.

ALLAH; DEVLETE, MİLLETE VE ORDUMUZA ZEVAL VERMESİN

27 Haziran 2013 Perşembe

GEZİ’NİN İKİNCİ RAUNDU SİLİVRİ Mİ?

Bütün dünya Erdoğan’ı alaşağı etmek için birleşmiş görünmektedir.  Gezi olaylarında bunun ilk ciddi teşebbüsü yapıldı. Ancak devletin gücü buna fırsat vermedi. Zira D. oteli altında oluşturulan hastane bu isyanı tezgâhlayanların ne kadar hazırlıklı olduğunu gösteriyor.


Bu olayın arkasında dünya çapında finans kapital çetenin yanında hükümetin aldığı tedbirler sayesinde kârları azalan ilaç, içki, tütün tröstleri yer almaktadır. Bununla kalsa iyi, epeydir  “van minut” un ve Mavi Marmara’nın hesabını sormak için uygun zamanı bekleyen İsrail’i de unutmamak lazım.

Diğer yanda Kanal İstanbul’u inşa ederek Montrö anlaşmasını çöpe atacak, 3. Havaalanı ile Avrupa hava tekelini kıracak, doğalgaz ve petrol boru hatları ile İngiltere ve Rusya’nın tekelini kıracak olan Türkiye’nin girişimleri en kısa zamanda akamete uğratılmazsa bir daha Türkiye’yi tutan olmayacaktır.

Türkiye dünyanın her yerindeki mazlumların ve Müslümanların koruyucusu, kollayıcı ve yardımcısı olmuştur. Tez zamanda bu gidişata da son vermeli, Türkiye’nin ezilen toplumların ve Müslümanların ümidi olarak yeşermesine engel olunmalıdır.

Öyle anlaşılıyor ki Türkiye’nin kabahatleri dizi aşmış ve artık gerekenin yapılmasının zamanı gelmiştir. Öyle ki, Menderes’in canına mal olan, Demirel’in şapkasını alıp gitmesine neden olan politika değişikliği nedeniyle artık kontrolden çıkan Erdoğan’ın hakkından gelinmelidir.  Onun için yakın zamana kadar bütün dünyanın takdir ettiği devlet adamı birden kötülenmeye başladı. Artık onun bir diktatörlük hevesi içinde olduğu borazanı öttürülmeye başlandı.   

Biz de Alabora gibi diyoruz ki: Gezi birkaç ağaç meselesi olmadığı gibi, bu mesele artık Erdoğan gitsin meselesi de değildir.  Türkiye’nin birikimlerini her 10 yılda bir tazeledikleri darbelerle iç eden, IMF’den alınan borçları cebe indiren, Türkiye belini doğrulttukça vurdukları darbelerle Türkiye’yi geriye itekleyen iç ve dış ittifakların bu millet tarafından bilinmesi şarttır.

Biz bu yüzden Yahudinin duasına amin demeyeceğiz diyoruz.  Ayrıca biz Erdoğan sevdalısı falan değiliz. Biz particiliğe değil, devletin bekasına önem veriyoruz.  Seçimden seçime oyumuzu verip, kendi hizmetlerimize odaklanıyoruz. Başımızdakilerin bir zerre hayır işinde onlara bin dua ediyoruz. Ta ki her günümüz biraz daha iyiye gitsin diye. 

Ancak bugün en temel meselelerde devlet ve milletin selameti için birlik olunması gereken zamanlarda milletimizin arasındaki inanılmaz ayrışma bizleri üzmekte ve ürkütmektedir. Önümüzde yazmaktan çekindiğimiz çok büyük olaylar kapımıza gelmiş durumdadır. Eğer biz sınırlarımızı kapatıp, hiçbir şeyle ilgilenmesek dahi gelişmeler bizi yutup içine alacaktır.

İç ve dış ittifak Erdoğan’ı test etmiş ve sanırım umduklarından daha çetin çıkmıştır. Bu durumda daha sert kaos mühendisliği devreye girecektir. Bunun izleri şimdiden sökün etmiştir. Bir örgütün toplantısında 5 Ağustos 2013 tarihinde Silivri mahkemesinin basılması kararı alınmıştır. Bu da her halde Büyük Fransız İhtilalinin fitilini ateşleyen Bastille hapishanesinin basılmasına ve içerdeki mahkumların salıverilmesine benzetilecektir.

Peygamberimizin bir hadisinde “Topal bir adamın etrafında vuku bulacak olan bir fitne”den söz edilmektedir. Silivri’de bu tarife uyan bir adam mevcuttur. Silivri’yi basmayı planlayanlar oradaki mahkumları salıvermeyi ve büyük bir kalkışmanın fitilini ateşlemeye çalışmaktadırlar. Gezi de fitil ateşlenmiş ancak sönmüştür. Bu ilk girişimden sonra muhtemelen taraflar bütün güç ve stratejileriyle yeniden yüklenmeye hazırlanmaktadırlar.

Unutulmamalıdır ki: Ergenekon’un askeri ayağı mahkeme önüne çıkarılmış olmasına rağmen sivil ayaklarına dokunulmamıştır.

İnşallah bu işlerin sonu Bediüzzaman’ın ifadesiyle şöyle olacak: “Süfyan komitesi, Hazret-i Mehdî cemiyetinin mucizekâr mânevî kılıcıyla öldürülecek ve dağıtılacak." “Hazret-i Mehdînin cemiyet-i nuraniyesi, Süfyan komitesinin tahribatçı rejim-i bid’akârânesini tamir edecek, Sünnet-i Seniyyeyi ihyâ edecek.”

Dipnot: Buradan kimse Erdoğan’ı Mehdi ilan ettiğimizi çıkarmasın. 

Gaybi Haberler

24 Haziran 2013 Pazartesi

DOĞUDAN GELEN KÖTÜLER VE İYİLER

Türkiye’nin doğusundan gelecek tehlike:

Serhat Ahmet Tan “İstanbul yeniden başkent olacak” adlı kitabında Müştak Baba’nın şifreli şiirlerini yorumlamıştır. Serhat Ahmet Tan şiirlerde doğudan gelen bir tehlikeden bahsetmektedir. Yazar’ın Müştak Baba yorumlarına göre Türkiye doğudan gelen tehlike yüzünden başkentini İstanbul’a taşıyacak. Yazar doğudan gelen tehlikeyi İsrail olarak değerlendirmiş, ancak yakın bir gelecek için söyleyecek olursak İsrail doğudan değil, güneyden gelen bir tehdit olabilir. Doğudan gelen tehdit ya Rusya veya İran’dır.

Şeyh Nazım Kıbrısi Muhyiddin-i Arabi’nin yazılarına dayanarak 3. Dünya savaşının Rusya’nın Türkiyeye saldırısıyla başlayacağını söylemektedir. Rusya Türkiye ve İran’a dalacak ve güneye hareket edecektir. Bu gaybi haberde doğudan gelen tehlikenin Rusya olduğu anlaşılmaktadır.

Deccal doğudan gelecektir.

Ramûz el-Ehâdis ve diğer hadis kitaplarındaki hadis-i şeriflere göre Hazret-i Adem’den kıyamete kadar en büyük fitne olan Deccal dahi doğudan gelecektir.

“Deccal’in Çıkacağı Yer ve Kendisine Tabi Olacak Kimseler:

RE. 508/5. Şark tarafından bir cemaat meydana gelir. Kur'an okurlar hançerelerinden aşağı geçmez. Onlardan bir taife inkiraz ederse diğer taife zuhur eder. Son partileri Deccal ile beraber olurlar. (Hz. İbn-i Amr RA)

RE. 207/8. Deccal şarkta, Horasan denilen yerden çıkar ve ona katmerli yüzü olanlar uyar. (Hz. Ebu Bekir RA)

RE. 506/9. Deccal'e Isfahan yahudilerinden yetmişbin yahudi tabi olur. Hepsinin üzerlerinde taylasan vardır. (Hz. Enes RA)

RE. 508/2. Deccal, Horasan denilen yerden çıkar. Ona bir kavim tabi olur ki, yüzleri meşin gibidir. (Hz. Ebubekir RA)

RE. 97/7. Deccal şarktan, Horasan'dan çıkar ve ona kalkan yüzlüler tabi olur. (Yahudiler ve Moğollar vs.) (Hz. Ebubekir RA)

Doğu’dan gelen tehlike İran mı?

