.

ALLAH; DEVLETE, MİLLETE VE ORDUMUZA ZEVAL VERMESİN

19 Kasım 2014 Çarşamba

MEHDİ HAKKINDA İSLÂM ÂLİMLERİNİN GÖRÜŞLERİ

ABDÜLKADİR GEYLÂNİ HAZRETLERİ 

Seyyid Abdülkadir Geylâni Hazretleri H z. Mehdi (A.S) için, “Feth’ur-Rabbani” adlı eserinin 60. meclis’inde şöyle beyan buyuruyorlar:

“Kim ki bu hâle erer ise, artık Azîz ve Celil olan Allah’ın kapısından onu hiçbir engel alıkoyamaz. Bayrağı indirilemez. Askeri mağlup edilemez. Hakk’ı haykıran sesi susturulamaz. Tevhid kılıcı için bir hudud çizilemez. İhlâs adımları yürümekle yorulmaz. Hiçbir iş ona güç gelmez. Hiçbir kapı, önünde kapalı durmaz, açılınca da kapanmaz. Bütün kapalı kapıların kanatları uçuşur, bütün yönler açılır. O Hakk Tealâ’nın huzuruna varıncaya kadar, hiç kimse onu durdurmaya güç yetiremez. Rabbinin huzuruna vardığı an, O da ona lütfeder, ikramlarda bulunur. Onu kendi hücresinde uyutur. Lütuf ve fazlından yedirir, ülfet badesinden içirir. Bunları bulduktan sonra, hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın işitmediği ve hiçbir insanın hatırına gelmeyen harikulâdelikleri görür.”

“Hakk Tealâ’nın fazlını, keremini bulduktan sonra, o büyük insan halk arasına tekrar katılır. Sebebi; onlara hidayet yolunu göstermesi, ebedî mülk sahibi kılmasıdır. Çünkü o kul, sonsuz manevî bir mülke sahiptir. Ulaşmış olduğu mertebelerin bereketiyle diğer insanlara feyz saçar, rehberlik ve hidayet öncülüğü eder. O öyle bir kuldur ki, Hakk’a vasıl olmuş, O’nu görmüş ve masiva denen Hakk’ın Zat’ından gayrı şeyleri bilmiştir. Artık işi halkla uğraşmaktır. Yerine göre halkın tepesine bir tokmak olur. Hakk olanla batıl olanı birbirinden ayırt eder. Onları Azîz ve Celil olan Allah’ın katına göndermek için bir elçi, birkılavuz olur. Bu zâta melekût âleminde “Azîm” yani; “büyük” ismi verilir. Bütün halk onun kalbinin ayakları altında durur ve onun gölgesinde gölgelenir. Bu halleri işitip heyecana kapılma…”

İMAM-I RABBANÎ HAZRETLERİ

“Öyle makamlar da vardır ki; cezbe ve sülûk oraya yanaşamaz. Bu son makamlar çok yüksek, pek kıymetlidir. Bu makam Ashab-ı kiramdan sonra, Hz. Mehdi’de görünecektir. Tasavvuf büyüklerinden pek az kimse, bu makamdan haber vermiştir. Bu makamın ilmlerinden, ma'rifetlerinden söyleyen ise yok gibidir. Bu makam, Allahû Tealâ’nın öyle büyük bir ni’metidir ki; dilediği, seçtiği bahtiyarlara nasîb olur. Ashâb-ı kirâm (aleyhimürrıdvân) bu pek yüksek mertebeye, daha ilk sohbette ayak basardı ve zamanla bu mertebelerde yükselirlerdi.” (1. cilt, 32. Mektup)

“...Peygamberimiz (S.A.V)’in haber verdiği Hz. Mehdi, velâyetin en yüksek derecesinde olacağına göre, o da bu yoldan yetişmiş ve bu yolu tamamlamış ve düzeltmiş olacaktır.” (1. cilt, 251. Mektup)

“...İnşaallah tam bir şekilde Mehdi (A.S) da zuhur edecektir. Bu makamdan haber veren tabakat meşayihi azaldı... O makamın ilimlerinden ve maarifinden kelâm şöyle dursun. İşbu makam, şu âyet-i kerimede mânâsını güzel bulur: “Bu, Allah'ın fazlıdır; dilediğine verir. Allah, büyük fazlın sahibidir." (Cuma Suresi, 4) (Mektubat-ı Rabbani, c. 1, Mektup 32, s. 125)

“Gelmesi vaad olunan Mehdi'nin dahi rabbı (terbiyesine gelen) ilim sıfatıdır. Hazret-i Ali gibi, İsa ile münasebeti vardır. Hazret-i İsa'nın kademi Hazret-i Ali'nin başında olup bir kademi dahi Hazreti Mehdi'nin başındadır.

“...Geleceği vaad edilen Mehdi, velâyetin ekmeliyetini alacaktır. Bu Tarikat-ı Aliyye üzerine gelecek ve bu Silsile-i Aliyye’i tamam ve tekmil edecektir. Nisbet-i Aliyye’nin altında bulunmaktadır. ("Mektubat-ı Rabbani", c. 1, 251. Mektup, s. 550, 554)

“Sonra gelenlere nasıl bu hükmü yürüyebilir ki: Onlar arasında Mehdi (A.S) vardır. Resulullah (S.A.V) Efendimiz, onun kudumünü ve vücudunu müjdelemiş; şöyle buyurmuştur: “O, Allah'ın halifesidir." ("Mektubat-ı Rabbani", c. 1, s. 814)

“İşittiğimize göre, Hz. Mehdi, hükümet sürdüğü zaman, dîni yayarken ve sünneti diriltirken, bid’at işlemeğe alışmış olan Medine’deki âlim, bid’atı güzel saydığı ve ibadet olarak yaptığı için, Hz. Mehdi'nin emirlerine şaşarak (Bu adam, bizim dînimizi yok etti ve milletimizi öldürdü.) diyecektir. (1. cilt, 255. Mektup)

MUHYİDDİN-İ ARABÎ HAZRETLERİ

“Muhakkak ki, yeryüzü zulüm ve haksızlık ile dolduğu sırada Allah'ın halifesi kıyam edecek, yeryüzünü adalet ve eşitlikle dolduracak... Genel kazancı, halk arasında eşit olarak paylaştıracak, halka adaletle hükmedecek ve anlaşmazlıklarda hakemlik edecek... Allah onun işini bir gecede düzene koyacak, zafer hep onun önünde yürüyecek...


Ayağını Peygamber’in ayağının yerine koyacak (O’nun izinde yürüyecek) ve hiçbir zaman sapmayacak... Dağınık dînleri (batıl inançları) ortadan kaldırıp, sadece hak dîni hâkim kılacak..." (18)

“Bilin ki, Mehdi mutlaka çıkacaktır. Ancak yeryüzü zulüm ve işkence ile dolmadıkça çıkmayacaktır. İşte o da böyle bir zamanda çıkacak, dünyayı doğruluk ve adalet ile dolduracaktır. Hatta dünyada tek bir gün kalsa, Allah o günü uzatacak, ta ki o halife gelsin.”

“Mehdi (A.S), malı eşit surette dağıtacak, vatandaşları arasında adalet ile muamelede bulunacaktır. Mehdi, dînin fetret geçirdiği bir dönemde ortaya çıkacak... Adam cahil, korkak ve pinti olarak akşamlayacak, fakat âlim, cesur ve cömert olarak sabahlayacaktır. Huzur ve mutluluk onunla yürüyecek.”

“Resûlullah'ın izinden yürüyecektir. Onun adına hiçbir melik hata etmez. Görmediği şekilde onu doğrultur. Her görevi üzerine alır ve zayıfa, düşküne yardım eder. Musibete uğrayanlara yardımcı olur. Dediğini yapar, yaptığını da söyler, şahid olacağı şeyi de bilir.”

“Allah kendisini bir gecede ıslâh eder.”

“Hz. Mehdi, dîni ayakta dimdik durduracak, eski hüviyetine kavuşturacaktır. İslâm'a yeniden ruh üfleyecek, zelil hale geldikten sonra onunla İslâm'ı eski güçlü haline sokacaktır.”

“O, İslâm öldükten sonra İslâm’ı tekrar diriltecektir. Dîn, onun vasıtasıyla eski hüviyetini kazanacaktır.”

“Onun döneminde dîn tamamen rey'den arınmış olarak eski hüviyetini kazanacaktır. Vereceği birçok hükümlerde ulemanın mezheplerine muhalefet edecektir. Bundan dolayı ondan uzak duracaklardır. Zira zanlarına göre, gerçekten Allah’ın imamlarından sonra bir müctehid bırakmadığını kabulleneceklerdir…”

“Allah, bir grup kimseyi ona vezir tayin etmiştir. Özellikle bu vezirler her konuda gerçek mânâda ârif kişiler olacaklardır. Şehri kılıçsız ve silah kullanmaksızın fethedeceklerdir. İşte bu doğrunun ta kendisidir ki zaferle kardeştir.”

