.

ALLAH; DEVLETE, MİLLETE VE ORDUMUZA ZEVAL VERMESİN

20 Ocak 2015 Salı

SAVAŞ ÇOKTAN BAŞLADI

Ergün Diler 

Bizde özellikle 1980 darbesinin öncesi ve sonrasında, düşünen tüm gençler kılıçtan geçirildi!

Dünyayı anlama ve sorgulama gibi amaç taşıyanlar ya hapsi boyladı ya da ipin ucunda sallandı!
Şanslı olanlar ise seken kurşunlardan kurtulanlardı!
Kenan Paşa asla ve kat'a neden yaptığını bilmediği bir DARBEYE imza attı!
Çıplak gözle bakıldığında sokaklarda çatışma, kan ve ölüm vardı! Asker sokağa inip süngüsünü gösterdiğinde olaylar bıçak gibi kesilirdi! Askerin bence en büyük hatası her olaya TAKTİKgözüyle bakması STRATEJİK düşünmeyi bir kenara atmasıydı!
Oysa dünyada oyun kuranlar STRATEJİK davranırdı! Birinci, ikinci, üçüncü hamleler hesap edilir, kurdukları oyun ve oyuncuların hangi şartta nasıl fayda vereceği en ince yönleriyle hesap edilirdi!
Mesela en büyük derdimiz olan PKK'ya da böyle baktık! Hemen TAKTİK geliştirip nasıl yok edeceğimizi düşündük! Oysa AKIL, PKK'yı kimin niçin kurduğunu anlamakla işe başlamayı emrediyordu!
PKK ile varılmak istenen sonuçları masaya yatırıp karşılığında KONTR oyunu kurmamız şarttı! Mesela Öcalan, PKK lideri olarak yaşarken, AVRUPA özellikle ALMAN İSTİHBARATI Faysal Dunlayıcı'yı ortaya çıkardı. Dunlayıcı İngiltere'de tutuklanmış ancak Almanya'ya iade edilmişti! Almanya'da "Dükkanların ateşe verilmesinden" içeri atılmış ancak bir şartla (!) bırakılmıştı! Ardından da İngiliz yazar Sheri Laizer ile evlenmişti! Dunlayıcı yani Kani Yılmaz suikasta kurban gideceği ana kadar Almanlar'ın kontrolündeydi! BND, PKK'yı ele geçirip kontrolü ele almak ve böylece bölgede söz sahibi olmanın derdindeydi! Bir başka güç de bunu bildiği için Dunlayıcı'yı ortadan kaldırdı!
Ama biz DEVLET olarak gerekli hamleleri uzun süre yapamadık!
Başımıza bela olan her şeyi izledik!
Bu PKK'da da, Paralel Yapı'da da böyle oldu! İkisini de ele geçirmeye yönelik hamleler düşünülmedi! İngilizler IRA'nın içine istedikleri yere istedikleri adamlarını koyup giderken bizler kendi topraklarımızdaki YAPILARA yeterince sızamadık! Bir YAPI tehlike arzettiği an SIZARAK(Sızıntı!
Paralel'in ilk dergisi!) ele geçirmek ilk iş olmalıydı! Devlete kastetmiş bir oluşumun İKİNCİ adamı sizden olmalıydı! Bu adam da ya BİRİNCİ adamı tasfiye ya da hareketi bölerek yola devam etmeliydi! YABANCILAR ülkemize böyle bakıyor, istedikleri oyunu hiç zorlanmadan kuruyordu!
Onlar masa başında purolarını tüttürürken bizler acı çekiyorduk!
Şimdi de yeni bir oyun sahneye konuluyordu!
En azından bana öyle geliyordu! Mesela dün çok ilginç bir haber vardı! Oxford Üniversitesibünyesinde yoksulluk üzerine çalışmalar yapan sivil toplum örgütü Oxfam'ın yayınladığı son rapor, yoksullar ve zenginler arasındaki farkı ortaya koyuyordu.
Rapora göre, dünyanın en zengin yüzde 1'lik kesimi dünyanın geri kalanından daha fazla servete sahip olacaktı. Dünyanın en zengin yüzde 1'lik bölümünün serveti, dünyanın toplam servetinin2009 yılında yüzde 44'ünü2014'te ise yüzde 48'ini oluşturuyordu. TABLO değişmezse bu rakamlar BARONLARIN lehine olarak artarak devam edecekti!
Dünya 10 bin kişi tarafından yönetiliyordu. 10 bin kişilik bu liste, 2 düzine ailenin üyelerinden oluşuyordu. O iki düzine aile de Rothschild ve Rockefeller egemenliğine bağlıydı! Ancak ahtapot Rothschild, Rockefeller ailesini de içine alacak bir yapıydı. Rothschild ailesinin mali gücü, Amerika Birleşik Devletleri'nin yıllık gayri safi milli hasılasından daha büyüktü.
Bilderberg, Trilateral Komisyon, CFR, Atlantik Konsül, Bohemian Club, Pilgrem Society ve SBS... Bu örgütlerin hepsi Rothschild aileleri tarafından kuruldu. Bu örgütler, dünyada dönen paranın büyük bölümünü yönlendirmekteydi! Bu toplantılara katılanlar enerji, finans, gıda, ilaç ve silah şirketlerini yönetirdi.
O toplantılarda alınan kararlar, devlet politikaları olarak algılanırdı. Özellikle Bilderberg toplantılarına devlet adamları da katılırdı!
İngiltere Kraliçesi II. Elizabeth'in eşi Prens Philip de Rothschild ailesinin akrabalarındandı.
İngiltere'de külçe altının alış ve satış işlemi tamamen Rothschild'in izni ile gerçekleşirdi. 1912 yılından beridir bu kural hiç değişmedi.
Soros gibi isimler Rothschild ailesinin çok küçük çalışanlarıydı!
Soros gibi birçok önemli isim ailenin kararlarını uygulardı. Dünya devletleri ne kadar para kaybederse, Rothschild ailesi o kadar zenginleşirdi.
Rothschild ailesi tarafından inşa edilen imparatorluk, monarşi tarafından benzersiz bir şekilde korundu. Son 200 yıldır Avrupalı liderlere, krallara, kraliçelere, prenseslere para trafiğinde yardımcı olundu! Büyük bir ittifak vardı!
Birileri PARASINI birilerine verip İTTİFAKIN doğmasına yol açıyordu!
Başımıza gelen BELALAR bu ittifakın daha çok kazanması içindi! Tabii bizlere bunu öğreten yoktu!
BBC gibi normalde bu haberi yapamayacak olan kanallar niçin bu bilgileri açıklıyordu! BATI'da saygınlığı olan pek çok kurum da buna sessiz kalmayıp "Evet! Yüzde 1'lik bir bölüm dünyayı yönetiyor ve onlar kazanıyor!" diyordu! Düne kadar bunu yazanlara KOMPLOCU diyenler taraf mı değiştirmişti! Yoksa yeni bir oyun mu kuruluyordu? Yeni bir tezgah olacaksa Türkiye ne yana düşecekti?
Bu yüzde 1'lik kesimin baş aktörü olan ROTHSCHILDLER, AVRUPA kökenli bir aileydi!
Gücünü Londra merkezli Avrupa topraklarından alıyordu! Fransa, İtalya, Avusturya, Almanya ve Hollanda en güçlü oldukları yerlerdi!
Renkleri TURUNCUYDU! ING BANK gibi! Futbol takımları bile vardı! TURUNCU'yu gördüğünüzde,TURUNCU DEVRİMLERDEN aklınıza gelsin, hep bunlar vardı! ASLAN figürü vazgeçilmezleriydi!(Sigara, film, banka, finans, reklam gibi sektörlerde kimler ASLAN kullanıyordu!) Gücü simgelerdi! Ve kendilerini yenilmez olarak görürlerdi! AMERİKA'yı da etkileyebildikleri için şanslıydılar!
Daha doğrusu oyunu kurallarına göre oynuyorlardı! Bu aile de bizdeki PARALEL gibi öğrenciye, insana yatırım yapardı! YAHUDİ olmasa da parlak beyinleri kendi LİGİNDEKİ oyuncuya dönüştürürdü! PARA ve KARİYER karşı konulamaz bir silahtı!
Ama bizdeki akademisyenler öğrencilerine dünyayı iki cümle ile anlatırdı! Kendilerinin bilmediklerini çocuklarımız da öğrenemezdi! Kısır döngü buydu!
Bilen olmadığı için de ne askere ne sivile bu bilgileri aktarabilirdik!
Ama bu para sahipleri PARALEL gibi oluşumları kurup yönetecek akla sahipti! Avrupa gücünü bize tarih derslerinde öğretilmeyen bir ÜÇGENDEN alırdı! Hindistan, İran ve Mısır bu işin olmazsa olmazıydı!
Büyük Britanya bu üçgeni iyi tuttuğu ve Türkiye'yi de kontrol ettiği için BÜYÜK'tü! Dün bir dostum bir video paylaştı!
Videodaki Mısırlı bir MÜFTÜ, Kraliçe Elizabeth'in Ehl-i Beyt anlayışından geldiğini söylüyordu!
Bir televizyon programına katılan müftü "Peki niçin Müslüman olmadı o zaman?" sorusuna ise"Onun dedesi Müslümanlar'a çok çektirdi! Onun korkusundan olamadı! Ama eminim yakında bu olacak!" diyordu!
Bizim durumumuz buydu!
Dünya üzerinde krallarla, Rothschildler'in birlikte kurduğu sistem yenileniyordu! Daha doğrusu yıkılıyordu! Merkez de Müslüman coğrafyasıydı!Hristiyanlar'la Müslümanlar'ın karşı karşıya geleceği, gelmek zorunda kalacağı yeni hesaplar yapılıyordu! Fransa, Almanya, Belçika, Hollanda gibi ülkelerde birileri İSLAM'ı istemeyecekti! Londra ise daha geçtiğimiz yıl siyah vatandaşlarının ateşi ile test edilmişti!
BBC'nin bile kaçamadığı hatta bizzat OXFORD'a yaptırılan araştırmanın yayınlanması asla tesadüf değildi! Yeni dönemde büyük ZENGİNLER olmayacaktı! İnsanların DEVLETLERİN önüne geçmesi engellenecekti!
Devlet ekonomik hayatta son sözü söylerken DİNİ alanlar da resmi kişilerle doldurulacaktı! Liberalizmin doğurduğu cemaatler ve onları savunan aslında BÜYÜK PATRONA bağlı olanlar da elenip gidecekti! Çünkü ÇİN'in saheye çıkması yeni oyunu zorunlu kıldı! Kişiler üzerinden ÇİNgibi bir güçle mücadele edilemeyeceği görüldü! Washington bunu gördü! Hem içinde hem dışında bu isimlerle mücadele sürecekti!
Silah seslerini duymayacağımız bir ÜÇÜNCÜ DÜNYA SAVAŞI bölgemizde başladı bile!
Müslüman Ortadoğu'yu kontrol eden Afrika'yı da kontrol edecekti!
Hem üretim, hem tüketim kalıplarının değişeceği, pazarların yeniden şekilleneceği bir dönemden geçiyoruz!
Yüzyılın başında İngilizler'in bölerken kullandığıı mezhep, din farkı şimdi tersten onlara, yani Avrupa'ya, yapılıyordu! Böylesine büyük kavgada isimlerin ve yapıların önemi yoktu!
Anlamak ve doğru yerde durmak önemliydi! Ricciardone gittiği ülkesinden ne diyordu: Türkiye'ye muhtacız! Çalışmak zorundayız! Peki, biz ne diyorduk!
Takvim Gazetesi

95 yorum:

  1. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bakanlar kuruluna başkanlık etmesinin ardından Erdoğan için 'başkanlığa gidişte ilk eşiği geçtiği yorumları yapıldı. Abdurrahman Dilipak, Erdoğan'ın başkanlık görevine gelmesine 'dayanamayacağını' iddia ettiği bazı güçlerin Erdoğan'a açık olmasa da bir suikast düzenleme işine girişeceklerini öne sürdü.

    "ERDOĞAN'DAN KURTULMAYI DENEYECEKLER"

    Dilipak, Erdoğan'a düzenleneceğini iddia ettiği 'ortadan kaldırma operasyonu' için "Birileri ise açık bir suikast yerine kaza süsü verilmiş bir operasyon ya da sağlık ve beslenme süreçlerine müdahale ederek, Erdoğan’dan kurtulmayı deneyecekler. Adamların acelesi var! Seçimden önce bu işi bitirmek isteyeceklerdir. Değilse takip eden günlerde ilk fırsatta. Ama seçim öncesi ellerinden geleni arkalarına koymayacaklar. Seçime kadar her gün baskıyı artırmaya çalışacaklar ve toplumu sokağa çekmek için her yolu deneyecekler..." dedi.

    YanıtlaSil
  2. Vakit çok çok yaklaştı.

    Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi NASA, Güneş'in Güney Kutbu’nda büyük bir delik tespit etti.

    NASA'nın çektiği fotograflarda, Güneş'in alevli yüzeyinde dev bir kara delik gözüküyor. Araştırma, Güneş'in 2015 yılına Güney Kutbu yakınında büyük bir koronal delikle başladığını belirtiyor.



    "O, (Hz. Mehdi (a.s.)), Güneş'ten bir alamet belirinceye kadar gelmeyecektir."
    (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 47)

    "Güneş alamet olarak doğmadıkça Hz. Mehdi (a.s.) çıkmayacaktır."
    (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 33)

    YanıtlaSil
  3. Daha önceki Talut, Davud, Golyat yorumlarına bakınız. Zuhur ediyor... Detay vermek uygun değil... Allahu a'lem...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence olabildiğince detay verilmeli.. Planlar böyle alt üst olur. Deşifre olmalı.

      Sil
    2. Detaylar Talut ve Davud arasında.. o yüzden mahrem... Zaten yaşanıyor...

      Sil
    3. Bir şey sormak istiyorum bu minvalde, eğer siz, Talut --> Erdoğan Davud-->Davutoğlu olarak düşünüyorsanız, dün yapılan bakanlar kurulunun başlangıcında çekilen bir fotoğraf vardı, Davutoğlunun yüz ifadesi hiç normal ve olağan görünmüyordu (http://www.haberler.com/erdogan-la-gorusen-davutoglu-nun-yuz-ifadesi-6883689-haberi/). Yaşanan dediğiniz şeylerin bir yansıması mı acaba?

      Sil
    4. CIA’nın Türkiye masası sabık şefi ve cemaatin menajeri Graham Füller geçenlerde bir laf etti. Seçimden sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın etkisi azalacak diye. Bundan şu iki anlam çıkar. 1. AK Parti, seçim sath-ı mailinde fitne ve fesad oyunlarıyla zayıflatarak koalisyonlar dönemine geçilmesini sağlamak. 2. Bu gerçekleşmezse kenarda bekletilen Erdoğan’a muhalif adayın Ak Parti’nin başına geçmesini sağlamak. Bu da ancak Davutoğlu’nun şu veya bu şekilde tasfiyesi ile mümkündür. Ki bu şıklardan biri de suikasttır.

      Füller, bu arada bir laf daha etti: “Türkiye’deki köklü kurumlar Erdoğan tarafından zayıflatıldı. Bu kurumlar, Erdoğan halk nezdindeki desteğini kaybedene kadar Türkiye’yi ‘demokratik ve şiddet dışı yolda‘ tutacağına inanıyorum.”

      Ancak şiddet sarmalı neocon-siyonist güdümlü odak ve paralel çete tarafından körükleniyor. Paralel yapı 1990’lı çetelerin etkisi altındadır. O dönemi karıştıran ve bir yığın fail-i meçhule imza atan bu çete, ki önemli bir kısmı 1990’ların başında Antalya’da İsrail’li uzmanlarca terörü karşı eğitilmişti, bir süredir güneydoğuda sanatını gösteriyor. Ancak unutulan bir şey var, Türkiye bu konuda oldukça deneyimli ve karşı grup hükümetin yanında duruyor.

      Kısaca şunu belirteyim ve ilk ipucu Yunanistan’daki kamplarda eğitilen ve 1990’lar boyunca İstanbul’da sokak hareketlerinde kullanılan terör çetesi Dolmabahçe’deki eylemi ile ilk mesajını vermişti. Başbakan Davutoğlu da ertesi gün o mesaja “hodri meydan” dercesine Cuma namazına o yoldan yaya gidip geldi.

      İslam Alemi’nde ana Deccal Yahudi fitnesinden etkilenmeyen bir tek Türkiye var. Diğer ülkelerin tamamı, gelenekçiler küresel sermaye, diğer ülkeler ise kan ve barutla grogi duruma düşürüldüğünden kaderin hükmünü Mehdiyet’in merkezi Türkiye ile icra edeceğidir.

      Bütün bu olumsuz gelişmelere rağmen 2019’dan itibaren alametlerini göreceğimiz fecr-i sadıkın yürüyüşü engellenemeyecek. Süfyanizmi temsil eden ve ilk olarak Sultan Abdülhamid’i tahttan indirerek icrayı faaliyeti başlayan ve 100 yıldır hükümranlık süren ittihadçı-halkçı Süfyanizmin beli, Mehdiyet tarafından kırılımıştır. Hiç şansları yoktur. Ve bunun son noktası koyacak olan Nuh’un aslan çocuklarının demir yumruğunu, demir perdeli İsrail’in başına geçirerek onu tarihten sildiğini çok yakında herkes görecektir. İnşallah.

      Kimse Mehdi-Talu-Calud-Deccal-Süfyan’ı aklına takmasın. Şimdi Cehcah’ın yani Mehdi’nin bahadır kumandanının icra-yı faaliyet için zuhur dönemidir. 1344’te perdeyi açan Mehdiyet’in manevi cephesine değil de, daha çok dünyevi saltanat cihetine bakan avam nazarlarına dikkat çekilen hakimiyet-i İslamiye’nin çatısına veraseti nübüvvetin ocağı ehl-i beyt adına liva-ül hamd sancağını dikilmesi günleridir. 3. faslın gongu da odur. Şimdi alarm zillerini çalıyor.

      Sil
    5. @ (.) Kardeşim... Davutoğlu'nun yüz ifadesi bunun teyididir. Daha önce blogda yazıldı. Birisi diğerininin kendi gölgesi altında kalmasını istiyor. Halbuki savaşı kazanacak olan odur. Birincisi orduyu nehirden geçirecek. Bu sırada nehir suyundan bolca içenler (!) nehir kenarında kalacaklar. Savaş Davudun attığı taşla kazanılacak. Birisi savaş içinde ölecek.
      Gaybi hususat budur. Mahremdir. Doğruyu Allah bilir.

      Sil
    6. Dediğim gibi o yüz ifadesi hiç normal değil, Davutoğlu'nu akademisyenliğinden beri takip ederim, 98 yılında tanışmıştım yüz yüze. Birkaç dakika sohbetim olmuştu, Beyazıt kampüsünün yan caddesinde. Bu yüz ifadesine hiç şahit olmadım kendisinde. Sanki azarlanmış veya çok ciddi bir tartışma içerisinde kalmış gibiydi, ki aslında akademik münazaralarda bile en sert ve absürt saldırılarda dahi hep sakin haliyle örnek biri olarak gösterilir, sakin, mütebessim ve mütevazi. Yörük sabrı vardır kendisinde. Ama bu sefer ne olduysa artık patlamak üzere bir bomba gibi çıktı toplantıya ve bunu saklayamadı bile. Şimdi dün bir de parti içerisinde meclisteki oylamada -parti kaynaklarına göre hiç beklenmedik derecede- ciddi bir fire verildi. Kötüye yormak istemem ama taşlar yerinden oynayabilir.

      Sil
    7. Mahrem dememizin sebebi budur. Maksad düşman bundan istifade etmesin.

      Sil
  4. Kızıl gecelere hazırlanın... Kaos içindeki molotoflara, Hizbullah ve İsrail'in karşılıklı füze atışlarına, İsrailin Suriyeyi hızla ezmesine, İranı'ın Hürmüze müdahalesinin ardından İran'ın 7 gece 8 gün ateşlerle vurulmasına, 1 ayda mülkünün yıkılmasına, Hindistan-Pakistan arasındaki ve Kuzey-Güney Kore arasındaki ateşlere hazırlanın... Rusyanın Avrupa'yı yerle bir etmesine hazırlanın...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. çocuktum uyanığım birden gözümün önünde canladı gazeteleri okuyor haberleri dinliyoruz hindistan pakistan a atom bombası atmış 9 veya 17 milyon insan ölmüş ... haritaya bakıyoruz bombanın atıldığı yer islamabad bölgesi o zamanlar başknet islamabad değil rawal pindi idi.......bir diğeri ise yıllar önce rüyamda istanbulda akşama doğru bir deprem oluyor o gökdelenler ortalarından kırılıp kırılıp yıkılıyordu yılını görmedim veya hatırlanıyorum ama tarih 24 ocak dı

      Sil
    2. kardeşim yıllar öncesinden beri bu manada çok rüyalar görüldü. Şehrimizde bombaların patladığı yerler, yükselen mantar bulutu dumanlar.. Göklerimizde kaynaşan yüzlerce uçak... Havadan inen paraşütler.. Amerika'nın işgali ( 2 ay sonra Körfez savaşı oldu. Yani Irak'ın işgali bir manada Türkiye'nin işgalidir. Türkiye'nin işgaline giden yolda bir adımdır.)

      Sil
    3. Bir arkadaşın 2002 yılından beri süregelen mükaşefelerinde hep savaşa hazırlık.. Maddi ve manevi techizat... Temkinle yaklaşıp ifşa edilmedi.. Zamanı gelince yaşanacak.. Allah bilir. Kaderde ne varsa o olacak.

      Sil
    4. Ebu Cafer b. Muhammed b. Ali (r.a.)dan rivayet edildi. Siz üç veya yedi gün, doğudan bir ateşi gördüğünüz zaman Al-i Muhammed'in çıkmasını bekleyiniz, inşaallah-ü Teala, bir münadi Mehdi'nin ismi ile semadan nida edecek ki, doğuda batıda olan herkes bu sesi işitecek. Öyle ki korkudan uykuda olanlar uyanacak, ayakta olan çökecek, oturan ise ayağa fırlayacaktır.

      (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman , s. 32)

      Sil
  5. Mustafa Abi fuat avni denilen hainin son tweet lerine bakarsak güya AkSaray'a tedavi için İbrahim Saraçoğlu falan gelip gidiyormuş,ağrıları falan var diye yazıyor..

    ***

    Ayrıca :

    Kemal Kılıçdaroğlu @kilicdarogluk · 16 sa. 16 saat önce
    Türkiye'nin içerisinde binlerce terör hücresinin uyur pozisyonda olması, Türkiye için ciddi, açık ve yakın bir tehdittir.

    Kemal Kılıçdaroğlu @kilicdarogluk · 16 sa. 16 saat önce
    İslam'ın barış dini olduğunu göstermenin birinci koşulu, silahlı terör örgütleri ve cinayet şebekeleri ile işbirliği yapmamaktır.

    diye tweet atmış. yani YAKIN TEHDİT diyor ve suçu Ak Parti'ye atacaklar gibi..yani ortalık patlamalarla,ölümlerle sarsıldığında suçu Ak Parti'ye atacaklar.

    Bu arada bazı cemaatçilerin Karşı gazetesi sahibine 'Mart'ı bekle,Erdoğan düşecek' dediklerini de yazdı gazeteler,internet medyası.

    ***

    Abi zaman çizelgesine baktığımızda bahsettiğiniz Talut-Davud meselesinde çakışan noktalar bana göre şunlar :

    Talut = Uzun adam = Kral = Başkan = Tek adam = Recep Tayyip Erdoğan.

    Davut = Orta boylu = Yardımcı = İkinci adam = İmanı yayma + Savunma Sanayi de atılım.

    (absürt gelebilir ama ben halen böyle inanıyorum,aşağıda) :

    Recep Tayyip Erdoğan (Süleyman Çakır)

    Polat Alemdar (Gelecek Davut künyeli şahıs)

    Racon ve kafa kesme meselesi : Ortalık iyice karışınca ortaya çıkıp genel bir temizliğin Davut tarafından yapılması ki o karışıklık kapıya dayandı.

    ***

    Bence Davut yani Hz.Mehdi a.s. içimizde yaşıyor,Türkiye'de. Zamanı gelince Recep Tayyip Erdoğan'ın yanında vazifesine başlayacak. Muhtemelen yardımcısı yahutta yanındaki bir ekibe atanacak bazı kişilerin tavsiyesi ile.

    Erdoğan'ın bazı şeylerden kurtulması zor,münafıklar her yerde. Efendimiz sallallahu aleyhivesellem bile bazı münafıkları bilememiş,bildirilmiş. Cenabı Allah Erdoğan'a yardım edecek bir şahsı muhakkak yanına verecektir ve bu Şahısta beklenen Zat'tır inşallah.

    Davutoğlu Davut değildir,onun yerine Erdoğan başka birini atayabilir o gerçek Davut olabilir.

    Hz.Mehdi a.s. tahminimce 33 yaşında göreve başlayacaktır ve doğum tarihi aralığı tahminimce 1979-1980-1981 tarihleri olmalıdır. Zuhuru 1400-1401 yılları arası yani o civarda olmalıdır ancak huruç tarihi muhtemelen 33 yaş olmalı ki o da yaşadığımız zaman dilimine denk geliyor.. Gelmeden evvel Rusya'nın Avrupa'yı işgaline şahit olabiliriz,Suudların karışması,İran-Körfez savaşı hep yaşadığımız zaman dilimine denk gelecek gibi gözüküyor. Tüm hadiseler bir kıvılcıma bakıyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Uzun bir süredir Ortadoğu'daki başarısızlıklarını Türkiye'nin üzerine atma çabaları var. Körfez savaşında Türkiye'nin Amerika'ya Anadolu'dan Irak'a giriş izni verilmemesinden başlayarak, en sonunda merkezi hedefte olan Türkiyeye saldırı bahanesi için IŞİD'e yardım eden Türkiyedir argümanını hazırlıyorlar.
      Üçüncü dünya savaşından önce Türkiye Avrupadan dışlanacak ve NATO'dan çıkacak. İçerideki bazıları çok üzülecek ama bu durumun rahmet olduğu savaş çıkınca anlaşılacak.

      Sil
    2. @ Kurgucu Davud kardeş... Davud aleyhisselamın mucizesi demir elleriyle büküp zırhlar yapmasıdır. eski haberlere göre Filistî'lerin elinde esir olan İsrailoğullarına silah yapmak yasak imiş. O yüzden kendilerine hükmeden zalimlere karşı zayıf imişler. Neyse bu zilletten kurtulmak için Allah'tan kendilerine bir önder vermelerini istemişler. Bu lider Talut olmuş. Ordu kurmuşlar ama bir tek Talutta kılıç varmış. Askerler taşla sopa ile savaşıyormuş. Neyse Savaş içinde Davud'un attığı taşla düşmanın devi olan Golyat ölünce düşman bozulup yenilmiş. Davud büyük ün kazanınca Talut Davud'u kıskanmış Onu sürekli engellemek istemiş. Davud lidere saygılı davranmış, Savaşın şiddetli bir döneminde Talut ölmüş... Yerine Davud geçmiş. Davud'a mucize olarak demiri eğip zırh yapma sanatı öğretilmiş. Bundan anlaşılıyor ki Davud savunma sanayini kuran adam olacak..

      Sil
    3. Muhterem Mustafa Abi,

      Çoğu kişi zuhur ve huruç zamanlarını karıştırıyor. İncelemelerime göre zuhur doğumu,huruçta ortaya çıkışı(göreve başlayışı) temsil ediyor.

      Hadisler,rivayetler,keşifler,istihbarî bilgiler,stratejik tahminler,mevcut konjonktürler vb.şeylerin birbirine bu kadar çakıştığı bir dönem herhalde gelmemişti.. Bu çakışan dönemde 2015-2016 tarihleri civarı..O kadar çok parçayı birleştirdim ki bütün parçalar bütün olarak bu iki yılların civarını gösterdi.

      Yalnız bildiğimiz gibi doğumdan önce epey sancı çekilecek gibi görünüyor her yerel hemde dünya çapında..

      Kıskanma meselesine gelince evet Size katılıyorum. Talut Davud'u kıskanacak ancak elinden de çok şey gelmeyecek..

      Davud'un iki en belirgin özelliği iletişim araçlarını çok iyi kullanması ve savunma sanayine çağ atlatması..Diyorlar ya 2020'ye kadar ancak uçak yaparız diye mesela..geçelim bunları..sert bir adam gelirse o yılı 5 sene önceye çeker,deli gibi çalıştırır elindeki elemanları. Bize de zaten böyle bir adam gerek..

      Sil
  6. Suudların karışması olayı: Muhyiddin-i Arabiye göre Mehdi Mekke'de zuhur edecek, İlk önce yanakları sakalsız bir taifeyi -Vehhabileri- ortadan kaldırmakla işe başlayacak.

    YanıtlaSil
  7. "Birtakım fitneler olacaktır. O fitnelerde oturan ayakta durandan, ayakta duran yürüyenden, yürüyen koşandan daha hayırlıdır. Kim o fitnelerin başında dikilirse, fitneler onu yıkar. Her kim o fitneler zamanında sığınacak bir yer bulursa, hemen oraya sığınsın." (Müslim: 2886)
    "Mutlu kimse fitnelerden uzakta kalandır, mutlu kimse fitnelerden uzakta kalandır, mutlu kimse fitnelerden uzakta kalan ve fitneye maruz kalıp da sabreden kişidir. Fitneye başlayan ve çalışanın vay haline!" (Ebu Dâvud)

    YanıtlaSil
  8. 15 Aralık 2012 tarihinde memurlar.net sitesinde açtığım başlık ve yorumlarımdır..Okuduğunuz için teşekkürler..

    ***

    BÖLÜM-1

    Mehdi,Süfyan ve Deccal üçlemesi tahminlerim ve tahminleriniz :

    Mehdi a.s. tahminlerim :

    Şahıs olmalıdır.

    Hayatta olmalıdır.

    Görevine 2012-2017 arasında başlamış olmalıdır.

    Memleketi Akdeniz veya Güneydoğu Anadolu Bölgesinin illerinden birisinin sınırları içerisinde olmalıdır.

    Doğduğu yer İslâm Hukukuna göre şehir hükmünde olmalıdır.

