.

ALLAH; DEVLETE, MİLLETE VE ORDUMUZA ZEVAL VERMESİN

21 Eylül 2014 Pazar

MUHACİRLERİN DERSAADET'İ ANADOLU

Ergün Yıldırım
Ergün YILDIRIM
Şimdi Anadolu, Suriyeli muhacirlere kucak açıyor. Yüzbinlerce insan geliyor buraya. Bu defa İstanbul yerine Gaziantep, Urfa, Kilis gibi şehirler muhacirlerle dolup taşıyor. Cami avluları, bahçeler, parklar ve boş alanlar bu defa Suriyeli muhacirlerin sığınaklarına dönüşüyor. Yoksulluğu, işsizliği ve sefaleti bu defa onlar yaşıyor.
Anadolu toprakları iki yüzyıldır muhacirlerin barış adası. Herkes buraya koşuyor. Müslümanlar, topraklarında zulüm ve baskı görünce, inanç ve kimliğinin reddedilmesiyle karşılaşınca Anadolu'ya hicret ediyorlar. 93 Harbi ile beraber en yoğun hareketlilik Anadolu'da yaşandı. Osmanlı'nın Ruslarla yaptığı savaştan sonra gelen yenilgi… Sel gibi aktı muhacirler İstanbul'a . Her taraf insanlarla doldu yeniden. Sokaklar, camiler, evler, konaklar ve hatta saray bahçeleri muhacirlerle dolup taştı. Osmanlı tebaası, Osmanlı başkentine sığındı. Hilafetin merkezinde, Dersaadet'te saadet aradı. Fakirlik, hastalık, işsizlik ve çaresizlikler aktı şehrin caddelerinde. Mithat Cemal Kuntay, Üç İstanbul adlı romanında bu muhacirliğin dramıyla başlar.
Osmanlı Anadolu'ya çekildikçe tebaası da onun peşinde çekildi. Özellikle asimilasyona direnen ve zulümlerden kaçanlar geri çekildiler. Balkanlar ve Kafkaslar'da milyonlarca insanın Anadolu'ya gelmesinin trajedisi ve anlamı budur. Hicret, yeniden yaşandı yüzyılın başında. Müslüman toplumlar yeniden hicrete katıldılar. Anadolu'da yeni bir muhacir toplum kurdular. Arnavut, Boşnak, Pomak, Abaza, Tatar, Çerkez, Gürcü… Onlarca Müslüman topluluk bu topraklarda yeniden bir hayat kurdu. Yeni bir sosyoloji ortaya çıktı. Ümmet toplumunun en derin nüvesi kuruldu bu sosyolojiyle. Anadolu, Müslüman toplumların sığınacağı, yer bulacağı ve kendini güvende hissedeceği bir vatan oldu.
KOLEKTİF BİLİNÇ
Anadolu'nun etrafında zulümler arttıkça ve dini reddeden siyasetler hakim oldukça bu muhaceret devam etti. Komünizm, bu Müslüman toplumların inançlarına karşı zalimane siyasetler devreye soktukça insanlar Anadolu'ya hicret ettiler. Hicret, iki yüzyıldır durmak bilmedi. Osmanlı yerine seküler ve milliyetçi bir devlet kurulsa da Müslüman toplumların kolektif hafızasında Anadolu İslam'dı, hilafetin merkeziydi, dersaadetti. Güvenin, huzurun, İslam'ın ve barışın merkeziydi. Yeryüzünde onları koruyup kollayacak tek vatandı. Bütün siyasal değişmelerin ve mülahazaların ötesinde bu derin sosyoloji vardı onların tahayyülünde.
Anadolu'nun değişmeyen anlamı, İslami anlamı derindi. Derin dini varlığı tutuyordu içinde. Bundan dolayı Anadolu çevresindeki Müslümanlar buraya hicret ettiler. Burada kendilerini bulacaklarına inandılar. Burada İslam'ı yaşayacaklarına inandılar. Burada kardeşçe ve bir arada hayatlarını sürdüreceklerine inandılar. Osmanlı çekildikçe onlar da onunla beraber çekildiler. Osmanlı barışının asırlar içinde ürettiği kolektif bilinç onlarda devam ediyordu. Her barışsızlıkla karşılaşma durumunda bu bilinçteki barışla karşılaşarak ona koşuyorlardı.
Muhacirlik zor zanaat. Çünkü bütün dünya varlıklarını geride bırakarak yeni bir dünyaya savruluyor insanlar. Evlerini, topraklarını, işlerini, komşularını, tarlalarını, bahçelerini vs. geride bırakıyorlar. İşkeç'li bir doksanlık kadın bana anlattı daha geçen yıl. Evin avlusundaki ocakta kaynattığı sütünü yerinde bırakarak, kundaktaki çocuğunu kucağına aldığı gibi Anadolu'ya koşuyor! Sadece geride kalan bunlar değil. Yaşanılan bütün duygular ve hayaller geride kalır. Gökyüzü ve güneş bile geride kalır.
