.

ALLAH; DEVLETE, MİLLETE VE ORDUMUZA ZEVAL VERMESİN

28 Şubat 2014 Cuma

BUGÜN 28 ŞUBAT

Bakara Sûresinin 257. ayetinin meali:

 “Allah imân edenlerin dostu ve yardımcısıdır, Onları inkâr karanlıklarından kurtarıp hidâyet nûruna kavuşturur, İnkâr edenlerin dostu ise tâğuttur, Onları imân nûrundan mahrum bırakıp inkâr karanlıklarına sürüklerler, İşte onlar Cehennem ateşinin ehlidir, orada ebediyen kalacaklardır.”  

Bediüzzaman Şualar isimli eserinde Bakara Sûresinin 257. ayetinin bir kısmı olan:

“vellezîne keferû evliyâu’hum’ut’tağut”  
“İnkâr edenlerin dostu ise tâğuttur.”

ayet cümlesinin cifri değeri  olarak “bin dört yüz on yedi “ (1417) rakamını bulmuştur.

Bu tarih ise 28 Şubat süreci olarak zuhur etmiştir. 

27 Şubat 2014 Perşembe

BAŞBAKANA DARBEYİ BİLDİRMİŞTİM / TEVFİK DİKER

Tevfik DİKER



 Başbakana darbeyi bildirmiştim

29 Kasım 2013 günü Başbakan Erdoğan'a iletilmek üzere Özel kalemine  aşağıdaki e-mektubu gönderdim.
Mektupta darbe yapılacağını açık seçik yazdım.
Tarihe ışık tutması ve bugün yaşananları daha iyi anlayabilmek için mektubu kamuoyuyla paylaşıyorum.
 İşte o mektup:

Sayın Başbakanım,
26 Kasım 2013 Salı günü İstanbul’dan gelen yüz yüze görüştüğüm bir işadamı çok ilginç şeyler anlattı.
Bu zat Ankara’ya gelmeden önce Silivri’ de Özden Örnek ile Ankara’ da Mustafa Balbay ile görüşmüş.
*İki gün içinde MGK Tutanağı açıklanacak” dedi.
*Taraf’ta yayınladığı sabahı telefonla aradı dediğim çıktı gördün mü? Dedi.
“*Başbakan Erdoğan, Cumhurbaşkanlığına aday olmasın, aktif siyasete son versin, ona dokunulmayacak ama ısrar ederse çok acı çekeceği günler gelecek.4 ayda neler olacak neler göreceksin. Dedi.(Bunları kardeşim gibi sevdiğim ve güvendiğim Yeni Şafak Yazarı Tamer Korkmaz, ile anında paylaştım.)
“Sıkı durun;”Devrim” hazır cümlesini de kurdu.
Detay olarak, TSK tavanından değil tabandan gelecek Sıkıyönetim olmayacak, tüm siyasi partiler fesih edilecek, çok kısa sürede seçim yapılacak v.s anlattı.
Buna devrim değil darbe denir dediğimde adına ne dersen de dedi.
 27 Mayıs ile12 Mart usulünün karması gibi bir şey.

Sayın Başbakanım,
Silivri, Balyoz, Sincan, Cemaat, Baronlar, ABD Yahudi Lobisi, diğer içki, tütün lobileri, çeteler mafyalar, CHP-MHP- İP hepsi el ele verdiler.
Tek hedefleri zatı âliniz.
BU konularda aldığım duyumları ve bilgileri araştırmacı yazar kimliğimle www.eurovizyon.co.uk ve www.akgorus.com’ da Kurtlar Medyası sembol isimle 11 aydır yazmaktayım.
Çünkü ekranları ve gazetelerin köşelerini şahsıma kaptılar.
Sözde bazı muhafazakar maskeliler de bu oyuna alet oldular.
Yazılarımda kimin eli kimin cebinde açık seçik ortaya koydum.
Yoğun çalışma temponuz nedeniyle bunlardan haberdar olmamış olabilirsiniz.
Yılmadım yazılarımı ve bilgilerimi sosyal paylaşım ağlarında paylaştım.
Katıldığım TV programlarında ifade ettim.
Güvendiğim Sayın Mehmet Barlas ve Canan Barlas’a anlattım.

Sayın Başbakanım,
Anlatılanların ve bildiklerimin hepsini yazamadığımı takdir edersiniz.
Tesadüfe Bakın!..
Fethullah Gülen Hocaefendi,, "Elimden gelse Silivri'de yatanları dışarı çıkarırım" dedi.
Taraf Gazetesi "Güleni Bitirme kararı 2004 te alındı" başlıklı haberi yaptı 
Taraf'ın gündeme getirdiği MGK belgesinde imzası olan Abdüllatif Şener "MGK belgelerini incelemeden Ergenekon, Balyoz kararı vermek yanlış. Yargılamaların gözden geçirilmesi zorunlu hale geldi' dedi.
 Bana göre Taraf Gazetesinin,  Cemaat destekli son yayınları Ergenekoncuları ve Balyozcuları kurtarma operasyonudur.

