine getirdi. Geçen yıl açabilseydi Ayasofya’yı 2017 zafer yılı olurdu. Ama maniler çıktı. Cemaat en büyük mani oldu. Kader de fetva vermedi. Bir eksik vardı.

    Diyecğim o dur ki, Kürt sorununu biz çıkarmadık. Temeli ittihatçı-halkçı melanetinde. İngiliz-Yahudi amaline hizmet ettiler. Hala da onlar işi karıştırıyor. Ama1917 ve 1918’in yüzyılı doluyor. 2015-16 yeni dünyanın temellerinin atılacağı yıl olacak. Onun için 5 yıllık zikzaklı, inişli çıkışlı bir yola giriyoruz. Sakın moralinizi bozmayın. Ve siyasi çıkarınızı bir yana atın mevcut kadronun vazifesine yani misyonuna destek verin.

    YanıtlaSil
  11. 3* Mustafa kardeşimiz ikide bir yazar “kılıcı düşmanın başına vurdurur” sözünü. 1980’lerde NATO’nun yeni mücadele alanı seçilirken, Avrupa’da silahların indirilmesi söz konusu oldu. Avrupa’da silah indirimi AKKA 1990’da 22 ülke tarafından imzalandı. Orada Türkiye’de bir bölge bu silah indiriminin dışında tutuldu. Hakkari’den Mersin’e kadar çekilecek çizginin güneyini. Hatta Almanya silah fazlasını bize verirken o bölgede hibe silahın kullanılmaması şartını koydu. Kimse bizden bunun sebebini sormadı. Çünkü O bölge savaş alanı olacak ve güneye müdahale için bahane olarak kulanılacakken, İsrail Kürt tahriki için pusuya yattı.. Şimdi Ortadoğu’da görülen manzaranın senaryosu AKKA anlaşması imzalanırken hazırlanmıştı. Ve Türk ordusu NATO’nun müttefiki olarak batılı emperyalistlerin bu oyununa mecburu müdahil oldu. Zamanın Genelkurmay Başkanı Torumtay da bunu “Yeni görev alanımız Ortadoğu” olarak açıklamıştı 1990. Ve Kürt oyunu ile bizi kucağına oturtan İsrail 28 Şubat’ı tezgahladı. Çünkü bölgedeki savaşlarda bölgeye yığılacak Türk askeri Ortadoğu’da operasyonlara katılacaktı. Yani İsrail’in bekçiliğini yapacaktı. Yani Arabın’ın başına kılıcı indirecekti.

    Ama hesab edilmeyen bir şey vardı. Bediüzzaman’ın ünlü sözü: (Cenab-ı Allah) “Kılıcı ayağına (yani hemen altındaki bilad-ı Şam olan Suriye-Irak-Lübnan-Ürdün-Körfez’e) vurdurmaz düşmanın başına vurdurur.” Düşmanımız kim? Deccalizm. Onun anası kim? Bunu bulan her şeyi anlar. Evet 2002 için Bediüzzaman’ın “bu siyasidir şimdilik yazdırılmadı” dediği tarihte bütün lagalugacı partiler battı gitti. Bir tek AK Parti geleneksel her darbe sonrası milletin partisi olarak zuhur etti. Ve onun eliyle kılıcı düşmanın başına vurdurması olabilir mi? Başlangıcı ise “One minute” 29.01.2009. Günü. Yani işaret 29. Ankebut Suresi’nin 1. Ayeti’nden. Elif. Lam.Mim’dir. İşin ilginç yanı 30 Ocak günün manşetleri bu haber idi. 30. Sure ise Rum Suresi’dir. Önceki sure gibi Elif, Lam, Mim diye başlıyor ve sonra diyor ki : “Rumlar’a gâlip gelindi.” Ama Olay bitmiyor ve devam ediyor “Ve onlar, yakın bir yerde, yenilmelerinden sonra gâlip gelecekler”

