.

ALLAH; DEVLETE, MİLLETE VE ORDUMUZA ZEVAL VERMESİN

30 Eylül 2013 Pazartesi

OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE DEMOKRATİKLEŞME PAKETLERİ NE ANLAMA GELİYOR?

Hükûmet 30 Eylül 2013 tarihinde bir demokratikleşme paketi açıkladı. Prensip olarak Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının hangi etnik ve dinî kökenden gelirse gelsin hepsinin bu milletin birinci sınıf vatandaşları olarak tam demokratik haklardan yararlanmada eşit olması gerektiğini savunuyorum.

Bu milletin bütün evlatları kendini kanunlar çerçevesinde tam olarak ifade edebilmelidir. Özgürlük tanımı olarak kanunlar çerçevesinde ne kendine ne de başkasına zarar vermeden davranışlarında özgür olmayı anlıyorum.

Tarihte Osmanlı imparatorluğunun son zamanlarında devlet ard arda bir çok özgürleşme ve haklar paketi açıklamıştır. Bunun alt yapısına baktığımızda bunların birer zorunluluk eseri olarak Avrupa’nın Devletimize karşı yaptığı su-i kast planlarına engel olmak ya da tehdidi erteleyebilmek adına yapıldıklarını Bediüzzaman Şualar risalesinde Tevbe suresinin işari ve cifri tefsirinde ifade etmiştir.

“Sure-i Tevbe'de: "yüridûne en yutfiû nurallahi biefvâhihim ve ye'bellahu illâ en yütimme nûrahu velev kerihel kâfirun" âyetindeki "nurallahi biefvâhihim ve ye'bellahu illâ en yütimme nûrahu"  cümlesi, kuvvetli ve letafetli münasebet-i maneviyesiyle beraber şeddeli "lâmlar" birer "lâm" ve şeddeli "mim" asıl kelimeden olduğundan iki "mim" sayılmak cihetiyle bin üçyüz yirmidört (rumi 1324 - miladi 1908) ederek,

AVRUPA ZALİMLERİ DEVLET-İ İSLÂMİYENİN NURUNU SÖNDÜRMEK NİYETİYLE MÜDHİŞ BİR SÛ'-İ KASD PLÂNI YAPTIKLARI  VE ONA KARŞI TÜRKİYE HAMİYETPERVERLERİ, HÜRRİYETİ YİRMİDÖRTTE İLÂNIYLA O PLÂNI AKÎM BIRAKMAĞA ÇALIŞTIKLARI HALDE,

MAATTEESSÜF ALTI-YEDİ SENE SONRA, HARB-İ UMUMÎ NETİCESİNDE YİNE O SÛ'-İ KASD NİYETİYLE SEVR MUAHEDESİNDE KUR'ANIN ZARARINA GAYET AĞIR ŞERAİTLE KÂFİRANE FİKİRLERİNİ YİNE İCRA ETMEK OLAN PLÂNLARINI AKÎM BIRAKMAK İÇİN TÜRK MİLLİYETPERVERLERİ CUMHURİYETİ İLÂNLA MUKABELEYE ÇALIŞTIKLARI

tarihi olan bin üçyüz yirmidörde (1908), tâ otuz dörde(1918), tâ ellidörde (1938) tam tamına tevafukla, o herc ü merc içinde Kur'anın nurunu muhafazaya çalışanlar içinde Resail-in Nur müellifi yirmidörtte (1324) ve Resail-in Nur'un mukaddematı otuzdörtte (1334) ve Resail-in Nur'un nuranî cüzleri ve fedakâr şakirdleri ellidörtte (1354) mukabeleye çalışmaları göze çarpıyor.

Hattâ hakikat-ı hali bilmeyen bir kısım ehl-i siyaseti telaşa sevk ettiler ve bu İTFA (söndürme) SÛ'-İ KASDINA KARŞI TENVİR (aydınlatma) VAZİFESİNİ tam îfa ettiklerinden bu âyetin mana-yı işarîsi cihetinde bir medar-ı nazarı olduklarına kuvvetli bir emaredir.

ŞİMDİ İSLÂMLAR İÇİNDE NUR-U KUR'ANA MUHALİF HALETLERİN EKSERİSİ, O SÛ'-İ KASDLARIN VE SEVR MUAHEDESİ GİBİ GADDARANE MUAHEDELERİN (andlaşmaların) VAHÎM NETİCELERİDİR.

Eğer şeddeli "mim" dahi şeddeli "lâmlar" gibi bir sayılsa, o vakit bin iki yüz seksen dört (1284) eder. O TARİHTE AVRUPA KÂFİRLERİ DEVLET-İ İSLÂMİYENİN NURUNU SÖNDÜRMEĞE NİYET EDEREK on sene sonra Rusları tahrik edip Rus'un doksanüç (1293/ miladi 1877) muharebe-i meş'umesiyle âlem-i İslâmın parlak nuruna muvakkat bir bulut perde ettiler.

Fakat bunda Resail-in Nur şakirdleri yerinde Mevlâna Hâlid'in (K.S.) şakirdleri o bulut zulümatını dağıttıklarından bu âyet bu cihette onların başlarına remzen parmak basıyor.

ŞİMDİ HATIRA GELDİ Kİ; EĞER ŞEDDELİ "LÂMLAR" VE "MİM" İKİŞER SAYILSA, BUNDAN BİR ASIR SONRA ZULÜMATI DAĞITACAK ZÂTLAR İSE, HAZRET-İ MEHDİ'NİN ŞAKİRDLERİ OLABİLİR..”


Özetleyecek olursak:

Avrupa kafirleri 1867 tarihlerinde Osmanlı devletinin nurunu söndürmeye niyet etmişler ve 10 sene sonra Rusları harekete geçirerek 1877-8 Türk-Rus Harbi ile islam alemine geçici bir bulut perde etmişlerdir. Bu savaşta karanlıkların defedilmesinde manevi olarak Mevlana Halid-i Bağdadî’nin müridleri görev yapmışlardır.

Avrupa zalimleri Osmanlı devletinin ışığını söndürmek için müthiş bir suikast planı yapmışlar. Osmanlı devlet adamları bu suikastı akim bırakmak için 1908 yılında Hürriyeti ilan etmişlerdir.

1914 yılında 1. Dünya savaşı çıkmış, bu savaşın sonunda yine o suikast niyetiyle Sevr anlaşmasıyla çok ağır şartlarını devletimize dayatmışlardır. Devletimiz ayakta kalabilmek için Cumhuriyeti ilan ederek bu suikast planına karşı koymaya çalışmıştır.

Avrupa kaynaklı bu suikaste karşı manen aydınlatma görevini Risale-i Nur talebeleri yapmışlardır.

