.

ALLAH; DEVLETE, MİLLETE VE ORDUMUZA ZEVAL VERMESİN

25 Kasım 2014 Salı

İSRAİL’İN YAHUDİ ULUS DEVLETİ YASA TASARISI: DİNİ BİR SAVAŞIN HABERCİSİ

İsrail kabinesi, İsrail'i "Yahudi ulus devleti" olarak tanımlayan yasa tasarısını onayladı. Hamas ise 'dini bir savaşın habercisi' dedi.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu başkanlığında toplanan kabinede, "yeni vatandaşlık yasa tasarısı" görüşülerek onaylandı.

Söz konusu tasarıda, İsrail "Yahudi halkının ana vatanı ve ulus devleti" olarak tanımlanıyor. İsrail'i "Yahudi halkının ulus devleti olarak" öngören ve kabine tarafından kabul edilen tasarının, yasalaşması için meclis onayına sunulacağı belirtildi.

Söz konusu yasa tasarısı Filistinlilerce, "İsrail devletinin yalnızca Yahudilere ait olduğu, Arap vatandaşların Yahudilerle eşit olmadığı ve onların ikinci sınıf vatandaş olarak görüldüğü" fikrini teyit ettiği gerekçesiyle eleştiriliyor.

Hamas, İsrail'deki yeni vatandaşlık yasa tasarısının "dini bir savaşın habercisi" olduğunu iddia etti. Açıklamada, "Bu kanun tasarısı, İsrail'in, Arap dünyasına her anlamıyla hakim olmak için kullanacağı dini bir savaşın habercisidir. Bu haliyle tüm Filistinliler ve bölgedeki Arap ülkeleri için tehlike çanlarının çalınması anlamına gelmektedir" ifadesine yer verildi.


10 yorum:

  1. İşte şimdi İsrail hapı yuttu. Onu bu bölgede Müslümanlara (sözde Müslüman elit ve politikacılara) karşı üstün tutan tarafı, hiss-i din ile hareket etmesi idi. Çünkü bölgedeki bütün akvamın dini esasatı reddedip ırkçılıkla beslenip durduğu bir zamanda (Osmanlı’nın yıkım sebebi bu idi) onlara kaderin izniyle üstünlük sağlıyordu. Şimdi ırkçı milletlerle aynı seviyeye düştü. Artık kader İsrail’in ortadan kaldırılmasının fetvasını verecektir. Çünkü onlar da ilk ırkçı olan Şeytan’ın mezhebine tabi oldular. Geri sayım başlamıştır.

    Bu ittihad-ı İslam’a vesile olacağından bayraktar başa geçecek. Denizden mi desem havadan mı? Rivayetler havayı gösteriyor. Sonra denizi.

    Bir hesaba göre 1847yıl (Belfour Beyannamesi) sonra, bir hesaba göre 1862 yıl sonra (devlet ilanı) geldikleri topraklarda ilk büyük tokadı 2017’de yiyecekler. Yani 1947 yıl sonra. 70. yıldömününde. Basel’den 120 yıl sonra. Hıttın sırrı kadar.

    Zamanlama da çok yerinde. IŞİD ortalığı kasıp kavurur, herkes cambaza bakarken, İsrail İsrail’liğini yapar. Bozgunculuk mayalarına işlemiş. Hiç kurtulamadılar. Neyse tıynet, odur akibet. Sen İslam’ın bahadır evladını takip et.

    Arap baharını hazana çevir, Türkiye’yi cemaat fitnesiyle karıştır, Irak-Suriye’yi ateşe boğ, Körfezi ve Suudileri uyutararak (İslamcılar geliyor saltanat gidiyor palavrasıyla) pasifize et. Eee bu kadar andavallıktan sonra müsaade edin de cibilliyetlerini göstersinler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yahudiler her zaman ırkçıydı bildiğim kadar.Onların din anlayışı zaten ırkçılık üzerine.Dine yönelseler kendilerini üstün ırk diğer insanları, insan bile kabul etmezler.Üstün olmaları hissi din ile hareket etmeleri yorumun tamam ama ırkçılıktan soyutlaman uygun bir yorum olmamış gibime geldi.Rivayetler de ve Hadisi şeriflerde İsrailin yok olacağına dair fazlaca haber var.Ancak bu kadar rivayetin niçin İsrail üzerinde durulduğuna dair çok fazla çalışma yapan yok.Fitnenin kaynağı orasıdır diye düşünüyorum.
      ''....Bana ve size ne oluyor ey Muhammed’in ashabı! Allah’ın Nebisi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

      −‘Deccal Yahudi’dir’ demedi mi? Hâlbuki ben Müslüman oldum.

      Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

      −‘Onun çocuğu olmaz!’ demedi mi? Hâlbuki benim çocuğum olmuştur.

      Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

      −‘Allah ona Mekke ve Medine’yi haram kılmıştır!’ demedi mi? Bu ibni Sâid’e, küçükken şeytanlar gelirdi, kâhinlik yapardı. Suyun üzerinde bir taht gördüğünü, yani İblisin tahtını gördüğünü iddia ederdi. Sonra Müslüman olmuştur.”Müslim 2927/90

      Sil
    2. “Böylece onların üzerine bir zillet ve yoksulluk damgası vuruldu” Bakara/61. Kur’an’ın bu ayetinin bildirmesiyle zillet ve meskenete tabi tutularak yurtlarından çıkarılarak sürülen Yahudiler’in Filistin’e dönüşüne kader neden izin verdi, hikmeti nedir? Bu dönüşün bir maksadı da din hissi olmasıdır.

      Bediüzzaman bir talebesinin bir sorusu üzerine 14. Şua’da şu cevabı veriyor: “Yahudi milleti hubb-u hayat ve dünyaperestlikte ifrat ettikleri için, her asırda zilletve meskenet tokadını yemeye müstehak olmuşlar. Fakat bu Filistin meselesinde; hubb-u hayat ve dünyaperestlik hissi değil, belki enbiya-yı Benî İsrailiye’nin mezaristanı olan Filistin, o eski peygamberlerin kendi milliyetlerinden bulunması cihetiyle, bir cihette bir ehemmiyetli hiss-i millî ve dinî olmasından, çabuk tokat yemiyorlar. Yoksa, koca Arabistan'da az bir zümre hiç dayanamayacaktı, çabuk meskenete girecekti.”

      Osmanlı’ın son asrından Batılı emperyalistlerin tahrikiyle kavmiyetçilik-ırkçılık-milliyetçilik kuvvet buldu. Ve koca Osmanlı Devleti’nin yıkılmasında büyük rol oynadı. Irkçılık yapanın cezası amelin cinsindendir. O tokadı Yahudi eliyle yediler. Ulus-devlet, aşiret-devlet safsatası işgal ve vesayeti getirdi. Değil mi? Bak 5 milyon nüfuslu İsrail devleti istediği gibi at oynatıyor, kimsenin gıkı çıkmıyor. Nerede kaldı ulus-devletçikler. Bunun sırrı ne ola. İşte dini his.

      Beni İsrail’in ırkçılığı zaten malum, ama İsrail Devleti kurulurken ve 1948 Bağımsızlık Bildirisi’nde “Yahudi ve demokratik” olarak nitelendirilmiş. Şimdi ise İsrail devletinin “Yahudi kimliği” öne çıkarılarak devlet olarak ırkçılığı benimsiyor. İsrail'in Yahudi karakterinin, demokratik değerlerinin önüne geçiyor. Burada nüans bu, incelik bu. Irkçılık yapılıyor, değil mi? Bu lehlerine olan dengeyi bozuyor. Ben hep merak etmişimdir. Bu İsrail’i hangi saik yıkıma götürecek diye. Yani kader nasıl son fetvasına verecek diye. İşte bu sır. Çünkü bununla bozgunculuk limiti dolmuş oldu.

      Bediüzzaman şarkın ihyasının din ile, garbın ise felsefe ile olmasına dikkat çeker. Dini terk et, felsefi safsatalara yapış, sonucu şimdiki manzara. Şarklı milletlerin yeniden ayağa kalkması dini hisle olacak. Bizde emaralari görülüyor. Değil mi? İşin hikmeti bu.

      Sil
    3. İsrailin bu zamanda böyle bir girişimde bulunması yazının sonunda da belirtildiği gibi bence bir savaşa gireceğine delalet edebilir.Artık gizli olarak,örgütlerle,ülkelerle üstü örtülü olan hakimiyetini açığa çıkarma zamanının geldiğini sanıyor olabilirler.ABD de etkililer hatta bazı kimseler rusyanın siyasetinde bile çok etkili olduklarını söylemişlerdi.O etkilerini harekete geçirerek dünyayı etkisi altına alacak bir savaş çıkartabilirler.Böylelikle onlarda Mescidi Aksaya girseler kimse etkili bir şekilde karşı koyamaz.Hristiyan alemi içinde kutsaldır orası.Şu ana kadar hristiyanları da kullandılar ama anladığım kadarıyla onlara da ihtiyacı kalmamış gibi bir görüntü arz ediyor.İslam topraklarına baktığımızda Mısır onların lehine ,Türkiyenin de elini bağlarlarsa İslam coğrafyasıyla başa çıkarlar tek başına.Hristiyan ,İslam alemini içine alan bir savaş çıktığını düşün Hristiyanlar da müdahale edemeyebilir.Bu hesaplamalarla hareket ediyorlardır diye düşünüyorum.Savaş için her şey hazır sadece kıvılcım çıkarmaya bakar.Ancak her zaman hesap edilen sonuç çıkmaz.1400 sene önceden İsraille savaşılacağı haber verilmişse İsrailin orada kurulması tabiki Kader hükmüdür.Yıkılacağının da kader hükümlerinde olduğu açıktır.Ama diğer yorumlarımız ,nasıl olur,ne zaman olur ,yanılabiliriz,bir hissiyatla hareket ediyoruz.Allah neylerse güzel eyler diyelim.