    Mehmet Ali Bulut gezi olaylarının kızıştığı bir dönmede yani İsrail’e meşruiyet tanıyan meczup fetoşçuların darbeye hazırlandığı 17 Aralık arasında bir gün çıktı bir yazı yazdı. Bakın ne dedi:
    ‘Elif', huruf ilminde ‘mezahir el-vücud'u temsil eder. Varlığın her türlü tezahürü… Yani bir isimde bir kelimede 'Elif' varsa, o şey, varlığın her haline mazhardır demektir. İyi kötü, başarı, yenilgi, varlık, yokluk… vs". Varlığın tüm halleri tezahür edecektir onda…
    ‘Lam' "İstidat, kabiliyet ve imkanlar'ı temsil eder. Elif'ten sonra 'Lam' geliyorsa bir harf sıralamasında, o şu anlama gelir, işin istidadı, o şeyin istidadı neyi gerektiriyorsa her hal onda görünecektir demektir. Bu surenin başında da Cenabı Hak bu iki harfi peş peşe kullanmış.
    Ve bu ikisinin ardından ‘Risalet'i' temsil eden ‘Mim' harfinin gelmesi çok manidardır… Muhteşem bir üçleme... Harfler âleminin üç büyük ümmeti… Hal-i Alem'i, yani Rum diyarının başına gelecekleri muazzam bir şekilde ortaya koyuyor bu üç harf. Bunlar. ‘Levh'teki (evrensel hard diskteki) yazılım harfleridir. Bu âlemin tamamı, Hz. Ali'nin ifadesine bakılırsa 13 harf ile yazılmıştır. Âlemin tamamı on üç harften ibaret olduğuna göre Rum'a şu üç harfin tahsis edilmiş olması, Anadolu'nun insanlık tarihinde ne büyük rol oynayacağının da işaretidir. Bu üç harf, Anadolu'nun macerasını, seyr u sülûkünü, düşeceği derekeleri ve çıkacağı mertebeleri, insanlığa mesaj verilmesi (mim) açısından nasıl bir misyona sahip olduğunu göstermeye yeter.”

    YanıtlaSil
  12. 4* Peki ne zaman? Sure’de verilen tarih 3-9 yıl sonra. 3-9 yıl arası. 2012-2018 Muhyiddin-i Arabi 1338 (2017) diyor. İlk Kudüs işgali 120 yıl sürdü. İsrail’in kuruluşu tarihi Basel’de 1897+120= 2017. Basel deklerasyonunu iyi okuyun. İsrail Devleti’ni kurduk, der. 1948 BM onaylı kurulma. O tarih aynı zamanda Mesih'in nüzulünü ima eder. İsra Suresi 111 Ayettir. Miraç’la başlar ve Kudüs dolayisiyle Beni İsrail’e yönelir. 2.3.4.5.6.7 8. Ayetleri ile. 7. Ayet nasihat ayetidir. 8. Ayet ise fesada başlarlarsa cezaya dönüleceği belirtilir. 111+7= 118. Veya 111+8=119. Basel’den itibaren. 120 yıla bir eksikle. 104 ayet ise onların Filistin’e dönüşüne işaret eder. Aşağıda Bediüzzaman’ın gerekçesi var. Dönüş ayeti104+ 7+8 = 119. Yani 2. Kudüs ve Filistin işgali 120 yıl olacak. Doğrusunu Allah bilir. Ama işaretler vaktin geldiğini gösteriyor. PKK meşrulaştırılmak isteniyor. Niçin. O gücü İsrail kullanacak. Nasıl mı? Bende kalsın. Bir şey daha. Küçük küçük deliller veya birden fazla 2-3 tevafuk birleşirse kat’i delil hükmüne geçer. Hele ki manevi illiyeti olursa..

    2017-2020 insanlığın barış sürecine cağına girmesi demektir. Her iki deccal yıkılıp gitti. Ama anaları temizlenmedi. Her iki decal Yahudi yardımıyla ortaya çıktı. 1773 Yahudi planlaması ile. Onun hakimiyeti bitirilmeden, ekonomik gücünü finansal küresel sömürü, enerji ve silah satışı üzerinden sağlanıyor. Ve Bilad-ı Şam hakimiyet alanı.

    Bediüzzaman, Kur’an’ın zillet ve meskenet hükmüne rağmen İsrail’in niçin ayakta durduğunu şöyle ifade ediyor:
    “Yahudi milleti hubb-u hayat ve dünyaperestlikte ifrat ettikleri için, her asırda zillet ve meskenet tokadını yemeye müstehak olmuşlar. Fakat bu Filistin meselesinde; hubb-u hayat ve dünyaperestlik hissi değil, belki enbiya-yı Benî İsrailiyenin mezaristanı olan Filistin, o eski peygamberlerin kendi milliyetlerinden bulunması cihetiyle, bir cihette bir ehemmiyetli hiss-i millî ve dinî olmasından, çabuk tokat yemiyorlar. Yoksa, koca Arabistan'da az bir zümre hiç dayanamayacaktı, çabuk meskenete girecekti.”


