.

ALLAH; DEVLETE, MİLLETE VE ORDUMUZA ZEVAL VERMESİN

30 Mayıs 2013 Perşembe

SURİYE – İSRAİL ÜZERİNE YORUMLAR

Onyedinci Hilal Blogunu dikkatle ve ilgiyle izliyorum. 30 Mayıs 2013 tarihinde blogda bir yazı yayınlandı. Bu yazıda Suriye’nin Rusya’dan temin ettiği S-300 füzeleri ile ilgili yorum yer almaktaydı. 

Bu yorum benim ufkumu açtı. Zira Abdullah Dağistani, Abdullah Gürbüz Baba ve Beykozlu Osman Akfırat Efendi gaybi haberlerinde İsrail’in Suriye’yi işgal edeceğini ve Şam’a gireceğini ifade etmişlerdir.


Zihnimde bu olayın ne zaman olabileceğine dair düşünceler vardı. Şimdi bugün yayınlanan haberler Rusya’nın Suriye’ye S-300 füzeleri verdiğini gösteriyordu. Bu durumun kuvvetle muhtemel neticelerinden birisi İsrail’in bu durumda boş durmayacağı ve tehdit algısının hassaslaşacağı yönündedir. 

Bilindiği üzere Suriye iç savaşında her ne kadar Esed ve İsrail düşman kampta yer alıyor görünse de Esed’in gitmesi halinde Suriye’de Selefi, El-Kaide tarzı bir yönetim İsrail’e Esed’den daha fazla tehdit oluşturacağı için İsrail halihazırda Esed’in gitmesini istemiyor. Hatta Suriye’nin bir takım silah tesisleri bu grupların eline geçmemesi için İsrail Suriye’de birçok hedefi vurmaktadır. 

Şimdi S-300 füzeleri tahminen durumu daha hassaslaştıracak ve günün birinde İsrail hızla Şam üzerine yürüyecektir. 



Suriye'de Esed ortadan kaldırılacak, ancak ardından Suriye'de hadislerde Süfyani diye anılan çok kanlı bir rejim gelecektir. Süfyani ve Mehdi aynı zamanda peşpeşe zuhur edecektir. 

Amik ovasındaki melhame-i kübra hadisinde ilk düşman saldırısının ardından müslümanlara yardımcı olan hristiyanların 9 ay toplanıp ardından müslümanlara saldırmasını süfyani'nin hüküm süresi olan 9 ay ile beraber değerlendirirsek, sanki ilk savaşın ardından Suriye'de yeni sömürgecilerin getirdiği bir adamın hakim olacağı anlaşılıyor. 

Bu olayı şimdilik gaybi haberlerde hangi sıralamaya koyacağımızı bilemiyorum. Böyle bir olay haber verilmiştir. Ancak bu olay tekil mi kalacak yoksa bir olaylar zincirinin parçası mı olacak, onu Allah bilir.

Diğer yandan İsrail muhtemelen İran’a da saldıracaktır. İşin tuhafı görünüşte İsrail-Suriye arasında görülen düşman kardeşler gizli dayanışması, İsrail-İran arasında da bulunmaktadır. Adeta bu devletler birbirlerine düşmanlık görüntüsü altında uluslararası arenada yer bulmaktadır.

İsrail muhtemelen İran’a saldırarak ABD’yi de bu savaşın içine çekmiş olacaktır. Abdullah Dağistani İsrail’in Suriye’ye ve İran’a saldırısını haber vermiştir. Ancak bunların zamanını belirtmemiştir. Bu iki olay aynı anda da olabilir. Başka zamanlarda olabilir. Ya da zincirleme birbirini tetikleyebilir.

Bu olaylar karşısında Türkiye’nin konumu okumaya çalıştığımızda şunları görüyoruz.

İsrail’in Suriye’ye girip hızla işgal etmesi nerede duracaktır? Abdullah Gürbüz Baba rivayetinde İsrail’in Hatay’a dayanıp oradan Türkiye’yi vuracağı anlaşılıyor. Hatta ülkemizden bir kısmı insanlar “Biz de Yahudiyi ülkemizden çıkaralım” diyeceklerine göre –bu Yahudi eğer İsrail ise- o zaman İsrail Hatay’a girmiş demektir. Eğer Yahudi’den kasıt Birleşmiş Milletler askerleri görüntüsü altında Yahudilerce toplanan askerler ise o zaman bu ordular bir anlamda belki de bizi kurtarmaya (!) gelen BM barış gücü olabilir.

Savaş başlamadan kısa bir süre önce İzmir depremi olacaktır. Bu deprem muhtemelen Türkiye’nin Ortadoğu’ya müdahale etmesini istemeyen Haarp türü silah sistemlerine sahip güçler tarafından yaptırılacaktır. Türkiye kendi yarasını sarmaya çalışacaktır. Çünkü “büyük savaştan önce büyük deprem olacaktır”.

