.

ALLAH; DEVLETE, MİLLETE VE ORDUMUZA ZEVAL VERMESİN

13 Eylül 2014 Cumartesi

ABD'NİN IŞİD HAREKAT PLANI

IŞİD'i batıda muhalif güçler, doğuda ise Irak ordusu ve Kürt peşmergeyle bitirme amacındaki ABD, kara unsurlarına alan açmak için hedefleri havadan bombalayacak. Bomba yağan yerlere ise kısa sürede ABD'li uzmanların eğittiği gruplar müdahale edecek. Sürecin mezhep savaşına dönüşmesinden endişe ediliyor.



Amerika'nın IŞİD'i yok etme stratejisi netleşmeye başladı. Muharip güç kullanmayacağını açıklayan ABD, bölgeye daha önce gönderdiği 390 askeri danışmana ek olarak 320 istihbarat ve kara koordinasyon subayı yollayacak. ABD ve koalisyon güçlerinin desteği ile karadan hareket edecek olan yerel unsurlar Irak, Kürt bölgesi ve Suriye'den olmak üzere 22 farklı noktadan havadan destekli kara operasyonu düzenleyecek. Savaşın Irak cephesinde, Kürtler ve Şii grupların tam desteğini arkasına almayı planlayan ABD, Iraklı Sünni aşiretleri ikna etmek için ise 7 günden bu yana Bağdat-Erbil hattında mekik dokuyor.

LOJİSTİK HAT TALEBİ

Savaşın stratejik bir başka yakası konumundaki Suriye'de ise Kürt gruplar, Suriye muhalefeti ve İslamcı kanatta yer alan Tehvid Tugayı'nı ortak koordinasyon ile hareket etmeye ikna eden ABD, 3 yıldan bu yana Esed'e karşı savaş sürecinde esirgediği silahları göndermek için Türkiye üzerinden bir lojistik hat oluşturmayı amaçlıyor. Ankara ise ABD'nin bu ikiyüzlü tavrı karşında 'terörle mücadelede işbirliğine devam, ancak IŞİD'e karşı savaşta farklı çözümler devreye girmeli' diyerek şimdilik savaşın dışında kalmaya özen gösterecek.

Kaynak: Haberin devamı için....
http://www.yenisafak.com.tr/gundem/abdnin-isid-harek%C3%A2t-plani-684596

74 yorum:

  1. İbrahim Karagül'ün yazısı:
    3. Irak Savaşı ve IŞİD'i Cehenneme göndermek!

    http://www.yenisafak.com.tr/yazarlar/IbrahimKaragul/3-irak-savasi-ve-isidi-cehenneme-gondermek/55846

    YanıtlaSil
  2. 3. Irak Savaşı

    İbrahim Karagül:
    Kim ne derse desin bu, 1991 Körfez Savaşı ve 2003 Irak işgalinden sonraki 'Üçüncü Irak Savaşı'dır. Her ABD başkanına bir kahramanlık hikayesi yazılır. Galiba Barack Obama için de böyle bir senaryo hazırlandı. O da bir savaş kahramanı olacak ve gelenek değişmeyecek.

    YanıtlaSil
  3. İbrahim Karagül:

    IŞİD BİR ENERJİ HARİTASIDIR!

    IŞİD sadece Sünni meselesi değildir. IŞİD bir enerji kavgasıdır. Örgütün daha ilk günden bu yana özellikle enerji haritasını izlemesi dikkatlerden kaçmamalıdır. Irak ve Suriye'nin petrol bölgelerine, boru hattı güzergahlarına yönelmekte özellikle Sünni bölgelerdeki enerji havzalarını denetim altına almaya çalışmaktadır. Ayrıca IŞİD'in S. Arabistan'ın petrol bölgelerine yöneleceği bile konuşulmaktadır. Öyleyse örgütün bu gücü nereden aldığı devletler kadar şirketler üzerinden de sorgulanmalıdır.

    YanıtlaSil

  4. ABD'nin silahları IŞİD'in eline geçti
    Uluslararası toplumun Türkiye'nin Irak ve Suriye uyarılarını dinlemediğini belirten Davutoğlu, 'Suriye'de baskı mezhep çatışmasına dönüştü. Irak'ta da Maliki yüzünden ordu her şeyi bırakıp kaçtı. Amerika'nın Irak'a bıraktığı silahlar, en sofistike silahlar IŞİD'in eline geçti' dedi.

    http://www.yenisafak.com.tr/politika/abdnin-silahlari-isidin-eline-gecti-684616

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. http://www.gazetevatan.com/-isid-abd-sinirina-dayandi-iddiasi-676899-dunya/
      haber doğru ise adamlar abd de eylem yapabilirler

      Sil
  5. İslam barış dinidir. Bunlar Müslüman değil canavar
    İngiltere Başbakanı David Cameron, terör örgütü Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) ile mücadeleye devam edeceklerini belirterek, "İslam barış dinidir. Bunlar Müslüman değil canavar" dedi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Okurlarımız İngiliz Başbakanının bu sözleri için acaba ne düşünüyorlar?

      Sil
    2. gavur 100 yıldır tüm islam ülkelerine bir adamını koydu müslümanları yerli satılmışlarına öldürttü
      alemi islam canhıraş bir şekilde ayağa kalkmak isterken batı buna engel olmak istiyor
      işid yöntemleri canice deniyor yani vucud bütünlüğüne riayet etmeden öldürüyorlar
      kendileri ise vucud bütünlüğüne riayet edip milyonları öldürdüler
      http://www.youtube.com/watch?v=hCRcydUm2Qs
      işid in hataları olabilir ancak benim görüşüm kim gavurun hatırına işid olsun kim olursa olsun müslüman ım diyene vurursa alçaktır
      sorun petrol gaz sorunudur
      türkiye bu savaşa sokulup pakistanlılaştırılmak isteniyor
      yıllarca şii maliki fellucede sünni bölgede sünni katletti
      sünniler ayağa kalkıp petrol bölgesi eski topraklarını istiyor
      barzani şiiler bunu reddediyor
      sünnilerin hakları işid diye gasbedliyor ve gasbedilmek isteniyor
      ALLAH(C.C)fırsat vermesin büyük bir sünni katliamına gavur ve destekcileri eliyle şahit olacağız
      kan katliamın bedeli petrol bölgeleri batı hayrına onlara hizmet edenlere verilecek
      bir ucu artvinden karadenize bir ucu hatayda akdenizde yeni bir devlet kurulmak istenecek
      sebebi de bizim teröre destek veren ülke olmamız

      Sil
    3. Yusuf Kaplan'ın yazısı:
      http://www.yenisafak.com.tr/yazarlar/YusufKaplan/muslumanlari-nicin-canavar-olarak-sunuyorlar/55877

      Müslümanları niçin 'canavar' olarak sunuyorlar?

      Dünkü Yeni Şafak'ta ilginç bir haber vardı. İngiltere Başbakanı Cameron, IŞİD'i kastederek, 'Bunlar Müslüman değil, canavar' demiş!

      ZOKAYI YUTTURAMAYACAKSINIZ!

      Tam İngiliz 'numara'sı bu! O 'canavar'ı icat eden sizsiniz!

      Niçin? 'Müslümanlar, canavar' demek için!

      Ama 'asıl canavar'ın siz olduğunuzu bütün dünya biliyor. Sömürgecilik tarihinde nerdeyse bütün dünya üzerinde ve bütün kıtalarda işlediğiniz cinayetleri, ektiğiniz nifak tohumlarını, kurduğunuz tuzakları dünyanın unuttuğunu sanıyorsanız, yanılıyorsunuz.

      Yaptığınız, yapmaya çalıştığınız şey, Müslümanları 'canavar' olarak ilan etmek.

      Ama bu, bir zoka! Bu zokayı yutmayacağız, yutturamayacaksınız!

      Tipik İngiliz psikolojisini çok iyi yansıtan Cameron, hızını alamamış ve şöyle devam etmiş: ''IŞİD'e karşı kapsamlı bir strateji uygulayacağız!' diye eklemiş!

      Bu da, tam bir karartma operasyonu! Hem de çok katmanlı, karmaşık, Müslüman kitlelerin zihinlerini fenâ hâlde karıştırmaya yetecek bir karartma operasyonu!

      Yazının devamını ilgili linkten okuyunuz....

      Sil
    4. İngiltere Başbakanı David Cameron: "İslâm dini, barış dinidir” dedi. 14 Eylül 2014
      Obama, "İslam barış dinidir" dedi. 24 Eylül 2014

      Çok ilginç bir durum !!!

      Sil
  6. Türkiye ile ABD artık müttefik değil
    Amerika'da yayınlanan Wall Street Journal Gazetesi, önemli bir iddiada bulundu. Gazete'nin iddiasına göre; Türkiye'nin IŞİD'e karşı uluslararası mücadelede artık Amerika'nın tarafında yer almıyor.

    YanıtlaSil
  7. Hangi kampı seçmeli?
    Mustafa Özcan
    Bush’un siyasi literatüre hediye etmiş olduğu kavramlardan birisi ‘ya benimlesin veya karşımdasın’ (dayatması) olmuştur. Bu bir seçenek sunma değil aksine iki şık arasında bir dayatmadır. Bizde geçmişte ‘bitaraf olan bertaraf olur’ denirdi. Bunu IŞİD türü bazı İslamcı örgütler de kullanırdı. George Walker Bush tam da bunu kastetmiştir. Saddam-Bush sonrasında yeni bir dayatma ile karşı karşıya bulunuyoruz. IŞİD ile ABD dayatması. IŞİD sahada ittifaklar zincirine izin vermiyor. IŞİD’in bulunduğu yerde başka bir silahlı örgütün faaliyetine izin verilmiyor. IŞİD’in iki kategorisi var. Bunlar arasında dost kümesi veya kategorisi bulunmuyor. Ya da tarafsızlık kategorisi bulunmuyor. Ya bendensin yani bendemsin ya da karşıtım ve düşmanımsın kategorileri.

    Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) örgütünün Türk komutanlarından olduğu iddia edilen bir militan sosyal medya üzerinden tehditler savurdu. Görüntülü mesajında tehditler savuran militan, “Bilsinler ki onların tamamı bu topraklarda yok olacaklar. Amerika şöyle diyor, 'Ya bizdensiniz ya onlardan’ evet biz de öyle diyoruz, ya bizdensiniz iman edenlerden ya da kafirler safındasınız. Kişi sevdiğiyle birliktedir” diyerek tekbir getirip sözlerini tamamlıyor (http://www.milliyet.com.tr/turkce-konusan-isid-militanindan-tehditler-manisa-yerelhaber-250131/ ).

    *

    Görüntülü mesajdaki militan aynı zamanda melheme-i kübra döneminde bulunduklarını söylüyor. Bu dönemde iman ve küfrün iki kampa ayrılacağından hareketle kendilerinden olmayanları küfre nispet ediyor. Bu arızalı bir anlayış. Kafayı Mahkeme-i Kübra yerine mehleme-i kübraya takmış. Bu söylediğinin bir sağlaması yok. Sonra kıyamet alametleri üzerinden yeni bir fıkıh üretmek ve geliştirmek mümkün değil. Hadislerde Hazreti İsa’nın domuzu boğazlayacağı, cizyeyi kaldıracağı yani ehl-i kitap noktasında bazı yenilikler getireceği ifade edilmektedir. Bu ehl-i kitabın onun zamanında Müslüman olması süreciyle alakalı bir detaydır. Bu onun geliştireceği ve onun konjonktürüne mahsus bir fıkıhtır.