MUHACİR TOPLUM
19. ve 20. yüzyılın savaş ve devrimleriyle savrulan Müslüman toplumlar, Anadolu'yu bir dersaadet olarak görüyorlar. Burada kendilerine yeni bir hayat kuracaklarına inanarak yerleşiyorlar. Anadolu bir muhacir topluma dönüşüyor. Muhacirlik, Türkiye'nin baskın kimliği halini alıyor. Bölüşülen topraklar, bölüşülen kentler, bölüşülen ovalar ve bölüşülen ekmek. Elbette bunların sıkıntıları olacak zaman zaman. Ancak topyekun baktığımız da bir Muhacir ve Ensar kardeşliği görürüz. Hz. Muhammed'in asırlar öncesinde Medine'de kurduğu Muhacir ve Ensar kardeşliği bu defa bu topraklarda tesis oluyor. Kız alıp veriliyor, iş ortaklığı kuruluyor, aynı siyasal partilerde yer alınıyor, aynı camilerde namaz kılınıyor, aynı türküler söylenmeye başlanıyor.
İki yüzyıllık muhacirlik, Türkiye'de yine karşımıza çıkıyor. Bu defa Kafkaslarda ya da balkanlardan gelmiyor insanlar. Mezopotamya'dan geliyorlar. Şam'dan, Halep'ten, Musul'dan, Erbil'den geliyorlar. Yine savaş ve rejimlerin alt üst ettiği sosyolojinin fırtınaya tutulmasıyla savruluyor insanlar. Kan ve korkunun, açlık ve sefaletin gölgesinden kaçıyor insanlar. Onlarca terör örgütünün katliamlarından savruluyorlar. Bir güvenli sığınak arıyorlar. Başlarını sokacakları, silah sesi duymayacakları, bir yakınlarının gözleri önünde katledilişini seyretmeyecekleri bir yer. İnsan, güven arayarak dünyaya gelir. Doğarken çığlığı basması bundan değil mi? Annenin güven veren bedeninden kopuşun getirdiği güvensizliğe karşı çığlıkla verilen bir tepkidir bu! Bombalar, silahlar ve katliamlar ortamından kurtulmak için bütün dünya varlıklarını terk etmeyi göze alanlar için de bu böyledir. Suriyeliler böyle yapıyor bugün. Onlarca ülkeye savruluyorlar. Muhacir topluma dönüşüyorlar. Anadolu onlara da dersaadet oluyor.
Şimdi Anadolu, Suriyeli muhacirlere kucak açıyor. Yüzbinlerce insan geliyor buraya. Bu defa İstanbul yerine Gaziantep, Urfa, Kilis gibi şehirler muhacirlerle dolup taşıyor. Cami avluları, bahçeler, parklar ve boş alanlar bu defa Suriyeli muhacirlerin sığınaklarına dönüşüyor. Yoksulluğu, işsizliği ve sefaleti bu defa onlar yaşıyor. Anadolu, bu defa onlara kucak açıyor. Onlara aş veriyor, dostluk veriyor ve destek veriyor. Anadolu Ensarlığı, bu defa Suriyeli muhacirlere gösteriliyor. Binlerce konteynır kent, sağlık imkanları, okullar, sivil toplum kuruluşların kampanyaları…Türkiye Müslümanlığı onlara seferber oluyor. Onları gönlüne basıyor. Onları kara günlerinde yalnız bırakmak istemiyor.
HİCRETE KUCAK AÇMAK
Anadolu'nun Ensarlığı hep devam edecek. Yüzyıllardır devam ediyor çünkü. Suriyeli muhacirler için de bu böyle olacak. Çünkü Ensarlığın ortak ilkesi, İslam kardeşliğidir. Ensarlık kardeşlikte kavmi sınır tanımaz. Dün nasıl Boşnak, Pomak, Tatar, Abaza, Çerkez, Kürt, gibi kavmi sınırlar tanımadıysa bugün de Suriye ya da Arap, Türkmen, Kürt gibi sınırlar tanımayacak.
Anadolu, artık muhacir toplum kimliğini derinleştiriyor. Onu yarınlara taşıyacak en önemli hususiyetlerin başında bu kimliği geliyor. Müslüman kardeşlerine sahip çıkmak, onlara yurt olmak ve onlarla dersaadetin varlığını gerçekleştirmek! Muhacirlere kucak açan toplumlar hareketlenir, yenilenir, tazelenir ve kendilerini yeniden ihya ederler. Çünkü hicrete kucak açmak, hicrete katılmaktır. Durgunluğu, donmayı, standartlaşmayı ve yerinde saymayı reddetmektir. Yeni ufuklara kanatlanmaktır, sorunlarını aşmak için daha büyük bir atılıma yönelmektir. Türkiye, bunu yapıyor. Muhacirler, buna zorluyor bizleri. Suriyeliler, yeniden Anadolu'nun tarihsel ensarlığını hatırlatıyor.
Twitter.com/eharputi

