.

ALLAH; DEVLETE, MİLLETE VE ORDUMUZA ZEVAL VERMESİN

9 Mart 2017 Perşembe

İSRAİL'DE EZAN YASAĞI

İslami heyetlerden İsrail’in ezan yasağına uymama çağrısı

Kudüs’teki İslami Vakıf ve Heyetler, Kudüslülere ve İsrail’in diğer kentlerinde yaşayan Müslümanlara, ezan yasağına uymayarak, evlerinin damlarından, cadde ve sokaklardan ezan okumaları çağrısı yaptı.

İslami heyetlerden İsrail’in ezan yasağına uymama çağrısı

YENİ SÜRÜM "KIZIL ELMA" KOALİSYONU

09.03.2017

Fuat Uğur
Fugur1864@gmail.com
Dikkatinizi çekiyor mu bilmem.
MHP lideri Devlet Bahçeli grup konuşmalarında “Hayır” cephesini tanımlarken, önce adlarını vermeden Meral Akşener ve saz arkadaşlarını bir güzel benzetiyor, ardından “Aydınlıkçılar ve Perinçekçiler” diye bir tasnif yapıyor.
Bu iki grubu yan yana anması tuhaf geldi önce.
Bahçeli’nin bu sözlere ilk kez “Eğer Doğu Perinçek ve hayırcı yoldaşlarıyla Recep Tayyip Erdoğan arasında bir tercih hakkımız olursa, kesinlikle ve istisnasız Sayın Erdoğan'ı tercih edeceğimizi herkes bilmeli ve kafasına sokmalıdır" diyerek başlamıştı hatırlarsanız.
MHP liderinin söz konusu kesimi, 12 Eylül öncesine ait eski aşırı sol fraksiyon olarak bilinen adıyla Doğu Perinçek ve Aydınlıkçılar diye zikretmesi biraz buruk karşılandı önce. Yani şimdi unutulmaya yüz tutmuş adamları neden gündeme getiriyor ve üstelik Erdoğan ile karşılaştırıyordu ki.
Ama bizim daha sonra fark ettiğimiz bir ihanet ittifakının Devlet Bahçeli tarafından çoktan farkına varıldığını keşfettik.
Bu bir nevi yeni sürüm “Kızıl Elma Koalisyonu”ydu.
Hatırlayın 2003 tarihinde İşçi Partisi Öncü Gençlik Kolları Başkanı Mehmet Perinçek (Doğu Perinçek’in oğlu) ile İstanbul Ülkü Ocakları Başkanı Levent Temiz kol kola girerek İstiklal Caddesi’nden Taksim’e kadar bir yürüyüş düzenlemiş, birliktelik pozu vermişlerdi. Arkalarında da Ergenekon davasında yargılanan kimi isimler vardı. O zaman da bu duruş basına “Kızıl Elma Koalisyonu” diye yansımıştı.
O vakit tutturamamışlardı.
Ancak şimdi 15 Temmuz darbe girişiminin öncesinden itibaren şu anda hapiste olan tüm FETÖ’cü hâkimlerin desteğiyle MHP’yi ele geçirmeye çabalayan Meral Akşener-Sinan Oğan-Koray Aydın-Ümit Özdağ dörtlü çetesini destekleyen Yeni Çağ gazetesi ile Aydınlıkçılar (Vatan Partisi-Doğu Perinçek takımı) ekibinin çaktırmadan bu koalisyon ortaklığına soyundukları izlenmekte. Onlara bir destek de “Hayır” için Anadolu yollarına düşen ve aralarında FETÖ mağduru olanlar dâhil emekli subaylardan gelmekte.
Yani eski askerî vesayetçiler; Ergenekoncular, eski Jitemciler, Akşenerci grup, eski askerler, FETÖ artığı bir parti bu malum iki gazetenin çatısı altında yuvalanmaya başladılar.
Üniversite ve barolar arasında siyah çantalarla mekik dokuyan eski tarz karanlık adamlar mı dersiniz, sık sık yurt dışına gitmeye başlayan emekli askerler mi? Adalarda modalarda bir araya gelmeler, terörist başı Fetullah Gülen alçağının “Bahar” işareti, Akşenerci grubun “Parola 1 Nisan” mırıldanışı (Akşener’in darbe girişimi sonrasını işaret ederek Başbakan olacağını söylemesi unutulmadı) hep bu kapsamdaki gelişmeler olarak dikkat çekmekte.
Şimdi vesayetçi yazar takımının “Asker akşam değil de gece 03.00’te çıksaydı başarılı olurdu” diye hayıflanması bu ittifakın iştahını kabartmakta.
Lâkin bilmedikleri şu:
Halkımızın en hazırlıksız vakti 15 Temmuz idi.
Üstelik bu farkındalık devlette o kadar üst boyutta ki, kıpırdanma anında ihbar edilecek durumda. Hem devlet hem de halk 15 Temmuz’dan en az 50 kat daha uyanık durumda ve teyakkuz hâlinde.
Her adımları izlenmekte.
Tavuk ‘tar’da sayılacak yine haberleri yok.
Şu kadarını söyleyeyim:
Geçtiğimiz aylarda adını vermeyeceğim bir Karargâh’ta El-Bab için bir hareketlenme ve trafik yaşandığında ilgili yerlere 200’den fazla ihbar geldi.
Bilirsiniz nedenini, yazamayacağım nerelerden geldiğini.
Bu yazının ilham kaynağı Ümit Akdemir bir fıkra göndermiş bana:
“Bir akıl hastanesinde doktor 3-4 hastayla ilgileniyor tedavilerini sağlıyormuş. Doktor tedavi sonunda hastalarının ruh sağlıklarının nasıl olduğuna bakmak için test yapmış. Test şöyle:
Bir boş havuzun kenarına hastalarını götürmüş ve ‘Hadi yüzün bakalım’ demiş. Dört hastadan üçü boş havuza hemen atlamış ve yalnızca biri bu talimata uymayıp durmuş. Doktor bu duruma çok sevinmiş. En azından birinin akıllandığını düşünmüş umutla. Hastasının yanına gidip elini omzuna koyup sormuş:
-Sen neden atlamadın?
Hastadan gelen cevap:
-Onlar çıksın, ben balıklama atlayacağım.”
Evet, biz bu Kemalist askerî vesayeti 15 Temmuz FETÖ darbe girişimi ve kumpas davalarıyla akıllandı sandık. Devlet mağduriyetleri gidermek için müthiş adımlar attı. FETÖ karşıtlığı ortak paydasında onlara yaklaştık ama yanlarına gittiğimizde öğrendik ki meğer balıklama atlayacaklarmış boş havuza.
“Kemalist darbeciler ile FETÖ bir madalyonun iki yüzüdür” diyorduk.
Sanırım yeniden kanıtlanıyor bu.

