.

ALLAH; DEVLETE, MİLLETE VE ORDUMUZA ZEVAL VERMESİN

24 Aralık 2014 Çarşamba

YÜZDE ALTMIŞ YETMİŞİ TAM MÜTEDEYYİN OLAN İTTİHAD-I İSLAM PARTİSİ

Bediüzzaman Emirdağ Lahikasında şöyle diyor:
Bu vatanda şimdilik dört parti var. Biri Halk Partisi, biri Demokrat, biri Millet, diğeri İttihad-ı İslâmdır.

İttihad-ı İslâm Partisi, yüzde altmış, yetmişi tam mütedeyyin olmak şartıyla, şimdiki siyaset başına geçebilir. Dini siyasete âlet etmemeye, belki siyaseti dine âlet etmeye çalışabilir. Fakat çok zamandan beri terbiye-i İslâmiye zedelenmesiyle ve şimdiki siyasetin cinayetine karşı dini siyasete âlet etmeye mecbur olacağından, şimdilik o parti başa geçmemek lâzımdır."

Bu lahikanın perspektifinden baktığımızda Bediüzzaman 1950-1960 yılı döneminde mevcut partiler içinde islami tandanslı partinin başa geçmesi için henüz zaman ve zemini gelmediğinden merkez-liberal ve dine hürmetkar Demokratı desteklemiştir. Şimdilik ittihad-ı islam siyasetini esas alan partinin başa geçmemesi lazımdır demiş. Zaman içinde Demokratın yerine gelen her bir merkez partisi milletin de dindarlaşması ile giderek daha dine hürmetkar olmuştur. Şimdiki Akparti mevcutlar içinde en iyisi olmuştur.

Akparti Bediüzzaman'ın belirttiği gibi % 60-70'i tam mütedeyyin bir parti midir? Bunu söylemek zordur. Demek ki bu parti de Demokrat, Adalet, Anavatan partilerinin devamı olan merkez partisidir.

Bediüzzaman bu lahikada sanırım % 60-70'i tam mütedeyyin insanlardan oluşan bir partiyi haber vermektedir. Görünüşe göre haber verdiği parti Akparti değildir. Belki tahminen Akparti üzerinde oynanan oyunların sonucu bu parti dağılırsa kuvvetli bir ihtimale göre bundan sonraki dindar partiyi haber vermektedir.

Akparti her ne kadar dindar bir parti ise de ittihad-ı islamı siyasi temel olarak almamıştır. Fiilen ittihad-ı islama çalışmaktadır. Ama açıkça bu ilkeyi dillendirmekten kaçınmaktadır. Ancak batı Akparti'nin niyetlerini anlamış olduğundan Erdoğan'ın Tunus, Gazze, Mısır hatta daha önceki haliyle Suriye ile yakınlaşmasından gidişatı anlamış ve şiddetle engellemiştir. İslam Birliğinin zaman ve zemini hemen hemen gelmiş olmasına rağmen Arap baharının yönü saptırılmıştır. Batı bu ülkelerdeki  beşinci kollarını faaliyete geçirmiş ve İslam Birliği çekirdeğinin oluşmasını engellemiştir.

Şimdi Gezi ve onun ardından gelen sayısız girişimler sonuç verirse, Akparti iktidarındaki bazı çürükleri bahane ederek milletin iradesini etkileyebilirlerse işte o zaman endişemiz olan kısa sürecek ama islam baharındaki yeni açan çiçekleri kasıp kavuracak bir kış gelebilir.

Beklentimiz İnşaallah bu fırtına kısa süreli bir bahar fırtınası olur. Altınla bakırı, çiçekle dikeni birbirinden ayıran bir sınav olur. Yoksa bazılarının sandığı gibi nimet külfetsiz verilmeyecektir. Doğum sancısız olmaz.




75 yorum:

  1. 1.Böyle bir yazı kaleme alınmamalı idi. Meselenin akademik tartışma konusu yerine halka açık bir münazaraya çevirmeye de? Türkiye’nin önce istiklalini kazanması lazım. Türkiye İstiklal Harbi’ni kazandı ama tam istiklalini kazanamadı. Lozan’da şartlı ve vesayetli bir istiklale kavuştu. Necip Fazıl 1950 yılında bunu ilk defa Büyük Doğu Mecmuası’nda açıklamış, Beidüzzaman da o yazıyı Emirdağ Lahikası'na almıştı.

    Bediüzzaman niçin bu yazıyı teyiden iktibas etti. Çünkü gerçeğin tesbiti için. Tam istiklale kavuşmuş olsa idi Türkiye’de din aleyhtarı politikalar güdülmez ve ehl-i din ve İslam dışlanmazdı. Ve müttehid bir Türkiye’nin sesi çıkardı. O karanlık dönemi yeni nesiller bilmiyor. Bu topraklarda putperest Romalıların, Hıristiyan mü'minlere uyguladığı zulümden daha eşed zulümler irtikap edildi. Ki o Hıristiyan mü’minler yer altılarına girer hayatta kalarak ibadetlerini yerine getirebilirlerdi.

    Bediüzzaman geniş dairede hizmet için ittihad-ı İslam’ı öngörür. Bu sağlanmadıkça bazı hizmetlerin yapılması mümkün görülmüyor. "İttihad-ı İslâm olan İttihad-ı Muhammedî (asm) dediğimiz vakit, umum mü’minlerin mabeyninde bilkuvve veya bilfiil sabit olan ittihad murattır. Yoksa, İstanbul ve Anadolu’daki cemaat murad değildir. Amma, bir katre su da sudur. Bu ünvandan tahsis (tekel) çıkmaz. ...Müntesibîni, umum mü’minlerdir. Reisi de Fahr-i Âlemdir (asm)."

    Bediüzzaman 2. Meşrutiylet döneminde ittihad-ı Muhammedi Cemiyetini sonradan 1950’de ittihad-ı İslam Partisi ile irtibatlandırır ve adlandırır ancak siyasetin dışında tutulmasını tavsiye eder:"Çok zamandan beri terbiye-i İslâmiye zedelenmesiyle ve şimdiki siyasetin cinayetine karşı, dini siyasete âlet etmeye mecbur."

    2. Meşrutiyet’in Ahrar Partisi ile İttihad-ı Muhammedi Cemiyeti veya Fırkası arasında bağ kurduğu gibi 1950’de İttihad-ı İslam Partisi’ni demokratlarla irtibatlandırır ve onlara "nokta–i istinad" olmaya çalıştıklarını ifade eder: "...Şimdi de aynen İttihad-ı İslâm’dan olan Nurcular, büyük bir yekün teşkil eder. Demokratlara bir nokta-i istinaddır." (EmirdağL)

    "...İttihad-ı Muhammedî ile müttefik olan Ahrar Fırkası, yine otuz beş sene sonra dirildi, yine uyandı. ...Eskide 'İttihad-ı Muhammedi' şimdi 'Nurcular' namını alan ve İttihad-ı İslâm içinde bulunan kardeşlerimiz..." (Beyanat ve Tenvirler, s. 202) mesini tavsiye eder.

    İttihad–ı İslâmı esas alan İslâmiyet milliyetinin "Demokratın mânâsında" olduğunu ifade eden Bediüzzaman, o zamanki Millet Partisi’nde samimî İslâmiyet taraftarı olanların da Demokratlara muhalefete etmemelerine ve onlara katılmalarını ister. Hatta Millet Partiesi’nin iktidara geçmesini bile mahzurlu görür..

    Demokratlar 1960’dan sonra AP ile devam etti. 1980’den sonra ANAP/DYP çizgisinde devam etti. Erbakan’ın partileri ise MP olarak mütalaa edildi. 1996 Refahyol Hükümeti Demokrat-MP koalisyonu idi. Bu iktidar 28 Şubat’la devrildi ama 2002’de yeniden dirildi. Bu birliktelik AK Parti ile tecelli etti. Çünkü Refahyol tabanı buraya kaydı. Ve demokratları temsil etti.

    Katip Osman’ın rüyasını buna işaret eder. Ki Bediüzzman o rüya için “Risale-i Nur’un makbuluyetine delildir” der. O rüyada bir kadının minbere semadan inişi ve Risaleler’deki bütün mektupları okuması ve ardından “"Evet, Hazret-i Kur'ân-ı Azîmüşşanın ahkâm-ı şer'iyesince amel ederseniz yakayı kurtarırsınız. Eğer Kur'ân-ı Azîmüşşanın ahkâm-ı şer'iyesine riayet etmezseniz, hepiniz mahv ü perişan olacaksınız" demesi neye işaret ediyor. 28 Şubat tehlikesine ve çıkış yoluna ve tarihine. O da 2002’dir.
    Devam...

    YanıtlaSil
  2. 2.İttihad-ı İslam’dan ne anladığımızı açıklamak lazım. Bu tarif bütün Alem-i İslam’ı kapsar. Türkiye’de ise his ve hevada olmaksızın ana konularda milli konularda ehl-i İslam’ın ittifakını gerektirir. Herkes meslek ve meşrebinde müstakil kalarak, ama ana ve esas mevzularda ittihad lazım ki, ülke iç ve dış tehlikelere karşı korunsun..

    AkParti çözüm süreci ile bir nevi ittihad-ı İslam’a çalışıyor. Hem Anadolu insanını, hem çeşitli unsurlardan insanların hak ve hukukunu gözeterek. Anadolu birliği adeta yeniden kuruluyor. Dış politikada batıcı kafaların alayvari "yeni Osmanlılar" nitelemesine yol açan bir politika izliyor. Kaldı ki, eski hal muhal olunca, yepyeni bir oluşum sözkonusu. Kısa fikirliler bunu anlamıyor. Uzatmayayım İttihad-ı İslam bir anlamda dini hizmetleri yürütürken onları nokta-i istinad alacak demokratların koalisyonu İttihad-ı İslam Partisi’ni temsil ediyor. O yüzde 60-70 şartı ise mümkünat derecesinde zikrediliyor. Lafın kısası Emirdağ’dan bir parça ile çalışan beyinlere bir ipucu vererek noktalıyorum:
    “Biz, Demokratları iktidar yerinde muhafaza etmeye Kur’ân menfaatine kendimizi mecbur biliyoruz. Onlardan hayır beklemek değil, belki dehşetli, baştaki iki cereyana siyasetlerince muarız oldukları için, onların az bir kısmı dine verdikleri zararı, vücudun parçalanmasına bedel, yalnız bir parmağı kesmek gibi pek cüz’î bir zararla pek küllî bir zarardan kurtulmamıza sebep oluyorlar bildiğimizden, o iktidar partisinin lehinde ehl-i dini yardıma davet ediyoruz. Ve dinde lâübali kısmını dahi cidden îkaz edip "Aman, çabuk hakikat-i İslâmiyeye yapışınız!" ihtar ediyoruz ki, vatan ve millet ve onların hayatı ve saadeti, hakaik-i Kur’âniyeye dayanmak ve bütün âlem-i İslâmı arkasında ihtiyat kuvveti yapmak ve uhuvvet-i İslâmiye ile 400 milyon kardeşi bulmak ve Amerika gibi din lehinde ciddî çalışan muazzam bir devleti kendine hakikî dost yapmak, iman ve İslâmiyetle olabilir. Biz bütün Nurcular ve Kur’ân hizmetkârları onlara hem haber veriyoruz, hem İslâmiyete hizmete muvaffakiyetlerine duâ ediyoruz. Hem de rica ediyoruz ki, bu memleketin bir ehemmiyetli mahsulü ve vatanda ve şimdi âlem-i İslâmda pek büyük faydası ve hizmeti bulunan Risale-i Nur’u müsaderelerden kurtarıp neşrine hizmet etsinler. Bu vatandaki dindarları kendine taraftar etsinler. Ve selâmeti bulsunlar.) (Emirdağ Lâhikası)

    Bütün bunlar Mehdiyetin hizmet politikaları içinde. Bunun üçüncü devresinin sonunda Türkler yani Anadolu yeni bir yükselişe geçecek ve ittihad-ı İslam'la Hilafet-i İslam'ı bina edecek ki bu da bir şura ile olacak. Cemahir-i müttefikanın meşihat dairesi gibi.

