.

ALLAH; DEVLETE, MİLLETE VE ORDUMUZA ZEVAL VERMESİN

10 Ocak 2017 Salı

SURİYE İÇ SAVAŞI VE SUFYANİ


Hocalı katliamı çocukluğuma damgasını vuran en önemli olaylardan biriydi. Bu insanlık suçu Azerbaycan için olduğu gibi ailem içinde büyük bir trajediydi. İki dayım, dedem ve aileleri toplam 8 akrabam Ermenilerce katledilmişti. Çocukken babası ile birlikte Kerbala’ya gitmiş hem de Ahund (Caferi’lerde din adamı, İmam) olan baba tarafından büyük dedem İran’a Ermenilere arka çıkması nedeniyle çok kızıyor, “Hazreti Mehdi a.s. bunlarla boşuna savaşmayacak” diyordu. Daha sonraki yıllarda Iran taraftarı bazı Ahundlara için de; “onların yolu İmam Hüseyin a.s yolu değil Yezid’in, Süfyani’nin yolu” derdi. Ziyaretine gittiğimizde Masumların (12 imam a.s. ve Hz. Muhammed a.s. ve Hz. Fatıma a.s.) çektiği sıkıntıları anlatır, ağlar ve ağlatırdı. “Suriye’ye dikkat edin” derdi, “orası karışırsa bu İmam Mehdi a.s.nin çıkışının yaklaştığının işaretidir” derdi. Ancak yine ekler ve; “oraya iyi bakın orası Süfyani’nin de yeridir” derdi. Çocuk aklımla bu konuşmalara anlam veremez, basit hikâyeler olarak görürdüm. Suriye iç savaşı başlaması ve sonrasında yaşananlar adını taşıdığım büyük dedemin söylediklerini tekrar düşünmeme sebep oldu. Dedemin yanında taşıdığı kitapların (Farsça ve Arapça) İngilizce versiyonlarını bularak Hazreti Kaim’in a.s. zuhuru öncesi olaylarla Suriye’de yaşananlarının ilgisini anlamaya çalışırken bu çalışmanın İngilizce versiyonu ortaya çıktı. İstanbul Türkçesine tercümesi, Abdülkerim Doğru Bey tarafından yapılmıştır.
Giriş
Suriye iç savaşı dünyadaki birçok grup tarafından altın çağı başlatacak olaylar dizisinin önemli bir halkası olarak görülmektedir. Özellikle birçok Şii grup Şii altın çağı beklentisi ile Suriye iç savaşını ve Suriye’nin harap olmasını İmam Mehdi a.s.’nin alameti olarak gördüklerinden merakla takip etmektedir. Hatta bazı Şii gruplar Suriye savaşına İmam Mehdi a.s.’nin yolunu açmak için dahil olmuş durumdadırlar. Ancak Suriye iç savaşı sadece İmam Mehdi a.s.’nin değil aynı zamanda İmam Mehdi a.s.’nin en büyük düşmanı olan Süfyani’’nin de çıkış alametidir. Bu nedenle Şii kaynakları Süfyani’ye ilişkin, onun soyu, görünüşü, savaşları gibi çok detaylı bilgiler sunmaktadır. Bu itibarla kimin ya da kimlerin Sufyani olabileceği bu gaybi haberler veya kehanetlere dayanarak tahmin edilebilecektir.
İslami-Şii kaynaklarına göre Sufyani
Şii kaynakları ittifakla İmam Mehdi a.s.in çıkışı öncesinde bir ön şart olarak Süfyani’’nin Suriye’den çıkacağını söylemektedirler. Ayrıca Süfyani’nin çıkışının “kesin” olacak olaylardan olduğu açık olarak ifade edilmektedir.[1] Süfyani’nin babasının adı Anbese (عنبسه ) adı ise Osman (عثمان) olacağı ve Utbe bin Ebu Sufyan’ın soyundan olacağı ifade edilmektedir. Süfyani’ çıkınca İmam Mehdi a.s. gizlenecek sonrasında tekrar ortaya çıkacaktır. [2]
Masumların haber verdiğine göre Süfyani’ zalim, hilekar bir karakterde ve çirkin bir görünüşe sahip olacaktır. Tek gözlü olacak ya da bir gözünde yara izi bulunacaktır. Mavi gözlü ve sarışın olacaktır. Allaha hiçbir zaman ibadet etmemiş ve Mekke ve Medine de görülmemiştir.[3]
Masumların haber verdiğine göre Süfyani’ çıkmadan önce Suriye’de şiddetli bir deprem, kaos ve anarşi var olacaktır. Suriye’deki cezire bölgesinde gökten ses gelecek Şam’dan ağıt yükselecektir. Türkler Cezireye, Rumlar Remle’ye (Filistin)’e geleceklerdir. Suriye’deki karışıklık ve çatışmalarla Suriye harap olacaktır. Cabiye (Suriye’de Şam’ın güneyinde bir bölge ve yerleşim yeri) yere batacak ve Emevi caminin bir kısmı yıkılacaktır. Bu dönemde Suriye’de kırmızı, benekli ve Süfyani’ bayrağı yükselecektir. Süfyani’ diğer iki grubu da yenecektir. İmam Bakır a.s. başka bir nakil de de Suriye’de birbiri ile savaşacak orduları Süfyani, Abka ve Ashab olarak saymaktadır. Süfyani’nin önce Abka’yı daha sonra da Ashab’ı yenilgiye uğratacağını ifade etmektedir. İmam Cafer a.s. de Suriye’de birbiri ile mücadele edecek biri Süfyani’ ordusu olmak üzere benekli, kırmızı ordulardan bahsetmektedir. Başka bir kaynakta da bu orduları Hasani, Emevi, Kaysi ve Sufyani olarak da tasnif etmektedir. [4]