Ülkemizdeki dindarlar aleyhindeki bütün uygulamalar hedef küçültme maksadıyla bu suikastı defedebilmek için yapılmıştır. Bu konuda istihbaratçı Mahir Kaynak’ın da aynı mealde yazıları mevcuttur.

Bediüzzaman bundan bir asır sonraki karanlıkları dağıtacak zatların Mehdi ve öğrencileri olabilir demekle günümüze işaret etmektedir.

Bediüzzaman bu ayetin cifri tefsirinde zulümat tabiriyle hep savaşı ve Batılıların İslamın nurunu söndürme niyetiyle dayattıkları zorlamaları kastetmiştir.

Bilindiği üzere 28 Şubat süreci 1000 yıl sürmesi niyetiyle bu devletin islamı temsil rolünü engellemeyi amaçlayan gizli dış tehditlerin yansımasıdır. Zaten birkaç yıl sonra 2001 Eylülünde haçlı savaşları ilan edildiğinde düşman olarak hedefe islam konulmuştur.

İslam imaj olarak yıkılmak istenmiştir. Çünkü bu şekilde devam etmesi durumunda bir müddet sonra Batılı ülkelerde Müslümanların çoğunluğa geçeceği yolundaki projeksiyonlar batıyı şiddetle ürkütmüştür. İslamın önünü almak, yayılmasını engellemek için  islam imajı terörizmle eşitlenmeye çalışılmıştır. Dünya üzerinde El-Kaide benzeri islami kılıklı terör örgütleri sahneye sürülmüştür. Batının bu adamları her yerde masum insanları toptan katlederek islam imajını yeniden inşa etmeye çalışmaktadırlar.

Anlaşılan Suriye savaşları içinde islamın  en kanlı imajı üretilmeye ve adına Süfyani denilen canavar yaratılmaya çalışılmaktadır. Süfyan Mehdi’nin düşmanıdır. Mehdi gerçek islamiyeti temsil ederken Süfyan batılılar tarafından imal edilmiş kanlı bir zombi olarak piyasaya sürülecektir. Amaç dünya insanlığının gerçek islamiyeti tanımasını engellemek ve insanları islamdan soğutmaktır.

Bunun zamanı da içinde bulunduğumuz süreçtir. İnşaallah ahirzamanın en büyük fesadı olan bu karanlıkları Mehdi aydınlatacaktır. Büyük dünya savaşının içinde zuhur edecek olan Hz. Mehdi büyük bir komutan olarak kısa sürede peş peşe hem Rusya’yı hem de Amerika’yı yenerek bütün dünyayı şaşkınlığa uğratacaktır.

Sonuç olarak medyadan izlediğimiz kadarıyla bütün dünya Erdoğan’a karşı birleşmiş durumdadır. Erdoğan Mısır, Tunus, Gazze ve hatta Suriye’den başlayarak demokratik islami bir dalga oluşturmaya çalışıyordu. Bu dalganın bütün islam ülkelerine yayılma eğilimi göstermesi üzerine Batı Gezi öncesi ve sonrası sayısız plan ve entrika çevirerek Erdoğan’ı tasfiye etmeye çalıştı. Aynı plan Mısır’da Sisi darbesi ile başarıldı. Gazze tekrar pres altına alındı. Tunus’ta karışıklar çıktı.  

Uluslararası Yahudi sermayesi Erdoğan’ı tehdit olarak görüp ortadan kaldırmak istiyor. Önümüzdeki dönemde ülkemizde sokak hareketleri ve kalkışmalar yeniden yaşanabilir. Sanırım Erdoğan demokratikleşme paketleriyle durumu lehine çevirmeye çalışmaktadır. Gerçi tedbir kaderi engellemez, ama belki biraz zaman kazanabilir.

Zaman zaman toplumun nabzını tutuyorum. İnsanların bir kısmı Erdoğan yönetiminden bıkmış durumda… Erdoğan karşısında başta kendi partisi içinden başlayarak, bütün muhalefet partileri, sağcısı, solcusu, Müslümanı, mezhepçisi çok geniş bir yelpazede düşman bir cephe oluşmuş durumda. Erdoğan gitsin de ne olursa olsun demekteler… Dolayısıyla bu muhalif cepheye ve onları dışarıdan kurgulayan uluslararası güçlere yüz paket bile sunsanız dahi tatmin olmayacaklar.   Onun için başa gelen çekilir.

Sonuçta diyeceğimiz İbrahim Hakkı gibidir:

Hak şerleri hayreyler   /  Hiç sanma ki gayr eyler

Mevla görelim neyler  /  Neylerse güzel eyler.

FÜZEYİ ÇİNLİLER YAPACAK


Haber 1:
Füzeyi Çinliler yapacak 

·         27 Eylül 2013

Başbakan Tayyip Erdoğan başkanlığında dün toplanan Savunma Sanayi İcra Komitesi toplantısında çok kritik kararlar alındı. Türkiye’nin uzun zamandır beklediği “Uzun Menzilli Füze Savunma Sistemi” ihalesi Çin’in CPMIEC firmasına verildi.


Haber 2:

ABD, Türkiye'nin seçiminden rahatsız

·         30.09.2013

ABD, füze savunma sistemi ihalesinin ABD yaptırımı altındaki Çinli şirkete verilmesini eleştirirken, "Sistemin, NATO sistemiyle uyum sorunu olacağına" da dikkat çekildi.

Yorum:

Çok yakında bunun acısı bir yerden çıkacak demektir. 

Tahminlerimiz: 

Yunanistan Türkiye'ye saldırabilir...
Doğu Türkistan yine karışabilir. 
Suriye'de kimyasal silahlar kullanılıp bunun Türkiye üzerinden gelen muhaliflerin kullandığı iddia edilip Türkiye suçlanabilir.
En güçlü ihtimal ise 2. Gezi olayları çıkartılıp kendileri açısından çizgiyi iyice aşan ve denge politikasına yönelen Erdoğan iktidardan düşürülebilir. 

Hak şerleri hayr eyler...

29 Eylül 2013 Pazar

TÜRK-YUNAN SAVAŞI YAKLAŞIYOR

Safa Asya, bloğundaki 27 Eylül 2013 Cuma günlü" Yunanistan'da askeri darbe olacak" başlıklı yazısında  Yunanistan'daki gelişmeleri ele almıştır. Buna göre daha önceki Kıbrıs savaşındaki örtülü süreci örnek vererek Yunanistan'da darbe yapılacağını ve bunun ardından Yunan ordusunun Türkiye'ye saldıracağını evliyaullahın gaybi keşiflerine dayanarak haber vermektedir.

