.

ALLAH; DEVLETE, MİLLETE VE ORDUMUZA ZEVAL VERMESİN

8 Kasım 2014 Cumartesi

SURİYELİ MÜLTECİLER ÜZERİNDEN TÜRKİYE’Yİ SIKIŞTIRMAK

Türkiye’deki Suriyeli mülteci sayısı BM raporuna göre 1.600.000’ni geçti. Bu sayı giderek artıyor. Daha son Kobani saldırısı sırasında 200.000 kişi daha gelmiştir. Bu iltica dalgasının nerede duracağını kestirmek güçtür.

Blogumuzda 4 Eylül 2014 tarihinde bir yazı yayınlanmıştı.  “ESED'İN SURİYELİLERİ KRİZ ÇIKARACAK” başlıklı yazımızda Takvim Gazetesi yazarı Ergün DİLER 4.9.2014 tarihli yazısında yılbaşı civarında Suriyeliler üzerinde büyük bir kaos hazırlandığını öne sürdü.

Ergün DİLER Belçika'da hain ittifak başlıklı yazısında “Suriye'den gelenlerin başrolü oynayacağı büyük bir sorun şu anda kuluçka dönemini bitirdi. Yılbaşında bunu daha detaylı bir şekilde göreceksin. Suriye'den gelenlerin büyük bir sorun yaşatacağını birkaç ay sonra daha iyi anlayacaksın. Bunu önlemek çok zor…” diyerek, Belçika'da bununla ilgili çok ciddi planlar hazırlandığını ifade etti. Bunun için Türkiye'deki Esed'e bağlı Suriyelilerin kullanılacağını belirtti. Ergün DİLER Türk ordusunun belki de Suriye'ye girmek zorunda kalacağını söyledi.

Bu yazıda Esed’in içimize soktuğu adamlarını kullanarak Türkiye’deki bazı gruplar tahrik edilecek Suriyeli mülteciler üzerinden büyük bir kaos çıkarılacağı ifade edilmiştir.

8 Kasım 2014 tarihli gazetelerde yer alan bir haberde; Suriye muhalefetinin toplanmasındaki en önemli isimlerden Türkiye ve Suriye vatandaşı olan iş adamı Gazi Mısırlı’nın açıklamaları yer aldı. Halep’in durumunu anlatan Mısırlı, “Halep 5 milyonluk bir şehir. Savaşla birlikte daha da göç aldı. Beşir Esad ve ortağı İran’ın amacı varil bombalarıyla halkı korkutup, ÖSO ‘nun elinden Halep’i alıp Türkiye’ye 2 milyonluk bir göç dalgası yaratmak. Bu da Türkiye’yi zorlayacak ve Erdoğan zorda kalacak” diyor.

Abdullah Gürbüz Baba yapmış olduğu bir sohbette: “ İsrail Suriye'yi almadıkça Mehdi çıkmayacak. İsrail Suriye’ye vuracak. Suriyeliler Türkiye'ye kaçacak.” demiştir. Burada İsrail’in Suriye’yi vurmasının ardından Suriye’lilerin Türkiye’ye kaçacağı ifade edilmişse de, zaten Suriye iç savaşının başlamasının ardından şimdiye kadar ülkemize gelen mültecilerin sayısı 1.6 milyonu geçmiştir. Acaba esas göç dalgası İsrail’in Suriye’ye vurması ile mi yaşanacak?

Amerika ve batılı güçler Türkiye’nin Ortadoğu bataklığına çekilerek yıpratılması için sürekli planlar yapmaktadır. Daha önce örneklerini verdiğimiz gibi İslam ülkelerini savaş ve çatışmalara sürükleyerek ekonomik açıdan çökertmeye ve İsrail’e tehdit oluşturmaktan uzaklaştırmaya çalışmaktadır. Türkiye yükselen bir ülke olduğu için Tevrat’ta yer alan İsrail’e tehdit olacak “Kuzeydeki Aslan” olduğu için bu tehdidi saf dışı etmek istiyorlar.

Abdullah Gürbüz Baba sohbetinin devamında şöyle demiştir. “Savaşta İsrail Medine’yi bombalayacak. Filistin ve Lübnan’da çok kayıp verilecek. Türkiye'yi de vuracaklar. Daha sonra İsrail Hatay’dan vuracak. Amik ovası kan gölüne dönecek. Türkiye'den insanlar “biz de Yahudiyi ülkemizden çıkaralım" deyip orada toplanacaklar.  Bu sırada Yunan Türkiye'nin batısını vuracak. Amik ovasındaki Türklerin bir kısmı geri dönecekler. Bir kısmı ise orada kalıp Yahudileri yok etmek için savaşacaklar.  Türkler bu savaşın başında yenilecekler. Afganistan ve Türki devletlerden askerler gelip Mehdiye yardım edecekler. İstanbul bu savaşta işgal edildiği için İstanbul Mehdi tarafından anlaşma yoluyla yeniden geri alınacaktır.” 

41 yorum:

  1. Arkadaşlar,


    Suistimalerin kısmi olarak önüne geçmek için Muhammed Raşid Erol hzlerinin ve Seyyid Abdulbaki hzlerinin halifelerini açıklıyorum, daha doğru - kesin bilgi öğrenmek için Semerkand Vakfına sorabilirsiniz - Türkiye'nin hemen hemen bütün şehirlerinde faaliyettedirler,

    Seyyid Muhammed Raşid Erol (Molla) - Vefat etti hzlerinin halifeleri aşağıdaki gibidir

    1 - Molla Seyyid Abdülbaki Hzleri (Kardeşi) - Adıyaman Menzil

    2 - Seyyid Molla Ahmet hzleri - Van

    3 - Molla Muhammed Hzleri (Muhammed konyevi) - Konya

    4 - Molla Yahya hzleri - İstanbul - Vefat etti

    5 - Seyyid Abdülbaki hzleri (Dayısı) - Urfa - Vefat etti

    6 - Molla Seyyid Yusuf hzleri


    Gavsı Sani Molla Seyyid Abdulbaki hzlerinin (Kardeşi) halifeleri

    1 - Molla Seyyid Muhammed Saki hzleri - Adıyaman Menzilde

    2- Molla Seyyid Mustafa hzleri - Mersin'de

    3- Molla Abdurrahman hzleri - Baykanda

    4- Molla Nezir hzleri - Hakkari'de

    5- Molla Ibrahim hzleri - Vefat etti

    6- Molla Hıdır hzleri - Vefat etti

    7- Molla Seyyid Muhammed Fettah hzleri - Adıyaman Menzilde

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    2. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    3. Türkiye son 4 yılda Dünya'nın milli gelire oranla en yüksek bağışçısı, rakam olarak Amerika ve İngilterenden sonra 3. en büyük bağışçı..

      Abdülkadir Geylâni hzleri bana tasadduktan daha fazla makam atlatan amel yoktu demişti..

      Allah kabul eder inşallah..

      http://m.turkiyegazetesi.com.tr/ekonomi/203723.aspx

      Sil
  2. IŞİD, suriye görünümlü ırak topraklı israil demek.Saldırıyı israilin kendisi değil, israilden daha fazla israil olan ışid yapacak!

    YanıtlaSil
  3. Soma neden önemli? 14 Recep 1435'te süfyani fetulahın ilk çıkış tarihine geldi.Aslında Abbasoğulları hükümetine savaşı başlattığı tarih...Yine Manisa'daki zeytin ağaçları...Bu ağaçlar yıkım ağaçları!