Bu arada Nazım Kıbrısi’nin haber verdiği sol ve mezhepçi tertibi de unutmamak gerekir. Bazı entrikacılar Türkiye’nin halihazırdaki müspet durumunu bozmaya ve kendi çıkarlarına çevirmeye çalışacaktır. Bunlar dümeni Rusya lehine çevirmeye çalışacaktır. Unutmayınız ki bütün evliyaullah Türkiye’nin saldırıya uğradığında başımızda Müslüman insanlar bulunacağını haber vermiştir.

Her neyse anlaşılan bu durumda aniden İsrail ile Yunanistan arasındaki askeri işbirliği gereği Yunanistan bizim gücümüzü ikiye bölmek için Batı Anadolu’ya, İstanbul ve çevresine saldıracaktır. Zaten bu arada Rusya işin içine girip iş büyüyecek, Türkiye kuzey-doğudan Rusya işgaline girecektir.

Savaşın başında çok zor duruma düşen Türkiye’de inşallah halen mevcut ancak kim olduğunu Allah’tan başka kimsenin bilmediği bir lider zuhur edecektir. Bu lider hem Türkiye’yi, hem de neredeyse toptan işgal edilmiş İslam Yurtlarını kurtaracaktır.

Bütün bu olaylar ve savaşlar zinciri uluslararası yeni sömürgeciler tarafından İslam ülkelerinin zenginliklerinin talan edilmesi için yapılmaktadır. Suriye sorununun temelinde Kıbrıs, Suriye, İsrail üçgeninde yer alan deniz altındaki doğal gaz meselesi yatmaktadır.

Halen dünyadaki zenginlikler üzerinde çatışan iki dünya gücü Ortadoğu’yu paylaşamıyor. Bir güç kendi menfaati için Osmanlıyı parçalamış, başta Türkiye ve birçok islam ülkesinde islama soğuk bakan rejimler kurmuş, İsrail’i bu coğrafyaya bir hançer gibi sokmuş olan belli ailelerin tekelindeki finans-kapitalci faizci güçtür. Diğer güç ise yine dünya egemenliğini sağlamaya çalışan ve ülkelerin derin milli devletlerine dayanan güçtür.

Hadislerde İsa AS.’ın inip namazda Mehdi’ye tabi olmasını işaret eden hakikati Bediüzzaman “dünya üzerinde savaşan güçlerden birisi Kur’ana ve İslama kuvvet verecek, İncil Kur’ana tabi olacak” şeklinde yorumlamıştır. Mehdi Kudüs’te deccal tarafından abluka altında tutulduğu bir sırada bu gaybi hakikat zuhur edecektir.

Şimdilik en büyük tehlike İslami güçlerin Sünni ve Şii olarak parçalanmış olması, sinelerin toplu değil farklı olmasıdır. Maalesef bu durum bütün islam ülkelerinin işgale uğraması sonucunu verecektir. Kurtuluş ondan sonra gelecektir.  Unutulmamalıdır ki: Mehdi rahat döşeğinde gelmeyecektir. Mehdi at sırtında uzun seferler yapacaktır. Onun elbisesi sert ve yiyeceği hep tatsız olacaktır.

Gaybi Haberler




MEŞHUDAT DERSLERİ

Aşağıdaki dersler tamamen rüya benzeri meşhudat olup, halihazırda devam eden maddi ve manevi melhame-i kübrada hayatta ve ayakta kalmak adına manen ders verilmiştir.

Merak etmeyin size bir şey olmayacak.

Bir yerde bomba patladığı zaman sakın oraya merak ile gitmeyin. İkinci bir bomba ihtimali vardır. Birinci bomba ile dikkati çekip meraklıları oraya toplar, sonra onları ikinci bomba ile öldürürler.

Bombardıman ya da deprem sırasında secdeye benzer şekilde yere tam yapışın. Buna cenin vaziyeti almak da deniyor.

Aç kaldığınız zaman boş nehir yataklarında kumu bir karış kadar kazın. Kuma gizlenmiş balıklar bulacaksınız. Onları yiyebilirsiniz.

Kimyasal silah kullandıklarında hemen en yakın suya atlayın. Evde iseniz duşun altına girin. Hiçbir şey bulamazsanız çamura bulanın. 

Seni takip ettiklerinde koş, bir mağaraya gir. Mağaranın sonuna kadar git. En sonunda ayak üzeri duvara ellerini daya. Bekle. Rical-i gaybden görevliler seni gelir alırlar. Araya zaman farkı girecektir. Seni arayanlar ise seni bulamazlar.

İki gün ölmemeye bakın. Kendinizi koruyun.