4 Mart 2017 Cumartesi

AMİK SAVAŞI GELİYOR

ABD Özel Kuvvetleri, Münbiç’in kuzeyinde görüntülendi

TSK destekli Özgür Suriye Ordusu'nun (ÖSO) Menbiç'in batısında operasyona başlamasının ardından kontrolü kaybeden terör örgütü PKK/PYD'ye yardıma ABD özel kuvvetleri koştu.

http://www.star.com.tr/dunya/abd-ozel-kuvvetleri-munbicin-kuzeyinde-goruntulendi-haber-1193019/



Münbiç'te Fırat Kalkanı paniği, ABD askeri unsurları Cerablus sınırına kaydırıldı

Fırat Kalkanı Harekatı'nın Münbiç'teki terörist unsurlara yönelme ihtimalinden ötürü, ilçeye yuvalanan PYD/PKK, Beşşar Esed rejimiyle işbirliği yaparak Türkiye'ye karşı yeni bir plan sahneliyor.

http://www.star.com.tr/guncel/munbicte-firat-kalkani-panigi-abd-askeri-unsurlari-cerablus-sinirina-kaydirildi-haber-1192742/

Rusya: Menbiç'e 'insani yardım' gönderdik

TSK destekli Özgür Suriye Ordusu'nun (ÖSO) Menbiç'in batısında operasyona başlamasının ardından kontolü kaybeden terör örgütü PKK/PYD bölgeden çekilerek yerini Esed güçlerine bırakma kararı aldı.

http://www.star.com.tr/son-dakika/rusya-menbice-insani-yardim-gonderdik-haber-1193000/

12 Şubat 2017 Pazar

BEDİÜZZAMAN'IN TALEBESİ REFERANDUM'DA EVET DİYECEK

Hüsnü Bayramoğlu Referandumda 'Evet' diyeceğini açıkladı.


Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin talebesi ve mutlak vekili Hüsnü Bayramoğlu ağabey Cumhurbaşkanlığı sistemi ve Anayasa değişikliği için yapılacak olan referandumda 'Evet' diyeceğini açıkladı."Nur talebeleri olarak evet diyeceklerine" dikkat çeken Hüsnü Bayramoğlu ağabeyin Yeni Akit'e yaptığı açıklama şöyle:

"Bütün şer güçlerin Türkiye'ye yönelik saldırılarda bulunduğu bir dönemde elbette bizler Nur talebeleri olarak referandumda 'evet' diyeceğiz.

