.

ALLAH; DEVLETE, MİLLETE VE ORDUMUZA ZEVAL VERMESİN

25 Aralık 2014 Perşembe

17 ARALIK BAŞARILI OLSAYDI

17 Aralık süreci başarılı olsaydı neler olacaktı?

Paralel yapının 17 Aralık darbe girişimi başarılı olsaydı, Türkiye'de neler yaşanırdı sorusunu gazeteci ve yazarlara sorduk. Ortak görüş: İç savaşa varan bir kaos yaşanırdı. Ülke Müslüman görünümlü bir İsrail'e dönüşürdü


Latif Erdoğan (Bir dönem Gülen'e en yakın isimlerden, Yeni Akit Gazetesi Yazarı): 
Darbe gerçekleşmiş olsaydı büyük fotoğrafa bakıldığında, mutlaka darbeyi gerçekleştirmek isteyenlerin başındaki kişi Türkiye'ye halife olarak gelecekti. Türkiye'deki hilafette IŞİD gibi kendisini halife ilan edenlerle veya İran'la bir çatışmaya girecekti. Ülke içinde bir konsensüs meydana getirmek ve dış güçlerle birleşmek için bunlar yapılacaktı. Dolaysıyla Türkiye 2 taraflı harbin içinde olurdu. 

Haşmet Babaoğlu (Sabah Yazarı): 
Türkiye, Müslüman görünümlü İsrail olurdu, şu an da Paralel Yapı'yla birlikte hareket eden ulusalcılar, sosyalist sol, HDP'liler ve CHP'liler o Türkiye'de bir gün bile yaşamak istemezlerdi. 

Nagehan Alçı (Milliyet Yazarı):
Darbe başarıya ulaşsaydı Türkiye bugün bir açıkhava hapishanesi olurdu. Bu yapı kendine düşman ya da potansiyel düşman olarak gördüğü herkesi, daha önce de yapmış olduğu gibi bir takım sahte kanıtlar, sahte ihbarlar ve yalancı tanıklarla hapse atmaya çalışırdı. Maalesef Türkiye görüntüde sandıktan çıkan kukla iktidarların olduğu ama arka planda hiç değişmeyen bir bürokrasi vesayeti altında bir ülke olurdu. 12 yılın ardından yüzde 50'yle ayakta kalan bir lideri halk kolay kolay teslim etmezdi. İç savaşa kadar giden görüntüler olurdu. 

Mehmet Ali Önel (Televizyoncu- Gazeteci):
Öncelikle Türkiye bağımsızlığını kaybetmiş olacaktı. Rejim değişecekti. Fethullah Gülen sözde dini lider olarak, İran benzeri bir modelle ülkeyi yönetecekti. Ama Yüce Allah 17 Aralık sabahı onlara vakti gelmeden erken çıkış yaptırdı. Gizli planları ve 40 yıllık hazırlıkları bu erken çıkış ile deşifre oldu. 

Halime Kökçe (Star Yazarı):
Kurdukları paralel suç şebekesi marifetiyle dinledikleri kişiler için, sözde "Selam Terör Örgütü" davası üzerinden Ergenekon, Balyoz, Askeri Casusluk davalarındakinden çok daha acımasız yöntemlerle yeni Silivriler yapacaklardı. Türkiye'nin Ortadoğu üzerindeki demokrasi ve insan merkezli dış politikası, tümden ilga edilmiş olacak ve yeniden "güneydeki sevdikleri ülkenin" güvenliği eksenine oturacaktı. 

Hikmet Genç (Yeni Şafak Yazarı):
Hükümet düşecekti, yargı ve kolluk güçleriyle Türkiye'de ilk defa bir darbe gerçeklemiş olacaktı. Yeni dünya düzeninde Batılıların öngörmüş olduğu yönetilebilir bir Ortadoğu, yönetilebilir bir Türkiye sistemi kurulacaktı. Erdoğan'ı lider olarak çok seven yüzbinler ise mücadeleye başlayacaktı. Bu da kitlesel bir halk hareketine dönüşürdü. 

Ersoy Dede (Yeni Akit Yazarı):
27 Mayıs kanlı faşist darbesinden daha vahim bir tablo bekliyor olacaktı Türkiye'yi.. Don davasından, cımbız davasından, köpek davasından daha sert geldi darbeciler bu defa... Bu yapılanın darbe olduğunu haykırdığımız için ise bizi zaten spor salonlarına doldurmuş olacaklardı çoktan. Bugün 'basın hürriyeti' diye bağıran bu güruh, yanlışlıkla başarılı olsaydı ortada ne gazete kalırdı gerçekleri söyleyecek ne gazeteci. 