    Şu an itibarıyla bilinen hiçbir maddi veya manevî lider olmamalıdır.

    Biat almayı devlet başkanı olmak istemediğinden dolayı kabul etmemesi gerekir zira bulunduğu ülke İslamî esaslarla idare edilmemektedir.

    Tövbesi kabul edilip tasavvufta seyri suluk denilen aşamalardan geçmeyip bir gecede ıslah edileceğinden dolayı kalp gözü açılacak ve muhteşem,heybetli,dehşetli,tarif edilemeyecek şeyleri göreceğinden dili bir süre tutulacak sonrasında da konuşmasında kekemelik bulunacaktır.

    Kaybolma meselesini gurbet olarak gördüğüm için ve bu gurbeti de 'deniz aşırı' ve 'memleketiyle kara bağlantısı bulunmayan' bir yerde geçireceğini tahmin ediyorum. Bu ülkelerde Tahminlerime göre Jamaika,Tuvalu,Solomon Adaları,Papua Yeni Gine,Yeni Zelanda,Fiji,Belize,Saint Kitts ve Nevis,Antigua ve Barbuda,Avustralya,Saint Vincent ve Grenadinler,Saint Lucia,Grenada,Bahama Adaları,Barbados,,Kanada ülkelerinden birisi veya birkaçı olabilir. Bu ülkeleri yazmamın sebebi hem deniz aşırı oluşları hem de ileride Mehdi a.s.'mın kafa tutacağı küfrün ana merkez karargâhının çocukları oluşlarından dolayıdır. Musa a.s. 'ın hikayesinde geçen hikayeyi hatırlayınız. Musa kendi memleketinden Firavunun sarayına gitmiştir. Sonrası kıssalarda mevcuttur. Ütopik görebilirsiniz ama bunlar benim fikirlerim. Konum itibarı ile kabuğundan çıkıp genişlemek/birleşmek isteyen Türkiyenin önünde en büyük engel yine kendisini bu sınırlar içerisine hapseden ülke olmalı.

    Mehdi a.s.'dan önce yahutta aynı zamanlarda Şia'nın aşırı olarak kabul edilen bir fırkasına mensup ya da arap ırkçısı bir kişi Suriye'nin kıyı bölgelerinden değilde Irak'a doğru olan verimsiz yerlerinden birinden göçebe hayatı yaşarken etrafına çapulcu,yağmacı kişileri de alıp gerilla savaşı ile etrafındaki ülkelerle savaşacak olmalı. Bu şahıs Antakyanın güneyinden kızıldenize kadar olan alanın kıyı şeritlerinde ve yer yer iç kesimlerinde bir süre hakimiyet sürmeli. Hatta bu hakimiyet sırasında Hatayı da Türkiyeden isteyebilir.

    YanıtlaSil
  9. BÖLÜM-2

    Halifelik merkezi İstanbul'da görünüyor ama Halifelik TBMM'nin manevi şahsına intikal ettirildiğinden ve TBMM Ankara'da olduğundan hareketle Mehdi a.s. muhtemelen Ankara'dan ve meclisten çıkabilir. Bana göre kuvvetle muhtemel bir sonraki meclisin içinde milletvekili ve bunun verdiği imkânla eğer Türkiye Başkanlık sistemine geçmez ise Başbakan olacağına inanıyorum(2014). Siyasi görüş olarak yazmıyorum fakat C.Başkanının kim olacağı şimdiden az çok biliniyor..Ha yukarıda bulunduğu ülke islamî esaslarla idare edilmediğinden başa geçmek istemez demiştim fakat O'nu zorlayacaklar,zorla kabul ettirecekler. Yani Zatı Şahaneleri hem ilim hem maneviyat sahibi hem de siyasî güç sahibi olacak. Anayasa yazım süresince şer'i hükümleri uygulamak için uğraşacak. Yahut Cenabı Allah bir savaş hali verir ve savaş zamanı alınan kararlar mutlak kabul edildiğinden koyduğu hükümler engele takılmadan kanunlaşacak. Aslında bu bazı kişilerin konuyla alâkalı 'O gelmeden bir ülkeyle savaşılacak' sözlerine paralellik arz ediyor.

    Şimdi Mehdi'den ve Süfyan'dan kısaca bahsettikten sonra Deccal'den bahsedeyim biraz,kendi kanaatimi yazıyorum :

    Bir cessase hadisi var. Hadiste bir adada manastır içinde zincirlenmiş deccalden bahsediliyor. Manastır Hristiyan,Hindu ve Budist inanışlarında önemli bir yer tutar.

    Bu hadiste Temim ed-dari isimli önceleri hristiyanken sonradan müslüman olan bir Sahabe başından gelenleri anlatmış. Bu Sahabe manastırın yapısını,görünüşünü bildiği için gördüğü yerin bir hristiyan ibadet yeri olduğunu kabul ediyor, diğer hindu ve budist manastırı olma ihtimallerini eliyorum.

    Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellem Deccalin bulunduğu yerin(adanın) şam veya yemen denizinde olmadığını daha doğuda olduğunu belirtmiştir.

    Hadisteki kişi dalgaların kendileriyle bir ay oynadığını ondan sonra bir adaya çıktıkları belirtiliyor. Bununla ilgili ben şöyle düşündüm : Bu akıntı gemiyle oynadığına göre mantıken git gel şeklinde olmalı ve bu kişileri o zamanlar hristiyanlığın yaşandığı,hristiyanların bulunduğu bir adaya çıkarmalı. Yolculukları Aden körfezinden sonra Arab Denizine çıksın. Oradan akıntı haritalarına baktığımda muhtemelen akıntılar doğu-batı yönünde onları git gel yaptırdı veya daha doğuya ya da güney akıntısı ile güneye doğru sürükledi zannediyorum. Buradan karşıma belli başlı adalar çıkıyor : Maldivler,Britanya Hint Okyanusu toprakları,Seyşeller,Komorlar,Mauritius. Neden işin içine Sri Lanka ya da Mozambik adasını katmıyorum ? Zira hadisteki şahıslar çıplak göz ile vardıkları yerin bir yerin kıyısı değilde ada olduğunu fark edebiliyorlar,yani gözle seçilebilen ve ada olduğu fark edilebilen küçük bir ada olması lâzım geliyor Allahu alem.

    YanıtlaSil
  10. BÖLÜM-3


    Tarihi bilgilere bakarsak Seyşeller ve Mauritius adalarına zamanında arap tüccarlar gelmişler. Şimdi Temimin anlattığı olayda cüsse bakımından en büyük insan,elleri birleştirilmiş vaziyette boynuna sıkıca bağlı,diz kapağı ile topukları arasında demirler bulunuyor. Kıyıdaki yaratık bu iri yarı kişinin adaya gelen araplardan haber beklediğini söylüyor ve kendisini tanıtma ihtiyacı duymuyor sadece ben cessaseyim diyor geçiyor. Hz.Ömer'e Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellem Deccalı öldürmesine gücünün yetmeyeceğini söylüyor. Biraz karışık oldu sanırım. Deccalin tutulduğunu zannettiğim adalardan birisine(maldivler) İslam Peygamberinden(s.a.v) önce (M.S.300'den sonra)romalılardan kaçan hristiyanlardan birisi irşad için gelmiş. Sonra etiyopyaya(aksum şehri) ve sonra antakyaya dönmüş. Diğer adalar hakkında yorumu olan varsa yazabilir. Bu arada Britanya Hint Okyanusu topraklarından bahsedemedim. Orası hakkında da şüphelerim var. Konum olarakta hadisin benzediği adalara benzer konumda. Ayrıca orası nüfustan arındırılmış ve askeri üslerin bulunduğu yerler. Google da haliyle bir kısmını yakın biçimde görmek mümkün değil. Yalnız süleyman adası diye bir yer var. Aklıma üç harflileri çalıştıran Hz.Süleyman a.s. geldi hemen..Zincirlere vurulup çalıştırılanlar..ilginç..

    Fazlasıyla ütopik gelebilir bu yazdıklarım fakat ben kısaca devam edip sonraya bırakacağım yazacaklarımı.

    Deccal insan ve insan dışı varlıkların birleşiminden olmuştur zannediyorum. Bu varlık vakti zamanı gelince uzaydan gelme senaryosuyla dünyaya inecek/indirilecek. Bunun için dünyadaki inkârcı mahfiller ona müsait yer ve zaman hazırlayacaklar. O da muhteşem bir görsel şov ve sihir ve illüzyon ile gökyüzünden inecek. Daha sonra dehşetli günler kapıda belirecek..

    Yalnız ondan önce dünyada ekonomik,sosyal vb. büyük buhranların olması,İsrail ve İran devletinin bulunmaması,Avrupa Birliğinin dağılıp her şeyiyle yerlerde sürünmesi lâzım.

    YanıtlaSil
  11. BÖLÜM-4

    Anlamadığım için soruyorum peşinen özür..

    İkinci yazınızda halifelikle mehdiliği bir tuttuğunuzu anladım.. Halifelik makamı TBMM'de olduğu için mehdi de Ankara'dan çıkar dediniz de.. Nasıl yani ? İkisi bir mi sizce ?

    Ve öyleyse sizce Meclisten bir mehdi çıkabilir mi, buna inanabiliyor musunuz ?

    Sayın dutxuri,

    Evet ikisi birdir. Evet Ankara'dan yani ya TBMM'den çıkar ya da TBMM'ne dışarıdan direkt atama ile gelir. Açarsam :

    Ya 2014'te milletvekili olarak seçim yoluyla sağ cenah bir partiden(ya akp'den ya da akp'den bölünerek akp'ye rakip olacak bir partiden),

    Ya da Cumhurbaşkanı tarafından dışarıdan Başbakan olarak atanacak(C.Başkanının buna yetkisi varmı bilmiyorum).

    Başka bir ihtimal daha var :12.Cumhurbaşkanı , 1.Başkan olarak seçilmesi. O nasıl olur bilemiyorum fakat 12.Cumhurbaşkanı olma ihtimali de var.

    Bu Meclise girme öncesinde Allah tarafından bir gecede ıslah edilmesi hadisesi var. Bundan dolayı da manevi dinamikler kendisinden hemen haberdar olacak,kendi çevrelerini de haberdar edecekler. Ondan en başta haberdar olacaklar sayıları iyice azalmış Tasavvuf büyükleri(gerçek Şeyhler) olacak.O'na hemen biat edecekler. Ondan sonra tabii ki de müridanlar..

    YanıtlaSil
  12. BÖLÜM 5

    işin bir başka boyutu : 2014 seçimlerinden önce muhtemelen terörle mücadele kapsamında çalışmalar yürüten bir kuruma bürokrat olarak atanma ihtimali de var. Ha ondan önceki iş hayatında memurmudur,işçimidir,işşizmidir bilemem.

    hatta tahminimce bu terör belasına karşı en iyi reçeteyi sunacağı için başkanlık,başbakanlık ya da belki de tahminlerimin dışında cumhurbaşkanı da olabilir. Bu makamlar ya üstündeki bir makam tarafından ya da halk tarafından kendisine verilir..ben böyle tahmin ediyorum.

    Mehdi a.s.'da acaip bazı özellikler bulunacak,bu da hani mesela biz bazen içimden bir ses şöyle dedi böyle dedi deriz ya aynen onun gibi içinden bir ses O'na yön verecek,yol gösterecek,gizli olanı aşikâr edecek,insanlar fark etmeden yüzlerinden dost mu düşman mı yalan mı söylüyor hain mi anlayacak. insanların suretleri huylarına göre hayvan suretlerinde de kendisine görünecek.

    Farklı boyutlardaki farklı varlıkları da müşahade edebilecek. Maddeye Cenabı Hakkın belirlediği ölçüde hükmedecek. Matrix filminde kurşunları durduran başroldeki eleman gibi. Örnek veriyorum,konuyu cıvıtmak gibi bir amacım yok..

    Şimdi hemen yahudi hayranı olduğum sanılmasın fakat ufuktaki bir savaş sonunda yahudilerin kutsal sandığını kendilerine gösterecek ve onlarda bu sebepten dolayı moral hasıl olacak,lâkin yine de devletlerini kaybedecekler. Bana kalırsa Hz.Mehdi a.s. şu an dahi yani Cenabı Allah ıslah etmemiş olmasına rağmen o sandığın yerini en azından tahminen biliyor.

    YanıtlaSil
  13. BÖLÜM-6

    Bu arada Mehdi a.s.'mın bitmek tükenmek bilmeyen bir maddiyata sahip olacağını tahmin ediyorum ki kendisi evvelce zengin olmayacak fakat kendisi ıslah edildikten sonra kendisine verilmesi için emanet bekletilen küçük çaplı bir hazine verilecek. Bu küçük hazinede kendisine meşayıhlar görevinden haberdar olduklarını anladıktan sonra takdim edilecek. Bu küçük hazine bereket sırrıyla yaşadığı sürece bitmeyecek,devamlı dolu surette olacak. Tahminim bu bir kesede yahut torbada yahut çuvalda saklanan çeşitli ebadlarda altınlardır. En doğrusunu Allah bilir.

    Sayın duxturi,

    Ben şahsen o şekilde bir kişinin çıkıpta ben mehdiyim diyeceğini zannetmiyorum. Yalnız şu da var ki bazı mihraklar O'ndan önce halife diye başımıza birisini getirebilirler,bu olabilir. O zamanda O'ndan evvel çıkacak olan,etki yönünden zayıf ve zekatları toplayacak kişinin zuhuru gerçekleşebilir. İyi geceler diliyorum.

    YanıtlaSil
  14. BÖLÜM-7

    Arkadaşlar ben zaten bu tahminleri yaparken özellikle hadislerden alt yapı kurduğumu belirtmiştim.

    Kısaca devam edeceğim,dalga geçenlere hakkım helal olsun..

    Mehdi a.s.'dan önce yahut aynı zaman diliminde ortaya çıkacak olan Süfyan namındaki kişiden önce şu anda Mısır toprakları üzerinde bulunan devletin işgal edilmesi gerekiyor.

    Süfyan çıktığı zaman Irak'a da saldıracak. Öyle böyle değil. Bazı şehirlerinde resmen katliam yapacak. Sonra İran'a da saldıracak. Türkiye'ye de saldıracak. Ve en son Allahu Alem Suudilere saldıracaktır.

    Neden Hazret 1979 dan sonra doğmuştur dedim. Zira 1400 Hicri de gelmesi gerekiyor.

    Neden memleketi için iki bölge söyledim. Zira o bölgeler sami ırkının bizimle en çok karıştığı yerlerdir.

    Göreve başlama tarihleri 30-40 yaşları arası olacağı ve şu anda söyleyemeyeceğim şeylerden dolayı 2014'te gerçekleşmelidir.

    Biat almayı ve başa geçmeyi tağutu tasdik etmediğinden dolayı istemeyecek,zorla başa geçirecekler.

    Hadislerde denizi aşıp geleceğinden bahsediliyor. Bu ve yine açıklamaya vaktim olmadığından dolayı o dediğim ülkelerde bulunması gerekiyor. Hala oralardamı yoksa gelmişmidir bilmiyorum.

    TBMM'den ya da dışarıdan devlet içine atanacağına hiç kuşkum yok.Bu da bende kalsın.

    YanıtlaSil
  15. BÖLÜM-8

    Bazı fiziksel özelliklerin benim anladığım kadarı ile açılımı :

    ön dişleri parlak deniliyor. şimdi bir insanın sadece ön dişlerinin parlak olmasını ben şöyle anlarım : bilindiği gibi bazen bazı dişler çürür ya da bir sebepten ötürü(kaza vb.) kırılabilir ya da diş eti hastalıklarından dolayı diş etinin çekilmesi neticesinde diş kendiliğinden düşebilir. Bu sebeplerden mütevellit oraya cerrahi bir operasyon ile takma diş takılabilir. Her ne kadar teknik ilerledi ise de birebir aynı diş renginden takma dişler takılamayabilir. Ön dişlerin sınıflandırılmasında orta kesici ön dişler ve yan kesici ön dişler vardır. Bu da burunun ucunun hemen altındaki sağlı sollu iki diş ile bunların yanlarındaki yine sağlı sollu iki dişe tekabül eder. Yani toplamda dört dişten oluşur. Eğer ön dişleri parlaktır diye belirtilen ve İmam Ali r.a. Hazretlerine dayandırılan hadis sahih ise benim ifadelerim bunu karşılar.

    çekik gözlülük rivayeti de sahih ise bu da onun ırk karışımında sami ırkının yanında türkmenlik ve benim kuvvetle muhtemel bulduğum yörüklük olacağını gösterir ki memleket babında söylediğim yerlerde adana civarı ve akdeniz yöresindeki konar göçer yörük soyları bu tahminime yol verecek cinstendir.

    karnı geniş diyor. yapı itibarı ile geniş karınlı olmasının yanında kilo aldığı zaman yan taraflarına verdiğini tahmin ediyorum.

    sağ bacağında iz vardır deniyor. bu da bir ihtimal kaza ile bağlantılı bir yara izi olmalı diye tahmin ediyorum.

    eğer gerçekten alnında hafif bir iç bükeylik varsa bu da tahminimce kazadan dolayıdır.

    orta boylu deniyor. bu da bana 1.80'den küçük 1.70'den büyük rakamını veriyor.

    YanıtlaSil
  16. BÖLÜM-9

    bunları tahmin olarak yazıyorum. kimseyi Mehdi ya da başka birşey yapma gayretim yok. sadece anladıklarımı,araştırdıklarımı,gördüklerimi paylaşıyorum.okuyan okur okumayan okumaz..kimseyle polemiğe girmek istemiyorum. biraz daha devam ediyorum.

    her peygamber çobanlık yaptığı üzre Zatı Şahaneleri de çobanlık mesleğinden nasibini alsa gerek. Yalnız bu lugavî manâda bir meslek olmamalı. ya bir dernek faaliyetinin başı,yahutta meslek itibarı ile hayvanlarla ilgili bir meslekle iştigal etmiş yahut ediyor olmalı. bu da benim aklıma veterinerlik mesleğini getiriyor. bununla beraber eğer bir devlet kurumunda mesleğini icra etmişse ya da halen ediyorsa bu da bazı rivayetlerden neden beyaz giydiğini açıklar. sağlıkla uğraşan zatlar beyaz önlük giyerler.

    bazı şeyleri toparlayıp tekrar yazayım. orta boylu 175-179 civarı,kilolu,ön dişleri takma,meslek istibarı ile veteriner,yörüklük karışımı olan çekik gözlü.

    YanıtlaSil
  17. BÖLÜM-10

    İKİ KİŞİYLE ÖZEL YAZIŞMALARIM :

    Normal sıradan hatta günahkar,korkak,ilim bilmeyen ama bir gecede terbiye edilmiş, hiç bir şey bilmez iken bir anda mana aleminden bilgi akımına uğrayıp acizliğinin son derece bilincinde olan..

    Orta halli elinde sihirli deynek olmayan ,şansa ve sihir gibi şeylerin de her şeyin Allah tan geldiğine inanan sıradan bir İnsan..

    Yani süper man beklemiyorum işin doğrusu...Ama ilim fışkırmasını bekliyorum...

    Birde sevimli biri olacagını düşünüyorum efendimiz s.a.v de çok sevimli birisiymiş..

    Allah çok cahilden de alim çıkarır,isterse tahtadan da insan yaratır..Bence biraz şaşkına dönecegiz sanki..Beklemediğimiz birisi olacak belkide...

    Ama fıkıhçılar ile çok çatışacak,bu nedenle bir çok islam alimi düşman olacak ta deniliyor..

    Görelim mevla neyler neylerse güzel eyler..'''

    kardeş dinine imanına hiç gördün mü O'nu ? gerçek hayatta ya da rüya aleminde ? bak ben daha evvel seninle bu konuda dalga bile geçmiştim,inanmıyordum O'nun geleceğine..ama şimdi inanıyorum hemde tüm kalbimle..senden birşey rica ediyorum..O'nunla alakalı ne biliyorsan anlat lütfen..bilinen şeyleri değil tahmin ettiklerini,bilinmeyenleri yazmanı istiyorum,çok rica ediyorum..birde nasıl gelecek?neler yapacak?bak üst üste 3 konu açmıştım farklı bir açıdan Mehdi a.s. diye.orada da benim tahminlerim var.ne olur uzunca yaz,sabırsızlıkla bekliyorum,Allahına gurban olurum kardaşım..

    kaan.

    YanıtlaSil
  18. BÖLÜM-11

    YAZIŞMALAR DEVAM :

    kaan yakup kardeşim merhaba,

    biraz geç olcak ama foruma uzun zamandır girmiyom, mesajını şimdi okudum.

    "dediğiniz teknoloji meselesini açarsanız memnun olurum. ayrıca size göre Mehdi nasıl biri ve işlerini nasıl görecek ? bildiklerinizi paylaşırsanız çok memnun olurum.saygılar." yazmışsın.

    bende evvelden edindiğim bilgilerle anlatmaya çalışayım.

    teknolojiyi eş anlamlı olarak gelişim, ilerleme gibi kavramlarla açıklarsak her hangi bir konuda teknoloji o mevzu olan alanda gelişim ilerleme diyebiliriz.

    Mesela savaş teknolojisi, savaş zamanlarında kullanılacak araçların günün şartlarına göre dizaynı. Eskiye göre daha gelişmişi gibi. Mehdinin günümüz şartlarından daha ileri bir teknoloji kullanması 2 faktöre bağlı.

    1. Muazzam bir maddi gücü olmalı

    2. Araştırma Geliştirme(AR-GE) konusunda bugünün buluşlarından

    faydalanıp çok hızlı ve akıllıca çalışmalı. Tabi bu çalışmalar ekiple olacaktır. Hani hadislerde geçiyorya mehdiye 313 kişi biat eder diye. İşte bu ekiple.

    Mehdinn maddi gücü nerden gelebilir diyede birkaç fikir edindim.

    Hadisler ışığında, Mehdinin bütün hazineleri çıkaracağı yazar.

    Bunuda sanırım ilahi telkinlerle yada cinlerle yapıcaktır.

    Birde kendi cemaati olacak diye düşünürsek bu cemaate katılanların maddi gücü varsa burdanda bir kaynak sağlıyabilirler.

    Teknolojiyi tanımlarken aslında şu 3 şeyide yazmak gerek.

    Teknoloji = zaman + Maddi Güç(Para) + Ar-Ge

    Mehdinin çalışma sistemi bana göre şöyle olabilr.

    Mesela bir buluş ortaya çıkar onun ardından geliştirilir.

    Cep telefonunun atası sabit telefonlar gibi.

    Yada geçmişte buharlı trenlerin bugünün elektrikle çalışan trenlerin atası olduğu gibi. Mehdinin çalışma sistemide eski buluşları hızlı bir şekilde geliştirip ortaya yeni şeyler çıkarmak.

    Bu gelişim her alanda devam ediyor.

    Ancak bir alanda teknoloji paylaşımı pek olmaz. Savaş teknolojisi.

    Belli başlı gelişmiş olan ülkeler kendi silahlarını kendileri geliştirir. Bunu yaparken düşman niteliğindeki ülkelere casus vs. gönderirler. Bu ülkelerdeki savaş araçlarını vs. kontrol ederler.

    Mesela bugünlerde a.b.d nin iranın uranyum zengnleştirme faaliyetlerini kontrol etmesi gibi.

    Ve bunlara yönelik önlemlerini alırlar.

    Mehdinin akıllı biri olduğunu daha önce okuduğum hadislerden biliyorum. Konuyla ilgili "Allah Mehdiyi bir gecede ıslah eder (ilimle donatır)"

    bu hadis mehdinin ilminin muazzam bir şekilde bir gecede

    zirve yapacağına işaret olabilr. Bu demektir ki ilmi normal bir insan zekasından ilminden kat kat yüksek olacak.

    YanıtlaSil
  19. BÖLÜM-12

    YAZIŞMALAR DEVAM :

    Maddi gücü olcak, ilmi olcak ve bunları bütünleştirdiğimizde

    günümüz teknolojisinden daha ileri yeni buluşlar ortaya çıkarabilir anlamına geliyor. Zekası ve ilmiyle. Tabi bu ilmi hadislerde geçen 313 kişiyle paylaştığını düşünürsek yani onlarıda eğittiğini düşünürsek karşı koyulması güç bir ordu ortaya çıkabilir. Bunlar belki ütopik gelicek ama elinde asasıyla herşeyi biranda düzeltecek biri beklemekten daha mantıklı.

    Sahih hadisleri birleştirdiğimizde ortaya çıkan bunlar.

    Mehdinin kişiliğine gelince, tahminlerime göre söylüyorum, sevecen dost canlısı biri olcaktır. Ancak çevresindeki insanların pek kââle almayacağı kendi halinde biri. Belli bir yaşa kadar bu şekilde biri olucaktır. Ta ki ilim gelene kadar.

    Birde Hz.İsa ile Mehdinin aynı kişi olacağını düşünüyorum.

    Daha öncede birkaç yerde okumuştum. Aynı işleri herikiside yapıyor ve bir hadistete "İsadan başka mehdi yoktur" deniyor.

    Bunuda şöyle açıklayabiliriz, Kuranı Kerimde Hz. İsa ile ilgili geçen bir ayette Hz.İsanın öldürülmediği Allah tarafından göğe yükseltildiği yazılıdır. Bu yükseltilme ruhendir. Bazı alimler bedenen ve ruhen demiştir, bazılarıda sadece ruhen demiştir.

    Şahsen ruhen olduğunu düşünüyorum. Hem bu şekilde düşününce birçok şey yerine oturuyor. Hz. İsa göğe çekildiğinde 33 yaşlarındaydı, Mehdinin gönderilme yaşı hadislerde 30 ile 40 yaş arasında olduğu halde gönderilecektir diye yazar.

    Yani 33 olabilr. 30-40 arası sonuçta. Burdan şu çıkıyor. Eğer hz.İsa ve mehdi aynı kişiyse mehdi 33 yaşına kadar sıradan bir insan olucak çünkü daha önce yaşadığında 33 yaşına kadar Ruhül Kuddüs ile desteklenmişti.Ta ki beşikteyken konuşmasından Göğe yükseltilene kadar. Ve mehdi olarak yeniden geldiğinde "bir gecede ilimle donatılacak" denmeside 33 yaşında olacağını düşünüyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mesih ile Mehdi aynı kişi değildir. Biri Deccale diğeri Süfyana karşı mücadele eder. Mehdi zuhur ile hizmetine başlar, Hz. Mesih ise nüzul ederek. Mehdi Süfyan’ın siyasi hakimiyetinin başlamasından yani hilafetin ilgasından ertesi yıl hizmete başlar. Hz. Mesih ise Deccal'in Hıristiyan alemini siyasi ve askeri tehlike oluşturduğu dönemde (1945 sonrası) nüzul ederek hizmete başlar.

      Mehdi ve Mesih’in Süfyan ve Deccali etkisiz hale getirmesinden (yani Deccallerin hurucundan) 100 yıl sonra her iki dini kullanarak çarpıştıran Deccallerin neseben bağlı olduğu ve küresel hakimiyet kuran Yahudi’nin üzerine yönelir. Bu bir ittifaktır. Çünkü dini ilimler yani veraset-i nübüvvet Mehdi’de daha doğrusu Mehdi cemaatinde olacağından, siyaseti yani dünya siyasetini çekip çeviren Mesihiyet ile ittifak eder. Ve gelir Yahudiyi temize havale eder. Terör ve anarşinin manbaı olan küresel fitne sona ereceğinden dünya sulh-u umumiye kavuşur. Tevhid dinin hakimiyeti başlar. Yani Hıristiyanlık tasasaffi ederek İslam’a yaklaşır, Mehdiyet de İslam Alemi’nde Türkiye’den başlayarak hakimiyet tesis eder.
      Bunun da başlangıç tarihi 2002 hakimiyetinin görüleceği tarih 2021’dir. Talut ve Calut kısası 314 kişi ile hizmete başlayan Mehdi’ye bakar. Rivayetlerde deccal öyle azim mücessem gösterilir ki, Mehdi onun yanında minnacık gibi kalır. Ama o deccalin dizinden vurarak çökertir. Bu da geçen yüzyılda oldu. Decaller yokken nasıl olur da Talut-Calut kısasına hadiseler hamledilir şaşırıyorum. Bu iş mahrem değildir. Apaçık ortadır.

      Bu dönem armageddonu yönetecek Mehdi’ye tabi ve aşina onun kumandanı, ki bu asker değildir, ve savaşı yönetecek sivil kişi Cehcah’ın dönemidir. Kahtani ile Cehcah aynı kişidir. Tıpki Mensur ve Mehdi’nin aynı zat olması gibi. Siz gözünüzü Ayasofya’dan ayırmayın. İşin püf noktası orası.

      Gaybi teşbihler ve misaller ve mecazlar kelime manasıyla değil işari anlamıyla tevil edilir ya da vukuundan sonra. Bence Mehdi beklentisi beyhudedir. Milleti bir nevi yanlış yönlendirir. Ama Mehdiyet olarak açıklanırsa o doğrudur. Bu iş geleneksel İslami kıstaslarla değil Halifetullah olan Mehdi’nin getireceği tecdidi kıstaslar açıklanabilir.

      Herkes bir siyasi makam ve hadiseleri söylüyor ama, Mehdi'nin dini ve ilhami eserini görmüyor, onu aramıyor, bir Battal Gazi tasviri içinde. Yani Kur'an'ın bu zamana göre açıklayacak eser yokken nasıl Mehdi zuhur eder anlaşılır gibi değil. Din ilimdir. Bir kitaba ve onun kitapçıklarına baka,r sünetete ve Hadislerine bakar. Bir kaç politikacıya bakmaz. Kitapsız esersiz Mehdi olmaz beyler.

      Sil
    2. Talut / Davut olayı halen gözümüzün önünde cereyan ediyor. Bu bir bakış açısıdır. Mahrem olması şimdilik düşmanların bu durumu bir yara haline getirmemesi için denmiştir.

      Sil
    3. Talut /Davut olayı hususi bir hadisesidir. Mehdi / Süfyan manasında serd edilmemiştir.