29 yorum:

  1. Ben de bir muhacir evladı olarak bu makaleyi önemsedim. Şimdi ülkemizde Suriye'li muhacirler üzerinden bir gaile açılmasının hazırlıkları yapılmış durumda... Bu millerin amansız düşmanları ırkçılık damarıyla bu millete darbe vurmaya ve derin milletin iradesini temsil eden bu hükümeti devirmeye çalışmaktalar. Ancak inşaallah bir daha asla geri gidiş olmayacak. Bu ülkeAbdülhamit'in hal edilmesiyle başlayan İngiliz siyasetine boyun eğdiği sürecten çıkmıştır. Büyük Türkiye'nin şefkati müslümanların sığınağı olacaktır. Sadece Eski Türkiye artıkları bir süre daha ellerinden geleni yapmaya çalışacaklar ve her seferinde sonları hüsran olacaktır.

    Ancak bir ihtimale binaen halen endişemiz devam etmektedir. İnşaallah bu süreçten geri dönüş olmaz. Yoksa paralelci ahmakların hayalleri gerçekleşirse vay bu milletin haline...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ırçılık, kalbe bir zehir, panzehiri ise imandır.
      İman panzehiri ile o zehir zamanında yok edilmez ise bu sefer zehir, panzehiri yok eder neuzubillah...

      kalplerimiz için küçük bir test...

      Mesela düşünelim ki devletin başındakilerin tamamı ana dili kürtçe olan yedi ceddi kürt kişilerden oluşmakta.
      Bununla birlikte hepsi de konularında son derece ehil, liyakatlı ve de imanlı kişiler.
      Bir an düşünelim bunu...

      Zor geldi ise kalbimizi bir an önce tedavi edelim inşallah..

      Bu zehir kalbimizi çürütmeden...

      Sil
    2. Suriye'den bu goclerle sanırım milletimizin Araplara olan onyargisi kirilacak. Ümmet bilinci derinlesecek. Ayni zamanda Arapların da bize olan onyargilari kirilacak. Tabii tersini isteyenler de başarılı olabilir. Bakalım kader cihetinde sonuç nereye varacak.