Elif Çakır (Gazeteci- Yazar): 
Bu ahlaksız darbe başarılsaydı sonu kanlı bitecekti. Tüm Türkiye'yi Silivriye çevireceklerdi.

Sabah 

26 yorum:

  1. Darbe olsaydı ne olurdu?
    1. CIA’nin büyük başarısı olurdu. Çünkü Pansilvanylı ve ekibi 1986 yılından beri giderek artan derecede onların güdümünde.
    2. Dolayısiyle neocon-siyonist şebekeler rahat bir nefes alacaktı.
    3. İsrail yıllardan beri ilk defa dini bir grubun yardımıyla etkinliğini daha da artıracaktı.
    4. Türkiye’nin başına, bir molla bozuntusuna tabi bir kukla olacaktı.
    5. Faşist bir yönetim etkili olacaktı.
    6. Baronlar ve faiz lobileri cirit atacaktı.
    7. 1993 yılında büyük bir gazetece verdiği mülakatta kendisine rahatsızlık veren Kur’an şakirtleri Nurcular ve Süleymacılar ve benzeri dini gruplar takibe ağır baskı göreceklerdi. Çünkü kendisini Kainat İmamı olarak görüyordu. Kendisinden olmayan herkes ona ıstırab verirdi. Ama şeytaniler vermezdi.
    8. Risale-i Nur’un gaybubetine sebep olunucaktı.
    9. Süfyan ölümünden sonra hükümranlığı manen hortlayacaktı.
    10. İslam dünyası büyük bir ağabeyini kaybedecekti.
    11. Kürtlere eşed zulüm reva görülecekti.
    12. Hepsinden komiği bir ağlama makinesi manevi kurtarıcı olarak ehl-i iman ve İslam’a yutturulacaktı.
    13. Gavurca eğitimi veren mekteplerinde yetişen yabancı dil bilen tahsilli maneviyatsız kuklalar ortalığı istila edecekti.

    Tabi bunlar olmadı ve olamazdı, çünkü, Allah dilediğini yapacak ayetinin bütün hakikatleriyle devrede olduğu bir zamanda bir meczuba tabi maneviyatsiz-akılsız zombi gürühunun muvaffakiyeti söz konusu olamazdı. İslam deccalinin rejiminin can çekiştiği bir hengamede kimse Azrail’in vazifesine mani olamazdı

    Hitlerin SS kıtaları gibi hareket eden polis-yargı cuntasının elemanları Hz. Mesih ve Mehdi'nin manevi hizmertkaları karşısında buzun güneşte erimesi gibi erivermeleri mukadderdi.Eridiler, yakında da buharlaşacaklar. Ruhları ise zebanilerin elinde Süfyana çektirilen azap gibi azabı görecekler.

    Evet İzacee nasrullahi ve fethu devreye girince iblis adına fethe çıkanlar cehenemin kapısı feth ettkilerini görecekler.

    Not: 25 Aralık gecesi İstanbul emniyetinde bu toprağın yetiştirdiği bir kaç çocuğu millet ve meşruiyet adına gösterdiği kahramanca direnişleri gizli kaldı..Kapının önünde geçip harekete geçen Pansilvanyalının SS kıtalarına silah gösteren o kahramanlar Türkiye'yi büyük bir badirededen kurtardı.Zaten tarihimizde onlar gibi nice isimsiz kahramanlar bilinmedi. Ama Kadir-i mutlak olan Allah gördü ve bildi. Onları Mahşer'in şeref kürsülerine çıkarıp va'dedileni verdiğinde hepsini bileceğiz.

    YanıtlaSil
  2. Ahmet KEKEÇ / Star
    "Hanefi Avcı’yı yedirirsen, bu savaşı kaybedersin" başlıklı yazıdan...

    Hanefi Avcı, “Devrimci Karargah Örgütü”ne yardım ve yataklık ettiği için değil, “Haliç’te Yaşayan Simonlar”ı yazdığı için cezalandırıldı. Bunu cezalandıranlar da çok iyi biliyor.

    Herkesin bildiği bu gerçeği, “paralel örgüt”le mücadeleyi “öncelik” haline getiren hükümet de çok iyi biliyor.

    Ki, “kritik eşik” Hanefi Avcı meselesidir.

    Hanefi Avcı’yı yediren hiçbir hükümet, mücadelesinde başarılı olamaz.