    "süfyan askerleri Şam bölgesinde zeytin ağaçlarının dibine atlarını bağlamadıkça, atlarını bağlayıp dinlendirmedikçe orda, kıyamet kopmaz."

    Şam Anadolu'dur.Hayatta asıl olan 2.defa olandır.Soma 2.defa oluyor...Artık her şey an meselesi...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sakarya Seyf uydurma teneke seyf olursun

      Hicri 1435 tarihi fütuhat yılı idi. Hendek Gazvesine benzerliği vardı. Hendek’te 10 bin kişilik ordu ile gelen Mekkeli kafirler Medine’de Yahudi cemaatini elde ederek kuşattılar. Önce fitne dedikodularıyla ehl-i imanı ayartmaya çalıştılar. Gözdağı verdiler. O sırada büyük bir kuraklı başlar. Saldıracakları tarihten bir gün önce büyük bir kasırga çıkar. Düşman ordusu perişan olur. Ve çekilip gider. Bu savaştan sonra Hz. Peygamber “Bu muzafferiyet sizin için ölümsüz bir başarıdır. Bundan böyle Kureyş kabilesi size değil, siz Kureyş'e taarruz edeceksiniz" diye buyurdu. Ve fütuhat çağı başladı. Bunun benzeri 30 Mart ve 10 Ağustos'ta oldu. Artık fütühat devri başlıyor. bak nasıl?

      Peki 1435’te ne oldu? Küresel Deccal Yahudiler, elde ettikleri siyasi ve mali güce dayanarak Müslüman halkların iktidarlarına, İttihad-ı İslam’a yol açarlar korkusuyla saldırıya geçer. Arap Baharı’nı hazana çevirir. İlk hedef Türkiye’de bir cemaati elde ederek yıllardır çevirdikleri melanetle iktidarı devirmeyi hedeflediler. Arap dünyasında Müslüman Baharı Suriye’de durdurulurken Türkiye’de gezi ve 17-25 Aralık ile saldırdılar. İlk hedef 30 Mart ikinci hedef C.Başkanlığı seçimi idi.

      Ama 1435’in(1453=13) bir özelliği vardı. 13 tevafukuna işaret eder. 13 Tevafuku Hz. Peygamber’in doğum yılına (571=13), Hz. Ali’in 13 eserine, Fethi Konstantiniyye’nin yılına (1453=13), Bağdat’ın 2. fethine (1534=13), 13 Sure Ra’d'a ( yıldırım). Çünkü 17 Aralık sonrası ve 25 Aralık öncesi İstanbul’da karlı bir havada Ra’d-gök gürledi. Bu karlı havada istinai bir durumdu. O Sure’nin 13 ayetinde Allah’ın yıldırımlar göndererek istediğini cezalandıracağını bildirir.

      Aslı vahiy olan Celycelutiye Duası’nın Risale-i Nur’un 13 risalesine atfı var. Ve 2013’ün Kasım 13’ünde 1435=13 yılının başlangıcına tevafuk eder.

      Yine 17 Aralık öncesi 13 Aralık’ta yıldız yağmuru oldu. Hz. Peygamberin zuhuru zamanında İnfitar Suresi’nin yıldızlar saçıldığında 2.ayetinin bir numunesini gösterir tarzda ve şeytanları taşlama alameti olan yıldız yağmuru sık sık olurdu. Yıldız yağmurunu Bediüzzaman küfür ve dalalet için niran-ı muhrika (yakan ateşler) ve ehl-i hidayet için envar-ı müşrika (doğan nurlar) olarak değerlendirir. Bütün bu tevafuklar paralelci soytarıların neocon-siyonist istihbarat şebeklerinin darbe teşebbüsünü akim kılacağına kuvvetlice işaret eder. Ve öyle oldu. 1435 1+3 zafer yazdı. Biri Risale-i Nur’un Diyanet tarafından basılması. Diğer üçü ise seçim zaferleri oldu.

      13’ün ertesi R. Tayyip Erdoğan = 14 harfine tevafuku ne? Ak Parti Kuruluş toplantısı 14 Nisan 2001 günü Afyon’da yapıldı. 14 Ağustos 2002 günü de kuruldu. 11. ayın 3=14 gününde iktidar oldu. Cumhuriyet tarihinin 193.=14 partisidir. 58.=13 hükümeti Abdullah Gül, 59.=14 hükümeti Erdoğan kurdu. Erdoğan’a 34. Sure olan sebe ile işaret var. Malum olduğu üzere 34 plaka numarası İstanbul’a aittir. Onun 15. ayeti Beldetün Tayyibe ile İstanbul’a işaret eder. Ebced hesabı da fethine mutabıktır. İşin ilginç yanı şu 15. Ayet’in işaret ettiği İstanbul’da 27 Mart 1994’te Sebe Melikesi Belkıs benzeri Çiller Başbakanken, Tayyip Erdoğan İstanbul Belediye Başkanı seçilir. 14/15 Şevval gününe denk Erdoğan 20 yıl sonra katıldığı ikinci ferdi seçim olan C.Başkanlığı seçimini yine bir 13/14 Şevval günü kazanır. Bu iki liderin partileri 2002’de Refahyol’un bir başka versiyonu olarak iktidar olur.

      Yani anlayacağınız tevafuklar manaya kuvvet verir ve doğumlara, fütuhata, müjdelere işaret eder. Palavracıları ise kahreder.

      Not: 29 Mart günü Tekirdağ'da ki AKP hiç başkanlık kazanmadı. Büyük bir hortum görüldü. 14 evde hasar yaptı. Hendek'i hatrılayın

      Sil
    2. Abi sen rakamlarla kafayi bozmussun. Devlet Bahçeli yi de geçtin

      Sil
    3. abdurrahim haddini aşma, zaten boş kafalısın.Yorumlarını uzatarak buradaki yorumlarını okuyan insanların da boş olmasına sebebiyet veriyorsun.Siz şeriatta kalan insanlarsınız hakikatte derinleşmeye çalışın! süfyani fetulahı temsil eden sayı "5" desem...Hikmetin ne olduğunu bilmezsiniz!Sayılarla kafayı bozan ben değilim size bilmeniz kadarını anlatıyorum.Şunları bilin bu konuda fazla yazmayacağım:

      İdris Bal'ın kurduğu partinin logosunun 5 parmaklı el olması tesadüfi değil.Daha önce aylar önce belirttiğim gibi süfyani fetulahı temsil eden sayı "5".Keza o beyaz elin masonlar tarafından kullanıldığını ve Hz.Musa'nın iki mucizesinden birinin "beyaz el" olduğunu...Keza "kırmızı" rengin olması...süfyani fetulahın yönettiği partilerin bayrakları "kırmızıdır".cehapeyi karıştırarak mehapenin önünü açıyorlar.

      Sil
    4. abdürrahim ne kadar uzun yazsa ben severek okuyorum süfyani süüfyana tabi olan demek daha ortada yok belki bir darbeden sonra tanıyacağız onu

      Sil
    5. Hikmet de, Hakikatte Kur'an'a dayanır. Gülün çiçekten kısmeti kırmızı rengi, menekşenin ise mordur. Onun gibi ama hakikat-ı Kur'anıyyeye vakıf olan bütün renkleri alır. Ve nur olur. Nur ışıktır ve 7 rengi havidir.