İmam Bakır a.s.’den Süfyani çıkmadan önce kızıl atlara binmiş sarı bayraklıların batıdan Suriye’ye gireceği nakledilmektedir. Bu olay olduğunda Harasta yere batar ve harap olur ve Süfyani Yabis vadisinden çıkar. Ve Süfyani yeşil ve altın renkli bayraklarla ortaya çıkar. Beni Kelb kabilesi Süfyani’nin yanında yer alır.[5]
Süfyani’ recep ayında ortaya çıkar diğer iki grubu yenilgiye uğratır ve Şam, Hama, Humus Halep, Filistin, Lübnan’a hakim olur. Önce benekli olanı daha sonra kırmızı olanı yenilgiye uğratır. Anne tarafından akrabası olan Beni Kelb kabilesi ile birlikte Irak’a doğru yönelir düşmanlarını Kırkısya (Deyri Zor yakınlarında) yenilgiye uğratır. Bağdat’ta yüzbinlerce insanı ve özellikle Abbasiyi-Sünni’yi katleder. Kufe’de katliamlar yapar Kufeliler Süfyani’ye biat ederler ve Süfyani’ o bölgeye hakim olur.[6]
İmam Mehdi a.s., Süfyani çıktıktan sonra gizlenir ve Haremeyn’e (Mekke ve Medine) yola çıkar, bunu haber alan Süfyani ordusunu Medine’ye gönderir. Ordusu orayı ele geçirir. Orayı yağmalar ve harap eder ve ordusu Mekke’ye doğru giderken ordusu Mekke ve Medine arasındaki Beyda’da yere batar ve yok olur.
İmam Mehdi a.s.’ye Kabe’de 313 kişi biat eder. (Bunların hangi bölgelerden olacağı Şii kaynaklarında haber verilmiştir. 313 kişinin sadece 70 civarı bugün Şii nüfuslu bölgelerden olacaktır – çeviren). İmam Mehdi a.s., Medine’ye gelir daha sonra Irak’ta Süfyani ile karşılaşır. Bu savaşta Süfyani ordusunda bulunan Şiiler İmam Mehdi a.s. tarafına geçerler, İmam Mehdi a.s. ordusunda bulunan Süfyaniler, onun ordusuna geçerler. İmam Mehdi a.s. ordusu galip gelir ve Süfyani’yi Irak’ta necef yakınlarındaki Hire’de kalın bir ağacın altında öldürür. [7]
İmam Mehdi a.s., 13 grupla savaşacaktır. Bunlar Şamlılar, (Suriyeliler), Basra ve Maysanlılar (Güney Irak), Reyliler (Bugünkü Tahran-İran), Emeviler, Mekke ve Medineliler (Bugünkü Suudi Arabistan) Dabba (Birleşik Arap emirlikleri ve Umman tarafından paylaşılan yarımada), Kürtler, Ezdliler (Kadim bir Arap kabilesi-Umman’da önemli nüfusları bulunmaktadır) Ganiyler (Kadim Arap kabilesi-günümüzde güçlü bir varlığı kalmamıştır) Bahililer ( Kadim Arap kabilesi kısmi olarak Umman da var ve bu adla yerleşim yeri bulunmaktadır.) olarak sayılmaktadır. Eger günümüzde İmam Mehdi a.s. gelmiş olması halinde O’nun Irak, İran, Suriye, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri ile birlikte Kürt grupları ile savaşacağını söyleyebiliriz. [8]
İmam Mehdi a.s. çıkmadan önce Türklerin taşkınlıklarının bulunacağı, hatta Süfyani tarafından Cezire’den çıkarılacakları anlaşılmaktadır. Ancak İmam Mehdi a.s. çıktıktan sonra Türklerden İmam Mehdi a.s.’yi desteklemek üzere Müfrezeler çıkacak ve Türklerden İmam Mehdi a.s.’ye katılımlar olacaktır.[9]
İslami (Şii) Gaybi Haber Ve Kehanetlerin Suriye’de Günümüzde Yaşananlara Tatbiki
Bu gaybi haberler veya kehanetler Süfyani’nin kim olabileceğini tahmin etmek için kullanılabileceğine şüphe bulunmamaktadır. Kehanetlerin haber verdikleri ile günümüzde Suriye’de olanlar arasında kuvvetli benzerlikler bulunmaktadır. Haber verildiğine benzer olarak Suriye’de temel olarak 3 grup ortaya çıkmıştır. Bunlar, Esad Rejimi ve Müttefikleri (İran, Hizbullah, Şii Milisler ve Rusya hatta PYD-PKK), İŞİD ve Diğer Muhalefet. Diğer taraftan Sarı Bayrak taşıyan gruplar (Hizbullah ve Şii Milisler) Suriye’ye girmişler ve Suriye harap olmuştur. Ayrıca yaşanan insanlık suçları ve katliamlar nedeni ile Suriye’den ağıtlar yükselmektedir. Suriye’de kehanetlerde haber verildiği üzere özellikle Şii militanlar ve rejim kuşatması altında Madaya, Humus ve Guta gibi yerlerde insan yapımı açlık yaşanmaktadır. (Kuvvetle muhtemel bu açlık Şii gruplarca İmam Mehdi’nin gelişini sağlamak için bilinçli olarak yaşatılmaktadır.) Yine ilginç olarak altın (sarı) rengi ve yeşil renkte bayrakları olan gruplar Suriye’deki savaşa dahil olmuşlardır.
Suriye’de Esad Rejimi’nin müttefiki olan silahlı grupların bayrak ve flamaları-1