Tarafıma ulaşan bilgilere göre hapisteki "Darbe Günlüklerini" yazan eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden Örnek de olayın tam göbeğindedir.

Sayın Başbakanım,
Yeni Türkiye sevdalısı biri olarak baronlarla, darbecilerle, cuntalarla, lobilerle, statükoyla yaptığınız ve yapacağınız mücadeleyi destekliyorum.
Her türlü riske rağmen mevcut mütevazı imkânlarla destek verdim ve vereceğim.
Sağlık dileğimle selam ve saygılarımı sunarım.

Tevfik DİKER
19-20.Dönem Milletvekili
Araştırmacı-Yazar
29 Kasım 2013

Kaynak: Manisa Manşet gazetesi

PUTİN'DEN ORDUYA HAZIR OLUN TALİMATI...



Rusya lideri Putin, Ukrayna sınırındaki ordu birliklerine 'savaşa hazırlıklı olun' emrini verdi. Ayrılık rüzgarlarının estiği Kırım'da ise Rusya yanlıları Sivastopol kentini ele geçirdi. Ukrayna geçici başkanı Turçinov, ülkenin bölünme riskiyle karşı karşıya olduğunu söyledi.

23 Şubat 2014 Pazar

RUSYA...

Dost mu, düşman mı?

Rusya ilk önce 862’de Kiyef Knezliği olarak tarih sahnesine çıktı. Kiyef Knezliği 13. yüzyılda Moğol istilasına uğrayıp yıkıldı. 14. yüzyılda kurulan Moskova Knezliği 16. yüzyılda Rus imparatorluğu haline geldi. Rus imparatorluğu 1917 yılında yıkıldı. Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği kuruldu. SSCB 1989 yılında dağıldı. SSCB’nin dağılmasının ardından Rusya'nın bütün zenginlikleri Soros destekli kişilerce satın alındı. Bunlar yahudi destekli Rus oligarklarını oluşturdular. Ancak Putin’nin iktidara gelmesiyle Putin bu oligarkları toplayıp ya Rus devletine tabi olmak yada ülkeyi terk etmek seçeneğinden birini kabule zorladı.
Dünya egemenliği hedefini güden devletlerin izledikleri temel hedeflerini içeren politikaları vardır. İngiltere üzerinde güneş batmayan imparatorluktu. Almanya Ostpolitik denilen doğuya yayılma politikasını yürütmüştür. Osmanlı üç kıta üzerinde devlet-i ebed müddet siyasetini takip etmiştir. Rusya kuzeye sıkışıp kalmış olmasından dolayı sıcak denizlere inme politikası gütmüştür. Dünyadaki gelişmeler bu politikalar üzerinde ayarlamalar yapmayı gerektirse de, temel hedeflerde değişme olmamıştır.
Türkler ile Rusları yüzyıllar boyu savaştıran Rusların sıcak denizlere inme politikası olmuştur. Türkler sedd-i zülkarneyn gibi Rusların güneye inmelerinin önünde bir sed oluşturmuştur.  İslam ülkelerini yüzyıllar boyunca Türkler korumuştur. 
İngilizler Ortadoğu'daki petrol bölgelerini ele geçirebilmek için önlerindeki en büyük engel olarak Türkleri görmüştür. Rusya'yı, Balkan ülkelerini, Yunanistan'ı bize saldırtan perde altında hep İngilizler olmuştur. En sonunda Arabistanlı Lawrens’in çalışmalarıyla sembolize edildiği gibi İngiliz siyaseti Arapları Türklerden koparıp 20. yüzyıldaki islamın dünya üzerindeki karanlık dönemine yol açmıştır.  İngilizlerin baskısı ile Lozan anlaşmasında ilk verilen ödün de Türkiye'nin islamı temsil etme rolünün terk edilmesi olmuştur.  Dünya egemenliği için İngilizlerin bir hedefi Londra – Hong Kong hattının kendi kontrollerinde olmasıdır.  Türkiye de bu hat üzerindedir.  Bu nedenle Türkiye’nin iç ve dış siyasetinde İngiliz gücü çok etkin olagelmiştir.
Rusya dost mu, düşman mı? Tarihe bakarsak Rusya’ya karşı daima dikkatli olunması dersini alırız. Rusların sıcak denizlere inme hedefinde değişme olmamıştır. Savaş yada barışçıl olarak  Akdeniz'e inmek zorundadır. Montrö ve Lozan anlaşmalarıyla bu durum düzenlenmiştir.  Rusya Suriye’nin Lazkiye şehrinde bir üsse sahiptir. Rusya bundan kolay kolay vazgeçemez. Bunun alternatifi Kıbrıs adasında bir üs edinmesidir. Ama Kıbrıs'ta iki adet İngiliz üssünün bulunması nedeniyle buna şimdilik imkan yoktur.