Risale-i Nur cemaati olarak bizler, sadece referandumda 'EVET' demekle kalmıyor, ne pahasına olursa olsun Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın arkasında olduğumuzu ve onu desteklediğimizi ilan ediyoruz.

Birileri sürekli yalanlar üzerinden Sayın Erdoğan'a ve bizlere saldırıyorlar fakat bu saldırılar bizleri hakikat yolumuzdan döndüremeyecektir." 

Kaynak : Risale Ajans

6 Şubat 2017 Pazartesi

İRAN SAVAŞI KAPIDA MI?

İran, Orta Doğu'yu fethetmek istiyor'
İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, ABD hükümetinin İran'a yeni yaptırımlar uygulama kararı almasını olumlu karşıladığı söyleyerek, İran'ın nükleer programının dünya için tehdit olduğunu savundu.
***
Trump: İran, bir numaralı terörist devlet
ABD Başkanı, "Şunu söyleyebilirim, ülkemiz onların umurunda değil. Onlar bir numaralı terörist devlet. Her tarafa para ve silah gönderiyorlar" dedi.
***
*****
Bu iki haber alarm veriyor. Abdullah Dağistani’nin haber verdiği İran ile savaşı hatırlatıyor.

Abdullah Dağistani İran’ın Hürmüz Boğazına saldıracağını ve büyük bir savaş çıkacağını haber vermiş. Ancak gaybı Allah bilir. Bu hadisenin ne zaman zuhur edeceğini bilmiyoruz. 