Flags And Seals Of The Armed Groups, Ally With Assad Regime İn Syria-II

                                        Suriye’de Esad Rejimi’nin müttefiki olan silahlı grupların bayrak ve flamaları-2
İslami (Şii) kaynakların verdiği gaybi haberler ve kehanetler Suriye’deki olanlarla ilişkilendirildiğinde Süfyani’ye en uyan grubun Rejim ve müttefikleri olduğu görülmektedir. İlk olarak Süfyani’’ye destek verecek kabile (beni Kelb) ve Süfyani’nin ismi ve babasının isminin Rejim ve müttefiklerine uyduğunu belirtmeliyiz. Süfyani’nin babasının adı Anbese’nin anlamı aslandır.[10] İlginç olarak Suriye’yi yaklaşık 60 yıldır yöneten grup olan Esad ailesinin de soyadı olan Esad’da aslan anlamındadır. Diğer taraftan Suriye’deki savaşı yürütmek üzere atanan İranlı komutanın adı da Muhammed Cafar Asadi’dir. Ayrıca Süfyani’nin adı olacak olan Osman ile Esad ailesinin 1920’lere kadar soy ismi olan Vahiş’in (وحش) anlamı da birbirine yakındır. Arapça Osman’ın anlamlarından ikisi yılan yavrusu ve ejderhadır.[11] Vahiş ise Canavar anlamındadır. Yine Esad ailesinin kabilesi olan Beni Kelb-Kelbiye kabilesi,[12] kehanetlerde Süfyani’ye destek vereceği söylenen kabiledir. Bu itibarla Esad ailesinin Süfyani’ hareketinin önemli bir parçası olduğu söylenebilir.
İkinci olarak Süfyani’nin çıktığındaki bayrağı olan Altın (renkli) haçlı yeşil bayrağa sahip olacağı haber verilmektedir. İlginç olarak Suriye ordusu ile İran ordusunun amblemleri Süfyani’ bayrağına çok benzer özellikler taşımaktadır.[13] Ayrıca Suriye’de savaşan bütün Şii milislerin bayrağı Süfyani’ çıktığında sahip olacağı söylenen bayrağın renkleri olan sarı ve yeşil renklere sahiptir.
Üçüncü olarak Masumlar Süfyani’nin Abbasilere-Sünnilere karşı harekete geçeceğini ve Bağdat’ta Abbasîlere-Sünnilere katliam yapacağını haber vermiştir. Iran-Rus-Şii Milisler ve Esad ittifakı Ortadoğu’da Sünnilere karşı hareket etmiş ve onlarla çatışmaktadır ve Bağdat’ta Abbasilere-Sünnilere katliam yapan Şii milisler Suriye de rejim müttefikleri arasında bulunmaktadır.
Dördüncü olarak Suriye’de savaşan taraflardan sadece rejim ve müttefikleri içinde kayda değer Şii bulunduran tek gruptur. Haber verildiği üzere Süfyani ordusunda İmam Mehdi a.s. ile yapılacak son savaşa kadar Şiiler bulunacaktır.
Beşinci olarak Süfyani çıktığında kontrol edeceği söylenen (Şam, Hama, Humus, Halep, Lübnan) büyük çoğunluğu Rejim ve müttefikleri tarafından kontrol edilmektedir. Suriye’de savaşan diğer iki grup bu bölgelerin çok azını kontrol etmektedirler.
Altıncı olarak Süfyani’nin hakim olacağı haber verilen Kufe bugün rejim ve müttefikleri arasında bulunan Irak hükümeti tarafından kontrol altında tutulmaktadır.
Yedinci olarak Süfyani’nin saldıracağı yer olan Mekke ve Medine’ye saldırma kabiliyeti, nedeni, gücü ve motivasyonu olan tek grup rejim ve müttefikleridir. İŞİD’in Mekke ve Medine’ye saldırmaya niyeti bulunsa da gücü bulunmamaktadır. Diğer muhalefetin ise ne gücü nede niyeti bulunmamaktadır.
