.

ALLAH; DEVLETE, MİLLETE VE ORDUMUZA ZEVAL VERMESİN

26 Kasım 2014 Çarşamba

BEDİÜZZAMAN'IN TÜM HAKLARI DİYANETE VERİLDİ

Bediüzzaman Said Nursi'nin eserleri üzerindeki haklar, Diyanet İşleri Başkanlığına verildi.



"Eser Sahibi Sait Okur (Bediüzzaman Said Nursi) Olan Eserler Üzerindeki Hakların Diyanet İşleri Başkanlığı Tarafından Kullanılmasına İlişkin Karar", Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Kararda, eser sahibi Sait Okur'un eserlerinin Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'ndan kaynaklanan tüm hak ve yetkilerinin Diyanet İşleri Başkanlığına ait olduğu belirtildi.


Alınan karara göre Risale-i Nur'lar Diyanet İşleri Başkanlığınca, ya da Diyanet İşleri Başkanlığının verdiği izin veya yetki çerçevesinde kişi ve kuruluşlarca işlenebilir, çoğaltılabilir, yayımlanabilir, temsil edilebilir veya işaret, ses ve görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletilebilir hale gelecek. Diyanet İşleri Başkanlığınca verilen izin veya yetki çerçevesinde hareket edilmediğinin ya da eserlerin aslına uygun olma koşuluna riayet edilmediğinin tespiti halinde hukuki süreç başlatılacak.


13 yorum:

  1. Cok Şükür Allahımıza HiÇ olmasa OrjinaL risaleler daha hiç piyasaya cıkmıyan inşallah TARİKAT VE TASAVVUF adlı RİSALE nuruda cıkarırlarda Mülletimiz bilir . .inşallah OrjinaL olan Risale Nurlar TARİKAT bölümleri cıkarılmadan BASILIR ki MİLLETİMİZ Üstaz bediu zaman saidi Nursinin (Rahimehullah) gercek görüşlerini okumuş bilgilenmiş olur _Hayırlara vesile olsun

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Üstaz Bediu zaman saidi Nursinin de Ehli TARİK OLAN Siirte şeyhi vardı tilloda Üstaz TAsavvafa karşı degiL SUFİLERDEN DİR AsLEN ___________Gelecek olan Büyük MEHDi Alehiselam Zemin hazırlamış ilmiyle eserleri yle Büyük Allah dostudur Mekanı cennet olsun Allah razı olsun Feyz ve bereketinden Allah faydalandır sın

      Sil
    2. EkmeL AliM Bediuzaman saidi Nursi (rahmettullahaleyh) Aynı zamandam da Manada Hazreti Ali radıyallahu anhdan ilim almış ve Gavsu Azam seyyid AbduL kadir geylani rahimehullahın da himmet ve ilminden istifaze etmişdir eserleri (envar yayınları) ehli sünnet dir Bediu zaman (rahimehullahdan ) sonrayine Ehlisünnet EhmeL Alim kutbuL arifin Seyyid İsmaiL çetin (rahmettullah) eserleriyle İrşaadıyla .Mehdi Alehiselam zemin Hazırlıyama devemetmiş Ve Günümüzde yaşıyan ehli irşad Evliyalar eserleri olsun irşaad ların ya MEHDİ alehiselam zemin hazırlama ya devam etmek dedirler Allah hepiisnden razı olsun sevenlerini sevdiklerine selamet versin Ümmetin imanı kurtulması için her biri Allah için Güçü nisbetinde İslamın BİR Hizmetkarı olmuşlar

      Sil
  2. 1* Bu karar da iki yenilik var. 1. Son zamanlarda Risale-i Nur neşriyatında bir hukuki başıboşluk vardı. a) Varislerin izni olmadan, hem de yalan beyanda bulunarak bandrol alınıp baskı yapılması. b). Eserlerin orijinalitesi veya müellifin tashihatına göre basılmaması. Bu önlendi. 2. Sadeleştirme yoluyla tahrifatı kökünden durduruldu.

