.

ALLAH; DEVLETE, MİLLETE VE ORDUMUZA ZEVAL VERMESİN

16 Ekim 2014 Perşembe

IŞİD'E İŞARET EDEN HADİSLER

Hazreti Ali’ye (ra) dayandırılan hadiste şöyle denilmektedir:
“Siyah bayrakları gördüğünüzde yerinizden kıpırdamayın.  Ellerinizi ve ayaklarınızı hareket ettirmeyin (harekete geçmeyin).  Kendilerine ehemmiyet verilmeyen  zayıf bir topluluk olarak zuhur eder. Kalpleri demir parçaları gibidir.  Onlar devlet sahipleridir (hum ashabu’d devle, yani devlet kurmak için ortaya çıkarlar). Ne söz ne de ahit tanırlar. Hakka çağırırlar ama kendileri hak ehli değildir. İsimleri künyedir. Nisbetleri ise köy ve şehirlerdir (El-Bağdadî gibi). Saçları kadın saçı gibi uzatılmış ve salınmıştır. Kendi aralarında ihtilaf çıkıncaya kadar bakidirler. (Olarla baş edilmez) Sonra Allah hakkı dilediğine verir…(El Fiten, Hafız Nuaym Bin Hammad, Daru’l Beyan el Arabi, hadis numarası 558, s: 136)” (Hadisin kaynağını veren Mustafa Özcan kardeşimiz)
Ben öyle sanıyorum ki daha uzun süre IŞİD konuşulacak.
Bir başka hadis de Ebu Hureyre’den aktarılıyor:
Bu hadise göre Peygamberimiz şöyle buyurmaktadır: “Benden sonra size dört fitne gelecektir.  Birincisinde, kanlar (dökülmesi) helal kılınacaktır. İkincisinde hem kanlar hem de mallar helal kılınacaktır.  Üçüncüsünde ise hem canlar hem mallar hem de uçkurlar helal kılınacaktır. Dördüncüsü ise örten, kapatan, bürüyen kör ve sağır bir fitnedir; denizdeki dalgalar gibi kabarır, hareket eder. Hiç kimse ona karşı bir sığınak bulamaz.   Şam’da tayf ve karaltı gibi dolaşır; Irak’a çöreklenir.  Eliyle ve ayaklarıyla el Cezire’yi (Şimdi Kürtlerin yaşadığı bölge) vurur (Bazı yorumcular el Cezire’den maksadın Arabistan yarımadası olduğunu söylüyorlar). İhtimal ki Arabistan da ondan zarar görür). Ümmet, derinin tabakhanede çekiştirilmesi gibi çekiştirilir, belaya maruz kalır. Kimse ‘yeter, yeter’ diyemez: O bir yerden kalksa diğer yerde patlak verir ve çöreklenir (hadis no: 87, s: 31)….”

Mehmet Ali BULUT'un Haber 7 web sitesindeki "IŞİD işi nereye varır" yazısından alıntıdır.
http://www.haber7.com/yazarlar/mehmet-ali-bulut/1210977-isid-isi-nereye-varir

42 yorum:

  1. Işid in süfyani olduğuna dair güçlü bir kanıt 10 gün önce haber ajanslara düştü. yazıyı bloğumda yeni paylaştım burayada aktarayım...

    -------

    2 hafta önce ajanslara bir haber düştü. özbekistanda islami bir grup ışid'e katıldığını beyan etti. özbekistanın bulunduğu topraklar yıllar boyunca aynı isimle anıldı. "Maveraünnehir" peygamberimizin bize 1400 sene önceden verdiği haberlerde süfyani fitnesinden bahsederken mevaraünnehir den bir topluluğun süfyaninin ordusuna katılacağını öğrendik. özellikle suriyede ortaya çıkıp, ırak topraklarında faaliyet gösteren IŞİD örgütünü analiz ederken davranışları ve hareketleri bizlere bildirilen süfyani'nin ordusu olabileceği kanısını güçlendirdi. Özbekistan İslam Hareketi isimli örgütün lideri Usman Gozi’nin IŞİD’e katıldıklarına dair haber, flaş olarak ajanslara düştü ve yazılı ve görsel haber ajanslarında paylaşıldı. bu önemli haber bizler içinde mehdi a.s. zuhuratı yolunda süfyani ile ilgili önemli bir haber olarak hafızalarımıza yazıldı.

    Şimdi bu hadisi şerifi paylaşalım.
    Horasan toprağındaki Maveraün nehir’den başında Emevi soyundan birisinin bulunduğu bir fırka Süfyani’nin ordusuna katılır.
    ----
    haber ajanslarındaki haber şöyle...

    Ria Novosti Haber Ajansı’nın Özbekistan Emniyet Teşkilatı’na görevli bir yetkiliden aldığı bilgiyi kaynak göstererek geçtiği haberde, Özbekistan İslam Hareketi isimli örgütün lideri Usman Gozi’nin IŞİD’e katıldıklarını açıkladığı belirtildi.Özbekistan İslam Hareketi IŞİD’e katıldığını açıkladıstargazete.com Ajansa verdiği demeçte, ‘‘Özbekistan İslam Hareketi isimli örgütün IŞİD’i desteklediğinin ve ortak olarak gerçekleştirecekleri silahlı eylemlerin anlatıldığı video ve ses kayıtlarına sahibiz’’ şeklinde konuşan yetkili, Özbekistan İslam Hareketi’nin Afganistan’ın ve Pakistan’ın sınır bölgelerinde yoğun bir biçimde faaliyete geçerek yeni militan alımı ve eğitim konularında çalıştığını da sözlerine ekledi.
    Açıklamasının sonunda, söz konusu örgütün faaliyetlerine ilişkin olarak alınan bilgiler doğrultusunda Özbekistan istihbaratının terörle mücadele alanındaki önlemlerini arttırdığını kaydeden yetkili, ‘‘Söz konusu önemli bilgiyi ele geçirmemiz istihbarat çalışmalarının ne kadar başarılı olduğunu göstermektedir. Har zaman birkaç adım önde olmamız gerekmekte’’ diyerek sözlerini tamamladı.
    Özbekistan’da yasaklı olan siyasi partilerin liderlerinin Afganistan’a giderek 1996 yılında kurdukları ve ana karargahı da bu ülkede bulunan terör örgütüne üye oldukları düşünülen kişiler Özbekistan’da devamlı olarak göz altına alınıyor. El Kaide ve Taliban ile bağlantılı olan Özbekistan İslam Hareketi Rusya ve Orta Asya ülkelerinin yanı sıra, ABD tarafından da terör örgütü olarak kabul ediliyor.

    Not: Bizimkiler bir gözlemdir. İşin en doğrusunu Allah c.c. bilir. hata yapmak biz insanlara mahsustur. eksik sıfatlardan münezzeh olan Allah c.c. dır.

    YanıtlaSil
  2. Bu hadisleri 10 Ekim tarihli (Kobanı Protestoları) ile ilgili yorumda kardeşimiz Mustafa Özcan’ın 18.08.2014 tarihli yazısını iktibas ederek verdik. Hatta o Hadis’te geçen Cezire ilgili ilgili olarak Siyah Tepe ile Mehdi Alametleri mahlaslı allameler itiraz ettiler. Ve cezire diye Arabistan’ın kast edildiğini belirterek dalga geçtiler. Arabistan yarım adadır, ada değil, yani Cezire değil. Cezire Arapça’da ada demek. Mesela İsrail de bir ada. İslam Topraklarıyla çevrilmiş bir İsrail adası. Arap ve Türk toprakları ortasında anlamında Kürt adası yani cezire anlamına geldiğini iğdiş edilerek mana derinliği kaybeden Türkçede olmayan belagat ve fesahat bilgisi noksanı arkadaşlara bunu anlatamadık. Onlar gabya ait hadis ve rivayetleri alıp, müteşabihat olduklarına bakmadan zamanımıza giydirmeye çalışmaktan hali değiller. Tabi gerçekle rivayet daima başka olduğu zamanla anlaşılır. Rivayet, bir haber ve söylenti demek olduğunu da.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    2. Cezire kelimesiyle Ceziretü'l Arap yani Arap yarımadası kastedilir. Bizim Cizre'nin hadisteki Cezire olması zayıf ihtimaldir.