Bilindiği üzere Abdullah Dağistani, Bediüzzaman Said Nursi, Abdullah Gürbüz Baba ve bu konudaki Diva-ı Ricalü'l gayb kararlarında Yunanistan'ın haksız bir biçimde Türkiye'ye saldıracağını, bu savaşın sonunun Yunanistan'ın hüsranıyla sonuçlanacağını, Ege Adaları ve Batı Trakya'yı Türkiye'nin ilhak edeceğini, Bediüzzaman'ın şifai bir ifadesinde Kıbrıs'ın tamamının Türkiye'nin eline geçeceğini ifade etmiştir.

Ancak unutmayalım ki muhtemelen Orta Doğunun hareketlenmesinden önce Türkiye içinde dış ve iç güçlerce bir operasyon icra edilecek. Türkiye uluslararası güçlerin arzu ettiği biçimde yeniden dizayn edilmeye çalışılacak. İnşaallah şer olarak başlayan olaylar hayra dönecektir.

http://safaasya.blogspot.com/

Yazıyı ilgili linkten okuyunuz.

27 Eylül 2013 Cuma

KİMYASAL SALDIRIYI KİM YAPTI / Serdar TURGUT

Serdar TURGUT Haber Türk Gazetesinin 27 Eylül 2013 tarihli nüshasında yayınlanan "Kimyasal saldırıyı kim yaptı?" başlıklı yazısında daha önce Suriye'de binden fazla masum insanın ölümüne yol açan kimyasal saldırıyı muhaliflerin yapmış olabileceğine ilişkin Amerikan NGIC adlı istihbarat grubunun raporunda yer alan tez nedeniyle muhaliflere yardım eden Türkiye'nin başına çorap örtüldüğünden bahsederek bu durumun Türkiye'ye çok zarar vermesi ihtimalinden bahsetmişti. 

Ancak Amerika'nın bu yöndeki raporu göz ardı ettiğini ve ABD'nin BM temsilcisi Samantha Power'in yaptığı basın toplantısında kimyasal silahların Esed rejimi tarafından kullanıldığını ifade etmiştir. 

Samantha Power basın toplantısında Suriye'de kullanılan kimyasal silahların bahçe işi türü nevinden olmadığı, bu gazın devlet imkanları olmadan imal edilemeyeceği, bu yüzden muhalifler tarafından imal edilemeyeceği; kimyasal silahları atan roketlerin Suriye devlet güçlerince kullanıldığı, Kimyasal silahı Esed rejimi tarafından kontol edilen bölgeden muhaliflerin kontrolündeki 12 mahalleye atıldığı, dolayısıyla muhaliflerin Esed güçlerinin kontrol ettiği bölgeye geçip oradan silahı attığı yönündeki iddianın saçma olduğu ifade edilmiştir. 

Bu durumda Türkiye'nin iddia ettiği tezin ABD tarafından kabul edilmiş olduğunu yazdı. 

Serdat TURGUT'un makalesini ilgili linkten okuyunuz.

http://www.haberturk.com/yazarlar/serdar-turgut-2025/881098-kimyasal-saldiriyi-kim-yapti

26 Eylül 2013 Perşembe

KURAN’DA EVRENDEKİ CANLILAR VE İNSANLIĞIN UZAYA ÇIKIŞI İLE İLGİLİ AYETLER

GÖKLERİN VE YERYÜZÜNÜN YARATILIŞI  

ŞURA-11. O, gökleri ve yeri yoktan yaratandır

ZÜHRUF-9. Andolsun ki, onlara gökleri ve yeri kim yarattı? diye sorsan; "Onları şüphesiz güçlü olan, her şeyi bilen Allah yarattı" derler.        

BAKARA-164. Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılmasında, gece ile gündüzün birbiri peşinden gelmesinde, insanlara fayda veren şeylerle yüklü olarak denizde yüzüp giden gemilerde, Allah'ın gökten indirip de ölü haldeki toprağı canlandırdığı suda, yeryüzünde her çesit canlıyı yaymasında, rüzgârları ve yer ile gök arasında emre hazır bekleyen bulutları yönlendirmesinde düşünen bir toplum için birçok deliller vardır.   
             
AHKAF-33. Gökleri ve yeri yaratan, bunları yaratmakla yorulmayan Allah'ın, ölüleri diriltmeye de gücünün yeteceğini düşünmezler mi? Evet O, her şeye kadirdir.         
                            
GÖKLERİN VE YERİN GERÇEK VE HİKMET İLE YARATILIŞI   

CÂSİYE-22. Allah, gökleri ve yeri yerli yerince yaratmıştır. Böylece herkes kazancına göre karşilık görür. Onlara haksızlık edilmez.             

ANKEBUT-44. Allah, gökleri ve yeri gerçek hak olarak yarattı. Şüphesiz bunda, inananlar için bir kanıt bulunmaktadır.   

 İBRAHİM-19. Allah'ın gökleri ve yeri gerçek ile yarattığını görmedin mi? O dilerse sizi ortadan kaldırıp yepyeni bir yaratılış getirir.                 
                                     
 EN'AM-73. O, gökleri ve yeri gerçek ve hikmet  ile yaratandır. "Ol!" dediği gün her şey oluverir. O'nun sözü gerçektir. Sûr'a üflendigi gün de hükümranlık O'nundur. Gizliyi ve açığı bilendir ve O, hikmet sahibidir, her şeyden haberdardır. 

 BAŞKA GEZEGENLERE İNEN İLAHİ MESAJLAR VE DİNİN EVRENSELLİĞİ:

“TALÂK-12. Allah, yedi kat göğü ve yerden bir o kadarını yaratandır. Emir bunlar arasından inip durmaktadır ki, böylece Allah'ın her şeye kadir olduğunu ve her şeyi ilmiyle kuşattığını bilesiniz.”

 “NAHL-52. Göklerde ve yerde ne varsa, O'nundur, din de yalnız O'nundur.”

“Al-i İmran-19 “Allâh katında din, İslâmdır. “

Bakara-116: “Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O’nun mahlûkudur. Hepsi O’nun emrine boyun eğmektedir .”

“NECM-31. Göklerde ve yerde bulunanlar hep Allah'ındır. Bu, Allah'ın, kötülük edenleri yaptıklarıyla cezalandırması, güzel davrananları da daha güzeliyle mükâfatlandırması içindir.”


YEDİ KAT GÖK VE YER:

“İSRA-44. Yedi gök, yer ve bunlarda bulunan herkes O'nu tesbih eder. O'nu övgü ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur. Ne var ki siz, onların tesbihini anlamazsınız.“
           
“BAKARA-29. O, yerde ne varsa hepsini sizin için yarattı. Sonra (kendine has bir şekilde) semaya yöneldi, onu yedi kat olarak yaratıp düzenledi.”

“MÜMİNUN-86. Yedi kat göklerin Rabbi, azametli Arş'ın Rabbi kimdir? diye sor. “

ALTI GÜNDE YARATILIŞ

YÛNUS-3. Şüphesiz ki Rabbiniz, gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra da işleri yerli yerince idare ederek arşa istiva eden Allah'dır. Onun izni olmadan hiç kimse şefaatçı olamaz. İşte O Rabbiniz Allah'tır. O halde O'na kulluk edin. Hâla düşünmüyor musunuz!