    YanıtlaSil
  3. 'ERDOĞAN KELEPÇEYE ELLERİNİ UZATMAZDI'
    Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın başdanışmanları Mustafa Varank ve Aydın Ünal, 17 ve 25 Aralık darbe girişimlerinin perde arkasını anlattı:
    ''MİT böcekleri bulunca 7 Şubat'ı yaptılar. Paralel Yapı bir maşaydı, artık sadece bir demir yığını. O süreçte Erdoğan gerçek bir lider gibi davrandı. Merhum Adnan Menderes gibi kelepçeye el uzatmazdı''
    17- 25 ARALIK'I NASIL TANIMLIYORSUNUZ?
    A.Ü.: 27 Mayıs 1960'da açılan parantezin kapatılmasıydı. Artık seçilmiş hükümetlerin sandık dışında hiçbir yolla devrilemeyeceği çok güçlü biçimde görüldü. 17 Aralık girizgâhtı. 25 Aralık, bugüne kadar girişilmiş en kuralsız, ilkesiz, hukuksuz ve ahlaksız darbe girişimiydi. İstanbul Emniyeti'nde bazı odalarda, "25 Aralık'ta şu şahsı da aldığımızda Tayyip Erdoğan bitmiştir" diye cüretkâr konuşmalar yapılıyordu. Kendilerinden o kadar eminlerdi ki, işlerin yolunda gitmemesi durumunda ne yapacaklarını hiç düşünmemişlerdi. 17 Aralık ile 30 Mart seçimleri arasındaki medya ve sosyal medya saldırıları ise "Darbe sonrası itibarsızlaştırma" hareketleriydi.
    17 ARALIK ÖN OPERASYONDU
    M.V.: 17 Aralık kamuoyunu hazırlamak için yapılmış bir ön operasyondu. Asıl amaç 25 Aralık'tı. İlk aşamada Sayın Erdoğan'ın bazı aile fertlerini tutuklamaya niyetlendiler. Aile fertlerinden biri tutuklanmış bir başbakanın nasıl zor durumda kalacağını biliyorlardı. Savcıların canhıraş gayretlerini, polisleri, olmayınca jandarmayı devreye sokmak için nasıl uğraştıklarını biliyoruz. Ortada hukuk yoktu. Fanatik bir grubun iktidara yönelik apaçık bir darbe girişimi vardı.
    ERDOĞAN'IN O GÜNLERDEKİ TAVRI NASILDI? SİZCE ERDOĞAN'I DA TUTUKLAMAYA ÇALIŞSALAR NE OLURDU?
    A.Ü.: Cumhurbaşkanımız tam bir soğukkanlılık içinde ve lider edasıyla davrandı. Yüzünde en küçük bir çaresizlik ya da panik görselerdi, düşmanları gayretlenecek, millet ve ümmet olduğu yere yığılacaktı. Tayyip Erdoğan'ın gözünün önünde, Muhammed Mursi ve Adnan Menderes vardı. Boyun eğdiğinde başına neler geleceğini tahmin edebiliyordu. Kütahya yolunda askerlere teslim olan Menderes gibi yapmayacağı kesindi. Sürekli "beyaz kefene" vurgu yapması, Menderes'i hatırlatması, bu dava uğruna "ölümü kendi nefsinde öldürmekten" sıkça bahsetmesi de sanırım bundandı. Tutuklama için kendisine ulaşabilseler bile, karşılarında ellerini kelepçeye uzatacak bir Başbakan bulamayacaklardı; dik duruşuyla tarihe not düşecek bir cesaret abidesiyle karşılaşacaklardı. Bu boyutta saldırıları göğüsleyip karşı taarruza geçebilmek, hesap sorma noktasına getirebilmek, ancak büyük liderlerin yapabileceği bir şey olsa gerek.
    MİLLET DE MÜSAADE ETMEZDİ
    M.V.: Hayatı boyunca zorbalığa müsaade etmemiş bir lider, elbette bu hukuksuzluğa da müsaade etmezdi. Zaten millet de buna asla izin vermezdi.

    Devamı: http://www.haber7.com/ic-politika/haber/1257032-erdogan-kelepceye-ellerini-uzatmazdi

    YanıtlaSil
  4. Fethullah Gülen, yayınlanan son sohbetlerinden birinde geçtiğimiz haftalarda isim vermeden Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yönelik barışma çağrısını yineledi.
    ERDOĞAN: HİÇBİR ŞEKİLDE UZLAŞMAYACAĞIZ

    Fethullah Gülen, geçtiğimiz günlerde "Eğer Erdoğan günün birinde mitinglerinde anlattığı her şeyin kötü yalanlar ve iftiralar olduğu söyleyecek olursa o zaman ben uzlaşmaya hazırım" çağrısında bulunmuştu. Erdoğan da Gülen'in bu uzlaşma şartına "İçerde ya da dışarda yalan haberler yalan manşetler yoluyla Türkiye'ye hala istikamet çizmeye çalışanlarla hiçbir şekilde uzlaşmayacağız. Onların önünde hiçbir şekilde diz çökmeyeceğiz" sözleriyle yanıt verdi.
    GÜLEN, ŞARTINI BİR KEZ DAHA YİNELEDİ