      Sil
  3. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  4. Siyah Tepesi Kardeşimize

    Ahirzaman alametleriyle ilgili hadislerin çoğu müteşabihat nev’inden olduğu bilinen bir husustur. Böyle olunca manalarını herkesin tam bilemez. Müteşabihat hadisler de muhkemat gibi tefsir de edilemez. Müteşabih olmaları, derin manaları ihtiva etmeleri sebebiyle te’vili yoluna gidilir. Kur’an’ın müteşabih ayetleri gibi onları ancak ilimde rasih olanlar manalarına ve sırlarına vakıf olur. Bu sırrı- teklif ve hikmet-i ibhamın (müphem olması) gereğidir. Ancak ihbarlı hadiselerinin zuhurundan sonra tev’vili yoluna gidilir.

    Hz. Peygamber (a.s) hadislerde mecazi manalara gelen ifadeleri çokça kullanır. Bu zahiri manaları kastedilmeden, benzetme ve temsil ile hakikatleri ifade eder. Çünkü o bir genel öğretmendir. Herkese hitap etmek, ekseriyetin anlayışına hitap etmeyi gerekir. O dönemde de avam tabakası insanların çoğunu teşkil ediyordu. Böyle olunca Hz. Peygamber Kur’an gibi çoğunluğu göz önüne alarak avama hitap eder. Tabi ilim sahibi havas da bundan dersini alır. Hz. Peygamber ilim adamlarını hedef alarak onlara hitap etseydi, bu defa insanların çoğu bu hakikatlerden mahrum kalırdı. Böyle olunca hakikatleri basit kelimelerle veya anlayışlarla ve o zamanın ilim seviyesine göre hitap tarzını takip eder. Özellikle gabya bakan Hadislerde.

    Müteşabih Hadislerin her biri, birbirine benzer sayısız manalarla yüklüdür. Öyle bir ifade tarzı vardır ki, gerçek, mecaz, sarih, kinaye, tahkik, zahir ve gizli gibi ifade beyanının bütün yönlerini kapsar. Kelamda ibham yani kapalı bırakma. belli etmeme, belirsiz tutma yerine göre üst düzeyde belagatın çoklu yönünden birini teşkil eder. Herkes her manaya muhatap olamayacağından ilm-i dinin bütün ifham ve tebliğine herkesin anlama kudreti de takatı da yoktur.

    Siz ve diğer bazı arkadaşlar ahir zaman rivayetleri hakkında çok bilginiz var. Çok bilmiş anlamı alay etme gibi yanlış anlamaya yol açmaması için alleme dedim. Çok rivayet bilmek, binlerce ravinin onbinlerce bakış tarzına sizi tabi kılar. Benzerlikler içinde, gerçeğin tam göstermeyen karma rivayetler, takdim ve tehir hatalarının yanıltma ihtimali vardır.

    Beni yanlış anlama. Ama Mehdi de deccal de geldi ve gitti. Ama zail olan iki deccalin yerine ikame olunan Mehdiyet ve Mesihiyet yerlerini alıyor. Siz onları bekliyorsunuz. Birtakım mütebaşih rivayetlere dayanarak müntazır oluyorsunuz. Bu doğru olmayabilir. Bu sizi dışlama anlamında değil, belki yardımcı olmak istedim. Şimdi karşılaştığımız fitne Hermecüddin’e giden fitnedir. Siyonist-neocon-neoliberal (büyük deccal artığı troçkistler) taifesinin çıkardığı bir fitnedir. Fesadı katarak alem-i İslam’ı anarşi ve terörle yıpratma, İslamfobia oluşturma maksadıyla hem Büyük İsrail’e zemin hazırlama hem de enerji kaynaklarını yağmalamaya devam sürecini (ki küfrü teşvik ve himayesi de var) sürdürmeyi amaçlıyor. Dikkatli olmak lazım. Feraseti elden bırakmamalı.

    Netice-i kelam ahirzamın alametlerini haber veren hiçbir hadisi ve rivayeti red veya kabul etmemezlik etmiyorum. Amma..

    Not- İbni Asâkir’den gelen bir hadiste “Elcezire kıtal merkezidir” denir. Arabistan mı, yoksa G.Anadolu-Kuzey Suriye ve Irak üçgeninde mi daha çok isyan ve savaşlara sahne olduğunu bilmek lazım. Üç süfyanist devletin döktüğü kanlar ise cabası.

    YanıtlaSil
  5. Hadislerde El Cezire Arap Yarımadası olarak geçer. Başka yorumlar merfu değil, mevkuf rivayetlerdir.
    Mustafa Bey, ayrıca verdiğiniz 2. hadis olan Şam'ın etrafında dolanıp Irak'ın üzerine çöken ve Arap Yarımadası'nın elini ve kolunu bağlayan veya oraya eliyle ve ayağıyla darbe vuran fitne kesinlikle IŞİD fitnesi değil; 1. Cihan Harbi'nden sonra Emperyal Devletlerin ortaya çıkardıkları tüm ümmete şamar gibi inen Duheyma Fitnesi'dir ve bu fitne 1920 Nebi Musa ayaklanmasıyla başlayıp 2011 Irak Savaşı'nın sonuna kadar devam eden bir fitnedir. IŞİD kesinlikle bu coğrafyaların hepsine yetemez ve gücü de zaten Irak ve Suriye'de etkindir, IŞİD yanlısı El Nusra ile beraber Lübnan'a da hakim olmaya çalışmaktadır, Filistin'e vardıkları zaman işler değişecek, Siyah Sancaklılar zaten 2006 yılından beri kendi aralarında ihtilaf ediyorlardı, o zaman IŞİD'liler de kendi aralarında ihtilaf edecekler ve Şam semasından gelen nida ile orada deprem olunca Nato güçleri hırslanarak batı, kuzey ve güney cephelerinden onlara saldırarak ardından Suriye rejimi de dahil Şam'ı feci şekilde işgal edecekler.

    YanıtlaSil
  6. Doğan Bekin, 18 Ekim 2014 Cumartesi günü Milli Gazete’de “Ortadoğu’da Yinon Planıyla Amaçlanan” başlıklı yazısında Yinon Planı’nın günümüz olaylarına akseden yüzünü yazmış. Uzun olduğu için iki bölümde aşağıya alıyorum. Bilgilerinize sunulur.

    1*Ortadoğu’da, özellikle Irak ve Suriye’de ortaya çıkan yeni cari değişiklikler, İsrail’in bölgedeki üstünlüğünü sağlayacak `Yinon Planı’nın bir parçası olarak uygulamaya konmuştur. Yinon Planı’nın amacı, İsrail’in etrafındaki ülkeleri daha da zayıflatma ve küçültmeye dayalı Ortadoğu’yu “Balkanlaştırma” projesidir. 2006’da ABD’de yayınlanan “U.S. Armed Forces Journal ve 2008’de The Atlantic Journal bu planı detaylı şekilde ortaya koymuştur.

    Irak ve Suriye’de doğalgaz ve petrolü de göz önüne almadan sorunun kaynağına inmek ve bu coğrafyada ortaya çıkarılmaya çalışılan Sünni ve Şii ayrışmasını irdelemek pek mümkün olmasa gerek. Şöyle ki, 2009 yılında Katar Devleti, Suriye ve Türkiye üzerinden boru hattıyla Avrupa’ya doğal gaz ulaştırmayı planlamışken, Esed, Irak ve İran ile anlaşmalar imzalayarak, Şii hâkimiyetindeki doğal gazın Avrupa’ya ulaştırılmasını amaçlamıştır.

    Bu durum karşısında, Irak’taki Şii Maliki yönetimi ve Suriye’deki Nusayri Esed yönetimi üzerindeki baskılar daha da artarak devam etmeye başladı. Irak ve Suriye’deki doğal gaz projesinden kaynaklanan yeni durum karşısında, Yinon Planı’nı uygulamak için fırsat kollayan İsrail’in de bu vesileyle eline büyük bir koz geçmiş oldu.

    Irak’ta Şii yönetimin, Sünni kesime yönelik baskıcı tutumu ve Suriye rejiminin de daha da radikalleşerek baskıcı tutumunu artırması yeni kırılma noktasını da beraberinde getirdi. Suriye’de oluk gibi Müslüman kanı akarken sessiz kalan ABD, Kobani’de IŞİD’e karşı bomba yağdırması ve YPG üst düzey yöneticileriyle direk temas kurması ve Almanya’nın da Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra etkili şekilde Kuzey Irak’ta rol oynamaya çalışması ve Barzani’ye silah yardımında bulunması dikkat çekicidir.

