.

ALLAH; DEVLETE, MİLLETE VE ORDUMUZA ZEVAL VERMESİN

24 Eylül 2014 Çarşamba

MENHUS EKİM

Geçen yıl hatırlayan varsa bir “Ekim devrimi” lafı söylenip duruyordu. Ekim devrimi gerçekleşmedi ama gayet sofistike bir 17 Aralık darbe teşebbüsü yapıldı. Bu teşebbüs devletimizin dikkatli bir karşı operasyonu ile etkisiz hale getirildi. Türkiye’nin paralel yapı marifetiyle New York, Londra, Berlin ve Tel Aviv hattına çekilmesine engel olundu. Zahirde elinde sopa tutan paralel yapı idi. Ancak bunların eline o sopayı verenler devletimizin malumu idi.
Şimdi bildiğimiz kadarıyla kendilerine son bir şans verilmiştir. Ya herro ya merro… Ya kazanacaklar ya yok olacaklar. Aslında kazanacaklarından o kadar emindiler ki, ters geldiklerine inanamıyorlar. Sınırlarımız çevresindeki her şey bu aziz vatanın aleyhine dünya egemeni olan o aile menfaatine kurgulanıyor.
Derin milletin derin devleti Allah’ın yardımıyla rical-i gaybin duasıyla bu badireyi de atlatacaktır. Davud’un attığı taş Golyatı devirecektir.
Artık menhus Ekim’leri, Aralık’ları, kara kışları istemiyoruz. Bu devlet-i islamiyenin ve bu Müslüman milletin baharını kimse karakışa çeviremeyecektir.
Bu girizgahtan sonra Elif ÇAKIR’ın Star gazetesindeki “Yargıya yatak odalı ve iple tehdit” başlıklı yazısından bir bölümü sunuyoruz. Dileyen linkteki makaleyi ve onunla ilgili diğer yazıları okuyabilir.

“Yargı içindeki paralel örgüt mensubu hakim ve savcı, çantalarındaki şantaj dosyalarıyla kah hakim ve savcıların odalarını dolaşıyorlar, kah daha önce savcılık yaptıkları adliyeleri dolaşarak, “3 Ekim” tarihiyle tehdit ediyorlar.
Önce 3 Ekim tarihiymiş!
“Anne fil gelince intikamı ağır ve şiddetli” olacakmış!
“Ekim ayında kar yağacakmış, kara fırtınaya karşı hazırlı olmak gerekir”miş!
“22 Temmuz dosyasının hakimleri ve savcıları günlerini görecekler”miş ve “Bu hakimlere ve savcılara değil de, çoluk çocuklarına acıyorlar”mış!
“Ellerinde zaten dosyalar hazırmış, Yargıda Birlik Platformu’na oy verecekleri biliyorlarmış, hepsinin savcılıkları bitecekmiş. Meslekten ihraç edileceklermiş. Yerlerine gelecek 2000 hakim ve savcı hazırmış!”.
“Bu büyük bir savaşmış. Sadece Erdoğan gitmeyecek!”miş. “Hakim ve savcılarda gidecekmiş, Ekim’de büyük deprem var”mış!
“Çok az kalmış”, “Sayılı günler çabuk biter”miş, “Verdikleri kararlar boyunlarına geçecek ip olacak”mış!
Bu tehdit ve şantajları yapanlar, bu sözleri sarf edenler isim isim biliniyor.”


78 yorum:

  1. okudukları ihlas risalesi hiç tesir etmemiş

    YanıtlaSil
  2. http://haber.stargazete.com/guncel/bmde-erdoganin-eline-bakakaldilar/haber-944128

    cumhurbaşkanı, son zamanlarda hele hele cumhurbaşkanı seçildikten sonra rabia işaretini daha sık yapar oldu.

    Bilindiği gibi masonların birbirlerine halka açık yerlerden kendi anladıkları şekilde mesaj gönderme usulleri vardır. Bu işaretleşme, birbirlerini tanımak için gereklidir. Bazen bir gazete başlığını bile öyle atarlar ki dünyanın diğer tarafındaki başka bir mason okuyucu, o başlığın masonik bir işe işaret ettiğini veya ait olduğunu anlayabilir.

    Başbakanın sık sık rabia işaretini yapması ve hele bu sefer b.m'de yapması dünyadaki masonik yapıya mısır üzerinden yapılan bir göndermedir. "Hem sizden haberimiz var hem de size meydan okuyoruz" duruşudur.

    Tam olarak vakıf olamadığımız daha başka manevi anlamları da vardır Allahualem.

    Bazı arkadaşlara göre, rabia işaretinin, ahir zaman Mehdi a.s hareketinde önemi vardır. Allahualem.

    YanıtlaSil
  3. Osmanlı’yı yıkan Siyonist ve batılı emperyalist güçler Selanik’te Mason localarında ve Sabatayist çevrelerde karargah kurmuşlardı. Osmanlı’yı yıkmak için bürokrasiden zabıtanı ve edebiyattan ehl-i kalemi bulup devşirdiler. İçlerinde öyle isimler var ki küçük diliniz yutarsınız. Neyse, İslam Deccali Süfyan’ın ilk görüldüğü hareket, İstanbul’a gelerek Ulu Hakan Abdülhamid’i tahttan indiren çapulcu ordusu oldu. O çapulcu ordusu ahir zamanın deccalizmin Türkiye versiyonunun kapısını açtı. Koca imparatorluk 8 yılda dağılıp gitti.

    Buna benzer hareketleri daha sonra çok görüldü. Son ikisi birbirinin devamı olarak ortaya çıktı. İnel insâne le yatgâ. “Şüphesiz insan azgınlaşır” (96/6) ayetinin ebced değeri olan H.1417 yılında. O yıl Türkiye’de Tağut’lar türedi ve ortalığı tarumar etti. O Tağutlar milli iradenin seçtiği hükumeti devirmek için bir hoca çıktı “Beceremediler, derhal istifa etsinler” diye destek verdi. Bu aklı başında her Müslüman'ı dilhun etti. Nasıl olur? Evet Süfyanist hareket İsrail’le stratejik anlaşmanın yılında emellerine nail oldular ve o hükümet devrildi. Sonrası malum. Ehl-i imanın feraseti tam olsaydı eğer: Başörtüsüne teferruat diyen, faizle çalışan banka kuran, halkın iktidarını devirmede yardımcı olan, “Dünya gemisin kaptanı ABD’dir. Dünya ABD’den yönetilir” diyen o meş’um ağzı teşhis eder ve hesabını o gün görürdü.

    O Süfyanist hareketin dostu meş’um ses, CIA’nın düzenlediği bir operasyonla 4 komiserin korumasında ABD’ye kapak attı. Ve H1417’ye kaldığı yerden kompolosuna devam etti. Derin ve sessiz. Selanik taifesi gibi.. Masonik yapılanma gibi. Holdingleri, medyası, mektepleri Yahudi sermayesi ile şiştikçe şişti. Verilere göre serveti 30 milyarı geçti. Ceketimden başka yok diyen o kara ses 30 milyar doları yönetir oldu. Kimin himmetiyle? Siyonizmin kılıcı Neocon istihbarat şebekeleriyle. Aslında iktidar biraz ferasetle hareket edebilseydi onu 2006’daki medyatik-ekonomik ilk dış saldırı sonrasında yakalardı. Ama öyle bir kurgu ile ortaya çıktılar ki, Ergenekon mergenekon diye nazarları başka yöne çekip örgütlendiler. Yıkılan vesayetin üzerine yeni vesayet inşa ettiler. Paralel Yapı. Din+siyonizm+neocon+medya+finans+hükümetçilik taslayıcı.. Tam bir iblis+Tağut koalisyonu.

    Ve Büyük İsrail projesinin bir amelesi gibi çalışmaya başladıkları özellikle Mavi Marmara’dan sonra ortaya çıktı. “İsrail’den niçin izin almadınız” deyip iğrenç yüzünü gösterdi. Ta 1990’ların başından beri en büyük kozları olan dinleme ile Türkiye’nin bütün stratejik görüşmelerini, ekonomik hamlelerini Tel Avi ve Washington’a ve Londra’ya ve Berlin’e jurnalladıkları 2 yıl sonra ortaya çıkacaktı.. Tıpkı 31 Mart öncesi gibi akılsız zabit ve ehl-i kalemi gibi çalıştılar. Ama kadar onlara tuzağını kurmuştu.. 7 Şubat’ta iğrenç mahiyetleri ortaya çıktı. Gezi soytarılığının startını O hoca 2013 Nisanında kabul ettiği 9 gazeteci ve 31 mayıs 2013 demeciyle verdi. O sırada siyonist-neocon fitne odakları eş zamanlı İslam dünyasında demokrasi baharını kışa çevirecek operasyon için düğmeye bastı. Tunus, Libya, Mısır, Suriye ve Irak’ta baharı fırtınalı kışa çevirdiler. Ağustos 2013’ünde son fitnesini ağzından çıkardı Alatnic demeciyle: “Kur’an Yahudileri lanetlememiştir” Ama Türkiye’de Mehdiyet “Dur münafık” dedi. Ardından 17-25 Aralık süfyanist darbesi ile mukabele etmek istediler ama, kıçlarına tekmeyi yediler. 3 seçim de arka arkaya milletin tokatları suratlarına indi. Utanmadılar ki yine sahnedeler. Bu sefer bakalım onları nereye şutlarız. Türk’ün ve İslam Alemi’nin fecr-i sadıkına mani olmak isteyen bir sinek, ki tavus kuşu olmayı hayal ediyordu. Yani vaizken Kainat İmamlığı maskesiyle Mesih’le soyunmuştu. Ama düştü maske çıktı deccal mühürlü çehresi ortaya. Ha hatırlatayım o "Mehdiyet'in 2. faslını gerçekleştireceğim" diye yola çıktı, Süfyanist-Deccalist oldu. Ne sinekmiş kardeşim böyle.....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. sebatay diyorsun ergenekon yok diyosun...resmen uyduruyorsun...yok uydurmuyorum diyorsan sebatayistlerin listesini yazda ergenekon sanıklarıyla karşılaştıralım....bakalım ilhan cihaner tayyibi hapisanede ziyaret ediyormuymuş....vallahi o rüyayı ben görmedim...görene sorun...kabak gibi ergenekonu inkar ediyorsunuzya ?ne diyeyim...ilker başbuğun dooğu perinçeğin yalçın küçüğün işçi partisinin tehdideri..dhkpc ne zaman unuttunuz bunları? hadi10 sene akp cemaat olsun...100 sene kimindi? BEDİÜZZAMANI HAPİSLERDE ZULM EDEN KİMLERDİ BE HEY GAFİL....

      Sil
    2. Batıl rejimlerde iktidar kavgalarında aldanmalar art ardadır. Mesela bir diktatör bir diktatörü devirme operasyonuna giriştiği zaman ilk diktatörden zulüm geleni kurtarıcı olarak görür. Ama bilmezler ki, yağmurdan kaçarken doluya tutuluyorlar. Onun gibi. Süfyanizmin son hezimet tarihi 2002 Kasım’dır. Ondan sonraki karşı darbe için hamle teşebbüsleri içerden ve dışarıdan engellendi. Ama esas saik milletin bizzat sahiplenmesi sonucu 2007 The end oldu.
      Bitmiş bir yapılanmaya neyin operasyonunu yapacaksın. Onlar 1990’lardaki o şer yapılanmanın ortakları idi ve vesayetine konmak için ihanet edercesine operasyon yapıyordu. Bu arada 1982 tarihli ana deccalin planı devreye gireli 30 sene olmuş. O plan bütün İslam dünyasındaki operasyonların başlangıç tarihidir. Başkan Reagan ile Siyonist-neocon şebekesinin İslam dünyası üzerine silahla çullanma tarihidir. Ve operasyonlar art arda gelir.
      Paralel Yapı’nın baş sineği ile 1985-86 tarihinde zaten mercek altına alınmıştı. Hatta Özal’a onunla çalışması tavsiye edilmişti. CIA’nın adamları Barkley, Füller etrafından cirit atıyordu. Türki dünyada Humeyni yandaşlığını önlemek için. O dönemde ABD’ye giden birazıcık dinden hassas ama muhakeme-i aklıyeden noksanı şakirtleri(!) ile bağlantı ve dühul işlemi başlamıştır.
      1990’larda Mehdiyet’in ikinci faslını icra edeceğim diyen kalkışan senin kıtmir dediğin sinek ana deccalin kontrol ve ağına tamamen düşer. 1998-2006 devresi intibak ve operasyonlar devresine hazırlıktır. Süfyanist cepheyi terk eden veya vuracağım diye kalkışanlar onları programlayan ana deccalin şebekesine dahil olmuştur. Ergenekon gibi yapılanmalar ta 1960’tan geliyor. Ve artık demokratik ve medeni hayatın geliştiği bir dönmede cunta ile iş görme yöntemi demode oldu. Varsa yoksa tabanı olduğu zehabına varılan bir meczubun taşaronluğu onlara daha cazip gelmişti. Hadise bu.
      1-Bediüzzaman’ın fecri sadık tarihlerini iyi araştır. Kulaktan dolma bilgilerle gülünç oluyorsun. 2- Nur talebeliği çok çok çok kolaydır 26 Mektup 10. Mesele’de yazılı. 3- Kıtmir ve şebekesinin Nur Talebeliği ile alakası yoktur. Onun meslek ve meşrebi Nur’a muhaliftir. Siyasetle iştigali, ehl-i dalelete muhhabeti, batılane münasebetleri, ırkçılığı ve darbeciliği baş sebeptir. Üçüncüsü Risale-i Nur’u tahrifidir. Ne geliyorsa şimdi başına bundandır. Daha da beter olacaktır. Nur Talebelerinin ona cephe almasını neye bağlayacaksın?
      Gerçek gafil şudur: İslam deccali Süfyanın ortadan kaldıramadığı Risale-i Nur'u paralel çete tarafından tahrifatla kaldırılacaktı.
      Sana bir tiyö daha. 2002-2021 3. fesade kalkışan Beni İsrail’in inhizam dönemidir. Onun için verilen ilk tarih o kıtmirin deccalene paralel yapısı yüzünden 6 yıl geri kaldı kalıyor. IŞİD’in halifesi ile kıtmir arasında ne fark. Biri silahlı, biri takkeli. Biri Ye’cüc-Me’cüc öbürü bazen Tağut bazen Deccal çerisi. Hepsi bu.
      Bediüzzaman’ın o sözünü unutma: Kılıcı ayağına (İslam alemine) vurdurmaz, düşmanının (….) başına vurdurur alem-i İslam’ı güldürür.
      O kılıcın bir ucu tavus kuşu olmaya kalkışan sineğin kanat ve başını da vuracaktır. İnsan hayal ettiği müddetçe yaşar. Şeytanın dünyasında hayal bitmez. Deccalane hayaller.

