.

ALLAH; DEVLETE, MİLLETE VE ORDUMUZA ZEVAL VERMESİN

18 Ekim 2014 Cumartesi

GAYBET-İ NUMANÎ'DEN

Gaybet-i Numanî’nin yazarı şeyh Muhammed bin İbrahim-i Numanî’dir.  Cevad GÖK tarafından türkçeye "Hz. Mehdi hakkında hadisler" adıyla çevrilen eserden yaptığımız bir özeti sunuyoruz.


* "Üç şeyden hz. Mehdi'nin zuhurunu bekleyin." dediler ki: "ey emirülmüminin! O üç şey nedir?" buyurdu ki: "Şam ehlinin aralarında ihtilaf etmesi, horasandan çıkacak olan siyah bayraklar ve ramazan ayındaki dehşet.

* "doğudan çıkan kızıl-sarı ve büyük bir ateşi gördüğünüz zaman, Al-i Muhammed aleyhimusselam'ın ferecini (hz. Mehdi'nin zuhurunu) bekleyin inşallah.

* Filanca (abbas) oğulları aralarında ihtilaf ettikleri zaman, zuhuru bekleyin. Sizin kurtuluşunuz sadece filancanın oğullarının aralarında ihtilaf etmeleri iledir. Onlar ihtilaf edince, ramazan ayındaki nidayı ve Kaim'in zuhurunu bekleyin. Şüphesiz Allah istediğini yapar. Kaim'in zuhuru ve sizin görmek istediğiniz, sadece filanca oğullarının ihtilafından sonra olacaktır. İşte böyle olunca halk onların hükümetine tamahlanacak, herkes ayrılığa düşecek ve Süfyani zuhur edecek. 
Ve buyurdu ki: filanca oğulları mutlaka hükümet edeceklerdir. Onlar hükümet edip ihtilaf edince hükümetleri dağılacak ve durumları bozulacak. Sonunda Horasani ve Süfyani onların aleyhinde ayaklanacaklar. Biri doğudan diğer batıdan süratli iki at gibi Kufe şehrine doğru koşacaklar. Biri oradan biri de buradan. Öyle ki filanca oğulları onların eliyle helak olacaklar. Ve onlardan hiç kimseyi sağ bırakmayacaklar. 

* Süfyani, Yemani ve Horasani aynı yılda zuhur edecekler. Aynı ayda ve aynı günde… Tıpkı bir zincirin halkları gibi ... Birbirlerinin ardınca zuhur edecekler. Bayrakların içindeki tek hidayet bayrağı, Yemani'nin bayrağıdır. Çünkü sizi sahibiniz olan Hz. Mehdi'ye davet edecektir. Yemani zuhur ettiğinde halkın ve bütün müslümanların silah satması haram kılınacaktır. Yemani zuhur ettiğinde ona doğru kalk. Şüphesiz onun bayrağı, hidayet bayrağıdır.

* "Şüphesiz zikri yüce allah'ın mutlak ve kesin olarak onayladığı kaza ve kaderine göre Ümeyyeoğullarını açıkça ve kılıçla devirecek, filanca (abbas) oğullarını ise ani olarak devirecektir."
Daha sonra imam Muhammed Bakır aleyhisselam sözlerine şöyle devam etti: bir değirmen taşı mutlaka dönmelidir. O taş tam olarak milinin etrafında bir kez döndüğünde Allah taş kalpli ve soyu belli olmayan birini onların üzerine gönderecek ve zaferler onunla olacak. Onun askerlerinin saçları ve bıyıkları çok uzun olacak, elbiseleri siyahtır ve onlar, kara bayrakların adamıdırlar. Onlara düşmanlık edenler mahvolacaktır. Ve onları hiçbir fark gözetmeksizin topluca öldüreceklerdir. Allah'a and olsun ki ben onları, onların yaptıklarını ve facirlerin onlardan görecekleri eziyetleri görür gibiyim. Allah cefakar Arapların başına onları acımadan musallat kılacaktır. Fırat kıyılarındaki şehirlerinde, karada ve denizde onları öldüreceklerdir.

* Abbasoğullarının mülkü hiçbir zorluğa uğramadan kolayca kurulacaktır. Eğer Türkler, Deylem'liler, Sind'liler, Hint'ler, Berberler ve Taylesan Türkleri birleşseler dahi, onların hükümetlerini yok edemezler. Onlar her zaman sevinç içinde olacaklar ta ki sonunda onları sevenler ve devletleri için çalışanlar onlardan ayrılacaklar. Sonra Allah savaşçı bir adamı onlara musallat edecek ve tam onların hükümetinin kurulduğu yerden ayaklanacak. Geçtiği bütün şehirleri fethedecek, karşısına dikilen bayrakları devirecek ve bütün nimetleri yok edecek. Ona düşmanlık edenlere eyvahlar olsun! O her zaman zaferlere ulaşacak ve sonunda zaferini benim itretimden olan birisine teslim edecek. O hakkı söyleyecek ve hakkı uygulayacak." 

* Kaim'in kıyamından önce bir yıl halk aç kalacak ve onları öldürülme korkusu saracak; malları, canları ve mahsulleri azalacak

* Kaim'in beş alameti vardır: Süfyani'nin zuhuru, Yemani'nin zuhuru, gökten bir nida, Nefsi Zekiyye'nin öldürülmesi ve Beyda'da yerin çökmesi. 

* Halk tam zuhurdan ümidini kestiği anda o zuhur edecektir.

* Abbasoğulları mutlaka hükümet edeceklerdir. Onlar hükümet edip, sonra ihtilaf edip ayrılığa düşünce horasani ve Süfyani onların aleyhinde kıyam edecekler. Biri doğudan, diğeri batıdan tıpkı süratli iki at gibi Kufeye koşacaklar. Biri oradan biri buradan… Hatta öyle ki onların helakı o ikisinin eliyle gerçekleşecek. O ikisi onlardan hiç kimseyi asla sağ bırakmayacak." 

* Kaim aleyhisselam tek yıllardan birinde zuhur edecektir: dokuz, bir, üç, beş…

* "Azerbaycan'dan mutlaka bir ateş çıkacak ve hiçbir şey onun karşısında duramayacak. Böyle olduğu zaman evinizden dışarı çıkmayın. Biz sükünet ediyorsak, siz de sükunet edin. Ve bizim kıyam edicimiz harekete geçtiğinde bir adım dahi olsa ona doğru koşun. Allah'a andolsun ki yeni bir kitap üzerine Kabe ile Makam arasında halkın ona biat ettiğini görür gibiyim. Bu, Araplara çok zor gelecektir."

* Münadı şöyle nida edecek: şüphesiz (al-i Muhammed'in) mehdi'si falanca oğlu falancadır. Onun ve babasının adını getirecek. Şeytan da şöyle nida edecek: "şüphesiz falanca ve taraftarları haklıdırlar-beni Ümeyye'den birinin adını getirecek."

*  Halk Arafat'ta durduğunda hızlı bir deveye binmiş birisi gelerek halifenin öldüğünü bildirecek. İşte onun ölümü ardından, al-i Muhammed aleyhimusselam'ın ve bütün halkın kurtuluşu gerçekleşecektir.
Ve buyurdu ki: gökyüzünün doğu tarafında büyük bir ateşin geceleri doğduğunu gördüğünüzde işte o zaman halkın kurtuluşudur. Ve onun hemen ardından Kaim aleyhisselam'ın öncüleri gelir." 

* Süfyani zuhur edecek, Yemani gelecek ve Hasani harekete geçecek. Ve bu emrin sahibi Medine'den Mekke'ye doğru Resulullah'ın mirası ile hareket edecek. Arzettim ki: Resulullah'ın mirası nedir? Şöyle buyurdu: Peygamberin kılıcı, zırhı, sarığı, abası, bayrağı, asası, atı, araç gereci ve eyeri…

*İmam Muhammed Bakır aleyhisselam şöyle buyurdu: "Ben doğuda kıyam etmiş bir kavimi görür gibiyim. Onlar hakkı isteyecekler ama onlara verilmeyecek. Sonra tekrar hakkı isteyecekler ama yine verilmeyecek. Bunu görünce kılıçlarını boyunlarına alacaklar, işte böylece istedikleri onlara verilecek. Ama onlar kabul etmeyerek kıyam edecekler. Ve onu sadece sizin sahibinize (Mehdi'ye) verecekler.

* İmam Caferi Sadık aleyhisselam'a şöyle arzettim: nida hakk mıdır? Buyurdu ki: "evet, Allah'a andolsun ki her kavim onu kendi dili ile duyacaktır". Ve şöyle buyurdu: "halkın onda dokuzu helak olmadıkça mehdi zuhur etmeyecektir."

* Kaim Horasan'da kıyam ettiğinde Kufe ve Moltan'a galip gelecek ve Benî Kâvân adasını(186) ele geçirecek. Ve bizden olan bir Kaim Gilan'da kıyam edecek ve Abir'lilerle Deyleman'lılar(187) ona itaat edecekler. Ve köşe bucakta benim oğluma yardım edecek olan dağınık Türk bayrakları zuhur edecek. Onlar kısa aralıklarla zuhur ederken Basra şehri harabe olacak ve emirlerin emiri mısır'da kıyam edecek. 

*  İmam Caferi Sadık aleyhisselam şöyle buyurdu: "Küfe mescidinin ibni Mesud'un evine yapışan son duvarı yıkıldığında filanca oğullarının hükümeti yıkılacaktır. Biliniz ki onu yıkan bir daha onu onarmayacaktır." 

*  İmam Caferi Sadık aleyhisselam şöyle buyurdu: "Kaim'in kıyamından önce oniki kişi kıyam ederek hepsi birden onu gördüklerini söyleyecekler. O da onları tekzib edecek." 

* İmam Caferi Sadık aleyhisselam şöyle buyurdu: "Kaim'in kıyamından önce Kays savaşı başlayacaktır." 

* İmam Caferi Sadık aleyhisselam’ın yanında Süfyani'den bahsettiklerinde şöyle buyurdu: "o gözlerinden uyku akan adam San'a (Yemen) de zuhur etmedikçe, o nasıl ortaya çıkabilir ki?" 

* İmam Muhammed Bakır aleyhisselam şöyle buyurdu: "ey Cabir! Kaim'in kıyamından önce Şam'da halkı öyle bir fitne saracak ki ondan kurtulmak isteseler de kurtulamayacaklar. Sonra Kufe ile Hîre şehirleri arasında sayıları eşit olan katliamlar olacak.

* Birinci alamet, Abbasoğulları'nın kendi aralarındaki ihtilaflarıdır. Sen bunu göremeyeceksin ama benden sonra gelecek olanlara bunu benden rivayet et. Ve gökten bir münadi nida edecek ve sizlere Şam taraflarından fetih müjdeleyen ses gelecek, Şam köylerinden biri olan Cabiye(190) köyü yerin altına girecek. Sonra Şam mescidinin sağ duvarı yıkılacak ve Türkler tarafından dinden çıkan bazı insanlar isyan edecekler. Hemen ardından Rum'larda karışıklıklar çıkacak. Türk kardeşler geri dönecekler ve adaya(191) inecekler. Dinden çıkmış olan bir grup Rum ise geri dönecek ve Remle'ye inecekler.