      Sil
    3. inşallah kardeşim.

      bunun olmaması için şom ağızlı kimi hainler tarafından sürekli olarak "istisnai durumlar" genellenmeye çalışılabilir.
      Unutmayalım ki her ırktan arızalı haller çıkabilir çıkacaktır ve suç kişiseldir, bütün bir kavme mal edilemez.

      İsrailoğullarından dünyanın en şerli insanları da gelmiştir en şerefli peygamberleri de...

      Biz eğer suriyeli kardeşlerimize gereken yardımı ve merhameti gösterir isek onlar da izzetlerini daha rahat korurlar ve yanlış işlere tevessül etmezler.

      Muhacir insan gariptir, durumu zordur.
      Ensar şefkatli ve sabırlı olmalıdır.

      Merhamet etmeyene Allah da merhamet etmez.

      Sil
  2. ismailağa içinde enteresan işler meydana geliyor.

    Mahmud efendi k.s'nın kayınbiraderi muhammed keskin, yine kendisi tarafından çıkardığı marifet isimli dergide tam bir paralelci ağzıyla hükümete giydirmeye çalışmış.

    http://hadber.com/haber/852301462/muhalefet-saflar%C4%B1na-ge%C3%A7ti.htm


    Çeçen ziyareti meselesinde de başrollerde yer alan bu adama dikkat..!

    İsmailağadaki katiller, cübbelinin içeri atılması, sonra çıkınca paralelcilerin kanalında konuşturulması ve şimdi de bu durum...

    Mahmud efendi k.s yakın markaja alınıp bir komplo mu kuruluyor?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Türker Eraslan, yine mühim bir meseleye parmak bastınız. Dinde hassas olmak kadar muhakeme-yi aklıyeye de ihtiyaç olduğunu gösteriyorsunuz.. Cübbeli Hoca’ya kurulan komplo, tek parti, tek ideoloji, tek liderden sonra başımıza musallat olan o zihniyetin son versiyonu tek paralel yapının kirli işiydi. Şimdi de içerden münüfıkane vurmak istiyorlar anlaşılan. Aldanmamak lazım. Biliyorsun Hadis’tir: Mü’minin nazarından korkunuz, çünkü o Allah’ın nazarıyla nazar eder.

      Sil
    2. İsmailağa'dan Zaman'a yalanlama Muhammed Keskin'e tepki
      İsmailağa Cemaati'nin manevi lideri Mahmud Ustaosmanoğlu'nun bacanağı Muhammed Keskin'in Zaman'a malzeme olan yazısına İsmailağa Vakfı'ndan tepki geldi. "İsmailağa Cemaati adına açıklama yetkisi bizdedir" denilen açıklamada, Keskin'in yazısının kendilerini temsil etmediği vurgulandı. Açıklamada, malum yazının üslubu eleştirilirken Zaman'ın, Keskin'i Mahmud Efendi'nin "damadı" diye sunması da yalanlandı.

      http://www.yenisafak.com.tr/gundem/ismailagadan-zamana-yalanlama-muhammed-keskine-tepki-687407

      Sil
    3. Abdurrahim kardeşim sinek küçüktür mide bulandırır kabilinden bir durum sezdiğimiz için dikkate getirdik konuyu.

      Çünkü bu (m.keskin) kişinin yayınladığı makalede egemen bağışa yönelik kuran ayetleri ile alay etme konusuna yer vermesi şahsen beni, şüphelendirdi..... islami hassasiyeti çok yüksekte olması gereken birinin ki bu kişi marifet isminde bir derginin başyazarı oluyor bir tenkidinin bir "tecessüs"e dayandırmış olması bana mide bulandırıcı geldi.

      Burada beni egemen bağışın ne dediği ilgilendirmiyor çünkü her ne demişse bunu aleni olarak söylememiş ve tecessüse dayalı bilgi ile bir isnad yapılmaktadır. Oysa bizim gibi sıradan insanların bildiği üzere o meşhur hadise ki Hz.Ömer r.a 'ın bir müslümanın evine kulak kabartması ve akabinde gelişen olaylar- bize öğretiyor ki tecessüs haramdır ve tecessüs ile ortaya çıkarılmış olan bir durum kişi aleyhine kullanılamaz.