Gazeteci yazar Ergün Diler’in yazılarına baktığımızda dünya üzerinde iki güç rekabet ve mücadele içindedir. Bir tarafta yahudi sermayesi, diğer taraftan buna karşı olan diğer sermaye grubu..   Bir tarafta başını yahudi ve ingilizlerin çektiği finans kapital denilen grup, karşı tarafta Obama Amerika'sınca temsil edilen sanayi kapitalizmi, Putin ile temsil edilen Rusya ve Erdoğan Türkiye'si… Elbette her ülkede bu iki grubun temsilcileri bulunmakta ve mücadele içindedirler.
Mahir Kaynak üçüncü dünya savaşının son meydan savaşının İstanbul'da yapılacağını söylemektedir. İstanbul'daki savaşı kazanıp Türkiye'yi kendi tarafına çeken grup savaşı kazanacak demektedir. 
Aynı şekilde gazeteci ve yazar Yiğit Bulut da Türkiye ile Rusya'nın birlikte bir Türk-Rus imparatorluğu oluşturmasını önermektedir. Türkiye bu açıdan Şanghay grubu içinde yer alması gerektiğini söylemektedir.
Bugünlerde Ukrayna’daki karışıklıklar Rusya ile AB arasındaki rekabetten kaynaklanmaktadır.  Almanya'nın ostpolitik hedefi göz ardı edildiğinde bu rekabet anlaşılamaz. Rus yanlısı Yanukoviç’in görevden alınması, Soros yanlısı portakal devrimin anası olan Timoşenko’nun hapisten çıkarılması Rusya'nın güneye doğru açılan kapısının daralması anlamına gelir. Bu durum Rusya’nın üçüncü dünya savaşında neden Almanya'yı hedefleyerek Avrupa üzerine yürüyeceğinin de açıklaması niteliğindedir.  Anlaşılan Rusya bir kedi gibi köşeye sıkıştırılmasını hazmedemeyecektir.
Türkiye'nin bekası ve menfaati ne yöndedir. Kapitalist batı bloku içinde mi, yoksa Rusya, Çin, Hindistan ve İran gibi doğu ülkeleri yanında mı?  Elbette bunun kararını vermede duygusal eğilimler değil, akılcı çıkarlar ağır basacaktır.
İslam evliyalarında Osman Akfırat Efendiye göre önce Avrupa Türkiye’yi aralarından atacaktır. Pek çokları bu duruma çok üzülecektir. Türkiye daha sonra Nato’dan da çıkacaktır. Üçüncü dünya savaşı başladığında bu durumun Türkiye için rahmet olduğu anlaşılacaktır. Zira Rusya Avrupa üzerine yürüyecek ve Avrupa'da taş üstüne taş bırakmayacaktır, denilmiştir. Rusya üçüncü dünya savaşında İstanbul'u 6 ay işgal edecektir. İstanbul Mehdi tarafından tekbirlerle savaşsız geri alınacaktır.
Bediüzzaman'a göre Türkiye kuzey-doğudaki dehşetli ejderha tarafından işgale uğrayacaktır. Kuzey-doğudaki dehşetli ejderha tabiriyle Rusya'yı işaret etmiştir. Bunun zamanı olarak  “bundan bir asır sonra” diyerek zamanımızı tarif etmiştir.
Bediüzzaman’a göre Ahirzaman fitneleri dönemi 1293 (1877) tarihinde İngilizlerin tahrikiyle Rusların Osmanlı üzerine saldırması ile başlamıştır. Ruslar İstanbul Yeşilköy önlerine kadar ilerleyip Mevlana Halid Bağdadi’nin himmetiyle durdurulabilmiştir.  Yine Osmanlı devleti 1911-12 Balkan harplerinde Rus desteğindeki Balkan devletlerinin isyanıyla Balkanlardaki topraklarını kaybetmiştir.  
Bediüzzaman 1958 yılında Irakta General Kasım darbe yapıp İngiliz destekli Nuri Paşa hükümetini devirdiği zaman bir radyo istemiş ve haberleri dinlemiştir. Sonra radyoyu kaldırın, daha zamanı gelmemiş demiştir. Ardından: “Ben bekliyordum ki, Amerika, Almanya, Türkiye, Alemi İslam, Hindistan-Pakistan, Japonya birlikte mutlak küfre vuracaklar” demiştir.
Üçüncü dünya savaşında Rusya Avrupa’ya saldıracak ancak, aynı şekilde İran ve Türkiye'yi de işgal edecektir. Rus ordusunun Hatay’a kadar inip Amik ovasında Amerikan destekli Türk ordusu ile savaşacaktır. Rus ordusu Doğu Anadolu’da teslim alınacaktır. Ancak başlangıçta Türkiye'ye destek veren Amerika bulunduğu bölgeden çıkmak istemeyecektir. Bunun üzerine Amerika ile de bu bölgede savaşılacaktır. Mustafa Necati Özfatura’ya göre 1 milyon Amerikan askeri Toros dağları eteklerinde ölecektir. Bu savaşlar sonunda batı çökecek, buna karşı İslam dünyası Mehdi’nin liderliğinde yükselecektir.