      Sil
    3. kardeş ne içtin sen yaa...paranoyaklıkta bu kadar ileri gitmiş birini ilk kez görüyorum....yukarıdaki yazdıkların çok karmaşık...ben anlamıyan arkadaşlar için özetleyeyim...arkadaş şöyle diyor...

      taa 1989-90 larda deccal taa 2014 te rıza zarrab ve hırsızlık şebekesini ve ayyakkabı kutularındaki paraları ve 700 milyarlık saatleri yakalamak için taa 1980 -90 larda cemmaati kurmuş...bu cemaat o kadar kötüymüşki taa abdülhamit döneminden beri müslümanlara kan kusturan cunta yanında devede kulak kalmış...hatta her yerde bulunabilen hatta orjinal el yazmaları dahi muhafaza edilen risalei nuru piyasadan toplatıp hepsini yakmış...(tahrif kelimesinin manası budur aksi takdirde hamdi yazır kuranı tahrif etmiştir)....

      not...nur talebesi olmak çok kolaydır...gerçekten böyledir...koltukta oturur risale okursun..güneşin doğup battığı yerler kapsama alanına girmez bunların...ağrı dağının infilakı salla gitsin..(rüyayla amel edilmez nede olsa)...çantacı necmi abi gibi zigon kullanılmaz...ikram tabağı 50 cm lik göbeğe konurda yenir...nur talebeliği kolaydır...aksiyon istemez...

      Sil
    4. Siyaset İspanyol nezlesi gibidir, fikri hezeyanlaştırır Fikri hezeyanlaşanlar saçmalar, gerçekleri göremezler. Sen daha deccal ne, süfyan ne, ahir zaman ne, ahir zaman hizmeti ne onu bilmiyorsun. Öğren de gel. Siyasi kavramları da. Suistimal yapmak başka, dalalet başka, küfür başka, münafık başkadır. Dereceleri başkadır. Mesela azgınlıkta kafirden önce münafık gelir. İslam’a düşmanlıkta Yahudi diğer dinlerden önce gelir. Öğren.
      Büyük günahlar 7 tanedir. Bunlardan biri (harp zamanında cepheden kaçıp savaşmamak) büyük günahlardandır. Bediüzzaman Emirdağ Lahikası’nda o günahın ahir zamanda “Dine zarar veren bid’alara taraftar olmayı” saymıştır. Sana soruyorum. Ananasları kim dağıttı. Ehl-i bid’aya kim tesbih verip işbirliği yaptı. (Kur’an Yahudileri lanetlememiştir) kim dedi. Süfyan'ın resmini çıkaran gazetesini açıp azarlayan kıtmir ne olur, neocon-siyonist şebekelerle kim işbirliği yapıyor ve şakirtlerini buna zorluyor. Onların İngilizce gazetesinde kim İsrail’e taraftar, Mısır’da darbecilere sahip çıkıyor. Öğren. Büyük Deccal, ki komünizmdir bitiş tarihi 1989-90. Süfyan’ın bid’atkarane rejimi ise 2007 referandumuyla bitmiştir. 2010 referandum ile mezara konmuştur. İçinde bulunduğumuz dönem Mehdiyet’in 3. faslının başlangıcıdır.
      Şu anda dünyaya musallat olan finansla ve savunma sanayi ve tarım sektörü ile kim hükmediyor? Yahudi deccaldir. O da paralel yapının perde gerisindeki patronudur. Hiç mi ferasetiniz yok. Risale-i Nur niçin sadeleştirme ile tahrif edildi. O vaiz bozuntusu kıtmirin ve uşaklarının işimi dir? Evet işleri çünkü ülkeyi Siyonist-neoconlarla birlikte kontrol altına almak istiyorlar. 17-25 Aralık son yılların en şerefsiz ve haysiyetsiz darbe teşebbüsüdür. Allah onları kahretti ve daha edecek. Sabret sen. Göreceksiniz. Ahirzamanın hizmeti siyasi, diplomasi ve iktisadi değildir. Manevi bir cihattır kı, Kur’an ve iman hakikatlerini gönüllere kalplara akıllara izahtır. Zorla yani siyasetle parayla pulla olmaz.
      Pansilvanya’da mukim kıtmir resmen deccalisbt sistemin adamıdır. Eskiden süfyanizme hizmet ederdi ve ettiğini biliyorduk sizin için de bugün ortaya çıktı. Tamam mı aslanım. Öğren de gel.

      Sil
    5. kafası iyi kardeş....cevabı verilmiş sorularla zıngılama....aç iftiralar.org bak ananası kim dağıtmış...tesbih mevzuu neymiş...yahudilerin lanetlenmesi mevzuu neymiş....sende bir iftiralar sitesi aç...orda tayyibin süfyani ordusunda ne işi varmış anlat...2. mehdi kimse onuda söyle...süfyaniyide söyle...yanlız cfr ye karşılıksız ahkam kesip sonra da gereğini yaparız diyen adamı bana 2. mehdi diye yutturmaya kalkma...sana bir ipucu...1. süfyanda şam mimberine oturdu..2 süfyanda şam mimberine oturdu...3.süfyanda şam mimberine oturacak...ahan ordusu çıktı bile...türkiyenin şama dahil olduğunun biliyorsun herhalde...allahtan 3. süfyani suriye şam mimberine oturacak...türkiyenin mimberine asker kökenli kahtani oturacak...türkiye süfyaniyetten çıkmış olacak....

      sen onu bunu burakta bak sana ödev vereyim...

      1.mehdi bediüzzaman 2.mehdi (her kimse)ve 3. mehdi arasındaki ortak noktalar ile

      1.süfyan (biliyorsun) 2.süfyan (her kimse) ve 3. mehdi arasındaki ortak noktaları sapta...

      kriterler şu olsun...

      çoğunluk
      mimber makam
      mal mülk
      taraftarlar arasındaki takva...meyhane. karı kız .namaz kılmama fitneye düşme potansiyelleri önceki süfyana aşırı bağlılık küfür hakaret gıybet..dedikodu...kimlik müslümanlığı vs.vs...

      bak o zaman resim nasıl açılıyor...

      hatta ekstra olarak geçmişte binlerce binlerce fitne olayları oluş şekilleri sonuç...fitnelerdeki küçük süfyanilerin İSTİSNASIZ ortak noktaları ve küçük mehdilerin İSTİSNASIZ ortak noktaları..bunları araştır...

      ha birde bu konuda seni son ihtarım...CEVABI TOKAT GİBİ VERİLMİŞ iddalarla polemik yaratmaya çalışma ..sen sana sorulana cevap ver yeter...

      cevabını veremediğim yada cevaba karşı cevap yazamadığım konularda zaten cemaati brakırım...cevap veremediğinde yada cevabıma karşı cevap veremediğinde sen bu akp yi brakmak zorundasın...HAKKANİYET BUDUR...

      şimdi cevap ver kualisyon yani süfyaninin ordusuna neden biat ettiniz?

      Sil
    6. Hakikatsiz felsefem
      O sitenin yazarları kim, cemaatin tırıçkadan nağmeleri. Ehl-i bid’a ve dalaletin yalakaları. Risale-i Nur’un tahrifatçısı bir yığın muhakeme-i akliyeden mahrum şaşkınlar. İman ve Kur’an hakikatlerine alçakça saldırı olduğu bir dönemde, şeair-i İslamiye’nin ref edildiği bir dönemde, alçak Süfyan’ın yandaşlarına işbirliği ve yalakalık yapanların ne hükmü olabilir?

      Bediüzzaman, 7 büyük günah olan ”Harpten kaçmanın” bu zamanda (ehl-i bid’a ve dalaletle işbirliği yapma) olarak açıklar. Söyle Allah aşkına Mavi Marmara’da İsrail’i kim himaye etti. Pansilvanya’da oturan meczup ABD’de niçin himaye görüyor. Kim ona oturma izni verdi? CIA. Neocon ve Siyonist istihbarat şebekeleriyle işbirliği yapan modern Cibali Baba’nın taifesi ne olur? Minik Cibali Babacıklar. Ama kebairin aboneleri.

      Sana soruyorum Kur’an ve sünnette ve aktabın eselerinden veya evliya keşfiyatında darbeciliğe ruhsat var mıdır? Siyonistlerle bir olup Türk milletinin seçtiği iktidara tokat atan ne olur? Sapık mı, mel’un mu, ehl-i dalalet mi?. Dini tam tabirle ana deccal Yahudi’nin askeri olur.

      130’u aşkın sözde Türk okullarında Mossad ve CIA ajanlarını barındırmak ve öğretmenlik yaptırmak nice olur. O okulların kapatılması tehlikesini bertarf için onlarla işbirliği yaparak İslam Alemi’nin en kritik bir döneminde Türkiye’yi etkisiz kılmak, cepheden düşürmek, mahrum bırakmak ne olur? Bütün enbiya ve mürselin, evliya ve asfiya ve aktabın nefretini kazanmaktan başka. Hepsinin foyası ortaya çıktı. Bütün paralel yapının yazar ve çizerlerinin beyin, akıl, kalp ve ağızlarında tek şey var: Siyaset siyaset siyaset. Hepsin dünyaperest olmuş. Makam hırsı, para hırsı, hodfuruşluk ve hodgamlık paçalarından akıyor. Zavallık deccal yamakları.

      Ahir zamana ait ve yaşanmış bitmiş hadiselerin daha olacağını bekleyen felsefe saplantısına düşmüş felsefem 1914-1918 Suriye-Filistin cephesinde yaşananlar (çoğu Anadolu çocuğu) 100 bin kişini öldüğü zamandır. Bre turfa araştırmacı tarihin öğren de Mehdi’nin 3 değil bir tane olduğunu öğren. 1914-1918 felaketi öncesinde kaderin sevkiyler 1911 tarihinde Bediüzzaman’ı Şam’da Cami-i Emevi’de bütün ulemanın huzurunda Hutbe-i Şamiye okutuldu. Ama senin gibi aklı kıssalar anlayamadı ve 40 yıllık haçlı çizmelerinin altında çiğnenme zillet cezası aldılar. Cephede kaç ordu vardı o zaman?. Osmanlı, Mekke Şerifi, İngiliz, Fransız ve İtalyan. Ne yaşandı biliyor musun? Küçücük çocuklar Şam sokaklarında açlıktan öldü. Mehmetçik hainlerin ve düşman tarafından kahbece ve vahşice şehit edildi. Kızıl Ateşi bekliyormuş. Bekle bekle deprem mi, volkan mı derken bir gün küçük kıyametinin kopması için önüne Azrail Aleyhisselamı görünce hakikati anlarsın. Ehl-i kuburun sana serzenişini utanç içinde dinlersin

      Sil
    7. 10 sene evvel mit'in FG ilgili bir arşivini okumuştum.Ermeni techiri sırasında Erzurumda fettulah Gülenin dedesi çocuk olduğu için Ermeni aile dedesini bir Türk aileye veriyor.Fettullah Gülen dünyaya geldiği zaman babası yemin ediyor, ''öyle bir çocuk yetiştireceğimki İslamı içerden yıkacak.Türk'lerden imtikamımızı alacak'' Fettullah Gülen öyle fetvalar vermiştirki İslama Tamamen zıttır.Türk milletinin göz bebeği olan ordumuza kumpas kurmuşlardır.Türk milletinin ergenokon destanını terör adını yapıştırmıştır. Devletin önemli noktalarına kendi adamlarını yerleştirmişlerdir.

      Sil
    8. Gizli kardinal kimsenin dikkatini çekmedi?

      Sil
    9. O zaman İzmir de Kestane Pazarın’daki Kur’an’ı kerim Kursunun idarecilerini tanıyordum.O’nu çocuk okutmak üzere oraya yerleştirdim. Beş on gün sonra halini-hatırını sormak için oraya uğradığımda, baş başa bir kimse ile fiskos ettiğine rast geldim. Konuştuğu adam, beni görünce yaydan çıkmış bir ok gibi fırlayıp kaçtı. Kendisine:
      ‘’- Bu Kimdir?’’ diye sorduğum da:
      ‘’- Bir talebe velisi!..’’ diye cevap verdi.

      Bu söz doğru değildi. Tahkikatım da onu göstermiştir. Bu adam, böyle bir karşılaşmadan beş-altı ay evvel bana gelmiş ve MİT’çi hüviyetini gösterdikten sonra, benimle açıkça bir meseleyi konuşmak istediğini söylemişti. Söylediği söz şuydu:

      ‘’- Bizim teşkilat (MİT’i kasdediyor), Müslümanların M. Kemal Paşa’ya menfi bir tavır almasından rahatsızdır. İstiyoruzki bu münafereti giderelim. Sen, en büyük dini cemaatlerden biri olan Süleymancı Cemaati içinde söz sahibi bir kimsesin. Sizin cemaatte M. Kemal paşa hakkında ‘’Deccal’’ ithamında bulunulmakta ve ağza alınmayacak sözler söylenmektedir. Sen bunu düzeltebilirsin. Bunu yaptığın takdirde bizden ne istersen iste, seni Diyanet İşleri Başkanı yapalım!.., ilh..’’

      Kendisine yanlış kapı çaldığını, benim bahsettiği cemaat içinde böyle bir şey yapacak gücüm olmadığını, bunu ancak Kemal KACAR Bey’in yapabileceğini söyledimse de ikna olmadı ve:
      ’’- Sen bilirsin, biz seni seçmiştik. Anlaşılan sen bunu yapmak istemiyorsun, ama biz bu işin peşini bırakmayacağız. Bu işi, birisini bularak muhakkak yapacağız!..’’ diyerek ayrılmıştı.