      İslam bize insanların gizlisini değil aşikaresini dikkate almamızı öğretiyor.

      Bu kişinin bu kadar basit bir prensibi bilmemesi mümkün müdür?

      Bunun cevabı hayır ise o zaman mide bulantısı daha da artıyor. Bir de üstüne mahmut efendi ile yaptığı bir görüşmedeki halleri acındırması ve sanki o mübareğin ağzından birşeyler kapmaya çalışır gibi yaptığı videonun youtube'a yüklenmesi çok dikkat çekici. Bir de orada mahmut efendi k.s'nın söylediği bir sözün daha sonra bambaşka bir şekilde çarpıtılması vs hepsini üst üste koyunca durum çok kötü bir hal alıyor.

      Gel de kusma artık...

      http://www.youtube.com/watch?v=oY_fgC1y-q8

      bu gizli kameradan hallice kayıtta sizin de asabınızı bozan bir provokasyon sezmiyor musunuz?

      Sil
    4. Hassasiyetinize katılıyorum. Adeta Hocaefendiyi provoke eder durumu gözle görülür halde. Hizmet yaparken içinde bulunulan ortamın da dikkate alınması ve bir fitneye sebep olunmaması lazımdır. Nitekim yakınları o ziyareti iptal ettirdi. O ise videoyu yükleyerek kendini halı çıkarma niyeti de ve enaniyeti de seziliyor.
      Hz. Ömer’in o tutumu yani dinleme ve tecessüsle elde ettiği delille hükme varma fiili, Kur’an ve sünnete aykırı olduğu içindir ki vazgeçiyor. Bu bir emsaldir. Ancak savaş hallerinde ve düşmana karşı istihbarat toplama bu hükme dahil değildir.
      Allah dinine ehl-i takva kadar fasıklara da hizmet ettirir. Bazı hizmetlerin ehl-i takva tarafından yürütülmesinde müşkül çıkabilir veya zamanın şartları bunu gerektirir.

      Sil
    5. Abdurrahim kardeşim elbette istihbarat ve muhaberat, harp cüzünden sayıldığı için farklı bir durumu vardır.

      Mebsubu olmasak da İsmailağaya ve Mahmud Efendi Hz.lerine çok hürmetimiz ve saygımız var.

      Allah makamlarını ve sayılarını arttırsın ve ümmeti muhammedi her türlü fitneden korusun.

      Sil
  3. Ilginç bir sohbet..

    http://kadirmisiroglu.com/seriatin-hakimiyeti.html

    YanıtlaSil
  4. HORASAN ÖRGÜTÜ...

    http://www.habervaktim.com/haber/387621/isidten-daha-tehlikeli-orgut-kuruldu.html

    YanıtlaSil
  5. Arkadaşlar merhaba,

    Gaybi Hadisler niye siteyi kapattı, keşiflerinden mi şüphe ettiler yoksa parasal sorun mu var ?

    Keşiflerinden şüphe ediyorlarsa üzülmesinler herkes hata yapabilir, bunu benden daha iyi biliyorlar,

    Yok parasal sorun ise buluşuruz birbirimize yardımcı olabiliriz,

    Ciddi bir açıklama yapmadan siteyi kapatmaları üzdü beni..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gaybi hadisler çok önemli bir alan... Devam etmelerini temenni ediyorum.

      Sil
    2. güncel kardeşim keşiflerle ilgili olduğunu sanmıyorum. gaybihadislerin bağlı bulunduğu grubun bir kararı olmuş olabilir.

      Sil
    3. Türker kardeşim merhaba,

      Şimdi galiba yazıyı biraz değiştirmiş mübarekler yanlış hatırlamıyorsam,

      " Kaynağımızdan aldığımız uyarı neticesinde sitemiz artık faaliyet göstermeyecektir. " diye başlıyor..

      Bence Ümmedi bilgilendiriyorlardı, yeniden istişare etmelerinde fayda var,

      Büyük Allah dostlarından Hz Mehdi (As) hakkında yakın zaman açıklama var mı duyduğunuz ?

      Sil
    4. Ben de yukarıda böyle bir durumdan bahsetmeye çalışmıştım.