Gönül sultanı bazen gaza sultanını şer’ sultanı ile karşılaşmaması için engelleme yapar. Bu gaza sultanının iyiliği içindir.  (Gönül sultanı: Rical-i gaybde idareci makamındaki evliyaullah, gaza sultanı: Halen maddi-manevi harb içinde eğitim gören kişiler, şer’ sultanı: şeriat sultanı yani devleti yöneten idarecilerdir)

Gaza sultanını şimdi ziyarete gelsek ona zarar vermiş oluruz. Ne vakit gaza sultanı gönül sultanı olunca o zaman onu ziyarete geleceğiz.

Makamlarınız yukarıda sizin için muhafaza ediliyor. Şimdi onu size versek siz koruyamazsınız.

Bizim kim olduğumuzu merak ediyorsunuz. Bizim kim olduğumuz önemli değil. Fatih’in İstanbul’u fethettiğinde de biz çalıştık. Biz yetmiş kişiyiz. “Fatih zamanında Akşemseddin Hazretlerinin başkanlık ettiği bir manevi veli grubu...”

Gaybi Haberler


23 Mayıs 2013 Perşembe

TAHMİNİ BİR SENARYO


2013 'ten 2083'e 

* Suriye’de Esed büyük güçlerin kendi aralarında anlaşmasıyla Çin ya da başka bir ülkeye gider.  Suriye’de bir seçimle yeni bir hükümet kurulur ve dengeler yeniden kurulur. 

* Ya da Esed inad eder. Akıbeti kendi ve çevresiyle birlikte yok edilmek olur. Ancak ardından Suriye’de  güçler iktidar için çatışır. Bu çatışmalar sonunda Suriye’de çok kanlı bir diktatörlük kurulur.

*  Türkiye-ABD birlikte ya da sadece Türkiye Suriye’ye müdahale eder. Türkiye ile Suriye birleşir. Ancak bu durum Türkiye’nin bataklığa çekilmesinden başka bir sonuç doğurmaz.

* Maliki Irak’ı kuzey Irak’a, Kerkük’e girer. Çatışmalar başlar. Türkiye Kuzey Irak’taki Kürt ve Türkmenleri korumak için müdahale eder.

* İsrail İran’a vurur. Batılı güçler İran körfezine müdahale eder.

* Türkiye içinde sol ve mezhepçi bir tertip olur. Tertipçiler Rusya’ya yanaşır. Ülkede fiili bir bölünme süreci yaşanır. Tertipçiler Rusya’yı müdahaleye davet eder ve ülkenin bir kısmı silah atmadan işgalcilere teslim olur.

* Rusya kuzey doğudan Türkiye’ye girer. Rusya’nın işgali Ankara’nın doğusuna kadar erişir.  İstanbul Rus işgaline girer. Burada Bizans kurulur. Bu arada üçüncü dünya savaşı da başladığından Rusya Avrupa’da taş üstüne taş bırakmaz.

* Yeni Türkiye Sinop –Mersin hattının batısında üç tarafı denizlerle çevrili bir ülke olarak yeniden kurulur. Başkent İstanbul’un Anadolu yakasına taşınır.

* Amerika Türkiye’ye kısmi destek sağlar. Ancak bu destek sınırlıdır. O da Rusya’ya karşı Amik ve Dabık - Halep bölgesine kuvvet yığar.

* Savaş içinde ortaya çıkan büyük lider işgalci bütün güçleri süpürmeye başlar.

* Türkiye savaşın başında yediği iç ve dış darbenin etkisiyle toprak kaybetmiş olmasına rağmen savaşın üçüncü ayından itibaren savaş dengesi Türkiye lehine döner. Ruslar Amik ovasında yenilir. Büyük kısmı yok edilir. Doğu Anadolu’da teslim olur.

* İsrail hızla Suriye’yi işgal eder. Hatay’a dayanır ve oradan Türkiye’yi vurur.  Ancak İsrail Türkiye tarafından halledilir.

* Yunanistan batıdan Türkiye’ye saldırır. Ancak savaşın sonucu Yunanistan için hüsran olur. Batı Trakya ve Ege adaları Türkiye’nin eline geçer.

*Üçüncü dünya savaşında Türkiye’ye yardım için gelen yabancı güçlerin bir kısmı bu bölgeden çıkmak istemez. Savaşın kendileri sayesinde kazanıldığını iddia ederek Türkiye’ye haksızlık yaparlar. Çukurova’dan Niğde üzerine yürürler. Mehdi'nin toplanma alanı Konya'dadır. Düşman Ulukışla’da durdurulur. Burada büyük bir savunma savaşı yapılır.  İşgalciler Toros dağlarında bir milyon ölü bırakarak geri çekilir.

* Büyük Lider ileri harekata geçerek İstanbul’u düşmandan geri alır. Balkanları ve İtalya’yı fetheder.  İslam Avrupa’da Tuna ve Ren sınırlarına ulaşır.