Ey Cabir! O yıl dünyanın batısının her yerinde ihtilaflar çıkacak. Viran olacak ilk toprak, Şam topraklarıdır. Sonunda tüm ihtilaflar üç bayrağın altında toplanacak: Esheb'in bayrağı, Ebka'ın bayrağı, Süfyani'nin bayrağı. Süfyani ile Ebka' birbirleriyle savaşacaklar ve Süfyani, Ebka' ile ona uyanları öldürecek. Sonra da Esheb'i öldürecek. Daha sonra onun tek arzusu Irak'a doğru hareket etmektir. Sonra ordusu Kırkısia(192)'dan geçecek ve orada savaşarak yüzbin zorbayı öldürecek. Sonra Süfyani Kufe şehrine sayıları yetmişbin olan bir orduyu gönderecek. Onlar Küfe'lileri öldürüp asacaklar veya esir alacaklar. Onlar o durumda iken Horasan taraflarından bayraklar gelecek, onlar süratle hareket edecekler. Onlardan birkaçı, Kaim aleyhisselam'ın ashabıdırlar.

Sonra Küfe ehlinin işçilerinden biri isyan edecek ama Süfyani ordusunun komutanı onu öldürecek. Süfyani medine'ye bir ordu gönderecek ve Mehdi oradan Mekke'ye geçecek. Ve Mehdi'nin Mekke'ye doğru gittiği haberi süfyani ordusunun komutanına ulaşacak. O da onun izini bulmaları için bir ordu gönderecek. Sonunda o tıpkı Musa bin İmran'ın sünneti gibi çekinerek ve dikkatle Mekke'ye girecek.
Sonra buyurdu ki: Süfyani ordusunun komutanı Beyda'ya inecek ve tam o sıradaki gökten şöyle nida gelecek: "ey Beyda! Bu kavimi mahvet." çöl de onları toprağın içine çekecek ve onlardan sadece üç kişi kurtulacak, Allah onların yüzlerini arkalarına çevirecek, o üçü Kelb kabilesindendir  
(190)- Bugünkü Suriye-İsrail sınırındaki Golan tepelerinin yakınındaki bir köyün adıdır.
(191)- Bu ada, büyük ihtimalle Arap yarımadası veya Kıbrıs adasıdır.
(192)- Bugünkü Fırat üzerindeki Habur ilçesidir.


* İmam Caferi Sadık aleyhisselam şöyle buyurdu: "Kaim, aşura günü kıyam edecek."

* Kaim'imiz aleyhisselam zuhur ettiğinde sadece ter ve pıhtılaşmış kan ile atın üzerinde uyku olacak. Kaim'in elbisesi hep serttir ve yemeği hep lezzetsizdir."

* İmam Caferi Sadık aleyhisselam şöyle buyurdu: "yüce Allah vakit tayin edenlerin vaktini boşa çıkarmayı ahdetmiştir." 

* İmam Caferi Sadık aleyhisselam’ın şöyle buyurduğunu duydum: "biz Mehdi'nin zuhur vaktini bildirmeyiz." 

*  Kaim aleyhisselam ne zaman zuhur edecek? İmam Caferi Sadık aleyhisselam şöyle buyurdu: "ey Ebu Basır! Biz ehli beyt vakit belirtmeyiz. Resulullah buyurdu ki: "vakit tayin edenler yalancıdır." ey Ebu Basir! Zuhurdan önce beş alamet vardır. Birincisi ramazan ayındaki nidadır, sonra Süfyani'nin çıkışı, Horasani'nin çıkışı, Nefsi zekiyye'nin öldürülmesi ve Beyda çölünün çökmesi."

* İmam Caferi Sadık aleyhisselam’ın şöyle buyurduğunu duydum: "kıyam için vakit tayin olunmuştu ve bu vakit yüz kırk yılında idi. Ama siz onu açıklayıp ifşa ettiğiniz için Allah -azze ve celle-onu erteledi." 

* İmam Caferi Sadık aleyhisselam şöyle buyurdu: "ey Ebu İshak! Bu iş, (kıyam) iki kez ertelendi."

* Abdurrahman bin Kesir şöyle der: ben İmam Caferi Sadık aleyhisselam’ın yanında iken Mehzem adlı birisi içeriye girerek şöyle arz etti: sana feda olayım! Beklediğimiz zuhurun ne zaman gerçekleşeceğini bana bildirir misin? Şöyle buyurdu: "ey Mehzem! Vakit bildirenler yalancıdır, acele edenler helak olur, teslim olanlar ise kurtulur." 

* İbrahim bin Mehzem'in babasından naklettiğine göre Abbasoğulları'nın hilafetinden bahsolununca İmam Caferi Sadık aleyhisselam şöyle buyurdu: "halk, hakkın devletini beklerken sadece acele ettiğinden dolayı helak oluverdi. Allah, kulların acelesi yüzünden acele etmez. Bu olayın gerçekleşeceği bir zaman vardır. O vakit geldiğinde ne bir saat geri alınacak ne de bir saat ertelenmeyecektir." 

*  İmam Ebu Abdullah Caferi Sadık aleyhisselam şöyle buyurdu: "Kaim, savaşlarda Resulullah'ın çektiği eziyetlerden daha fazlasıyla karşılaşacaktır. Doğrusu Resulullah halka geldiğinde halk yontulmuş taş ve tahta parçalarına tapıyordu. Ama Kâim geldiğinde halk Kur'anı ona karşı yorumlayacak ve ona karşı Kur'an üzerinde savaşacaklar." 

* İmam Caferi Sadık aleyhisselam'ın şöyle buyurduğunu duydum: "Hakk'ın bayrağı zuhur ettiğinde doğudakiler ve batıdakiler ona lanet okuyacak. Biliyor musun neden? Dedim ki: hayır. Şöyle buyurdu. "çünkü onun zuhurundan önce halk onun ehlinden çok eziyetler görecektir." 

* İmam Caferi Sadık aleyhisselam'ın şöyle buyurduğunu duydum: "Onüç şehir ve halk Kaim'e karşı savaşacak, o da onlara karşı savaşacak: Mekke'liler, Medine'liler, Şam'lılar, Ümeyyeoğulları, Basra'lılar, Dest Meysan'lılar(198), Kürtler, Araplar, Zabbe, Ganı, Bahiler, Ezr'liler ve Rey'liler." 

* İmam Caferi Sadık aleyhisselam şöyle buyurdu: "Süfyani kesindir, recep ayında çıkacak, onun ilk çıkışı ile ölümünün arası on beş aydır. Ve altı ay savaşacaktır. Beş bölgede dokuz ay hükümet sürecek ama onun hükümeti beş ayı bir gün dahi geçmeyecektir." 

* Süfyani fitnesi kadının hamilelik süresi olan dokuz ay kadardır. İnşaallah dokuz ayı aşmayacaktır." 

* İmam Muhammed Bakır aleyhisselam'a Süfyani'yi sorduğumda şöyle buyurdu: "Süfyani'nin çıkışından önce karşınıza Şeysabanî çıkacak, tıpkı yerden su çıkar gibi Küfe'den çıkacak, o sizlerin kervanınızı öldürecek. Ondan sora Süfyanin'in çıkışını ve Kaim aleyhisselam'ın zuhurunu bekleyin." 

* Süfyani ortaya çıktığında Abbasoğulları hükümeti ayakta olacak.

* İmam Muhammed Bakır aleyhisselam bana şöyle buyurdu: "Abbasoğulları ile Mervani Kırkısia'da çarpışacak ve körpe gençler dahi orada dehşetten ihtiyarlayacak ve Allah da onlardan yardımı kesecek. Gökteki kuşlarla yerdeki yırtıcılara şöyle ilham olunacak: "zorbaların etine doyun". Sonra da Süfyani ortaya çıkacak." 

* İmam Caferi Sadık aleyhisselam şöyle buyurdu: "Süfyani beş memlekete hakim olunca dokuz ay sayın ... Hişam bin Salim beş memleketi şöyle tahmin eder: Dimışk, Filistin, Ürdün, Humus, Halep. 

* Emirülmüminin aleyhisselam şöyle buyurdu: "Mehdi'nin gözleri yere bakar, saçları karışıktır, yanağında ben vardır, onun çıkışı doğu tarafındadır. Böyle olunca Süfyani zuhur edecektir. Onun hükümeti bir kadının hamileliği olan dokuz ay sürecektir. Hakka itaat eden taifeler dışında bütün Şam halkı ona itaat edecektir. Allah onları onunla birlikte ortaya çıkmaktan koruyacaktır. Saldırgan bir ordu ile Medine'ye gelecek ve Medine çöllerine ulaştığında Allah onu toprağa gömecektir, işte bu, Allah azze ve celle'nin Kur'an'daki şu buyruğudur: "ve dehşetli bir korkuya kapıldıkları ve hiçbirinin kurtulamayıp en yakın bir yerde azaba uğratıldıkları gün bir görsen onları."

* İmam Caferi Sadık aleyhisselam şöyle buyurdu: "Yemani ve Süfyani, süratle koşan hızlı iki at gibidir." 

*  İmam Muhammed Bakır aleyhisselam şöyle buyurdu: "Emirülmüminin (aleyhisselam) şöyle buyurdu: iki mızrak karşılaşıp çarpışınca allah'ın alametlerinden biri ortaya çıkıncaya dek birbirinden ayrılmayacaktır. Dediler ki: o alamet nedir ey emirülmüminin? Şöyle buyurdu: Şam'daki bir depremde yüzbin kişi ölecek Allah bu depremi müminlere rahmet, kafirlere ise azap olarak gönderecektir. Böyle olunca siyah-beyaz ve kulağı (veya kuyruğu) kesik atlara binen süvarilere ve sarı bayraklara bakın. Onlar batıdan gelerek Şam'a ulaşacaklar. O sırada en büyük dehşet ve kızıl ölüm gerçekleşecek. Sonra Şam yakınlarındaki Haresta(204) köyü toprağın altına girecek. Tam o sırada ciğerler yiyen kadının oğlu kurak çöllerden ortaya çıkacak ve Şam minberine hakim olacak. Böyle olunca Mehdi'nin zuhurunu bekleyin." 

*  İmam Muhammed Bakır aleyhisselam şöyle buyurdu: "Süfyani kızıl suratlı, kızıl beyaz ve mordur. Allah'a asla ibadet etmemiş, ne Mekke'yi ne de Medine'yi hiç görmemiştir. O şöyle diyecek: ey Rabbim halkın kanını cehenneme gitmek pahasına da olsa dökeceğim.  
* İmam Muhammed Bakır aleyhisselam şöyle buyurdu: "Kaim'in üçyüzonüç kişilik ashabı, Acem (Arab olmıyanların) evlatlarıdır. Bazıları gündüzleri bulutlar üzerinde taşınacak, ismi, babasının ismi, künyesi ve lakabı tanınacak. Bazıları ise yatağında yatarken birdenbire Mekke'ye getirtilecek." 

*İmam Muhammed Bakır aleyhisselam şöyle buyurdu: "Kaim aleyhisselam Bedir savaşına katılanların sayısınca üçyüzonüç ashabı ile birlikte Zî-Tuva tepesinden aşağı inecek ve sırtını Hacer-ül Esvede dayayacak. Sonra muzaffer bayrağı açacak." 

