.

ALLAH; DEVLETE, MİLLETE VE ORDUMUZA ZEVAL VERMESİN

26 Kasım 2014 Çarşamba

TÜRKİYE 300 UYGUR TÜRKÜ İÇİN DEVREYE GİRDİ

Çin zulmünden Tayland'a kaçan Uygur Türkleri için Türkiye girişimde bulundu.
Doğu Türkistan Milli Bayrağı

Toprakları elinden alınan, dini baskılara maruz kalan Uygurlar kurtuluş için çareyi Türkiye'de arıyor.

MALEZYA'DAN TÜRKİYE'YE GELMEK İSTEDİLER

Yaklaşık bir yıl önce 300 kişilik Uygur Türk'ü insan kaçakçılarının yardımıyla Tayland'a geçti. Sığınmacıların çoğu kadın ve çocuktu. Ölümden kaçmaya çalışan Uygur Türkleri Malezya'ya ulaşmaya çalışıyordu. Oradan bir yolunu bulup Türkiye'ye geleceklerdi.

ÇİN'E GERİ DÖNÜŞ ÖLÜM DEMEK

Tayland polisi onları 9 ay önce ormanda aç ve susuz halde buldu. Eğer Çin vatandaşı oldukları anlaşılırsa Tayland, 300 Türk'ü Çin'e geri gönderecek. Bu da ölüm demek. Tek istedikleri Türkiye'de yaşamak. Çünkü artık Doğu Türkistan'da şansları kalmadı..

BAŞBAKANLIK VE DIŞİŞLERİ DEVREYE GİRDİ

Dün bu haberin ardından Dışişleri Bakanlığı acil koduyla harekete geçti. Bakanlık nezdinde Tayland hükümeti ile kurulan temasta Doğu Türkistanlı soydaşlarımız için Türkiye'de yaşamalarının sağlanacağı bu yüzden Türkiye'ye getirilmeleri istendi.

Bizzat Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun da yakından takip ettiği bu meselenin çok kısa bir sürede çözüleceği ifade edildi. Dışişleri yetkililerinden aldığımız bilgiye göre, bürokraside bir aksilik yaşanmaması durumunda 300 Uygur Türk'ü yakın zamanda Türkiye'de olacak.

Eğer Türkiye'nin bu girişimi olmasa Uygur Türkleri Çin devleti tarafından kurşuna dizilecek ve tarihte ikinci bir Boraltan faciası daha yaşanacaktı.

BORALTAN FACİASI

1945 yılında Stalin zulmünden kaçan 146 Azeri Türkü Türkiye'ye sığınmıştı. Boraltan komutanı durumu Ankara'ya iletmiş ve "Azerileri teslim edin" cevabını almıştı. Bunun üzerine komutan Azerileri Rus askerlere teslim etmiş ve ardından 146 Azeri Boraltan Köprüsü'nde şehit edilmişti.

Haber: Serkan Üstüner

12 yorum:

  1. BAŞBAKAN 300 KİŞİYİ KURŞUNA DİZDİRMEDİ
    Serkan Üstüner

    Çin’in zulmünden kaçan 300 Uygur Türk’ü 9 ay önce Tayland’da yakalanmıştı. Türkiye müdahale etmeseydi kurşuna dizilecekti.
    Doğu Türkistan dünyanın en acı coğrafyalarından biri. Müslüman kimliği yüzünden yaşamanın yasak olduğu tek ülke. Bir de üstüne Türk kimliğiniz varsa dünyada size destek sağlayacak tek bir ülke kalıyor o da Türkiye.
    Doğu Türkistan’ın acı tarihi bu sayfaya sığamayacak kadar büyük. Komünist rejim şimdiye kadar 60 milyon Müslüman’ın kanına girdi. 12 bin alimi kurşuna dizdi. Başörtüsünü yasakladı. Namaz kılmak, oruç tutmak yasak. Kısacası her şey yasak.
    Eğer Uygur Türk’ü iseniz ve Doğu Türkistan’da yaşıyorsanız nefes almanın dahi sizi terörist ve suçlu yapacağını bilmelisiniz.
    Dünyanın sessiz kaldığı bu acı tablo birkaç gün önce uluslararası medyada kendine yer buldu. Çin’in zulmünden kaçan 300 Uygur Türk’ü 9 ay önce Tayland’da ormanda ölmek üzereyken yakalanmıştı. Tayland hükümeti kendilerini şu anda gözaltında tutuyor. Eğer Çin’e iade edilirlerse zaten terörist! Oldukları için kurşuna dizilecekler. Tek hayalleri var bu çekik gözlü güzel insanların Türkiye’ye iltica etmek. Dünyanın tüm mazlumlarının yanında olan Anadolu’ya gelmek istiyorlar.
    Bu durumun ardından dün dışişlerinden birkaç yetkiliyle görüştüm. Yetkililerin söylediklerine göre bizzat Başbakan Ahmet Davutoğlu da bakan Mevlüt Çavuşoğlu’yla beraber bu meselenin hal olması için gerekli temaslarda bulunmuş.
    1 milyon 600 bin kişiye kapılarını açan Türkiye elbette kendi soydaşlarını da yalnız bırakmayacaktı. Bir de Başbakan için Doğu Türkistan’ın yeri ayrı. Kendisi bölgeyi ziyaret eden ilk dışişleri bakanıydı. Erdoğan da ilk ziyaret eden Başbakan olarak tarihe geçmişti.
    Çok şükür ki artık kendi kardeşlerini üç kuruşa satmayan bir devletimiz var. Zalim karşı kıyıda beklerken karşısına dikilen bir ülke var. Nereden nereye? Kendi sınırları içindeki soydaşlarını kurşuna dizdiren bir hükümetten dünyanın öteki yakasında kardeşlerini kurşuna dizilmekten kurtartıp onlara yurt sağlayan bir hükümete.
    serkan.ustuner@haber7.com

    YanıtlaSil
  2. Safer ayındayız...
    Darbe ve felaket söylentileri artıyor.
    Süfyanın tek gücü ordu içindeki yandaşları kaldı.

    YanıtlaSil
  3. Ömer kardeşim bende bahsettiğin şeyden çekiniyorum. Ortada karışık ilişkiler yumağı var. Askeriyede sol kesimle cemaat el ele,kemalistlerin bir kısmıyla da Ak Parti birlikte. Bir kısmı da Milliyetçi..Bu arada askeriyedeki darbe yapılması umulanlar ingiliz destekli aynı cemaat gibi. Darbe olursa karşı çıkacaklarda amerikan destekli kısmen Akp safında..İnşallah böyle bir durum olmaz ancak kokusu aylardan beridir var bu muhabbetin.

    YanıtlaSil
  4. 1980 yılından önceleri dersaneye meczub tavırlı bir amca gelmişti. Israrla pantalonlarının yan kısmında kırmızı şerit olan askerlerden bahsediyordu. Onların mekanizmaları ele alacağından bahsediyordu.
    Aradan bir müddet geçti. 12 Eylül olduğunda o kimseye sormuşlar. Senin beklediğin askerler bunlar mı? Demiş ki bunlar değil...
    Şimdi benim zihnimde son ihtilalin islam lehine olacağı beklentisi var. Ancak hakikatın nasıl zuhur edeceğini bilemem.
    Bu beklenti 3 aylık tertip dönemini silip süpürecek ve başa geçecek muvazzaf olmayan albay ifşaatı ile örtüşmekte...
    Bediüzzamanın ordu hakkında ifade ettiği "Kılıcını ayağına vurdurmaz" ibaresi de kısmen buna uygun. Yani ordu kullanılarak hükümet devrilmeye zorlanabilir. 3 aylık bir tertip dönemi kaosu yaşanabilir. Ama bu sırada dış tehdit karşısında ordunun dışarıdaki bir düşmana, muhtemelen İsrail'e vurabilir. "Bir gün bu tayyareler İslama büyük bir hizmet edecek" Gerçeği yalnız Allah bilir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kahraman ordu nasıl kılıcını yani ayağını vurmaz? Yani eski tebası milel-i İslam'ın, İsrail ve Batılı müttefikleri adına İsrail’in menfaatine vurulması hadisesi. Bu kastediliyor. PKK projesi ile başlayan ve Türkiye’nin Hakkari’den İskenderun’a kadar olan bölgesi, AKKA Anlaşması ile deklere edildiği gibi resmen savaş bölgesi ilan etmesi ile ne amaçlandı?Ve sonraki aşama 28 Şubat’ta tahakkuk etti. 28 Şubat’ın maksadı Türk-İsrail askeri gücünün işbirliği ile İsrail’in güvenliğini sağlama projesidir. Nitekim Türk-İsrail Stratejik İşbirliği Anlaşması böyle bir zamanda mağripten mal kaçırır gibi yapıldı. Hiçbir Allah’ın kulu çıkıp da buna karşı çıkmadı.

