.

ALLAH; DEVLETE, MİLLETE VE ORDUMUZA ZEVAL VERMESİN

29 Mart 2013 Cuma

SEYYİD FATİH NURULLAH EFENDİ


DÜNYANIN GELECEĞİ İLE İLGİLİ HABERLER:

Suud’un kapıları kapanacak

İki sene önceki Ramazanda Suudlu bir adamı maneviyatta görüyoruz. “Üçbuçuk sene kapılar kapalı” diyor. Yani Suudi Arabistan’ın kapılarının kapanabilmesi için ya büyük bir harb, büyük bir darb olması lazım. Yani o beldelerde, demekki önümüzdeki günlerde Allah korusun, Cenab-ı Hak kötülükleri bertaraf etsin. Bir şey söyleyelim de  olsun manasına değil, olan zuhuratı söylüyoruz.

2013’te dünya savaşı çıkacak.

Ve bu yakında da yine bir zuhurat var. 2013’te bir dünya savaşı çıkacak gibi geliyor. Demek ki 2013’te çıkarsa 3-4 sene de sürerse, 2017’ye kadar, 18’e kadar … Demek ki, dünya bir çalkantının, bir sıkıntının içine girecek manası çıkar.

Amerika ile Rusya savaşacak

Bu savaş Rusya ile Amerika arasında çıkacakmış diyorum. Yani savaş çıkacak ama kimler olacağını bilmiyorduk. Taraflar da yavaş yavaş belli oluyor. Bu Suriye meselesi gittikçe, sıkıldıkça, darlandıkça, demekki gerildikçe, bu Amerikan seçimlerinden sonra işler demekki biraz daha sarpa saracak.

Amerika gücünü kaybedecek

Amerika ya dünya coğrafyasında kendini çizecek, otoritesi kalkacak veyahut bu işe müdahil olarak bu işe taraf olan Çin, İran, Rusya vesair bunlara karşı muhalif taraf olacak.Yani olmak zorunda kalacak gibi bir durum, şu andaki durum bunu gösteriyor. Zuhuratlar da bunu gösteriyor.

Türkiye savaşa girmeyecek

Fakat Allah (CC) inşaallah memleketimizibir savaşa, bir harbe, bir darbe sokmasın ki, inşaalla girmeyecek, sokmayacak Cenab-ı Hak inşaallah.

Çünkü bu kardeşlerimiz bulunduğu müddetçe inşaallah benim kanaatim, hüsn-ü zannım o ki, Türkiye savaşa girmez, sokmazlar Allah’ın izniyle… Fakat devlet olmanın gereği, dirayeti neyse o da yapılır, bu da ayrı bir şey…

Fakat inşaallah zaten dualarımızda da öyle diyoruz: Ya Rabbi, bu Yahudi-Nasrani çetelerinin zehirlerini birbirine döktür. Bunların şerlerinden Ümmet-i Muhammedi halas eyle… Dualarımız hep böyle, inşaallah bunların zehirini birbirine döktürsün… Dünya üzerindeki bu şer otorite ortadan kalksın…

Mehdinin kokusunu alıyorum

Vakitlerin çok yakın olduğunu hissediyorum. Sanki böyle Mehdi Aleyhisselamın kokusunun geldiğini hissediyorum. Ve bu işin arkasından büyük zuhurların ortaya çıkmasıyla beraber yeryüzünün, yerkürenin, dünya arzının nura gark olacağı günleri göreceğimiziumuyorum inşaallah…

19 Ekim 2012 tarihli sohbet…

26 Mart 2013 Salı

TÜRKİYE- İSRAİL SINIR KOMŞUSU OLACAK


“Not: Yakında Esad gidince, İsrail Türkiye ile sınır komşusu olacak.”

26.03.2013 tarihli Takvim Gazetesinde Gazeteci-Yazar Ergün DİLER’in “İsrail” başlıklı yazısının dip notunu okuduğumda aklıma buna dair gaybi haberlerde ne söylenmiştir sorusu geldi.

Türkiye İsrail ile sınır komşusu mu olacak ? Bu soruya cevap olabilecek alıntılar…


İsrail Suriye’ye vuracak

İsrail Suriye’ ye vuracak. Suriye’yi çok hızlı bir biçimde işgal edecek. “ (Şeyh Abdullah Dağıstani hazretlerinin 'Sufi yolu Nakşibendilik adlı kitabındaki 1972 yılına  ait ifşaatlarından…)

İstanbul’un manevi fethi artık çok yakındır… Şam üzerine gidildiği an, İstanbul’un manevi iklimi hareketlenecektir! Çünkü şeytan, dünyayı Şam ile oyalayıp, Kudüs’e, Mescid-i Aksa’ya saldıracaktır…  (Hayati Sır)

Suriye Hatay'ı isterken Yahudiler Şam'a kadar gelecekler...Bu Mehdi çıkana kadar devam edecek!... (Osman Akfırat Efendi)

İsrail Suriye’yi almadıkça Mehdi çıkmayacak

“İsrail Suriye’yi almadıkça Mehdi çıkmayacak. Daha sonra İsrail Hatay’dan vuracak. Orada bulunan Amik Ovası kan gölüne dönecek. Medine İsrail tarafından vurulacak. Filistin ve Lübnan da çok zayiat verilecek.

Türkler önce Yahudi’den tarafa olacaklar sonra Yahudiler tarafından Müslümanlar tarafına geçecekler. Türkiye’nin çeşitli yerlerinden insanlar; 'Biz de Yahudi’yi ülkemizden çıkaralım' deyip orada toplanacaklar. Tam bu esnada Yunan Türkiye’yi vuracak. Hatta Boğaz köprülerini ve Marmara'daki büyük sanayi tesislerini hep vuracaklar. 

Amik Ovasında savaşmaya gelen Türklerden bazıları; Aman İstanbul’u vurmuşlar. İstanbul elden gidiyor. Eyvah! Malımız mülkümüz elden gidiyor deyip savaşı terk edecek. Bir kısım ise kalıp Yahudileri yok etmek için savaşacaklar. Afganistan’dan siyah bayraklılar gelip Mehdi As'a yardım edecekler.