    Bilindiği üzere Pansilvanya çetesi İran’ın mollalarına muhalefet etmelerine rağmen, sentetik hocaları için mollavari bir düzen hayal ettiler ve onu gerçekleştirmek için her naneyi yediler. Kendilerine tabi olmayıp kamuoyunda çok görünün Cübbeli Hoca, Şeyh Mehmet gibilerini entrikay ve iftirayla içeri attırdılar. Ve en önemlisi Risale-i Nur ve talebeleri. Bunun için de Risale-i Nur’un anlaşılmadığı indi ve saptırma iddialarla sadeleştirmeyle tahrifata kalkıştılar. Ve yaptılar. İlk olarak 1996 yılında teşebbüse geçince o zaman Bediüzzaman’ın hayatta olan talebelerinin araya girmesi üzerine bu durdurulmuştu. Ama su uyur fitne uyumazdı. Nitekim uyumadı

    Vaktaki plastik Kainat İmamı kaçıp neoconlara ve CIA’ya sığındı. Bu konu yeniden gündeme geldi ve sadeleştirme adı ile tahrif edilmiş eserleri piyasaya sürdüler. Sebep dilinin anlaşılmaması iddiası. (Aşağıda Badiüzzaman’ın cevabını vereceğim) Gizli sebep ise batıl ve bid’a anlayışlarına uymayan Risaleleri tahrifle kendi emellerine uydurmadır. Bu duyulunca Bediüzzaman’ın hayata olan talebeleri ABD’yi gidip plastik Kaniat İmamı ile görüşmek için talepte bulundular. Gelen cevap red oldu. Ve haber göndererek tehdit etti: Gelirlerse yerimi değiştiririm. İşte bu durum ve 2013’ten itibaren mahkemenin varis tayini konusunda meselenin kilitlenmesi üzerine Nur Talebeleri hükümete başvurdu. Çünkü bakanlık veraset ve telif hakları sebebiyle bandrol veremiyor. Bandrol verilmeyince de baskı yapılamıyor. Ama plastik imamın kitapları boy boy piyasaya sürülüyor.

    2012 Aralık ayında Diyanet İşleri Başkanı Görmez ve Bediüzzaman’ın hayattaki talebeleri Başbakan’ı ziyaret etti. Ve Diyanetin Risale-i Nur’u basması istendi. Ve İlk olarak İşarrat’ül İcaz basılarak piyasaya sürüldü. Ki bu sırada bandrol meselesi patlak verdi.

    Bunun üzerine yeniden hükümete başvuruldu. Yapılan inceleme sonucu hem tahrifatın önlenmesi, hem eserlerin eklemeler yapılmadan basılması, hem de varislerin hukukunun korunması maksadıyla yasal düzenleme yapıldı. Ve 1b5 ay önce Meclis'ten geçti. Risale-i Nur devlet koruması altına alınarak, 1. Diyanetçe basılması 2- Basmak isteyenlere Diyanetin gözetiminde orijinaline sadık olarak basma izni verilmesi. (Tahrifat ihtimaline karşı tedbir) 3. Varislerin haklarının korunmasını sağlandı.

    YanıtlaSil
  3. 2* Ak Parti Hükümetinin bugüne kadar yaptığı sayısız hizmetlerin içinde en hayırlı 3 icraatından birini sayarsanız muhakkak Risalelerin tahrif ve istismarını önleyen ve basımını sağlayan bu kanuni düzenlemedir. Bediüzzaman bu eserlerin kendi malı olmadığını belirtir. Kur’an’ın arşından geldiğini belirtir. Kur’an’ın manevi bir mucizesi olduğunu belirtir. Ve üstüne üstlük ahir zamanın önemli bir hizmetini göreceğini belirtir. Ve en önemlisi hayatta iken 3 vasiyeti olmuştur. 1. Ezan’ın aslıyla okunması. 2. Diyanetin Risale-i Nur’u yayınlaması 3. Ayasofya’nın Camiye çevrilmesi. Ehl-i siyasetten istediği 3 şey budur. Ve bunların gerçekleşmesinin fecr-i sadıkın alameti olacağını özellikle belirtir.