52 yorum:

  1. Mehdi, Hatem-ül Evliya değildir.Burada sizin paylaştıklarınız Hatem-ül Evliya ile ilgilidir.Mehdi ile Hatem-ül Evliya her ikisi de hem hükümdar olacak hem de veli.Mehdi, Hatem-ül Veli'ye Peygamberimizin(sav) eşyalarını emanet verecek ta ki günü geldiğinde kendisine emanet olarak tekrardan verilsin.Mehdi'nin veliliği konuşulurken Hatem-ül Evliya'nın veliliği konuşulmayacak.Mehdi insanların bilmediği bir şeyi bilmekte ve Hatem-ül Veli, Hz.İsa ile beraber deccali öldürecek.Mehdi'den "dun" olmayan kimse O kişi hatem-ül velidir ve Hatem-ül Veli şu an kendisinde olmasa bile daima Hz.Peygamber(sav)in koruması altındadır.Yıldızlara ulaşacak olan kişinin Hatem-ül Veli olduğu mahşerde anlaşılacak.Yazdıklarımda tezat yoktur zaten olamaz da...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. kaynaklarını da yazar mısın, sen kahtaniyi hatemül evliya yaptın,

      Sil
    2. Kaynak nedir sayın Sakarya Seyf ?

      Sil
  2. Güzel bir paylaşım olmuş Allah Razı olsun.

    YanıtlaSil
  3. http://m.youtube.com/watch?v=B5mfcimCzCI&list=UUHs4eriCxsa-Tpv6gbCeRIA

    http://m.youtube.com/watch?list=UUHs4eriCxsa-Tpv6gbCeRIA&v=HLLIEClLRQs&mode=NORMAL

    YanıtlaSil
  4. MEHMED ŞEVKİ EYGİ'DEN... http://www.milligazete.com.tr/koseyazisi/Ucuncu_Dunya_Savasi/22278#.VG2iITSsX3c

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sayın Mehmed Şevki Eygi'nin yazısının giriş bölümüne katılmıyorum.Anadolu insanının bakış açısından ve şartlarından uzak bir değerlendirme olmuş.Belki bulunduğu ve görmüş olduğu çevrelerle ilgili bir tespittir.Yanlış denemez.Bildiğim kadarıyla Türkiye Cumhuriyetinin kurulmasıyla yapılan icraatlar ve özellikle harf devrimi o zaman yaşayan tüm insanları cahil bırakmıştır.Osmanlıca yazıp okurken birden bilmediğin bir yazıyla karşılaşırsan böyle olur.Benim dedem Osmanlıcayı eski Türkçeyi bilirdi örneğin.Ancak yeni gelen nesilin okuması için devlet kademelerinde yer almaları için tüm imkanlarını seferber ettikleri gerçektir.Türkiyenin günümüzde ki konumununda yetişen Anadolu insanının ağırlığı haddinden fazladır.Kimisi subay,kimisi polis,kimisi hakim,kimisi Öğretmen olmuşlar ve hala oluyorlar.28 şubat ve ondan önceki dönemlerde kolaylıkla darbe yapılabiliyorken şu zamanda yapılmak istendiği halde yapılamıyor.Değişen dengelerde o insanların vefakarlığının,cefakarlığının etkisi vardır.Allah hepsinden razı olsun.Türkçe okuma,yazması olmayan,ekonomik imkanları kısıtlı,darbelere,hakir görülmelere ...önündeki milyonlar engele rağmen gösterilen gayretler takdir edilmelidir diye düşünüyorum.Bu gayretler Yeterlidir veya değildir tartışılabilir.

      Sil
    2. Mehmed Şevket Eygi olarak ismini düzeltmiş olalım.Sehven Şevki olarak yanlış yazmışım.

      Sil
    3. Mehmed Şevket Eygi'nin yazısını daha önce paylaştık.

      http://gaybihaberleri.blogspot.com.tr/2014/10/onumuzdeki-alti-ay.html

      Sil
    4. gurbet kardeşim sen yine sadece giriş bölümü demişsin. Ben mehmed hoca'nın bu yazısının giriş gelişme sonuç hiçbir yerine katılamıyorum.

      gurbet kardeşimin tespiti doğru. Hoca biraz yalnızları oynuyor ve türkiyedeki hizmetlerden ve bu hizmetler sebebi ile türkiyenin bu ortamda bile diğer müslüman ülkelere nispeten daha iyi durumda olduğu gerçeğini göremiyor ve çok fazla duygusal ve yer yer sloganlarla yorum yapıyor.

      Oysa dinen cahil bırakılmış ümmete ona buna kızmakla, neden yapmadın demekle insanların nefisleriyle kavga etmekle olacak işler değil bunlar. İnsanlara doğrusu gösterilirse daha iyi netice alınır.

      İslamiyette militan yetiştirir gibi askeriyeye milli eğitime adam yetiştirme yoktur. İslamiyette tebliğ esastır.

      Bir öğretmen dinen cahil kalmışsa o adam peşin peşin cehenneme mi yollanır yoksa o kişiye ulaşıp dini mübin nasıl anlatılabilir o kişinin tevbesine nasıl vesile olunabilir? bunlar mı araştırılır.

      Hz.Ömer, efendimizi sav öldürmeyi kafasına koyan bir müşrik iken sahabenin ebu bekirden sonra en ileri geleni olmuştur. Çıkmadık candan umut kesilmez.

      Bugünün günahkar müslümanları hatta münkirleri yarının evliyası olur hiç belli olmaz. Allahın fazlı keremi herşeye yeter... Yeter ki biz islamiyeti kendi nefsimizde yaşama örnek olmak ve yaşatma işimizi aksatmayalım.

      Sil
    5. hoca hakkında demiyorum ama yeise (ümitsizliğe) düşmek bir müslümanın başına gelebilecek en büyük felaketlerdendir. Allah hepimizi muhafaza etsin.

      Sil
    6. Allah Razı olsun Turker kardeşim.Bakış açısından ve olması gerekenleri Mehmed Şevket Bey yazmış.düşüncesidir.Keşke tüm askeriyesi,Polisi,devlet kademeleri ehli sünnetten olsa...temenni olarak.böyle denilebilir.
      Turker Eraslan 20 Kasım 2014 15:23 ''....Allahın fazlı keremi herşeye yeter..''

      Sil
    7. Bazen şöyle düşünüyorum ''Tarikatlar yapmış olduğu hizmetlerin reklamını yapsalar nasıl olur ? Yeterince anlatılmadığından mı haberdar değil millet.Bir de şöyle bir husus oluyor az reklamını yapan halk nezdinde teveccühe mazhar oluyor,diğer yapılan hizmetlerinde üzerine biniyor.'' diye düşünüyorum.Fakat reklam yapmakla,veya şöyle yaptık,böyle işler başardık demek de enaniyeti getirdiğinden,Allah korusun nefsani sonuçlar doğurduğundan zararlıdır ve gizli yapılmalıdır diye düşünüyorum.Eğer enaniyet ve kendine mal edilme olursa Allah o hizmeti ondan alıp başkasına veriyor.o hususlarda ileri gidenleri batırıyor Tarikatların 1000 yıldan fazladır kaybolmaması hususlarının binlerce sebeblerinden bir sebep olarak ben böyle bir sonuç çıkardım kendimce.Zira tarikatlarda Allah bilsin kul bilmese de olur kuralı ve her yaptığını Allah için yapma düsturu yerleşiktir.Ama acaba tarikatlar kendini perdeler,kendilerine maletmez de çalışmalarını anlatırsa,veya bir tarikat diğer tarikatın hizmetini övse ve anlatsa nasıl olur ?
      Örneğin 1980 ve öncesinde toplumsal olaylarda en ufak provokasyonda halk kendi kendini katlederken en son gezi olaylarında neden büyük katılım olmadı veya karşıt gruplardan saldırı olmadı.Başörtülü bir bayana saldırı yapıldığı halde neden sokaklara dökülmedi millet.Somadan başlayarak büyük bir ayaklanma çıkarılmak istendiği halde (yabancı medya dahi canlı yayın yaptı) neden halk ayaklanmadı sokağa çıkanlar çok azdı ? bunlar kendiliğinden olan olaylar değildir diye edindiğim bilgiler ışığında düşünüyorum.