    Ya da o döneme mahsus bir fıkıhtır. IŞİD’ciler ise iddia düzeyinde apokaliptik fetvalar üretiyorlar. Kıyamet alametleri sürecinde yaşadığımız gerçeği başka, bu dönemin kahramanları arasında olduğumuzu varsaymamız daha başkadır. Evdeki hesap çarşıya uymaz. Siz kendinizi ahirzaman halifesi veya Mehdisi görebilirsiniz ama serde Harici olmak da var. Sizin olduğunuz ne malum? Müteşabihi kendi üzerlerinden muhkem hale getiriyorlar. Bu, dini anlayıştaki çarpıklığa girer. İnsanın kendisini hüsnü kuruntu ile bu makamlara layık görmesi ve bunun üzerinden herkese zulüm icra etmesi nihayetsiz bir çarpıklıktır. Dolayısıyla IŞİD’in ideolojisi çarpıklığı barındırmaktadır. Bizi bağlamaz. Öyleyse Amerikan kampına geçebilir miyiz? Veya IŞİD karşısında onların safında yer alabilir miyiz? Kim katılırsa katılsın Amerikan koalisyonu özünde bir Haçlı koalisyonudur.

    *

    Dolayısıyla bu iki çarpık yapı arasındaki savaşta ideolojik anlamda taraf olmak mümkün değil. Geriye, Müslümanların maslahatı hangi tarafta olduğu sorusu kalıyor. IŞİD’in sahaya hakim olması ve kontrol etmesi kabul edilemez. Yine IŞİD üzerinden ABD’nin bölgeyi kontrol etmesi ve geleceği dizayn etmesi de Müslümanların hiçbir menfaatini karşılamamaktadır. ABD Genelkurmay Başkanı Orgeneral Martin Dempsey Suriye’de muhaliflerin hiçbir parçasının veya yelpazesinin kendi çıkarlarını karşılamadığını söylemişti. Onların çıkarını karşılayan IŞİD ve aleyhindeki bu koalisyondur. Martin Dempsey’in sözlerinden yola çıkacak olursak; IŞİD ve karşıtlarından hiçbirisi bölgenin ve Müslümanların düşüncesini karşılamadığı gibi çıkarını veya maslahatını da karşılamamaktadır. Bu IŞİD ile ABD’nin kendi savaşıdır. Kozlarını paylaşsınlar. Lakin keşke kozlarını burada değil Müslüman coğrafyanın dışında bir sahada paylaşsalar. ABD kendi davasını ( Haçlılık) ve savaşı kendi topraklarında sürdürebilse. Bizim için üzücü olan; bizim olmayan bu savaşın yakıtı ve coğrafyası durumunda kalmamızdır. Ve buna çekilmek istenmemizdir.

    YanıtlaSil
  8. Arkadaşlar malesef gelinen son durum yeni bir haçlı seferini işaret ediyor.

    Bu sözde kafa kesme videoları amerikayı savaşa çekmek için yapılan bildik aldatmacalardır. Yani bu kadar kötü bir kurgu olur. Adamın birazdan kafası kesilecek ama obamaya öyle sakin ve iyi hazırlanmış mesajlar veriyor ki sanki senatoda konuşma yapıyor. Yanındaki sözde militan bile obamaya posta koyuyor aklınca

    Türkiyeyi de rehine konsolosluk çalışanlarıyla savaşa çekmek istiyorlar.
    Durumlar çok fena halde karışmış durumda...

    Bu sefer büyük bir savaşı şansa bırakmak istemiyorlar.
    İngiltere de aleni olarak bir açıklama yapmışsa bu işin planlama aşaması bitmiş demektir.Cameron resmen bölme harekatı yapıyor.

    Papa da 5.haçlı seferi çağrısını yapmış durumda
    http://theconservativetreehouse.com/2014/08/11/the-fifth-crusade-pope-francis-calls-for-armed-christian-crusades-against-islam/

    Bu sefer fark şu ki müslümanları müslümanlarla yok etmek istiyorlar. Işid sadece bir araç.

    Allah müslümanlara yardım etsin kafirlere imkan vermesin inşallah

    YanıtlaSil
  9. İngiltere Başbakanı Cameron'a benzer bir mesaj da Lavrov'dan...

    Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, IŞİD'in İslamiyet’i temsil etmediğini, devletlerini kurmalarına izin verilmeyeceğini söyledi.

    YanıtlaSil
  10. Almanya'nın, terör örgütü IŞİD ile mücadelede diplomatik ve siyasi çabalara ağırlık vereceği, bu kapsamda hiçbir askeri operasyona katılmayacağı bildirildi.

    YanıtlaSil
  11. Ergün DİLER / Takvim / "İkisi de kukla " başlıklı yazıdan....
    http://www.takvim.com.tr/Guncel/2014/09/16/ikisi-de-kukla

    IŞİD denilen oluşumun içinde ilk olarak ABD vardı! Kravis ve eski CIA Başkanı bu iş için öne çıktı! Para ve akıl birleşince adım atıldı! Zaten Ebu Bekr-el Bağdadi, yetiştirilen ve görev için bu günü bekleyen biriydi! Ama ABD'nin hep yanında olan, soluğunu ensesinden eksik etmeyen KRALİÇE de vardı! En büyük özellikleri AKILDI! Kendi kurmadıkları parçaların içine sızar onu tamamen kendilerine döndürürlerdi! Eğer yapamazlarsa da bir parçayı koparıp alırlardı! IŞİD'e İngiliz eli bu modelle geldi! Londra yalnız da değildi!
    Bir başka parçaya da İSRAİL'i ortak etti!
    Ortada ÜÇ PATRON oldu! Ancak perde arkasında YAHUDİLER asıl patrondu!
    İngilizler de en akıllı ve karlı olandı!
    * Birbirlerinden bağımsız 3 örgüt gibi görünen bu yapı, aslında tek bir amaca hizmet etti.
    * Irak'ta kaos için organize edilen bu örgüt, 6 aydaki operasyonlarıyla bunu başardı.
    * Ancak son dönemde bu 3 ülke büyük bir anlaşmazlığa düştü.
    * Çünkü birbirinden farklı olan 3 IŞİD'in hamleleri, ABD, İngiltere ve İsrail'de sıkıntılara yol açtı.
    * IŞİD'in ele geçirdiği petrol rafinerilerinin tümünde güç, İngiltere'nin oldu.Ne İsrail, ne de ABD petrole yanaşabildi.
    * İsrail'in IŞİD tarafı, kanlı infazları yaptı. Bu da IŞİD'e olan tepkilerin çığ gibi artmasına neden oldu!
    * ABD de operasyon kararı aldı.
    Ancak İngiltere hemen geri adım attı! Kendine operasyon yapacak değildi!
    CIA, MI6 ve MOSSAD, Irak'ta üç ayrı cephede savaşıyordu! Amaç rezervleriyle ünlü MUSUL ve çevresini kontrol etmekti!
    Bunun için de işaret fişekleri atılmıştı!
    IŞİD petrol satmaya başlamıştı!
    Petrol trafiğinin Türk-Kürt kontrolünde olmasını istemeyenler kolları sıvamıştı!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. IŞİD demek petrol demek... Ortadoğu'da savaşlar petrolün kontrolü için yapılır. Yakında başlaması muhtemel olan savaş Türk-Kürt yakınlaşmasını ve bunun sonucu olarak Kuzey Irak'taki petrolden Türkiye'nin uzak tutulması amacıyla yapılacaktır. Petrole ulaşan bir Türkiye'yi hiç bir güç denetim altına alamayacaktır. Bu da dünyanın büyük güçlerini şiddetle rahatsız etmektedir. Buna izin vermeyeceklerdir. Bunun için içerde ve dışarıdaki bir çok operatörü kullanarak Türkiye'yi karıştırmak ve çaptan düşürmek istemektedirler.

      Sil
    2. türkiye cari açığının yüzde 80 civarını enerji kalemi belirliyor. Türkiye enerji sorununu hallederse stratejik açıdan çok daha rahat bir konuma gelir.
      kalan cari açık kalemleriyle (cep telefonu,araba) ilgili çok ciddi çalışmalar var zaten...teknokentler yerli araba üretimi gibi...

      Sil
  12. Yeni Şafak'ta Yaşar Taşkın Koç'un yazısı:

    Türkiye'yi başlatmak istedikleri savaşa sokmak için neden bu kadar ısrarlılar?
    Batılı meslektaşların Türkiye'yi savaşa sokma ısrarının gerçek nedenini.

    Sahi bu haberlerin ardındaki asıl sebep ne.

    http://www.yenisafak.com.tr/yazarlar/Yasar_Taskin_Koc/ya-benimsin-ya-isidin/55898

    YanıtlaSil
  13. gelinen nokta çok vahim...

    dedikleri...
    ya bizden olacaksınız yada ışid den yana...
    tarafsız kalmaya izin vermeyecekler...

    birde şu tehlike var.
    ışid giderse irandan suriyeye şia haritası genişleyecek...
    bu çok vahim.

    bu gelişmelere istinaden ışide katılımlar artacaktır.
    avrupa ve islam ülkelerinden bir çok insan ışide hicret için hazırlık yapıyor.

    toplam savaşcı sayısı 18.000 olduğu söylenen ışid'in 180.000 civarına ulaşması uzak bir ihtimal değil.

    YanıtlaSil
  14. IŞİD'in Süfyaniler olması yada Süfyanilere dönüşmesi kuvvetle muhtemeldir.

    YanıtlaSil
  15. 101 gündür IŞİD'in elinde rehine olarak tutulan 49 konsolosluk görevlisi ve vatandaşımız MİT'in gerçekleştirdiği bir operasyonla kurtarıldı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Operasyonun başarıyla sonuçlanmasında en büyük etken paralelcilerin devlet aygıtından temizlenmeye başlamasıyla artık dinleme yapıp, elde ettikleri gizli bilgileri yabancı güçlere verememeleri gösteriliyor.

      Sil
    2. Rehineleri kurtarma operasyonunun perde arkası
      IŞİD'in 101 gün önce kaçırdığı Musul Başkonsolosluğu'ndan 49 personelin kurtarılmasıyla ilgili ilk perde arkası bilgiler gelmeye başladı. MİT, İŞID'in bölgede daha önce gerçekleştirdiği tüm rehin alma operasyonlarını analiz ederek, bir strateji geliştirdi ve bu çerçevede sonuca ulaşarak rehineleri kurtardı.
      Rehinelerin kurtarılmasında baş rolde yer alan Milli İstihbarat Teşkiları, askeri unsurlarla sürekli irtibat halindeydi.

      Müzakerelerin yoğunlaşmasıyla birlikte rehinelerin serbest bırakılacağı sinyallerinin alınmasından sonra, özel harekatçılar her türlü durum için hazır bekletildi.

      Kurtarma operasyonu MİT Dış Operasyonlar Daire Başkanlığınca (DOP) tamamen "yerli bir operasyon" olarak yürütüldü. MİT, İŞID'in bölgede daha önce gerçekleştirdiği tüm rehin alma operasyonlarını analiz ederek, bir strateji geliştirdi ve bu çerçevede sonuca ulaştı.

      Arap aşiretlerden destek

      Rehinelerin yerlerinin belirlenmesi, durumlarının takibi ve operasyon sürecinde Arap aşiretlerden büyük destek alındı.

      Yerleri 8 kere değiştirildi

      Rehin alınan konsolosluk personeli, ilk günden beri Musul'da 8 ayrı adreste tutuldu, hareketlilik insansız hava araçları ve diğer unsurlarla sürekli takip edildi. Rehinelerin üçünün Iraklı yerel personel, 46'sının ise Türk vatandaşı olduğu öğrenildi.

      6 kez kurtarma aşamasına gelindi

      Musul'da rehin alınanlar, bugüne kadar 5-6 kez kurtarılma aşamasına geldi ancak bu girişimler bölgedeki savaş ortamı nedeniyle sonuca ulaşmadı, operasyon bugüne kaldı.

      Fidye verilmedi

      Musul'daki rehineler için herhangi bir fidye ödenmedi, bırakılmaları karşılığında herhangi bir şart kabul edilmedi. Rehineler güvenlik nedeni ile çok hızlı bir şekilde Suriye üzerinden yurda getirildi.