Son olarak İmam Mehdi’nin a.s. savaşacağı gruplardan büyük çoğunluğunun rejim ve müttefikleri arasında yer aldığı görülmektedir. İmam Mehdi a.s.nin savaşacağı Suriyeliler, İranlılar (Reyliler), Iraklılar (Basra ve Maysanlılar) ve Kürtler (PUK-PYD-PKK) rejimin müttefikleri arasında yer almaktadır.
Sonuç
Özet olarak ifade etmek gerekirse İslami-Şii kaynaklarında verilen haberlere veya kehanetlere göre Süfyani hareketi veya Süfyani’nin rejim ve müttefikleri (İran, Rusya, Şii Milisler, Hizbullah ve hatta PKK-PYD) olduğu görülmektedir. Bu nedenle bu gruba Süfyani hareketi veya Süfyani ordusu olarak nitelendirmenin yanlış olmayacağı şüphesizdir. Diğer taraftan İmam Mehdi’nin a.s. Ehli Beyt sevdalısı Şia nüfus barındıran Irak, İran ve Suriye ile niçin savaşacağı şu dönemde bu bölgelere hakim olan tekfirci-nasibici hareketler olacağından şüphe yoktur. Bu nasibici Şii militan gruplarının Süfyani’ davranış olduğu açık olan eylemlerle Irak ve Suriye’de on milyonlarca Sünni’yi öldürmüş, göçe zorlamış ve kadınlara tecavüz etmiştir. Diğer bir anlatımla da İmam Mehdi a.s.nin yolunu hazırlamak üzere Suriye’de bulunan ve İmam Mehdi a.s.’nin taraftarı olduklarını düşünen grupların İmam Mehdi a.s.’nin değil Süfyani’nin yoldaşları oldukları ve Süfyani’nin yolunu hazırladıkları görülmektedir. Diğer bir ifade ile Esad-ı Kelbi’ye yardım etmek üzere Kasım Süfyani (Süleymani) yönlendirmesinde hareket eden (Hizbullah, Kudüs gücü, Bedir Tugayları, Galibun yada Fatimuyun gibi) farklı adlarla ortaya çıkan bu nasibici bu gruplar yaptıkları ile İmam Mehdi’ye değil Süfyani’ye hizmet etmektedirler.
Diğer taraftan her ne kadar bugün Suriye, Irak ve İran nasibici (Kendilerinden olmayan Müslümanları-Sünnileri kafir, müşrik görüp kadınlarını, mallarını canlarını helal gören anlayış) gruplarca kontrol ediliyor olsa da bu yöreler nihayetinde İmam Mehdi a.s. döneminde nasibici-tekfirci grupların sultasından kurtulacaktır.
İmam Mehdi a.s., savaşacağı gruplara dikkat edildiğinde nasibici (İran ve Müttefikleri) gruplar ile müttefikleri ile selefi tekfirci (Suudi Arabistan ve müttefiki körfez ülkeleri) gruplar olduğu anlaşılmaktadır.
.
Hasan Ahundzade KARBALAVİ (Çeviren: Abdülkerim DOĞRU)
________________________________________________
[1] Al Majlisi,( Allamah Muhammad Baqir al-Majlisi) The Promısed Mahdi, Allamah Muhammad Baqir al-Majlisi, English Translation oi Bihar ul Anwar, Volume 13 (Old Edition)/Volumes 51-52-53 (New Edition) Kitabul Ghaibah – Book of Occultation, s. 80
[2] Al Majlisi, s. 102, 110
[3] Al Majlisi, s. 102,103, 147
[4] Al Majlisi, s. 109, 118, 132, 161, 162.
[5] Al Majlisi, s. 112, 389.
[6] Al Majlisi, s. 84, 118,119, 132, 282
[7] Al Majlisi, s. 118-121, 280
[8] Al Majlisi, s. 255
[9] Al Majlisi, s. 131
[12] Patrick Seale,Maureen McConville, Asad of Syria: The Struggle for the Middle East, University of California Press, 1990, s. 3.