      Sil
    8. Mehmet Şevket Eygi hakkında ciddi eleştiriler okudum. Fazla ütopik ve pesimist bir yapısı var. İslamiyette zaman ve zemine göre en iyisi yapmak gerekir. Şu anda kış diye yada bahar fırtınaları var diye neden yaz değil demek pek gerçekçi değil... Sabır lazım. İslamın üzerinden böyle şiddetli bir kış geçmiş iken, neredeyse çiçekler harap olmuş iken işte bakınız yeniden bahar içindeyiz. Varsın ara sıra şiddetli fırtınalar essin. Bu bahar Allahın izniyle cennet gibi bir mevsime değişecek. İslamın güzel meyveleri içinde bulunduğumuz asrın çarşısını dolduracak.
      Hiç bir aman ümidsiz değiliz. Hiç bir zaman bu milletten ümidimizi kesmedik.

      Sil
  5. Muhiyddin-i Arabi'nin Mehdiyi Anlatan Kasidesi

    Bir kasidesinde şeyh, ahir zamanda Mehdi'nin İsa (a.s)
    ile bir araya gelmesinden söz eder ve imalı olarak şöyle der
    (DY:65-66):

    Ramazanda sıhhat var, onunla hidayet bulur
    Karanlıkta hakkı görenler adamların kalpleri
    Fırat hazinesinde parlayınca mağrip
    Uğurlu ve düşmana karşı zafer kazanan kişi
    Şam'lı askeriyle ilerler
    Cevza mıntıkası gibi, ama aynı hizada
    Ezd'in Yahya'sı olarak anılır, kötülükten kaçan ezd.
    Hanif ve hidayet dini onunla dirilir
    Elif cim'i senesinde iner ruhu
    Dımaşk'ın başka bir yerine ve sıyrılır kınından
    Burada şeriatın keskin kılıçlarından biri
    Mehdi'nin davetiyle ve Mustafa'nın sünnetine uygun
    olarak
    Deccal'ı öldürür, batılı yerle bir eder
    Düşmanı helak eder, hidayete ereni kurtarır

    YanıtlaSil
  6. Sonra şöyle der:

    Bilesiniz ki, hatemu'l evliya şehiddir
    Âlemlerin imamının aynı ve yitiktir
    O, al-i Muhammed'den mehdi'dir
    Kökünü kuruturken küfrün keskin kılıçtır
    Bütün gamları ve karanlıkları dağıtan parlak güneştir
    Cömertlikte ilkbahar yağmurudur.
    Onun ortaya çıkma zamanı size yaklaştı.
    Vakti sizi gölgelemektedir.
    Geçen üç asrı izleyen dördüncü asırda zuhur edecektir…"

    YanıtlaSil
  7. Hatem-ül Veli, Mehdi değildir. Hatem-ül Veli Arap değildir.Hatem-ül Veli Kayı boyundan olup ilk gorevi önce Mehdi'ye zemini hazırlamak ki Anadoludan Romaya kadar fetihlerini ilk görevinde tamamlar.İlk görevi "İmanın Şartlarını" tekrardan hakim kılmaktır.Mehdi'nin bağlı olduğu komutan ve devleti teslim sonrasında ise bas veziri, Mehdiden sonra mahzuminin cezasını kesip basa kesecek biri.Hatemül Evliya o seviyeye ulaşması için önce Efendimiz(sav)den serumları alması gerek!Zülkarneyn'in ruhu nasıl ki Hz.İbrahim'den bir parca ise, Hatem'in ruhu da Peygamberimiz(sav)den bir parçadır.Yecüc mecüc yıkımını Hz.İsa ile birlikte gogusleyecek olan Hatem'dir ve Hatem, Hz.Ömer gibi şehit olacaktır.Yani öldürülecektir.Mehdi ise öldürülmeyecek.Mehdi Hz.Ebubekir gibi, Hatem Hz.Ömer gibidir.Hatem, Mehdi'den dun değildir hatta...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Muhyiddîn-i İbnü'l-Arâbî -kuddise sırruh- Hazretleri "Fütûhâtü'l-Mekkiyye"nin 18. Bâb'ında yer alan bir ifşaatında, bu Hâtemü'l-velâye'nin Araplar arasından seçilecek en şerefli bir kimse ile gerçekleşeceğini haber vermektedir.

      Buyururlar ki:

      "Velâyet-i Muhammedî'nin Hâtem'i bu Arap soyundan bir kişidedir ki, o bu milletin en asillerinden bir zâttır." (s. 214)

      Diğer bir beyanları ise şöyledir:

      "İşte bu sona getirecek ve bizim beklediğimiz Mehdî değildir. Bu ancak kendi Ehl-i beyt'inden olacak birisidir." (Fütûhâtü'l-Mekkiyye)

      Şeyhü'l-Ekber -kuddise sırruh- Hazretleri'nin, husûsiyetle Hâtemü'l-evliyâ olan zâtın makâmını, alâmetlerini ve ayırt edici hususiyetlerini tespit etmek için yazdığı "Ankâ'-i Muğrib fî Ma'rifeti Hatmü'l-evliyâ'" adlı kitabındaki ifâdesine göre;

      • Hâtemü'l-evliyâ' batı tarafından zuhûr edecektir. Bu, "Cüz'î Muhammedî imamlığın Hâtem'i" olan bu zâtın apaçık bir alâmetidir. (s. 15)

      • O'nun "Hâtemü'l-evliyâ"lığının tasdik edici alâmeti, Sıddîk-ı Ekber -radiyallâhu anh-in halîfelerinden biri olarak gönderilmesi ve onun zikrini tâlim ve telkin etmesidir. (s. 48)

      • O uzuna çok yakın orta boylu, pembe tenli bir kimsedir. Görünümü, pırıl pırıl parıldayan bir ay gibidir. (s. 75)

      • En şerefli Arap soyuna ve nesline mensuptur; fakat görünüş itibâriyle daha çok Acem'leri anımsatır. (s. 75)

      • Önünde neşredilmiş, açılmış bir bayrak vardır. (s. 16)

      • Fesad ateşinin sönmesi, ümmetin başı ile sonunun birleşmesi gibi kâziyeler onun zuhûru ile meydana gelir. (s. 16, 18, 74)

      • O'nun ilmi râsih, nasîbi yüce, Nûr'u apaçıktır; o, sırrı ve nasihati dile getirilir bir kimsedir. (s. 73)

      • Tıpkı resul ve nebîlerin diliyle söylediği gibi, Allah kullarına Hakk'ı onun diliyle söyler. (s. 73)

      • Allah-u Teâlâ bütün muhteşemliğine rağmen onu halkın nazarından gizler. (s. 16)

      • Belâların ve hâinliklerin ortalığı sardığı fitne zamânında, ihvânı ile birlikte Hakk'a bağlılığı gözetir ve bu hususta onlara öncülük eder. (s. 22)

      • O, hiç bilmezken "Hatemiyyet" mertebesiyle kemâl bulur. (s. 71)

      • O'nun Hatemiyyet'i "Nûrun alâ Nûr"; yâni "Nûr üstüne Nûr"dur. (s. 15-16)

      Sil
    2. Sana diyeceğim tek şey şunlar: Hatem, babasının dedesinin annesi Yemenli.Ancak kendisi Kayı boyundan gelir.Batı Mekke'ye göre...İman yemenlidir hikmet yemenlidir hadis-i serifi bilinmeyen Kayı'ya işaret eder.Hatem çoğu kez gökyüzünden yağmur gibi hikmetin yağdığını görür bu sebeple hayata dair hikmetleri rahatlıkla çözebilir ve O'nu dogrultan bir melek vardır ki O melek doğru kararda aydınlanma oluşturur, yanlıs kararda karartı...Ve başka durumlar vs...

      Sil
  8. Dinin üç ayrı manevi sultanından Hz. Mehdi hakkında çok önemli keşifler. Mehdi’nin vazifesi, hizmeti, zamanı ve başaracağı konular hakkında değerli bilgiler. O zat Asr-ı Saadet'ten sonra bütün aktap ve evliya ve imamların önünde olacak. Çünkü O Mehdi-i Al-i Resul’dür ve onun temsil ettiği kudsi cemaatinin şahs-ı manevisinin mümessilidir.

    Gas-ı A’zam onun Velayet-i Kübra’sını tarif ediyor: “Öyle makamlar da vardır ki; cezbe ve sülûk oraya yanaşamaz. Bu son makamlar çok yüksek, pek kıymetlidir. Bu makam Ashab-ı kiramdan sonra, Hz. Mehdi’de görünecektir.”