      Bediüzzaman Hazretleri der ki: Kur’an’ın i’cazı, tabaka-ı insaniyede 40 tabakaya karşı ayrı ayrı i’cazını gösterdiği gibi muhtelif meşaribe göre cemal-i i’cazın cilveleri değişir. (Bir köylünün anladığı ile bir bakkalın anladığı ve bir üniversite mezununun anladığı ve büyük allamelerin anladığı hakikat aynı olmasa gerek. MC2’yi gören bu ne saçmalamış, yoksa bu Mehmet Cemal 2 tan mi demek istemiş derken, Einstein’in talebeleri bunun maddenin enerjiye dönüşüm şifresi olduğunu hemen anlar.)

      Bediüzzaman hikmet için şunu söyler: Kur’an-ı Hakim’in envarlarının perde altında kalması ve bilhassa gözle görünecek nev’i herkese görünmesi lazım gelirken, gizli kalması ve ileri gitmemesi 5 sebep ve hikmetten ileri geliyor. (Acaba senin beklediğin deccal hangi sırdan müphem kalmış)Evet ehl-i marifet bir velinin fehmettiği i’caz ile ehl-i aşk bir velinin müşahade ettiği cemal-i i’caz bir olmadığı gibi muhtelif meşaribe göre cemal-i i'cazın cilvereleri değişir.

      Düşünebiliyor musun? Askeri bir diktatör deccal, Mehdi ise nurani ehl-i beytten bir zat. Ortaya çıkacak ve ben Mehdi’yim diyecek. Ne olurdu. Cebr-i keyfî-i küfrî-i zihniyetin mümessili deccal anında silahla yok ederdi? Zaten Deccal Mehdi üzerinde baskısı ve zulmünü hiç kaldırmayacak. Ama o zulüm yıkılacak, Nur saçılacak. Demek ki, hakikati anlamak ancak ferasetle mümkündür ki, o da Kur’ani gözlüğü gerektirir. Kur’ani gözlüğe sahip olan dünyevi olayları ve şahıslarının ne olduğunu anında tesbit eder.

      Uzun uzun yazılan şeyler konunun öneminden geliyor. Ak akçe kara gündür dersen ak kim kara kim anlatmak lazım ki, hem Türkiye hem alem-i İslam kurtuluşa ersin. Cihad farz-ı kifayedir. Ama kimse yapmazsa farz-ı ayn olur. Birilerinin doğruyu göstermesi lazım ki, senin gibi dünya ve siyaset batağına batmış münafıkane palavraları tesirli olmasın.

      El, 5 falan gibi palavralara girme. 5 rakamı Arap rakamları ile cins-i sapıklar için de kullanılır. Ama o yuvarlak boş beyinliler için de. Süfyan nedir, Süfyani nedir, fetoş nedir bunları öğrenmek için ilim ve irfan sahibi olmak lazım. Meczup diye dini literatürde bir kavram vardır. Sen bana meczupların hele ki, fikri siyasetle hezeyanlaşmış insanları örnek gösterme. Bana hakaik-i imaniye ve Kur’aniye’den bahset o ne diyor? Çünkü ahir zamanın hizmeti siyasi, askeri, diplomasi ve ekonomik değildir. Ancak ve ancak Kur’an hakikatleridir.Vahiy varken insan yumurtalarını istemeyiz.

      Bediüzzaman son vartada büyük yani ana Deccal ile Yahedi Deccal’in süfyanilerle yani Türk’ün içindeki ehl-i küfürle birleşeceğini ihbar eder. Şöyle gözünü bir aç da bak. Bu darbeleri kim niçin yaptı. Onlara hangi soytarı siviller yardım etti. Ehl-i din olup da ehl-i cesaret yani cesaret-i diniyeye sahip olmayanlar nasıl yardım etti. Niçin Bediüzzaman’ın fecri sadık’ı 70 yıl gecikti.. Seni ve onun gibiler yüzünden. Her bal bal olsaydı zehir de bal olurdu aslanım.

      İ'caz nedir diye sorarsın o aciz bırakma, taklidi olmayacak şekilde söyleme demektir.

      Tevafuka gelince. Bediüzzaman'ın dediği gibi: Tevafuk ittifaka işarettir. İttifak ise ittihada emaredir. ittihad ise vahdete alamettir. Vahdet ise tevhidi gösterir, tevhid ise Kur'an'ın 4 esasından biridir. Bizim tevafuklar buraya gelir. Yukrarda yazdığım 13-14 tevafuku gibi. Seninkiler yuttur yuttur söyle cinsinden. Benimki olmuş senin ki kehanete giriyor.

      Sil
    6. SAİD NURSİNİN SEYYİDLİK BELGESİNİ İSPATLAYAMAZSAN TABİİ Kİ RESMÎ NAKİBÜL EŞRAF KURUMUNDAN SENİN MEHDİ İDDİALARIN GEÇERSİZDİR. HEPİMİZ BİLİYORUZ Kİ NURSİ SEYYİD FALAN DEĞİLDİR BOŞUNA KUDRETLİ MEHDİLİĞİ GARİBAN NURSİ'YE GİYDİRMEYE ÇALIŞMAYIN GÖMLEĞİNİZ YIRTILIYOR KARDEŞİM..HA KENDİNİ BİLMİYORDU FALAN FİLAN..GÜLEN'E DE SEYYİD ŞERİF DİYORLAR.. :))

      Sil
    7. http://www.risalehaber.com/said-nursinin-seyyid-olmasi-neyi-degistirir-14186yy.htm

      Sil
    8. Kurgucu davut. Kurgulama hakikati konuş. Kimse Bediüzzaman’ın Mehdiliğini falan iddia etmiyor. Mesele Bediüzzaman’ın şahsı değil. Mühim olan Kur’an’ın ve hakikatlerinin hakimiyeti. O da bir kişinin üzerine bina edilemez. Hz. Peygamber coğrafi olarak sadece Arabistan yarım adasına dini yayabildi. Ama 4 halife ve ashabı onun bütün dünyaya yaydı. Çünkü bu bir manevi şirket işidir. Manen gelişir her şey. Onunla başlar bana gelir ve benden sonra gider.

      Prof. Ahmed Akgündüz Bediüzzaman’ın hem Hasani hem Hüseyni, yani baba tarafından Hasani ana tarafından Hüseyni ahfadından olduğunu Türk ve Irak nüfus kayıtlarıyla ispatladı. Yani bütün soy kütüğünü ortaya çıkardı 6. ay önce yayınladı. Gir bütün sitelerde var. Bediüzzaman der ki, ahir zamanın hizmeti ehl-i beytin ileri gelenlerin hatta al-i İbrahim’in ileri gelenlerinin yardımıyla başarır diyor. Çünkü manen herşey onların üzenide.
      Sen önce bir soyunu sopunu kontrol et. Sonra ilim ve irfan sahipleri hakkında gevezilik et.

      Mehdi bir hidayet cereyanının ilk noktasıdır. Ondan sonraki cizgi ümmetin işidir.

      Sil
    9. Abdurrahim Çokgüngör haddinizi aşıyorsunuz, hamdolsun benim anam belli babam bellidir. Soy meselesi de ırkçılığa girer. Siz nasıl böyle cümleler kuruyorsunuz,Müslümana bu yakışır mı ? Bu nasıl bir dildir ? Sadece bahsettiğiniz kişinin ispatlamasıyla inanacak değiliz. Buyrun : http://www.dunyabulteni.net/?aType=yazarHaber&ArticleID=18956

      Yine hakaret ediyorsunuz. Nursî'nin şahsı önemli değil diyorsunuz ama yazdıklarınızla bu uyuşmuyor. Nursî kendisi bile kendi diliyle Mehdî olmadığını eserlerinde göstermiş,halen bu taparcasına sevginiz neden ?

