.

ALLAH; DEVLETE, MİLLETE VE ORDUMUZA ZEVAL VERMESİN

31 Ağustos 2013 Cumartesi

SURİYE'YE MÜDAHALE BUGÜN YADA YARIN

İsrail basınından şok iddia!İsrail basınından şok iddia!

bugün ya da yarın 'ye askeri müdahalede bulunacak
                                    
İsrail Radyosu'nun haberine göre, Kuveyt gazetesi El Kabas'a konuşan Arap diplomatik kaynaklar, 'nin bugün ya da yarın 'ye askeri müdahalede bulunacağını iddia etti.

Körfez ülkelerindeki kaynaklara göre, ABD bu operasyon için Türkiye, Yunanistan ve Güney Kıbrıs'taki üsleri kullanacak.

Diplomatlar, ABD'nin operasyon için, Suriye'deki BM müfettişlerinin geçtiğimiz hafta yapıldığı iddia edilen kimyasal saldırıyla ilgili incelemelerini tamamlamasını beklediklerini öne sürdü.

30 Ağustos 2013 Cuma

ZAMAN EN BÜYÜK MÜFESSİRDİR

Kur’an çağlar üstüdür. Keza akıl üstüdür.  Bu özelliğinden dolayı çağın algıları onunla çatışabilir ama o çağla veya akılla çatışmaz.  Bunu izah etmek için İskilipli Atıf Hocanın sözlerini hatırlamak yerinde olur: ”İslam asri değil,  a’saridir" demiştir. Yani bütün asırların irfanıdır. İslam bir asrın yüzü değil bütün asırların yüzüdür. Bediüzzaman da bu mealde ‘zaman yaşlandıkça Kur’an gençleşiyor’ demiştir. Kur’an’ın zamanla ilişkisi interaktiftir ve bu bütünlüğü yakalayanlar istikametten sapmayacakları gibi, kesinlikle anakronik bir boşluğa da yuvarlanmazlar. ‘Yanlış hesap Bağdat’tan döner’ dendiği gibi yanlış yorumlar da zamanın aynasında kırılır giderler. Dolayısıyla, Kur’an, müfessirlerin düşmüş olduğu anakronik yorumları zaman süzgecinde eliyor ve onları tashih ediyor. Bunun çok sayıda misali var.

Geçenlerde Beyrut’ta İmam Şafii Camii’nde Celaleyn Tefsirini karıştırırken önüme  İsra Suresinin 5-6 ve 7’inci ayetleri çıktı ve orada tamamen Kur’an’ın maksadına mugayir olarak Mescid'e (Mescid-i Aksa) ikinci defa girişin gerçekleştiği yorumunu okudum. Halbuki, çağdaş araştırmalar İsra Suresinin 7’inci ve 104’üncü ayetlerini birbiriyle bağlantılı okuyorlar. Zira, her iki ayette de ‘vadü’l ahreti’ ifadesi geçmektedir ve tamamen ahirzamanda Yahudilerin stratejik konumuyla alakalıdır. Ve zaman ayarlı Kur’an-ı Kerim’in mucizelerinden birisidir.

‘Vadü’l ahireti’ yani ahiret vadesi ve “son vade (birincisini müteakiben ikinci vade demektir) geldiğinde sizi ‘lefif’ olarak tekrar arza yani Arz-ı Mev’ud’a getiririz” denilmektedir. Buradaki ‘lefif’ bütün veya toplu demek olmayıp sarmal demektir ve özellikle 1917 yılından itibaren Yahudilerin Filistin’e pey der peyi ve öbekler halinde gelmelerinin veya göçlerinin keyfiyetini tasvir etmektedir. Burada lefif ibaresi öbekler halinde demektir ki tamamen Kur’an ayetlerinin günümüzün izdüşümlerine işaret etmektedir. Dolayısıyla burada en büyük müfessir olarak zaman, Celaleyn de dahil olmak üzere bütün müfessirleri sınıfta bırakmıştır. Bunun nedenine gelince, kimse Yahudilerin ahirzamanda Filistin’e gelerek yeniden bir devlet kurabileceğini tasavvur etmemiş olmasıdır. Bundan dolayı da anakronik duruma düşmüşlerdir.  Burada el ard kelimesi genellikle ahret yurdu olarak çevrilmiştir. Halbuki bahse konu mekan Filistin yani Arz-ı Mev’ud’dur. Kimilerine göre, yine aynı ayetlerdeki ‘nefir’ kelimesi de neferden yani insan kalabalığından olmayıp silah araç gereç üstünlüğü anlamındadır.  Bu durumda Kur’an ifadesi açıkça İsrail nüfusunun üstünlüğüne değil silah üstünlüğüne işaret etmekte ve atıfta bulunmaktadır. Bu durum İsrail’in elindeki silah tersanesinin bütün Arap ülkelerinden daha üstün olacağını akla getirir ki tıpatıp vakıaya uygundur. Bu,  zaman tefsiri üzerinden Kur’an-ı Kerim’in i’cazını göstermektedir. Kur’an bir ayetinde bile birçok mücizelere havidir. Kur’an mucizülbeyan olmasının en önemli göstergelerinden birisi de zamanın tefsirine açık olmasıdır.

Keza ‘İkinci (son) vade geldiğinde sizi öbekler halinde arza getiririz (İsra:104)’ ayetindeki ‘lefif’  ibaresi Bessam Nihad Cerrar’a göre, ‘sizleri şetattan yani diasporadan karmaşık köklere sahip olarak getiririz’ anlamındadır. Burada Yahudilerin Arz-ı Mev’ud’a farklı kökenlere mensup olarak gelmeleri Beni İsrail olarak gelmelerini nefyetmiyor mu? Cerrar’a göre, nefyetmiyor. Zira, devlete nispetleri dolayısıyla Beni İsrail sayılırlar ve Kur’an onlara bu ismi vermekte ve ıtlak etmektedir. Yine burada  kıyamet öncesi Arz-ı Mev’ud’da toplanmaları Haşr Suresinin ilk iki ayetiyle münasebattar ve alakalı görünmektedir. ‘Haşrin başlangıcında Ehl-i kitaptan küfre girenleri çıkartan o’dur’ ayeti ile İsra suresinin bu mevzudaki ayetleri birbiriyle bağlantılıdır. Zira, Yahudilerin Ceziretü’l Arap’tan çıkartılmaları, yeniden Arz-ı Mevud’da toplanmalarının başıdır. Veya bu olayların tamamı kıyamet sürecinin aşamalarından birisidir. Nesefi’ye göre, Beni Nadir Medine’den çıkartıldıklarında Peygamberimiz şöyle buyurmuşlardır: ”Haşrin (toplanmanın) başlangıcına gidin biz de sizin peşinizdeyiz, yakanızdayız …” Burada takip etmek ikinci vadeyle ve Müslümanların ikinci vadedeki mukabele pozisyonuyla alakalı olsa gerektir.

