.

ALLAH; DEVLETE, MİLLETE VE ORDUMUZA ZEVAL VERMESİN

9 Kasım 2014 Pazar

EHL-İ BEYTE HÜRMET



''Ehl-i Beyt'e hürmet bakımından Alevi, Sünni ayrımı olabilir mi?

Hazreti Hüseyin efendimiz, Hazreti Peygamberimizin ifadesiyle 'Hasan ve Hüseyin benim iki reyhanımdır' diyor. Kokladığımda cennet kokusu veren. Nasıl olur ki Hazreti Hasan ve Hazreti Hüseyin'e, ona hürmet etmekle birlikte İslam'dan ayrı düşünmek mümkün olabilsin.

On iki imamın her biri, bize rehberdir. Hazreti Ali rehberdir, Hazreti Hasan rehberdir, Hazreti Hüseyin rehberdir, Hazreti Zeynel Abidin rehberdir, Hazreti Muhammed Bakır rehberdir, Hazreti Cafer-i Sadık, ki İmam-ı Azam'ın hocasıdır, rehberdir, Hazreti Ali er-Rıza rehberdir, Hazreti Muhammed Taki rehberdir, Hazreti Ali el-Naki, Hazreti Hasan el-Askeri rehberdir, Hazreti Muhammed Mehdi rehberdir.

Çünkü o on iki imam, her biri Hazreti Peygamber'in mirasçılarıdır ve Hazreti Peygamber'in ruhunu taşırlar, özünü taşırlar, onun emanetini, onun neslini taşırlar."


Başbakan Ahmet DAVUTOĞLU



32 yorum:

  1. Rasul-i Ekrem s.a.v. Efendimiz, “Size iki şey bırakıyorum ki, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece benden sonra artık kesinlikle dalâlete düşmezsiniz: Allah’ın Kitabı ve ıtretim, ehl-i beytim.” buyurmuştur. (Tirmizî; Müsned-i Ahmed, 3/26; Nesâî, es-Sünenu’l-Kübrâ, 5/45)

    YanıtlaSil
  2. “Size bahşettiği nimetler sebebiyle Allah Tealâ’yı sevin. Beni, Allah sevgisi için sevin. Ehl-i beytimi de benim sevgim dolayısıyla sevin.” (Tirmizî)

    YanıtlaSil
  3. “Allahım! Bunlar benim ehl-i beytim ve en yakınlarım. Onlardan (her türlü) kiri gider ve onları temizle.” buyurmuştur (Tirmizî).

    YanıtlaSil
  4. Ehl-i beyt, Peygamber efendimiz Muhammed aleyhisselamın bütün aile fertlerine denir. Mübarek hanımları, kızı Hazret-i Fatıma ile Hazret-i Ali ve bunların evlatları olan Hazret-i Hasan ve Hazret-i Hüseyin, onların çocukları ve kıyamete kadar gelecek torunlarının hepsine de Ehl-i beyt denir. Hatta Peygamberimizin temiz soyunun bağlı olduğu Haşimoğullarına da Ehl-i beyt denir. Eshab-ı kiramdan Selman-ı Farisi de Ehl-i beytten sayıldı. Fakat özellikle Ehl-i beyt denilince, Hazret-i Ali, Hazret-i Fatıma ve mübarek iki oğlu Hazret-i Hasan ve Hazret-i Hüseyin anlaşılır. (radıyallahü teâlâ anhüm)

    Resulullah efendimizin soyu, Hazret-i Fatıma’dan devam etti. Hazret-i Hasan’ın çocuklarına ve torunlarına Şerif, Hazret-i Hüseyin’in nesline de Seyyid denir. Peygamber efendimizin temiz ve mübarek kanını taşıyan seyyidler ve şerifler, çeşitli ülkelerde yaşamaktadır.

    YanıtlaSil
  5. Ebu Hanife,

    Yetmiş yıllık ömrünün 52 senesi Emeviler, 18 yılı Abbasiler döneminde geçer. Her iki dönemde de Ehl-i Beyti ve taraftarlarını savunur.

    Zeyd bin Ali Zeynel-Abidin’in çıkışını Hz peygamberin Bedir harbi’nin çıkışına benzetir; Bin dirhem para yardımı gönderir ve O’na biat eder.”Şayet halkın, onun atalarını aldattıkları gibi O’nu da aldatıp yarı yolda bırakmayacaklarını bilseydim, O’nunla beraber bende savaşırdım”.der.