* Emirülmüminin Ali aleyhisselam'ın şöyle buyurduğunu duydum: "Kaim aleyhisselam'ın ashabı gençtir ve içlerinde yaşlı yoktur.

* İmam Caferi Sadık aleyhisselam şöyle buyurdu: "Talut'un ashabı bir nehirle imtihan olunmuş ve allah onlar hakkında "sizleri bir nehir ile deneyeceğiz."(208) buyurmuştu. Kaim aleyhisselam'ın ashabı da tıpkı onun gibi imtihan olunacaklar." 

*  Daha sonra bir orduyu Kostantiniye (istanbul'a) gönderecek. Ordu, Haliç'e vardığında ayaklarına bir şeyler yazarak suyun üzerinde yürüyecekler. Onların suyun üzerinde yürüdüklerini gören Rum'lar şöyle diyecekler: eğer Mehdi'nin ashabı suyun üzerinde yürüyebiliyorlarsa, kendisi nasıldır acaba? Sonra da şehrin kapılarını Mehdi aleyhisselam'ın ashabına açacaklar. Onlar da şehre girecek istedikleri gibi hüküm verecekler." 

*İmam Caferi Sadık aleyhisselam şöyle buyurdu: "Kaim aleyhisselam ondokuz yıl ve birkaç ay hükümet sürecektir." 

54 yorum:

  1. gökten bir nida diyor bu nasıl gerçekleşecek acaba?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gökten nida ile görsel basın kastedilmiş olabilir.Çünkü her kavmin lisanından seslenilecek diyor.Görsel basın rahmani ve şeytani kişilerinde elinde olabilir.Kendi propagandalarını yapabilirler.

      Sil
  2. bilmeyen arkadaşlar için gaybeti numani bir şia kaynağıdır.

    İçindeki bazı rivayetleri her ne kadar sünni hadis kaynaklarına benzese de ehli sünnet itikadında olanlar için delil sayılamaz.

    Bu durum biraz tahrif edilmiş incilin durumuna benzer.Hangi rivayetinde sizin hangi ehli sünnet itikadınıza zarar verecek bir tahrifat vardır bilemeyebilirsiniz. Bu yüzden uzak durmakta fayda var.

    ehli sünnet için (kutubü sitteye ek olarak) ahir zaman alametlerine özel bir kaynak için naiym bin hammad'ın el fiten vel melahim adlı kitabı incelenebilir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gaybeti Numanî kitabı için bir tanıtım bilgisi aradım. Ama bulamadım. İfade edildiği gibi bir Şia eseridir. Hz. Ali ve diğer Ehl-i beyt imamlarına ait rivayetlere dayanır. Ne ölçüde güvenilir olduğunu bilemiyorum. Blogda bir çok türde gaybi haber kaynağından örnekler vermişiz. Burada bilgisi olan arkadaşların paylaşımlarına açığız.

      Sil
    2. Küfe ve hire şehirleri arasında sayııqrı eşit katliamlar olur. İşidin 700er kişiyi öldürdüğü katliamlar geldi aklıma. Ne dersiniz?

      Sil
    3. Türker kardeşim,

      Bilgilendirme için teşekkür ederim

      http://kadirmisiroglu.com/cihad-icin-ilk-yapilacak-is.html

      Sil
    4. Mustafa kardeşim merhaba,

      "Köşe bucakta benim oğluma (Mehdi'ye) yardım edecek olan dağınık Türk bayrakları zuhur edecek." Paylaştığınız Hadis-i Şerif mi,

      Öyle ise kaynağını söyler misiniz ?

      Sil
    5. Gaybet-i Numani'de geçen bir sözdür. Hadis yani Peygamberimize ait bir söz değildir. İmam Cafer-i Sadık'ın Hz. Ali'den naklettiği bir sözdür.

      ... İbrahim bin Übeydullah bin Alâ babasının şöyle dediğini nakleder. İmam Caferi Sadık aleyhisselam şöyle buyurdu: Emirülmüminin aleyhisselam (Hz. Ali) kendisinden sonra Kaim'in kıyamına kadar gerçekleşecek olan olaylardan bahsetti. ...VE KÖŞE BUCAKTA BENİM OĞLUMA (HZ. MEHDİ'YE) YARDIM EDECEK OLAN DAĞINIK TÜRK BAYRAKLARI ZUUR EDECEK.

      (Gaybeti numani, s. 323)

      Sil
  3. Türker kardeş, Nuaym bin Hammad'ın kitabına nasıl ulaşabiliriz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. http://ktp.isam.org.tr/pdfdrg/D01949/2000_6/2000_6_CELIKA.pdf

      Nuaym bin Hammad'ın Hadisçiliği ve "Kitabu'l-Fiten"i Üzerine Bir Değerlendirme

      Sil
    2. Allah razı olsun Mustafa kardeşim. Siyah Sancaklıların yapacağı mücadele illa kılıçla mı olmak zorunda? Yoksa ilimle veya manevi cihad olabilir mi?

      Sil
    3. Siyah sancaklılar tarihte ilk defa Eba Müslim Horasani liderliğinde çıkmış ve 1000 ay süren süfyani Emevi devletini yıkmışlar ve idareye Abbasiler geçmiştir. Bayrakları da siyah idi. Bu durumda esasen siyah sancaklar süfyaniyi yok eden orduya işaret eder.
      Bu manada Süfyaniyi yok eden manevi ve ilmi bir ordu manası var mıdır? Bunu Nur talebelerine uygularsak pek yanlış sayılmaz. Ancak işin en sonunda zuhur eden Süfyaniyi yok edecek ordular yine Horasan'dan zuhur eder ve içlerinde Mehdi bulunur. Hadis böyle diyor. Maddi ve manevi hakikatiyle işin doğrusunu Allah bilir.

      Sil
    4. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    5. Cenab-ı Peygamber-i Azimüş'Şan efendimiz Bir Hadis-i Şerif'te buyurdularki....
      “-Abbasoğullarının içinden doğudan ileride siyah sancaklı kişiler çıkacak. Onların önce gelenlerinin ve sonra gelenlerinin işi adam öldürmek olacak. Onlara yardım etmeyin. Allah onlara yardım etmez. Kim onların sancağı altında yürürse yahut bayrağını taşırsa Allah onu kıyamet günü cehenneme koyar. Gerçekten onlar Allah’ın en şerli yaratıklarıdır. Onlar benden olduklarını iddia edecekler. Dikkat edin, ben onlardan beriyim ve onlar da benden beridir. Onların alameti şudur: Saçlarını uzatırlar ve siyah giyerler. Onları desteklemek için oturmayın. Çarşılarda onlarla alışveriş yapmayın. Onlara yol göstermeyin ve onlara su vermeyin. Çünkü onların haykırdıkları Tekbir, sema ehli'ni rahatsız etmektedir.”
      (Sağîr/Taberanî-Cilt 13/Ümmü Umame

      Yani; Abbasoğulları (Sünniler) için ortaya çıkan 1. siyah sancaklıların ilki 1988 yılında Afganistan'da kurulan El Kaide örgütü, sonuncusu 2003 yılında Irak'ta El Kaide'ye bağlı kurulan IŞİD örgütüdür, 2006 yılında ihtilafa düşerek ayrılmışlardır. Bunların hepsi ilk çıktıklarında masum sünniler adına çıkıp kafirlere karşı sapıkça saldırılar düzenlemişler, ama IŞİD sonradan bazı kafirlerin uşağı olup gerekirse kendilerine karşı gelen Sünnileri bile öldürmektedirler. Özetle; 1. siyah sancaklıların Ebu Müslim Horasani ile alakası yoktur.

      Sil
  4. hadis tahrifi kolay iş değildir...evet tahrif edilmiş şia hadisleri vardır...vakat mehdi gibi hassas konularda kendi geleceklerini riske atmışlarmıdır bilmem...2. plana kalmak zorunddır bu hadisler ...aslolan ehli sünnettir....fakat eğer doğruysa ...zira tesadüfle açıklanamaycak bir dil ve uygunluk vardır....

    yazacağım şeylerle kimse benimle polemiğe girmesin...katılan katılır ..katılmayan susar...önemli olmasa zaten yazmazdım...

    işidi biz yanlış değerlendirdik...şeysabani sandık...sahte siyah bayraklıların sonuncusu sandık...asker kökenli türk komutanıda siz hafife aldınız....

    üzerinde iyice düşündükten sonra aslınd tablo çok net...yalnızca detaylar yok...yakın ahir zaman şahısları şu şekildedir...

    falanca filanca abbasoğulları----işid...aralarında ihtilaf edib süfyani ve horasani tarafından tamamen yok edileceklerdir...suriye fethinden önce...

    esheb--beşar esed ve yönetimi...

    ebka---barzani ve kürtler

    horasani--şeyhsabanidir...işidden daha gaddar yenilmezdir işidi süfyaniyle beraber yok edecektir..

    yemani---türk komutanıdır...mehdinin harunudur...hidayet kaynağıdır...gerçek siyah sancakla bağlantılıdır...hadislerdeki şam tarafından gelecek ve fetih müjdeleyecek ses nida onu müjdeler..bu müjde yunan harbiyle alakalıdır...durumun ciddiyeti manaen şu hadisle ıspattır..."""yemani mehdidir ben yemniyim..."""peygamber efendimiz s.a.v. söylemiştir bunu kaynak veremicem...ayrıca fetih müjdeleyen sesteki yüce kurtuluşta yemani yani türk komutanına dalalet eder ve ayrıeten bediüzzamanın onun için ""dejenere olmuş gençliğin iplerinini eline alır ""sözü yemamaninin alameti olan halkın silah alıp satması haram kılınacak alametine dalalet eder...


    süfyani ordusu---kualisyon güçleri yedi bayraklı ordu....

    süfyani ---bu ordunun komutasına geçecek şam mimberine oturacak dehşetli şahıs...

    türk nahiyesinden saldıracak (kuzeyden güneye olarak anlaşılıyor ama doğudan batıyadır)sapkın kandırılmış biatçılar..---pkk dır..

    şimdi yukarıdaki hadisleri tekrar anlattığım şekilde şahısları belirttiğim şekilde okuyun...ehli sünnet hadislerle tezatlık varmı bir bakın...

    resmin ana hatlarıyla tutarlı çelişkisiz ve detaylar hariç net olduğunu göreceksiniz...ve tahmin edilenden yakın olduğunuda...mesala önümüzdeki ilk alametin işidin(flanca filanca oğullarının ) birbiriyle ihtilaf ettiğidir...cübbelinin açıkladığı hadislerdende bu sonuç çıkar...

    selametle...