Merci’z zuhur sürgünlerinden olan Zeval-i İsrail kitabının yazarı Bessam Nihad Cerrar aynen Bediüzzaman gibi en büyük müfessirin zaman olduğunu haber vermektedir (1). Cerrar, Suyuti gibi müfessirlerin anakronik tefsirlere ve yorumlara düşmelerinin nedenini şöyle izah eder :” Hiç kimse, müfessirlerin Yahudilerin yeniden toparlanacakları ve kutsal mekanlarda ve Kudüs’te devlet kurabileceklerini tahmin edebileceklerini düşünebilir miydi? Emevi, Abbasi ve Osmanlı gibi güçlü saltanatlar altında hüküm süren Müslümanlar ve müfessirler Yahudilerin yeniden toparlanabileceklerini tahmin edemezlerdi ve bundan dolayı da ikinci vadenin gelip geçtiğini tasavvur etmişlerdir.  Diaspora Yahudilerinin yeniden toparlanarak bir devlet olabileceklerini öngöremezlerdi…” Günümüzde Karadavi bile aynı anakronik tefsirlerin tesiri altından kurtulamamıştır.

Evet, hadis diliyle ahirzamanda Yahudilerle Müslümanların mevcut pozisyonda harp edecekleri haber verilse bile yine de Kur’an’da bahse konu ayetlerle hadislerin haberlerini telif etmek,  bağdaştırmak kolay olmasa gerek. Bundan dolayı müfessirler Kur’an-ı Kerim’in bahsettiği Tevrat kaynaklı Yahudilerin iki defa ifsad ve yükselme dönemi geçirecekleri ve ardından da kırılma dönemi yaşayacakları meselesine geçmişin zaviyesinden bakmışlar, geçmişe hamletmişler ve İslam asırları öncesinde yaşandığını tahmin etmişlerdir.  Lakin zaman müfessiri veya vakıa onları tashih etmiştir. Musa Aleyhisselam’ın kavmiyle birlikte Mısır’dan çıkması birinci vadenin tahakkukunun mukaddimesidir. Keza peygamberimizin de Yahudileri Medine’den çıkarması -arada büyük bir zaman fasılası olsa bile- ikinci vadenin mukaddimesidir. Hazreti Musa’dan sonra Yuşa Bin Nun ile birlikte Mısır’dan çıkan Yahudilerin öncüleri Eriha’ya girmişlerdir. Beni Nadir de Medine’den çıkarıldıktan sonra Nesefi’nin tefsirine göre yine Eriha’ya yerleşmiştir.

Hadislerin yorumunda ve anlaşılmasında da zaman büyük bir müfessirdir ve anakronik yorumları tedavülden indirmekte ve düşürmektedir. Buna dair çok mesail vardır. Bunlardan birisi de, eşratu’s saa yani kıyamet alametleri hadislerinde geçen Ahlas, Serra, Düheyma fitnesiyle alakalı yorumlarda görülmektedir. Bu fitne çeşitlerine dair anakronik yorumlar yapılmıştır. Bu husustaki hadiste  ‘Serra fitnesinin dumanı ayaklarımın altından çıkar. Biri çıkar ve Ehl-i beytimden olduğunu ileri sürer. O benden değildir. Benden olanlar, muttaki dostlarım ve velilerimdir’ denilmektedir.  Hadiste bilahare ‘ sümme yestalihunnasu ala reculin keverikin ala dil’in’ ifadesi geçmektedir. Bilahare Düheyma fitnesinden bahsedilmiştir.  Eski hadis kaynaklarında, bu hadiste zikredilen ‘Ehl-i beyt iddiasında bulunan şahsın’ Muhtar es Sakafi olduğu ileri sürülmüştür. Keza bu hadise istinaden insanların üzerinde anlaşacakları ve biat edecekleri adamın ise Mervan ve oğulları olduğu ileri sürülmüştür (2). Lakin günümüzde bu hadisleri zaman farkıyla yeniden yorumlayan İsmail Çetin Hoca ve Muhammed Zekeriyya Kandahlevi gibi muhaddisler bu fitnelerden kastın ahirzaman fitneleri, Birinci Dünya Savaşı ve sonrasında Osmanlı’nın yıkılışı olarak tasvir etmişlerdir.’ İnsanların üzerine anlaşacakları adamın’ da Mervan değil Şerif Hüseyin olduğunu ve iktidarının da zayıf olmasının hadisin ifadelerine uygun düştüğünü söylemişlerdir.

Elbette, anakronik yorumlar ve zamanın bunların üzerine düştüğü şerhleri anlatmak için makaleler yetmez; kitaplar yazılsa sezadır. Biz ise ‘gayzun min feyz’ misali, denizden bir katre olarak dikkat nazarlarınıza bir iki misal sunmakla iktifa ettik.  Lakin meselenin özü, vermek istediğimiz gibi zaman bazı şeylerin ilacı olduğu gibi bazı olayların ve ayetlerin de gerçek tefsiridir. Yanlış tefsirlerin de sağlamasıdır.  Zamanın bozduğunu ancak zaman düzeltir.

Dipnotlar:
1-İfadesi aynen şöyledir : “El Müfessir el hakiki linnübüvvat el sadika huve’l vakiu”, Zeval-i İsrail, s: 20
2- El İzaaa, Es seyyid Muhammed Sıddık Hasen, S. 55, 56, Daru’l Kütüp el İlmiyye

MUSTAFA ÖZCAN

UNUTMA, UNUTTURMA



Dejenere kesimlerin
Rabia sembolünü dejenere etmelerine karşılık
BİZ sahip çıkıyoruz!

MISIR'DAKİ KATLİAMI UNUTMAYALIM, UNUTTURMAYALIM

Mısır'da olan biteni Suriye'ye operasyon ihtimali başladığından beri hatırlayan var mı? Birileri dünyayı aldatıyor. Gözlerimizi ipteki cambaza çevirip cebimizi değil, ama aklımızı ve kalbimizi boşaltıyor.

Bunu fark edip konuya dikkat çeken Takvim gazetesi yazarı Mehmet Çetingüleç'e teşekkürler... 30 Ağustos 2013 tarihli yazısında "Operasyon yapıldı, haberiniz yok mu?" diyor. Haberimiz olması için Mehmet Çetingüleç'in yazısını okuyalım. Mısır'daki katliamı unutmayalım, unutturmayalım.