    YanıtlaSil
  6. Cafer-i ulemasından Cabir Ca’fi’nin anlattığına göre, İmam Sadık’ın babası Muhammed Bakır, oğlunu Irak’a uğurlarken O’na:” Kufelilere söyle, Hz Ebu Bekir’i ve Hz Ömer’i kabul etmeyenlerden ben de uzağım.

    YanıtlaSil
  7. Ehl-i Sünnet müctehit imamları, üstatları saydıkları İmam-ı Cafer ile farklı ictihatlar geliştirdiler. Birbirlerinin ictihatlarına yer yer katılmadılar. Söz konusu olan “Allah’ın dini” olunca, olay farklılaşmış oldu. Ehl-i kitap, bir kadınla evlenme, abdestin son farzı olarak ayakları mesh etme, Mut’a nikâhı, özürsüz olarak öğle ile ikindi ve akşam ile yatsı namazlarını cem etme gibi bir çok konuda Caferi Sadık farklı, Ehl-i Sünnet farklı ictihatlar geliştirdi. Tüm bunlara rağmen Cafer-i Sadık’ın mezhebi ile Ehl-i sünnet arasında olağan üstü farklar da yok sayılır. Ameldeki farklar sadece On Altı’ dır. Aslında bu da gayet tabii sayılır. Zaten Ehl-i Sünnet’in müctehitleri, kendi aralarında bile buna yakın bir ihtilaf taşımaktadırlar. Ama bugün İmamiye Şia’sının kullanmakta olduğu argümanların çoğunun İmam-ı Caferi Sadıkla ilgisi yoktur! (7) İmam’ın, ictihatları ortadadır. Hangi ictihatın da, sahabeye ilk üç halifeye hakaret vardır? Tam tersine… Resulullah’ın bütün ashabı, İmam-ı Caferi Sadık ve babası Muhammed Bakır ve diğer Ehl-i Beyt İmamları tarafından takdirle karşılanmışlardır.

    http://www.islamigundem.com/ehl-i-sunnet-fikihinin-olusumunda-emevi-baskisi-makale-785.html

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İmam-ı Azam Ebu Hanife ve özellikle İmam-ı Malik, İmam-ı Caferi Sadık’ın ders halkasına katılmış, O’ndan yer yer ilim dinlemişlerdir. Yani, Cafer-i Sadık, Ebu Hanife ile İmam-ı Malik’in hocası sayılır. İmam-ı Şafii’, Ebu Hanife’nin talebesi olan Muhammed’in talebesidir. Yani İmam-ı Şafii, Ebu Hanife’nin talebesinin talebesidir; İmam-ı Cafer’inde 4.kuşakta talebesi sayılır.

      Sonuç olarak bu müctehitlerin en tepedeki üstatları İmam-ı Caferi Sadık tır.

      Sil
    2. bu gün ehl-i sünnet dediğimiz kesim ile şia dediğimiz kesim ilk devirlerde zaten, ayrı değillerdi. İfrat tefrite kaçmadan, nebevi bir ifade ile “vasat” yolu takip eden o devir Müslümanlarının, o dönemde ki isimleri “Şia-i ula” idi. Şia-i Ula, Hz. Ali ‘nin Hilafetine yardım eder, Emevilere karşı Ehl-i Beyt çizgisini savunur, Peygamberin Ashabını ve ilk üç halifeyi saygı ile anarlardı. Daha sonra; sahabeye dil uzatan ilk halifelere hakaret eden, muteasıp bazı gurupların “şia” diye anılmaları sebebiyle, söz konusu Ümmet-i Vasat, artık bu lakabı terk etmiş ve Ehl-i Sünnet lakabını benimsemişlerdi. Sünnet ehli, yani “nebevi çizgiden ayrılmayan” manasıyla bu ifadeyi kullanmaya başladılar.(13) İlahi ve Nebevi çizgiden ödün vermeyen, her şeye rağmen bu çizgide kalmaya direnen Ehl-i sünnet, ifrata kaçan şia’dan ayrılmış ve farklı anılmaya başlanmıştı. Ama nihayetin de, karşılarındaki asıl güç Emevi sultalığı olageldi.