      Sil
  16. İskoçya'nın Büyük Britanya'dan ayrılma referandumunda % 55 evet, % 45 hayır oyu çıktı. Böylece İskoçya Britanya'ya bağlı kalmaya devam edecek. Bu karara, ekonomik gerekçelerin yol açtığı değerlendirileiyor. Zira, Britanya'dan ayrılacak bir İskoçya'yı AB'nin birliğe üye almak istemediği, İngiltere'nin Sterlin'i para birimi olarak kullandırmayacağı, ayrıca Kuzey Denizi petrollerini vermeyeceği, Şirketlerin İskoçya'yı terk etme tehditi, ayrılma sonrası ortaya çıkacak borçların ödenme sorunu gibi gizli tehditler sonucu İskoçların ayrılmanın ekonomik açıdan sıkıntı doğuracağını düşündüklerini ortaya koydu.

    YanıtlaSil
  17. kaçırılan konsolosluk çalışanları arasındaki aşçı bir ablanın açıklaması vardı görmüşsünüzdür. diyorduki "ilk önce konsolosluktaki 15 polis ayrıldı (ilk polislerin ayrılması çok ilginç), sonra bizde emrin gelmesini bekledik" emir gelmeden ayrılamıyor yani.işin prosedürünü bilmiyorum doğrusu ama düşününce devamı ilginç
    sonra ışid konsolosluk çalışanlarımızı kaçırdı, daha sonra nato zirvesinde dedikki konsolosluk çalışanlarımız var biz destek vermeyiz koalisyona dedik.sizi bilmem ama benim aklıma hükümet bu bataklığın içine girmez dedim ondan bahane uyduruyorlar diye düşündüm.
    sonra birden konsolosluk çalışanlarımız serbest bırakıldı.artık mit operasyonmu yaptı yoksa amerika ışide emir mi verdi diyemi serbest bırakıldılar bilmiyorum iç yüzünü..
    sonra bir bahanemiz kalmadı ve şimdi koalisyona destek veriyormuşuz.
    sanki en başından planlı herşey..artık kim iyi kim kötü gerçekten kestiremiyorum. ayrıca cumhurbaşkanı neden cfr'de konuşuyor orada ne işi var anlayamadım.cfr nin ne olduğunu biliyoruzdur hepimiz gaybi hadislerde felan görmüşsünüzdür.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. biraz da cfr'de yani küffarın göbeğinde ne dediği ile ilgilensek..!

      Sil
    2. "İSRAİL'İN KATLİAMLARINI ELEŞTİRMEK, ANTİSEMİTİZM DEĞİLDİR"
      "İsrail’in uluslararası hukuka sığmayan, insan haklarını çiğneyen, insan hayatını hiçe sayan katliamlarını eleştirmek, antisemitizm değildir"
      "FİLİSTİN MESELESİ, TÜM İNSANLIĞIN MESELESİ"
      "ANTİSEMİTİZMİ İNSANLIK SUÇU SAYAN İLK BAŞBAKANLARDANIM"
      "PARALEL YAPI, KENDİSİNİ KULLANANLARI DA HANÇERLEYECEK"
      "BAZI ABD MEDYASI, IŞİD İFTİRASIYLA TÜRKİYE'Yİ HEDEF ALIYOR"

      bunları cfr'nin yüzüne söyleyebilecek kaç tane adam var sanıyorsunuz

      Sil
    3. Eleştirmekle kalmıcaz,buz edeceğiz.Gerekirse canımızla,malımızla savaşacağız.Çünkü yahudiler Allah cc tarafından lanetlenmiş bir kavimdir.Bütün insanlığın düşmanıdırlar.

      Sil
  18. Türkiye'nin kendi sınırları dışındaki tek vatan toprağı Süleyman Şah Türbesi, İŞID tehdidi altında. Bölgedeki Arap aşiret liderlerinden alınan bilgiye göre, IŞİD, dün gece itibari ile bin 100 militanını, 36 Mehmetçiğin nöbet tuttuğu Süleyman Şah Türbesi etrafında konuşlandırdı.
    http://www.gazetevatan.com/isid-suleyman-sah-i-sardi--682425-gundem/

    Yorum:
    Bundan önce de Süleyman Şah türbesi ile ilgili haberler yapılmıştı. Maksat Türkiye'nin yumuşak karnından vurmak ve Suriye bataklığına çekmektir.
    Diğer yandan İngiliz gazetesi Guardian Türkiye'nin IŞİD'le mücadelede kara harekatı dahil etkin rol oynayacağını öne sürdü. Demek ki, maksat Türkiye'yi yıpratmak amacıyla başını belaya sokmaktır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eğer son 24 saat içinde bi gelişme olmadıysa, bu haber dün TSK tarafından yalanlanmıştı.

      Sil
    2. saldırı yok fakat kuşatma varmış
      türkiye ben işid e saldırırsam türbeye saldırıp askerlerimi öldürecekler deyip yan çizecek danışıklı dövüşmü yapmak istiyor
      yoksa işid in türbe düşmanlığımı depreşti bakalım göreceğiz

      Sil
    3. Güvenlik uzmanı Mete Yarar, Süleyman Şah Türbesi’nin güvenliği konusunda kamuoyunun bilmediği şu bilgileri verdi.: * Türbe için sürekli iki savaş uçağı havada nöbet tutuyor. Her hangi bir saldırı anında 2 dakikada olay yerinde olacaklar. * Bir özel donanımlı tabur müdahale için hazır bekletiliyor. * İki tugay da her an için müdahale edebilecek durumda. *Türbeye yöneltilmiş ve bütün kodları yüklenmiş toplar yoğun bombardıman ateşiyle perdeleme yapacak şekilde mevzilenmiş durumda.

      Tabi her zaman için eceli gelen köpeklerler gibi gözü dünmüş saldırganlar olabilir. Bu barış döneminde bile görüldü. Biz nelere şahit olmadık kı….

      IŞİD çok başlıklı füze gibi çok amaçlı bir fesad provokasyonudur. Bu tür örgütlerin ne için kurulup ne için kullandıklarına bakılmalı. 1960’larda ve 70’lerde sokak niçin çalıştırıldı? Ermeni suikastleri neden tahrik edildi? PKK niçin ve kim tarafından beslenip büyütülüp üzerimize salındı? 50 bin vatandaşımız hayatını verdi ve 400 miyar çöpe gitti. Niçin? Sözde müttefik denen ikiyüzlü ve üzerimizde gizli emelleri olan efendimiz rolüne soyunan batılı ülkelerin kompolusu yüzünden. Bakın her gün bir zırvayla baş eğdiremedikleri için yerli yandaşlarıyla zırlayıp duruyorlar.

      Son tezkere operasyon tezkeresi değil, insanı yardımların yerinde güvenli bölgelerinde yapılması ve 2.5 milyon insanın daha göç etmemesi amacına yöneliktir. Bu baştan beri Türk tezidir. Ve gereği yapılıyor.

      Sil
    4. SÜLEYMAN ŞAH TÜRBESİ

      Suriye’deki Türk toprağı Süleyman Şah Türbesi’nin IŞİD tarafından işgal edildiği ve askerlerin rehin alındığı iddiasının kesinlikle yalan olduğu vurgulandı. Ancak bu kritik bölgenin farklı güçler tarafından provokasyon amaçlı olarak saldırıya maruz kalma riski taşıdığı dile getirildi. Askeri yetkililer “Çatışma riskine karşılık her türlü önlem alındı. Özel Kuvvetler güvenliği sağlıyor. Destek birlikleri sınır hattında helikopterlerle bekliyor. O topraklar Fırtına obüslerinin de ateş menzili içerisinde.
      Habertürk...

      Sil
    5. Haberin devamı:
      Ama IŞİD zaten TSK ile çatışmak istemez. Çünkü TSK ile çatışmaya girmenin kendi sonlarını hazırlayacağının farkındalar” değerlendirmesini sundu.

      Sil
  19. Suriye yönetimine yakınlığıyla bilinen Lübnan merkezli El Meyadin Televizyonu, Suriye’nin kuzeyindeki Türk toprağı Süleyman Şah Türbesi’ni koruyan Saygı Karakolu’ndaki askerlerin Irak ve Şam İslam Devleti (IŞİD) tarafından kaçırıldığını iddia etti.

    Sosyal medyayı karıştıran haberi Hürriyet’e konuşan Genelkurmay’daki güvenilir kaynaklar yalanladı. Kaynak “Haber gerçek dışı” dedi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. türbenin türkiyeyi savaşa sokmak isteyen pkk lılar tarafından kuşatıldığına dair haberler var ancak bence inandırıcı değil çünkü öyle bir şey olsaydı işid şimdiye onları keserdi
      http://www.internethaber.com/suleyman-sah-bombasi-isid-degil-pkk-726450h.htm

      Sil
  20. Işid böyle birşeye cesaret edemez.Böyle bir şeye teşebbüsü kendi ayağına kurşun sıkmak olur,cami duvarına işemiş olur.Amarıkalı ajanlar provokasyon için ışid kılığında türbeye saldırabilirler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Askerden hükümete:Tek başımıza yapabiliriz
      https://www.haberturk.com/gundem/haber/995549-askerden-hukumete-tek-basimiza-yapabiliriz
      haberinden.....

      "Ama IŞİD zaten TSK ile çatışmak istemez. Çünkü TSK ile çatışmaya girmenin kendi sonlarını hazırlayacağının farkındalar” değerlendirmesini sundu."

      Sil
  21. bütün tv lerde şuna yakın haber geçiyor
    isid militanlari ypg gucleri... Ypg ne zaman guc oldu isid ne zaman militan oldu?
    benim şahsi görüşüm buraların tamamı yeni bir kandil olabilecek yerlerdi
    pkk burayı elinde tutarsa elde edeceği ağır silahları buradan devletimize karşı kullanmak üzere militanlarla beraber yurda sokacağı yer olacak
    hazırlanan teskere için şüphelerim var şöyle ki
    -ırak için hazırlanan teskerede gazetelerde gördüğümüz kadarı ile şöyle bir madde var
    -"yabancı silahlı kuvvetlerin Türkiye'de bulunması, bu kuvvetlerin hükümetin belirleyeceği esaslara göre kullanılması"
    -bu madde muğlaktır en son yıllar önce çekiç güçdeki fransız askerler bir kaymakamımızı tokatlamışdı
    - Şimdi o yabanci silahli kuvvetler bu ulkeye gelirse hukumetin belirleyecegi esaslari falan dinlemez
    kimse kimseyi kandırmasın cok politik bir madde olmuş bu. Amerika ve Avrupa gelecek senden izin alacak esaslarin dogrultusunda hiç olacak bir şey değil
    -bu madde üzerine çok çok düşünülmeli

    YanıtlaSil
  22. şeyh said şehid edilmeden önce şöyle söylüyor
    -"- Ahmet Zihni Bey''in Fütühat-ı İslâmiye''sinde yazılıdır. Mehdi''nin hurucunda Türkler üç yüz bin asker vereceklerdir. Anlaşıldı ki Türkiye, kıyamete kadar İslâm''ı koruyacak…"
    - ben futuhat-ı islamiye kitabını hiç bir yerde görmedim
    -300.000 askerden murat 300.000 şehitmidir nedir bilmiyorum ancak sanki bu teskere ile alakası var sanırım

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Arapça’da bazen yüksek rakam azı, düşük rakam da çoğulu ifade eder. Mesela dünyanın 6 günde yaratıldığı gibi. Dünyanın ömrünün 6 bin yıl olduğu söylenmesi gibi. Bin yıl için 1 gün denmesi de böyledir. Bunun gibi bazen verilen rakamın işaret ettiği dönemdeki rakam da olabiliyor.Mesela Mehdi’ye verilecek 300 bin asker. Bu ilk dönemde hizmetinde bulunacak talebe-hizmetkarının sayısının 313 olmasına kinaye olduğu gibi, fütuhata başlayacak Mehdiyet’in o ülke askerinin sayısına da işaret vardır. Mesela Türkiye NATO ittifakına katıldığında 300 bin askeri vardı. O dönemde Komünizmle mücadele için kurulan ittifak çerçevesinde verilen asker sayısı murad edilmiş olabilir. İlk komünist deccalle muharebe Kore’de olmuştu. Çünkü Mesihiyet ve Mehdiyet büyük deccale karşı ortak ilk mücadelesini veriyordu. Bu meseleyi böyle anlamak lazım.