    YanıtlaSil
  5. ışid in haber verilen süfyani olduğunu düşünsemde...
    bu durum ileride netleşecektir...

    zaman mehdi a.s. ve öncesi süfyani zamanı ise aktörler sahada olması gerekiyor...
    sahadaki aktörler...
    ışid, esad, pyd, türkiye, iran, amerika, israil ve koalisyon güçleridir.

    sarı bayraklarla ilgili hadisi şerifler vardır. sarı bayraklar pyd dir ve yan kuruluşu pkk...
    süfyani'nin ise ışid olma ihtimali yüksektir.
    çünkü şam da çıkıp, suriyede faaliyet göstermesi bu ihtimali güçlendiriyor.

    yakın zamanda şamda ortaya çıkıp, ırakta faaliyet gösteren ve medineye ordu gönderip arkasından mekkeye ordu gönderebilecek güç sadece ışiddir.

    yok değil diyorsanız...

    o zaman çok ama çok sonra...

    bir de gaybeti numani adlı eser şia kaynaklıdır.
    ehli sünnet alimleri ve yazar takımı hiç bir zaman eserlerinde bu kitaptan alıntı yapıb paylaşmamışlardır.

    @Türker eraslan kardeşimiz çok güzel şekilde özetlemiş.

    ehli sünnet kaynakları bizlere her türlü bilgiyi ve haberi sunuyor....





    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Süfyan ya da Süfyani ahir zamanda İslam Coğrafyası’nda daha doğrusu hilafetin battığı ülkeden çıkacak, din-i mübini ilga ederek ortalığı fesada verecek kişidir. Yani küçük deccaldir. Büyük Deccal ona göre daha büyük bir coğrafyada ve dünyanın neredeyse üçte ikisine hükmedecek bir inkar-ı uluhiyet cereyanının adıdır.

      Ahiret alametlerinden biri de Ye’cüc ve Me’cüc de vardır. Yani günümüz terminolojisiyle söylenirse terör ve anarşidir. Deccal ve Süfyanın iman esaslarındaki tahribatı sonucu ortaya çıkacak bir fitne-fesad taifesidir. Bunların araksında IŞİD, PKK, Dev-Genç, Dev sol, THKP-C Maocular vs. de girer. Hepsinin müşterek noktası cemiyetin asayiş ve emniyetine zarar vermektir. Onlar bir neticedir. Müsebbip değildir.

      Bu örgütler Deccalizmin ve süfyanizmin dağılması sırasında her iki deccale yataklık ve yardım ederek veya doğurarak dünyada küfür hakimiyeti kuran Yahudiliğin yani Siyonizmin İslam dünyasını karıştırma maşalarıdır. Bugün yapılan budur. Ye’cüc ve Me’cüc ilk önce Türkiye’de görülecektir. Ve öyle olmuştur Türkiye 1962 tarihinden beri dünyadaki bütün terör ve anarşi olaylarının üçte birine sahne olmuştur. Adli istatistikler de bunu doğruluyor.

      Bediüzzaman Deccal ve Süfyan konusun anlattığı 5. Şua’da, yukarıdaki bir takım rivayetleri de kast ederek şöyle bir not düşer: “Hakaik-i imaniyeye girmeyen cüz’i hadisat-ı istikbaliye, nazar-ı Nübüvvette ehemmiyetsizdir.” Yani, gelecekte olacağı haber verilen ve iman haikatleri kapsamına girmeyen olaylar Nübüvvetin gözünde ehemmiyeti yoktur.

      Bir de şu ikazı yapar: Benzetmeler ve misal getirilerek rivayet edilen bazı olaylar zamanla hakikat sanılır. Ve anlatılan gerçek olayla uygunluk göstermiyor. O zaman herkes beklemeye devam eder. Üzerinden yüz yıl da geçse. Bir de şu var, her iki deccalin zamanında meydana gelen olayların onlarla birlikte anılması, o hadiselerin onların eseri gibi sanılır. Bu hataya da düşmemek lazım.

      IŞİD olayı hem Arab’a, hem Türk’e, hem Acem’e düşman ama Yahudi dostu (onun güvenliğini sağlayacak) bir Kürt devleti kurmada kullanıldığı gibi, Hazar ve Basra havzasındaki enerji akışının Suriye ve İsrail üzeriden akıtılarak İslam dünyasının bayraktarı ürkiye’nin siyasi, iktisadi ve tesir gücünü kırma hadisesidir. Kürt kartları ABD ve İsrail tarafından kullanılmakta ve onlar tarafından maniple edilmektedir. Kobani olaylarında yayınladığım Doğan Bekin bu konudaki yazısını okumanızı tavsiye ederim, Kobani adı dahi Kürtçe’ye bir Alman şirketinin adından izafe verildiğini göreceksiniz.

      Türkiye bugün süfyanizmin bütün tahribatını önleyerek İslam dünyasındaki bayraktarlık görevine geri dörme alametleri gösterdiği için siyasi. İktisadi ve güvenlik krizlerine sokularak eskisi gibi iç ihtilaflarla boğuşması istenmektedir. Bugün IŞİD’in bölgedeki görevini bizde dini bir cemaat kisvesiyle ortaya çıkan Paralel Yapıdır ki, iman ve Kur’an hakikatleri yerine küresel odaklarla dünyevi maksatları gütmesinin sebebi budur. Ve ipleri Yinon Planı’na hizmet eden neocon-siyonist şebekelerinin elindedir. Türkiye'nin bugün bütün mahrem bilgileri dinleme kanalıyla CIA ve Mossad'a aktarıldığını duymayan kalmadı.

      Sil
    2. Zülkarneyn kardeşim,

      Açıklamanız için teşekkür ederim

      "bir de gaybeti numani adlı eser şia kaynaklıdır.
      ehli sünnet alimleri ve yazar takımı hiç bir zaman eserlerinde bu kitaptan alıntı yapıb paylaşmamışlardır.

      @Türker eraslan kardeşimiz çok güzel şekilde özetlemiş.

      ehli sünnet kaynakları bizlere her türlü bilgiyi ve haberi sunuyor...."

      http://kadirmisiroglu.com/cihad-icin-ilk-yapilacak-is.html

      Sil
    3. Güncel kardeşim Allah razı olsun.

      Üstad Kadir Mısıroğluna, büyük bir mütefekkir ve münevver olarak çok hürmetim var Allah kendisinden razı olsun, selamet versin.

      Bu kadar sene orda burda savrulduktan sonra nihayetinde bir hakikate vardım ki: bu zamanda, yani fitnenin ve cehaletin en yoğun olduğu bu zamanda, bir müslümanın yapacağı en önemli iş kendisini kamil mükemmil bir mürşidi kamile (Allah hepsinin sırrını ali eylesin) teslim etmesidir.

      Eğer tabi olduğu kişi hakiki bir mürşidi kamil ise hem manevi hem zahiri ilimleri öğrenir hem de cihadın küçüğünü büyüğünü her ikisini de layıkı ile yapar bi izni Allah.

      Bir adam sultani zikre ulaşmış ise yani kalbi her an "Allah" diyorsa o adam her an hakiki manası ile cihad ediyor demektir.(Hem zahiren hem batınen)

      Bu hakikate bir örnek: Ben bizzat seyri sulükünü bitirmiş (sultani zikre ulaşmış) kendisi türkiyede olmasına rağmen aynı anda (çeçen savaşı zamanı) çeçenistanda çeçenlerle birlikte ruslara karşı savaşan ehli tarik birini tanıyorum.

      Bu zamanda şeytan aleyhillane'ye veli olmak da kolay Allaha veli olmak da...

      Allah bizi kendisine veli olanlardan etsin inşallah.

      Sil
    4. @Abdurrahim Çokgüngör

      Kendi kendine/yada bazı kitaplardan anladığınla yaptığın (güncel olayları yorumlama dışında kalan kısımlar) ahir zaman hadiseleri ile ilgili olaylardan Hz. İsa'nın as. geri dönüşünü nereye bağlıyorsun? O da mı şahsı manevidir?

      Sil
    5. Ahir zaman çok garip ve çetrefil bir dönemdir. Dünyanın bir köye indirgendiği, 10 bin km. uzakta meydana gelen bir hadisenin birkaç dakika içinde heryerde duyulduğu, ilmi keşif ve inkişafların (ki çoğu muc’cizat-ı nebevi delaletiyle haberi verilmiş) yoğun olduğu bir asırda, bir zamanda hadiseler kişileri aşar. Bir şahsın takati yetmez. Ancak bir önderle cemaatinin çalışmasına bakar. Karl Marx bir Yahudi. Bir filozof veya teorisyen. Bir fikir ortaya attı, sonra ölüp gitti. Onun fikir taraftar buldu, büyüdü, gruplar oluştu, Komünist rejim böyle kuruldu. Buna Marksist düzen denildi. Ama Marx yaptı diyemezsiniz. Ama müsebbibi o.

      İşte bunun gibi Hz. Mehdi (r.a) melek-i ilham ile ilim verilecek ve manevi alemde yönlendirilerek bir hizmet yapacak. Bir hizmet yolu açacak. Onun 313 askeri, talebesi, adamı olacağı rivayeti var. Onları yetiştirecek. Hizmetinin birinci safhanın sonunda dünyamızdan ayrılacak. Ama hizmeti yürüyecek. Kim tarafından, cemaati tarafından. İlham-ı ilahi ile verilen manevi ilkelerle. Sonra onun zamanına kadar gelen ehl-i iman, İslam, tarikat var. Onlar da bundan etkilenerek, birleşerek bir hizmet ortaya koyacaklar. İşte Mehdiyet budur. Bir mehdi var. Ama cemaati de var. Her biri bir tarafa dağılacak ve hizmete edecek. İslam dini onunla hitam olacak. Yani tevhid dini onunla dünyaya hakim olacak. Aslında o bir sebep. Çünkü Cenab-ı Erhamür Rahim dilediğini yapıyor.

      Bu dünya hakimiyetinin başlangıcında onun cemaatine Hz. Mesih’in cemaati katılacak. Namazda iktida etmesi hadisesi budur. Mesih ile Mehdi cemaatleri aynı maksada ayrı coğrafyalarda hizmet edecek, ama hakim fikir tevhittir.

      Hz. Mesih’in nüzul tarihi ihtilaflı olmakla birlikte Komünizmin bütün dünyayı tehdit ettiği bir zamanda mesela 2. Cihan Harbi sırasında veya hemen ertesinde paraşütçülerin gökten nüzulü misali gibi Cebrail’in (a.s) Dıhye hüviyetine bürünmesi gibi nüzul edecek ve hizmetini icra edecek. Hz. Mesih rivayetlerde alnı sulu, çok yaş olarak tasvir edilmiştir. Çünkü onun indiği coğrafyada tevhid ehli yok. Çok büyük zahmetlerle çalışacak ve cemaatini oluşturacak. O cemaat Mehdi’nin cemaati ile Allah’ın izni ile birleşecek ve hizmet edecekler. Bu hizmet ise Halifetullah olan Hz. Mehdi’nin inkar-ı uluhiyet fikrine karşı vaz edeceği iman ve Kur’an hakikatleridir. Bu hakikatlerin akla tesbit ettirilmesi, o da ilmi ispatlarla olacak. Bugünkü modern ilmin menşei Endülüs’tür. Bütün Avrupa İslam medeniyetinin esaslarını iktibas ederek ilmi geliştirmişler. Ama ne yazık ki, dinsiz felsefe her şeyi berbat ederek deccallerin zuhuruna sebep oldular. Ama durdurulan İslam medeniyeti yeniden yürüyecek.