      Emevi sultalığı, 91 yıl sonra tarih sahnesinden çok kanlı bir şekilde silindi. Emevileri yıkan Abbasiler, Emevileri bir soykırıma tabi tuttular. Küçük çocuklar bile katledildi. Sadece Şam’da Elli Bin insan öldürüldü. Emevi kabilesine ait insan kalmadı..! Emevi Saltanatı ile beraber Emevi taraftarlığı da, bir daha anılmamak üzere tarihe gömüldü.

      Sil
    3. Diğer bir Ehl-i Sünnet müçtehidi İmam-ı şafidir:

      O, da Abbasilerin takibine uğrar. Hatta İmam için “Harp meydanlarında savaşan bir kimsenin kılıçla yapamadığını, o diliyle yapıyor” denir. Ehl-i Beyti savunduğundan kendisine “Rafizi” denir. Kendisine böyle dendiğini haber alan İmam-ı Şafii pervasızca şöyle der:”Hz. Muhammed’in Âlini sevmek Rafızîlik ise, ins ve cin tanık olsun ki ben rafiziyim.” Bu pervasızlığı İmam Şafii’yi, üstatları gibi öldürülme noktasına getirir! En yakınlarından dokuz arkadaşı bu sebepten katledilir! Şafii, hüccetinin kuvveti ve hanifi Fakihi Muhammed bin Hasan Şeybani’nin şehadeti sayesinde kurtulur. Kurtulur, ama yine de hiçbir zaman zorbaların karşısında eğilmez. İnandıklarını pervasızca söylemeye devam eder.

      Sil
    4. Ehl-i sünnet fıkıhının diğer bir müctehiti, İmam-ı Maliktir:

      Medine ulemasından; züht ve takva sahibi idi. ”Zorla yaptırılacak bey’atın geçersiz olacağı” ictihatını verdi. Muhammed Nefsü’z Zekiye’nin Medine’de Ebu Cafer Mansur’a karşı ayaklanmasının fetvasını bizatihi kendisi verir! Halk: -Bizim boynumuzda Mansur’un biatı var, deyince:

      -Siz o biatı zorlama altında vermiştiniz, öyle bir biat geçersizdir, der. Halk, İmam-ı Malik’in bu sözü üzerine Nefsüz-Zekiye’ye biat eder. Fakat ihtilal başarılı olamaz! İmam-ı Malik, verdiği bu fetvanın hesabını ağır öder; ağır işkenceler görür!(6) Yine de ömrü boyunca dik durmasını, zalimlere karşı mazlumların yanında olmasını bilir.

      Sil
    5. Yazının aslı:
      Ehl-i Sünnet Fıkıhı’nın oluşumunda Emevi baskısı..?
      http://www.islamigundem.com/ehl-i-sunnet-fikihinin-olusumunda-emevi-baskisi-makale-785.html

      Sil
    6. Bediüzzaman Hazretleri, “Al-i Beyt sevgisi, Risale-i Nur'da ve mesleğimizde bir esastır” der.

      Sil
    7. Ümmü Seleme'nin rivayetine göre Hz. Peygamber ,,Mehdi benim zürriyetimden, kizim Fatima'nin evlatlarindandir" buyurmustur.

      Ebu Davud'un kaydettigi baska bir rivayete göre ,,Dünyanin tek günlük bir ömrü bile kalmis olsa, Allah O günü uzatip benden bir kimseyi O günde gönderecek" diger bir rivayette ,,... Ehl-i beytimden birini ki, O zatin ismi benim ismime uyar, babasinin ismi de babamin ismine uyar. Bu zat yeryüzünü, eskiden cevr ve zulümle dolmasinin aksine, adalet ve hakkaniyetle doldurur." buyurulmustur.