      Şeyh Said ilim sahibi idi. Ama Bediüzzaman’ın ikazına rağmen İngiliz tahrikiyle eyleme kalkıştı. Bir yığın masumun hayatına mal oldu. Halbuki İslam sulh ve müsalemettir, dahilde niza, yani silahlı çatışmaya izin vermez. Şeyh Sadi bu kuralı uymadı ve günahını böyle ödedi. Onun son sözleri arasında İngilizlerin oyununa geldiği itirafı da vardır. O itiraftan sonra 300 bin rakamını verir. İngilizler Musul meselesi (petrolü) için Türkiye’nin başına gaile açmak için Şeyh Said’i kullandı. O Bediüzzaman’ı dinleseydi ilmen hizmet imkanı olacaktı. Bediüzzaman’ın uyarısı sebebiyle Van ve çevresi o harekata katılmadı. Sonunda kim kazandı. Şeyh Said’in mi yoksa Bediüzzaman Said Nursi’nin tarzı mı?

      Ahirzamanın hizmetinin usul ve tarzını iyi bilmek lazım. Ki provokasyonlara gelinmesin. Türk içindeki bazı akılsızlar batılı provokasyona alet oldu, Kürt içindeki akılsız da (PKK gibi) batılı tahrikte kullanıldı. İslam ülkelerini ırki ve dini etnisite ile karıştırmanı kârı ise enerji kaynaklarını kon sömür, bol bol silah sat savaştır. Ve Müslümanlar birbirini yerken İsrail’in güvenliğini sağla. Bu oyun bittiği zaman gecemiz sona erip sabaha kavuşacağız.

      “Ahmet Zihni Bey''in Fütühat-ı İslâmiye''sine gelirsek. Aklımda kaldığı kadar o eser Konyalı bir zatın olacak. Osmanlıca bir eserdir. Kütüphanelerde olabilir. Pek merak etme onun emsali piyasada yığınla var. Şimdi moda gaybi rivayetler.

      Sil
  23. NATO'dan flaş Türkiye açıklaması: Saldırı olursa...

    NATO IŞİD'in Türkiye'ye saldırması durumunda ortak savunma maddesini devreye sokacağını açıkladı.
    TÜRKİYE'YE SALDIRI OLURSA...
    NATO'nun Genel Sekreteri Jens Stoltenberg görevine başlar başlamaz Türkiye'yle ilgili açıklama yaptı. Stoltenberg, "Türkiye herhangi bir şekilde saldırıya uğrarsa savunuruz" dedi.

    NATO Genel Sekreterliği görevine bugün başlayan Jens Stoltenberg, Türkiye'nin herhangi bir şekilde saldırıya uğraması durumunda ittifakın ortak savunma prensibinin devreye gireceğini söyledi.
    Kuzey Atlantik Antlaşması'nın 5. maddesi, örgüte üye ülkelerin silahlı bir saldırıya uğrayan herhangi bir üye ülkeye yardım etmelerini öngörüyor. Bu madde, NATOtarihinde ilk ve tek kez 2001'deki 11 Eylül saldırılarından sonra uygulandı.

    NATO Antlaşması'nın 5. Maddesi ne diyor?
    Taraflar, Kuzey Amerika'da veya Avrupa'da içlerinden bir veya daha çoğuna yöneltilecek silahlı bir saldırının hepsine yöneltilmiş bir saldırı olarak değerlendirileceği ve eğer böyle bir saldın olursa BM Yasası'nın 51. Maddesinde tanınan bireysel ya da toplu öz savunma hakkını kullanarak, Kuzey Atlantik bölgesinde güvenliği sağlamak ve korumak için bireysel olarak ve diğerleri ile birlikte, silahlı kuvvet kullanımı da dahil olmak üzere gerekli görülen eylemlerde bulunarak saldırıya uğrayan Taraf ya da Taraflara yardımcı olacakları konusunda anlaşmışlardır. Böylesi herhangi bir saldın ve bunun sonucu olarak alınan bütün önlemler derhal Güvenlik Konseyi'ne bildirilecektir. Güvenlik Konseyi, uluslararası barış ve güvenliği sağlamak ve korumak için gerekli önlemleri aldığı zaman, bu önlemlere son verilecektir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu haberi şu açıdan yorumlayalım:
      Acaba Türkiye IŞİD'in Süleymanşah türbesine saldırısı yada başka bir provokatif tuzak kullanılarak Suriye kaosuna çekilirse NATO'nun ilgili maddesi kullanılarak yabancı askerler ülkemize getirilirse bu yardım mı, yoksa işgal mi olacaktır ?
      Muhtemel IŞİD harekatının asıl amacı petrol bölgeleri üzerindeki paylaşım kavgası mıdır?
      Türkiye'nin kargaşa ortamında petrol bölgelerine hakim olma ihtimaline karşı mı bu yabancı güçler gelecek?
      Gaybi hadis ve haberler ışığında buna dair yorumlarınızı bekliyoruz.

      Sil
    2. Nazım Kıbrısi'nin bir sohbetinde Türkiye'nin Suriye'ye girmesi konusunda "Girer ama başına bela alır" dediğini hatırlıyorum.

      Sil
    3. Işid Türkiye'ye saldırmaz ama,pkk 30 senedir Türkiye'ye saldırıyor.Nato neden kılını dahi kıpırtdatmadı?Kafire inanılmaz,iş birliği yapılmaz.Natonun bütün varlıkları Türkiye'den çıkarılıp atılmalıdır.

      Sil
    4. Medineli Osman Akfırat Efendi sohbetlerinde Avrupa'nın önce Türkiye'yi içlerinden atacağını, Avrupa Birliği'ne alamayacaklarını, ardından da Türkiye'nin Nato'dan çıkacağını söylemiştir. Bu gelişmeler 3. dünya savaşından önce olacaktır. Bu durum 3.dünya savaşında Türkiye için rahmet olacağını söylemiştir.

      Sil
    5. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    6. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    7. Siyah Tepe’ye Tertemiz AK veya Beyaz veya Beyda Tepe’den mesajlar
      TBMM’den kabul edilen tezkere ile Türkiye ne yapmak istiyor? Batılı müttefikler vuralım kıralım derken, Türkiye böyle bir operasyon sonucu ülkemize akın edecek 2.5-3 milyon mültecinin durumunu göz önüne alıyor. Ve diyor ki, Suriyeli mülteciler Türkiye’ye gelmesin topraklarında otursun. Bunu için güvenli bir bölge oluşturalım, o bölgeyi koruyalım insanlar mülteci olup geleceğine vatanlarında yaşasınlar tezini öne sürüyor. Bölgenin ağabeyine yaraşır bir tutum sergiliyor.

      IŞİD’i kurgulayan ve tezgahlayan güçlerin bir değil bir den fazla amacı var.
      1. Irak’tan sonra Suriye’yi de 4’e bölme. Böylece ABD’nin neocon kanadının onayladığı ve destek verdiği ve uğruna Körfez, Irak operasyonlarını düzenlediği Büyük İsrail’i kurma planı olan 1982 tarihli Yinon Planı’na zemin hazırlanacak. Ki ABD Irak'tan çekilirken Saddam'ın kurmaylarına IŞİD zemini ve silahını gözünün önüne bırakmıştı.
      2. Türk kamuoyu pek bilmez. Yahudi Rothschild ailesinin asırlık Hazar petrolüne ulaşma projesi var. 100 yıl önce Bolşevik Rus İhtilaline bu yüzden destek verip yardım etti. Ama emellerine tam nail olamadılar. Şimdi bu proje IŞİD bahanesiyle hayata geçirilmek isteniyor. Aslında bu proje Türkiye’nin da hayalı. Yani Hazar, İran, Irak hatta Körfez enerji hatlarının güzergahı olmak. Ama müttefikimiz görünen batılı ülkeler yeni Osmanlı'dan kortuğu için yan çiziyor. Çünkü Alman-Fransız ittifakı ve Rusya ve Yahudi petrol tröstleri buna karşı. PKK’nın Avrupalılar tarafından desteklenmesinin bir sebebi Doğu Anadolu’da kurulacak Kürt devleti marifetiyle Irak-İran-Hazar petrolünün Karadeniz’e akıtılması Ve oradan Avrupa’ya taşınması. Bir çöpü bile olmayan ekonomik göstergeleri sıfır olan Bulgaristan ve Romanya’nın AB’ye alınmasının sebebi de bu. Ama Türkiye PKK fitnesine direndi ve kazandı. İçimizdeki satılmış bir takım derin yapılanmalara rağmen. Bir yılda bitecek fitne 30 yıl sürdürüldü. Müslüman ve Kürt düşmanlığı körüklendi. Batı adına. Ama unuttukları bir şey vardı. Neydi o? "Şu istikbal inkılâbâtı içinde en gür sedâ İslam’ın sedâsı olacaktır”

      Sil
    8. Mesajlar devam ediyor!!!!
      3. Batı'nın petrol iştihas PKK projesi ile tutmayınca, bu kez İsrail Ceyhan’a taşınacak petrolü dünyaya satma projesini devreye soktu. Ve bu emeline ulaşmak için manevralara başladı. Tabi havasını alınca bu kez IŞİD projesine teşne oldu. Ceyhan'a karşı Hayfa limanı rakip oldu. Çünkü petrol gücü kırkılmış bir Suriye topraklarından geçirilerek ve bir kısmı Lazkiye bir kısmı da Hayfaya veya Gazze’ye akıtılacak. İşte IŞİD projesi bu
      4. Neymiş IŞİD projesi a) Büyük İsrail projesine coğrafi zemin hazırlamak b) Hazar, İran, Irak ve çevresinin petrolünü Türkiye’den değil güneyinden Suriye'den akıtmak. Bir taşla iki kuş. Tabi üçüncü vurulacak kuş ise Türkiye. Enerji güzergahıyla ekonomi ve siyaseten güç kazanıp ekonomisi zenginleşecek Türkiye’nin önünü kesme komplosu. Bugün Türkiye’de darbe yapmak üzere iken suçüstü yakalanan Pansilvanyalı’nın cemaatinin arkasında işte bu projeyi yürütenler var. Siz de , siz de hiç mi feraset yok. Açın gözünüzü.
      5. Mustafa arkadaşımıza bir hatırlatma. Muavenet Gemisi’nin vurulması bir İsrail-Neocon projesidir. Gemin kaptan köşkünden yani Türkiye’yi temsil eden ve Türk Sancağı’nın bulunduğu yerden füzeyle vuruldu. Kaza ile değil. Bilerek Çünkü o füze çift anahtarlıdır. Bununla Türk Silahlı Kuvvetleri’ne bir mesaj verildi. Ya bizimle bir olursunuz ya da böyle böyle böyle ham yaparız..Ve bu 28 Şubat Siyonist kumandalı darbenin başlangıç tarihidir.Ki o tarihlerde Somali’de talimden geçirilen Çevik Bir Paşamızın başına çektiği bir grup vardı. Biraz hafızanızı yoklayın. Evet ama bu maskaralık tutmadı. Ve Türk ordusu Allah’ın izniyle siyonizmin kılıcı olmadı. O kılıç bir gün gelecek onların başına nasıl indiğini dört göz değil gözler tarafından görülecek. Biz ne zaman deccal köpeklerine alet oldu ki…Bunun için bölgede ittihad-ı İslam birinci farz vazife olmasının sebebi budur. Bu bir mecburiyettir. Ya yaşayacağı ya yok olacağız. Seçim bizim. Onun için hayali ve palavra dolu ve akılsız düşüncelerden sıyrılmalı. Biz 4 ekonomik darbe 4 de darbe teşebbüsünü atlattığımız içindir ki önümüze daha büyük engeller konmak isteniyor. Ama her engeli aştıkça iki boyutu değil, kübik olarak büyüyoruz. Hamd edelim.