2 Ocak 2017 Pazartesi

MISIRLI ALİM ŞARAVİ

Mısırlı meşhur alim Şaravi anlatıyor:
İslami bilgisi zayıf ve dini yanlış yorumlayan geçlerden biriyle tartışıyordum. Sordum;
-İslam ülkelerinden birinde bir gece kulübünü havaya uçurmak, helal mi yoksa haram mı?
Genç;
-Elbetteki helal, onları öldürmek caizdir.
Şaravi;
-Onlar Allah'a karşı günah işlerken siz onları öldürürseniz, cennete mi yoksa cehenneme mi daha yakın olurlar?
-Tabiki cehenneme...
-Peki, şeytan onları nereye götürmek istiyor?
-Tabiki cehenneme.
-Öyleyse siz şeytanla aynı hedefi paylaşıyorsunuz. Onun da amacı insanları cehenneme sokmak!
Şaravi o gence şu hadisi hatırlatır:
Bir Yahudi cenazesi geçerken Resûlullah(sav) ağlamaya başlar. Derler ki;
- Seni ağlatan nedir, Yâ Resûlallah?
Der ki;
-Fırsatı kaçırdı, ateşe gidiyor.
Şaravi gence son olarak şöyle der:
İnsanların hidayeti ve ateşten kurtulmaları için koşan Resûlullah(sav) ile aranızdaki farkı iyi düşünün.
Siz bir vadide, sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) farklı bir vadide!

http://www.yeniakit.com.tr/haber/gece-kulubunde-oldurulenler-hakkinda-alimden-muthis-cevap-252281.html

31 Aralık 2016 Cumartesi

TÜRK ASKERİ VATAN SAVUNMASINDA





2 TANKTAKİ ASKERLERİMİZ YÜZLERCE TERÖRİSTİ ÖLDÜRDÜ

Fırat Kalkanı Operasyonu kapsamında 30 Aralık akşamı El Bab'da DEAŞ'lı teröristler Türk mevzilerine saldırdı. Saldırıyı püskürten iki Mehmetçik sayesinde onlarca terörist etkisiz hale getirildi. Sosyal medyada hızla yayılan detayları Genelkurmay kaynakları hurriyet.com.tr'ye doğruladı.

'2 askerimiz yüzlerce teröristi öldürdü'
"Bugün saat 18:00 civarı el bab'da yaşananları müsadenizle sizlerle paylaşmak istiyorum. bugün saat 18:00 gibi ışid militanları özel görev kuvvetinin olduğu yere tüm gücüyle saldırmış. öyle sızma falan değil. bmp'lerle zırhlı araçlarla, bombalı araç ve yaya canlı bombalarla. resmen katliam yapmaya gelmişler. yaya canlı bombaları, bombalı araçları ve zırhlı araçları sayamadık bile dedi tabur komutanı. ilk başta bizimkiler şaşkınlık yaşayıp pozisyon almaya çalışmışlar. sonra iki M60 tankı mevzisinden fırlamış atış yapmaya başlamış. çıkar çıkmaz tow isabeti almış. atışa devam etmişler. birer birer tüm araçları ve hedefleri kimi görürlerse, vurulmuş olmalarına rağmen vurmaya başlamışlar.

Ardından ikinci tow ile vurulmuşlar. tabur komutanı tankı tahliye et emri vermiş. teğmen biz bırakırsak arkada kimse sağ kalmaz demiş. tanktan çıkmamışlar. atış kontrol sistemlerle atışa devam etmişler. tabur komutanı çıkın diye emir vermesine rağmen tankta kalıp atışa devam etmişler. üçüncü tow ile vurulduktan sonra bile atışa devam etmişler. son isabetten sonra tankta atış imkanı kalmadığından mürettebatın tamamını yaralı olarak tahliye etmişler. bu arada diğer tank yanaşıp atışa devam etmiş. onu da vurmuşlar. bu sefer astsubay çavuş tank komutanı ben de çıkmıyorum demiş yaralı olarak atışa devam etmişler. nihayetinde ikinci kez onu da vurmuşlar. şükür şehit yok. iki tank toplam 5 kez vurulmuş.


Tabur komutanı, manzarayı görmeliydiniz dedi. 'onlarca bombalı araç, zırhlı araçlar canlı bombalar iki tank ile bu kahramanlar sayesinde tamamen imha edildi. bir tane bile sağ kalan olmadı. yüzden fazla terörist önümüzdeki düzlükte cansız yatıyor. şehitlerimizin kanı yerde kalmadı' dedi. konuştuğum herkesin morali çok yüksek. bir tane genç asteğmen bir tane gencecik astsubay bugün destan yazmışlar."