15 Şubat 2014 Cumartesi

GAYBİ HABERLER 1 YAŞINDA...



Gaybi Haberler blogu 1 yaşında…

Gaybi Haberler blogu 15 Şubat 2013 tarihinde yayına başladı.

Bir yıl içinde 200 bin kere tıklandı.

Zaman zaman blogumu kapatmayı düşünsem de bugünlere ulaştık.

İslami duyarlık temel dayanağımız oldu.

Devletimizin Karahanlı, Selçuklu, Osmanlı ve Türkiye geleneğini esas aldık.

Dünya üzerindeki mücadelede devletimizin ve milletimizin savunucusu olduk.

Farklı düşünceleri ve eleştirileri geniş yüreklilikle karşıladık.

Bize herkes mesaj yazabildi ve kendini ifade etti.

Hiç kimsenin mesajını silmedik.

Gaybi konular gibi muğlak konularda ayakları yere basan yorumlar geliştirdik.

Kuran, hadis ve evliyaullah keşiflerini esas aldık.

Nurani gaybi haberleri kalbimize, düşmanın zulmani kaynaklarını da aklımızın bir köşesine koyduk.

Gerçek budur diye iddia etmekten çok, mütevazi şekilde gerçekleri anlamaya çalıştık.

Müslümanların kurtulacağı günleri müjdelemek mottomuz oldu.

O aramızda yaşıyor. Şartlar zor olsa da ümidimiz capcanlı….  

10 Şubat 2014 Pazartesi

KIYAMET ÖNCESİNDEKİ OLAYLAR

Kıyamet Alametleri kitabından seçilen hadisler: 


Kıyametin büyük alametlerinden biri de güneşin batıdan doğmasıdır. Dabbetü’l Ard’ın çıkması da kıyametin büyük alametlerindendir. Bu iki büyük alametlerden hangisi önce gelirse öbürü onu takip edecektir.

Tirmizî Ebu Hüreyre’den rivayet etmişlerdir: “Güneş batıdan doğmadıkça kıyamet kopmaz. Doğup da insanlar onu görünce artık o zamana kadar iman etmiş olmayan hiç kimseye o zamanki imanları fayda vermeyeceğini anlayacaklar.”

İbni Merduveyh, Huzeyfe’den (RA) rivayet ediyor: Resulullah (SAV)’e Güneşin batıdan doğacak olduğunu bize ne bildirecek, yani bunun alameti nedir? diye sorunca: “O gece gayet uzun olacak, yani iki gece kadar uzayacak…” buyurdular.

İbni Abbas’tan (RA) yapılan bir rivayete göre bir gecenin, üç gece kadar uzun olacağı anlatılmaktadır. 266

İbni Merduveyh’in Enes (RA)’dan naklettiklerine göre Allah Resulü (SAV) şöyle buyurmuştur: “Günel batıdan doğduğu sabah, bu ümmet arasında maymun ve domuzlar kılığına girmiş kimseler olacak. Defterler dürülecek, kalemler duracak. Ne bir sevap eklenecek ve ne günahlardan bir günah düşülecek. Önceden iman etmiş veya imanına bir hayır kazandırmış olmayan kimselerin imanı da o gün ona fayda vermeyecektir.” 267

İbni Abbas’tan nakledilen hadisin son kısmı: “Gafiller gaflette, uyanık mü’minler tazarru ve niyazda iken bir ses yükselecek: “Tevbe kapısı kapanmıştır! Güneşle ay batıdan doğmuştur. İnsanlar baktıklarında her ikisini de ışıksız, nursuz iki çuval halinde görecekler..276

Hadislere göre güneşin batıdan doğması olayı iki-üç gün devam ettikten eski halini alacaktır. İnsanlara gelince o korku geçtikten sonra dünyaya daha çok sarılacaklar, ağaç dikecekler, binalar yapacaklar.

Güneş batıdan doğduktan sonra yeryüzünde insanlar ne kadar daha kalacaklar?
İbni Ebî Şeybe, İbni Ömer’den (RA) şöyle nakletmiştir: “İyilerden sonra kötüler 120 yıl kalacaklar”

İbni Ömer’den (RA) “İnsanlar, güneş batıdan doğduktan sonra 120 sene daha kalacak…”

Ubeyde bin Humeyd, İbni Ömer’den (RA) “Güneş batıdan doğduktan sonra insanların kötüleri 120 sene daha kalacak”

Nuaym, İbni Ömer’den (RA): “Araplar, İsa’nın (AS) nüzulünden, Deccalın zuhurundan sonra, babalarının taptıklarına tapmadıkça kıyamet kopmaz.”