      Sil
    4. Sizin mahremiyet endişenize katılıyorum. Vazife-i ilahiyeye karışmamak esastır. Ama Talut-Calut kısası azınlık ehl-i hakkın batıl çoğunluğa galebesidir ki, o da Mehdiye işari olarak bakar. Şimdiki mesele finaldir. Güçler dengesi müsbetin lehine gelişmiştir. Talut kısasının bu kadar ayağı düşmesinin sebebi de cemaattir. “Talut’tan sonra esas galip bizim Pansilvanyalı olur” görüşünü yayıp zihinleri bulandırdılar. Ama ilahi irade nalıncı keseri olmadığından battılar. Çünkü Davut başkası çıktı. Çok fena şiştiler. Ben Haziran seçiminin tarihinin tevafukunun (7.6 =13’ün)işaretinin gölgesinde geçeceği ümidindeyim. 1+3. 1 (Bu tamam Risalelerin tahrifinin önlenmesi) + 3’ün ikisi 30 Mart ve 10 Ağustos. Kaldı, 7.6 seçimi. Şartları bozulmazsa artık nehir geçilecek ve ……

      Sil
    5. Arada sıkıntı var. İnşallah yara olmaz. Tek adamlık ikinci bir adamı kabul etmez. Parti gerek seçim öncesi ve gerek seçim sonrası çok büyük testlerden geçecek. Daha önce yazdığımız % 60 - 70'i tam dindar mütedeyyin parti bu düşüncenin ifadesidir. Hem de Talut nehirden geçerken çoğu nehir suyu ile imtihan edildiler. İşe yaramazlar içeride kalırsa başarıyı engeller. Allahın takdiri olacak. Allahın takdirinde hayır vardır. Biz bazı hadiseleri şer zannederiz, halbuki bunda hayır vardır. Zaman zaman kaderî ameliyatlar olacaktır. Olması gerektir. Erken laf etmek hatadır. zaman en iyi müfessirdir.

      Sil
    6. Radikal gazetesi yazarı Murat Yetkin, AK Parti'nin dönüm noktasında olduğuna dikkat çekti. “Birinci AK Parti dönemi yolsuzluk oylamasıyla bitti. İkinci AK Parti dönemi kurulmaktadır. Artık "davaya sadakat" esası yerine "lidere sadakat" esasında yeni bir dönem kuruluyor. 10 Şubat Yeni AK Parti’yi oluşturma aşamasında önemli dönüm noktası olacağa benziyor. “ dedi.

      Sil
  20. BÖLÜM-13

    YAZIŞMALAR DEVAM


    Aslında burda rearkarnasyon gibi birşey görüntüsü var ama öyle değil. Çünkü araştırırsan Hz. İsa nın bütün yaşamı boyunca Ruhül Kuddüs ile desteklendiği yani ondan bir ruh olduğu yazar. Hatta hristiyanlar bunu abartıp 3 leme inancına döüştürmüşler. Biz işin aslına bakarsak ruhül kuddüs Haktan gelen temiz ruh olarak Hz.İsanın doğmasından son anına kadar onla olan ruh olarak düşünmeliyiz.

    Ancak bu ruhun diğer insanlarınkinden farkı var. Öyle olmasaydı Kuranı Kerimde özellikle belirtilmezdi.

    Yani rearkarnasyon olayı burda bu sebebten olamaz.

    Ruhun asli sahibi Allah Telala. Her insandaki ruhun sahibi de elbette Allah Teala ama ruhül kuddüs Allah katından temiz, kötülükten arınmış ve ilimle donatılmış olarak gönderilmiştir.

    İşte bu ruh mehdiye 30 ile 40 yaş arasında olduğu bir zamanda bir gecede verilecektir diye düşünüyorum. Mehdinin ilimle donatılması aslında bu ruhun mehdiye verilmesi olabilr. Dikkat edersen bu adetullaha aykırı değil. Yani içinde bulunduğumuz sınava aykırı değil. Çünkü ruhun verilmesini hiç bir insan göremez. Ama gökten bedenen inen biri olsa sınav ortamı kalkar.

    Şimdi ortaya bir soru daha çıkıyor, pekiyi mehdi 33 yaşına kadar nasıl yaşıyor. Yani ruhül kuddüs mehdiye gönderilecekse ve mehdinin kimliğini alıcaksa mehdi 33 yaşına kadar ruhsuzmu yaşıyacak. İşte burası insanı hayretler içinde bırakır.

    Yaptığım araştırmalara göre ibni arabi nin eserlerindendi sanırım hatemül evliya diye bir kişiden bahsedilir. Bu kişi mehdinin tasavvufi adı olabilr diyede eserde yorumlamışlardı. Eseri bulup okursan daha net anlıyacaksın. Hatemül veli denen kişi evveli ahiri bir olan bir vasıfa sahip diye düşünüyorum. Yani zaman ötesi. Ve belki inandırıcı gelmiyecek ama ruhül kuddüs aslında mehdinin kendi ruhu. Ve geçmişte Hz. İsayı desteklemek için haktan gönderilen ruh. Bazı alimler bu ruhu cebrail olarak tanımamışlar. Nekadar doğrudur bilmiyorum ama ben bu şekilde düşünüyorum. Ruhül kuddüs yani hristiyanlardaki adıyla kutsal ruh Hz. mehdinin ruhu. Mehdi 30 lu yaşlara kadar kendinin mehdi olduğunu bilmeyecek deniyor ya hadislerde. İşte burasıda yerine oturuyor. Mehdi olduğunu ilim verilene kadar bilmeyecek çünkü öyle bir ruha sahip olcakki bu dünyada bedenen yaşadığı halde

    kendinin farkında olmıyacak. Mesela nasıl uyurken nerde olduğumuzu hatırlamıyorsak, mehdide ilim verilene kadar uyku halinde olabilr. Çünkü zaman ötesinde yazşıyor olcak. "Kendi dünyasında" veya "kendi halinde" derler bazı insanlara, halk dilinde bu tabirler kullanılır. Bu tanımlamalar dünyada yaşadığı halde çevresinde olan bitenlerden habersiz, ilgisiz olan kişilere denir. Mehdinin belli yaşlara kadar böyle olacağını düşünüyorum.

    Senin aktaracağın bişeyler varsa mesaj atabilirsin.

    A.E.O kardeşim, hayırlı günler.

    YanıtlaSil
  21. BÖLÜM-14

    YAZIŞMALAR DEVAM

    Kardeşim merhaba,

    benim konuma şöyle yazmışsınız :

    *************************************************

    ''' kaan yakup

    mehdi diye beklenilen zat cumhurbaşkanı, başbakan gibi üst düzey yönetici olamaz. ülke yönetimini etkilemesi bakımından bu üst düzey yöneticileri birliğine davet eder ve kabul edenlerle yoluna devam eder. amerikayla yada başka ülkelerle ittifak yapıcak demişsin fakat

    ittifak etme işi mehdinin işi değil, mehdiyi emir üzere gönderen varken mehdi kendi kafasına göre hareket etmez kardeşim. sen hiç gördünmü Allah bir emir versinde geri çevrilsin? olacak işmi? madem mehdinin geleceğine inanıyorsun ozaman mantıklı düşünmek gerek. 124 bin peygamber gelmiş geçmiş ve insanları hep hak dine davet etmiş, ama insanların büyük kısmı icabet etmemiş. Şimdi mehdi gelipte bu tip insanlarla ittifakmı eder sence?

    hayır, emir ve yasakları sunar, hatırlatır yola gelmeyeni imha eder bu iş biter bu kadar basit. Asıl soru bu, bunu nasıl yapar?

    işte bu forumda ve başka yerlerde mehdi ile ilgili yazıları alaya alanlar hep buraya takılır, "mehdi gelipte hiç kimsenin yapamadığı bu işleri nasıl bir çırpıda yapar?" diye alaya alırlar.

    Kalkıp biride der ki, Alla dilerse herşey olur. Elbette olur ama adetullah diye bişey var kardeşim. Bu kıyamete kadar sürer.

    yani olağanüstü birşeyler olamaz. Olsa sınav ortadan kalkar.

    geriye bir seçenek kalıyor. mehdi denen kişi okadar akıllı olacak ki

    rusyanın,amerikanın, japonyanın vs. kullandığı teknolojinin belkide 20-30 yıl ilerisinde bir teknoloji kullanacak.Bunu nasıl yapar o ayrı mesele.

    Şahsen mehdinin geleceğine inanıyorum, mehdi ile ilgili birçok uydurma hadis olduğunada inanıyorum, Ancak hadisleri değerlendirip iyi analiz etmek gerek. Elinde sihirli deynekle dolaşıp insanları doğru yola ileten bir mehdi beklentisi çok yanlış ve saçma.'''

    ***********************************

    dediğiniz teknoloji meselesini açarsanız memnun olurum. ayrıca size göre Mehdi nasıl biri ve işlerini nasıl görecek ? bildiklerinizi paylaşırsanız çok memnun olurum.saygılar.

    YanıtlaSil
  22. BÖLÜM-15

    YAZIŞMALAR DEVAM

    Sevgili Kardeşim,

    Anlattığım arkadaşım 2008-2009 yılları arasında 1 buçuk sene ruhî tedavi gördü. Bir kıza delicesine aşık oldu fakat işleri olmadı. O da kendi işinden istifa edip kızın peşine düştü kısa bir süre. Sonradan Ankara'da tanıdığımız bir nakşibendi şeyhinin yönlendirmesiyle Ankara'nın bir ilçesinde bulunan bir hocadan tedavi gördü. Önce 1 ay okunmuş su içti,sonra da ona verilen bir dua kâğıdını beraber bakırcılardan birinde kaplattırıp kolye yaptırdık(beraberdim),onu da bir yıl üzerinde taşıdı. Şimdi öyle bir sorunu yok. Bu konuyu çok yakından takip etmiştim. Kendisini tedavi edecek kişiye gittiğinde kendisinde bir musallat olduğunu söylemiş o kişi. O musallat dişi imiş. Ne evlenebilir ne de adam akıllı yuva kurabilirmiş. Zaten sonra bu durumlardan kurtulduktan sonra evlendi.

    Evlenmeden önce ilkokulda,ortaokulda ve lisede aşık olduğu bir kız/kızlar vardı ben iyi hatırlıyorum. Okullarımız ve mahallelerimiz hemen hemen aynı.

    Aynen dediğiniz gibi kimliksizdi. Liseden sonraya kadar herşeyini abisi beğenirdi(ayakkabı,kravat,ceket vb.).

    Bu kimlik arayışı meselesi içinde başka bir kişiyi hissetmesi demek sanırım. Evet,son zamanlarda kuvvetlice bu arayışa girdi. Ben kimim gibisinden şeyler,birşeyleri beğenmeye başladı. Daha geçenlerde ilk defa adam akıllı ayakkabı beğenip almış. Adamın yaş 32 düşünün ! Önceki yazdıklarımda bakarsanız içindeki ikinci kişilik stand-by'da bekliyor. Ne zaman çıkar bilemiyorum. Yalnız kendi kafasında kurduğu bir sürü projeler var. Benimle de paylaştı. Fakat bunlar için büyük maddî güç lâzım,nereden bulur bilemiyorum..

    Neyse,hayırlısı diyelim. Paylaşacağınız şeyler varsa paylaşırsanız sevinirim.

    Not : Arkadaşın hayatında adam akıllı beğendiği kişi ilginç ama : Batman.. Batman'in süper güçleri yok ama çok zeki ve paralı.

    YanıtlaSil
  23. BÖLÜM-16

    YAZIŞMALAR DEVAM

    Kaan kardeşim biraz geç yazıyom kusura bakma,

    anlattığınız kişinin 3 harfliler tarafından bir problemi olduğunu düşünüyorum. Evli demiştiniz, bir sormanız gerek evlenmeden önce bayanlara karşı birşey hissediyormuydu diye. Kendini bilmeme hali var çünkü. Yaşadığı yeri ailesini dünyayı bilmiyor, aslında bedenen yaşıyor fakat ruhen burda değil gibi. Onun için kendi yapacakları vazifeleri yani insani vazifeler işte erkek olarak yaratıldığı için kadınlara ilgi duyması yada biri ölünce ağlaması gibi şeyler. Ben bunlara vazife diyomda aslında olması gerekenler demem lazım. Kendisi hakkında kimlik belirleyememesi gerek. Belli bir yaşa eriştiği zaman kimlik arayışına girmiş olması gerek. Fakat illada mehdi olacak anlamına gelmez tabi. Aslında bu mehdi olma işi her kimlik arayan kişi olabilr manasına gelmez fakat şöyle bir durum var, mehdi olmayı hak etmek gerek. Arkadışınız kendini dünyaya yabancı hissediyor. Ve haliyle birçok günah denen şeyide yapmamıştır. Haramlardan uzak durması nefsinin olmadığını gösterir. Ruh ve beden farklı yerlerde olduğu için harama özenti duymamış.

    Eğer o kişi mehdi olacaksa bunu icraatleri gösterecektir. Tüm özellikler uysada yapacağı işler kanıtlar mehdiliğini.

    Hayırlı günler dilerim.

    YanıtlaSil
  24. BÖLÜM-17

    YAZIŞMALAR DEVAM

    Sevgili kardeşim İdiTurk Merhaba,

    Tâ Ocak 2012 yılında Sizinle iki veya üç adet yazışmamız olmuştu. Bu yazışmalardan sonra Sana bazı şeyleri anlatmam gerektiğinin farkına varmıştım fakat o zamanlar araya birşey girmişti ve ne yazık ki daha fazla yazmamış,yazamamıştım.

    Konumuz Mehdî Aleyhisselamdı ve Siz şöyle yazmıştınız : (yazdığınız bölümün başına ve sonuna yıldızlar koyuyorum benim yazacaklarımdan kolayca ayırabilesiniz diye).

    *********************************************************

    kaan yakup kardeşim merhaba,

    biraz geç olcak ama foruma uzun zamandır girmiyom, mesajını şimdi okudum.

    "dediğiniz teknoloji meselesini açarsanız memnun olurum. ayrıca size göre Mehdi nasıl biri ve işlerini nasıl görecek ? bildiklerinizi paylaşırsanız çok memnun olurum.saygılar." yazmışsın.

    bende evvelden edindiğim bilgilerle anlatmaya çalışayım.

    teknolojiyi eş anlamlı olarak gelişim, ilerleme gibi kavramlarla açıklarsak her hangi bir konuda teknoloji o mevzu olan alanda gelişim ilerleme diyebiliriz.

    Mesela savaş teknolojisi, savaş zamanlarında kullanılacak araçların günün şartlarına göre dizaynı. Eskiye göre daha gelişmişi gibi. Mehdinin günümüz şartlarından daha ileri bir teknoloji kullanması 2 faktöre bağlı.

    1. Muazzam bir maddi gücü olmalı

    2. Araştırma Geliştirme(AR-GE) konusunda bugünün buluşlarından

    faydalanıp çok hızlı ve akıllıca çalışmalı. Tabi bu çalışmalar ekiple olacaktır. Hani hadislerde geçiyorya mehdiye 313 kişi biat eder diye. İşte bu ekiple.

    Mehdinn maddi gücü nerden gelebilir diyede birkaç fikir edindim.

    Hadisler ışığında, Mehdinin bütün hazineleri çıkaracağı yazar.

    Bunuda sanırım ilahi telkinlerle yada cinlerle yapıcaktır.

    Birde kendi cemaati olacak diye düşünürsek bu cemaate katılanların maddi gücü varsa burdanda bir kaynak sağlıyabilirler.

    Teknolojiyi tanımlarken aslında şu 3 şeyide yazmak gerek.

    Teknoloji = zaman + Maddi Güç(Para) + Ar-Ge

    Mehdinin çalışma sistemi bana göre şöyle olabilr.

    Mesela bir buluş ortaya çıkar onun ardından geliştirilir.

    Cep telefonunun atası sabit telefonlar gibi.

    Yada geçmişte buharlı trenlerin bugünün elektrikle çalışan trenlerin atası olduğu gibi. Mehdinin çalışma sistemide eski buluşları hızlı bir şekilde geliştirip ortaya yeni şeyler çıkarmak.

    Bu gelişim her alanda devam ediyor.

    Ancak bir alanda teknoloji paylaşımı pek olmaz. Savaş teknolojisi.

    Belli başlı gelişmiş olan ülkeler kendi silahlarını kendileri geliştirir. Bunu yaparken düşman niteliğindeki ülkelere casus vs. gönderirler. Bu ülkelerdeki savaş araçlarını vs. kontrol ederler.

    Mesela bugünlerde a.b.d nin iranın uranyum zengnleştirme faaliyetlerini kontrol etmesi gibi.

    Ve bunlara yönelik önlemlerini alırlar.

    Mehdinin akıllı biri olduğunu daha önce okuduğum hadislerden biliyorum. Konuyla ilgili "Allah Mehdiyi bir gecede ıslah eder (ilimle donatır)"

    bu hadis mehdinin ilminin muazzam bir şekilde bir gecede

    zirve yapacağına işaret olabilr. Bu demektir ki ilmi normal bir insan zekasından ilminden kat kat yüksek olacak.

    Maddi gücü olcak, ilmi olcak ve bunları bütünleştirdiğimizde

    günümüz teknolojisinden daha ileri yeni buluşlar ortaya çıkarabilir anlamına geliyor. Zekası ve ilmiyle. Tabi bu ilmi hadislerde geçen 313 kişiyle paylaştığını düşünürsek yani onlarıda eğittiğini düşünürsek karşı koyulması güç bir ordu ortaya çıkabilir. Bunlar belki ütopik gelicek ama elinde asasıyla herşeyi biranda düzeltecek biri beklemekten daha mantıklı.

    Sahih hadisleri birleştirdiğimizde ortaya çıkan bunlar.

    Mehdinin kişiliğine gelince, tahminlerime göre söylüyorum, sevecen dost canlısı biri olcaktır. Ancak çevresindeki insanların pek kââle almayacağı kendi halinde biri. Belli bir yaşa kadar bu şekilde biri olucaktır. Ta ki ilim gelene kadar.

    YanıtlaSil
  25. BÖLÜM-18

    YAZIŞMALAR DEVAM

    Birde Hz.İsa ile Mehdinin aynı kişi olacağını düşünüyorum.

    Daha öncede birkaç yerde okumuştum. Aynı işleri herikiside yapıyor ve bir hadistete "İsadan başka mehdi yoktur" deniyor.

    Bunuda şöyle açıklayabiliriz, Kuranı Kerimde Hz. İsa ile ilgili geçen bir ayette Hz.İsanın öldürülmediği Allah tarafından göğe yükseltildiği yazılıdır. Bu yükseltilme ruhendir. Bazı alimler bedenen ve ruhen demiştir, bazılarıda sadece ruhen demiştir.

    Şahsen ruhen olduğunu düşünüyorum. Hem bu şekilde düşününce birçok şey yerine oturuyor. Hz. İsa göğe çekildiğinde 33 yaşlarındaydı, Mehdinin gönderilme yaşı hadislerde 30 ile 40 yaş arasında olduğu halde gönderilecektir diye yazar.

    Yani 33 olabilr. 30-40 arası sonuçta. Burdan şu çıkıyor. Eğer hz.İsa ve mehdi aynı kişiyse mehdi 33 yaşına kadar sıradan bir insan olucak çünkü daha önce yaşadığında 33 yaşına kadar Ruhül Kuddüs ile desteklenmişti.Ta ki beşikteyken konuşmasından Göğe yükseltilene kadar. Ve mehdi olarak yeniden geldiğinde "bir gecede ilimle donatılacak" denmeside 33 yaşında olacağını düşünüyorum.

    Aslında burda rearkarnasyon gibi birşey görüntüsü var ama öyle değil. Çünkü araştırırsan Hz. İsa nın bütün yaşamı boyunca Ruhül Kuddüs ile desteklendiği yani ondan bir ruh olduğu yazar. Hatta hristiyanlar bunu abartıp 3 leme inancına döüştürmüşler. Biz işin aslına bakarsak ruhül kuddüs Haktan gelen temiz ruh olarak Hz.İsanın doğmasından son anına kadar onla olan ruh olarak düşünmeliyiz.

    Ancak bu ruhun diğer insanlarınkinden farkı var. Öyle olmasaydı Kuranı Kerimde özellikle belirtilmezdi.

    Yani rearkarnasyon olayı burda bu sebebten olamaz.

    Ruhun asli sahibi Allah Telala. Her insandaki ruhun sahibi de elbette Allah Teala ama ruhül kuddüs Allah katından temiz, kötülükten arınmış ve ilimle donatılmış olarak gönderilmiştir.

    İşte bu ruh mehdiye 30 ile 40 yaş arasında olduğu bir zamanda bir gecede verilecektir diye düşünüyorum. Mehdinin ilimle donatılması aslında bu ruhun mehdiye verilmesi olabilr. Dikkat edersen bu adetullaha aykırı değil. Yani içinde bulunduğumuz sınava aykırı değil. Çünkü ruhun verilmesini hiç bir insan göremez. Ama gökten bedenen inen biri olsa sınav ortamı kalkar.

    Şimdi ortaya bir soru daha çıkıyor, pekiyi mehdi 33 yaşına kadar nasıl yaşıyor. Yani ruhül kuddüs mehdiye gönderilecekse ve mehdinin kimliğini alıcaksa mehdi 33 yaşına kadar ruhsuzmu yaşıyacak. İşte burası insanı hayretler içinde bırakır.

    Yaptığım araştırmalara göre ibni arabi nin eserlerindendi sanırım hatemül evliya diye bir kişiden bahsedilir. Bu kişi mehdinin tasavvufi adı olabilr diyede eserde yorumlamışlardı. Eseri bulup okursan daha net anlıyacaksın. Hatemül veli denen kişi evveli ahiri bir olan bir vasıfa sahip diye düşünüyorum. Yani zaman ötesi. Ve belki inandırıcı gelmiyecek ama ruhül kuddüs aslında mehdinin kendi ruhu. Ve geçmişte Hz. İsayı desteklemek için haktan gönderilen ruh. Bazı alimler bu ruhu cebrail olarak tanımamışlar. Nekadar doğrudur bilmiyorum ama ben bu şekilde düşünüyorum. Ruhül kuddüs yani hristiyanlardaki adıyla kutsal ruh Hz. mehdinin ruhu. Mehdi 30 lu yaşlara kadar kendinin mehdi olduğunu bilmeyecek deniyor ya hadislerde. İşte burasıda yerine oturuyor. Mehdi olduğunu ilim verilene kadar bilmeyecek çünkü öyle bir ruha sahip olcakki bu dünyada bedenen yaşadığı halde

    kendinin farkında olmıyacak. Mesela nasıl uyurken nerde olduğumuzu hatırlamıyorsak, mehdide ilim verilene kadar uyku halinde olabilr. Çünkü zaman ötesinde yazşıyor olcak. "Kendi dünyasında" veya "kendi halinde" derler bazı insanlara, halk dilinde bu tabirler kullanılır. Bu tanımlamalar dünyada yaşadığı halde çevresinde olan bitenlerden habersiz, ilgisiz olan kişilere denir. Mehdinin belli yaşlara kadar böyle olacağını düşünüyorum.

    Senin aktaracağın bişeyler varsa mesaj atabilirsin.

    A.E.O kardeşim, hayırlı günler.

    YanıtlaSil
  26. BÖLÜM-19

    YAZIŞMALAR DEVAM

    Senin bu yazını okuduktan sonra az önce aklımdan geçenleri de birleştirdim ve Mehdi'nin şu an için hayâl gibi tabiri caizse ruh gibi yaşadığına kanaat getirdim. Şöyle açayım : Sizin de belirttiğiniz gibi kendi halinde bir kişi ve ıslah edilinceye kadar gerçekle hayâl arasında yaşıyor ve yaşayacak. Bir nevi televizyonlardaki tamamen düğmeden kapatma değilde kumandadan kapatılınca stand-by,beklemede olması durumu.

    Yukarıda yazdıklarınızdan sonra aradan ortalama 1,5 sene geçti(Bu arada Ben yaklaşık 15-16 seneden beri Ahirzamanda gelecek olan Şahsı araştırıyorum ). Birkaç parça eksik diye düşünürken Sizin yukarıda 'ruh verilmesi' olarak anlatmak istediğiniz olay aklıma 1 saat önce kadar geldi ve şahit olduğum bir şeyi paylaşmak istedim.

    2008 yılının yaz aylarının başlangıcıydı tam olarak hatırlamıyorum. Çok yakından tanıdığım bir kişi ile beraberdik. O'nu çok iyi tanıyordum. İzmir'in bir ilçesinde pazar yerinde geziyorduk. Tezgâhları dolaşırken birden bire arkadaşımın gözlerinin fıldır fıldır döndüğünü,ayaklarının bir kaç saniye için birbirine dolaştığını farkettim. Daha sonraki 3-4 dk. boyunca arkadaşım sağa sola biraz biraz yalpalayarak gidiyordu. Benim yanımdan 2-3 metre uzaklaşmıştı..Sonradan bu arkadaşıma ne olduğunu sorduğumda bana aynen şu cevabı vermişti(aradan çok zaman geçmedi zaten dün gibi hatırlıyorum) :

    Kaan,biz o pazar yerinde dolaşırken sanki yukarıdan üzerime demir borular düşüyormuş gibi hissettim(pazar yerinin üstü demir borulu mimariyle kapalı bir alandaydı). Sonra birden kafamdan birşey girdi ayak başparmaklarıma gelince durdu. O şeyin kafamdan içeri girmesiyle beraber zangır zangır titredim demişti.. O zamanlar o arkadaş depresyon tedavisi de gördüğünden(prozac diye bir mutluluk hapı var ondan kullanıyordu.) bu durumu ona vermiştim,geçiştirmiştik. Aradan bir süre geçtikten sonra eski bri arkadaşına internetten sormuş o arkadaşı da sana hidayet gelmiştir demiş. Kendi abisine anlatmış onlarda yengesiyle beraber iskemik atak olmuştun bir ara ondan olmuştur demiş. Ben herşeyi toparladım O'na dair. Hayatına,ailesine vb. herşeyi topladım,ölçtüm biçtim. Bazı veriler elde ettim. Bunları Sizinle paylaşmak istiyorum. Yalnız aramızda yeminli bir sır olarak kalması kaydıyla..Belki önemsiz görebilirsiniz anlattıklarımı ya da anlatacaklarımı fakat şu bahsettiğiniz ruh meselesi bende ışıkları uyandırdı.

    YanıtlaSil
  27. BÖLÜM-20

    YAZIŞMALAR DEVAM

    Garip ama arkadaşım kendi halinde,sevimli bir insandı.

    Babasını 15 yaşında kaybetti,Annesini 23 yaşında kaybetti.

    Ortalama 6,5 sene kadar yurtdışında kaldı. Kaldığı zamanlardan birinde 5 sene kadar hiç dönmedi. Herkes O'nun ölüp kaldığını,artık oralı olduğunu falan sandı. Yakınlarını bile sürekli arayamadı maddi imkânsızlıklar yüzünden. Biz kendisiyle internetten messenger'den,e-mail yoluyla vb. görüştüğümüz için illâ telefon görüşmesi yapmamız şart olmadı,öyle de idare ettik.

    Ben bu arkadaşımı iyi tanıyorum ve hayatındaki bazı detayları ailesinden hatta karısından bile daha fazla biliyorum. Yani benim bildiklerimi bir Allah bir ben birde O biliyor. Arasıra dertleşiriz halen.

    Kendisi özellikle yurtdışındayken gördüğü rüyaları da anlatmıştı. Şaşırtıcı bir şekilde ikiz kulelerin yıkıldığını bana 4-5 ay öncesinden rüyasında gördüğünü anlatmıştı. Olay olduktan sonra anlatsa hani belki uyduruyor,şakasına dedi derim ama olaydan önce anlatınca bu vaziyet bana çok acaip gelmişti.

    Bu arkadaşım iyi hatırlıyorum 2006 yılında güneş tutulurken Türkiye'ye(Ankara'ya) iniş yaptı. Ve yine çok iyi hatırlıyorum tam güneş tutulduğunda uçağı inişe geçmişti. Biz havaalanında abisi ve bir kaç yakın akrabasıyla arkadaşımı bekliyorduk ve ona annesinin öldüğünü nasıl söyleyeceğimizi hesaplıyorduk..Zira arkadaşım dönmeden önce annesi vefat etmişti..

    Size dediğim gibi bu arkadaşım bana bir ara bazı projelerinden bahsetmişti. Çok dindar birisi değildi ama dine olan saygısı büyüktü. Bana Yaradan'ın dinini yaymak,şeriatı uygulamak ve müslümanları birleştirmek gibi bazı fikirleri ve diğer bir sürü konularda projelerini yollardı. Bir ara kafayı yediğini düşünmüştüm. Ben zaten kaç yaşımdan beri gelecek olan Zatı beklerken bizimki o Zatın yapacakları diye bilinen bazı şeylerin sanki ön sunumlarını yolluyordu..

    Bu arada yurtdışında iken gördüğü rüyalardan birinde sakallı ve üniformalı bir kişiyi de görmüş. Rüyanın teferruatı vardı ama bana göre can alıcı noktası buydu. O gördüğü kişiyi ömründe görmemiş fakat yurtdışında tanıştığı bir kişi Türkiye'ye dönünce bir adres vermiş oraya git hayır duasını al emekli bir abimiz sana yardımcı da olur demiş. Bizimki de döndükten bir müddet sonra o denilen zatın yanına gitmiş ziyaret niyeti ile. Birde bakmış ki rüyasında gördüğü aynı adam ! Bana bunu anlattığında gözlerini kapatıp gülüyordu. Askeriyeden emekli bir adammış yaşı 60 civarıydı demişti. Rüyasında gördüğü üniforma maviymiş adam da hakikaten havacıymış. Üstelik adam dediğine göre Türkiye'deki tarikatlerden birinin iki numaralı kişisiymiş. Kendisinde uyanan intiba buymuş.

    YanıtlaSil
  28. BÖLÜM-21

    YAZIŞMALAR DEVAM


    Bütün bunları Size neden anlatıyorum İdiTürk kardeşim..Bana deli diyebilirsin ama yazacağım özellikler bu arkadaşımda hemen hemen birebir var :

    Aynen Senin yazdığın gibi pek kaale alınmayan,kendi halinde birisi. O tepeden birşey inme olayı da yukarıda anlattığım kadarı ile aynen başına gelmiş,geldi ki ben bizzat şahidim.

    Özellikle hayatının bir döneminin sonunda o şakacı,güleç hali gitti ama bunun aksine somurtkan olmadı. Yalnızca sanki adam stand by'a girdi. Bu arada ben çok ilginçtir bu arkadaşımla aynı mahallede oturdum,belirli bir çağa kadar aynı okullara gittik. Ömrümüzün bir kısmı hep beraber geçti,neyse.