      Bugünkü medeniyet Hıristiyan-Musevi medeniyetedir. Mehdi-Mesih hizmeti ile durdurulan İslam medeniyeti yeniden inkişaf edecek. Bu kez şimdiki medeniyetin mehasini İslam medeniyeti ile birleşecek. Dünya bir ferd-i vahid gibi lailahe illlah derken, sulhü umumi temin edilecek ve refah yayılacaktır. Çatışmacı deccalist görüş tenkil edilecek.

      Vatikan Konsülünü’nün 1962 tarihli kararı ve 1984 Viyana’da Avrupalı Kardinallerin toplantısında alınan kararlar var. İlki Müslümanları kafir olmaktan çıkardı ve bir başka kurtuluş yolu olarak tanıdı. Diğeri ise Tevhide inanmak, Tanrı yerine Müslümanlar gibi Allah demek istediklerini beyan ettiler. Ancak aradan geçen 30 yılda beklenen gelişme tam olmadı. Niçin? Sebebi neocon-siyonist-neoliberal ittifaktır. Çatışmacı, menfaatçi, ihtilafçı küresel deccalizmi temsil ediyorlar. Bu ittifak Komünizmin batması üzerine İslam dünyasına yöneldi. Ortalık kan revan onların yüzünden oldu. Bu deccal Lut Gölü’nde Mehdi-Mesih ittifakıyla öldürülecek. Nasıl mı? 3 ile 8 yıl arasında olduğu görülecek. Baş aktör Türkiye. Biz kıyamete kadar Kur’an ve imanın bayraktarıyız. Vazife onun. Ama önce ittihad-ı İslam şarttır.

      Sil
    6. (İsa, yere inince evlenecek, bir oğlu olacak, kırk yıl kadar yaşayıp ölecek ve benim yanıma defnedilecektir.) [Tirmizi, Mevahib]

      2.dünya savaşı sırasında inmişse ne ara Efendimizin yanına defnedildi?

      (İsa benim yanıma gömülecektir.) [Tirmizi]

      (Yeryüzüne dört kişi malik oldu. İkisi mümin Zülkarneyn ile Süleyman idi. İkisi kâfir, Nemrud ile Buhtunnasar idi. Beşinci olarak, benim evladımdan biri yeryüzüne malik olacaktır.) [İ.Süyuti]

      Hz. Mehdi ne ara dünya hakimiyeti kurdu? Hizmetin birinci safhası diye bir şey uydurmuşsunuz ve ondan sonra vefat ettiğini beyan etmişsiniz... Ee,o zaman öldükten sonra mı kuracak bu hakimiyeti? Öyle ise dediğiniz bu hadisi şerife uymamaktadır. Çünkü bu isimler yaşarken dünya hakimiyeti kurmuşlardır.

      Sizin yazdıklarınız süslü, boyalı cümlelerdir. İnanmak istediğiniz gibi tevil ede ede artık doğru olandan ayrılmışsınız. Bir kere İsa as. indiği zaman camiye girecek ve Mehdi as. geri çekilecek ama kamet senin için getirildi deyip onu imam edecektir.

      Bir tane hadis yok bir tane rivayet yok ama bol bol tevil.

      Zırva tevil götürmez...

      Sil
    7. ABDÜRRAHİM kardeşim fazla yazı yazmak size dokunmuş biraz dinlenin, kafanız karışmış gibi duruyo :)

      stickandcode ve safa asya kardeşim boşuna bu mübareğe cevap yazmak için yorulmayın bildiğini okuyo çünkü :) ona göre herşey bitmiş :D

      Sil
    8. @Stickand Code'a

      Mehdiyet’in 3 faslı var. İman, Hayat ve Şeriat. Bu tabir bana ait değil Bediüzzman Said Nursi Hazretlerine aittir. Son yüzyılı ve içinden geçilen devirleri ve değişiklikleri, inkılap ve ihtilalleri, 2 dünya savaşını ve dünyanın şimdiki durumunu kavrarsanız konuyu anlarsınız.

      İslam Alemi yüzyıl önce topu 300 milyon kişi. Şimdi 2 milyara dayanmış. 300 milyonun mahsulatı ile 2 milyarınki aynı olur mu? Yukarıda yazdım. Müteşabih hadislerin bir çok manası var. Hadiselere, olaylara ve kainata mana-yı ismi ile değil mana-yı harfi ile bakınız.

      Hz. Mesih'in (a.s), 2. gelişi Nebi ve Resul olarak değil, bir veli veya asfiya olarak gelecek, Mehdi’ye tabi olacak. Böyle olunca kim olduğu açık olmaz. Hikmet-i ibham bunu gerektirir. Mehdi’nin dünya hakimiyeti dünyevi ve siyasi saltanat ile değil Kur’an ve iman hakikatlerini ikame etmesiyle olacak. Din onunla hitam olacağına göre, Halifetullah olarak Allah ve Resulü adına son hakikatleri beyan edip dinde teceddüt yapacaktır. Ahir zamanda takarrub-u zaman var. Eskiden 3 aylık yere şimdi 3 saatte gidiliyorsa, bunu sağlayan akıl ve fikre yakışan iman ve Kur’an hakikatleri lazım. Değil mi?

      Hz. İsa (a.s) kendinden sonra gelecek Peygamberi ve ümmetinin ulaşacağı manevi seviyeyi görünce heyecanlanır ve “Rabbim beni onun ümmetimden yap” duası eder. Cenab-ı Allah o duaya binaen ahir zamanda hem kendisinin hem de ümmetinin İslam’a tabiiyetini sağlamak üzere yeniden gönderecektir. Nasıl bu meçhul. Zamanı ise, nazire olarak gökten inen paraşütler gibi. Yani nüzul edecek. Her halde güm diye düşmeyecek. Tabi olacağı din İslam’dır. Yani tevhiddir. O domuzu öldürecek, tesislisi kıracak ve faizi kaldıracak. Değil mi? Hepsi de Kur’an hakikatleri.

      Bediüzzaman’ın bir hadise dayanarak belirttiği gibi, her bir ayetin mana mertebelerinde 1. zahiri 2. batını 3. haddi (sınırı) 4. muttalaı (başlangıcı) olduğunu belirtir. Ve bu 4 tabakanın her birinin 1.füratı 2. işaratı 3. dal 4. budakları var. Hadisler de muhkemat dışında müteşabih olduğunda çok derin manaları var. Bu da Hz. Peygamberin o gün için kastı nedir. Karşısında ümmi bir kavim var. Onlara ders veriyor. Çünkü onlar çoğunlukta. Ama rasihler de ders alır. Ayrıca zamanımıza da mana itibariyle ders verir. Şu unutulmamalı iman hakikatlerine bakmayan rivayetlerin Hz. Peygamber’in (a.s) nazarında bir değeri yoktur.

      Ümmet-i Muhammed’in (a.s) ömrü 1500 yıldır. Takvime bak kaç sene kaldı. Ve sonra düşün. Kimin haklı olduğu meselesi yok. İdrak, algılama ve anlayış meselesi. Şeriatta 1 gün 100, bin ve 50 bin senedir. Hz. Peygamber (a.s) 1 günde kalsa yani yüzyıl da kalsa Allah onun gönderir diyor. Daha ne diyeyim. Selamlarımla.

      Not: Meryem Suresinin 30. ayeti üzeride yapılan ebcedi çalışmada hicri olarak 1360-62 yılları çıkıyor. İlgilenirsen.

      Sil
    9. @kabı (kab-ı) kevseyn'e

      Peki senin delilin ne? Dinde ikrah yok, zorlama da. İstersen beğen istersen beğenme. Hakikat sana ve senin gibilerine tabi değil ki. Hz. Peygamber (a.s) buyurmuş ki, dünya balığın üstünde. Bir başka zaman öküzün üzerinde. Bunu anlarsan birçok rivayeti anlarsın. Yazmak ile konuşmak aynı şey. Hele ki böyle çok bilinen konu olursa. Sen fikiri beyan et, başkasını eleştirmek sana ilim kazandırmaz. Varsa delilini getirirsin, faydan olur.

      Unutma tasavvufun bile mertebeleri var. Her mertebede hakikat başka türlü tecelli eder. Sen danışma bürosu musun?

      Mesela şu kab-ı kevseyn makamında Hz. Resullulah (a.s), Cenab-ı Allah’a ne kadar yaklaşmış? Dünyadan görünüşü ile mi, yoksa Cebrail Aleyhisselamı’ın bulunduğu noktadan görüşü ile mi. Santim mi, metre mi, kilometre mi, yoksa ışık hızı uzaklığı ile mi? Unutma ışık saniyede 300 bin km. gider. Biliyorsun orası imkan ile vücub arası. Onu idrakte ilmin kaldırır mı?

      Sil
    10. Güzel kardeşim (bir mübarek) gibi LAF kalabalığı dil döndürme yapıyosun, ilmi nefsine kurban ediyosun.
      Bir insan milyon kitap okuyabilir, kendi kendine her gün sayısız zikir çekebilir ama çıkacağı mertebe sınırlıdır. Bir yere kadardır, ötesine çıkamaz.Ancak ALLAH dilemiş başka, bunun içinde kılı kırk yaran bir hayat yaşamak zorunda buda zamanımızda mümkün değil. Bu günün kısa yolu bir mürşide kendini teslimdir. Bunuda ancak teslim olup yaşayan bilir, diğer insanların bunu anlaması mümkün değil çünkü durum KALB ve ötesinde yaşanıyo görünen kabukta değil.

      Burası ilim yarıştırma nefsine hizmet etme yeri değil, bize KAVSEYN makamı ve TASAVVUF hakkında konuşman için onu bilmen değil yaşıyo olman lazım :) senin bilgilerini bilen ne ATEİSTLER gördüm, bana ayetlerle konuşuyo adam :) BAYEZİDİ BESTAMİ'yi imtihan eden PAPAZI bilirsin ilim var ama KAFADA, kalbe inmemiş, nerde kaldı ki RUHA ve ötesine gitsin...

      Evliyanın kalpleri,İlahi nûrların çıktığı kaynakladır.Onlar,kimden hoşnut iseler,Allah-û Zûlcelal de ondan hoşnuttur.Onların kalplerinde yer eden,büyük devlete kavuşmuştur.
      Şeyh Mevlâna Hâlid-î Bâğdadî (kuddise sırruhu)

      selametle kardeşim...

      Sil
    11. Murşidi kamiller,Allah dostları ayna gibidirler.peygamber efendimizden gelen feyzleri,nurları yansıtırlar.Hele toplu zikir esnasında, melekler dahi gıbta ile bakarlar.Doktor gibidirler.ilacın dozunu ayarlarlar.Sayın kabı kavseyn Allah sizden razı olsun.

      Sil
    12. Amin kardeşim sizdende razı olsun, tüm ümmeti MUHAMMED' den ALEYHİSSALATÜ VESSELAM ve müminlerdende razı olsun

      Sil
    13. basbugun çerisi, bazen senin google hesabından iki farklı kişinin yazdığını düşünüyorum. Diğer bazı yazdıkların istisna ama son söylediğinin altına imzamı atarım.