Ubeyd b.in Humeyd, Ebu Hüreyre’den (RA): İki ihtiyar birbirine rastlayıp, biri arkadaşına ‘Ne zaman doğdun?’ diye sorunca, diğeri “Güneş batıdan doğduğu zaman…” diye cevap verinceye kadar kıyamet kopmaz!”

Müslüm’de Ebu Hüreyre’den (RA) şöyle nakledilmiştir. “Bir sene, bir ay kadar olmadıkça kıyamet kopmaz!” Bir günün de bir saat gibi olacağına dair rivayetler de geçmiştir.

Zamanlar tekarüb edecek. Yani yaklaşıp kısalacak demektir. Evet zamanlar iki kere kısalacak. Biri Deccal’ın zamanında… Sonra yerin bereketi tekrar geri dönüp, günler ve seneler eski ahline dönecek.  Bilahere İsa (AS) öldükten sonra dünyanın sonuna kadar yine kısalacak ve kıyamet kopana kadar öyle devam edecek.

Güneş batıdan doğarken İblis secdeye kapanacak, laikin Dabbe onu öldürecek.. İblis’in ölümünden anlıyoruz ki, artık sahifeler dürülmüştür. 273

İnsanları mahşere sürecek ateş ise doğrudan doğruya kıyametin kopacağını bildiren ilk alamettir. 274

Nuaym bin Hammad “El-Fiten”’de, Hakim “El-Müstedrek”te Abdullah bin Mes’ud’dan (RA) nakletmişlerdir. “Ye’cüc – Me’cüc’den sonra insanlar çok beklemeyecekler. Güneş batıdan doğacak, kalemler duracak, sahifeler dürülecek, hiç kimsenin tevbesi kabul edilmeyecek, İblis secdeye kapanıp şöyle bağıracak:

İlahi! emret bana, kime istersen secde edeyim. Şeytanlar yanına üşüşüp ona soracaklar: “Kime yalvarıyorsun böyle?” diye…

Rabbime beni malum ba’s gününe kadar bekletmesi, yaşatması için niyazda bulundum. “ diye cevap verecek onlara… Sonra şeytanlar su yüzüne çıkacaklar. İnsanlar gibi herkese görünecekler.Hatta kişi “İşte beni aldatan arkadaşım, onu böyle perişan eden Allah’a hamd olsun!” diyecek.

İblis devamlı olarak secdede ağlayacak… ihayet Dabbetü’l Ard çıkıp onu secdede iken öldürecek..”

İşte bu rivayet, Dabbe’nin güneşin batıdan doğuşundan sonra çıkacağına delalet etmektedir. Mü’minler bundan sonra tam kırk sene daha dünyadan faydalanacaklar. Dabbe’den sonra kırk yıl geçecek. Bu müddet zarfında mü’minlerin bütün istedikleri kendilerine verilecek. Sonra birden ölümle sür’atle karşı karşıya kalacaklar. Mü’minlerden hiç kimse yeryüzünde kalmayacak. Kafirler hayvanlar gibi yollarda dolaşacak… 275

Doğan çocukların hepsi gayrı meşru olacak. Sonra Allah kadınları otuz yıl kısır bırakacak. Doğan çocukların hepsi zina mahsülü olacaklar. Hülasa dünyada insanların en kötü olanları kalacak ve kıyamet onların başına kopacak.  

Dabbetü’l Arz da kıyamet alametlerindendir

Dabbetü’l Arzı bize Kur’an-ı Kerimin şu ayeti haber vermektedir.
“O sözün manası kendilerinin aleyhinde tahakkuk edip vuku ve zuhura geldiği zaman yerden bunlar için bir dabbe çıkarılır. Ki bu insanların ayetlerimize kati bir kanaat beslemez olduklarını başlarına kakarak söyler.”

Ehli tefsir bu ayetin açıklamasında görüş ayrılığına düştüler. Bazılarına göre marufu emir ve münkerden nehyetmekten çekindikleri zaman vaki olacaktır. O zaman Dabbe yerden çıkacaktır.  Beyzavi’ye göre bunun manası kıyamet yaklaştığı zaman demektir.
İbni Mesud’dan nakledilmiştir. “Alimler ölüp ilim ve Kur’an ortadan kalktığı zaman yerden onlara konuşacak bir dabbe çıkaracağız.  276

Beraberinde Musa’nın (AS) asası, Süleyman’ın (AS) yüzüğü olacak. Yüksek sesle şöyle bağıracak. “İnsanlar artık ayetlerimize yürekten iman etmez oldular.” Sonra mü’min ile kafiri damgalıyacak. Mü’mine gelince mü’minin yüzü inci gibi pırıl pırıl olacak. İki gözünün arasına “mü’min” yazılacak. Kafire gelince kafir’in iki gözü arasına simsiyah bir nokta halinde “kafir” yazılacak.