Müslim’den hadis-i Şerif: Enes bin Malik’ten (R.A.): Peygamber (A.S.M.) şöyle buyurdu: “Deccal’a, İsfahan Yahudilerinden taylesanlı (sarıklı ve cübbeli) yetmiş bin kişi tabi’ olacaktır”. (Müslim, Et-Tac Ali Nâsıf el-Hüseynî, c.5/s.627)  Netpano’daki yoruma göre:  Yahudi uleması İran devletini kandırarak Deccal ordusuna yardım ettirir.

Hakan Yılmaz Çebi, Netpano’daki yazılarında “Türkiye'yi sözde hedeften sapan füzelerle İran'a vurdurtacaklar!” diye yazmıştır. Ona göre “İran'la başlatacakları nükleer çatışmada Türkiye, Irak ve Suriye vurulacak ve dünya kamuoyuna füzelerin hedeflerini şaşırdığı kılıfını uyduracaklar. Dolayısıyla bu devletler savaşta zayıflatılmış olarak yerini alacaklardır.”

Hakan Yılmaz Çebi İsfahan yahudilerinden 70 000 taylasanlı yahudi’nin deccala tabi olacakları hadisini şöyle yorumlamıştır.

“İsfahan gizli Yahudiler için (lütfen bizdeki dönmeleri ve üslerini hatırlayın) stratejik stratejik bir üstür. Tıpkı Gürcü Yahudisi, Stalin’in Gürcistan’dan çıktığı “o bölge” gibi kara büyüyü ve zihin kontrol çalışmalarını en güçlü tuttukları bir bölgedir. Ve sayıları 70 binden fazladır ve Molla rejimi içinde “harika derecede” kamufledirler. İran’ın yarın Türkiye’ye karşı dönecek politikalarına egemen olacak kadronun gayrimeşru her türlü ilişkisinin belgeleri ellerindedir.  

Tüm dünya İsrail-İran gerginliğini yanlış okuyor. Sözde İslam alemi içinde İran, Siyonizme karşı bayrak yapılırken karşımıza o sıfatta bir İRAN çıkarmayacaklar. İran halkı bile bu oyunu bilmeden halklar düşman yapılacak.  İran, makasa girecek! Türkiye, İstanbul’dan vurulacak!.. “

Nostradamus’a göre İran:

Nostradamus’un eseri Centuries’in beşinci cildinin 25'inci dörtlüğü:

Mars, Güneş, Venüs Arslan burcunda,
Arap prensi, kilisenin egemenliğini denizde yenecek.
İran'da bir milyondan fazla insan birleşecek.
Gerçek yılan Türkiye ve Mısır'a saldıracak.

Bu dörtlük hakkında nereye çekersen çek niteliğinde yorumlar yapılmıştır. İlk satır olayın zamanını vermektedir. Arap prensinden kasıt Mehdi yada başka bir islam lideri olabilir. Bir deniz savaşında müslümanlar hristiyan donanmasını yenecek.İran’da bir milyondan fazla insanın kime karşı birleşeceği belli değildir. Türkiye ve Mısır’a saldıracak yılan nedir?

Tuhaf olan dörtlüklerin tercümeleri farklı yorumlara kapı açmaktadır. Bu da Nostradamus’a olan inanılırlığı zayıflatmaktadır. İşte aynı dörtlüğün başka bir çevirisi farklı şekilde anlaşılmaya müsaittir.

“Mars,Güneş ve Venüs aslan burcunda
Kilisenin kuralları denizden gelen Arap prensine yenilecek:
Persia'dan(İran) gelen yaklaşık bir milyon kişi;
Gerçek yılan Byzantium ve Mısır'ı işgal edecek.”


Başka bir dörtlükte  V-27’de İran’dan bir ordunun Trabzon’u işgal etmeye geleceği yazılmıştır. Bir yorumcu bu olayın Türkiye’nin ABD’ye İran’ı vurmak için İncirlik üslerini kullandırmasının karşılığı olarak İran’ın Trabzona saldıracağı yorumunu yapmıştır.

“Ateş ve silahlarla Karadeniz yakınlarında,
Persia’dan gelecek Trabzon’u işgal etmeye
Faros ve güneşli Mytilene sarsılacak
Adriyatik denizi, Arap kanıyla kaplanacak”

İncil’in Vahiy bölümünde şarktan gelen kırallar

"Ve mabetten yedi meleğe: Gidin Allah'ın gazabının yedi tasını yeryüzüne başaltın diyen büyük bir ses işittim… Ve altıncısı tasını büyük Fırat ırmağı üzerine boşalttı ve şarktan gelen kralların yolu hazırlansın diye, onun suları kurudu… Ve onları İbranice Armagedon denilen yere topladılar…(Vahiy 16: 12-16)

Altıncı meleğin 'tasını Fırat'ın üzerine dökmesi' dikkat çekicidir. Bilindiği üzere Doğu Anadolu Bölgesinden doğan Fırat Nehri; Türkiye, Suriye ve Irak topraklarında aktıktan sonra Dicle ile birleşerek Basra körfezine dökülmektedir. Altıncı melek tasını bu bölgeye dökecek ve Fırat ırmağı kuruyacaktır. Geleceğe dönük kehanetlerin kaynağı olan Vahiy / Esinleme Kitabı'na göre Fırat Nehrinin kuruması Armagedon denilen Nükleer savaşın işaretlerinden birisidir.

İncil’deki Şarktan gelen kırallar kavramı hadislerdeki Şuayb bin Salih ordusu ile uyumludur. 

Fırat nehrinin kurumasının akla en yakın yorumu barajlarda suyun tutularak orduların geçişine uygun hale getirilmesidir. Fırat ırmağının suyunun kuruması Armageddon savaşına işaret ise bu olay savaştan önce olacak demektir.

Doğudan gelecek iyiler:

Hadis-i şeriflere göre doğudan çıkan sancak, bazı hadislerde karasancaklar çıkacak ve Mehdinin egemenliğine zemin hazırlayacaklardır.

“Süfyanî 360 süvariyle çıkıp, tâ Dımeşk’e geldiğinde, daha üzerinden bir ay geçmeden Kelb’den 30.000 kişi ona tabi olur O da ordusunu Irak’a gönderir ve Zevra denilen bölgede 100.000 kişiyi katl eder. Ve Kûfe’ye çıkarlar ve orayı talan edip harab ederler. Bu sırada doğudan bir sancak çıkar ki, ona kendisine Şuayb bin Salih denilen Temim’den bir zat kumandanlık eder. Onların ellerindeki Kûfe ahalisinden olan esirleri kurtarır ve o Süfyanîleri öldürür”. ( Fetava-i Hadîsiyye, İbn-i Hacer-i Heytemi-38)

“Bir adam Şam’a ve bir diğeri de Mısır’a hakim olduklarında, bu Şamî ve Mısrî arasında bir harb olur. Şam ahalisi Mısır’dan bazı kabileleri esir eder. Doğudan bir adam küçük siyah sancaklarla Şam’ın sahibine doğru gelir, işte o Mehdî’ye itaati te’min edecek kimsedir.”

Abdullah Gürbüz Baba  sohbetlerinde “Afganistan’dan siyah bayraklılar gelip Mehdi (as)’a yardım edecekler” demiştir.

Bediüzzaman Mektubat’ta “Çok zaman evvel bir ehl-i velayetten işittim ki, o zat eski velilerin gaybi işaretlerinden istihrac etmiş ve kanaati gelmiş ki: Şark tarafından bir nur zuhur edecek, bid’alar zulumatını dağıtacak. Ben böyle bir nurun zuhuruna çok intizar ettim ve ediyorum. Fakat çiçekler baharda gelir, öyle kudsî çiçeklere zemin hazır etmek lazım gelir. Ve anladık ki bu hizmetimizle o nurani zatlara zemin ihzar ediyoruz” diye yazmıştır.


Bediüzzaman kendisinin İslam aleminin kış mevsiminde geldiğini, şarktan zuhur edecek nur’un, kutsi çiçeklerin ve nurani zatların  yüz yıl sonra islam aleminin bahar mevsiminde geleceğini ifade etmiştir. 

Gaybi Haberler

18 Haziran 2013 Salı

İLAHİ TAKDİR ANADOLUYU MEHDİYE (A.S.)HAZIRLIYOR.../ ONYEDİNCİ HİLAL

İLAHİ TAKDİR ANADOLUYU MEHDİYE (A.S.)HAZIRLIYOR... BU YAZI MUSTAFA (G.H.) KARDEŞİME YAZILMIŞTIR....