      Mehdi a.s hakkında gözümüzü dikip baktığımız Büyükler var ancak herhangi bir açıklama yok bildiğimiz.

      Hatta umum arasında konunun konuşulmasına pek sıcak bakılmıyor.
      Tüm gayreti hizmete çekmek, dolayısı ile Mehdi a.s öncesi ortamın bir an önce hazırlanması için olabilir.

      Sil
  6. gaybi hadisler neden yayınına son verdi? bir acıklama bile yapmadan erdoğanın koalisyona katılacagını söledigi gün? biz gaybi hadisleri takip ediyorduukk acıklama yapmadan neden son verdiği arastırılmalı bir tehdit mi aldı? bişeyden mi cekindi? yada erdogan koalisyona girecegini söleyince sinirlenip mi yaptı?

    YanıtlaSil
  7. bu arada inşallah erdoğan türkiyeyei işid bataklıgına sokmaz inşallah işide askeri operasyona katılacagız sözü taktiksel bir cumledir hayata gecmez pkk işid birbirine girmişken bu bataklıga girmek tam anlamıyla delilik inşallah böle bir sey yapmazlar türkiye nato ile suriyeye girecek yorumları inş cıkmazz ne diyelim allah ulkemizi korusun

    YanıtlaSil
  8. keşke yazıları kopyalasaydık

    YanıtlaSil
  9. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. geri geldik yine koca karı masallarına...

      O mübarek padişaha iftira etmeyin zarar edersiniz..!

      Sil
    2. Yavuz Sultan Selim şiirleri, çoğunlukla Farsça olarak yazılmıştır. Farsça'yı en iyi kullanan Osmanlı Devleti'nin padişahlarından olan Yavuz, çok güzel Farsça Divan hazırlamıştır. Bunun yanında Arapça şiirleri de bulunmaktadır. Türkçe şiirler yazdığı hakkında kesin bir bilgi bulunmamaktadır.

      Şu dil (yavuz sultan hanın şah ismaile yazmıştır) ile yukarıda yazılan faşo kırması dil aynı mı Allah aşkına..!

      Allah aşkına BİRAZ araştırın ÖĞRENİN önce...

      Sanma Şahım / Herkesi Sen / Sadıkhane / Yar Olur
      Herkesi Sen / Dost mu Sandın / Belki ol / Ağyar Olur
      Sadıkhane / Belki ol / Alemde / Serdar Olur
      Yar Olur / Ağyar Olur / Serdar Olur / Dildar Olur

      Sil
    3. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
  10. Gaybi Haberler ekibine!
    Selamdan sonra
    Aziz arkadaşlar iletişim teknolojisinin nimetlerinden ehl-i iman ve İslam’ın yararlanması çok hoşoluyor. Bu site ve gibileri güzel tanışmalara vesile oluyor. Herkes fikir alış verişi yapıyor. Ancak uhuvveti, ihlası, İslam’ı, ittihad-ı Muhammedi’yi zedeleyen yorumların belli bir politika çerçevesinde yayınlanmaması lazım. Ben bu hakkımı size tanıyorum. Beğenmediğiniz yorumlarımı hemen çıkarın, hatta gerektiğinde içinden bir iki paragraf veya satırı çıkarma (sansürleme) hakkı veriyorum. Yorumcu arkadaşlarım da bu fikre katılır. Ama siteler kapanmasın. Muhabbet sürsün. Hepimiz kıbleye müteveccih namaz kılarcasına yine aynı kıbleye müteveccih muhabbet imkanı veren siteler çok faydalı oluyor. Siteler kapanması, kötü yorumlar çıkarılsın. Hatta kapanan siteler elden geçirilip yeniden açılsın. Tabi bu imkanlar çerçevesinde ise. Binbir esmanın tecellilerine mazhar olan nice nice mü’min ve Müslim meslek ve meşreplerin farklılığı bizim zenginliğimiz. Bu site İslam ve iman panayırı olsun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gaybi hadisler sitesi neden kapatılmış olabilir?Benim tahminim, mana aleminden Mehdi as ilgili daha fazla bilgi ifşa edilmesin diye talimat gelmiş olabilir.