    Bu eserlerle ilgili son hukuki düzenleme, Bediüzzaman’ın ikinci vasiyetine aynen uymak ve yerine getirmektir. Bu hadiseler olurken özellikle M.Ali Bulut kardeşimizin köşe yazılarına yaptığım birkaç yorumda, tam 1 yıl önce, bunun ülkeye dadanan birçok felaketin ve musibeti önleyeceğini acizane değil, Risale-i Nur’a dayanarak belirttim. Ve 2013-2014 yılına denk gelen 1435 Hicri yılının ülkemiz için 1 manevi 3 de siyasi zafere imza atılacağını 13 tevafuku hakikatiyle belirttim. Aynen çıktı. Risale-i Nur’a sahip çıkan, önce Diyanet’e bastırtan sonra da ona kanuni koruma sağlayan hükümet bütün oyun ve tuzakları bozdu ve bugünlere gelindi.

    Sayın Cumhurbaşkanımızın bir çok badire ve suikastin atlatmasında ki bir hikmet de koruduğu eserlerin korumasına özellikle son iki yılda nail olması. Bu kadar basit. Sayın Başbakan Davutoğlu’unun ise şöyle bir hususiyeti var. 16-18 sayfalık bir sempozyuma sunduğu bir bildiri var. Risale-i Nuru akademik lisanla ve anlayarak bu kadar güzel anlatan başka bildiri görmedim.

    2012 yılı başında Bediüzzaman’ın talebelerinden Abdülkadir Badıllı, bütün görüşme taleplerinin çevrilmesi ve muharref eserlerin piyasaya sürülmesi üzerine bu konudaki bir kitabın önsözüne şunları yazdı: Bu ifadeler son yılların hadisatının özetidir.

    (Bu planı uygularken (tahrifat işini) sırtını nereye ve kimlere dayadığını bilir misiniz? Bu şahsın artık neredeyse aleniyete çıkmış gibi olan iki tane istinadgahı görülmektedir
    Birisi: Halen bulunduğu coğrafyanın gizli servislerinin Yahudi karışımı sırr-ı kuvveti.
    İkincisi Mal, para, debdebe ve hükümet içinde hükümektçilik sürme kabadaylığı.)

    Bedüazzaman’ın hayatta iken müteaddid defalar ikazda bulunup eserlerine müdahale edilmemesini istemiştir. Hatta Necip Fazıl Kısakürek 1950’lerni başında bazı bölümleri sadeleştirerek basması üzerine Bediüzzaman talebelerini gönderip bundan vazgeçilmesini istemiştir. Necip Fazıl da buna uymuştur. Bediüzzaman, eserlerinin üzenide oynanmasını, değiştirilmesini bırakın, yanına şerh koyulmsanı dahi kabul etmemiştir. Ve yapanları sert bir şekilde ikaz etmiştir.

    YanıtlaSil
  4. 3* Bakın Bediüzzaman hayatta iken eserlerinin üzerinde tağyirat yapılmasını, müdahale edilmesini nasıl müteaddid vesilerle dile getirmiştir.İşte bazıları. Bediüzzaman’a Pir-i Mügan diyerek hakaret eden zekâvet-i betrâ malulü meczup kainat imamı ve takipçilerinin dikkatine:

    * «Her risalede herkesin hissesi var, fakat herkes her şey'ini bilmek lâzım değildir.» (Barla Lahikası sh :344)
    * «Kur’anın bu asırda yüksek bir tefsiri olan Risale-i Nur’daki bazı bahisleri başlangıçta tamamen anlayamazsanızda onun manevi tesiri ve manevi feyzi, ruh ve kalbinize nüfuz eder; mana aleminizi istila eder, kat’iyyen istifadesiz kalmazsınız.» (Gençlik Rehberi sh: 232)
    * “Benim tarz-ı ifadem, bu zamanın Türkçesine uygun gelmiyor. Bir parça dikkat ve teenni ister. Belki bunun da bir faydası, bir hikmeti var...» (Emirdağ Lâhikası Elyazma sh:661)
    “Risale-i Nur Kur'an-ı Mu'ciz-ül Beyan'ın taht-ı tasarrufunda olduğundan, ona uzanan, ilişmek isteyen her el kırılır ve her dil kurur. Kur'an-ı Mu'ciz-ül Beyan'ın “vema erselna min rasulin illa bilisani kavmihi” kavl-i şerifinin îma ve işaratından şu devrede Türk lisanının sadmeler geçirmesine bakılırsa, “Risale-i Nur”, Türkçe'de, lisan üzerinde de imam olacağına; yani yarın hâlis Türkçe olan Risale-i Nur'un kesb-i imtiyaz edip diğerlerini terkedeceklerine dair işaret-i Kur'aniyedendir demiş olsam hata etmemiş olurum zannederim.» (Emirdağ Lahikası-1- sh:99)
    * «Risale-i Nur, sair ilimler ve kitablar gibi okunmamalı. Çünki ondaki iman-ı tahkikî ilimleri, başka ilimlere ve maariflere benzemez. Akıldan başka çok letaif-i insaniyenin kut ve nurlarıdır. (Emirdağ lahikası-1 sh: 64)
    * «Fehmettiğimiz miktarına memnun olup tekrar mütalaa ile izdiyadına çalışmalıyız.» (Sözler sh: 93)
    * «Yazılan parçaları dikkatle ve tekrarla okuyunuz.» (Şualar sh:321)
    * «Gazete gibi okumayınız. » (Mektubat sh:42)
    * «Bir mevhibe-i İlahiyye olan o esrar, halis bir niyet ile ve dünyadan ve huzuzat-ı nefsaniyeden tecerrüd etmek vesilesiyle gelebilir.» (Mektubat sh:70)
    * «Başlardaki başların çoğu sarhoş;okumaz. Okusada anlamaz. (Lem’alar sh:105)
    *Risale-i Nur, siyasetle alakası olmadığından; siyasî bir kafa çabuk takdir edemiyor.» (Emirdağ Lahikası –1- sh:223)
    * Bu ehemmiyetli risalenin, herkes herbir mes'elesini anlamaz. Fakat hissesiz de kalmaz. Büyük bir bahçeye giren bir kimsenin, o bahçenin bütün meyvelerine elleri yetişmez. Fakat, eline girdiği miktar yeter. O bahçe yalnız onun için değil, belki elleri uzun olanların hisseleri de var.» (Şualar sh:98)
    * Asar-ı Bediiyye eseri sh:403’de şu kat’i hüküm var:
    «Başkasının tashihine de kat’iyyen razı olamıyorum. Zira külahıma püskül takmak gibi başkasının sözü, sözlerimle hiç münasebet ve ülfet peyda etmiyor. sözlerimden tevahhuş eder.»
    *Ahmed Bey'e haber veriniz ki, müdafaayı makine ile yazdığı vakit sıhhatine pekçok dikkat etsin. Çünki ifadelerim başkasına benzemiyor. Bir harfin ve bazan bir noktanın yanlışıyla bir mes’ele değişir, mana bozulur.» (Şualar sh :486)

    YanıtlaSil
  5. Risalelerin Diyanet eliyle basılması kararına Yeni Asya ve Zaman gazetesi muhalif durmakta... Onun dışında Üstadın hakiki varis talebeleri bu kararı Bediüzzamanın vasiyetinin yerine getirilmesi olarak telakki ediyorlar. Önemli olan kararın uygulanış biçimi... Eğer CHP iktidara gelse bu kararı acaba nasıl uygular ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Allah CHP zihniyetini süründürsün. Müslüman olupta bu zihniyeti savunanların imanından şüphe ederim. Aslında CHP zihniyetini savunan Mümin imanını kaybetmiştir. Bu zihniyet Kuran'a (Allah'ın hükmüne) karşıdır. Kuran Kurslarına karşıdır. Örtünmeye karşıdır ve alkolün serbestliğini savunur. Bu kadar alametten sonra bu zihniyeti savunan müslüman babamda olsa gözümde hiçtir.