    Son söz her fitneni altından yani her taşın altından Yahudilerin çıkması gibi bu PKK taşının altında onlar çıkıyor. Öyleyse Bediüzzaman’ın dediği gibi “Kardeşlerime söylüyorum; nerede olurlarsa olsun siyonizme karşı mücadele etsinler. Komünizmin icattçıları yalnız Yahudiler’dir.” Bu sözün anlamını bir daha kafanızda tartınız. Deccale giden kilomatre taşları:Yahudi karl Marks. Freud Yahudi. Darwin. Dinsiz felsefenin üç sac ayağı. Bu 1917’de 5’i Yahudi 8 kişilik komünist ihtilalinin komitesi. Bizde ise Selanik hem Sabatyizmin hem de Balkanların Kudüs’ü. Pavlos 2. Asırda Selaniklileri ne yazmıştı mektubunda? Haber veriyor. O oradan çıkacak diyordu.

    Evet fesad yani silahlı ve kanlı fitne asırlar boyu Yahudi işi oldu. Bu sefer ki son. İslam dünyasının rahat yüzünü göre zamanı geldi. Deccal ve Mehdi bekleyenlere arz olunur. Mehdiyet’in güneşi doğdu doğacak. Mesihiyet de. Ama daha Mehdi beklerseniz bekleyin. Havanızı alırsınız. Bakın Kürt kartı için 50 bin şehit ve ölü verdik. 1.2 trilyon doları dağları bombalamaya verdik. Bazı paşalarımız gitti 3.5 milyon Yahudi’yle selam durdu. Ama millet, İslam’ın kahraman ordusu yemedi? Değil mi?. Kürt işi de böyle aşılacak. Dindar Kürtler de büyük hizmet yapacak?. Nasıl mı? Sabır.
    Bu kadar yazmayacaktım, ama neoconların ve cemaatin son fitnesi tepemi attırdı.

    YanıtlaSil
  13. ÇÖZÜM SÜRECİNİ KİM ZEHİRLEDİ?
    Sedat Laçiner İnternet Haber'deki yazısında konuyu özetliyor.

    http://www.internethaber.com/cozum-surecini-kim-zehirledi-17485y.htm

    YanıtlaSil
  14. Blogda sıklıkla Kur'andaki Talut - Davud kıssasını nazara veriyoruz. Kanaatimce bu kıssanın manevi hükmü halen iktidar üzerinde caridir.

    Abdurrahman Dilipak'ın verdiğimiz linkteki yazısını bu açıdan değerlendirin.

    BU İŞLER BÖYLEDİR
    http://www.yeniakit.com.tr/yazarlar/abdurrahman-dilipak/bu-isler-boyledir-9998.html

    Bu yazıdan satırlar:
    "En çok da AK Partililerin bu konuda hassasiyet göstermeleri gerek.. Tek tehdit derin devlet değil. Derin parti de tehdittir aslında.. Tek tehdit paralel yapı değil, paralel parti de tehdittir.. Paralel vakıf ya da derin dernek, vakıf, sendika da tehdit. Bunların dindar olanları daha merhametli değil, hatta daha tehlikeli de olabilir."

    "Davudoğlu başbakanlıkta yeni. Akademik gelenekten geliyor. Sivil toplum projesi var.. Birileri Erdoğan-Davudoğlu’nun arasını açmak, sonra da Davudoğlu’nu kuşatma altına almaya çalışıyor sanki..
    ........

    Erdoğan, Davudoğlu, Hakan Fidan üçlüsü arasındaki ilişkiler içeriden ve dışarıdan birilerinin yakın takibinde.. AK Parti içinde Erdoğan Cumhurbaşkanı oldu. Gül siyaset dışı kaldı. Arınç da artık siyaseten emekli olma noktasına geldi.. AK Parti yeni bir yol ayırımında.. Aslında dünya, bölge, Türkiye böyle bir yol ayırımında.. Ve bu kritik eşikte başbakanlık koltuğunda Davudoğlu oturuyor.."
    ....
    "AK Parti, seçimden sonra kesinlikle, barış süreci, anayasa ve başkanlık sistemi ile birlikte, derin devlet ve paralel yapı ile mücadele ederken, devlet ve yerel yönetim, parti içindeki diğer paralel oluşumlara karşı da temizlik başlatmak zorunda. Ve tabii aynı zamanda, merkezi hükümet, yerel yönetim ve piyasadaki hukusuzluk, torpil, rüşvet ve yolsuzluğun üzerine gitmesi gerek. Bu kişiler kendi partisinin içinde de olsa.. Bunların varlığı biliniyor.. Başkalarına öğütlediğiniz şeyleri kendi içinizde barındırmaya devam ederseniz, koruma kalkanını yırtarsınız.. Veda haccı hutbesindeki gibi, hatta kendi içinizden başlayın.. O zaman kayıtdışı ekonomi ve kayıtdışı siyaset odaklarının nefeslerini kesersiniz.. Yoksa onlar sizi boğar.. Bunlar tarım ve hayvancılıktaki parazitlere benzerler, hem sizin sırtınızdan geçinirler ve hem de sizi öldürürler..
    ....
    AK Parti, kendi bakanlıkları, belediyeleri ve teşkilatı içinde yolsuzluk, usulsüzlük yapanları tesbit etmek için, gerekirse bir müfettişlik birimi oluşturması, usulsüzlüklerin üzerine idari ve hukuki yoldan gitmesi gerek..