      Benim soyumu sopumu kontrol etmemi istemeniz çok canımı sıktı haberiniz olsun. Müslüman elinden dilinden Müslümanların razı olduğu kimsedir. Ben Sizden razı değilim,hakkımı da helal etmiyorum bilginize..

      Sil
    10. Kardeşler.. Kur'an "ona yumuşak - güzel sözler söyleyiniz" der. Gerçeği söylemek kadar, gerçeğin güzel üslubu olması da önemlidir. Kimseye zorla bir şeyi kabul ettiremeyiz. Gönüllere hitap eden sözler duymak istiyoruz.

      Taha suresi -44. ayet: Fekûlâ lehû kavlen leyyinen

      Sil
    11. Bediüzzaman lahikalarda "ben kendimi seyyid bilemiyorum" demiştir. Yni yazılı kaynaklarda böyle geçiyor. Diğer yandan Bediüzzaman, talebesi Osman Çalışkan'ı yanına çağırır ve “Kardeşim ben hem Hasenîyim, hem de Hüseynîyim…" dediği ifade edilir. Bu sohbet kaynağıdır. Külliyatta ve Tarihçe-i Hayatta geçmez.
      Bediüzzamanın Muhakemât isimli eserinde "seyyid olmayanın seyyidim demesi, seyyid olanın da değilim demesinin haram olduğu" kaydedilir.
      Derslerde Üstadın hayatında iken bir şahsın yüzüne baktığı zaman onun nereli olduğunu ve soyunun nereye dayandığını bildiği anlatılırdı.
      Bunun gibi konuları zihnimde değerlendirdiğimde ben şahsen bir sonuca varamadım. Üstad seyyid olduğu halde onu ifadeden kaçınacak bir insan değildir.
      Ahmet Akgündüz yapmış olduğu çalışmayla üstadın hem Haseni, hem Hüseyni seyyid olduğunu ifade etmiştir.
      Şimdi bu konudaki bildiklerim budur. Ortada bir gerçek var. Risale-i Nur'da -yazılı kaynak olarak - açıkça ben seyyidim diye yazılmamış olduğu halde, onun talebelerine istinaden -sözlü kaynaklarda- seyyid olduğu ifade edilmiştir. Ben Ahmet Akgündüz'ün çalışmasıyla ortaya koyduğu sonuç dahil hepsini Allaha havale ediyorum. Üstadın Risale-i Nur'da yazdığı yazılı kaynağı esas kabul ediyorum.
      Ben o zata iman dersleri açısından değer veriyorum. Türk olması, Kürt olması, Seyyid olması hatta Mehdi olup olmaması beni çok fazla ilgilendirmiyor.
      Ancak Mehdi'nin bir asır sonra gelecek acib bir zat olduğunu ifade ettiği için öyle yada böyle -iste Mehdi, ister Mehdi'nin tatbikatçısı- bir zat gelecektir. O zat Bediüzzamanın zamanı itibariyle gerçekleştiremediği İman - Hayat ve Şeriat vazifesini İslam Birliğini kurarak, şeriatı tam manasıyla tatbik ederek gerçekleştirecektir.

      Sil
    12. Mustafa abi sen risalelerde ustadin kendinden bir asir sonra gelecek acib bir zattan yani mehdiden bahsediyorsun. Mehdiyi de şahıs olarak bekledigini düşünüyorum. En azından şimdiye kadarki ifadelerinden bunu anladım. Abdurrahim cokgungor abi ise Mehdinin sahsi manevi olduğunu, hatta risale-i nurun mehdiyet vazifesini eda ettigini iddia ediyor. Ikiniz de risale-i nurdan yola cikip farkli farkli dusunuyorsunuz? Abdurrahim abi mehdiyi şahıs olarak bekleyenleri neden bu kadar asagiliyor, nerdeyse tekfir edecek.... Sizin bu konudaki görüşünüz nedir?

      Sil
    13. 'Ben o zata iman dersleri açısından değer veriyorum. Türk olması, Kürt olması, Seyyid olması hatta Mehdi olup olmaması beni çok fazla ilgilendirmiyor.
      Ancak Mehdi'nin bir asır sonra gelecek acib bir zat olduğunu ifade ettiği için öyle yada böyle -iste Mehdi, ister Mehdi'nin tatbikatçısı- bir zat gelecektir. O zat Bediüzzamanın zamanı itibariyle gerçekleştiremediği İman - Hayat ve Şeriat vazifesini İslam Birliğini kurarak, şeriatı tam manasıyla tatbik ederek gerçekleştirecektir.'

      Hay Allah razı olsun ama ben diyim Size de celallenir Güngör kardeşimiz :)

      Sil
    14. Davut kardeş yukarıda kimin yazisini alintiladin? Ayni dakikalardaki soruma cevap gibi, tevafuk....

      Sil
    15. Aynen öyle Mustafa Kardeş. Ama onun ihlasa binaen söylemediği bir hakikati gerektiği yerde gerektiği kimselere söylemekte bir beis yok. Çünkü iddia değil. Belgeli ispatlı soyu sopu. Kendisi bilmeyebilir ama Prof. Ahmed Akgündüz belgelemiş.

      Bediüzzaman kendisi ile görüşmek isteyenleri kabul etmezmiş. Büyük insan, veli falan diye gelenleri.Ama Kur'an hakikatlerinin muallimi olarak ona gelenleri, ondan bu yönde ders almak isteyenleri kabul edermiş. Yani şahsına değil yani mana-yı ismine değil mana-yı harfi hakikatine binaen gelenleri kabul edermiş. Bu mesele de böyle bir şey. Mesele Bediüzzaman'ın şahsı değil eserleri ve hizmeti. Çünkü O da böyle söylüyor: Bu risaleler benim değil Kur'an'ın malı. Ben bir hiçim.

      Sonra ortada Nur cemaati diye bir şey de yoktur. İkide bir cemaat taassubuyla hareket ediliyor falan deniyor. Risale-i Nur Talebeleri var, şakirtleri var. Ama cemaat memat yoktur. Bediüzzaman 130 parçadan oluşan 6 bin 500 sahifelik eser yazmış ve ehl-i imanın hizmetine açmış, İsteyen okur istifade eder isteyen etmez. Onun da bir vasiyeti var: Risaleleri isteyenlere muhtaçlara verin diye. Gevezelere değil.

      Risale-i Nur’un hususi ve umumi iki hizmeti vardır. Birinci hizmeti süfyan tahribatını izale etmek. İkincisi alem-i İslam’da ittihad-ı İslam’ı ihya etmek. Bu vazifeyi en büyük farz vazife bilmiş.

      Mehdi birkaç tane, her fasıl için ayrı ayrı Mehdi çıkacak safsatası da doğru değildir. Mehdi bir şahs-ı manevidir. Kur’an’ın arşından gelen ve Kur’an’ın manevi mucizesi olan Risale-i Nur’a yüklenmiştir. Nazariyatçı Mehdi, tatbikatçı Mehdi diye bir ayırım yapmak hatadır. Doğulu bir hocanın ortaya attığı ve bazı eski Nur talebesi bir kaç kalemin iddiasından ibaret. Mesnedi yoktur.