      Ahirette 73 fırkaya ayrılan müslümanlardan sadece 1 i cennete girecek ya, ben bu CHP zihniyetinin yolunda giden müslümanları 72 fırkadan biri olarak görüyorum. Allah bu münafıkların kökünü kurutsun

      Sil
    2. Hz.Mehdi'ye kadar CHP asla iktidara gelemeyecek. Belki AKP yıkıldıktan sonra 3 aylık MHP-CHP koalisyonu olur ama milli irade olarak değil..

      Hz.Mehdi zamanında bu zihniyet ve putlar yıkılacaktır. Atatürk putları yıkılacaktır Allahualem. Anadoluya tekrar şeriat gelecektir. 1919 yılında Süfyan harekatı başladı ve Said Nursi hazretlerine göre Süfyaniyetin ömrü 100 yıldır. 2019 yılında ise bu topraklarda tekrar şeriat, hilafet harekatı başlayacak.

      Muhtemelen Süfyaniyet akımının en geç 100.yılında Süfyan çıkacak ve öldürülecek. Çıkması ile ölmesi arasında 15 ay olduğuna dair rivayetler var. 2019 yükselişin yılı olacaktır Allahualem.

      Sil
    3. Türkiye'de Şeriat hep var. Hep olacak. Şeriatın bazı hükümler yürürlükte olmayabilir. Bu şeriattan ne anladığınıza bakar. Bir mü'min için Şeriatın ancak ve ancak yüzde biri siyasidir. Geriye kalanı ibadet ve muamelat ile ahlak ve fazilettir. Bu deccallere rağmen baki kalmıştır. Bugün siyasi iktidar şu veya bu odağın emriyle başa gelmemiştir. Milletin iradesiyle. Kur'an'ın, dünyevi işler için yönettiklerinize danışın emrine uygun olarak. Öyleyse Şeriata da uygun. Şeriatın bazı hükümleri yürürlükte değil. Ondan da ben sorumlu değilim. Ben inanıyorum ve bana ait kısmını uyguluyorum. Demek Şeriat var.

      Şeariat’ta sabah namazına kalkmak var. Kalkmıyorsan şeriat olsa ne olur olmazsa ne olur. Oruç da öyle zekat da. Şeytanın aldanmasına kanıp Şeriat geldi gitti münakaşalarına girilmez. Şeriatı var eden Cenab-ı Allah’tır. Dünya şeriat üzere dönüyor, güneş şeriat üzere parıldıyor, çiçekler şeriat üzere açıyor, yağmur şeriat üzere yağıyor. Yani kevni şeriat harıl harıl hükmediyor. Ben inanıyorum. Öyleyse şeriat var.

      Ha bazı nankörler inanmıyor ve inanana engel oluyor. Ben onunla mücadele halindeyim. Öyleyse şerait var. Yaşasın Şeriat. İnkar eden için de. O olmasaydı nefes alamazdı. Önemli olan görebilmekte. Göz ve beyindeki görme merkezi körse Şeriat ne yapsın.

      Aklını yüzde bire takan siyasi İslamcılar da kördür. Yüzde 99'u görmez olmayan yüzde 1 için hefsani çıkarı için var-yok mücadelesine girer. Ama Şeriat var.

      Sil
    4. Osmanlıdaki Şeriati yönetimi (İslami yönetim) ima etmiştim. Dediğin gibi şeriat kelime anlamı olarak Allah'ın hükümleridir, yeryüzü ve gökyüzü onun hükümleri ile çalışır.

      Sil
    5. Bir de İslamı siyasi islam,ılımlı islam,ılımsız islam olarak ayırmak doğru değildir.İslam tektir.İçine siyaset,ekonomi,yönetim,gerektiğinde zahiri,gerektiğinde nefsle cihatı, gerektiğinde sert olabilmeyi sert olurkende adaletten ayrılmamayı.............hepsini içine alır.Siyasi islam,ılımlı islam diye bir din yoktur.

      Sil
    6. Hz. Mehdi as şeriatsız ülkelere karşı savaşacak yani dünyanın her ülkesine karşı savaşacak. Türkiye şeriata geçseydi çok iyi olurdu ülkemiz için.

      Sil