    Bana hep babasının o doğarken 'oğlum sen doğarken köpekler bir uludu ki sorma' dediğini anlatır,kendiyle dalga geçerdi..

    Aynı mahalle de oturuyorduk dedim. 5-6 yaşındayken bunlar bir aileyle beraber yüzmeye bir yere gitmişler,şimdi yerini tam olarak hatırlayamıyorum. Havuza girdikten sonraki günlerde bunun alnında belli belirsiz renk tonu farklılığı oluşmuştu,yani bir iz kalmıştı. Mantar falandır demişlerdi hatırlıyorum fakat doktora falan götürmemişler..

    Bu bizim elemanın anne babası evlenene kadar köyde durmuşlar,daha sonra babası memur olmuş bizim şehre taşınmışlar. Annesi yufka ekmek açmasını,yapmasını falan bilirdi. Apartmanın son katında oturuyorlardı. Merdiven arasına annesi bildiğin sacı almış üzerinde yufka ekmek yapıyormuş. Açtığı ekmeklerin üzerinde hep Allah yazısı çıkmış. Üst üste hamuru koyuyor saca çıkıyor Allah koyuyor saca çıkıyor Allah..Böylece 20-30 ekmekte çıkmış..Babası işten gelmiş.Pinpirikli bir adamdı,acaip titiz ve şüpheci idi. Vardır bunda bir bit yeniği demiş. Sacın üzerini zımparalamış hani sacın üstündeki birşeyden dolayı mı diye çıkıyor diye. Nafile. Bir daha ekmek atmışlar bir daha çıkmış bir daha atmışlar bir daha çıkmış.. Annesi de kendi halinde dindar bir kadındı babasının tersine..Neyse bu olaydan sonra babası çiçeklere iyi gübre olur diye bunlara bir hafta kadar yedikleri yumurtaların kabuklarını attırmamış. Sonra evdeki eski model fırına(o zaman onların fırını şu eski yuvarlak olanlardandı) yuvarlak bir tepside yumurta kabuklarını koymuş. Bir müddet sonra fırından kurumuş yumurta kabuklarını çıkartmış ve balkondaki bir sürü çiçeğe kırıp kırıp atmış gübre niyetine. O tepsiyi de mutfağın lavabosuna annesi yıkasın diye koymuş.. Annesi kuran okumasını az çok bildiğinden olsa gerek tepsi de kurumuş yumurta kabuklarının yanık izi şeklinde Allah kelimesi olduğunu görmüş,şaşırmış..Hatta diyordu benim arkadaş Allahu yazıyormuş,Allahu'da ki 'hu' yani h harfine u sesi verdiren 'ötre' simgesi de kuş şeklindeymiş.

    Ben çok iyi hatırlıyorum bizim eleman yani arkadaşım sünnet olduktan sonraki günün sabahında yatağının ayak ucu sağ tarafında kocaman bir örümcek ağı görmüştüm de acaip korkmuştum örümceklerden korktuğum için. Yusyuvarlak kocaman ve gayet düzenli bir örümcek ağıydı.

    YanıtlaSil
  29. BÖLÜM-22

    YAZIŞMALAR DEVAM

    Size bunları anlatmamın başlıca sebebi Sizi tanımam,ya da Size yakın olmam değil. Bildiğim şey rumuzunuz ve iki üç kere yazdıklarınız. Gerçek sebep ise şu ruh dediğiniz olay oldu. Ben diğer ilginçlikleri de yazacağım. Artık sakla sakla burama geldi,üstelik Size anlattıklarım ve anlatacaklarımın bir kısmını bazı kimselerle (forumda değil) azıcık paylaşacak olsam kafayı yemiş muamelesi görüyorum. İçimi de dökeyim dedim.

    Bu arkadaşım tip olarak orta boylu ne uzun ne kısa, kafası büyük, alnı açık, orta göbekli,yürürken paytak paytak geniş geniş yürüyen,biraz irice,konuşurken bazen kekeleyen,yanağında beni olan ayrıca ön dişleri parlak birisi. Fiziksel olarak birebir bu özellikleri taşıyor ve bu özelliklerinin bir kısmı son derece belirgin yani sadece benim görüşüm değil başkaları da onu görse aynısını söyler.

    Biraz da tuhaf. Ne bileyim işte,gerçi arkadaşım,arkasından konuşmak istemiyorum ama tuhaf..

    Şimdi belki de aklına bazı şeyler geliyordur. İnan ki benim kafama da bazı şeyler şimşek gibi çaktı ve halen de çakıyor ama tam emin değilim ve nasıl emin olacağımı bilmiyorum..Açık açık birşey yazmakta istemiyorum Sizin görüşünüzü de aramızda bu anlattıklarımın sır kalacağına inanarak anlatmak istiyorum.

    Bu adam aslında zehir gibi akıllıydı,muhakkak bir yerlere gelirdi ama hayatının bir döneminde resmen stand-by gibi oldu. Ben halen zehir gibi akıllı olduğuna eminim..

    Birde bu var ya geçmişi kolay kolay hatırlamaz. Acaip bir unutkanlığı var. Nasıl söylesem,bazen oluyor ki 10 saniye öncesini çok sık olmasa da unutuveriyor. Hatta bazen gırgır geçiyordum ve halen de geçiyorum Sen bu dünyadan değilsin,ruh gibi adamsın ruh gibi adam oldun çocukken hep şakalar yapan birisiydin diye..Çok sevecen,acaipte dost canlısı birisi ama pek kaale alan yok kendi halinde evini geçindiriyor evden işe işten eve..Karısı bile pek kaale almaz ama seviyor,biliyorum. Hep karısı giydirir. Kaç yaşına kadar adam kendine ayakkabı bile seçmedi içinden gelerek. Çok tuhaf çok..Eğer ismi şu andaki ismi olmasa idi kesinlikle Ruhi olurdu bence..

    Bazen bana içinde ikinci bir kişinin yaşadığını düşündüğünü söylüyor. Öyle hissediyormuş. Sanki bu durağan kişiliğinin altında çok farklı birisi varmış,bunu da iki-üç ay önce söyledi. Ama o dediği kişilikle şu andaki kişiliği arasında zerre miskal alâka yok.

    Geçenlerde bana bir şey demişti de biraz dumura uğramıştım : Kaan bak yaşım 32'ye geldi bana anca sen inanırsın,sanki ben bu dünyada yaşamıyorum,bedenim yaşıyor ama ruhum gelip gidiyor sanki gibisinden birşeyler söylemişti. Yani adam sanki bu dünyada bedenen var ama ruhen yok,çok durağan,stand-by..Birde bu var ya bir ara elest bezmine de takmıştı. Birşeyler diyordu ya ben hatırlayamıyorum sonra muhakkak hatırlarım inşallah..

    Biraz korkaklıkta var bunda. Bana anlattığı şey bazen en ufacık bir seste ruhu ürperiyormuş..Çok hassassın demiştim bende.

    YanıtlaSil
  30. BÖLÜM-23

    YAZIŞMALAR DEVAM

    Geçenlerde bana dediği en ilginç şeyse şu olmuştu :

    Gözlerini açıyormuş,iyice de açıyormuş,yeşilliklere bakıyormuş,hissedebilmek için ama gerçekçi gelmiyormuş. Sadece dokunduğu zaman var olduklarını anlayabiliyormuş ama yine de hissedemiyormuş gibi birşey oluyormuş. Ömrü boyunca adam akıllı hissederek ağlayamamış (evet hatırlıyorum babası ölünce ağlayamadı,annesinin öldüğünü duyunca yine ağlamamış fakat haberi ona veren ablası feryat edip ağlayınca ağlaması gerektiğine hükmetmiş o da ağlamak için kendisini zorlamış ve ağlamış. Bana sonradan dediği şu olmuştu : Vallahi ne babamın acısını,ne de annemin acısını hissetmedim,hissetmek istedim,kendimi zorladım ama hissedemedim,fakat annemin öldüğünü ablam feryat edip ağlayıp söyleyince dizlerimin üzerine çökmem ve ağlamış gibi olmam-ağlamam gerektiğini anladım..dizlerimin üzerine de filimlerde insanlar acı birşey duyduklarında dizlerinin üzerine çöker ya öyle izlediğim için öyle yaptım..Yoksa üzüntümden değil..hissedemiyorum ki demişti..)

    Merakım gereği bazı gördüklerini hissettiklerini internetten araştırıyorum. Bazılarına mantıklı(psikolojik ya da vücudunun işleyişi,yapısı yönünden) cevaplar buluyorum fakat bazılarına bulamıyorum.

    Size açık açık adını falan da yazmadım ancak İnandığımız son Peygamber(sav) ve O'nun babasına kendi adı ve babasının adı da uyuyor..

    Ben ne yapayım bilmiyorum ve kafam çok karışık. Bu kadar geniş çaplı ilk defa Size yazıyorum ve lütfen aramızda kalmasını rica ediyorum..

    Ben arkadaşımın hayatının çok büyük kısmında bizzat yanında oldum. Aynı mahallelerde,aynı okullarda vb. hep beraber olduk. Ve halen de yakınımda eskisi kadar çok sık görüşemiyoruz,ikimizde evlendik fakat huyunu suyunu yediğini içtiğini bilirim. Yediği içtiği derken işin daha da garibi çok tatlı sevmez ama kabak tatlısını çok seviyor,çok sıcak ve çok soğuk (salep ya da dondurma vb. gibi) şeyleri ılımadan pek yiyemiyor,ve gördüğü bir rüyayı da anlatıp noktalayayım kafanızı ağrıttım :

    Yurt dışında iken bir rüya görmüş. Rüyadan önce babasızlığın verdiği eksiklikle aklına babasını getirmeye çalışmış ama nafile. Sanki babası gerçek babası değilmiş. Birde ilahi dinliyormuş acıklı bir şey..Sonra günahlarına yanmış. İçinden babaaaa diye bağırmış.İçimden bağırmışım demişti hani dışından avazı çıktığı kadar bağırırsın ya bu da içinden bağırmış gecenin bir vakti artık nasıl yaptıysa..O anda da aklına Peygamberimiz(sav) gelmiş..Sonra uyumuş.. Rüyasında tek odalı bir yerde kendisini görmüş. Ev köy evi gibiydi,kerpiçtenmiydi bilmiyorum demişti..Evin içinde bir perde çekiliymiş. Karşıda perdenin ön tarafında bir kapalı bayan bulaşık yıkıyormuş. Orada da pencere olduğundan perdenin ordan seçmiş bayanı..Sonra gözü yerde üstü çıplak yatan saçı birazca uzun yüzükoyun yatan kişiye takılmış..Sırtına yaklaşmış,gül kokuyormuş(aynen böyle anlattı)..Sonra o yatan kişi oturur vaziyette bağdaş kurmaya benzer bir şekile geçmiş. Elinde bir kandil varmış. Kandilin fanusu ayrılarak düzgün bir şekilde yukarıya kalkmış sonra inmiş..Sonra arkadaşım kendisi kandili eline almış. Fanus burada da hafiften yükselmiş ancak yere düşmüş(kırıldı dedi mi demedi mi şu anda hatırlamıyorum)..Karşısındaki gülümsemiş. Sanki sen ileride yapacaksın der gibi..

    Dedim ki : oğlum hem içinden babaaa diye bağırıyorsun hemde rüyanda Peygamber(sav)'i görüyorsun. Senin baban O'mu ki ? Bana gülümsedi,değişik baktı sonra da üzüntülü müydü neydi tam olarak kestiremedim ama 'Ben babamı baba olarak hissetmedim ki,hissedemedim ortak..'

    Böyle işte..yorumlarını bekliyorum..istediğini sorabilirsin..kendi çocuğummuş gibi tanırım elemanı..ve bu yaşadıklarına ben tam olarak bir anlam veremedim..

    Allah'a emanet olunuz,hakkınızı helal ediniz..

    Kaan.

    YanıtlaSil
  31. BÖLÜM-24

    YAZIŞMALAR DEVAM

    tekrar merhaba kardeşim kaan yakup,

    mesajını okudum, görüşlerine katılıyorum, fakat şöyle birşey var.

    Hadislerde mehdinin dünyaya hükmedeceği yazar. Bizim düşündüklerimiz ve yorumlarımız hep ülkemiz ve ülekemize sınırı olan diğer ülkeler üzerine oldu.

    Zaten benim asıl merak ettiğim dünya hakimiyetinin nasıl olacağı.

    Tamam senin dediğin gibi ülkemizin başına geçer ve yönetir. Ama bu belli bir alanla sınırlı kalır. Şimdiye kadar dünya genelinde ülkede söz sahibi olan yani devlet başkanlarını düşünelim. Mesela A.b.d süper güç olarak anılıyor. Haliyle bu devletin başındaki kişide süper gücü yöneten oluyor. Ama israille ortaklaşa hareket ettikleri için müslüman ülkelere zarar veriyorlar. Ben bu sebepten akp hükümetini şuan itibariyle pek doğru bir siyaset izlediğini düşünmüyorum. Çünkü a.b.d yanlısı kararlar çıkarıyorlar. Herneyse, bende herhangi bir parti taraftarı değilim.

    Şuan için süper güç diye sayılan a.b.d bir anlamda dünyaya dolaylıda olsa hükmedebiliyor. Ekonomisiyle olsun, askeri gücüyle olsun bir şekilde dünya geneli etkileniyor. Bu etkiye karşı koyan tek ülke iran. Direnç gösteriyor. Ambargolara karşı direniyor. Ve izlediği yoldan vazgeçmiyorlar. Düşünceme göre mehdi iranla bir temas halinde olcak. Zaten iranın kuruluşunda bile ve bugünkü siyaset mekanizmasının işlemesinde bile mehdi önemli bir yere sahiptir. Mehdi beklentisi ülke çapındadır iranda. Neredeyse devleti mehdi beklentisi üzerine inşaa etmişler. Mehdi gelince devlet hazır olsun diye çalışmalar yapılıyor.

    Bir hadiste yazıyordu mehdi geldiği zaman şam a toplanma yeri şam dır diye. Ortadoğuyu kastediyor gibi.

    Mehdinin irandan destek alması bence büyük ihtimal.

    YanıtlaSil
  32. BÖLÜM-25

    YAZIŞMALAR DEVAM

    Bu desteği şöyle düşünüyorum. Eğer mehdi kendi bir topluluk kurup bunu resmileştirirse bu hayli zaman alır. Yani bir ülke kurmak gibi.

    Seninde dediğin gibi mevcut bir ülkenin başına geçmesi daha mantıklı. Ben bu ülkenin iran olabileceğini düşünüyorum. Ama eşkare biçimde ülkenin başına geçmesi olağan dışı. Çünkü mehdinin düşmanları hali hazırda bekliyor. Ülkeyi resmi olarak değil arkaplandan emir vererek yönetmesi daha mantıklı. Aslında mehdiden bahsederken deccal den bahsetmedik hiç. Deccali tanımlarken ben antimehdi olarak görmüyorum. Yani bir düşman varsa illa tam zıttı olması gerekmez. Elbette bir zıtlığı olucaktır ama bu zıtlık kişisel fikirlerin zıtlığından ziyade

    (inançla ilgili olan) genel bir sistemin zıtlığı olabilir.

    Demek istediğim deccal illaki kendi kişisel düşünceleriyle ortaya çıkan bir insan olamaz. Bence deccal bir sistemin adı.

    Bu sistem bugün dünyayı yönettiği varsayılan birkaç yahudi ailesinin eski zamanlarda kurduğu sistemdir. Bugün bu sistem içinde milyonlarca insan esir edilmiş. Biz A.b.d için süper güç diyoruz ama asılda a.b.d nin arkaplanında bir yahudi gurubu var.

    Bu gurup dünya siyasetine ekonıomisine yön veriyor. Bilmem izledinmi zeitgeist diye bir belgesel var. Burda dindarlara hakaret içeren sözlerde var ama bu zeitgeist belgeselinde asıl anlatılmak istenen dünyayı yöneten bu yahudi gurubun insanları nasıl sömürdüğü. İşte bu sömürme sistemini ben şahsen deccal olarak düşünüyorum.

    Mehdi bu sistemi yıkmak için seninde belirttiğin gibi hem siyaset hem saltanat ve cihad hemde iman konularında çalışması gerekir.

    Çünkü bu deccaliyet sisteminde sömürü yöntemlerini yıkmanın yolu insanları doğruya doğru yola sevk etmek. Hem siyaseti hemde imanı hakikatleri buna göre yönlendirmek gerek.

    Bunu dünya genelindeki bankacılık sisteminden tutta ülkemizdeki ve ortadoğu ülkelerindeki milleti, sen kürtsün sen şii sin sen alevisin diye ayaklandırmalarına kadar her konuda yapmalı.

    Deccaliyet sisteminin en belirgin beslenme yolu bu yahudi gurupların birçok ülkedeki ayaklanmaların ve sonucunda bu ayaklanan guruplara silah satmaktan ve ülke petrollerine kadar bütün kaynaklarını sömürmekten geçiyor.

    Planları belli, bir taşla 2 değil birçok kuş vurmak.

    mesela herhangi bir ülkeyi karıştırmak, ayaklandırmak birçok menfaat beraberinde getiriyor onlar için.

    Hem silah satıyorlar her iki tarafada. Hem ülkeye gizli işgal için barış gücü askerleri gönderiliyor. Hemde ülkenin yeraltı kaynakları ele geçiriliyor. Heryerden kazanıyorlar.

    Asıl kazançları ise B.O.P büyük ortadıoğu projesi.

    Tek tek ortadoğu ülkeleri karıştırılıyor ve b.o.p için zeminde hazırlanmış oluyor.

    Neyse bende aklıma geleni yazdım k.bakma kardeşim.

    Aslında bu konularda daha iyi bilgi edinmenin yolu sahih hadisler ile günümüze göre bir harita çıkarmak. Yani mecazi anlamlı hadisler diyoruz hani, bunları günümüze göre yorumlamak.

    Bu da zamanla olur, birkaç yıla kadar tahminimce mehdi ortaya çıkar ve herkez tanımaz. Aynen senin dediğin gibi iman nuruyla tanımak yani. Bekleyip görelim.

    Herşeyin Hayırlısı olur inş. A.E.O kardeşim. Hayırlı günler.

    YanıtlaSil
  33. BÖLÜM-26

    YAZIŞMALAR DEVAM

    Sevgili kardeşim idiTurk,

    Öncelikle verdiğin bilgilerden dolayı Allah razı olsun diyorum. Bilmiyorum daha evvelden yazığım 3 bölümlük konuyu okudun mu? Hepsini okudunsa az çok benim tahminlerimi biliyorsundur.

    Benim bu konulara ekleme yapacaklarım ve Senin dediklerine diyeceklerim şunlar :

    Bana göre bir insanı diğer insanlardan ayıran niyetidir. Eski büyüklere dikkat edersen salih niyetlerine göre Allah yoluna girmişler,hizmet ehli olmuşlar,görevlendirilmişler ve niyetlerine göre kendilerine maddi-manevi ihsanlarda bulunulmuş. Şahsen Cenabı Allahın dinini insanlara yaymayı birinci derecede önemli olarak görüyorum(doğrusunu Allah bilir.)

    Mehdi a.s. Seninde belirttiğin gibi kendi halinde sıradan bir insan. Fakat O'nun Cenabı Allahın gözünde bir kıymet arzetmesinin hikmeti yaptığı ibadetler olamaz. Olsa olsa Cenabı Allah'a verdiği bir sözden kaynaklanır. Zaten ibadetlerimizle Cennete giremeyeceğimiz aşikar,lütfu Rabbani ile gireceğimizi umut ediyoruz.

    Seversin ya da sevmessin,katılır ya da katılmassın fakat ben özellikle Saidi Nursinin bazı yazdıklarını bu konuyla alâkalı kıymetli görüyorum. O,Mehdiyi herkesin bilemeyeceğini,iman nuruyla O'nun tanınacağını belirtiyor ve vazifelerinden bahsediyor. Ayrıca O'na verdiği bazı sıfatlar var : Müçtehid(ayetlerden hüküm çıkartan),Müceddid(dini hakikatleri devrin ihtiyaçlarına göre izah eden büyük alim),Hakim(hükmeden),Mehdi(hidayete vesile olan),Mürşid(doğru yolu gösteren,gafletten uyandıran),Kutbu Azam(Müslümanların kendisine bağlandığı,zamanın en büyük yol göstericisi),Ehli Beyti Nebevi(Hz.Peygamber sallallahu aleyhi vesellemin mübarek soyundan olan).

    YanıtlaSil
  34. BÖLÜM 27

    YAZIŞMALAR DEVAM

    Şimdi bu sıfatları kısaca açarsam :

    Müçtehid,Müceddid,Mehdi,Mürşid,Kutbu Azam gibi sıfatlar Dinî sahada olan sıfatları fakat bunun yanında Hakim yani hükmeden diyor. Buradan ben kanunla hükmeden anlamını çıkarıyorum. Meselâ madde aleminde Cenabı Allahın koymuş olduğu kanunlar vardır ve işler bu yolla devam eder. Hakim isminin tecellisi de Mehdi a.s.'da bulunacağı için kanunlarıyla hükmedecek anlamı çıkıyor. Peki kanunları kim koyuyor beşerî sistemlerde ? Belli başlı bazı yönetim sistemleri var ve bu sistemler yasama,yürütme ve yargı erkini ellerinde bulunduruyorlar. Şimdi eğer bu kişi -hükmedecekse- iki yol kalıyor mantıken : Ya kendi devletini bir şekilde kurup kanunları ile yönetecek ya da mevcut bulunan bir devletin başına geçip kanunları kendisi idare edecek,yani konun koyma,yapma,neshetme yetkisi elinde bulunacak. Saidi Nursi bu mübareğin şeriatı tatbik için uğraşacağını yazar. Buradan hareketle kendi devletini kurarsa ne alâ,şeriatı tatbik edebilir,fakat böyle bir devlete dünya şu an için nefes aldırmaz,üzerine çökerler. Ama ikinci şık olarak hali hazırda beşerî kanunlarla yönetilen bir devletin başına geçip o devletin kanunlarını şeriata uygun hale getirmeye çalışacaktır diye düşünüyorum ben.

    Bunun yanında yazar şunu da belirtiyor : Büyük Hz. Mehdi'nin çok vazifeleri var. Ve siyaset aleminde,diyanet aleminde, saltanat aleminde, cihad aleminde."

    Siyaset kelime anlamı ile devlet işlerini düzenleme ve yürütme sanatıyla ilgili özel görüş veya anlayış demek olduğundan burada direkt devletle alâkalı bir işi olacağına kanaat getiriyorum.

    Ben parti tutmam,ömrümde hiç oyda atmadım fakat içime doğuyor ki Allah daha iyi bilir Recep Tayyip Erdoğan'dan sonra partinin başına bu zat geçecek. Kim olduğunu bildiğim yok,ama O'nun geçeceğini tahmin ediyorum. O geçmeden evvel AKP Başkanlık Sistemine benzer Cumhurbaşkanı ve Başbakanın yetkilerini tek elden toplayan bir yapı kuracak. Yani yetki konusunda neredeyse karşı çıkacak başka bir kurum veya kuruluş yok,kendisini bağlayacak başlı başına birşey yok devlet mekanizmasında.

    Bununla beraber şu an aslında biz Askerî bir rejimden Demokrasiye geçme evresindeyiz. Herhangi bir siyasî görüşüm olduğu için söylemiyorum(yokta), ama sembolik olarakta 11.Cumhurbaşkanından sonra gelecek Zat Türkiye Cumhuriyetinin 1.Başkanı ve dolayısı ile 12.Cumhurbaşkanı olmuş oluyor. 12 rakamı neyi hatırlatıyor ? 12.İmam tabii ki.. Bu arada Şii,Alevi vb. 12 İmamcı arkadaşlardan değilim. Bunu da buraya anektod olarak yazayım. Ha bu iş nasıl olur ? Bana sorarsan RTE hastalığından dolayı Başbakanlığa daha fazla devam edemez ve A.Gül'ünde ya süresi dolar ya da bir şekilde kader in cilvesiyle o koltuktan iner,Rabbim daha iyi bilir,benim içime doğan bu.

    Bu arada şu andaki konjonktürde bu ülkeyi RTE ve A.Gül ve ekibinden çok daha bilgili insanların yönetmesi gerekiyor. Yoksa yanıbaşımızda Irak'ta mezhep terörü yapan bir İran var ve Sünni Müslümanlarla aramızdaki karasal bağlar Şii Tamponu nedeniyle kapanmak üzere(Lübnan,Suriye,Irak,İran),kuşatıldığımızın farkında bile değiliz..Neyse arada bu konuları da yazdım,katılmayabilirsin.

    Kaldığımız yerden devam edelim : Saltanat aleminde derken yine devlet aklıma geliyor. Ve en son yazılan kelime 'cihad'.

    YanıtlaSil
  35. BÖLÜM 28

    YAZIŞMALAR DEVAM

    Şu anki duruma baktığımız zaman Müslümanların Müslüman olmayanlarla birebir savaşmaları durumunda galip gelmeleri oldukça zayıf ihtimal. Türkiyeyi düşünelim. Bazı Komşularını es geçelim fakat bir İranla(bizi çok zorlarlar),Rusyayla,Avrupa Devletleri ile,Çinle,ABD ile ev belli başlı devletlerle baş etmesi zor. Ancak ve ancak ittifak yaparlarsa(savunma ittifakı),birlik olurlarsa bazı şeyleri gerçekleştirebilir ve düşmanlarını tasallutlarından emin olabilirler. Cihad savaş ile yapıldığı gibi kalem ile de yapılır. İman cihadı yapılacağını tahmin ediyorum. Yani imani hakikatler tüm dünyaya yayılacak,duymayan kalmayacak,müslümanlarda iman hakikatlerinin etkisi ile daha çok birbirlerine kenetlenecekler.

    Maddi güç derken,ben bir zaman bir yerlerden duymuştum. Biraz altın bırakmış Mehdi a.s.'a verilmesi için. Bir ihtimal ona verilen bu altınlar bereketten hiç tükenmeyecek. Buna inanırmısın bilmiyorum ama berekete ben bireber şahit oldum(altın değil tabii). Ve o günden sonra buna inancım daha da arttı. Bunun yanında Seninde dediğin gibi yeraltı kaynaklarını çıkarttıracağını da düşünüyorum ki birinci şık Cenabı Allah'a ağır gelmez bereket verir altını,parası bollaşır. Fakat madenler daha büyük maddî kaynak olarak geliyor bana ve çıkartma usûlü cinler yahut ilham olabilir. Yalnız birde şunu düşünüyorum. Bizim sınırlarımızı ingilizler belirledi ve adamlar resmen petrol bölgelerini bizden ayırmışlar. En yakınımızda Musul ve Kerkük petrollerini hesap et. Bunun yanında ABD bu zamana kadar armut toplamaz,muhakkak ya bizi işgal ederdi ya da aramayı kendi şirketlerince gerçekleştirmek için harekete geçerdi. Ben böyle düşünüyorum. Komplo teorisi gibi ama böyle düşünüyorum.

    Bahsettiğin ilim verilmesi meselesini ben Din sahasında ilim verilmesi ve bunun yanında feraset ve basiret melekelerinin zirve yaptığı bir işlem olarak görüyorum. Bir gecede Evliya olacak diye düşünüyorum.

    313 kişiden bahsetmişsin. Ben çok basit bir çıkarsama yaptım : bu sayı hem O'nun emrindeki rütbeli asker sayısını gösterir hem milletvekili sayısını gösterir hemde en yakınındaki adamlarının sayısını gösterir Allahu Alem. 313'ten bir sayı düşelim o 1 kendisi,312'de diğerleri olabilir.

    Ruh meselesinde senin tahminlerine saygıyla katılmıyorum. Bana göre alalade bir insan(Mehdi a.s.) niyetinin saflığı,temizliği sebebi ile bir gecede Evliya mertebesine ulaşacak. Şarjlı pilleri şarj makinesine koyarsan 4,8,12,16 vb. saat aralıklarında dolar. Fakat bu bambaşka birşey. İnsanoğlunun şimşeğin enerjisini çaktığı yere kuracağı santrallerle toplayabileceğini düşün. Bu muazzam bir enerji ve Mehdi a.s.tabiri caizsa bir gecede(şimşek hızı gibi) tamamen dolacak(şarj olacak.).

    Ayrıca bu mübarek Zat görevlendirilecek gibi program yapıyor bence. Bunu da şuradan çıkardım. Yine Saidi Nursiden örnek olacak ama bir eski said birde yeni said var. Eski Said yeni Said olmadan evvel Yeni Saidin yazacaklarının bir özetini 'eski eserler' namında zaten yazmış. Fakat bunlar özet,ana eserin cüz'i fakat sathide olsa programını teşkil etmiş. Mehdi a.s.'ında bana göre kendine has bir programı mevcut şu anda. Ben bu programı İslamı,imanı yaymak / Müslümanlarla ittifak yapmak olarak görüyorum.

    YanıtlaSil
  36. BÖLÜM 29

    Şimdi devam edeyim Belki yazacaklarım Sana absürd gelecek fakat insanın hayâl gücü çok geniş biliyorsun.

    Bildiğin gibi her oluşumun bir kurucu kadrosu olur. Bu kurucu kadroyu motive eden bazı değerler olur ve bu değerleri gösteren,öğreten kişiler veya ana kaynaklar olur.

    AKP Sünnî Sağ bir parti. Kurucu üyelerine bakarsan ezici çoğunluk belki de tamamı tam bilmiyorum ama Sünnî gelenekten geliyor. Bu kadronun değerleri belli : Muhafazakârlık yani Dindarlık. Bu dindarlıkları nereden geliyor ? (bu arada tüm o kişilere sütten çıkmış ak kaşık demiyorum,sadece bir yere geleceğim). Ya kitabî kaynaktan ya da bir rehberin yol göstermesinden. AKP'nin içinde çeşitli cemaat ve tarikatlerden milletvekilleri var. Bunların bağlı oldukları kitabî bir kaynak ya da şahsî bir kişilik var.