***

Bu senaryonun sırasıyla aynen gerçekleşeceğini iddia etmiyoruz. Elimizdeki verilere göre böyle bir senaryoyu tasarladık.

Bazı verilere göre Türkiye ve islam ülkelerinin işgal altına düşmesiyle büyük bir liderin zuhur edeceği onları kovalayacağı, büyük yerler fethedeceği ancak sonra işlerin tersine dönüp batılı güçlerin saldırıya geçeceğini, Mehdi’nin Kudüs bölgesinde sıkışıp kalacağını, kendisine ambargo ve abluka uygulanacağını, nihayet batıda ve Amerika’da değişimler yaşanacağını, tahminen Amerika’da islama destek veren bir devlet kurulacağını, bu devletin gelip Mehdi’ye yardım edeceğini, birlikte hareket edeceklerini, Mehdi’nin ölümünden sonra dünya hakimiyetinin islama girmiş devlet tarafından sağlanacağını, teknolojinin çok ileri gideceğini, insanoğlunun Müslümanlar sayesinde ülker takım yıldızına kadar erişeceğini, kırk yıllık çok zengin ve parlak bir dönemden sonra İslamın yeryüzündeki siyasi egemenliğini kaybedeceğini, kalan Müslümanların gizlilik içinde yaşayacaklarını, nihayet kıyametin kafirlerin başına kopacağını hadis ve gaybi haberlerden anlıyoruz.

Ancak hadis ve gaybi haberleri anlama ve yorumlamada hatalarımız olabilir. Onun için temkinli olmak gerekir.

Gaybi Haberler

21 Mayıs 2013 Salı

İSTANBUL HAKKINDA GAYBİ HABERLER


İsmail Hakkı Altuntaş’ın Mehdi Aleyhisselam isimli eserinde Böcüzade’den yapılan alıntı:

 “O zamanda padişahın nüfuzu İstanbul’dan başka mahallere cari olamayacaktır. Bunun üzerine düşmanlar her taraftan baş göstererek Mehdi-i Al-i Resul zuhur edecek, bütün dünya halkı üzerinde adilane hüküm yürütecek. Kurt ile koyun o zaman yekdiğerine saldırmaksızın beraber gezecek ve ondan sonra kıyamet kopacak derler.

Gitgide hal bu raddeyi bulacak ve  hafazanallah düşmanlar etrafından saracak olursa İstanbul sakinleri o vakit düçar-ı ye’s ve nedamet olacaktır.”   Mehdi Aleyhisselam .. Böcüzade, s-43

İsmail Hakkı Altuntaş’ın Mehdi Aleyhisselam isimli eserinde Böcüzade’den yapılan alıntıda İstanbul’un başında sadece orayı idare eden bir padişah bulunmaktadır. Her taraftan düşmanlar baş gösterdiği bir zamanda Mehdi’nin zuhur edeceği belirtilmektedir.

Bu durumu Nazım Kıbrısi’nin naklettiği 4.Sultan Selim ile ilgili rivayetle bağdaştıracak olursak, bir şekilde hükmü İstanbul’dan başka yerlere geçmeyen bir padişah söz konusudur. Elinde Halifelik emanetleri bulunan bu padişah o emanetleri melhame-i kübra savaşının sonunda Mehdi’ye teslim edecektir. Böylece hilafet Mehdiye geçmiş olacaktır.

Ancak belirsiz olan husus son Osmanlı padişahı olduğu ifade edilen Sultan 4.Selim hangi şartlar altında İstanbul hakimi olacaktır bilinmemektedir.

Nurani gaybi haberlere ve zulmani kehanetlere bakacak olursak:

Nostradamus’un dörtlüklerinde Bizans ibaresi geçmektedir. Eski Bizanslı tarihçi Laonicus Chalcondlyles’e göre Türklerin başına geçen 11. Prens yani 11. Cumhurbaşkanı zamanında İstanbul işgale uğrayacaktır.  Niyazi-i Mısri divanına göre Beni Asfar denilen Ruslar ya da Batılıların istilası zamanında dalaletler – sapkınlıklar zuhur edecektir. Yine Niyazi-i Mısri Divanı’na göre  Osmanlı Devleti hakikat ehlinin ittifakı ile Mehdî’nin zamanında sona erecektir.

Bu işaretleri nazara alarak baktığımızda şöyle bir senaryo mantıklı olabilir: Üçüncü dünya savaşında İstanbul’un işgale uğramasıyla Vatikan benzeri Ekümenik Ortodoks Bizans devleti kurulur. 6 ay işgal sonrasında Mehdi Mekke’de zuhur edip yedi konakta İstanbul’a ulaşır. İstanbul savaşsız tekbirlerle yeniden feth olunur. Hadislere göre İstanbul’un Müslüman hakimi emanetleri Mehdiye teslim edeceğine göre daha önce Osmanlı Sultanlığının ihya edilmiş olması gerekir. Belki de İstanbul’un bir yerinde Bizans, başka bir yerinde padişahlık da söz konusu olabilir. Bu konuda bir açıklık yok.