      Şimdi anlıyordum ki, buldukları adam FETHULLAH GÜLEN idi. Fakat o sıralarda Fethullah GÜLEN sapı silik bir adamdı. Bunu nasıl becerebilecekti? İşi takip ettim. MİT güdümlü olarak nasıl nafiz bir mevkiye getirildiğine safha safha şahit oldum’’

      Hilmi TÜRKMEN‘in söyledikleri bunlardan ibaret değildi. İşin sonraki safhalarını da bazen müşahedeye istinad ederek, bazen de tefsir sureti ile nakletmişti ki, ben ihtisar için bu kadarla iktifa ediyorum. Bütün bu nakledilenlere, Yeni Şafak Gazetesi’nin 23 Mayıs 1998 tarihli nüshasında Aytunç ALTIDAL’ın ‘’Papanın Gizli kardinalleri’’ ünvanlı yazısını da tetkikten sonra insaf ile bakmak gerekmez mi? Bu kadar adam yalan söylüyor da yalnız Fethullah’ın arkasına taktığı ve kendisini ‘’Mehdilik’’e kadar yükselten kimseler mi doğru söylüyor?!

      Bu demektir Fethullah GÜLEN’in çevresindeki gizli ve aşikar gerçekler bu derece korkunçtur. Bunu şifai olarak ilk ve müessir bir surette ifşa etmiş bulunan bir arkadaşımızın (Teşkilatın bütün kıdemli üst idarecileri tarafından çok iyi tanınan KUYUMCU SAADETTİN ÇETİN BEY’in) kendisi Fethullah GÜLEN ‘e en büyük hizmetleri ifa etmiş bir kimse olduğu halde cesedi parçalanmış olarak bir yol kenarında bulunmuştur. Sadece bunu hatırlamak, bu saha da gerçeği beyan etmenin ne ağır bir bedel olabileceğini anlamaya kafidir sanırız.

      | Kadir MISIROĞLU
      (Tarihden Günümüze Tahrif Hareketleri III. Shf: 325-26-27-28)

      lintidir...

      Sil
  4. tebrik ederim...en sonunda süfyaniyet ordusuna adınızı yazdırdınız....olacakları söyleyeyim..işid sınıra gelir ...yada bir yerde bomba patlatır asker öldürürler yada vs vs...hepiniz bir olursunuz..tezkere tam oyla geçer.. ...mhp chp bdp akp...yalnız onlarmı?tam listeyi yazayım isterseniz...

    akp chp mhp bdp esad öso nusra pkk pyd barzani ırak merkezi ...ıran isfahan israil katar suud bahreyn lübnan ürdün birleşik arab em. bahreyn mısır ...amerika ingiltere danimarka almanya fransa italya isviçre kanada vs...vs vsvs vs...

    dur bi ya...ben bu resmi bir yerlerden hatırlıyorum...ha buldum...hadislerde geçiyordu sanırım...süfyaniyet çorbadaki su kadar olacak mehdiyette çorbadaki tuz kadar olacaktı değilmi? nicealimler ona taabi olacaktı...halk işin aslını bilmeyecekti ona taabi olacaktı...göstermelik hizmetler yapıp halkı(ÇOĞUNLUĞU) kendine taabi edecekti...çoğunluk onlardan olacaktı...vs vs...

    daha bunlar hiç....kendi kurdukları işid ile yemledikleri müslümanları asıl siz işidi bitirdiklerinde görün siz...esedi hortlatırlar suriyeye girerler hizbullahı hortlatırlar irana girerler hortlatır hortlatır girerler....eeee sonra ....yaşasın kualisyon...terörü bitirdi...sen çok yaşa...sen kalk ben yatam...islamı kurtaran adam...atatürkede memleketi kurtartırmışlardı...yaşaaa...

    bizim kıtmirde HABİL OLUN HABİL OLUN ..KABİL OLMAYIN KABİL OLMAYIN....desin desin dursun...kualisyon baba kualisyon paşa dururken kıtmiri kim takar...

    kualisyon üyeliğiniz hayırlı olsun....kusura kalmayın ama ben üye olmayayım...siz olun...müsaadenizle ben kara oğlanlarla maklube yiyecem...cezairli kara oğlanı imam yapıp arkasında namaz kılacam kualisyona inat...

    YanıtlaSil
  5. fetulah süfyanidir ve bir kardinal olduğu için düşündüğünüzden çok daha güçlüdür ve Türkiye'yi yıkacaktır.Türkiye'de düzen Abbas'ın düzenidir.Günü geldiğinde fetulah ile ışid arasındaki bağlantılar açıklanacak.Osmanlı tekrardan kurulduğunda...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. gülen ve işid..sakarya bunu başka yerde söyleme istersen...bak benden söylemesi...ha akp ve işid dersen o başka..

      Sil
    2. ha birde süfyani demişsin...biad edenlar nerde?biz göremedik...hz hüseyinde görememişti...anlarsan eğer....

      Sil
    3. felsefem kiminle konuştuğunu bilmiyorsun bile lakin savaştan sonra yaşarsan ki sanmıyorum fitne döneminde öleceksin! fetulah süfyani, Recep Tayyip Erdoğan ise Cabir'dir.felsefem sen akılsızların önde gidenlerinden birisin!

      Sil
    4. fetulaha 14 kişi biat etti ilk olarak ve 7si kafir 7si müslüman idi.Cahilce konuşuyorsun hiç bir şey bilmiyorsun!

      Sil
    5. bildir kardeş...mesela dün arkasında namaz kıldığım anası babası hıristiyan dili fransızca şakır şakır türkçe konuşan eciyes üniversitesi ilahiyat okuyan mali li cemalin süfyaniyetteki rolünü bana anlatarak başla...onlara gidip resulullahı s.a.v. yi anlatanlarla başla ...onlardamı süfyani...yoksa malide kelp kabilesimi var...yada türkmenistanda yada meksikada yada vietnamda....

      Sil
    6. cabirin süfyaninin ordusunda ne işi var?

      Sil
    7. Sakarya Seyf! Kur'an'ın elmas seyfi ol emi.
      Cabir Arapça’da zorla ve zorbalıkla hakimiyet kuran hükümdar anlamındadır. Yani bugünkü karşılığı diktatördür. Özellikle askeri diktatörler öyledir. Tayyib’in Cabir olabilmesi için demokratik yollarla seçilmemiş ve askeri veya dış bir güce-vesayete dayanarak hükmetmesi lazımdı. Son 12 yılda yapılan bütün seçimleri kazanana Cabir dersen, o zaman Türk milletine hakaret ediyorsun demektir. Vaz geç bu huyundan. Bak Alman gavuru, neocon politikacı, Siyonist liderler ona Padişah diyor. Niçin? Çünkü onların vesayetini egemenliğini sona erdirdiği için. Menderes’i ipe götüren 1971 ve 1980’de Demirel’i süründüren İslam dünyasına yaklaşım politikaları sebebiyledir. Bu ittihad-ı İslam’a yol açacağı,e İsrail’in güvenliği ve büyük İsrail hayaline tehlike oluşturduğu içindir. Demokrasi onlar için terakki bize karşı ise onlara tabiyetin adıdır. Batıya tabi rejimler demokrasi olur, değilse Padişahlık. Tabi yersen.

      Hz. Peygamber ahirzamanda hilafetten sonra işbaşına cebbarların yani cabirlerin geçeceğini söylemiştir. Ve aynen çıkmıştır. 20.Yüzyıl bütün İslam dünyasında cebbarların çağı olmuştur. Süfyan onların ilkidir. Onun rejiminin adı süfyanizmidir. Onun gibi İslam dünyasında hükmedenler, baba-oğul Esad, Nasır, Kaddafi, Saddam süfyani liderlerdir. İslam dünyasında seçilmiş hiçbir lider Cabir değildir. Ortadoğu’da 1990’da başlayan Körfez harekatı ile birlikte ana deccal Yahudi’nin vekalet yoluyla İslam dünyasıyla savaşın başlangıcıdır. 28 Şubat onların bir provokasyonu idi. Batılılar bu 3. Dünya Savaşı ile bölgeyi enerji sömürüsü için İsrail’e destek vermeyi vazife biliyorlar. Zaten büyük tröstlerin hepsi Yahudiler'in elinde. 14 Yahudi ailesi dünyadaki servetin şve irketlerin yüzde 66’sınıı idare ediyorlar. Şimdi bu oyun bozulacak. Araplar ve Kürtler Türk’ün müttehidi ve müttefikidir. Kardeşidir. Aramıza fitne sokarak ayrılık gütmek istiyorlar. Ona Türkiye izin vermeyecek. Gezi 17-25 Aralık bunun teşebbüsü idi. Müslüman Türkler bu provokasyonu bozdu. Biz İslam’ın bayraktarıyız. Kader bize bu vazifeyi ayetin işareti ile vermiştir. Millet seçtiği iktidarlar ne olursa olsun bizimdir. Beğenmezsek sandık var, zamanı gelince giderler başkası gelir. Kendinizi bu kadar enayi yerine koyup ona buna yakışıksız sıfatlar yakıştırmayın.

      Sil
    8. Cabir müslümandır.Cabir'i yıkacak olan süfyani fetulahtır.Cahilsiniz cehaletinizle kalın!Cabir diktatör demek değildir.Cabir'in ne demek olduğunu bildiğini sanıp bilmiyorsun.Keza sen bayraktar değilsin!Recep Tayyip Erdoğan'a hakaret etmiyorum Cabir olduğunu açıklayarak O'nun müslümanlığından şüphe duymayın diyorum.Yakında süfyani fetulah Cabir'i yıkacak!Türkiye'deki düzen Abbas'ın düzenidir...

      Sil
    9. cahil diyorsun en azından ana okul bebesi seviyesinde cevap ver bilmiyorum de...CABİRİN SÜFYANİ ORDUSUNDA NE İŞİ VAAAAAR....

      Sil
    10. CABİR TÜRKİYEDEN ÇIKMAYACAK...TÜRKİYEDEN KAHTANİ ÇIKACAK...ASKER KÖKENLİDİR...MUVVAZZAF OLMAYAN ALBAYDIR DENİYOR...MUHTEMELEN DOĞRUDUR...40 YIL HÜKÜM SÜRECEK....MEHDİNİN KOMUTANIDIR...RİSALEDE GEÇER...

      CABİR İLE KAHTANİ AYNI KİŞİMİ BİLMİYORUM...2 KAHTANİ 2 CABİR Mİ VAR BİLMİYORUM...

      Sil
    11. Cabir, süfyaninin ordusunda değil.Bilakis süfyaninin ordusu tarafından hedef alınmış vaziyette.Sen Batı'yı süfyaninin ordusu olarak görüyorsan cehaletindendir.Cabir, süfyani ve süfyaninin arkasındaki güç deccalin ordularıyla tuzağa çekildi ve tuzakta ilerlemeye devam ediyor.Bu kader değiştirilemez.Cabir'in yıkılışından sonra 3 aylık bir hükümet gelecek rus yanlısı mehape...ışid deccalin planları içindeki sadece bir piyon Türkiye'yi bataklığa ve tuzağa çekmek için bir piyon.Bütün bu oyunlar Türkiye'yi yıkmak için.süfyani fetulah içerdeki bazı terör örgütleriyle gizliden gizliye görüşmeye çoktan başladı.Cabir'i ilk satacak olanlar ergenekon!Cabir her ne kadar siyasette zorla bir durum yaptırsa da iyi niyeti sebebiyle kaybediyor...İnsanlar o yıkıldıktan sonra O'nu çok arayacaklar!Ta ki Mansur gelip Osmanlı'yı kurana kadar!

      Sil
    12. Kahtani asker kökenli değil, sonradan asker olacak! Mehdi'den "dun" olmama sebebi kendisinde gizli.Mansur(kahtani), önce yeni devleti kurup Roma'ya toprakları tekbirlerle fethedip Mehdi'ye teslim edecek.Mehdi'nin vefatından sonra mahzumiyi öldürüp başa gelecek ve 20-21 yıl dünya devletini ötelere taşıdıktan sonra öldürülecek!

      Sil
    13. hadislere bu konuda bakmayın cehcah kahtani cabir mevzu hadislerden net olarak çıkmaz...tezatlıklar var muhtemelen birden fazlalar...hangi hadisin hangi cehcahı kahtaniyi yada cabiri kastedtiği bilinmez hepimizi aşar...

      Sil
    14. beni aşmaz,sarıklı genç-sarışın genç-mansur-kahtani-yemani-cehcah aynı kişi.Zaten ekim ayı bazı şeyleri gösterir Muharrem'e kadar...

      Sil
    15. arkadaşım süfyaninin ordusunun tanımını yap eyvallah diyeyim...cabir dediğin adamın senin benim kadar aklı yetmiyormu?tuzağa çekiliyormuş...türkiyeyi yıkmak isteyen 5 dakikada yıkar...zor işmi sanıyorsun sen...tayyip iranın avcuna düşmüşki kimse kurtaramaz...ne deniyorsa paşa paşa yapacak...niye yıksınlarki...vaktinden önce...zaten ictihatını yapmış...koltuk benim olsunda herşey mübah...zarrab pis çamura yatırmış bunları...kumpasın kralını yapmışlar...cfr ye göstermelik ahkam kesen tayyip yanında esedi öven ruhaniye gık diyemez....sıkar...

      kasetler iranda emir bekliyorlar ...piyasaya çıkınca zaten gidecek...vakti var...deccalden emir var durun daha deyil diye...iş yine cemaate yıkılacak fakat iranın yaptığı kabak gibi ortaya çıkacak...işte o an asker kökenli zuhur edecek...dejenere olmuş gençliğin iplerini eline alacak...