29 Aralık 2016 Perşembe

ÇİN DOĞU TÜRKİSTAN'DA 3500 CAMİYİ YIKTI

Dogu Turkistan'da 3500 Cami Yıkıldı

Dogu Turkistan’da 3500 Cami Yıkıldı

Çin hükümeti, Doğu türkistan’da kamu güvenliğine aykırı olduğunu gerekçe göstererek son üç ayda 3 bin 500 camiyi yıktı.

Dünya Bülteni’nde yer alan habere göre; Çin işgali altındaki Uygur Özerk Bölgesi’nde son üç ayda 3 bin 500 cami kamu güvenliğine aykırı olduğu iddiasıyla yıkıldı. Bölgedeki demografik değişimi amaçlayan Çin hükümeti, camilerin harabe olduğunu öne sürerek yıkımlarını sürdürüyor.
Radio Free Europe’nin haberine göre, bölgedeki Müslümanlara siyasi ve sosyal açıdan büyük baskı uygulayan Çin yönetimi, camilerin ortadan kalmasına yönelik adımlarını gün geçtikçe sertleştiriyor. RFE muhabirlerinin Sincar’daki Tokkuzak emniyet yetkililerinden aldığı bilgilere göre, camilerin çoğunluğu ‘ibadet için sağlam olmadığı’ gerekçe gösterilerek yıkılıyor.
Çin, Uygur Özerk Bölgesi’nde 23 milyon Müslüman’ın yaşadığını iddia etse de, akademik kaynaklar bu rakamın 50 milyondan fazla olduğunu belirtiyor.
HER CAMİYE 1 MEMUR AJAN OLARAK YERLEŞTİRİLDİ
Çin yönetimi “İstikrarı korumak” amacıyla bölgedeki camilere 350 memur tayin ettiğini açıklamıştı. Komünist Parti’ye bağlı televizyon kanalının duyurulan haberde camileri izleme kararının ardından raporlar hazırlanacağı da belirtilmişti.
Doğu Türkistan halkı gizli takibin ve faaliyetlerin yakından izlendiğini, yapılan her toplantı ve faaliyette Çinli yetkililerin de katıldığını belirtiyor.
BURKA VE ORUÇ YASAĞI
Müslüman nüfusun yoğun olduğu Doğu Türkistan Uygur Özerk Bölgesi’nde dini faaliyetler konusunda yaptığı baskıyla gündeme gelen Çin’in, bölgede kamu çalışanlarına oruç yasağının yanı sıra bölgesel bazda burka ve sakal gibi kılık kıyafette kısıtlamaları bulunuyor. ( Dünya Bülteni ) 

20 Aralık 2016 Salı

ŞEMSÜ'L MAARİF İSİMLİ KİTAPTAN HABERLER

Bundan yaklaşık 40 yıl önce koyumuzde bir hoca vardı. Geleceğe dair bilgiler veriyordu. Bunları Şemsul Maarif isimli kitaptan okuduğunu söylüyordu. Söylediği şeyleri pek ilginç ve fantastik bulurduk çünkü o zamanda söyledikleri aklımıza hayalimize sigmiyordu.

O devirde bolgemizde ne tv ne telefon ne elektrik vardı hatta su bile yoktu. Su almak için tâ devlet şantiyelerine giderdik veya kuyulardan vb. yöntemlerden temin ederdik.  Her yer kurakti insanlar zar zor geciniyordu. Böyle bir vaziyette bize cennet vaadi gibi gelecek seyler söylüyordu.

İsterseniz lafı uzatmadan onun söylediği ve gerçekleştiğini  düşündüğüm olaylardan bazılarını aklımda kaldığı kadarıyla anlatayım

*Bir vakit gelecek dedi insanı hava ile konuşurken göreceksiniz

*bu bölgede beyaz çiçekli yeşil bir ot çıkacak ve insanlar onunla rızıklanacak

*Buraya kısa fistanlı insanlar gelecek

*gün gelecek Viranşehir'e gölge içinde gideceksiniz (Ceylanpınar-Viranşehir yolunun gölgeleneceğini söylüyor ki o dönemde yol çakıllı ve bakımsızdı.)

*Irakta iri yapılı esmer bir lider çıkacak onun vaktinde Irak çok parlak bir devir yaşayacak ve o kişi 40 veziri ile beraber idam edilecek.

*Gün gelecek yollardaki sulardan geçemeyeceksiniz (o bunu söylediği zamanda  içecek su bulamiyorduk haliyle onun bu sözleri bize çok komik gelmişti.)

*Yerden hazineler çıkacak insanlar o hazinelerle rızıklanacak

*Doğu tarafından bir ateş çıkacak o ates dolaşacak ve en son sizi güneyden bulacak işte bu sizin için tehlikenin başlangıcı olucak demişti.