    Derin devlet de duruyor, paralel yapı da. Birtakım güçler Türkiye üzerindeki hesaplarından da vazgeçmiş değiller.. Bunların tek bir yapı üzerinden de hareket etmedikleri bilinmeli. Bir yandan AK Parti’yi ele geçirmeye çalışıyorlar, bir yandan da AK Parti’nin önlenemeyen yükselişini frenlemeye çalışıyorlar.. AK Parti’nin kötü örnek olduğunu ve “kızım sana söylüyorum, gelinim sen dinle” kabilinden cezalandırılması gerektiğini düşünüyorlar.. İçeride dost görünen adamları da var, dışarıda da.. Para, kadın, tehdit, şantajla kontrol altında tutulan, her türlü pisliğe bulaştırılmış çevrede yığınla adamları da var.. Kimi, parti teşkilatını kendi emir eri sanan muhteris vekilleriniz üzerinden de siyaseti maniple etmek isteyenler var. Aman dikkat! Selâm ve dua ile..

    YanıtlaSil
  15. Yılmaz Özdil'in tasasını açıklıyoruz. Demek istiyor ki: Ey millet paranız islam alemindeki baldırı çıplaklara gidiyor. Bu paralar sizin refahınızdan azaltılıyor. CHP iktidara gelince bütün bu yardımları kesecek. İslam ümmetinden bize ne... Ne halleri varsa görsünler...

    Yılmaz Özdil'in' Emekliye ikramiye caiz mi?' başlıklı yazısından bir bölüm…

    YURTDIŞINA GİDEN YARDIMLAR

    Akp’nin yanlış politikaları sonucunda Türkiye’ye gelen Suriyelilere, şu ana kadar 5.5 milyar dolar harcandı.
    Ne demişti Ali Babacan… “Libya’ya 300 milyon dolar yardım gönderdik. 100 milyon dolar 1100 kilogram ediyor, uçak muçak düşer diye hepsini vermedim, 10 milyon dolar gönderdik, 100 kilogram tutuyordu, gerisini burada elden teslim ettik.”
    Gazze’nin inşası için yardım toplandı, Türkiye 200 milyon dolar ödedi. Filistin’e yaptığımız toplam yardım 1.5 milyar doları geçti.
    Türkiye, şeriatçı Mursi’nin cumhurbaşkanı seçildiği dönemde, Mısır’daki Müslüman Kardeşler’e tiko para 2 milyar dolar verdi.
    Türkiye’nin Afrika ülkelerine sadece bir senede dağıttığı para 3.5 milyar doları aştı.
    Türkiye, teee ABD’nin Oregon eyaletinde yaşayan Kızılderililere 200 bin dolar gönderdi iyi mi… Washington’a direkt uçuş başlatan Türk Hava Yolları, ilk seferinde, Apaçi, Novajo, Cheyenne ve Mohikan kabilelerinden 17 şefi İstanbul’a getirdi, ağırladı, gezdirdi.
    Türkiye sırf geçen sene yaptığı 4.5 milyar dolarlık yardımla, ABD ve İngiltere’nin ardından “en çok yardım yapan üçüncü ülke” oldu. Elaleme para saçma konusunda petrol zengini Arap ülkelerine bile tur bindirdik, küresel yardım raporunda “en cömert ülke” seçildik.
    ............
    Bizim anlayışımıza göre bu paralar Türk Milletinin başının gözünün sadakasıdır. Milli hasılamızın zekatıdır. Bize kalsa belki biz de nefsimizden bu parayı kesip gönderemeyiz. Etrafımız alev çemberinde iken şimdilik selamette olmamızın bir sebebi de bu olsa gerek...
    Allah devlete millete zeval vermesin.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynen öyle..bu paraların bir kısmı sadakamızdır inşallah Allah kabul etsin..Bugüne kadar bir sürü bela atlattık.