    Gülen, son sohbetlerinden birinde Erdoğan tarafından kabul görmeyen teklifini bir kez daha yeniledi. İsim vermeden Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı tevbe etmeye çağıran Gülen, şöyle konuştu: "Adanmış ruhlar ruhsatları kullanmamalı, zalimden özür dilememeli. Özür şöyle dilenir: Deyip ettikleri yalanları, iftiraları, intikam duygularını, hırsızlıklarını, haramîliklerinı itiraf ederek 'Biz milletten özür diliyoruz!' derlerse şayet, bu bir yönüyle günah işlemiş bir insanın tevbe etmesi gibidir, Allah onu kabul eder, biz de kabul ederiz. Yoksa onlardan özür dilemek, onlar gibi olmak demektir. Öyle olmaktansa ölmek daha iyidir. Çünkü ölüm hakiki mü'min için şeb-i arûstur.
    http://www.haber7.com/guncel/haber/1257184-gulenden-erdogana-baris-sarti

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Allah bu köpeğin sesini tez zamanda kessin inşallah...

      Sil
    2. süfyani fetulah bir hikmeti uyguladı 2. ve son uyarısıdır.Hikmeti getirenler başarılı olur.süfyani fetulah-Cabir(R.T.E)-apo...süfyani-Esheb ve ailesi-ebka...süfyaniye aldanan müslümanlar Cabir'in ailesini de hedef haline getirerek sonunda 'eyvah' diyecekleri şeyler yapıyorlar.

      Sil
    3. Sakarya Seyf Kardeşim,

      Burada hemen herkes fikirlerini açıkca paylaşırken senin gizem dolu,bilmecevari yazıların inanki okuyanla dalga geçiliyor imajını uyandırıyor.

      Muhterem Kardeşim,

      Ne diyeceksen ne yazacaksan Allah aşkına açık açık yaz.

      Ne hikmeti ?

      İlk uyarısını bilmiyorken ikincisini yazıyorsun mübarek ! İlki neydi ikincisi nedir üçüncüsü ne olabilir ?

      İki sınıflandırma yapmışsın ben alâkayı çözemedim. Bir yanda feto-Cabir-apo bir yanda süfyani-Esheb ve ailesi-ebka ? Ne alâka ?

      Sakarya Seyf Kardeş..iki satır yazacaksan hiç yazma milleti de cümlelerini çözmek için uğraştırma..doğru dürüst yazmanı rica ediyorum.

      Sil
    4. https://twitter.com/ahmetham/status/703337943834992640

      Sil
    5. "Hakikatin peşinden hiç ayrılmayın! Basit konuşun! Sözü dolandırmayın! Şifrelemeyin! Müslümanlar.. Birbirlerini anlarlar! Saftırlar.."

      https://twitter.com/ahmetham/status/701526035028975621

      Sil
    6. MUMİNLER.. Birbirlerini anlarlar! Saftırlar.."
      Haksöze CAN kurban.Aynen kardeşim bu fakirde az ve öz ve CANdan olan SAFİYETTEN yanadır.Herkes tek başına HAKİKATE ,HİKMETE rabıtalı olursa zaten etrafına baktığında görecektir ki yalnız değildir kendi gibi atan 1 İ görürler.BUdurum nefsini hatırlamayacak kadar bu rabıta halinde sebattır.NEFİS hatırlandığında ise 1 ,ona onlar gibi gözükür.o zaman bir yanma bir esfeli safilindeymiş gibi acıverir SAFİYETTEN dışarda olunca.

      Sil
  5. Fetulla nın son uzlaşma açıklaması...
    saldırı öncesi son uyarı gibi.

    Paraleller son defa saldıracaklar gibi...
    Son defa ve en güçlü şekilde...

    Bekleyip göreceğiz.

    YanıtlaSil
  6. ABD'li gazeteci William Engdahl: Gülen'in okullarını CIA yönetiyor
    Gülen okullarının ABD istihbarat servisi CIA tarafından kurulduğunu söyleyen Engdahl, ''Gülen Örgütü' Türkiye ve tüm Avrupa için çok tehlikeli'' dedi.

    YanıtlaSil
  7. Paralel Yapı'nın TİB'den sildiği dinleme kayıtları kapatılan özel yetkili Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nin arşivinde bulundu. Yapılan geniş kapsamlı araştırmaya göre telekulak dosyası 360 bin önleyici ve adli dinleme kararından oluşuyor.