Mehmet Çetingüleç'in yazısından alıntı:

 

"Bir anda ısınan süreç, kontrollü biçimde soğutulmaya başlandı.
Hava operasyonu yine gündemde.
Ama Esat'ı gönderecek bir operasyon değil.
Uyarı için sınırlı roket atışından söz ediliyor.
O kadar…
Peki bu arada ne oldu?
Mısır gündemden düştü…

***
Aslında operasyon yapılmıştı.
Ama Mısır'a!
Karartma operasyonu.Bakın, Mısır'da neler oluyor?
Darbeci Sisi yönetimi ne yapıyor?
Gözaltına alınanlar serbest bırakıldı mı?
Yeni gözaltılar var mı?
Yaralı, ölü sayısı kaça çıktı?
Bilen yok.
Herkes Suriye'yi konuşuyor.
İşte gündemdeki bu kaymaya "algı yönetimi" deniliyor.
Bir başka olayın öne çıkarılması, görülmek istenmeyen olayın geri plana itilmesi…"

Kaynak: http://www.takvim.com.tr/Guncel/2013/08/30/operasyon-yapildi-haberiniz-yok-mu

ZAFERLER AYI AĞUSTOS



Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın ismiyle.
1- Allah'ın yardımı ve fetih geldiğinde,
2- insanları bölük, bölük Allah'ın dinine girerlerken gördüğünde.
3- Artık Rabbini hamd ile tesbih et ve bağışlamasını dile! Muhakkak ki, O, çok bağışlayandır!


 ZAFERLER AYI AĞUSTOS !
  • 26 Ağustos 1071 Malazgird Zaferi
  • 11 Ağustos 1473 Otlukbeli Zaferi
  • 23 Ağustos 1514 Çaldıran Zaferi
  • 24 Ağustos1516 Mercidabık Zaferi
  • 29 Ağustos 1521 Belgrad’ın Fethi
  • 29 Ağustos 1526 Mohaç Zaferi
  • 1 Ağustos 1571  Kıbrıs’ın Fethi
  • 23 Ağustos 1921 Sakarya Meydan Savaşı’nın başlaması
  • 26-30 Ağustos 1922 Büyük Taarruz
 30 Ağustos Zafer Bayramınız kutlu olsun
ZAFERLERİMİZ KUTLU OLSUN !

29 Ağustos 2013 Perşembe

RUSYA AKDENİZ'E SAVAŞ GEMİLERİ GÖNDERİYOR

İngiltere’nin dün Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’ne sunduğu Suriye hakkındaki karar taslağına sıcak bakmayan Rusya, Batılı ülkelere bir rest daha çekti. Moskova, Akdeniz’e denizaltı avcısı ve kruvazör göndermeye karar verdi.

Rusya Akdeniz’e savaş gemileri gönderiyor

28 Ağustos 2013 Çarşamba

SAVAŞ UÇAKLARI HAVALANDI

Savaş uçakları havalandıSuriye'de yaşanan gelişmelerle ilgili merkez üs olarak belirlenen Diyarbakır'daki 2'nci Hava Kuvvet Komutanlığı'nda hareketlilik başladı.

Türkiye'nin farklı noktalarında bulunan hava üslerinden Diyarbakır'a savaş uçakları sevk edilmeye başlandı. Suriye'deki gerginliğin devam ettiği ve Suriye hükümetinin kimyasal silah kullandığı bilgisinin alınması üzerine TSK, kırmızı alarma geçti. 

Sınır bölgelerine asker sevkıyatının tamamlanmasının ardından, Diyarbakır'daki 2'nci Hava Kuvvet Komutanlığı'na bağlı 8. Ana Jet Üssü'nde hareketli anlar yaşanıyor. Türkiye'de bulunan diğer hava üslerinden Diyarbakır'a yaklaşık 20 F-16 savaş uçağı sevk edildi. Diyarbakır'a gelen çok sayıda F-16 savaş uçağının, Suriye'deki gelişmeler üzerine bu bölgeye kaydırıldığı ve olası bir sınır ihlali olması durumunda bu uçakların hazırda bekletildiği belirtildi.

GAYBİ HABERLER-Görüntüleme

Dünkü sayfa görüntüleme sayısı
1.155
Geçen ayki sayfa görüntüleme sayısı
20.094
Şimdiye kadarki toplam sayfa görüntüleme sayısı
57.174

ABD: AMAÇ SURİYE'DEKİ REJİMİ DEĞİŞTİRMEK DEĞİL

ABD: Amaç rejim değiştirmek değil !

ABD: Amaç rejim değiştirmek değil !

Beyaz Saray sözcüsü Suriye amacını açıkladı: "Rejim değiştirme değil, ihlale yanıt"

Beyaz Saray Sözcüsü Jay Carney, Suriye'de rejimin kimyasal silah kullanmasının uluslararası normların açık ihlali olduğunu belirterek, "Bu görmezden gelinemez, kabul edilemez, cevap verilmelidir. Cevap verilmemesi kimyasal silahların daha fazla kullanılmasına davetiye çıkaracaktır ve uluslararası standartları yok edecektir" dedi.

 

27 Ağustos 2013 Salı

ABD'NİN SURİYE OPERASYON PLANI

‘Operasyon 2 gün sürebilir’
Suriye'de kimyasal silah kullanılmasının ardından askeri operasyon seçeneğini masaya yatıran ABD ve müttefiklerinin nasıl bir plan hazırladıkları az da olsa belli oldu.

Washington Post gazetesi, Suriye'ye yönelik askeri harekatın süre ve kapsamının sınırlı tutulacağını belirtti.

Gazeteye göre, harekat iki günden fazla sürmeyecek. Suriye'deki hedefler, denizden fırlatılacak Cruise füzeleriyle vurulacak. ABD'nin Akdeniz'de Suriye'ye yakın noktada 4 savaş gemisi bulunuyor.

Askeri harekatta uzun menzilli bombardıman uçaklarının da kullanılması gündemde. Hava saldırılarında Şam rejiminin deniz, hava ve kara savunma sistemleri hedef alınacak.

SURİYE'YE MÜDAHALE HAZIRLIĞI

ABD silahlı kuvvetlerinin Suriye'ye saldırı için hazır olduğunu açıkladı. Suriye "bu müdahale İsrail'in işine yarar" diyerek uyardı. Türkiye "gerekirse hazırız" açıklamasında bulunurken ABD, Yunanistan'dan askeri üsler ile hava ve deniz sahasını kullanma talebinde bulundu.

ABD Savunma Bakanı Hagel, "Obama'nın Suriye'ye operasyon kararı alması durumunda ABD silahlı kuvvetleri saldırı için hazır. Bölgedeki askeri gemi ve uçaklar uygun pozisyonlara konumlandırıldı." dedi.

Beyaz Saray yaptığı resmi açıklamada " Suriye'nin kimyasal silah kullanımına bir kaç gün içerisinde müdahaleyle cevap verileceği" söylendi.

