.

ALLAH; DEVLETE, MİLLETE VE ORDUMUZA ZEVAL VERMESİN

13 Ekim 2014 Pazartesi

ANADOLU'NUN İSTİKRARININ KIYMETİNİ BİLMELİYİZ

Anadolu'nun istikrarının kıymetini bilmeliyiz


Anadolu'nun istikrarının kıymetini bilmeliyiz

Bırakalım Osmanlı döneminde Anadolu'nun aldığı göçleri...
Kafkaslar'dan, Kırım'dan, Balkanlar'dan Anadolu'ya canlarını kurtarmak için gelen milyonlarca insanı bir kenara yazalım...
İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi'nin resmi rakamları ile Cumhuriyet döneminde Anadolu'nun aldığı göçlerden bazılarını hatırlayalım.
1925 yılındaki Türk - Bulgar ikamet sözleşmesi ile 1949'a kadar 218.998 kişi Türkiye'ye göç etmiştir. 1946'da Bulgaristan Halk Cumhuriyeti'nin ilanından sonra, 1949-1951 döneminde Bulgaristan'dan Türkiye'ye gelen toplam göçmen sayısı 156.063'tür. 1968-1979 arasında da "Türkiye- Bulgaristan Yakın Akraba Göçü Anlaşması" çerçevesinde 116.521 kişi Türkiye'ye göç etmiştir. 

Bulgaristan, Romanya 

Bulgaristan'dan son göç hareketi de 1989'da Türk kökenli Müslüman Bulgar vatandaşlarının, Bulgar hükümetince Türkiye'ye göçe zorlanmaları ile başlatılmıştır.
Romanya'dan 19.865 aileye mensup 79.287 kişi 1923-49 arasında iskânlı göçmen olarak Türkiye'ye gelmiştir. Ayrıca 11.280 aileye mensup 43.271 kişi de serbest göçmen olarak gelmiş ve daha önce gelen yakınlarının yerleştiği yerlere yerleşmişlerdir. Özetle 1923-
1945 arasında Balkanlar'dan 800 bin kişi göç ettirilmiştir. 

Türkmenler, Çeçenler, Azeriler 

1950'de kurulan Doğu Türkistan Cumhuriyeti'nin Çin tarafından işgali, Doğu Türkistan'dan Türkiye'ye göçün nedeni olmuştur. 2'nci Dünya Savaşı ile birlikte Doğu Lejyonlarındaki bazı kişilerin de yeni vatanı Türkiye olmuştur. "Doğu lejyonları" 2'nci Dünya Savaşı sırasında, Nazi Almanyası saflarında savaşan ve doğu halklarından oluşan lejyonlardır. Özbekler, Kazaklar, Kırgızlar, Türkmenler, Karakalpaklar, Balkarlar, Karaçaylar, Azeriler, Dağıstanlılar, İnguşlar, Çeçenler olmak üzere Müslüman halklardan oluşturulmuştur.

İran, Afganistan, Irak 
1979'da yaşanan İran İslam Devrimi sonrasında, İran'dan Türkiye'ye bir milyona yakın insan göç etmiştir. Etnik kökenler bakımından çoğunluk Azeri olmak üzere Fars ve Kürt kökenliler yer almaktadır. 1980'de Sovyetler Birliği'nin Afganistan'ı işgali sonrası başlayan savaş nedeniyle, o bölgedeki birçok Türk kökenli Türkiye'ye gelmişlerdir. Gelenler arasında Özbekler kadar, Uygurlar, Kazaklar ve Kırgızlar da bulunmaktadır.
Suriye'den, ferdi kaçışların dışında, 1945, 1951, 1953 ve 1967'de Türkiye'ye toplu göç gerçekleşmiştir. Irak'tan gelen göçlerin büyük bir kısmı 1988'de Kuzey Irak'ta yaşanan Halepçe katliamı sonrası gerçekleşmiş, 51.542 kişiyi bulmuştur.
1991'deki Körfez Savaşı sonrasında da 467.489 kişi kaçarak Türkiye'ye gelmiştir. 

Anadolu'nun kıymetini bilelim 

1992-1998 arasında Bosna'dan 20 bin kişi, 1999'da Kosova'da meydana gelen olaylar sonrasında 17.746 kişi, 2001'de Makedonya'dan 10.500 kişi Anadolu'ya göç etmiştir. Nisan 2011- Mayıs 2014 arasında Suriye'de yaşanan iç karışıklıklar, şimdi de IŞİD nedeniyle Türkiye'ye sığınan veya göç edenlerin sayıları 1.5 milyona yaklaşmıştır.
Bütün bu göçleri bir kenara yazın...
Allah saklasın bazılarının hayal ettiği gibi Türkiye, Suriye'ye, Irak'a benzetilirse, bugün Anadolu'da yaşayan bizler nereye göç ederiz?
Hatırladığımız kadarıyla 1980'lere dayanan yıllarda örtülü bir iç savaşa sahne olan Türkiye'de 80 bin kişi Amerika'ya "Yeşil Kart" almak için başvurmuştu.
Kısacası, Anadolu'nun istikrarının kıymetini bilelim.

http://www.sabah.com.tr/yazarlar/barlas/2014/10/13/anadolunun-istikrarinin-kiymetini-bilmeliyiz

2 yorum:

  1. ülkemizi bekleyen tehlikelerden biri meksika tipi çeteleşmedir
    Herhangi bir meslekleri ve eğitimi olmayan pkk silahlı güçleri kısa sürede çeteleşmeye başlayıp, iyi organize olmaları nedeni ile çok kısa sürede ülke asayişi ve sosyal yaşamı için ciddi bir tehlike oluşturması Tıpkı KGB'nin dağılma süreci sonrasında oluşan Rus Mafyası, dağılan Çeçen militanların çeteleşmeleri, Sırp ve Kosova'da yaşanılanlar gibi.
    Ülkemizdeki suç örgütlenmesinin yaygın olarak Güney Doğu kökenli kişilerden oluştuğunu göz önüne alarak, bir kısım Bölücü terör örgütü militanının mevcut Güney Doğu kökenli Mafya örgütlenmesine katılmaları,
    Bölücü eşkiyanın önemli bir bölümünün ise yeni bir suç örgütü haline gelerek, başta uyuşturucu olmak üzere ciddi silahlı gücü olan bir kaçakçılık, haraç ve suç merkezi haline gelmesi ihtimalidir

    YanıtlaSil
  2. Anadolu’nun istikrarını bilmek ile Anadolu’nun kıymetini bilmek aynı şeydir. Anadolu’nun gerçek ideali istikrarı gerektirir. Anadolu’nun bir kıymeti toplayıcılığından da geliyor. Anadolu insanlığın ikinci doğduğu yerdir.

    İlk insan topluluğu Mekke-Medine civarında start almıştı. Nuh Tufanı ile insanlık bu kez Anadolu’da yeni bir başlangıç yaptı. Nuh'un 3 evladı Asya’ya Yasef, Ortadoğu’ya Sam ve Afrika’ya Ham giderek insanlık 3 koldan yer yüzüne yayıldı. Demek oluyor ki, insanlığın ikinci ana yurdu Anadolu’dur. Türkler 4-5 bin yıla yakın Asya steplerinde at koşturduktan sonra, İslamiyet’in doğuşundan 3 asrında kader onları yeniden ana yurduna, yani Anadolu’ya avdet ettirdi Niçin? Kaderin bunda muradının ne olduğunu ehl-i hikmet iyi bilir.

    Anadolu hür ve müstakar olduğu zaman küresel güç olmuştur. Kargaşa ve kaoslu dönemlerde ise yıldızı sönmüş doğu ve batı kavimlerinin hükümranlık aracı ya da geçiş güzergahı olmuştur. Ama beşer bundan bir hayır görmemiştir.

    Fatih’in İstanbul’u fethiyle birlikte bu topraklar bir kez daha cihangir bir devlete yurt olur. Ve o günden beri Batı’ının nefret, iştiha ve rağbetine mazhar olur. Hele modern çağla birlikte enerji havzalarının keşfi ile açgözlülüğün, arzu ve emellerin odağı oldu. Osmanlı küçüldükçe çevre ülkeler yayılan insanlarının tek ana kucağı oldu. Ama geldikleri Anadolu 180 yıldır hiç huzur görmüyor. Ya harpler ya da onun uzantısı iç isyanlarla boğuşup duruyor. Osmanlı sonrası kurulan devlet ise kurduğu despotik hegemonyaya rağmen huzur gelmedi. Kimlik imhasıyla bunu şiddetlendirdi. Şimdi bütün çabalar istikrar özlemine kavuşma içindir.

    Fransa’nın büyük devlet adamı Charles De Gaulle’nin bir sözüdür: Anadolu’ya hakim olan, Ortadoğu’ya hakim olur, Ortadoğu’ya hakim olan ise bütün dünyaya hükmeder. Ondan evvel İngiliz coğrafyacı Sır Mackinder 1904'te batılı emperyalistlerin emellerine bir şey daha sunar: Avrasya dünya hakimiyetinin yoludur.Ondan 60-70 yıl sonra bu kez ABD’li Brezezinski de satrancında Ortadoğu’ya şahı yapar. Yani aç ve obur batının iştihasını daha da artırır. Yer altı servet fışkırıyor, buna bir de İsrail’in 2 bin yıllık arz-ı mev’ud ve Büyük İsrail hayali eklenince, bölgemizi 150 yıldır kan çağına çevirirken, bu çanak şimdi kan kazanına döndü.

    İşte Anadolu’nun istikrarını önemi buradan geliyor. Anadolu istikrar içinde ise bölge de istikrar içinde olur, bölge istikrar içinde olursa dünyaya sulh-u umumi, istikrar ve refah gelir..

    Bu mümkün mü? Evet cehl-i umuminin meçhulü olan ve gevezelerin ağızlarına sakız yapıp künhüne bir türlü varılamayan Mehdiyet bir asırdır, kaderin Türkleri Anadolu’ya sevk ettiği gibi şimdi de bizi yeni bir hedefe götürüyor. Bunun yolu da Hıristiyan aleminin yeniden barbar medenilikten semavi medeniyete inkilap ettirecek olan durdurulan İslam medeniyetin yeniden inkişafı ile gerçek olacak. Mehmed Bey bunları pek bakmaz. O cumhuriyet çocuğu olduğu için Osmanlı’nın havasını teneffüs edemedi. O Küresel bakar, ama o gücün bizi lanse ettiği Anadolu merkezli iç kavgaya bak’a takılı kalır. Oysa cihangir bir dinin, cihangir bayraktarına bu hem gülünç, hem de az gelir. Şimdi Mehdiyet 2021’den itibarin fecr-i sadıkının ertesinden başlayarak doğu ve batıya Rahmet dinin son meyveleri sunup “Allah dilediğini yapar” hikmetine nokta koyacaktır. Bu beşere son ilahi ikramdır. İnşallah. Cambaza baktırılan safdillerin nazarlarından uzak olacak Mehdi, hikmeti-i ilahinin gizlemesiyle hizmetini yapıp giderken cambaz seyircileri bundan hiç nasipdar olmaması tabiidir. Sırr-ı imtihan bunu gerektirir. İlim bilenindir.

    YanıtlaSil