İLAHİ MUKADDERAT VE TEDBİR..... ANLAŞILAN O Kİ YAŞADIĞIMIZ SÜREÇ BAZEN DÜŞÜK BAZEN YOĞUN BİR BİÇİMDE DEVAM EDECEK. ÜZERİNE NAÇİZANE ÇOK DÜŞÜNDÜM. EĞER Kİ BU SÜRECİN SONUNDA ÜÇ ALTI AY ARASI BİR KOMÜNİST YÖNETİM OLUŞACAKSA VE SONRASINDA BİR SALDIRI VE SONRASINDA İSE ÇOK CİDDİ VE MÜKEMMEL BİR TEMİZLİK YAŞANACAKSA VARSIN GİTSİN BU YAŞANANLAR DEVAM ETSİN. ÇÜNKÜ BU HALİYLE BU TOPRAKLAR HAZRETİ MEHDİ ALEYHİSSELAMA HAZIR SAYILMAZ. BİR EVE BÜYÜK VE ÖNEMLİ BİR MİSAFİR GELECEKSE ORADA ÇOK CİDDİ VE ÇOK ARINMIŞ BİR TEMİZLİĞE İHTİYAÇ VARDIR. DİYECEĞİM O Kİ İSTEMESEK DE ALLAH U TEALA ASKER OLARAK TAKDİR ETTİĞİ ANADOLU HALKINI BEKLENEN KOMUTANA HAZIRLAYACAK İSE BU ELİMİNASYON GEREKLİDİR. ZATEN ALLAHU TEALANIN HER İŞİNDE BİZİM BİLMEDİĞİMİZ BÜYÜK HAYIRLAR VARDIR. BAZEN KADERE TESLİMİYET TEDBİRİ ELDEN BIRAKMAKSIZIN YAPILIRSA ÇOK DAHA GÜZEL GÜNLERE KAPI ARALAR. YANİ BAZEN SU BULANMADAN DURULMAZ.ANCAK KİMSENİN FİTNEYE ZEMİN VERMEMESİ VE ÇIKMIŞ OLAN FİTNEYLE DE MÜCADELE ETMEYE ÇALIŞMASI AYRICA ALLAH U TEALANIN DİĞER BİR EMRİDİR. ALLAH BİZİM VE AİLEMİZİN YAR VE YARDIMCISI OLSUN....
ABDÜLSAMED YÜKSEL.....

DEVLETİN 700 YIL ÖMRÜ

Nakşibendi büyüklerinden Ali Baydin dedemiz (hazretleri demek bize tuhaf geldiği için ona dedemiz diyoruz) kendileri Romanya Tatarlarındandır. Kendisine bir gün rüyasında “buraları düşman çizmesi altında çiğnenecek. Kalk git” denildiği için memleketini terk etmiş ve İstanbul’a gelmiştir. Bilahere Suriyeye gidip orada kalmıştır. Hatay’ın Türkiye’ye katılmasında hizmetleri olmuş ve Fransızlar ile mücadele etmiştir. Daha sonra Manisa’da iskan edilmiş ve hayatının kalan kısmını burada geçirmiştir. 106 yaşında vefat etmiştir. Kendisini Manisa ovasının Menemen boğazından Demirköprü barajına kadar olan kısmından sorumlu bölgesel bir kutup olarak bilmekteyiz. Allah rahmet eylesin.

Ali Baydin dedemizin naklettiğine göre Allah Türk milletine 700 yıl hakimiyet vermiş, ancak Osmanlı devleti 600 yıl yaşamıştır. Bu nedenle Türk devletinin daha 100 yıl hakimiyeti olduğunu ifade etmiştir. Bu hakikatin kaynağı Muhyiddin-i Arabi’nin eserleri imiş.

Şimdi bu 100 yıl tabirini acaba Türkiye Cumhuriyetinin ömrü olarak mı yoksa başka bir suretle mi yorumlamalıyız, bilemiyorum. Eğer sadece Türkiye Cumhuriyeti’nin ömrü ise o zaman artı eksi 2023 yılı ya da ona yakın tarihler olur. Yoksa bu hakikatin başka bir sureti mi var onu zaman gösterecektir.

Burada aklıma şöyle bir şey geliyor: Mehdi’nin hilafet emanetlerini İstanbul Emirinin elinden alması sanki devletin de Mehdi’nin eline devrolunacağını düşündürüyor. 

Gaybi Haberler

DEVLETİMİZ



Türkiye hakkında islami çevrelerde bazen dar-ül-islam, bazen de dar-ül-harb olduğu söylenegelmiştir. Bakış açısına göre herkes kendi delilleriyle birbirine taban tabana zıt görüşleri savunmuştur.

Türkiye öncelikle Osmanlı İmparatorluğunun mirasçısıdır. Osmanlı Devleti Yavuz Sultan Selim’in Mısır seferinin ardından hilafeti ve kutsal emanetleri devralmıştır. Yavuz ile birlikte Osmanlı padişahları Halife unvanına haiz olmuşlardır.

Osmanlı imparatorluğu’nun sona ermesi de Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin 1 Kasım 1922'de kabul ettiği "Osmanlı İmparatorluğu münkariz olduğuna dair" 308 numaralı kararname ile Saltanatın veya Padişahlığın Kaldırılması şeklinde gerçekleşmiştir.

Padişahlık ve saltanatın kaldırıldıktan sonra TBMM Abdülmecit Efendiyi halife seçmiştir. 3 Mart 1924 tarihli, "Hilafetin ilgasına ve Hanedan-ı Osmaniye'nin Türkiye Cumhuriyeti Memalik-i Hariciyesine Çıkarılmasına Dair Kanun"la hilafet kaldırılmıştır.

İlgili kanunun 1. Maddesi şöyledir: “Halife halledilmiştir. Hilafet Hükümet ve Cumhuriyet mana ve mefhumunda esasen mündemiç olduğundan Hilafet makamı mülgadır. “ 

Kanun maddesi günümüz Türkçesiyle şöyledir: “Halife görevinden alınmıştır. Halifelik, hükümet ve Cumhuriyet’in anlam ve kavramı içinde esasen mevcut bulunduğundan hilafet makamı kaldırılmıştır.”

Kanun maddesini incelediğimizde anladıklarımızı yazıyoruz:

Halife hal edilmiştir yani görevinden alınmıştır. Abdülmecid Efendi halifelik makamından alınmıştır. Bu durumda Halifelik makamı boşalmış oluyor. Ancak kanunun ikinci cümlesinde: “Hilafet Hükümet ve Cumhuriyetin mana ve mefhumunda esasen mündemiç olduğundan” yani Halifeliğin Hükümet ve Cumhuriyetin anlam ve kavramı içinde esasen mevcut olduğunu kabul etmektedir.

Bu durumda aynı görev için iki tane makam olamayacağı için, devlet ayrı otorite, dini idare ayrı otorite olmaması için kanun “Hilafet makamı mülgadır” diyor. Hilafeti değil, onun bir kişi ile temsil edildiği makamı kaldırmış oluyor.

Bu durumda Alem-i İslamın başı halen bu devlettir. Hilafetin mana ve mefhumu bu cumhuriyette ve onun hükümetindedir. TBMM hilafetin verasetine sahiptir. 

Bediüzzaman eserlerinde bu devlet için daima “bu devlet-i İslamiye” tabirini kullanmıştır. Devletin kimi dine zarar uygulamalarını geçici arıza olarak nitelendirmiştir. Ona göre zaman gelecek devletin başındakiler hatayı anlayıp tamir yoluna gideceklerdir.

Bediüzzaman, Son Şahitler’de yayınlanan sohbetlerinden birinde “Şeriat incelir ama kopmaz.” Diyerek Türkiye’nin dine bağlılığının incelse de kopmadığını ifade etmiştir. Kendisi hayatının uzun yıllarını hapis ve sürgünlerde geçirdiği halde hiçbir zaman devletin başındakilere lanet okumamış ve isyan etmemiştir.  Her zaman müspet hareket etmeyi tavsiye etmiştir. Devletin başındakilere akıl, kalplerine iman versin, yeter. O vakit iş kendi kendine düzelir demiştir.