4 Şubat 2017 Cumartesi

ORTA DOĞU'DA HİLAL-HAÇ SAVAŞI

Mustafa Necati Özfatura
Türkiye Gazetesi
Dış Politika

ABD’nin derin devleti olan Neo-Conların üst aklı, hocası ve babası sayılan Norman Podhoretz göre: “Orta Doğu’da yalnız harita ve rejimler değil İslamiyet de silinmelidir. Ritüeller seviyesine indirgeyecek projeler, eğitim, kadın hareketleri, laik ve misyoner kuruluşlar Batı fonlarından finanse edilen stratejik, ekonomik, sosyal ve kültürel araştırma merkezleri ile gerçekleştirilmelidir. Ve misyonerler her çareye başvurarak Müslümanları dinlerinden uzaklaştırmalı, soğutmalı ve bilhassa yaşamaları kesin olarak vesayetimiz altındaki kuruluşlarla, medya, kültür potamızda erittiğimiz aydınlar vasıtası ile önlenmelidir...”
Büyük Orta Doğu Projesinin konsepti 7 madde olarak özetlenmiştir:
1-Batı sabit ve merkezdir. Orta Doğu değişkendir.
2-Orta Doğu her durumda ve her zaman denetim altında tutulmalıdır.
3-Orta Doğu’da yaşayan Müslümanlar 'öteki'dir ve düşmandır.
4-Orta Doğu ülkelerinin iktidarları bizim adamlarımız olmalıdır.
5-Her çareye başvurarak Müslümanlar laiklik maskesiyle İslamiyetten kopartılmalı ve Hıristiyan Batı potasında eritilmelidir.
6-İran emperyalizmi teşvik edilerek Sünni-Şii mezhep savaşına zemin hazırlanmalıdır.
7-Irak 3, Suriye 4 ve Lübnan 4 parçaya bölünmelidir.
ABD, Orta Doğu’daki Müslümanları İsrail, DEAŞ, PKK ve FETÖ zulümleri ile dizayn etmek istemektedir. Ama Müslümanların direnişi çığ gibi artacaktır. Müslümanlar asla sinmeyecektir. Ve çok pahalı bedeller ödemeye hazırdırlar. ABD, AB, Rusya, İsrail ve diğerleri bu çığın altında ezilecektir.
İngiliz tarihçi Arnold Toynbee ABD’nin Orta Doğu’daki tavrını 42 yıl önce şöyle tasvir etmiştir:
“Amerikalılar Araplara Kızılderili muamelesi yapıyor. Ve meseleye 'Vahşi Batı' tavrı ile yaklaşarak, Arapların (Filistinlilerin) İsrail karşısında herhangi bir hakkının olmadığına inanıyor.”
Stratejik uzmanlara göre:
“Batı savaş ile beldeleri yıkıyor. IMF ve Dünya Bankası kredi ile borçlandırıp bu ülkeleri rehin alıyor.”
Geçmişte Romanya Devlet Başkanı Çavuşesku, IMF’den kredi almayı reddetmiş idi. Milyarder Sorosların maaşlı provokatörleri Romanya’yı karıştırdı ve Çavuşesku ve eşi idam edildi. IMF’yi reddeden Kaddafi ve Saddam da aynı akıbete maruz kaldı. Küresel sermaye Ukrayna’yı karıştırdı ve Ukrayna IMF’ye 40 milyar dolar borçlandı. Erdoğan IMF ile ilişkiyi kesti. Taksim Gezi Parkı olayları ile terör hadiseleri zinciri başladı. Yahudi asıllı ve ABD’nin eski dışişleri bakanı Mısır-İsrail anlaşmasının mimarı olan Kissinger’e göre:
“Bundan böyle savaşlar İslam ile Batı arasında; ama 'ılımlı İslam' ile 'radikal İslam'ı kullanarak olacaktır...” Nitekim ABD, Irak’ı DEAŞ’la, Türkiye’de FETÖ'yle, Pakistan, Somali, Suriye ve Nijerya’yı da başka örgütler ile karıştırmıştır. Bu örgütler Ehl-i Sünnet düşmanı olup kendisinin dışındaki Müslümanları 'öteki' görerek Batı adına cinayetler işliyorlar. Bu ahmaklar cennete kavuşacaklarını sanarak kendilerini cehenneme atıyorlar.
Defalarca DEAŞ’ı ABD’nin kurduğunu yazdım ama çok kişi bu görüşüme karşı çıktı. ABD’nin yeni başkanı teyit ederek “DEAŞ’ı Obama kurdu” itirafını yaptı. Diğer terör örgütlerini de CIA kurmuştur ve onun kontrolündedir. Kissinger itirafının devamında şunları söylemektedir:
“Evet Müslümanlar birbiri ile savaştırılacak, Müslümanların cesetleri ve İslam ülkelerinin enkazları üzerinde 'Büyük İsrail' devleti kurulacak. Kürdistan ise Büyük İsrail için ara hedeftir...”
Terörle mücadele emperyalizmin kılıfıdır. Orta Doğu Projesi, ABD ve İsrail’in sonu ve hezimeti olacaktır. Nihai zafer Müslümanlarındır. Ama şu anda Müslümanlar (çok azı hariç) bu zafere ve ilahi yardıma layık değildir. Ne zaman ki yaratılanların en üstünü ve güzeller güzeli Sevgili ve Şerefli Peygamberimiz Hazreti Muhammed'in (sallallahü aleyhi ve sellem) ahlakı ile şereflenirler o zaman zaferden zafere koşmakta yorulacaklardır. Başka alternatif yoktur. Tek çıkar yol budur. Başka alternatifler çıkmaz sokaktır. Ama bu yol engellerle doludur. Aşılması gerekir. Ancak, asla fitneye sebep olmamalıdır...
Müslüman Müslümanın kanını dökmez. Müslüman olmayan masum insanları öldürmez ve zarar vermez. Dünyada ölen ve yaralananların en büyük suçlusu (Türkiye ve birkaç ülke hariç) İslam ülkelerinin liderleridir. Bunlar gafil değil haindirler. DEAŞ, FETÖ, PKK, DHKP-C ve diğerleri Hıristiyan Batı’nın “Haçlı Ordusu” rolündedir. Trump ABD’nin Gorbaçov’u olabilir.
03.02.2017