SURİYE'YE MÜDAHALEYE 3 GÜN KALDI

3 gün kaldı

'de sular kaynama noktasına geldi. ABD, İngiltere, Fransa ve Almanya 3 gün içinde müdahale olacağını söylerken Türkiye'de koalisyona ortak oldu. Rusya, İran ve Çin ise askeri operasyonu üstü kapalı tehdit ediyor
3 gün kaldı

Dünya27 Ağustos 2013, Salı

'de BM verilerine göre 100 binden fazla kişinin öldüğü iç savaşın bitirilmesi için yürütülen tüm diplomasi çalışmalarından şimdiye kadar somut bir sonuç çıkmamıştı. 
Kimyasal saldırı üzerine ABD, ' aşıldı' açıklamasını yaparken İngiltere, Fransa ve son olarak Almanya da son 25 yılın en kötü kimyasal saldırısına sessiz kalmayacaklarının işaretini verdi. 
Barack Obama hafta sonu, olası askeri müdahale seçenekleri görüşmek için ilk önce İngiltere Başbakanı David Cameron ile telefonda 40 dakika görüştü. 
Obama ardından Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande ile bir görüşme gerçekleştirdi. 
Dün de Almanya Başbakanı Angela Merkel, Cameron ve Hollande ile görüştü. 
Yaşanan son gelişmelerin ardından İngiltere, Türkiye, Fransa başta olmak üzere birçok ülkeden ardı ardına açıklamalar geldi. 
Yürütülen diplomasi trafiği ve liderlerin açıklamalarının ardından dünya basını da "Müdahale üç gün içinde olacak" yorumlarına yer verdi.

26 Ağustos 2013 Pazartesi

EBUBEKİR-İ SIDDIK ÇORUMÎ'NİN KEŞFİ

Ebubekir-i Sıddık Çorumi Hazretleri keşfi, kerameti açık, ledünni ilim sahibi bir zât idi. 

Bir gün sohbet esnasında, Mehdi Resulden bahsederken o cemaat içerisinde, daha henüz on sekiz yaşlarında bir genç olan Çorumlu Hacı Mustafa Efendi Hazretlerini göstererek; 

"Mehdi Resulü biz göremeyeceğiz, fakat bu gencin dervişleri görecek" buyurmuşlardır. 

Ebubekir-i Sıddık Baba, Çorumlu Hacı Mustafa Efendi Hazretleri'nin henüz on sekiz yaşında olmasına rağmen; ileride Mürşidi Kamil zât olacağını, onun değil ama dervişlerinin Mehdi Resulü göreceğini, o zamandan işaret buyurmuşlardır.

DİNİ NECM EDEN ADAM / MUHYİDDİN-İ ARABİ

"DİNİ NECM EDEN ADAM'IN ALAMETİ 28 KEZ İHRAMA GİRMESİDİR..!

O MERİH ŞAFAĞA ÇALDIĞINDA ZALİM HÜKÜMDARLAR DÜŞÜRÜLDÜĞÜNDE ÖLÜR..!

O'NUN ÖLÜMÜNDEN SONRA HİLAFETİN MERKEZİNDE BÜYÜK SARSINTILAR OLUR VE O DİYARLAR YERLE YEKSAN OLUR..

KISA BİR SÜRE SONRA DA MÜSLÜMANLARIN ÜZERİNE FECİ KATLİAMLARIN VUKUU BULDUĞU SAVAŞ ÇIKAR..!

TAM BU ESNADA ALLAH'IN İZNİYLE DİNİ NECM EDEN ADAM'IN ÖĞRETİLERİNİ ÜSTLENEN BİR KUMANDAN MÜSLÜMANLARDAN BİR ORDU TEŞKİL EDER...
KUDÜS FETH OLUNUR..."


(Muhyiddin-i Arabi -Saatlerin Hazinesi Fi Muallak-ı Gayb-ül İlm)

SÜFYANİ FİTNESİ / Celaleddin Süyuti'nin tasnifinden hadisler

AHİR ZAMAN MEHDİSİNİN ALAMETLERİ KİTABINDAN 

ALİ BİN HÜSAMEDDİN EL MUTTAKİ /   SÜFYANİ FİTNESİ

Hz. Mehdi’nin zuhuruna çok yakın (bitişik), fitnelerden bir diğeri de, Süfyani denilen bir kimsenin Şam’da emirliği ve bir ordunun Beyda’da (Medine ile Mekke arasında bir yer) yere batması ve kendisinin işin sonunda Mehdi tarafından ölürülmesidir. Bu alametler tevatür (kesinlikle) hududuna yakındır.

1- SÜFYANİ’NİN ŞAM’DA ÇIKIŞI

• Süfyani’nin Şam’ın ortasından çıkacağı

4.48--- Hakim, Ebu Hureyre’den tahric etti, Dedi ki Resullullah (s.a.v.) buyurdu: Şam’ın ortasından, adına Süfyani denilen ve kendisine tabi olanların çoğunun Kelb Kabilesinden olacağı birisi çıkar. O insanları öldürür, hatta kadınların karınlarını deşip çocuklarını katleder. Sonra onunla savaşmak için bir ordu toplanır ve onu öldürür.

• Süfyani’nin vasıfları

4.36--- Emiril Mü’minin Hz. Ali b. Ebi Talib (r.a.)’dan, Buyurdu ki: Süfyani, Halibi b. Yezib b. Ebusüfyan’ın evladındandır. Kafası oldukça büyüktür. Yüzünde kaşıntılı bir hastalıktan (çiçek bozuğu) eser vardır. Gözünde de beyaz bir nokta bulunur. Şam şehrinden çıkacaktır. Ona tabi olanların çoğu Kelb’dendir. Kadınların karınlarını deşip çocuklarını öldürür, kendisine karşı toplanan Kays kabilesini de iyice yok eder. (İşte o zaman) Ehlibeytim’den Harem de bir Recul çıkar. Onun haberi Süfyani’ye ulaşınca, Süyfani ona karşı ordusundan bir ordu gönderir. Ancak Mehdi, bu orduyu hezimete uğratır ve bunun üzerine Süfyani yanındakilerden bir orduyu, O’na karşı tekrar gönderir. Ancak bu ordu arzdan Beyda’ya vardıklarında yere batırılır ve kendilerinden haber getirecekler dışında kimse sağ kalmaz.

Bu hadisi, İbni Abdullah Hakim, Müstedrek’de tahric etmiş ve Buhari ve Müslim’in hadislerin doğruluğu ile ilgili şartları dahilinde bu hadisin sahih olduğu belirtmiştir. Fakat Buhari ve Müslim bu hadisi almamıştır.

• Süfyani’nin rüyası

4.41--- Naim b. Hammad Fiten’de nakletti. Ebu Meryeme’den, o da kendi şeyhlerinden rivayet etti ki:Süfyaniye rüyasında “Kalk ve ortaya çık” denilir. Kalkar ancak kimseyi bulamaz, ikinci bir rüya ile ayni şeyi görür, yine kimseyi bulmaz, üçüncü bir rüyada ise “kalk çık ve kapının önüne bak” denilir. Kalkıp kapıyı açtığında ellerinde bayraklarla yedi ila dokuz kişiyi görür, bunlar Süfyani’ye “Biz senin ashabınız”derler. Süfyani onlarla beraber çıkar ve vadinin muhtelif yerlerinden bir çok insanda kendisine tabi olur. Allah kendisine karşı Şam sahibini çıkarır, ona karşı gelir savaşır, sancağına baktığı zaman, Süfyani onu hezimete uğratır.