      Sil
    2. O paralar babanın paralarımı? Öksüzün,yetimin,milletin paraları.Çok sadaka vermek istiyorsan kendi cebinden ver.

      Sil
    3. Muhterem kardeşim... Benzetmek için söylemiyorum, ama Peygamber Efendimize ganimetlerin beşte biri verilirdi. O da bu malları ümmetin fakirlerine ve uygun gördüklerine dağıtırdı.
      Sanırım bu yakınlarda cemaatten toplanan külliyetli miktarda paranın yahudi lobilerine ve senatörlere yem olarak verildiğini okumuşsunuzdur. Şimdi F.Gülen'e bunu sorsanız -elbette bir hikmeti var- der.
      Şimdi bu paralar kime gitmeli? Alem-i islamın yetimlerine mi, Yahudi lobilerine mi?

      Sil
    4. Deccalin mi Mehdi'nin mi askeri?
      Bütün Müslüman bir millettir. Hz. Adem’den ebediyete kadar. Kardeştir. Malın mülkün sahibi Allah’tır. Allah dilediğine verip, vermediğine verilmesini emreder. Çünkü bu alemdeki firavun, nemrut, deccal ve süfyanı doğuran hikmet-i felsefe ile hikmet-i Kur’aniyye sosyal hayatta iki ayrı yol izler.

      Ehli küfür ve felsefe kuvvete dayanır ve hedefi menfaat olurken, hayat düsturu cidal yani kavgadır. Toplumların bağı olarak ırkçılık ve menfi milliyetçiliktir. Sonu ise nefsi hevesleri tatmin ve beşeri ihtiyaçları artırmaktır. Tüketim ekonomisi gibi. Kuvveti olan tecavüz eder, menfaati gereği ise her arzuya yetmeyeceğinden onun için boğuşur. Cidalin gereği ise çarpışmaktır. Irkçılığın gereği ise başkasını yutarak beslenmek olduğundan tecavüzü esas tutar. 1 ve 2. Cihan Harbi bunun somut bir örneğidir. Bu esaslar batı medeniyetinin de esasları olduğundan yıllardır boğuşup duruyor ve hiç rahat yüzü görmüyorlar. Dünyaya da rahat vermiyorlar.
      Buna karşılık Kur’an kuvveti değil hakkı, menfaat yerine fazileti ve rıza-yı İlahiyeyi cidalin yerine yardımlaşmayı toplumların bağları ırkçılık yerine dini ve sınıf ve vatan birliğini esas kabul eder, nefisin hevesini tatmin yerine ruhu yüksek ve derin fikirlere teşvik ederek ulvi hiseri tatmine çalışır. Hakkın gereği ittifaktır, faziletli olmanın gereği ise yardımlaşmadır, yardımın gereği ise birbirinin imdadına yetişmektir. Dinin gereği ise kardeşliktir, nefse gem vurup ruhi olgunluğu serbest bırakmanın neticesi ise dünya ve ahiret saadetidir.

      İslam’ın bayraktarı olmak bizim değil kaderin tercihi idi. Binerce yıl steplerde eğitilip, zamanı gelince ahir zaman peygamberinin emrine verildik. Kadere boyun eğmenin sonucu ise iki cihan saadetidir. Ve öyle oluyor. Yok olmamak için ya Kur’ana uyacaksın ve fakir fukaraya yardım edersin, yoksa zillet içinde yaşayarak, 3-5 kuruş batıdan rüşvete alarak yok olup gitmektir. Biz tercihimizi yardımlaşmadan sadakadan yana seçtik. Biz kazanacağız. Ve batıl bütün fikri ve siyasi güçleri mağlup edeceğiz.

      Türkiye iki sebepten terakki edemedi ve çırpınıp durdu. 1. Selanik hanedanının daimi devletten aşırarak nemalanması. 2. Cuntaların onların emrinde milletin belini doğrultmasını ihtilallerle engellemesi. Arkalarında ise batı siyaseti ve küresel sermaye vardır. Onlar anarşi ve ekonomik krizleri tetikleyip darbelere hazırlık yaptırdılar.