      Sil
  8. teşekür ederiz sagolasın elerinize afiyet mustafa abi

    YanıtlaSil
  9. EhLiBeyt Türkiyemizde cok tur kendini bilen ve bilmiyen anne veya baba tarafından batıda doguda her şehrimizde varlardır Resullullahı seven Ehli beytini sever şereflerine dil uzatılmaz Mehdi alehiselamın Askerlinden cogu kendini bilen ve bilmiyen ehli beyten olur Allahu alem yine ecdadı ashabı kirama bazı evliya ve ulemaya dayanan bir cok kendini bilen ve bilmiyen ehli tarikden olsun risaleyi nur dan olsun Ehli sünnet akaidinden olsun Askerleri olcagına inanalardanım ve daha sonrasında ise nasibi olan Tüm Müslümanların davetine içabet edecegi Tehvid bayragı altında toplanacakalrına ve hazreti mehdi alehiselamın Ümmeti ayet ve hadisi şeriflerle amel etircegi mezhebleri meşrepleri tekleştircegi ehli sünnet eserlerinde mevcutur imam azam ebu hanefi agırlıklı ama tek olur müslümanlar saten şimdiki acziyetlikde maglupluk halide 1 şeriati muhamediyeyi layıkıyla yaşayamadımızdan 2 müslümanların tassubun dan ayrışmalarından inşallah zamanı yakındır Mehdi alehiselamda saten ehlibeyten dir iki koldan dahiç bir ehli sünent akaidinde olan bir müslüman ehlibeyt hakında kötü zanda bulunması sevmemesi diye bi itikat yok dur yeri gelmişken bediu zaman saidi nursi rahimehullah asrın itikata müçedidi olup Allahın en nur esmasınla şereflendirdigi mehdiyun bir mubarek dir bazıları onu anlıyamadıgı için afsalası almadına yazılarını menfaat içabı lanse etsede kendisi de sufi taifesine karşı degil tam aksine kendiside sufi lerden dir Allahu teala asır gereyi ona tarikat tarzı irşaad degil umuma eserleriyle itikat ve iman hakikatleri üzerine görevlendirmiş dir vuslat ilmi ise erbabı tarikaten ögrenilir bediu zaman zındıklıgın hat safada oldugu zamanlar abdul hakim avrasi süleyman efendi gibi ve daha sonrası abdul hakim el hüseyni el bilvanisi ve abdullah dag istani gibi ve enen yakın zamand aşeyh ismaiL çetin El abbasi gibi mehdiyun zevatları islam kalasının mudafası müslümanların dinsizleştirmelerine karşı bir nevi eserleri beden leri hatta ruhlarıyla cihat etmiiş hizmet etmiş mehdiyun Allah dost ları hatta daha bir cok ları usuliyet leri hizmetleri farklı gibi gözüksede asıl amaç ortak nokda ehli sünnet akaidini müslümanlara ögretmen zındıklıga sed cekme idi ama beklenen MEHDİ daha zuhur etmedi etmiş olmadıgı ayan beyan sormazlarmı adama hani 40 yıl müslümanLRIN DEVRİ RAHATLIK nerde isa Alehiselamın zuhuru nerde dünyanın takriniyarısından cogu islam halişfeligi altın da olcak nerde az kaldı savaşlar aralıkla devam eder Allahu aşlem en en son dünya harbi ile insalık kırılır ozaman savaşın sonlarında mehdi zuhur eder ve dünyaya hakim olur şeriati tam manasıyla dini yaşantısı ekser ümmetin yarım olur o geldiginde kurdugu düzende sünnetler şeriat tam manasıyla yaşanır ihtilaflar biter tek pare olur ümmet şimdi olmadına göre daha demek asıl mehdi hadisi şeriflerle belirtilmiş dir adı baba adı iledebir cok Allah dostu tarih vermekden sakın mış lar dır ama imaları sözleri yakındır demiş ler ve bu 2030 ların içinde oldugunu ima etmişlerdir bazıları 2020 leri işaret etmiş amma Allahın dedigi olca için en güzel tarihi o bilir ama asıl beklenen Mehdi bediu zamanında belirtigi gibi daha gelmemişdir yaşıyor evvet bazı eserlerde belirtilmiş bzı sohbetlerde ama mehdi olarak gelmedi daha inşallah Allah hepimize nasip eder olmasada imanımızla şu fani alemden gidenlerden olalım

    YanıtlaSil
  10. Muhterem Mustafa Abi,

    Sizden istirham ediyorum Fethullah Gülen'le alâkalı bir başlık açınız,orada dileyenler görüşlerini açıklasınlar,ilginin muazzam olacağını tahmin ediyorum ki bu konuyu tartışmaya açmamız lâzım ki Süfyan olduğunu,vatan haini olduğunu iddia edenler var. Bir yandan da Mehdi Mesih diyenler var. Şu zatı bir tartışalım lütfen.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Seyyid diyenlerde var :)

      Sil
    2. O zati geçen kış çok tartismistik bu blogda. Biktik artik. Ayrica bu blogda cok tartismak mi gerrkiyor? Ahirzamanla ilgili bilgi paylasimi daha iyi değil mi....