Bu nedenle bizim devletimize bakış açımız bu yöndedir. Her zaman başımızdakilerin salahı için dua ediyoruz. O halde bizim çalışma ve gayretlerimizi, ibadet, ders ve zikrimizi arttırmamız gerekiyor ki daha iyisine müstehak olalım. Biliyoruz ki biz neye layık isek Allah başımıza ona göre yöneticiler gönderecektir. Türkiye dar-ül-islam’dır. 

Gaybi Haberler

14 Haziran 2013 Cuma

YENİ EVLİYA İFŞAATLARI..../ ONYEDİNCİ HİLAL

VELİYULLAHTAN BİRİSİ: BİR MÜRŞİDİ KAMİL - GÜN GELECEK MEMLEKETİN BAZI NOKTALARINDA MÜSLÜMANLAR SAKALINDAN TUTULUP SÜRÜKLENECEK...

VELİYULLAHTAN BİRİSİ: AHİRETE GÖÇ ETMİŞ BİR MÜBAREK DER Kİ:AB VE NATO'DAN AYRILIP YENİ BİR HÜKÜMET İLE RUSYA YANLISI OLACAĞIZ VE BU SÜRECİN SONUNDA SALDIRIYA UĞRAYACAĞIZ.

MÜŞTAK BABA HAZRETLERİ DER Kİ: ANKARA BAŞ OLACAK SONRA İSLAMBOL TEKRAR BİR TECAVÜZ ÜZERİNE BAŞKENTLİĞE GERİ DÖNECEK...

EVLİYA BİR SEYYİD DER Kİ:İSTANBUL İKİ GÜN İŞGAL ALTINDA KALACAK....

VE  BU İFŞAATLARDAN SONRA HEPSİ DER Kİ: SONRASI ÇOK GÜZEL OLACAK..........



SON DURUM.......



YERYÜZÜ AHİRZAMAN HERCÜ MERCİNE GİDERKEN NORMAL İNSAN AKLIYLA BİLE UZMAN OLMAYA GEREK KALMADAN GÖREBİLDİKLERİMİZ......

1...IRAK TA HER AN İÇSAVAŞ ÇIKABİLİR Kİ,BU DURUM HADİSİ ŞERİFLERDE GEÇMEKTEDİR.HER HALÜKARDA IRAK ÜÇE BÖLÜNECEKTİR.

2...SURİYE KESİNLİKLE İŞGALE UĞRAYACAKTIR VE ESAD ZALİMİ YA KAÇACAK YADA -BÜYÜK İHTİMAL-ÖLDÜRÜLECEKTİR.

3...RUSYA - TÜRKİYE İLİŞKİLERİ GERİLECEK VE SONU PEK HAYIRLI OLMAYAN SÜREÇ BAŞLAYACAK ANCAK SONRASINDA RUSLAR DARMADAĞIN OLACAKTIR.

4...ÇİN -JAPONYA GERİLİMİ ADALAR ÜZERİNDEN HIZLA ARTMAKTA CİDDİ BİR ÇATIŞMA POTANSİYELİNE DÖNÜŞMEK ÜZEREDİR.

5...KAOS TAN DÜZEN KURULUR DİYEN EVANGELİZM SÜRECİ İZLEMEKTE VE DESTEKLEMEKTEDİR. AMA OBAMAYI AŞMAK İÇİN ELLERİNDE ŞU ANDA YETERLİ DONE YOKTUR.EĞER Kİ BULUR İSELER HERCÜ MERC ŞİDDETLE ARTACAKTIR.

GENEL GÖRÜNÜM BU İKEN BİZ ÜLKEMİZDE HALA MUHALEFET EDENLERİN KÖŞE KAPMACA OYNADIKLARINA ,LİSE MÜSAMERESİ YAPIYORMUŞÇASINA HALKIMIZDAN KOPUK SÖYLEVLER VERMEKTE OLDUĞUNA ŞAHİD OLUYORUZ. BU DURUM GAYET ACIDIR..AMA OLANDA HAYIR VARDIR.ALLAH U TEALA BİZLERİ  VE ÇOCUKLARIMIZI KORUSUN ...AMİN...

ABDÜLSAMED YÜKSEL

ONYEDİNCİ HİLAL...

13 Haziran 2013 Perşembe

GEZİ NEREDE BİTECEK?

Beni İsrail Mısır’dan çıkıp Tih çölünde 40 yıl kaldılar. Sonra Filistin’i fethetmek için bir hükümdar istediler. Allah onlara Talut’u gönderdi. Beni İsrail büyükleri önceleri Talut’u kabullenmediler. Allah Talut’un hülümdarlığına Tabut-üs-sekineyi alamet yaptı. Talut ordunun başına geçti. Ürdün nehrinden geçerken Allah orduyu yalnızca bir avuç su içmek şartıyla imtihan etti. Ordunun 314 kişisi hariç diğerleri kana kana su içtiler ve nehrin bir kenarında kala kaldılar.  Emre uyan az ve ihlaslı topluluk bir avuç su içti. İleri harekete geçen bu sayısı küçük ama manası büyük ordu savaşı kazandı. Savaşta Davut Golyat’ı öldürünce yıldızı parladı. Talut’tan sonra Beni İsrail’in başına Davut geçti. Ondan sonra da oğlu Süleyman geçti. Yani her yeni gelen bir öncekinden daha iyi oldu. Ancak Süleyman’ın oğlu zamanında düşüş başladı.

Bu kısa hikayeye göre Erdoğan Talut’un rolünü oynuyor. Erdoğan sandıkla başa geçti. Vazifesi orduyu nehrin kenarına kadar getirmekti. Nehir sınavında iktidar susuzluğuna karşı ihlaslı ile ihlassız ayrılacaktır. Savaşı zamanın Davud’u kazanacak ve o savaşta yıldızı parlayacaktır. Belki de Talut Davud’u gözden düşürmek isteyecektir. Ancak Talut’un ardından gelen Davud-misal zat daha büyük olacaktır. Allah her şeyin doğrusunu bilir.

Gerek evliyaullahın ifadesine göre Erdoğan son başbakan, gerekse Aytunç Altındal’ın kitabındaki kehanete göre Abdullah Gül son Cumhurbaşkanıdır. Kehanete göre “İslam şeriatı” 7. Yıla kadar ortadan kaldırılmazsa 12. Yıla kadar hakim olacaktır. 7. Yılda bir sürü darbe ve entrikalar tezgahlanmış ancak dindar hükümet yıkılamamıştır. 12. Yılda ne olacağını vakti gelince göreceğiz. Aytunç Altundal’ın naklettiği kehanete göre: Ondan sonra düşman silahlarıyla Türkiye işgale uğrayacaktır.  Bir kısım evliyaya göre Milletin bir kısmı işgalcilere silah atmadan teslim olacaktır. Bunu okuduğumda Gezi olaylarında sosyal medyada batı müdahalesi için çırpınanları hatırladım.

Nostradamus’un dörtlüklerinden birisinde Cumhuriyetin sonunu aklar ile kırmızılar arasında kavganın getireceği ifade edilmiştir.

Osman Akfırat Efendiye göre zorlu bir ameliyat olacak ve devlet yeniden yapılandırılacaktır. Müslüman olduğumuz için AB bizi dışlayacak ve savaşa başımızda Müslüman yöneticiler varken gireceğiz.

Nazım Kıbrısi en sonda bir sol tertip yapılacağını ve bunun sonucu devletin parçalanacağını haber vermiştir.

Bediüzzaman Sünniler ile Alevileri uyarmış ve zındıka cereyanının birini diğeri aleyhine sevk edip ezmek için kullanacağını, bunu ezdikten sonra kullandığı aleti kırıp atacağını ifade etmiştir. Biz de buna istinaden hükümet aleyhine bir tertip ve entrika olacağını sezmiştik.

Bediüzzaman’a göre devlet en sonda dehşetli bir hatiatle karşılaşacak ve sonra tamir dönemine girilecektir.  Bozulan ve yıkılan devlet kurumları yeniden tamir edilecektir. Yani Bediüzzaman bu ameliyat ve yeniden yapılanmaya “Tamir dönemi” adını vermektedir. “Allah, baştaki başların kafasına akıl, kalbine iman versin, o vakit iş kendi kendine düzelir” demiştir.