KAF-38. Andolsun biz, gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları altı günde yarattık. Bize hiçbir yorgunluk çökmedi.        

SECDE-4. Gökleri, yeri ve bunların arasındakileri altı günde (devirde) yaratan, sonra arşa egemen olan Allah'tır. O'ndan başka ne bir dost ne de bir yardımcınız vardır. Artık düşünüp ögüt almaz mısınız?         

FURKAN-59. Gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri altı günde yaratan, sonra Arş'a egemen olan Rahmân'dır. Bunu bir bilene sor.


UZAYDAKİ GEZEGENLERDE  YARATILAN CANLILAR

ŞURA-29. Gökleri, yeri ve bunların içine yayıp ürettigi canlıları yaratması da O'nun delillerindendir. O dilediği zaman bunları bir araya toplamaya da kadirdir

 RUM-22. O'nun delillerinden biri de, gökleri ve yeri yaratması, lisanlarınızın ve renklerinizin değişik olmasıdır. Şüphesiz bunda bilenler için (alınacak) dersler vardır.

 NUR-45. Allah, her canlıyı sudan yarattı. İşte bunlardan kimi karnı üstünde sürünür, kimi iki ayağı üstünde yürür, kimi dört ayağı üstünde yürür... Allah dilediğini yaratır; şüphesiz Allah her şeye kadirdir.
  
YÛNUS-6. Gece ve gündüzün değişmesinde (uzayıp kısalmasında) Allah'ın göklerde ve yerde yarattığı şeylerde, (Onu inkâr etmekten) sakınan bir kavim için elbette nice deliller vardır!          
                       
YASİN-81. Gökleri ve yeri yaratan, onların benzerlerini yaratmaya kadir değil midir? Evet! Elbette kadirdir. O, her şeyi hakkıyla bilen yaratıcıdır.

 ENBİYA-30. İnkâr edenler, göklerle yer bitişik bir halde iken bizim, onları birbirinden kopardığımızı ve her canlı şeyi sudan yarattığımızı görüp düşünmediler mi? Yine de inanmazlar mı?    

 TEĞABÜN-3. Gökleri ve yeri yerli yerince yarattı. Sizi şekillendirdi ve şekillerinizi de güzel yaptı. Dönüş ancak O'nadır.     

DÜHÂN--40. Şüphesiz gerçeği yanlıştan ayıran yargı günü, hepsinin bir arada buluşacağı gündür.           


 GÖKTEKİ VE YERDEKİLER
             
ALİ İMRAN-5. Şüphesiz ki ne yerde ne de gökte hiçbir şey Allah'a gizli kalmaz. 
                                                            
EN'AM-3. O, göklerde ve yerde tek Allah'tır. Gizlinizi, açığınızı bilir. (Hayır ve şerden) ne kazanacağınızı da bilir.   
                                                  
HÛD-123. Göklerin ve yerin gaybı (sırrı) yalnız Allah'a aittir. Her iş O'na döndürülür. Öyle ise O'na kulluk et ve O'na dayan! Rabbin yaptıklarınızdan gafil değildir.              
             
MERYEM-94-95: O, bunların hepsini kuşatmış ve sayılarını tesbit etmiştir. Bunların hepsi de kıyamet gününde O'nun huzuruna tek başina (yapayalnız) gelecektir.   

ENBİYA-4. (Peygamber) dedi ki: Rabbim, yerde ve gökte (söylenmiş) her sözü bilir. O, hakkıyla işiten ve bilendir.  
           
FURKAN-6. (Resûlüm!) De ki: Onu göklerde ve yerdeki gizlilikleri bilen Allah indirdi. Şüphesiz O, çok bağışlayıcıdır, engin merhamet sahibidir.

NEML-65. De ki: Göklerde ve yerde, Allah'tan başka kimse gaybı bilmez. Ve onlar ne zaman diriltileceklerini de bilmezler.                
             
NEML-75. Gökte ve yerde göze görünmeyen hiçbir şey yoktur ki, apaçık bir kitapta (levhi mahfuzda) bulunmasın.
           
SEBE’-3. İnkârcılar: Kıyamet bize gelmeyecek, dediler. De ki: Hayır! Gaybı bilen Rabbim hakkı için o, mutlaka size gelecektir. Göklerde ve yerde olan zerre miktarı bir şey bile O'ndan gizli kalmaz. Bundan daha küçük ve daha büyüğü de şüphesiz, apaçık kitaptadır (yazılıdır). 

FÂTIR-38. Allah, göklerin ve yerin gaybını bilir. O, kalplerin içinde ne varsa onu da hakkıyla bilendir.            

AHKAF-4. De ki: Söylesenize! Allah'ı bırakıp taptığınız şeyler yeryüzünde ne yaratmışlar; göstersenize bana! Yoksa onların göklere ortaklıkları mı vardır? Eğer doğru söyleyenlerden iseniz, bundan evvel (size indirilmiş) bir kitap yahut bir bilgi kalıntısı varsa onu bana getirin. 
                                                           
 HUCURAT-18. Şüphesiz Allah, göklerin ve yerin gizliliklerini bilir. Allah yaptıklarınızı görendir.            
           
NEML            25. (Şeytan böyle yapmış ki) göklerde ve yerde gizleneni açığa çikaran, gizlediğinizi ve açıkladığınızı bilen Allah'a secde etmesinler.       


GÖKLER, YER VE İKİSİ ARASINDA BULUNANLAR
                         
SAFFAT-5. O, hem göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbi, hem de doğuların Rabbidir.
           
DÜHÂN-7. Eğer kesin olarak inanıyorsanız (bilin ki Allah), göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbidir.
                                   
CÂSİYE-36-37: Hamd, göklerin Rabbi, yerin Rabbi bütün âlemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur.  Göklerde ve yerde azamet yalnız O'nundur. O, azîzdir, hakîmdir           

AHKAF-3. Gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları biz, şüphesiz yerli yerince ve belli bir süre için yarattık. İnkâr edenler, uyarıldıkları şeylerden yüz çevirmektedirler.

DÜHÂN-38. Biz gökleri, yeri ve bunlar arasında bulunanları, oyun ve eğlence olsun diye yaratmadık. 

SAD-27. Göğü, yeri ve ikisi arasındakileri biz boş yere yaratmadık. Bu, inkâr edenlerin zannıdır. Vay o inkâr edenlerin ateşteki haline!        

RUM-8. Kendi kendilerine, Allah'ın, gökleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları ancak hak olarak ve muayyen bir süre için yarattığını hiç düşünmediler mi? İnsanların birçoğu, Rablerine kavuşmayı gerçekten inkâr, etmektedirler.