    Böyle bir oluşumun sonunda artık kimse Alem-i İslam'ı işgal ve sümüremeyecek, batıda İsevi cemaatinin iltihakı ile tevhid bütün dünyada hakim olacak.

    Not: Kısa görüşlüler bunun ne anlama geldiğini şimdilik anlayamayacak.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Abdürrahim kardeş iyi etmiş ki yazıma daha uzun bir yazı ile mukabele etmiş...Yazı gereksiz miydi takdir sizin... Anlayışlar farklı... Belki siz cemaat içi formasyonunuz taze olduğundan cemaat görüşünü daha iyi yansıtıyorsunuz. Bence bazı şeylerin nazara verilmesinde fayda var. İktidarlar hep kendini çok güçlü gördüğü noktada devrilmiştir. Bizler Akparti'yi vatan, millet ve din için muhafaza etmek istiyoruz. Kurt gövdenin içinde işler ve sonunda mahveder. Yazılarım niyet ve hedefimi açık şekilde ifade etmektedir. Ben Bediüzzaman'ın yazmış olduğu bir konuyu nazara verdim. Hata etmiş miyim onu zaman gösterecek.
      Bana göre bu yazı yazılmalı idi ki, siz de tam da benim ifade etmek istediğimi söylemişsiniz. Halen yarı bağımsız haldeyiz. Henüz batı hegemonyasından kurtulmuş değiliz. Şimdi yeni yeni dünya ile hesaplaşmaya başladık. Bu savaş uzun sürebilir. Savaş içinde Talut kurban verile de Davut savaşı kazanacaktır. Bir kesim var ki AKP yi bölmeye çalışıyor. Belki buna teşebbüs içindeler. Ama ümidvarız ki çok daha kuvvetli bir dönüş olacak. Ve artık kimse o bayrağı düşüremeyecek...

      Sil
    2. Şimdi % 50 civarı olan bu parti (?) belki o zaman % 60-70'leri bulacak... Buna dair bir çok gaybi haberi zaten blogda yazdık..

      Sil
    3. Tabi yazılmalı. Ama şu paralel operasyonu sürerken biraz muhataralı oldu. Çünkü o şebeke çok fesad çalışıyor. Müthiş fitneler üretiyor. Hiç bir ahlaki ve dini kurala uymuyor. Onlara sermaye olmasın diye düşündüm.

      Bir şey ilave daha edeyim. Talebeleri memnunsa Bediüzzaman da memnudur. Ak Parti, demokratlar olarak görülüyor ve demokratların ne anlama geldiğini yazdım. İttihad-ı İslam demokrat manasında olduğunu söylüyor ki bu pek nazara alınmıyor. Bediüzzaman sık sık dindar demokratlardan bahseder. Ona gidiş var. Türkiye'nin birçok kesimine söz ve hüriyet ve hayat hakkı tanınıyor, ki bu birliğe hizmet ediyor.

      Bediüzzaman’ın bir talebesi var. Cifirden istihraç yapardı. Mehdiyet’in başlangıç tarihi olarak 1902'yi verir. 2002 tam bir asır sonra. Bir asır sonra ihbarına işareti var. 3 Kasım, 1950, 1965, 1982 seçimi gibi bir seçim oldu ve Ak Parti başa geçti. Bu tarih aynı zamanda 3. Faslın başlangıcıdır. Gezi, 17 ve 25 Aralık Medine muhasarası gibi oldu. Bundan sonrası artık savunma yok hep taarruz var. Hz. Peygamber (as) o muhasaradan sonra böyle demişti. "Artık biz fethedeceğiz"

      Başbakan Erdoğan, Mustafa Sungur’un cenazesine geldi. O olaydan sonra talebeler topluca ziyaretine gittiler, hem teşekkür ettiler, hem de tahrifatı ilettiler ve Diyanet'in basım meselesini görüştüler. Başbakan Erdoğan, İslam kahramanı Menderes gibi davrandı. Alakadar oldu. Ve gayet hakimane konuyu haletti. Risale-i Nur ona sahip çıkana sahip çıkar. Arkasından 3 seçim zaferi kazandı.

      Türkiye yeni döneme giriyor. Çok dikkatli olunması gereken bir dönem. Maçın bitimine 5 dakika var ve bir gol daha atılması lazım. O gol atılınca cümle kapıla fethola, olur.

      Menderes ezan-ı aslına çevirerek Yavuz Selim kadar hizmet etti. Erdoğan, Risaleleri Diyanete bastırma kararı aldırdı. Paralel fitnesi ve Ortadoğu’daki fesad olmasa Ayasofya’da şimdi namaz kılıyor olacaktık. Herşey hazırlandı. Ama şartlar müsait değil. Neyse herşeyde bir hayır var.

      Sil
  3. Mustafa kardeş başlıktaki yazı sana mı ait yoksa alıntı mı ? Yorum kısımları,özellikle şurası ''Bediüzzaman bu lahikada sanırım % 60-70'i tam mütedeyyin insanlardan oluşan bir partiyi haber vermektedir. Görünüşe göre haber verdiği parti Akparti değildir. Belki tahminen Akparti üzerinde oynanan oyunların sonucu bu parti dağılırsa kuvvetli bir ihtimale göre bundan sonraki dindar partiyi haber vermektedir.''

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Elde olanların kıymetini bilmemiz lazım.Akp dağılırsa yeniden eşdeğer bir partinin gelmesi ne kadar sürer bunu bilebilen var mı ? Sonra isimler önemli değil yaptığı faaliyet esas alınır.Birileri ittihad-ı İslam diye bas bas bağırıyor ama baktığında ayrıştırıcı,dışlayıcı faaliyet yapıyor.Söylediğine değil faaliyetine bakılır.İsmi ittihad-ı islam diye bir parti kursalar,Müslümanların başına bela olsa ismi ittihad diye onumu destekleyecez.Akp de ülke olarak ittihad ettik.İslam aleminde kısa dönemde siyaseten ittifak çıkmaz.Çünkü yönetimler izin vermezler,örneğin esed gibi,diğer yönetimler gibi.İzin verilmediğini bile bile,göre göre Akp yine ittihad için çalışıyor,çırpınıyor.Önemli olan isimler değil faaliyetlerdir.Akp Allah korusun düşerse ülkede siyasi parti olarak ittihad bir daha zor sağlanır.Adı ne olursa olsun en az 20-30 sene kaybedilir.
      -Bu yorumlarımın tamamını kendi düşünceme göre yazdım.
      Not:nereye bastığını göremeyenler,uzun görüşlüyüm diye millete kısa görüşlü muamelesi yapmasın.Her kesin görüşü kendisi.önünü göremeyene ,uzun görüş fayda vermez

      Sil
    2. kp den sonra gelecektir şeklinde işaret eden bu ve bunun gibi yorumları sakıncalı buluyorum.Sanki akp den vazgeçin daha iyisi gelecek gibi bir algı yöntemi oluşturuluyor.Bir çok parti de kurulmaya başlandı.Müslümanlar bunlara kapılıp oylarını bölerse ,zarar büyük olur.Elde olana sahip çıkalım ,olur da düşerse sonra gereği düşünülür.
      Allah'ın yardımı kısa sürede gelir İnşaallah.O öldürülen bebeklerin,masum insanların yardımına yetişir İnşaallah.Gelecekten de çok kaygı duymamak lazım.

      Sil
    3. Dünya Gurbet kardeş... Yazı bana ait,, Yazıdaki alıntı ise Bediüzzaman'a aittir. Nasreddin Hoca çocuğunu suya göndermeden önce bir tokat vurmuş ve demiş ki..." Ben kendi kanaatimi yazdım. Bu yazıdaki dehşetli ihtimali uzun süredir yazıp duruyoruz. Ancak milletin bir kısmında metal yorgunluğu kaibilinden bir hal var. AKP yi devirmek isteyenlere kuvvet vermek niyetinde değilim. Bediüzzaman'ın o paragrafından anladığımı yazdım Tabi benden daha iyi bilenlerden var tabii. Onları da dinleriz.. Bu yazı rastgele fikir cimnastiği olsun diyede yazılmadı. Ayrıca burada yazmadığım bir çok kaynak var. Bir kısmı zaman zaman blog içinde serpiştirilmiştir. Mesele onları toplayıp o adeseden bakmak... Zaten bir çok zat bunları söylemiş ve uyarmış. Ders alınsaydı tarih tekerrür eder miydi?
      Bediüzzaman ayrıca demiş ki "Cenab-ı Hakkın rahmetinden ümid ederiz ki bize pahalı satmasın."

      Sil
    4. Menderes gibi ,özal gibi kıymetli idareciler de bu ülkeye geldi.Recep Tayyip Erdoğan'ı Allah 100 yıl sonra verdi.Bu kişiye bir çok evliya Allah'ın lütfudur şeklinde bakıyor.Eğer kaybedilmesi Müslümanların sahip çıkmamasından,terketmesinden kaynaklı olursa sonucunu bilemem.Yok eğer Müslümanlar sahip çıkmasına rağmen hüküm gereği düşerse tamam o zamanda o şartlarda ümitvar oluruz.Ancak şu an ,şu ortamda dillendirilmesini sakıncalı görüyorum.Belki Said-i Nursi Hazretlerinin işareti bu partiyedir.Yıllar öncesinde tarihler verilerek çalışmasını okudum.Kaynak sağlammı bilmiyorum.Yazıyı kaleme alan hiç akp den bahsetmemişti.Ama ben o yazıyı gördüğümde tarihlere baktım.1996-97 yılından 2001-2002 -2007-8,2011,2012 gibi tarihlere parmak basılmış.Hatta 2011-12 gibi tarihlerde mutlak galibiyet olarak verilmiş.Ben kendimce o yıllarda mutlak galibiyet gelmedi diye hayıflanırken birden tv de erdoğanın mgk mı yoksa başka toplantımı masanın başında tek başına oturur vaziyette fotoğrafını gördüm.Önceden askerle yanyana otururlardı.Bir mana olarak mutlak galibiyet ülke olarak doğrudur diyebiliriz.Ülke siyasi irade olarak bir çok ayak bağından kurtuldu.Kolay olmadı 10 yıl mücadele verildi.Diğer verilen tarihleri de akp nin kuruluşu ve seçimlere ilişkin zaferlerle aynı tarihlere geliyor.Bunu o yazıyı kaleme alan kişi belki farkettimi bilmem ama bahsetmemiş,2005 lerde okumuştum yanılmıyorsam.Sadece ecbed hesaplarını vermiş.
      Geçenlerde yazmıştım Said-i Nursi Hazretleri Akp den Recep Tayyip Erdoğandan bahsettimi ,işaret ettimi diye.İşaret etmesi gerekiyor.
      Yanılıyor da olabilirim .Ama var gücümüzle bu kazanımlarımızı korumaya gayret edelim.Ben şu şekilde inanıyorum;biz sahip çıkmaya çalışırsak,Sultan Abdülhamid han gibi ittihadterakki vari oyunlara gelip yalnız bırakmazsak Allah nimetini artırır.Yok eğer terkedersek sonucu kestirilemez.Bu milletten alır başka millete verir veya başka kavimleri sürer.