    Almanya, Osmanlı Devleti ile Bağdat Demiryolu Anlaşması’nı imzalarken, o tarihte Almanya’nın Osmanlı Devleti nezdindeki Büyükelçisi Adolf Freiherr Marschall von Bieberstein, Kaiser Wilhem’in öngördüğü uluslararası politik görüşten hareketle Bağdat Demiryolu’nu, “Alman Weltpolitik”in bir aracı olarak gördüğünü ifade açıkça ediyordu. Almanya, Bağdat Demiryolu ile petrole ulaşmayı hedeflemekteydi. Aynı Almanya, hayati ehemmiyete haiz Ortadoğu doğal gazı ve petrolü için Yinon Planı çerçevesinde oluşabilecek muhtemel yeni yapılanmalarla şimdiden dirsek temasına geçerek yeniden bölgede etkin rol oynamaya çalışmaktadır.

    YanıtlaSil
  7. 2* Ortadoğu’da kolonyal yönetimler kurmak isteyen Batılı güçler için Bağdat Demiryolu, yirminci yüzyılın en büyük emperyal hedefi haline gelmişti. Almanların amacı, Bağdat Demiryolu hattı üzerinde yer alan tüm bölgelerin Alman kültürü ile devşirilmesiydi O dönemde, Bağdat Demiryolu’nün hattı üzerinde yer alan “Ayn el Arap” bölgesi, Adana’da Alman Deutsche Bank finansmanıyla “Koca Köprü”(Varda Köprüsü) inşaatını tamamlayan Alman Philipp Holzmann AG şirketinin bu yerleşim çevresinde kurulacak demiryolu köprüleriyle ilgili yüzey araştırmaları yapmak üzere kurduğu küçük bir şantiyeden mülhem bir adla “Kobani”(Company) olarak adlandırılması da bu amaca matuftur.

    Yinon Planı çerçevesinde Akdeniz’e doğru `deplase’ olması amaçlanan Kürt etnisitenin ana noktası sayılan Kobani, ileride Türkiye ile yaşanabilecek muhtemel sorunlar göz önüne alınarak güvenli bir “petrol ve doğalgaz taşıma hattı”nın merkezi olarak da düşünülmektedir. Amerika yönetiminin YPG ile direk temas kurması ve Kobani’ye büyük önem vermesi bu amaca yöneliktir. Türkiye’nin önerisi olan ve halen tartışılmakta olan güvenli bölge planının ana hatları yavaş yavaş şekillenirken, bu planın ana merkezinin büyük ölçüde Suriye’de YPG tarafından oluşturulan bölgeleri kapsaması dikkat çekicidir. Bu kantonal bölgeler uçuşa yasak bölge kapsamına alınarak bir nevi Suriye’nin Yinon Planı’na göre ayrıştırılması söz konusu olabilir.

    The Butterfly Circus(Kelebek Sirki) filminde rol oynayan ve elleri, kolları olmayan Willy’nin hayata tutunmaya çalışması gibi, Müslümanların da bu coğrafyada elleri kolları vücudundan ayrıştırılarak etkisizleştirilmeye çalışılmaktadır. ABD Savunma Bakanı Chuck Hagel’in, IŞİD’e karşı “uzun dönemli savaş” sözü, gelecekte Suriye ve Irak’ta yaşanması muhtemel gelişmelerin nirengi noktalarını ortaya koymaktadır.

    Büyük çoğunluğu Berazi Konfederasyonuna bağlı olan ve kökleri Erzurum Karayazı’ya uzanan “Ayn el Arap” da mukim tüm Aladinan, Didan, Mir, Ketikan, Kürdikan, Zervan mensubu aşiretlerin şiddetten kaçarak Türkiye’ye sığınmaları hepimizi derinden yaralamaktadır, bu kardeşlerimizin Suriye’den kaçarak Türkiye’ye sığınan iki milyona yakın diğer Suriyeli Arap ve Türkmenlerden hiçbir farkları yoktur. Bu nedenle, suni ayrıştırma politikaları İsrail’in ana stratejisini oluşturan “Yinon Planı’nın hayata geçirilmesinden başka hiç kimseye fayda getirmeyeceği gayet aşikârdır.

    YanıtlaSil
  8. Pkk,pyd ve Barzani süfyaninin ordusuna katılacaklar.Dolayısıyla bu oluşumlara senpati duyanlarla birlikte, Mehdi as tarafından yok edileceklerdir.

    YanıtlaSil
  9. Yukarıda nakledilen hadisin bir başka tercümesi şöyledir:
    "Hz Ali buyurdu ki :
    ”Siyah bayrakları gördüğünüz zaman yere yapışın ve elinizi ve ayaklarınızı dahi oynatmayın. Sonra kalpleri taşlaşmış bir gurup gelecek onların devleti vardır. Hiçbir söze ve anlaşmaya uymazlar. İnsanları hakka çağırırlar ama hak ehli değillerdir. İsimleri künyedir. Soyadları köylerdir. Saçları uzundur tıpkı kadın saçları gibi. Sonra kendi aralarında ihtilaf edip çatışırlar. Sonra da Allah hakkı istediğine verir.”
    (Kenz ul Ummal. Fitneler bölümü)"
    Buna göre hadisin 3 bölümü mevcuttur.
    Hadisin ilk bölümünde Resulullah (sav)ilk çıkan Siyah sancaklı orduya ”Siyah bayrakları gördüğünüz zaman yere yapışın ve elinizi ve ayaklarınızı dahi oynatmayın. ” hükmü ile kesinlikle karşı gelinmemesini ve itaat edilmesini emrediyor.
    İkinci bölümde ise Resulullah (sav)”Sonra kalpleri taşlaşmış bir gurup gelecek onların devleti vardır. Hiçbir söze ve anlaşmaya uymazlar. İnsanları hakka çağırırlar ama hak ehli değillerdir. İsimleri künyedir. Soyadları köylerdir.” cümleleri ile ilk siyah sancaklıların zuhurunun ardından çıkacak olan ikinci Siyah sancaklılara itaat edilmemesini onların bozguncular olduğunu vurguluyor.
    Hadisin Üçüncü Bölümünde ise Resulullah (sav) söz konusu bu siyah sancaklı orduların birbirleri ile savaşacağını, Allah’ın zaferi dilediğine vereceğini beyan ediyor."
    Birinci siyah bayraklı ordu başkadır. İkinci siyah bayraklı ordu ise IŞİD'dir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hadisin bu yorumuna göre iki siyah bayraklı ordu çatışacak. İçinde Mehdinin bulunduğu Horasan ordusu IŞİD ordusunu yok edecektir.
      “Sizler Horasân tarafından siyah sancakların geldiğini gördüğünüz zaman, o sancakların yanına varın. Çünkü orada Allah’ın halîfesi Mehdî olacaktır.”(Ahmed bin Hanbel, Musned, V, 277) Bu hadisin bu olayla ilgili olduğu belirtilmektedir.

      Sil
    2. Bir hadis:
      Fitne Irak dan yayılacak, Deccal Irak ve Şam arasındaki Haricilerin içerisinden zuhur edecek;
      Resulullah SAV ;
      Allah’ım! Sa’ımıza ve müddümüze bereket ver/mübarek kıl. Mekke’mize ve Medine’mize bereket ver/mübarek kıl. Şam’ımıza ve Yemen’imize bereket ver/mübarek kıl, diye dua etti. Toplulukta bulunan bir adam:-Ey Allah’ın Peygamberi! Irak’ımıza da (dua et), dedi. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v):-Şeytanın boynuzu orada ortaya çıkacak ve fitne orada yayılacaktır, buyurdu.

      Sizden kim Deccal’e yetişirse, ona Kehf suresinin ilk ayetlerini okusun. Deccal, Şam ile Irak arasında bir mevkide çıkar. Sağa gider ifsat eder, sola gider ifsat eder. Ey Allah’ın kulları! Sebat edin!” (Müslim 2937/110, Tirmizi 2341)

      Sil
    3. Horasandan (Afganistan-Pakistan ve İran’ın bir kısmını içine alan bölgeden) siyah sancaklar çıkacak hiçbir güç onların hakkından gelemeyecek sonunda o sancaklar İliya’ya (Kudus’e) dikilecektir.” (Tirmizi, Fiten, Bab 79, Hadis no : 226)

      Sil
    4. Bu siyah bayraklılar meselesi “Karadır kaşların kara sinemde açtın yara” türküsüne döndü. Her aşığın kara kaşlıya vurulduğunda söylediği türkü gibi oldu. Her siyah bayrak bahsi geçtiğinde ahkam üretilmesi Mehdilik tartışmasına malzeme oluyor.