HİCR-85. Biz gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri ancak hak ile yarattık. O saat (kıyamet), mutlaka gelecektir. Şimdilik onlara güzel muamele et.

ENBİYA-16. Biz, göğü, yeri ve bunlar arasındakileri, oyuncular (işi, eğlencesi) olarak yaratmadık.            

 MERYEM-65. (O) göklerin, yerin ve ikisi arasındaki şeylerin Rabbidir. Şu halde O'na kulluk et; O'na kulluk etmek için sabırlı ve metânetli ol. O'nun bir adaşi (benzeri) olduğunu biliyor musun? (Asla benzeri yoktur).

 ŞUARA-24. Musa cevap verdi: Eğer işin gerçeğini düşünüp anlayan kişiler olsanız, (itiraf edersiniz ki) O, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan her şeyin Rabbidir.
             
NEBE’-37. O, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbidir. O, rahmândır. O gün insanlar O'na karşi konuşmaya yetkili değillerdir.      
                                                      
MAİDE-17. "Şüphesiz Allah, Meryem oğlu Mesîh'dir" diyenler andolsun ki kâfir olmuşlardır. De ki: Öyleyse Allah, Meryem oğlu Mesîh'i, anasını ve yeryüzündekilerin hepsini imha etmek isterse Allah'a kim bir şey yapabilecektir (O'na kim bir şeyle engel olabilecektir)! Göklerde, yerde ve ikisi arasında ne varsa hepsinin mülkiyeti Allah'a aittir. O dilediğini yaratır ve Allah her şeye tam manasıyle kadirdir.
                       
MAİDE-18. Yahudiler ve hıristiyanlar "Biz Allah'ın oğulları ve sevgilileriyiz" dediler. De ki: Öyleyse günahlarınızdan dolayı size niçin azap ediyor? Doğrusu siz de O'nun yarattığı insanlardansınız. O, dilediğini bağışlar ve dilediğine azap eder. Göklerde, yerde ve ikisinin arasında ne varsa mülkiyeti Allah'a aittir. Sonunda dönüş de ancak O'nadır.

ZÜHRUF-85. Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan her şeyin mülkü kendisine ait olan Allah ne yücedir! Kıyamet saatini bilmek de O'na mahsustur. Siz O'na döndürüleceksiniz.


GÖKLERDE VE YERDE OLANLAR

İSRA-55. Rabbin, göklerde ve yerde olan herkesi en iyi bilendir. Gerçekten biz, peygamberlerin kimini kiminden üstün kıldık; Davud'a da Zebur'u verdik.

ALİ İMRAN-29. De ki: İçinizdekileri gizleseniz de açığa vursanız da Allah onu bilir. Göklerde ve yerde olanları da bilir. Allah her şeye kadirdir.

RA’D-15. Göklerde ve yerde bulunanlar da onların gölgeleri de sabah akşam ister istemez sadece Allah'a secde ederler.      
           
NAHL-49. Göklerde bulunanlar, yerdeki canlılar ve bütün melekler, büyüklük taslamadan Allah'a secde ederler.                     
                                     
NAHL-73. (Müşrikler) Allah'ı bırakıp da kendilerine göklerde ve yerde olan rızıktan hiçbir şey veremeyen ve buna asla güçleri yetmeyen şeylere (putlara) tapıyorlar.

MÜCADİLE-7. Göklerde ve yerde olanları Allah'ın bildiğini görmüyor musun? Üç kişinin gizli konuştuğu yerde dördüncüsü mutlaka O'dur. Beş kişinin gizli konuştuğu yerde altıncısı mutlaka O'dur. Bunlardan az veya çok olsunlar ve nerede bulunurlarsa bulunsunlar mutlaka O, onlarla beraberdir. Sonra kıyamet günü onlara yaptıklarını haber verecektir. Doğrusu Allah, her şeyi bilendir.

TEĞABÜN-4. Göklerde ve yerde olanları bilir. Gizlediklerinizi ve açığa vurduklarınızı da bilir. Allah kalplerde olanı bilendir.

HUCURAT-16. De ki: Siz dininizi Allah'a mı ögretiyorsunuz? Oysa Allah göklerde olanları da bilir, yerde olanları da. Allah her şeyi hakkıyla bilendir.

EN'AM-12. (Onlara) Göklerde ve yerde olanlar kimindir? diye sor. "Allah'ındır" de. O, merhamet etmeyi kendi zatına farz kıldı. Sizi, varlığında şüphe olmayan kıyamet gününde elbette toplayacaktır. Kendilerini ziyana sokanlar var ya işte onlar inanmazlar.            

MERYEM-93. Göklerde ve yerde olan herkes istisnasız, kul olarak Rahmân'a gelecektir.

HAC-18. Görmez misin ki, göklerde olanlar ve yerde olanlar, güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanların birçoğu Allah'a secde ediyor; birçoğunun üzerine de azap hak olmuştur. Allah kimi hor ve hakir kılarsa, artık onu değerli kılacak bir kimse yoktur. Şüphesiz Allah dilediğini yapar.                       
                       
NUR-41. Göklerde ve yerde bulunanlarla dizi dizi kuşların Allah'ı tesbih ettiklerini görmez misin? Her biri kendi duasını ve tesbihini (ögrenmis) bilmiştir. Allah, onların yapmakta olduklarını hakkıyle bilir.
             
ZÜHRUF-82. Göklerin ve yerin Rabbi, Arş'ın da Rabbi olan Allah onların vasıflandırmalarından yücedir, münezzehtir.
                       
ZÜHRUF-84. Gökteki İlâh da, yerdeki İlâh da O'dur. O, hakîmdir, her şeyi bilendir.

RA’D-16. (Resûlüm!) De ki: "Göklerin ve yerin Rabbi kimdir?" De ki: "Allah'tır." O halde de ki: "O'nu bırakıp da kendilerine fayda ya da zarar verme gücüne sahip olmayan dostlar mı edindiniz?" De ki: "Körle gören bir olur mu hiç? Ya da karanlıklarla aydınlık eşit olur mu?" Yoksa O'nun yarattığı gibi yaratan ortaklar buldular da bu yaratma onlarca birbirine benzer mi göründü? De ki: Allah her şeyi yaratandır. Ve O, birdir, karşi durulamaz güç sahibidir.

NEML-87. Sûr'a üfürüldügü gün, -Allah'ın diledikleri müstesna-, göklerde ve yerde bulunanlar hep dehşete kapılır. Hepsi boyunları bükük olarak O'na gelirler 

ANKEBUT-22. Siz ne yeryüzünde ne de gökte (Allah'ı) âciz bırakamazsınız. Allah'tan başka bir dost ve yardımcı da bulamazsınız.
                         