Diğer bir rivayet: “Mü’mine rastlayacak, mü’minin yüzünü damgaladığında yüzü pırıl pırıl olacak. Kafiri damgaladığında kafirin yüzü simsiyah kesilecek.”

Diğer bir rivayet: “Yeryüzünde bir yıldız gibi seyredecek. Peşine düşen onu yakalayamayacak.Ondan kaçarsa kurtulamayacak. Hatta kişi namazla ondan sığınmaya kalkışacak. Arkasından gelip: “Ey filan, şimdi mi namaz kılıyorsun?” diyecek.” 277
Diğer bir rivayet: “Doğuya yönelip haykıracak bütün doğulular sesini duyacak. Şam’a yönelip haykıracak bütün Şamlılar sesini duyacak. Yemen’e yönelip haykıracak. Bütün Yemenliler sesini duyacak” 277

Dabbetü’l Arzın üç kere çıkacağı hakkında rivayetler vardır.

Kıyametin alametlerinden biri de dumandır.  Huzeyfe (RA) Peygamber (SAV)’den şöyle rivayet etmiştir. “Duman yeryüzünde kırk yıl kalacak” 

Diğer bir rivayette şöyle geçer. “O duman kafirleri tepeleyecek, mü’minleri de nezleye benzer bir hastalığa düçar edecek.”

Güzel bir rüzgarın gelmesi de kıyamet alametlerindendir. Bu rüzgar mü’minlerin ruhunu hafifçe alacaktır.

Müslim ve diğerlerinden Hazreti Ayşe (RA)’dan naklettikleri hadiste şöyle geçer: “Lat – Uzza’ya yeniden Allah’tan başka ilah edinilerek tapılmadıkça kıyamet kopmaz.” Bu hadiste “Allah güzel bir rüzgar gönderecek. Kalbinde zerre miktar iman olan her mü’minin ruhunu lacak. Kendilerinde hayr olmayan kişiler kalacak. Babalarının batıl dinlerine dönecekler….

Hakim’in Ukbe bin Amir (RA)’dan nakledip sahihlediği şu hadis: “Ümmetimden bir cemaat devamlı olarak Allah’ın emri üzerine düşmanla kahredercesine savaşacak ve muhalifleri kendilerine hiçbir zarar vermeyecek. Bu hal kıyamete kadar devam edecek. Abdullah İbn Amr (RA) evet dedi:  Allah bir rüzgar gönderecek ki, kokusu misk kokusu, dokunuşu ipek gibi olacak. Kalbinde zerre kadar iman taşıyan herkesi alıp götürecek, geride insanların en kötüleri kalacak ve kıyamet onların üzerine kopacak.”

Bundan başka kıyamet alametlerinden bir çok olay daha vardır. Bunlar özet olarak anlatırsak:

Kur’an Mushaf ve göğüslerden kaldırılacak. Kabe yıkılacak. İnsanlar tekrar putlara dönecek. Bir rüzgar insanları denize atacak. Kıyamet öncesi zaman ve günler kısalacak. Aden körfezinden çıkacak olan ateş insanları mahşere sürecek.



7 Şubat 2014 Cuma

MEKKE VE MEDİNE'NİN TAHRİBİ HAKKINDA HADİSLER

MEKKE’NİN HARABI KIYAMET ALAMETLERİNDENDİR.

Mekke birkaç defa tahrip edilmiş ve insanların ileri gelenlerinden bir çok kimse katledilmiştir.

Mehdi çıkmadan çok az önce de yine tahrip edilecektir. Onun yıkılışını mübah gören son insan Habeşe’den Zus-sevikateyn olacaktır. Onu mübah görecek, Beyt-i Şerifi yıkacak, taş üstüne taş koymayacaktır.  135

Şeyheyn ve Nesei Ebu Hüreyre (RA) den naklediyorlar. “Kabeyi Habeş’ten ince ökçeliler harab edecekler.”

İbni Ömer (RA)’den aynı mealde hadis rivayet edilmiş, ancak o hadiste şu fazlalık yer almıştır: “Zinetlerini alacaklar, kisvesinden tecrid edecekler. Sanki ben şu anda görüyorum ki, dazlak kafalı ve eli yamuk bir adam gelmiş, elindeki gürzüyle onu yıkmaya çalışıyor.”

Sahihayn’da şöyle varit olmuştur: “Sanki ben, siyah ve açık baldırlı birini görüyorum: Kabeyi taşlarını kopararak yıkıyor.” 260

Kabe’nin ne zaman yıkılacağı hakkında ihtilaf edilmiştir:

Kaab dedi ki; “Kabenin yıkılışı İsa (AS) zamanında vaki olacak.

Huleymî dedi ki: Bu hususta İsa (AS) a bir haber gelecek. İsa (AS) da durumu önlemek için sekiz-dokuz taife gönderecek.