    Gavs-ı A’zam, bütün iddiaların aksine onun manevi bir hidayet cereyanına ve harekete önderlik edeceğini şöyle anlatıyor: ”Onlara hidayet yolunu göstermesi, ebedî mülk sahibi kılmasıdır. Çünkü o kul, sonsuz manevî bir mülke sahiptir. Ulaşmış olduğu mertebelerin bereketiyle diğer insanlara feyz saçar, rehberlik ve hidayet öncülüğü eder.”

    Müceddid-i elf-i sani İmam Rabbani de onun velayet-i kübra sahibi olacağını haber veriyor:”...Peygamberimiz (S.A.V)’in haber verdiği Hz. Mehdi, velâyetin en yüksek derecesinde olacağına göre, o da bu yoldan yetişmiş ve bu yolu tamamlamış ve düzeltmiş olacaktır.” “Bu makamdan haber veren tabakat meşayihi azaldı...”

    Hz. Mehdi’nin mukaddes topraklardan yani Mekke ve Medine’den çıkmayacağının bir delili de Vehhabiliğin hüküm sürdü bir zamanda zuhuru etmesidir. İmam-ı Rabbani bunun ihbarını da yapıyor: “Hz. Mehdi, hükümet sürdüğü zaman, dîni yayarken ve sünneti diriltirken, bid’at işlemeğe alışmış olan Medine’deki âlim, bid’atı güzel saydığı ve ibadet olarak yaptığı için, Hz. Mehdi'nin emirlerine şaşarak (Bu adam, bizim dînimizi yok etti ve milletimizi öldürdü.) diyecektir.”

    Tasavvufun harika şahsiyetlerinden Muhiddin-i Arabi de onun döneminin hilafet sonrası, despotik, diktatoryal, keyfi ve küfri rejimler zamanında olacağını şöyle ifade ediyor: “Ancak yeryüzü zulüm ve işkence ile dolmadıkça çıkmayacaktır. İşte o da böyle bir zamanda çıkacak, dünyayı doğruluk ve adalet ile dolduracaktır.”

    Onun hizmeti dünyevi değil manevidir. Yani dini canlandırmadır Bunun da Arabi’den haberi şöyle: “Hz. Mehdi, dîni ayakta dimdik durduracak, eski hüviyetine kavuşturacaktır. İslâm'a yeniden ruh üfleyecek, zelil hale geldikten sonra onunla İslâm'ı eski güçlü haline sokacaktır.”

    Manevi bir cihad takip edecek Mehdi’nin talebeleri de, ki Arabi onlara “veziri” diyor, yani vekilleri de manevi cihad yapacak. Süfyan’ın elindeki şehri yani 2. feth-i İstanbul’un Kur’an elmas hakikatler ile olacağının bir başka ifedisi şöyle:”Allah, bir grup kimseyi ona vezir tayin etmiştir. Özellikle bu vezirler her konuda gerçek mânâda ârif kişiler olacaklardır. Şehri (İstanbul'u) kılıçsız ve silah kullanmaksızın fethedeceklerdir. İşte bu doğrunun ta kendisidir ki zaferle kardeştir.”

    Kısacası Mehdi siyasi, dünyevi, askeri bir şahsiyet olmayacak. Cenab-ı Allah’ın bütün Al-i Beyt ehline layık gördüğü manevi hizmetkar yapacak. O siyasi ve askeri gücü olan siyasi rejimlere ve mümessillerine karşı manevi cihadla mukabele edecek.

    YanıtlaSil
  9. Said-i Nursi Hazretleri öğrendiğim kadarıyla zahiren cihada katılmış.Ruslara karşı savaşmış esir düşmüş.askerlik yapmış sayılır.Hatta rivayetler doğru ise bir yerlerde okumuştum o savaş sırasında askeri rütbe bile verilmiş.Mehdi Askeri şahsiyet olmayacak demişsin.Mehdi siyasi olmayacak demişsin ama Said-i Nursi mecliste bulunmuş ,kısa sürede olsa siyasetle iştigal etmiş...

    YanıtlaSil
  10. MUHYİDDİN-İ ARABÎ HAZRETLERİ“Onun döneminde dîn tamamen rey'den arınmış olarak eski hüviyetini kazanacaktır. Vereceği birçok hükümlerde ulemanın mezheplerine muhalefet edecektir...'' Bu sözü ve diğer büyüklerin buna benzer sözleri Hazreti Mehdi'nin diğer özellikleri yanında FAKİH (Fıkhi konularda hüküm verebilen )olacağı yönündedir.

    YanıtlaSil
  11. Muhyiddin Arabi k.s. “Allah, bir grup kimseyi ona vezir tayin etmiştir. Özellikle bu vezirler her konuda gerçek mânâda ârif kişiler olacaklardır. Şehri kılıçsız ve silah kullanmaksızın fethedeceklerdir. İşte bu doğrunun ta kendisidir ki zaferle kardeştir.”
    Rivayetlerde geçen İstanbul tekbirlerle fethedilir sözüne atıf olabilir.Hz Mehdinin vezirleri veyahut komutanları tabi ki her biri gerçek manada arif olacaktır.Zamanında Hz Ali R.A. bir kaleyi sanırım savaşsız,kan dökmeden fethetmiştir.Tabiki kan dökülen bir çok savaşa da katılmış,fetihler yapmıştır.Hz Ali R.A. nin o kaleyi fethine dayanarak savaş yapmamış demek,geneline baktığımızda yanlış anlayış olur,sadece o kalenin fethine ilişkin bir değerlendirme olur.

    YanıtlaSil
  12. “Öyle makamlar da vardır ki; cezbe ve sülûk oraya yanaşamaz. Bu son makamlar çok yüksek, pek kıymetlidir. Bu makam Ashab-ı kiramdan sonra, Hz. Mehdi’de görünecektir.” Sözü de doğrudur.Allah-u Alem , o makamın büyüklüğü Allah'ın bir gecede irşad etmesi,ıslah etmesi sözüyle uyumludur.Ve bu geceden sonraki ilme işaret etse gerektir.İlmini direkt olarak Allah'tan aldığındandır.Verdiği kararlarda hata etmeyecek,her kararında isabet edecek,her işin girift tarafını bilecek ...ve bu gibi hususların ve rivayetlerin dayanağı,Bir gecede Allah ıslah eder sözüyle alakalı olduğunu sanıyorum.Yalnız şu da var ki Hz Mehdi Mehdi olduğunun bilinmesinden önce de büyük bir alim olsa gerektir.Kendisini yetiştirmiş olsa gerektir (diğer İslam alimlerinin sözlerinden ve Hadis-i Şerifler tefekkür edildiğinde böyle bir durum ortaya çıkıyor.) Yine Ashab-ı Kiramdan sonra böyle bir makamın görünmesi de şu manaya gelebilir.Hz Peygamber Efendimiz s.a.v. ilmini direkt Allah'tan aldığından ashab-ı Kiram da bu ilmi Peygamberimizin sohbetinden aldığından bu ilimle amel ettiğinden ondan sonra bu makam Hazreti Mehdi de görünecektir sözü bu manada düşündüğümüzde doğru oluyor.Yorum kısımlarında hata da olabilir tabi ki.Allah en doğrusunu bilendir.

    YanıtlaSil
  13. Hz Mehdinin askeri,ekonomik,dini.... konularda hep birden faaliyet göstermesi de;maksadının dünyevi olduğuna işaret etmez.Allah dinini ,nurunu tamamlayacaktır manasındaki Ayet-i Kerimede fail Allah'tır.Hz Mehdi vesiledir.Allah adına,namına,rızasına, göre iş yapacağına göre maksadının makam,mevki,dünyevi olduğu söylenenemez.İnsanlara öyle gelebilir.Zira görkemlidir.Ancak kimisi Allah'ın kuvvet ,kudret...ine şahit olurken kimisi de vay be nasıl büyük bir insanmış diyebilir.İnsanlar tarafından bu şekilde algılanmasının ve beklenmesinin ona bir zararı dokunmaz.Hz İsa A.S. nın bazı mucize ve özelliklerinden dolayı ''Allah'ın oğludur'' sözünden dolayı sorumlu değilse Hz Mehdinin de maksadı,gayesi,dünyevidir,makamdır diyenlerden dolayı sorumlu olacağını sanmıyorum.Görünüşte Hizmeti dünyevidir ancak manevi anlamda dünyevi değildir.