      Hz. Peygamber (a.s) işari ve temsille 5 bayrak diyor. 5 bayrak 5 devlete işaret eder. Niçin 5 devlet? Bu ne anlama gelir. Mehdi ile Süfyan yani İslam deccali muasır olduğun göre ve Süfyan son hilafet devletinin battığı yerden çıkacağına göre, hâlâ garbı bırakıp şarka gidilmesi konuyu saptırıyor.

      Bir düşünelim Hz. Peygamber (a.s) niçin 5 bayrak demiş ?Hz. Peygamber’in (a.s) döneminde Horasan’daki Türk devletinin bayrağı siyahtı. Bu siyah bayrağı da hem Karahanlılar hem de Harzemşahlılar kullanmış. Türkler o zaman daha Anadolu’yla göç etmemişti. Horasan’ın zikredilmesi Mehdi’nin Horasanlı yani Türkler’in içinden çıkacağına işarettir. Akla bir şey daha getirir. Karahanlılar, Harzemşahlılar, Selçuklular ve Osmanlılar ile dört devlet olur. 5. Devlet zamanında Mehdi ve Süfyan çıkar. Aynı zamanda o tarihte yeryüzünde 5 Türk devletin bulunacağına da işarettir. İşin ilginç tarafı şu: İlk büyük deccal Cengiz Han’dır. Yktığı ilk Müslüman Türk devleti Harzemşahlıların da Abbasi Hilfafeti'nin de bayrağı siyahtı. 4. Müslüman Türk devleti ve 4. Hilafet devleti Osmanlı’ya son veren de yine 2 nolu deccaldi.

      Isfahan Yahudileri çok kullanılır. Niçin, iyi düşünülmeli. Şu anda Isfahan’da Yahudi yok. O da Türk devletinin sınırları içinde olacak Süfyan’a nasıl işaret eder. Emevilerin yıkılıp Abbasilerin kurulduğu yıllarda İran ve Horasan büyük siyasi ve asayiş olaylarına sahne oldu, kaos yaşandı. Ve o tarihte Yahudiler’in içinden bir İseviye mezhebi türedi. Bu mezhep adını kurucusu Ebu İsa İshak b. Yakub el-İsfahanî'den alır. Hatta onu mezhebine doğduğu yere nispetle de "İsfahaniyye" denilir. İsfahanî, Yahudiler’i kurtarmak için isyan eder ve Abbasi Halifesi Mansur döneminde öldürülür ve isyan bastırılır.

      Ancak bu İseviye mezhebi iki kişi tarafından devam ettirilir ve Yahudiler’in batıya göçüyle bütün İslam coğrafyasına yayılır. Bu İseviye mezhebi 1670’lerde İslam deccalini çıkaracak Sebatay Sevi mezhebine de yataklık eder. Çünkü bu Isfahan Yahudileri Horasan ve İran’da yaşanan istilalar üzerine göç ederek Balkanlara taşındıkları, Mahmut Şakir Hoca’nın İslam Tarihi adlı eserinde vardır. Ve Sabatay Sevi bu Yahudilerden çıkar. Gaybi haber de doğrulanır. Mesihliğini ilan eder. Osmanlı Sultanı’nın onu idam etmesini önlemek için Müslüman olur, ama dönmelik mezhebinin kuruluşuna yol açar.

      İşte bu siyah bayraklılar ve Isfahan Yahudileri hikayesi Osmanlı’nın son döneminde kesişir. Ve Selanik’ten doğan bir Yahudi dönme çocuğu ki Süfyan olur. O Süfyan 31 Mart Vak’asında Sultan Abdülhamid’i devrin çapulcu ordusunda zabit olarak bulunur.

      Bilmem anlaşılabildi mi? Mücmel ve işari veya temsille ve ima ile verilen ihbarı tam tamına çıkacağını beklerseniz, bu dinin sırr-ı teklif prensibine aykırı olur. IŞİD’in çıkarılıp ortaya salınmasının ana sebeplerinden biri de hilafetin ihyası korkusudur. Bu İsrail'in güvenliğini tehdit eder.Küresel deccalin ittihad-ı İslam’ı önleme ve madara etme taktiğidir. Safdiller de kanıyor.

      Siz şuna dikkat ediniz. Arap Baharı hazan, Irak, Suriye harap oldu. İran ABD'ile işbirliği halinde. Geriye kim kaldı? O ya bölünecek ve yıkılacak ya da küresel deccalin boynunu vuracak. Kim ola? Yavuz önce İranlı Safavilere dersini verdi sonra hilafeti aldı. Yani, Mehdiyet 3. fasılda ittihad-ı İslam'ı sağlayarak hilafet-i İslamiye'yi ihya eder...

      Yok Afganistan, İran Pakistan, daha neler.

      Sil
    5. Bediüzzamanın Hareket ordusunda ne işi varmış? Hani Mehdin ya o açıdan?
      Ayrıca şu Beyda olayını da bir açıversen bir zahmet..

      Sil
    6. Safa Asya, safayı bırak. Bahtının miftahını ara.

      Süfyan genç bir zabitken çapulcu ordusunda vazife aldı. Hatta Yıldız Sarayı’nın yağması sırasında mücevharat aldığı bilinir. Zabit idi, rütbesi düşüktü. Süfyaniyeti daha izhar olunmamıştı. Bu bir. İkincisi, Bediüzzaman’ı niçin karıştırdın? Ön yargıların var bari. Hemen ortaya atıldın.

      Beyda işine gelirsek. Biraz da sen çalış. Hesap sorduğuna göre epey malumatın var. Anlat da, bilen de bilmeyen de öğrensin. Beyda’dan sonra Mehdiyetin 3. aşamasının tuluu başlar. Tabi gözü olan görür, bilgisi olan anlar, kafası olan durumu çakar. Hadi bakalım. Meydan senin. Ferasetini görelim.

      Sil
    7. İki soru sorduk cevap istedik.İkisine de cevap veremedin cevabı bizden istedin.
      Sitemizde bu soruların cevabı var.Ya cevap ver yada burada yanlış bilgiler paylaşıp soruya muhatap olunca da demagoji yapıp topu taca atma.

      Sil
    8. Ne laf-ı as.ya ne de sa ve de fa. Yalnız elif.

      Madem bu sitede cevabı var, o halde cevabı olan bir şeyin cevabı verilmez. Eksiği söylenir. Değil mi? Ünlü şeyhin sözünü unuttun galiba. "Sultanım bu ordunun içinde deccal var ona mani olamadım" demişti. Ben çok manası olan müteşabih bir hadisenin bir manasına işaret ettim. Ki gerçeğe gelinsin.

      Bediüzzaman o zaman ne yapıyordu? Müsbet hareket ediyordu. Ortalığı sakinleştiriyordu. Ve de Meşruiyetin Şeriat adına ne anlama geldiğini açıklayıp savunuyordu. Üstelik ilk defa şahıs devrinin kapandığını, şahs-ı manevinin hüküm süreceğinin ip uçlarını veriyordu. 10 yıl sonra Sünuhat'ta bunu gerekçesiyle kaleme alıyordu. Hasıl-ı kelam 31 Mart'ta biri darbe yapıyordu, biri şeriatı izah ediyordu. O zaman vazifeli değildi. İşin ilginç tarafı, müstakbel Süfyan dünyalığı götürürken o mahkemede yargılanıyordu. Ve Bediüzzaman beraat edip mahkemeden çıkarken "Yaşasın zalimler için cehennem" diyordu. 14-15 yıl sonra hükmedecek despotik küfrün zulmüne o günden gönderme yapıyordu. Yıllar sonra Yahudi Weizmann “Biz Abdülhamid’e öyle bir iş yaptık ki, 200 sene Türkler ona küfredip duracak” demişti.

      Hz. Peygamber kendisine bilgisi ulaşan istikbali hadiseleri bazen bildirildiği gibi ifade ederken, bazen içtihadına bırakılan hususları teşbih ve temsillerle ve o günün idrakine göre anlatıyordu. O sırada Türkler ve Süfyan'ın ataları nerede yaşıyorsa o bölgeye dikkat çekiyordu. Hikmet-i ibham bunu gerektirir değil mi? Çalışmayana ekmek olmadığı gibi, hakkıyla tedris etmeyene de ilim yoktur. Siyah bayraklılar şimdi Anadolu’da, Isfahan Yahudileri ise dnüya tahtında oturuyor ülkeleri, toplulukları ve de zihinleri yönetip hedeflerine roket hızıyla gidiyor. Biz ise mazi derelerinde rivayetlerle dolaşıyoruz.