      Sil
    16. Sana ben Kur’an’ın elmas hakikatlerinin Seyfi ol dedim. Ama, suya giren şey gibi dereyi geçmemeyi inat ediyorsan, öyle olsun. Abbasi, Hz. Resullah’ın amcasının soyundan gelenlere denir. Onlar Türk’ü İslam’ın bayraktarı yapanlardır. Abbasi Hilafet dönemi Hz. Peygamber tarafından müjdelenmiştir. Sonra Abbasi ehl-i Beyt’tir. Sonra İbni Abbas, Kur’an’ın en önde gelen müfessirlerindendir.
      Ahir zamanda hilafetin sona erimesiyle birlikte peygamberi hilafet de biter, devreye Halifetullah olan Mehdiyet girer. Artık o ilham-ı ilahi ile hizmet eder ki, senin onu anlayacak kapasite de olmadığın anlaşılıyor. Mehdi’nin en has askerleri ve destekçileri geçmiş manevi zatlardır. Hepsi alem-i berzahta onun zaferi için dualar edip manen destek veriyorlar. Çünkü Dünyanın 5 büyük hakimi vardır. 2’si kafir 2’si mü’min. Gelip geçtiler. Beşincisi Hz. Mehdidir ki, o Hz. Mesih ile tevhid bayrağını yani İslam’ı bütün dünyaya yayacak zattır. Bütün aktap ve evliye ve asfiya en başta da enbiya onun yol göstericileridir.
      O adını f. İle başlayan zat ise meczubun tekidir. Ne yaptığını bilmiyor. Her gün çamura daha da batıyor. Siyonist-neocon istihbarat şebekelerini esiri olmuş vaziyette.
      Türkiye ve İslam Alem-i süratle fecr-i sadıka gidiyor. Bu Bediüzzaman Said Nursi, Süleyman Tunahan Hazretleri ve diğer mübarek zatların 80-90 yıllık mücahedesinin neticesidir. Ahir zaman hizmeti siyasi, diplomasi ve iktisadi değildir. Öyle olunca hükümetlere sadece dünyevi işler kalıyor. Onu yapan başarılıdır. Ahir zaman fitnesini söndürecek olan hizmet ise Kur’ani, manevi, imani bir hizmettir ki, millet düzeldikçe siyaset düzelir. Türkiye 4 tane önemli siyasi parti gördü. Onlar ve kadroları Allah razı olsun demokrasi (ki bu yönettiklerinize danışın ayetinin şumulüne giriyor) nimetini iyi savundular. Ama onlara gücü veren milletti. Yani şahs-ı manevi idi. Şahıslar değildi. Ahir zaman şahısların zamanı değil cemaatlerin, şahs-ı manevilerin zamanıdır. Anladın mı? Anlamadı isen çevrendeki ilim sahiplerine sor, sana anlatsınlar.
      Ahir zamanın 3 önemli aşaması vardır. Ezan-ı Muhammedi’nin orijinaline iade, Risale-i Nur’un Diyanet tarafından basılması ve Ayasofya’nın zincirlerinin kırılmasıdır. Bunların her biri bir devre işaret eder. İlk ikisi tamam. Sonuncusu istiklalin sembolü olup, emperyalist batının Türkiye üzerindeki hükümranlığının yani vesayetinin sona ermesine işarettir o da yakında kırılacak inşallah. Her şey hazır. Sadece kapı açılacak o kadar. Ve Salat-ı Kübra kılınacak.
      Batının iki türlü hükümranlığı vardır. İşgal ya da BÜDBÜKAT yani (B.ir Ü.lkenin D.iğer Bir Ü.lkenin (veya ülkelerin) K.ontrolü A.ltında T.utulmasıdır.) Bu deyimin baş harflerinden oluşan bu yönetim tarzının kaşif ve mucidi emekli büyükelçi İsmail Berdük Olgaçay tarafından yazdığı bir kitapla açıklanmıştır. O kitapta Türkiye’nin nasıl masonik-emperyalist-siyonist şebekelerce kontrol edildiğini anlatır. 1990 yılında ilk baskısını yaptı. Sen daha kalkmış Cabir, süfyani fetullah hikayeleri anlatıyorsun. Bu dünya Sakarya Nehri'nden ibaret değildir. Bak kaynağı cennet olan Fırat, Dicle, Ceyhan, Seyhan, Nil var. Bir de bunlara bak. Onların Seyfi ol. Yani Kur’an’ın elmas hakikatlerinin Seyfi ol. Sen bana kainattaki Vahdaniyet ve Ehadiyet sikkelerini gösterebilir misin? Bırak kainatı kendindekini gösterebilir misin? Bunu bilmeden huzur-u ilahiyenin karşısına masalımsı rivayetlerle mi çıkacaksın. Hadi bakalım sür atını daga da digidi.

      Sil
    17. Cabir'in bir manası müslümanların kırık kalblerini tedavi edendir.

      Sil
  6. kualisyon üyeliğiniz hayırlı olsun demiştim...artık o kualisyon neyse....ne olduğunu siz daha iyi bilirsiniz...hani 7 bayrak...zeytin ağacına bağlanmış atlar...esheb ve ailesinin yok edilmesi...kalkta kapıya bak denmesi...kufeye inme...katliam...kelp kabilesi...bir şeyler anımsattı mı? neyse biatiniz hayırlı olsun...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    2. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    3. mehdi alametleri kardeşim...senin çoğu fikrine katılıyorum ...ama zaman mevzuu ve şu kızılölümde anlaşamıyoruz...zaten anlaşmamızda gerekmiyor zira rabbim hepimizi ters köşeye yatıracak gibime geliyor...maksat istişare olsun...(keşke herkez senin gibi olsa)

      neyse...stalin 20 milyon kesmiş...lenin 10 mao 30 vs ...rakamları korkunçlaştırmak mümkün...suriye halkını tamamen kırsan bunlara yetişemez...dolayısıyla en büyük dehşet ve kızıl ölümün bir doğa olayı olduğunu sanıyorum..kanaatim bu allahu alem...

      gaybi hadislerde kanlı ay tutulmasıbaşlığı altında 19 gün önceydi sanırım...sana bir yorum yapmıştım okudunmu?

      senden teorimi destekleyecek hadisler beklemiştim...yorum gelmedi...zira bir ara sen kızıl ölümün marduk gezegeni sebebiyle olacağını söylemiştin...

      bu konuda hemfikirim...makaleyi ve iki hadisi kopyalıyorum...yorum yaparsan memnun kalırım...konu ile ilgili hadisler varsada paylaş lütfen...zira millet 3. dünyasavaşı beklerken daha dehşetlisiyle karşılaşabilir...

      Sil
    4. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
  7. Yemin ederim ki bir ateş sizi saracaktır. O ateş bugün Berehut denilen vadide sönük vaziyettedir. O ateş içinde müthiş azap olduğu halde insanları kaplar. O ateş insanları, malları yakıp bitirir. Sekiz gün içinde rüzgar ile bulut gibi uçarak dünyanın her tarafına yayılır. Geceki sıcağı gündüzki hararetinden daha şiddetlidir. O ateş insanların başının üzerinden arşın altına kadar yaklaşarak yeryüzü ile gökyüzü arasında gökgürültüsü gibi korkunç gürültüsü olur, buyurdu. (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahir Zaman Alametleri, s. 461)

    Ebu Cafer b. Muhammed b. Ali (r.a.)'dan rivayet edildi. Siz üç veya yedi gün, doğudan bir ateşi gördüğünüz zaman Al-i Muhammed'in çıkmasını bekleyiniz, inşaAllah-ü Teala, bir münadi Mehdi'nin ismi ile semadan nida edecek ki, doğuda batıda olan herkes bu sesi işitecek.(Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 32)

    Doğudan üç veya yedi gün ardı ardına büyük bir ateş zuhur edecek, gökte karanlık görülecek, gökte alışılmış olan kırmızılığın aksine bambaşka bir kızıllık yayılacak. Yeryüzünün duyup anlayabileceği bir dille nida edilecek. (Kıyamet Alametleri, s. 166)

    Doğuda, semada üç gece görünen büyük bir ateşin çıkması. Mutad (alışılmışın dışında) şafak kızıllığı gibi olmayan bir kırmızılığın semada görülüp ufukta yayılması. (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 32)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazdığınız 4 hadisten ilki Berehut hadisi güneş batıdan doğduktan sonra kıyamet kopmadan hemen önce gerçekleşecektir. İsterseniz bunu açıkça anlatan hadisleri daha önce yazdığımız gibi yine yazabiliriz.

      Diğer hadisler Hz. Mehdi a.s.'ın zuhurundan hemen önce olacak, önce gökte muhtemel ki 3 gün ateş. Ardından gökyüzünde geceleri zifiri karanlık, güneş doğarken ve batarken de mutad kızıllığın semada yayılması. Ardından önce gece semadan Cibril a.s.'ın sonra ikindi vakti yerden İblis'in nidası. Ardından boynuz şeklinde olan parlak kuyruklu yıldızın hızlı dönüşüyle yılan şeklini alarak birtakım insanların büyük hastalıklar sonucu ölümüne neden olacak dehşetli ses çıkarması ve büyük afetlere sebep olması.

      Hatta bu semadaki ateşin nedeni Şia hadislerinde; yeryüzündeki dehşetli savaşlardan ötürü meleklerin döktükleri gözyaşları sonucu meydana geldiği bildirilmektedir.

      Sil
  8. Dünyanın en korkulu 10 mega felaketinden ikisini volkan patlamaları oluşturuyor. Bilim adamları, bir gün mutlaka süper-volkan patlaması yaşanacağı konusunda birleşiyor.
    Yaklaşık 50 bin yılda bir gerçekleştiği sanılan böyle bir patlama, sadece meydana geldiği bölgeyi değil, bütün bir kıtayı, hatta dünyadaki yaşamı etkileyebiliyor. Karalar külle, atmosfer ise güneşin geçmesini yıllarca engelleyecek olan bir sülfürik asit tabakasıyla kaplanıyor.
    Her yer karanlığa bürünüyor, gündüzle gece arasında fark kalmıyor. Bunu, yıllarca süren bir "volkanik kış" dönemi ve dondurucu soğuklar izliyor.
    Tarihte en çok hasar yaratan süper-volkan 74 bin yıl önce Endonezya'nın Sumatra Adası'ndaki Toba'da meydana gelmiş. Daha yakın geçmişteki son süper-volkan olayı ise 26 bin 500 yıl önce Yeni Zelanda'daki Taupo'da yaşanmış.
    Prof. Bill McGuire'e göre, önümüzdeki 70 yıl içinde, dünyanın, yeni bir süper-volkan olayına tanık olması çok büyük bir olasılık.
    Yellow Stone National Park (Sarı Taş Ulusal Parkı), ABD'nin kuzeyindeki "kovboy eyaleti" Wyoming'de kilometrelerce uzanan dev bir doğal alan. Her yıl dünyanın her köşesinden 3 milyon kişi ziyaret ediyor. Kanyonu, şelaleleri, göl ve nehirleri; ayrıca içinde barınan vahşi atlar, bufalolar, geyikler, boz ayılar, kurtlar, pelikanlar ve dev kuğularıyla ünlü.

    BBC'nin bir belgeselinde, 'Yellow Stone bölgesinde dev yanardağ patlarsa neler olacağı' anlatılıyor. Güneş kayboluyor, dondurucu bir "volkanik kış" başlıyor


    BBC'nin 13-14 Mart 2005'te yayımladığı, bilim adamlarının öngörüleri doğrultusunda senaryolaştırılmış "Süper-volkan" adlı belgesel, insanı dehşete düşüren cinstendi. Yellow Stone bölgesinde dev yanardağ patlamaları meydana geliyor; kilometrekarelerce kaya, kül ve sülfürlü gaz havaya yükselip atmosferi bir bulut gibi sardıktan sonra, yağmur gibi yağarak ABD'nin dörtte üçünü kaplıyordu.
    Gökyüzü siyah bir perdeyle örtülmüş, güneş gözden kaybolmuş, her yer yıllarca sürecek zifiri bir karanlığa bürünmüştü. Yollar umutsuzca kaçmaya çalışan insanlarla dolarken, yüz binlerce kişi yaşamını kaybetmiş; hayatta kalanlar içinse, besin kaynaklarının yok olması nedeniyle açlık, ve patlamayı takip eden dondurucu bir "volkanik kış" başlamıştı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bahsettiğiniz olay, hadislerdeki zaman aralığı ve diğer bilgilerle kesinlikle tasdik olunmamaktadır, dünyada buna benzer olarak hadisteki alametin daha küçükleri cereyan etmektedir. Bununla beraber fikirlerinize saygılıyız kardeşim.

      Sil
  9. BBC'deki yayından birkaç gün önce, İngiliz hükümetine iletilmek üzere konuyla ilgili bir rapor hazırlayan Londra Jeolojik Kurumu'nun uzmanları da aynı görüşte; dünyayı uyarıyor ve önlem almaya çağırıyorlar. Bristol Üniversitesi'nden Prof. Steve Sparks, "Atmosfere yayılan sülfürik asit tabakası, güneş ışınlarını ve dünyadan yükselen ısıyı emer, patlamanın ardından küresel iklim altüst olur ve bu yıllarca sürer" diyor.
    Prof. Stephen Self ise şunları söylüyor: "Süper-volkanlar bildiğimiz yanardağ patlamalarından yüzlerce kat daha güçlü doğa olayları ve etkileri de küresel çapta çok sert. Kuzey Amerika büyüklüğünde bir bölge harap olabilir, bunu yıllarca sürecek bir küresel iklim bozukluğu izleyebilir.
    Besin kaynaklarının harap olmasıyla kitlesel açlık baş gösterebilir ve bütün bunlar medeniyetin dokusunu tehdit edebilir. Sansasyonel olmak istemiyoruz, ama bu bir gün dünyanın başına gelecek."
    VOLKANLAR, adını eski Roma mitolojisindeki "Ateş Tanrısı 'Vulcan'"dan alıyor. Bazı önemli volkan patlamaları şöyle:
    Filipinler'de Pinatubo volkanının 1991 yılındaki püskürmesi, dünya ısısında 0.1 derece kadar düşüşe yol açmış.
    Kolombiya'da Nevado Del Ruiz volkanının 1985'te püskürmesinde oluşan lahar (çamur) akıntısı saatte 30 km kadar bir hızla hareket ederek yaklaşık 50 km kadar uzaktaki Armero kasabasını 3 metre kalınlıkta çamur tabakası altına gömmüş; 23 bin kişi ölmüş.
    Java ile Sumatra arasında yer alan Krakatua volkanının 1883'teki patlaması sırasında tsunami dalgaları meydana gelmiş; 36 bin 400 insan hayatını kaybetmiş.
    Son 10 bin yılın en şiddetli patlaması 1815'te Endonezya'daki Tambora volkanında olmuş. 90 bin kişi yaşamını yitirmiş. Bunlardan 12 bin kadarı akıntılar, geri kalanı da depremler, patlama sonrası kaos ortamı ve açlıktan ölmüş. Patlamanın başlamasıyla volkanın çevresinde, 200 mil çapındaki bir alan 3 gün boyunca tümüyle karanlıkta kalmış. Bu patlamanın etkisiyle dünyanın bir kesiminde 1816 yılı "yaz'sız geçen yıl" olarak anılmış. Batı Avrupa'da 1 ila 2.5; global olarak 0.4-0.7 derecelik bir sıcaklık düşüşü olmuş.