      Sil
  11. Allah c.c mübarek muharrem ayı hatırına milletimizde ve diğer islam ülkelerinde de görülen cahiliyye geleneklerinin hepsini alsın ve yerlerine islam adetleri versin.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O,(İBRAHİM a.s) babasına ve kavmine: Şu karşısına geçip tapmakta olduğunuz heykeller de ne oluyor? demişti...

      ENBİYA-52

      Sil
  12. Ey ehl-i hak olan Ehl-i Sünnet ve Cemaat! Ve ey Âl-i Beytin muhabbetini meslek ittihaz eden Alevîler! Çabuk bu manasız ve hakikatsız, haksız, zararlı olan nizaı aranızdan kaldırınız. Yoksa şimdiki kuvvetli bir surette hükmeyleyen zendeka cereyanı, birinizi diğeri aleyhinde âlet edip ezmesinde istimal edecek. Bunu mağlub ettikten sonra, o âleti de kıracak. Siz ehl-i tevhid olduğunuzdan uhuvveti ve ittihadı emreden yüzer esaslı rabıta-i kudsiye mabeyninizde varken, iftirakı iktiza eden cüz'î mes'eleleri bırakmak elzemdir.
    Bediüzzaman 4. lema'dan...
    ...................
    Bana göre bu ifadelerde zındıka cereyanı olan masonların ülkemizde Alevileri kullanarak dindarları ezmede kullanacağı yönünde bir gaybi haber var.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. gezi olaylarında bu oldu.

      Sil
    2. Gezi olayları eğer sonuca ulaşsaydı o zaman bu durum aynen gerçekleşmiş olacaktı. Fakat Bu durumun önümüzdeki kaos döneminde gerçekleşeceğini düşünüyorum.
      Zındıka cereyanı mason locaları ve onların bağlı olduğu İngiliz mason localarıdır. Alevileri sünniler, müslümanlar yada bu dindar hükümeti devirmek için kullanıyorlar. Maalesef bunu başaracaklar denebilir. Galiba darbeciler kendi aralarında da anlaşmazlığa düşecekler. O nedenle zındıka cereyanı alevileri de kıracak gibi görünüyor. Onun için en makul yol alevi ve sünnilerin anlaşmazlık konularını bir kenara koyup dinde, peygamberde, Kuranda, tevhidde birlik konularında birleşmeleri şarttır.

      Sil
    3. Risale-i Nurda beni en çok tedirgin eden cümleler budur diyebilirim.

      Sil
    4. Alevilerin istimali yeni değildir. Bu fitnenin ilk mucidi İngilizler ve Mason localarıdır. Onların başlattığı fitne sonucu Bektaşi ve Yeniçeri ocakları lağvedildi. Bundan 1. Osmanlı’nın manevi gücünü kırmak 2- Kendi oyuncağı askerini ikame etmek hedeflendi. Bunda da çok başarılı oldular. Bu fitne cumhuriyet devrine de tavsiye edildi.

      Kemalist rejim, çoğunluk olan ehl-i Sünnet ile başa edebilmek için Aleviyi iğfal ederek onlara karşı desisane kullandı. Onlara yasaklar getirip zulüm ederek Sünnilerin üzerine attılar. Bu tuzakla Alevileri muhafızları yaptılar. Ayrıca yandaş yapıp 1. Emniyette 2. Orduda istimal ettiler. Demokrasiye geçilirken bu istimalin sürmesi ve oy için tedbirler aldılar Sabatiyst çevrelerin yardımıyla 1940’ların ortasında mum söndü iftirasını bile icad ettiler. Bunu da Sünnilere yıktılar.

      1960 sonrası sokak hareketlerinde Alevi gençler Deniz Gezmiş ve arkadaşları gibi kullanıldı. 1980 sonrası PKK’da da kullanıldı. Ancak 28 Şubat hadisesi özellikle 2000 sonrası bazı Alevilerin gözünü açıldı. Ve bu oyun bozuldu, bozuluyor. Yasakları koyan yaşatan ve her nevi fecaati işleyen Kemalist rejim suçlanan Sünni kesim. Bundan Kemalistler kazançlı çıktı hem Sünnilere karşı kullanıp birbirine kırdırarak saltanatını sürdürdü.