    YanıtlaSil
  14. Hadis-i Şeriflerden aklımda kaldığı kadar (aynen değildir.) Allah,Peygamberimize sormuş Kul Peygamber mi olmak istersin,Melik (kral,sultan,...) mi olmak istersin diye.Hz Cebrail A.S. işaretiyle kul Peygamber olmayı seçmiştir.Tabi ki makamı daha büyüktür.Ancak burada düşündüğümüz de bir de işaret var Peygamberimiz o görevi Melikliği kabul etmediğine göre demek ki öyle bir makamda verilecekler arasında Allah katında mevcut.Ve Peygamberimiz almamışsa neden onun ümmetinden,onun soyundan gelen birisine Allah o makamı vermesin.O makam görünüşte şatafat olarak,görkem olarak daha caziptir.Cazip gelmesine karşın Manevi olarak da sorumluluğu pek çok ve pek zordur.Şahsen ben düşündüğümde Allah Hz Mehdi'nin yardımcısı olsun diye dua ediyorum(Allah Yardımcısı olacaktır da) kendimi hesaba çektiğimde altından kalkamıyorken,milyarlar insanın,hayvanatın ...sorumluluğunu almak ve hesaba çekilmek,hesabını vermek kolay bir şey değildir.Selametle....

    YanıtlaSil
  15. Hadisleri okuduğumuz zaman Hz.Mehdi dünyayı kontrol eden 5 kişiden biri olacaktır. Kontrol demek hem maddi hem de manevi anlamındadır. Said Nursi Hazretlerine göre Hz.Mehdinin görevleri Siyasi,Ekonomi,Fıkhi (Şeriat) yöndedir.

    Bu 3 görevi hadislerle size sunuyorum. SADECE MANEVİ CİHAT OLACAK DİYENLERE CEVABIMDIR. Kaynaklar: İmam-ı Suyuti Hazretleri

    SİYASİ YÖNE İŞARET EDEN HADİS.....
    İbni Cevzi, Tarih isimli eserinde İbni Abbas’dan tahriz etti, O dedi, Peygamber (s.a.v.) buyurdu: Yeryüzüne dört kişi malik olmuştur. İkisi mü’min, ikisi kafirdir. Mü’minler, Zülkarneyn ve Süleyman (a.s.), kafirler ise Nemrud ve Buhtunnasr’dır. Beşinci olarak Ehli Beytim’den birisi gelecek ve O da dünyaya malik(Yönetici,Hükümdar,Kral,Şah vs..) olacaktır.

    EKONOMİ YÖNE İŞARET EDEN HADİSLER....
    1.35--- Naim, Tavus’dan tahric etti, Buyurdu ki: Mehdi geldiği zaman malı çok verir. Çalışanlara disiplinli davranır, miskinlere merhamet eder. (SON İKİ CÜMLEYE DİKKAT EDİN)

    1.31--- Naim ve Ebu Naim, Ebu Said’den tahric etti, O dedi Resulüllah (s.a.v.) buyurdu: Zamanın inkitaa uğradığı (sistemlerin değiştiği) bir dönemde, Mehdi denen bir adam gelecek ve ihsanı bol ve güzel olacaktır.

    1.34--- İbni Ebi Şeybe, Ebu Said’den tahric etti, O dedi, Resulullah (s.a.v) buyurdu: Fitnelerin zuhur ettiği ve zamanın kesildiğide, Ehli Beytimden bir adam çıkacak, O’nun atası bol olacaktır.

    1.26--- Ebu Ya’la ve İbni Asakir, Ebu Said’den tahric ettiler, o dedi Resulullah (s.a.v.) buyurdu: Ahir zamanda fitnelerin zuhuru sırasında, zaman inkitaa uğradığında, bir Emir olur ki O’nun insanlara ilk ihsanı, kendisinden sadaka kabul edecek olan kimselerin olmaması kaygısı ile, kendisine gelen kimsenin kucağına taşıyabileceği kadar bol mal vermesidir. Bu mal insanlara ferahdan isabet eden şey sebebiyledir.

    FIKHİ (ŞERİAT) YÖNE İŞARET EDEN HADİSLER....
    2.7--- Tabarani, Evsad’dan Amr. b. Ali tariki ile Hz. Ali b. Ebi Talib’den tahric etti: Hz. Ali Peygamber (s.a.v.)’e “Ya Resulullah Mehdi bizden mi yoksa bizim gayrımızdan mı?” diye sordu. Buyurdular ki: Bilakis Bizdendir. Cenab-ı Hak İslamı nasıl Bizimle başlatmışsa O’nunla sona erdirecektir. Nasıl, Bizimle onlar aralarındaki şirk ve adavetten kurtulmuş ve kalplerine ülfet ve muhabbet yerleşmişse, (Onun gelişi ile) yine öyle olacaktır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bunca delil varken, Said Nursi Hazretleri de belirtmişken bırakın şahsi manevi olayını..Nurcuyum diyeceksin o evliyanın kemiklerini sızlatacaksın. Bu iftiranın vebali büyük olur.

      Hz.Mehdi yerine Cehcah'ı bekleyenlere şöyle bir cevabım vardır.
      Cehcah, Hz.Mehdi'nin Hz.İsa ile beraber namaz kıldıktan ve deccali öldürdükten sonraki zamanlarda ortaya çıkacaktır. Hz.Mehdi vefat ettikten sonra Cehcah yeryüzünün kontrolünü sağlayacaktır.

      Gaybi Hadisler sitesinden adminin şöyle bir yazısı vardı.(aklımda olanı yazıyorum). Hz.Hızır ile irtibatta olan bir velinin Cehcah hakkında şunu söylemiştir. Cehcah'ın doğumuna çok az kaldı. Doğduğu zaman kıyametin büyük alametleri başlayacaktır. Kıyametin büyük alametlerinin Hz.Mehdi ile başlayacağını biliyoruz.

      Mehdi 2 ye ayrılır. Büyük Mehdi ve Küçük Mehdiler (Müceddd). Her yüzyılda küçük mehdiler gelmiştir. Mehdi, hidayeti gösteren kişi demektir. Said Nursi hazretleri küçük Mehdidir ama Büyük Mehdi için zemin hazırladığını ve bu yüzyılın başlarında çıkacağını kendi kitaplarında bahsetmiştir.

      Çokgüngör kardeşim, itikat kitabını bu yüzden tavsiye ediyorum. Çünkü sen Said Nursi hazretlerine iftira ediyorsun.

      Sil
    2. Sacramental Life Allah razı olsun ben de sizin gibi düşünüyorum.Said-i Nursi Hazretlerinin Mehdinin 1 faaliyetini yapması hasebiyle o şekilde talebelerince algılanması,sevilmesi başka bir şeydir ancak Said-i Nursi Mehdi değildir diyenlere karşı cabbarane,tehditkar ve hakaret edilmesi ve Ahir zamanın büyük Mehdisi olarak lanse edilmesi başka bir şeydir.Zaten Büyük Mehdi'nin talebeleri olmadığına da işarettir.Hem diyeceksin Büyük Mehdinin vezirleri Arif olacak hem de ariflikten uzak cahilane tavır sergileyeceksin.Bu hususlar bile Said-i Nursi hz. beklenen ahir zaman mehdisi olmadığına işarettir.

      Sil
    3. Sacramental Life'a, ebedi hayattan.

      Kimin kemiklerini kimi sızlatacağını ancak Allah bilir. Müteşabih hadisleri alacaksınız, 50 ravinin ağzından geçerken, her bir ravinin yorumu da karışmışken, yani perdeli mainisi daha da perdelenirken, bunlarla kalkıp ahkam keseceksiniz. Yemezler.

      Dini esası Kur’andır. Hadisler Kur’an’a tabidir. Kur’an’a baktığınızda dünyevi unsurlar çok cüz’idir. 6666 ayetin toplasanız 70 civarında ayeti o da dolaylı dünyevidir. Diğerleri tevhide, nübüvvete, haşre ve adalete bakması cihetiyle uhrevidir. O 70 ayet de uhreviyi kazanmak için dünyada vesile kılanan nimetlerdir.

      Nokta-i nazarınız böyle değilken, üstelik dünyevi ihtiyaçlar noktasından bakıp Mehdi’ye külli ve esasi dünyevi maslahat izafe edemezsiniz. Bediüzzaman, Mehdiyet’in bütün fasılları kapsayan ve hepsinden önemlisi olan tahkik-i imanın cümlesinin fevkinde olduğunu özellikle vurgular. (Laf aramızda Emirdağ Lahikasında Bediüzzaman kendisine hiç bir makamın izafe edilemeyeceğini belitir)

      Siyaset ve ekonomi rahatlık sa’ye bakar. Kazanmaya bakar. Gayrete bakar. Yahudi azınlığın tamah ve ihtikarla elde ettiği servetle, havas ve sultanları etkileyip doğurdu deccaliyet döneminden sora ihya-yı din ile hayat bulan ekser halk ve avama, bir nevi mükafaten o azınlık zümrenin elindeki servetin halka intikali anlamında bir maişet genişliği adl-i ilahi sonucudur. Mehdi’nin maksadı ve hedefi değildir. O vazife-yi ilahyidendir. Hadisler de onlara işaret eder. Ve hikmeti, komünizm ve kapitalizmi icade ederek sömürenlere bir ilahi tokadın adil neticesidir. Tokadın sonu ise onların mülklerinden sürülmesidir.