    YanıtlaSil
  8. Fethullah Gülen’in tazminat davaları için harcadığı para dudak uçuklatıyor.
    Gülen, hakkındaki haberler nedeniyle 1 Ocak 2013’ten buyana 202 tazminat davası açtı, bunlar için küçük bir servet ödedi. Ortalama 100 bin liralık tazminat davası açıldığı düşünüldüğünde Gülen, 202 dava için 378 bin 952 lira harç parası yatırdı. (100 bin liralık her dava için gerekli harç parası 1876 TL.) Ayrıca Gülen’in, yurtdışında yaşadığı için dava başına 3 bin lira teminat göstermesi gerekiyor. Bu miktar da dahil edilirse Gülen’in sadece tazminat davaları için yatırdığı para 984 bin 952 TL’yi buluyor.

    179 CEZA DAVASI AÇTI

    Kendisi ve paralel yapıyla ilgili her eleştiriyi yargıya taşımayı huy edinen Gülen, 1 Ocak 2013'ten bu yana, tazminat davaları haricinde 179 adet de ceza davası açtı. Ceza davalarının 81’i açık vaziyette, 22 tanesi de Yargıtay aşamasında. Gülen ayrıca, 1077 kişi hakkında suç duyurusunda bulundu.

    YanıtlaSil
  9. Bu da ikinci Tahşiye!
    Tahşiye kumpasının bir örneğini Adıyamanlı Müslüman vatandaşlara yaşatan paralel ihanet çetesi, 2010 yılındaki operasyonda Vahdet-Der üyesi 6 kişiyi gözaltına alıp tutukladı. Suçlamalar ise birbirinden komik: “Düğüne katılmak, İsrail ve ABD’yi protesto etmek, ‘Melle’ kod ismi kullanmak, Şinnavi’nin kitabını okumak...”

    “Samsat ve Kahta ilçelerinde Kutlu Doğum Haftası münasebetiyle bir etkinlik düzenlediler. Şüphelilerin örgüt literatüründe çoğunlukla cami sorumluları için kullanılan ‘Seyda’ ve ‘Melle’ kelimelerini kullandığı anlaşıldı. ‘Kudüs Günü’ konulu basın açıklamasına katıldılar. İsrail ve Amerika’yı protesto etmek amacıyla “Kutsal kitabımız Kuran’ı Kerim’in yakılması ve çirkin bir şekilde ayaklar altına alınması” konulu basın açıklaması düzenlediler. Hakkında Ankara 1 Devlet Güvenlik Mahkemesi Yedek üyeliği tarafından Toplatma ve Yasaklama Kararı olan Dr. Fehmi Şinnavi’nin yazdığı “İslam Ümmetinin Yetimleri-Kürtler” adlı kitabı bulundurdular. Örgütsel moral ve motivasyonu artırmak, müzahir kitleyi canlı tutmak amacıyla birçok düğüne katılıp organize ettiler.”

    YanıtlaSil
  10. Yıllar önce şehrimizde Hizmet cemaati tarafından organize edilen bir kitap fuarında bir yazarın kitabını aradık. Oradaki stand görevlisi organizatörlerin bu kitabın tanıtılmasına izin vermedikleri için açıkça standa koyamadıklarını söylemiş ve el atından vermişti.
    Ayrıca yaklaşık on yıl kadar önce meşhur olan bir yazarı da polis içindeki şakirtlerin nasıl yakalayıp, suç oluşturup piyasadan sildiklerini hatırlıyorum. O zaman için münferit örnekler olarak dikkatimizi çekmemiş, ama demek bu durum onların yaygın ve kapsamlı bir işi imiş. Giderek hükümeti alaşağı etmeye kadar büyümüşler.
    Bu durum eğer zat-ı muhterem başarılı olsaydı nasıl bir barış, kardeşlik, huzur, diyalog ve hoşgörü rejimini ülkemize kazandıracaklarını göstermektedir.
    Tehlike geçti mi? Hayır, bence turpun büyüğü hala heybede.. Tehlikenin büyüğü hala hiç umulmayan bir noktadan gelebilir. Bunlardan birisi muhtemelen AYM olabilir.

    YanıtlaSil
  11. Ben merak ediyorum. davud'un attığı taşla devrilecek olan Golyat kim ve ne?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. tüsiad demirel chp cemaat bdp ittifakıdır
      bdp seçime parti olarak girip %10 barajını aşamazsa akp 330 barajını aşar

      Sil
  12. Kırmızı Kitap’ta birinci sırada
    MGK'da alınan kararlar doğrultusunda ‘paralel yapılanmalar’ ve ‘illegal oluşumlar’ nisanda Siyaset Belgesi’ne giriyor. MGK’da paralel yapılanmalar ve illegal oluşumlarla tüm devlet kurumlarının topyekûn mücadele etmesi kararlaştırılırdı.