• Süfyani’nin çıkışının, Hz. Mehdi’nin zuhur alametlerinden olduğu

4.53--- Naim b. Hammad, Kaab’dan tahric etti, O şöyle dedi: Beni Abbas’ın değirmeni döndüğü zaman, bayrak sahipleri atlarını Şam’da zeytin ağaçlarına bağladığı zaman ve bu ordu ile Allah’ın, “Esheb ve ailesinin” yok ettiği zaman, onlardan kaçacak ve saklanacak kimsenin kalmadığı zaman, Caferiler ve Abbasiler düştüğünde, “Ciğer yiyen oğullarının” (Süfyaninin) Şam minberine oturduğunda Berberi kavmi de Şam’a geldiği zaman, işte bu Mehdi’nin çıkış alametidir.

4.13--- Ebu Kubeyl’den rivayet edildi. Buyurdu ki: Beni Haşimi’den bir adam Melik olur ve Beni Ümeyye’yi öldürür. Onlardan azıcık bir şey kalır, onlardan başkasını öldürmez. Sonra Beni Ümeyye’den birisi çıkar ve bir kişiye karşılık iki kişiyi öldürerek, kadınlardan başkasını sağ bırakmaz. Sonra ise Mehdi gelir. (Bu hadisi, İmam Ebul Hasen ve Ahmed b. Cafer el-Münadi Melahim isimli kitapta tahric etmiştir.)

• Süfyani’nin çıkış alametleri

4.51--- Naim, Ammar b. Yasir’den tahric etti, O şöyle dedi: (Mehdi’nin alameti) Türk size hücum ettiği zaman, malı toplayan halifeniz öldüğü zaman, o halifeden sonra iki yıl içinde de azledilecek olan zayıf  bir adam başa geçtiği zaman, Şam’ın batısında batma olduğu zaman, Şam’dan üç kişi çıktığı zaman, Batı insanları da Mısır’a çıktığı zaman, bunlar Süyfani’nin alametleri olacaktır.

• Süfyani’nin çıkış şekli

4.40--- Naim b. Hammad, Halid b. Said’den tahric etti. Dedi ki: Süfyani elinde, vurduğu kimseyi öldürecek, üç kılıçla çıkar.

4.60--- Keza (Naim b. Hammad), Ebu Hureyre’den tahric etti. O dedi ki: Süfyani’de Mehdi’de iki yarış atı gibi çıkarlar ve arkalarından gelenlere karşı galip gelirler.

2- SÜFYANİ’NİN DOĞUDAKİ SAVAŞLARI

• Süfyani’nin Fırat’ı ancak kafir olarak geçeceği

4.42--- Kab-ül Ahbar (r.a.)’dan, buyurdu ki: Süfyani, Fırat’ı ancak kafir olduğu halde geçer. 

(Bu hadisi, İmam Ebu Amr Ed-Dani Süneninde, Keza İmam Hüseyin b. Muhammed b. Abdullah el Kısai’de Kısas-ı Enbiya’sında nakletmektedir.)

• Süfyani’nin Kufe’ye gireceği

4.49--- Naim b. Hammad, Ebi Ertad’dan rivayet etti ki: Süfyani Kufe’ye girer ve üç günlük bir işgalden sonra altmış bin kişiyi öldürür. Burada on sekiz gece kalır. Kufe’nin mallarının hepsini paylaştırır. Ancak Süfyani’nin Kufe’ye girişi Türkler ve Rumlarla “karkısa”da çarpışmasından sonradır. Sonra onların aralarına fitneler sokar ve onlardan bir grup Horasan’a döner. Süfyani öldürür, kaleleri yıkar, Kufe’ye girer. Sonra Horasan ehlini arar. Horasan’dan Mehdi’ye itaat edecek bir grup zuhur eder. Sonra Süfyani Medine’ye bir ordu gönderir, Peygamber (s.a.v.)’in soyundan bazı insanları Kufe’ye getirir. Sonra, Mehdi ve Mansur çıkıp kaçar ve Süfyani’de onları araştırır. Mehdi ve Mansur Mekke’ye vardığında Süfyani’nin ordusu da Beyda’da batmış olur. Sonra Mehdi Medine’ye gelerek Beni Haşim’den hapiste olanları kurtarır. Ve bu arada siyah bayraklılar çıkarak bir su kenarına varırlar ve bunu duyan Süfyani ile yakınları kaçarlar. Mehdi, bilahare Kufe’ye inerek buradaki Haşimileri kurtarır. Sonra Kufe havalisinden kendilerine “Usub”adı verilen bir cemaat çıkar ki silahlarını fark etmiş olan bir kısım Basralılar da bulunur. Böylece onlar Kufe halkından esir bulunanları Süfyanilerin elinden kurtarırlar ve ardından siyah bayraklı ordu biat için Mehdi’ye gelir.

• Süfyani’nin Kufe ve Bağdat’tan sonra ordularını etrafa göndermesi

4.54--- Ebu Cafer rivayet etti. Dedi ki: Süfyani, Kufe ve Bağdat’a girdikten sonra ordularını etrafa gönderir, Horasan toprağındaki Maveraün nehir’den başında Emevi soyundan birisinin bulunduğu bir fırka Süfyani’nin ordusuna katılır. Onlar için Tunus’ta bir vak’a da Şırnakta görüldükten sonra, sağ avucunda bir ben bulunan Haşimi bir gencin komuta ettiği, siyah bayraklı bir ordu çıkar. Ve Allah bu ordunun işlerini ve yolunu kolaylaştırır. Sonra Horasan sınırında onların lehine bir vak’a olur. Bu Haşimi karayolu ile ilerler ve Şuayb b. Salih Temimi’nin komutasındaki bir başka ordu ile birleşerek, Estahir kapısındaki savaştan sonra Mehdi ile buluşurlar. Bu savaşlar atların ayaklarını kanlar içinde bırakacak şiddette olur. Yine Allah Teala, başında Beni Adiy’den bir adamın bulunduğu ve Sicistan’dan gelen bir orduya da yardım edecektir. Rey vak’asından sonra Medayinde de büyük bir vak’a olur. Kerkük’de de kurtulabilenin onu anlatacağı bir vak’a görülür ve sonra büyük bir katliam meydana gelir. Nuseybin arzında da bir vak’a olacak veAhvaz’da kendilerine “Usub” denilen hepsi de Kufe ve Basra’lı bir topluluk çıkıp Kufe’li esirleri kurtaracaklardır.