    YanıtlaSil
  10. tüm volkanların bu süper volkanla beraber patladığını bir düşünsenize...işte kızılölüm budur...ve doğrudan yada dolaylı olarak milyar insanı götürür...allahu alem...muhtemelen buda marduk gezegeninin dünyanın manyetik düzenini alt üst etmesiyle olur...pole shift olacağını sanmıyorum...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. felsefem kardeşim; hadis-i şerif'lere göre; kızıl ölüm insanların neden olduğu ölümlerdir, asla doğal afetlerin neden olduğu ölümler değildir. Beyaz ölüm ise ölümcül hastalıkların neden olduğu ölümlerdir.

      Sil
  11. Mehdi alametleri Kardeşimiz
    Kur’an ve ehadiste ihbarı yapılan hadisat bilindiği gibi müteşabihattandır. Bir ayetin mana mertebelerinde zahiri, batıni, haddi ve muttılaı vardır. Ve bu her bir mananın ise Hadisçe belirtilen furuatı, işaratı, dal ve budakları vardır. Gaybi işarata hamil ihbarların çoğu vukuundan sonra teville anlaşılır. Bazı evliya ve asfiya alem-i misalde hadisatı görmüş. Daha doğrusu gösterilmiş. Onlar edebe binaen rumuzla ifade etmekle mükelleftir. Çünkü gaybı Allah’tan gayrı bilen olmaz. Ayrıca Kur’an Nemrud ve Firavun’dan söz eder ama Deccal’den etmez. Halbuki o bunlardan daha alçak. Onu tahkir ve alçaltmak için bahsedilmez. Sırr-ı imtihan içindir. Ama işaratla ihbarı yapılıyor. Bilen de biliyor. Bazen evliya ve asfiya veya ulema hadiseleri Lev-i Mahfuzun karalama defteri olan Levh-i Mahv ispatta müşahade eder. Ama kaderin oradaki hükmü şarta muallaktır. Şeraiti oluşmayınca devreye meşiet-i ilahi girer ve o keşifte belirtilen netice iptal olur. Bilindiği gibi Levh-i Mafuz imam-ı mübin ve kitab-ı mübin olmak üzere iki ayrı kısımdan oluşur. Biri sünetullahın genel kaidelerini kanunlarını ihtiva ederken diğeri zamani hadisat özelikle yakın hadisata müteallik olur.

    Evliyanın keşfiyatında bazen mazhar oldukları makamlara gelince berzahlarla karşılaşır. Orada kalır veya başka esmanın tecellisi sonucu başka makama geçerler. O alemde görüleni o andaki kendi ilmi kapasitelerine göre rivayet ederler. Zamanlarının tabiratına göre ihbarda bulunurlar. O zamanın ıstılahları kullanırlar. Hz. Peygamberin (a.s) dünyanın öküz veya balık üzerinde olduğunu söylemesi gibi. O zamanın iphamına hitap etmiş. Ama ilmen bizim zamanımıza da hitap ediyor. Yanio sırada dünyanın balık burcu veya öküz burcunda olduğu anlaşılır.

    Ayrıca her keşfin vukuu şart ve sebeplere bağlıdır. Ki bunların bir kısmı kader-i muallaka girer. Bu yıl öleceği belirtilen bir kimse Hadiste belirtildiği gibi verdiği bir sadaka sebebiyle eceli tehir edilebiliyor. Bazı evliyanın gidişatı görüp yaptığı dua, rahmet-i İlahi socu değişir. Senin yorumlara getirdiğin açıklamalar doğru. Ama mutlaka olacak denemez. Sonra ne murad edilmiş. Mesela Beyda savaşında herkes ölecek. Ama Allah sonra herkesi ameline göre diriltecek, denir. Ölenin yeniden dirilmesi söz konusu değildir. Demek ki, o rivayette Beyda kavgasına katılanlar davalarını kaybedecek ve tesirsiz hale gelecek, anlamı çıkarılır. Her şey takdiri ilahiye bağlıdır.

    Süfyan ile süfyani aynı değildir. Biri esas fail, bani, mucid diğeri ise onun müntesibi. Veya meslektaşı. Mesela Esedler süfyan değildir ama süfyanidir. Yani süyfanın ekolündendir . Onun günahı bir tane, ama o yolun açıcısı süfyan günahlarına bunun günahı eklenir.

    Türker Eraslan kardeşimize de yazmıştım. Süfyan ile Deccalin açtığı devir kapandı. Onların yol açtığı zararın tamiratının bitirilmesinin şafağındayız. O da Siyonist devletin ortadan kaldırılması ile hem ülkemiz, hem İslam alemi, hem de dünyamız rahat bir nefes alacaktır. Çünkü bütün şer odaklar Büyük İsrail için çalışıyor. Bu bir askeri müdahele ile sona erdirilecektir. Ki kader ağlarını örmeye başladı. İnşallah. Bu da İslam ve Hıristiyan ittifakına bakar. Medyada bazı haberler tam verilmiyor. Mesela Başbakan NewYork‘ta iken Milliyet Gazetesi Genel Yayın Müdürü Fikret Bila o esnada Clinton’ların Türk tezine destek verdiklerine dair demeçlerini canlı ayında anlattı. Ama kimse yazmadı.Yani her şey görüldüğü gibi değil der, selam ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ABDURRAHİM ÇOKGUNGOR kardeşim yazdığınız yanlış tevillere katılmıyoruz, çünkü hadislerin müteşabih olması olayların oluş şeklini değiştirmez. Müteşabih olması ancak silahları ve araçları etkiler.

      Hadislerde Beyda olayında yere batan kişiler için niyetlerine göre yeniden dirilmeleri de bu dünyada değil ahirette olacak.

      Süfyan ile Süfyani farklı değil aynıdır; hadisler bunu açıkça gösterirken 1 kişiyi 2 karaktere çoğatmak abes.

      Süfyan ve Deccal devirleri ise kesinlikle kapanmadı.

      Hepsi için yanlış teviller beklerdik de Beyda olayı için böyle yapmanız bizi derinden üzdü. Sizden bu kadar yanlış teviller beklemezdik açıkçası!

      Ama fikirler hürdür paylaşılır, yine de teşekkür ederiz.

      Esselamu aleykum ve rahmetullah.

      Sil
    2. Muhterem Mehdi Alametleri kardeşimize

      1* Deccal ve Süfyan’ın her ikisi de Yahudi yatağında doğmuştur. Biri kendilerini gettolara kapatan ve her fırsatta tahkir ve zulm eden Hıristiyanlardan intikam almak içindir. Diğeri ise coğrafyalarına hakim olan İslam milletlerinin izmihlali içindir. Ki gidip yerleşeler.

      Rivayetlerde Deccal bir adadan çıkar. Hatta “Yüzyıllardır bir haber beklermiş de o haberi alınca tamam şimdi çıkma zamanı” dermiş. Ve çıkarmış. O menhus kişi de Britanya doğumlu Karl Marx’tır. Yahudilerin ekseriyetle toplandığı Almanya’da fikrini yayar ve taraftar toplar. Tabi taraftarlarının çoğunluğu Yahudi’dir. Onların gayretiyle Rusya’da icrayı faaliyet göstererek 1917 ihtilaline zemin hazırlarlar. Nitekim 8 kişilik Rus İhtilal Komitenin 5’i Yahudi’dir. Ve bütün Hıristiyanların bin yıllık dini mahsulatı yok edildi. Aynı tarihlerde ABD'de ise Hıristiyan olan Yahudi hahamları yeni bir Hıristiyanlık anlayışı Evangelist akım-mezbhepbini tezgahlarlar. Şimdiki Deccalin güç kaynağı.

      Süfyan’a gelince 1840 yılında o zamanın Avrupalı yani diasporadaki Yahudi cemaati (kısa kesiyorum) İngiliz bakan ve Kraliçesi ile görüşürler prensipte anlaşırlar. 1860 yılında Yahudi asıllı İngiliz Başbakanı Disrael ile de el sıkışırlar. İslam Dünyası’nın zenginliği için yardım etme (finans-istihbarat) karşılığında. Filistin’i isterler. Ve Yahudiler’in Balkanlar’daki Kudüs’ü olan Selanik’te müthiş bir fikri ve teşkilatlanma hareketi yürütülür. Binlerce Türk aydını orada eğitilir. Hatta hilafetin ilgası ve din-i İslam’ın etkisinin kırılması için Mason ve Sabataycı mahfiller kullanılır. Öyle ki 1909’da bunun kararı alınır. Hilafetin kaldırılması, laiklik sekülerizm falan. Neticede 1. Cihan Harbi ile ipimizi çekerler ve İslam dünyasında emperyalist işgali ve vesayeti hakim olur. Her iki Deccalin hurucu 1917’dir. Öyleki İslam deccalinin babası Yahudi’dir. Adı…Türk hariciyesinin tamamına yakını uzun süre Sabatyçı hakimiyeti altında idi. Doğrdu dürüst Türk çocuğunun hariciye alınma tarihi 1965-66’dır.

      Komünizm 1990 yılında yıkılıp gitti . Süfyanizm ise adileşti, artık bir şey yapamıyor. Adı var kendi yok. Ama esas Deccal dipdiri ve dünyada mutlak hakimiyeti var. Hedefi Büyük İsrail’dir. Bunun planı bile hazır. 1982 Yinon Planı. Bütün İslam dünyasında müthiş bir istihbarat ağları var. Türk istihbaratına 1950’lerde sızdılar. 1960’lardan başlayarak onlar eğitti ve cümle mahremiyetimize ve sırrımıza vakıf oldular. Darbelerin tamamına yakınında onların perde gerisinde parmağı var. 28 Şubat dört dörtlük bir İsrail fitnesidir. Her neyse. İşte geriye kalan tek deccal o. Lut Gölü vakıası için acı akibetini bekliyor. Şu anda 30-35 yıldır süren ve 12 Müslamn’ın hayatına mal olan savaş 3. Dnüya Savaşı’dır. Bu savaşın sonu Lut’ta biter.

      Türkiye’de bazı dini cemaatlerle temasları var. Onları etkilediler. Deccal. Mason, Yahudi, Kudüs diye yayın yapanların bugün sesi soluğu kesik. Mangırlar tatlı geldi. Yayın organlarında alenen sahiplenme var. Meseleye bu açıdan bakmak lazım.

      Sil
    3. 2* Beyda olayı 1417’de zirve yaptı.72 ay süren bir savaştır. 3 seçim, 3 final. Önce eh-i iman, sonra Süfyan sonra ehl-i iman kazanır. Sadece iki kişi kurtulur daha doğrusu iki fırka kalır. Mehdi ve Süfyan taraftarları değil mi?. Bir de çoban var Süfyan ordusunun batışını gören. Değil mi?. O çoban kim? Beyda ismi o devrin aktif siyasetçilerin soy isimlerinin baş harflerinden de oluşur. Basın ve medya üzerinden yapılan muharebeler. Beyda yani beyaz kağıt, beyaz ekran üzerinden. Değil mi? Bunun keşfi ise Beyda ile ifade edilmesi müthiş bir keşiftir. İslam’ın Mekke’den Medine’ye geçişine kinayedir. Beyda, Medine ile Mekke arasındadır.

      İ eki Arapça ve Osmanlıcada nisbet ve mensubiyet takısıdır. Galatasaraylı Fenerli demek gibi. Süfyan bir fitne hareketinin banisi olup kendisi dahil 4 liderinin egemen olduğu 4 devresi. İlk ağır darbeyi H1371’de yediler. Bediüzzaman 1925’li veya ondan önceki yıllarda Kevser Suresi’nin dalaletiyle isimlerinin ebcedi hesaplarıyla deşifre etti. İlk Süfyan’ın adına izafeten cereyan adını alır. Sonra gelenler onun yolundan gittiği için Süfyani olur. Süfyan ve 2 yardımcısının isimlerinin ebced değer aynıdır. Yanılmıyorsam Mehdi’nin ki de.
      Eskiden 100 yılda yaşanan hadisatın şimdi 7 yılda yaşandığı hesaplanıyor. Mehdi’nin 7 yıl hakimiyetinin aslı budur ve şuradan gelir. Selçuk-Osmanlı’nın 6-7 asırlık hakimiyetine karşı 7, yani 70 yıllık bir Mehdiyet-Mesihiyet dönemi yaşanacak. Ondan sonra 20 veya 25 yıl küfri bozulma devresi, daha sonraki 20 yıl ise son ve büyük 3. Deccalin (ki ona dair tek emare ve delil yoktur) hakimiyeti dönemi. Allahualem, Kabe’nin yıkılması o tarihlerdedir. O hareketin doğum tarihi ise H1425’tir. Yüzyıl sonra ortaya çıkacak o 3. Deccali doğuracak fitne hareketinin tohumlarının ekim tarihidir. Tıpkı 1222’de 1322’de ortaya çıkan Deccal-Süfyan ikilisinin haretketin ekim tarihi daha doğrusu ileri karakollarının kuruluşu gibi. Tabi Mehdi derken büyük Mehdi’ye kast ediyoruz. Diğer 27 Mehdi konumuz dışında.

      Anlaşamamak normal. Hadisleri muhkemat gibi kabul edilmesi ile tevilinden doğan bir husustur. İtiraz yok. Gayb mutlak anlamda Cenab-ı Allah’a aittir. Biz Kur’an’ın işaratına ve Resulullah’ın ihbarına aklen ve fikren inanırız ve tabiyiz. Mesele şu: Süt nimeti kaymak mı olacak yoğurt mu, onda anlaşamadık. İkisi de sütten, fark etmez. Yoğurt da olsa kaymak olsa bal döker yeriz. Sen tasalanma.
      En derin muhabbet ve selamlarla…

      Sil
  12. 2 Ekimde tezkere meclisten geçtikten sonra, birileri Türkiye'nin bataklığa dalması için provokatif eylemlere başvurabilir. Kritik günler önümüzde...