      Sil
    9. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    10. 1* Aslında sizin hatıra getirdiğiniz meselelere dayanarak genel yaklaşımadır düşüncelerim. Şahsa değil. Biri yazıyor, siz yazıyorsunuz hatıra geliyor. O zaman genel cevap oluyor.

      1973 Ortad oğu Savaşı sonunda petrol fiyatları bir anda 6 misli arttı.O tarihte 2 dolar civarında seyreden petrol fiyatları yüksele yüksele günümüzde 100 dolara dayandı. Petrol şirketlerinin çoğu büyük kazançlar elde ederken bu kazanç sayesinde ABD 2. Cihan Harbi’nde ekonomik zararı bu kârla kapattı. Hepsi Yahudi Kissenger’ın marifetiydi. Yani savaş ekonomiyi güçlendirdi.

      O tarihlerde ABD’nin bir politikası vardı Türkiye-İran-İsrail üçgenine dayalı. O savaşta İsrail Sina’dan çekilince Mısır da bu üçgene dahil oldu. Ve Carter zamanında Camp David Anlaşması sağlandı. Ama Avrupa’nın petrol zammına cevabı çabuk geldi: 1979'da İran’da darbe oldu, ki bu darbe Fransız-Alman yapımı idi ve enerji politikasına dayalı. ABD’yi şaşırttı. Bu kez ABD 12 Eylül Darbesi’ ile bizi sağlama alırken İran-Irak savaşını kışkırtarak oyunu bozmak istedi.

      Ortadoğu politikasının gerçek çizeni, yöneteni ve idare edeni perde gerisinde Yahudi lobileridir. 18. Yüzyıl sonu 19. Yüzyılda hem ekonomide hem batı siyasetinde aktif hale gelen Siyonizm, vatanlarına dönmeyi planlamaya başladılar. İlk teşebbüs resmi olarak 1840 İngilizlerle oldu, 1860’te el sıkışıldı. Ve 1917’e Belfour Beyannamesi ile Yahudilere Filistin’in kapılar açıldı. Ama bunun için 1. Cihan Harbine körükleyen siyonistler bir türlü devletini kuramayınca 2. Cihan Harbi ile İngilizlerin yerine ABD’yi sahneye sürdü. Ve onun himayesinde devlet kuruldu. Yahudiler’in şöyle bir inanışları ve politikaları var. Vekaletle savaşmak, vekaletle elde etme. İşte Ortadoğu’da deccalist atraksiyonları sebebi budur. İlk Cumhurbaşkanları ne demişti Weizman: Ortadoğu’da önce TC.yi sonra İsrail’i kurduk der. İşin sırrı bu.

      1904 yılında İngiliz Sir Harold Mackinder şunu söylemişti: Avrasya’ya hakim olan dünyaya hükmeder. Ve onlar sahip oldular ve hükmettiler. Yahudiler de İngilizlerin vekaletiyle Filistin’e döndüler. İngilizlerin yerine gelen ABD’nin de stratejisi aynı idi. Dünya enerji üretiminin yüzde 65-70’ini üreten bu bölgenin kontrolünü stratejisi olarak belirledi. Brezezinski 21. yüzyıl stratejisini de Avrasya’ya egemenlik olarak ön gördü.

      Bu geniş coğrafyanın kapısı ve merkezi konumu dolayısıyla Türkiye’dir. Ve ABD bu sebeple bir zamanlar Kremlin’in egemenliği altındaki Balkanlar, Kafkasya, Türki devletlere göz koymuş vaziyette. Tabi bu böyle olunca Yahudi lobisi kendi çıkarını düşünerek bu stratejide kendi hedeflerinin peşinde. Mesele çok karmaşık. Türkiye bu durumda kilit ülke olmakla birlikte ABD her ihtimale karşı İran’ı da etkilemek istiyor. Bu da Çin ve Rusya’yı rahatsız ediyor. Dünya yeniden Komünizm dönemindeki iki kutuplu dünyaya kaydırılmak isteniyor. Ukrayna krizi bunun bir örneği. IŞİD de öyle. Bu krizler İsrail’e avantajlar sağlıyor. Kimin sayesinde neocon-neoliberal kafa yüzünden.

      Tabi güçlü olmak her zaman her istediğini yapamıyorsun. Vietnam ne oldu. O kadar güçlü sonunda çekilip gittiler. Şimdi ABD’yi gözden çıkaran ve ekonomik olarak Çin’i sahneye süren Siyonistler yeni melanetler peşinde. Çin, ABD için tehlike olunca Pasifik’e yönelmek istiyor. Onun için Ortadoğu’ya yeni bir veçhe verip gitmek istiyor ki, homojen olmayan ABD’nin bir grubu Yahudi melanetinin farkında. Bu önümüzdeki yıllarda bazı gelişmelere yol açacak. Kilit ülke de Türkiye. Çin’den Tunus’a kadar bölgenin yıldızı.

      Sil
    11. 2* Churchill’in bir sözü var: Türkler 250 kg. olmalı. 200 kiloya düşerlerse bizden isterler. 300’e çıkarlarsa çevrelerine sarkarlar. Onun için hep 250 kg. kalmalılar. Ellerinde sopa var. Lozan sonrası siyaseti de onlar dizayn ettiler Türkiye üzerinde uzun yıllar en etkili ülke oldular. Birçok sol grup bilmeden onlara çalışır. Planlamanın bilgileri onlar üzerinden Londra’ya ulaştırıldı. Onları İngilizler yönlendirir. Londra piyasaları mali krizin baş mixeri. Kriz çıkartır. Her başımızı kaldırdığımızda sopalıyorlar. Ama…Bakara Suresi’ndeki o “Allah dilediğini yapar” ayeti var. Mehdiyet’i devreye soktu. 19. Yüzyıl deccalizmin hazırlık safhası idi. 20. Yüzyıl onların hakimiyeti oldu. 20 Yüzyıl İslam’ın uyanışı ve Mehdiyet’in neşvü nema bulduğu asırdır. 21. Yüzıl bizimdir. Nasıl mı? O konuda çok müjdeler var. Türk halkı hürriyeti yeni yeni yaşamaya başladı. 100 yıldır Selanik taifesinin hükümranlığı vardı. Ama o bitti.

      Demek istediğim her hadisede soğukkanlı olunmalı. Akl-ı selimle düşünmeli. 22.5 milyon öğrencimiz var. Bugün dışişleri Türk evlatlarının kontrolü altında, daha önce Selanik Hanedanı hükmediyordu. Türk ekonomisi Selanik taifesinin elinde idi.. Baronlarla hakim oluyorlardı. Şimdi Anadolu yani Müslüman Türk halkının ağırlığı var. İhracat 3-4 milyardan 50 senede 36 milyara, son 12 yılda 160 milyara dayandı. Telekom’un piyasa değeri 1993’te 30 milyar dolardı. Dış borcumuz da o kadar. Çiller satmaya kalkıştı. Yargı engelledi. Kriz çıktı, borç 200 milyara dayandı. Yıllar sonra Telekom 5-6 milyar dolara özelleşti. Kaybı sen hesapla.

      Bir konuda dikkatini çekmek isterim. Menderes Rusya’ya gidiyordu. Ekonomik yardım anlaşma için. İngiliz ve ABD istihbaratı devreye girdi darbe yaptırdı. 1965 yılında iktidar olan AP’nin Dışişleri Bakanı Çağlayangil’e, Senato Başkanı iken 1963’te gittiği Rusya’da Kruşçef’in 3 teklifi oldu. Ama iktidarda olmadıkları için cevap veremedi. Neyse uzatmayayım 10 Ekim 1965’te AP iktidar oldu. Hükümet kurulur kurulmaz Rus elçisi Çağlayngil’e ziyarete gelir ve teklifini yapar. 5 ay sonra Rusya ile ekonomik anlaşma yapıldı. Türkiye’de bilinen ağır sanayi yatırımlarının temeli o yıllarda atıldı. Ve Batı 300 kg olma yolunda olan Türkiye’de sokağa çalıştırıp AP’yi alaşağı etmek istedi. 1969 seçimleri sonrasında bir toplantıda Avrupalı Bakanlar Çağlayangil’i (hatıratında var) “Siz hile mi yaptınız da iktidarda kaldınız” diye serzenişte bulundu. Çünkü sokakla işi bitireceklerini sandılar. Ama 2 yıl sonra 12 Mart’la aşağı indirildi. Ha muhtıra öncesi İngiliz cuntası ile ABD cuntası günlerce çekiştiler. Sonra uzlaştılar. Muhtıra verildi. Mahir Kaynak hocanın bu konuda binlerce makalesi ve çok da kitabı var.

      Sil
    12. 3* Osmanlı’yı yıkan elbette varisinin büyümesini istemezdi. Anlatabildim mi? Yalnız korkmayın bu ülkenin ihyası din ile olur. O da oldu. Türkler’in tarihte iki yükselişi var. İlki 1909-1918’de bitti. İkincisi 100 yıl sonra.başlar diye gaybi ihbarlar var. Öyle müjdeler var ki, şartları oluştuğunda neler olacak neler. Dedeniz veya onun babası sizi görse idi, torunlarımız (onların deyimiyle) paşa çocuğu olmuş derlerdi. O dönem kişi başına gelir birkaç yüz dolar bile değildi. Şimdi 10 bin 800 dolar.

      Dünyada tevhidin hakimiyeti, genel barış, (bütün terör olaylarını arkasında MOSSAD olduğunu cümle alem bilir.) sadaka zekat verecek fakir bulamamak kadar zenginlik yaşanacak. Ne zaman? Bediüzzaman bazı müjdeler vermiştir. Dünyevi olduğu için eserlerinde değil, sohbetlerinde. Kıbrıs ve Kudüs zaferlerinden bahseder. Bunlar yükselişin ayak sesleridir. İslam dünyasında öyle ülkeler var ki, yürekler kan ağlar. Biz yine iyiyiz. İnşallah onlara da yardım edeceğiz, Ki ediyoruz TİKA var diğer hayır kuruluşları var. Hepsi sadakamız yerine geçen yardım yapıyorlar. Bir rakam vereyim Somali’de ABD’nin 1.5 milyar harcayarak yapamadığı küçük bir yardımı, Türkiye 200-250 milyon dolarla kat kat fazlasını yaptılar. Başkan Bush bunu o zamanın Başbakanı Erdoğan’a hayretle sormuştu, Nasıl yaptınız diye..

      Bediüzzaman bir gün bir talebesine şöyle der “Bak kardeşim şu Ankara’yı görüyor musun? İstanbul kadar hizmet edecek. İstanbul 484 yıl salat-ı kübraya imamlık yapmış. Eh Ankara da 40-50 yıl yaparsa hiç fena olmaz.

      İsrail 2005-2006’da Türkiye’nin Suriye ile onlarla barışma teşebbüslerine çok kızdılar. Çünkü barış onlar için züldür. Barış anlaşması arifesinde Gazze’ye saldırıp katliam yaptı. İşi bozdular. Ve bize ekonomik kriz tezgahladılar. Ama başaramadılar. Çünkü uyanan bazı Arap müteşebbisleri hemen açığı kapattı. Yani ittihad-ı İslam’ın bir semeresini gördük. Başarı bundadır. İttihad-ı İslam. Hem Türkiye'de hem İslam dünyasında..

      Çok gevezeyim değil mi? Selam ederim.