RUM-17. Haydi siz, akşama ulaştığınızda (akşam ve yatsı vaktinde) sabaha kavuştuğunuzda, gündüzün sonunda ve ögle vaktine eriştiğinizde Allah'ı tesbih edin (namaz kılın), ki göklerde ve yerde hamd O'na mahsustur.               

RUM-18. Haydi siz, akşama ulaştığınızda (akşam ve yatsı vaktinde) sabaha kavuştuğunuzda, gündüzün sonunda ve ögle vaktine eriştiğinizde Allah'ı tesbih edin (namaz kılın), ki göklerde ve yerde hamd O'na mahsustur.   

 RAHMAN-29. Göklerde ve yerde bulunan herkes, O'ndan ister. O, her an yaratma halindedir.
           
 HADİD-1. Göklerde ve yerde bulunan her şey Allah'ı tesbih etmektedir. O, azîzdir, hakîmdir.     
           
HAŞR-1. Göklerde ve yerde olanların hepsi Allah'ı tesbih etmektedir. O, üstündür, hikmet sahibidir.

 HAŞR-24. O, yaratan, var eden, şekil veren Allah'tır. En güzel isimler O'nundur. Göklerde ve yerde olanlar O'nun şânını yüceltmektedirler. O, galiptir, hikmet sahibidir.   

SAF-1. Göklerde ve yerdekilerin hepsi Allah'ı tesbih eder. O, üstündür, hikmet sahibidir.                   
           
CUMUA-1. Göklerde ve yerde olanların hepsi, mülkün sahibi, eksiklikten münezzeh, azîz ve hakîm olan Allah'ı tesbih eder.
           
TEĞABÜN-1. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ı tesbih eder. Mülk O'nundur, hamd O'nadır. O her şeye kadirdir.

NECM-31. Göklerde ve yerde bulunanlar hep Allah'ındır. Bu, Allah'ın, kötülük edenleri yaptıklarıyla cezalandırması, güzel davrananları da daha güzeliyle mükâfatlandırması içindir.   

BAKARA-116. "Allah çocuk edindi" dediler. Hâşâ! O, bundan münezzehtir. Göklerde ve yerde olanların hepsi O'nundur, hepsi O'na boyun eğmiştir.     

NAHL-52. Göklerde ve yerde ne varsa, O'nundur, din de yalnız O'nundur. O halde Allah'tan başkasından mı korkuyorsunuz?   

TÂHÂ-6. Göklerde, yerde ve ikisi arasında bulunan şeyler ile toprağın altında olanlar hep O'nundur.           
 
LUKMAN-26. Göklerde ve yerde ne varsa, hepsi Allah'ındır. Bilinmeli ki, asıl ganî ve övülmeye lâyık olan Allah'tır.          
                                                               
BAKARA-255. Allah, O'ndan başka tanrı yoktur; O, hayydir, kayyûmdur. Kendisine ne uyku gelir ne de uyuklama. Göklerde ve yerdekilerin hepsi O'nundur. İzni olmadan O'nun katında kim şefaat edebilir? O, kullarının yaptıklarını ve yapacaklarını bilir. (O'na hiçbir şey gizli kalmaz.) O'nun bildirdiklerinin dışında insanlar O'nun ilminden hiçbir şeyi tam olarak bilemezler. O'nun kürsüsü gökleri ve yeri içine alır, onları koruyup gözetmek kendisine zor gelmez. O, yücedir, büyüktür.

BAKARA-284. Göklerde ve yerdekilerin hepsi Allah'ındır. İçinizdekileri açığa vursanız da gizleseniz de Allah ondan dolayı sizi hesaba çekecektir, sonra dilediğini affeder, dilediğine de azap eder. Allah her şeye kadirdir.

ALİ İMRAN-83. Göklerde ve yerdekiler, ister istemez O'na teslim olduğu halde onlar (ehl-i kitap), Allah'ın dininden başkasını mı arıyorlar? Halbuki O'na döndürüleceklerdir.               
                       
ALİ İMRAN-109. Göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. İşler, dönüp dolaşip Allah'a varır.                      

ALİ İMRAN-129. Göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. Dilediğini bağışlar, dilediğine azap eder. Allah, çok bağışlayıcı ve çok merhametlidir.
                             
NİSA-126. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ındır ve Allah her şeyi kuşatmıştır. (Hiçbir şey O'nun ilim ve kudretinin dışında kalamaz).   
             
NİSA-131. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ındır. Sizden önce kendilerine Kitap verilenlere ve size "Allah'tan korkun" diye emrettik. Eğer inkâr ederseniz biliniz ki göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ındır. Allah hudutsuz zengindir, ziyadesiyle övgüye lâyıktır.        
           
NİSA-132. Göklerde ve yerde olanlar Allah'ındır. Vekil olarak Allah yeter.                  
NİSA-170. Ey insanlar! Resûl size Rabbinizden gerçeği getirdi (bunda şüphe yoktur), şu halde kendi iyiliğinize olarak (ona) iman edin. Eğer inkâr ederseniz, göklerde ve yerde ne varsa şüphesiz hepsi Allah'ındır. (O'nun sizin inanmanıza ihtiyacı yoktur). Allah geniş ilim ve hikmet sahibidir.
           
NİSA-171. Ey ehl-i kitap! Dininizde aşirı gitmeyin ve Allah hakkında, gerçekten başkasını söylemeyin. Meryem oğlu İsa Mesîh, ancak Allah'ın resûlüdür, (o) Allah'ın, Meryem'e ulaştırdığı "kün: Ol" kelimesi(nin eseri)dir, O'ndan bir ruhtur. (O'nun tarafından gönderilmiş, yahut teyit edilmiş, yahut da Cebrail tarafından üfürülmüs bir ruhtur). Şu halde Allah'a ve peygamberlerine iman edin. "(Tanrı) üçtür" demeyin, sizin için hayırlı olmak üzere bundan vazgeçin. Allah ancak bir tek Allah'tır. O, çocugu olmaktan münezzehtir. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. Vekil olarak Allah yeter.

YÛNUS-55. Bilesiniz ki, göklerde ve yerde olan her şey Allah'ındır. Yine bilesiniz ki, Allah'ın vâdi haktır, fakat onların çogu bilmez.        
           
 YÛNUS-66. İyi bilin ki, göklerde ve yerde ne varsa yalnız Allah'ındır. (O halde) Allah'tan başka ortaklara tapanlar neyin ardına düşüyorlar! Doğrusu onlar, zandan başka bir şeyin ardına düşmüyorlar ve onlar sadece yalan söylüyorlar.
           
ENBİYA-19. Göklerde ve yerde kimler varsa O'na aittir. O'nun huzurunda bulunanlar, O'na ibadet hususunda kibirlenmezler ve yorulmazlar.