      Sil
    5. Allah korusun ben en iyisini biliyorum diye iddiam yok,olmadı hiç olamaz.Benim düşüncelerimde hata oranı olur belki hepsi yanlıştır.Yazmadan önce kendimi kontrol edip yazıyorum niyet bakımından.Hatalı isem (nefsani yazmıyorum) Allah affetsin.

      Sil
    6. görüşlerimede kimse katılsın demiyorum.Şahsi görüşlerim sadece beni bağlar.Fetva makamında değilim.O bakımdan dinen ,fıkhen sakıncalı olabilcek konularda konuşmamaya özen gösteriyorum ki vebal yüklenmeyeyim.Yine de bu tür görüşlerimi de insanlar kendi düşünceleriyle karşılartırsın gerekirse yazdıklarımı unutsun.

      Sil
  4. Dünyanın en büyük ordusu savaşa hazırlanıyor!
    Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, önceki akşam Ordunun üst düzey isimleriyle bir araya gelerek savaş hazırlığı için emir verdi.

    http://www.haber7.com/dunya/haber/1255970-dunyanin-en-buyuk-ordusu-savasa-hazirlaniyor

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok önemli bir gelişme... Putin de yakınlarda buna benzer bir emir vermişti..

      Sil
    2. Geçen gün abd başkanı obama da putine rest çekti bana karşı,avrupaya karşı kazanamazlar diye.Dünya gerginleşiyor birisi kibriti çakarsa alev alır.Ben böyle bir dünya savaşının uzak olmadığını düşünüyorum.(Allah bilir)

      Sil
  5. Küresel Cihad İdeologlarından Ebu Muhammed el Makdisi'sinin Cumhurbaşkanı Hakkındaki Değerlendirmesi

    Cumhurbaşkanı (Recep Tayyip Erdoğan)’a gelince kendisi Atatürkçü laikler gibi olmasa da laik biridir. Onlarla uzlaşmadığı tek nokta ise laikliği farklı tanımlamasıdır. Laiklikten beri olmamakla beraber laikliği överek açıklamakta ve güzel bir iş yaptığını zannetmektedir. Bu açıklama dahi batıl bir tefsir olup tekfiri gerektiren laiklik çerçevesinden çıkmamaktadır. Çünkü laikliği din ile devletin birbirinden ayrılması ve dindar olmak isteyen kimsenin serbestçe yaşaması olarak açıklamaktadır. Bu ve bunun gibi zındık olmayı dileyen kimseler İslam dinine, kanunlarına ve müntesiplerine savaş açan Atatürkçü laikler gibi değildir. Bu adamın açıkladığı ve sürekli dillendirdiği laikliğin İslam ile hiç bir ilgisi yoktur. Çünkü İslam ateistliği ve Allah’a şirk koşmayı kabul etmez ve din ile devletin arasını birbirinden ayırt etmez, bilakis bu tür açıklamaların hepsi İslam’dan çıkaran beyanlardır ve sarih olan küfrün çeşitlerindendir.

    Biz Atatürkçü laiklerin başkanlık yaptıkları dönemlerde Müslümanların durumlarını ve bu laiklerin parlamentoda çoğunluğu nasıl elde ettiklerini biliyoruz. Biz ve insanların ekseriyeti görüyor ki, Erdoğan hükümeti gölgesinde Müslümanların sıkıntıları daha azdır. Bilakis birçok Türkiyeli kardeşin değimiyle, önceki halinden daha iyidir. Bazıları Müslümanların sorunlarına yönelik Erdoğan’ın bazı şahsiyetli veya vatansever duruşlarına işaret etmektedirler. Biz her zaman; İslam’a savaş açmayan, önüne engeller koymayan, halkına karşı zulmetmeyen aksine az da olsa davetçileri rahat bırakan ve mücahitlerin varlığını az da olsa göz ardı eden sistemlerde yaşayan kardeşlerimize, hakiki bir değişime güç yetiremedikleri müddetçe, bu tür devletlerle burun buruna gelmemelerini, bu fırsatı değerlendirerek halkın arasına karışıp onları Allah’a davet etmeleri, ister seçimlere katılanlar olsun veya olmasın hikmet ve güzel sözlerle en güzel olanı öğretmeleri ve en güzel olana yönlendirmelerini, gençleri tevhid üzere eğitmeleri, onları aşırılık ve ircanın tuzaklarından koruyarak, hak ve sahih menheci öğretmeleri, anlatmaları, faydası az ve düzensiz olan, yaşamlarını, hareketlerini, davetlerini ve dinlerini sıkıntıya sokacak, dünyalarına, dinlerine ve kendilerine hakiki bir fayda sağlamayan işleri terk etmelerini nasihat etmekteyiz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. küresel cihad ideologu imiş....
      (İslamda ideoloji olmaz diyelim de mevzuyu fazla uzatmayalım...)
      Allah mübarek etsin.

      Türkiyedeki bunca alimin evliyanın sonu mu geldi?

      Erdoğanın laik olmadığını ve bazı zamanlar siyaset icabı manevralar yaptığını anlayamamış ama maşallah ahkam kesmekte de geri kalmamış...

      Gayri müslim unsurlar tarafından kurulmuş ve tüm sistemi, yasaları bu ölçüde geliştirilmiş ve baskılanmış bir ülkede bizler, namaz kılan, kuranı ezberden okuyan, laik sistem okullarına kuranı kerim ve siyeri nebi dersleri koyduran ve israile karşı duran devlet adamlarına sahip olduğumuz için şükür ediyoruz.

      Marstan konuşmasın o ideolog. İçinde bulunduğumuz şartların gerçeğini göz ardı etmeden "ideo" lasın bir zahmet.

      Sil
    2. O adamın dediklerine tam güvenilmese de Cübbeli'nin dediklerine inanırız.
      Cübbeli'nin şimdiki hükümet ile ilgili açıklamaları:
      https://www.youtube.com/watch?v=-e1GWlQXutM

      Sil
    3. Avusturalya'da bazı restoranlar Müslümanların girmesine izin vermiyoruz diye camlarına yazı asar... Müslümanlar Noel'i kutlar...

      Çin'de islami simge taşıyan taksilere binmesin diye kanun çıkar... Müslümanlar Noel'i kutlar...

      Almanya'da İslamı burda istemiyoruz diye 10 binlerce Hristiyan haftalardır yürüyüş miting yapar... Müslümanlar Noel'i kutlar...

      Haçlı koalisyonu Irak ve Suriye'de Müslümanların üzerine aylardır bomba yağdırır... Müslümanlar Noel'i kutlar...

      Sil
  6. 1*Küresel Cihad İdeologlarından Ebu Muhammed el Makdisi, üzerine vazifeymiş gibi Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı değerlendirmiş. Adamın vazifesi neymiş. İdeolog. Yani ideoloji üretirmiş. Ne için cihad üzerine. İyi de ehliyeti nedir? Din-i Mübin noktasından kıymet-i harbiyesi ne? Her siyasi İslamcı gibi, dünyevi iktidar ve devlet ile hükümet idaresi noktasından hadiselere bakıp ahkam kesmek. Bu çeşit tefsir ve değerlendirme dinin ve şeriatın kaçta kaçını teşkil ediyor. Yüzde birini. Yüzde biri üzerinden imanın ve İslam’ın esas kurallarını es geçerek hüküm veriyor. Ve hemen tekfir mekanizmasını işletiyor. Zımnen Erdoğan’a kafir demeye getiriyor..

    El Makdisi'nin Cumhurbaşkanı hakkındaki ilk değerlendirmesi (laik birisi) yaftası ile başlamış. Halbuki laiklik kişi değil, kurumsal bir kavramdır. Siyasi bir rejim için kullanılır. Fert için kullanılmaz. Şahıs laik olmaz. Onun ölçüsü değildir. Kişi ya mü’min ya kafirdir. Erdoğan’ın hiç “laikim” dediğini duymadım. (Laiklik ilkesi gereği) diyor. Ama bu ideolog Tayyib’e kafir diyorsa, kendisi ne olur. Çünkü Tayyip bir mü’min.

    İkincisi Erdoğan laikliği övüyormuş. Öyle mi? Ben hiç laikliği övdüğünü duymadım. Ama laikliği tarif etmiş. Kim gibi? Bediüzzaman gibi. Bediüzzaman bir din alimi olarak ne diyor: ( Eğer laik cumhuriyet soruyorsanız; ben biliyorum ki; laik, mânâsı bîtaraf kalmak; yani hürriyet-i vicdan düsturuyla dinsizlere ve sefahetçilere ilişmediği gibi, dindarlara ve takvacılara da ilişmez bir hükûmet telâkki ederim.)

    Şimdi bu laikliği övmek mi, yoksa tarif etmek mi? Bu tarifte küfür var mıdır? Müslümanın inancına ve ameline karışmadığı için küfür isnad edilebilir mi?. Bitaraflık yani tarafsızlık var. Bir şeyi kabul etmek başka, kabul etmemek başka, inkar bambaşkadır. Bu nüansları bilmeyen ideolog diyor ki: “Bu açıklama dahi batıl bir tefsir olup tekfiri gerektiren laiklik çerçevesinden çıkmamaktadır.”

    İşte siyasal İslamcı kafası budur. Kur’an ve iman noktasından değil siyaset üzerinden tekfir muamelesi yapıyor. Ki Türkiye’de böyleleri çoktur. Kaldı ki kişi kendisinin sebep olmadığı şartlara gayri ihtiyari uyulması noktasında mecburiyeti varsa, mes’ul değildir. Hıristiyah hatta İsrail’de yaşayan mü’min ve müslim bir kardeşimiz kafir midir?

    Ama hakkını verelim Makdisi, Türkiye’de bir dönem laiklik adı altında din düşmanlığı anlamında laikçilik uygulandığı doğru. Ve büyük zulümler yapılmıştır. O bizi bağlamaz. Demokratik ülkelerde böyle bir rejim yoktur. Demokrasinin tesisi ile Türkiye’de hak ve hürriyetlerin, din ve vicdan hürriyetinin işlemeye başlaması Müslüman ve mü’minlere rahat nefes aldırmıştır. Bunun şeriata aykırı bir tarafı yoktur. En azından mes’uliyet noktasında.

    Belki dine hürmetkar demokrasiler, şeriat devletinin gevşek bir tarifine girebilir., Demokratik devlet ile ifadesini bulabilir. Eğer bir millet Müslüman ve dini vecibelerini yaşamak istiyorsa iktidarlar dine taraftar olur. Müsamahakar olur. Engel olmaz. Hizmet bile yapar. Ve millet dinini küfürsüz yaşar. Bu demokrasinin gereğidir. Üstelik dini hizmetler için bütçesinden tahsiseat da ayırıyor.