      Sil
    13. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    14. 1* Bediüzzaman’ın getirdiği bir kavram var, “kainat kitabı”dır. Kur’anı bu kitabı okuduğunu anlatır. Tutulmaların bir şeye işaret eder mi ? Kur’an buyurur: "Gece, gündüz güneş ve ay, O'nun varlığını gösteren âyetlerdendir. Güneşe veya ay'a secde etmeyiniz. Bütün bunları yoktan var eden Allah'a secde ediniz" (41/37).

      Bu ayet, ay ve güneş tutulmasında bunları yaratan Allah için namaz kılmaya işaret ediyor. Peki Resullullah ne buyuruyordu? Oğlu İbrahim’in vefatı üzerine güneş tutulması olmuş, bazı sahabeler bunu üzüntü paylaşma şeklinde yorumlayınca Hz. Peygamber müdahale eder ve der ki:"Şüphesiz güneş ve ay, Allah'ın ayetlerinden iki ayettir. Herhangi bir kimsenin ölümü veya dünyaya gelmesi yüzünden tutulmazlar. Siz onların tutulduğunu gördüğünüz zaman, tutulma sona erinceye kadar namaz kılınız ve dua ediniz"

      Bediüzzaman ise bu semavi hadiseler için güneşin batışının akşam namazının vakti olduğunu göstermesi gibi, güneş ve ay tutulmaları için özel ibadetin vakti olarak açıkları. Bu iki nurani cisimlerin gizlenmesini Allah’ın büyüklüğünü gösterme sebebi olarak gösterir. Dolayısıyla Cenab-ı Allah bizi o vakitte özel ibadete davet ediyor. O namaz da tutulan ay ve güneşin yeniden ortaya çıkması için değildir. Ayrıca bir haberci de değiller. Sadece Allah ayetlerini gösteriyor. Ve o ibadetin vaktine işaret ediyor. 8 Ekim’deki ay tutulması 15 Nisan’daki gibi bizim coğrafyada değil. Bize bakmıyor.

      Biliyorsunuz fesad kanlı fitnedir. Dinen Harpten önce karşı tarafa sulh teklif edilir. Reddi halinde savaş yapılır. Böyle savaşlar şer’an caizdir. Bu ayet aynı zamanda savaşları değil diğer fitneleri de kapsar. Irkçılık, zulüm, haram yeme, vs. Mesela M.Akif, aili inkilap olsun diyen Z.G.ye bu ayetle cevap verdiği bir şiiri var.

      Mehdiyet konusu çok yazıldı. Hz. Peygamberin sarih hadisleriyle haberi verilen bir husustur. Ahir zamanda melek-i ilham vasıtasıyla vazifelendirilecek bir zatın başlatacağı hidayet ve ıslah cereyanıdır. O hizmetini herkes uykuda, yani gafil halde iken icra edip gidecek. Bir rivayete göre Kur’an’ın nüzüluna işareten 23 yılda hizmetini yapacak. Onun yetiştirdiği talebeleri, şakirtleri ve taraftarları hizmeti sürdürerek, o hizmet bütün dünyaya yayılacak. Bu zat kimdir. Mehdi’ye gidip sen Mehdi’sin dendiğinde bile kabul etmeyecek. Yani o ve diğerleri deccal, süfyan, Hz. Mesih ancak sırrı-ı teklif ile, hikmet-i ibham ile bilinecek. Hizmetinin başlama tarihi M1926, H1343-44 . Şu husus var, Mehdi zuhur eder, Mesih nüzul eder, Süfyan ve Deccal huruç eder. Çıkış tarzları farkı oluyor.

      Mehdi’nin hizmeti fıkhı ve tasavvufi değildir. İman ve Kur’an hakikatleridir. İmanın tahkiki ile İslam’ın ihyasıdır. Bu da 3 devredir. Başlangıç tarihleri 1902-1952-2002. Her devrenin bir zorluğu vardır. Mehdi hizmete başlamasından sonra hiç ülkesini terk etmeyecek. Sürekli Süfyan’ın takip ve tarassudu ve zulmü altında olacak. Onun fazileti de bunlara göstereceği sabırdır. Uhrevi ve dünyevi nimet konusunda ihtiyar bırakıldığından, o uhrevi nimeti seçeceği için siyasi saltanatı, dünyevi debdebesi ve iktisadi gücü olmayacaktır. Ama hizmeti dünya çapında olacaktır. Onun devrinin hakimiyet zamanı 21. yüzyıl ve 15. Hicri yüzyıldır. 2000 ve 1420 sonrasına işaret eder. Şimdi bazı evliya keşifte bulunurken bu asrı görünce Mehdi’nin bu zamanda zuhur edeceğini sanmış. Ama gerçek başka. Örnek vereyim. Hz. Peygamberin dünyaya teşrifi başka tarih, risaletle vazifelendirilmesi başka tarih, hükmi ömrünün bitişi başka tarih. Beşeri ömrü 62, hükmi ömrü 120 yıldır. Hz. Ali’nin vefatı ile bu sona erer. Herkes her hakikati kendi makam ve bilgisi kadar bilir ve anlar.

      Sil
    15. 2* Fetih Suresi’nin 28. Ayeti ebced hesabıyla H1343 ile H1456 Hicri yılları arasına bakar. Bu son tarihte yani 21 yıl sonra tevhid dininin bütün düyaya hakimiyet sürecinin zirve noktasını kapsar. Bu süreç Mehdi’nin zuhur tarihi ile birlikte 21 adet olayın tarihine bakar. Mahrem olanlar da var. Ancak bu ayet (Allah Resulünü hidayetle ve hak dinle gönderdi. Ta ki, bütün dinlerin galip ve hakim kılsın) aşağıda vereceğim bir ayetle de bağlantılı. 2009 ve 2015’e bakar. Daha başka şeyleri de bakar da şimdilik kalsın.

      Bölgenizde yangın var. O yangına müdahale tarzı nasıl olacak. Şartların gereği ne ise. ABD her ülke gibi homojen değil. Birçok güçlü klik ve grubu var. Başkan Obama büyük bir neocon kuşatması altında. Bize de öyleyiz. Bizde bu 2010’dan beri etkili şekilde baronlar ve paralel yapıyla kuşatılmak isteniyoruz.. Bir şey tezgahlanıyor. Savaşlar ne kadar sürer? Sana 3 işaret. Fazla meraklanma?
      1. (Muhakak Rabb’in sana razı olduğun nimeti verecek) 93/5 Bu ayet 2009 ve 2015’e işaret eder. 94/6 (Ya Muhammed (s.a.) biz senin şanını yükselttik) ayeti 1397/1977 tarihleri ile bağlantılı. Yani o tarihte başlar.
      2. TEVRAT’tan “Yehuda’da (Telaviv) bildirin ve Yeruşelim’de (Kudüs) işittirin ve deyin; Memlekette boru çalın; yüksek sesle bağırın. Ve deyin: Toplanın da duvarlı şehirlere girelim. Siyona doğru bayrak kaldırın; kaçıp sığının, durmayın; çünkü ben Şimalden(Kuzeyden) üzerinize büyük bela ve kırgın (katliam) getireceğim. İşte aslan sık ormanından çıktı. Ve ‘milletleri helak eden’ (cengâver) yola düştü; şehirlerin harap olsun ve onlarda oturan kalmasın diye senin diyarını viran etmek için yerinden çıktı” (Yeremye Bab 4, Pargraf 3) O aslan kim ola. Hangi millet.
      3. Hadis: (Öyle ki Yahudiler taşların ve ağaçların arkasına saklanacak ama ağaç ve taş dile gelerek 'Ya Müslim! Ey Allah (c.c.) kulu! Gel, bak benim arkamda Yahudi var, buraya gizlendi, benim arkamda, gel onu cezalandır, diyecek. Sadece 'gargat' ağacı bunu söylemeyecek çünkü o Yahudi ağacıdır” buyruluyor.) (Sahih-i Müslim)

      Bir hususa dikkat çekeyim bu Gargat ağacından ne imal edilir. Yahudilerin ellerinde çok çok olan kağıtlara işarettir. Yani o para ve hisse senetlerine sahip olanlar hariç demek istenmiş diye işaret var. Daha başka da var. Aynı zamanda manyetik koruma duvarları. Digital taramalarda yakalanamıyor. Gözlerden uzak kalıyor. Bir önceki cümlenin bir başka izahı. Her neyse…Zamanı gelince anlarız. Tevili o zaman yapılır..

      Sil
    16. ABDURRAHİM ÇOKGUNGOR Siyah Tepe’ye Tertemiz AK veya Beyaz veya Beyda Tepe’den mesajlar kısmından başlayarak okudum çok beğendim diğerlerinide okuyacağım inşaAllah.Allah razı olsun maşaAllah size

      Sil
  24. Emre AKÖZ: Türkiye ve ABD: Çatışan çıkarlar
    Sizce ABD petrol ihtiyacını hangi dış kaynaklardan sağlıyor? Bunu sorarken kesin bir cevap beklemiyorum. Sadece algınızı, intibaınızı ortaya koyacaksınız.
    Okurlarımızın büyük çoğunluğunun "Suudi Arabistan" veya "Körfez Ülkeleri" dediğini duyar gibiyim.
    Halbuki verilere göre ABD en çok petrolü Kanada'dan alıyor. Onu Venezüella ve Meksika takip ediyor. Ardından gelen Suudi Arabistan'ın ABD'ye sattığı petrolün miktarı yaklaşık Meksika kadar... Onları Nijerya, Rusya ve birçok başka ülke takip ediyor.
    Öte yandan, yeni geliştirilen teknikler sayesinde, ABD'nin yakında kendine yetecek kadar petrol üreteceğini... Yani petrol ithal etmesine gerek kalmayacağını söylemiştik. Hatta bu sebeple ABD'ye "Suudi Amerika" diyenler bile vardı. (Bakınız: 29 Ağustos 2013 tarihli yazım.)
    Buradan hareketle şunu rahatlıkla söyleyebiliriz: ABD'nin Ortadoğu'ya olan ilgisinin bir numaralı nedeni, petrol açlığını doyurmak değil. O işi başka yollarla hallediyor zaten. ABD "siyasi" bir amaçla; petrolü "kontrol etmek" üzere Ortadoğu'da bulunuyor. Bu sayede, Avrupa ve Çin başta olmak üzere, bölgeden dünyaya dağılan petrol, onun zımni onayından geçiyor.
    Elbette İsrail'in güvenliği de ABD için önemli. Ancak o konu, nihayetinde petrol meselesinin bir türevi...
    Gün gelip Ortadoğu'da petrol bittiğinde, İsrail'in ABD için bir değeri kalmayacak. Ama zaten o gün geldiğinde, ABD hâlâ zengin ve güçlüyse; bütün İsraillileri alıp götürür.

    Alternatif stratejiler
    Peki, Eylül 2011'e kadar süren Kemalist Vesayet Dönemi boyunca Ortadoğu'dan mümkün olduğunca uzak duran... Ancak son yıllarda yoğun biçimde Ortadoğu ile ilgilenmeye başlayan Türkiye'nin durumu nasıl?
    Bana öyle geliyor ki Ankara'daki strateji uzmanları şöyle bir değerlendirme yaptı:
    "Türkiye'nin petrolü (ve doğalgazı) yok... Olan da çok pahalıya çıkıyor... Bu yüzden petrole devasa bir para ödüyoruz... Ekonomiyi doğrudan etkileyen bu şartlar değişmezse, Türkiye'nin büyük ülkeler ligine katılması mümkün olamaz..."
    "O halde bizim bu petrol işiyle ilgilenmemiz, bunun için de Türkiye'nin bölgedeki nüfuzunu artırmamız gerekiyor..." Türkiye bölgedeki etkisini nasıl artırabilir? Tabii ki kendine müttefikler bularak... Ortadoğu'da iki büyük müttefik öbeği var:
    1) Kürtler... Eğer Türkiye, Kürtlerle, bir federasyon kurarsa, sözünü ettiğim güce sahip olabilir. ("Barzani yönetimi böyle bir şey ister mi? ABD ne der? İran'ın tavrı ne olur" gibi soruları geçiyorum. O ayrı bir tartışma konusu.)
    2) Sünni kitleler... İran nasıl Şiilik üzerinden oynuyorsa... Türkiye de bir benzerini Sünni kitleler üzerinden yapabilir.
    Bu yolda en önemli engeli Esat rejimi oluşturuyor. Esat var olduğu sürece Sünni stratejisi çalışmayacaktır.
    Tezkerenin açık veya kapalı dille söylediklerine baktığımızda; Ankara'da ikinci şıkkın tercih edildiğini görüyoruz. Örneğin Suriye'nin ortalarındaki Süleyman Şah Türbesi'ne yapılan vurgu, bunun bir göstergesi.
    Özetle: Türkiye'nin öncelikleriyle, ABD'nin öncelikleri giderek daha fazla çatışmakta.