      Bediüzzaman "Ahirzamanda vukua gelecek hadisata dair hadiselerin bir kısmı müteşabihat-ı Kur'aniyye gibi derin manaları var. Muhkemat gibi tefsir edilemez ve herkes bilemez" der.

      Sana tavsiyem Selanik'i iyi araştır. Balkan Yahudileri'nin Kudüsü’nü. (Ki o zaman nüfusu 120 bindi. 20 bin Müslüman, 20 bin Rum geriye kalan 80 bini Yahudi ve Yahudi menşeli idi) Pavlos’un Selanik mektuplarında neyin haberini veriyordu. Hem içinden geldiği Yahudi ihbaratına hem de İsevi ihbaratına istinaden 1300 yıl öteden haber veriyordu..

      Rivayetler binbir gece masalları gibi okunup anlaşılmaz. Madem derin ve çoklu manaları var. Ben en amiyane olanını anlatıp, Battal gazi gibi Mehdi, İsrail dururken Yahudileri Isfahan’da aramayın diyorum. Şu anda 3. Dünya Savaşı yaşanıyor. Yinon Planı çatır çatır çalışıyor (Bir ara yazacağım. 1982’de ne planlanmış aynen oluyor. Kobani gibi kolonilerin niçin kurulmak istendiğini de) 2003’te 30, şimdi 40 dünya devleti Alem-i İslam’a müdahaleye hazırlanıyor. Siz kalkmış acuze mantığıyla gaybi ihbarata bakıyorsunuz. Unutma Süfyan nereden çıkacaksa Mehdi’de orada. Mehdi nereden çıkacaksa Süfyan da orada..

      Bediüzzaman’ın söylediği eserlerinde orijinaliyle duruyor. Açar okursun. Niçin ikinci elden malumat sahibi oluyorsunuz? Bediüzzaman'ın bu konuda yüzde 1 milyon isabeti olduğunu da biliyorsunuz değil mi?


      Sil
    9. Evet yazınızda doğrular da var ama yanlışlar da var. Fazla detaya girmeden:

      Risalei Nurlarda 6 tanım vardır.

      Süfyan ve Süfyaniyet
      Mehdi ve Mehdiyet
      Deccal ve Deccaliyet

      Bediüzzamana göre SÜFYAN, MEHDİ VE DECCAL ŞAHISTIR.

      Şahsı manevi değildir. Şahsı manevi olanlar ise:

      SÜFYANİYET, MEHDİYET VE DECCALİYETTİR

      Ayrıca GAYBI ALLAH'TAN CC BAŞKA YÜZDE YÜZ HİÇ KİMSE BİLEMEZ.

      Bediüzzamanın yüzde bir milyon sözü fazla abartılı olmuş. Bakınız bunun örnekleri tarihte çok sayıda vardır. En büyük Allah Dostları dahi gelecekle ilgili verdikleri haberlerde yüzde yüz doğruları tutturamamışlardır. İmamı Rabbani,Muhyiddin i Arabi, Abdullah Dağıstani bir kaç örnektir.

      Risalei Nurlardaki Süfyaniyet kavramı İslam ülkelerinden sadece Türkiye'yi değil tüm İslam ülkelerindeki Müslüman görünümlü yöneticiler vasıtasıyla İslam adına oluşturulan ama İslamla alakası olmayan düzenleri ifade eder. Bu bağlamda Suudi yönetimi ve rejimi Türkiye'den daha Süfyanidir.Yöneticileri de daha süfyandır. Ayrıca Türkiye ile ilgili de tarihi bir takım gerçekler vardır ki hem mahrem hem de gaybidir. Yani göründüğü gibi değildir.

      Bediüzzamanın Hz.Mehdi AS ile ilgili tanımı bir şahsı tarif eder.

      "Yüz sene sonra gelecek olan o ACAİP ŞAHIS" ifadesi vardır. Bazı nurcular bunu es geçerek Mehdi şahsı manevidir diye Bediüzzaman'a saygısızlık yapıyorlar. Biline.

      Deccaliyet konusunda ise Bediüzzaman Komünizmi işaret etmiş. Ancak bugün gelinen noktada Deccaliyetin Siyonizm olduğu daha kuvvetli ihtimal haline gelmiş. Bütün alimler SİYONİZM diyor.

      Ayrıca Cumhuriyet döneminde Atatürk ile İnönü'yü aynı kefeye koymak doğru değildir. Kemalizm İnönünün icadıdır, Atatürk'e ait değildir.

      Süfyan nereden çıkacaksa Mehdi de oradan çıkmaz.Böyle bir hadis yoktur.
      Süfyan şahıs olarak gelecek olan son iki ve büyük süfyanı kastediyoruz.

      Hadis yorumlarına göre ikisi de Şam'da çıkacak.Açık hadisler varken başkasına inanır mıyız? Birinci Süfyan Hafız Esad'dır. İkincisi ise henüz çıkmamıştır ve Suriye'nin başına geçecektir. sadece bir hadis yok ki bu konuda pek çok hadis var, nasıl görmezden geliriz?

      Yine hadislere göre Hz.Mehdi AS Mekke'de zuhur edecek.Ve Şama FETHEDEREK GELECEK. GUTA'DA karargah kuracak. Bunların hepsi hadis.

      Bizim de size önerimiz sitemizde yazıyoruz ve yazmaya devam edeceğiz İnşaallah.Takip ediniz.

      Sil
    10. Yazdıklarına saygı duyarım. Neticede gayba aşina kimseler değiliz. Ben mümkün olduğu kadar isim vermeden genel olarak anlatmak istedim. Deccaller 4 tanedir ve arka arkaya gelirler. Aynı rejimin adamıdırlar.Bu 4 döneme işaret eder. Ki 4. aşama vaziyeti kurtarmaktan ibarettir.

      Muaviye bin Ebu Süfyan'ın hilafeti saltanata çevirmesine kinaye olarak ahir zaman Süfyanı ile benzerlerinin darbe-ihtilaller ile iktidarı ele geçirmesine nisbeten o ad verilir. Bu yöntemle, küfri despotik ve zalim rejim kurup yaşatmasıdır.Esad, Nasır, Kaddafi, Saddam ve benzerleri Süfyan değil, ama Süfyani. İslami tahribatları siyaset rekabet noktasında oldu. Süfyan ise imana ilişerek ve İslam’ın bütün şeairine karşı tavır alır. Kurduğu küfri rejimle bunları yasaklama veya dejenere etme yoluna gitmiştir. Arkasında çok güçlü bir komite vardır. Öyle ki Süfyan bile o komiteden çekinmiştir. 1980’li yıllarda dağılma ve etkisini kaybetme sürecine girdi.

      Büyük deccalin yıkılmasından sonra (1990) İslam dünyası, Süfyani artıkları+Yahudi deccalin tasalluduna maruz kalır. Bu de Mehdi ve Mehdiyetin ittifakı ile itlaf edilir.

      1924-1950 Türkiye’si ve sonrasını konuşmak için hür ortam yoktur. Sükut edilir. Ama iması yapılır. Süfyanizmin etkisini yitirme tarihi 1969’dur.

      Şam birkaç manaya gelir. Ülke veya ülkeler topluluğudur. Suriye’nin başkentinin adı Şam değil Dımeşk’tir. Şam’dan çıkar denmesinin sebebi ise. Ahirzamanda dünyada fikir ve finans araçlarını kullanarak hükmedecek Yahudilerin her iki deccale yataklık etmesine işarettir. Bir nevi ana deccal olur. Hz. Peygamber (a.s) "Deccal Yahudi’dir" der. Onların en büyük emelleri ise arz-ı mev’uttur. İsra-104 ile ahir zamanda bu topraklara döneceklerine işaret var. Ne olacağı ise baştaki ayetlerde işareti mevcut. Ya adaletle hüküm sürecekler ya da 250 yıllık fitnenin hesabını kanlı bir şeklide ödeyecekler. Ve yeniden zillet ve meskenete tabi olacaklar.

      Hesaplaşma Şam’da yani Dımeşk ile Kudüs arasındaki bölgedeki savaşta sonuca bağlanacak. Günü tarihi ve zamanı Yahudi Kohenleri tarafından Tevrat’a dayanarak 4 bin yıl önce belirlenmiş. Ve psikolojik etkisini kırmak için, takvimlerini ters çevirerek gizlemişlerdir. Ama Kur’ani işaretler çok yakını bir zamanı gösteriyor. Bunu bildikleri için de tedbir alıyorlar. Bunu Yinon Planı’nı anlatınca anlayıp hak vereceksiniz.