      Bediüzzaman 3 fasıl bildirmiş. Şimdi bu faslın üçüncü aşamasındayız. Mühim olan kılıcı kırılan, salat-ı kübrayı 484 yıl kıldıran İslam’ın kahraman evladını iman ve Kur’an hakikatiyle aya kaldırılması hakikatidir. Ve onlar siyah bayraklılar olarak nitelen kimselerdir ki onların yardımıyla ahir zamanın maksadı icra edilecektir. Onlarda bu vatanın evladları. Şimdi bunun doğum sancıları başladı. Devlet idaresinde hatta derin mahfillerde de gerçek tehlike ve düşmanın ne olduğu konusunda mutabakat var.

      Bu hizmet-i Kur’aniyye ve imaniyye olan Mehdiyet siyasi, askeri, ekonomik değildir. Hidayettir hidayet. O da Allah’ın vazifesine girer. Kullar bir perdedir.

      Ben kimseyi kırmak veya eleştirmek durumunda değilim. Ama meselenin ne olduğu bilinmeli ki, mesele şahsa indirgemesin. Her ehl-i iman ve İslam Kur’an’a ittiba ettiği ölçüde Mehdiyet’in içinde yer alır. Bu hizmet külli ve çok büyük kuvvetler istiyor. O da millettir. Mü’min ve muhakkik bir millet. Bediüzzaman hakimiyet-i Kur’an’ın tecelli edeceğini bildiği içindir ki bir asır sonra diyor. Bir asır kendisinin göremediği cennetasa bahardır. Son alameti de –herkes iyi öğrensin- Ayasofya.Ondan sonra seyreyleyin cümbüşü. Aslında geçen 29 Mayıs’ta bu işi bitiyordu. Hatta her şeyi hazır. Ama paralelci soytarılar fecr-i sadıkı kararttı.

      Mustafa kardeşimize aynen katılıyorum. Farklı değil de çeşnili yazılıyor. Her söylenen doğru olmalı, ama bazen her doğruyu söylemek doğru değildir. Dinde takiyye, birazcık yalan birazcık riya yoktur. Bir şey daha var. Onu da yazayım.

      Sil
    16. Kader. Çok detaylı ve çok rasih bir ilim ister. Öyle ki kainat kitabını okuduğu gibi insanın kitab-ı sağirini de okuyabilmeli. İşte Bediüzzaman hasbelkader bu sırra vakıf olmuş. Ki böyle kainat kitabını Kur’an’ın gözüyle okumuş. Ve kevni hadisatı tefsir etmiş. Bir talebesine bakıp da kaderini okuması da öyle. Bunun sırrı nedir? Onu Mesnevi-i Nuri’ye de Hubab’da ifade etmiş. Yani kibarca kişinin hem yüzüne hem avuç içine bakarak insanın kaderi okunabilir, demek istemiş. Tabi ilmine vukufiyet lazım. O da çok çok zordur. Eskiden kıyafetnamelerde bazı veliler ip ucu vermiş. Şimdi Bediüzzaman’ı okuyalım:

      İ'lem eyyühe'l-aziz! Âlemde herşeyin yüzünde hikmet eserleri göründüğü gibi, en uzak, en geniş, en ince kesretin tabakaları üstünde de hikmet, ihtimam eserleri görülmektedir. Evet, kesret ve tekessürün müntehası ve neticesi olan insanın sahife-i vechinde, cephesinde, cildinde, ellerinin içlerinde kalem-i kaderle pek çok çizgiler, hatlar, nakışlar, nişanlar yazılmıştır. Malûmdur ki, insanın şu sayfalarında yazılan o kelimeler, harfler, noktalar, harekeler, ruh-u insanîde bulunan mânâlara, mâneviyatlara delâlet ettikleri gibi, fıtratında kader tarafından yazılan mektuplara da işaretleri vardır. Arkadaş, insanın geçen sayfalarına kaderin yazdığı haşiye, tesadüf ve ittifakın dühulüne bir menfez bırakmamıştır.

      Kimse bana kızmasın. Ben hayata önce Süfyanın kimliğine öğrenerek başladım. Sonra Kur’an hakikatlerini. Yani bu konuda çok şerbetliyim. Tabi otorite değilim. Her salağın bir özelliği vardır. Kusura bakılmaya.

      Sil
    17. ABDÜRRAHİM ÇOKGÜNGÖR !

      O belgelenmiş deyip geçtiğin belge hakkında ne kadar spekülasyon var biliyor musun ? Soy sop önemli değil diyorsun bu konudan bana hakaretler yağdırıyorsun,hakkım haram olsun söylemiştim zaten. Hz.Muhammed Mustafa s.a.v. Mehdi benim evladımdır,Ehli Beyt'tendir dediği halde halâ Şahsı Manevî diye GEVEZELİĞİN FERİŞTAHINI EDİYORSUNUZ. Bunu kendi nefsim için yazmıyorum,terbiyemi bozmamaya azami gayret ediyorum ama zırvalarınız Hadislere kadar dokunuyor. Oldu olmadı bir Nursî totemi yapın sabah akşam tapının !

      Mehdiyet siyasi, askeri, ekonomik değilmiş !! Zırvanın önde gideni bu iddianız. Ben diyorum arkadaşlara da inanmıyanlar var herhalde. Güngör kardeşimiz kantarın topunuzu kaçırmış haberi yok. Gümbür gümbür hemde siyasiliğin dibine vuracağız inşallah. Nursî'ye de bu devletin evlatlarına okutulacak derslerde kitaplarının program olma şerefi düşecek,bu yeter de artar bile. Ekonomik değilmiş ! Korkaklarla işimiz olmaz. İnşallah göreceğiz Şer'i ekonomik sistemin nasıl çatır çatır işlediğini. Ayasofya diyorsun da Ayasofyayı camiye çevirmek ne kadar hakikatla bağdaşır ? Var mı bunda Ömer adaleti ? Beni konuşturma.

      Sil
    18. KuRgUcU DaVuT9 Kasım 2014 18:36.

      Tabiî ki senin soyun sopun her şeyin belli. Ondan şüphe yok. Şüphe şu sen Bediüzzaman gibi bir allamenin soyunu sopunu soruyorsun. Ben de, her işte olduğu gibi önce kendine bak. Sen nesin? Bakarsın sen de öylesin.

      Tabi ki, soy sop düşkünlüğümüz yok. Asr-ı saadetti baba küfür oğlu İslam ordusunda savaşmış. Böyle şeyler soy sopa bakmaz. Ben Allah’ın rızasını kazanayım istersem en hakir kavimden olmama bile bakmam.

      Şu unutulmasın. Bütün evliya ve asfiya, bütün Al-i beyt ve Al-i İbrahim Mehdi’nin manevi ordusu içinde yer alır. Yani onun yardımcısıdır. Dünyanın üçte ikisini küfrün bulutları kapladığında bu zatlar onun yardımcısı olacak. Tabi manevi alemden. Öyle ki Hz. Ali (r.a) bizzat onun terbiyesinde ve işlerinde müdahil olacağını okumuştum. Bakarsın sana da müdahil olur ona göre ha. O manada soyu sopunu kontrol et, diyorum. Bakarsın sen de onlardan olursun.

      Al-i beyt Arap ırkına münhasır değil. Her kavimden Kürt ve Türk ve Acem ve de Horasanlı olabilir. Evlilik yoluyla. Her sene Mevlid Kandili’nde muazzam ve muhteşem bir topluluk Diyarbakır’da meydanı dolduruyor. Çoluk ve çocuk. Bunu hikmetini sonradan öğrendim. Kerbale’dan kaçan ehl-i beyte o yöreler sığınak olmuş. Yani o soy sopun bir kısımı oradan çoğalıp dağılmış. Balkanlarda ehl-i beyt olduğunu bilirim. Oraya asakir-i İslam’dan önce mana erleri gitmiş. Gül Babalar gibi. Bakarsın sizin oralara da uğramışlar. Sen güzel düşün.