Bazılarına göre ise: Kabe’nin yıkılışı, İsa (AS)’ın zamanında Ye’cüc - Me’cüc’ün helakından sonra olacaktır.

Kabe’nin Dabbetü’l Arz’ın çıkmasından sonra harab edilmesine dair rivayet de vardır.

Bazılarına göre Kıyametin büyük alametleri zahir olduktan sonra yeryüzünde Allah diyecek bir fert kalmadığı zaman vaki olacaktır.

Ancak bunlara karşı şu görüş ileri sürülmüştür: İsa (AS) devri hayır, rahmet, sükun ve bereket devri olacağından böyle bir zamanda Müslümanların kıblesi olan Kabe’nin yıkılması söz konusu olmaz. Müslümanlar yaşadıkça Onun da ayakta kalması gerekir. 262

Bazı insanlar, Kabe’nin kıyamete yakın müminlerin ölümüyle Hac farizası ifa edilmez hale gelince yıkılacağını söylemişlerdir. 287

MEDİNE’NİN HARABI KIYAMET ALAMETLERİNDENDİR

Bu hadisi Şeybe, Ebu Hüreyre(RA) dan naklediyor.  “Kısmen yeşil, kısmen yaş meyve ve sebzelerle dolu Medine’yi terke halkı mecbur olacaktır.”
- Onları kim çıkaracak oradan?
- “Kötü idareciler” diye cevap verdi.

İmam-ı Ahmed sahih kanallardan rivayet etmiştir: “Peygamber (SAV) Uhud dağına çıkarak Medine’ye doğru yöneldi ve şöyle buyurdu:
“Vay haline o köyün anasına ki, ehli onu çok perişan bir halde terk edeceklerdir.”

İbni Şeybe, Şureyh b. Ubeyd’den nakl ediyor: “Ka’bın bir kitabında şöyle bir haber okudum: Medine ehlini ziyadesiyle korkutan bir haber yayılacak. Halk Medine’yi bomboş  zelil bir halde terk edip çıkacak. Kediler, ipek elbiselerine bevl edecek.. Ne korkunç bir şey bu! Tilkiler şehre inip cirit atacaklar,, ne müthiş bir şey bu!”

Muvatta’da şöyle geçer: “Medine en mükemmel olduğu bir şekilde terk edilecek. Fakat, sonradan köpek ve kurt Mescid’in duvarlarına bevl ederek tüm Medine’yi kirletecek.73

Nevevî’ye göre, muhtar olan; bu terk işi ahir zamanda vaki olacaktır.

Seyyid Es-Semhudî’ye göre; bu terk işi bir defa değil, birkaç defa vaki olacaktır.

Nitekim İbni Şeybe şöyle nakletmiştir. “Medine ahalisi Medine’yi terk edip çıkacak, sonra dönecek, sonra yine çıkacaklar ve bir daha dönmeyecekler”

Ömer’den (RA) merfu olarak rivayet edilen hadis-i şerifte: “Medine ehli Medine’den çıkacak, sonra tekrar dönecek ve onu imar edecek. Medine halk ile güzel binalarla dolup taştıktan sonra yine çıkacaklar, bir daha dönmeyecekler.”

Kadı Iyad bu olayın Hicri 1. asırda Hürre hadisesi nedeniyle gerçekleştiğini ifade etmiştir. Bunu destekleyen Ebu Hüreyre’den nakledilen hadisteki “onları kötü idarecileri çıkartacaktır” ibaresidir. Bu olay 1. asırdaki Hürre olayında gerçekleşmiştir. Şimdi ahir zamanda vukua gelecek olan terk etme işini bekliyoruz.

Bu fikrimizi Şureyh’in “Medine ehlinin Medine’den çıkmalarına sebep olacak büyük bir hadise vukua gelecektir” rivayeti teyit eder. Çünkü bu, ahirzamanda korku için değil, cihad için Beyt-i Makdis’e doğru yola çıktıklarında vaki olacaktır.

Evet bunun Süfyanî zamanında vaki olacağı da söylenebilir Süfyani şüphesiz kötü idarecilerdendir. Bu ahir zamanda vaki olacaktır. 74

Medine’den üç defa çıkacaklardır. Hadis’te iki kere geçmesi özetle anlatım kastedildiğindendir. Hülasa, Yezid’in zamanında onu çirkin saldırısından ve kötülüklerinden dolayı Medine’den çıkılmıştır. Sahih hadislerin anlattığına göre ahirzamanda bu bir kere daha vaki olacaktır. 74

Mehdi Kudüs’e hicret edecektir. Bu hicretten sonra Medine tahrip edilip vahşilerin sığınağı olacaktır. Beyt-i Makdis’in imarı, Medine’nin tahribi hakkında hadisler varit olmuştur. 162

Muaz bin Cebel (RA) ’den: Kudüs’ün imar edilmesi Medine’nin harabına, Medine’nin harabı Kostantiniyyenin fethine, Kostantiniyyenin fethi Deccal’ın çıkmasına bir alamettir.  (İbni Ebu Şeybe, Ahmed Ebu Davud, Hakim) 208

Kıyametten 40 sene önce Medine harab olacak ve sakinleri oradan çıkacaktır.225

Taberani naklediyor:  Bir zaman gelecek ki, Medine bölgelerinden yolcular geçecek ve “bir zaman buraları mamure idi. Şimdi binaların yerinde yeller esmektedir” diyecekler. 