      Şu atlanmamalı 1990’lardaki Kürt tahrikinde nasıl Almanya’nın derin parmağı varsa, Alevi olaylarında da derin parmağı var. Almanya 1980’den beri Alevi kartını çok adice kullanıyor. Onlar Dicle’nin doğusunu Türkiye’den koparılmasın hem istedi, hem de Türk makamlarına teklif etti. Özal döneminde. Bu Alman domuzunu bu fitnesi unutmamalı. Alevileri bu bölünme operasyonuna alet edildi ve ediliyor.

      Bediüzzaman’ın Risalelerde bahsettiği tehlike işte bu geçmişte yaşanan hadisattır. Şimdi Alevde uyanış var. Aldatıldık sendromu yaşanıyor. Ok Meydanı ve çevresinde bir klik var. Derin odakların hatta onlarla işbirliği yapan emniyet içinde bir grubun 1990’dan beri devşirip kullandığı bir klik. Susurluk otomobilinden alevi-ırkçı ittifakı çıktığı unutulmamalı. Bu grubun bir kolu da cemaatin içinde. Öyle ki cemaat muhtemel Sünni-Alevi ittifakını bozmak için sinsice Alevi yandaşlığı yapıp hem bunu bozmaya hem de lehine güç devşirmek istiyor. Gerisin anlayın.

      Bütün bunlara bakarak ümitsizliğe düşmemek lazım. Ahmed Davutoğlu’nun Hacı Bektaş konuşması iyi okunmalı. Size ayrıca onu belirteceğim. Önce Ehl-i Beyte muhabbetimizi, bağlılığımızı bir de hürmetlerimizi sunalım.

      Sil
    5. Bediüzzaman elbette burada bir plan ve sürece işaret ediyor. Fakat sünnilerin ezilmesinden sonra o aleti de kıracak diyor. Burası ilginç... Bu yüzden ben hala bu konuda beklentimi sürdürüyorum. Eğer böyle bir olay gerçekleşti ise bu hangi olaydır. 12 Eylül aslında hem ülkücü, hem de alevi solcuların üzerinden silindir gibi geçti denebilir. Bir manası böylece zuhur etmiş olabilir. Yine de Bediüzzamanın uyarısını ciddiye alıyorum. Hala önümüzde ciddi bir tehlike var.

      Sil
    6. İktidar Kürtlerle barışmak istedikçe birçok gizli el bunu bozmaya çalışıyor. İktidar Alevilerle barışmak istedikçe aynı eller bunu bozmak için harekete geçiyor denebilir.

      Sil
    7. Abdürrahim Çokgüngör'ün ümidini paylaşıyorum. Ama bizim endişelerimiz içinde bulunduğumuz geçiş döneminden kaynaklanıyor. Güllük gülistanlık içinde değiliz. Bahar fırtınaları içindeyiz. Tahminen önümüzde daha çok fırtınalar var. Evliyaullah ve meşayih bunlara işaret etmekteler. Bunları görmezden gelemiyoruz. Bazı kardeşlerin ifade ettiği gibi ciddi bir dönüşüm yaşanacak. Bir şeyler yıkılacak, yerine yenisi kurulacak. Bedizzaman "Cenab-ı Hakkın rahmetinden ümid ederiz ki bize pahalı satmasın "der.

      Sil
  13. Yukarıdaki alıntılardan anlıyoruz ki: Ehl-i sünnet imamları Emevi ve Abbasi zulmü karşısında Ehl-i Beyt imamlarının kalkışmalarını desteklemişlerdir. O zamanki ehl-i beyt imamları ile ehl-i sünnet imamları içtihadi açıdan çok farklı değilken, zaman içinde birbirinden uzaklaşmışlar. Bu sebeple bizler Ehl-i Beytin 12 imamına saygı ve sevgi beslemekteyiz. Ama Şia mezhebi ile her hangi bir ilgimiz olmaz. Çünkü makalenin yazarının dediği gibi şimdiki şianın ehl-i beyt imamları ile alakası kalmamıştır. Şimdikilerde Hz. Ali RA muhabbeti yerine sahabe düşmanlığı baskın karakter olmuştur. "La li hubbi Aliyyin -bel li bu'zi Omer"