Türki devletlerden de Mehdi’ye asker gelecek. İstanbul Mehdi Ali Resul tarafından yeniden fethedilecek.

Mehdi Ali Resul’ün en büyük mücadelesi küfrün başı olan fitnenin en büyüğü, Deccal ile olacak. Deccal de şu anda hayattadır ve İsrail vatandaşıdır.” (Abdullah Gürbüz Baba)

Müştak Baba’nın gaybi haberlerinde Türkiye-İsrail rekabeti

Müştak Baba'nın kehanetine göre, Türkiye ve İsrail, İstanbul'un başkent olmasından itibaren daha yoğun olmak üzere birçok alanda rekabet içine girecekler. İsrail'le bu tartışmalarında ilk önce Türkiye başarılı oluyor gibi görünüyor, hatta İsrail'de birçok kriz çıkacak ve bu ülke karışacak. Türkiye 2029 yılına kadar eli güçlü bir şekilde bu işi götürecek ama daha sonra İsrail'de işlerin böyle gitmeyeceğini düşünen sertlik yanlısı bir grup idareyi ele alacak ve bunlar Türkiye'ye karşı sert bir tutum içine girecekler.

İsrail'deki bu değişim sonucunda 2029'da bir kırılma olacak. Bu kırılma büyük olasılıkla iki ülke arasında bir savaş ya da tek atımlık bir vuruştan ibaret.  (Serhat Ahmet Tan’ın yorumuyla Müştak Baba)


Suriye iç savaşı ve sonrası hakkında hadis:

“Bayrak sahipleri atlarını Şam’da zeytin ağaçlarının arasında bağladığı zaman ve bu ordu ile Allah’ın ezhep ve ailesini yok ettiği zaman, onlardan kaçacak, saklanacak kimsenin kalmadığı zaman, Caferiler ve Abbasiler düştüğünde ciğer yiyen oğulları, yani Süfyanın Şam minberine oturduğunda berberi kavmi de Şam’a geldiği zaman işte bu Mehdi’nin çıkış alametidir”  (Hadis-i Şerif)


Hz.Ali’den nakil hadislerde Araplar ve Yahudilerin savaşı:

Emire’l Mümin’in Hz. Ali şöyle buyurmuştur: Yahudiler batıdan gelerek Filistin topraklarında bir devlet kuracaklar.” İnsanlar dediler ki: “Ey Ebu’l Hasan! O esnada Araplar nerede olacak?!” İmam şöyle buyurdu: “O zaman Arapların güçleri birbirinden ilişkisiz, bağlantıları kopuk, dayanışma ve işbirliğinden yoksun olacaktır.”

Sonra şöyle soruldu: “Acaba bu bela ve sıkıntılar uzun mu sürecek?” buyurdu ki: “Hayır, Araplar başkalarının nüfuzundan kurtulup kendi işlerini ellerine aldıklarında ve kararlarında ciddi oldukları zaman kendi elleriyle Filistin’i feth edeceklerdir. Araplar muzaffer ve birlik olacaktır. Irak tarafından onlara yardım güçleri gelecek ve onların bayraklarının üzerinde “Onlara karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet hazırlayın.” ayeti yazılı olacaktır. 


Araplar ve Arap olmayan Müslümanlar (bazı rivayetlerde İranlılar diye geçmiştir) birlikte Filistin’in kurtarılması için (Yahudilerle savaş için) kıyam edecektir. Savaş, iki grubun denizin büyük bölümünde karşı karşıya geldikleri sırada oldukça zorlu geçecek, insanlar kanlarında yüzecek ve yaralılar ölülerin cesetlerinin üzerinden geçecektir.”

İmam Ali sonra şöyle buyurdu: “Araplar, Yahudilerle üç kere savaşacak ve dördüncü savaşlarında Allah onların sabit kadem olduklarını, iman ve sadakatini gördüğünde zaferi onların başlarının üzerinde dalgalandıracaktır.” Hz. Ali  sonra şöyle buyurdu: “Yüce Allah’a and olsun ki bir tek Yahudi Filistin’de kalmayacak şekilde tüm Yahudiler öldürülecektir.” 

Dolayısıyla bunun gibi hadislerden anlaşıldığı üzere  Horasanlı Seyyid’in eliyle Filistin toprakları üzerinde kurulan korsan İsrail devleti ortadan kaldırılarak İmam Mehdi’nin Kudüs’e hareket etmesi sağlanacaktır. Bazı hadislerde bu işi bizzat imam Mehdi’nin yapacağı söylenmiştir.

Süfyani, “Yabis Vadisinde” yani susuz ve otun bitmediği kuru bir yerde ortaya çıkacak ve Dimeşk (Şam) hakimi onun ortaya çıkmasıyla oradan kaçacak. Arap kabileleri onun etrafında toplanacak ve fitne, fesat ve sapkınlardan olan (Rabii), (Cerhumi) ve (Asheb) ve onlardan başkaları da ortaya çıkarlar. Süfyani onunla savaşan herkese galip gelerek yenecek.”

İmam Bakır  Ortadoğu’daki olaylarla ilgili şöyle buyuruyor: “ O yılda Ortadoğu’da (Şam bölgesi) birçok ihtilaflar ortaya çıkacak; ilk defa Şam bölgesi viran olacak. Üç güç taraftarları; Esheb taraftarları, Abga ordusu ve Süfyani ordusu birbirlerinin karşısında yer alacaklar.”

“O kafir Eshab ayaklanacak başkent ve çevresinde barınamayacak ve çok geçmeden öldürülecek ve Türkler oraya hakim olacaklar”.

“Türkler tarafından bir grup ayaklanacaklar ve ardından Rumların ( batılıların) fitnesi başlayacak”

3000 yıl sonra İsrail’in sonu


Davud Aleyhisselam ile Süleyman Aleyhisselam"ın toplam iktidar dönemleri 70 ile 80 yıldır. Bu iktidar diliminin çoğu Süleyman bir kısmı da Davud Aleyhisselam"a aittir. Huruçtan Arz-ı Mev"ud"a girişin 120 yıl sürdüğü dikkate alınarak İslâm dünyasının da Filistin"e tekrar kavuşmasının 120 yıl süreceği öngörülüyor. Kimilerine göre bu süreç 1897"de Basel Konferansı ile birlikte başlıyor.