      1969 seçimleri sonrası AET şimdiki AB toplantısında Türk Dışişleri Bakanı Çağlayangil’e batılı diplomatlar şu soruyu yöneltilir: “Seçimi hile ile mı kazandınız” Zırtoların 4 yıllık oyununu millet AP’ye oy vererek bozmuştu. İntikam 18 ay sonra geldi. İstanbul baronları+cuntalar İngiliz ve ABD emriyle darbe yaptı, ne için? Türkiye’nin en büyük sermayedarı Kütahya Milletvekili ve Plan-Bütçe Komisyonu Başkanı Mahir Ablum’a şunu söylemişti: Ağanıza söyleyin biz bu vergileri vermeyeceği. O tarihte ABD’nin Ortadoğu’daki en büyük müttefiki Şah, Çağlanaygil’e “Yakında askerler bir yaramazlık yapacak. Politika bu, üzülmeyin”. O darbe niçin yapıldı? Bilir misin? İslam Alemi’ne Lozan’a muhalefeten açıldığımızdan. O paralar babamızın değil Allah’ındır. Onun emriyle fakir fukaralara verilecek. Batı parası ile değil Müslüman Arap sermayesinin yardımıyla toparlandık.

      Evet iktidar sadaka verdi, hem o, hem millet zillete düşmedi. Helal olsun. Yine vereceğiz.

      Sil
    5. Mehdi'nin Askeri kardeş,

      Mustafa Abi cevabı vermiş o sualin cevabını alalım bence..

      Sil
    6. Verelim cevabı inşaallah,Kardeş Türk devleti savaşamı girdiki ganimetle kıyaslıyorsunuz.Yoksa Türk devleti darul harp miki ganimet olarak dağıtıyorsunuz? Yoksa iktidar buna dayanarakmı Devletin ve milletin parasını çalıp,miras yedi evlat gibi devletin kurumlarını,kuruluşlarını,topraklarını satıyor. Kara sularımızın içindeki 16 adaya Yunan el koymuş.Onun içinmi sesini çıkarmıyor?

      Sil
    7. Kıymetli kardeşime... Peygamber Efendimizin bütün geliri ganimetten ibaret idi. Hatta devletin gelirlerinin beşte biri onundu diyebiliriz. Onun için böyle bir benzetme yapmışız. Hata var ise affola... Halen aynı kanaatimi sürdürüyorum. Türkiye bize göre dar-ül harb değildir. İktidar devletin ve milletin parasını mı çalmış da onu dağıtıyor, kıyastaki hata açıktır. Ben bir bağlantı kuramadım. Bu para vergilerle toplanmıştır. Çalma çırpma parası değildir. Buna benzetilemez. F,Gülen cemaatten topladığı paraları yahudi lobilerine ve senatörlere yediriyor da buna niye cevap yok. Adaları İtalyanlar Türkiyeye vermek istediği halde almayan ve Yunanistan'a kaptıran da İnönü'dür. Ayrıca konumuz özelleştirme uygulamaları değil. Yerli mi yersiz mi ayrı bir tartışma konusu. Yine de bu iktidarın hayırlı işlerini destekleriz. Yanlışlarına ortak olmayız. Sonuçta onlar gökten gelmediler. Ben şahsen onların bir çoğunu Talut'un ordusundaki nehrin beri kenarında kalanlar olarak görüyorum. Bilmem anlatabildim mi?
      Eğer bu yakınlarda CHP, MHP ve diğer karşı güçleri organize ederek iktidara gelecek olursanız - o tertip döneminde- yapacağınız icraatlara bakarak değerlendireceğiz.

      Sil
  16. Yılmaz Özdil'in'Emekliye ikramiye caiz mi?' başlıklı yazısından bir bölüm…