*Bu ülke iki buhranlı dönem yaşayacak. Bu iki dönemde insanlar çok ciddi sıkıntılar ve yokluklar yaşayacak


Şimdi bu maddeleri tek tek ele aldığımda
Yaptığım tahminler

1.sinin telefon olduğudur

2.sinin ise beyaz altın olarakta bilinen pamuk olduğudur ki bölge  insanları  bu ürünle bayağı kazanç elde etti.

3.sünün ilçemize yerleştirilen afganlar olduğudur cünkü onlarda tarif ettiği gibi giyiniyorlar

4.sünün anlattığım 50 kmlik yolun baştan sona ağaçlandırılması böylelikle gölgelenlendirilmesi olabilir  gerçi o bunu söylediğinde hiçbirimizin aklına ağaçlar dikilerek bunun olabileceği gelmemişti bir çoğumuz heralde yolu baştan sona örtecek bir yapı olacağı kanısındaydı fakat böyle bir şeyin olmasının cok düşük bir ihtimal olduğunu düşünürsek bu söylediği de bize enterasan gelmisti

5.sinin de saddam hüseyin olma ihtimali var diye düşünüyorum fakat  onun 40 adamı idam edildimi edilmedimi bunda net bir bilgim yok

6.sinin bolgemizde su pompaları sayesinde tarım alanlarının ve tarım sulamasinin %100 artması ve buna mukabil yolların gerçekten de sulamadan ötürü gecilemeyecek durumda olmasidir.  nerden nereye dedirtecek bir durumdur bu bizim için çünkü dediğim gibi içecek su bile bulmakta zorlanırken bu gün bölgemizde  yüzbinlerce dönüm arazi sulaniyor

7.sinin ise su pompaları olduğunu düşünüyorum çünkü bunlar yapılmaya baslandigindan beri bölge halkına ciddi kazanç sağladı burda yaşayanların ekonomik seviyesini eskiye nazaran yüzde yüz artirdi şayet bu hazineler dediği altın  bile olsa tukenirdi fakat su her türlü madenden daha değerli bir şeydir heleki buranin bir tarım bölgesi olduğunu hesaba katarsak

8.sinde ben ateş kavramının savaşı nitelediği kanısındayım bu savaş belkide irakta saddamin devrilmesiyle başlayıp tüm orta doguyu kasıp kavuran ve en son suriyede son bulan savaştır

9.sunun ecevit ve demirel dönemleri olduğunu düşünüyorum bu benzetmeyi kurmamin 2 temel sebebi var birincisi gerçektende bu dönemlerde bir istikrarsızlık olması ve soyledigi dönem isimlerinin ecevit ve demirel kelimelerine çok benzemesi


Şimdi de isterseniz hocanın söylediği fakat henüz gerçekleşmediğini düşündüğüm bir olayi soyliyeyim

*kutful zuhur da(kutful zuhurun kitapta  suriyede rasulayn ve türkiye tarafında ceylanpınar olarak bilinen kentin ismi oldugunu söylemişti ) 3 ordu karsilasacak bunların arasinda  çok çetin bir savaş çıkacak oyleki bu savasta dokulen kan oluk oluk akacak ve avucun üçte biri kadar bir nesne o kanda yuzecek en kanlı çatışmanın da c.pınar viranşehir yolunun doğusunda olacağını söylemişti ayrıca bu savasta bir ordunun istanbula dogru kacacagini bir ordunun tamamen helak olacagini ve birinin de mutlak zaferi elde edecegini, bu savasta en çok kayıp verecek topluluğun da kürtler olacağını soylemisti. Bu savaşta dikkat çektiği bir diğer ayrıntı da  savaşa katılacak islam devletlerinden birinin kafirlerin tarafında olacağı ve kafir devletlerden birinin de ıslam devletlerinin tarafında olacagiydi

Bu savaşın başlama zamanını sorduğumuzda bize
Doğudan gelen ateş sizi güneyde karsiladiginda, afganlarin (bahsettiği kısa fistanli insanlarin) kuzeylerindeki tepeye evler inşa edilmeye başlandığında bu büyük savaşın artık yaklaştığını bilin demisti hal böyleyken sizin için en doğrusu firatin, birecik'in  batısına  gitmektir ne kadar çok batı tarafına giderseniz bu kaostan o denli uzaklaşmış olacaksınız.