    YanıtlaSil
  25. Suriye'den 'tezkere'ye ilk tepki
    Türk askerinin yabancı ülkelere gönderilmesi için Türk hükümetine yetki veren tezkerenin Meclis'ten geçmesine Suriye tepki gösterdi. Şam yönetimi, Suriye'deki Türk askeri operasyonlarını "saldırı" olarak göreceğini açıkladı.

    YanıtlaSil
  26. ABD: Türkiye'nin desteğini dört gözle bekliyoruz
    Beyaz Saray Sözcüsü Earnest, "IŞİD'e karşı mücadelede Türkiye'nin eşsiz kabiliyetlerini dahil etmek için dört gözle bekliyoruz" dedi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Earnest efendiyi yılın gazcısına aday gösteriyorum.

      Sil
    2. Mustafa arkadaşımız ilginç, aktüel ve güzel bir yazı aktarmış. Emre Aköz iyi bir gazetecidir.. Şimdi yazara ahkam kesmek hoş değil. Sadece bir noktayı açıklamak lazım. ABD İngiltere’nin yerine Ortadoğu’ya geldi. Onun stratejisini takip ederek dünya hakimiyeti amaçladı. Çünkü petrol kaynaklarının yüzde 65’i bu bölgede. Ve atlanmaması gereken nokta şu: ABD’yi buralara sürükleyen Siyonist ideallerdir. İngiltere’nin onlar için beceremediği Büyük İsrail'i ABD vekaletiyle gerçekleştirmek için. Bu siyaset için oltadaki yemi de petroldür.

      İsrail arz-ı mev’ud hayali peşinde.

      Bu Büyük İsrail hayali nasıl gerçekleşecek. O da 1982 tarihli Yinon Planı’nda yazılı. ABD Pentagon, Dışişleri, maliyesi, derin ABD, neocon taifesi buna çalışıyor. Plan 9 ülkenin 22 küçük eyaletçiğe bölünmesidir. Ve bu eyaletleri ABD gibi tek bir devlet ve bayrak altında Kudüs başkentli Büyük İsrail’e bağlamaktır. Bu Plan ABD’li yetkililer tarafından açık açık dillendirilmiştir. Başkan Reagan döneminde bunun temelleri atıldı. O tarihte Sovyetler’in ipi çekilmeye başlandı. Nitekim 7 yıl sonra Sovyetler yıkılıp gitti. Peki ona karşılık kurulan NATO ne yapacaktı? İşsiz mi kalacaktı?


      O da Siyonist dehanın kılavuzluğunda yeni meşgale coğrafyası gösterildi: İslam Dünyası. Bu da ırki ve etnik etnisiteleri çarpıştırıp mahalli, bölgesel, ülke çapında karışıklıklar ve krizler çıkarıp NATO’yu buyur etmektir. İlk işaret Irak-Iran Savaşı’dır. Ve bu çatışma 3. Dünya Savaşı’nı ateşledi. 1991 Körfez Harekatı ile. Dünyanın birçok yerinde gelen askerlerle 3. dünya savaşı başladı. Bu operasyon Afganistan işgali ve Irak operasyonu ile sürdü.

      Küçük kundaklarla büyük yangınlar çıkararak bu iç çatışmalar neyin provası idi? Sayın Emre Aköz iyi yakalamış. Sünni-Şii çatışması. İslam Dünyası bununla gücü tüketilecek. Ve grogi durumda, koma halinde, aç ve sefil İslami milletlere İsrail'in efendiliği sunulacak. Calışan plan bu. Unutulmasın PKK’nın daha doğrusu Kürt kartı ile oynayanların başında İsrail var. Türk-Kürt ve Arap-Kürt çatışması için.

      Bu Sünni-Şii çatışmasının ilk sinyalini kimin verdiğini de biraz gerilere götürerek açılayalım. Soğuk Savaş döneminde Henry Kissenger ve Dışişleri Bakanı William Rogers, İsrail’in güvenliği için bir Şii-Sünni çatışması tezgahladılar. 10 yıl sora Irak-İran Savaşı bunun ilk kurbanı oldu. Ama bu oyunun ilk halkası idi diğerleri de gelecekti. Nasıl mı? Zülfü Livaneli 18.05.2012 tarihinde işin bu yönünü yazdı: (Birkaç yıl önce Ahmet Ertegün, bizim de içinde bulunduğumuz küçük bir dost grubunu, Boğaz’daki bir balıkçıya davet etmişti. Yemeğin konuklarından birisi de ABD’nin eski Dışişleri Bakanı Henry Kissinger’dı. Bizim kuşak bu adamın ne kadar tehlikeli olduğunu, …… İşte bu “tehlikeli adam” o yemekte “Her sabah Osmanlı haritasına hayranlıkla baktığını” söylemişti. Merak edip, bunun sebebini sorduk.“Osmanlı Irak’ın nasıl yönetilmesi gerektiğini kavramış. Şii ve Sünni eyaletlerine ayırmış” dedi.O zaman içimden “Eyvah!” sözü geçti.Demek ki; 11 Eylül şokuyla sarsılan ve karşısında yekpare bir İslam bulunduğunu düşünen ABD, bu dinin en zayıf noktasını yani 1400 yıldır sürüp giden Şii-Sünni çatışmasını strateji masasına koymuş bulunuyordu. Daha sonra stratejiler hep bu hesaba oturtuldu.)

      Anlaşılıyor değil mi efem..

      Sil
  27. Sabah Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Erdal Şafak 5 Ekim Pazar günü IŞİD’le ilgili“İki olasılık” başlıklı yazısı aşağıdadır. Çok ilginç tesbitleri var:

    Dünyanın en önemli ve en ünlü bilim kurgu yazarlarından Sir Arthur Charles Clarke şöyle der: "İki olasılık var: Ya evrende yalnızız ya da evrende yalnız değiliz. İki olasılık da dehşet verici..."
    Clarke'ın olasılıklarını Suriye ve Irak'taki tabloya uyarlamak mümkün: IŞİD ya ABD'nin Ortadoğu politikalarının ürünü ya da ABD istihbarat örgütlerinin gizli planlarının ürünü. İki olasılık da ürkütücü.
    ***
    İlk olasılığı doğru kabul edersek, ABD'nin hatalı Ortadoğu politikalarının yıkım süreci en az 10 yıldır süregeliyor. Bu durumda, o politikaların vahim sonuçlarının ortadan kalkması için de çok ama çok uzun bir süre gerekecek.
    Zaten son günlerde yapılan açıklamalar da o yönde.
    Örneğin, Batı'nın kara listesinde olmayan sayılı Suriyeli yöneticilerden Dışişleri Bakanı Velid Muallim, geçen hafta BM Genel Kurulu çalışmalarına katılmak için gittiği New York'ta, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov'la yaptığı görüşmenin ardından şu değerlendirmede bulundu: "ABD'nin Suriye'deki IŞİD mevzilerine bombardımanı en az üç yıl sürecek!"
    IŞİD'e karşı uluslararası koalisyonun eşgüdümünden sorumlu John Allen da aynı görüşte: "Suriye'deki ılımlı muhaliflerin eğitimi uzun yıllar gerektirecek!"
    Üstelik,en iyimser senaryoya göre bu tahmini yapıyor.
    Dahası, Amerikalı askeri yetkililer de bu görüşü paylaşıyor.
    ***
    Peki, ya ikinci olasılık doğruysa?
    Yani, tıpkı El Kaide'nin başlangıcı gibi IŞİD de ABD gizli servislerinin ürünüyse?
    O zaman bir şeytani plan var demektir.
    Ortadoğu'nun yeniden yapılandırılmasını, sınırların yeniden çizilmesini, bazı devletlerin ortadan kalkıp bazı yeni devletlerin kurulmasını öngören bir plan...
    Belki de daha öteye giden, İslam coğrafyasının, hatta İslam dininin yeniden düzenlenmesini öngören bir plan...
    Böyle bir olasılığa inanmak istemiyorum ama bazı ayrıntılarda gizlenmiş olan şeytan, doğrusu içime kurt düşürmüyor değil.
    Örneğin, 29 Haziran'da tek kurşun atmadan Musul'u IŞİD'e teslim eden Irak ordusunun komutanları şimdi nerede?
    Cevap: Bağdat kaynaklı iddialara göre, hepsi soluğu ABD'de aldılar!
    Bir örnek daha: IŞİD'in sessiz sedasız komuta kademesini değiştirdiğini biliyor musunuz?
    Kuzey Afrika kökenli Arap komutanları uzaklaştırdı, yerlerine Gürcü, Çeçen ve Uygur komutanlar getirdi. Güneydoğu Asya ülkelerinden IŞİD'e katılmış olanlar da piştikçe terfi alıyorlar.
    Bu ne anlama geliyor? Cevap: IŞİD, cihadı Asya'nın başka coğrafyalarına taşımayı hedefliyor. Çin'in Uygur bölgesine, Orta Asya cumhuriyetlerine, Tayland'a, Malezya'ya, Filipinler'e, hatta Endonezya'ya...
    IŞİD cihadı Asya'nın diğer coğrafyalarına taşıyarak "İslam Halifeliği"ni küreselleştirmeyi amaçlıyor...
    Ne zaman? Üç-dört yıl sonra!
    ***
    Zaten bunun da ipuçları kendini göstermeye başladı.
    Nijerya'da Boko Haram, IŞİD'e bağlılığını bildirdi.
    Filipinler'de de Abu Sayyaf örgütü IŞİD'e katıldığını duyurdu. Dahası, bir Alman turist çifti rehin alıp Almanya'ya ültimatom verdi: IŞİD mevzilerini bombalamayı durdurmazsa, rehinelerin kafalarını kesecek!
    İstihbarat örgütleri bu listeye yakında Cezayir'de, Afrika'nın bazı ülkelerinde ortaya çıkacak terör oluşumlarının da eklenmesini bekliyorlar.
    ***
    Bu ipuçları bizi bir sonuca götürüyor: IŞİD yakın gelecekte Ortadoğu'nun sorunu olmaktan çıkacak, dünyanın belası haline gelecek.
    Ve bu sonuç bana Ortadoğu'da sınırların sil baştan yapılmasını öneren ve çizdiği "Kan Sınırları" haritasıyla birkaç yıl önce başta Türkiye olmak üzere epey ülkenin yönetimlerini öfkelendiren Amerikalı jeostrateji uzmanı emekli Yarbay Ralph Peters'ın bir yazısını çağrıştırıyor.
    Peters'in "Parameters" dergisinin 2001 kışı sayısının 5-20'nci sayfalarında yayınlanan yazısının başlığı neydi dersiniz: "İstikrar ABD'nin düşmanıdır!"

    YanıtlaSil
  28. Yukardaki yazıda belirtilen en önemli tehlikeyi gösteren satırlar şöyle:
    “Ortadoğu'nun yeniden yapılandırılmasını, sınırların yeniden çizilmesini, bazı devletlerin ortadan kalkıp bazı yeni devletlerin kurulmasını öngören bir plan...
    Belki de daha öteye giden, İslam coğrafyasının, hatta İslam dininin yeniden düzenlenmesini öngören bir plan...”