      Sil
  11. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  12. Fitne ile ilgili hadislerin bazılarının manası sarihken, bazılarının tevili gerekir. “Evlerinize kapanın” denmesinden maksat onlara kapılmayın, tabi olmayın, ailenizi o fitneden koruyun, evinize sokmayın, onların batıl hayat tarzını benimsemeyin, onlar gibi yaşamayın manası çıkar. Ama cihad ve emr-i bilmaruf ve nehy-i anilmünker her Müslümana vazifesi farzdır. Ahir zamanın mücahade ve cihadı ilimle olacaktır. Terörist gibi silahlanarak değil. Savaşları ümmet adına devletler yapar fertler değil. Şeriat maceraperestler ruhsat vermiyor.

    Horasan’dan gelecek bayraklardan maksat devletlerdir. Hz. Resulullah’ın (a.s) Horasan’ı işaret etmesinin sebebi Türkler’in o dönemde o coğrafyada yaşıyor olmasındandır. Daha Anadolu’ya göç etmemişti. Bayrağı da o zaman siyahtı. Hz. Peygamber (a.s)siyah bayarak olarak iki devlete işaret etmiştir Abbasiler ve Osmanlı devamlı olan Türkiye. Diğer siyah bayraklıların hepsi bu hadisin kapsamı dışındadır.Her eline siyah bezi alan o hadisin kapsamına girmez.

    Bu arada ahir zamanda Horasan’dan veya İsfahan’dan çıkan 70 bin sarıklı din adamından da bahsedilmesi var. O hem İran’ı hem de deccal-süfyan ikilisine tabi Türk din adamlarınıa işaret eder. İran 1980-90 arasında Sovyet yani Komünist blokun önemli bir müttefiki idi. Ve dış siyasette işbirliği yapıyordu. Ehl-i İslam’ın sarıklı rejiminin o münasebetsiz tutumuna kinaye olarak 70 bin sarıklıya işaret edilmiştir. Diğerine gelince sükut lazım. Rivayetlerde Süfyan ile Deccal karıştırılır. Horasan komünist deccalin işgali altındaydı. Süfyan'ın bid'a rejiminin değil

    Ahir zamanda her iki deccalin istilasına ve hakimiyeti altına girecek olan Türkler, Hz. Mehdi’nin ve cemaat-i nuraniyesinin ile Hz Mesih’in mücahede ve mücadelesi sonucu kurtulacaklardır. Bayrak devleti temsil eder. 5 bayrak 5 devlet manasındadır. Hz. Mehdi Süfyanı ve komitesini mağlup edip dini ihya edince, alem-i İslam’a yönelecektir. Ve ittihad-ı İslam gündeme girecektir. İşte o 5 bayrak buna kinayedir. (Azerbaycan-Kazakistan-Kırgızistan-Türkmenistan-Özbekistan) O dönemde her iki deccal neslinden gelen Yahudiler’in İslam’ın kalbi olan bilad-ı Şam’da (Güney Türkiye, Batı Irak, Suriye,. Ürdün, Filistin, Lübnan Kuzey Arabistan ve Lübnan) hakimiyet kurmak istemesi sebebiyle çarpışacaktır. (Ki bunun emareleri 1990 Körfez Savaşı’ndan beri var) O Savaşın cephesi Hadislerde açıkça belirtilmiştir. Ve Mesih’in cemaatinin yardımıyla o deccal yok edilecektir. Bu da Mehdiyet’in 3. faslında olacaktır ki, Bediüzzaman Türk askerinin alem-i İslam’ın yüzünü güldürerek tevhid bayrağını dalgalandıracağına işaret etmişti. Ve ittihad-ı İslam sağlanacaktır. Horasan’dan gelecek bayraklıların ihbarı budur 10 yıl sonra hayatta olanlar bu ihbar-ı gaybinin ne demek istediğini bihakkın tevil etme imkanına kavuşacaktır. Şimdilik herkes gevezelik yapıp bol keseden atıyor.

    YanıtlaSil