      Batılı emperyalistler ittihad-ı İslamı ve hilafeti ilga için Türkiye’de dinsizliği, İslam dünyasında ise dindarlığı teşvik etmişlerdir. Şimdi ise İsrail’e komşu ülkelerin kantonal bölgelere ayrılıp İsrail’e bağlanması uzaktakilerin ise güvenlik açısından zayıflatılması operasyonu sürüyor. 20 yıllık bir süreçtir. Ne zaman başladığını söylemem. Tahmin ediniz.

      Bediüzzaman’ı anlamak için onun nazardan neyi es geçtiğini bilmek lazım. Hikmet-i ibhama azami riayet etmiştir. Bazı ifadeleri iki ayrı manaya gelebiliyor. Ama 3 fasıl konusu kesindir ve bunu izahını kesin bir dille yapmıştır. Mehdi’nin sıkıntısı, siyasi bir görevle gelmiyor, ancak siyaseti ürkütmemek için gizlenip Mehdi’yi minimize ediyor. Bu gereklidir. Hedef dini ihya değil midir. İmanla başlar ittihad-ı İslam’la sonuç alınır. O tarih de 2021’dir.

      Marks ilk deccaldir. Rejimi de onunla anılır. Süfyan da Süfyani rejimiyle anılır. Her ravi zamanının hilafet merkezini nazara vermiş orda bitecek sanmış ama. Hilafet şehir şehir dolaştı değil mi? Kaç şehir? Sonuncusu? 2. Feth-i Kostantiniyye rivayeti var. Mehdi alacak değil mi. Daha doğrusu taraftarları. Değil mi? Bunu neyle tevil edeceksiniz. Mehdiyet’in 3.. faslı onunla noktalanır. Bir rivayete göre Mesih elinde kılıçla savaşır savaşır ve kılıcı gelir Ayasofya’nın minaresine asarmış? Yani Mesih-Mehdi????? Yani Mehdiyet’in dünyaya hakimiyet tarihinin başlangıcı. Değil mi?

      Mekke iman dönemini, Medine hakimiyet dönemine işaret eder. 1. fasıl ve 3. fasıl. Arada 2. fasıl Beyda var.

      Sil
  10. Evet yine pek çok doğru ve bazı noksanlarla karşı karşıtyayız.safaasya@hotmail.com adresine mail atarsanız hem bu yazınızı hem de çok farklı noksanlıkları paylaşalım İnşaallah.Şimdi zaman bitti.sabah.

    YanıtlaSil
  11. Değindiğiniz konular çok güzel ve mutlaka cevaplanması gerekiyor.
    safaasya@hotmail.com adresine mail atarsanız yarın gece yazacağım inşaallah

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Muhabere bu site üzerinden olur. Başka türlü müsait değilim. Kimseyi kendime bağlamak istemem. Neticede bu bir fikir alışverişi. Yazının 3. paragrafının ikinci cümlesinde aceleden bir hata yaptım doğrusu şöyle: (Bu da Mesihiyet ve Mehdiyet’in ittifakı ile itlaf edilir. Tabi Siyasi gücü elinde tutan Mesih, Mehdiyet’in yardımına koyar Ve dünya yeni bir düzen alır.) doğrusu böyle

      Sil
  12. IŞİD, Bağdadi'nin öldüğünü doğruladı

    IŞİD'e yakın bir kaynak, Ebubekir el-Bağdadi'nin yapılan hava saldırısı sonrası öldüğünü doğruladı.

    IŞİD lideri Ebubekir el-Bağdadi'nin, ABD öncülüğündeki koalisyon güçlerinin hava saldırısında yaralandığı ortaya çıkmıştı. Bugün konuyla ilgili flaş bir gelişme yaşandı. IŞİD'le ilgili haberleri paylaşan bir twitter adresinde, Bağdadi'nin yapılan hava saldırısı sonucu öldüğünü açıkladı.

    YanıtlaSil
  13. Bu filmin burada bitmemesi lazımdı. Acaba aktör mü değişecek ? Malum süfyaninin kırmızı suratlı bir kimse olması lazım. Merakla gelişmeleri takip ediyoruz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mustafa arkadaşım,
      Süfyandan önce Şeysabani (Irak soyundan biri) çıkacak. Alametlere bakınca Bağdadi Şeysabani'nin görevini yapmış. Sırada Süfyan var, amma çok erken..
      Mısır işgal edilmedi, Türkler ve Rumlar Suriyeye girmedi. Böylece çıkışa daha var.

      Süfyanın vehhabi tabanlı alim olma ihtimali kuvvetlidir. Vahhabi alimlerinin israil için lanetleme yaptıklarını ne duydum ne de okudum.

      Sil
    2. Evet, yorumunuz makul... Demek -eğer Bağdadi ölmüşse- yerine gelecek kimse daha acımasız biri olabilir. Alametlere dikkat edeceğiz...

      Sil
  14. Bağdadi'nin ölümü bir kurgu mu?
    Pentagon, iddiayı teyit etmedi. Twitter hesaplarından paylaşılan mesajların ise güvenilir olmadığı ortaya çıktı. Son olarak Iraklı yetkililer Bağdadi'nin ağır yaralandığını, Suriye'ye götürüldüğünü açıkladı. Muamma sürerken yeni ve ilginç bir iddia ortaya atıldı.

    ABD'den yapılan son açıklamada iddianın teyit edilmediği belirtildi. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Jen Psaki, son açıklamasında "Koalisyon uçakları 7 Kasım'da, IŞİDliderlerinin Musul çevresinde toplanacağı bilgisi üzerine, oradaki 10 silahlı aracı da içeren konvoya hava saldırıları düzenlendi. Bağdadi'nin o konvoyda olup olmadığını teyit edemiyoruz. IŞİD'i hedef almayı sürdürüyoruz, ancak şimdilik bu konuda daha fazla bilgimiz yok." dedi.

    HEPSİ BİRER KURGU MU?

    Yaşanan muamma sonrası ilginç bir değerlendirme Daily Mail'den geldi. Daily Mail'de yer alanhabere göre IŞİD lideri Ebu Bekir El Bağdadi herkesi kandırmış olabilir. Bağdadi'nin esas amacı ABD'yi öldüğüne inandırmaktı. siyaset ve drama içerikli ünlü televizyon dizisi Homeland'dan örnek veren İngiliz haber sitesi Bağdadi'ninHomeland tarzı bir ölüm planlamış olabileceğini yazdı.

    Buna göre Bağdadi kendi ölümünü tasarladı ve bütün dünyayı öldüğüne inandırdı.Homeland dizisinde El Kaide terör örgütü lideri Haissam Haqqani'nin bir hava saldırısında öldüğü sanılmıştı.

    http://www.sabah.com.tr/dunya/2014/11/12/bagdadinin-olumu-bir-kurgu-mu

    YanıtlaSil
  15. IŞİD ile El Kaide, Suriye'nin kuzeyindeki Kürt milislere karşı ortak hareket etme konusunda anlaşmaya vardı.
    Associated Press Ajansı'nın Suriye muhalefeti kaynaklarına dayandırarak bildirdiğine göre, IŞİD ile El Kaide Suriye'deki düşmanlarına karşı ittifak oluşturdu.