    Ahirzaman kardeşimiz şimdi kafaları bulandırmak için böyle bir röportajı naklettiğini sanmam. Ama kafa bulandırır olduğundan, konuyu bir de Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri’nin ağzından aktaralım ki, şüpheler izale olsun.

    YanıtlaSil
  7. Bakınız Bediüzzaman lakilik konusunda ne diyor.

    * Nasıl ki, hükûmet-i cumhuriye “dini dünyadan tefrik edip bîtarafane kalmak” prensibini kabul etmiş; dinsizlere, dinsizlikleri için ilişmediği gibi, dindarlara da, dindarlıkları için ilişmemesi o prensibin icâbâtındandır. (Tarihçe-i Hayat)

    *Nev-i beşerde, hususan bu asr-ı hürriyette ve bilhassa medeniyet dairesinde, hemen umumiyetle hükümfermâ hürriyet-i vicdan düsturunu kırmak ve istihfaf etmek ve dolayısıyla nev-i beşeri istihkar etmek ve itirazını hiçe saymak kadar cür’etinizle, hangi kuvvete dayanıyorsunuz? Hangi kuvvetiniz var ki, siz kendinize “lâdinî” ismi vermekle ne dine, ne dinsizliğe ilişmemeyi ilân ettiğiniz halde, dinsizliği mutaassıbâne kendine bir din ittihaz etmek tarzında, dine ve ehl-i dine böyle tecavüz, elbette saklı kalmayacak, sizden sorulacak. Ne cevap vereceksiniz? (Mektûbat,)
    *Eğer, faraza, laik cumhuriyetin mahiyetini bilmeyen bir dinsiz dese: “Senin risâlelerin, kuvvetli bir dînî cereyan veriyor, ladînî cumhuriyetin prensiplerine muaraza ediyor. “
    Elcevap: Hükûmetin laik cumhuriyeti dîni dünyadan ayırmak demek olduğunu biliyoruz. Yoksa, hiçbir hatıra gelmeyen dîni reddetmek ve bütün bütün dinsiz olmak demek olduğunu, gayet ahmak bir dinsiz kabul eder. Evet, dünyada hiçbir millet dinsiz olarak yaşamadığı gibi, Türk milleti misilli bütün asırlarda mümtaz olarak, bütün aktâr-ı cihanda ve nerede Türk varsa Müslümandır. (Tarihçe-i Hayat)
    *Hem, bu mübarek vatanda bu fıtraten dindar millete hükmedenler, elbette dindarlığa taraftar olması ve teşvik etmesi, vazife-i hakimiyet cihetiyle lâzımdır. Hem madem, laik cumhuriyet, prensibiyle bîtarafane kalır ve o prensibiyle dinsizlere ilişmez; elbette dindarlara dahi bahaneler ile ilişmemek gerektir.
    *Evet, evvelâ başta “Dinde zorlama yoktur; doğruluk sapıklıktan, îman küfürden iyice ayrılmıştır.” (Bakara Sûresi, 2:256.) cümlesi, makam-ı cifrî ve ebcedî ile bin üç yüz elli (1350) tarihine parmak basar ve mânâ-yı işârî ile der:
    Gerçi o tarihte, dini, dünyadan tefrik ile dinde ikrâha ve icbara ve mücahede-i diniyeye ve din için silâhla cihada muarız olan hürriyet-i vicdan, hükümetlerde bir kanun-u esasî, bir düstur-u siyasî oluyor ve hükümet, lâik cumhuriyete döner. Fakat ona mukabil mânevî bir cihad-ı dinî, iman-ı tahkikî kılıcıyla olacak. Çünkü, dindeki rüşd-ü irşad ve hak ve hakikati gözlere gösterecek derecede kuvvetli bürhanları izhar edip tebyin ve tebeyyün eden bir nur, Kur’ân’dan çıkacak diye haber verip bir lem’a-i i’caz gösterir.( Şuâlar)

    Evet Bediüzzmaman’ın görüşü böyledir. Hükümetler cihad etmezse ehl-i din ve millet manevi ciha a başlar. Ve medeni insanları galebe için ikna yöntemini kullanarak inandırır. Yani Selefi cihadçı kafası bu medeni alemde sökmez. Ve kimse de kalkıp Erdoğan'ın inancını ki beni , bizim, hepimizin inancını sorgulama haddini aşamaz. Adamı şapa oturturlar, alimallah.

    YanıtlaSil
  8. Abdurrahim kardeşim tatsız bir münakaşa olmuş. Deşmek niyetinde değilim. Tamamını da okumadım.

    Herkes düşüncesinde serbest.

    Tek bir nokta var. Yahudi mümin, müslüman zındık tercihine şaşırdım.

    İmkanı yok dilin sürçmüş olmalı, bu işleri az buçuk bilen birisin. Yok eğer fikrinde samimi isen çevrendeki ehli sünnet bir alim ile konuyu görüşebilirsen iyi olur.

    Ben bundan yıllar önce bir rüya gördüm, bu zamanın büyük evliyasından bir zat. Ben ona dedimki "efendim aramızda bir bağ var mıdır"? O da bana dedi "evet aramızda bir bağ var ancak fikirlerinde bozukluklar var".

    Ben o zamandan bu zamana kadar hala daha fikrimdeki bozuklukları tamir ile meşgulüm.Tamir oldukça da Allaha şükrediyorum ve O Allah dostu için de dua ediyorum.

    Allaha şükür ki böyle bir vesileler çıkıyor da belki inşallah son nefeste bu vesileler ile imanlarımızı kurtaracağız.

    Burda birisi birisine haklı bir uyarı yaparsa bu iş Allah'ın fazlı keremidir. Yoksa o kişi daha iyi bildiğinden, daha iyi müslüman olduğundan veya bir münakaşa sebebi aradığından değildir.

    Ben kendimi ehli tarik biliyorum (inşallah) ancak Bediüzzaman k.s sebebi ile, O'nu takip ettiğini iddia eden veya gayret eden kardeşlerime de yine O k.s sebebi ile muhabbet duyuyorum.

    İnşallah Bediüzzaman k.s'nin, onun eseleri risalei nurların himmeti ve bereketi senin üzerine olur.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Siyasi noktalardan görüş birliği olanlar dini meselelerde taviz verirse davalarında ne kadar samimidir.
      Mevdudi peygamber efendimize hakaret etmiştir bu KUFURDUR kufre rizada küfürdur.Mevdudiyi savunanin durumu nedir.
      Yahudi mumin meselesinide açıkladık eğer sadece Allahın varlığına birliğine inanıp günümüzde efendimizede s.a.v. iman etmeyen KAFIRDIR.Mumin diuende KAFIRDIR.

      Sil
    2. Türker Kardeşimiz

      Yine yanlış mana vermişsin. Bir Hıristiyan ülkesinde yaşayan bir mü’min ve müslim veya İsrail’de yaşayan 2 milyona yakın Filistinli mü’min ve Müslim değil mi?. Orada yaşamak onların bu sıfatlarına zarar verebilir mi?. Siyasi rejim ne olursa olsun kulun dinini yaşamasına mani değildir.

      Bir kul bulunduğu şartlardan sorumludur. İdeal halden sorumlu değildir. Çünkü onun cüz’i ihtiyarisi dışındaki hal ve şartları o hazırlamamıştır. Onunla mücadelesi ayrı bir konudur.

      Şimdi moda herkes bir şeye inanıyor ve arkasından tekfire başlıyor. Nefsine bakmıyor bile. Bir anda kendilerini fetva makamında görüyor. Ahirzamanın şartları çokfarklı olduğu ve olacağı için Mehdi-Mehdiyet ve Mesih-Mesihiyet devreye giriyor. Onların da vazifesi bid’aları ve bid’a rejimleri tashih etmektir.

      Adam kalkmış 70 milyonun yüzde 50’den fazla oyunu alan reisine tekfirde bulunuyor. Bu zihinlerde yanlış anlamalara yol açar. Tashihi gerekirdi. Mustafa kardeşimiz de onu yapmış.

      Sil
    3. """""Sana bir şey söyleyeyim, bir Yahudi mü’mini, bir milyon zındık Müslüman değişmem. """"""

      Abdurrahim kardeşim...Yukarıya aldığım lafın gözüme çarptı...yanlış mana verecek kadar bir karışık cümle değil..

      Sürçme olduğunu düşünüyorum. Bunun tam tersini düşünsen gerek..!

      Sil
    4. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    5. İmanın dereceleri vardır. Mü’minin imanından başka yani ehl-i İslam’ın mü’minlerinden başka ehl-i kitabın mü’minleri vardır. Onlar ehl-i necattır. Bunlar Peygamberimize (as) inanmasalar bile tevhide uygun Allah’a inanıyor. Bizim zındıklar ise hepsini inkar ediyor. Hangisi daha efdaldır. Bize göre değil. İkisi arasında. Süfyan’ın yalakaları ile bunların bir kefede tartılması mümkün mü? Ehl-i kitabın mü’minleri İslam ile imtihan olmazsa ehl-i necattır. Bilip de uymayan ancak tevhide uygun Allah’a inanan cehennemden sonra ehl-i cennettir. Tabi hüküm Allah’ındır.

      İman hakikatleri belli bir yaştan itibaren mezara kadar inkişaf eder. Eğer zerre kadar imanı olan ehl-i kitaptan birileri ile bizim kefere zındıka Müslümanları, ki küfürler müsecceldir ve hükümleri hiçtir, nasıl bir tutabilirsiniz.

      Belki hatırlamazsınız, Orta Doğulu Hiristiyanlar ki sayıları kabarıktır, ehl-i İslam’dan daha fazla başörtüsü davasına sahip çıkmışlardır. Ortadoğu uzmana Mustafa Özcan’a sorabilirsin.

      İman meselesi her şeyin başıdır. İmanı sahih bir kimse nerede olursa olsun bizim zındıkadan daha mürccehtir. Kur’an ey Müslümanlar hitabı kadar ey Mü’minler hitabı var. Niçin? Bunun üzerinde düşünülmesi lazım. İman edilir sonra güzel amale yapılırsa hüküm ne olu?. Vatikan bizi ehl-i kurtuluş kabul ediyor ve dolaylı Hz. Peygamberi onaylıyor, kabul ediyor. Eğer tevhide uygun imanı varsa ve güzel ameli varsa kurtulmuştur. Çünkü iman ediyor. Hz. Mesih’in cemaatinin öncüleridir onlar. Müslüman Hıristyanlardır. İnşallah 2021’den sonra bunların sayılarının çoğaldığı görülecek.

      Kur’an kiliseleri Allah’ın adının anıldığı yerler olarak vasıflar. Size en yakın Hırisitlyanları görürsünüz, der. Hıristiyan ve Yahudi eşe izin var. Onu sevebilirsiniz. Ama ehl-i zındıka Müslümanlara tercih etmezsiniz. Bunun izahı yoktur.. Adam münkirin daniskası. Neyse şu bazı Yahudiler yani benim zikrettiğim Yahudiler için Kur’an ne buyuruyor:
      "Musa kavminden de bir topluluk vardır ki, insanları hakka sevk ederler ve hak ile hükmederek adaleti yerine getirirler.” A’raf 159. Bu topluluk Hz. Musa’nın kendisinden sonraki ümmetinin düşeceği acı halleri görünce ve yeni Resullerin geleceğine aşına olunca kendisinden bir topluluğun kıyamete kadar Hak dine hizmet etmesi için dua eder. Bu ayet o duanın kabulüdür. Selam olsun onlara.