    YanıtlaSil
  13. Mehmed Şevket Eygi /Milli Gazete

    2015 yılı Türkiye için, Ortadoğu için, dünya için çok vahim, çok önemli, çok sıra dışı hadiselere gebedir. İktisadî ve malî büyük krizler çıkabilir… İç savaş… Kalkışma… Eski Gezi’nin yüz misli yeni Gezi’ler… Güneyimizdeki savaşın ateşi bize de sıçrayabilir… Bir yerde büyük bir zelzele olabilir… Salgın hastalıklar…
    Bunlara karşı yeterli ve etkili tedbirler alınmış mıdır? Dikkat buyurunuz, yeterli kelimesini kullanıyorum.
    1968’de Paris’te bir milyon muhalif sokaklara dökülmüştü. Gençlik aşırı şekilde politize edilmişti. O zamanki devlet başkanı General De Gaulle talihli, müdebbir (tedbirli) bir politikacı idi. Krizi atlatabilmişti…
    Bizde şu anda bazı liseler kazan gibi kaynıyor sessiz sedasız. Baharda, gençleri çocukları sokağa dökmek istiyorlar.
    Dünün bütün egemen azınlıkları darbe hazırlığı içinde.
    Hem demokrasi diye bağırıyorlar, hem de serbest seçimlerle işbaşına gelmiş iktidarı sivil darbe ile devirmek istiyorlar. Bu ne çarpık ve acayip demokrasi anlayışıdır.
    Halkın bir kısmı, Ege bölgesinde karda kışta yollarda aç susuz yakıtsız kalıp perişan olanlara benziyor. Bir şey olmaz, bir şey olmaz, bir şey yapamazlar, panik yapmayınız… Onların felsefesi budur.
    Geçtiğimiz Eylülde Diyarbakır’da ve birkaç şehirde yapılan terörler, yakmalar, yıkmalar, talanlar, müze ve kütüphane tahripleri, kan dökmeler aynı anda yüz yerde yapılırsa ne olacak? Tek söyledikleri “Etrafı dehşete verme, kuruntulara kapılma, paniğe yol açmadır…”
    Adnan Menderes iktidarı gaflet etmeseydi, gereken bütün tedbirleri alsaydı, hazırlıklı olsaydı, uygun bir siyaset takip etseydi yıkılır mıydı?
    Ah tedbir vah tedbir!..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bakarsınız kalkışma yaparlar başaramazlar altında kalırlar ellerindekileride kaybederler

      Sil
    2. http://www.yeniakit.com.tr/yazarlar/serdar-arseven/az-daha-asker-giriyordu-9049.html
      SERDAR ARSEVEN / YENİ AKİT
      Başa dönelim…

      Dedik ki; “AK Parti’yi devirmek için bir Milliyetçi Muhafazakar Proje Hazırlanıyor!”

      İstiyorlar ki,

      AK Parti öncesindeki ANASOL-ME koalisyonu benzeri bir yapı yine kurulsun!

      Yine kurulsun ve bunların “patronları” yine pijamayla Başbakan karşılasın!..

      Genel yayın yönetmenleri, Teşviklerden Sorumlu Devlet Bakanlarının analarına, avratlarına sövsün!..

      Bankaları batırsın, milletin sırtına yüklesin!..

      Faiz lobisi bu aziz milleti soymaya devam etsin!..

      Bunu gerçekleştirebilmek için uygulamaya soktukları çok yönlü planları var.

      Siyonist sermayeyle işbirliği yaparak “Şubat-Mart aylarında” bir ekonomik kriz çıkartmak ve buna “PARALEL” olarak Çözüm Süreci’ni batağa saplamak bu plânın en önemli aşamaları.

      Bazı “uzantı köşe yazarlarının” ifade ettikleri gibi, Haziran 2015’te AK Parti’ye gerilettiler gerilettiler, 330’un uzağında tuttular tuttular…

      Mevzu bu kadar net!..

      Sil
    3. Ahir zamanın hükmü, hadiselere onun ölçeğiyle bakmadıkça anlaşılması ve teşhisi zorlaşır. O tek ölçek de olaylara Mehdi/Deccal noktasından bakıştır. Çünkü ahirzamanın iki büyük mücadelesi bu iki kutup arasında olacak. Mihenk kuraı bu. Tabi bu böyle olunca Kur’an ve sünnetin bu zaman için vaz ettiği prensipleri iyi bilmek lazım ki, bozuk cereyanların cirit attığı bu dönemde onlara alet olunup ya da olunmak mecburiyetinde kalınıp rezil olunmasın.