    Şuraya geleceğim : RTE'a birşey olduğu vakit AKP başsız kalacağından partideki milletvekillerinin bir kısım ağır topları bağlı oldukları Şeyhlerine gidip soracaklar : Bize kim liderlik edebilir?Halimiz perişan,parti dağılacak,halkın o kadar oyunu RTE'sız imkânsız alamayız.Üstelik bize hapiste ve dışarıdakilerde diş bilemekte,bir yıkılırsak mazallah bir daha kalkamayız,belimiz kırılır diyecekler. Onların Şeyhleri manevî alemde aldıkları emir ve gördüklerinden sonra Hz.Mehdi a.s.'ı işaret edecekler. Milletvekilleri bakacaklar ki bu kendi halinde,orta halli,orta tahsilli bir garip adam. Homurdanacaklar :

    '''Peygamberleri onlara işte, demişti: Allah size melik olmak üzere Talutu gönderdi,

    -A a!,dediler,Ona bizim üzerimize melik olmak nereden? Melikliğe biz ondan daha lâyık iken; malce bir genişliğe de nail edilmiş değil,

    -Onu, dedi: Sizin üzerinize Allah intihab etmiş ve ilimde, cisimde ona ziyade bir vüs'at vermiş, hem Allah mülkünü dilediğine verir, Allah vasi'dir alîmdir.'''

    http://www.kuranmeali.org/2/bakara_suresi/247.ayet/kurani_kerim_mealleri.aspx

    Ayrıca :

    '''Peygamberleri onlara şunu da söylemişdi: Haberiniz olsun onun melikliğinin alâmeti size o Tabutun gelmesi olacaktır, ki onda rabbınızdan bir sekîne ve ali Musa ile ali Harunun metrükâtından bir bakiyye vardır, onu Melaike getirecektir, elbette bunda size kat'î bir alâmet vardır, eğer mü'minlerseniz'''

    İdiTurk Kardeş,hadislerden rivayet Hz.Mehdi a.s. Tabutu sekineyi çıkaracak ve Yahudilerin çoğunluğu iman edeceklerdir.

    Bu seçilme olayı zaten hadislerde geçen bir gecede olgunluğa erme,peygamberin bunu bildirmesi ise kanaatimce izlerinden gittikleri,bağlı oldukları manevî kanaat önderlerinin onların suallerine cevaptır. Böylece Hz.Mehdi a.s. başa geçecek olmalı diye düşünüyorum ben.

    Ve ilk yapacağı işte İran'a karşı körfez ülkeleri ile birlikte askerî savunma paktı olabilir.

    Neyse kafanı ağrıttım Allaha emanet ol.

    YanıtlaSil
  37. BÖLÜM 30

    YAZIŞMALAR DEVAM

    kaan yakup kardeşim merhaba,

    biraz geç olcak ama foruma uzun zamandır girmiyom, mesajını şimdi okudum.

    "dediğiniz teknoloji meselesini açarsanız memnun olurum. ayrıca size göre Mehdi nasıl biri ve işlerini nasıl görecek ? bildiklerinizi paylaşırsanız çok memnun olurum.saygılar." yazmışsın.

    bende evvelden edindiğim bilgilerle anlatmaya çalışayım.

    teknolojiyi eş anlamlı olarak gelişim, ilerleme gibi kavramlarla açıklarsak her hangi bir konuda teknoloji o mevzu olan alanda gelişim ilerleme diyebiliriz.

    Mesela savaş teknolojisi, savaş zamanlarında kullanılacak araçların günün şartlarına göre dizaynı. Eskiye göre daha gelişmişi gibi. Mehdinin günümüz şartlarından daha ileri bir teknoloji kullanması 2 faktöre bağlı.

    1. Muazzam bir maddi gücü olmalı

    2. Araştırma Geliştirme(AR-GE) konusunda bugünün buluşlarından

    faydalanıp çok hızlı ve akıllıca çalışmalı. Tabi bu çalışmalar ekiple olacaktır. Hani hadislerde geçiyorya mehdiye 313 kişi biat eder diye. İşte bu ekiple.

    Mehdinn maddi gücü nerden gelebilir diyede birkaç fikir edindim.

    Hadisler ışığında, Mehdinin bütün hazineleri çıkaracağı yazar.

    Bunuda sanırım ilahi telkinlerle yada cinlerle yapıcaktır.

    Birde kendi cemaati olacak diye düşünürsek bu cemaate katılanların maddi gücü varsa burdanda bir kaynak sağlıyabilirler.

    Teknolojiyi tanımlarken aslında şu 3 şeyide yazmak gerek.

    Teknoloji = zaman + Maddi Güç(Para) + Ar-Ge

    Mehdinin çalışma sistemi bana göre şöyle olabilr.

    Mesela bir buluş ortaya çıkar onun ardından geliştirilir.

    Cep telefonunun atası sabit telefonlar gibi.

    Yada geçmişte buharlı trenlerin bugünün elektrikle çalışan trenlerin atası olduğu gibi. Mehdinin çalışma sistemide eski buluşları hızlı bir şekilde geliştirip ortaya yeni şeyler çıkarmak.

    Bu gelişim her alanda devam ediyor.

    Ancak bir alanda teknoloji paylaşımı pek olmaz. Savaş teknolojisi.

    Belli başlı gelişmiş olan ülkeler kendi silahlarını kendileri geliştirir. Bunu yaparken düşman niteliğindeki ülkelere casus vs. gönderirler. Bu ülkelerdeki savaş araçlarını vs. kontrol ederler.

    Mesela bugünlerde a.b.d nin iranın uranyum zengnleştirme faaliyetlerini kontrol etmesi gibi.

    Ve bunlara yönelik önlemlerini alırlar.

    Mehdinin akıllı biri olduğunu daha önce okuduğum hadislerden biliyorum. Konuyla ilgili "Allah Mehdiyi bir gecede ıslah eder (ilimle donatır)"

    bu hadis mehdinin ilminin muazzam bir şekilde bir gecede

    zirve yapacağına işaret olabilr. Bu demektir ki ilmi normal bir insan zekasından ilminden kat kat yüksek olacak.

    Maddi gücü olcak, ilmi olcak ve bunları bütünleştirdiğimizde

    günümüz teknolojisinden daha ileri yeni buluşlar ortaya çıkarabilir anlamına geliyor. Zekası ve ilmiyle. Tabi bu ilmi hadislerde geçen 313 kişiyle paylaştığını düşünürsek yani onlarıda eğittiğini düşünürsek karşı koyulması güç bir ordu ortaya çıkabilir. Bunlar belki ütopik gelicek ama elinde asasıyla herşeyi biranda düzeltecek biri beklemekten daha mantıklı.

    YanıtlaSil
  38. BÖLÜM 31

    YAZIŞMALAR DEVAM

    Sahih hadisleri birleştirdiğimizde ortaya çıkan bunlar.

    Mehdinin kişiliğine gelince, tahminlerime göre söylüyorum, sevecen dost canlısı biri olcaktır. Ancak çevresindeki insanların pek kââle almayacağı kendi halinde biri. Belli bir yaşa kadar bu şekilde biri olucaktır. Ta ki ilim gelene kadar.

    Birde Hz.İsa ile Mehdinin aynı kişi olacağını düşünüyorum.

    Daha öncede birkaç yerde okumuştum. Aynı işleri herikiside yapıyor ve bir hadistete "İsadan başka mehdi yoktur" deniyor.

    Bunuda şöyle açıklayabiliriz, Kuranı Kerimde Hz. İsa ile ilgili geçen bir ayette Hz.İsanın öldürülmediği Allah tarafından göğe yükseltildiği yazılıdır. Bu yükseltilme ruhendir. Bazı alimler bedenen ve ruhen demiştir, bazılarıda sadece ruhen demiştir.

    Şahsen ruhen olduğunu düşünüyorum. Hem bu şekilde düşününce birçok şey yerine oturuyor. Hz. İsa göğe çekildiğinde 33 yaşlarındaydı, Mehdinin gönderilme yaşı hadislerde 30 ile 40 yaş arasında olduğu halde gönderilecektir diye yazar.

    Yani 33 olabilr. 30-40 arası sonuçta. Burdan şu çıkıyor. Eğer hz.İsa ve mehdi aynı kişiyse mehdi 33 yaşına kadar sıradan bir insan olucak çünkü daha önce yaşadığında 33 yaşına kadar Ruhül Kuddüs ile desteklenmişti.Ta ki beşikteyken konuşmasından Göğe yükseltilene kadar. Ve mehdi olarak yeniden geldiğinde "bir gecede ilimle donatılacak" denmeside 33 yaşında olacağını düşünüyorum.

    Aslında burda rearkarnasyon gibi birşey görüntüsü var ama öyle değil. Çünkü araştırırsan Hz. İsa nın bütün yaşamı boyunca Ruhül Kuddüs ile desteklendiği yani ondan bir ruh olduğu yazar. Hatta hristiyanlar bunu abartıp 3 leme inancına döüştürmüşler. Biz işin aslına bakarsak ruhül kuddüs Haktan gelen temiz ruh olarak Hz.İsanın doğmasından son anına kadar onla olan ruh olarak düşünmeliyiz.

    Ancak bu ruhun diğer insanlarınkinden farkı var. Öyle olmasaydı Kuranı Kerimde özellikle belirtilmezdi.

    Yani rearkarnasyon olayı burda bu sebebten olamaz.

    YanıtlaSil
  39. BÖLÜM 32

    YAZIŞMALAR DEVAM

    Ruhun asli sahibi Allah Telala. Her insandaki ruhun sahibi de elbette Allah Teala ama ruhül kuddüs Allah katından temiz, kötülükten arınmış ve ilimle donatılmış olarak gönderilmiştir.

    İşte bu ruh mehdiye 30 ile 40 yaş arasında olduğu bir zamanda bir gecede verilecektir diye düşünüyorum. Mehdinin ilimle donatılması aslında bu ruhun mehdiye verilmesi olabilr. Dikkat edersen bu adetullaha aykırı değil. Yani içinde bulunduğumuz sınava aykırı değil. Çünkü ruhun verilmesini hiç bir insan göremez. Ama gökten bedenen inen biri olsa sınav ortamı kalkar.

    Şimdi ortaya bir soru daha çıkıyor, pekiyi mehdi 33 yaşına kadar nasıl yaşıyor. Yani ruhül kuddüs mehdiye gönderilecekse ve mehdinin kimliğini alıcaksa mehdi 33 yaşına kadar ruhsuzmu yaşıyacak. İşte burası insanı hayretler içinde bırakır.

    Yaptığım araştırmalara göre ibni arabi nin eserlerindendi sanırım hatemül evliya diye bir kişiden bahsedilir. Bu kişi mehdinin tasavvufi adı olabilr diyede eserde yorumlamışlardı. Eseri bulup okursan daha net anlıyacaksın. Hatemül veli denen kişi evveli ahiri bir olan bir vasıfa sahip diye düşünüyorum. Yani zaman ötesi. Ve belki inandırıcı gelmiyecek ama ruhül kuddüs aslında mehdinin kendi ruhu. Ve geçmişte Hz. İsayı desteklemek için haktan gönderilen ruh. Bazı alimler bu ruhu cebrail olarak tanımamışlar. Nekadar doğrudur bilmiyorum ama ben bu şekilde düşünüyorum. Ruhül kuddüs yani hristiyanlardaki adıyla kutsal ruh Hz. mehdinin ruhu. Mehdi 30 lu yaşlara kadar kendinin mehdi olduğunu bilmeyecek deniyor ya hadislerde. İşte burasıda yerine oturuyor. Mehdi olduğunu ilim verilene kadar bilmeyecek çünkü öyle bir ruha sahip olcakki bu dünyada bedenen yaşadığı halde

    kendinin farkında olmıyacak. Mesela nasıl uyurken nerde olduğumuzu hatırlamıyorsak, mehdide ilim verilene kadar uyku halinde olabilr. Çünkü zaman ötesinde yazşıyor olcak. "Kendi dünyasında" veya "kendi halinde" derler bazı insanlara, halk dilinde bu tabirler kullanılır. Bu tanımlamalar dünyada yaşadığı halde çevresinde olan bitenlerden habersiz, ilgisiz olan kişilere denir. Mehdinin belli yaşlara kadar böyle olacağını düşünüyorum.

    Senin aktaracağın bişeyler varsa mesaj atabilirsin.

    A.E.O kardeşim, hayırlı günler.

    YanıtlaSil
  40. BÖLÜM 33

    YAZIŞMALAR DEVAM

    Kardeşim merhaba,

    benim konuma şöyle yazmışsınız :

    *************************************************

    ''' kaan yakup

    mehdi diye beklenilen zat cumhurbaşkanı, başbakan gibi üst düzey yönetici olamaz. ülke yönetimini etkilemesi bakımından bu üst düzey yöneticileri birliğine davet eder ve kabul edenlerle yoluna devam eder. amerikayla yada başka ülkelerle ittifak yapıcak demişsin fakat

    ittifak etme işi mehdinin işi değil, mehdiyi emir üzere gönderen varken mehdi kendi kafasına göre hareket etmez kardeşim. sen hiç gördünmü Allah bir emir versinde geri çevrilsin? olacak işmi? madem mehdinin geleceğine inanıyorsun ozaman mantıklı düşünmek gerek. 124 bin peygamber gelmiş geçmiş ve insanları hep hak dine davet etmiş, ama insanların büyük kısmı icabet etmemiş. Şimdi mehdi gelipte bu tip insanlarla ittifakmı eder sence?

    hayır, emir ve yasakları sunar, hatırlatır yola gelmeyeni imha eder bu iş biter bu kadar basit. Asıl soru bu, bunu nasıl yapar?

    işte bu forumda ve başka yerlerde mehdi ile ilgili yazıları alaya alanlar hep buraya takılır, "mehdi gelipte hiç kimsenin yapamadığı bu işleri nasıl bir çırpıda yapar?" diye alaya alırlar.

    Kalkıp biride der ki, Alla dilerse herşey olur. Elbette olur ama adetullah diye bişey var kardeşim. Bu kıyamete kadar sürer.

    yani olağanüstü birşeyler olamaz. Olsa sınav ortadan kalkar.

    geriye bir seçenek kalıyor. mehdi denen kişi okadar akıllı olacak ki

    rusyanın,amerikanın, japonyanın vs. kullandığı teknolojinin belkide 20-30 yıl ilerisinde bir teknoloji kullanacak.Bunu nasıl yapar o ayrı mesele.

    Şahsen mehdinin geleceğine inanıyorum, mehdi ile ilgili birçok uydurma hadis olduğunada inanıyorum, Ancak hadisleri değerlendirip iyi analiz etmek gerek. Elinde sihirli deynekle dolaşıp insanları doğru yola ileten bir mehdi beklentisi çok yanlış ve saçma.'''

    ***********************************

    dediğiniz teknoloji meselesini açarsanız memnun olurum. ayrıca size göre Mehdi nasıl biri ve işlerini nasıl görecek ? bildiklerinizi paylaşırsanız çok memnun olurum.saygılar.

    YanıtlaSil
  41. BÖLÜM 34 YAZIŞMALAR DEVAM

    Sevgili kardeşim İdiTurk Merhaba,

    Tâ Ocak 2012 yılında Sizinle iki veya üç adet yazışmamız olmuştu. Bu yazışmalardan sonra Sana bazı şeyleri anlatmam gerektiğinin farkına varmıştım fakat o zamanlar araya birşey girmişti ve ne yazık ki daha fazla yazmamış,yazamamıştım.

    Konumuz Mehdî Aleyhisselamdı ve Siz şöyle yazmıştınız : (yazdığınız bölümün başına ve sonuna yıldızlar koyuyorum benim yazacaklarımdan kolayca ayırabilesiniz diye).

    *********************************************************

    kaan yakup kardeşim merhaba,

    biraz geç olcak ama foruma uzun zamandır girmiyom, mesajını şimdi okudum.

    "dediğiniz teknoloji meselesini açarsanız memnun olurum. ayrıca size göre Mehdi nasıl biri ve işlerini nasıl görecek ? bildiklerinizi paylaşırsanız çok memnun olurum.saygılar." yazmışsın.

    bende evvelden edindiğim bilgilerle anlatmaya çalışayım.

    teknolojiyi eş anlamlı olarak gelişim, ilerleme gibi kavramlarla açıklarsak her hangi bir konuda teknoloji o mevzu olan alanda gelişim ilerleme diyebiliriz.

    Mesela savaş teknolojisi, savaş zamanlarında kullanılacak araçların günün şartlarına göre dizaynı. Eskiye göre daha gelişmişi gibi. Mehdinin günümüz şartlarından daha ileri bir teknoloji kullanması 2 faktöre bağlı.

    1. Muazzam bir maddi gücü olmalı

    2. Araştırma Geliştirme(AR-GE) konusunda bugünün buluşlarından

    faydalanıp çok hızlı ve akıllıca çalışmalı. Tabi bu çalışmalar ekiple olacaktır. Hani hadislerde geçiyorya mehdiye 313 kişi biat eder diye. İşte bu ekiple.

    Mehdinn maddi gücü nerden gelebilir diyede birkaç fikir edindim.

    Hadisler ışığında, Mehdinin bütün hazineleri çıkaracağı yazar.

    Bunuda sanırım ilahi telkinlerle yada cinlerle yapıcaktır.

    Birde kendi cemaati olacak diye düşünürsek bu cemaate katılanların maddi gücü varsa burdanda bir kaynak sağlıyabilirler.

    Teknolojiyi tanımlarken aslında şu 3 şeyide yazmak gerek.

    Teknoloji = zaman + Maddi Güç(Para) + Ar-Ge

    Mehdinin çalışma sistemi bana göre şöyle olabilr.

    Mesela bir buluş ortaya çıkar onun ardından geliştirilir.

    Cep telefonunun atası sabit telefonlar gibi.

    Yada geçmişte buharlı trenlerin bugünün elektrikle çalışan trenlerin atası olduğu gibi. Mehdinin çalışma sistemide eski buluşları hızlı bir şekilde geliştirip ortaya yeni şeyler çıkarmak.

    Bu gelişim her alanda devam ediyor.

    Ancak bir alanda teknoloji paylaşımı pek olmaz. Savaş teknolojisi.

    Belli başlı gelişmiş olan ülkeler kendi silahlarını kendileri geliştirir. Bunu yaparken düşman niteliğindeki ülkelere casus vs. gönderirler. Bu ülkelerdeki savaş araçlarını vs. kontrol ederler.

    Mesela bugünlerde a.b.d nin iranın uranyum zengnleştirme faaliyetlerini kontrol etmesi gibi.

    Ve bunlara yönelik önlemlerini alırlar.

    YanıtlaSil
  42. BÖLÜM 35

    YAZIŞMALAR DEVAM

    Mehdinin akıllı biri olduğunu daha önce okuduğum hadislerden biliyorum. Konuyla ilgili "Allah Mehdiyi bir gecede ıslah eder (ilimle donatır)"

    bu hadis mehdinin ilminin muazzam bir şekilde bir gecede

    zirve yapacağına işaret olabilr. Bu demektir ki ilmi normal bir insan zekasından ilminden kat kat yüksek olacak.

    Maddi gücü olcak, ilmi olcak ve bunları bütünleştirdiğimizde

    günümüz teknolojisinden daha ileri yeni buluşlar ortaya çıkarabilir anlamına geliyor. Zekası ve ilmiyle. Tabi bu ilmi hadislerde geçen 313 kişiyle paylaştığını düşünürsek yani onlarıda eğittiğini düşünürsek karşı koyulması güç bir ordu ortaya çıkabilir. Bunlar belki ütopik gelicek ama elinde asasıyla herşeyi biranda düzeltecek biri beklemekten daha mantıklı.

    Sahih hadisleri birleştirdiğimizde ortaya çıkan bunlar.

    Mehdinin kişiliğine gelince, tahminlerime göre söylüyorum, sevecen dost canlısı biri olcaktır. Ancak çevresindeki insanların pek kââle almayacağı kendi halinde biri. Belli bir yaşa kadar bu şekilde biri olucaktır. Ta ki ilim gelene kadar.

    Birde Hz.İsa ile Mehdinin aynı kişi olacağını düşünüyorum.

    Daha öncede birkaç yerde okumuştum. Aynı işleri herikiside yapıyor ve bir hadistete "İsadan başka mehdi yoktur" deniyor.

    Bunuda şöyle açıklayabiliriz, Kuranı Kerimde Hz. İsa ile ilgili geçen bir ayette Hz.İsanın öldürülmediği Allah tarafından göğe yükseltildiği yazılıdır. Bu yükseltilme ruhendir. Bazı alimler bedenen ve ruhen demiştir, bazılarıda sadece ruhen demiştir.

    Şahsen ruhen olduğunu düşünüyorum. Hem bu şekilde düşününce birçok şey yerine oturuyor. Hz. İsa göğe çekildiğinde 33 yaşlarındaydı, Mehdinin gönderilme yaşı hadislerde 30 ile 40 yaş arasında olduğu halde gönderilecektir diye yazar.

    Yani 33 olabilr. 30-40 arası sonuçta. Burdan şu çıkıyor. Eğer hz.İsa ve mehdi aynı kişiyse mehdi 33 yaşına kadar sıradan bir insan olucak çünkü daha önce yaşadığında 33 yaşına kadar Ruhül Kuddüs ile desteklenmişti.Ta ki beşikteyken konuşmasından Göğe yükseltilene kadar. Ve mehdi olarak yeniden geldiğinde "bir gecede ilimle donatılacak" denmeside 33 yaşında olacağını düşünüyorum.

    Aslında burda rearkarnasyon gibi birşey görüntüsü var ama öyle değil. Çünkü araştırırsan Hz. İsa nın bütün yaşamı boyunca Ruhül Kuddüs ile desteklendiği yani ondan bir ruh olduğu yazar. Hatta hristiyanlar bunu abartıp 3 leme inancına döüştürmüşler. Biz işin aslına bakarsak ruhül kuddüs Haktan gelen temiz ruh olarak Hz.İsanın doğmasından son anına kadar onla olan ruh olarak düşünmeliyiz.

    Ancak bu ruhun diğer insanlarınkinden farkı var. Öyle olmasaydı Kuranı Kerimde özellikle belirtilmezdi.

    Yani rearkarnasyon olayı burda bu sebebten olamaz.

    YanıtlaSil
  43. BÖLÜM 36

    YAZIŞMALAR DEVAM

    Ruhun asli sahibi Allah Telala. Her insandaki ruhun sahibi de elbette Allah Teala ama ruhül kuddüs Allah katından temiz, kötülükten arınmış ve ilimle donatılmış olarak gönderilmiştir.

    İşte bu ruh mehdiye 30 ile 40 yaş arasında olduğu bir zamanda bir gecede verilecektir diye düşünüyorum. Mehdinin ilimle donatılması aslında bu ruhun mehdiye verilmesi olabilr. Dikkat edersen bu adetullaha aykırı değil. Yani içinde bulunduğumuz sınava aykırı değil. Çünkü ruhun verilmesini hiç bir insan göremez. Ama gökten bedenen inen biri olsa sınav ortamı kalkar.

    Şimdi ortaya bir soru daha çıkıyor, pekiyi mehdi 33 yaşına kadar nasıl yaşıyor. Yani ruhül kuddüs mehdiye gönderilecekse ve mehdinin kimliğini alıcaksa mehdi 33 yaşına kadar ruhsuzmu yaşıyacak. İşte burası insanı hayretler içinde bırakır.

    Yaptığım araştırmalara göre ibni arabi nin eserlerindendi sanırım hatemül evliya diye bir kişiden bahsedilir. Bu kişi mehdinin tasavvufi adı olabilr diyede eserde yorumlamışlardı. Eseri bulup okursan daha net anlıyacaksın. Hatemül veli denen kişi evveli ahiri bir olan bir vasıfa sahip diye düşünüyorum. Yani zaman ötesi. Ve belki inandırıcı gelmiyecek ama ruhül kuddüs aslında mehdinin kendi ruhu. Ve geçmişte Hz. İsayı desteklemek için haktan gönderilen ruh. Bazı alimler bu ruhu cebrail olarak tanımamışlar. Nekadar doğrudur bilmiyorum ama ben bu şekilde düşünüyorum. Ruhül kuddüs yani hristiyanlardaki adıyla kutsal ruh Hz. mehdinin ruhu. Mehdi 30 lu yaşlara kadar kendinin mehdi olduğunu bilmeyecek deniyor ya hadislerde. İşte burasıda yerine oturuyor. Mehdi olduğunu ilim verilene kadar bilmeyecek çünkü öyle bir ruha sahip olcakki bu dünyada bedenen yaşadığı halde

    kendinin farkında olmıyacak. Mesela nasıl uyurken nerde olduğumuzu hatırlamıyorsak, mehdide ilim verilene kadar uyku halinde olabilr. Çünkü zaman ötesinde yazşıyor olcak. "Kendi dünyasında" veya "kendi halinde" derler bazı insanlara, halk dilinde bu tabirler kullanılır. Bu tanımlamalar dünyada yaşadığı halde çevresinde olan bitenlerden habersiz, ilgisiz olan kişilere denir. Mehdinin belli yaşlara kadar böyle olacağını düşünüyorum.

    Senin aktaracağın bişeyler varsa mesaj atabilirsin.

    A.E.O kardeşim, hayırlı günler.

    YanıtlaSil
  44. BÖLÜM 37

    YAZIŞMALAR DEVAM

    Senin bu yazını okuduktan sonra az önce aklımdan geçenleri de birleştirdim ve Mehdi'nin şu an için hayâl gibi tabiri caizse ruh gibi yaşadığına kanaat getirdim. Şöyle açayım : Sizin de belirttiğiniz gibi kendi halinde bir kişi ve ıslah edilinceye kadar gerçekle hayâl arasında yaşıyor ve yaşayacak. Bir nevi televizyonlardaki tamamen düğmeden kapatma değilde kumandadan kapatılınca stand-by,beklemede olması durumu.

    Yukarıda yazdıklarınızdan sonra aradan ortalama 1,5 sene geçti(Bu arada Ben yaklaşık 15-16 seneden beri Ahirzamanda gelecek olan Şahsı araştırıyorum ). Birkaç parça eksik diye düşünürken Sizin yukarıda 'ruh verilmesi' olarak anlatmak istediğiniz olay aklıma 1 saat önce kadar geldi ve şahit olduğum bir şeyi paylaşmak istedim.

    2008 yılının yaz aylarının başlangıcıydı tam olarak hatırlamıyorum. Çok yakından tanıdığım bir kişi ile beraberdik. O'nu çok iyi tanıyordum. İzmir'in bir ilçesinde pazar yerinde geziyorduk. Tezgâhları dolaşırken birden bire arkadaşımın gözlerinin fıldır fıldır döndüğünü,ayaklarının bir kaç saniye için birbirine dolaştığını farkettim. Daha sonraki 3-4 dk. boyunca arkadaşım sağa sola biraz biraz yalpalayarak gidiyordu. Benim yanımdan 2-3 metre uzaklaşmıştı..Sonradan bu arkadaşıma ne olduğunu sorduğumda bana aynen şu cevabı vermişti(aradan çok zaman geçmedi zaten dün gibi hatırlıyorum) :

    Kaan,biz o pazar yerinde dolaşırken sanki yukarıdan üzerime demir borular düşüyormuş gibi hissettim(pazar yerinin üstü demir borulu mimariyle kapalı bir alandaydı). Sonra birden kafamdan birşey girdi ayak başparmaklarıma gelince durdu. O şeyin kafamdan içeri girmesiyle beraber zangır zangır titredim demişti.. O zamanlar o arkadaş depresyon tedavisi de gördüğünden(prozac diye bir mutluluk hapı var ondan kullanıyordu.) bu durumu ona vermiştim,geçiştirmiştik. Aradan bir süre geçtikten sonra eski bri arkadaşına internetten sormuş o arkadaşı da sana hidayet gelmiştir demiş. Kendi abisine anlatmış onlarda yengesiyle beraber iskemik atak olmuştun bir ara ondan olmuştur demiş. Ben herşeyi toparladım O'na dair. Hayatına,ailesine vb. herşeyi topladım,ölçtüm biçtim. Bazı veriler elde ettim. Bunları Sizinle paylaşmak istiyorum. Yalnız aramızda yeminli bir sır olarak kalması kaydıyla..Belki önemsiz görebilirsiniz anlattıklarımı ya da anlatacaklarımı fakat şu bahsettiğiniz ruh meselesi bende ışıkları uyandırdı.

    Garip ama arkadaşım kendi halinde,sevimli bir insandı.

    Babasını 15 yaşında kaybetti,Annesini 23 yaşında kaybetti.

    YanıtlaSil
  45. BÖLÜM 37

    DEVAM

    Ortalama 6,5 sene kadar yurtdışında kaldı. Kaldığı zamanlardan birinde 5 sene kadar hiç dönmedi. Herkes O'nun ölüp kaldığını,artık oralı olduğunu falan sandı. Yakınlarını bile sürekli arayamadı maddi imkânsızlıklar yüzünden. Biz kendisiyle internetten messenger'den,e-mail yoluyla vb. görüştüğümüz için illâ telefon görüşmesi yapmamız şart olmadı,öyle de idare ettik.

    Ben bu arkadaşımı iyi tanıyorum ve hayatındaki bazı detayları ailesinden hatta karısından bile daha fazla biliyorum. Yani benim bildiklerimi bir Allah bir ben birde O biliyor. Arasıra dertleşiriz halen.

    Kendisi özellikle yurtdışındayken gördüğü rüyaları da anlatmıştı. Şaşırtıcı bir şekilde ikiz kulelerin yıkıldığını bana 4-5 ay öncesinden rüyasında gördüğünü anlatmıştı. Olay olduktan sonra anlatsa hani belki uyduruyor,şakasına dedi derim ama olaydan önce anlatınca bu vaziyet bana çok acaip gelmişti.

    Bu arkadaşım iyi hatırlıyorum 2006 yılında güneş tutulurken Türkiye'ye(Ankara'ya) iniş yaptı. Ve yine çok iyi hatırlıyorum tam güneş tutulduğunda uçağı inişe geçmişti. Biz havaalanında abisi ve bir kaç yakın akrabasıyla arkadaşımı bekliyorduk ve ona annesinin öldüğünü nasıl söyleyeceğimizi hesaplıyorduk..Zira arkadaşım dönmeden önce annesi vefat etmişti..