      Sil
    14. Sayın Türker Eraslan, bizim Allah dostlarına,tarikat ehline,sırf Allah rızasında olanlara saygımız sevgimiz ziyadesiyle çoktur.Zaman,zaman devlet ve milletimize olan sevdamızdan ve koruma refleksinden dolayı aşırıya kaçtığımız oluyor.Fakat müslümanlar her konuda aşırıya kaçmamalılar.Bazen nefsimi hesaba çekiyorum.Bu sevgide aşırıya kaçtığımı hissediyorum.Tabi bizim için hangisinin hayırlı olacağını bilmediğimizden kaynaklanıyor.Dolayısıiyle müslüman her konuda orta halli olmalı.

      Sil
    15. Velayet iki kısımdır. Biri velayet-i Kübra, ki Hz. Peygamber’e (a.s) aittir. Miraca bu velayet ayağıyla çıkmıştır. Buna ashab-ı kiram tebaiyetlerinden dolayı sahip olabiliyorlar. O tasavvuf berzahına girmeden elde edilen velayetidir. Diğeri ise tasavvufun velayet-i suğrasıdır. Bunu elde etmek için meşakketli ve uzun bir yolu vardır. Her makama erişildikten sonra yeni büyük bir berzah var. Bazen o aşılmaz ve kişi başka yere sapar. Yani makamı sabit olur. Bir başka ism-i ilahiyeye mazhar olur. Velayetin bütün mertebelerini aşmak için bazen 40 yıl gerekir. Bunu da tarikatın önderleri başarabilmiştir. Çünkü nefsi, dünyayı, enaniyeti, faziletfuruşluğu terki gerektirir. Sonra her tasavvuf erbabının yolu uzun olması sebebiyle onlara kudsiyet izafe edemezsiniz.

      Bir küçük nokta daha. Kudsi isimler ve makamlar günlük işlerimizde kullanılamaz. Kab-ı kevseyn gibi, Kabe gibi. Unutulmaması gereken husus velayet, Mi’rac Nebevinin gölgesindedir ki, onu dünyevi işlerde istimal etmemek onun lazımıdır. Mefhumlarını da. Kab-ı kevseyn imkan ile vücub arasıda çok ulvi bir makamdır. Ki, tufeyliler onu medar-ı tenkid konularda kulanmamalı.

      Unutulmamalı tasavvuf olmadan da Miraca temessük edilebilir ki, o da sevgili Peygamberimizin (a.s) bize müjdesidir. Namaz mü’minin miracıdır. Her namazı kılan ondan nasipdar olabilir. Değil mi? Ama Veliyullah diye müstear isim kullanamaz.

      Sil
    16. @Abdurrahim Çokgüngör

      Said Nursi efendi dinde huccet midir? Ne diyor kendisi orada, ilk evresinden sonra Mehdi as. ölür mü diyor?


      300 milyon kişi ile 2 milyar karşılştırmana cevap

      Zira bir hadisi şerifte; “Yemek yiyenlerin sofralarına birbirlerini çağırdıkları gibi, çeşitli ümmetlerin sizin aleyhinize birleşmeleri yaklaşmaktadır.
      Ashaptan biri “Ey Allah’ın Resûlü! O gün (sayıca) az olacağımızdan mı (aleyhimizde birleşecekler)? diye sordu.
      Resûlullah (s.a.v) “hayır, bilakis o gün (sayıca) çok olacaksınız. Fakat selin üzerindeki köpük ve çerçöp gibi olacaksınız.
      Allah, düşmanınızın kalbinden size karşı duyduğu “mehâbeti” (korkuyu) çekip alacak ve kalbinize “vehn” (zafiyet) atacak
      (bu sebeple düşmanınız sizden çekinmeyecek ve korkmayacak) tır” buyurdu.
      Ashaptan biri “Ey Allah’ın Resûlü! “vehn” nedir?” diye sordu.
      Bunun üzerine Hz. Peygamber “dünya sevgisi ve ölüm korkusu” diye cevap verdi.

      İşte 2 milyar müslüman :)

      Müteşabih hadis değil ki bunlar. Hz. İsa as. ineceği yere kadar, yüzü gözü şekli şemali hatta o an ki terlemesi dahi anlatılmış
      Sen hala bunlara müteşabih de! Tabiki hiç bir hadis müteşabih değildir demiyoruz. Ama siz maalesef bu yola sapmışsınız.
      Buda size tevilde yanılgı olarak dönmüş!

      "Hz. Mesih'in (a.s), 2. gelişi Nebi ve Resul olarak değil, bir veli veya asfiya olarak gelecek, Mehdi’ye tabi olacak. Böyle olunca kim olduğu açık olmaz."

      Ne demek nebi olarak gelmeyecek? Peygamberlik alınan bir şey midir şu lafa bakar mısınız? Peygamber olarak gelecek ama yeni bir şeriat ile gelmeyecek!
      Aynı Harun'un as. Musa'ya as. tabi olması gibi Hz. Peygambere tabi olacaktır!

      "Mehdi’nin dünya hakimiyeti dünyevi ve siyasi saltanat ile değil Kur’an ve iman hakikatlerini ikame etmesiyle olacak."

      (Yeryüzüne dört kişi malik oldu. İkisi mümin Zülkarneyn ile Süleyman idi. İkisi kâfir, Nemrud ile Buhtunnasar idi. Beşinci olarak, benim evladımdan biri yeryüzüne malik olacaktır.) [İ.Süyuti

      Bak gene yazdım bu hadisi. Zülkarneyn as ve Süleyman as. dünyaya bildiğin hakim olmuştur hem saltanatlarıyla askeri siyasi güçleriyle. Diğer bir hadis;

      O malı insanlar arasında seviyyen dağıtır. Ve Ümmeti Muhmmedin kalblerini zenginlikle doldurur ve adaleti onları ihata eder. O kadar ki; bir münadiye “Kimin ihtiyacı varsa banagelsin” diye nida etmesi
      emrolunduğunda, bir kişiden başka kimse gelmez. O kimse istekte bulunur. O da “hazinedara git sana versin” der. O da “Mehdi'nin gönderdiğini” söyleyerek hazinedardan gücü yettiğince mal alır,
      fakat daha sonra pişman olarak, “Ben herkesten daha mı muhtacım ki, kimse gitmedi ben gittim” diyerek, aldığı malı iade etmek ister, o zaman hazinedar şöyle der: “Biz verdiğimizi geri almayız”

      Devleti var ki hazinedarı var.

      "Yani nüzul edecek. Her halde güm diye düşmeyecek."

      Saçmalık. Tabiki de herkes tanıyacak ve bilecek! Zaten çok az insan kalacağı için herkes bilecek onu. Bir kere Müslümanlar onu peygamber efendimizin yanına defnedecekler...
      Gökten nüzulünü herkes görecek o kudüs Müslümanları da görecek ve imam saygıdan geri çekilecek.

      "Karşısında ümmi bir kavim var. Onlara ders veriyor. Çünkü onlar çoğunlukta."

      Ha yani sadece belli bir seviyeye gelmiş kimselerdi ama Said nursi efendi bütün 4 manaya hakim oldu?
      Ya sen nasıl birisin de sahabeye ümmi diye küçümsüyorsun kendi mürşidini onlara üstün gösteriyorsun?
      Said nursi onların en alt makamdakinin ayağının tozu etmez! Kendine gel.

      Kuranın ve hadislerin manaları olduğu zahiri, batıni, batının batını olduğu gerçektir. Ama sen tutupta ben 4. dereceden anlayan birinden anladım.... Eeee? İşte siz 1. derece zahirsiniz...
      Sonra da çıkmış o manalarla olay yorumlamaya kalkarsan sapıtırsın. O zaman namaz kıl emri de başka derin manaları var. Müminin miracıdır. İşte 1000 sayfa kitap yazılır... Ee? Namaz kılmayalım o zaman.
      O zahiri hareketleri yapmayalım.

      Ya neyse polemik oluşmasın. Ümmetin ömrü meselesi hakkında rivayet vermişsin? Niye onu müteşabih almadın ;) Bu da sana, bana cevap hakkı doğurmayacak bir şey yazmadığın durumda son iletim olacak inş.

      Sil
    17. İkimiz bir ağaçtaki elmayı varlığını biliyoruz. Ama mesafe sebebiyle renginde ihtilaf ettik. Kırmızı mı, sarı mı? Ona da bir dürbün lazım. Dürbünü olan görür. O da ilimdir.

      Kuru ve yaş her şeyi kapsayan Kur’an’ı anlamanın bir değil birkaç yolu olmalıdır. Çünkü derin manalar içeriyor. 40 ayrı beşer tabakasına hitabı vardır. Bak ben cahilim, sen alimsin aramızda tabi fark olacak. Le takarrabe sala’nın bile binbir manası var. O şu şu şartlarda olan namazı kılamazdan tut, kainatın dünyanın yaratılışından sonra göklerle genişlediğini (Big Bang’in gereği) bunun hızının ne olduğunu bildirmese de, ışık hızında saniyede 300 bin km. olduğuna kadar dolaylı dolaysız anlatması elbette bir anda ayetin asgari 16 manasını gerektirir ve işaret eder. Ayet dünya yuvarlak demiyor. Ama işari manasıyla deve yumurtasına (iki tarafından basık) halaka kelimesiyle işari olarak benzetmesi ihtimalden uzak değildir. Çünkü dünya deve yumurtası gibidir demiyor ama, i’cazı sebebiyle belagat ve fesahati sebebiyle halaka kelimesiyle ifade edip, deve yumurtasını ifade eden aynı kelimenin kökünden gelmesiyle işaret ediyor. Bütün İslam alimleri Macellan’dan önce dünyanın yuvarlaklığın biliyordu. Çünkü avam değil Rasih idiler.

      4 Resu-lü a’zamdan biri olan Hz. İsa (a.s.) tenzil-i rütbeyle Resul-u a’zamlıktan nebiliği mi iniyor ki, Nebi olarak gelecek. Bu da sarih değil. Müteşabihata giriyor. Rasihlere kalan bir iş. Ben Rasih değilim ama senin gibi bir aleme-i cihana inanamam. Çünkü akıl akıldan üstünü var. Meryem Suresi’nin 30. ayeti onun dünyaya teşrif tarihine işareten anlatıyor. Hesaplattır. Beni İsrail, Mesih gelince devlet kuracaktı değil mi?

      Bediüzzaman bir İslam alimidir. Hiçbir makam ve rütbeye talip olmamış. İlham-i ilahi ile iman hizmeti takdir edilmiş onu yapmış. Sadece o vazifeyi yapıp gitmiş. Ahiretini dahi mamur etmesine izin verilmiş. Binaenaleyh bir edep dahilinde söz etme gerekirdi. Eserleri 40 dile çevrilen, Vatikan’ın Müslümanları küfür isnadından vazgeçirerek bir necat yolu kabul etmesine vesile olan, Komünizm felaketinde ehl-i İslam’ın ehl-i kitapla ittifak etmesine ilmiyle destek veren, hepsinden önemlisi bir çok insanımızın imanının kurtulmasına vesile olan biri hakkında, fikrime muhalefet ettin diye küçümsese ifaden bir mü’mine yakışmaz.