Ülkemizde son 100 yıldır kökü dışarıda kendisi burada olan bir zındıka cereyanı yani mason komitesi etkin olagelmiştir. Ülkemizi elbirliği ile sömürmeyi sürdürmekteydiler. Erdoğan aldığı birçok tedbirle bunların çıkarlarını fena halde zedelemiştir. Türkiye belini doğrultmuş ve kendi adına hareket eder hale gelmiştir.  Ülkemizin zenginlikleri ya iç ve dış sömürgecilerin cebine akacaktır, ya da millet bu pastadan hakkı olanı alacaktır.  İşte bütün mesele budur. Ya Türkiye kazanacak ya da iç ve dış sömürgeciler.

Bizim tavrımız siyasi bir duruş değildir;  Seçimle gelmiş bir başbakanın yine seçimle gitmesi gerektiğine inanıyoruz. İktidara asla gelemeyecek olanların entrikalardan medet ummasına karşıyız.

Biz şu anda birlikte hareket ettiği için çok güçlü olan Hükümet, Ordu ve İstihbaratın Türk devletine olan hizmetlerinin kesintiye uğramasını istemiyoruz. Biz Hükümetin aldığı tedbirlerle halkını koruyup; İlaç, sigara, içki firmalarının, halkı soyan bankacıların, faiz gelirleri düşen faiz lobisinin ve medyanın  perde altında bu hükümeti dış düşmanlarla birlik olup yıkmaya çalışmasına karşıyız.

Biz İsrail parlamentosunda Erdoğan’ın devrilmesi için edilen duaya amin demeyeceğiz. Bir kısım Müslümanların dilinin ucuyla dahi Erdoğan gitsin de başkası gelsin temennisi Yahudinin duasına amin demektir.

Bir kısım Müslümanlar aklını başına almalıdır. Bu birkaç ağaç meselesi değil… Gezi olaylarını ağaç altında başlayan mübarek bir hareket olarak göstermek, sonra “ağaç altındaki biate” bağlamak dehşetli bir basiret tutulması sergilemek demektir.

Taksimi yakıp yıkan adamlar başarılı olursa Müslümanların başına gelecek olan şey; işte oradaki Müslüman bir hanıma yapılan saldırıların yurt sathına yayılmasıdır. Belki ortada ancak “Devrimci Müslümanlar” numunelik olarak kalacaktır, o kadar…

Belki Erdoğan bu olayların sonucu gidebilir. Ama inşallah daha iyisi gelecektir. Vatanımızın menfaatlerini daha iyi savunacak daha nice Devlet Başkanları çıkacaktır. Yıkarsanız daha sağlam yapılacaktır. Bu bir bahar fırtınasıdır, unutmayın çiçekler daha gür çıkacak…

Gaybi Haberler


12 Haziran 2013 Çarşamba

Londra ve Rusya'nın direnişi

Cemil ERTEM Star gazetesindeki 12 Mayıs 2013 tarihli “Londra ve Moskova (neden) direniyor” başlıklı makalesinde Türkiye’nin ekonomik göstergeleri ve ulaşım sektöründeki gelişmelerin birilerini endişelendirdiğini yazıyor.

Makale’den ilginç cümleler:  “Türkiye’nin batısı ile doğusu, İpek Yolundan beri ilk defa böylesine buluşuyor.”  “kendi çıkarları için Türkiye’nin doğusunu ulaşılmaz kılanlar şimdi bu avantajlarını yitiriyorlar.”

Makalede Kuzey Irak’taki 45 milyar varillik petrol rezervi ile 3.2 trilyon metreküp doğal gaz enerji hattı Türkiye üzerinden pazarlara ulaştırılacak, ayrıca Bakü-Hazar enerji hatlarıyla birleşip dünya pazarlarına ulaştırılacak olmasının önemi vurgulanıyor.

Türkiye’deki barış sürecinden, Türkiye’nin doğuya doğru büyümesinden ve enerji hatlarının Türkiye’den geçecek olmasından kimlerin rahatsız olduğu sorusuna örnek verilmiş.  İngiliz petrol devi BP’nin Rus petrol şirketi Rossneft ile ortaklık ilişkileri anlatılmış. Britanya’nın Rusya ile böyle bir ortaklık kurarak yalnız Rus coğrafyasında değil, Hazar ve Ortadoğu coğrafyasında da yeniden sömürgecilik dönemlerine dönmek istediği ifade edilmiş. Britanya ile Rusya arasındaki bu alışveriş sayesinde Türkiye gibi sorun olacak ülkelerle uğraşarak enerjideki tekelini yitirmesini engelleyebileceği umulmaktadır.

Makalede Rosnet-BP ortaklığın en büyük korkusunun  Türkiye’nin K.Irak ve Azerbaycan petrol ve doğal gazını Güney gaz koridoru gibi projelerle denetlemeye başlaması ve BP-Rossneft-Gazprom tekelini kırmaya başlaması olduğu belirtilmiş. Bu durumun yalnızca Britanya ve Rusya için değil, Gazprom’a ortak olan Almanya içinde kabus olduğu belirtilmiş.

İşte Gezi olaylarına İngiliz basınının atlaması ve yeniçeriler tarafından boğdurulan 3. Selim resmine Erdoğan’ın resmini montajlayarak  yayınlayıp, Rus oligarklarıyla beraber Londra’nın Erdoğan’ı ve Türkiye’yi tehdit  etmesinin altında yatan asıl neden budur.

Bu makale İngiliz destekli Rusya’nın eğer Türkiye’ye saldıracaksa bunun nedenini açıkça göstermektedir. Zira Abdullah Dağistani’nin gaybi haberinde Türkiye’ye önce sınır komşusu bir ülke tarafından tecavüz olacak, bunun ardından Rusya istila edecek. Kendilerince Türkiye’nin başını yılan küçükken ezmeye çalışacaklar.

Türkiye’ye sınır komşusu Suriye tarafından ardarda bir çok tecavüzler vukubuluyor. Bunlardan en çok ses getireni Reyhanlı saldırısı oldu. Bugün de Ergün Diler makalesinde Suriye’den giren üniformalı 100 kişilik bir grubun imha edildiğini yazdı. Yani hedef Türkiye Suriye’ye girsin ve bataklığa çekilsin. 

Halbuki Türkiye öfkeyle değil, akılla hareket ediyor.

Gaybi Haberler


10 Haziran 2013 Pazartesi

HAYATTA VE AYAKTA KALMAK İÇİN EVLİYAULLAHTAN TAVSİYELER

Bir kardeşimize verilen meşhudat derslerinde savaşta aç kalındığı zaman kurumuş nehir yatağının bir karış kadar kazılması ve kuma gömülmüş olan balıkların çiğ olarak yenilmesi konusunu yazmıştık. Bu ders kendi başına tuhaf olarak algılanabilir. Ancak bunun örneklerini belgesellerde gördük. Nehir yataklarında balıklar sular çekilince kuma gömülmekte ve bir sonraki yağmurlara kadar beklemektedir.


Önce Abdülsamed Yüksel beyin Esad COŞAN hocamızdan nakli, sonra Akşemseddin Hazretlerinin ebegümeci ile ilgili hikayesi, en nihayet Nazım Kıbrısi’nin savaşta büyük şehirlerin terk edilmesi, üç günlük dahi olsa gıda stoku yapılması gerektiği uyarıları bu tavsiyenin boş ve hayali olmadığına dair bize kanaat vermiştir.

Onyedinci Hilal blog sitesinde Abdülsamed Yüksel bey merhum Esad COŞAN’dan naklen: 1990 lı yıllarda rahmetli Esad hocamız -doğu tarafından bir gün olabilecek- bir saldırı durumunda ülkemizi korumak için, araba kullanmayı öğrenmeli, ata binmesini öğrenmeli, su kuyusu bulundurmalı yada depo-erzak -kuru olarak- hazır etmeli demiştir....

Bundan başka Akşemseddin hazretlerinden aşağıdaki menkıbe nakledilmektedir:

Şeyh Akşemseddin, İstanbul’un fethinden önce, ebegümeci ismi verilen bir bitkinin tohumunu, talebelerine ve kendisini sevenlere çok miktarda toplattırdı. Fetihten sonra o tohumları etrafa serpti. Bunun hikmetini soranlara; “Kıyamete yakın kanlı büyük bir savaş olsa gerek; o savaş sırasında kıtlık ve kuraklık olur.

O senelerde ot, buğday, arpa gibi şeyler yetişmez, Ebegümeci otu ise, karanlıkta yetişir. O kıtlığa karşı hazırlıklı olmak için Ebegümeci tohumunu çok miktarda saklamıştım. İstanbul’un fethinde, kardeşim Hızır aleyhisselâma kıtlığın ne zaman olacağını sorduğumda; “o kıtlığa siz erişemezsiniz” dedi. Ondan dolayı da o tohumları serptim” dedi.