Buradan iz sürdüğümüzde karşımıza 2017 yılı çıkmaktadır. Bu da yaklaşık olarak Davud Aleyhisselam tarafından 3 bin yıl önce kurulan gerçek (MÖ: 1016) İsrail devletinin simetrisine denk gelmektedir.

Bu varsayıma göre, İsrail"in ömrü 68 veya 70 yıla tekabül etmektedir ki, Hazreti Davut ve Süleyman Aleyhisselam"ın fiilî iktidar dönemlerine eşittir. Davud ve Süleyman Aleyhisselam"ın kurduğu devletin ömrü yaklaşık 80 yıldır ve bazıları gerçekte bunun 70 yılla sınırlı olduğunu söylemektedirler ve bundan sonra devlet parçalanmış ve iki parçaya ayrılmıştır.

Kısaca Davud Aleyhisselam"ın kurduğu gerçek İsrail devletinden sonra kurulan ve Natura Karta gibi Ortodoks Yahudilerce sahte sayılan Teodor Hertzl"in vadettiği yeni İsrail devleti, Davud Aleyhisselam"ın kurduğu devletten yaklaşık 3 bin yıl sonra tarihe karışacaktır.

Bu aşamada, sahte ve siyasî peygamber Teodor Hertzl"in sahte Davud ve Süleyman devleti yıkılacak ve yerine Davud ve Süleyman"ın gerçek mirasını taşıyan devlet kurulacaktır. Onun süresi de (Allahu â"lem) yine gerçek Davud ve Süleyman devletinin ömrü kadar olacaktır. (3000 Yıl sonra İsrail / Mustafa Özcan)

Tevrat’a göre İsrail’in sonu

“Ve şimdi bağıma (İsrail’e) yapacağım şeyi size bildireyim; çitini sökeceğim. Ve onu yiyip bitirecekler (Babil ve özellikle Romalıların bölgeyi işgalinde olduğu gibi); duvarını yıkacağım ve onu ayak altında çiğneyecekler. Ve onu harap edeceğim; budanmayacak ve çapalanmayacak ve onda çalılarla dikenler bitecek; ve üzerine yağmur yağdırmasınlar diye (belki bir nükleer patlama sonucu) bulutlara emredeceğim! (Burada geçen, çitini sökeceğim’ (=Savunma sistemi çökecek/yahut sonunda kimsede onu savunacak hal bırakmayacaktır) gibi ibareleri bugünün şartlarına getirirseniz, daha iyi anlaşılır) (İşaya, Bap 5, ayet 4-6)



22 Mart 2013 Cuma

BEDİÜZZAMAN: AYYILDIZLI BAYRAK YÜKSELECEK



 Ayyıldızlı bayrak yükselecek


Bediüzzaman 1921 yılında Lemeat adlı eserinin te’lifini tamamlandığı zaman, gökte hilal ile yıldız yan yana gelir.

Bunu görünce şu tefeülde bulunur: 

“İ’layı kelimetullah’ın bayrağı olan hilal yıldız teâli edecek (yücelecek) eski şevketini bulacak”  Badıllı, a.g.e. 1,679. 

Bu bayramda bu bayrağı takmak benim hakkımdır

Bediüzzaman hapishanede iken Cumhuriyet bayramı münasebetiyle Hapishane Müdürü Bediüzzaman'ın koğuşuna bayrak astırır. Belki de Bediüzzaman'ın Kürt olması sebebiyle tepki göstereceğini zanneder.  Bediüzzaman bilakis aşağıdaki mektubu Müdüre göndererek memnuniyetini belirtir.  

"Müdür Bey,
Size teşekkür ederim ki, Kurtuluş Bayramının bayrağını koğuşuma taktırdınız. Harekât-ı Milliyede İstanbul'da, İngiliz ve Yunan aleyhindeki Hutuvât-ı Sitte eserimi tab ve neşirle, belki bir fırka asker kadar hizmet ettiğimi Ankara bildi ki, Mustafa Kemal şifreyle iki defa beni Ankara'ya taltif için istedi. Hattâ demişti: "Bu kahraman hoca bize lâzımdır." Demek, benim bu bayramda bu bayrağı takmak hakkımdır."

Kürtler bölücü bir unsur değil, bilakis İslam Birliğine vesile olurlar

Bediüzzamanın sohbetlerinden aşağıdaki alıntılarda Kürtlerin bölücü bir unsur değil, islamiyet milliyetini esas alarak İslam birliğine vesile olacaklarını ifade ediyor. İslam Birliği içinde Türk, Arap ve Kürtler birleşecekler.

“Şarklı bir zat gelmişti. Üstadla kürtçe konuşmak istiyordu. Üstad, “kardeşim, türkçe konuş. Bunlardan saklayacak bir şeyimiz yoktur. Hem ben kürtçeyi unutmuşum.” dedi.
“Kürtler: İran’da, Suriye’de ve Türkiye’de vardırlar. Eğer onlar İslam milliyetini esas alarak kabul ederlerse, ittihad-ı islama (İslam Birliğine) sebep olacaklardır. Böylece onlar bölücü bir unsur değil, bilakis İttihad-ı İslama sebep olurlar.”  Muhsin Alev-Son Şahitler

Urfa Şehri Türk, Arap ve Kürtleri birleştirmeye vesile olacak

Urfa; Türk, Arap, Kürt gibi müslüman kardeşleri birleştirmeye vesile olacaktır.” Badıllı: 1692

Doğuda iman sırrı inkişaf ederse

Bu sohbet alıntısına göre: Doğuda iman sırrı inkişaf ederse benim hemşerilerim dediği şarklılar yani Kürtler dine büyük hizmet edecekler.  Yani Rus ordusu Türkiye'ye saldırdığı zaman şarklılar yada Bediüzzaman'ın hemşerileri Rus'u dahi teslim alacaklar.