    YURTDIŞINA GİDEN YARDIMLAR

    Akp’nin yanlış politikaları sonucunda Türkiye’ye gelen Suriyelilere, şu ana kadar 5.5 milyar dolar harcandı.
    Ne demişti Ali Babacan… “Libya’ya 300 milyon dolar yardım gönderdik. 100 milyon dolar 1100 kilogram ediyor, uçak muçak düşer diye hepsini vermedim, 10 milyon dolar gönderdik, 100 kilogram tutuyordu, gerisini burada elden teslim ettik.”
    Gazze’nin inşası için yardım toplandı, Türkiye 200 milyon dolar ödedi. Filistin’e yaptığımız toplam yardım 1.5 milyar doları geçti.
    Türkiye, şeriatçı Mursi’nin cumhurbaşkanı seçildiği dönemde, Mısır’daki Müslüman Kardeşler’e tiko para 2 milyar dolar verdi.
    Türkiye’nin Afrika ülkelerine sadece bir senede dağıttığı para 3.5 milyar doları aştı.
    Türkiye, teee ABD’nin Oregon eyaletinde yaşayan Kızılderililere 200 bin dolar gönderdi iyi mi… Washington’a direkt uçuş başlatan Türk Hava Yolları, ilk seferinde, Apaçi, Novajo, Cheyenne ve Mohikan kabilelerinden 17 şefi İstanbul’a getirdi, ağırladı, gezdirdi.
    Türkiye sırf geçen sene yaptığı 4.5 milyar dolarlık yardımla, ABD ve İngiltere’nin ardından “en çok yardım yapan üçüncü ülke” oldu. Elaleme para saçma konusunda petrol zengini Arap ülkelerine bile tur bindirdik, küresel yardım raporunda “en cömert ülke” seçildik.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bediüzzaman Emirdağ Lahikası’nda Risale-i Nur’un iki büyük tehlikeyi defetmeye çalıştığını belirterek 1. Tehlikenin hariçten geleni anarşiliğe sed çekmek (ki 65 yıldır çekiyoruz) 2. 350 milyonun (şimdi 1.5 milyar) Müslümanının nefretini kardeşliğe çevirmek, olarak belirtir. Bu ittihada giden yoldur.

      Bilgi sahibi olmadan yorum yapmamak lazım. Batıdan gelen rüşvet yardımları karşısında batı yalakalığına son vermek her istediğimizde karşımıza cuntaların tanklarını gördük. Buna benzer durumu (perde gerisinde olduğu için pek bilinmez) 2005’te de yaşar gibi olduk. Yatırımlar için kaynak ve baronların kesilen avantalarından (ki bu miktar şimdi 1 trilyon oldu) başka imkan arayışına girildi. O zaman Müslüman sermayesinden yardım istedik. Yani petro-dolarlardan. O yardımı geldi (bilinmez) ve Türkiye bir daha dış ekonomik krizlere mağlup olmadı. (Ki o yardımların sözü verilmesinden1 hafta sonra Danıştay saldırısı oldu. (Anlayın artık) O gelen yardımların şartı 1. Hem kendinize iş sahaları açın, ekonomik olarak kalkının Siz de biz de kazanalım. 2. Bu kazancın bir kısmını fakir Müslümanlara yardım olarak veriniz. 2003 feed başına gelir 2 bin dolar şimdi 17 bin dolar. Nasıl oldu? Nerede bunun sadakası? Küfran-ı nimet edilmesin.

      O hengameden önce bir de ABD’den bir destek vardı. 1990’lardan gelen. Ortadoğu ve Afrika’ya musallat olmaya başlayan Çin ekonomik emperyalizmine karşı Türkiye’nin Afrika’ya dini bağları olana ülkelere yatırım ve yardımı meselesi. Hatta ortak ekonomik alanların kurulması söz konusu idi. Küresel sermaya engelledi. Ve Türkiye Ak Parti’nin ilk yardımı 200-250 milyon dolarlık bir yardımdı yaptı ve Afrika’da geniş bir kesimin yaralarını sardı. Bush-Erdoğan zirvesinde konu gündeme geldi. Bush “siz bu kadar yardımı nasıl yaptınız”, diye sorar Erdoğan miktarı söyler. “Nasıl olur ben 1.250 milyar dolar verdim ama sizin onda biriniz kadar netice alamadım” der.

      Meğer hikaye şu. Yatırmı götüreceklerin alacağı ücret, yol masrafları beylerin çöllerdeki binek araçları için harcanan para 900 milyon dolar. Kalanı da çar çur olmuş.