RUM-26. Göklerde ve yerde olanlar hep O'nundur. Hepsi O'na boyun eğmiştir.

SEBE’-1. Hamd, göklerde ve yerde bulunanların hepsinin sahibi olan Allah'a mahsustur. Ahirette de hamd O'na mahsustur. O, hikmet sahibidir, (her şeyden) haberi olandır.                   
       
ŞURA            -4. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. O yücedir, uludur.

NUR-64. Bilmiş olun ki, göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. O, sizin ne yolda olduğunuzu iyi bilir. İnsanlar O'nun huzuruna döndürüldükleri gün yapmış olduklarını onlara hemen bildirir. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.          

YÛNUS-68. (Müşrikler:) "Allah çocuk edindi" dediler. Hâşâ! O bundan münezzehtir. O'nun (çocuga) ihtiyacı yoktur. Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. Bu hususta yanınızda herhangi bir delil yoktur. Allah hakkında bilmediğiniz bir şeyi mi söylüyorsunuz?          
                                      
İBRAHİM-2. O Allah ki, göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. Şiddetli azaptan dolayı kâfirlerin vay haline!  
                       
HAC-64. Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. Hakikaten Allah, yalnız O zengindir, övgüye değerdir.

HAC-70. Bilmez misin ki, Allah, yerde ve gökte olan ne varsa bilir? Bu, bir kitapta (levh-i mahfuzda) mevcuttur. Bu (eşya ve olayların bilgisine sahip olmak), Allah için çok kolaydır.    

GÖKLERİN VE YERİN MÜLKİYET VE EGEMENLİĞİ ONUNDUR

BAKARA-107. (Yine) bilmez misin, göklerin ve yerin mülkiyet ve hükümranlığı yalnızca Allah'ındır? Sizin için Allah'tan başka ne bir dost ne de bir yardımcı vardır.

SEBE’-22. (Müşriklere) de ki: Allah'tan başka tanrı saydığınız şeyleri çagirin! Onlar ne göklerde ne de yerde zerre ağırlığınca bir şeye sahiptirler. Onların buralarda hiçbir ortaklığı yoktur, Allah'ın onlardan bir yardımcısı da yoktu.        
                                                           
ALİ İMRAN-180. Allah'ın, kereminden kendilerine verdiklerini (infakta) cimrilik gösterenler, sanmasınlar ki o, kendileri için hayırlıdır; tersine bu onlar için pek fenadır. Cimrilik ettikleri şey de kıyamet gününde boyunlarına dolanacaktır. Göklerin ve yerin mirası Allah'ındır. Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır.               
                         
ALİ İMRAN-189. Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah'ındır. Allah'ın her şeye gücü yeter.                        
                                               
MAİDE-40. Bilmez misin ki, göklerde ve yerde ne varsa hepsinin mülkiyeti Allah'a aittir; dilediğine azap eder ve dilediğini bağışlar. Allah her şeye hakkıyle kadirdir.        
    
MAİDE-120. Göklerin, yerin ve içlerindeki her şeyin mülkiyeti Allah'ındır, O, her şeye hakkıyle kadirdir.                   

TEVBE-116. Göklerin ve yerin mülkü yalnız Allah'ındır. O diriltir ve öldürür. Sizin için Allah'tan başka ne bir dost ne de bir yardımcı vardır.

NUR-42. Göklerin ve yerin mülkü Allah'ındır; dönüş de ancak O'nadır.  

ŞURA-49. Göklerin ve yerin mülkü Allah'ındır. Dilediğini yaratır; dilediğine kız çocuklari, dilediğine de erkek çocuklari bahşeder.   
           
FETİH-14. Göklerin ve yerin mülkü Allah'ındır. O, dilediğini bağışlar, dilediğine ceza verir. Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir.   

HADİD-2. Göklerin ve yerin mülkü O'nundur. O, diriltir, öldürür. O, her şeye gücü yetendir.
                       
HADİD-5. Göklerin ve yerin mülkü O'nundur. Bütün işler ancak O'na döndürülür.
                                  
BURUC-9. O Allah ki, göklerin ve yerin mülkü kendisine aittir, ve Allah her şeye şahittir .            


İNSAN YERYÜZÜ HALİFESİ:

NİSA-1. Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da eşini yaratan ve ikisinden birçok erkekler ve kadınlar üretip yayan Rabbinizden sakının. Adını kullanarak birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah'tan ve akrabalık haklarına riayetsizlikten de sakının. Şüphesiz Allah sizin üzerinizde gözetleyicidir.

MÜMİNUN-79. Ve O, sizi yeryüzünde yaratıp türetendir. Sırf O'nun huzurunda toplanacaksınız.

BAKARA-21. Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize kulluk ediniz. Umulur ki, böylece korunmuş (Allah'ın azabından kendinizi kurtarmış) olursunuz.        
           
FÂTIR-39. Sizi yeryüzünde halifeler yapan O'dur. Onun için kim inkâr ederse, inkârı kendi zararınadır. Kâfirlerin küfrü, Rableri katında kendileri için ancak gazabı arttırır. Kâfirlerin küfrü, kendilerine ziyandan başka bir şey getirmez.         
           
 İSRA-70. Biz, hakikaten insanoğlunu şan ve şeref sahibi kıldık. Onları, (çeşitli nakil vasıtaları ile) karada ve denizde taşıdık; kendilerine güzel güzel rızıklar verdik; yine onları, yarattıklarımızın birçoğundan cidden üstün kıldık.       

FÂTIR-44. Bunlar yeryüzünde gezip de kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğunu görmediler mi? Halbuki onlar, bunlardan daha güçlü idiler. Ne göklerde ne de yerde Allah'ı âciz bırakacak bir güç vardır. O, bilendir, güçlüdür.
              
EN'AM-75. Böylece biz, kesin iman edenlerden olması için İbrahim'e göklerin ve yerin melekûtunu gösteriyorduk.
           
CÂSİYE-3. Şüphesiz göklerde ve yerde inananlar için birçok âyetler vardır.
           
 YÛNUS-101. De ki: "Göklerde ve yerde neler var, bakın (da ibret alın!)" Fakat inanmayan bir topluma deliller ve uyarılar fayda sağlamaz.

ALİ İMRAN-191. Onlar, ayakta dururken, otururken, yanları üzerine yatarken (her vakit) Allah'ı anarlar, göklerin ve yerin yaratılışı hakkında derin derin düşünürler (ve şöyle derler:) Rabbimiz! Sen bunu boşuna yaratmadın. Seni tesbih ederiz. Bizi cehennem azabından koru !
           
CÂSİYE-13. O, göklerde ve yerde ne varsa hepsini, kendi katından (bir lütfu olmak üzere) size boyun eğdirmiştir. Elbette bunda düşünen bir toplum için ibretler vardır.