    YanıtlaSil
  14. 1* Bediüzzaman Hazretleri Kur’an’ın bazı ayetlerine ve hadislere dayanarak Al-i Beyt meselesine büyük ilgi göstermiş. Ve Al-i Beyt nurani silsilesinin hem ümmetin zayıfladığı devirlerde, her fitne zamanında gördüğü ve göreceği azim hizmetine geniş yer ayırmış ve büyük önem atfetmiştir. Mesela Tevbe Suresi’nin 128. ayeti olan “Size kendi içinizden öyle bir peygamber geldi ki, sizin sıkıntıya uğramanız ona ağır gelir. O size çok düşkün, mü'minlere çok şefkatli, çok merhametlidir.” Lemalar’da tefsir edip Hz. Peygamber’in (s.a) ümmetine karşı merhametini ve kemal-i şefkatini anlatır. O’nun ümmetinin saadetine olan ilgisini bu kemal-i şefkati bağlarken, mahşerde her kesin "nefsi nefsi" dediği zamanda onun “Ümmeti ümmeti” diye bu şefkati göstereceğine dikkat çeker.

    Hz. Peygamber’in (a.s) külli ve umumi vazifesi arasında bazı küçük ve özel şefkatler de sergilemiş. Külli bir vazife sırasında Al-i Beyt’e gösterdiği küçük ilgi ve şefkat aykırı görünse de, aslında büyük bir hizmete vesile olacak o neslin mümessili olarak bunun göz ardı edilmeyecek kadar önemi var. Bunlardan biri de Hz. Hasan ve Hüseyin’e (r.a) çocukluklarında gösterdiği olağanüstü şefkat ve önem. Bu şefkat ve muhabbetin sebebi torun olmasından değil, onları temsil ettiği nurani silsile-yi veraset-i Nübüvvetin önemli başı olmaları sebebiyledir.

    O silsileden kimler yok ki, Gavs-ı Azam Abdülkadir Geylani, Zeynel-Abidin, Cafer-i sadık Şah-ı Nakşibendi (r.a), gibi istikbalde hizmet edecek mehd-i misal verese-i nübüvvet ve hamale-i şeriat-ı Ahmediye (a.s) mensupları var. Onların hizmetlerini takdir ve teşvik amacıyla Hz. Hasan ve Hüseyin’in (r.a) başlarını öpüp şefkat göstermiş. Şura Suresi’nin 23 ayetinde de bu hakikat “Vazifeme karşı sizden bir ücret talep etmiyorum sadece Al-i Beytime sevgi gösterin” ifadesini bulmuş. Demek ki, yalnız akrabalık bağından değil. Gaybaşina nazarla onarın nurani nesillerinin azim hizmetini görerek Al-i Beytine sevgi gösterilmesini istemiş.

    Bunun hikmetini de açıklıyor. Hz. Peygamber (a.s) bir hadisinde “Size iki şey bırakıyorum. Onlara yapışırsanız kurtulursunuz. Biri Kitabullah, biri de Al-i Beyit’im. Çünkü Sünnet-i Seniyenin menbaı ve muhafızı Al-i Bettir.”

    Ali İmran 132, Nur Suresi 52 ve Nisa 80 ayetleri de bu tavsiyesi destekler. Cenab-ı Allah Resulüne itaati emreder. O’na indirilen Kur’’an ve onu sünnetiyle yaşatan Resulüllah (a.s) Nübüvvetinin hizmetine varis olacak ehl-i beytin çoğalacağını ve yapacağı hizmeti izn-i ilahi ile görmüş. Ve ümmetin zayıf dönemlerinde hem Sünneti Seniyye’nin ihyasına hem de manen terakkide bir çekim merkezi olacağını anlamış. Ve Allah’ın izniyle ümmetinin onların etrafından halkalanmasını arzu etmiş. Bu hakikatlere binaen Hz. Hasan ve Hüseyin’in çocuken kucağına alıp sevmiş, başlarını öpmüş. Onların başlarına gelecek felaketlere karşı onları aklamış ve haklılıklarını izhar etmiş ve taltif etmiş.