    YanıtlaSil
  13. Halen şu üç aylık fetret dönemini, Nazım Kıbrısi'nin ifadesiyle üç aylık tertip olayını anlamaya çalışıyoruz. Son hükümet belki de MHP hükümeti olabilir. CHP'nin iktidar olmasından ümidini kesenler belki dindar hükümeti devirmek için blok halde MHP'yi destekleyeceklerdir. Bu hükümet zamanında ülke saldırıya uğrayacak yada parçalanacaktır. Bu iddianın dayanağı Bediüzzamandır. Blogumda yazmıştım. Onyedinci hilal blogunda son Cumhurbaşkanı ve Başbakanın vasıfları yazılmıştı. Zürriyetsiz oluşları hakkında...
    Bu arada Talut'un savaş içinde öldüğünü yerine Davud'un geçtiğini,asıl kurucunun O olduğunu hatırlayalım. Düşmanı yenecek olan Davut'tur.
    Fırtına hızla geliyor. 3 ay sürse de, müslümanları şiddetle sarssa da, devlet, millet ve ordu ikiye bölünse de haber verilen kişi rical-i gaybin tensibiyle bu milletin başına geçecek ve uzun bir iktidar sürecektir.
    Hatta Talut'un Davud'u kıskanması ve ondan kuşkulanması konusuna şimdilik hiç girmeyeceğim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bütün İslam büyükleri iman esaslarında ittifak eder, amma keşifleri sırasında gördükleri konusunda ihtilafa düşerler. Gördüklerini ve keşiflerini muhtelif rivayet ederler. Bazen de hakikati aykırı ve gerçeğe uymayan sözler de ederler. Hatta bazen dedikleri hiç çıkmaz. Çünkü alem-i misalde bulundukların makam önemli. Bazen birçok şeyi bir arada görürler, takdim- tehiri, evveli-ahiri yoktur. Şurada mağlup olan nereden galip gelmiş veya Mehdi şurada deccal burada bir sıralama yok. Gördükleri doğru ama algılama, idrak ve müşahade kabiliyetleri bulundukları makam sebebiyle farklı olması ihtilafa yol açıyor.

      Nazım Kıbrısi ehl-i tariktir. Bazen keşifte bulunur, bazen önceki keşiflerle konuşur, bazen içtihad eder söyler. Bunlar doğru ama, zamanlama yani takvim sıralaması olmadığından rivayetlerin zaman sıralaması da muhtelif olur. Ve doğru çıkmayabilir.

      Hz. Mehdi’nun zuhurundan yüzyıl sonraki fütuhatını bazen Mehdi’nin zuhuru olarak görürler. Ve ona mal ederler ama o zat dünyadan gideli çok olmuş Veya biyolojik zuhurun görmez, fütuhatını görür şu olayda ortaya çıkar der. Bunun için gaybı bilmek Allah’a ait olduğundan gayb hakkında kesin konuşmaktan çekinir, sadece izn-i ilahi dahilinde konuşurlar. Bazen mazhar oldukları bir esmanın bir cilvesini bazen birden fazla cilvesini bazen da yüzlercesini ait oldukları hadisatta görürler. Böyle olunca rivayetlere dayanarak bugün olayları değerlendirmeye kalkarsanız hataya düşersiniz. İlminiz üst düzeyde ise belki bazen tevilatta bulunabilirsiniz. Ama kesin değildir. O hadise olur ve o zaman hakikati anlaşılır.

      İçinde bulunduğumuz zamanın olaylarına şahsi ve keyfi değerlendirmeler yapılıyor. Sanki siz ehl-i evliya ve kutubsunuz ona buna makam ve vazife isnad edip ahkam kesiyorsunuz. Bu mes’uliyetli ve çok tehlikeli bir davranıştır. Ahir zaman alametleri kitabını eline alıp okuyarak ahkam kesme, gaybı ancak Allah bilir hükmüne aykırılık teşkil eder ki, günahtır. Bugünkü iktidar dünyevidir, siyasidir, günlük ihtiyaç ve maslahatları icra etmekle yükümlüdür. Ama onu seçen milletin çoğunluğu. Millet de batılda ittifak etmeyeceğine göre dünyevi işlerinde onları murakabe edelim, ama süfyan deccal,çabir kafir ithamları doğrudan doğruya bir nevi icma-yı ümmet olan sandık sonucuna hakarettir. Bu da kimsenin hakkı değildir. Herkes haddini bilmekle mükelleftir. Allah haddini aşanları sevmez. Bu milletin her partiye çoğunluk iktidarı vermemesi çok manidardır.

      Mehdi-Deccal-Süfyah-Mesih hepsi muasırdır. Ve İslam aleminin emperyalistler tarafından işgali ve hilafetin ilgası ile zuhur, huruç ve nüzul eder. Bu da 1909-1917-1924-1926-1945’e işaret eder. Hâlâ anlamayan olabilir. Bediüzzaman 23 sözde böyleleri için (Enaniyeti bırakmayan ve asara dalan ve yalnız istidlalıyla hakikate giden) olarak tavsif eder. Yani bir nevi rengini güneşten alan bir çiçeğin “Güneşin tek ayinesi benim” demesi kadar gülünç olur.

      Sil
  14. Kritik bir zamana giriyoruz. Paralel bunun fitilini ateşlemeye uğraşıyor.
    Milyonlarca oy alıp milletin vekaletini alıp iktidar olmak zor iş.. O yüzden paralel bir kaç bin kişiyle ordu, yargı ve emniyetin içine sızıp işin kolayına kaçıyor. Milletin iradesini hiçe sayıp Neocon ve yahudi iradesine boyun eğiyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Talut-Calut-Davut meselesi ahir zamanda Mehdi-Süfyan’a işaret eder. Hz. Talut’un ordusu 313 kişi idi. Mehdi’nin talebeleri de o kadar olacak. (Mehdiyet döneminde zımnen desteklediği hadiselerde bu rakam karşınıza çıkabilir. Son güvenoyu oylaması 306 kabul+ TBMM başkanı ve izinli 6 milletvekili+ Cumhurbaşkanı olan Tayyib’in oyu= 313.) Calut’un ordusu 10 bin kişidir. Calut bir sapan taşı ile öldürülür ordusu dağılır. Çünkü o kıssayı anlatan ayetin sonunda (Allah egemenliği dilediğine verir- Allah murad ettiği şey yapar) (2/247-253) esması hükmünü icra ettiğine dikkat çekilir. Ki bu da ahir zamanda hükmünün olacağına işareten haber verir. O hakimiyette Mehdi’nin Mesih ile tevhidi dünyaya hakim kılmasıdır. İnsanlık tarihinde dünyaya hükmeden 5 kişi vardır. 2’si kafir 2’si mü’mindir. Beşincisi Hz. Mehdi’dir ve cennetin 7 efendisinden birisidir. Diğerleri Hz. Peygamber (a.s), Hz. Ali, Hz. Hasan, Hz. Hüseyin, Hz. Hamza ve Hz. Cafer (r.a). Acaba hangi siyasi bu mertebededir, hiçbiri.

      Mehdiyet iman ehlinin çoğunlukta olduğu bir cemiyette siyaset alanındaki hizmeti Süfyan’ın rejim-i bid’akaranesini ıslah etmektir. Namazsız abdestsiz, ırkçı, batıcı, ehl-i bid’a, komünist, mezhepçi özellikle din ve vicdan hürriyetine serbestiyet tanımayan ve hürmetkar olmayan partilerden ne hayır gelebilir.

      Bir de paralel yapı var ki ipleri daha önce Süfyanist komitenin, şimdi ise ana Deccal’in güdümünde. Büyük İsrail için kullanılan Sisi yönetimi, IŞİD gibileriyle aynı fonksiyonu görüyor. Mehdiyet’in cephesini bölmek, Türkiye’yi Ortadoğu siyasetinden düşürerek, İsrail, enerji şirketleri, Avrupa ve Neoon lehine avantaj sağlamaktır. Onlar böyle olduğunu bilmiyor. Hiçbir kukla kullanıldığın bilmez. Peki ne yapabilir? Hiçbir şey Mehdiyet karşısındadır. Özellikle Nur talebeleri muhkem duruyor. Pansilvanyalı eskiden Risale-i Nur'dan alıntı yaparken isim verirdi. Son konuşmasında Nakşibendi'nin (k.s) bir düsturunu naklederken hiç Nurdan söz etmemesi çok ilginç. Onun durduran gücün ne olduğunu anladığını gösterir.

      Hizmet-i Kur’aniyye ve imaniyenin bir hakikati bütün ehl-i siyaset ve dünyanın çok fevkindedir.Allah’ın şuunatını, işlerini ve meşietini bilmeyen, Hz. Risaletin (as.) davasını anlamayan dünyevi mülahazalarla hadiselere bakanlar şu siyasi devrilir bu siyasi gelir gibi nefsani ve şeytani meşgalenin zebunu olanlar gafildir. Hz. Mehdi ve talabeleri ehl-i beytin 6 ism-i azamından biri olan ferd ismine mazhardır ki, onlar hiçbir kutub, veli ve makama bağlı değildir. Hizmetlerini doğrudan doğruyla Kur’an’dan ilhamen icra ederler. Bu da ayrı bir sırdır. Var mı bunu çözen

      Sil
  15. Fatih Nurullah Efendi'nin videosunda keşfi bazı bilgiler var.. 35.dakikadan itibaren.. http://www.youtube.com/watch?v=SdudfcyRAZA&feature=share

    YanıtlaSil
  16. Hz.mehdi bir cemaat lideri olacak.risalei nurlari kendine program yapacak bediuzzaman öyle diyor...bazi seyler imtihan dairesinde oldugu icin acik acik ortada olmaz.herkes anlasa imtihan sirri kaybolur.elbetteki bazi seyler supheli gibi gorunecek.bediuzzamanin siyasetten Allaha siginirim lafini kaile alip siyasetciye ve yandasi medyadan aldigin bilgiye pek guvenmeyeceksin mesela...hersey cok acik sanki.17 aralikta birilerinin eli delindi gibi...11 yilda halkin bankalara olan borcu 51 kat artmis.ben lafa degil icraata bakarim.

    YanıtlaSil
  17. Mehmet kirkinci abinin papayla olan görüşmenin analizi videosunu ve ahir zamanda zuhur edecek hakiki isevi dininin ve musluman alemiyle masonlara karsi isbirligini ve gerekliligini ogrenin de diyalog safsatasi demeye de tovbe edin bence.ezan saatlerini bile yanlis ayarlayan, camileri masonik simgelerle ve namaz kilinmasini engelleyecek derecede psikolojik uyaricilarla donatan kimse örgüt o dur.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canım sen bir şeyler duymuş, kafan fazla almamış. Mehmet Kırkıncı bir Risale dersinde okunan sözleri tasdık ediyor. O risalede zındıka ve dinsizlerden bahsederken, sen kalkıp sadece o gruplardan sadece Masonlardan bahsediyorsun. Bediüzzaman’ın bahsettiği ehl-i zındıka büyük ve küçük Deccalleridir. Kırkıncı’nın konuşması 2004 yılında yapılmış. Kırkıncı Hoca’nın o zamanki duruşu, şimdikmi gerçek Fetullah ile çizgisi ile uyuşmaz. Gerçeği tam bilmiyordu. Gerçek ondan 10 yıl önce, yani 1994 yılında hatta 1972 yılından beri Fetullah’ın Risale-i Nur’a ters düşen ve uymayan yönü ay gibi meydana çıkmıştı. Ama yıllardır örülen hüsnü zanları aşmak kolay olmuyor. Ta 31 Mayıs 2010 yılına kadar. O tarihte gerçek bütün çıplaklığıyla ortaya çıkmıştı.
      O da şu: Mavi Marmara gibi gemileri kast ederek “İsrail’e sormadan niçin gönderiyorsunuz. Meşru bir devlet var ona sorun” diyordu. Yani korsan devlet İsrail’e meşruiyet tanıyıp işgal altında tuttuğu 1. Cihhan Harbi'nde 10 bin şehid Mehmetçiğe mezar olan Gazze’ye yardım götürülmesini İsrail adına karşı çıkıyordu. Hiçbir İslam alemi bunu söylemek cüretinde bulunamaz ve bulunamazdı. Ama bulunan çıktı. Çünkü o kendini kainat imamı sanıyor. Allah’la konuşup karar veriyor. Hatta Atlantis Dergisi’ne Ağustos 2013 tarihinde verdiği beyanatta “Kur’an Yahudileri lanetlememiştir” diyordu.
      Risale-i Nur’un bahsettiği hakaik-i imaniye ve Kur’aniyye üzerine diyalog ve ittifak yapmak başka, Büyük deccal Yahudi’nin emir eri gibi hareket edip ona sığınıp konuşmak bambaşkadır. İzzet-i imaniye ve Kur’aniyye’yi zedeleyerek amiyane tabirle onlara yaltaklanarak diyalog olmaz. Bu diyalog nedir iyi öğren. Senin yazdıklarını Kırkıncı Hoca okusa bir tane patlatırdı.

      Sil
    2. 1* Ahir zamanı ait ünlü bir Hadisi’nde Resulullah (a.s) Hıristiyanlarla ittifak yapılacağını haber veriyordu. İttifak belli bir konuda siyasi ve ekonomik anlaşmadır. Şartları vardır. Nedir bu ittifak? Komünizme karşı, onun istila tehdidine karşı NATO ittifakının kurulmasın bir işaret olabilir. ABD, bir Hıristiyan ülkesidir. Bir zındıka hareketi ve cereyanı olan Komünizmle siyasi ve askeri kadar dinen de mücadele edilmesini istiyordu. Bunun için Papa’yı devreye soktu. Papa’ya Müslüman Türkiye ile askeri ve siyasi işbirliği yapıldığı gibi dini alanda da işbirliği yapılmasını telkin etti.

      Bediüzzaman’ın 1951 yılında Vatikan’a gönderdiği Zülfikar adlı eseri Papa tarafından ilgiyle karşılanmış ve bir de teşekkür mektubu göndermişti. Ondan 10 yıl sonra Vatikan Konsülü toplanarak tarihi bir karar aldı. O karar şu: “Müslümanlar kafir değildir” Çünkü o tarihe kadar Müslümanlar için kafir deniyordu. O sıfat kaldırıldı. Ve o tarihten başlayarak dini bayramlarımız mesajlarla tebrik edilmeye başlandı.