Buradaki ince nokta şudur ki: tahminen o savaşta duman vesair toz bulutu güneşe perde olacak. Bu nedenle ebegümeci hariç diğer bitkiler yeterli güneş ışığı alamadıklarından yetişemeyecek.

Nazım Kıbrısi’nin bu konudaki tavsiyeleri halen internette yaygın olarak yayınlanmaktadır. Üstadın şehirleri terk edin, köyünüze gidin, gıda stoklayın tavsiyelerini diğer zatların ifadeleriyle birlikte düşünürsek bu kadar zevat boş ve hayali konuşmaz diyoruz.

Bu konuda görülen salih rüyaları burada anlatmayacağız. Ama size tavsiyem böyle bir durumda nohut en uygun bir gıdadır. Zira ateş, elektrik, gaz olmadığı zaman nohutu ıslatıp yiyebilirsiniz.

Eskiden Anadolu’da evlerde duvarda bir adet kılları yolunmuş posteki asılı dururmuş. Bir kıtlık olduğunda postekiden parçalar kesilip kaynatılırmış. Posteki çorbası zamanında bir çok insanın hayatını idame ettirmesine sebep olmuştur.

Yine de bu konuyu evliyaullahın tavsiyeleri canibinden değerlendiriyoruz. Yoksa yabancı ülkelerde zaman zaman örnekleri göründüğü gibi kıyamet saplantısı içine girip, yeraltında sığınak inşa edip oraya saklananların tarzını uygun bulmuyoruz. O durum psikolojik bir hastalıktır. Bizim tavsiyemiz muhtemel bir savaş halinde hayatta ve ayakta kalmak için bir tavsiyedir, o kadar…

Gaybi Haberler

KÜRESEL ÇATIŞMA

Bugün dünya üzerinde iki kapitalist ekip çatışmaktadır. Birisi üretime dayalı kapitalistler, diğeri faizci kapitalistlerdir. Faizci kapitalistlerin diğer adı finans kapitaldir. Daha açık bir ifadeyle Yahudi sermayesidir.

Faizci kapitalistler paradan para kazanan, faizin artmasını isteyenlerdir. Bunun için yatırım yapacakları ülkelerde siyasi ve mali operasyonlar yapıp riski artırırlar. Risk artınca o ülkelerin derecelendirme reytingi düşer. Bu da o ülkelerin aynı kredi borcuna başka ülkelerden daha fazla faiz ödemesine ve daha fazla sömürülmesine yol açar.

Üretici kapitalistlerin çıkarı ise yatırım maliyetlerini düşürmek için kredi faizinin düşük olması gerekir. Ne kadar düşük faizden kredi temin ederler ise  o kadar daha az faiz ödediklerinden yüksek faiz onların çıkarına uygun değildir.

İşte bu basit denklem bugün başta Amerika olmak üzere dünyadaki iki kapitalist grup arasındaki küresel çatışmanın açıklamasıdır.

Bugün için Üretici kapitalistlerin sözcülüğünü Obama Amerikası yapmaktadır. Obama Amerikası Amerikan milli derin devletini temsil ediyor.  

Rusya’da SSCB’nin dağılmasının ardından hızla Yahudi oligarklar Rusya’nın zenginliklerini ele geçirmişken, iktidara gelen Putin oligarkları ülkeden kovmuştur. Rusya bugün Rus milli derin devlet çekirdeği tarafından yönetilmektedir.

Türkiye 1906-2006 yılları arasında İngiltere destekli Boğazdaki yalılarda oturan derin çekirdek tarafından yönetilmekteyken, 2006’dan sonra Ankara’daki derin devlet çekirdeğinin idareyi ele almasıyla milli bir politikaya yönelmiştir. Türkiye’de son yüz yıllık tarihinde ilk kez hükümet, ordu ve istihbaratı ortak hareket etmeye başlamıştır.

Bilindiği üzere yakın zamanda Türkiye’ye hem Obama, hem Putin, hem Kraliçe Elizabeth gelmiştir. Bu ülkeler Türkiye ile stratejik ortak olmak üzere çaba sarf etmektedirler.  Türkiye derin devlet çekirdeği şimdilik Türkiye’nin milli hedef ve çıkarlarına ulaşmak için Obama Amerikası ve Putin Rusya’sı ile üçlü bir ortaklık içindedir. 

Karşılarında ise Amerika’nın neocon’ları ve Yahudi sermayedarları, Londra ve Avrupa’daki Yahudi sermayesi, onları yedeğindeki Çin ve diğer devletleri vardır.

Bugün Türkiye’de bu iki küresel güce dayanan iki ekip çatışmaktadır. Hatta Dünya egemenliği savaşı Türkiye’de ve İstanbul’daki meydan savaşını hangi taraf kazanırsa onun olacaktır. Bu savaş sonucu galip taraf yükselecek, mağlup taraf yok olacaktır. Bu nedenle Türkiye ya büyüyecek yada yok olacaktır. Bunun için Türkiye’deki iki ekip Gezi olayları ile test çarpışması yapmıştır. Bu testten sonra sonuç alıcı nihai çarpışmalar yaşanması kaçınılmazdır. Türkiye'deki eski ekip halen eski dünya egemenlerinin gölgesinden ayrılmak istememektedir. Yeni ekip ise Türkiyeyi büyütmek ve dünya üzerinde haklı olduğu konuma getirmek istemektedir.

Türkiye büyük devlet olmak için Kürtler ile anlaşmıştır. Çünkü Kürtler İran ve Irak üzerinden büyük bir tehdit altındadırlar. Var olabilmek ve katliama uğramamak istiyorlarsa Türkiye ile birlikte hareket etmek akıllıca olacaktır. Yani tarihsel süreç Türk ve Kürtleri ortak tehdit ve çıkar karşısında birleştirmektedir. Beyaz Türkler istemese de tarihsel mecburiyet bu yöndedir.

Suriye’nin karışmasını tamamen Kıbrıs-İsrail-Suriye üçgeninde deniz altındaki doğal gaz yataklarına bağlıyorum. Türkiye önce Suriye’ye iyiniyetle yanaşmış, Esed önce işbirliğine yanaşmış iken asıl ipleri Avrupalıların elinde olduğunda çark etmiştir.  Kuzey Irak’taki  petrolün egemenliği sorunu yüzünden yakında Maliki Irak’ı kuzeyin üzerine yürüyecektir. Türkiye Kürtlerin katliama uğratılmasına göz yummayacak ve Kuzey Irak’a girecektir. Bu da tahminen Rusya’nın harekete geçmesine yol açacaktır. Kuzey Irak petrolü ve Doğu Akdeniz doğal gazının nereye akacağı sorunu savaş nedeni olacaktır.

Suriye’ye uluslararası müdahale olması ve İsrail’in Suriye üzerine yürümesi iki ayrı olay mı, yoksa peşpeşe olaylar mı şu anda bir öngörüm yoktur. Bunu zaman içinde göreceğiz.  Ancak Abdullah Gürbüz Baba İsrail’in Suriye’yi hızla işgal edeceğini ve Suriye’lilerin Türkiye’ye sığınacağını ifade etmiştir. Ancak daha ilerideki süreçte Türkiye ile Suriye birleşmek zorunda kalacaktır. Bu da Kuzey Irak’la birlikte düşünüldüğünde Türkiye giderek bir İslam Birliği çekirdeği oluşturacaktır.  İslam Birliği Mehdi zamanında gerçekleşecektir.

Bu arada Türkiye yakın bir süreçte batının gadri sebebiyle yani batılıların haksızlığı nedeniyle önce Avrupa Birliğinden dışlanacak ve ardından NATO’dan da çıkacağı haber verilmiştir. Bunun anlamı nedir? Türkiye Şanghay İşbirliği örgütüne mi girecektir? Üçüncü dünya savaşı patlak verdiğinde Rusya Avrupa’da taş üstüne taş bırakmayacaktır.  

İstanbul bir süre işgal görecek ardından Mehdi tarafından geri alınacaktır. Türkiye’nin doğudan işgali Ankara’ya kadar gelecek ama Ruslar doğuda Bediüzzaman’ın hemşerileri tarafından teslim alınacaktır. Bunu ardından geriden destek veren Amerika bunun diyetini isteyecek ve zaferi sahiplenmeye çalışacaktır. Ancak Amerika Toros dağları eteklerinde 1 milyon ölü bırakarak çekilecektir.