Tahminen Üçüncü dünya savaşı hengamesinde savaşın başında Türk devleti zor durumlar geçirir. Savaşın dengesi Müslümanlar lehine dönünce Türk-Arap ve Kürt ittifakından oluşan Şam devleti Mekke’den İstanbul’a kadar yerleri düşmandan temizler ve büyük dünya devletinin çekirdeği atılmış olur. 

Gaybi Haberler

17 Mayıs 2013 Cuma

İRAN KÖRFEZİNDE SAVAŞ

Abdullah Dağistani’nin gaybi haberlerinden:  “Arap olmayan bir Ortadoğu ülkesi İran körfez bölgesine saldıracak.  Bu durum tüm dünyayı petrol kaynaklarının kesilecek olması korkusuna sokacak.”

“Büyük bir ateşin ortaya çıkacağı ve dünyanın geri kalanını kapsayacağı Körfez bölgesinde bir savaş olacak”. 

Abdullah Dağistani 1973 yılında vefat etti.

Birinci Körfez Savaşı, (1990-1991) yıllarında oldu. İkinci Körfez savaşı ya da Irak Savaşı 2003'de başladı. 

Acaba Abdullah Dağistani verdiği gaybi haberlerinde bu iki savaştan mı haber verdi yoksa başka bir körfez savaşı mı olacak ?

Birinci ve İkinci Körfez savaşlarında Batılı güçler Irak’la savaşmıştır. Tahminen Abdullah Dağistani’nin haber verdiği savaş Batılı güçlerin İran’a saldırısını ifade etmektedir.

Gaybi haberi incelediğimizde “Arap olmayan bir Ortadoğu ülkesi İran Körfezine saldıracak” denmiştir. Ortadoğu’da Arap olmayan ülke kavramına en uygun ülkenin İsrail olduğu akla gelmektedir. Sanırım Abdullah Dağistani büyük ihtimalle İsrail’i kastetmiştir. Acaba İsrail’i neden açıkça belirtmemiştir, bilemiyoruz.

Bu varsayımdan hareketle İsrail eninde sonunda Dünya ve Ortadoğu konjonktüründe uygun bir fırsatta İran’a saldıracağı anlaşılıyor.

İsrail bölgedeki büyük milli devletleri bölüp parçalama ve İsrail’e karşı çıkamayacak küçük devletçikler oluşturma politikası gereği böyle bir saldırıya kalkışabilir.

Hadis-i şeriflerde İran'ın yedi gece sekiz gün süre ile yıldırımlarla vurulacağına dair kayıtlar okumuştum. 

Elbette bu savaşın altındaki asıl sebep petrol ve doğalgazın uluslararası şirketlerin eline geçmesidir. Yani doğal kaynakları büyük milli devletler değil, küçük etnik devletler yoluyla daha kolay sömürebilmektir.

Denilebilir ki, İsrail Körfez bölgesine saldıracak. Çıkacak savaşta petrol kaynaklarının kesilecek olma tehlikesi korkusuna yol açacak. Bu nedenle savaş büyüyerek bir dünya savaşına yol açacak. 

Gaybi Haberler


14 Mayıs 2013 Salı

SIRADA MEZHEP ÇATIŞMASI MI VAR?

Önce doğu sonra güney sorunu


Bediüzzaman’ın 26. Mektupta  ifade ettiği “şark vilâyetlerindeki vatandaşlara veya cenup tarafındaki dindaşlara adâvet besleyip onlara karşı cephe almak” ibaresini mana-yı işari olarak değerlendirdiğimizde Türkiye’nin önce doğuda, sonra güneyde sorunlar yaşayacağı anlaşılmaktadır. 

Şimdilik doğu sorunu için çözüm yolları arayışına girilmiştir. Ancak doğudaki sorunlar bitmeden yenisi güneyde baş göstermiştir.

Mezhep çatışması

Bediüzzaman lem’alar isimli kitabındaki Sünni ve Alevileri uyaran ibareleri:

"Ey ehl-i hak olan Ehl-i Sünnet ve cemaat ve ey Al-i Beytin muhabbetini meslek ittihaz eden Alevîler ! Çabuk bu manasız ve hakîkatsız, haksız, zararlı olan nizaı aranızdan kaldırınız ! Yoksa, şimdiki kuvvetli bir surette hükmeyleyen zındıka cereyanı, birinizi diğeri aleyhinde alet edip, ezmesinde istimal edecek. Bunu mağlup ettikten sonra, o aleti de kıracak.“

Bu ibareleri incelediğimizde Sünni-Alevi çatışması ve onun muhtemel sonuçları belirtilmiş. Türkiye üzerinde etkisi olan bir yabancı güç sünni-alevi çatışmasını kaşıyacak. Kendi hakimiyetini devam ettirmek için millet ve devletimizi zayıflatmak isteyecek. Birini diğeri aleyhinde kullanıp ezecek. Kim ezen, kim ezilen onu zaman gösterecek. Ama sonuçta bunu mağlup ettikten sonra o aleti de kırıp atacak.