    YanıtlaSil
  16. ABD'den ilk kara harekatı sinyali
    Geçtiğimiz aydan bu yana Suriye ve Irak'ta ABD öncülüğünde IŞİD mevzileri bombalanıyor. IŞİD'e karşı süren operasyonların havadan yürütüleceği belirtilirken, ilk defa ABD Genelkurmay Başkanı tarafından IŞİD'in elindeki Musul kenti için kara harekatı başlatılabileceği duyuruldu.
    http://www.yenisafak.com.tr/dunya/abdden-ilk-kara-harekati-sinyali-2025583

    YanıtlaSil

  17. IŞİD Cübbeli Ahmet Hoca'yı tehdit etti
    IŞİD'in önde gelen isimlerinden Ebu Enes bir konuşmasında Cübbeli için "Ey sapık adam... Seni tövbeye çağırıyoruz. Böyle gidersen müşrik olarak öleceksin" dedi.
    CÜBBELİ AHMET HOCA: BU IŞİD AMERİKAN PROJESİ

    Beyaz TV ekranlarına konuk olan Cübbeli Ahmet Hoca, "IŞİD denen kafirlerin dinle imanla alakası yok. Bunlar Amerikan projesi. Bunlar Müslüman olamaz. Sokakta geçeni tara, sıraya dizerek tara, yak yık. Sakalı uzatmışlar, suratlarında meymenet yok. Dünyayı ehli sünnete düşman etmek için büyük bir oyun ile karşı karşıyayız. Bunları 'cihattır, mücahittir, şehittir' diye düşünmeyin. Bunlar haricilerin devamıdır, cehennem köpekleridir. Hz. Ali'yi bile 'Allah rızası için' diye öldüren haricilerin devamıdır. Bunlar tekfircidirler. En büyük özellikleri kâfir damgası yapıştırmaktır" demişti.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bu ebu enes denen şahıs ışidden çok önce görünmeye başlamıştı youtube'da.

      bu da ışid seferberliğinin yani asker alımının çok önceden başladığı ve bu tip adamların da bu projede kullanıldığını gösteriyor. Bu adamlarla önce gençler hedeflenip bir grup oluşturuldu ve ışidin düğmesine basılınca da askere alındılar. Şimdi de cephe gerisinden asker alımına devam etmeye çalışıyorlar.

      Bu ve bunun gibi islam görünen adamların ardında çoğunlukla mısır,suud iran istihbaratı ve desteği vardır.

      Türkiyede tasavvufu inkar eden ve bu damara münkir her ne vakıf grup vesair varsa arkasına bakın mutlaka kökünü dışarda birilerinin elinde bulursunuz....almanya ingiltere vs. dahil olmak üzere.....

      Allah ehli sünnet vel cemaati muhafaza etsin inş.

      Sil
    2. Işıd taraftarlarının,yandaşlarının sosyal medyada görmüş olduğum ortak özelliği ,Hadis-i Şerifleri ve tarikatları,evliyaları kabul etmiyorlar.Kur'an-ı Kerim var yeter diyorlar; genelde cihad ayetlerini kullanıyorlar.Tarikatlara ateş püskürüyorlar çünkü müslümanların onlara katılımlarını engelleyen en büyük engel olarak onların karşılarında duruyorlar.Son zamanlarda tarikat şeyhlerine karşı şirk içindelere varan bir çok iftira yazıp çiziyorlar.Diğer akımların da destek vermesiyle hatırı sayılır bir şekilde bu tür paylaşımlar arttı,fazlalaştı.Tabiki Cübbeli Ahmed Hocamız keskin çıkışlar yaptığından her kesimden tepkileri üzerine çekiyor.Allah yardımcısı olsun.Şu an suriyedeyim şeklinde sosyal medyada paylaşımlarda bulunanlar gavsa (Seyyid Abdülbaki Hazretleri) varan küfürlü,hakaretleri mevcut.Diğerlerine de sözlü saldırılar var.Onların (tarikatların) varlığı hesaplarını bozuyor.Allah'a şükür.

      Sil
    3. Sadece ülkemizden değil avrupa ülkelerinden dahi katılımlar tarikatların duruşu sayesinde engelleniyor.Katılımlar hesapladıkları kadar geniş çaplı olmadı,Türker kardeşimizin bahsetmiş olduğu gibi önceden ayarlanmış (,tarikattan ,cemaatten kopuk) kişilerin katılımları ile saman alevi gibi yanan ama sonrası gelmeyen bir yapılanma olmuştur.İnşaallah da böyle devam eder.

      Sil
    4. gurbet kardeşim Allah cc bu son dini yani islamı / onun kitabı kuranı kerimi koruyacağını vad ediyor. Bizzat kendisi koruyacak ve kıyamete kadar yaşatacak.

      Peki hep işlerini bir adetullah üzere yapan Allah teala bu dini nasıl koruyagelmiş?

      Kuranı kerimin nasıl anlaşılması ve yaşanması gerektiğini -ki bu SÜNNETİ SENİYE oluyor- eğer yok edebilirseniz kuranı kerimin ahkamını da yok etmiş olursunuz. Bu son yüzyılda topyekün sünneti seniyyeye ve hadisi şeriflere saldırılmasının altında kuranı kerimin zırhı olan sünneti seniyyeler yatar.

      Ehli küfür, sünnetlerin direkt kendisini hedef almıştır ki bunu kimi zaman alaya alarak, kimi zaman sahihliğine delalet ederek kimi zaman bu zamanda olsa şöyle olurdu felsefesi yaparak kimi zaman da başka yöntemlerle önce ifsad sonra da yok etmeye çalışıyor.

      Peki sünneti seniyyenin zırhı nedir? Yani sünneti seniyye nasıl yaşıyor burada adetullah nedir? O da varisi peygamberlerdir yani risalet nurunu taşıyan rabbani alimlerdir. Bunlar, Allahın yeryüzündeki kaplarıdır ki Allahın nuru bu kaplara boşalır ve oradan dağılır.

      Eğer sünneti seniyyeyi yaşayan Mürşidi kamiller ortadan kaldırılırsa bu sefer sünneti seniyye ortadan kaldırılmış olacak.

      Peki mürşidi kamilleri ortadan kaldırmanın yolu nedir tarikatı aliyyeleri ortadan kaldırmaktır.

      Ey müslüman kardeşim ehli küfrün, münafıkların vs. hedefi senin ehli tarik olup olmamandan daha çok bağlı olduğun mürşidi kamillerin yok edilmesidir. Çünkü onlar yok edilirse ortada ne tarikat kalır ne de yaşanan bir sünnet kalır. O'nlar sünneti her daim ihya ederler.

      Eğer ortada ihya edilen sünnet kalmaz ise yaşanan bir kuran da kalmaz. Yaşanan bir kuran kalmaz ise işte o zaman sayfalardan yazılar silinir.

      Yaşanan bir kuran ne zaman kalmaz? Yeryüzünde bir "Allah" diyen kalmadığı zaman. Peki bu ne zamandır. Kıyametin koptuğu zamandır.

      Ey güzel kardeşlerim. Bir adam bilerek tarikat münkirliği yapıyorsa işte yukarıda yazdık asıl gayesini...Eğer bilmeden yapıyorsa da işte yine yazdık yaptığı işin kime ve hangi amaca hizmet ettiğini.

      Allah bizleri ölmeden önce ölenlerden yani UYANANlardan eylesin inşallah.

      İnsanlar uykudadırlar ölünce uyanırlar. Tarikatte gaye ölmeden önce ölmek, ölmeden önce uyanmaktır.

      Sil
    5. Bir gerçeği "myth" haline getirmenin en iyi yolu o gerçeği yaşayanları ortadan kaldırmak ve diğer geride kalanları da o gerçeklerin "yaşanamayacak myth"ler olduğuna inandırmaktır.