      Dünya dür-ül ücret değildir. Darul-ül hizmet ve ubudiyet mekanıdır. Ama zavallı avamın gözü orada olduğundan o tür konular onların indinde daha revaçtadır. Ama hak ve hakikat noktasında bir kıymeti yoktur. İhbar-ı gaybiler hayatın iki temel organı olan mideye de hitap ederek teselli vermektedir. Ama maksad değildir.

      Cehcah Mehdiyet’in, son faslının sonunda İseviyete intikali döneminde ortaya çıkacak bir zattır. İseviyetin elindeki siyasi gücün Mehdiyet’in elindeki hakaik-i din ve imana tabi olmasıdır. O konulardan bahsetmek israftır.

      Çünkü Gavs-ı Azam da teyiden diyor ki: “”Onlara hidayet yolunu göstermesi, ebedî mülk sahibi kılmasıdır. Çünkü o kul, sonsuz manevî bir mülke sahiptir. Ulaşmış olduğu mertebelerin bereketiyle diğer insanlara feyz saçar, rehberlik ve hidayet öncülüğü eder”

      Mehdi konusu sırr-ı teklife ve ibhama girer. Açık ve net değildir. Ki arifle avam ayrılsın. Bir de kalkmış “Çokgüngör kardeşim, itikat kitabını bu yüzden tavsiye ediyorum. Çünkü sen Said Nursi hazretlerine iftira ediyorsun.” Seninle kardeş olduğumuz sanmıyorum. Benim adım gavurca değil rahmet dilindendir. Önce sen şu gavurca maslahını şirkten bir kurtar, ondan sonra muhabbete devam edelim. Zavallı M.Akif’i ve Hilafete sancaktarlık eden bayrağı esaretten ve zilleten kurtar.

      Mü’minken, haçlı mı yoksa altı yıldızlı olduğu belli olmayan bir müstear bir isimle akıl vereceğinize önce o isminizi imana getirin.

      Sil
    4. ABDURRAHİM ÇOKGUNGOR21 Kasım 2014 20:30 .....Seninle kardeş olduğumuz sanmıyorum.Benim adım gavurca değil rahmet dilindendir. Önce sen şu gavurca maslahını şirkten bir kurtar, ondan sonra muhabbete devam edelim.
      Abdurrahim ismin başka dilin başka.Unutmaki MKA da Peygamber ismini taşıyordu.Kemal de müslüman adıdır.
      İsmine ters işler yapıyorsun.Dilin kesinlikle rahmet dili değil.veyahut teville onuda karıştırmışsın.Rahmet ,rahmettir.Kardeşin değilim sözü Mü'minler kardeştir hükmüne göre 2 nizden birisini götürür.kızmana sebep ne ? iftira atıyorsun sözü. Peki parantez içinde şu yazdığın ne (Laf aramızda Emirdağ Lahikasında Bediüzzaman kendisine hiç bir makamın izafe edilemeyeceğini belitir) peki bu söz doğru ise iftira atmış olmuyormusunuz ? veyahut Said-i Nursi mehdidir diyenler.2013 aralıkta Ak partiye oy verenler kafirdir,hırsızdır,hırsızdan müslüman olmaz diye yine Said-i Nursi Hz talebesi olduğunu ileri sürenler ayaklanmıştı.Siz onların bakiyesimisiniz de.Kardeşin olmuyorsa La İlahe İllallah diyorsa müslümansa o zaman sen kimsin.Bunları düşün,çok tevile ihtiyaç yok.İtikat kitabı veya başka kitap tavsiye etmiyorum sen doktora git.Muayene ol.hastalığın (manevi)feci ilerlemiş,.Hakaret olsun diye yazmıyorum.Hakarette etmiyorum.Takdir senindir.

      Sil
    5. Abdurrahim Çokgüngör,
      İmanımı sorgulayacak kadar ileri gitmişsin. Bana soracağın aynı soruya karşılık cevaben itikat ve iman ayrı şeylerdir.

      Ben Çokgüngör diye hitap ettiğimde içimde art niyet yoktu ve Abdurrahim adını yazmadığım için ne yazık ki günah keçisi oldum ve Yeşil Karaltı adlı kardeşimize sarı arabalı lakabı taktığın gibi rumuzumda bulunan resime de laf atıyorsun.

      Hadi bunları geçelim, eğer hakkın üstümde varsa ben seni affediyorum. Sonuçta müslüman birbirinin kardeşidir.

      Sil
  16. Rivayetlerde Hz Süleyman A.S. yanındakilere ''sizin bir sübhanallah (benzeri tesbihler de olabilir) demeniz benim şu şatavatlı,görkemli görünen makamımdan daha hayırlıdır.Bendeki bu dünya nimetleri ölünce gidecektir ancak sübhanallah (ve benzeri tesbihler) ahirette de devam edecektir'' söylemindeki rivayeti Hz Süleyman A.S. görünüşte çok görkemli olan hayatına ,kendi bakışı açısından,sübhanallah tesbihi kadar değer vermediği anlamı çıkar.Ancak bize ulaşan bilgiler ve o görkemi görenler Hz Süleyman A.S. Melik,Sultan,Dünyaya hakimiyet sağlamış Peygamber olarak bilir.Reelde doğrudur.Ancak manevi olarak da ona verilen bu nimetler ''Sübhanallah'' kelimesinin karşılığına denk değildir.Hz Mehdi R.A.nin ;Hz Zülkarneyn ,Hz Süleyman A.S. la benzerlikleri Hadis-i Şeriflerden anlaşılmaktadır.

    YanıtlaSil
  17. Mustafa Bey'den rica etsem veya adminlerden bu sözün tamamını yazabilirlermi tekraren...(Said-i Nursinin Nur talebelerinin hizmetlerinin ülkede müslüman bir idare başa gelene kadar devam edeceği yönündeki beyanını ) buna benzer bir söz vardı tefekkür etmek,değerlendirmek gerekir diye düşünüyorum...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Türkiye’de dine hizmet edecek idare

      “Risale-i Nur talebelerinin hizmetleri bitmeyecektir. Mutlaka Türkiye’de Din-i Mübine hizmet edecek bir idare işbaşına gelinceye kadar… Nur talebeleri bunda muvaffak olacaklardır.” Badıllı:1712

      http://gaybihaberleri.blogspot.com.tr/2013/03/bediuzzamanin-sohbetlerinden_3.html

      Sil
    2. Suriye ile Türkiye’yi birleştirmek zorunda kalacağım
      “Urfaya gelmeyi düşünüyorum. Fakat şimdi şu anda gelsem Suriye ile Türkiye’yi birleştirmek zorunda kalacağım. Bu da şimdi olmaz.” Badıllı- Son Şahitler

      Yorum: Türkiye'nin başlatacağı İslam Birliğine ilk önce Suriye katılacaktır. Anlaşılan bu birleşmede zorunluluk söz konusu olacak.

      Sil
    3. Mehdimisiniz, değilmisiniz ?
      Isparta’lı Katip Osman’ın sorusuna cevabı: “Dedim: Biz sizi Mehdi biliyoruz. Siz ise bu meseleyi hep örtüyorsunuz. Siz hakikaten Mehdi misiniz, değil misiniz?”
      Hz. Üstad dedi ki: “Kardeşim, ben gelmeseydim Mehdi gelmezdi. Yahut ben gelmesem, Mehdi gelemez. Mehdi’nin ömrü kısa olacaktır. Ben Ona zemin hazırladım. Program hazırladım.” Badıllı: 1709

      Sil
    4. Mustafa Kardeşim, Bediüzzaman Mehdiyet’in banisidir. Bediüzzaman ehl-i beyt’in mümessili olarak şahs-ı maneviyeyi hareket geçirecek zattır. Seyyidler cemaatini ve ona bağlı ümmeti tehyiç ederek hareket geçirecek zattır. Bediüzzaman’ın sürekli bir asır sonraya adres vermesinin sebebi 1. Mehdiyet’in ilk safhasının çok zorlu ve olmzasa olması 2. Zamanın icabatına göre talebe (vezir) yeştirilmesini sağlamaktır. Fecir uzun bir zamandır ama tulu' bir andadır.