      Sil
    6. Türker Eraslan okudunmu bozukluğu,kalbin mutmain oldumu insaallah kafamdaki eski tahrifatlara yenisi eklenmez bu safsatalara
      Imam i Rabbani Hz.ka. gore efendimizi s.av. ve hiç bir dini duymayanlar toprak olacaklar günümüzdeki ehli kitap ise iman etmezse ebedi cehennemliktir.Islamın tümüne iman edemese müslüman denir yahudi asillida olsa hz. Kaab r.a gibi ,adam kelime oyunu yapıyor kanmayın sakin.

      Sil
    7. Islamın tümüne iman edene olacaktı.

      Sil
    8. Bazı sapık bozuk itikatlılar Araf-159 ayetini bile mealini bile carbıtmışlar Kim ki islamın 5 şartından imanın 6 şartın da bak ŞART diyor. son peygambere iman etmiyen bi iananç sistemi batıldır MUHAMMED ALEHİSELAMA İMAN ETMİYENE CENNET HARAMDIR bu konuiman konudur. HOŞGÖRÜLÜ GÖZÜKME AYAGINA sapık GÖRÜŞLERE itibaa YOkdur itibaa ehLi sünnetedİR.. EhLi tevhid bile nedir bilmiyolarmı ki Allah inancında bile Allahın oglu var diyen İsa alehiselamı üzeyir alehiselamı Allahın oglu diyen bi inanç ki ehlİ tevhid zaten hiç degildir. EhLİ KİTAB DİYE EHLi tevhid diye Kuran da gecenler ya isa alehiselamın zamanında yada musa alehiselamın zamanında iman edenlerdir. cok carpıtılıyor isterse siyaseti sabaha kadar bazıları övsün adamın imanın la oynadıkdan sonra kıymeti yok ki . ömerkocaaslan sagolasın vatikanı bile ehli tevhid gösteme GAYRETLERİ HAYRETLERE ŞAYAN DURUMLAR COK VAHİM İTİKATLARI BU TİPLERİN BOZUK SAPIK

      Sil
    9. Abdurrahime
      Yine laf cambazligi yapmışsın gazeteci alimler varken senin alimlik neyine akıl oyunları oynama su gibi berrak ol mert ol,
      Bu laf oyunları ile ancak insanların itikadini bozarsin.Peygamber efendimiz s.a.v. bile diyemiyorsun.Efendimize s.a.v inanmasalar bile ehli necat olan iman edenler dediklerin bugünkü ehli kitap dediklerini kafirdir mumin diyen de kafirdir.çünkü ayeti hadisi inkar etmiş olur.larLaf cambazı gerçekten efendimize s.a.v. iman etmiş ıslamın bütün iman esaslarinada iman edip ÖNCEKi DININDEN VAZGEçEN hristiyanlık ve yahudililkten ,bunlara zaten MÜSLÜMAN denir EHLI KITAP DEGIL o kadar mürekkep yalamışsin ama cahil değilsin sapitmissin doğru itikatten kaymissin.Birde böyle bir tehlike yok deyip kendini kamufle ediyorsun.Benim tahminim sizinle pensilvanyalilarin bozuklari onların ve sizin ehli sünnet olanarınizı tenzih ederim,onlardaki güç satafat,para,teşkilat,kurumsallaşma sizde yok.arada böyle bir husumet var onlara itikadlerinden dolayı hiç cattigini görmedim sadece siyasi ihanetlerden dolayı tenkit ediyorsun.
      Cübbeli hocaefendinin ilmi cemaati sen ve senin gibi tahrifatci sinsi misyonerler için bu meseleye isik tutan bir reddiye yapmış oku belki faydalanirsin. bakara 62 :üphesiz o kimseler ki (önceki peygamberlere) iman etmitirler, bir de o kimseler ki Yahudi (olarak, yeni bir erî'at gelinceye kadar Mûsâ (Aleyhisselâm)ın tahrif ve neshe uramamı olan serî'atına tâbi) olmuturlar,

      ayrıca (Kur'ân gelinceye kadar Îsâ (Aleyhisselam) ın, deiime maruz kalmamı olan dinine uyan) Hristiyanlar ve (Nûh ile brahim (Aleyhimesselâm) döneminde onların dini üzere bulunan) Sâbiîler; (bunların içerisinden) her kim (o günkü erî'atın emrine göre) Allâh'a ve o son güne inanmı, salih bir amel de ilemise; onlar için Rableri nezdinde (kendilerine ait) ecirleri vardır. (Kâfirler korkuya dütüünde) onlar üzerine hiçbir korku yoktur ve (günahkârlar, kaçırdıkları mükâfatlara üzülecekleri zaman) ancak onlar mahzun olmayacaklardır.

      Bu ve Mâide Sûresi'nin 69. âyeti kerîmesinden yola çıkan bozuk fikirli bazı lâhiyatçılar; âhir zaman peygamberine inanma ve kendi dinlerinden berî olarak slâm'a girme artlarını yerine getirmeden, sadece bu âyetlerde zikredilen "Allâh'a ve âhirete iman" bir de "Salih amel" artlarını îfâ eden Yahudi ve Hristiyanların da cennete girebileceini söyleyerek, kendilerini dinden çıkarmı ve "Cennete girmenin olmazsa olmaz artı olan 'slâm'ı kabullenme' zorunluluu"nu toplum nezdinde zaafa uratmaya yönelik büyük bir ihanette bulunmulardır.

      Zira Kur'an âyetleri arasında hiçbir çeliki söz konusu olmayıp, hepsi de birbirini tasdik ve tefsir eder mâhiyettedir. Nitekim Bakara Sûresi: 285 ve Nisa Sûresi: 136'da olduu gibi dier bazı âyet-i kerîmelerde kurtulua ermek için: "Meleklere, Kitaplara ve Peygamberlere iman"dan ibaret üç art daha ilave edilmitir.

      Beyyine Sûresi'nin 6. âyet-i kerîmesi ise, Ehl-i Kitap da olsalar, slâm'a girmeyenlerin, kitapsız mürikler gibi cehennemde ebedî kalacaını beyan etmektedir.

      "Muhammed'in canı, elinde olan Zât'a yemin olsun ki; bu ümmetten Yahudi veya Hristiyan herhangi bir kimse, beni duyar da, sonra benimle gönderilen dine inanmadan ölürse, mutlaka cehennem ashabından olur!"(Müslim, man: 70, No: 153, 1/134) hadîs-i erifi de, bu kâfirlikten sadece "Allâh'ı ve âhireti inkâr" kastedilmeyip, bununla birlikte "Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)in dinine uymama'nın da imansızlık sayıldıını açıklamaktadır

      Sil
    10. Abdurrahim e devam bak günümüzde tevhide inanıp Islama iman etmeyenler nerede nasıl kaliyorlar.Sarih ayeti inkar ediyorsun. 6. Haberiniz olsun ki "küfredenler". Önceki "küfredenler" ahde haml olunsa (bilinen kâfirler olduğu kabul edilse) bile bunun, sevk itibarıyla istiğrak (hepsini içine alması) için genel olması gerekir. Çünkü küfrün hükmünü beyan için kübra (büyük önerme) yerindedir. Ancak bu küllî oluş, o beyyine (açık delil) geldikten sonra küfredenlere ait olmak üzere bunda da bir ahit mânâsı yok değildir. Şu halde şöyle demek olur: O açık delil geldikten sonra onu inkâr eden bütün kâfirler gerek kitap ehlinden olsun, gerek puta tapanlardan olsun, hepsi ebedî olmak üzere cehennem ateşindedirler. Kıyamet günü cehenneme gidecekler, orada ebedî olarak kalacaklardır. Diğer bir mânâ ile küfür, cehennemde ebedî kalmaya sebep olması itibarıyla aynı ateş hükmündedir. Bir de denilmiştir ki: Onların bulundukları küfür ve isyan hâli, hakikatte aynıyla ateştir. Bu ortaya çıkma (neş'et) de âraz şeklinde ortaya çıkarsa da, son neş'etde o şekilden çıkar, hakiki şekli ile ateş olarak zuhur eder. Bu iki mânâca onlar dünyada cehennem ateşinin içindedirler. Ahirette de onda ebedî olarak kalacaklardır, demek olur. Bu ebedî oluşun sebebi: Çünkü onlar, o vasıfla sıfatlanmış olanlar, yeni o açık delil geldikten sonra ona küfredip bozgunculuk çıkaranlar hepsi halkın şerlileridirler, insanların en şerlileridirler, en şerli olanın yeri de cehennem olması gerektir.

      Sil
    11. Sende sagolasin hakdan kardeşim.

      Sil
    12. Cübbeli Hoca’nın ilmi falan yoktur. İyi bir vaizdir. Nakilcidir. Nakledeceği bir şey olmazsa tefsir ve yorum yapma ruhsatı ve kabiliyeti yoktur.

      Tekfir iyi bir müessese değildir. Cenab-ı Allah Rabbül Alemin’dir. Rabbül Müslümin değildir. Rahmeti her şeyi kuşatmıştır. Rahmeti gadabını geçmiştir. Onun rahmetine tekel ve sınır koymak aciz kulların haddine değildir. Öyle olunca Rahim isminin hikmeti dahilinde konuşmak lazımdır. O da siz de yoktur.

      Sonra her yorumum senin gibilerini önüne atılan ekmek parçası değil ki, teşekkürünü küfrederek yapasın. Zırlayıp durma. Sizin ne mal olduğunuz kabak gibi meydanda. Terbiye ve edep tasavvufun birinci vasfıdır. O da olmayınca ne olacağı, nesfs-i emmare zebunlarının hali pürmelalinde görülüyor.

      Vahşi tabiatta hayvanlar sidikleriyle kendi hakimiyet ve av sahasını çizerler. Oraya girilmesi halinde saldırırlar. Çünkü bu yabanların mümeyyiz vasfıdır. İlim sizin zırvalarınızla inhisarınız altına alınacak değildir. Vahşi tabiatta haddini aşanlar nasıl avlanırsa. İlimde de cehaletle sınır çizenleri marızlarlar.

      Zamanın adap ve erkanına göre konuşup hareket edemeyenler, tiksindirici ve usandırıcı olurlar.

      Adımı bir daha ağzına alma. Onda Rahim ismine işaret vardır. Sen git senin gibi kuyruksuz aslanlarla muhabbetini yap.

      Sil
    13. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    14. ömer kocaaslan kardeşim, konunda haklı olabilirsin ama tartışırken Hz. Kab (r.a.) için kelime oyunu yapmış diyerek hakaret büyük günaha girme lütfen! O zat müslüman olarak büyük bir evliya oldu. Asıl kelime oyunu yapan bizleriz. Keşke onun gibi her zaman Hakk'ın yolunda yürüyebilsek...
      Allah'a emanet ol.

      Sil
    15. Hak yolu kardeşim anlamamissin
      O lafı hiç H,z,Kaab r.a için soylermiyim ,o yahudi iken müslüman olmustur dedim örnek gösterdim.
      Konuyu derinlemesine incelersen ıslam itikadinin haklı olduğunu göreceksin benim değil.
      Sende Allaha Emanet ol.