      Sil
  2. “Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    ‘Ahlas fitnesi, insanların birbirinden kaçması, malının ve ehlinin yağma edilmesidir. Sonra bolluk fitnesi olacak. Bu fitnenin dumanı benim Ehl-i Beyt’imden, benden olduğunu iddia eden bir adamın ayaklarının altına kadar varacak, hâlbuki o benden değildir. Gerçekte benim dostlarım muttakilerdir. Sonra insanlar, eğreti düzgün olmayan, nizamsız bir adamın başına toplanacaklar.

    Sonra düheyma fitnesi olacak ki bu ümmetten dokunmadığı kimse kalmayacak. Fitne bitti denildiğinde devam edip yaygınlaşacak. O fitne içerisinde, kişi mü’min olarak sabahlayacak, akşama kâfir olarak çıkacaktır. Hatta insanlar iki ayrı gruba ayrılacaklardır. Biri nifaksız iman grubu diğeri imansız nifak grubudur. Böyle olduğu zaman, o gün yahut ertesi gün Deccal’i bekleyin’ buyurdu.”

    Ebu Davud 4242

    YanıtlaSil
  3. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    ‘Beytü’l-Makdis’in imar edilmesi Yesrib’in harap olmasına, Yesrib’in harap olması Rumlarla Müslümanlar arasında harp çıkmasına, harbin çıkması İstanbul’un fethine, İstanbul’un fethi Deccal’in çıkmasına işarettir’ buyurdu.”

    Ebu Davud 4294

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yani İngiliz İstanbul'u işgal eder. Sonra anlaşmayla çekilir. Tam İstanbul geri alınırken bir haber gelir, "Deccal" çıktı diye. Ve İstanbul'un ehl-i İslam'ın eline geçmesi geri kalır, yani fethi yarım kalır. Sonra Mehdiyet zamanında tekbir ve tehlillerle, yani manevi cihad ile alınır.

      Bunun işareti de Bediüzzaman’ın gösterdiği gibi Ayasofya'nın aslına rücu etmesidir. Ayasofya fethin sembolüdür.Türkiye’nin İstiklali’nin sembolüdür. Daha İstanbul işgal edilmemişken, 1918’de İngiliz ve Fransız Dışişleri Bakanları Ayasofya’nın Kiliseye çevrilmesi kararını verdi. İşgal sonrası Osmanlı Sarayı Ayasofya’nın Kiliseye çevrilmesi yerine imhası için tedbir bile aldı. Her yerine patlayıcı kondu. İşgalci köpekler Kiliseye çevirmeye cesaret edemediler. 5 yıl süren işgal müddetince.

      Ama sonra biz uyduruk bir emirnameyle onu müze yaptık. Ve fethin sembolü, utanç sembolü olarak önümüzde duruyor. Neyi bekliyor?

      Sil
    2. Ayasofyanın açılması sadece İstanbulun fethini değil Türkiyenin bağımsızlığını da teyit eder.Biz bağımsızız sanıyorduk şimdiye kadar.Başbakan seçebiliyorduk ,seçtiğimizi beğenmediklerinde indiriyorlardı biz uyanamadık.Bağımsızlık savaşı veriyoruz.Gizliden her ne kadar yunan ordusu,ingiliz ordusu karşımızda olmasa da ,silahla değilse de en azından hükümeti az sarssalar da düşüremiyorlar.Ekonomiyi sarssalar da batıramıyorlar.Başaramasalar da ülkemizde etkililer.Tam bağımsız olduğumuzda ancak olur o iş.Şu an zaman uygun değil.

      Sil
  4. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

    ‘Kavmini Deccal’den sakındırmayan hiçbir Nebi yoktur. Nuh da ondan sonraki Nebiler de kavimlerini sakındırmışlardır.’

    Bazı Yahudi kitapları, Deccal’in kendilerinden olduğunu, anne ve babasının Yahudi olduğunu söylemişlerdir. Wilhem Bousset kitabında şöyle demiştir:
    “Muhtemeldir ki, Mesih Deccal İran topraklarında doğu bölgelerinde çıkabilir, çünkü orada İbrani ırkına yakın bir kabile bulunmaktadır.”
    Wilhem Bousset The Antichrist Legend 1982

    YanıtlaSil
  5. Abdurrahim kardeşim Mehdi a.s ve şahsı manevi konularında farklı düşünsek de Ayasofya konusunda seninle hemen hemen aynı fikirdeyim.

    Ayasofyanın camiye rücu etmesi İstanbulun tekrar fethidir. Allahualem.
    Ama bu Mehdi a.s eli ile mi olur yoksa ona tabi gruplar eliyle daha önceden mi olur orası meçhul.

    YanıtlaSil