“Benim bu zamandaki talebelerim, Eski Said’in talebelerinden daha fedakardırlar. Ne vakit bu sır şarkta inkişaf ederse, benim hemşehrilerim dine büyük hizmet ederler.” Badıllı: 1712

“Risale-i Nurla bu iman sırrı Şarkta inkişaf ederse, fıtri cesaret seciyesini taşıyan O MİLLETİN ORDUSUNA hiçbir ordu karşı koyamaz. Hatta Rus’u da teslim alırlar.” Son Şahitler-Badıllı

Bu münasebetle sonuç olarak diyoruz ki: 

Bediüzzaman: "Azâmetli bahtsız bir kıt’anın, şanlı tali’siz bir devletin, değerli sâhipsiz bir kavmin reçetesi; ittihad-ı İslâmdır" demiştir. Buradaki "değerli sahipsiz kavim" Kürtlerdir. Hastalığın reçetesi İslam Birliğidir.

Değerli kardeş Kürtler ! 

Şimdiye kadar ki kavga Türk olmayan Türklerle, Kürt olmayan Kürtlerin kavgasıydı. Ancak bu savaşta ölenler hep Türk ve Kürt çocuklarıydı.

Ayyıldızlı bayrak sizin de bayrağınızdır. İstiklal Harbi Türk ve Kürt birlikte kazanıldı. Türk ve Kürt birbirinden ayrıldığı anda ortada ne Türk ne de Kürt kalmayacaktır. Türk ve Kürt birleştiğinde bütün mazlum islam milletlerini de kurtaracaktır. 

Gaybi Haberler





20 Mart 2013 Çarşamba

AHİRZAMAN MEHDİSİNİN ALAMETLERİ - 5



HZ. MEHDİ’NİN HZ. İSA (A.S.) A İMAMLIK YAPMASI


·      Nasıl helak olur bir ümmet ki, evvelinde Ben, sonunda Meryem oğlu İsa (a.s.) ve ortasında da Ehli Beytimden Mehdi vardır. 

·      Deccal, Beytül Makdis’de müminleri muhasara altına alır ve onlara (mü’minlere) öylesine şiddetli bir açlık icabet eder ki açlıktan yaylarının kirişini bile yemek zorunda kalırlar.  Onlar bu halde iken, aniden karanlığın içinden bir ses işitirler ve “Bu tok adamın sesidir” derler. Bir de bakarlar ki O, İsa İbni Meryem’dir. Namaza kalkarlar, Müslümanların imamı Mehdi geri çekilir. Bunun üzerine Hz. İsa der ki: “Geç öne Namaz senin için ikame olundu.” Hz. Mehdi de onlara namaz kıldırır ve bundan sonra Hz. İsa (a.s.) İmam olur.

·      Medine, körüğün demirin pasını giderdiği gibi, içindeki pisliği giderir, O güne “kurtuluş günü” denir. Ümmü Şüreyk: “Ya Resullullah (s.a.v.) o gün Arablar nerede?” dedi. Buyurdu: Onlar o gün az olurlar, imamları salih bir insan olan Mehdi olduğu halde, Beytül Makdis’e sığınırlar. Orada imamları kendilerine sabah namazını kıldırmak için öne geçtiği sırada, birde bakarlar ki İsa İbni Meryem (a.s.) sabah vaktinde inmiştir. Bu imam (Mehdi) Hz. İsa’yı öne geçirmek için arka arka çekilir. Hz. İsa (a.s.) onun omuzlarına eline koyar ve O’na der ki: “Geç öne namazı kıldır. Zira kamet senin için getirilmiştir” bunun üzerine imamları (Mehdi) onlara namazı kıldırır.

·      Kıyamete (Deccal ile savaşa) kadar Benim ümmetimden bir grup, Hak üzere galip olarak çarpışacaktır. Ve İsa bin Meryem gökten nüzul ettiğinde, onların Emiri, kendisine, “Gel bize namazı kıldır” der. Ancak O, şu ümmete Allah’ın bir ikramı olarak “Sizin Biriniz, diğerlerinize emirdir” cevabını verir. (Yani imamınız Mehdi aranızdadır. O kıldırmalıdır demek ister.)


HZ. MEHDİ’NİN HÜKMÜNÜN SÜRESİ

·      Mehdi, yedi sene, iki ay, birkaç gün hüküm sürecektir.

·      Ehli Beytimden birisi yedi yıl hüküm sürüp, daha evvel zulümle dolu olan arzı, adaletle doldurmadıkça bu dünya bitmez.

·      Ehli Beytimden birisi çıkar ve sünnetimi söyler. Allah O’na yağmur indirir ve yeryüzü O’na bereketini çıkarır. Daha önce zulüm ve cevirle dolu olan dünya, adalet ve nefasetle dolar. Yedi yıl bu ümmete hükmeder ve Beytül-Makdis’e iner.

·      Benim soyumdan bir insan gelir ve daha önce zulüm ve cevirle dolu olan dünyayı adaletle doldurur. Hükmü yedi veya dokuz yıl sürer.

·      Mehdi, insanların işlerini otuz ile kırk yıl üzerine alacaktır.

·      Mehdi’nin bekası kırk yıldır.



. MEHDİ’DEN SONRA GELECEK OLAN HALİFELER

·      Benden sonra halifeler olur. Halifelerden sonra emirler, emirlerden sonrada zalim melikler gelir. Son olarak da ehli Beytimden birisi çıkar, daha önce zulümle dolu olan dünyayı adaletle doldurur. Sonra O gider Kahtani gelir. Beni Hak olarak gönderen Allah’a yemin ederim ki, O diğerinden aşağı değildir.

·      Benden sonra, ehli Yemen’den Mehdi’nin dinde kardeşi olan, Kahtan’dan bir halife olur. Ve O’nun (Mehdi’nin) yolunda gider. Rum şehrini feth edecek olan Odur ve ganimetlerini de alır.