    Size dediğim gibi bu arkadaşım bana bir ara bazı projelerinden bahsetmişti. Çok dindar birisi değildi ama dine olan saygısı büyüktü. Bana Yaradan'ın dinini yaymak,şeriatı uygulamak ve müslümanları birleştirmek gibi bazı fikirleri ve diğer bir sürü konularda projelerini yollardı. Bir ara kafayı yediğini düşünmüştüm. Ben zaten kaç yaşımdan beri gelecek olan Zatı beklerken bizimki o Zatın yapacakları diye bilinen bazı şeylerin sanki ön sunumlarını yolluyordu..

    Bu arada yurtdışında iken gördüğü rüyalardan birinde sakallı ve üniformalı bir kişiyi de görmüş. Rüyanın teferruatı vardı ama bana göre can alıcı noktası buydu. O gördüğü kişiyi ömründe görmemiş fakat yurtdışında tanıştığı bir kişi Türkiye'ye dönünce bir adres vermiş oraya git hayır duasını al emekli bir abimiz sana yardımcı da olur demiş. Bizimki de döndükten bir müddet sonra o denilen zatın yanına gitmiş ziyaret niyeti ile. Birde bakmış ki rüyasında gördüğü aynı adam ! Bana bunu anlattığında gözlerini kapatıp gülüyordu. Askeriyeden emekli bir adammış yaşı 60 civarıydı demişti. Rüyasında gördüğü üniforma maviymiş adam da hakikaten havacıymış. Üstelik adam dediğine göre Türkiye'deki tarikatlerden birinin iki numaralı kişisiymiş. Kendisinde uyanan intiba buymuş.

    Bütün bunları Size neden anlatıyorum İdiTürk kardeşim..Bana deli diyebilirsin ama yazacağım özellikler bu arkadaşımda hemen hemen birebir var :

    Aynen Senin yazdığın gibi pek kaale alınmayan,kendi halinde birisi. O tepeden birşey inme olayı da yukarıda anlattığım kadarı ile aynen başına gelmiş,geldi ki ben bizzat şahidim.

    Özellikle hayatının bir döneminin sonunda o şakacı,güleç hali gitti ama bunun aksine somurtkan olmadı. Yalnızca sanki adam stand by'a girdi. Bu arada ben çok ilginçtir bu arkadaşımla aynı mahallede oturdum,belirli bir çağa kadar aynı okullara gittik. Ömrümüzün bir kısmı hep beraber geçti,neyse.

    YanıtlaSil
  46. BÖLÜM 38

    DEVAM

    Bana hep babasının o doğarken 'oğlum sen doğarken köpekler bir uludu ki sorma' dediğini anlatır,kendiyle dalga geçerdi..

    Aynı mahalle de oturuyorduk dedim. 5-6 yaşındayken bunlar bir aileyle beraber yüzmeye bir yere gitmişler,şimdi yerini tam olarak hatırlayamıyorum. Havuza girdikten sonraki günlerde bunun alnında belli belirsiz renk tonu farklılığı oluşmuştu,yani bir iz kalmıştı. Mantar falandır demişlerdi hatırlıyorum fakat doktora falan götürmemişler..

    Bu bizim elemanın anne babası evlenene kadar köyde durmuşlar,daha sonra babası memur olmuş bizim şehre taşınmışlar. Annesi yufka ekmek açmasını,yapmasını falan bilirdi. Apartmanın son katında oturuyorlardı. Merdiven arasına annesi bildiğin sacı almış üzerinde yufka ekmek yapıyormuş. Açtığı ekmeklerin üzerinde hep Allah yazısı çıkmış. Üst üste hamuru koyuyor saca çıkıyor Allah koyuyor saca çıkıyor Allah..Böylece 20-30 ekmekte çıkmış..Babası işten gelmiş.Pinpirikli bir adamdı,acaip titiz ve şüpheci idi. Vardır bunda bir bit yeniği demiş. Sacın üzerini zımparalamış hani sacın üstündeki birşeyden dolayı mı diye çıkıyor diye. Nafile. Bir daha ekmek atmışlar bir daha çıkmış bir daha atmışlar bir daha çıkmış.. Annesi de kendi halinde dindar bir kadındı babasının tersine..Neyse bu olaydan sonra babası çiçeklere iyi gübre olur diye bunlara bir hafta kadar yedikleri yumurtaların kabuklarını attırmamış. Sonra evdeki eski model fırına(o zaman onların fırını şu eski yuvarlak olanlardandı) yuvarlak bir tepside yumurta kabuklarını koymuş. Bir müddet sonra fırından kurumuş yumurta kabuklarını çıkartmış ve balkondaki bir sürü çiçeğe kırıp kırıp atmış gübre niyetine. O tepsiyi de mutfağın lavabosuna annesi yıkasın diye koymuş.. Annesi kuran okumasını az çok bildiğinden olsa gerek tepsi de kurumuş yumurta kabuklarının yanık izi şeklinde Allah kelimesi olduğunu görmüş,şaşırmış..Hatta diyordu benim arkadaş Allahu yazıyormuş,Allahu'da ki 'hu' yani h harfine u sesi verdiren 'ötre' simgesi de kuş şeklindeymiş.

    Ben çok iyi hatırlıyorum bizim eleman yani arkadaşım sünnet olduktan sonraki günün sabahında yatağının ayak ucu sağ tarafında kocaman bir örümcek ağı görmüştüm de acaip korkmuştum örümceklerden korktuğum için. Yusyuvarlak kocaman ve gayet düzenli bir örümcek ağıydı.

    Size bunları anlatmamın başlıca sebebi Sizi tanımam,ya da Size yakın olmam değil. Bildiğim şey rumuzunuz ve iki üç kere yazdıklarınız. Gerçek sebep ise şu ruh dediğiniz olay oldu. Ben diğer ilginçlikleri de yazacağım. Artık sakla sakla burama geldi,üstelik Size anlattıklarım ve anlatacaklarımın bir kısmını bazı kimselerle (forumda değil) azıcık paylaşacak olsam kafayı yemiş muamelesi görüyorum. İçimi de dökeyim dedim.

    YanıtlaSil
  47. BÖLÜM 39

    DEVAM

    Bu arkadaşım tip olarak orta boylu ne uzun ne kısa, kafası büyük, alnı açık, orta göbekli,yürürken paytak paytak geniş geniş yürüyen,biraz irice,konuşurken bazen kekeleyen,yanağında beni olan ayrıca ön dişleri parlak birisi. Fiziksel olarak birebir bu özellikleri taşıyor ve bu özelliklerinin bir kısmı son derece belirgin yani sadece benim görüşüm değil başkaları da onu görse aynısını söyler.

    Biraz da tuhaf. Ne bileyim işte,gerçi arkadaşım,arkasından konuşmak istemiyorum ama tuhaf..

    Şimdi belki de aklına bazı şeyler geliyordur. İnan ki benim kafama da bazı şeyler şimşek gibi çaktı ve halen de çakıyor ama tam emin değilim ve nasıl emin olacağımı bilmiyorum..Açık açık birşey yazmakta istemiyorum Sizin görüşünüzü de aramızda bu anlattıklarımın sır kalacağına inanarak anlatmak istiyorum.

    Bu adam aslında zehir gibi akıllıydı,muhakkak bir yerlere gelirdi ama hayatının bir döneminde resmen stand-by gibi oldu. Ben halen zehir gibi akıllı olduğuna eminim..

    Birde bu var ya geçmişi kolay kolay hatırlamaz. Acaip bir unutkanlığı var. Nasıl söylesem,bazen oluyor ki 10 saniye öncesini çok sık olmasa da unutuveriyor. Hatta bazen gırgır geçiyordum ve halen de geçiyorum Sen bu dünyadan değilsin,ruh gibi adamsın ruh gibi adam oldun çocukken hep şakalar yapan birisiydin diye..Çok sevecen,acaipte dost canlısı birisi ama pek kaale alan yok kendi halinde evini geçindiriyor evden işe işten eve..Karısı bile pek kaale almaz ama seviyor,biliyorum. Hep karısı giydirir. Kaç yaşına kadar adam kendine ayakkabı bile seçmedi içinden gelerek. Çok tuhaf çok..Eğer ismi şu andaki ismi olmasa idi kesinlikle Ruhi olurdu bence..

    Bazen bana içinde ikinci bir kişinin yaşadığını düşündüğünü söylüyor. Öyle hissediyormuş. Sanki bu durağan kişiliğinin altında çok farklı birisi varmış,bunu da iki-üç ay önce söyledi. Ama o dediği kişilikle şu andaki kişiliği arasında zerre miskal alâka yok.

    Geçenlerde bana bir şey demişti de biraz dumura uğramıştım : Kaan bak yaşım 32'ye geldi bana anca sen inanırsın,sanki ben bu dünyada yaşamıyorum,bedenim yaşıyor ama ruhum gelip gidiyor sanki gibisinden birşeyler söylemişti. Yani adam sanki bu dünyada bedenen var ama ruhen yok,çok durağan,stand-by..Birde bu var ya bir ara elest bezmine de takmıştı. Birşeyler diyordu ya ben hatırlayamıyorum sonra muhakkak hatırlarım inşallah..

    Biraz korkaklıkta var bunda. Bana anlattığı şey bazen en ufacık bir seste ruhu ürperiyormuş..Çok hassassın demiştim bende.

    YanıtlaSil
  48. BÖLÜM 40 DEVAM

    Geçenlerde bana dediği en ilginç şeyse şu olmuştu :

    Gözlerini açıyormuş,iyice de açıyormuş,yeşilliklere bakıyormuş,hissedebilmek için ama gerçekçi gelmiyormuş. Sadece dokunduğu zaman var olduklarını anlayabiliyormuş ama yine de hissedemiyormuş gibi birşey oluyormuş. Ömrü boyunca adam akıllı hissederek ağlayamamış (evet hatırlıyorum babası ölünce ağlayamadı,annesinin öldüğünü duyunca yine ağlamamış fakat haberi ona veren ablası feryat edip ağlayınca ağlaması gerektiğine hükmetmiş o da ağlamak için kendisini zorlamış ve ağlamış. Bana sonradan dediği şu olmuştu : Vallahi ne babamın acısını,ne de annemin acısını hissetmedim,hissetmek istedim,kendimi zorladım ama hissedemedim,fakat annemin öldüğünü ablam feryat edip ağlayıp söyleyince dizlerimin üzerine çökmem ve ağlamış gibi olmam-ağlamam gerektiğini anladım..dizlerimin üzerine de filimlerde insanlar acı birşey duyduklarında dizlerinin üzerine çöker ya öyle izlediğim için öyle yaptım..Yoksa üzüntümden değil..hissedemiyorum ki demişti..)

    Merakım gereği bazı gördüklerini hissettiklerini internetten araştırıyorum. Bazılarına mantıklı(psikolojik ya da vücudunun işleyişi,yapısı yönünden) cevaplar buluyorum fakat bazılarına bulamıyorum.

    Size açık açık adını falan da yazmadım ancak İnandığımız son Peygamber(sav) ve O'nun babasına kendi adı ve babasının adı da uyuyor..

    Ben ne yapayım bilmiyorum ve kafam çok karışık. Bu kadar geniş çaplı ilk defa Size yazıyorum ve lütfen aramızda kalmasını rica ediyorum..

    Ben arkadaşımın hayatının çok büyük kısmında bizzat yanında oldum. Aynı mahallelerde,aynı okullarda vb. hep beraber olduk. Ve halen de yakınımda eskisi kadar çok sık görüşemiyoruz,ikimizde evlendik fakat huyunu suyunu yediğini içtiğini bilirim. Yediği içtiği derken işin daha da garibi çok tatlı sevmez ama kabak tatlısını çok seviyor,çok sıcak ve çok soğuk (salep ya da dondurma vb. gibi) şeyleri ılımadan pek yiyemiyor,ve gördüğü bir rüyayı da anlatıp noktalayayım kafanızı ağrıttım :

    Yurt dışında iken bir rüya görmüş. Rüyadan önce babasızlığın verdiği eksiklikle aklına babasını getirmeye çalışmış ama nafile. Sanki babası gerçek babası değilmiş. Birde ilahi dinliyormuş acıklı bir şey..Sonra günahlarına yanmış. İçinden babaaaa diye bağırmış.İçimden bağırmışım demişti hani dışından avazı çıktığı kadar bağırırsın ya bu da içinden bağırmış gecenin bir vakti artık nasıl yaptıysa..O anda da aklına Peygamberimiz(sav) gelmiş..Sonra uyumuş.. Rüyasında tek odalı bir yerde kendisini görmüş. Ev köy evi gibiydi,kerpiçtenmiydi bilmiyorum demişti..Evin içinde bir perde çekiliymiş. Karşıda perdenin ön tarafında bir kapalı bayan bulaşık yıkıyormuş. Orada da pencere olduğundan perdenin ordan seçmiş bayanı..Sonra gözü yerde üstü çıplak yatan saçı birazca uzun yüzükoyun yatan kişiye takılmış..Sırtına yaklaşmış,gül kokuyormuş(aynen böyle anlattı)..Sonra o yatan kişi oturur vaziyette bağdaş kurmaya benzer bir şekile geçmiş. Elinde bir kandil varmış. Kandilin fanusu ayrılarak düzgün bir şekilde yukarıya kalkmış sonra inmiş..Sonra arkadaşım kendisi kandili eline almış. Fanus burada da hafiften yükselmiş ancak yere düşmüş(kırıldı dedi mi demedi mi şu anda hatırlamıyorum)..Karşısındaki gülümsemiş. Sanki sen ileride yapacaksın der gibi..

    Dedim ki : oğlum hem içinden babaaa diye bağırıyorsun hemde rüyanda Peygamber(sav)'i görüyorsun. Senin baban O'mu ki ? Bana gülümsedi,değişik baktı sonra da üzüntülü müydü neydi tam olarak kestiremedim ama 'Ben babamı baba olarak hissetmedim ki,hissedemedim ortak..'

    Böyle işte..yorumlarını bekliyorum..istediğini sorabilirsin..kendi çocuğummuş gibi tanırım elemanı..ve bu yaşadıklarına ben tam olarak bir anlam veremedim..

    Allah'a emanet olunuz,hakkınızı helal ediniz..

    Kaan.

    YanıtlaSil
  49. BÖLÜM 41 DEVAM

    tekrar merhaba kardeşim kaan yakup,

    mesajını okudum, görüşlerine katılıyorum, fakat şöyle birşey var.

    Hadislerde mehdinin dünyaya hükmedeceği yazar. Bizim düşündüklerimiz ve yorumlarımız hep ülkemiz ve ülekemize sınırı olan diğer ülkeler üzerine oldu.

    Zaten benim asıl merak ettiğim dünya hakimiyetinin nasıl olacağı.

    Tamam senin dediğin gibi ülkemizin başına geçer ve yönetir. Ama bu belli bir alanla sınırlı kalır. Şimdiye kadar dünya genelinde ülkede söz sahibi olan yani devlet başkanlarını düşünelim. Mesela A.b.d süper güç olarak anılıyor. Haliyle bu devletin başındaki kişide süper gücü yöneten oluyor. Ama israille ortaklaşa hareket ettikleri için müslüman ülkelere zarar veriyorlar. Ben bu sebepten akp hükümetini şuan itibariyle pek doğru bir siyaset izlediğini düşünmüyorum. Çünkü a.b.d yanlısı kararlar çıkarıyorlar. Herneyse, bende herhangi bir parti taraftarı değilim.

    Şuan için süper güç diye sayılan a.b.d bir anlamda dünyaya dolaylıda olsa hükmedebiliyor. Ekonomisiyle olsun, askeri gücüyle olsun bir şekilde dünya geneli etkileniyor. Bu etkiye karşı koyan tek ülke iran. Direnç gösteriyor. Ambargolara karşı direniyor. Ve izlediği yoldan vazgeçmiyorlar. Düşünceme göre mehdi iranla bir temas halinde olcak. Zaten iranın kuruluşunda bile ve bugünkü siyaset mekanizmasının işlemesinde bile mehdi önemli bir yere sahiptir. Mehdi beklentisi ülke çapındadır iranda. Neredeyse devleti mehdi beklentisi üzerine inşaa etmişler. Mehdi gelince devlet hazır olsun diye çalışmalar yapılıyor.

    Bir hadiste yazıyordu mehdi geldiği zaman şam a toplanma yeri şam dır diye. Ortadoğuyu kastediyor gibi.

    Mehdinin irandan destek alması bence büyük ihtimal.

    Bu desteği şöyle düşünüyorum. Eğer mehdi kendi bir topluluk kurup bunu resmileştirirse bu hayli zaman alır. Yani bir ülke kurmak gibi.

    Seninde dediğin gibi mevcut bir ülkenin başına geçmesi daha mantıklı. Ben bu ülkenin iran olabileceğini düşünüyorum. Ama eşkare biçimde ülkenin başına geçmesi olağan dışı. Çünkü mehdinin düşmanları hali hazırda bekliyor. Ülkeyi resmi olarak değil arkaplandan emir vererek yönetmesi daha mantıklı. Aslında mehdiden bahsederken deccal den bahsetmedik hiç. Deccali tanımlarken ben antimehdi olarak görmüyorum. Yani bir düşman varsa illa tam zıttı olması gerekmez. Elbette bir zıtlığı olucaktır ama bu zıtlık kişisel fikirlerin zıtlığından ziyade

    (inançla ilgili olan) genel bir sistemin zıtlığı olabilir.

    Demek istediğim deccal illaki kendi kişisel düşünceleriyle ortaya çıkan bir insan olamaz. Bence deccal bir sistemin adı.

    YanıtlaSil
  50. 42

    Bu sistem bugün dünyayı yönettiği varsayılan birkaç yahudi ailesinin eski zamanlarda kurduğu sistemdir. Bugün bu sistem içinde milyonlarca insan esir edilmiş. Biz A.b.d için süper güç diyoruz ama asılda a.b.d nin arkaplanında bir yahudi gurubu var.

    Bu gurup dünya siyasetine ekonıomisine yön veriyor. Bilmem izledinmi zeitgeist diye bir belgesel var. Burda dindarlara hakaret içeren sözlerde var ama bu zeitgeist belgeselinde asıl anlatılmak istenen dünyayı yöneten bu yahudi gurubun insanları nasıl sömürdüğü. İşte bu sömürme sistemini ben şahsen deccal olarak düşünüyorum.

    Mehdi bu sistemi yıkmak için seninde belirttiğin gibi hem siyaset hem saltanat ve cihad hemde iman konularında çalışması gerekir.

    Çünkü bu deccaliyet sisteminde sömürü yöntemlerini yıkmanın yolu insanları doğruya doğru yola sevk etmek. Hem siyaseti hemde imanı hakikatleri buna göre yönlendirmek gerek.

    Bunu dünya genelindeki bankacılık sisteminden tutta ülkemizdeki ve ortadoğu ülkelerindeki milleti, sen kürtsün sen şii sin sen alevisin diye ayaklandırmalarına kadar her konuda yapmalı.

    Deccaliyet sisteminin en belirgin beslenme yolu bu yahudi gurupların birçok ülkedeki ayaklanmaların ve sonucunda bu ayaklanan guruplara silah satmaktan ve ülke petrollerine kadar bütün kaynaklarını sömürmekten geçiyor.

    Planları belli, bir taşla 2 değil birçok kuş vurmak.

    mesela herhangi bir ülkeyi karıştırmak, ayaklandırmak birçok menfaat beraberinde getiriyor onlar için.

    Hem silah satıyorlar her iki tarafada. Hem ülkeye gizli işgal için barış gücü askerleri gönderiliyor. Hemde ülkenin yeraltı kaynakları ele geçiriliyor. Heryerden kazanıyorlar.

    Asıl kazançları ise B.O.P büyük ortadıoğu projesi.

    Tek tek ortadoğu ülkeleri karıştırılıyor ve b.o.p için zeminde hazırlanmış oluyor.

    Neyse bende aklıma geleni yazdım k.bakma kardeşim.

    Aslında bu konularda daha iyi bilgi edinmenin yolu sahih hadisler ile günümüze göre bir harita çıkarmak. Yani mecazi anlamlı hadisler diyoruz hani, bunları günümüze göre yorumlamak.

    Bu da zamanla olur, birkaç yıla kadar tahminimce mehdi ortaya çıkar ve herkez tanımaz. Aynen senin dediğin gibi iman nuruyla tanımak yani. Bekleyip görelim.

    Herşeyin Hayırlısı olur inş. A.E.O kardeşim. Hayırlı günler.

    YanıtlaSil
  51. 43

    Sevgili kardeşim idiTurk,

    Öncelikle verdiğin bilgilerden dolayı Allah razı olsun diyorum. Bilmiyorum daha evvelden yazığım 3 bölümlük konuyu okudun mu? Hepsini okudunsa az çok benim tahminlerimi biliyorsundur.

    Benim bu konulara ekleme yapacaklarım ve Senin dediklerine diyeceklerim şunlar :

    Bana göre bir insanı diğer insanlardan ayıran niyetidir. Eski büyüklere dikkat edersen salih niyetlerine göre Allah yoluna girmişler,hizmet ehli olmuşlar,görevlendirilmişler ve niyetlerine göre kendilerine maddi-manevi ihsanlarda bulunulmuş. Şahsen Cenabı Allahın dinini insanlara yaymayı birinci derecede önemli olarak görüyorum(doğrusunu Allah bilir.)

    Mehdi a.s. Seninde belirttiğin gibi kendi halinde sıradan bir insan. Fakat O'nun Cenabı Allahın gözünde bir kıymet arzetmesinin hikmeti yaptığı ibadetler olamaz. Olsa olsa Cenabı Allah'a verdiği bir sözden kaynaklanır. Zaten ibadetlerimizle Cennete giremeyeceğimiz aşikar,lütfu Rabbani ile gireceğimizi umut ediyoruz.

    Seversin ya da sevmessin,katılır ya da katılmassın fakat ben özellikle Saidi Nursinin bazı yazdıklarını bu konuyla alâkalı kıymetli görüyorum. O,Mehdiyi herkesin bilemeyeceğini,iman nuruyla O'nun tanınacağını belirtiyor ve vazifelerinden bahsediyor. Ayrıca O'na verdiği bazı sıfatlar var : Müçtehid(ayetlerden hüküm çıkartan),Müceddid(dini hakikatleri devrin ihtiyaçlarına göre izah eden büyük alim),Hakim(hükmeden),Mehdi(hidayete vesile olan),Mürşid(doğru yolu gösteren,gafletten uyandıran),Kutbu Azam(Müslümanların kendisine bağlandığı,zamanın en büyük yol göstericisi),Ehli Beyti Nebevi(Hz.Peygamber sallallahu aleyhi vesellemin mübarek soyundan olan).

    YanıtlaSil
  52. 44

    Şimdi bu sıfatları kısaca açarsam :

    Müçtehid,Müceddid,Mehdi,Mürşid,Kutbu Azam gibi sıfatlar Dinî sahada olan sıfatları fakat bunun yanında Hakim yani hükmeden diyor. Buradan ben kanunla hükmeden anlamını çıkarıyorum. Meselâ madde aleminde Cenabı Allahın koymuş olduğu kanunlar vardır ve işler bu yolla devam eder. Hakim isminin tecellisi de Mehdi a.s.'da bulunacağı için kanunlarıyla hükmedecek anlamı çıkıyor. Peki kanunları kim koyuyor beşerî sistemlerde ? Belli başlı bazı yönetim sistemleri var ve bu sistemler yasama,yürütme ve yargı erkini ellerinde bulunduruyorlar. Şimdi eğer bu kişi -hükmedecekse- iki yol kalıyor mantıken : Ya kendi devletini bir şekilde kurup kanunları ile yönetecek ya da mevcut bulunan bir devletin başına geçip kanunları kendisi idare edecek,yani konun koyma,yapma,neshetme yetkisi elinde bulunacak. Saidi Nursi bu mübareğin şeriatı tatbik için uğraşacağını yazar. Buradan hareketle kendi devletini kurarsa ne alâ,şeriatı tatbik edebilir,fakat böyle bir devlete dünya şu an için nefes aldırmaz,üzerine çökerler. Ama ikinci şık olarak hali hazırda beşerî kanunlarla yönetilen bir devletin başına geçip o devletin kanunlarını şeriata uygun hale getirmeye çalışacaktır diye düşünüyorum ben.

    Bunun yanında yazar şunu da belirtiyor : Büyük Hz. Mehdi'nin çok vazifeleri var. Ve siyaset aleminde,diyanet aleminde, saltanat aleminde, cihad aleminde."

    Siyaset kelime anlamı ile devlet işlerini düzenleme ve yürütme sanatıyla ilgili özel görüş veya anlayış demek olduğundan burada direkt devletle alâkalı bir işi olacağına kanaat getiriyorum.

    Ben parti tutmam,ömrümde hiç oyda atmadım fakat içime doğuyor ki Allah daha iyi bilir Recep Tayyip Erdoğan'dan sonra partinin başına bu zat geçecek. Kim olduğunu bildiğim yok,ama O'nun geçeceğini tahmin ediyorum. O geçmeden evvel AKP Başkanlık Sistemine benzer Cumhurbaşkanı ve Başbakanın yetkilerini tek elden toplayan bir yapı kuracak. Yani yetki konusunda neredeyse karşı çıkacak başka bir kurum veya kuruluş yok,kendisini bağlayacak başlı başına birşey yok devlet mekanizmasında.

    Bununla beraber şu an aslında biz Askerî bir rejimden Demokrasiye geçme evresindeyiz. Herhangi bir siyasî görüşüm olduğu için söylemiyorum(yokta), ama sembolik olarakta 11.Cumhurbaşkanından sonra gelecek Zat Türkiye Cumhuriyetinin 1.Başkanı ve dolayısı ile 12.Cumhurbaşkanı olmuş oluyor. 12 rakamı neyi hatırlatıyor ? 12.İmam tabii ki.. Bu arada Şii,Alevi vb. 12 İmamcı arkadaşlardan değilim. Bunu da buraya anektod olarak yazayım. Ha bu iş nasıl olur ? Bana sorarsan RTE hastalığından dolayı Başbakanlığa daha fazla devam edemez ve A.Gül'ünde ya süresi dolar ya da bir şekilde kader in cilvesiyle o koltuktan iner,Rabbim daha iyi bilir,benim içime doğan bu.

    Bu arada şu andaki konjonktürde bu ülkeyi RTE ve A.Gül ve ekibinden çok daha bilgili insanların yönetmesi gerekiyor. Yoksa yanıbaşımızda Irak'ta mezhep terörü yapan bir İran var ve Sünni Müslümanlarla aramızdaki karasal bağlar Şii Tamponu nedeniyle kapanmak üzere(Lübnan,Suriye,Irak,İran),kuşatıldığımızın farkında bile değiliz..Neyse arada bu konuları da yazdım,katılmayabilirsin.

    Kaldığımız yerden devam edelim : Saltanat aleminde derken yine devlet aklıma geliyor. Ve en son yazılan kelime 'cihad'.

    YanıtlaSil
  53. 45

    Şu anki duruma baktığımız zaman Müslümanların Müslüman olmayanlarla birebir savaşmaları durumunda galip gelmeleri oldukça zayıf ihtimal. Türkiyeyi düşünelim. Bazı Komşularını es geçelim fakat bir İranla(bizi çok zorlarlar),Rusyayla,Avrupa Devletleri ile,Çinle,ABD ile ev belli başlı devletlerle baş etmesi zor. Ancak ve ancak ittifak yaparlarsa(savunma ittifakı),birlik olurlarsa bazı şeyleri gerçekleştirebilir ve düşmanlarını tasallutlarından emin olabilirler. Cihad savaş ile yapıldığı gibi kalem ile de yapılır. İman cihadı yapılacağını tahmin ediyorum. Yani imani hakikatler tüm dünyaya yayılacak,duymayan kalmayacak,müslümanlarda iman hakikatlerinin etkisi ile daha çok birbirlerine kenetlenecekler.

    Maddi güç derken,ben bir zaman bir yerlerden duymuştum. Biraz altın bırakmış Mehdi a.s.'a verilmesi için. Bir ihtimal ona verilen bu altınlar bereketten hiç tükenmeyecek. Buna inanırmısın bilmiyorum ama berekete ben bireber şahit oldum(altın değil tabii). Ve o günden sonra buna inancım daha da arttı. Bunun yanında Seninde dediğin gibi yeraltı kaynaklarını çıkarttıracağını da düşünüyorum ki birinci şık Cenabı Allah'a ağır gelmez bereket verir altını,parası bollaşır. Fakat madenler daha büyük maddî kaynak olarak geliyor bana ve çıkartma usûlü cinler yahut ilham olabilir. Yalnız birde şunu düşünüyorum. Bizim sınırlarımızı ingilizler belirledi ve adamlar resmen petrol bölgelerini bizden ayırmışlar. En yakınımızda Musul ve Kerkük petrollerini hesap et. Bunun yanında ABD bu zamana kadar armut toplamaz,muhakkak ya bizi işgal ederdi ya da aramayı kendi şirketlerince gerçekleştirmek için harekete geçerdi. Ben böyle düşünüyorum. Komplo teorisi gibi ama böyle düşünüyorum.

    YanıtlaSil
  54. 46

    Bahsettiğin ilim verilmesi meselesini ben Din sahasında ilim verilmesi ve bunun yanında feraset ve basiret melekelerinin zirve yaptığı bir işlem olarak görüyorum. Bir gecede Evliya olacak diye düşünüyorum.

    313 kişiden bahsetmişsin. Ben çok basit bir çıkarsama yaptım : bu sayı hem O'nun emrindeki rütbeli asker sayısını gösterir hem milletvekili sayısını gösterir hemde en yakınındaki adamlarının sayısını gösterir Allahu Alem. 313'ten bir sayı düşelim o 1 kendisi,312'de diğerleri olabilir.

    Ruh meselesinde senin tahminlerine saygıyla katılmıyorum. Bana göre alalade bir insan(Mehdi a.s.) niyetinin saflığı,temizliği sebebi ile bir gecede Evliya mertebesine ulaşacak. Şarjlı pilleri şarj makinesine koyarsan 4,8,12,16 vb. saat aralıklarında dolar. Fakat bu bambaşka birşey. İnsanoğlunun şimşeğin enerjisini çaktığı yere kuracağı santrallerle toplayabileceğini düşün. Bu muazzam bir enerji ve Mehdi a.s.tabiri caizsa bir gecede(şimşek hızı gibi) tamamen dolacak(şarj olacak.).