      Hakikat böyle olunca, yani ehl-i iman için Mehdi’nin vazifesinin ne olduğu anlaşılamayınca onun adına hareketle veya taklide kalkışılırsa işte böyle rezil olunur. 12 Martı öv, Risale-i Nur mesleğini beğenme ama ondan istismaren yararlan, 12 Eylül’e alkış tutup liderini cennetlik yap, gladionun yönlendirmesiyle harici güçlerin oyununa düşerek Türki devletleri batılı dünyaya entegre vazifesine soyun, bunun için gavurcu dilince eğitimle sözde Türk okulları aç ve bugün ispatlanan Mossad ve CIA ajanlarına orada yer aç, ABD’ye kazık atan Humeyni sebebiyle İran’a düşmanlık besle, yerli gladionun ırkçı ve şöven memurlarının saptırmasıyla Kürt düşmanlığı yap, Başbakan Tansu Çiller’in politik müzaheretini yanlış anlayarak Mehdiyet’in hayat faslını tahakkuk adına hayatın bütün birimlerine girmeye kalkış, faizle çalışan finans müesseseleri kur, finans için yerli baronlar daha sonra küresel sermayeye yanaş, ve alet ol ve buna da Mehdiyet’in 2. Faslını bahane edip din+finans+medya ile yapacağını açık açık ilan et, ki o sırada Graham Füller ve ekbinin ABD’ye Otadoğu’da hizmet edecek bir dini cemaati oluşturma amaline hizmet ederek onlara yanaş ve oyna, 1995 ve 1997’de hastalık bahanesiyle gladionun dalaletiyle ABD’ye git gizli temaslar yap, İsrail-baron destekli 28 Şubat’ta MGK’yı içtihad makamı yap (bu ahmaklığa şeytanlar bile güldü) ABD adına yürütülecek operasyonların selameti için kendisin için hazırlanan oyuna gelerek yurdu terk et, hem de bu operasyona için gizli mihrakların akıl verdiği Ecevit’in tavsiyesiyle ve 4 emniyet görevlisinin nezaretinde ve korumasında rivayetlerde zaniye olarak tavsif edilen ABD’ye uç, sonra 2002 seçimi ile gelen yeni iktidara sinsice yanaş, CIA’nın Irak operasyonu sebebiyle destek vermeyen askeri vesayeti sona erdirme ve yeni vesayet tesis operasyonuna çeteci müntesipleri ile maşalık yap, kendine muhalif ve uymayan dini cemaatleri kamudaki çeteleri vasıtasiyle sindir. Ya Risale-i Nur tahrifatı. Ne için:
      Enaniyet ve kendini beğenmişlik sonucu sentetik kainat imamlığını ilan etmek veya ettirmek tir bütün derdi. İşin hazin tarafı dini kıstaslara uyan hiç bir husus yoktur. Hizmetmiş. Ama hizmet de, hayır ve şer diye ikiye ayrılır. İlim ve muhakeme-i akliye noksanlığı üstüne üstlük bütün Nur talebelerinin şahadetiyle meczubiyeti ve Cibali Babalığı müsellemken uyduruk zamanın imamlığı makamında görünmek sonunda neye varır.
      Entrika, komplo, üç kağıtçılık, Hz. Süleyman’ı deviren darbeciler gibi olmaya götürür. Büyük deccalin uşaklığına, maşalığına, onun aldatmalarına kapılmaya. Hz. Hüseyin efendimize saldıran Yezid’in caniyane vahşetle saldırdığı gibi tertemiz helal oyla seçilmiş iktidarlara saldırmaya kadar götürür ki, “Dinde zorlama yoktur” ayetine muhalefet ve zamanın Kur’an ve hizmet adabına aykırılık olur.
      Kur’an hizmeti ele deccal arasındaki en büyük fark müsbet harekettir. Siyasete karışarak devrimcilik, ihtilalcilik, darbecilik oynamamaktır.. Bediüzzaman tesbitiyle dolap hilesiyle her türlü darbe ve ihtilale karışan Yahudi meşrep olmaktır. Ve sentetik ve plastik kainat imamlığının son vecizesi olan “Kur’anYahudileri lanetlememiştir” diyerek dalalete düşülür. Ama, Mehdiyet’in korumasındaki iktidarın tokadı ile dinleme inlemeye dönüşür.
      İşte Nur cemaati liderliğinden, bilmem ne cemaatine, oradan hizmete oradan da sivil toplum kuruluşluğu ve sona olarak sivil darbeciliğe kadar giden “binbir maskeli sapıklık” filminin finali budur. Allah beter etsin.

      Sil
    4. Perşembe günü gladiyonun ve batılı istihbarat şebekelerinin kullandığı sol bir terör örgütünün anarşisti Dolmabahçe’de şov düzenledi. Nöbetçi polise bomba atıp kurşun sıktı. Böylesine bir tecavüzün ne anlamı olabilir? Başbakanlık ofisinin önündeki bu tecavüz şovu kime mesajdı?