Kaynak: https://gayba-dair-bilgiler.blogspot.com.tr/

17 Aralık 2016 Cumartesi

HESAPLAŞMA


Kazım Kürşat Yücel

Batıyla er veyâ geç nihâî olarak hesablaşacağız. Anlaşarak bir yere varamayacağımız anlaşılmış bulunuyor. Önce cedîd, sonra atîk, ba’dehû köhne defterleri açacağız. Yüz yıllık, üç yüz yıllık, bin yıllık dökümle karşılarına çıkacağız. Türk ve islâm dünyasına ödetdikleri bedeli bu sefîllerden birer birer tahsîl edeceğiz. Acele etmeden, adım adım. Osmanlı İstanbul’u kuruluşundan yüz elli sene sonra fethetdi. İlk teşebbüsler şu veyâ bu sebebden akîm kaldı. Yanı başındaki Belgrad koca İstanbul fâtihine onca üstün özelliğine rağmen nasîb olmadı. Dokuz çeyrek asır sabretdik. Yüzlerce yıl sürecek hâkimiyyet devrimizi bu büyük çilenin meyvesi olarak görmek lâzım. Öyle bir meyve ki tadı hâlâ damaklarda…
 
Güzel işaretler var. Şer güçler dünyanın her yerinde birbirine düşmüş durumda. Aslında birbirine düşseler de cümleten ittifak yapsalar da netîce değişmeyecek. Hepsi ölüm çukurunun içinde kaybolacak. Afrika’da Fransız İngiliz rekâbeti had safhada. Daha doğrusu bu coğrafya Amerika ve İngiltere arasında paylaşılmış durumda. Başka bir ifâde ile Fransa tasfiye edilmek isteniyor. Tabîî ki o da elindeki imkânlarla buna karşı koyuyor. Ma’lûm kara kıt’ada çok sayıda üssü ve binlerce askeri var. Menfaatleri tehlikeye girdiğinde doğrudan müdâhale ediyor…
 
Le Monde’un geçen haftaki ifşââtı söz konusu sıkıntının Fransa açısından dayanılmaz boyutlara vardığını gösteriyor. Gazete Amerikan Ulusal Güvenlik Ajansı (NSA) çalışanı Edward Snowden'in kaçırdığı belgeleri yayınlayarak Amerika ve İngiltere’nin bütün dünyadaki dinleme ve izleme çalışmalarını açık etmişdi. Bu belgelerde, NSA ve İngiliz hükümetine bağlı  İletişim ve Dijital İstihbarat Kurumunun (GCHQ) bazı faâliyyetlerini ortaklaşa veyâ benzer metodlar uygulayarak gerçekleşdirdiği ileri sürülüyordu. Buna göre 2009-2010'da yaklaşık 20 Afrika ülkesinde üst düzey yetkilileri dinlemişlerdi. Paris'deki Beynelmilel ve Stratejik İlişkiler Enstitüsünden (IRIS) öğretim görevlisi ve Kamerunlu Araştırmacı Samuel Nguembock, özür dilense bile taraflar arasında yıkılan güvenin yeniden sağlanmasının kolay olmayacağını belirtiyor. "ABD ve İngiltere'ye güvenini yitiren Afrika ülkeleri Çin ve Rusya gibi diğer önemli güçlere yönelebilir” diyor. Hattâ İsrail’den bahsediyor. Yasa dışı dinlemelerin yapıldığı Afrika ülkeleri arasında çok sayıda Frankofon (Fransızca konuşan) ülkenin bulunduğu ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nin de bunlardan biri olduğu, İngiliz istihbaratçıların bu ülke Devlet Başkanı Joseph Kabila ve danışmanlarının ses kayıtlarını dakika dakika dinlediği iddiâları târihî düşmanlığın belki daha da derinleşerek devâm etdiğini ortaya koyuyor.
 
Osmanlı fâidesiz ilimden Allahü te’âlâya sığınmışdı. Hâl böyleyken Pîrî Reis’in harîtasını nasıl îzâh edeceğiz? Merâkını yenmek için mi bunca zahmete katlandı. Onu bir hırsız mevkiine düşüren ahmakları ciddîye almaya değmez. Yok hayır. Bu büyük emek boş bir merâkın mahsûlü olamaz. Anlaşılan ecdâd yeni kıt’aları deftere yazmış fakat harekete geçme imkânı bulamamışdı. Düşmanla işbirliği yapmakdan başka bir ma’rifeti olmayan İran o mübârek pâdişâhları oyalamasaydı belki de okyanus ötesindeki kızılelmalara yürüyecekdik! Dîn-i mübîn-i islâmın yeryüzüne yayılmasına ma’nî olan râfızîler ne kadar da nasîbsiz. Zâten bugün de aynı şeyi yapmıyorlar mı? Akıp giden zaman bu alçakları zerrece akıllandırmamış!
 
Olacak olan vakti sâati geldiğinde olur. Üstelik bu bir göz açıp kapamaya gerçekleşir. Gurûrla yatanlar zilletle uyanır. İ’tikâdımızı düzeltir, amelimize çeki düzen verirsek ve bunları ihlâsla süslersek mesâfeler ortadan kalkacakdır. Elli yıllık yol elli günde alınacakdır. O vakit nice kızılelmanın bizi beklediğini unutmayalım!
15.12.2016