    Ayrıca bu mübarek Zat görevlendirilecek gibi program yapıyor bence. Bunu da şuradan çıkardım. Yine Saidi Nursiden örnek olacak ama bir eski said birde yeni said var. Eski Said yeni Said olmadan evvel Yeni Saidin yazacaklarının bir özetini 'eski eserler' namında zaten yazmış. Fakat bunlar özet,ana eserin cüz'i fakat sathide olsa programını teşkil etmiş. Mehdi a.s.'ında bana göre kendine has bir programı mevcut şu anda. Ben bu programı İslamı,imanı yaymak / Müslümanlarla ittifak yapmak olarak görüyorum.

    Şimdi devam edeyim Belki yazacaklarım Sana absürd gelecek fakat insanın hayâl gücü çok geniş biliyorsun.

    Bildiğin gibi her oluşumun bir kurucu kadrosu olur. Bu kurucu kadroyu motive eden bazı değerler olur ve bu değerleri gösteren,öğreten kişiler veya ana kaynaklar olur.

    AKP Sünnî Sağ bir parti. Kurucu üyelerine bakarsan ezici çoğunluk belki de tamamı tam bilmiyorum ama Sünnî gelenekten geliyor. Bu kadronun değerleri belli : Muhafazakârlık yani Dindarlık. Bu dindarlıkları nereden geliyor ? (bu arada tüm o kişilere sütten çıkmış ak kaşık demiyorum,sadece bir yere geleceğim). Ya kitabî kaynaktan ya da bir rehberin yol göstermesinden. AKP'nin içinde çeşitli cemaat ve tarikatlerden milletvekilleri var. Bunların bağlı oldukları kitabî bir kaynak ya da şahsî bir kişilik var.

    Şuraya geleceğim : RTE'a birşey olduğu vakit AKP başsız kalacağından partideki milletvekillerinin bir kısım ağır topları bağlı oldukları Şeyhlerine gidip soracaklar : Bize kim liderlik edebilir?Halimiz perişan,parti dağılacak,halkın o kadar oyunu RTE'sız imkânsız alamayız.Üstelik bize hapiste ve dışarıdakilerde diş bilemekte,bir yıkılırsak mazallah bir daha kalkamayız,belimiz kırılır diyecekler. Onların Şeyhleri manevî alemde aldıkları emir ve gördüklerinden sonra Hz.Mehdi a.s.'ı işaret edecekler. Milletvekilleri bakacaklar ki bu kendi halinde,orta halli,orta tahsilli bir garip adam.

    YanıtlaSil
  55. 47

    Homurdanacaklar :

    '''Peygamberleri onlara işte, demişti: Allah size melik olmak üzere Talutu gönderdi,

    -A a!,dediler,Ona bizim üzerimize melik olmak nereden? Melikliğe biz ondan daha lâyık iken; malce bir genişliğe de nail edilmiş değil,

    -Onu, dedi: Sizin üzerinize Allah intihab etmiş ve ilimde, cisimde ona ziyade bir vüs'at vermiş, hem Allah mülkünü dilediğine verir, Allah vasi'dir alîmdir.'''

    http://www.kuranmeali.org/2/bakara_suresi/247.ayet/kurani_kerim_mealleri.aspx

    Ayrıca :

    '''Peygamberleri onlara şunu da söylemişdi: Haberiniz olsun onun melikliğinin alâmeti size o Tabutun gelmesi olacaktır, ki onda rabbınızdan bir sekîne ve ali Musa ile ali Harunun metrükâtından bir bakiyye vardır, onu Melaike getirecektir, elbette bunda size kat'î bir alâmet vardır, eğer mü'minlerseniz'''

    İdiTurk Kardeş,hadislerden rivayet Hz.Mehdi a.s. Tabutu sekineyi çıkaracak ve Yahudilerin çoğunluğu iman edeceklerdir.

    Bu seçilme olayı zaten hadislerde geçen bir gecede olgunluğa erme,peygamberin bunu bildirmesi ise kanaatimce izlerinden gittikleri,bağlı oldukları manevî kanaat önderlerinin onların suallerine cevaptır. Böylece Hz.Mehdi a.s. başa geçecek olmalı diye düşünüyorum ben.

    Ve ilk yapacağı işte İran'a karşı körfez ülkeleri ile birlikte askerî savunma paktı olabilir.

    Neyse kafanı ağrıttım Allaha emanet ol.

    YanıtlaSil
  56. 48

    kaan yakup kardeşim merhaba,

    biraz geç olcak ama foruma uzun zamandır girmiyom, mesajını şimdi okudum.

    "dediğiniz teknoloji meselesini açarsanız memnun olurum. ayrıca size göre Mehdi nasıl biri ve işlerini nasıl görecek ? bildiklerinizi paylaşırsanız çok memnun olurum.saygılar." yazmışsın.

    bende evvelden edindiğim bilgilerle anlatmaya çalışayım.

    teknolojiyi eş anlamlı olarak gelişim, ilerleme gibi kavramlarla açıklarsak her hangi bir konuda teknoloji o mevzu olan alanda gelişim ilerleme diyebiliriz.

    Mesela savaş teknolojisi, savaş zamanlarında kullanılacak araçların günün şartlarına göre dizaynı. Eskiye göre daha gelişmişi gibi. Mehdinin günümüz şartlarından daha ileri bir teknoloji kullanması 2 faktöre bağlı.

    1. Muazzam bir maddi gücü olmalı

    2. Araştırma Geliştirme(AR-GE) konusunda bugünün buluşlarından

    faydalanıp çok hızlı ve akıllıca çalışmalı. Tabi bu çalışmalar ekiple olacaktır. Hani hadislerde geçiyorya mehdiye 313 kişi biat eder diye. İşte bu ekiple.

    Mehdinn maddi gücü nerden gelebilir diyede birkaç fikir edindim.

    Hadisler ışığında, Mehdinin bütün hazineleri çıkaracağı yazar.

    Bunuda sanırım ilahi telkinlerle yada cinlerle yapıcaktır.

    Birde kendi cemaati olacak diye düşünürsek bu cemaate katılanların maddi gücü varsa burdanda bir kaynak sağlıyabilirler.

    Teknolojiyi tanımlarken aslında şu 3 şeyide yazmak gerek.

    Teknoloji = zaman + Maddi Güç(Para) + Ar-Ge

    Mehdinin çalışma sistemi bana göre şöyle olabilr.

    Mesela bir buluş ortaya çıkar onun ardından geliştirilir.

    Cep telefonunun atası sabit telefonlar gibi.

    Yada geçmişte buharlı trenlerin bugünün elektrikle çalışan trenlerin atası olduğu gibi. Mehdinin çalışma sistemide eski buluşları hızlı bir şekilde geliştirip ortaya yeni şeyler çıkarmak.

    Bu gelişim her alanda devam ediyor.

    Ancak bir alanda teknoloji paylaşımı pek olmaz. Savaş teknolojisi.

    Belli başlı gelişmiş olan ülkeler kendi silahlarını kendileri geliştirir. Bunu yaparken düşman niteliğindeki ülkelere casus vs. gönderirler. Bu ülkelerdeki savaş araçlarını vs. kontrol ederler.

    Mesela bugünlerde a.b.d nin iranın uranyum zengnleştirme faaliyetlerini kontrol etmesi gibi.

    Ve bunlara yönelik önlemlerini alırlar.

    Mehdinin akıllı biri olduğunu daha önce okuduğum hadislerden biliyorum. Konuyla ilgili "Allah Mehdiyi bir gecede ıslah eder (ilimle donatır)"

    bu hadis mehdinin ilminin muazzam bir şekilde bir gecede

    zirve yapacağına işaret olabilr. Bu demektir ki ilmi normal bir insan zekasından ilminden kat kat yüksek olacak.

    Maddi gücü olcak, ilmi olcak ve bunları bütünleştirdiğimizde

    günümüz teknolojisinden daha ileri yeni buluşlar ortaya çıkarabilir anlamına geliyor. Zekası ve ilmiyle. Tabi bu ilmi hadislerde geçen 313 kişiyle paylaştığını düşünürsek yani onlarıda eğittiğini düşünürsek karşı koyulması güç bir ordu ortaya çıkabilir. Bunlar belki ütopik gelicek ama elinde asasıyla herşeyi biranda düzeltecek biri beklemekten daha mantıklı.

    Sahih hadisleri birleştirdiğimizde ortaya çıkan bunlar.

    YanıtlaSil
  57. 49

    Mehdinin kişiliğine gelince, tahminlerime göre söylüyorum, sevecen dost canlısı biri olcaktır. Ancak çevresindeki insanların pek kââle almayacağı kendi halinde biri. Belli bir yaşa kadar bu şekilde biri olucaktır. Ta ki ilim gelene kadar.

    Birde Hz.İsa ile Mehdinin aynı kişi olacağını düşünüyorum.

    Daha öncede birkaç yerde okumuştum. Aynı işleri herikiside yapıyor ve bir hadistete "İsadan başka mehdi yoktur" deniyor.

    Bunuda şöyle açıklayabiliriz, Kuranı Kerimde Hz. İsa ile ilgili geçen bir ayette Hz.İsanın öldürülmediği Allah tarafından göğe yükseltildiği yazılıdır. Bu yükseltilme ruhendir. Bazı alimler bedenen ve ruhen demiştir, bazılarıda sadece ruhen demiştir.

    Şahsen ruhen olduğunu düşünüyorum. Hem bu şekilde düşününce birçok şey yerine oturuyor. Hz. İsa göğe çekildiğinde 33 yaşlarındaydı, Mehdinin gönderilme yaşı hadislerde 30 ile 40 yaş arasında olduğu halde gönderilecektir diye yazar.

    Yani 33 olabilr. 30-40 arası sonuçta. Burdan şu çıkıyor. Eğer hz.İsa ve mehdi aynı kişiyse mehdi 33 yaşına kadar sıradan bir insan olucak çünkü daha önce yaşadığında 33 yaşına kadar Ruhül Kuddüs ile desteklenmişti.Ta ki beşikteyken konuşmasından Göğe yükseltilene kadar. Ve mehdi olarak yeniden geldiğinde "bir gecede ilimle donatılacak" denmeside 33 yaşında olacağını düşünüyorum.

    Aslında burda rearkarnasyon gibi birşey görüntüsü var ama öyle değil. Çünkü araştırırsan Hz. İsa nın bütün yaşamı boyunca Ruhül Kuddüs ile desteklendiği yani ondan bir ruh olduğu yazar. Hatta hristiyanlar bunu abartıp 3 leme inancına döüştürmüşler. Biz işin aslına bakarsak ruhül kuddüs Haktan gelen temiz ruh olarak Hz.İsanın doğmasından son anına kadar onla olan ruh olarak düşünmeliyiz.

    Ancak bu ruhun diğer insanlarınkinden farkı var. Öyle olmasaydı Kuranı Kerimde özellikle belirtilmezdi.

    Yani rearkarnasyon olayı burda bu sebebten olamaz.

    Ruhun asli sahibi Allah Telala. Her insandaki ruhun sahibi de elbette Allah Teala ama ruhül kuddüs Allah katından temiz, kötülükten arınmış ve ilimle donatılmış olarak gönderilmiştir.

    İşte bu ruh mehdiye 30 ile 40 yaş arasında olduğu bir zamanda bir gecede verilecektir diye düşünüyorum. Mehdinin ilimle donatılması aslında bu ruhun mehdiye verilmesi olabilr. Dikkat edersen bu adetullaha aykırı değil. Yani içinde bulunduğumuz sınava aykırı değil. Çünkü ruhun verilmesini hiç bir insan göremez. Ama gökten bedenen inen biri olsa sınav ortamı kalkar.

    Şimdi ortaya bir soru daha çıkıyor, pekiyi mehdi 33 yaşına kadar nasıl yaşıyor. Yani ruhül kuddüs mehdiye gönderilecekse ve mehdinin kimliğini alıcaksa mehdi 33 yaşına kadar ruhsuzmu yaşıyacak. İşte burası insanı hayretler içinde bırakır.

    YanıtlaSil
  58. 50

    Yaptığım araştırmalara göre ibni arabi nin eserlerindendi sanırım hatemül evliya diye bir kişiden bahsedilir. Bu kişi mehdinin tasavvufi adı olabilr diyede eserde yorumlamışlardı. Eseri bulup okursan daha net anlıyacaksın. Hatemül veli denen kişi evveli ahiri bir olan bir vasıfa sahip diye düşünüyorum. Yani zaman ötesi. Ve belki inandırıcı gelmiyecek ama ruhül kuddüs aslında mehdinin kendi ruhu. Ve geçmişte Hz. İsayı desteklemek için haktan gönderilen ruh. Bazı alimler bu ruhu cebrail olarak tanımamışlar. Nekadar doğrudur bilmiyorum ama ben bu şekilde düşünüyorum. Ruhül kuddüs yani hristiyanlardaki adıyla kutsal ruh Hz. mehdinin ruhu. Mehdi 30 lu yaşlara kadar kendinin mehdi olduğunu bilmeyecek deniyor ya hadislerde. İşte burasıda yerine oturuyor. Mehdi olduğunu ilim verilene kadar bilmeyecek çünkü öyle bir ruha sahip olcakki bu dünyada bedenen yaşadığı halde

    kendinin farkında olmıyacak. Mesela nasıl uyurken nerde olduğumuzu hatırlamıyorsak, mehdide ilim verilene kadar uyku halinde olabilr. Çünkü zaman ötesinde yazşıyor olcak. "Kendi dünyasında" veya "kendi halinde" derler bazı insanlara, halk dilinde bu tabirler kullanılır. Bu tanımlamalar dünyada yaşadığı halde çevresinde olan bitenlerden habersiz, ilgisiz olan kişilere denir. Mehdinin belli yaşlara kadar böyle olacağını düşünüyorum.

    Senin aktaracağın bişeyler varsa mesaj atabilirsin.

    A.E.O kardeşim, hayırlı günler.

    YanıtlaSil
  59. 51

    Kardeşim merhaba,

    benim konuma şöyle yazmışsınız :

    *************************************************

    ''' kaan yakup

    mehdi diye beklenilen zat cumhurbaşkanı, başbakan gibi üst düzey yönetici olamaz. ülke yönetimini etkilemesi bakımından bu üst düzey yöneticileri birliğine davet eder ve kabul edenlerle yoluna devam eder. amerikayla yada başka ülkelerle ittifak yapıcak demişsin fakat

    ittifak etme işi mehdinin işi değil, mehdiyi emir üzere gönderen varken mehdi kendi kafasına göre hareket etmez kardeşim. sen hiç gördünmü Allah bir emir versinde geri çevrilsin? olacak işmi? madem mehdinin geleceğine inanıyorsun ozaman mantıklı düşünmek gerek. 124 bin peygamber gelmiş geçmiş ve insanları hep hak dine davet etmiş, ama insanların büyük kısmı icabet etmemiş. Şimdi mehdi gelipte bu tip insanlarla ittifakmı eder sence?

    hayır, emir ve yasakları sunar, hatırlatır yola gelmeyeni imha eder bu iş biter bu kadar basit. Asıl soru bu, bunu nasıl yapar?

    işte bu forumda ve başka yerlerde mehdi ile ilgili yazıları alaya alanlar hep buraya takılır, "mehdi gelipte hiç kimsenin yapamadığı bu işleri nasıl bir çırpıda yapar?" diye alaya alırlar.

    Kalkıp biride der ki, Alla dilerse herşey olur. Elbette olur ama adetullah diye bişey var kardeşim. Bu kıyamete kadar sürer.

    yani olağanüstü birşeyler olamaz. Olsa sınav ortadan kalkar.

    geriye bir seçenek kalıyor. mehdi denen kişi okadar akıllı olacak ki

    rusyanın,amerikanın, japonyanın vs. kullandığı teknolojinin belkide 20-30 yıl ilerisinde bir teknoloji kullanacak.Bunu nasıl yapar o ayrı mesele.

    Şahsen mehdinin geleceğine inanıyorum, mehdi ile ilgili birçok uydurma hadis olduğunada inanıyorum, Ancak hadisleri değerlendirip iyi analiz etmek gerek. Elinde sihirli deynekle dolaşıp insanları doğru yola ileten bir mehdi beklentisi çok yanlış ve saçma.'''

    ***********************************

    dediğiniz teknoloji meselesini açarsanız memnun olurum. ayrıca size göre Mehdi nasıl biri ve işlerini nasıl görecek ? bildiklerinizi paylaşırsanız çok memnun olurum.saygılar.

    YanıtlaSil
  60. 12.Cumhurbaşkanı ya da Başkanımız :)

    MEMURLAR.NET'TEN SİLİNEN BİR KONU BAŞLIĞIM..

    12.Cumhurbaşkanı ya da Başkanımız :)
    1. 12. cumhurbaşkanı ya da başkan , 12.İMAM

    2. "İstikbal-i dünyeviyede 1400 sene sonra gelecek bir hakikati

    asırlarında karib (yakın) zannetmişler." (Sözler, 318) (1979-1980)

    O'NUN ANA RAHMİNE DÜŞTÜĞÜ VAKİT , Çıkması 30-40 yaş arası.

    3. Hilafet merkezinin bulunduğu yerden çıkması. (Şu anda ki

    Türkiye toprakları)

    4. "Büyük Hz. Mehdi'nin çok vazifeleri var. Ve siyaset aleminde,

    diyanet aleminde, saltanat aleminde, cihad aleminde." (Şualar, sf.

    456)

    SİYASET ALEMİNDE FAALİYET

    Devlet yönetiminde EN ÜST KADEMEDE bulunmak.

    hem siyaset, hem diyanet hem de cihad (yani tebliğ) faaliyetleri = ÇOK

    GENİŞ İMKANLAR.

    Bu görevlerin tam yapılması = ancak

    DEVLET YETKİLERİNİN KULLANILMASI İLE olabilir.

    5. 3 GÖREV : İnsanların imanını kurtarmak , Dinin kurallarını toplum

    içinde hayata geçirmek, İslam toplumunu tekrar birleştirmek.

    6. GÖREVLERİN YERİNE GETİRİLİŞİ :

    "Ümmetin beklediği, ahir zamanda gelecek zatın üç vazifesinden en

    mühimi ve en büyüğü ve en kıymetdarı olan iman-ı tahkikiyi NEŞR ve

    ehl-i imanı delaletten kurtarmak" (Sikke-i Tasdik-i Gaybi, sf. 9)

    İMANI YAYMA ÇALIŞMA YÖNTEMİ : "iman-ı tahkikiyi neşr"

    "neşr" neşriyat yoluyla = KİTAP, DERGİ , CD ve diğer kitle iletişim araçları.

    "İkinci Vazifesi: Hilafet i Muhammediye (ASM) ünvanı ile şeair-i

    İslamiyeyi ihya etmektir. Alem-i İslâmın vahdetini nokta-i istinad

    edip beşeriyeti maddi ve mânevi tehlikelerden ve gadab-ı ilâhi'den

    kurtarmaktır. Bu vazifenin, nokta-i istinadı ve hadimleri, milyonlarla

    efradı bulunan ordular lazımdır." (Emirdağ Lahikası, sf. 259)

    Hilafet-i Muhammediye ünvanı =İSLAM DÜNYASININ HALİFESİ.

    "O zatın üçüncü vazifesi, Hilafet-i İslamiyeyi İttihad-ı İslam'a bina

    ederek, İsevi ruhanileriyle ittifak edip din-i İslam'a hizmet

    etmektir. Bu vazife, pek büyük bir saltanat ve kuvvet ve milyonlar

    fedakarlarla tatbik edilebilir. Birinci vazife, o vazifeden üç dört

    derece daha ziyade kıymetdardır, fakat o ikinci, üçüncü vazifeler pek

    parlak ve çok geniş bir dairede ve şa'şaalı bir tarzda olduğundan

    umumun ve avamın nazarında daha ehemmiyetli görünüyorlar." (Sikke-i

    Tasdik-i Gaybi, sf. 9)

    İSLAM DÜNYASINI BİRLEŞTİRMEK VE HRİSTİYAN ALEMİYLE İTTİFAK (İSLAM BİRLİĞİ,AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİYLE İTTİFAK)

    "saltanat" = HAKİMİYET

    O =ÜLKE YÖNETİMİNDE , GÜÇ VE İKTİDAR SAHİBİ. + SULTAN GİBİ dediği her şey uygulanan yetki sahibi bir makamda.

    "kuvvet" = istediği şeyi icra edebilme gücü, yetki

    sahibi ve iktidar.

    Üçüncü "milyonlar fedakarlar": O'na tabi olan milyonlarca insan.

    YanıtlaSil
  61. KONU DEVAMI :


    7. Birinci görevdeki yardımcıları

    "...Hazret-i Mehdi'nin, o vazifesini bizzat kendisi görmeğe vakit ve

    hal müsaade edemez. Çünkü hilâfet-i Muhammediye (ASM) cihetindeki

    saltanatı, onun ile iştigale vakit bırakmıyor. Herhalde o vazifeyi

    ondan evvel bir taife bir cihette görecek. O zat, o taifenin uzun

    tedkikatı ile yazdıkları eseri kendine hazır bir program yapacak, onun

    ile o birinci vazifeyi tam yapmış olacak. Bu vazifenin istinad ettiği

    kuvvet ve mânevi ordusu, yalnız ihlas ve sadakat ve tesanüd

    sıfatlarına tam sahip olan bir kısım şakirdlerdir. Ne kadar da az da

    olsalar, manen bir ordu kadar kuvvetli ve kıymetli sayılırlar."

    (Emirdağ Lahikası, 259)

    "Herhalde o vazifeyi ondan evvel bir taife bir cihette görecek"

    "...ondan evvel...": O'nun çalışmalarından önce, birinci vazife olan

    iman hakikatlerini yayma ve materyalizmi yıkma çalışmasını yerine

    getirmesinde kullanacağı ilmi malzemeleri hazırlayacak olan "bir

    taife" den bahsedilmekte.

    "bir taife": Bu grubun, fen ve felsefenin materyalizm ile oluşturduğu

    negatif etkiyi kırmada faydası olacak şekilde fen ve bilim ile uğraşan

    ilmi bir grup olması gerekmektedir. Ki O'da onların hazırladıkları

    çalışmalardan faydalanarak materyalizmi yıkacak.

    "o taifenin uzun tasdikati ile yazdıkları eseri..." denilerek, uzun

    doğrulama çalışmaları sonucu bir eser yazdıklarından söz etmektedir.

    Bunun ilmi bir çalışma olduğu anlaşılmaktadır. Bu ilim adamlarının,

    uzun yıllar yaptıkları çalışmalar ile, insanın tesadüfler sonucu

    meydana geldiğini savunan materyalizme karşı, Yaratıcı'nın varlığını

    gösterecek şekilde, kendi başına ilmi deliller ortaya koyacağı

    anlaşılıyor. O'da bu bilgileri özellikle de İslam dünyasında

    yaygınlaştırarak, bilimin yaratılışı gösterdiğini insanlara anlatarak

    materyalizmi yıkacak.

    YanıtlaSil
  62. "bir cihette": 'Bir yönüyle' denilirken, bu ilmi gruptan, materyalizmi

    yıkmada sadece bir yönüyle faydalanılacağını anlatmaktadır. Yani

    maddiyun ve tabiyyun felsefesinin, tabiatçılık ile ilgili kısmının

    kastedilmekte olduğunu anlıyoruz.

    Bir de maddiyun kısmı var ki, o da maddecilik, yani maddenin sonsuzdan

    beri var olduğunu ve tek kesin gerçeğin madde olduğunu savunan

    materyalizmin ikinci kısmı. Bunu da sadece O, maddenin gerçekliğinin

    yoktan var olduğunu ortaya koyarak yapacak. Ortaya koyduğu maddenin

    yoktan var olduğu konusuna dair hem bilimsel hem akli izahlarla

    materyalizmi tam anlamıyla yok etmiş olacak.

    "fen ve felsefenin tasallutuyle": Fen ve felsefenin saldırıları

    yüzünden insanlar üzerinde etkisi olacak olan materyalizmi susturmak

    için, yine bu iki unsuru susturmak, onun yaratılışı gösterdiğini

    ortaya koymak gerekmektedir.

    İkinci görevdeki yardımcıları

    "İkinci Vazifesi: Hilafet-i Muhammediye (ASM) ünvanı ile şeair-i

    İslamiye'yi ihya etmektir. Alem-i İslam'ın vahdetini nokta-i istinad

    edip beşeriyeti maddi ve mânevi tehlikelerden ve gadab-ı ilâhi'den

    kurtarmaktır. Bu vazifenin, nokta-i istinadı ve hadimleri, milyonlarla

    efradı bulunan ordular lâzımdır." (Emirdağ Lahikası, 259)

    O İslam birliğini kurarak; insanları maddi ve manevi tehlikelerden

    kurtaracaktır.

    YanıtlaSil
  63. "O zatın ikinci vazifesi, şeriatı icra ve tatbik etmektir. Birinci

    vazife maddi kuvvetle değil, belki kuvvetli itikad ve ihlas ve

    sadakatle olduğu halde, bu ikinci vazife gayet büyük maddi bir kuvvet

    lazım ki, o ikinci vazife tatbik edilebilsin." (Sikke-i Tasdik-i

    Gaybi, 9)

    O; İslam'ın hakim olmasına vesile olacak ve insanlar arasında din

    ahlakının yaşanmasını sağlayacaktır. Bunun için O büyük bir maddi

    güç kullanacaktır.

    "gayet büyük maddi bir kuvvet lazım": O'nun ikinci

    vazifesini yerine getirirken çok büyük maddi imkanlara sahip olarak

    bunu gerçekleştireceğinden bahsetmiştir.

    Üçüncü görevdeki yardımcıları

    "Üçüncü Vazifesi: İnkılâbat-ı zamaniye ile çok ahkâm-ı Kur'aniye'nin

    zedelenmesiyle ve Şeriat ı Muhammediye'nin (ASM) kanunları bir derece

    ta'tile uğramasiyle o zat, bütün ehl-i imanın mânevi yardımlariyle ve

    ittihad-ı İslâm'ın muavenetiyle ve bütün ulema ve evliyanın ve

    bilhassa Al-i Beyt'in neslinden her asırda kuvvetli ve kesretli

    bulunan milyonlar fedakâr seyyidlerin iltihaklariyle o vazife-i uzmâyı

    yapmaya çalışır." (Emirdağ Lahikası, 260)

    O'nun döneminde; devir ve ortamın da değişmesiyle, insanların Kuran'ın

    hükümlerini uygulamada bir nevi gevşeklik gösterecekleri ve kusurları

    olacağı belirtilmiştir. O'na İslam'ın hakimiyeti safhasında İslam

    alimleri ve sayıları milyonları bulan fedakar seyitler, Müslümanlar

    destek verecek ve tüm İslam birliğinin yardımlaşmasıyla, beraber

    hareket edeceklerdir.

    8. "Cenab-ı Hakk; kemal-i rahmetinden, şeriat-ı İslamiyetin

    edebiyetine bir eser-i himayet olarak, herbir fesad-ı ümmet zamanında

    bir muhlis veya bir müceddid veya bir halife-i zişan veya bir kutb-u

    a'zam veya bir mürşid-i ekmel veyahut bir nevi Mehdi hükmünde mübarek

    zatları göndermiş; fesadı izale edip milleti ıslah etmiş; Din-i

    Ahmediyi (ASM) muhafaza etmiş... Kadir-i Zülcelal Hz. Mehdi ile de,

    alem-i İslam'ın zulümatını dağıtabilir. Ve vaadetmiştir, vaadini

    elbette yapacaktır. Kudret-i İlahiye noktasında gayet kolaydır. Eğer

    daire-i esbab ve hikmet-i Rabbaniye noktasında düşünülse, yine o kadar

    makul ve vukua layıktır ki; Eğer muhbir-i Sadık'tan rivayet olmazsa

    dahi, herhalde öyle olmak lazım gelir. Ve olacaktır diye ehl-i

    tefekkür hükmeder." (Mektubat, 411-412)

    En büyük bir müçtehid: İhtiyaç hasıl olduğunda ayetlerden hüküm

    çıkaran büyük İslam alimi ve önderi.

    Hem en büyük bir müceddid: Dini hakikatleri devrin ihtiyaçlarına göre

    izah etmek üzere gönderilen büyük alim ve Peygamberimizin (SAV) varisi olan zat.

    Hem Hakim: Haklı ve haksızı ayırıp adalet üzere hükmeden, DEVLETİ İDARE EDEN.

    Hem Mehdi: Hidayete vesile olan.

    Hem Mürşid: Doğru yolu gösteren, gafletten uyandıran.

    Hem Kutb-u azam: Müslümanların kendisine bağlandığı, zamanın en büyük

    yol göstericisi

    O Zat ehl-i Beyt-i Nebevi'den: Peygamberimizin (SAV) soyundan olacaktır.

    Ahir zamanın en büyük karışıklığı zamanında Peygamber Efendimizin

    (SAV) soyundan, karışıklığı dağıtacak tek bir şahsın, nurani bir

    şahsın İslam alemindeki karanlığı dağıtacağı bildiriliyor ve bunun

    kıştan sonra baharın gelmesi gibi adetullaha uygun olduğunu

    belirtiliyor.

    YanıtlaSil
  64. At izi it izine karışmış durumda! Vaadesi dolan liderler iç savaşla (darbeyle) yok ettirilip yerine daha dikdatör kuklalar getirilir, dolmayan Süfyaniler ya da Deccaller kendilerine biçilen yeni rollerle icraatlerine devam ederler. R.T.E. de Batı'nın kendisine biçtiği rolü günümüze kadar başarılı bir şekilde yürüttü...

    YanıtlaSil
  65. https://www.facebook.com/YADIGAR.OSMANLI/photos/a.825666444132089.1073741829.600219086676827/897512923614107/?type=1&theater

    YanıtlaSil
  66. Hasan Karakaya / Yeni Akit

    Su uyur, düşman uyumaz... Adım adım Kaos!

    Şimdiden “uyarayım” da, ileride hiç kimse “geç kaldın” demesin!.. Yazacaklarım “komplo teorisi” değil, “Uygulamada olan plân”ın deşifresidir!..