      Sil
    16. Eyvallah kardeşim, kusura bakma yok yere uyarmış gibi oldum sonradan sürçü lisanını düzeltmişsin görmedim...

      Sil

    17. Rahîm ismi husûsîdir, mü’minlere hastır. “Allah mü’minlere karşı rahîmdir.” (Ahzab, 33/43) ayeti de bunu ifade eder. Bu hususî rahmetin tecellî yeri de ahirettir. Bir başka ifade ile dünya hayatında mü’min ve kâfire Rahmân ismiyle rahmetini umûmî olarak tecellî ettiren Cenâb-ı Hakk, ahirette, rahmetini Rahîm ismiyle mü’minlere has olarak tecellî ettirecektir. Şu halde Rahmâniyet ezele bakmasına mukabil, Rahimiyyet, ebedî olan ahirete bakar. Bu farklılıktan dolayı alimlerimiz Allah’ı “Dünyanın Rahmânı, ahiretin Rahîm’i” diye ifade etmişlerdir (Canan, VI, 272).

      Sil
  9. EBU MUHAMMED EL-MAKDİSİ / İMAN VE TEKFİR
    Ebu Muhammed el Makdisi 1958 yılında Filistin’in Nablus kentinde dünyaya gelmiş. 18 kitabı, 200’e yakın risalesi bulunmakta. Halen Ürdün’de hapistedir. Kitapları arasında Suud devletinin küfrüne dair bir eseri bile vardır.
    Küresel Cihad ideologlarından Ebu Muhammed el Makdisi, Türkiye ve güncel konular hakkında kendisine sorulan soruları cevapladı.
    http://www.incanews.com/haberler/12293/ebu-muhammed-el-makdisi-turkiye-halki-tekfir-isid-akide-ve-guncel-konular-1-bolum
    Bu makaleden alıntılar:
    Namaz kılan kimsede asıl olan; imanı bozan bir durumu sabit olana kadar Müslüman olmasıdır. İmanı bozan bir durum sabit olmadıkça bu kimseyi tekfir etmek, namaz kılan kimseleri tekfir etmektir. Sorumsuz, aceleci kimseler tarafından öldürülüp, mallarını helal kılacak şerrin kapısıdır. Tıpkı, aşırı giden kimselerin durumunda olduğu gibi. Bir hadis-i şerifte (Nebî a.s.)“Muhakkak ben namaz kılanları öldürmekten nehyolundum” demiştir.
    Buhari ve Müslim’de İbn Ömer’den şu lafızla gelen bir rivayet vardır: ”Her kim kardeşine kafir derse bu söz ikisinden birine döner.” Müslim’in rivayetinde şu ziyade vardır: “Eğer öyleyse tamam, değil ise kendisine döner.” Yine Müslim’in başka bir rivayetinde: ”Bir kimse kardeşini tekfir ederse bu (tekfir) ikisinden birine döner.”
    Türk halkı ile diğer Müslüman halklar arasında bir fark yoktur. Gerek Türkiye’de gerekse başka bir ülkede İslam’a müntesip bir halkı umumen -genelleyerek- tekfir etmiyoruz. Ve bunun (umumen tekfir etmenin) aşırılık, cehalet ve dinde sapkınlık olduğu görüşündeyiz. Asıl olan onlardan bir kimsenin apaçık bir küfür işleyip, tekfirin şart ve manilerine bakılıncaya kadar tekfir edilmemesidir.
    Kim şeriatın açık olan şeylerinden birini inkâr ederse, bu kişi İslam’a yeni girmiş veya cehalet beldesinde yetişmiş bir kişi ise Nebevi hüccet (açık delil) kendisine ulaşana kadar kesinlikle tekfir edilemez.
    Bunun zıttı da aynı şekildedir; eski bir imamdan sadır olmuş hatalı bir söz görürsen bu, o imama hüccetin ulaşmaması sebebi ile affedilir. Kendisine hüccetin ulaştığı kişi birincinin affedildiği gibi affedilmez.”
    Tekfir hükmünü bir toplumun tümünün üzerine icra etmek (halkın tamamını tekfir etmek), zamanımızdaki aşırı giden kimselerin çoğunun içine düştüğü bir cehalettir.
    Sahihi Buhari’deki Enes radıyallahu anh’ın hadisinde kendisinin şöyle dediği rivayet edilmiştir; Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle dedi: “Kim bizim namazımızı kılar, kıblemize yönelir ve kestiğimizi yer ise; işte o kişi kendisi için Allah’ın ve Resulü’nün zimmetinin bulunduğu Müslüman’dır. Allah’ın ahdini (verdiği zımmetini) bozmayınız.”
    Bu hadis, Ehli Sünnet ve-l Cemaati aşırılardan ve haricilerden ayıran bir kaideyi temsil etmektedir. O kaide de şudur: “İslamın bazı alametlerini açığa çıkaran kişi için zahir, muteber ve başka bir ihtimal taşımayan bir şey getirinceye ve kendisi hakkında tekfirin şartları meydana gelip engelleri de ortadan kalkıncaya kadar -İslamın baki kalma aslı (kişinin Müslümanlığı)- devam eder¬¬. Çünkü yakin (kesin bilgi) şekk (şüphe) ile zail olmaz.”
    Şeyh-ul İslam İbn-i Teymiyye (Allah ona rahmet etsin) şöyle der: “Hiç kimse Müslümanlardan birini hata edip yanlış yapsa dahi tekfir edemez; ta ki o kişiye hüccet (açık delil) ikame edilip doğru yol ona gösterilene kadar. Kimin İslam’ı (Müslüman olduğu) kesin bir şekilde sabit olursa, bu o kişiden şüphe ile zail olmaz (ortadan kalkmaz), aksine hüccet ikame edilip şüphesi giderilene kadar devam eder.” (3)
    Asıl olan zahiri almaktır; kim, İslam’ın alametlerinden birini açığa çıkarırsa ona İslam ile hükmedilir. Kalbinin derinliklerinde gizleneni bilene kadar da (Müslüman olduğuna hükmetme konusunda) duraksamayız. İbn-i Hacer Feth-ul Bari (12/272) de şöyle der: “Bütün hepsi (âlimler) icma etmişlerdir ki; dünya hükümleri kesinlikle zahire göredir. Gizli olan şeylerin hükmü Allah’a aittir

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mehmed Şevket EYGİ'nin Milli Gazete'de yayınlanan yazısında 1923 itibariyle Türkiye Cumhuriyetini tasvir eden yazısı...

      (İkinci yazı)
      FATİH BEYE AÇIK MEKTUP
      FATİH ismi veya rumuzuyla soran muhterem okuyucuma:
      1. 1923’te kurulan Cumhuriyetimiz, başlangıcında bir İslam cumhuriyeti idi.
      2. Anayasasının (Teşkilat-ı Esasiye Kanunu) ikinci maddesinde “Devletin dini, din-i İslamdır” yazılıydı.
      3. Devletin, Dolmabahçe sarayında oturan resmî bir Halifesi vardı.
      4. Bu Halife her cuma günü büyük resmî tören ve alayla namaza gidiyordu.
      5. Devletin medenî kanunu, İslam fıkhına uygun olarak hazırlanmış Mecelle-i Ahkam-ı Adliye idi.
      6. Kanunî ve adlî mevzuat İslam dinine uygundu.
      7. Hafta tatili cumaydı.
      8. Devletin, icazetli ulema ve fukaha yetiştiren İslam Medreseleri vardı.
      9. Ramazanda Müslümanların gündüz yiyip içmeleri yasaktı.
      10. Bütün toplu taşıma vasıtalarında kadınlarla erkeklerin yerleri ayrıydı.
      11. Başına şapka geçiren Müslümanlar polis tarafından nezarete alınırdı.
      12. Tasavvuf tarikatları ve tekkeleri açıktı.
      13. Mahkemelerde, başka yerlerde yeminler Şeriata uygun olarak yapılırdı.
      14. Orduda alay müftüleri, tabur imamları, savaş gemilerinde sarıklı cüppeli din hizmetlileri vardı.
      15. Ordunun, üzerinde ayetler yazan sancakları vardı.
      16. İlk cumhurbaşkanı M. Kemal Paşa, trenle Ankaradan İzmire giderken Balıkesire uğramış, orada öğle namazını Zağnos Paşa camiinde kılmış, namazdan sonra minbere çıkarak dinî bir hutbe okumuştu.
      17. Sokaklarda, meydanlarda, kamu alanında sarıklı cüppeli hocalar serbestçe dolaşıyordu.
      18. Bütün liselerde, askerî birliklerde, harp gemilerinde camiler vardı, ezan okunup namaz kılınıyordu.
      19. Hiçbir İslam kadını ve kızı başı açık ve tesettürsüz gezmiyordu. Bizzat, Cumhurbaşkanının eşi Latife hanım, saçının bir telini bile göstermeyecek şekilde sımsıkı tesettürlü idi.
      20. İlk cumhuriyet ideal, râşid bir İslam sistemi olmamakla birlikte İslam’a saygılı ve bağlı idi.
      Sonra, bu İslam cumhuriyeti, .........

      Yazının devamını linkten okuyunuz...

      http://www.milligazete.com.tr/koseyazisi/Musluman_Var_Musluman_Var/22827#.VJvXzsgHA

      Sil
    2. Bediüzzaman rejim için muvakkat - geçici bir rejim tabirini kullanmıştır.

      Sil
    3. Burada yavaş yavaş bir değişim gözlemlenir.Bazen namaz kılarak,bazen alimleri yanlarına alarak,meclise yumuşak bir geçiş sağlanmış,halk da uyutulmuş.Ta 1950-60 lı yıllarda anadoluya okumaya giden çocuklarına halk Halife Efendimize selam söyleyin diye gönderirmiş..En sonunda da darbeyle sona erdiriliyor.Müslümanların uyanışı geç olmuş(Tümü değil,başını kuma gömmeyenler de vardı)

      Sil
  10. AYASOFYA CAMİYE ÇEVRİLDİĞİNDE ANLAYINIZ Kİ...

    Bediüzzaman Menderes’ten iki şey istemiştir. Birisi ezanı asli şekline çevirmek, diğeri ise Ayasofya’yı camiye çevirmektir. Menderes bunlardan sadece birincisi yapmış ve bu sebeple 10 sene iktidarda kalmış denmektedir. Eğer Ayasofya’yı camiye çevirseydi kimse onu deviremeyecekti denilmiştir.
    Ayasofya Türkiye’nin istiklalinin sembolüdür. Bediüzzaman sohbetlerinde “Ayasofya’nın camiye çevrildiğini işittiğiniz zaman anlayınız ki, Türkiye’de mason zinciri kırılmıştır.” demiştir.
    Bu açıdan eğer Erdoğan bunu gerçekleştirebilirse bir daha kimse onu yıkamayacaktır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Cabir,Ayasofya'yı acamaz hem bu kudrette değil hem de böyle bir niyeti yok.Ayasofya'yı Mehdi'ye düzeni teslim edecek olan açacak.