    YanıtlaSil
  15. 2* Ehl-i Beyt’in başı ve Şah-ı Velayet ünvanı sahibi Hz. Ali’nin (r.a) durumu ise çok daha manidar. Hem Allah’ın Aslanı, hem Şah-ı Velayet, Reis-ül Al-i Beyt, hem 4 büyük halifeden biri , hem ilim beldesinin kapısı gibi sıfat ve ünvanı taşıması boşuna değildir. Kaderin muradı sonucu 4. Halife olan Hz. Ali (r.a) hem içtihadı, hem adale-ti mahzaya azami riayeti “inkişaf eden 73 fırkanın esaslarını taşıyan o akvam içinde, fitne-engiz hadisatın zuhuru zamanında Hz. Ali (r.a) gibi harikulade bir cesaret ve feraset sahibi, Haşimi ve Al-i Beyt gibi kuvvetli ve hürmetli bir kuvvet lazım idi ki daylanabilsin. Evet dayandı Resul-i Ekrem Aleyhissalatü Veselam’ın haber verdiği gibi (Ben Kur’anın tenzili için harbettim, sen de te’vili için harbedeceksin)” (Mektubat)

    Hz. Ali’nin (r.a) Halifeliğinin kendisinden sonra oğullarında devam etmesi ve meydana gelen müessif hadiselere girmiyorum. Ancak şunu belirtmekte fayda var. Çünkü İrade-i İlahi onlara aldatıcı olan saltanat-ı dünyeviyeyi layık ve uygun görmedi. Onlara, İslam’ın hakikatlerini ve Kur’an’ın hükümlerini muhafazaya memur etti. Dünyevi saltanat onlara meşgul eder ve yaramazdı. Asli vazifeleri olan dini korumak ve İslam hizmeti unuttururdu. Onlara manevi saltanatı takdir etti. Ve Al-i beyt nerede bir zaaf devri var orada adeta gökten nüzul edercesine arz-ı endam edip fitne ve fesad yangınlarını söndürdüler.

    Bediüzzaman’ın bir tavsiyesi var. Biz ehl-i beyti nasıl sevip nasıl sevmemeliyiz? Biri manayı harfi olan yani Hz. Peygamber’in (a.s) hesabına, Cenab-ı Hak namına Hz.Ali, Hz. Hasan, Hz Hüseyin’i (r.anhüm) sevmektir. Bu meşru bir muhabbettir ve Hz. Peygamberin muhabbetini artırır, Cenab-ı Hakk’ın muhabbetine vesile olur. Bunda ifrat dahi edilse zarar vermez. İkinci muhabbet ise mana-yı harfi ile sevmek. Yani onları bizzat sever. Hz. Peygamber’i düşünmeden onların kahramanlıklarını ve faziletini düşünerek sevmek. Hatta Allah’ı bilmese de, Peygamberi tanımasa da sevmek. Bu Hz. Peygamberin muhabbetine ve Cenab-ı Hakk’ın muhabbetine sebebiyet vermez. Bunda ifrat edilse başkalarına düşmanlığını gerektirir.

    Biz Al-i Beyti Allah’ın namına ve Hz. Peygamberin hesabına seviyoruz. Böylelerine selam olsun. Ahirzamanda bütün zamanların en büyük fitnesi olan Deccale sebebiyet veren fikr-i uluhiyeti inkar Süfyan’ın cebr-i keyfî-i küfrîye rejimi zamanında zuhur edecek Al-i Beyt’in mümtaz evladı Mehdi’nin (r.a) en büyük yardımcıları ve hizmetinin muvaffakiyeti o dönemin ehl-i beytinin yardımı ile olacağı ihbar-ı gaybilerde bildirilmiştir.

    Onun yardımcıları olan Horasan'dan gelecek 5 bayraklılardan birinin Başbakanı daHacı Bektaş'ta yaptığı konuşmayla şöyle diyordu "Kim ki Kerbela'yı unutur, insanlığı unutur. Biz hepimiz Hz. Hüseyin'in yolcularıyız. Zalim gördüğümüzde sessiz kalmayız. Bizim için Ehlibeyt'e saygı budur." Öyle değil mi?Süfyan da zalimdi. Mehdi ise şefkat kahramanı olacaktı. Tıpkı dedesi Hz. Resullah (s.a) gibi. "O size çok düşkün, mü'minlere çok şefkatli, çok merhametlidir.” 9/128 Mehdi (r.a)bu ayeatin tecellisine mazhar olacağı muhakakktır.


    YanıtlaSil