Bu durumda yapılacak en akıllı iş Sünni-Alevi çatışmasına fırsat vermemektir.

Türk unsurunun bölünmesi ve iç çatışmada milletin kuvvetinin hiçe inmesi

Bediüzzaman’ın bu ibareleri milliyet ve din alanındaki anlaşmazlıkların ülkeyi bölünme noktasına getirebileceği konusunda uyarmaktadır.

" Türk unsurunda ebedi kabil-i iltiyam olmamak suretinde bir inşikak (çatlama, bölünme) çıkacak. O vakit milletin kuvveti, bir şık bir şıkkın kuvvetini kırdığı için, hiçe inecek. İki dağ birbirine karşı bir mizanın iki gözünde bulunsa, bir batman kuvvet o iki kuvvet ile oynayabilir, yukarı kaldırır, aşağı indirir."(Mektubat)

Maalesef bu ibarelerde belirtilen inşikak halihazırda mevcuttur. Milletimiz içinde milliyet ve din alanında çok ciddi bir fikir ayrılığı mevcuttur. Bu ayrılık ilerleyip Türk milletinde onulmaz yaralar açacaktır.

İktidara gelecek parti

Önümüzdeki 2 yıl yani 2014-2015 döneminde çok önemli seçimler ve değişimler olacaktır. 2014 yılında Yerel seçimler, ardından Cumhurbaşkanlığı yada devlet başkanlığı seçimleri, 2015 yılında da genel seçimler olacaktır.  Ayrıca bu dönem içinde yeni bir anayasa yapılacaktır.

Bütün bu gelişmeler Türkiye’de gerilimin artmasına yol açabilir. 

Bediüzzaman’ın tespitlerinden birisi de Halk Partisinin asla seçim yoluyla iktidara gelemeyeceğidir. Bu durumda Türkiye’yi eskisi gibi kendi kontrolleri altında tutmaya devam etmek isteyen dış güçler muhtemelen başka yollar deneyeceklerdir. 

Bu durumda mevcut iktidarın ne pahasına olursa olsun devrilmesini sağlamak için bir takım tertipler yapılacaktır. Nazım Kıbrısi buna dair “Üç aylık bir komünist tertibi olacaktır” demiştir. Bediüzzaman’ın ifadelerinden Sünni-Alevi çatışmasının izlerini ve komünist kuvvetinin bu vatana hakim olma ihtimalini değerlendiriyoruz. 

"Bu asîl Türk Milleti, ihtiyarıyla (seçim yoluyla) o partiyi kat'iyyen iktidara getirmeyecek. Çünkü Halk Partisi iktidara gelecek olursa, komünist kuvveti aynı partinin altında bu vatana hâkim olacaktır." (Emirdağ Lahikası)

Burada belirtilen “Komünist kuvveti” şimdi ülkeyi karıştırmak için dış güçler tarafından kullanılmaktadır.

1950'lerden bu yana, bu hüküm geçerliliğini korumuştur. Çünkü adı geçen parti, asla seçimle iktidar olmamıştır. Ya ihtilalle gelmiş veya koalisyonla hükümette yer almıştır. 

Bediüzzaman, Demokrat Parti idarecilerine yazdığı bir mektupta bir endişesini şöyle belirtir: "Halkçılar ırkçılığı elde edip, tam sizi mağlup etmeye ihtimal-i kavî ile hissettim. Ve İslâmîyet namına telaş ediyorum." (Emirdağ Lahikası) 

Bediüzzamanın bu endişesi 27 Mayıs 1960 darbesi ile aynen gerçekleşmiştir. Ancak biz bu ibareyi de tekrarlanması muhtemel bir gaybi işaret olarak değerlendiriyoruz. Şu anda iktidar hasreti çeken bütün güçler böyle bir fırsatı beklemektedirler. Halk partisi asla seçimle iktidar olamayacağına göre başka bir partiyi öne süreceklerdir.  

Ordumuz kılıcını ayağına vurdurmaz

Bediüzzaman Türk ordusu için söylediği sözü: “Elindeki kılıncı ayağına vurdurmaz, düşmanına vurdurur, Kur’ana hizmetkar eder, Ağlayan Alem-i İslamı güldürür.”