·      Mehdi kırk yıl yaşadıktan sonra döşeğinde vefat eder. Sonra Kahtan’dan iki kulağı delik olan bir adam çıkar ve Mehdi’nin yolu üzerinde gider. Yirmi sene kaldıktan sonra silahla öldürülür.

·      Hz. Mehdi ondört sene Beytül- Makdis’de kalır, ardından ölür. Kendinden sonra, kendi kavminden Mansur adında bir adam arkasından gelir. Beytül-Makdis’de yirmi bir sene durur. Sonra öldürülür, daha sonra Mevla adında birisi gelir ve üç yıl kaldıktan sonra o da öldürülür. Ve bilahare Heşimül-Mehdi gelip üç yıl dört ay on gün kalır.

·      Mehdi ölür, sonra insanlar fitnelere düşer ve kendilerine Mahzum kabilesinden bir adam gelir, O’na biat olunur. Bir müddet kalır, sonra semadan ins ve cinne ait olmayan bir münadi şöyle nida eder: “Falana biat edin ve hicretten sonra topuklarınız üzere geriye dönmeyin.” İnsanlar hemen bakınırlar, ancak (biat edecek kimse) göremezler. Sonra bu nida üç kez duyulur. Bilahare Mansur’a biat edilir de Mansur Mahzuni üzerine yürür. Allah da O’na yardım eder de onu ve beraberindekileri öldürür.

·      Mehdi ile Rumlar arasında bir antlaşma olur, sonra Mehdi vefat eder, sonra Ehli Beytinden bir adam işleri üzerine alır. Az adalet yapar, sonra öldürülür.

·      Mehdi yirmi bir yıl kalır, kendinden sonra bir diğeri gelir ve Onun aşağısında olur, fakat O da salihdir, ondört yıl kalır.  Sonra bir diğeri gelir, O da onun aşağısındadır, o da salihdir, dokuz yıl kalır.

·      Zalimlerden sonra Cabir gelir, sonra Mehdi, sonra Mansur, sonra, Selam ve en sonra da Emirül Usub gelir.

·      Zalimlerden sonra Cabir çıkar. Öyle ki Allah Muhammed (s.a.v.)’in ümmetini ona tabi kılar. Sonra Mehdi, sonra Mansur, sonra Selam ve sonra da Emirül-Usub. Bundan sonra ölmeye muktedir olan ölsün.

·      Üç emir arka arkaya gelir. Allah onlara yeryüzünün tamamının fethini müyesser kılar. Evvelinde salih Cabir, sonra Müferrec, sonra da Zulusub. Kırk yıl kalırlar. Onlardan sonra dünyada hiç hayır yoktur.


HZ. İSA (a.s.)’IN DÜNYADA 40 YIL KALIŞI

·       Dünya kurulduğundan beri her yüzün başında önemli bir olay olmuştur. Bir yüzün başlarında da Deccal çıkar ve İsa b. Meryem (a.s.) nüzul ederek onu öldürür.

·      Deccal çıkar, Hz. İsa İbni Meryem onu öldürür. İsa (a.s.) adil bir imam ve hakim olarak yeryüzünde kırk yıl kalır.

·      İnsanlar, Deccal’dan sonra kırk yıl kalır, bu dönemde çarşılar yapılır ve hurma ağaçları dikilir.

·      Deccal’in bineğinin kanatları (kulakları) arasındaki mesafe kırk zira (arşın)’dır. Hadis’e göre şöyle devam etti. İsa İbni Meryem iner ve onu öldürür. Ondan sonra kırk yıl bol nimet içinde yaşarsınız. Kimse ne hasta olur, ne de ölür. Kişi koyunlarına ve hayvanlarına “gidin otlayın” der, onlar iki tarla arasından hiç bir başak yemeden geçip otlarlar. Yılanlar ve akreplerde kimseye zarar vermezler, yırtıcı kuş ve hayvanlar kapılar gelir ve kimseye bir zarar vermezler. Bir avuç buğday toprağa atıldığında, çift sürmeksizin yedi yüz avuç olarak biçilir. Ve bu durum Ye’cüc ve Me’cüc seddinin açılmasına kadar devam eder. Daha sonra Ye’cüc ve Me’cüc dalgalar halinde gelerek etrafı fesada boğarlar. Ve nihayet Allah, onların kulaklarına giren bir kurtçuğu musallat eder ve onlar toptan ölürler. Ancak leşleri çok fena kokar ve insanlar ondan çok muzdarip olurlar ve Allah’tan yardım isterler. Bunun üzerine Allah bir rüzgar gönderir ve sıkıntılarını kaldırır ve onların leşleri de denize atılır. İnsanlar da güneş batıdan doğuncaya kadar az bir zaman kalırlar.

·      İsa b. Meryem iner Deccal’ı  öldürür ve kırk yıl Allah’ın kitabı ve Benim sünnetimle hükmeder, vefat eder. Sonra İsa (a.s.)’ın emri ile yerine Temim oğullarından Mukaat adında bir halifeye biat edilir. O da öldükten sonra, insanlar üzerine üç yıl geçmeden, Kuran insanların göğüslerinden ve sahifelerden kaldırılır.

DÜNYANIN ÖMRÜ

·      Dünyanın ömrü, ahiret günlerinden yedi gündür. Allah Teala buyurdu ki: “Senin Rabbinin yanındaki bir gün, sizin saydığınız bin yıl gibidir.”

·      Dünya, ahiret haftalarından bir hafta olup, yedi bin senedir ve bunun altı bini geçmiştir.

·      Dünya yedi gündür. Her bir gün bin yıl gibidir. Ve Resulullah (s.a.v.)’de onun sonunda gönderildi.

·      Allah, gökleri ve yerleri altı günde yaratmıştır. Rabbimin yanında bir gün, sizin dünya hayatında saydığınız bin yıl gibidir. Ve dünyanın eceli altı gündür, yedinci günde kıyamet kopacaktır. Altı gün gitmiştir ve siz yedinci gündesiniz.

·      Dünyadan beş bin altı yüz yıl geçmiştir.


GÜNEŞİN BATIDAN DOĞUŞU VE DÜNYANIN SONU

·      İnsanlar güneşin batıdan doğmasından sonra yüzyirmi yıl daha dünyada kalırlar.