• Süfyani’nin doğu halkı ile savaşları

4.55--- Keza (Naim b. Hammad) Demure bin Habib ve onun hocalarından tahric etti, Dediler ki: Süyfani ordusunu, Horasan ve Fars toprağından doğu’nun bütün insanlarına karşı gönderir. Doğu halkı ile defalarca savaşır. Bu savaşlar devam ederken, doğu’nun en uç noktasında Beni Haşim’den birisine biat edilir. Beni Haşim’den olan bu genç, Horasan ehli ile beraber çıkar ve başlarına Şuayb b. Salih Temimi olur. Bu genç sarışın olup hafif sakallıdır. Beş bin kişilik ordusu vardır. Bu ikisi birleşirler ve Şuayb b. Salih Temimi komutan olur. Bunların karşısına dağlar çıksa ezilir. Süfyani’nin ordusu ile savaşırlar, ancak Süfyani galip gelir. Haşimi genç kaçar. Şuayb b. Salih’de saklanarak Kudüs’e gelir ve Hz. Mehdi Şam’a ulaştığında onun için Kudüs’de bir ev hazırlar.

(Velid diyor ki: “Bu haşimi Mehdi’nin amcasıdır. Bazıları ise onun Mehdi’nin amcaoğlu olduğunu söylemişlerdir ve ölmeyerek hezimetten sonra Mekke’ye kaçtığını ve Mehdi zuhur ettiği zaman, onun da çıkacağını belirtmişlerdir.)

3– SÜFYANİ ORDUSUNUN MEDİNEDE BENİ HAŞİMDEN İNSANLARI ÖLDÜRMESİ

• Süfyani ordusunun Medine’de Haşimileri öldürmesi

4.59--- Keza (Naim b. Hammad) Ebu Kubeyl’den tahric etti, Dedi ki: Süfyani, bir ordu göndererek, Medine’de Beni Haşim’den kim varsa öldürülmesini ister. Beni Haşim’den ele geçirilenler öldürülür ve geride kalanlar dağlara kaçarak Mehdi, Mekke’de çıkana kadar saklanırlar. Mehdi zuhur ettiği zaman Medine’den kaçan bu insanlar Mekke’de O’nun etrafında toplanırlar.

4.57--- Keza (N.b. Hammad) Hz. Ali’den tahric etti, Dedi ki: Medine’ye gönderilen bir ordu, Beni Haşim’den kadın ve erkekleri öldürür. Hz. Muhammed (s.a.v.) ehlinden bir kısmını da esir alır. O zaman Mehdi ve Mebis Medine’den Mekke’ye kaçarlar. Süfyani ise onları yakalamak için bir ordu gönderir. Ancak onlar Mescid-ül Harama varmış olurlar.
• Süfyani’nin Medinelilerle Savaşı

4.58--- Keza (N.b. Hammad) Yusuf b. Zikarabat’dan tahric etti, Dedi ki: Şam’da bir halife olur Medine’lilerle savaşır. Medine ehli, kendilerine karşı bir ordunun gelmekte olduğu haberini alınca içlerinden yedi kişi Mekke’ye giderler ve saklanırlar. Medine reisi, Mekke reisine bu yedi kişinin kendisine ulaştığında öldürülmesini ister. Bu durum Mekke Reisinin ağırına gider ve bir gece kendisine sığınan bu yedi kişiye, önce “serbestsiniz, emniyetle gidiniz” der, onlar çıkarlar, ancak sonra ikisini geri çağırarak birini öldürür. Diğeri kaçarak arkadaşlarına yetişir ve hep beraber Taif’e giderek dağlarda barınırlar. İnsanlar onlarla irtibat kurar. Mekkelilerle savaşırlar fakat esir düşerek Mekke’ye geri getirirler. Bu yedi kişinin başkanı öldürülür ve geride kalanlar Beyda’da ordunun batma olayına kadar Mekke’de kalırlar.

4– SÜFYANİ ORDUSUNUN BEYDA’DA YERE BATIŞI

• Süfyani ordusunun Beyda’da batışı

4.35--- Hakim, Ebu Hureyre’den tahric etti, Resullulah (s.a.v.) buyurdu: Şam’ın alt tarafından, kendisine Süfyani denen bir adam çıkar ve ona tabi olanların çoğu Kelb’den olur. Süfyani insanları öldürür ve hatta kadınların karınlarını deşerek çocukları katleder. Onlara karşı Kays toplanır ve onları da öldürür. Hatta zulmü o hale gelir ki kurtlar bile onu lanetlerler. Sonra Ehlibeytim’den olan Mehdi Harra’da çıkar ve bu haber Süfyani’ye ulaşır ve O Mehdi üzerine bir ordu gönderir. Ancak Mehdi Süfyani’nin ordusunu hezimete uğratır. Süfyani bunun üzerine yanındaki bütün askerlerini toplayarak O’nun üzerine tekrar bir ordu gönderir, fakat bu ordu Beyda’ya varınca yere batırılır. Onlardan ancak haberci kurtulur.

• Süfyani ordusunun bir şahsı aramak için Medine’ye gelişi

4.44--- Bezzar, Hz. Enes (r.a.)’dan tahric etti, dedi ki: Bir gün Peygamber (s.a.v.) Ümmü Seleme’nin evinde uyurken birden uyanarak “Biz Allah içiniz ve Allah’a döneceğiz.” Dedi. Ümmü Seleme “Niçin böyle dediniz Ya Resullullah” dediğinde, Peygamber (s.a.v.) buyurdu: Medine’li bir şahsı aramak için Irak tarafından gelen bir ordu sebebi ile ki, Allah Teala o ordudan o şahsı korur ve onlar Zülhuleyf’den Beyda’ya geldiklerinde yere batırılırlar. Onların önde olanları, arkadakilere yetişemedikleri gibi, arkadakiler öndekilere kıyamet gününe kadar yetişemezler.

• Süfyani ordusundan 600 yabancı kimsenin olacağı

4.69--- Naim b. Hammad, İbni Abbas’dan tahric etti, O dedi ki: Medine reisi, Mekke’deki Haşimilere bir ordu gönderir, ancak Haşimiler bu orduyu hezimete uğratır. Bunun üzerine Şam’ın o günkü sahibi olanSüfyani, içinde altı yüz yabancı olan yeni bir orduyu tekrar Haşimi’lerin üzerine gönderir. Aydınlık bir gecede bu ordu çöle giderken, bir çoban farkederek “Vay  Mekke’nin başına gelene” şeklinde söylenirken, ordunun birden gözünün önünden kaybolduğunu görünce “SübhanAllah kısa zamanda nasıl da yok oldular” diyerek onların battığı yere gelip ve yarısı yerde, yarıs yerin dışında kalmış bir yorganı yakalıyarak, çıkarmaya çalışır. Lakin çıkaramaz ve o zaman ordunun toprağa battığını anlar. Mekke reisine bunu müjdelemek için gider ve bunu duyan Mekke reisi “Elhamdülillah, bize kendisinden haber verilen alamet işte buydu” der.