Bu ibareden Türk ordusunun iç meseleler nedeniyle kendi vatandaşlarına karşı, doğudaki meseleler nedeniyle doğudaki vatandaşlarına karşı ve güneydeki sorunlar nedeniyle kendi dindaşlarına karşı kullanılmayacağını ifade ediyor. Düşman belirtilmese de bu düşmanın kimliği önümüzdeki yıllar içinde vuku bulması muhtemel savaşlarda belli olacaktır.


Gaybi Haberler


10 Mayıs 2013 Cuma

2014 VE 2015 YILLARI HAKKINDA ÖNGÖRÜLER…

Beykozlu Osman Akfırat’ın ifadelerine göre Üçüncü Dünya Savaşı’ndan önce Avrupa, Türkiye’yi  dışlayacak ve atacak. Çok üzülecekler Avrupa bizi dışladı diye o zaman bazıları; ama bunun ne büyük rahmet olduğunu geride kalanlar anlayacak...” diyor. 

Ayrıca “NATO'dan da çekilir o zaman Türkiye herhalde !” ifadesiyle Türkiye’nin NATO’dan çekileceğini bildiriyor. NATO’dan çekilmek için çekilmemizi gerektirecek çok önemli gelişmelerin olması gerekmektedir.

Beykozlu Osman Efendi ayrıca Türkiye’de idarenin bozulacağını ve bir yeniden yapılanma sürecine girileceğini ifade ediyor. Zorlu bir ameliyat olacak. 

Bununla ilgili olarak Nazım Kıbrısi’nin şu ifadeleri kayda değer: “Türkiye’nin başındakiler Avrupa’ya bağlanalım, Amerika’ya bağlanalım, Rusya’ya bağlanalım diyecekler. Sonunda Rusya’ya bağlanalım diyenler galip olacaktır. Rusya ile beraber olunca bütün Rusya karşıtı devletler ayağa kalkacaktır.”

Acaba iktidarda olan şimdiki hükümet mi Avrupa’ya ve Amerika’ya sırtını dönecek? Çünkü Erdoğan zaman zaman Şanghay İşbirliği Örgütüne girmekten söz etmektedir. Ancak aşağıdaki alıntı bunun öyle olmadığını ima etmektedir.

“Bir hükümet gelecek üç ay komünist Rus tertibi olacaktır, lâkin bütün Türkiye değil, ahali de ordu da ikiye ayrılacaktır.”  

Sufi Forum’da Naksi rumuzlu kişinin getirdiği yorum: “Şeyh Nazım hazretleri Türkiye’ye bir siyasi parti gelir ve Avrupa Birliği ile ilişiği keser ve Rusları benimser buyurmuştur."  

Parçaları bir araya getirip yorumladığımızda şu sonuçlara ulaşıyoruz. Unutulmamalıdır ki varılan bu sonuçların doğruluğu alıntıların değeri ile sınırlıdır. Yani şu olacak demiyoruz. Buradaki alıntılardan bu sonuç çıkmaktadır diyoruz. Yani biz gelecekten haber vermiyoruz. Mevcut veriler üzerinde fikir yürütüyoruz.

Türkiye’de bir hükümet değişikliği olacaktır. Bu hükümet ya seçimle ya da bir darbe ile başa geçecektir. Bu hükümet Rusya ile birlikte hareket edecektir.  Muhtemelen bu hükümet sebebiyle Avrupa Türkiye’yi dışlayacak ve ardından Türkiye NATO’dan çekilip  Şanghay İşbirliği Örgütüne katılacaktır.  

Komünist tertibi ifadesi bir darbe ihtimalini çağrıştırmaktadır. Darbe olmasa da bir tertip olacaktır. Bu tertip sonucu üç aylık bir hükümet kurulacaktır. 

Bediüzzaman’ın Sünni ve Alevilere yaptığı uyarıyı nazara alırsak kökü dışarda zındıka cereyanı birini diğeri aleyhinde kullanacak. Bunu ezince öteki aleti de kırıp atacaktır. Bediüzzaman  zındıka cereyanı tabiriyle tahminen Avrupa'nın içimizdeki uzantılarını kastetmiş olmalıdır. Görünen o ki, Türkiye’yi yıllardır kendi içinde Kürt sorunuyla uğraştıran dış güçler hemen şimdi başka sorunları devreye sokacaktır.

“Ancak bütün Türkiye değil, ahali de ordu da ikiye ayrılacaktır” ifadesinden ülkenin fiilen ikiye mi bölüneceği yoksa derin bir anlaşmazlığa mı düşeceği tam anlaşılmamaktadır. 