      Mehdiyet’in 100 yıllık hizmeti sonrası ki ilk yüzyılın ikinci 50 yılı hayat faslına aittir. Dinin ihyasıdır. Ondan sonraki 100-150 yılda ise tevhidin bütün dünyaya yayılması. Yani Tevhid dini hükmedecektir. Mehdiyetin hükümranlığından kasıt budur.Teslis kırılacaktır. Bütün dünya adeta bir gün dahi olsa tevhid kelimesinin icabatını yerine getirecektir.. Ve dünyanın zamanı dolacaktır.

      Evirip çevirip kıvırtmanın anlamı yoktur. Bir şey daha, ehl-i tarik (meczupları değil) Mehdiyet’in 3. safhasında manen ona katılarak ittihad-ı İslam’ın nüşv ü nema bulmasında büyük hizmeti olacaktır. Ehl-i tarik Mehdi’nin hilafetten kalan hazır kuvvetidir. Ama onların da üzerlernideki deccalist zülumatın kalkması zaman ister.

      Bazılar müteşabihat nedir, rumuz nedir, işarat nedir, tevil nedir, rivayet nedir, bilmeyebilir. Ama Kur'anı beşere tayin ve takdir ettiği ilmin son sınırına (yani eşya nakline kadar) gelip dayandığında bu anlayış ve idrake layık bir iman ve kulluk göstermesi Tevhidi’in , Nübüvvet’in, İlahi Adalet’in ve hikmet-i hilkatin bir icabıdır.

      Yani meseleyi kimse inhisarına alıp perdedarlık yapmamalı. Mehdi’ye “Sen Mehdi misin” diye sorulacak, red edecek. Çünkü ahir zamanın hükmü bambaşkadır.

      Din cüz’i ihtiyari dahilinde bir tekliftir. İhbar-ı Gaybiler ise daha da perdeli ve belirsizdir. Herkesin Mehdi ve İsa ve Deccal ve Süfyan arama hürriyetine sahiptir. Önemli olan teşhistir. Edemeyen cehaletine ve heba olan zamanına ağlasın.

      Sil
    5. “Risale-i Nur talebelerinin hizmetleri bitmeyecektir. Mutlaka Türkiye’de Din-i Mübine hizmet edecek bir idare işbaşına gelinceye kadar… Nur talebeleri bunda muvaffak olacaklardır.” Badıllı:1712
      Bu idareden kastetmiş olduğu Ak parti olmasın.Öyleyse hizmet yerine gelmiş olur.Hem geçmiş yüzyılın müceddidi olması ile uyum halinde.Bu yüzyıl başka bir yüzyıldır.Ya Hazreti Mehdi gelir,Allah göndermezse,Başka müceddid gerektirir.Daha bu konuda yazarım ama çok tartışılır.Tartışılmaktan öte durumlara giren de oluyor.Gerek yok.O zaman müceddid kim veyahut Mehdini söyle diyenler oluyor.Sabır iyidir.Benim müceddid ve Mehdi adayım yok.Bu yüzyılın kalan kısmı 60 küsür senedir.Daha uzun zaman var.Allah neyler görelim.

      Sil
    6. Hadis-i Şeriflerde Hz Mehdi'nin mehdiliği kabul etmeyeceğine dair ibare ve işaret yok.Biatları almadan önce reddedecek ancak zorlamayla aldıktan sonra Mehdi vasfıyla hareket edecek.Hatta başka kendisini Mehdi sananlara karşı da keramet göstereceğine dair rivayetler mevcut.(kuşa işaret etmesi hadisesi).Hazreti Mehdinin Allah-u Tealanın onu bir gecede ıslah etmesinden sonra(Yakınen bilecek) artık Mehdi değilim diyeceğine dair 1 tane rivayet mevcut değildir.O beklenen Mehdi değilim deme lüksüne sahip değildir.

      Sil
  18. Sayın Nihat Hatipoğlu'ndan Melhame-i Kübra ile ilgili bir değerlendirme.Yazının sonlarında başlık altında .
    http://www.sabah.com.tr/yazarlar/hatipoglu/2014/11/21/allahim-affet

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. NİHAT HATİPOĞLU

      BİR SORU: MELHEME-İ KÜBRA (SON SAVAŞ) NEDİR?

      Bazı hadislerin beyanına göre dünyanın sonu gelmeden önce Ortadoğu'da büyük bir kapışma, yani savaş olacaktır. Bu savaşın içinde bütün din mensupları olacaktır. Bu savaşta beklenen davetçi olan Hz. Mehdi yer alacak. Ve bu savaşta İslam'a karşı olanlar büyük bozgun yaşayacak. Bu savaş belki üçüncü dünya, belki de dördüncü dünya savaşı olmaya namzettir. Ne zaman olacağını, zamanının gelip gelmediğini de elbette Allah bilir.
      Hz. Peygamber (s.a.v.) dünyanın son savaşı olan Melheme-i Kübra "Büyük kapışma"yı anlatırken 'Şam'a dikkat çeker. "Şam'a bakın" buyurur.
      "Batı tarafından gelen bir fitne, doğu tarafından gelen bir fitne ile karşılaşınca" sözüyle yine odak noktasının Ortadoğu olacağını belirtir. Büyük savaşta Şam civarından (o günkü Şam'ın sınırı isim itibariyle elbette daha yaygındır) gelen ve Arap olmayan süvarilerden bahsedilir.
      Başka bir rivayette; Amik ovasına, Şam'a ve Kudüs'e dikkat çekilip bu üç merkezin odak olacağı anlatır.
      İstanbul'un yeniden fethi ve Medine'nin tahribinden bahsedilir. Daha sonra ise Deccal'in devreye gireceği anlatılır.
      Melheme-i Kübra kıyametten önce Ortadoğu'da gerçekleşecek, bütün dünyayı sarmalayacak Yahudi ve diğer unsurlarla olacak son büyük savaş anlamında kullanılmıştır.
      Bu savaş, Yahudi ve Hıristiyan kaynaklarında 'Armagedon' ismiyle anılmıştır. Onlara göre Armagedon, Hz. İsa ve karşıtları arasında olacak büyük savaşın adıdır.
      İslam öncesi kaynaklar, bunu şöyle nitelendiriyor: "Yeryüzünün cennet olması için önce üzerindeki kötü insanlar ortadan kaldırılmalıdır. (Mezmur, 37; 38) burada kullanılan şu ifade çarpıcıdır: Kötü insanları ortadan kaldırmak. Evanjeliklere ve hatta eski ABD Başkanı R. Reagan'a göre bu savaş çok yakındır.
      Bu savaşın ahir zamanda olacak savaş olması muhtemeldir. Bu savaşta İslami kaynaklara göre Hz. Mehdi yer alacaktır. Bu savaşın zamanının yakın veya uzak olduğunu sadece Yüce Allah bilir. Bu hususta bir tarih belirtmek doğru değildir. Çünkü neticede 'gaybi' bir hadisedir ve tarihini ancak Yüce Rabbimiz bilir. Bu savaştan mecaz kastedilmiştir diyen alimler olmuştur.
      Elbette oturup 'melhemei Kübra'yı beklemek dini bir tavır değildir. Mümin, hayatın devamlılığını esas alır ve dine hizmete devam eder. Kıyamet veya kıyamet öncesi hadiselerin tarihi cetvelini -zaman açısındantutmak bizim işimiz olmamalıdır. Hz. Peygamber'in ifade ettiği her husus nasıl olmuşsa bu husus da elbette olacaktır. Rabbim o dönemde bizi imandan ve doğru yerde olmaktan uzak tutmasın ve İslam'ı en yumuşak ve doğru metotla insanlara anlatmamızı nasip etsin.
      Bu hususta kısa bilgi verdikten sonra şu hadise yer verelim; "Melahim (şiddetli ve kanlı savaşlar) meydana geldiği zaman Allah mevaliden (Arap olmayan Müslümanlardan) öyle bir ordu gönderecek ki, atların cinsi yönünden Arapların en kıymetlisi ve silah yönünden onların en iyisi olup, Allah İslam dinini onlarla güçlendirecektir." Bu son ordunun içinde, Türklerin önemli bir yer tutacağı bilgileri de yer almıştır.

      Sil
    2. Mevali kabilesi: Türkmenistan, Özbekistan bölgesinden çıkacak olan Türkler ve İran'dan çıkacak olan müslüman Şiilerdir. Hadisin sonunda görüldüğü üzere tabiki Fars ve Horasan bölgelerinden Araplar da katılacaktır o orduya. O ordular Süfyani'nin harekete geçmesi üzerine Hz. Mehdi as için aniden Doğu'dan ayaklanacaklardır. Zira o zaman Mehdi zuhur etmese bile edeceğini ve etmeden önce zora düşeceğini o Allah'ın gizli orduları bilmektedir.