      Çok geçmeden bu mesajın kime olduğu 24 saatte anlaşıldı. Cuma namazına ofisinden çıkarak o bölgede yaya olarak yürüyerek Cuma namazına gidip gelen Başbakan Ahmed Davutoğlu karşı mesaj mı verdi? Adeta şov yaparak terörü kullanarak mesaj vermeye mi çalıştı? Üstelik bir de ne yaptı? Onlar İslam dini düşmanlığını tahrik ederken, Davutoğlu tuttu şeddeli mübarek bir günde Hırsitiyan ve Yahudi din adamlarına Noel yemeği verdi. Demek ki, bizim bilmediğimiz değil de tam olarak teşhis edemediğimiz bir gerginlik yaşanıyor. Türkiye’nin son yıllarda batı vesayeti karşıtı, İsrail aleyhtarı politikaları birilerine fena koymuş.

      Çok manidar. Ama bir husus daha var. Yerli gladiyonun Susurlukçu çeteleri zamanında bu örgütün bir başka yan kuruluşunu kullanarak iktidarlara gözdağı vermişti. 1990’larda dağdaki eşyaya paralel olarak büyük şehirlerde eylemler düzenleyen bu sol terör örgütü snora uzun süre uykuya yatmıştı. Şimdi yeniden sahnede.

      Paralel fitnesi yetmemiş olacak ki, eskileri de hortlatıp piyasaya sürdüler? Sahi Almanya’da İslamfobia gösterileri, Kuzey ülkelerinde cami kundaklama. Ana muharrik kim dersiniz? Hiç düşündünüz mü? Anladık Paralel Yapıyı da onlar kullanıyor ve netice alamadılar ki takviye olarak sol terör örgütlerini de piyasaya sürüp mesaj veriyorlar. Sahi bu mesaj ne ola? Teröristleri Yunanistan taşaronuna kim beslettiriyor. Anladık hemen Almanya derin devletinin tetikçisi BND diyeceksiniz. Sahi bu ayna mayna şvayn Almanya’nın derdi nedir? PKK'yıbesler kışkırtır. Ali’siz alevileri besler, Ermenilere desteği 1. Cihan Harbi’nden beri müttefikimiz bile iken var. Bizim yasa dışı ilan ettiğimiz tüm örgütleri hemen şvayn bağrına basıyor. Çünkü Siyonist İsrail’in Avrupa’da en büyük şer ortağı Alamanya. Neocon-neoliberal şebekelerin Avrupa'daki en büyük destekçisi de onlar. Ukrayna fitne ateşine de çok odun taşıdılar.

      Özal’a “Dicle’nin doğusu bırak gel sizi AB’ye alalım” diyen de onlardı. Amaçları Körfez, Irak ve İran petrolünü Türkiye’nin doğusunda kurduracakları kukla Kürt devleti üzerinden Karadeniz’e akıtmaktı, ama o oyunu bozduk. Ayrıca İran petrolünü Kafkaslar üzerinden Rusya’ya oradan da Avrupa’ya akıtmak da vardı ama. Tutmadı, Ve şimdi IŞİD’i kullanarak ortalığı karıştırıp Kuzey Suriye-Güney Türkiye’de Kürt kantonları teoroisiyle petrolü buradan Akdeniz’e akıtacaklar. Tabi bu arada İsrail de nasiplenecek ve Yahudi Rothschild’in yüzyıllık rüyası gerçek olacaktı. Ama onu da yedirmedik. Üstelik Rus petrolü artık bizden onlara gidecek.

      Bu Alamanya şvanya var ya bir ara ne tezgahladı bilir misiniz. Şansölye Kohl, 1980’nin ortasıdaT ürk işçilerinin yarısını ülkeden kovmak için hazırlık bile yapmıştı. 1990’lar boyu Türkiye’nin iki büyük ekonomik krizini onların bankaları tahrik ve tezgahladı. Soruyorum bu ayna mayna şvayna Alamanya ne halt eder dersiniz ya?

      Yani paraleli eskiden nefret ederken şimdi bağırlarına basmaları, eski terör örgütlerini uyandırmaları ile ne yapılmak isteniyor. Nasırlarına fena bastık anlaşılan. Ve ay sesi oradan önce Türkiye’deki kopyacı Avrupa mukallitlerinden geldi. Birazdan Berlin’den de Telaviv’den New Yorktan’ da gelir. Pansilvanya zaten meccani daimi ayyyyy diyor. Tabi ağlama makinesinin gözyaşları sel oldu.

      Sil
    5. Hz. Süleyman’ı deviren darbeciler gibi olmaya götürür. Büyük deccalin uşaklığına, maşalığına, ..................yanlış cümle mi abdülhamit mi olaktı

      Sil