Bu arada Amerika’da önemli değişimler olacak. Bir grubu islama yanaşacak. Deccalın zuhurunda bu grup İsa’nın önderliğinde İslama yardım edecekler. İslama tabi olacaklardır. Mehdi dünyaya hakim olacak olan beşinci kişidir. Bu arada Deccalın faizci kapitalizmin içinden çıkacağını, Üretici kapitalistlerin Amerika ve batıdaki büyük değişimle islama girmeleriyle başlarına İsa’nın geçeceğini ve islama iltihak edeceklerini düşünmekteyim.

Bu senaryonun elbette aksayan yönleri olabilecektir. Şimdilik belirsiz bazı parametrelerin netleşmesiyle bu senaryo daha anlaşılır olacaktır.

Gaybi Haberler




7 Haziran 2013 Cuma

'Türkiye asla AB üyesi olmayacak' / Almanya Maliye Bakanı Schäuble

Almanya Maliye Bakanı Schäuble, Türkiye'nin uzak gelecekte de AB'ye tam üye olacağına inanmadığını belirtti. 

Almanya Maliye Bakanı Wolfgang Schäuble, Türkiye'nin asla AB'ye tam üye olmayacağına inandığını söyledi.

Kieler Nachrichten gazetesinin cumartesi baskısında yer alan video röportajda konuşan Schäuble, Türkiye'nin uzak gelecekte de AB'ye tam üye olacağına inanmadığını belirtti.

Hrıstiyan Demokrat Birlik Partili politikacı, Türkiye'nin günün birinde AB'ye tam üye olup olamayacağı şeklindeki soruyu, “Avrupa'da benim kafamdaki şekilde bir siyasî birlik sağlarsak, Türkiye bu birlikle özel bir ilişki içinde olacaktır, ama AB'ye tam üye olmayacaktır” diye konuştu.

DW Türkçe

5 Haziran 2013 Çarşamba

ONYEDİNCİ HİLAL’DEN 2014 VE SONRASI


İLK DEŞİFREMİZİ HEMEN YAPALIM. 2014 TE DENİLDİĞİ YENİ BİR İKTİDAR DEĞİŞİKLİĞİ OLMAYACAK.  2014 MİLAT OLACAK ... AMA NEYE....


İŞTE ALLAHIN İZNİ İLE BEKLENEN YORUM VE ANALİZ...... 2014...



DEĞERLİ MÜMİNLER-MÜSLİMLER İSLAMLAR ....  ALLAH U TEALANIN SELAMI ÜZERİNİZE OLSUN VE ÜZERİMİZE OLSUN .... SİYASİ KİMLİĞİNE BAKMADAN YARIN OMUZ OMUZA VERİP YAN YANA DURUP BİRLİKTE EKMEĞİMİZİ BÖLÜŞÜP SAVAŞACAĞIMIZ VE HAZRETİ MEHDİ MURTAZA ALEYHİSSELAMIN ÖNÜNDE BİAT EDECEĞİMİZ İÇİN BİRBİRİMİZİ SERT BİR ŞEKİLDE KIRMAMAMIZ LAZIM . RAB HERKESİN RABBİ RESÜL HERKESİN RESULÜDÜR (S.A.V.) MİRACIMIZ MÜBAREK OLSUN. MİRACA ÇIKAN REHBERİ AZAM EFENDİMİZE SELAM VE SALAT OLSUN...

EVET ARTIK AHİRZAMANIN AHİR KISMININ BAŞLANGICINA ZATEN TUNUS-LİBYA VE DİĞER ARAB ÜLKELERİNİN KARIŞMASI İLE GİRMİŞTİK. BİR KARDEŞİMİZLE YAPMIŞ OLDUĞUM BİR SOHBETTE ASIL ÖNEMLİ OLAN SURİYEDİR. SURİYE İŞARET FİŞEĞİDİR. ÇÜNKÜ ORADAN YANİ DIMEŞK ŞEHRİNDEN MELUN SÜFYANİ ÇIKACAĞINA GÖRE PROJEKSİYONUMUZU ORAYA ÇEVİRMEMİZ GEREKİR DEMİŞTİK. VE BU YORUMU DA YAZILARIMIZDA PAYLAŞMIŞTIK....

BUGÜN GELEN BİR HABERE GÖRE KUSEYR KASABASI ZALİM VE ALÇAKLARIN ELİNE GEÇMİŞ... BU ZALİM VE ALÇAKLAR KİMYASAL SİLAH KULLANIMI BAHANESİ ALTINDA-ASLINDA  HİZBÜŞŞEYTAN ADLI ÖRGÜTÜN SAVAŞA AKTİF KATILIMI VE SİLAHLARINI İSRAİLİ TEHDİT EDECEK SEVİYEYE ÇIKARMA İMKANI YAKALAMASI SEBEBİYLE-YAKIN BİR ZAMANDA ULUSLARARASI BİR SALDIRI İLE YOK OLACAKLAR...2014 YILINA GİRMEDEN BUNU GÖRECEĞİZ-ALLAHU ALEM-

2014 YILI BAŞLARINA KADAR RECEP TAYYİP ERDOĞANA YAPILAN HAKSIZ PSİKOLOJİK TAHRİBAT OPERASYONUN, HÜKÜMETTE UYANDIRDIĞI ABD-RUS DENGE SİYASETİNE KAYMA İSTEĞİ -Kİ BU DENGE SİYASETİ İLE ÜLKEDE İNSİYATİFİ ELİNDE BULUNDURMAYA  DEVAM ETMEK AMACINA MATUFTUR. ASLINDA GAYET İYİ NİYETLİDİR VE BELKİ DE HAKKIDIR-VE BU SÜREÇTE RUSYA İLE YAPILACAK YENİ STRATEJİK İŞBİRLİĞİ 2014 YILINDA ÜLKEMİZE BÜYÜK EVLİYAULLAHLARIN  LEDÜNNİ  İSTİHBARATINA GÖRE MAALESEF YENİ BİR KAOTİK SÜRECİN KAPISINI  ARALAYACAKTIR. MÜŞTAK BABA-A.DAĞISTANİ. BEDİÜZZAMAN VE CÜMLE VELİNİN İŞARET ETTİĞİ BUDUR.

BU SAVAŞIN BELLİ NOKTALARINDA HERKES TARAFINI SEÇMEK ZORUNDA KALACAK VE SAVAŞ ALLAHIN İZNİ İLE MÜSLÜMAN TÜRK-KÜRT İTTİFAKI SAYESİNDE KAZANILACAKTIR. TABİ BU ARADA İSTANBUL BAŞTA OLMAK ÜZERE BİRÇOK ŞEHİRDE ÇOK SIKINTILI DURUMLAR OLUŞACAK AMA SONU SELAMETLE BULUŞACAKTIR.

ABD SAVAŞIN BİR NOKTASINA KADAR HERZAMAN YAPTIĞI GİBİ KENDİSİNDEN YARDIM TALEPLERİNİ GERİ ÇEVİRECEK, ÜS BÖLGELERİ TEHDİT ALTINA GİRDİĞİ ANDA SİLAH YARDIMI YAPACAK VE  ANADOLU İSLAM ORDUSU DÜŞMANI TARUMAR EDECEKTİR.

SONRASINDA YANİ YAKLAŞIK 12 AY SONRASINDA GÜVENLİK KORİDORU GEREKÇESİ İLE HATAY VE YAKIN KENTLERDE BEKLEYEN NATO KUVVETLERİ ZAFERİN KENDİ TARAFINDAN KAZANDIRILDIĞINI İDDİA EDECEK VE KOPARMAK İSTEDİĞİ ÖDÜNLERİ ALABİLMEK İSTERKEN O YANİ REHBERİ AZAMIN (S.A.V.) RESÜLÜ EKREMİN (S.A.V.) VE DAHİ HAZRETİ ALİ (R.A.)  EFENDİMİZİN TORUNU ZUHUR EDECEKTİR. ONDAN SONRASI ......

ALLAHU TEALA CEMAAT FARKI GÖZETMEKSİZİN VE DAHİ KAVİM FARKI GÖZETMEKSİZİN VE DAHİ PARTİ FARKI GÖZETMEKSİZİN MİLLETİMİZİ BİRLEŞTİRSİN AMİN. MİRACINIZ MÜBAREK OLSUN DUALARINIZI EKSİK ETMEYİN....