      Sil
    2. Çamlıcaya içimizde bulunanlar yüzünden camiyi zor yapıyoruz.Hristiyanlarcada önemli olan Ayasofyayı açmak için Avrupaya rest çekecek seviyeye gelmemiz gerekir.Zaman lazım

      Sil
    3. Sakarya Seyf, daha önce dedğine göre 3 hafta içeriside Süfyani Cabir'e darbe planlıyor, harekete geçecek. Ansızın mı? Emaresini göremiyorum.

      Sil
    4. Emaresini görmemen normal, askeri değil hukuk darbesi yapacaklar gibi.AYM üzerinden oyun çevirecekler.Bugünü de atlattılar başarılı şekilde.süfyani fetulah ve ekibi başarmak üzere...

      Sil
    5. AYM üzerinden Cabiri devirmek mümkün mü? AYM üzerinden hangi oyunu çevirirlerse çevirsinler mümkün değil artık. Beklenen en kritik karar seçim barajı ile ilgili. Bu kaldırılsa bile, Cabir'e dokunmaz, belki hükümet sıkıntıya girer. Darbe dediğin başka bir şey olmalı.

      Sil
    6. Cabir denilerek kim Erdoğan’ı kast ediyorsa, 1. Cahil 2. Şaşkın 3. Süfyan yandaşı 4. Ehl-i imanı iğfal ediyor 4. 1919 yılından beri üzerimize çöken harici ve dahili deccalist (bilerek veya bilmeyerek) hizmetkarı 5. “Ümmetim batıl üzerine ittifak etmez” Hadisi’ne aykırı söz ediyor demektir. Cabir ve cebbarların devri bitti. Onlar mutlak ehl-i zulüm idi. 4 darbe nasıl oldu. Milletin iktidarlarına aba altından kim sopa gösterdi.

      Bu tip düşünceler fitne menşeidir. İttihad-ı İslam farzına aykırıdır. Başka meslek ve meşrepleri kötüleyerek kimse bugüne kadar yücelmemiştir. Bilakis alçalmakla kalmamış dalalet çukuruna düşmüştür.

      Ayasofya’nın Menderes zamanındaki hükmü başka, şimdi başka. Düşünün bir kere Meclis’te 400 milletvekili Menderes’in, 50 milletvekili CHP’nin. Ama Menderes bir işi yaptırmak için emir veriyor.Yaptıramıyor. Niçin. Çünkü tek parti zihniyeti her yere hakim. Millet değil. Lozan şebekesi hakim. Başbakan bir eserin bastırması için kağıt bile tahsis ettiremiyor.

      Böyle bir zamanda Bediüzzaman Menderes’e o tavsiyede bulunuyor. Ve Ayasofya’yı açmasını salık veriyor.. Çünkü onun ipini 1957 seçimleri ertesi çekmişlerdi. Bediüzzaman Rahmet-i İlahiye’yi celp için o tavsiyede bulunuyor. Ki talebelerine Menderes’in devrileceğini 2 yıl önceden söylüyor. Gidişata bakarak bunu tavsiye ediyor. Öyle ki vefatından hemen önce darbeyi sezince Ankara’ya kadar gelip cuntayı ihbar etmek istiyor. Muhatap bulamıyor. Şehre bile sokulamıyor.

      Şimdi ise Ayasofya’nın açılması çok daha önemli. Çünü külli bir hizmete vesile olacak. Ancak Türkiye’ye nizamat veren iç-dış bağlantılar ve dinamikler de devrede. Düşünebiliyor musunuz? Din adamı kisveli bir adama yandaşlarıyla darbe yaptıracak kadar güçlüler. Ehil iman ve İslam’ı kandırarak güç devşirmiş ve zamanın sahibinin uyarılarına rağmen siyasi yolla netice alabileceğini sanmış. Ve küfre ve batıla alet oluyor.

      Bazı hususlar var onları açıklamak kanunen ve hikmet gereği mümkün olmuyor. Ama Erdoğan ve arkadaşları ehl-i imanın arzusuna uyarak 1. derecede Ayasofya’ya açmak istiyorlar. Ama 2 yıldır Türkiye’yi çalkantılardan çalkantıya sürükleniyor. Mayıs ayında cemaat ve yalakaları sosyal medyayı bu olayı provoke ettiklerini ne çabuk unuttunuz. Biraz sabır.

      Tansu Çiler’in bir sözü var. “Türkiye’de iktidarlar sadece yol yapar kanalizasyon yapar. Ama ana konularda ve siyasette karar alamazlar. Aldırmazlar.” Çünkü Türkiye’de bir komita var. 100 yıldır mutlak anlamda her şeyi hükmediyor. O ünlü adam bile onlara karşı gelememiş. Sükut etmiş. Anlayın artık. İşte o komite şimdi iyiden iyiye etkisini kaybediyor. Uzatmalarını oynuyor. Çoktan gebertilirdi, ama dinde hassas muhakeme-i akliyeden noksanlarımıız çok. Anayasa değişikliği yapıldı başörtüsü için. Nereden döndü? İşte o karar sonlarını getirdi, getiriyor. Nasıl mı? Haziran 2015’ten sonra yazacağım.

      Not: Millet hakimiyetinin 3 şartı var. İkisi tamam. Üçüncüsü Ayasofya’nın ibadethaneye açılması. O hem istiklalin sembolü, hem Mehdiyet’in 4x4 hakimiyetinin fecr-i sadıkı, hem Mesih’in hizmetinin zirvesidir. Bu mabed iki büyük dine hizmet vermiştir. Bir rivayete göre kıyamette kubbesi muhafaza edilerek, tefekkür için cennete nakledileceği yönünde. Ve Kevser Suresi ile Fetih Suresi’nin işaratına nail olan fethin sembolüdür. İlk fetih silah zoruyla 2. Fetih ise tekbir ve tehlillerle olacağı yani manevi cihad ile olacağına işareti vardır. Manevi derecatımızın yükselmesine bakar. Yani olmadı ise sebebi biziz.

      Sil
    7. Sakarya Seyf kardeşim... Cabir hakkındaki rivayetleri toplarsanız onu yayınlamak isterim...

      Sil
    8. Mustafa Kardeşim

      Hz. Peygamber Aleyhissalatü Vesselam, Allah’ın izni tahtında muhtelif devirlere ait ihbarlarda bulunmuş. Bu ihbarların çoğu vazifeli zatlar içindir. Bir meselede tarif ettiği Deccali, mevzuu münasebetiyle başka yerde Cebbar bazen cebabire ile birlikte anmış. Bu ihbarlar örtülüdür, mecaz vardır. Çoğu şifrelidir.

      Böyle olunca her önüne gelen bunlara istinaden ilmi müsait olmadıkça konu etmemelidir. Ederse ne olur?

      Naim Bin Hammad’ın naklettiği ünlü Hadis: “Benden sonra hulefe, hulefadan sonra umera, ümeradan sonra melikler, (20.yüzyıla kadar) meliklerden sonra Cebabire, cebabireden sonra ise ehl-i beytimden bir kimse gelir de, O yeryüzünü adaletle doldurur…”

      Cebabire asrı 20. Yüzyıldır. Hemen hemen bütün dünyada hassaten İslam Dünyası’nda cebbarlar, yani diktatörler, yani aralarında Deccallerin bulunduğu despotlar gelir. Bunların zemini 19. Yüzıylda hazırlanmıştır. O asrın tarihine vakıf olanlar bunun böyle olduğunu bilir.

      Özellike İslam deccalinin geldiği zaman 20. Asırdır. Mehdi o asırda gelir. Gelir ve hizmete başlar ve 21. Yüzyıl onun hakimiyet çağıdır. Yani Mehdiyeti’in hükmettiği asırdır. Risale-Nur bu mevzuda derinlemesine işaretleri vardır. Tabi anlayanlar için.

      Mağdur ve mazlum oldukları için bugüne kadar adlarını geçirmedim. Ama Molla Muhammed geleneksel İslma tevatürü ve fıkıh mantığıyla Risaleleri tefsire kalkışmasından ve ondan sırr-ı gaybi açığa çıkaracağım derken bir hatada bulundu. Ve ona uyan bir iki yazarı 2000-2010 arasında bunu tekraren söylediler. Önce 3 Mehdi dediler. Sonra Mehdi bu zamanlarda çıkacak dediler. Ellerinde bir delil yoktur. Sadece tevilin tevili var. O da hatalıdır. Bu Tahşidatçı ihbarları İslami cemaatlerin merakını kamçıladı ve bir Mehdi saçmalığıdır gidiyor. Gerçek Mehdi ve cemaatini dedikoduya kurban ediyor.

      Cabir veya Cebabire konusunda binbir rivayet var. Hiçbiri diğerini tutmuyor. Gerçek Cabir Süfyandır. O da geldi her şeyin içine etti ve def olup gitti. Şimdi Birtakım akl-ı evveller kalkmış Erdoğan’a Cabir diyor. Özellikle cemaatin robotları bunu çok kullanıyor. Onlardan etkilenenler de.

      Erdoğan siyasi bir şahsiyettir. Benzeri liderler gibi Mehdiyet’in himayesi altındadır. Dini bir vazifesi yoktur. Ama mahiyeti tam anlatılamayacak önemli bir vazifesi vardır. Böyle bir zata Cabir sıfatını yakıştıran ya mecnundur, ya ahmaktır ya da cahildir. Kimse bana kalkıp da istihraç falan demesin. Hz. Peygamberin hadisleri meydanda.

      Biz fecr-i sadıkı kaçırmış bir nesiliz. Bunun çeşitli sebepleri var ve en büyük sebebi cemaattir. Ağlama makinesine her türlü güzel sıfatı ona yakıştırmak safsatası yüzünden ortalık yalan dolan gaybi ihbar ve palavralardan vazgeçilmiyor. Hele ki efendisine şeyhine bağlılar da buna katılınca ortalık toz duman. Fecr-i sadık tam tamına 20 yıl gecikti. Kahin müsveddeleri elini eteğini bu gibi konulardan çekmeli. Kafa bulandırmamalı.

      Bir şey daha var. Mehdi ve şahs-ı manevisi galibane fütuhata mazhardır. Nasıl olacağını uzun uzun yazdım. 3. Safhası ittihad-ı İslam ile olur. Bu ittihad-ı İslam da anlaşılmıyor. Ayrı bir yazı konusu. Cabir meselesi iyi anlaşılmalı. Cabir bir şahs-ı manevi de olup Süfyanı temsil edebilir. Ki öyle anlaşılıyor. Cabir’in döneminde bir siyasi şahıs hürriyet fikri ile siyaseten ehl-i imanı bir araya getiren de olabilir. Bunlarda 3 büyük Süfyana karşı mukabil 3 siyasi lider Menderes-Demirel-Özal veya Tayyip olabilir. Ondan sonra Cehcah sözkonusu. Bu makama da en büyük aday Tayyip-Davutoğlu ikilisi olabilir. Zaman en güzel müfessirdir.

      Sil
    9. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
  11. Ayasofyayi acacak kadar kudreti olmayan adam nasıl cabir oluyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Cabir,kendisi-yönetim biçimi ve zalimler döneminin sonunda gelmesi-müslümanların onun etrafında toplanmaya başlaması neyse ben sözlerime delil ve şahit aramam.
      Zeytin ağaçlarındaki atların dinlenmesi son buldu.İmdi süfyani fetulah yıkıcı adımlar atacaktır!Şam,Anadolu'dur!