10 Ocak 2017 Salı

SURİYE İÇ SAVAŞI VE SUFYANİ


Hocalı katliamı çocukluğuma damgasını vuran en önemli olaylardan biriydi. Bu insanlık suçu Azerbaycan için olduğu gibi ailem içinde büyük bir trajediydi. İki dayım, dedem ve aileleri toplam 8 akrabam Ermenilerce katledilmişti. Çocukken babası ile birlikte Kerbala’ya gitmiş hem de Ahund (Caferi’lerde din adamı, İmam) olan baba tarafından büyük dedem İran’a Ermenilere arka çıkması nedeniyle çok kızıyor, “Hazreti Mehdi a.s. bunlarla boşuna savaşmayacak” diyordu. Daha sonraki yıllarda Iran taraftarı bazı Ahundlara için de; “onların yolu İmam Hüseyin a.s yolu değil Yezid’in, Süfyani’nin yolu” derdi. Ziyaretine gittiğimizde Masumların (12 imam a.s. ve Hz. Muhammed a.s. ve Hz. Fatıma a.s.) çektiği sıkıntıları anlatır, ağlar ve ağlatırdı. “Suriye’ye dikkat edin” derdi, “orası karışırsa bu İmam Mehdi a.s.nin çıkışının yaklaştığının işaretidir” derdi. Ancak yine ekler ve; “oraya iyi bakın orası Süfyani’nin de yeridir” derdi. Çocuk aklımla bu konuşmalara anlam veremez, basit hikâyeler olarak görürdüm. Suriye iç savaşı başlaması ve sonrasında yaşananlar adını taşıdığım büyük dedemin söylediklerini tekrar düşünmeme sebep oldu. Dedemin yanında taşıdığı kitapların (Farsça ve Arapça) İngilizce versiyonlarını bularak Hazreti Kaim’in a.s. zuhuru öncesi olaylarla Suriye’de yaşananlarının ilgisini anlamaya çalışırken bu çalışmanın İngilizce versiyonu ortaya çıktı. İstanbul Türkçesine tercümesi, Abdülkerim Doğru Bey tarafından yapılmıştır.
Giriş
Suriye iç savaşı dünyadaki birçok grup tarafından altın çağı başlatacak olaylar dizisinin önemli bir halkası olarak görülmektedir. Özellikle birçok Şii grup Şii altın çağı beklentisi ile Suriye iç savaşını ve Suriye’nin harap olmasını İmam Mehdi a.s.’nin alameti olarak gördüklerinden merakla takip etmektedir. Hatta bazı Şii gruplar Suriye savaşına İmam Mehdi a.s.’nin yolunu açmak için dahil olmuş durumdadırlar. Ancak Suriye iç savaşı sadece İmam Mehdi a.s.’nin değil aynı zamanda İmam Mehdi a.s.’nin en büyük düşmanı olan Süfyani’’nin de çıkış alametidir. Bu nedenle Şii kaynakları Süfyani’ye ilişkin, onun soyu, görünüşü, savaşları gibi çok detaylı bilgiler sunmaktadır. Bu itibarla kimin ya da kimlerin Sufyani olabileceği bu gaybi haberler veya kehanetlere dayanarak tahmin edilebilecektir.
İslami-Şii kaynaklarına göre Sufyani
Şii kaynakları ittifakla İmam Mehdi a.s.in çıkışı öncesinde bir ön şart olarak Süfyani’’nin Suriye’den çıkacağını söylemektedirler. Ayrıca Süfyani’nin çıkışının “kesin” olacak olaylardan olduğu açık olarak ifade edilmektedir.[1] Süfyani’nin babasının adı Anbese (عنبسه ) adı ise Osman (عثمان) olacağı ve Utbe bin Ebu Sufyan’ın soyundan olacağı ifade edilmektedir. Süfyani’ çıkınca İmam Mehdi a.s. gizlenecek sonrasında tekrar ortaya çıkacaktır. [2]
Masumların haber verdiğine göre Süfyani’ zalim, hilekar bir karakterde ve çirkin bir görünüşe sahip olacaktır. Tek gözlü olacak ya da bir gözünde yara izi bulunacaktır. Mavi gözlü ve sarışın olacaktır. Allaha hiçbir zaman ibadet etmemiş ve Mekke ve Medine de görülmemiştir.[3]
Masumların haber verdiğine göre Süfyani’ çıkmadan önce Suriye’de şiddetli bir deprem, kaos ve anarşi var olacaktır. Suriye’deki cezire bölgesinde gökten ses gelecek Şam’dan ağıt yükselecektir. Türkler Cezireye, Rumlar Remle’ye (Filistin)’e geleceklerdir. Suriye’deki karışıklık ve çatışmalarla Suriye harap olacaktır. Cabiye (Suriye’de Şam’ın güneyinde bir bölge ve yerleşim yeri) yere batacak ve Emevi caminin bir kısmı yıkılacaktır. Bu dönemde Suriye’de kırmızı, benekli ve Süfyani’ bayrağı yükselecektir. Süfyani’ diğer iki grubu da yenecektir. İmam Bakır a.s. başka bir nakil de de Suriye’de birbiri ile savaşacak orduları Süfyani, Abka ve Ashab olarak saymaktadır. Süfyani’nin önce Abka’yı daha sonra da Ashab’ı yenilgiye uğratacağını ifade etmektedir. İmam Cafer a.s. de Suriye’de birbiri ile mücadele edecek biri Süfyani’ ordusu olmak üzere benekli, kırmızı ordulardan bahsetmektedir. Başka bir kaynakta da bu orduları Hasani, Emevi, Kaysi ve Sufyani olarak da tasnif etmektedir. [4]