ABDÜLSAMED YÜKSEL......

EK 1: 
MÜBAREK KANDİL MÜJDESİNİ VERELİM...NATO KUVVETLERİNE O SIRADA ŞAM'I ELE GEÇİRMİŞ OLAN MUHAMMED MEHDİ ALEYHİSSELAM ŞÖYLE DER: KARDEŞLERİMİZ İLE BİZİM ARAMIZDAN ÇEKİLİN....VE MECUDDİN SAVAŞI BAŞLAR....MÜJDE ŞURADA SAKLI : KARDEŞLERİM...YANİ ANADOLU İSLAM ORDUSU....YANİ MEHDİNİN KARDEŞLERİ...ELHAMDÜLİLLAH...ALLAH ONLARA ULAŞACAKLARDAN EYLESİN.....


BİR HADİSİ ŞERİF: MEHDİNİN ORDUSU İÇİNDE OLANLARA ÖLÜLER BİLE KABİRDEN GIPTA EDER....KAR ÜZERİNDE SÜRÜNEREK DE OLSA O ORDUYA KATILIN....

EK 2:
HAZRETİ ALİ(R.A.) EFENDİMİZİN CELCELUTİYE KASİDESİ VE TÜRKLER-MEHDİ (A.S.)

MÜBAREK HAZRETİ ALİ EFENDİMİZ CELCELUTİYE KASİDESİNDE ÜÇ SIR VERMEKTEDİR
 
1...RİSALE-İ NURLARA İŞARET
2...BESMELENİN HARFLERİNİN SONUNA GELİNMESİ
3...TÜRKLER FOKUR FOKUR KAYNADIĞINDA HAZRETİ MEHDİNİN ÇIKACAK OLMASI...
 
TÜRKLERİN FOKUR FOKUR KAYNAMASINDAN KASIT İÇ KARGAŞANIN ÖYLE BİR NOKTAYA GELMESİ Kİ ARTIK HERKESİN KAYGI İÇERİSİNE DÜŞMESİDİR. VE YAŞANABİLECEK ÇOK HÜZÜNLÜ OLAYLARDIR..
 
BESMELENİN HARFLERİNİN SONUNA GELİNMESİ 2016 YILINA TEKABÜL EDER...RİSALE-İ NURLARA İŞARET İSE ANLAYABİLEN İÇİN BU ESERLERİN SAMİMİ OKUYUCULARINI HAZRETİ MEHDİ ALEYHİSSELAMA GÖTÜRECEK OLMASIDIR.
 
BURADAN KASIT BEDİÜZZAMANIN MEHDİ OLDUĞU DEĞİL-ZATEN BU MÜMKÜNDE DEĞİL-BU ESERLERİN ŞAKİRTLERİNİN MEHDİNİN ASKERİ OLACAĞINA İŞARETTİR....
 
RUSYA İLE YAPILACAK OLAN STRATEJİK ANLAŞMALARDAN KASIT ŞANGHAY BEŞLİSİNE DAHİL OLMAK VE AB İLE İLİŞKİLERİ NEREDEYSE ASKIYA ALMAKTIR....
 

4 Haziran 2013 Salı

GEZİ PARKI OLAYLARINDAKİ TUHAFLIK

Gezi Parkında başlayan eylemlerde polisin tavrına baktığımda bu işte bir tuhaflık olduğunu sezmiştim. Polisin neden gereksiz yere şiddet kullandığını ve üzerine varılmasa büyümeden enerjisi sönecek bir gösteriyi nasıl olur da bir isyana dönüştürdüklerini düşünüyordum. 


En nihayet Akşam gazetesinden Özlem Çelik Akarsu 2 Haziran 2013 Pazar günkü “Taksim ateşini kim yaktı, kim devraldı? İDDİALAR...” başlıklı yazısında eylem alanlarında konuşulanları sansürlemeden aktardığı yazısında kafamdaki sorulara cuk oturan cevapları veriyordu.

Dileyen yazının tamamını okuyabilir. Ben burada bir kısmını alıntılıyorum:

“Polis, yaşadığı kente sahip çıkan bir grup insanın Taksim Gezi Parkı için başlattığı eylemi, ülke genelinde bir isyana dönüştürünce, bunun polisin içindeki bir grup tarafından bilinçli organize edildiği iddiası yayıldı.

Bunları, televizyonlara çıkan sözde uzmanlar değil, basbayağı halk konuşuyor. Meydanlara inen, sokaklarda tencere-tava çalanlar... Eylem alanlarında konuşulanları sansürlemeden yazıyorum.

İddialar şöyle:

- Emniyet içindeki bir grup, Hükümet’i köşeye sıkıştırmak istedi, başardı.

- Cumhurbaşkanı Gül’ün devreye girmesiyle polisin Taksim’i eylemcilere bırakması, Başkanlık yarışının provası niteliğindeydi.

- Emniyet İstihbarat’taki üst düzey bürokratları görevden alan Hükümet, Gülen Cemaati’nin tepkisini çekti.

- Başbakan’ın talimatı üzerine Fethullah Gülen ile görüşen Bülent Arınç’ın Pensilvanya ziyareti, kamuoyuna aktarıldığı kadar iyi geçmedi.

- ABD’nin “Kaygılıyız!” açıklaması, Amerikan medyasının eylemlere ilgisi, ABD’nin Erdoğan Hükümeti’ne uyarısıydı.

- Obama-Erdoğan görüşmesinin akabinde gerçekleşen eylemler, “Birileri düğmeye bastı!” klasiğini dolaşıma soktu.

- Suriye politikasında, herkesten daha şahin olan Hükümet’e birileri “ayar verdi”.

Bunlar eylemin arkasında başka güçler arayanların yorumları. Ki, bu kesimler eyleme sonradan dahil oldular.”

Bu arada ulusalcı yazar Banu Avar’ın yazısından bir pasaj aktarıyorum.

“Yarın ne olacağının, işlerin nereye evrileceğinin, birilerinin ajandasında yazılı olduğuna pek emin değilim. Denklem fazla karışık… Hukukçu bir arkadaştan duyduğuma göre, ortada gezen "olay bir gün daha sürerse hükümet düşecek" lafı doğru değil ama Cumhurbaşkanı'nda yetki var, hükümeti görevden alabilir ama Gül bunu yapar mı? Tayyib'i düşürüp, pazartesi günü çıkacak sürpriz faturayı üslenir mi? Bana mümkün gibi gelmiyor, aslında faturaya bakınca Akp'nin ne şekilde dağılacağı da anlaşılır. Abd ve Ab, bu filme kaldığı yerden başka aktörle devam etmek isteyecek, ama bunu YChp-Bdp alternatifiyle yapabilmesi bana mümkün gelmiyor. Olaylar, Abd ve Ab'ye, kağıt karmaya zaman tanıyacak şekilde gelişmemişe benziyor, mutabakat içinde hareket etmeyi deneyecekler çünkü korktular.”  Banu Avar olayı bu tarafından görmüş ve aktarmış…

Burada sadece bu iki yazıyı alıntıladım. Okurlar kendi kararlarını okuduktan sonra kendileri vereceklerdir.

Başkanlık sistemi üzerindeki "iç çekişmeler" Akparti’nin sonunu getireceğe benzemektedir.  Gaybi haberlere bakıldığında Akparti’nin 12 yıl ömrü olduğu görülmektedir. Acaba devletin sonunu getirecek en sondaki "hatiat" hatalar bu olabilir mi?

Dünya üzerinde çarpışan iki taraftan birisi Amerikanın derin milli devleti ile diğeri finans kapital denilen bloku oluşturan Amerikanın neoconları, İngiltere, Avrupa, İsrail'den oluşan global yahudi sermayesidir. Bu iki gücün dünya egemenliği savaşında her iki blok Türkiye'yi yanına almak için son kozlarını oynamaktadırlar. Türkiye'yi elde eden dünyaya hakim olacaktır. 

Bediüzzaman eserlerinde dünya üzerinde çarpışan taraflardan birisinin İslama kuvvet ve destek vereceğini haber vermiştir. Bu haberin esas dayanağı ise Hz.İsa'nın inerek Hz.Mehdi'ye namazda tabi olacağını ifade eden hadis-i şeriftir. 

Gaybi Haberler