      Necip Torumtay Sovyet Blokunun çöktüğü dönemde M.Ali Birand’ın karşısına geçip “Türk ordusu bundan sonra ne yapacak?” sorusuna Ortadoğu’da görev almasını gösterdi. Ne yapacaktı OrtaDoğu’da askerimiz? Arabı kesecekti. Nitekim PKK bahanesi ile Kuzey Irak’ı su yoluna çevirdik. Girip girip vuruyorduk. Zaten NATO’nun yeni hizmet alanı da İslam Dünyası olarak seçilmişti. 28 Şubat’a giden süreç böyle başladı.

      Bunun ilk uygulaması 1990’larda Somali’de yapıldı. 28 Şubat’ın ünlü generali Yahudi muhabbetinin imtihanını orada sergiledi. Müslüman muhalif gruplarla görüşme bahanesi ile hepsi bir binada toplayıp bomba ile imha ettiler. O işbirliği tam not aldı.Tabi balık hafızalılar unutur veya bilmez.

      Bunun benzeri bu kez diğer İslam ülkelerinde uygulanacaktı. Ama bu gerçekleşmedi. Ordunun diğer kanadının direnişi ile karşılaşıldı. Hatta bu tip subayların tasfiyesi el altından yapıldı. 28 Şubat sonrası gelen Genelkurmay Başkanı Kıvrıkoğlu, İsrail ile silah alımı ve modernize işini tavsatarak ilk ciddi adımı attı. 1 Mart tezkeresinin reddi. Ondan sonra neocon-siyonist kanad askere cephe aldı. Hilmi Özkök’e yapılacak bir suikast girişimini haberi ABD’li dostlardan geldi. Ve sokakta suikast planı son anda yattı.

      Askeri vesayetin sona erdirilmesi ve içimizden vurulma planı devreye girerken kim vazifelendirildi. Bütün bu hengamelerde bir değil bir çok albay görev yaptı.

      Tayyare meselesi çok mahrem bir mesele. Sizin düşündüğünü ve tasavvur ettiğiniz gibi değil. Bambaşka bir şey. Düşmana tiyo vermeyelim.

      Şimdiki plan Cumhurbaşkanı ile hükümetin başı arasındaki işbirliğini sona erdirmek. Çünkü Türkiye ilk kez Cumhurbaşkanı ile Başbakanı’ın tam uyum sağladığı bir döneme girdi. İki önemli dış vaside bu büyük rahatsızlık uyandırdı. Suikast ile de olabilir. Veya başka melanetler kullanılarak bu uyum sona erdirilmek isteniyor.Veya yedekte potansiyle arz eden ve ülke ülke dolaşıp 28 Şubat sonrasının planını yaptığı gibi, şimdi yeni dönemin planını aynı kişiye yaptırmak olabilir. O zat 28 Şubat döneminde nerde bir neocon-siyonist toplantı varsa orada biterdi.