İmam Bakır a.s.’den Süfyani çıkmadan önce kızıl atlara binmiş sarı bayraklıların batıdan Suriye’ye gireceği nakledilmektedir. Bu olay olduğunda Harasta yere batar ve harap olur ve Süfyani Yabis vadisinden çıkar. Ve Süfyani yeşil ve altın renkli bayraklarla ortaya çıkar. Beni Kelb kabilesi Süfyani’nin yanında yer alır.[5]
Süfyani’ recep ayında ortaya çıkar diğer iki grubu yenilgiye uğratır ve Şam, Hama, Humus Halep, Filistin, Lübnan’a hakim olur. Önce benekli olanı daha sonra kırmızı olanı yenilgiye uğratır. Anne tarafından akrabası olan Beni Kelb kabilesi ile birlikte Irak’a doğru yönelir düşmanlarını Kırkısya (Deyri Zor yakınlarında) yenilgiye uğratır. Bağdat’ta yüzbinlerce insanı ve özellikle Abbasiyi-Sünni’yi katleder. Kufe’de katliamlar yapar Kufeliler Süfyani’ye biat ederler ve Süfyani’ o bölgeye hakim olur.[6]
İmam Mehdi a.s., Süfyani çıktıktan sonra gizlenir ve Haremeyn’e (Mekke ve Medine) yola çıkar, bunu haber alan Süfyani ordusunu Medine’ye gönderir. Ordusu orayı ele geçirir. Orayı yağmalar ve harap eder ve ordusu Mekke’ye doğru giderken ordusu Mekke ve Medine arasındaki Beyda’da yere batar ve yok olur.
İmam Mehdi a.s.’ye Kabe’de 313 kişi biat eder. (Bunların hangi bölgelerden olacağı Şii kaynaklarında haber verilmiştir. 313 kişinin sadece 70 civarı bugün Şii nüfuslu bölgelerden olacaktır – çeviren). İmam Mehdi a.s., Medine’ye gelir daha sonra Irak’ta Süfyani ile karşılaşır. Bu savaşta Süfyani ordusunda bulunan Şiiler İmam Mehdi a.s. tarafına geçerler, İmam Mehdi a.s. ordusunda bulunan Süfyaniler, onun ordusuna geçerler. İmam Mehdi a.s. ordusu galip gelir ve Süfyani’yi Irak’ta necef yakınlarındaki Hire’de kalın bir ağacın altında öldürür. [7]
İmam Mehdi a.s., 13 grupla savaşacaktır. Bunlar Şamlılar, (Suriyeliler), Basra ve Maysanlılar (Güney Irak), Reyliler (Bugünkü Tahran-İran), Emeviler, Mekke ve Medineliler (Bugünkü Suudi Arabistan) Dabba (Birleşik Arap emirlikleri ve Umman tarafından paylaşılan yarımada), Kürtler, Ezdliler (Kadim bir Arap kabilesi-Umman’da önemli nüfusları bulunmaktadır) Ganiyler (Kadim Arap kabilesi-günümüzde güçlü bir varlığı kalmamıştır) Bahililer ( Kadim Arap kabilesi kısmi olarak Umman da var ve bu adla yerleşim yeri bulunmaktadır.) olarak sayılmaktadır. Eger günümüzde İmam Mehdi a.s. gelmiş olması halinde O’nun Irak, İran, Suriye, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri ile birlikte Kürt grupları ile savaşacağını söyleyebiliriz. [8]
İmam Mehdi a.s. çıkmadan önce Türklerin taşkınlıklarının bulunacağı, hatta Süfyani tarafından Cezire’den çıkarılacakları anlaşılmaktadır. Ancak İmam Mehdi a.s. çıktıktan sonra Türklerden İmam Mehdi a.s.’yi desteklemek üzere Müfrezeler çıkacak ve Türklerden İmam Mehdi a.s.’ye katılımlar olacaktır.[9]
İslami (Şii) Gaybi Haber Ve Kehanetlerin Suriye’de Günümüzde Yaşananlara Tatbiki
Bu gaybi haberler veya kehanetler Süfyani’nin kim olabileceğini tahmin etmek için kullanılabileceğine şüphe bulunmamaktadır. Kehanetlerin haber verdikleri ile günümüzde Suriye’de olanlar arasında kuvvetli benzerlikler bulunmaktadır. Haber verildiğine benzer olarak Suriye’de temel olarak 3 grup ortaya çıkmıştır. Bunlar, Esad Rejimi ve Müttefikleri (İran, Hizbullah, Şii Milisler ve Rusya hatta PYD-PKK), İŞİD ve Diğer Muhalefet. Diğer taraftan Sarı Bayrak taşıyan gruplar (Hizbullah ve Şii Milisler) Suriye’ye girmişler ve Suriye harap olmuştur. Ayrıca yaşanan insanlık suçları ve katliamlar nedeni ile Suriye’den ağıtlar yükselmektedir. Suriye’de kehanetlerde haber verildiği üzere özellikle Şii militanlar ve rejim kuşatması altında Madaya, Humus ve Guta gibi yerlerde insan yapımı açlık yaşanmaktadır. (Kuvvetle muhtemel bu açlık Şii gruplarca İmam Mehdi’nin gelişini sağlamak için bilinçli olarak yaşatılmaktadır.) Yine ilginç olarak altın (sarı) rengi ve yeşil renkte bayrakları olan gruplar Suriye’deki savaşa dahil olmuşlardır.
Suriye’de Esad Rejimi’nin müttefiki olan silahlı grupların bayrak ve flamaları-1