      Türkiye alem-i İslam’ın liderlerinden biridir. Hilafeti çökertmek için 150 yıl önce bu topraklara saldıran Avrupa zalimleri bu emellerine nail olduktan sonra hilafeti yok ederek ittihad-ı İslam’ı yok etmiş, alem-i İslam’ın tamamı ya batılı güçlerin işgaline uğramış ya da vesayetine girmiş. Öyle değil mi? Peki bundan nasıl kurtulacağız. Bediüzzaman “Mekke’de gelseydim yine Türkiye’ye gelecektim” der. Çünkü bayraktarlık vazifesi Türklerde. Bu bayraktarlık dünyevi mefahir için değil Rahmet-i Rabbaniye’ye vesile olmak içindir. Sonra her zenginliğin bir zekatı ve sadakası vardır. Suriye meselesi pek anlaşılmış ve bilinen bir şey değil. Orada 3.5 mliyon Türkmen yaşadığını bilir misiniz. Hem de kan olarak Anadolu Türk’ünden daha az karışık olduğunu. Ve sürüm sürüm süründüğünü. Kerkük Kerkük diye petrolü için cıyak cıyak bağıran Türkçülerin niçin Suriye Türklerine sahip çıkmadığını niçin düşünmezsiniz. İngiliz-Fransız cetveli ile çizilen sınırları değil, ilahi takdirin çizdiği sınırların her yeri vatanımızdır. Süfyan’ın zulmüne son veren Mehdi’nin askeri Türkler Süfyan taslaklarını da temizlemesi vazifesidir. Yoksa önemi kalmaz paramparça olur ve biterler.

      Bilelim ve yazalım. 2002 fert başına gelir 2 bin dolar, 2015 17 bin dolar (kayıt dışı hesabıyla 20-22bin dolar) Milli gelir 200 mliyar dolardan 850 milyar dolara çıkmış. Müsaadenizle biraz da fakir Müslümanlara verelim. Yoksa tokadı yeriz. Veren de Allah harcatan da.

      Sil
    2. Bu alıntıya ufak bir not düşüp yayınlamak istedim. Bir sorun çıktı o esnada yayınlanamadı. O nedenle ikinci defa yayınladım. Şimdi her ikisiinin de yayınlanmış olduğunu gördüm. Her neyse böyle olmuş....

      Sil
  17. AK Partinin kurucusundan bomba 7 Nisan yorumu!
    HDP Mersin milletvekili aday adayı, AK Parti'nin kurucularından Dengir Mir Mehmet Fırat internethaber.com'un sorularını yanıtladı.
    AK Parti'de yaşanan tartışmalarla testinin kırıldığını, artık su tutmayacağını belirten Fırat, AK Partideki asıl çatlağın 7 Nisan gecei ortaya çıkacağını, çatlağın büyüyerek devam edeceğini söyledi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dün akşam bir cemaatçi arkadaşla görüştük çok samimi açıklamalarda itiraflarda bulundu. Resmen Abd'nin mali açıdan 7 nisandan itibaren ülkemizin ekonomisine darbeler vuracağını,aynı zamanda bahsettiğiniz siyasî depreminde seçimlere kadar Ak Partiyi paramparça edeceğini,partinin bölük pörçük olacağını vb.çok ruh karartıcı şeyler anlattı. Yalnız hamdolsun plan kuranın en iyisinin Cenabı Allah olduğunu bildiğim için içim rahat.. Çok tuhaf siyasî gelişmelere hazır olalım,kemerlerimizi bağlayalım.

      Sil
    2. Onların Amerika'sı neoconlar ve yahudiler... Cemaatin müttefiki... Vallahu hayrul mâkirin... Davut taşı atar ve tek gözlü devi öldürür...

      Sil
    3. Onlar Abd'yi dünya gemisinin kaptanı görürler,ona sığınırlar,ondan yardım umarlar,onunla yatıp onunla kalkarlar,ona şikayet ederler. Bizler kâinat gemisinin hem kaptanı ve hem sahibi olarak Cenabı Allah'ı görürüz,O'na sığınırız,O'ndan medet bekleriz,otururken ayaktayken yana dönerken O'nu anarız,O'na iltica ederiz.

      O isterse kalpleri birbirine bağlar,kalplerin anahtarı O'ndadır. O dilerse yoktan hazineler var eder ve bizlere hesapsız sunar,zira O cimri değildir cömerttir. O tek sığınılacak,korkulacak,çekinilecek mercîdir.

      İnşaallah O'nun dilemesi ile beklediğimiz Davut'a hazinelerinden hesapsız bahşedecekdir. Mühim olan geleninde O'ndan gideninde O'ndan geldiğini bilmektir. Cenabı Allah isterse vallahi billahi şu koca kainatı iğnenin deliğinden geçirir. Aklımız almaz fakat O'nun herşeye gücü yeter,biz buna iman ederiz.

      Allah'ım bize dağlarda çobanlık yapan Davut'u bahşet. Ona güç kuvvet heybet azamet sonsuz servet feraset basiret hüccet ilim nasib et. İnsanlara azametini onların anladığı maddiyat dilinden göster ki Senin kahredici gücünün farkına varsınlar. Ve huve ala kulli şey in Kadir.

      Sil