      Hz. Peygamber (a.s) Miraca Burak’la çıkmışken, Hz. İsa’nın nüzulu yani ani inişi bir vasıtayla olacağına teşbihen paraşüt örneğini verdim. Çünkü bu zamanda gökten iniş ferdi olarak paraşütledir. Anlatım kolaylığı için.Kusur ettik. Bir daha ki sefere bandoyla karşılanacak derim. Sonra senin ve grubunun tekbirler getireceğini söylerim. Hemen mezar yerinin hazırlanmasına başlanmasını da.

      İnsanlık vahşetten, köylülükten, kölelikten ücretlilikten geliyor. Hakim güç kuvvet idi. Ahir zaman öyle değil. Bak Yahudi tam hakim. Neyle? Mehdi de ilim yani beyinsel faaliytelerin arttığı bir zamanda gelecek, ikna ilimle olacağından Allah'ın hakim ismine mazhar olarak ilimle, ayrıca Rahim ismine mazhariyetle şefkatle hareket edecek, kaba kuvvetle değil manevi değerlerle-kuvvelerle hükmedecek.

      Diğer rivayetlerine gelince hazine falan. Dünya ve malının manevi zatlar tarafından dağıtılacağı meselesi de müteşabihtir. Çünkü onlar dini ihya edecek. Dini ve manevi esasları ikame edecek. O da sulh-ü sükunu.. Savaş bütçeleri yatırımlara o da ekonomiye canlılık verecek. Mu’cizelerle işaret eden Asa-yı Musa gibi yer delen, hava gücünü kullanarak uçan cisimler, Saba Melikesi’nin tahtının önce görüntüsünün sonra bir anda getirlmesi gibi teknoloji yapımına işaret eder ki, o da paraya bakar. Buluşların çoğu eskiden askeri üstünlük için. Mehrdiyet ve Mesihiyet hakim olunca medeni hayat gelişecek.. Seba Melikesi’nin tahtının taşınması gibi eşya nakli olacak. Bu da dünya ilminin sınırıdır. Ve sonudur. Berzah aleminde seni bulursam o zaman bak der gösteririm.

      Sil
    18. Buna ek olarak ilgili sahsin bir cumlesi" Ünlü şeyhin sözünü unuttun galiba. "Sultanım bu ordunun içinde deccal var ona mani olamadım" demişti. Ben çok manası olan müteşabih bir hadisenin bir manasına işaret ettim. Ki gerçeğe gelinsin.  " Goruldugu gibi donemin ünlü şeyhini destekliyor sirf ustadiyla ortustugu için...
      Fakat bu donemin seyhlerinin sözlerini umursamiyor. Neredeyse hadisleri tevil ede ede inkariyla benzer görüşler sergiliyor.... ilim sahipleri dikkat etmezlerse ilimleriyle imtihan olur. Unutmayalim ki "ilim bir nokta idi, cahiller onu çoğaltti". Biliyorum abi yine yazacak çok sey bulacak. Hadislerdeki sahis olarak gelecek mehdiye inanmiyor, bu da onu bağlar bizi bağlamaz. Son olarak 1946 doğumlu biriyle tartistigimizi belirtip Onunla nesil olarak farkli çağlarda yasadigimizi belirtmek isterim. Netten biri bişey yazdi diye fikir degistirecegini hic sanmıyorum. Eskileri bilirsiniz... Napalim katlanacayik...

      Sil
  6. Abdurrahim kardeşim fikirlerinin büyük bir kısmına katılıyorum.

    Hatta "şahsı manevi" görüşlerine de "ne demek istediğini anlıyor" ve katılıyorum.

    Şahıs olarak deccal,mehdi süfyan vs.dan ziyade daha önemlisinin bunların akımlarına yani deccaliyet, mehdiyet gibi akımların daha fazla dikkate alınması fikrine de katılıyorum.

    Hadisi şeriflerin müteşabih anlamları da vardır doğrudur ancak mesela bir örnek.

    Hepimizin bildiği hadisi şerifte Hz.Mehdi a.s ordusuna "kar üzerinde sürünerek de olsa" katılma mevzusu var.

    Evet burdan bir teşbih alınır işin önem derecesini belirtmek için ancak Efendimiz a.s 'ın verdiği teşbihatı bile Allah'ın yaratma muradı / rızası olabilir. Yani ben bu hadisi şerifi hem müteşabih manası ile inanırım hem de hakikaten en az bir müslümanın kar üzerinde emekleyerek Hz.Mehdi as ordusuna katılacağı hakikatine de inanırım.

    Ben inanırım ki Efendimiz'in teşbihatı bile ilhamı rabbanidir. Yani haşa "öylesine" hiçbir teşbihat getirmez.

    Tüm bunlara bakınca evet hadisi şeriflerin mana boyutları ve bilmediğimiz onlarca yüzlerce farklı hakikat yönü olabilir ancak bu durum zahir boyutunu da ıskalamayı veya ikincil olarak bakmayı da gerektirmez.
    --------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
    Ben 1980-90 yılları arası, güneşin batıdan doğması ile ilgili kıyamet alametini hep islamın batıdan çıkacağı, batının islama geleceği yönünde "soft" aynı zamanda -samimi olarak söylemek gerekirse- birkaç yüzyıllık pozitivist batı felsefesi altında ezilmiş müslümanların kompleksli bir yorumu olarak gördüm.

    Malesef neden müslümanlar olarak senelerce gayba iman ile Sıddıki ekber r.a'ın "o söylemişsse doğrudur" teslimiyeti ile "iman" ettiğimiz akidelerimize bakamadık.
    Neden hep bir batılı pozitivizme “doğrulatmak” ihtiyacı hissettik. Oysa mekkeli müşriklere ne diyordu Ebubekir sıddık r.a efendimiz..”O söylemişse doğrudur”
    Neden ,"evet güneş batıdan doğacaktır biz bunun mahiyetini bugün bilmiyoruz ama birgün mutlaka olacaktır" demedik de birkaç sefil national belgeselinden sonra,yine batı tarafından bize planet x'ten bahsedildikten sonra, yellowstone super volkanından bahsedildikten sonra ve BATI tarafından gelecekte bir manyetik alan kayması dolayısı ile güneşin batıdan doğabileceği olasılığı zikredildikten sonra biz bu alamet hakkında ahkam kesmeye başlar olduk.

    Oysa bir müslümanın bu son noktada bile durması gereken nokta "batı"dan gelen (yani en basitinden bir gayri müslimden) gelen haberin üstüne balıklama atlamak olmamalı.
    Bunun yerine "biz bu alamete iman ettik ama bu nasıl meydana gelir onun kesin ilmi Allah katındadır, Allah gücü herşeye yeter, O’nun umum adeti işleri sebepler ile yaratmaktır ama dilediğinde sebepsiz de yaratır" demek değil midir durmamız gereken yer...

    Evet ilmi terakkiden ve keşiflerden yüzümüzü çevirmeyelim ama her gördüğümüz sakallıya da dini islamın hakikatlerini kurban etmeyelim..!

    Bu mesajımın ikinci kısmı benim genel kanaatimi içeriyor o yüzden direkt olarak kimseye söylenmiş değildir.

    Toparlamak gerekirse naçizane kanaatim hadisi şeriflerde her ne söylenmiş ise aynı ile vaki olacağını bununla birlikte bir hadisi şerifin birden fazla yönünün olabileceğine iman ettim.

    selametle.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Türker Eraslan kardeşimizi ittihad-ı İslam Meclisi Hacc'ın hasenatı adedince selamlarız.

      Ahir zaman dini İslam’dır. Tek hakim din odur. Hiçbir din Cihanşümul olmamıştır. İslam hariç. İslam hakikatler manzumesidir. Ebedi ve ezeli kelam Kur’an ile Sünnete dayanır. Biz iki şeye mutlak anlamda inanmak ve itaat ile mükellefiz Kur’an ve Hz. Peygamber’in sünnetine. Gaybi haberler Hz. Peygambere Allah’ın bildirdiği gibi bir kısmı izahlı verilir, bir kısmı ise Muhkemat ayetler gibi hiç tasarruf yapamaz. Bir kısmı özet halinde verilirken tafsilatı onun içtihadına bırakılır. Onun için böyle inanırız.

      Her Müslümanın her sıfatı Müslüman olması lazım olmadığı gibi, her kafirin veya Hıristiyanın her sıfatı küfür değildir. Sonra Cenab-ı Allah alimdir. İlmi ile amel eder ve ilmi dileyene verir. Rahman’dır. Mü’min-Kafir ayrımı yapmaksızın nimetlerini gösterir. Ayrıca Rahim olması cihetiyle yağmuru rahmet tecellisi olarak verdiği gibi, hüsn-ü anlaklı ama inanmayan kullarına da rahmet eder. Hidayete erdirir. Müşküllerinde yardım eder. Onları hidayete sevkeder. Nimet verip kendini onlara hatırlatır. Vahyin yetişmediği yerde insanlar ilhamla hidayete erdirilir. Kolayına denmemiş. Rahmetiyle her şeyi kuşatmıştır.

      Bir Hadis okumuştum ahir zamada Hıristiyanların infakta büyük aşama göstereceklerine dair. Hükümdarı zulümdan men edeceklerine dair. Hezimet sonrası çabuk toparlanacaklarına dair. Ama imanı noktasında Kur’an ve hadisin muhkematı geçerlidir. Cenab-ı Allah ilimle ve hikmetle hareket etmesi sebebiyle olacağı belirtilen gaybi haberlerin ilim muvacehesinde olması tabiidir. Güneşin batıdan doğması kıyametin son alametidir. O dakikadan itibaren melekleri yazma emri durdurulur. O batıdan doğma hadisesinin düryanın bir çarpmaya binaen olacağı rivayeti vardır. Kur’an hükümlerine ittiba etmeyen bir dünya, divane gibi olur. Gider başını bir yere vurur. O zaman hareket tersine döner, ama sonra kurulu cazibe sistemi hareketini düzeltir ve yoluna devam eder. Bir tayın büyümesi kadar zaman sonra ise büyük depremlerle başlayan malum hadise başlar.

      Netice olarak derim ki sizin kanaatinize ben de katılıyorum. Hakikat bazen taaddüt eder. Batıda görülecek hidayet cereyanı esnasında, İslam Alemi’nde de Asrı Saadete benzeyen ve yakışan bir devrin olacağı rivayet edilmiştir ki, imamet bizde kalıyor demektir. Sen maneviyatını bozma. Nimet bir tarafa bir, bize ise bin gelebilir. Maşallah her yerden çok cevherler yetişiyor.

      Sil
    2. Turker kardes çok güzel ozetlemissin. Yazdiklarina aynen katılıyorum. Lakin anlamayan yine anlamamis:)

      Sil
  7. Hz.İsa a.s'ın şahıs olarak nüzulu gerçeği,nuzuli isa, ehli sünnet vel cemaat için mütevatir bir meseledir ve üzerinde ittifak vardır.

    Aman arkadaşlar, buna uymayan bir itikadımız varsa düzeltelim inşallah.

    Malumunuz üzere, Kuranı kerimde O'nun a.s, kıyamet alameti olduğuna dair ayeti kerime vardır.

    konuyla ilgili ebubekir sifil hocanın güzel makaleleri var isteyen okuyabilir.