Flags And Seals Of The Armed Groups, Ally With Assad Regime İn Syria-II

                                        Suriye’de Esad Rejimi’nin müttefiki olan silahlı grupların bayrak ve flamaları-2
İslami (Şii) kaynakların verdiği gaybi haberler ve kehanetler Suriye’deki olanlarla ilişkilendirildiğinde Süfyani’ye en uyan grubun Rejim ve müttefikleri olduğu görülmektedir. İlk olarak Süfyani’’ye destek verecek kabile (beni Kelb) ve Süfyani’nin ismi ve babasının isminin Rejim ve müttefiklerine uyduğunu belirtmeliyiz. Süfyani’nin babasının adı Anbese’nin anlamı aslandır.[10] İlginç olarak Suriye’yi yaklaşık 60 yıldır yöneten grup olan Esad ailesinin de soyadı olan Esad’da aslan anlamındadır. Diğer taraftan Suriye’deki savaşı yürütmek üzere atanan İranlı komutanın adı da Muhammed Cafar Asadi’dir. Ayrıca Süfyani’nin adı olacak olan Osman ile Esad ailesinin 1920’lere kadar soy ismi olan Vahiş’in (وحش) anlamı da birbirine yakındır. Arapça Osman’ın anlamlarından ikisi yılan yavrusu ve ejderhadır.[11] Vahiş ise Canavar anlamındadır. Yine Esad ailesinin kabilesi olan Beni Kelb-Kelbiye kabilesi,[12] kehanetlerde Süfyani’ye destek vereceği söylenen kabiledir. Bu itibarla Esad ailesinin Süfyani’ hareketinin önemli bir parçası olduğu söylenebilir.
İkinci olarak Süfyani’nin çıktığındaki bayrağı olan Altın (renkli) haçlı yeşil bayrağa sahip olacağı haber verilmektedir. İlginç olarak Suriye ordusu ile İran ordusunun amblemleri Süfyani’ bayrağına çok benzer özellikler taşımaktadır.[13] Ayrıca Suriye’de savaşan bütün Şii milislerin bayrağı Süfyani’ çıktığında sahip olacağı söylenen bayrağın renkleri olan sarı ve yeşil renklere sahiptir.
Üçüncü olarak Masumlar Süfyani’nin Abbasilere-Sünnilere karşı harekete geçeceğini ve Bağdat’ta Abbasîlere-Sünnilere katliam yapacağını haber vermiştir. Iran-Rus-Şii Milisler ve Esad ittifakı Ortadoğu’da Sünnilere karşı hareket etmiş ve onlarla çatışmaktadır ve Bağdat’ta Abbasilere-Sünnilere katliam yapan Şii milisler Suriye de rejim müttefikleri arasında bulunmaktadır.
Dördüncü olarak Suriye’de savaşan taraflardan sadece rejim ve müttefikleri içinde kayda değer Şii bulunduran tek gruptur. Haber verildiği üzere Süfyani ordusunda İmam Mehdi a.s. ile yapılacak son savaşa kadar Şiiler bulunacaktır.
Beşinci olarak Süfyani çıktığında kontrol edeceği söylenen (Şam, Hama, Humus, Halep, Lübnan) büyük çoğunluğu Rejim ve müttefikleri tarafından kontrol edilmektedir. Suriye’de savaşan diğer iki grup bu bölgelerin çok azını kontrol etmektedirler.
Altıncı olarak Süfyani’nin hakim olacağı haber verilen Kufe bugün rejim ve müttefikleri arasında bulunan Irak hükümeti tarafından kontrol altında tutulmaktadır.
Yedinci olarak Süfyani’nin saldıracağı yer olan Mekke ve Medine’ye saldırma kabiliyeti, nedeni, gücü ve motivasyonu olan tek grup rejim ve müttefikleridir. İŞİD’in Mekke ve Medine’ye saldırmaya niyeti bulunsa da gücü bulunmamaktadır. Diğer muhalefetin ise ne gücü nede niyeti bulunmamaktadır.