      Sil
  12. Arkadaşlar, aşağıdaki keşifi bilen arkadaşlar belki bu siteyi okuyordur.

    Yaklaşık 1-2 ay önce mana aleminde Hz.Mehdi'nin ordusu için toplanma tarihi verildiğine dair bir keşif var. Bu tarih 2016 yılından önce değildir Allahu alem. Bilginize...

    Süfyan ordusunun temelleri oluşmaya başlıyor. Buna karşı Hz.Mehdi ordusunun da temelleri atılıyor. Bazı şeyleri açıklayamıyorum. Bu ordu şu an toplanmadı ama işaretleri var. İşaretlerinden biri İran'ın vurulması..Allah yardımcımız olsun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Serdar Us kardeşim,

      Hz Mehdi ile ilgili Muhammed Konyevi hzlerinin yakın zaman bir beklentisi var mı, alenen söylediği, yoruma açık olmayan,

      Mesela daha Gaybi Hadisler bize bilgileri sunmadan önce, Kadiri bir Face sayfası, İlmi gerekçelerini sunarak 2016 yılını işaret etmişlerdi, Onyedinci Hilal, Gaybi Hadisler siteside benzer ilmi çalışmalar yapmıştır, Kadiri tarikatının yaptığı çalışma Tesbih tanelerinin dökülmeye başlamasının bu yıl itibari ile olacağı zannı uyandırıyordu,

      Muhammed Konyevi hzlerinin bahsettiğiniz olaylar dışında, daha açık olarak hissiyat veya kanaat olarak yakın bir zamana işareti var mı ?

      Sil
    2. Serdar Us kardeşimizin beyanlarından hareketle,Konyevi Hz lerinin sofilerine sordum,hiç kimse Mehdi hakkında bir şey bilmiyor.Serdar Us kardeşimiz içlerinden en fazla ilgilisi heralde.Rüya tabir ettirmek için sorduğundan şahsen cevap alıyor,geneli bilmiyorlar.
      Geçen gün Serdar kardeşimize ben de sordum cevap vermedi.görmedi heralde.

      Sil
    3. Açıklaman için teşekkür ederim Dünya Gurbet kardeşim, Menzilde de dışarıdan görülen durum aynı.. Çok az 2 kıvılcım gördüm, birini 1. ağızdan duydum ama onlar Küfürle her an cihad ettikleri için Hz Mehdiye herkesten daha çok hazırlar..

      Görüyorsun daha adamlarda itikat yok, Alim geçinenleri ise saçma sapan sorulara - dalga geçip - geçmedikleri belli değil - cevap veriyorlar, nefsani arzularına biat ediyorlar, Asıl küfre kelam bile etmiyorlar,

      Bakalım Serdar Us kardeş ne diyecek ?

      Sil
    4. Serdar Us kardeşim,

      Hz Mehdi ile ilgili Muhammed Konyevi hzlerinin yakın zaman bir beklentisi var mı, alenen söylediği, yoruma açık olmayan,

      Mesela daha Gaybi Hadisler bize bilgileri sunmadan önce, Kadiri bir Face sayfası, İlmi gerekçelerini sunarak 2016 yılını işaret etmişlerdi, Onyedinci Hilal, Gaybi Hadisler siteside benzer ilmi çalışmalar yapmıştır, Kadiri tarikatının yaptığı çalışma Tesbih tanelerinin dökülmeye başlamasının bu yıl itibari ile olacağı zannı uyandırıyordu,

      Muhammed Konyevi hzlerinin bahsettiğiniz olaylar dışında, daha açık olarak hissiyat veya kanaat olarak yakın bir zamana işareti var mı ?

      Sil
  13. Cabir ile ilgili hadisler:

    Yine Abdullah b. Ömer "Mehdi'den sonra 3 emir gelecektir. Hepsi de salih insanlardır. Biri Cabir, sonra Müferrec sonra da Zülgadap'dır. Bunlar 40 yıl kaldıktan sonra artık dünyada hayır kalmayacaktır" naklinde bulunmaktadır. (Heytemi)

    11.8--- Keza (N.b. Hammad) Abdullah b. Amr’dan tahric etti dedi ki: Zalimlerden sonra Cabir gelir, sonra Mehdi, sonra Mansur, sonra, Selam ve en sonra da Emirül Usub gelir. (İmamı Suyuti)

    11.17--- Naim, Abdullah b. Amr’dan tahric etti. Dedi ki: Zalimlerden sonra Cabir çıkar. Öyle ki Allah Muhammed (s.a.v.)’in ümmetini ona tabi kılar. Sonra Mehdi, sonra Mansur, sonra Selam ve sonra da Emirül-Usub. Bundan sonra ölmeye muktedir olan ölsün.(İmamı Suyuti)

    11.11--- Keza (N.b. Hammad) Abdullah b. Amr’dan tahric etti, dedi ki: Üç emir arka arkaya gelir. Allah onlara yeryüzünün tamamının fethini müyesser kılar. Evvelinde salih Cabir , sonra Müferrec, sonra da Zulusub. Kırk yıl kalırlar. Onlardan sonra dünyada hiç hayır yoktur.(İmamı Suyuti)

    YanıtlaSil
  14. Cabir ile ilgili rivayetlere baktığımız zaman Hz.Mehdi'den önce ve sonra olacak şekilde açıklamalar var. Her ne kadar birbirine zıt görünse de öyle değildir. Cabir Hz.Mehdi öncesinde ona zemin hazırlayacak kişi olup Hz.Mehdi'nin ölümünden sonra halife olacağını düşünüyorum.

    Cabir kelime manasıyla cebreden, zorla ele geçiren veya zorla hükmeden demektir. Bu sıfatlara uygun olarak askeri bir komutan düşünülebilir. Erdoğan'dan sonra dindar askeri bir komutanın ülke yönetimini alacağına dair keşif var. Cabir'in o komutanın olma ihtimali vardır. Yaşı itibari ile Erdoğan'ın cabir olup Hz.Mehdi'den sonra halife olmasını düşünemüyorum. Erdoğan sahi kaç yaşında? Yetmişe yakın olması lazım. Yazdıklarım sadece bir yorumdur. Geleceği ALLAH'tan başka kimse bilemez.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu ifşaat yanlıştır; çünkü hadislerce Türkiye ehl-i salib'in eline geçecek ve Mehdi'nin fethine kadar Anadolu'nun meliki Batılı bir yönetici olacaktır.
      Hadislerde de bahsedildiği üzere ister Mehdi öncesinde olsun, ister sonrasında; Cabir demek hilafet için harp eden kişi demektir. Mehdi'den önceki Cabir, gerçek Siyah Bayraklılar'dır.
      Sakarya Seyf kardeş, hadislerde Cabir'in anlamı açıkça belli iken o halde sen nasıl emir olduğunu iddia edersin! 'Emir' demek, 'melik' demek, 'kral' demek, yönetici anlamınlarında 'sahib', 'o ülkenin büyüğü' ve 'zalim lider' demek, 'reis' demek ve aynı zamanda emirü-l mü'minin anlamında 'halife' demektir. Bu terimlerin hepsi hadislerce sabittir.

      Sil
  15. Cabir halife değildir,emirdir.İnsAllah bu konuda yazı yazacağım.İslam'ın olmadığı yerlerde emirler olur.Komutan hilesi süfyani fetulahın hilelerinden biridir.

    YanıtlaSil
  16. Sn.Guncel kardesim..

    Yazinizi yeni gordum hakkinizi helal ediniz.

    Mursidim Seyda Muhammed Konyevi hz.Mehdiyet konusunun uzerinde titizlikle duruyor ancak belli kisilerle paylasim yapiyor.
    Hikmetini bilemiyorum.

    Bir defasinda "abd irani vurursa ,israil de suriyeyi ,o vakit Hz.Mehdi ali resul.sancagi acacaktir insaallah"
    Buyurmustu.

    Allahu alem

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kardeşim Konyaya gidiyorsan sık sık sor bize de bilgi aktar.Konyevi sofilerinin çok fazla bilgileri yok.Sordum bazılarına yanlış anladılar.Gerçi yeni girenler genellikle.Ben Konyevi Hazretleri olsun,Mahmut Efendi Hazretleri olsun,Abdülbaki Hazretleri olsun onların sözlerine itibar ederim.Takdir edersiniz ki bir kişinin 1 mürşidi olur,her ne kadar hepsi ile beraber olsam da tüm dergahlara tabi olamam.O bakımdan her bir kişi kendi bağlı olduğu dergahın görüşlerini söylerse güzel bir havuz olur.Bizler de faydalanırız.

      Sil
  17. Şeyh Abdülgani Hazretlerine bağlı olan kardeşimiz var mı aramızda.Onun bu konuda beyanları var mı yok mu onuda merak ediyorum

    YanıtlaSil
  18. Sn.Dunya Gurbet kardesim..

    Yaklasik 6 aydir islerimden dolayi Seyda Muhammed konyevi hz.ni ziyaret edemedim.
    Ancak ziyaret eden kardeslerle surekli irtibattayim.
    Son aldigim haberde Seyda hz.(kuddisesirruhu) gorevli abilere ikamet ettigi bolgedeki çiftligi baska bir yere tasimalarini yerlerine cok sayida kalinacak binalar yapilmasini emrettigini duydum.

    La havle vela kuvvete illabillah

    Allahuzulcelal yar ve yardimcisi olsun ve o beldeyi herturlu afetlerden belalardan himaye eylesin.

    Amin

    illa huuuuuuu
    ..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Amin İnşaallah. Bu da ilginç bir gelişme.Allah-u Alem düşündüğümüz gibi.Yalnız Seyda Muhammed Konyevi Hazretlerinin bulunduğu yer 2 havaimanına yakın.hem askeri hem sivil.Riskli bir yer.Allah yardımcıları olsun.Bizlere de Sadatlarla beraber yürüyebilmeyi nasip etsin, İnşaallah.

      Sil
    2. Serdar Kardeşim 6 ay iyi durmuşsun :)

      Sil
  19. Sn.Dunya Gurbet kardesim..

    Gecenlerde istanbulda bir mursidi kamille bu konulari hafiften gorusmek firsatim oldu.
    Kendisi "O hazirda 313 ler henuz hazir degil"buyurmustu.
    Bende neden hazir degiller ,demistim .
    O zatta bana" nefs tekamulleri tamamlanmadi ".buyurmustu.


    Allahuzulcelal cumle din kardeslerimize razi olacagi sekilde ilahi idrak anlayis şuur ve feraset ihsan eylesin ve razi olacagi sekilde salih amel nasip eylesin .
    Amin
    Fiemanillahuuuu
    ..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Allah razı olsun kardeşim,verdiğin bilgiler ilaç gibi,çok değerli.

      Sil
    2. Serdar Us kardeşim merhaba,

      İstanbul'daki Mürşidi Kamil Molla Yahya hzlerinin mi halifesi ?

      Sözler çok ciddi..

      Silahları kuşanalım o zaman :)

      Sil
    3. Şaka dahi olsa silah sakıncalı kelime... NSA kaydediyor !

      Sil
    4. Geçenlerde Avusturya'da bir Türk çocuğunun başına gelenlere dikkat... İnternetten bir şey indirdi diye çocuğa antiterör timleri baskın yaptı. Artık trend müslüman = terörist... Aklı olan dikkat eder.

      Sil