      Sil
    19. Dünyanın üçte ikisini küfrün bulutları kapladığında.. Dünyanın tamamı küfrün bulutunda değil fırtınasında yaşıyor. Faiz sistemi her yerde,Seküler sistemler her yerde,Şer'i sistem yok,Müslümanlar öldürülüyor daha sayayım mı ? üçte bir dediğin diye bir yer yok !

      O bahsettiğin Seyyidlerin yardımcı olması meselesini Sana öğreteyim,Sen hep bize öğretiyorsun ya :

      Sünnî-Şiî savaşının önünü alamayacağız. Bizde de İşid marifetiyle Alevîlere saldırılar olunca Mezhep Savaşını göreceğiz. Ancak bu savaşı halk halkla direkt yapmayacak. Önce devleti suçlayacaklar İşidi besledi üzerimize sürdü diye. Daha sonra saldıracaklar. Daha sonra Müslüman gördüklerine saldıracaklar. Halkımız Devletine karşı gelmediği için boyun bükecek güvenlik güçlerine havale edecek işleri. Ancak işler daha da kızışacak daha da beterleşecek. Zaten Sünnî-Şiî savaşını görüyoruz. İşler içinden çıkılmaz bir hale geldiğinde Hz.Mehdî a.s. devreye girecek ve bu ayrılığın önüne geçmek için Seyyidlerden manevî yardım alacak. Gerisini Sen düşün. Benim soyum sopum açık ve seçiktir. Hafızası kuvvetli büyüklerimizden öğrendik çok şükür.

      Ama öğrendiğim birşey daha var : Eğer Ehli Beyt değilse Resulü Ekrem'in manevi evladı da olabilir. Madem herşeyde bir sır var Sana göre ve madem herşey imtihan belki de Hz.Mehdi diye bahsedilen şahıs Hz.Peygamber a.s.'mın manevi bir evladıdır. Seyyidler Cemaati yardım edecek diyor Nursî Seyyidler içlerindeki kişiye Seyyidlik yönünden neden yardım etsin ki ? Zaten Seyyid. Seyyidlerin çok fazla maddi gücümü var ki ? Yok. Olsaydı bilirdik. Belki de o zat Ehli Beytten kabul edilecek bir Zat ? Düşünmek serbest öyle değil mi ? Madem herşey bir imtihan :)

      Sil
    20. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    21. Değerli Arkadaşlarım,

      Burada Kurgucu Davut ve onun gibi düşünen arkadaşlara katılıyorum, Bediüzaman hzleri Hz Mehdi (As) değil, Müceddid'dir. Ona El-Mehdi demek iftira olur..

      Tespih taneleri gibi kıyamet alametleri başlayınca, Hz Mehdi (As) kıyamının - zamanın geldiğinide anlayacağız, Hz Mehdi (As) kıyam ettiğinide de anlayacağız, zaten özellikle Ehli Sünnet vel Cemaat için Güneş gibi aydınlık olacak Hz Mehdi(As)

      Hz Mehdi (As) geldiğinde, geldiğine dair şüphe kalmayacak..

      O zaman saflar belli olacak..

      Sevgilerimle..

      Sil
    22. Faizin yaygın olması mı büyük tehlike, küfür mü? İnkar-ı uluhiyet mi? İlki birincinin neticesi. Tevhid dinini hakimiyeti bunları izale edecek. Yani Mehdi'nin ihya-ı din ve Mesih'in tashih-i din cihadları sonucu faiz de bitecek (zaten faizsiz bankalar devreye girmeye baladı), domuz da haram olacak. Bunlar netice. Asıl olan ilk tevhid planı. Halifetullah, banker değil. İhya-yı din alimi.

      Kur’an ayetleri ikiye ayrılır. 80 kadarı Mekki, 40 kadarı Medenidir. Mekki ayetler imana tevhide diğeri ise imanla karışık muamelata. Kur’an’ın 4 esasa olan tevhid, nübüvvet, haşir ve adalettir. Neredeyse tamamına yakını tevhide, vahdete, vahdaniyete, ehadiyete bakar. Böyle olunca muamelet ikinci derecededir. İman esastır. Mehdi’de imanıbillahı hedef alacaktır.

      Mezhep kavgaları ve savaşları yeni değildir. Tarih onlarla doludur. Ancak emperyalist güçler 1700’lerin sonundan başlayarak İslam dünyasını dolaşarak sosyal yapısını öğrendi. Ve 1800’lerin başından başlayarak önce dini ayrılıkları körükledi. Sonra da ırki ayrılıkları ve Osmanlı’yı bitirdi. Siyasi vesayet ve istila tesis edilince bu politikalarını yerli diktatörlere devrettiler. Onlar da bunu onların adına kullandılar. Saltanatlarını sürdürmek için.

      Şimdi bu saltanatlar yıkılıyor. Niçin? İmani uyanış boyalarını döktü. Ama 1920’lerin başında arta kalan bazı tahrikler NATO’nun 1990 sonrası ana politikası oldu. Çünkü beka için ve yaşamak için İslam’ı düşman seçtiler. Büyük İsrail’in devreye girmesini de çıkarları için körüklüyorlar. Irki ve kavmi etnisiteyi birbirine düşürerek Bu mezhep savaşı olarak yansıyor. Ama yapay ve aldatıcı. İsrail’in 1960’lardan bu yana Kürt ayrılıkçılığı üzerine oynadığını bilir misiniz. 1975’te ABD’nin Kürtleri satmasına rağmen. Ama bu oyun şimdi dindar Kürtler’in engeliyle karşılaştı. Niçin PKK şimdi seküler vurgusu yapılıyor. Onları düdük gibi kullanalar öyle çaldıkları için.

      İran’ın şia olması düşmanlık sebebi olamaz. İttihad-ı İslam’a aykırı değildir.Onlar bizim din kardeşimiz. Aradaki fark siyasi İslam ile manevi İslam ayrılığı. Onların muharriki siyaset bizimki ise imani. Acem-Arap kavgası bir tuzaktı. İkisi düşüp kendilerini harcadı. Şimdi bir başka siyasetle İran iğfal ediliyor. Bu geçicidir. Bazı mahrem konular var. Yakında onların açığa çıkması ile sizin tezlerinizin hükümsüz olduğu ortaya çıkacak. Sabredin. Mehdi şia ile değil küfür ile mücadele eder. Ehl-i şia-vehhabi çatışması bitti bitiyor. Görürsünüz.

      İslam dini 1506 yılına kadar hakimane hükmedecek. Sonra 20 yıl 1920 sonrası gibi ve daha beteri. Öyle ki insanlık insanlıkta çıkmaya başlayacak. Hilkat garibesi doğumlar suistimal sebebiyle artacak. Ve doğum durma noktasına gelecek. 20 yıl sonra ise tamamen küfr-ü mutlak hakimiyetinde gçecek. Ondan sonra kıyamet safhaları devreye girecek. 1545’te kıyametin ilk dalgası geliyor, yeryüzünde hayat bitiyor, 20-25 yıl kıyametin tahrib-i dünya devri başlıyor. Denizlerin alev alması. Rahmet-i ilahi ile bir araya gelen yanıcı ve yakıcı hidrojen ve oksijenin ayrışması sonucu süper küresel yangını başlayacak. Ve sonra mahşeri düzenin kurulması.