Konuya uzaktan yakından ilgisi olduğunu sandığım bir alıntıyı buraya eklemek istiyorum. Aytunç Altındal’ın Türk İmparatorluğunun Yıkılışına Dair Kehanetler isimli kitabında Bizanslı tarihçi Laonicus Chalcondlyles'in kehaneti şöyledir: 

“Önce, Müslüman şeriatı artacaktır. Eğer yedinci seneye kadar kaldırılmazsa, on ikinci seneye kadar buranın hâkimi olacaktır. Sonra, Hıristiyan silahlarıyla bir tutsaklık dönemi gelecektir.  Türklerin başına geçecek 11. devlet adamı, ülkenin bekasını belirleyecektir.” demektedir. 

Türkiye’de iktidarda olan şimdiki partinin ömrünün 12 yıl olduğu, bu dönemin sonunda ülkenin dışarıdan saldırıya uğrayacağı anlaşılıyor. Ülkenin bir kısmı işgale uğrayacaktır. İstanbul ve Türkiye’nin doğusu işgale uğrayacaktır. 

Yönetimdeki parti; Beykozlu Osman Efendi, Abdullah Dağistani’nin gaybi haberleri  ve Bizanslı tarihçi Laonicus’un kehanetinde belirtildiği üzere Müslüman bir hükümettir. 

2014 yılında hem yerel seçimler, hem de Cumhurbaşkanlığı seçimleri, ardından 2015 yılında genel seçimler var. Her haliyle önümüzdeki iki yıl Türkiye’nin bekasının belirleneceği çok kritik yıllar olacaktır. Bu sürecin mücadele eden taraflar arasında çok sert geçeceği beklenmektedir. 

Allah ülkemize ve devletimize zeval vermesin. Allah baştakilerin başlarına akıl, kalplerine iman versin. O zaman iş kendi kendine düzelir. 

Gaybi Haberler

2 Mayıs 2013 Perşembe

2014 YILI VE ÖTESİ


Mehdi'nin zuhurundan önce bir fetret olması muhtemeldir. Mehdi her halde rahat döşeğinde gelmeyecektir. Ahirzaman Mehdi'sinin zuhuru için fevkalade önemli olayların olması lazımdır ki Mehdi gelip bu karanlıkları yok etsin. 

Batılı güçler şu anda Türkiye'nin hızlı yükselişini nasıl tökezletiriz diye planlarını yapmış ve uygulamaktadırlar. 
Bununla ilgili kısa bir derleme yaptık. Taki bu fetretin nasıl bir durum olduğu anlaşılsın. 

“ Önce, Müslüman şeriatı artacaktır. Eğer yedinci seneye kadar kaldırılmazsa, on ikinci seneye kadar buranın hâkimi olacaktır. Sonra, Hıristiyan silahlarıyla bir tutsaklık dönemi gelecektir.

Türklerin başına geçecek 11. devlet adamı, ülkenin bekasını belirleyecektir.  “ 


“Bütün doğu ülkeleri Hristiyanlarca ele geçirilecektir.”  (Bizanslı Tarihçi Laonicus Chalcondlyles – Aytunç  Altındal)

Bizanslı tarihçi Laonicus Chalcondlyles’in kehanetindeki başlangıcı eğer 2002 seçimleri olarak alırsak 12. Sene 2014 olur. O senede önemli değişimlerin olması muhtemeldir. Abdullah Gül Türkiye’nin 11. Cumhurbaşkanıdır.

“Benî asfar zuhûrunda dalâletler olur peyda”  (Niyazi-i Mısri divanı)

Beni asfar’ın zuhurunu Rusya’nın saldırması olarak yorumlarsak bu durumun Türkiye dahil çevre ülkelerde olan etkilerini hesap edebiliriz. Ancak Beni Asfar tabiri çoğuldur. Saldıran tarafın sadece Ruslardan ibaret olmayacağı anlaşılıyor.

Beni Asfarı Ortadoğu’ya giren tüm işgal güçleri olarak değerlendirmek daha makul olacaktır.

Hadislere göre: Yahudilerin Hayber’e kadar gelecekleri ve Medine’nin harabına ait haberler düşmanın işgal sınırlarını ifade ediyor.

“O büyük harbin sebebi Türkiye olacaktır. Türkiye’deki hareket büyük harbe dönüşecektir.” (Nazım Kıbrısi)

Türkiye’de bir hareket olacak, bu da bölgedeki dengeleri sarsıp büyük dünya savaşının fitilini ateşleyecek.

 “Osmanlı Devleti hakikat ehlinin ittifakı ile Mehdî’nin zamanında sona erecektir.” (Niyazi-i Mısri Divanı)

Kutsal emanetlerin Mehdi’ye devir ve teslimi aynı zamanda devletin de Mehdi’ye devir ve teslimine işaret ediyor olmalıdır. Türkiye büyük bir dünya devletine dönüşecek. Büyük bir yeniden yapılanma olacak.

Gaybi Haberler