Ahmed güzel bir isnadla güvenilir kimselerden şöyle naklediyor: “Medine sakinleri, Medine’yi bol meyvalı bir halde terk edip çıkacaklar.”
“O meyveleri kim yiyecek ?”
“Yırtıcı hayvanlar ve kuşlar !”

Sahihayn’da  şöyle varid olmuştur. “Medine’yi gayet bol meyvalı ağaçlarının dalları yerlere kadar eğilmiş halde bırakacaksınız” Onun avafilerden başkası yemeyecek. Kuş ve yırtıcı hayvanları kastediyor.  Oradan en son çıkacak olan; Muzeyne’den iki çobandır.” El-hadis.

İbni Ebi Şeybe sahih bir isnadla naklediyor: “Vallahi siz Medine’yi tam 40 yıl avafiye terk edeceksiniz. Avafinin ne olduğunu biliyor musunuz? Avafî; kuş ve yırtıcı hayvanlardandır.”

Deylemî Mesnedü’l Firdevs’te Avf bin Malik (RA) dan naklediyor: “Kıyametten kırk sene önce Medine harap edilecek.”  256

İbni Şeybe rivayet etmiştir: “Medine ehli Medine’den çıkacaktır, sonra tekrar dönecektir. Sonra bir defa daha çıkacak, fakat artık dönmeyecektir. 256

Tenbih: Mercanî “Ahbaru’l Medine”de  Cabir (RA) dan merfuan rivayet etmiştir. “Bu iş “din” Medine’ye mutlaka dönecektir. Onsuz iman tamamlanmayacaktır.

Nesai Ebu Hüreyre (RA) den: İslam ülkelerinden en son harap olacak olan Medine’dir.
“Din en nihayet, yılanın deliğine girdiği gibi, Medine’ye girip orada istikrar edecektir.” diye varit olmuştur.

Not: Yazıdaki sayfa numaraları Kıyamet Alametleri kitabına aittir. 








6 Şubat 2014 Perşembe

KOSTANTİNİYYE VE RUMİYYE”NİN FETHİ

Ebu Hüreyre (ra)’den:
-Bir yanı kara, bir yanı deniz olan şehri duydunuz mu?
-Evet ya Resulullah!
-İshak oğullarından yetmişbin kişi orasını feth etmedikçe kıyamet kopmaz. El-Hadis (Müslim, Hakim)

Usul’unda da böyle anlatılır, yani feth edeceklerin adı: İshakoğulları diye geçer. Fakat maruf ve mahfuz olan İsmail oğullarından oluşudur. Çünkü hadis’in siyakı buna delalet etmiştir. Zira Allah Resulü onlardan Arapları kasd etmiştir.

Hafız İbni Hacer der ki: Bunlardan murat İsmail oğullarıdır.. Nitekim diğer hadisler buna delalet etmiştir.

Abdullah b. Ömer (RA)’dan, Peygamber (SAV)’in şöyle buyurduğu nakledilmiştir: “Ey Ümmet! Sizde altı alamet vardır. Altıncısı bir şehrin fethi olarak sayınca; “Hangi şehirdir ey Allahın Resulü?” diye sordum. Şu cevabı verdiler:
“Kostantiniyyedir (İstanbul)…

Resulullah (SAV)   buyurmuşlardır. “Beni Esfarla çarpışmadıkça dünya gitmez (yani kıyamet kopmaz) Onlarla savaşmak üzere, Allah yolunda savaşan, kötüleyenin kötülemesinden çekinmeyen, Mü’minlerin seçkinlerinden olan Hicaz ehli yola çıkacaktır ve Kostantiniyye ile Rumiyye’yi (İstanbul ile Roma’yı) teşbih ve tekbirlerle feth edeceklerdir. O şehrin surları bir bir yıkılacaktır.  “El-Hadis (İbni Mace ve Hakim)

Kostantiniyye ve Rumiyye’nin fethi hakkında konuşuluyordu. Resulüllaha (SAV) hangisinin önce feth edileceği soruldu. Şöyle cevap verdiler: “Hirakl’in şehri önce feth edilecektir.” Bundan Kostantiniyyeyi murad ettiler. (Ahmet ve Hakim)

Kaynak:

Müellif: Muhammed b. resul El-Hüseyni El-Berzenci “El-İşaatü li eşrati’s saah” / Kıyamet Alametleri mütercim Naim Erdoğan