·      Kıyamet, yeryüzünde Allah’a ibadet edilmeyen bir yüz sene geçmedikçe kopmaz.

·      İsa bin Meryem (a.s.) ve müminler, Ye’cüc- Me’cüc’den sonra senelerce kalırlar. Sonra gürültülü toz-duman gibi bir şey görürler ve birden bir rüzgar ki Allah onu müminlerin canını almak için göndermiştir. İşte onlar müminlerden canı alınacak son gruptur. İnsanlar bundan sonra yüz yıl daha dünyada kalırlar. Ne din, ne sünnet tanırlar, yabani merkepler gibi birbirileri ile buluşurlar. Kıyamet’te onların üzerine kopar.

·      Allah, Ye’cüc ve Me’cüc’den sonra temiz bir rüzgar gönderir. Bununla Hz. İsa, ashabı ve yeryüzünde bulunan her müminin ruhunu alır. Ve geriye kafirlerin kalanları ki onlar yeryüzünün en şerlileridir ve yüz yıl daha kalırlar.

·      Resullullah (s.a.v.) buyurdu: Allah bir yüzün başında bir rüzgar gönderir ki, O her müminin ruhunu alır.

·      Deccal çıkar, 40 gün kalır. Sonra Allah Hz. İsa (a.s.)’ı gönderir ve öldürünceye kadar onu arar. Daha sonra insanlar yedi (kırk) sene kalır. Bu esnada iki kişi arasında düşmanlık olmaz. Daha sonra ise dağda bir mağaraya saklansanız dahi size ulaşacak olan soğuk bir rüzgar Şam tarafından gelir ve kalbinde zerre miktarı iman olan bir kimse bırakmaz ruhunu alır. Hatta bir kimse bir dağın içine saklansa bile o rüzgar oraya girer ve onun ruhunu da alır. Geride şerli insanlar kalır ve şeytan onlara putlara tapmaları için emir verir de onlarda o emri yerine getirirler.

·      Kıyamet, Araplar eski atalarının putlarına yeniden tapmadan kopmaz. Bu süre de Deccal’dan ve Meryem oğlu İsa’nın inişinden sonra yüz yirmi yıldır.

·      “Hayırlılardan sonra şerliler için yüz yirmi yıl vardır. İnsanların hiç biri kıyametin ne zaman kopacağını bilmez.”

·      Şerli insanlar, hayırlılardan sonra yüz elli sene bütün dünyaya hakim olurlar. Onlar da Türklerdir.

·      İki nefha arası kırk yıldır. Birinci nefha ile Allah her diriyi öldürecek ikinci nefha ile de her ölüyü diriltecektir.

AHİRZAMAN MEHDİSİNİN ALAMETLERİ - 4






HZ. MEHDİ’NİN SAVAŞLARI VE FETİHLERİ

·      Mehdi’nin beraberinde, püskülleri olan Resulullah (s.a.v.)’in bayrağı bulunur.

·      Mehdi’nin bayrağında “Biat Allah içindir” yazılıdır.

·      Yaşı küçük sakalı hafif ve sarışın bir genç çıkar, Mehdi’nin bayrağını taşır ve karşısına dağlar bile çıksa onları ezerek İlya (Kudüs)’ya kadar ulaşır.

·      Mehdi Benim soyumdan bir adamdır. Benim vahiy üzerine savaştığım gibi, O da Benim sünnetim üzere çarpışır.

·      Kıyamet yaklaştığı zaman ve müminlerin kalbi, ölüm, açlık fitneler, sünnetin kaybolması, bid’atlerin ortaya çıkması, iyiliği emir ve kötülükten nehiy imkanlarının kaybolması gibi sebeplerle zayıfladığı zaman, Benim evladımdan Muhammed b. Abdullah (Mehdi) ile Cenab-ı Hak sünnetleri ihya eder. Onun adalet ve bereketi ile müminlerin kalbi ferahlar, Acem ve Arap milletleri arasında ülfet ve muhabbet yerleşir.  Bu durum bir müddet devam ettikten sonra O vefat eder.

·      Muhtelif beldelerden yedi alim, birbirlerinden habersiz olarak gelip, Mekke’de buluşur ve Hz. Mehdi’ye biat ederler. Halbuki bunlardan her birine de üçyüz on küsur kişi biat etmiştir. Mekke’ye toplanan bu insanlar Mehdi’ye biat ederler. Allah Teala insanların kalplerine O’nun muhabbetini yerleştirir. O, başlarında Hazim Kabilesinden bir adamın bulunduğu ve Süfyani’ye biat etmiş Mekke’li gruplara karşı yürür. Hz. Mehdi, yanındakileri arkasına alarak, üzerinde bir entari ve cübbe olduğu halde çıkar ve Hazim’e gelir. Burada da biatları kabul eder. Ancak Kelp kabilesi, onların biatlarına kızarak bir ordu hazırlar, fakat Hz. Mehdi onları yenerek yok eder ve Allah O’nun eliyle Rumları da hezimete uğratır. Allah O’nun eliyle fakirliği giderir ve Mehdi Şam’a iner.

·      Biri Batıda, biri Cezire de, birisi de Şam’da olmak üzere üç grup bayrak dikilir. Fitne bunların arasında bir yıl devam ettikten sonra, Süfyani’nin çıkışı ve yaptığı zulüm ve fücuru anılır. Sonra Mehdi (a.s.)’ın hurucu ve insanların Rükun ile Makam arasında O’na biatları anılır. Ve Hz. Mehdi hazırladığı askeriyle yavaşça ve sekinetle kura vadisine kadar yürür. Burada kendisine on iki bin kişilik ordusuyla amcaoğlu bir Hasani (Hz. Hasanın soyundan) yetişir ve ona şöyle der: “Ey amcaoğlu, bu ordunun başına ben daha layığım, çünkü Hasan (r.a.)’nın oğlu benim ve Mehdi benim” der. Gerçek Mehdi’de “Hayır gerçek olan Benim” der. Bunun üzerine Hasan, ona “O halde sendeki alametler nedir? Varsa biat ederim” cevabını verir. Bunun üzerine Mehdi (a.s.) bir kuşa işaret eder, kuş eline düşer, bir yere kur bir dalı diker ve dal yapraklanıp yeşillenir. Bunun üzerine Hasani ona derki: “Ey amcaoğlu bu emirlik senindir.”