      1967 yılında Papa 6. Paolo Türkiye’ye gelerek işbirliğini konuştu. Senin Fetullah o zaman askerden yeni dönmüş istihbarat ile hizmet stratejisi belirliyordu. Kendi dünyasında kendine verilen görevi ifa ile meşguldü. 1979 yılında bir başka Papa Papa 2. Jean Paul ülkemizi ziyaret eder. 5 yıl sonra Avrupa Kardinalleri Viyana’da yaptıkları toplantıda tevhidi kabul ederek Müslümanlar gibi tanrıya “Allah” demek kararı alır. Ancak o karar Büyük deccal Yahudiler’in müttefiki neocon ve neolibareller ve Avrupalı İslam düşmanı siyasileri tarafından açıklanması önlenir. 1990’lı yıllarda Vatikan’ın Müslümana değişen bakış açısı kitaba dökerek önemli mesajlar verilir. Ki o tarihte İsrail Türkiye’de 28 Şubat operasyonu yürütüyor ve ondan 4 yıl sonra da 11 Eylül komplosu ile ile medeniyetler çatışması fitnesini ateşliyordu.

      Hz. Mesih’in nüzulu, sırrı imtihan ve hikmet-i ibham sebebiyle gizlidir. Bediüzzaman işareten 2. Cihan Harbi’ni nazara verir. Onun bir talebesi ise bir ayete dayanarak Vatikan Konsülü toplantısından 20 yıl kadar önce (1940’ların başında) 1961 tarihini verir. Onun ihbarı gaybide belirtildiği gibi “Namazda Mehdi’ye ittiba eder" denmesinden maksat, siyasi gücü bulunan Hz. Mesih ve cemaati dini noktadan takviyeyi ve hizmet usullerini Mehdi’den ve nurani cemaatinden alacağına bir işarettir.

      Sil
    3. 2* Gülen 1995-97 yılında verdiği röportajlarda Mehdiyet’in 2. faslını ihya edeceğini iddia eder. Sanki üstüne vazife imiş gibi. Bir çeşit yağmur bulutunun altında durup da yağmur yağınca “Bakın rahmet bana yağdı demek” açıkgözlülüğü gibi bir tutum takındı. Gitti Papa’nın ayağın gösteriş yaptı. Halbuki Hz. Mesih ve cemaati Mehdi’ye gelir tabi olur. Her neyse. Bu diyalog ayağı ile gitti. Ama işin içinden başka melanetler çıktı. Yahudilerle yani Büyük Deccal'le temas kurdu. İbrahimi yutturmacasıyla diyaloga Hıristiyanlarla değil, Yahudi ve ortağı istihbarat ve fnans şebekeleriyle geliştirdi. Onun Hıristiyan diyalogu dediği şey CIA’dır. CIA’nın önemli isimleri Graham Füller, Charles Barkley gibi. CIA’nın ileri gelenlerini tuzağına düştü. (Bunun tarihi 1986. O tarihte ABD yetkilileri Başbakan olan Turgut Özal’a onula çalışması telkininde bulundu. Niçin.) FBI Ajani Edmonds, Fethullah’ın CIA ile (tabi Mossad’ı unutmayalım) işbirliği yaptığını açıkça söyledi. Onlarla okullar, medya, finans kurumları ile imparatroruk kurduğunu devlete sızdığını anlattı ve açıkladı. Fetullah’ın diyalog anlayışı budur. Artık İsrail'e çatmaz, Risale-i Nur'un adını ağzılarına almadıkarı gibi, onu sadeleştirme safsatasıyla tahrife kalkıştılar.

      Halbuki Hz. Mehdi’nin vazifesi dini, imanı, milleti ihya üzeredir. Hakaik-i Kur’aniyye ve imaniye üzeredir. O halifetullah olmak sıfatyıla tevhid bayrağını bütün dünyada dalgalandırmakla vazifeli olacaktır. Hz. Mehdi hiçbir kutub ve evliya ve asfiyaya tabi değildir. O ve cemaati Ferd ism-i azamına mazhardır. Mekke’nin kutbuna dahi bağlı değildir. O bir fıkıh alimi de değildir. Tarikat şeyhi de. Onun vazifesi bambaşkadır. Bu dünyada anlamayanlar mahşerde dillerini hayretten yutacak kadar bol bol anlayacaktır.

      Bu yazdıklarımın çoğunu Mehmet Kırkıncı Hoca da onaylar. Fetullah onaylamaz.

      Ahir zamanın hizmeti siyasi, iktisadi ve diplomatik değildir. Bu alanlar dini hizmeti yapamayacak kadar meşgul ve yeteneksiz olacaktır. Kur’an’ın arşından gelen ve Kur’an’ın manevi bir mucizesi olan bir harekettir. Bilenler bilmeyenlere anlatsın. Bu sözlerimle diğer İslami meslek ve meşrepleri küçümsediğim, beğenmediğim, ikinci üçüncü dereceye düşürdüğün anlamını çıkaran olmamalı. Her dini meslek ve meşrep ittihad-ı İslam hakikati ve vazifesi muvacehesinde bir müttefik değil, bir müttehid olması hasebiyle kardeştir. Kardeşler birbiriyle yarışmaz, herkes herkese omuz vererek vazifesini yapar. Mehdi geldiği o zaman onlar oturup leblebi çekirdek yiyecek değildir. Her bir hareket Allah’ın bir başka ism-i azamına mazhardır. Dolayısiyle harıl harıl çalışıyor olacaklardır. Aksini düşünmek hidayet ve din nimeti için bir küfran-ı nimet olur ki, Allah korusun.

      Bir hatırlatma. Ahir zamanda 7 büyük günahtan biri olan harpten kaçmak şu anlamda olacaktır. Bir nevi hizmet-i dinden kaçmak olan ehl-i bid’a ve dalalet ile işbirliği yapanlar, onlara yakın duranlar, büyük günah işlerler. Mesela Masonlar, mesela komünistlerle, mesela batıl işler için Hıristiyanlarla, Yahudilerle işbirliği yaparak milletin seçtiği iktidarlarımızı devirerek milletin gücünü kıranlar hep bu zümredendir.
      NOT: 17 Aralık operasyonu, paralel yapının, Müslüman Araplar'ın 11 Eylül fitnesinden sonra ABD ve İngiliz bankalarından resmi tehditlere rağmen çektiği ve elden ve uçaklarla 2006'dan beri Türkiye'ye getirerek (Merkez Bankası hesaplarında bu bilinmeyen para olarak görülür) hükümet yetkililerine teslim ettikleri dolarları cebellezi yapma operasyonudur. Telefon görüşmeleri ona dalalet eder. Cebellezi yaparken deşifre olup cebellezicezaevi oldular. Bir kısmı da sırasını bekliyor.Paralel yapısı hava alan Pansilvanyalı ise gökten ateş yağdırma seansları düzenliyor. Ama yalan-dolan-darbe yapısı cehennem kapısına döndü o başka.

      Sil
  18. Peygamberimiz Hz. Muhammed, hayatında sadece bir defa hac yaptı.
    O, Hacc-ı Ekber’di!
    Diyanet İşleri Başkanı Görmez’e göre, Kuran-ı Kerim Tevbe Suresi 3. Ayette geçen bu ifade, “iki bayramın birleşmesi” anlamına geliyor. Çünkü, Peygamberimizin haccında, arife günü cumaya rastlamıştı.
    Yine arife günü cumaya rastlıyor ve yine bir “Hacc-ı Ekber” yaşanacak.

    YanıtlaSil
  19. Zentürk: Uyarıyorum, savaş genişleyecek, büyüyecek
    IŞİD’e karşı başlatılan savaşın bölgede giderek genişleyeceğini belirten Star yazarı Ardan Zentürk, Irak ve Suriye tezkeresini değerlendirdiği yazısında orta doğuda savaşın giderek yaklaştığını söyledi. yazının tamamı: http://www.dunyavegercekler.com/haber/5516-zenturk-uyariyorum-savas-genisleyecek-buyuyecek.html

    YanıtlaSil
  20. Bayramın gelmediği yerler
    İsmail KILIÇASLAN
    Yeni Şafak
    http://www.yenisafak.com.tr/yazarlar/ismailkilicarslan/bayramin-gelmedigi-yerler/56218

    "Bir de maalesef 'bayramın hiç gelmediği' yerler vardır dünyamızda. Sayıları günden güne, yıldan yıla artmaktadır. Geçen yıl Şam'a, Halep'e, Kahire'ye, Myanmar'a, Kaşgar'a gelmemişti. Bu yıl yanlarına Kobane, Musul, Gazze de eklendi. Gelecek yıl belki Bağdat da eklenecek listeye. Ondan sonraki yıl belki Gaziantep, İstanbul, Saraybosna..."

    YanıtlaSil
  21. felsefem adlı arkadaşa: Abd ye demediğini bırakmıyorsun her yerde eli var diyorsunda yalnız şunu unutuyorsun: senin fethulah büyük şeytan abd den İslama hizmet ettiğini savunuyor bnu bir anla. Abd de birisi gerçekten İslama hizmet edecek ve abd buna sessiz kalacak. Türkiye Fethullahı istediği halde ne pahasına olursa olun vermeyecek öyle mi? Ne zamandır abd Müslümanı savunur oldu? Sen gülencisin ben Nurcuyum aradaki farkı anlıyor musun? Nurcuların lideri Fethullah değildir. Bediüzzamanın vekili harcı Ahmet Hüsrev Altınbaşaktır. Hani şu Üstadın Hüsreve bin canım olsa hepsini feda ederim dediği altın kalem 2. üstadımız. Ondan sonra da yerine Said Nuri Ertürk Hocamız geçmştir, şuan görevinin başındadır. Fethullah hakkında Erdoğanı uyarmıştır. Ama Erdoğan hem askeriye hem cemaat vesayetine karşı aynı anda savaş açamayacağı için cemaatle anlaşma yapmak durumunda kalmıştır.

    Evet Ergenekon bir uydurma isimdir. Mesela paralelde bir yakıştırmadır, yoksa ne ergenekonda olan ergenekonda olduunu biliyor nede paralelde olan paralel de olduğunu. Çünkü deccalin sistemi çok karışık hizmet ettiğini anlamak çok zor.Ama askeriye içinde bir örgüt vardır ve yurtdşından deccal tarafından yönetiliyordu cemaate işbirliği yapılıp yıkıldı yerine daha güçlü cemaat vesayeti kuruldu. şimdi ise askeriyeyi yanına alan Erdoğan cemaat vesayetini yıkıyor. Çatlasanız da patlasanız da oyuna getirdi adam sizi.

    Biz Fethullahı 20 yıldır biliyoruz amacını dahi çok iyi biliyoruz. Kadir mısıroğlunun 20 yılönceki videosu var bakın orada ne diyor Fethullah hakkında ne kadar isabetli bir yorum: http://www.youtube.com/watch?v=i1_aH15ruoQ

    Senai Demirci den senin hocana cevap var buyur:

    "Atatürk olmasaydı, Fransızlar Antep'ten sonra ülkenin bütününü işgal eder, kadınların örtüsünü başından çeken askerlerin baskısı altında kalırdık. Başı örtülü kızlar okullarda okuyamaz ve başörtülü memur olunamazdı. Annesi ve karısı örtülü diye, namaz kılıyor diye subaylar ordudan atılırdı.

    Atatürk olmasaydı, İtalyanlar bir yolunu bulup geçmişimizle bağımızı koparmak için harf devrimi yapar. Mesela yeryüzünün en değerli kütüphanelerinden Süleymaniye Kütüphanesi'ndeki el yazma eserleri en az 90 yıl sustururdu. Bununla da yetinmez, Müslümanların halifesini aşağılayarak yurtdışına sürerdi.

    Atatürk olmasaydı, İngilizler Kastamonu'ya aniden çıkarma yapar. Churchill herkesi şapka giymeye zorlardı. Şapka giymeyi reddeden vatandaşları için seyyar mahkemeler kurar, seri idamlar yaptırırdı. Hatta şapka kanuna karşı çıkıyor diye iki önemli şehri Rize'yi ve Trabzon'u denizden bombalatırdı.

    Atatürk olmasaydı, Amerikalılar ülkenin yönetimini ele geçirir. Seçilmiş ilk meclisi zorla dağıtır. Ali Şükrü gibi vatansever düşünürleri öldürtür. Kendi keyiflerine göre kurdukları meclis sayesinde, ülkeyi en az 30 yıl tek parti ile yönetirlerdi. Kendi adamları dışında kimseye oy hakkı vermezler, seçilme hakkı tanımazlardı.

    Atatürk olmasaydı, Hitler ülkeyi işgal eder. Türk ırkını üstün ırk ilan eder, Kürtleri, Rumları ve Ermenileri aşağı ırk sayar. "Türkiye Türklerindir" dedikten sonra kendilerini Türk saymayanları Anadolu'dan sürerdi. Hitler bununla da yetinmez, Dersim'de sırf Kürt diye çoluk çocuk, kadın erkek on binlerce savunmasızı bombalarla imha ederdi.

    Atatürk olmasaydı, Ruslar Anadolu'yu ele geçirir, camileri ahır yapardı. Medreseleri kapatırdı. Devrin en önemli düşünce odakları olan tekke ve zaviyeleri yasaklardı. Ezanı susturur, yerine anlamsız gürültüler koyardı.

    Atatürk olmasaydı, İstanbul Yunanlılara kalırdı. Yunanlılar Fatih Sultan Mehmed'den Bizans'ın intikamını almak için Ayasofya Camiini müzeye çevirirdi.

    Neyse ki Atatürk geldi de...

    YanıtlaSil
  22. asil türkkardeşim...atatürk hakkındaki yorumuna tamamen katılıyorum...

    hüsrev abi üstadın gördüğü kader levhasında beyaz sarıklı gençtir...ne kadar övse yeridir...fakat nur talebelerinin üstadı görmüş olmanın verd,iği kibir yüzünden aksiyonsuzlukları yüzünden miskinlikleri tenbellikleri yüzünden beyaz sarıklı genç ünvanı allah tarafından f.gülene verilmiştir...

    tenbelsiniz...aksiyonsuz sunuz...allah şükretmeyenden rızkı alıp şükredene verdiği gibi
    sizin vazifenizi f.gülene verdi...istersen sağlamasını yapalım....

    mehdiyetin risalelerde geçen yüzlerce vasfı vardır...üç temel vasıftan başlayalım...

    ağrı dağının infilak edip tüm dünyaya yayılması ve peygamberimizins.a.v. nin isminin ve risalelerin güneşin doğup battığı her yere gitmesi...

    siz mi götürdünüz kardeşim üstadın ölümünden tam 54 sene geçmesine rağmen ...götürdünüzmü? götürdünüzde biimmi haberimiz yok...

    biz götürdük kardeş...