      Sil
  19. Yahu ne acayip bir durum.Birileri ,birilerine mehdi'nin kendi inandığı kişi olduğunu ıspatlamak için yırtınıyor.
    Cenab-ı Allah yaradanımız,ıspata gerek yok.Mehdi'yi de yaratan O.Herkes sahibini çok iyi tanımış da çok güzel kulluk yapmış da,herşeyi bitirmiş Mehdi peşine düşmüş.Siz adam olun ,Allah onu buldurur.O zaman belli olur

    YanıtlaSil
  20. Deprem ne zaman olacak beyler tahmini olan var mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 24 mayıs 2018 pş: Mora depremi!

      2-11 haziran 2018: beklenen büyük Ege depremi (> 100 bin ölü!)

      ´ağustos 2018: beklenen büyük İstanbûl 1. ve 2. depremi ile tsunamiyle İstanbûl’u denizin basması

      Sil
    2. Evliya deprem büyük savaştan önce olacak demişti diye hatırlıyorum? E savaş da seneye olduğu kesinleşti inşaAllah..Bu arada Mehdi istanbulda ikamet ettiğininden İstanbula bişey olmaz. 99 Depreminde bile deprem İstanbula gelip yerin altına girip diğer taraftan çıkmıştı araştırabilirsin. Tarihi nasıl buldun baba ebcedle mi

      Sil
    3. II. Mehdî resûl II. Erbakan, Medîne de döngüsel anlamda ve TR demek.

      Beklenen büyük Ege depremi Nostra'ya göre 2-11 haziran 2018de. Bunu AB7 saldırısı izleyecek TRye. TR 2 baş ve 3 parçaya bölünmüş ve birbiriyle savaşıyor olacak. Önce II. Süfyânü'd-deccâl Ekmele'd-dîn Mehmet İhsênoğlu XIII. cum olarak diğer parçaları yenecek. Bu arada kızıl komünist askerî darbeyle ABDye kaçıp milyonluk NATO ordusunu TRye çıkarttıracak. Bunun sebebi de bu bahaneyle II. Mehdî'nin hükûmetini yıkmak için. Ağustosta da beklenen 2 büyük İstanbul depremleri olacak.

      Sil
    4. I. Süfyânü'd-deccâl Demirel'e karşı I. Mehdî resûl Erbakan

      II. Süfyânü'd-deccâl Ekmele'd-dîn Mehmet İhsênoğlu'na karşı II. Mehdî resûl II. Erbakan

      III. Süfyânü'd-deccâl el-Mahzûmî'ye karşı III. Mehdî resûl Mansûr sâlih Câbir el-Kahtânî

      Sil
    5. III.3
      Mars, Merkür (Hermes) ve gümüş para (Ay) birleşecekler,
      Güneyde büyük bir kuraklık baş gösterecek:
      Merkezi Türkiye’de toprak sallanacak,
      Corinthe ve Ephese’te karışıklık.
       ÇÖZÜM
      24-25 haziran
      24-25 temmuz
      19-20 eylül Jülyen

      7-8 temmuz
      6-7 ağustos
      2-3 ekim Gregoryen 2017 arasında TRnin güneyinde Orta Doğu’da kuraklık başlayacakmış (su altın savaşları). Mora yarımadası ve Ege bölgesinde 2 büyük deprem olacak.



      II.52
      Geceler boyunca yeryüzü sarsılacak.
      Sonraki baharda 2 kerre daha.
      Corynthe ve Ephese boğulacak denizde.
      2 yiğit şampiyon savaşa girecek.
       ÇÖZÜM
      Baharda Mora yarımadası ve Ege bölgesinde 2 büyük deprem olacağını haber veriyor. Bunu AB7nin de içinde olan Yunan saldırısı izleyecekmiş.



      IX.83
      Boğa’nın 20° ilerisinde
      Kalabalık tiyatro depremle sallanacak.
      Hevâ´, gök ve deniz karışacak.
      Îmânsızlar Tanrı’yı ve ‘azîzleri yardıma çağıracak!
       ÇÖZÜM
      21 nisan + 20 = 11 mayıs Jülyen = 24 mayıs Gregoryende
      21 mayıs+ 20 = 10 haz Jülyen = 23 haz Gregoryende
      olacak olan bu depremin Mora depremi olduğu anlaşılıyor. Yılı zaten belli 2018.



      VI.85
      Fransız güçleri büyük Tharse şehrini alacak,
      Bütün müslimânlar tutsak edilip götürülecek-
      Buna denizde Portekizliler de yardımcı olacak-
      Yaz başladığında kutsal Urban’ın günü’nde.
      Premier d'été le jour du sacre Vrban.
       ÇÖZÜM
      İstanbul halkı esir edilip götürülecekmiş. 25 mayıs Jülyende. Yılının ise 2018 olduğu biliniyor zaten. Buna göre 7-14 haziran 2018 (23-30 ramazan 1439) pş Gregoryen olur bu tarih.



      III.59
      Müslüman topraklarının 3’te 1’ini alarak
      Buralar halkının çoğunu öldürecek,
      ´Akribâ´larının kendisini öldürecekleri korkusuyla
      4 eski lîderden birini ortadan kaldıracak.
       ÇÖZÜM



      III.60
      Türkiye’de yığınlar ölüme mahkûm,
      Hattê ülkenin güneybatısına kadar.
      Kötü şey´ler yapan genç bir siyahın
      Kanını dökecek, misilleme yaparmış gibi.
       ÇÖZÜM



      Quatrain 10,67

      Le tremblement si fort au mois de may,
      Saturne, Caper, Iupiter, Mercure au boeuf:
      Venus aussi, Cancer, Mars, en Nonnay,
      Tombera gresle lors plus grosse qu'vn oeuf.

      A very mighty trembling in the month of May,
      Saturn in Capricorn, Jupiter and Mercury in Taurus:
      Venus also, Cancer, Mars in Virgo,
      Hail will fall larger than an egg.

       ÇÖZÜM

      Mayısta büyük bir deprem olacakmış. Yukarıdaki linkten tarandığında bunun 20li mayıs 2018 Jülyen olduğu anlaşılıyor. 2-11 haziran ct-pt 2018 Gregorien. Demek ki mayıstaki bu deprem beklenen büyük Ege depremi oluyor.



      V.25
      Mars, Venüs ve Güneş aslan burcunda: ‘Arab reîsine
      Sonunda Hristiyan dünyâ´sı denizde teslîm olacak.
      Îrân’dan 1 milyon insên yürüyecek.
      İstanbul ve Nîl’e çöreklenmiş yılan girecek.

       ÇÖZÜM
      Mars, Venüs ve Güneş aslan : 29 temmuz – 18 ağustos 2019; 16-23 ağustos 2030; …
      ‘Arab reîsi : İmâm Mehdî Resûl başbakan Muhammed‘Alî Fâtih Erbakan
      İstanbul : 11-31 ağustos 2019 meteor yiyen FRdan kansız tekrâr fethi
      Nîl (Egypte) : (Yûsüf, Fir‘avn, Mûsê) TC

       Yorum

      Bu 4lük İstanbul’un tekrar fethini anlatıyor.

      http://findyourfate.com/astrology/ephemeris/ephemeris.html

      Bu linkten ileriye doğru tarandığında

      29 temmuz – 18 ağustos 2019 Jülyen
      16-23 ağustos 2030 Gregoryen

      tarihleri çıkar ki 2030 kronolojik akışa aykırı çok geç. 2019 ise têmm uygun olan tarihtir. Bu jülien tarih Gregorien’e de çevrildiğinde 11-31 ağustos 2019 tarihi çıkar ki bu tarih İstanbul ve TR’nin meteor yiyen AB7 FR’dan kansız tekrar fethini anlatır.

      Sil
  21. III.Mehdi II.Erbakan arkadaşım ,ABD seçimlerini Trump kazanacak demiştin,öngörün tuttu.Eğer bu bahsettiğin deprem tarihleri de gerçekleşirse bahsettiğin döngüsel ilmin gerçek olduğuna inanıcam.Bekleyelim görelim.Herşeyin en doğrusunu Allah bilir.

    YanıtlaSil
  22. Sayın abduurrahim çokgungor, konu ile ilgili aklımda kalan boşlukları doldurduğum için Allah 1001 kere razı olsun eyvallah... bazen birileri çıkıp bu elmas hakikatların varlığını anlatması lazım ki bu işte mürekkep yaladim diyenler sonra bize işin hakikati ve hikmeti anlatılması ki bizde kabul ederdik demesinler..

    YanıtlaSil