Son olarak İmam Mehdi’nin a.s. savaşacağı gruplardan büyük çoğunluğunun rejim ve müttefikleri arasında yer aldığı görülmektedir. İmam Mehdi a.s.nin savaşacağı Suriyeliler, İranlılar (Reyliler), Iraklılar (Basra ve Maysanlılar) ve Kürtler (PUK-PYD-PKK) rejimin müttefikleri arasında yer almaktadır.
Sonuç
Özet olarak ifade etmek gerekirse İslami-Şii kaynaklarında verilen haberlere veya kehanetlere göre Süfyani hareketi veya Süfyani’nin rejim ve müttefikleri (İran, Rusya, Şii Milisler, Hizbullah ve hatta PKK-PYD) olduğu görülmektedir. Bu nedenle bu gruba Süfyani hareketi veya Süfyani ordusu olarak nitelendirmenin yanlış olmayacağı şüphesizdir. Diğer taraftan İmam Mehdi’nin a.s. Ehli Beyt sevdalısı Şia nüfus barındıran Irak, İran ve Suriye ile niçin savaşacağı şu dönemde bu bölgelere hakim olan tekfirci-nasibici hareketler olacağından şüphe yoktur. Bu nasibici Şii militan gruplarının Süfyani’ davranış olduğu açık olan eylemlerle Irak ve Suriye’de on milyonlarca Sünni’yi öldürmüş, göçe zorlamış ve kadınlara tecavüz etmiştir. Diğer bir anlatımla da İmam Mehdi a.s.nin yolunu hazırlamak üzere Suriye’de bulunan ve İmam Mehdi a.s.’nin taraftarı olduklarını düşünen grupların İmam Mehdi a.s.’nin değil Süfyani’nin yoldaşları oldukları ve Süfyani’nin yolunu hazırladıkları görülmektedir. Diğer bir ifade ile Esad-ı Kelbi’ye yardım etmek üzere Kasım Süfyani (Süleymani) yönlendirmesinde hareket eden (Hizbullah, Kudüs gücü, Bedir Tugayları, Galibun yada Fatimuyun gibi) farklı adlarla ortaya çıkan bu nasibici bu gruplar yaptıkları ile İmam Mehdi’ye değil Süfyani’ye hizmet etmektedirler.
Diğer taraftan her ne kadar bugün Suriye, Irak ve İran nasibici (Kendilerinden olmayan Müslümanları-Sünnileri kafir, müşrik görüp kadınlarını, mallarını canlarını helal gören anlayış) gruplarca kontrol ediliyor olsa da bu yöreler nihayetinde İmam Mehdi a.s. döneminde nasibici-tekfirci grupların sultasından kurtulacaktır.
İmam Mehdi a.s., savaşacağı gruplara dikkat edildiğinde nasibici (İran ve Müttefikleri) gruplar ile müttefikleri ile selefi tekfirci (Suudi Arabistan ve müttefiki körfez ülkeleri) gruplar olduğu anlaşılmaktadır.
.
Hasan Ahundzade KARBALAVİ (Çeviren: Abdülkerim DOĞRU)
________________________________________________
[1] Al Majlisi,( Allamah Muhammad Baqir al-Majlisi) The Promısed Mahdi, Allamah Muhammad Baqir al-Majlisi, English Translation oi Bihar ul Anwar, Volume 13 (Old Edition)/Volumes 51-52-53 (New Edition) Kitabul Ghaibah – Book of Occultation, s. 80
[2] Al Majlisi, s. 102, 110
[3] Al Majlisi, s. 102,103, 147
[4] Al Majlisi, s. 109, 118, 132, 161, 162.
[5] Al Majlisi, s. 112, 389.
[6] Al Majlisi, s. 84, 118,119, 132, 282
[7] Al Majlisi, s. 118-121, 280
[8] Al Majlisi, s. 255
[9] Al Majlisi, s. 131
[12] Patrick Seale,Maureen McConville, Asad of Syria: The Struggle for the Middle East, University of California Press, 1990, s. 3.