    2 goncalar açıp üstadın bu açan goncalaıseyredip mezarından şükretmesi...nur cemaati gittikleri ülkelerde hizmetlerini tamamlayıp ö yerin insanlarına devrettilermi ...goncalar açtı mı? açtıda bizmi görmedik...

    90 ülkede goncalar açtı..devredildi...şimdi onlar biz olmadan bizden iyi hizmet ediyorlar...

    daha yüzlerce sayayımmı...kısacası beceremediniz...bu yükü kaldıramadınız..bu da bizim sırtımıza yüklendi...

    ha tüm bunları biz sizden iyi yapacağız dersen o ayrı...1 adım sonra zulümat başlayacak...zulümatta mı bunları yapacaksınız...ha yok üstad bir asır dedide bu 2 asırmı oldu...mehdiyet basit bir cemaat yapılanmasımı zannettin sen....

    çatlasanda patlasanda çantacı necmi abi gibi göbeği üstünde zigon sehbaya gerek duymadan ikram yiyen insanlardan mehdiyetin 2. safhası olmaz kardeş...kusura bakma...

    gelelim amerika mevzuna...

    amerikaya hiç gittinmi? oranın sistemi hakkında bir fikrin varmı? orda islama hiç hakaret edildimi? makom x olayı hakkında ne biliyorsun?amerika sisteminde dernek vakıf okul dersane yurt vb açma koşulları nelerdir...?sivil toplum yapısı nasıldır...neden bu deccal ülkesi (deccal ülkesidir doğrudur)kapitalizm denen deccali sistemin başıdır...neden almanya değildirde amerikadır...neden müslümanlar elini kolunu sallayarak rahat rahat geziyorlar...neden kimse gık diyemiyor?amerika 15 trilyon dolardan fazla gsmh yi nasıl elde etti..?nasıl istediği kadar karşılıksız dolar basıp dünyada istediği her yeri her malı alabiliyor...bu olurken devaliasyon neden olmuyor...?neden tüm dünya parasını amerikaya emanete diyor?vs vs bok mu var bu amerikada...

    kardeş amerikadaki bok şudur...meşru olduktan sonra herşey serbest...alayı serbest...hizmetinde alayı serbest tebliğinde...

    sana bir örnek vereyim...bugün amerikada güvercin severler derneği açsan...bu dernek haksız yere kapatılsa o gün 10 trilyon dolar ülkeyi terk eder...dolara kıç silinir...(argolar için özür dilerim) bundan haberin varmı?

    yok inanmıyorsan amerikada kalmış birine git sor...

    amerika osmanlıyı taklid edip benim topraklarımda kimseye zulm edilmez diyebildiği için kapitalizmin başı...o yüzden 50 yıllık borç tahvili satabiliyor...o yüzden karşılıksız parabasabiliyor...98 yılında eniştemle nur cemaati oturmasının polis tarafından basılıp 6 saat nezarette kaldığımızı bilirim....sizin cemaatin ha....gülen cemaati değil...

    amerikada sen bunu yapta görelim trilyon dolarların uçuşunu...ha birde obama siyah babasıda müslüman ha...haberin olsun...niyet kötü ama taktik iyi...asil türk istedi diye f güleni 2. malkom x vakası yapmazlar canım...guatamaloda adama bok yedirirler kendi ülkesinde canım cicim...niyet farklı realite farklı anlıcan...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kardeşim... Fikirlerinizi ifade etmenize itirazım yok. Ancak lütfen argoda sınırları aşmayalım.

      Sil
  23. HSYK‘da tarihi yarış başladı
    Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) seçimleri için İstanbul'da adli ve idari yargı görevi yürüten bin 782 hakim ve savcı, İstanbul'da sabah saatlerinden itibaren oy kullanmaya başladı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Üç aylık kaos dönemi yolda...

      Sil
    2. Hayırlı olur inşaallah iyi yönde gelişmeler var bu ara
      13 Ekim 2014 12:24
      Gizli kardinal kimsenin dikkatini çekmedi?

      yazınız dikkati çektide o değilse vebal büyük sukut ediyoruz

      Sil
    3. Bu bilgi en az 15 yıl önce verilmişti. Ancak açıkça değil, ima yollu.. O yüzden biz de perdeyi yırtmıyoruz. Bunu o sıralar Bediüzzaman'ı hayatta iken gören bir zatın ifadesi üzerine yazmıştım. Ama temkin şart... Faydası yok, zararı olursa çok ...

      Sil
    4. Belki de bu hayırlı gelişme paralel çetenin yargı üzerindeki planlarının deşifre edilmesiyle boşa çıkarılmasıyla olmuştur. Eğer açığa çıkarılmasaydı yargı seçimleri tam da onların kurguladığı biçimde gerçekleşseydi, yargı yoluyla milli iradeyi bloke edeceklerdi. Şimdi komplo açığa çıkarılıp safdışı edildiler.
      Görünen o ki, perde altında kalınca dev gibi zannedilen güç aslında bir cüce imiş. Bütün kuvvetleri perde altında çalışmaları ve saman altından su yürütmeleri imiş.

      Sil
  24. HSYK seçimlerini paralel kaybetti. Bu durumda yorumları update etmek lazım. Bakalım bundan sonra ne olacak? Hedef mi küçültecekler, yoksa ...?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu sefer mutlaka başka bir yerden ve zayıf gördükleri başka bir alandan gelecekler...

      Sil
  25. Zaman'daki yazılarına son verildikten sonra görüşlerini twitter hesabından paylaşan Gülerce, bugün attığı twitte şunları söyledi: "7 Şubat, savaş ilanıydı. 25 Aralık topyekun saldırıydı. Durdurmaya çok çalıştım. Ama çok bilmiş çekirge ile "müneccim" yaftası yapıştırıldı."

    YanıtlaSil
  26. PARALEL YAPIDAN TABANA MESAJ...

    "ERDOĞAN MUTLAKA YARGILANACAK"
    Paralel Yapı'nın, 17 Aralık sürecinin bitmediğini ifade ederken, "Cumhurbaşkanı Erdoğan, mutlaka yargılanacak. Saltanatı en fazla cumhurbaşkanlığı süresince devam eder" diyerek mensuplarını motive etmeye ve bir arada tutmaya çalıştığı anlaşıldı.
    "ABD BİZİ SIRTIMIZDAN VURDU"
    Paralel örgütün mensupları için ürettiği savunmalardan birisi de ABD ile alakalı. Yapı, kendilerine karşı bir tasfiye süreci başlatıldığını bunun da ABD'nin Türkiye ile ilgili çıkarlarında kendilerini tehdit olarak görmesinden kaynaklandığını savunuyor. 17 Aralık darbe girişiminin başarısız olmasını ABD'nin desteği çekmesine bağlayan Paralel Yapı yöneticileri, "Cemaat ABD'nin Türkiye'deki hedeflerine karşı durduğu ve engel olacağı için tasfiye ediliyor. ABD bizi sırtımızdan vurdu. Ortada bıraktı" dedi.
    'ORDUDAKİ GÜCÜMÜZ YETER'
    Paralel Yapı'nın, tabanına verdiği bir diğer mesaj ise "Yılgınlığa kapılmayın. Hala bir umut var" anlamı taşıyor. Paralel Yapı, diğer alanlardaki tasfiyelere rağmen Türk Silahlı Kuvvetleri içindeki gücünün yeterli olduğu vurgusu ile tabanına gelecek için ümit telkin etmeye çalışıyor. Son çare olarak "darbe" iması yapan Paralel Yapı'nın imamları, "Sadece ordudaki gücümüz bize yeter" dedi. Yapının tabana gönderdiği ve "Çevrenize anlatın" dediği mesajda, "TSK mensuplarının hala önemli bir bölümü sempatizanımız, mensubumuz. Bu oran ileriye matuf çalışmalarımızda bize rahatlıkla yeter, fayda sağlar. TSK'ya güvenimiz tam ve devam ediyor" denildi.
    Kaynak : Sabah

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    2. ABDURRAHİM ÇOKGUNGOR26 Kasım 2014 17:01
      Hangi maşa, muteharrik-i bizzat oldu da buPansilvanya çetesi öyle olsun. Dini maslahatı kullanarak, dünyevi gayeleri gerçekleştireceğini sananların ıslah tokadıdır yaşananlar. Sen Risale-i Nur'u tahrif et, deccalin adını Risalelere sok, 30 yıldır önce yerli, sonra dünyevi deccallistlerle işbirliği yapmanın bir zecri tokadı olacaktı. Ve oldu. Daha da var.Bir iki tane kıytırık hukukçu-emniyetçi şebekesiyle hakim-i mutlak olacağını sananlar bu sapıklığın hakimiyeti içinde batıp gidecektir.

      Tayyib'in en büyük başarısı bu Mehdi -Mesih kılığına giren sinek sürüsünün ipliğini pazara çıkarması ve onlarla mücadelesi oldu. O sinekler sürüsüne ait bana bir tane manevi işaret gösteremezsinz. Ama Tayyib için Sebe Suresi’nin 15. ayetini gösteririm. O surede ne olduğu daha önce yazdım. Tabi burada şahıstan çok şahs-ı manevi yani ehl-i iman ve İslam’ın hayrı söz konusu. Ben tam tamına bu çetenin iğrençliğini 1993’ten beri tam bilir ve 1985’in başından beri müttaliyim. Refahyol’a yaptıkları namertlik unutulmadı.

      Dini söylemin maksadı, dünyevi saltanat ve makamlar olduğu sürece, orada iblisi-i lain ve taifesinin mel’un tuzaklarında kıvrım kıvrım kıvranmak olur.

      Pansilvanya çetesine duyurulur. Bediüzzaman, bu zamanın şahıs değil şahs-ı manhevi olduğunu belirtir. Dinde hassas muhakeme-yi akliyeden noksan bir meczubun peşinden gidenlerin feci akibeti, Fatih’in fethini engelleyen Cibali Baba’nınki gibi olacaktır. Tayyibin en büyük hizmeti Risale-i Nur’u onların şeytani tahrifatına karşı kanuni bir zırh getirmesidir ki, bu onun ahiretini de dünyasını kurtarmaya yeter de artar bile.

      Ey Pansilvanya çetesi hadi! Anayasa Mahkemesi’nden o kanunu çevirtin de, sizi yamyassı ezecek kapıda sizi hasretle bekleyen darbe gelsin. Hodri meydan,.

      Sil
    3. Nahl-95. Ve Allah'ın ahdini az bir bedel ile değişmeyin. Şüphe yok ki, Allah'ın katındaki sizin için daha hayırlıdır, eğer bilir iseniz.

      Nahl-95. Ve ey insanlar!. (Allah'ın ahdini) Peygamberi ile yaptığınız biati, anılaşmayı muhafaza ediniz, öyle ebedî selâmete, saadete vesile olan pek muazzam bir nimeti, dünya varlığı gibi, (az bir bedel ile değişmeyin) bu dünyevî varlık ne kadar büyük görülse de geçicidir, o muazzam din nimetine karşı ne kıymeti olabilir?, (şüphe yok ki. Allah'ın katındaki) sevap, dünyevî ve uhrevî mükâfat, zafer ve ganimet (sizin için daha hayırlıdır) o ebedî bir hayır ve olgunluktur. (Eğer bilir iseniz) eğer siz bilgili ve iyi ile kötüyü birbirinden ayıran kimseler iseniz, elbette bunu takdir edersiniz.

      Deniliyor ki: Kureyiş müşrikleri, bazı zayıf müslümanları saptırmaya çalışıyorlardı, dinden döndükleri takdirde kendilerini faidelendireceklerini va'd ediyorlardı. İşte bu âyetler, o gibi kimseleri uyanmaya davet etmekte bulunmuşt

      Sil
  27. LATİF ERDOĞAN’IN İFADESİNDEN…
    Bir dönem Fethullah Gülen'in en yakınındaki isimlerden olan Latif Erdoğan, Paralel Yapı soruşturması kapsamında savcılıkta verdiği ifadesinde “Paralel yapı artık CIA ve Mossad'ın eline geçmiş ve artık ABD ile İsrail adına hizmet eder bir hale gelmiştir” dedi.
    Gülen aracılığı ile dış güçler darbe girişimi neticesi hükümeti ele geçireceklerini ya da devireceklerini zannettiler ancak halkın her şeye rağmen devlete sahip çıkması neticesinde bütün planlar bozuldu.
    Recep Tayyip Erdoğan rahatsızlandığı zaman cemaate ait bir hastaneye yatırıldığını duyan Hakan Fidan hızlı bir şekilde hastaneye yetişip ameliyata mani olmuş ve Paralel Yapı'nın amaçladığı tehlikeli sonuca engel olmuştur. Bu sebeple İsrail ve Paralel Yapı tarafından Fidan sevilmeyen bir şahsiyet olmuştur.
    Fethullah Gülen in iki temel hedefi vardır. Birincisi 'üst akıl'ı memnun etmek, diğeri ise dünya üzerinde bu anlayışı entegre etmektir. Bu üst akıl dershaneler konusunu fırsat bilerek, Gülen'in hükümete karşı harekete geçmesini sağladı. Devlet içinde yatay bir büyüme gerçekleştiren Paralel Yapı, dikey büyüme sürecine geçerek devletle çalıştı.
    Gülen'in yakın çevresine 17 Aralık süreci ile ilgili "Keşke şimdi yapmasaydık" dediğini duydum. Bu şekilde konuşmasının nedeni ise yapılan hareketten sonuç alınamaması. Eğer bu sonuç alınsaydı; Gülen, Humeyni misali yurda dönecekti. Bu başarısızlık aynı zamanda cemaatin ABD ve İsrail nazarında prestij kaybetmesine neden olmuştur.
    Sabah Gazetesinden….

    YanıtlaSil