·      Onun çıkışı ve O’na biatleşme, Rükün ve Makam arasında olur ve Mehdi, önünde Cebrail ve arkasında Mikail olduğu halde Şam’a doğru yola çıkar, sema ve arz ehli, kuşlar ve vahşi hayvanlar, hatta denizdeki balıklar bile O’nun hilafetiyle sevineceklerdir.

·      Doğunun hakimi Batı melikine gider ve O’nu öldürür. Sonra Batı meliki de doğaya gider onu öldürür. Ondan sonra Batı meliki, Medine’ye bir ordu gönderir, ancak bu ordu yere batırılır. Sonra ikinci bir ordu gönderir. Bu arada Medine halkından bir kısım insanlar bir araya gelirler, Harem’den çıkan bir kimsenin etrafında, dağınık olarak, gelen kuşlar gibi toplanırlar. Öyle ki aralarında kadınlarında bulunduğu üç yüz ondört kişilik bir grup oluştururlar. Onlar her zalime ve Cebbar oğlu Cebbar’a galip gelir. O’nun devrinde, ölülerin dirilere imreneceği bir adalet görülür. O yedi yıl kalır. (Hz. İsa’nın kırk senelik döneminde) sonra ise yerin altı, üstünden daha hayırlı olur.)

HZ. MEHDİ’NİN SÜFYANİ İLE SAVAŞI

·      Ordunun Beyda’da batmasından sonra, yanında Bedir ehli sayısınca insanla Hz. Mehdi çıkar. O ve Süfyani ordusu karşı karşıya gelir. Mehdi’nin askerlerinin miğferleri zırh’dan olur. Ve O gün semadan bir ses “Ey insanlar, Allah’ın yeryüzündeki dostları Mehdi’ye tabi olanlardır.” der. Süfyani ve ordusu hezimete uğrar. Ve kendilerinden savaşa girmeyen ancak küçük bir grub kalır. Bunlar kaçarak Süfyani’ye haber götürürler. Mehdi Şam’a geldiğinde Süfyani’de dahil pek çok insan biat etmek için ona gelirler. Yeryüzü de adaletle dolar.

·      O günün alameti Semadan uzatılmış ve insanların kendisine bakıp durduğu bir eldir.

·      Süfyani ve Kelp kabilesi ile Hz. Mehdi Beytül Makdis (Kudüs)’de savaşır ve Süfyani esir olarak getirilir Mehdi’nin emriyle Rahmet kapısında öldürülür.  

·      Bir halifenin ölümünden ihtilaf olur. Mekke’ye gitmek üzere, Medine ehlinden bir adam çıkar ve Mekke halkından bir kısım insanlar O’na meydana çıkarır ve Rükün ile Makam arasında O’na biat ederler. Şam’dan O’na karşı bir ordu gönderilir, ancak bu ordu Beyda’da toprağa batırılır. İnsanlar bunu görünce, Şam ebdalları ve Irak ehlinin önde gelenleri Ona gelip biat ederler. O zaman etrafında Kelb kabilesinden insanlar olan Kureyşli bir adam çıkar ve (Mehdi) onların üzerine bir ordu gönderir ve bu ordu onlara galip gelir. Mağlup olan Kelp ordusudur. Cennet Kelb ganimetlerinde hazır onlara olsun. Mehdi malı paylaştırır, insanlar arasında Peygamber (s.a.v.)’in sünnetine göre amel eder ve İslamı hakim kılar, yedi sene kalır, sonra vefat eder. Müslümanlar O’nun üzerine namaz kılarlar.

·      Habeşliler Araplarla savaşmak isterler, ancak onlar korkup Ürdün toprağına sığınırlar. Bu arada Süfyani üçyüz atmış süvari ile Şam’a varır ve bir ay içinde otuz bin kişi onlara iltihak eder. Süfyani daha sonra ordusunu Irak’a gönderir ve Zevrada yüzbin kişiyi öldürür. Nihayet Kufe’ye varır ve onları esir ederek bir ordu daha hazırlar ve onu Medine’ye gönderir. Ancak bu arada Doğu’da başlarında Şuyab b. Salih Temimi’nin bulunduğu bir ordu toplanır ve düşmanlarını yok ederek Kufe’li esirleri kurtarır.

·      Süfyani’nin Medine’ye gönderdiği ordu üç günlük bir işgalden sonra Mekke’ye yönelir, ancak Beyda’ya geldiğinde Allah Teala “Ya Cebrail onları cezalandır” emri ile Cebrail (a.s.)’ı gönderir ve Cebrail (a.s.) bir ayağını yere vurarak bu orduyu toprağa gömer. Sadece Süfyani’ye haber getirecek iki kişi sağ kalır. Bu iki kişi Süfyani’ye gelip durumu anlattığında o herhangi bir korku duymaz. Bu sırada Kureyş soyundan bir grup insan Konstaniyye’ye (Roma’ya) kaçar. Ancak Süfyani Rum büyüğüne haber göndererek bunları geri istetir. Bu kişiler ona iade edilir. Süfyani de Şam kapısında onların boynunu vurdurur. Huzeyfe devam ederek, O gün o kadar çirkin olaylar olur ki, Şam kapısında gezdirilen bir kadın mihrapta Süfyani’nin dizlerine oturtulur, bunu gören Müslümanlardan birisi “Yazıklar olsun size imandan sonra küfre mi düştünüz, bu helal değildir” der. Ancak Süfyani tarafından boynu vurdurulur. Bu olayı yayan herkesin de boynu vurulur. İşte o zaman semadan şu ses duyulur: “Ey insanlar, Allah Teala size münafık ve zalimlere uymayı men etmiş ve Mekke’de bulunan yeryüzündeki insanların en hayırlısı ismi Ahmed babasının adı Abdullah olan Mehdi’yi reisiniz kılmıştır, O’na uyun ve emrini dinleyin.”