      Sil
  18. Kobani hadisi ve el Cezire - 1
    Mustafa ÖZCAN
    Yeni Akit

    ‘IŞİD hadisleri!’ başlıklı bir yazımızda (Yeni Akit 18 Ağustos 2014) iki hadis aktarmıştık. Bu hadislerden birisi mevkuf olarak Hazreti Ali’ye dayanırken diğeri merfu olarak Ebu Hureyre’den rivayet edilmiştir. İkincisinde en azından raviler zincirinde bir kopukluk görünmüyor. Bu yönde cerh edici/ kadih bir illet söz konusu değil. Aktaran da hadis hafız ve imamlarından Nuaym Bin Hammad’dır. Hadis şöyledir: “Benden sonra size dört fitne gelecektir. Birincisinde, kanlar (dökülmesi) helal kılınacaktır. İkincisinde hem kanlar, hem de mallar helal kılınacaktır. Üçüncüsünde ise hem canlar, hem mallar, hem de uçkurlar helal kılınacaktır. Dördüncüsü ise örten, kapatan, bürüyen kör ve sağır bir fitnedir; denizdeki dalgalar gibi kabarır, hareket eder. Hiç kimse ona karşı bir sığınak bulamaz. Şam’da tayf ve karaltı gibi dolaşır; Irak’a çöreklenir. Eliyle ve ayaklarıyla el Cezire’yi (Kürt bölgesi) vurur. Ümmet, derinin tabakhanede çekiştirilmesi gibi çekiştirilir, belaya maruz kalır. Kimse ‘yeter, yeter’ diyemez ve bir yerden kalksa diğer yerde patlak verir ve çöreklenir (Kitabu’l Fiten, hadis no: 87, s: 31)….” Bu hadise bir yönüyle Kobani hadisi de demek mümkündür. Gerçekten de hadis bugün yaşananlara çok mikro düzeyde, kılcal damarlar mesabesinde temas etmektedir. Bu da nübüvvet mişkatının ve dürbününün ne kadar nafiz, kuvvetli ve ilahi güce dayandığını göstermektedir. Ayette de ifade edildiği gibi Hazreti Peygamber hevasından ve kuruntusundan konuşmaz, konuştukları vahiy mahsulüdür. Bu aynı zamanda kendi heva ve heveslerinden dolayı hadisleri reddeden ve onların vahye müstenit olduğunu reddedenlere anlayacakları bir dilden; vakıa üzerinden bir cevaptır. Lakin hevanın ilacı, ikna edici delil değil, nefsi ve hevesatı gemlemektir. Mücahededir. Bundan dolayı ne kadar delil getirirseniz getirin, heva bunları kabul etmeyecektir. Lakin ehli heva ve bidat bunları kabul etmiyor diye bizim de reddedecek, onların kervanına katılacak halimiz yok.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. -2-
      Hadis, makro düzeyde İslam ümmetinin yaşadığı olaylara parmak basarken mikro düzeye de inmekte; saniye ve saliseler düzeyinde veya milimetrik düzeyde de Aynu’l Arab ve Kobani meselesine parmak basmaktadır. Sözkonusu hadis, ‘eliyle ve ayaklarıyla el Cezire’yi (Kürt bölgesi) vurur’ ibaresiyle, meseleyi günümüzde aldığı şekle göre detaylandırmaktadır. Bu mucizevi bir ayrıntıdır. Bununla birlikte üzülerek görüyorum ki; bazıları meseleyi münhasıran Cizre veya Körfez ülkeleriyle irtibatlandırmaktadır. Cizre, Fırat Ceziresi’nin küçük bir bölgesidir. Halbuki, hadisin andığı ahirzaman coğrafyası, tam da olayların yaşandığı, PYD veya PKK’nın Rajova dedikleri ‘kantonlar bölgesine’ işaret etmektedir. Elbette Körfez ülkeleri Ceziretü’l Arap olarak nitelendirilir. Bununla birlikte el Cezire denildiği zaman coğrafi olarak Suriye ile Irak’ın kuzeyi akla gelmektedir. Bizim ‘el Cezire, Arabistan değil, Kürdistan’dır’ tespitimize bu yönde yanlış itirazlar geliyor. Bu itirazcılar doğru yerine yanlışı esas alıyorlar. Bu hem coğrafi tabire, hem de yaşanılan vakıaya aykırı düşmektedir. Bu itirazları kaynaklarla çürütmek mümkün. Arapça Wikipedia’da, ‘Fırat Ceziresi’ başlıklı bölümde Kürdistan veya Kürt bölgesinin Emeviler, Abbasilerden beri El Cezire namıyla bilindiğini ortaya konuluyor ve sınırlarını şöyle tarif ediyor: “El Cezire, Suriye’nin kuzeyi ile kuzey batı Irak ile Türkiye’nin güneyini kapsar. Mezopotamya’nın kuzeyidir. Doğu’da Zağros Dağları, kuzeyde Toros Dağları, güneyde ise Şam kırsalı tarafından çevrilir. El Cezire; Irak’ta Ninova, Suriye’de ise Haseke, Deyru’z Zor ve Rakka vilayetlerini kapsar. Türkiye’de de Mardin, Diyarbakır ve Urfa illerini içine almaktadır.” IŞİD’in merkezi Rakka ve Deyri’z Zor ve Musul olup tam da bu bölge hadisin ifade ettiği El Cezire’ye tekabül etmektedir. Genel anlamda kullanıldığında el Cezire Haseke ve Musul demektir. Bu anlamda IŞİD hadisi bir mucizedir. İnkâr etmeye veya tevil etmeye mahal yoktur. IŞİD’in faaliyet alanı bu bölgeyle sınırlı olmasa da faaliyet merkezi burasıdır.

      Sil
    2. -3-
      ‘El Cezire’de mikro çözüm’ başlıklı yazıda ise Bengi Hajo adlı Kürt yazar aynı coğrafyadan bahsetmektedir. Kamışlı, Haseke ve el Cezire’den aynı coğrafyanın uzantıları olarak söz etmektedir (http://www.elaph.com/Web/opinion/2014/12/963413.html ). Hadisleri yorumlarken coğrafya bilgisi eksik olursa maksadı tutturmak mümkün olmaz. Bir hadisinde Peygamberimiz (S.A.V.) Müslümanlar Ürdün Nehrinin doğu, Yahudiler de Batı yakasında ve pozisyonunda oldukları halde iki taraf arasında savaş kopacağını haber verir. Sahabeler bunu duyduklarında şöyle söylerler: O gün Ürdün’ün doğrusu nerede olduğunu bilmiyorduk (Lem nekün narifu eyne’l Ürdün yevmezake). Sahabeler coğrafyayı futuhatlarla birlikte tanırlar. Üsame İbni Zeyd, Peygamberimizin buyruğu doğrultusunda ve Hazreti Ebubekir’in de halife olarak tekraren görevlendirmesiyle birlikte futuhatın ilk yıllarında Bizans sınırlarında olan Darum Kalesi’ne yani Gazze kıyılarına kadar ulaşır, buraları zapteder (Suretün min Hayati’s Sahabe, Prof. Abdurrahman Re’fet Paşa, Daru’l Edeb el İslami, s: 229). Selman Avde’nin ifade ettiği gibi Ürdün Nehri hadisi zayıf bile olsa vakıa onu tasdik etmektedir. Hem Batı Şeria ile Doğu Şeria arasında Yahudi -Müslüman mevzilerinde bir savaşın çıkacağına dair hadis, hem de El Cezire veya daha mikrosunda Kobani ile ilgili hadis vakıa ile doğrulanmaktadır. En azından El Cezire hadisi birinci aşamayı, Ürdün Nehri hadisi de ikinci aşamayı doğrulamaktadır. Ürdün rejimi İsrail’e dost olsa da coğrafi mevzii aynen hadiste ifade edildiği gibidir. Burada siyasi rejim değiştiğinde savaş da kopacak demektir. Belki de o gün sahabeler ahirzaman coğrafyasını bilmemekte mazurdular lakin bizim bugün Cezire’leri karıştırmamızın mazereti yok. Üstelik bunu vakıa da ortaya koymaktadır (http://islamport.com/w/amm/Web/1528/5325.htm). Kıssadan hisse: Günümüzde hadislerin coğrafyasıyla alakalı bir çalışma yapılmalı, yapıldıysa tamim edilmelidir.

      Sil
  19. IŞİD'in kafa kesme görüntüleri montaj iddiası
    IŞİD'in, Suriye'de kaçırılan Amerikalı gazeteci James Foley'nin başının kesildiğini gösteren videonun CIA'in stüdyolarında hazırlandığı iddia edildi.
    Amerikan istihbaratının ‘amacına ulaşmak için’ sahte video ve fotoğraflar yarattığı hep ileri sürülen bir teoriydi ama bunun gerçek olduğunu ilk kez bu gazete haberi ortaya koydu.

    ‘Prodüksiyon yapılıyor’

    Şimdi ise benzer teoriler tüm dünyaya korku salan IŞİD için ortaya atılıyor. Bir anda yüzlerce Toyota arabayla ortaya çıkan bu siyah bayraklı adamlar nasıl oldu da kendi devletlerini kuracak kadar güçlü bir hale geldi? Örgüt üyelerine ayda 400 dolar verecek kadar büyük finansal güce nasıl ulaştılar? Tank gibi ağır silahları Esad ordusundan aldılar da bunları kullanmayı nasıl hemen öğrenebildiler? Nasıl dünya medyasıyla yarışır düzeyde ve HD kalitede videolara, dergilere imza atabiliyorlar? İşte bu sorular hep komplo teorisyenlerinin ekmeğine yağ sürdü. IŞİD’in aslında ABD’nin ve İsrail’in Orta Doğu hakimiyetini sağlamak için ortaya çıkarılmış bir yapay örgüt olduğu iddiası dillendirildi.
    IŞİD’in Musul’da bir cami önündeki meydanda infaz ettiği peşmerge askerinin videosunda da aynı teknolojinin kullanıldığı, görüntünün stüdyoda çekilip cami görüntüsünün önüne montajlandığı belirtiliyor.

    YanıtlaSil