    Bilmem farkında mısınız; özellikle son aylarda, çoğu “Yahudi hakimiyeti”nde bulunan “ABD, İngiliz, Almanya televizyonları”nda, “AK Parti ve Tayyip Erdoğan” hakkında, artan bir biçimde “itibarsızlaştırma programları” yapılıyor... Bu “algı operasyonları”nın amacı, “kendi kamuoylarını, Türkiye’ye yönelik bir operasyona hazırlamak” ve “Bakın, gördünüz mü, biz haklı çıktık” diyebilmek!..

    “Türkiye’deki işbirlikçileri ve ajanları” vasıtasıyla da; Cizre’de yaptıkları gibi “karışıklık” çıkartmak ve yeni bir “Gezi Kalkışması”na yol açmak istiyorlar!.. Bunun finansmanını da, “Koç’lar, Öküz’ler, Koyun’lar” karşılayacak!.. Bu “zengin”ler, Borsa’da ve Döviz’de spekülasyon yapacaklar ve Türkiye’de “ekonomik kriz”e yol açacaklar!..

    Bu arada; “Müslüman(!) görünümlü, Hoca(!) kılıklı bazı kişilerin televizyonları”nda veya “internet siteleri”nde, “tozlu raflardaki kasetler” indirilecek ve “yandaş” dedikleri medya organlarını “Hükümet’i savunamaz” hâle getirecekler!..

    Hasılı kelâm; hem yurt dışındaki, hem de Türkiye’deki “medya organları”nı, “sahte hoca”ları, “Boğaz Lobisi”ni kullanıp, Tayyip Erdoğan ve Hükümet’i “düşürmeye” çalışacaklar!..

    Ondan sonra; gelsin kaos, gelsin darbe!..

    “Plân”ları budur!.. “Uyanık” olalım!..

    Ve “dua” edelim... Allah bunlara fırsat vermesin!..

    YanıtlaSil
  67. Aslında Karakaya'nın dediği noktaya gelmemizde diğer konu başlığında Mustafa Abi'nin ve Abdürrahim abinin bahsettiği iki gücün kapışmasının önemli bir etkisi var.

    Gücümüz çok değil fakat iki dev var ortada ve bu iki devin hangisinden yana olursak o tarafın kazanmasına sebep olacağız gibi gözüküyor.

    Allah razı olsun Erdoğan güzel işler yaptı ancak Türkiye'nin ÇOK HIZLI bir biçimde idarî,askerî,malî,iktisadî vb.her yönden toparlanmaya ihtiyacı var.

    Daha evvelden bir keşif ehli başımızda Müslümanların bulunacağını ve bu yüzden Nato'dan da Avrupa Birliğinden'de dışlanacağımızı/atılacağımızı söylemiş,bu blogda da bahsi geçmişti.

    İttihadı İslâm'ı kurmadan önce Baş Olmak hedefinde iseniz ve bu başlık en güçlü olmayı gerektiriyorsa önünüzde bulunan engelleri söküp atmanız gerekir.

    Ben bu engelleri en başta yerli olmayan unsurlar(her alanda) ve faiz ekonomisi olarak görüyorum.

    Öyle bir idare gelmeli ki her alanda korkunç hızla yenilikler yapabilmeli. Bu yenilikler ve keşif ehlinin haber verdiği yeniden yapılanmayı mevcut idare Erdoğan'la ya da Davutoğluyla olsa bile hızlı bir şekilde yapabilecek gibi görünmüyor. 12 yılda yapılanlar şimşek hızı ile yapılmalı,o kadar diyorum ve bazı tahminlerimi yazıyorum müsaadenizle :

    Türkiye artık Amerika/Avrupa/İsrail etkisiyle birlikte Rusya ve Çin etkisine de girdi ve daha da girecek. Bahsettiğim tüm faktörler belirli atlara oynuyorlar ve oynayacaklar. Kimi siyasî bir partiye oynayacak,kimi bir cemaate,kimi terör kartını kullanacak,kimi ekonomik çökertmeye gidecek,kimi etnik unsurları kaşıyacak kimi mezhep olayını kaşıyacak..

    En nihayetinde stratejik olarak öyle bir yerdeyiz ki dünyanın özellikle enerji geçişleri noktasında tam ortasındayız. Bilinen şeyleri tekrar vurgulamaya gerek yok sanırım.

    YanıtlaSil
  68. Ne gibi tehlikelerin önümüzde olduğuna bakalım ve panzehirlerini yazalım :

    Doğuda sosyalist renkli geri planında İsrail'in olduğu Dört Kürt parçasını birleştirmeyi amaçlayan bir proje,

    Cemaat vasıtası ile devleti ele geçirmeye çalışan Küresel Sermaye-İngiliz-İsrail destekli bir proje,

    Ak Parti'nin seçimlere kadar parçalanmasını,oylarının düşürülmesini amaçlayan İngiltere ve Küresel Sermaye destekli bir Chp-Mhp koalisyonu ve en nihayetinde Türkiye'nin doğusuna uluslar arası bir müdahaleyi meşru kılacak faşist kanlı bir yönetim,

    Piyasalardan parasını çekip uluslar arası manipülasyon araçlarıyla ekonomiyi çökertmeye çalışacak Küresel Sermaye,

    Alisiz Aleviliğin bir numaralı destekçisi Almanya'nın önderliğinde yeni bir Gezi İsyanı ile ortalığı savaş alanına çekip istikrarı bozup güven ortamını allak bullak edip kurulacak koalisyon hükümeti marifetiyle Erdoğan'ı Cumhurbaşkanlığından alaşağı etmek isteyen Küresel Sermaye,

    İran ve Körfez ülkelerini Şii-Sünnî savaşına sürüklemek isteyen Silah Kartelleri,.

    YanıtlaSil

  69. Peki tüm bunlara rağmen İlahî plan ne yönde seyredebilir ? Hadisler,rivayetler,keşif ehlinin aktardıkları,mevcut konjonktür,siyasî durum,stratejik öngörüler,sağlam ferasetli kişilerin tahminleri ?

    Hepsinin kardığımda ben şöyle bir tablo görüyorum Allahu alem :

    Gerçektende Ak Parti'nin oylarını düşürmek ve en nefret ettikleri adam Erdoğan'ı indirmek üzere konjonktüre uygun olarak,

    En başta Alevî isyanlarını başlatmak,bunun en kestirme yolu da bahsettiğim üzere Hatay'daki Nusayrî vatandaşlarımızı İşid eliyle katlettirmek,

    Hükümeti ve özellikle Erdoğan'ı bu katliamlara doğrudan ya da dolaylı destek vermekle suçlayıp Ak Parti oylarını düşürüp,mümkünse koalisyon kurup bu koalisyon ile Erdoğan'ı Cumhurbaşkanlığından indirmek,dolayısı ile millî hamlelerin tamamının önünü kesmek,

    Doğu'da eğer yapabilirlerse büyük ölçekli ve kanlı bir halk ayaklanması yapabilmek ve bundan mütevellit müdahale eden orduyu suçlu ilan ettirip Kuzey Irak benzeri orada uçuşa yasak bölge meydana getirip fiilen Türkiye'yi ikiye ayırmak(bu çokta zor değil aksine çok kolay,ajan ordu mensupları doğuda katliama başladıkları vakit oraya BM müdahalesinin yasal zemine oturturlar bizi Kore gibi Kıbrıs gibi ortadan şak diye bölerler.)

    Diğer ihtimalleri yazıpta vakit almak istemiyorum ancak :

    Mevcut Davutoğlu Hükümetinin aciz kalacağını gören ve kendisinin ve millî düşüncenin tehlikede olduğunu gören Erdoğan ye Başbakan'ı görevden alıp yeni birini atayacak ya Başbakan'la beraber hükümeti görevde alıp yeni Teknokrat bir Hükümet atayacak ya da Meclisi fesh edip Başkanlık Sistemine direkt geçip yanındaki bir yardımcı vasıtası ile ülkeyi yönetecektir.

    Bu yardımcı da -bu benim şahsî fikrimdir- Mehdi a.s. ya da O'ndan önce ortalığı toparlayacak bir şahıs olacaktır.

    Bu Şahıs Seyyidlerin yardımı ile Camilerde Cuma hutbelerinden başlayarak mevcut konjonktürdeki mezhepler çatışması yönünü mezhepler barışmasına tebdil edecek ki Mezheplerin Çatışması Türklerin kaynaması noktasına yani memleket çapında bir Alevî ayaklanmasına delalet eder Allahualem zira Türkler tarihte siyasî olarak Yavuz-Şah İsmail ile şekillenen biçimde en derin noktada mezhep olarak Sünnî-Alevî şeklinde ayrışmışlardır.

    Seyyidlerin çalışmaları ve yoğun gayretleri sonucunda Camilerde Sünnî ve Alevîler kaynaşacak ve aynı anda körfezde meydana gelecek İran-Körfez kapışmasını ibretle izleyeceklerdir.

    Teorimin başı böyle..Sırasıyla kendi arasındaki kapışmalardan sonra müslüman çoğunluklar Türkiye etrafında kenetlenmeye başlayacaklar, Türkiye İşid'in açtığı Hilafet bayrağına alternatif olarak yine Seyyidler Cemaatinin birleştirici etkisi ile Hilafet sancağını açacaktır.

    Öte yandan Amerika Birleşik Devletleri Rusya'nın Avrupa'da yapacağı yıkımdan sonra bütün yılanların başı olan Siyonizmi iliklerine kadar hissedecek ve kapsamlı mücadeleye girişecektir. Bu bağlamda İsrail Devletinin sona ermesinde ABD'nin bir kanadının mühim katkısı olacaktır. Buna misilleme Yahudi sermayesi Çin'e geçişini hızlandırarak ABD'nin eyaletleri arası ekonomik parçalanması sürecini gerçekleştirecektir.

    Önümüzde müthiş tuzaklar,müthiş girdaplar var ancak inşallah Cenabı Allah Mehdi a.s.'mın önündeki Şii ve Vahhabi engelleriyle, Avrupa'nın deccal kanadını yerle yeksan ettirecektir.

    Allah'ım Senden başka kurtuluşumuz yok,zaten yoktu ancak şu zamanda bunu çok daha iyi anladık ve kurtuluş İttihadı İslam'dadır,yoksa küfür her birimizi bir yerden ısırmaya,yemeye,sarsmaya,sömürmeye,katletmeye ara vermeden devam edecek..

    Bize Müslüman yönetimi bahşeyle ulu Allah'ım ! Türk'ün Sana delice bağlanan gelip geçmiş ve yaşayan bütün Evliyasının,Asfiyasının,Arifânının,Ehlullahının,Cündullahının,Garibanının,Sofîlerinin,Saidlerinin,Mahmud Samilerinin,Menzildeki Seydalarının,Mahmud Efendilerin,Kadirilerin,Nakşilerin,Rufailerin ve en mühimi Ehli Beyt'in hürmetine bizi bağışla..Biz ki Senin için öldük öldürdük,Türk'ü iki cihanda kâfire yem etme Allah'ım..

    YanıtlaSil
  70. Ve kapışmanın devamında Küresel Sermaye ikinci büyük ortağı Avrupa'nın Rus Millî Derin Devleti tarafından yerlebir olduğunu görecek akabinde elindeki en büyük güç olan Çin'i sahaya sürüp Afganistan-Pakistan hattından Ortadoğu'ya salacaktır.

    Evvelce ortalığı zirüzeber eden Yecüc Mecüc kafileleri Türkiye'ye doğudan giriş yaptığı vakit dar doğu anadolu topraklarında yoğun Amerikan Bombardımanı ile yok edileceklerdir.

    Kalan kısmı da şarbon yahut biyolojik bir silahla yine Amerika tarafından yok edileceklerdir.

    Bir dönem böyle sonlanacaktır Allahu alem.

    YanıtlaSil
  71. İtiihadı İslâm meselesinde..Nasıl ki Dinî İslam'ı önce zayıflar,köleler kabul etmeye başladı,aynen öyle de İtiihadı İslâm dairesine evvelâ onlar Allahın izniyle dehalet edecektir. Bundan dolayı ben hali vakti yerinde olan müslüman toplulukların bulunduğu ülkelerden bir kısmı haricinde birliğe ilk etapta zayıf müslüman topluluklarının bulunduğu ülkelerin katılacağını düşünüyorum.

    Yalnız baş olmak kolay değil,bundan dolayı memleketimizde muhakkak acil şekilde daha önceden de belirttiğim gibi yeniden bir yapılanma olması ŞART.

    Şu anki yönetimin iyi yönde yaptıklarını tabii ki bir kenara atmıyor,yok saymıyorum ancak çok daha hızlı gelişmeye,yenilenmeye ihtiyacımız var.

    Ar-Ge'ye ve Savunma Sanayii'ne çok önem vermemiz gerekiyor. Özellikle Nano teknoloji ve Tarıma ayrı bir önem vermemiz gerekiyor. Dünya Ar-Ge harcamalarında yerlerde sürünüyoruz..

    Bu araştırma geliştirmelere özel şirketler ve devletimiz ağırlık verdi son yıllarda ancak bir Güney Kore kadar olamıyoruz..Unutmayalım ki özellikle Savunma Sanayii'nde bağımsız olmak şart..

    Bir başka hususta şu :

    Yatay olarak Şeriat halka bakarsak gelecek gibi gözükmüyor,hakeza idarenin de böyle bir derdi yok. Demokrasi yahut Laiklik ya da adı ne olursa olsun Beşerî Sistemden mutlu,mesut bir kısım halkımızla,şeriattan koparılmış korkutulmuş ancak bazı suçlar söz konusu olduğunda Şeriat'ın va'z ettiği hükümlere sıcak bir kısım halkımızla var.

    Mühim olan sevdirerek,zorlaştırmayarak,anlatarak,kâr-zarar hesabını iyi ölçüp biçerek Şer'i hükümleri tatbik etmektir.

    Yatay olarak yani beşerî sistemlerle Şer'i hükümleri getirmek mümküm görünmüyor yahutta uzun vadede azıcık bir umut ışığı var ve yetişecek ilerki nesilleri beklememiz gerekecek. Yalnız Cenabı Allah'ın nurunu bütün dünyaya yaymak,Şer'iatını tatbik etmek ve ezilen mazlum müslümanları bir çatı altında toplamak niyetinde olan ve bunu bir an önce gerçekleştirmek isteyen Hz.Mehdî'nin halis niyeti inşallah bu sayılanların bir an önce ve hızlıca bir biçimde olmasını sağlayacaktır.

    Allah O'nun yardımcısıdır..Toplanma yeri Şam civarı olacaktır. Diğer yerler yangın yerine dönünce,yıkılınca ateşte açan İbrahim aleyhisselamın gülleri gibi ülkemizde İslam'ın Nuru göz kamaştıracaktır..Yangına su,yıkıma inşa ile gidilecektir inşallah..

    Hz.Mehdî medyayı iman hakikatelerini neşir bakımından alabildiğine kullanacak,Mevla Teâla'nın nurunu tüm insanlara duyuracaktır. Hakikî Şeriat'ı tatbik edecek,faiz sistemini al alaşağı edecek,mazlum Müslümanlar etrafında seve seve kenetleneceklerdir.

    Bu bahsettiğimiz işlerin şu anki yönetimle,anlayışla yapılması hem zor hemde zaman alacağından görünürde ülke yangın yerine dönecek,fakat Allah'ın izni ile söndürülmesi çok çabuk olacaktır..

    Ben inanıyorum ki yangın yerine dönecek etrafımızda Cenabı Allah numunelik gibi bizi koruyacaktır. Bu koruma da Nuranî Tarikat Ehlinin duaları,himmetleri olduğu gibi İman Hakikaterini yaymaya çalışan Ehli Sünnet Nur talebelerinin varlığı da önemli bir yer tutar..

    Cenabı Allah Türk'ü tekrar mücahidi yapsın İnşallah.

    YanıtlaSil
  72. Devam edelim :

    (Yazacaklarım tamamen kendi fikirlerimdir,hatam varsa Cenabı Allah'a celle celaluhu sığınırım..)

    Kaynaklarda okuduğumuza göre beklediğimiz Zat'ın en mühim hasletlerinden birisi de 'Şeriat'ı tatbik etmeye uğraşacağıdır.'

    İlim sıfatı üzerinde tecellî edecek Zat, Şeriat'ın ihtiva ettiği emirleri,hadleri,tedbirleri,tazibleri vb. nasıl yürürlüğe koyabilir ?

    Sigara'yı misal verelim..Zararının olduğunda gram şüphe yok. Ve bu zararının mutlaklığında tüm ilîm erbabı mutabıktır.

    İnsanlar evet ürküyor İslam deyince,şeriat deyince. Birşeyi uygulamak için illâ ki birşeyden ilham alındığını söylemey gerek yoktur.

    Hz.Mehdî, sigara,tütün ve mamulleri vb.'leri ile alâkalı ilmî bir heyeti toplar. Bunlara raporlar hazırlattırır hızlı bir biçimde(zira çok vakti yoktur ve ayrıca bilgi artık tüm dünyadan erişilebilir hale gelmiştir). Haricî ilim otoritelerinin mevzu ile alâkalı ilmî çalışmaları da raporlara eklenir ve sonuçta Yönetim bu ilmî hakikatleri göstererek halk sağlığına muhalif olduğu gerekçesiyle sigarayı yasaklar..

    Aynı şey alkol mes'elesinde de yapılır diğer mes'elelerde de..

    Yani burada aslında gaye kimseden itiraz gelmemesi için ilmî olarak zarar-fayda prensibini ve perde arkasında haram-helâl çizgisini birleştirip insanları ikna etmektir.

    Diğer yandan bu yolla halk sağlığını tehdit eden misal glikoz şurubu maddesini,gıdalardaki katkı maddelerini vb. yasaklama yoluna gidilebilir.

    Aslında Hz.Mehdî'nin işi gerçekten zor fakat Cenabı Allah kendisine feraset ve basiret ve aynı zamanda servet ve yardımcılar vereceği için işlerini kolaylaştıracaktır inşallah..Beklentimiz bu yöndedir..

    YanıtlaSil
  73. İtiihadı İslâm meselesinde..Nasıl ki Dinî İslam'ı önce zayıflar,köleler kabul etmeye başladı,aynen öyle de İtiihadı İslâm dairesine evvelâ onlar Allahın izniyle dehalet edecektir. Bundan dolayı ben hali vakti yerinde olan müslüman toplulukların bulunduğu ülkelerden bir kısmı haricinde birliğe ilk etapta zayıf müslüman topluluklarının bulunduğu ülkelerin katılacağını düşünüyorum.

    Yalnız baş olmak kolay değil,bundan dolayı memleketimizde muhakkak acil şekilde daha önceden de belirttiğim gibi yeniden bir yapılanma olması ŞART.

    Şu anki yönetimin iyi yönde yaptıklarını tabii ki bir kenara atmıyor,yok saymıyorum ancak çok daha hızlı gelişmeye,yenilenmeye ihtiyacımız var.

    Ar-Ge'ye ve Savunma Sanayii'ne çok önem vermemiz gerekiyor. Özellikle Nano teknoloji ve Tarıma ayrı bir önem vermemiz gerekiyor. Dünya Ar-Ge harcamalarında yerlerde sürünüyoruz..

    Bu araştırma geliştirmelere özel şirketler ve devletimiz ağırlık verdi son yıllarda ancak bir Güney Kore kadar olamıyoruz..Unutmayalım ki özellikle Savunma Sanayii'nde bağımsız olmak şart..

    Bir başka hususta şu :

    Yatay olarak Şeriat halka bakarsak gelecek gibi gözükmüyor,hakeza idarenin de böyle bir derdi yok. Demokrasi yahut Laiklik ya da adı ne olursa olsun Beşerî Sistemden mutlu,mesut bir kısım halkımızla,şeriattan koparılmış korkutulmuş ancak bazı suçlar söz konusu olduğunda Şeriat'ın va'z ettiği hükümlere sıcak bir kısım halkımızla var.

    Mühim olan sevdirerek,zorlaştırmayarak,anlatarak,kâr-zarar hesabını iyi ölçüp biçerek Şer'i hükümleri tatbik etmektir.

    Yatay olarak yani beşerî sistemlerle Şer'i hükümleri getirmek mümküm görünmüyor yahutta uzun vadede azıcık bir umut ışığı var ve yetişecek ilerki nesilleri beklememiz gerekecek. Yalnız Cenabı Allah'ın nurunu bütün dünyaya yaymak,Şer'iatını tatbik etmek ve ezilen mazlum müslümanları bir çatı altında toplamak niyetinde olan ve bunu bir an önce gerçekleştirmek isteyen Hz.Mehdî'nin halis niyeti inşallah bu sayılanların bir an önce ve hızlıca bir biçimde olmasını sağlayacaktır.

    Allah O'nun yardımcısıdır..Toplanma yeri Şam civarı olacaktır. Diğer yerler yangın yerine dönünce,yıkılınca ateşte açan İbrahim aleyhisselamın gülleri gibi ülkemizde İslam'ın Nuru göz kamaştıracaktır..Yangına su,yıkıma inşa ile gidilecektir inşallah..

    Hz.Mehdî medyayı iman hakikatelerini neşir bakımından alabildiğine kullanacak,Mevla Teâla'nın nurunu tüm insanlara duyuracaktır. Hakikî Şeriat'ı tatbik edecek,faiz sistemini al alaşağı edecek,mazlum Müslümanlar etrafında seve seve kenetleneceklerdir.

    Bu bahsettiğimiz işlerin şu anki yönetimle,anlayışla yapılması hem zor hemde zaman alacağından görünürde ülke yangın yerine dönecek,fakat Allah'ın izni ile söndürülmesi çok çabuk olacaktır..

    Ben inanıyorum ki yangın yerine dönecek etrafımızda Cenabı Allah numunelik gibi bizi koruyacaktır. Bu koruma da Nuranî Tarikat Ehlinin duaları,himmetleri olduğu gibi İman Hakikaterini yaymaya çalışan Ehli Sünnet Nur talebelerinin varlığı da önemli bir yer tutar..

    Cenabı Allah Türk'ü tekrar mücahidi yapsın İnşallah

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hz. Peygamberin nübüvvetinin iki devresi vardır. Mekke hayatı, Medine hayatı. Mekke hayatında nüzul eden ayet ve sureler iman esaslarını tevhidi, vahdeniyeti izah eder. Medine hayatında ise muamelata dair ayetler nüzulü etmiştir. Bunların da yüzde 99’u ibadete dairdir. Yüzde biri olan siiyasi ve sosyal hususların anlaşılması Hz. Peygamberin ihbarında dediği gibi Hz. Ali (ra) devrine kalmıştır. Ve o gün bugün bu işi ehl-i beyt mensupları ve alimleri yapar. Ama şeriatın yüzde 99’u olan ibadet, ahlak ve muamelat özellikle hakaik-i imaniye üzerine mesailerini teksif etmişlerdir. Ehl-i tarikin dahi esas gayesi imanın inkişafıdır.

      Dikkat edilecek husus şudur. Ahir zaman Mehdisi al-i beytin mümessili olarak aynı yolu izleyecektir. Yani Kur’an’ın iman hakikatlerini izah ve şerh edecektir. Ondan sonra fertlerin mü’min vasfına kavuşmasıyla İslam faslı başlayacaktır.

      Hz. Mehdi dünyevi işleri tanzim etmeyecek, dini ihya edecek. İhya olan dini hayat her şeyi rayına koyacaktır. Bu da siyasi ve askeri tarzda değildir. Onlar sıradan ve dünyevi hususlardır. Halifetullah olan Hz. Mehdi bize Halıkımızı tanıtacaktır. Onun işlerini akla tesbit ettirecek. Ve ona muhabbebti sağlayacaktır. Bu da yok arge, yok şu silah, yok şu ekonomik plan, yok şu siyasi düzen değildir. Hizmeti manevidir. Hz. Peygamber vasiyeti de budur: İman hakikatleri. Allah’ı bilmeden neye inanıp ibadet edeceksiniz, neye göre hayatınızı sürdüreceksiniz.

      Siyasiler ahir zamanda çok önemli olmayacaktır., Çünkü şahs-ı manevi var. Yani demokratik hakların ve hürriyetlerin gelişmesi tebayı iktidara ortak hatta sahip yapacaktır. Genel bir konsept dahilinde olacağından ferdin değil milletin dediği olacak. Millet kefere ise kefere işler icra edilecek, mü’min ise Müslim işler ortaya çıkacak. Yakıtı olmayan araba yürümez. Müslümanın yakıtı ise imanıbillahtır.

      Bu kadar yorum okudum bir tane Allah’ı anlatanına rastlamadım. Varsa yoksa dünyevi saltanat hikayeleri. Bir fiilin icrasında 3 husus var. Kulun sadece niyeti söz konusudur. Emri veren ve o niyetteki fiili yaratan kul değil, Cenab-ı Allah’tır. Ve amellerin niyete göre olmasının sebebi budur. Niyet esastır. Gerisi Allah’ın alanına girer. Her fiilimizi niyetimize göre icra eden biz değiliz, Cenab-ı Allah’tır. İyi veya kötü. Değerli veya değersiz kılan niyetimizdir. Mehdi sadece emredileni yapacaktır. Vazife-yi ilahiyeye karışmayacaktır. Evet Siz Rabbinizi tanıyıp biliyor musunuz?

      Vahdaniyetin kainattaki tecellileri, Ahadiyetin fertteki tecellilerini. Bizde tecelli eden binlerce ismi ve sıfatın yansımalarını. Örfi şükür ile şeriata uymakla her bir ismin temsil ettiği aleme pencere olmasını, o alemde tezahür eden ismi ayine olması, öyle olunca insanın hem alem-i şahadet ve alemin gaybın bir nüshası olması, öyle olunca da o her iki alemde tecelli edenin insanda tecelli etmesi ile insanın sıfatı ilahiyeye hem mazhar, hem müzhir yani gösteren olur. Kur'an'ın başladığı Hamd'in sırrı budur.Bu hakikat mi daha önemli, yoksa şu veya şu siyasi makam ve iş mi? Mehdi hangisini yapacak ve yapılmasını öğretecek? İkisini de demeyin. A'la ile esfel aynı seviye değildir.

      Sil

  74. Ey kâfirler! Okunabiliyor artık alınlarınızdan kimliğiniz!


    Anlaşılan odur ki bölgemizde her an yeni bir entrika çevrilecek! Küresel İmparatorluk bize karşı! Mazlum Müslümanlara karşı bu ittifak! Kraliçe ve Suud! Zalimin dini olmaz! Oysa tüm mazlumların dini İslâm'dır! Mazlumlar için inmiştir vahiy! Kraliçe ve dostları, vahyin günümüz mazlumlarıyla buluşmaması için her şeyi yapmışlardır! Dinimizi bile kullanmışlardır! Kullanmaktadırlar! Kullanacaklardır!

    Günümüz ilâhiyatçıları hiçbir 'şey'in farkında değillerdir! Tarihsel birer kimliktir hepsi! Dünde kalmışlardır! Keramet meselleri içinde hayaller kurmaktadırlar! Asıl vazifelerini unutmuşlardır! Vahyin tebliği! Yeni 'bir' dille! Yeni bir tebliğ dili! Çocukları, gençleri, şeytan kendi hızlı-hazlı ateşinin içine çekerken! Onlar hâlâ eski mesellerden bir 'keramet' aramaktadırlar! Ve asıl üzücü olanı kendilerine bir keramet gelmesinin hayalini kuruyor olmalarıdır! Şeytan gemi azıya almıştır! Çocuklar, gençler onun 'haz ateşi'nin karşısında çaresizdirler! Kraliçe ve şirk-etleri dünyayı parsellemişlerdir! Yasak elmayı tüm gençlere ısırtmaktadırlar! Medyum Medya ise gerçeği halka ters yönden anlatmaktadır! İyiyi kötü, kötüyü iyi olarak göstermektedir! Ve sizler! Kolaycı, bilgi hapçı, hazır 'yapay zekâ' düşkünleri, Medyum Medya ne derse inanmaktasınız! Ve 'hakikat'i söze getirmek, getirebilmek için hayatını ortaya koyanlara bile şüpheyle bakmaktasınız! Şüphe şeytandandır! Şeytan sizi her yönden kuşatmış, 'haz ateşi'nin içine atmıştır! Kurbağalar gibi azar azar yanarken, gülmektesiniz! Tam yandığınızı hissettiğinizde ise çok geç olacak!

    Ey müminler! Şu an bölgemizde kendilerini bize 'Müslüman' gibi gösteren gizli yapılanmaların çoğu bizden değildir! Kraliçeye hizmet ederler! 3.türle irtibatlıdırlar! Bizlerin maddi, manevi 'enerji' yolumuzu kesmek istemektedirler! Onlar her türlü enerjiyi yönetmek isterler! Yönetmek, dönüştürmek ve Tapınağa yönlendirmek! Tapınağın yeraltı enerjisiyle beslenirler! Mescid-i Aksa'yı o yeraltı enerjisiyle bir anda yıkmanın hayalini kurarlar! Kraliçe, Dünya Kralını beklemektedir! Olimpiyatlardaki 'çocuk' doğmuştur!

    Ey müminler! Dünya, halim selim insanlarla, şeytanın teknolojisiyle techizatlanmış zombiler arasındaki savaşa hazırlanmaktadır! Kâinatın ahengiyle 'bir' zikrin içinde olanlar ve şeytanın hızının içine girmiş zombiler! Tarafınızı seçin! Bizim Rabbimiz ve Peygamberimiz birdir! Aramıza hiçbir 'şey' giremez! Tüm stratejiler bitmiştir! Görebilenler için artık gizli saklı kalmamıştır! Münafıkların alınlarında 'kâfir' diye yazmaktadır! Gözleri 'ateş' içindedir! Enerjileri terstir!

    Ey müminler! Birbirinizin yüzüne bakın! Aşkla, şefkatle, merhametle bakın! Hepimizin bu zor zamanda o nur yüzlü kardeşlerimizin, muhabbet dolu bakışlarına ihtiyacımız var!

    Nar olanlar öylesine çoğaldı ki! Her yanımız yanıyor! Kime baksak bakışlarında ateşten bir öfke var! Unutmayın ey müminler! Halim selim olandır 'Mehdiyet'! En hayati işaretidir, halim selim olmak! Ey! Ey Müslümanlar! Açın kalbinizin gözünü! Fark edin artık! Kimler şeytan, kimler melek!

    'İnsan' kalabilmek öylesine zorlaştı ki!



    https://twitter.com/HayatiSir
    Hayati Sır
    hayatisir@iyibilgi.com

    YanıtlaSil