      Bediüzzaman’ın müjdelediği fecr-i sadıkın siyasi veya askeri bir darbecilikle tahakkuku asla ve kat’a söz konusu değildir. Eğer İslam bir ihtilalle hakim olacaksa, siyasalcı İslamcıların ne günahı vardı? Dinin darbecilikle kabil-i telif hiçbir ciheti yoktur. H.1417 tağutların son gösterisi idi. Ondan 72 ay sonra Beyda işaretiyle yeni dönem başlar. Allahüalem 20 yıllık bir süreçtir. Ve sonra malum müjde. İslam’ın tankla, tüfekle, darbeyle, ihtilalle bir işi olmaz. O Yahudi sünnetidir. Hilafet Kur’an’ın işaratıyla 31 Mart Yahudi darbesiyle son buldu. Son halife bir Yahudi’nin köşkündü esir tutuldu. Unutmayalım. Hesapları iyi yapalım. Kur'an hakikatlerini kanla mı gösterecek. Müslümanların imani iffet ve zekası dabe veya ihtilalle telif edilemez. Biz dolap hilesi çevirmeyiz.

      Sil
    2. Biraz önce sitelere bir haber düştü. Anayasa Mahkemesi, seçim barajının yüzde 10 olup olmamasını karara bağlayacakmış. AYM, Haziran'da yapılacak seçimde yüzde 10 barajının uygulanıp uygulanamayacağını belirleyecekmiş. Yani barajı bir hak ihlali olarak değerlendirirse, Anayasa'nın bu baraj maddesini iptal edecek. Böyle bir yetiksi yok. Ama burası Türkiye. Ve siz seyredin gümbürtüyü. Yüzde 1 oyla alan parti dahil 10 parti Meclis'te. Koalisyon devri açılır ve krizler arka arkaya gelir. Elin adamı Ortadoğu'da Büyük İsrail mi kurar, Kürt devleti mi kurar, petrolü Anadolu’dan değil Suriye’den mi geçirir onu Allah bilir. En büyük cunta yargı-emniyet cuintasıdır. Vaaa mı ona yan bakan?

      Sil
    3. O haberi ben öğlen okumuştum. Önce az evvelki iddialarınıza gelelim. İslamı İslamlara Museviliği Musevilere Hristiyanlığı Hristiyanlara uygulayacak olan bir devlet geliyor. O devlet ki evet zorlama yok. Dinler açık açık anlatılacak,seçim hakkı tüm akıl baliğlere tanınacak,seçim halinde yapmak zorunda oldukları beyan edilecek,hür iradeler artık hangisini seçerse.. Ondan evvel daha anaokulundan başlanıp Risalei Nur eksenli İman ve Ahiret konusu diüer taraftan tasavvufî merhamet,yardımlaşma vb. konular öğretilecek. Sonra akil baliğ olunca iradeler hür.Neyi seçerlerse seçerler.Evet,Müslümanım diyeni çatır çatır camiye gönderecek bir sistem gelecek inşallah. Yalnızca Adalet olduğunu savunanlar Kuranı Kerim'de..İyi bakın : Faizi,Alkollü içkileri,Zinayı vb. yasaklayacak bir devlet gelecek..Çatır çatır şeriat devleti gelecek..Herkes kendisini avutadursun. İmkansız gibi görünen işler bir bir olacak evelallah.. Bize şer gibi görünen işler eni sonu şeriata kapı açacak. Öldürmelerin,yağmalamaların,anarşinin önü şeriatın mükemmel kuralları ile alınacak. Bu sayede insanlar rahat bir nefes alacak.

      Ben bütün benliğimle biliyorum ki Şer'iat gelecek ki bu ilahî sistem muharref dinler gibi yalnızca ahirete bakmaz dünyada da kurallarını koyar.

      Sil
  5. Alperen Ocakları BBP ile köprüleri attı
    Büyük Birlik Partisi (BBP) ile gençlik teşkilatı Alperen Ocakları arasında bir süredir gergin süren ilişkiler kopma noktasına geldi. Alperen Ocakları'ndan yapılan yazılı açıklamada, mensubiyet duygusuyla bağlı oldukları partinin Muhsin Yazıcıoğlu'nun kurucusu olduğu BBP olduğu belirtilerek, "BBP'nin mevcut genel başkanı ve çekirdek yönetiminin idealize ettiğimiz fikirleri, misyonunu üstlendiğimiz değerleri temsil edebilme kabiliyetine sahip olmadığını, onların kararlarının ve izledikleri siyasi yol haritasının bizleri kapsamadığını deklare ederiz" ifadesi kullanıldı.