·      Süfyani dalları Hire ve Taberiye’ye doğru uzanan bir ağacın altında öldürülür. Kelp kabilesi de yok edilir. Orada imkansızlık nedeni ile de olsa bulunamayan hüsrana uğramıştır. “Onlar tevhid ehli olduğu halde, onlarla savaşmak nasıl doğru olabilir?” şeklindeki sualini de Resullullah (s.a.v.) şöyle cevaplandırmıştır. Onlar mürteddirler. Zira şarabı helal sayarlar ve namazı da kılmazlar.”


HZ. MEHDİ’NİN KUDÜSTEN SONRAKİ SAVAŞ VE FETİHLERİ

·      Süfyani’nin Mehdi üzerine gönderdiği ordu Beyda’da batınca, bu haberi duyan Şam ehli, Mehdi’nin çıktığını ve O’na biat edilmesi gerektiğini söyleyerek, kendi halifelerini ölümle tehdit ederler. Bunun üzerine halife, hazinelerini de yanına alarak Mehdi’ye biat için Beytül Makdis’e gelir. Arab ve Acem savaşçılar, Rum ehli ve onların dışındaki pek çok insan da biat için Mehdi’ye gelirler. Hatta Hz. Mehdi, Konstaniyye ve diğer şehirlerde mescidler inşa eder.

·      Mehdi, düzenlediği bir orduyu Türk’e (Türk tarafından gelen bir düşmana) gönderir, onları hezimete uğratır, esirleri ve mallarını alarak Şam’a getirir. Daha sonra köleleri azat ederek sahiplerine bedellerini öder.

·      Mehdi, Rumlarla savaşmak için bir ordu gönderir. O’nun fıkıh bilgisi on alime bedeldir. O Tabut-u Sekine’yi de Antakya mağarasından çıkarır.

·      Rumlar, Benim soyumdan ve ismi ismime uygun bir Vali (Mehdi)’ye gadir ettikten sonra Amak (Amik) denilen yerde sizinle savaşacaklardır. Burada Müslümanların üçte bir kadarı öldürülür, sonra bir gün yine o kadar insan öldürülür. 3. gün (seferde) ise savaş Rumlar aleyhine döner. Müslümanlar böylece savaşa devam eder ve Konstantiniyye (Roma)’yi feth eder ve oradaki malları taksim ederler. Tam bu sırada ise “Deccal sizin evinize girmiş ve çocuklarınızı esir almıştır.” şeklinde bir ses duyacaklardır.

·      Öyle bir fitne olacak ki, insan o fitneye, altının cevherde bulunması gibi karışmış olacaktır. Siz, zalimleri hariç Şam ehli hakkında fena söz söylemeyin. Zira onların arasında ebdallar vardır. Allah Teala, onları darmadağın edecek olan şiddetli bir yağmuru semadan boşaltacak, öyle ki savaşsalar tilkiler bile onlara galip gelecektir. Bu sırada Allah Resulullah (s.a.v.)’in soyundan bir adamı, az olursa on iki, çok olurlarsa on beş binden müteşekkil üç bayrak üzere bir ordu arasında gönderir. Parolaları “Ümmet, Ümmet” dir. Ve bunlar yedi bayrak ehli ile savaşırlar. (Bu yedi bayraktan) her birinin sahibi, mülkün kendisinin olacağına tamah ederek çarpışırken, hezimete uğrayacaktır. Sonra Haşimi (Hz. Mehdi) Muzaffer olur ve Allah Teala Müslümanlara onun ülfet ve muhabbetini yerleştirir. Bu hal Deccal çıkıncaya kadar devam eder.

·      Beytül Makdis’in (Kudüs) Meliki (Mehdi) Hindistana asker gönderir. Feth eder ve hazinelerini alır ve onun ziynetleri ile Beytül Makdisi süsler. Ona Hind Melikleri bağlanarak getirilir. Kendisine doğu-batı arası feth olunur.

·      Mehdi’nin askerleri dört tekbir getirdiği zaman, Rumiyye’nin duvarları yerle bir olacaktır. Burada altı yüzbin kişi öldürülür. Ve hazineleri de Beyt-ül Makdis’e götürülmek için alınır. Ayrıca içinde sekine ve Beni İsrail’in sofrası, gerçek Tevrat levhaları, Hz. Musa’nın asası ve Hz. Süleyman’ın minberi ile, Allah’ın Beni İsrail’e gönderdiği süt gibi beyaz renkli men (kudret helvası)’den iki ölçek bulunan tabut da Beyt-ül Makdis’e getirirler. Sonra onlar Tahine ismindeki bir şehri de feth eder ve nihayet kat’i beldesine gelirler:

Mehdi ve ordusu dört tekbirle şehrin duvarlarını yerle bir eder. İçindeki hazineleri alır ve burada yedi yıl kaldıktan sonra Beyt-ül Makdis’e geçerler. Deccal’in Isfahan yahudileri ile birlikte çıktığı haberi bu sırada onlara ulaşır.

·         Mehdi’nin elinde (zamanında) sekine bulunan tabut Taberiye gölünden çıkarılır ve Beyt-ül Makdis’de O’nun önüne getirilir. Yahudiler bunu görünce, pek azı hariç, çoğu Müslüman olurlar.

·      O’na Mehdi denilmesinin sebebi şudur. O, Yahudilerin hac yaptığı Şam dağlarından bir dağın içindeki Tevrat’a dair kitapları çıkarır ve Yahudilerden bir cemaat O’nun elinde Müslüman olur.

·      Kimsenin bilmediği gizli bir duruma rehberlik edildiği için kendisine “Mehdi” denilmiştir. O, Tabut-u Sekine’yi Antakya mağarasından çıkarır.

·      Hz. Mehdi Beyt-ül Makdis’e iner ve millet O’nun Ehli Beyt’inden gelenlerle uzun bir müddet yaşar. Daha sonra zalimler görünür ve Beni Abbas rahmetle aranır.