    YanıtlaSil
  8. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  9. "Numan" isminin Mehdi a.s. ile bir alakası mı var yoksa Gaybet-i Numaniye'yi yazan kişinin ismi "İbrahim-i Numan" olduğu için mi "Numan" ismi geçiyor... Yıllardır arada sırada rüyalarımda "Numan" ismi söylendiği için anlamaya çalışıyorum... Bilen varsa yardımcı olabilir mi?

    (not: bir rüyamda "Doktor Numan'ı aramam söylenmişti, kasabanın tek doktoru Numan" demişlerdi... Birkaç gün önce de yine "Numan Kurtulmuş yeni bir göreve getirildi!" dendi)

    YanıtlaSil
  10. Işıd Süfyan Ordusudur bu orduyu kuranlar aynı zamanda kürt devletinin oluşması için çaba göstermektedir bütün Müslüman ülkelerininin işğaline sebebiyet veren bu örğütler Asıl büyük komutanlarını ben çok iyi biliyorum bazı kanlı eylemlerin daha büyükleri Türkiyede olmaya başlayınca Süfyan kim Mehdi kim siz zaten göreceksiniz bu olaylar bir anda olacak

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kimin kim olduğunu ifşa edin o zaman millet öğrensin. Çünkü çok kesin ifadelerle yazıyorsunuz madem açıklayın daha iyi olur.

      Sil
  11. Işıd Süfyan Ordusudur bu orduyu kuranlar aynı zamanda kürt devletinin oluşması için çaba göstermektedir bütün Müslüman ülkelerininin işğaline sebebiyet veren bu örğütler Asıl büyük komutanlarını ben çok iyi biliyorum bazı kanlı eylemlerin daha büyükleri Türkiyede olmaya başlayınca Süfyan kim Mehdi kim siz zaten göreceksiniz bu olaylar bir anda olacak

    YanıtlaSil
  12. Bu işler bir anda olacak çoğu oldu daha kanlı olaylara kaldı iş bekleyin görün süfyan hiç ummadığınız biri Mehdide

    YanıtlaSil
  13. Işıd süfyan ordusu ve süfyan kimsenin ummadığı hatta Alim Mehdi olarak komutan olarak tanımlanan biri bekleyip göreceksiniz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. KÜNYEN BAYA Bİ İDDİALIYMIŞ.ETTİĞİN KELAMLAR ONDAN DA BÜYÜK.KENDİNİ SAYDIKLARININ DIŞINDA GÖRDÜĞÜNE GÖRE YERİN SAĞLAM!!! SANA DİYECEĞİM ALLAH VAR GAM YOK.ÖLÜMDEN ÖTEDE KÖY YOK.26 SENEDİR EŞİĞİNDEYİM.SADECE ''HAYDİ ...'' DEMESİNİ BEKLİYORUM. AMA TEVAZU VE ÜMİTLE.

      Sil
    2. Türkiyede kim ışidi destek verip, koruyup, kolluyorsa, süfyani o olacak sizde çok şaşıracaksınız !

      Sil
    3. El nusra lideri işaret edilmişti burada onu mu kastediyorsunuz?

      Sil
    4. Süfyan İslam Deccali’dir. Yani küçük deccaldır. Yani hilafet sonrası Şeriat-ı Muhammediye ve Şeriat-ı Ahmediye’yi tahrip edecek münafıktır. Özetle dini, bütün hüküm ve veçheleriyle ortadan kaldıracak münafıktır. Onun hüküm sürmesinden sonra dinsizlik yaygınlaşacaktır. O zaman yetişecek dinsiz nesiller artık kimseyi dinlemez, terör ve anarşist olur. Yani Ye’cüc ve Me’cüc. Onlar her iki deccalin eseridir ve askeridir. Ye’cüc ve Me’cüc ile ilgili Kur’ani ihbarda sedden ve seddün kelimeleri neyi ifade eder. Biri Zülkarneyn zamanındaki maddi seddi, diğeri ise ahir zamanda kalplerdeki iman seddinin yıkılmasıyla ortaya çıkarlar.İman seddi yıkılınca ne oldu?. Dünyanın ilk teröristleri yani Yu’cüc ve Me’cücü ortaya çıkar. Onlar ilk hangi ırktandı? Türkler’den değil mi? Yani dünyanın ilk teröristleri Türkler olmadı mı? O halde? 50 senedir kimin çilesini çekiyoruz? Terör ve anarşi. Sen önünü bak. Bırak DAEŞ’i,

      DAEŞ batılı devletlerin istihbarat örgütlerinin Müslüman halklardan devşirdiği anarşist ve teröristlerdir. Yani onların piyonudur. Onları gerekçe göstererek İslam dünyasında operasyon sürdürüyorlar. Maksat ve amaçları ve de planları bellidir. Bizde de böyle yapmadılar mı? 27 mayıs öncesi İstanbul ve Ankara’nın sokaklarını kim doldurdu. Onları bahane eden kimin emriyle darbe yaptı. Ya 12 Mart. Ya 12 Eylül öncesi. Ya sonra PKK’yı kim çıkardı. Pışt pışt hemşerim uyan Üsküdar’da sabah oldu.

      Hal böyle iken daha deccal ve Mehdi beklemek ya cehaletin eseridir ya da gafletin. Siz bugüne kadar Süfyan’ın kim olduğunu öğrenemedi iseniz, ki öğrenemediğiniz anlaşılıyor, dini feraset ve basiretinizi bir çek ettirin. Deccaller ve Mehdi-Mesih sizin anladığınız gibi olsa idi mesele kalmazdı. Ama onlar genel bir gafletin hüküm sürdüğü bir zamanda huruç eder ve hükümlerini sürdürürler. Biraz tüyo vereyim. Onların yani büyük ve küçük deccalin esir alıp hükmedeceği iki kavim Çin seddinden Adriyatik denize kadar olan bölgede Slav ve Türklerdir. Orta Asya Türkleri 70 sene kimin esiri idi? Kaç bin cami yıkıldı? 25 bin mi? Kaç bin kilise yıkıldı? 80 bin mi? Kaç bin Müslüman katledilydi. 25 milyon mu? Ya kaç din adamı camilerin önünde asıldı. Bunlar DAEŞ’in yanında ne hükmü olur ki?

      Ya Anadolu Türkleri’nin başına gelen. Kaç bin kişi katledildi. 100 bin mi? Kaç cami ahır oldu, yıkıldı, satıldı. Allah’ın adını unutturmaya çalışıldı. Kur’an satışları yasaklandı, Kur’an eğitimi yasaklandı, köy meydanlarında Kur’anla toplanıp yakıldı. Ölen şehit olur. Ama yaşayanın azap ve işkence altında olması nasıl bir kahırdır. Tangur tungur tanrısını başımıza kim musallat etti?

      Ahir zamanın sırrı vardır. Teklif sırrı. Herkes kimin ne olduğunu bilemeyecek. Ne Mehdi’yi bilecek ne de Süfyanı. Ispatı mı, koskoca Sabatay Sevi’nin torunu Selanikli İslam deccali dururken Süfyan arayan ne olur? Sırr-ı teklifi başaramamış olur? Acaba siz başarabildiniz mi?

      Sil
    5. Basbugun cerisi kardes, basbugun mu fetullahin mi cerisisin? Mesajlar duruyor. Hala mi vazgecmedin fetodan? Bunca seye ragmen? Allah askina ya...

      Sil
  14. isid sufyan ordusu degil abbaogullarinin hukumeti yani beni abbas tir


    YanıtlaSil
  15. isid sufyan ordusu degil beni abbastir
    .sufyani isid icin ayaklanir..sahte siyah sancak seysabani (horasani) ile beraber...

    YanıtlaSil
  16. isid sufyan ordusu degil abbaogullarinin hukumeti yani beni abbas tir


    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hazreti Peygamber İslam’ın 500’erden iki şaşalı devresi olacağını belirtir. Bunun ilkinin Abbasi diğerinin Osmanlı’ya işaret ettiğini gaybi haberlerle ilgilenen herkes bilir. Ayrıca Kur’an’da “Biz sana seb’a Mesani verdik” ayetiyle bildirilen Fatiha suresinin de 700’er yıllık iki devreye de işaret ettiği de.

      Bu iki şaalalı devreden sonra artık 325 yıllık ahir zaman süreci başlar. Ve Deccaller çağına girilir. Buna dair yüzlerce ihbar vardır. İinde bulunduğumuz süreç Decaller zamanındır. Bu deccallerin hakimiyeti ile birlikte dinsizlik ve küfür başlar. Buna karşı Mesihiyet ve Mehdiyet İlahi canipten vazifelendirilir. Bu sürecin başlama tarihi büyük deccal (Hıristiyan deccali) için 1917, küçük deccal İslam deccalie-Süfyan) için 1924’tür. Mehdi’nin zuhuru ise hilafetin ilgasının ertesi başlar. Artık hüküm ne Emevi’de, ne Abbasi’de, ne de Osmanlı’dadır. Hüküm Veraset-i nebi sahibi ve Al-i Beyt mümessili Mehdi ve cemaatine (içinde Seyyidler cemaati de var) geçer. O aynı zamanda Halifetullah’tır.

      Ahir zaman süreci medeniyetin geliştiği bir zaman olması sebebiyle maddi ve askeri cihada değil, manevi cihada yani Kur’an hakikatlerinin anlatımı ile olur. Bu vazife de Mehdiyetin şahs-ı manevisine aittir. Buna daha sonra Mesihiyet de katılır. Vazifeleri küfr-ü mutlakı kırıp, yol açtığı çatışmaları ve özellikle anarşi ile terörü bitirmektir. Manevi bütün işaretler o zamanın geldiğini göstermektedir. Yani Mesihiyetin devreye girme zamanı. Böyle olunca Hz. Peygamber’in “ahir zamanın okları harflerdir” demesi maddi ve silahlı mücahedenin artık olmayacağını anlatır. Ayrıca Bediüzzaman Kur’an’dan istihraç ettiği gibi İslam’ın kılıçlı (silahlı) hakimiyetinin 1222 Hicri’de sona ereceğini belirtir. Bu tarih aynı zamanda deccallerin ileri karakollarının öne çıktığı tarihtir.

      Hal ve durum böyle iken bunun dışında yani manevi cihada muhalif bir yola tevessül eden kim olursa olsun Ye’cüc ve Me’cüc taifesine intisap etmiş olur. Ve gadab-ı İlahiyeyi hak eder. Buna DAEŞ gibi terör örgütleri de dahildir. Mossad ve CIA ile ve batılı istihbarat örgütlerinin Büyük İsrail için kurup desteklediği bu örgütü masum göstermek ya gaflet eseri olur ya da anarşi taraftarlığı.

      Risale-i Nur’u okuyan iyi bilir ki bu zamanda iki büyük tehlike var. İkisi de harici kökenlidir. Biri dinsizlik, diğeri ise emniyet ve asayişi tehlikeye düşüren anarşi-terördür. Şimdi o bu kural geçerli değildir. Eğer eski zaman olsaydı DAEŞ gibi silahlı terör örgütlerine katılmak ve destekleyenin katli vacip olurdu. Mesele bu kadar açık ve ciddi. DAEŞ'e destek dahilde çatışma istemeyen din-i İslam’a bile muhalefet olunur ki, bu da katl-i vacip cezasına müstehak olunurdu.

      Sil