• Batan ordudan sadece iki kişinin kurtulacağı

4.70--- Keza (N.b. Hammad) Ebu Kubeyl’den tahric etti, O dedi ki: Batan ordudan biri müjdeleyici, diğeri ise korkutucu iki kişi sağ kalır. Müjdeleyici Mehdi’ye korkutucu ise Süfyani’ye haber verir. Bunların ikisi de Kelp’dendir.

• Beyda’da ordunun batışının Hz. Mehdi’ninçıkış alameti olduğu

4.50--- Naim, Amr b. Asi’den tahric etti. O şöyle dedi:Beyda da ordunun yere batırılışı Mehdi’nin çıkış alametidir.

• Kabe’ye karşı gelen ordunun Beyda’da yere batacağı

4.80--- Nesei, Ebu Hureyre’den tahric etti. O dedi: Şu Beyt’e bir ordu gelir, ancak Beyda’da yere batar.

4.79--- İmam Ahmed, Muslim, Nesei, İbni Mace Hz. Hafsa’dan tahric ettiler. O dedi: Şu Beyt’e karşı bir ordu gönderilir, ancak Beyda’ya girdiğinde bu ordunun önce ortası batar ve baştakiler sondakilere bağırırken, hepsi birden batar. Onlardan bir kaç haberci dışında kimse sağ kalmaz.

4.81--- Nesei ve Hakim, Ebu Hureyre’den tahric ettiler. O dedi ki: İnsanlar, Beyda’da bir ordu batana kadar Beyt’in fethinden vazgeçmeyeceklerdir.

• Beyda’da yere batanların kıyamette niyetlerine göre dirileceği

4.77--- Buhari ve İbni Mace, Hz. Aişe’den tahric ettiler; o dedi ki: Kabe’ye saldırmak için gönderilen bir ordu, Beyda’da yere batar. Kıyamet günü ise herkes niyetine göre dirilir.

4.75--- Ahmed b. Hanbel, Tirmizi, İbni Mace ve Ebu Davud, Hz. Safiyyeden tahric ettiler, O dedi ki: İnsanlar şu Beyt’in fethinden vazgeçmezler . Bir ordu savaş için gelir, çöle girdiğinde baş ve sonundakileri batar, ortadakilerde kurtulmaz. Denildi ki: “İstemiyerek o orduya katılıp batanların durumunu ne olur?“Buyurdu. “Allah onları niyetlerine göre diriltir.”

4.76--- Ahmet b. Hanbel ve Müslim, Ümmü Seleme’den tahric ettiler: O dedi ki: Mehdi, Beyt’e iltica ettiğinde, üzerine her taraftan ordular gönderilir. Ancak bunlar Beyda’da batarlar. Peygamber (s.a.v.)’e“İstemiyerek gidenlerin durumunun ne olacağı” sorulduğunda, buyurdu ki: “Kıyamet günü herkes niyetine göre dirilecektir.”

• Süfyani ordusunun Kabe’deki bir zatı (Mehdi’yi) aramaya gelmesi

4.78--- Taberani, Ümmü Seleme’den tahric etti. O dedi ki: Ümmetimden bir grup,  Mekke’deki bir adama karşı gönderilir. Ancak Beyda’da yere batarlar. Onların battığı yer aynı, ancak niyetleri ayrıdır.

4.47--- Tarabani, Evsad’da  Ümmü Habibe’den tahric etti, O dedi, Resulullah (s.a.v.)’den işittim şöyle buyuruyordu: Doğu tarafından bir kısı minsanlar, Beyt’teki bir şahsı aramak için yola çıkarlar. Beyda denilen yere geldiklerinde yere batırılırlar.

Musannif diyor ki: Şeyh İbn Hacer’İ  Mekki (Heytemi) de El Kavlul Muhtasar fi alametil Mehdiyyil Muntazar’da bu konuda şöyle nakletmektedir: Irak tarafından bir ordu, Medine’li bir şahsı aramak için yola çıkar. Bu şahıs Mehdi’dir. Ancak Cenab-I Hak onları engeller ve zulhuleyfe yakınında Beyda’da yere batırılırlar. Öyle ki altta kalan üsttekini, üste kalan alttakini kıyamete kadar göremez. Bu ordunun Irak tarafından geleceği rivayeti ile doğudan geleceği rivayeti arasında bir zıtlık olmadığı gibi, pek çok nakilden açık olarak anlaşılacağı gibi Onlar Şam ehlinden olacaktır.

• Süfyani’nin helaki

4.68--- İbni Asakir, Halid b. Miğdan’dan tahric etti. O dedi ki: Süfyani’nin helaki bir cemaati iki defa hüsrana uğrattıktan sonra olur. Mehdi’de Gota bölgesinde Haresta adı verilen bir köy batmadan çıkmaz.

4.67--- Naim, Hakim b. Nafi’den tahric etti. Dedi ki: Süfyani Türklerle savaştıktan sonra, onun yok edilmesi görevi, Mehdi’nin elinde olur. Mehdi ilk kurduğu orduyu da Türk (tarafından düşmanlara)’e gönderir.

**********

Hadisleri değerlendirdiğimizde:

* Süfyani Şam’ın ortasından çıkacaktır.
* Büyük katliamlar yapacaktır.
* Kelp kabilesinden çıkacak yani kendisine tabi olanlar gaddar ve kan dökücü olacaktır.
* Kendisine karşı olan Kays kabilesini, yani masum Müslümanları iyice yok edene kadar öldürecektir.
* İşte bu noktadan itibaren Mehdi zuhur edecektir.
* Mehdi üzerine gönderilen Süfyani ordusunu yenecektir.
* Süfyani ikinci bir orduyu Mehdi üzerine gönderecek, ancak Süfyani’nin bu ordusu Beyda denilen mevkide yere batırılacaktır.
* Süfyani üç kez rüya görecek ve elinde bayrak olan yedi ila dokuz kişi ona destek olup çıkmasına yardım edecek. Bu hadise göre yedi ila dokuz batılı ülke Suriye’ye müdahale edecek ve Suriye’de kendi politikalarını uygulaması için Süfyaniyi başa geçirecekler.
* Allah Süfyaniye karşı Şam’ın sahibini çıkaracak. Süfyani onu hezimete uğratacak.
* Beni Abbas’ın değirmeni döndüğü zaman: Irak’ta şiilerin kuzeye Kürt bölgesine saldırmaları olabilir.
* Bayrak sahipleri atlarını Şam’da zeytin ağaçlarına bağladığı zaman:  Batılı orduların Şam’a girmeleri ile yorumlanabilir. Bu ordular Süfyaniyi ortaya çıkaran yedi ila dokuz bayrak sahibi olabilir.
* ( Atlarını Şam’da zeytin ağaçlarına bağlayan bayrak sahiplerinin ordusu) Bu ordu ile Allah’ın, “Esheb ve ailesinin” yok ettiği zaman, onlardan kaçacak ve saklanacak kimsenin kalmadığı zaman: Suriye’ye müdahale eden bu ordu Esed ailesini yok eder.. Onlardan kaçacak ve saklanacak kimse kalmaz.
* Caferiler ve Abbasiler düştüğünde: Caferiler: İran, Abbasiler: Irak düşer. Yani Suriye’ye giren bu uluslararası güç İran ve Irak’a da müdahale eder. İran ve Irak’ta savaşlar olur. Bu ülkelerdeki yönetimler düşer.
* Ciğer yiyen oğullarının” (Süfyaninin) Şam minberine oturduğunda: Ortadoğuya giren, Suriye’de Esed rejimini yok eden batılı ordular, İran ve Irak’taki yönetimleri devirdikten sonra Suriye’nin başına Süfyani denilen kanlı diktatörü getirirler.
* Berberi kavmi de Şam’a geldiği zaman: Berberi kavmi ya gerçekten Mağripten getirilen askerler olabilir, ya da Berberilerden kasıt batılılar olabilir.
* Mehdi bu hadiseler meydana geldikten sonra çıkacaktır. Neredeyse islam dünyası esaret altına alındıktan sonra Mehdi o karanlık esaret dönemi içinde zuhur edecektir. Mehdi ilk önce çıkarlarını batılılarla birleştirmiş olan batılıların içimizdeki işbirlikçilerine karşı çıkacak ve büyük bir kurtuluş savaşı başlatacaktır.
* Önce Haşimi bir melik çıkar Ümeyye oğullarını öldürür. Sonra Ümeyye oğullarından –Süfyani- melik çıkar, Haşimoğullarını öldürür. Bu da Şam üzerindeki egemenlik kavgalarına işarettir.
* Türk size hücum ettiği zaman: Hz. Ali’ye isnad edilen hadislere göre Türkler Cezireye (Arabistan’a) inecekler. Hz. Ali’nin bir sözüne göre de Türkler cûş ettiğinde, yani kaynadığında, taştığında bu olaylara işaret ediyor olabilir. Türkler’in gerek kendi başına, gerekse batılı güçlerin koalisyonuna dahil olarak Arabistan’a asker göndermesi söz konusu olabilir. Türklerin sınırlarının dışına taşması böyle yorumlanabilir. Türklerin kaynaması kendi içindeki iç kavgalara işaret de edebilir.
* Malı toplayan halifeniz öldüğü zaman, o halifeden sonra iki yıl içinde de azledilecek olan zayıf  bir adam başa geçtiği zaman: Arabistan kıralı ölebilir.  Ancak hadis metninde halifeden bahsediliyor. Acaba Ortadoğuyu işgal eden batılılar, islam dünyasını daha iyi kontrol edebilmek için kukla bir hilafet mi kuracaklar. Bu adamın kendi cebini doldurmaktan başka bir şey düşünmeyeceği anlaşılıyor. Bu adam ölecek, yerine iki yıl içinde azledilecek zayıf bir adam başa geçecek. Bu hadiseler Süfyani’den önceki olaylardır.
* Şam’ın batısında batma olduğu zaman: bu olay hakkında çok yorum yapıldı. Şam’dan kasıt Türkiye ise batısında yani Efes depremi olarak yorumlandı. Şam’ın batısındaki Haresta mevkiinde deprem olması Süfyani alametlerinden bir olay…
* Batı insanları da Mısır’a çıktığı zaman, bunlar Süyfani’nin alametleri olacaktır: Batı insanlarının Mısır’a çıkması güncel olarak zuhura gelmek üzeredir. Mursi iktidarı Ordu tarafından İsrail parmağı ile devrilmiştir. Anlaşılan Sisi bir müddet sonra kontrolü kaybedecektir. Bu arada çökük burunlu Hüsnü Mübarek askeri rejim tarafından hapisten salıverilmiştir. Hüsnü Mübarek dışarı kaçacak ve bundan sonra batılı donanması İskenderiye’yi topa tutacaktır. İlk büyük savaş bu olacaktır. Bu savaşın ardından İslam alemi esaret altına girmeye başlamış olacaktır. Batılılar Süfyani denilen kukla diktatörü başa getireceklerdir.
* Süfyani’nin Fırat’ı kafir olarak geçeceği konusu: o zamana kadar bozulan düzeni sağlamak adına çalışan bu adam Fıratı geçtikten sonra katliamcı biri haline gelecektir.








25 Ağustos 2013 Pazar

KİMYASAL SALDIRI BÖYLE GERÇEKLEŞTİ

Suriye'de 1360 kişinin can verdiği kimyasal saldırı, Şamlıların piknik yaptıkları ve Esed'in sarayının da bulunduğu Kasiyun dağından yapıldı. Guta'ya Cumhuriyet Muhafızları'nın konuşlandığı dağdan 'sarin gazı' yüklü 20'ye yakın füze ateşlendi.

Suriye'nin başkenti Şam'ın banliyölerine 20 Ağustos gecesi düzenlenen, kadın-çocuk 1360 sivilin hayatını kaybettiği korkunç kimyasal saldırının Suriye 'lideri' Beşşar Esed'in sarayının yer aldığı Kasiyun dağından yapıldığı öğrenildi. Suriye saatiyle gece saat 03:00'da başkent Şam'ın yoksul semtlerinin bulunduğu Gota bölgesindeki insanları uykusunda yakalayan kimyasal silahların, Esed'e bağlı Cumhuriyet Muhafızları ve Zırhlı Tümen Birlikleri tarafından 20'ye yakın füze başlığına konularak ateşlendiği belirtildi. Kasiyun dağından sivillerin bulunduğu mahallelere düşen füzeler ve bunların yaydığı kimyasallar, evlerinin bodrum katına kaçan insanların ve yataklarında uyuyan masum sivillerin bir kaç dakika içinde ölümüne yol açtı.

'YERYÜZÜNE İLK AKITILAN KAN'

Katliam füzelerinin ateşlendiği Kasiyun dağında Hz. Habil'in mezarı bulunuyor. Hz. Adem'in çocukları olan Kabil, kardeşi Habil'i öldürerek insanlık tarihinin ilk cinayetini işledi. Bu dağın taşıdığı anlamdan ötürü Hristiyanlar ve bazı doğu halkları Şam'a, 'yeryüzünde ilk akıtılan kan' anlamına gelen 'Dımaşk' diyorlar. Kasiyun dağı aynı zamanda Suriyelilerin piknik ve gezi alanı olarak da rağbet ettiği bir yer olarak biliniyor.