    YanıtlaSil
  6. Tayland’da bu yılın başında yakalanan 200 Uygurlu mültecinin çilesi bitmek bilmezken Tayland Dışişleri Bakanlığı’nın yaptığı açıklamada uyruk teyit işlemlerinin devam ettiği, hem Türkiye hem de Çin ile görüşmeler olduğu belirtildi.
    İSİM VERMEDEN AÇIKLADI
    Çin ise Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun Uygur Türkleri ile bu kadar yakından ilgilenmesine ve Ankara’nın “Mültecileri Türkiye’ye almak istiyoruz” mesajına üstü kapalı bir tepki verdi. Yakalanan mülteci Uygurlar konusunda bir açıklama yapan Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Hua Chunying “Bu konu Çin ile Tayland arasında bir mesele ve ‘ilgili ülke’ artık konuya müdahale etmeyi bırakmalıdır” dedi ve yine ülke ismi vermeden ekledi: “İlgili ülkeden konuya müdahil olmayı hemen bırakmasını, söyledikleri sözlere ve yaptıklarına dikkat etmelerini ve de illegal mülteci aktivitelerini destekleyebilecek yanlış sinyaller göndermemelerini istiyoruz.”
    DÖNERLERSE ÖLÜRLER
    Tayland Dışişleri ise soruna bir çözüm bulunması için tüm taraflarla görüşüldüğünü ve Bakan Patimapragorn’un Çavuşoğlu ile bir forumda karşılaştığını söyledi. Tayland medyasında Çavuşoğlu’nun “Eğer Çin’e geri gönderilirlerse, ölümle karşı karşıya gelebilirler” sözüne vurgu yapıldı.

    YanıtlaSil
  7. Çin’in baskısından kaçıp Türkiye’ye gelmek isterken çeşitli ülkelerde yakalanan yaklaşık 6 bin Uygur Türkü, Tayland’dakilerle aynı kaderi paylaşıyor. Uygurlar, bulundukları ülkelerden Çin’e iade edilirse ölüm cezasıyla karşı karşıya kalacak.
    Doğu Türkistan Göçmenler Derneği Başkanı Recep Akyol, Malezya, Tayland ve Vietnam’da 6 bin Uygur Türkü’nün Türkiye’ye gelmek istediğini söyledi.
    “Çin’den göç eden Uygurlar aylık maaş bağlama ve savaş ganimetleri verme bahanesiyle tuzağa düşürülüyor. Aylık 40 Euro’ya Işid için Suriye’de savaşan Uygur Türkleri var. Bu insanların eğitilmesi gerekiyor.”

    YanıtlaSil
  8. Aslında bu müslüman uygur türk kardeşlerimize devletimizin bi ilçe kurması LAZIM DIR kİ İLERDE Uygur la olacak daha yakın bagımız için egitilmeleri gerekir bunlarında yerleştirilce bölge olarak maraş traflarına yeşleştirilmeliler adıyaman malatya gibi 10 bin kişil bir ilce kuruLmalı Allahım yardımcıları olsun Türkiye nasIl süriye ile ırakdakinlere sahib cıkyorsa bu Müslüman uyguR Türklerine Sahib cıkmalıdır inşallah

    YanıtlaSil
  9. HaTTA DOGU VEYA güney dogu bölgesinde 50 BİN Kişilik en az Süriyeden eglen türkmen VE uygurdan gelenler yerleştirilmelidir bunlar hem dindaş hem dilimizi her yönden kardeşimizi dir YEZİD iDEN BANA GÖRE COOOOK daha kıymetlidir dinmiz bir dilimiz bir en önemlisi dinimiz bir

    YanıtlaSil