      Kaç seneniz kaldı aslanım da bu kadar hikayeyi sığdıracaksın. Nefsani ve şeytani değil Rahmani düşünmek lazım. Mehdi’nin zuhuru 70 yıl, hakimiyeti 70 yıl. Hepsi o kadar. Senaryo yazarken veya komplo kurarken bile Kur’ani ve Sünni olması esastır. Sonra at atabildiğin kadar. Yoksa kara bela şeytan aldatır. Ahir zamanda dinden çıkmak okun yaydan çıkması gibidir. Fazla sallamalı işleri dalma.

      Kimin Mehdi olduğunu herkes bilemeyecek. Kendinizi heba etmeyin güncel gibileri. İlmin ve aklın kadar konuş. Hz. Peygamber için bütün kutsal kitapar tarif etti. O geldiğinde kimse ona inanmadı. Ki şimdi Mehdi şu veya buya inansın.

      Sil
    23. Bir Cuma gecesinde, nevm (uyku) ile âlem-i misâle girdim. Biri geldi, dedi: Mukadderat-ı İslâm (İslâm’ın geleceği) için teşekkül eden bir meclis-i muhteşem seni istiyor. Gittim… Gördüm ki: Münevver (çok nurlu), emsalini dünyada görmediğim, Selef-i Sâlihîn’den (evvelki büyük İslâm âlimlerinden) ve a’sârın mebuslarından (asırların temsilcilerinden) her asrın mebusları içinde bulunur bir meclis gördüm. Hicab edip (utanıp) kapıda durdum. Onlardan bir zat dedi ki: – Ey felâket – helâket asrının adamı! (Âhirzamanın temsilcisi) Senin de reyin (görüşün) var, fikrini beyan et.”
      Asr-ı hazır meb’usu (bu asrın temsilcisi) sıfatıyla söyledim; onlar da dinlediler: (…)

      üstad mehdiyi zamandır beklenen kişi mehdiyi muntazır dır

      Sil
    24. İsevîlerin ya da Mesih hareketinin yeryüzünde şu anda var olduğunu sanıyorsan yanılıyorsun üstelik Amerika'nın bu hareketin başı olduğunu düşünüyorsan daha da yanılıyorsun. Evet Amerikalılar bir Yaratıcıya inanırlar ancak yönetimleri tamamen masoniktir. Bunu herkes biliyor.

      Ben Sana nasıl İsevîlik ortaya çıkabilir yazayım : Sen biriyle bir olup çıkarların doğrultusunda kendi kanından olan dedeni öldürtsen bir süre sonra vicdan azabı çekersin. Aynen öyle de Ruslar Avrupanın anasını belledikten sonra Amerikadakiler köklerinin mahvoluşunu izleyip içlerindeki sönmeye yüz tutmuş vicdan galeyana gelecek. Ben böyle görüyorum.

      Diğer yazdıklarına birşey demeyeceğim ama terbiyeli de yazabiliyor muşsun.

      Sil
    25. Abdurrahim kardeşim,

      Bediüzaman hzleri Hz Mehdi (As) değildir, kendisi ben o acayip şahsın neferiyim diyor, Bediüzaman hzleri ne zaman Hz Isa ile namaz kıldı, ne zaman dünya hakimiyeti sağladı, Süfyanı ne zaman öldürdü ? Hz Isa ile Deccali ne zaman öldürdü ?

      Hangi Hadisi Şerifte Hz Mehdi (As) gelecek kimse farkına varamadan vefat edip gidecek diyor,

      Sadece içi boş sözler senin söylediklerin..

      Hz Mehdi geldi - gitti, Hz Isa geldi - gitti, Deccal - Süfyan öldü kimse farkına varmadı, Ahir zaman alametlerinin özelliği umuma açık olmaları..

      Selametle..

      Sil
    26. Tatmin olacaksan Bediüzzaman Mehdi değil. Kimse de söylemiyor. Zaten onun da öyle bir iddiası yok. Öyle olmadığı gibi şimdi Mehdi gelse karşında dursa ve sorsan “Değilim” diyecek.

      Hadisler tevile muhtaç. Çok ettik. Anlaşılamadı. Şimdi Mehdi niye gelsin ne yapacak, Siz tarih okumadınız. Galibe resmi tarihin narkozu altındasınız size ne denecek. Hiçbir şey. Geçiniz.

      Mehdi Deccal fitnesinin en yoğun ve en şedid olduğu bir döneminde gelecek ve vazife yapacak. O dönemi siz seçin. Dinin köküne kadar kazındığı bir devri bulun ve Mehdiyeti inşa edin.

      Ama o geldiğinde herkes yani ehl-i iman ve İslam diye bir şey olmayacak. Ve öyle bir hizmet yapacak ki, hem gafiller hem de kafirler anlamayacak. Bir gün herkes hakikat güneşi üzerine uyanacaklar aaaa. Bütün çöller orman olmuş. Nasıl olmuş. Aaaa. Hadi artık Mehdi gelsin diyecek. Zavallılar onlar gafilken, diğerleri küfrün saltanatını sürerken altları oyulmuş da haberleri olmamış. İrtica her yeri sarmış. ne olacak şimdi diyecekler.

      Naim b. Hammad, Ebu Said el-Hudriden tahric etti; Peygamberimiz (s.a) buyurdu ki: Onun (Mehdi’nin) zamanında uykuda olan uyandırılmaz ve bir damla kan bile akıtılmaz. (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman,)

      Eli kılıçlı, kan dökücü veya siyasetçi veya asker gibi kumandan Mehdi bekleyenlerin beklentisi bu karşılamıyor. Çünkü avam tabakasını bir alim-i evliyaullah açmaz. Onlar işin gösteriş tarafından. Kafaları almaz..

      Sil
    27. Her yüzyılın başında bir muceddid geliyorsa neden bu yüzyılda şahsi manevi gelsin
      Bu konuda İslam âlimleri sayısız eserler yazmıştır. Hiç biri o kendini gizleyecek dememiştir. İbni Hacer-i Mekki’nin Alamat-i Mehdi, imam-ı Süyuti’nin El-Burhan ve imam-ı Şarani’nin Muhtasar-ı Tezkire-i Kurtubi kitaplarında iki yüze yakın Hazret-i Mehdi’nin alameti bildirilmektedir. Babasının ismi kendi ismi her şey bellidir. Peygambere mi inanalım ,varisi olan ehli sünnet alimleremi sizemi,bizim ölçümüz bellidir .
      Ve deccalin silahlarından sizin düşünceleriniz korkar ama Allahın meleklerle desteklediği halifesi korkmaz nasilki resulu sav korkmadiysa ,

      Sil
    28. Hadislerde buyurulduğu gibi hilafet devri bitti. Hilafetin bitiminden sonra halifetullah olan Mehdi ve ona izafe edilen Mehdiyet devri başlar. Mehdi hem hatem-ül evliya ve müceddittir. Artık onun vaz ettiği esaslar çerçevesinden hizmet olacaktır.