 VÂKIA-61. Böylece sizin yerinize benzerlerinizi getirelim ve sizi bilmediğiniz bir âlemde tekrar var edelim diye (ölümü takdir ettik).

İSRA-99. Düşünmediler mi ki, gökleri ve yeri yaratmış olan Allah, kendilerinin benzerini yaratmaya da kadirdir! Allah, onlar için bir vâde takdir etti. Bunda şüphe yoktur. Ama zalimler, inkârcılıktan başkasını kabullenmediler.

MÜMİNUN-71. Eğer hak, onların kötü arzu ve isteklerine uysaydı, mutlaka gökler ve yer ile bunlarda bulunanlar bozulur giderdi. Hayır, biz onlara şan ve şereflerini getirdik; fakat onlar kendi şereflerine sırt çevirdiIer.         
           
KEHF-7-8 Biz, insanların hangisinin daha güzel amel edeceğini deneyelim diye yeryüzündeki her şeyi dünyanın kendine mahsus bir zinet yaptık.(Bununla beraber) biz mutlaka oradaki her şeyi kupkuru bir toprak yapacağız. 

 ZÜHRUF-60. Eğer dileseydik, içinizden, yeryüzünde yerinize geçecek melekler yaratırdık.

MÜLK-16-17 Gökte olanın, sizi yere batırıvermeyeceğinden emin misiniz? O zaman yer sarsıldıkça sarsılır. Yahut gökte olanın üzerinize taş yağdıran (bir fırtına) göndermeyeceğinden emin misiniz? İşte (bu) tehdidimin ne demek olduğunu yakında bileceksiniz!   

 FETİH-4. İmanlarını bir kat daha arttırsınlar diye müminlerin kalplerine güven indiren O'dur. Göklerin ve yerin orduları Allah'ındır. Allah bilendir, her şeyi hikmetle yapandır.     

FETİH-7. Göklerin ve yerin orduları Allah'ındır. Allah azîzdir, hakîmdir.                

AYIN FETHİ VE UZAY YOLCULUKLARI

KAMER-1. Kıyamet yaklaştı ve ay yarıldı.

İNŞIKAK-18-19: Dolunay olmuş aya, ki, siz elbette tabakadan tabakaya geçeceksiniz.     

ŞURA-53. (O yol) göklerin ve yerin sahibi olan Allah'ın yoludur. Dikkat edin, bütün işler sonunda Allah'a döner.
              
EN'AM-125. Allah kimi doğru yola iletmek isterse onun kalbini İslâm'a açar; kimi de saptırmak isterse göğe çıkıyormus gibi kalbini iyice daraltır. Allah inanmayanların üstüne işte böyle murdarlık verir.

HİCR-14. Onlara gökten bir kapı açsak da oradan yukarı çıksalar,         

NAHL-16. Daha nice alâmetler (yarattı). Onlar, yıldızlarla da yollarını doğrulturlar.   
                       
İSRA-93. "Yahut da altından bir evin olmalı, ya da göğe çıkmalısın. Bize, okuyacağımız bir kitap indirmediğin sürece (göğe) çıktığına da asla inanmayız." De ki: Rabbimi tenzih ederim. Ben, sadece beşer bir elçiyim.

MÜMİNUN-22. Onların üzerinde ve gemilerde taşınırsınız.          
                         
ŞUARA-119. Bunun üzerine biz onu ve beraberindekileri, o dolu geminin içinde (taşıyarak) kurtardık.     
           
SEBE’-2. Yerin içine gireni ve ondan çıkanı; gökten ineni, oraya çıkanı bilir. O, esirgeyendir, bağışlayandır.        

YASİN--41-42: Onların zürriyetlerini dopdolu bir gemide taşımamız da onlar için büyük bir ibrettir.  Onlar için, bunun gibi binecekleri başka şeyler de yarattık.                   

SAD-10. Yahut göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların hükümranlığı onların elinde midir? Öyleyse (göklerin) yollarında yükselsinler (görelim)!

ŞURA-32. Denizde dağlar gibi akıp gidenler (gemiler) de O'nun (varlığının) delillerindendir
             
RAHMAN-33. Ey cin ve insan toplulukları! Göklerin ve yerin çerçevesinden çikip gitmeye gücünüz yetiyorsa geçin. Ancak büyük bir güçle çikip gidebilirsiniz     

HADİD-4. O, gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra Arş'ın üzerine istivâ edendir. Yere gireni ve ondan çikani, gökten ineni ve oraya yükseleni bilir. Nerede olsanız, O sizinle beraberdir. Allah yaptıklarınızı görür.          


GÖKTEKİ RIZIKLAR

YÛNUS-31. (Resûlüm!) De ki: Size gökten ve yerden kim rızık veriyor? Ya da kulaklara ve gözlere kim mâlik (ve hakim) bulunuyor? Ölüden diriyi kim çikariyor, diriden ölüyü kim çikariyor? (Her türlü) işi kim idare ediyor? "Allah" diyecekler. De ki: Öyle ise (Ona âsi olmaktan) sakınmıyor musunuz?
           
NAHL-12. O, geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı sizin hizmetinize verdi. Yıldızlar da Allah'ın emri ile hareket ederler. Şüphesiz ki bunlarda aklını kullananlar için pek çok deliller vardır.
           
NEML-64. (Onlar mı hayırlı) yoksa ilk baştan yaratan, sonra yaratmayı tekrar eden ve sizi hem gökten hem yerden rızıklandıran mı? Allah'tan başka bir tanrı mı var! De ki: Eğer doğru söylüyorsanız siz kesin delilinizi getirin!       

LUKMAN-20. Allah'ın, göklerde ve yerdeki (nice varlık ve imkânları) sizin emrinize verdiğini, nimetlerini açık ve gizli olarak size bolca ihsan ettiğini görmediniz mi? Yine de, insanlar içinde, -bilgisi, rehberi ve aydınlatıcı bir kitabı yokken- Allah hakkında tartışan kimseler vardır.     

SEBE’-24. (Resûlüm!) De ki: Göklerden ve yerden size rızık veren kimdir? De ki: Allah! O halde biz veya siz, ikimizden biri, ya doğru yol üzerinde veya açık bir sapıklık içindedir.              
           
ZARİYAT-22-23: Semada da rızkınız ve size vâdedilen başka şeyler vardır.  Göğün ve yerin Rabbine andolsun ki bu vaad, sizin konuşmanız gibi kesin ve gerçektir.              
                                              
ALİ İMRAN-133. Rabbinizin bağışına ve takvâ sahipleri için hazırlanmış olup genişliği gökler ve yer kadar olan cennete koşun!       

ŞURA-12. Göklerin ve yerin anahtarları O'nundur. Dilediğine rızkı bol verir, dilediğinden de kısar. O, her şeyi bilendir.   

Mustafa
Ağustos 2007