    Ahir zamanda Deccal-Mehdi-Mesih üçlemesinde din 3 kez çok büyük yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalır. 1.Komünist Rusya ve Çin’de, 2. Necip Fazıl Kısakürek’in 1950 yılında çıkardığı Büyük Doğu Dergisi’nde ifşa ettiği Lozan’da dayatılan Türkler’in İslam’la bağını çözmesi hadisesi 3. Tevhid dininin dünya hakimiyetinden önce Armageddon arifesinde Yahudiler’in İslam’ı yıkmak için son olarak küresel çapta tahrif suikasti.

    Bu tehliklerden ilk ikisi atlatıldı. Şimdi Büyük Ortadoğu Projesi ile Siyonistler İslam dinini “ılımlı İslam” etiketiyle tahrife çalışıyorlar. 2001 11 Eylül’ün bir amacı da budur. Bu amaçla İsrail aleyhtarı ayetlerin Kur’an’dan çıkarılması dahil bazı hükümlerin kaldırılması ve sözde, amelsiz, aksiyonsuz İslam peşindeler. Bu proje geçmişte Türkiye’de derin odaklarla ve komitelerle denendi ama tutmadı.Müjde Bediüzzaman’ın tevilindeki tabiriyle kahraman ordu (millet) dizginlerini Süfyan’dan kurtarır, (kurtardı)

    Örtülü geçeceğim. Moon tarikatı gibi bir dini cemaat örgütlendiriliyor. Onlara finans, teşkilatlanma, eğitim, istihbarat (eleman ve dijital cihazlar) ve devletin önemli mevkilerine adam yerleştirme, mektepleri ile eleman yetiştirmesi konusunda yardım ediliyor. Neocon-siyonist-neoliberal şebekeler bu konuda küresel çapta o cemaate yardım ediyor. İslam dünyası hoşgörü, şirinlik, diyalog safsatasıyla teslim alınmak isteniyor. Bizi muharref inanç oltasıyla avlamakrmak istiyorlar (Ehl-i kitabın hak ve hukuku, ırz ve namusu, dini inançları, onlarla beşeri ve medenice münasebet, hatta gerektiğinde ittifak Kur’an’la koruma altındadır, Fatih gibi bir kahraman sultan bir Hıristiyan’ın şikayeti üzerine yargılanmıştır. Bunlar konumuzun dışındadır.)

    İşte Mehdiyet’i son kertede arkadan vuracak olan bu hareket yakında ağababası Siyonist devletle birlikte tarih sahnesinden silineceği ümid ederken, gözlerin dört açılması, Kur’an ve sünnete, iman ve İslam prensip ve hükümlerine, ibadet ve takvaya dört elle sarılmalıyız. Bu manevi bir cihaddır. Ve “Kur’anda zafer vaat ediyor Hz. Yezdan”. Bu Osmanlı-Türkü’ne vaad edilen zaferin sevineni olmak istemez misiniz? Artık her şey ayan beyan ortada. İplikleri pazara çıkıyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ABDURRAHİM ÇOKGUNGOR yazmaya devam edin inşaAllah

      Sil
  29. ABD'li gazeteci: "O örgüt hayal ürünü!"
    Amerikan yönetimince 'IŞİD'den beter' diye duyurulan ve tüm dünyanın, 'Bu da nereden çıktı' dediği 'Horasan' adlı örgüt Amerikan yönetiminin uydurması mı?
    Tam da ABD ’nin IŞİD’i vurmaya hazırlandığı günlerde Amerikan yönetimince ‘IŞİD’den beter’ diye duyurulan ve tüm dünyanın, ‘Bu da nereden çıktı’ dediği ‘Horasan’ adlı örgüt Amerikan yönetiminin uydurması mı?

    Edward Snowden'in sızdırdığı belgeleri yayınlayarak "ABD’nin sırlarını ortaya döken gazeteci" olarak ünlenen Glenn Greenwald’a göre evet.

    HİÇBİR ZAMAN VAROLMADI

    Diken'in aktardığı ve Greenwald'in, Murtaza Hussain ile birlikte kaleme aldığı haber analizde ilk günden itibaren Horasan’a ilişkin tüm söylenen ve yazılanlar didik didik edildi. Varılan sonuç çarpıcı: Böyle bir örgüt hiçbir zaman var olmadı.

    ‘Sahte bir terör tehdidinin anatomisi’ başlıklı haber-analizde, örneklerle, ilk günlerde örgütün varlığını sorgusuz sualsiz kabul eden kimi hükümet yetkilisi ve medya önde gelenlerinin bile artık Horasan’dan bahsetmez olduğuna dikkat çekildi.

    TERÖR SAVCISI DA 'YOK' DEDİ

    Haber-analizin sonuç bölümünde şu görüşlere yer verildi:

    “Nitekim, tam da biz bu makaleyi bitirmeye yaklaşmışken eski terörle mücadele savcılarından Andrew McCarthy, örgütün uydurma olduğunu yazdı. ‘Horasan adını daha önce duymamıştınız. Çünkü öyle bir örgüt yok’ diyor McCarthy.

    “Olup bitenlerin hiç yabancısı değiliz. Obama yönetimine, bir başka Müslüman ülkeyi bombalamak için propaganda malzemesi ve meşru bir zemin lazımdı. IŞİD’in baş kesme videoları bir infial yarattıysa da uzun sürecek bir savaş için yeterli değildi.”

    MEDYANIN DA DESTEĞİYLE...

    Greenwald ve Hussain, tüm bu süreçte Amerikan medyasının da yönetimle işbirliği yaptığını dile getirdi.

    “Hal böyle olunca oturup daha önce hiç adı duyulmamış, yeni bir örgüt attılar ortaya. Yönetimden yardımını esirgemeyen Amerikan medyası, eline verilen metni dolaşıma soktu: Bu yeni örgüt, gedikli teröristlerden oluşuyordu, ABD’ye karşı her an harekete geçebilirdi; hatta Amerikan uçaklarını düşürme planlarının son aşamasındaydı; 11 Eylül’dekilerden bile daha koordineli ve geniş çaplı saldırılar düzenleyebilecek bir güçteydi.

    Genelde olduğu gibi resmi kaynaklar isimlerini vermiyordu. Yine genelde olduğu gibi ortada neredeyse hiçbir kanıt yoktu. Buna rağmen -ABD’nin savaşlarına meşruiyet kazandırma meraklısı Amerikan medyası- balıklama atladı Horasan’a dair söylenenlerin üstüne.

    GERÇEK GEÇ ANLAŞILDI

    Her şey olup bittikten sonra kafalara dank etti ki tüm söylenenler aldatmacaydı. Ama yönetim ile medyanın ortaklaşa giriştiği her propaganda kampanyasından olduğu gibi gerçek artık hiçbir hükmü kalmadığında su yüzüne çıktı.
    http://www.ajanshaber.com/abdli-gazeteci-o-orgut-hayal-urunu-haberi/124508

    YanıtlaSil
  30. Açık açık söyledi! "Çok yakında ABD'ye saldırı olacak"
    Amerikan federal Soruşturma Bürosu (FBI) Direktörü James Comey, Horasan grubunun ABD’ye yönelik saldırı girişiminde bulunacağını iddia etti.
    CBS kanalında ‘60 Dakika’ programına konuk olan Comey, ABD’nin müttefiklerinin de aynı tehditle karşı karşıya olduklarını söylerken, Washington yönetiminin 11 Eylül saldırıları sonrasında terörist tehditlere karşı güvenliğini artırdığını vurguladı.

    Comey, Suriye ve Irak’ta halen onlarca Amerikan vatandaşının cihatçı grupların saflarında savaştığını belirtirken, bu kişilerin ülkelerine dönme olasılıkları bulunduğunu da sözlerine ekledi.

    Comey, Horasan grubunun çok yakında ABD’ye yönelik saldırı girişiminde bulunacağını öne sürdü.

    ABD’li yetkililer, Horasan grubu üyelerinin büyük bölümünün, Suriye’deki hava saldırılarından kurtulduklarını duyurmuştu.
    http://www.ajanshaber.com/acik-acik-soyledi-cok-yakinda-abdye-saldiri-olacak-haberi/126531

    YanıtlaSil
  31. Abdülkadir SELVİ /Yeni Şafak
    http://www.yenisafak.com.tr/yazarlar/AbdulkadirSelvi/abd-isidle-3-yillik-mucadeleyi-ongoruyor/56275

    El Kaide üzerinden 11 Eylül'ü, Irak ve Afganistan işgallerini gerçekleştiren ABD, IŞİD üzerinden bölgeyi yeniden dizayn ediyor.

    Soğuk savaş döneminde Sovyet tehdidi üzerinden dünyayı dizayn edenler, sıcak savaş döneminde ise ürettikleri örgütler üzerinden bu düzenlemeyi yapıyorlar.

    El Kaide gibi IŞİD de Pentegon'daki laboratuvarlarda üretilmiş bir örgüt.

    Hadi biz yanılmış olalım ve varsayalım ki ABD, IŞİD'i ortadan kaldırmaya kararlı.

    Peki IŞİD'i savaş uçaklarıyla vurarak ortadan kaldırabilecek mi? ABD İki ülkeyi işgal etti, El Kaide'yi ortadan kaldırabildi mi? El Kaide'den daha radikal bir örgütün doğmasına neden oldu. ABD'nin IŞİD'e müdahale ettiği andan itibaren IŞİD büyümeye başladı. İslam dünyasında Türkiye'nin ve Müslüman Kardeşler'in öncülük ettiği demokrasi içinde ve meşru yollarla mücadele etme tezi ağır eleştirilerle karşı karşıya. Demokrasiyi küfür sayan selefi akımlar yeniden güçlenmeye başladı. Mısır'da, Ürdün'de, Nijerya'da, Afganistan'da IŞİD sempati ile karşılanan bir örgüt haline geldi. Mısır'da, Müslüman Kardeşler içinde 'Demokratik yöntemlerle mücadele ettik, başarısız olduk. IŞİD'in yöntemini kullanmalıyız' tezini savunan radikal gruplar güçlenmeye başladı. Siz seçilmiş Mursi'nin devrilmesine, meşru yollarla hak arayan Müslüman Kardeşler'in katledilip yasaklanmasına, liderlerinin idamla yargılanmasına destek verirseniz olacağı buydu.

    YanıtlaSil
  32. "Beyaz kefenliler" dikkatle takip edilmeye değer işler yapıyor..!

    http://ajanshaber.com/beyaz-kefenlilerden-iside-sok-baskin-emiri-oldurduler-haberi/133502

    IŞİD'DEN BİLE DAHA TEHLİKELİ: Amerikan basını, Suriye'de faaliyet gösteren El-Kaide uzantısı "Horasan" terörist grubunun IŞİD'den daha tehlikeli olduğunu ileri sürdü. ABD güvenlik ve istihbarat kurumlarının raporlarına dayandırılan New York Times Gazetesi haberine göre, Suriye'de 2 yıl önce faaliyete başlayan 'Horasan' örgütü, Ortadoğu, Güneydoğu Asya ve Kuzey Afrika ülkelerinden gelen el-Kaide üyelerinden oluşturuldu. Örgütün, ABD ve yurtdışındaki kurumlarına karşı planladığı eylemlerden yola çıkarak 'ABD açısından IŞİD dahil diğer tüm yapılanmalardan ve gruplardan daha tehlikeli olduğu' iddiası dış basında sıklıkla yer alan haberler arasında.

    http://www.gazetesiz.com/nedirkimdir/beyaz-kefenliler-kimdir-beyaz-kefenliler-ne-icin-kuruldu-108467.html

    ne olduğu şimdilik belli değil. zaman fitne zamanı. dikkatli olmak gerek...abd'nin kafadan karşı olması ve kendilerinin ışide karşı olmalarından başka müspet-menfi henüz herhangi bir delil yok...

    YanıtlaSil