      Ahir zaman bambaşka bir dönemdir. Hiçbir döneme benzemez. Küfür ve iman tıpkı kedi ile köpeğin birbirine dalaşmadan yaşadığı bir devirdir. Leküm dinikum ve liyye din hakikatinin bir başta tecellisidir. Ama İslam’ın güneş gibi parladığı bir dönemdir. Mehdi’nin zuhurundan sonra kıyamete kadar sürecek zaman da 250 yıl civarındadır. İnsanlık Rahmet-i İlahi’nin son kez tecellisiyle dünyanın en kalabalık olduğu bir zamanda Din-i İslam Hırisityanlık ile omuz omuza tevhid dinine yaşayacaktır. Yani tevhid bütün dünyada hakim tek din olacaktır.

      Mehdi ve mehdiyetin gayretleri sonucu tesis edilecek ittihad-ı İslam ile hilafet ünvanı bir şura veya meclisle ihyası söz konusudur. Onu 2022 sonrası göreceğiz.

      Bediüzzaman’ın bir sözü vardır. Eski hal muhal, ya yeni hal ya izmihlal. Olan budur. Tabii Mehdiyet’in zuhuruyla birlikte bütün dini cemaatler, tarikatler deccalist rejimlerin takip ve baskısından kurutulacaktır. Ve asr-ı saadete uygun bir 70 yıl yaşanacaktır. Şahs-ı manevi ne demek? Amiyane izah şöyle. Nakşibendi Hazretleri var. O manevi bir tarikin sultanı. Bir de onun salikleri var. Onlar o manevi sultanlığı sürdürürlerse Nakşibendilik şahs-ı manevi olur. Yoksa Nakşilik Hz. Nakşibendi ile batıp gitti mi, yayıldı mı. Dini konular ilmi perspektifte mütalaa edilmedikçe çok hatalara düşülür. Bu zaman da öyle bir zaman.

      Sil
    29. üstad 250 yılın başlangıcını 1873 yılı olduğunu söyler

      Sil
  4. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  5. Türkiye son 4 yılda Dünya'nın milli gelire oranla en yüksek bağışçısı, rakam olarak Amerika ve İngilterenden sonra 3. en büyük bağışçı..

    Abdülkadir Geylâni hzleri bana tasadduktan daha fazla makam atlatan amel yoktu demişti..

    Allah kabul eder inşallah..

    http://m.turkiyegazetesi.com.tr/ekonomi/203723.aspx

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güncel kardeşim Türkiye'nin bu tasadduku ve evliyasinin duaları çok belayi defedip cogunu da hafifletiyor ama biz bilmiyoruz

      Sil
  6. Erdoğan işaret etmişti! Halep'te kıyamet kopuyor
    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, 'Kobani'yi bir yana bırakın' diyerek dikkat çektiği Halep'ten kaçış başladı.
    Suriye savaşının kilit kenti Halep'te yaşayanlar canlarını kurtarmak için yollara düştü... Kentte, Esed rejiminin kuşatması sonucu muhalifler zor durumda kalınca beklenen büyük göç dalgası ilk sinyallerini vermeye başladı. Halep'te yaşayan Suriyeliler, hayatta kalabilmek için kaçmaya başladı. Birkaç parça eşyayla sınıra gelen mülteciler buradan Türkiye’ye geçmeye çalışıyor.

    YanıtlaSil
  7. Muharrem Sarıkaya
    msarikaya@htgazete.com.tr
    Göç oyunu
    04 Aralık 2014 Perşembe, 01:18:17Güncelleme: 08:50:59
    TÜRKİYE 1.5 milyonu aşkın yeni bir göç dalgasına ne kadar dayanabilir?

    Kış şartlarının güneyde de kendini hissettirmeye başladığı bugünlerde Suriye içinde çarpışan taraflar yukarıdaki soru üzerinde çalışıyor.

    Bilgiyi Ankara’ya aktaranlar, devletin bölgede görev yapan etkin isimleri...

    Onlardan biriyle dün telefonla konuştum.

    Peşmergenin nöbet değişimi için gönderdiği 150 yeni ismin gelişi ve Kobani ile Reyhanlı arasındaki gerilimi takip ediyordu.

    İkisinin birbirine çok uzak noktalar olduğunu anımsattım.

    Detay verdi:
    “IŞİD’in gücü Kobani bölgesinde bir miktar kırıldı. Ama bölgede hâlâ güç olmayı sürdürüyor. Bu arada PYD, Reyhanlı bölgesinde IŞİD’e saldırı başlattı. Onlar da PYD kontrolündeki Afrin bölgesine Cephetül Nusra saldırısıyla karşılık veriyor. Bu da bizim açımızdan yeni bir sıkıntı yarattı, onu takip ediyoruz.”

    REYHANLI SORUNU

    Nedenini de sıraladı.
    Anlattığına göre Reyhanlı’ya yakın olan Suriye’nin İdlib kent bölgesi içinde kalan Atma, Kerame, Kah kampları çatışmaların başladığı alan içinde kalmış.

    Hükümet dışı organizasyonların (NGO) desteğindeki bu kamplarda 50 bin civarında Suriyeli yaşıyor.

    Çatışmaların şiddetlenmesi halinde kamplarla birlikte bölgedeki yerleşimlerde yaşayanların Türkiye’ye kaçmaları olasılığı yüksek.

    ÜÇLÜ OYUN

    Sorunun bu noktada bitmediğini de söyledi.

    “İdlib’in hemen yanındaki Halep’te sıkıntı çok daha büyük” deyip anlatımını sürdürdü:

    “Esad güçleri Halep’e hâkim olmaya başladı. Bir yanda Esad güçleri, diğer yanda da IŞİD baskısı sürüyor. Bölgede arada kalan, bazı kamplarda yaşayanları Türkiye sınırına doğru itiyor. Asıl sorun Afrin’de yükseliyor. Devam ederse 1-1.5 milyon yeni mülteci akınıyla yüz yüze kalırız.”

    Sözlerini bu noktada bitirmeyip şu önemli cümlenin altını çizdi:

    “Hem Esad, hem YPG, hem de IŞİD birbirinden kopuk da olsa aynı politikayı güderek Türkiye’ye göçü tahrik ediyorlar.”

    Her üç yapının oyununun gerisinde, Türkiye’yi göçlerle yaşanamaz kılma planının bulunduğunu söyledi.

    Ankara’nın önce ABD Başkan Yardımcısı Biden, son olarak da Rusya Lideri Putin ile yaptığı görüşmelerden bölgeye dönük yeni bir sonucun çıkıp çıkmadığını da sordum.

    “Her iki görüşmenin yansımaları bize ulaşmadı, ama Halep’te güç kazanmasıyla Esad’ın yerini daha da sağlamlaştırmaya başladığını görüyoruz” dedi.

    ABD’NİN ÇABASI

    ABD’nin, Halep bölgesindeki muhalif gruplar ile Esad güçlerini, IŞİD’e karşı ortak operasyona razı etme çabasında olduğunu da vurguladı.

    Kobani’de olup bitenler hakkında da bilgi aktardı.

    Peşmerge güçlerinin gelmesiyle bir destek sağlandığını ancak tam anlamıyla bölgeden IŞİD’i püskürtme başarısının elde edilemediğini belirtti.

    İlk grup peşmerge gücünün Kobani’ye ulaşmasının üzerinden henüz bir ay geçtiğini, daha bölgeyi tanımaya başlamadan nöbet değişimine girdiklerini anımsattı.

    Telefonu kapatırken de aynı sözü tekrar ediyordu:

    “Göç oyunu oynuyorlar, 1-1.5 milyon mülteciyi daha Türkiye’ye sürmeye çalışıyorlar...”

    Görünen o ki Suriye cephesinde yeni bir şey yok, oyun sürüyor.

    YanıtlaSil